ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1981/1
Karar sayısı:1981/17
Karar günü:9.4.1981
Resmi Gazetetarih/sayı:17.5.1981/17343
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Foça Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2248sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin altıncı fıkrasının, Anayasanın 33.maddesine aykırı olduğu öne sürülerek iptaline karar verilmesi istemindenibarettir.
I- OIAY:
Sanık hakkında, Foça ilçe merkezindeki evlerin duvarlarına(Savulun faşistler, sosyal faşistler - Halkın Kurtuluşu) deyimlerini yazmışolması nedeniyle Türk Ceza Yasasının 536/2, 55/3 ve 40. maddeleri uyarınca kamudavası açılmıştır.
Sanığın savunma avukatı, Türk Ceza Yasasının değişik 536.maddesinin tümüyle Anayasaya aykırı olduğunu öne sürmüş, bu itirazı ciddi bulanMahkeme, sözü geçen maddenin altıncı fıkrasının Anayasanın 33. maddesine aykırıolduğu kanısına vararak Anayasa Mahkemesin başvurulmasına karar vermiştir.
III- METİNLER:
l- Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa iledeğişik, itiraz konusu kuralı da içeren, 536. maddesi şöyledir:
"Madde 536- Her kim, belediyeler, köy ihtiyar kurullarıveya yasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca önceden ayrılmış ya daoturulan yerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuruüzerine ayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde,basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı veişaretler veya bunları içeren kağıt, pano, pankart, bant ya da benzerleriniasar veya yapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya buyerlere yazı yazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suç oluştursabile ayrıca altı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradan aşağı olmamaküzere hafif para cezasına çarptırılır.
Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veya kamuyaayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerde veyaher türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veya kamuhizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalarüzerinde işlenirse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan ikiyıla kadar hafif hapis ve kibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasınaçarptırılır.
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemlerin derneklerin veyabenzeri kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle yapıldığısabit olduğu takdirde suçu işleyen veya suça bu suretle katılan dernek vekuruluş mensuplarına sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarakhükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyetiolmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalaryarısı kadar artırılır.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayanamaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdakifıkralarda yazılı cezalar onda birine kadar indirilebilir.
Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerine 647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ceza ve tedbirleruygulanamaz.
Bu maddede suç sayılan eylemlerin işlenmesinden dolayı sebebiyetverilen zararların tazminine ayrıca hükmolunur.
Görenek ve geleneklere göre asılacak kağıt, pano, pankart, bantya da benzerleri bu madde hükümleri dışındadır.
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen KütükleriHakkındaki Kanun hükümleri saklıdır."
2- 13.7.1965 günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazı HakkındaKanun'un ilgili 4. ve 6. maddeleri de şöyledir:
"Madde 4- Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlununkişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece,
1. Kabahatlerde beher gün karşılığı 50 ilâ 100 lira hafif,cürümlerde 100 ilâ 200 lira hesabıyla ağır para cezasına,
2. Aynen iade veya tazmine,
3. Altı ayı geçmemek üzere bir eğitim veya ıslah kurumana devametmeye,
4. Bir yılı geçmemek kaydıyla muayyen bir yere gitmekten, bazıfaaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men'e,
5. Her nev'i ehliyet ve ruhsatnamenin bir aydan bir yıla kadarmuvakkaten geri alınmasına,
Çevrilebilir.
Suç tarihinden önce, para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsadahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında, hükmolunanotuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti bağlayıcı cezalarla, suç tarihinde18 yaşını ikmal etmemiş olanların mahkûm edildikleri kısa süreli hürriyetibağlayıcı cezalar yukarıki bendlerde yazılı ceza veya tedbirlerden birineçevrilir.
Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezauzun süreli de olsa fail hakkında bu maddenin ilk fıkrasının (l) numaralı bendihükmü uygulanabilir.
Uygulamada asıl ceza, bu madde hükümlerine göre para cezasınaveya tedbire çevrilen hürriyeti bağlayıcı cezadır.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaları, birinci fıkranın 2, 3,4 ve 5 numaralı bentlerinde yazılı tedbirlerden birine çevrilmiş olanlardantedbir hükümlerini Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 güniçerisinde yerine getirmeyenler veya hükmün gereklerine aykırı hareketedenlerin tedbire çevrilmiş olan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının,tedbir hükümlerine muhalefetlerinin derecesine göre kısmen veya tamameninfazına veya infaz olunmamasına hükmü veren mahkemece karar verilir.
Tedbire ilişkin hükümlere muhalefet, haklarında ikinci fıkrahükmü uygulanmış olanlar tarafından vuku buldukta; tedbir, hükmü verenmahkemece birinci fıkrada yazılı esaslar dairesinde para cezasına çevrilir.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasını,hükümde taksit öngörülmüş ise taksit süreleri, aksi halde 5 inci maddenin 8inci fıkrasında yazılı süreler içerisinde ödemeyenlerin işbu cezalarımahkemece, hükümde bir günlük hürriyeti bağlayıcı ceza ne miktar para cezasınakarşılık tutulmuş ise aynı miktar üzerinden hürriyeti bağlayıcı cezayaçevrilir.
