ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı : 1980/76
Karar sayısı : 1981/16
Karar günü : 9.4.1981
Resmi Gazete tarih/sayı : 17.5.1981/17343
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Amasya Sulh Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU: Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2248sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarındayer alan kuralların, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu öne sürülerekiptallerine karar verilmesi isteminden ibarettir.
I- OLAY:
Sanık hakkında, Amasya ilinin bir mahallesinde duvarlara (lMayıs için ileri, Yaşasın 1 Mayıs, Genç-Öncü) deyimlerini yazmış olmasınedeniyle Türk Ceza Yasasının değişik 536/2. maddesi uyarınca kamu davasıaçılmıştır.
Davaya bakmakta olan Mahkeme, sözü geçen maddenin üçüncü,beşinci ve altıncı fıkralarında yer alan kuralların Anayasaya aykırı olduğukanısıyla Anayasa Mahkemesine başvurmaya karar vermiştir.
III- METİNLER:
l- Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa iledeğişik, itiraz konusu kurallara, da içeren, 536. maddesi şöyledir:
"Madde 536- Her kim, belediyeler, köy ihtiyar kurullarıveya yasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca önceden ayrılmış ya daoturulan yerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuruüzerine ayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde,basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı veişaretler veya bunları içeren kağıt, pano, pankart, bant ya da benzerleriniasar veya yapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya buyerlere yazı yazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suçoluştursa bile ayrıca altı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradanaşağı olmamak üzere hafif para cezasına çarptırılır.
Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veya kamuyaayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerde veyaher türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veya kamuhizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalarüzerinde işlenirse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan ikiyıla kadar hafif hapis ve ikibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasınaçarptırılır.
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemlerin derneklerin veyabenzeri kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle yapıldığısabit olduğu takdirde suçu işleyen veya suça bu suretle katılan dernek vekuruluş mensuplarına sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarakhükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyetiolmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalaryarısı kadar artırılır.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayanamaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdakifıkralarda yazılı cezalar onda birine kadar indirilebilir.
Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerine 647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ceza ve tedbirleruygulanamaz.
Bu maddede suç sayılan eylemlerin işlenmesinden dolayı sebebiyetverilen zararın tazminine ayrıca hükmolunur.
Görenek ve geleneklere göre asılacak kağıt, pano, pankart, bantya da benzerleri bu madde hükümleri dışındadır.
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen KütükleriHakkındaki Kanun hükümleri saklıdır."
2- 13.7.1965 günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazı HakkındaKanun'un ilgili 4. ve 6. maddeleri de şöyledir:
"Madde 4- Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlununkişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece,
1. Kabahatlerde beher gün karşılığı 50 ilâ 100 lira hafif,cürümlerde 100 ilâ 200 lira hesabıyla ağır para cezasına,
2. Aynen iade veya tazmine,
3. Altı ayı geçmemek üzere bir eğitim veya ıslâh kurumuna devametmeye,
4. Bir yılı geçmemek kaydıyla muayyen bir yere gitmekten, bazıfaaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men'e,
5. Her nev'i ehliyet ve ruhsatnamenin bir aydan bir yıla kadarmuvakkaten geri alınmasına,
Çevrilebilir.
Suç tarihinden önce, para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsadahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında, hükmolunanotuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti bağlayıcı cezalarla, suç tarihinde18 yaşını ikmal etmemiş olanların mahkum edildikleri kısa süreli hürriyetibağlayıcı cezalar yukarı ki bentlerde yazılı ceza veya tedbirlerden birineçevrilir.
Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezauzun süreli de olsa fail hakkında bu maddenin ilk fıkrasının (l) numaralı bendihükmü uygulanabilir.
Uygulamada asıl ceza, bu madde hükümlerine göre para cezasınaveya tedbire çevrilen hürriyeti bağlayıcı cezadır.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaları, birinci fıkranın 2, 3,4 ve 5 numaralı bentlerinde yazılı tedbirlerden birine çevrilmiş olanlardantedbir hükümlerini Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 güniçerisinde yerine getirmeyenler veya hükmün gereklerine aykırı hareketedenlerin tedbire çevrilmiş olan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının,tedbir hükümlerine muhalefetlerinin derecesine göre kısmen veya tamameninfazına veya infaz olunmamasına hükmü veren mahkemece karar verilir.
