ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/63
Karar sayısı:1980/68
Karar günü:11/12/1980
Resmi Gazetetarih/sayı:20.2.1981/17257
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı (1)Numaralı Askerî Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının522. maddesinin son fıkrasının, Anayasa'nın 12., 33. ve 132. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.
I - OLAY:
Sanığın, arkadaşlarının da yardımı ile mağdurun Cebindekiparasını ve ehliyetnamesini zorla ve 7 gün iş ve gücünden kalacak şekildemüessir fiil uygulayarak ve sesini çıkartmaması için cebir ve şiddet de,kullanarak aldığı ileri sürülmüş ve Türk Ceza Yasasının 495. maddesi uyarıncacezalandırılması isteği ile hakkında kamu davası açılmıştır.
Yargılama sırasında mahkeme, Türk Ceza Yasasının 522. maddesininson fıkrasında yer alan hükmün Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin savı ciddigörmüş ve iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III - YASA METİNLERİ:
A - İtiraz konusu yasa kuralı:
1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının itiraza konuedilen hükmü de içeren 522. maddesi şöyledir :
"Madde 522 - Onuncu babda beyan olunan cürümlerinişlenmesinde cürmün mevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti pek fahişise mahkeme cürme mahsus olan cezayı yarısına kadar artırır ve eğer hafif iseyarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.
Kıymet tayini için cürmün mevzuu olan şeyin yahut vaki zararıncürüm işlendiği zamanki kıymeti nazarı dikkate alınır. Yoksa failin istihsaleylediği menfaat hesap edilmez.
Eğer fail aynı neviden olan cürümlerden dolayı mükerrir bulunurveya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden birini işlemiş olursa cezayıtenkise mahal yoktur."
B - Dayanılan Anayasa Kuralları :
"Madde 12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz."
"Madde 33 - Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olancezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırmasonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası konulamaz."
"Madde 132 - Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclislerinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez."
IV - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca ŞevketMüftügil, Rüştü Aral, Osman Tokcan, Muammer Yazar, Adil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu, Nahit Saçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu, Kenan Terzioğlu,Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, Bülent Olçay, YılmazAliefendioğlu, Yekta Güngör Özden'in katılmalarıyla 25/9/1980 gününde yapılanilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiği bulunmadığından, işin esasının1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 522. maddesinin son fıkrasındayer alan hükmün, "... veya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerdenbirini işlemiş olursa....... sözcükleriyle sınırlanarak incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı veekleri, Anayasa'ya aykırılığı öne sürülen yasa hükmü ve aykırılık savınadayanak gösterilen Anayasa maddeleri, bunlarla ilgili gerekçeler ve ötekiyasama belgeleri, konu ile ilişkili yasa metinleri okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
l - Anayasa'nın 12. maddesi yönünden inceleme :
Anayasa'nın sözü edilen maddesinin birinci fıkrası ile"Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir" kuralı konulduktan sonra,ikinci fıkrasındaki "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz" biçimindeki hükümle bir bütün oluşturulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da açıklandığı gibi,Anayasa'nın 12. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi gereğince kesinlikleyasaklanan yön, kişilere yasa karşısında, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce,felsefi inanç, din ve mezheplerine göre ayırımlı davranılması ve kişi, aile,zümre ve sınıflara ayrıcalık tanınmasıdır. Eşitlik, herkesin her yönden aynıyasa hükümlerine bağlı olacağı anlamında ele alınamaz. Bu ilke ile güdülenamaç, aynı koşullar içinde bulunan, özdeş nitelikteki durumların yasalarca aynıişleme bağlı tutulmasını sağlamaktır. Kimi yurttaşlar için haklı nedenleredayanılarak veya bunların durumlarındaki farklılığın doğurduğu zorunluluklardolayısıyla ayrı kurallar konulması halinde eşitlik ilkesinin zedelenmesindensöz edilemez.
Türk Ceza Yasasının 522. maddesinin birinci fıkrası uyarınca,onuncu babdaki mala karşı işlenen suçlarda cürmün konusu olan şeyin veyaverilen zararın kıymetinin çok yüksek olması halinde mahkeme, cürme özgü cezayıyarısına kadar artıracak; eğer hafif ise yarısına, pek hafif ise üçte birinekadar eksiltecektir. Ancak onuncu babın ikinci faslında yazılı suçlardanbirinin işlenmesi halinde cezada bu yüzden bir indirim yapılamıyacaktır.