Tedbir hükümlerinin yerine getirilmesi hükümlünün ihtiyarındaolmayan sebepler yüzünden imkânsız hale gelmişse hükmü veren mahkemece butedbir yerine başka bir tedbire hükmolunur.
Bu madde hükümleri, sırf askeri suçlar ile askeri disiplinsuçları ve birinci fıkranın 3 ve 4 numaralı bendi hükümleri de subaylar, askerîmemurlar ve astsubaylar hakkında uygulanmaz."
"Madde 6- Adliye mahkemelerinde para cezasından başka birceza ile mahkûm olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif paraveya 6 aya kadar ağır hapis veya bir yıla kadar hapis veya hafif hapiscefalarından biri ile mahkum olur ve geçmişteki haliyle ahlâki temayüllerinegöre cezasının ertelenmesi, ileride cürüm işlemekten çekinmesine sebep olacağıhakkında mahkemece kanaat edinilirse, bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir.Bu halde ertelemenin sebebi hükümde yazılır.
Fiilin işlendiği zamanda 15 yasını bitirmemiş küçüklerin mahkûmoldukları ağır hapis cezası iki seneden, hapis ve hafif hapis cezası üçseneden; 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını ikmal etmemiş olanlar ile 70yaşına varmış ihtiyarların mahkûm oldukları ağır hapis cezası bir seneden,hapis veya hafif hapis cezası iki seneden fazla olmadığı hallerde de yukarıdakifıkra hükümleri uygulanabilir.
Bazı suçlara ilişkin cezalar ile askerî suçlar ve disiplinsuçlarına ilişkin cezaların ertelenemeyeceğine dair özel kanun hükümlerisaklıdır."
3- Dayanılan Anayasa kuralı:
"Madde 33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olancezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırmasonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası konulamaz."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca ŞevketMüftügil, Ahmet H.Boyacıoğlu, Ahmet Salih Çebi, Muammer Yazar, AhmetZeyneloğlu, Adil Esmer, Hakkı Müderrisoğlu, Nihat O.kcakayalıoğlu, EahitSaçlıoğlu, Hüseyin Kararaüstantikoğlu, Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, İhsanN.Tanyıldız, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden'in katılmalarıyla13.1.1981 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında sınırlama konusu üzerindedurulmuştur:
Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın27. maddelerine göre, mahkemeler, ancak bakmakta oldukları davada uygulanacakyasa kurallarının Anayasaya aykırı olduğu itirazında bulunabilirler.İncelenmekte olan bu işte itiraz yoluna başvuran Mahkeme, Türk CezaYasasının değişik 536. maddesinin altıncı fıkrasını Anayasaya aykırı görmüş veiptalini istemiştir. Anılan fıkra, sözü geçen maddenin ilk dört fıkrasındayazılı cezalar ile ilgili bir kural taşımaktadır. Şu halde, bakılmakta olandavada, maddenin ilk dört fıkrasından hangisi uygulanacaksa, itiraz konusualtıncı fıkra da, o fıkra yönünden uygulanacak demektir.
Ceza Yargılamaları Yöntemi Yasasının 257/1. maddesi uyarınca"hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiildenibaret" olacağından, davada uygulanacak yasa kuralının saptanması içineylemin iddianamede nitelendirilme biçimine bakmak gerekir.
İddianamede, "olay günü akşamı sanığın elinde boya kutusuolduğu halde Fevzipaşa mahallesinde duvarlara yazı yazarken görevli Emniyetmensupları tarafından suç aletleri ile birlikte suç üstü yakalandığı"belirtilmekte ve sanık hakkında Türk Ceza Yasasının 2248 sayılı Yasa iledeğişik 536/2. maddesinin uygulanması istenmektedir.
Görüldüğü gibi, iddianamede yazılı eylem, nesnel öğeleribakımından, sözü geçen maddenin birinci fıkrasında gösterilen suç öğelerineuymaktadır. Anılan fıkra, hangi eylemlerin suç sayıldığını, maddenin tümündegöz önünde tutulacak temel bir öğe olarak belirlemekte olduğundan, ilk plandauygulama alanına girmektedir. Bundan başka, eylem, birinci fıkrada gösterilenözel ilân yerleri dışında kalan ve herkesçe görülebilecek yerlerde işlenmişbulunduğundan, aynı zamanda maddenin ikinci fıkrası kapsamına da girmekte veesasen iddianamede de bu fıkranın uygulanması istenmektedir.
Özetlenirse, bakılmakta olan davada, Türk Ceza Yasasının değişik536. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uygulanabileceğinden, itiraz konusualtıncı fıkra kuralı da, ancak, anılan bu fıkralarla sınırlı olarakuygulanabilecektir.