Tedbire ilişkin hükümlere muhalefet, haklarında ikinci fıkrahükmü uygulanmış olanlar tarafından vukubuldukta; tedbir, hükmü veren mahkemecebirinci fıkrada yazılı esaslar dairesinde para cezasına çevrilir.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasını,hükümde taksit öngörülmüş ise taksit süreleri, aksi halde 5 inci maddenin 8inci fıkrasında yazılı sureler içerisinde ödemeyenlerin işbu cezalarımahkemece, hükümde bir günlük hürriyeti bağlayıcı ceza ne miktar para cezasınakarşılık tutulmuş ise aynı miktar üzerinden hürriyeti bağlayıcı cezayaçevrilir.
Tedbir hükümlerinin yerine getirilmesi hükümlünün ihtiyarındaolmayan sebepler yüzünden imkansız hale gelmişse hükmü veren mahkemece butedbir yerine başka bir tedbire hükmolunur.
Bu madde hükümleri, sırf askerî suçlar ile askerî disiplinsuçları ve birinci fıkranın 3 ve 4 numaralı bendi hükümleri de subaylar, askerîmemurlar ve astsubaylar hakkında uygulanmaz."
Madde 6- Adliye mahkemelerinde para cezasından başka bir cezaile mahkûm olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya6 aya kadar ağır hapis veya bir yıla kadar hapis veya hafif hapis cezalarındanbiri ile mahkum olur ve geçmişteki haliyle ahlâki temayüllerine göre cezasınınertelenmesi, ileride cürüm işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkındamahkemece kanaat edinilirse, bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir. Bu haldeertelemenin sebebi hükümde yazılır.
Fiilin işlendiği zamanda 15 yaşını bitirmemiş küçüklerin mahkûmoldukları ağır hapis cezası iki seneden, hapis ve hafif hapis cezası üçseneden; 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını ikmal etmemiş olanlar ile 70yaşına varmış ihtiyarların mahkûm oldukları ağır hapis cezası bir seneden,hapis veya hafif hapis cezası iki seneden fazla olmadığı hallerde de yukarıdakifıkra hükümleri uygulanabilir.
Bazı suçlara ilişkin cezalar ile askerî suçlar ve disiplin suçlarınailişkin cezaların ertelenemeyeceğine dair özel kanun hükümleri saklıdır."
3- Dayanılan Anayasa kuralı:
"Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz."
IV-İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca ŞevketMüftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Ahmet Salih Çebi, Muammer Yazar, AhmetZeyneloğlu, Adil Esmer, Hakkı Müderrisoğlu, Nihat O.Akçakayalıoğlu, NahitSaçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu, Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, İhsanN.Tanyıldız, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden'in katılmalarıyla13.1.1981 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında sınırlama konusu üzerindedurulmuştur.
Başvuru kararında Türk Ceza Yasasının değişik 536. maddesininAnayasaya aykırı olduğu öne sürülen kuralları, maddenin üçüncü, beşincive altıncı fıkralarında yer almaktadır. Buna göre, itirazın da anılan fıkralarayöneltilmiş olduğunu kabul etmek gerekmekte ise de, Anayasanın değişik 151. ve22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddeleri uyarınca mahkemeler, ancak,bakmakta oldukları davada uygulanacak yasa kurallarının Anayasaya aykırı olduğuitirazında bulunabileceklerinden, incelemelerde bir sınırlama yapılması zorunlugörülmüştür.
Ceza Yargılamaları Yöntemi Yasasının 257/1. maddesine göre,"hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiildenibaret" olacağından, davada uygulanacak kuralın saptaması için eyleminiddianamede nitelendirilme biçimine bakılmalıdır.