Anılan yasanın bu faslında yaptırım altına aldığı suçların,nitelikleri itibariyle yalnızca eşyaya karşı değil, onunla birlikte kişininözgürlüğüne, beden tamamlığına ve hatta ruh sağlığına yönelerek, malının, Cebirve şiddet kullanmak ve tehdit etmek suretiyle gasp biçiminde işlenmelerigözönüne alınarak bu tür suçların sırf mala karşı işlenen öteki suçlardanfarklı tutulması ve daha ağır ceza yaptırımına bağlanmalarında Yasa koyucu, hemtoplumsal fayda ve hem de cezanın kişisel önleyiciliği ve caydırıcılığı açılarındanzorunluluk görmüştür.
Yasa koyucu, Türk Ceza Yasasının 495., 496., 498., 499 ve 500.maddelerine ilişkin cürümleri işleyenlere işledikleri cürmün konusu olan şeyinveya verilen zararın kıymeti pek fahiş ise hükmolunacak cezanın 522. maddeyegöre yarısına kadar artırılmasını, değerin hafif veya pek hafif olmasıdurumunda ise indirim yapılmamasını uygun görmüş; böylece, gasp edilen malınveya verilen zararın değeri hafif veya pek hafif de olsa, kişinin özgürlüğüne,beden tamamlığına ve ruh sağlığına yönelerek malının, Cebir, şiddet ve tehditlegasp edilmesi biçiminde işlenen bu suçları, hafifletici öğe yönünden, malakarşı işlenen diğer suçlardan ayırmak istemiştir. Esasen Yasa koyucunun gaspedilen malın değerinin veya verilen zararın pek fahiş olması durumunda 522.maddenin birinci fıkrası uyarınca cezanın yarısına kadar artırılmasınıbuyurmasına karşın; değerin veya verilen zararın hafif veya pek hafif olmasındacezadan bir indirim yapmamasını istemesi, insan hayatına, haysiyetine vekişiliğine verilen değeri ve önemi ortaya koyar.
Öte yandan Yasa koyucu, ceza hukuku alanında yasama yetkisinikullanırken, Anayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarınabağlı kalmak koşuluyla, toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suçsayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçülerdeki ceza yaptırımlarıylakarşılanmaları gerektiği; hangi hal ve hareketlerin ağırlaştırıcı ya dahafifletici öğe olarak kabul edileceği konularında takdir yetkisine sahiptir.
Esasen ceza hukuku, yapısı yönünden toplumun kültürel veuygarlık düzeyi, sosyal ve ekonomik yaşantısı ile yakından ilgili bulunması veancak Devletçe konulabilir ve biçimlendirilebilir olması nedenleriyle siyasalbir nitelik de taşıyan bir hukuk dalıdır.
Olayda Yasa koyucunun, toplumun gereksinmelerini karşılamak;dirlik - düzenlik ve güvenliğini daha etkili biçimde sağlamak amacıyla kişininözgürlüğüne ve beden tamamlığına yönelmek suretiyle malının cebir ve şiddetkullanmak ve tehdit etmek suretiyle gasp edilmesi biçiminde işlenen suçlarda, malınkıymetinin hafif veya pek hafif olmasının cezanın eksiltilmesine nedensaymaması, başka bir anlatımla bu tür suçlara uygulanacak cezalarda bir altsınır kabul etmesi Devletin ceza siyaseti ile ilgili bulunduğundan YasamaOrganının takdir alanına girdiği kuşkusuzdur.
2 - Anayasa'nın 33/5. maddesi yönünden inceleme :
Cezaların yasal ve ceza sorumluluğunun kişisel olması kuralıAnayasa'nın 33. maddesinde yer almıştır. Ceza Hukuku alanında uzun bir gelişimevresinden geçerek oluşan cezaların yasallığı ve ceza sorumluluğununkişiselliği ilkeleri, gerek toplum, gerek kişiler yönünden bir güvence olmaniteliğini kazanmıştır.