Belirtilen bu nedenlerle, sonuçta; "dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine ve bu incelemenin Türk CezaYasasının 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasayla değişik 536. maddesinin altıncıfıkrası hükmünün "Birinci ve ikinci..." sözcükleriylesınırlandırılarak yapılmasına, Ahmet H.Boyacıoğlu, Hakkı Müderrisoğlu, NecdetDarıcıoğlu, İhsan N.Tanyıldız ve Yekta Güngör Özden'in altıncı fıkranın yalnızikinci sözcüğüyle sınırlandırılması, Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun sınırlamayayer olmadığı yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla" karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı veekleri, itiraz konusu yasa kuralı ile Anayasaya aykırılık savına dayanaktutulan Anayasa kuralı, bunlarla ilgili yasama belgeleri ve öteki metinlerokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Türk Ceza Yasasının değişik 536.maddesinin altıncı fıkrasının iptalini istemektedir. Bu fıkra, birbirinden ayrışu iki kuralı içermektedir:
l- Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez,
2- Bu fıkralardaki suçlardan dolayı hükmolunacak cezalar yerine647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Yasanın 4. maddesinde belirtilen cezave tedbirler uygulanamaz.
İtirazcı Mahkeme, bu iki kuralı da Anayasanın 33. maddesindeyazılı cezaların kişiselliği ilkesine aykırı görmektedir. Oysa, AnayasaMahkemesinin daha önce aynı nitelikteki başka bir itiraz nedeniyle verdiği29.4.1980 günlü, Esas: 1979/37, Karar: 1980/26 sayılı kararında (Resmi GazeteGün:23.8.1980, Sayı: 17084) belirtildiği gibi, itiraz konusu fıkra kuralınınAnayasaya aykırı bir yönü yoktur. O kararda ayrıntılı biçimde gösterilen ve buitiraz bakımından da geçerli olan gerekçelerin burada yinelenmesine gerekgörülmemiştir.
Aynı nedenlerle itirazın reddine karar verilmelidir.
VI- SONUÇ:
Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasayla değişik536. maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen altıncı fıkrasında yer alan"birinci" ve "ikinci" sözcükleri biçimindeki hükmünAnayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine,
9.4.1981 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Ahmet Zeyneloğlu
Üye
Adil Esmer
Üye
Hakkı Müderrisoğlu
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
İlk inceleme evresindeki sınırlama kararına karşı olan görüşümEsas: 1980/76, Karar:1981/16 sayılı ve 9.4.1981 günlü Anayasa Mahkemesikararında ayrıntılı biçimde açıklanmıştır ve banların burada yinelenmesinegerek yoktur.
Aynı nedenlerle ilk inceleme evresinde ve bu biçimde alınansınırlama kararına da katılmıyorum.
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOY YAZISI
İşin esasına ilişkin incelemenin Türk Ceza Yasasının 12.6.1979günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin altıncı fıkrası yönündensınırlandırılmasında, bu fıkranın kapsam ve niteliği büyük ölçüde önemtaşımaktadır.
İçeriğinden ve çok açık olan ifadesinden de anlaşılacağı üzere,Türk Ceza Yasasının 536. Maddesinin altıncı fıkrası hükmü; birinci, ikinci,üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca cezalar belirlendikten sonra uygulamaalanına girmekte, bu cezaların ertelenmesini ve bunların yerine 647 sayılıYasa'nın 4. Maddesinde belirtilen ceza ve önlemlerin uygulanmasınıengellemektedir. Böyle olunca, sınırlama yapılırken, altıncı fıkra hükmünün,bakılmakta olan davada, 536. Maddenin birinciden dördüncüye kadarkifıkralarından hangisine göre hükmolunacak ceza yönünden uygulanabileceğininsaptanması zorunlu bulunmaktadır.
Hangi eylemlerin suç sayıldığını, 536. Maddenin tümünde gözönünde tutulacak temel bir kural olarak belirleyen birinci fıkranın, bakılmaktaolan davada, yalnızca suçun nesnel öğelerini saptamak açısından uygulamaalanına girdiğinde kuşku yoktur. Dava konusu eylemin ise, birinci fıkradagösterilen özel ilan yerleri dışında kalan ve herkes tarafından görülebilecekolan bir yerde işlendiği öne sürüldüğüne göre, ceza uygulamasının dayanağını doğrudandoruya ikinci fıkra oluşturacaktır. Bu bakımdan, altıncı fıkra yönündenyapılacak incelemenin, koşulları gerçekleştiğinde, ceza uygulamasına esasalınacak olan ikinci fıkra ile sınırlı tutulmasında yasal zorunluluk vardır.
Gerçekten, altıncı fıkraya ilişkin inceleme, birinci fıkrayı dakapsayacak genişlikte tutulacak olursa, verilecek karar, olayda ceza tayiniyönünden uygulanması söz konusu olmayan birinci fıkrayı da etkileyecektir. Budurumun, Anayasanın değişik 151. Ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27.Maddeleri hükümleriyle bağdaştırılması kanımızca olanaksızdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, "İlk inceleme" sonundaverilen karara katılamıyoruz.
Üye
Hakkı Müderrisoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Yekta Güngör Özden