İddianamede, "olay tarihinde Amasya Emniyet mensuplarıncayapılan devriye gezisi sırasında sanık .......'in ellerinde fırça ve boya BirMayıs ile ilgili slogan yazmakta iken yakalandığı...." belirtilmiş vesanığın Türk Ceza Yasasının 536/2. maddesi uyarınca cezalandırılması istenmiş;fakat, sözü geçen maddenin, dernek ve benzeri kuruluş mensupları hakkındahükmolunacak cezaların artırılmasını Öngören üçüncü fıkrasının uygulanmasınıgerektiren bir nitelemeye yer verilmemiştir. İtirazcı Mahkeme, sanığa eksavunma hakkı tanınması yoluyla, anılan fıkra kuralının uygulanması yolunakendiliğinden yönelmiş de değildir.
Öte yandan, sanığın yazdığı iddia olunan yazının siyasal içeriktaşıdığı başvuru kararında kabul edilmiş bulunduğuna göre, davada, 536.maddenin beşinci fıkrasının dahi uygulanmasına yer yoktur.
Sözü geçen maddenin itiraz konusu altıncı fıkrası ise,kendisinden önce gelen ilk dört fıkrada yazılı cezalar ile ilgili ayrık birkural taşımaktadır. Davada, maddenin bu ilk dört fıkrasından hangileriuygulanacaksa, itiraz konusu altıncı fıkra kuralı da o ölçüde uygulanacakdemektir. Konuya bu açıdan bakılınca:
Türk Ceza Yasasının değişik 536. maddesinin birinci fıkrası,hangi eylemlerin suç sayıldığını, maddenin tümünde göz önünde tutulacak temelbir öğe olarak belirlemekte olduğundan, ilk planda uygulama alanınagirmektedir. Bundan başka, eylem, birinci fıkrada gösterilen özel ilân yerleridışında kalan ve herkesçe görülebilecek yerlerde işlenmiş olduğundan, aynızamanda maddenin ikinci fıkrası kapsamına da girmekte ve esasen iddianamede debu fıkranın uygulanması istenmektedir.
Özetlenirse, bakılmakta olan davada, Türk Ceza Yasasının değişik536. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uygulanabileceğinden, itiraz konusualtıncı fıkra kuralı da, ancak, anılan bu fıkralarla sınırlı olarakuygulanabilecektir.
Belirtilen bu nedenlerle, sonuçta; "dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine ve bu incelemenin Türk CezaYasasının 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasayla değişik 536. maddesinin altıncıfıkrası hükmünün "Birinci ve ikinci..." sözcükleri ilesınırlandırılarak yapılmasına, Ahmet H. Boyacıoğlu, Hakkı Müderrisoğlu, NecdetDarıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Yekta Güngör Özden'in altıncı fıkranın yalnızikinci sözcüğüyle sınırlandırılması, Nihat O .Akçakayalıoğlu'nun sınırlamayayer olmadığı yolundaki karşı oylarıyla ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı veekleri, itiraz konusu yasa kuralı ile Anayasaya aykırılık savına dayanaktutulan Anayasa kuralı, bunlarla ilgili yasama belgeleri ve öteki metinlerokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Türk Ceza Yasasının değişik 536.maddesinin altıncı fıkrasının iptalini istemektedir. Bu fıkra, birbirinden ayrışu iki kuralı içermektedir:
1- Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez,
2- Bu fıkralardaki suçlardan dolayı hükmolunacak cezalar yerine647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Yasanın 4. maddesinde belirtilen ceza vetedbirler uygulanamaz.
İtirazcı Mahkeme bu iki kuralı da Anayasanın 12. maddesindeyazılı eşitlik ilkesine aykırı görmektedir. Oysa, Anayasa Mahkemesinin dahaönce aynı nitelikteki başka bir itiraz nedeniyle verdiği 29.4.1980 günlü, Esas:1979/37, Karar: 1980/26 sayılı kararında (Resmî Gazete Gün: 23.8.1980, Sayı:17084) belirtildiği gibi, itiraz konusu fıkra kuralının Anayasaya aykırı biryönü yoktur. O kararda ayrıntılı biçimde gösterilen ve bu itiraz bakımından dageçerli olan gerekçelerin burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak, aynı nedenlerle itirazın reddine kararverilmelidir.
VI- SONUÇ:
Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Tasa iledeğişik 536. maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen altıncı fıkrasındayer alan "birinci" ve "ikinci" sözcükleri biçimindekihükmün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine,
9.4.1981 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Ahmet Zeyneloğlu
Üye
Adil Esmer
Üye
Hakkı Müderrisoğlu
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Yılmaz Efendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
Sanık hakkında dava, 2248 sayılı Yasayla değişik Türk CezaYasasının 536. maddesinin 2. fıkrası uyarınca açılmıştır. Ceza YargılamalarıUsulü Yasasına göre, hükmün konusu duruşmanın sonucuna göre iddianamedegösterilen fiilden ibarettir ve mahkemeler eylemi takdirde serbest olmaklabirlikte eylemle bağlıdırlar. Öte yandan söz konusu yasanın altıncı fıkrasında"Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü" fıkralardaki suçlardan dolayıhükmolunacak cezaların ertelenemeyeceği ve bu cezalar hakkında başka ceza vetedbirlerin uygulanamayacağı belirtilmektedir.
Sanığın ilçe merkezindeki evlerin duvarlarına belirtileniçerikte yazı yazdığı ve eylemin, sözü edilen ikinci fıkra kapsamına girdiğibelirtildiğine göre, eylemin subutu halinde sanığa yalnız ikinci fıkra hükmüuyarınca ceza uygulaması yapılacağından, altıncı fıkra da ikinci fıkranedeniyle hükmedilecek ceza açısından uygulama alanına giriyor demektir.
Bu nedenle söz konusu maddenin altıncı fıkrasının hem"birinci" hem de "ikinci" sözcükleri ile sınırlanmasıyolundaki çoğunluk görüşüne karşıyım.
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOY YAZISI
İşin esasına ilişkin incelemenin Türk Ceza Yasasının 12.6.1979günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin altıncı fıkrası yönündensınırlandırılmasında, bu fıkranın kapsam ve niteliği büyük ölçüde önem taşımaktadır.
İçeriğinden ve çok açık olan ifadesinden de anlaşılacağı üzere,Türk Ceza Yasasının 536. maddesinin altıncı fıkrası hükmü; birinci, ikinci,üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca cezalar belirlendikten sonra uygulamaalanına girmekte, bu cezaların ertelenmesini ve bunların yerine 647 sayılıYasa'nın 5. maddesinde belirtilen ceza ve Önlemlerin uygulanmasınıengellemektedir. Böyle olunca, sınırlama yapılırken, altıncı fıkra hükmünün,bakılmakta olan davada, 536. maddenin birinciden dördüncüye kadar kifıkralarından hangisine göre hükmolunacak ceza yönünden uygulanabileceğininsaptanması zorunlu bulunmaktadır.
Hangi eylemlerin suç sayıldığını, 536. maddenin tümünde gözönünde tutulacak temel bir kural olarak belirleyen birinci fıkranın, bakılmaktaolan davada, yalnızca suçun nesnel öğelerini saptamak açısından uygulamaalanına girdiğinde kuşku yoktur. Dava konusu eylemin ise, birinci fıkradagösterilen özel ilân yerleri dışında kalan ve herkes tarafından görülebilecekolan bir yerde işlendiği öne sürüldüğüne göre, ceza uygulamasının dayanağınıdoğrudan doğruya ikinci fıkra oluşturacaktır. Bu bakımdan, altıncı fıkrayönünden yapılacak incelemenin, koşulları gerçekleştiğinde, ceza uygulamasınaesas alınacak olan ikinci fıkra ile sınırlı tutulmasında yasal zorunlulukvardır.
Gerçekten, altıncı fıkraya ilişkin inceleme, birinci fıkrayı dakapsayacak genişlikte tutulacak olursa, verilecek karar, olayda ceza tayiniyönünden uygulanması söz konusu olmayan birinci fıkrayı da etkileyecektir. Budurumun, Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27.maddeleri hükümleriyle bağdaştırılması kanımızca olanaksızdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, "ilk inceleme" sonundaverilen karara katılamıyoruz.
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Hakkı Müderrisoğlu
Üye
Yekta Güngör Özden