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre; Anayasa'nın 33. maddesininbeşinci fıkrasında yazılı ceza sorumluluğunun kişiselliği ilkesi, "cezalarınyalnız suç işleyenlerle ortakları hakkında uygulanması", başka bir deyişleherkesin ancak kendi eyleminden sorumlu tutulması ve suç işlenmedikçe veyaişlenmesine kalkışılmadıkça kimseye ceza sorumu yükletilemeyeceği biçimindetanımlanabilir.
Gerçekten de bu maddenin Anayasa Komisyonu Raporundakigerekçesinde "....... insanları, başkalarının fiilinden dolayıcezalandırmaya cüret edebilen totaliter rejimlerin insanlığa getirdiği acıtecrübelerden sonradır ki, bir kimsenin yalnız kendi fiil veya ihmalindensorumlu olabileceği esasının Anayasa'mızda yer alması lüzumu bilhassahissedilmektedir. Esasen bu kaidenin Anayasa'ya konulması sayesinde, basındavalarında yazı veya karitatürün müellifinden ve haberin vericisinden gayrikimselerin (gazete sahipleri ve yazı işleri müdürlerinin) rastgelecezalandırılmasını derpiş eden kanun hükümleri bertaraf edilmişolacaktır..." denilmektedir.
Görüldüğü gibi Türk Ceza Yasasının onuncu babının ikincifaslında yer almış bulunan cürümlerin işlenmesinde, cürmün konusu olan şeyinveya verilen zararın kıymeti hafif veya pek hafif olsa bile, cürme özgü cezadanherhangi bir indirim yapılamayacağını öngören itiraz konusu kuralın Anayasa'nın33. maddesinin beşinci fıkrasındaki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi ileçelişkisi ve bir ilgisi bulunmamaktadır.
3 - Anayasa'nın 132. maddesinin birinci fıkrası yönündeninceleme :
132. maddenin birinci fıkrası, hâkimlerin görevlerinde bağımsızolduklarını, hüküm verirken kendilerini yalnızca Anayasa'nın, yasanın, hukukunve vicdanî kanaatlerinin bağlayacağını belirlemektedir.
Bu kuralın hâkime Anayasa'nın öngörmediği indî bir takdiryetkisi tanımadığı da ortadadır.
Hâkim, hangi suça hangi cezanın verileceğini saptarken vicdanikanaatinden önce Anayasa, yasa ve hukuk kuralları ile bağlıdır; belli anayasalilkelere bağlı kalmak koşuluyla, tanımlayıp öğelerini belirlediği suçkarşılığında uygulanacak yaptırımların türlerini, ölçülerini, hangi sınırlariçinde uygulanabileceklerini; nelerin, ne ölçüde hafifletici neden olacaklarınıkurala bağlamak Yasa koyucunun yetkisindedir.
Hâkimin vicdani kanaati, ancak delillerin takdirinde ve nesnel kurallarınyorumunda ve bunların öznel durumlara uygulanmasında rol oynar. Anayasa'nın132. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi; "Hâkim hüküm verirkenobjektif kaidelerden başka hukuk prensiplerini de nazara alacaktır vedelillerin takdirinde ve bunun sonunda hükme varışında vicdanî kanaatına görehareket edecektir."
Hâkim, Anayasa ve yasa gibi pozitif hukuk kuralları ile hukukungenel ilkelerini uygularken, özellikle, fiilin işlenmiş olup olmadığının,işlenmiş ise ne gibi etkiler altında işlenmiş olduğunun ve suçun hangi cezakuralı kapsamına girdiğinin saptanmasında, başka bir deyişle, belgelerindeğerlendirilmesinde vicdanî kanaatine göre hareket etme durumundadır. Bunundışına taşan savlar, ancak kişisel bir kanı olarak değerlendirilebilirler.
Bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 132. maddesininbirinci fıkrasında yer alan mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine ters düşen biryanı da bulunmamaktadır.
SONUÇ:
1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının, 25/9/1980 günlüilk inceleme kararı ile sınırlandırılarak incelenen 522. maddenin sonfıkrasının "...veya bu babın ikinci faslında yazılı cürümlerden biriniişlemiş olursa..." biçimindeki hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın reddine,
11/12/1980 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden