ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1981/5
Karar Sayısı:1981/14
Karar Günü:18/3/1981
Resmi Gazetetarih/sayı:17.5.1981/17343
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul 10. İş Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 506 sayılı Kanuna 2167 sayılı Kanunla eklenenEk 7. maddenin birinci fıkrasının, (B) ve (D) bentlerinin ve Ek 8. maddesininiptali istemidir.
I - OLAY :
5284897 Sigorta Sicil numaralı olup yaşlılık aylığına hakkazanması sonucu 4/1/1979 gününde tahsis isteğinde bulunması üzerine kendisine506 sayılı Yasaya, 2167 sayılı Yasayla eklenen Ek 7. madde uyarınca 5.derecenin 3. kademesi (gösterge: 534) üzerinden yaşlılık aylığı bağlanmışbulunan davacı 28/12/1979 günlü dava dilekçesinde; yaşlılık aylığının 506sayılı Yasanın 61. maddesi gereğince bağlanmasını önleyen, 2167 sayılı Yasaylagetirilen Ek 7. maddesinin öngördüğü yeni düzenlemenin, yani gösterge vekatsayı esasının uygulanması sonucu düşük dereceden emekli olduğunu; bu yasauyarınca yapılan uygulamanın hem 506 sayılı Yasanın 60. maddesindeki temelilkeleri bozucu, hem de Anayasa'nın eşitlik ve sosyal güvenlik ilkelerineaykırı bir nitelik taşıdığını ileri sürerek bu hususun tesbiti ilegiderilmesini istemiştir.
Mahkemece bu iddia Anayasa'nın 2. maddesinde söz konusu edilensosyal hukuk devleti ilkesiyle, 12. maddesinde yazılı eşitlik ilkesiyönlerinden ciddî bulunarak iptal için Anayasa'nın değişik 151. maddesiuyarınca Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmiştir.
III - METİNLER :
l - 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na 2167 sayılı Kanun ileeklenen ve iptali istenen Ek 7. maddenin birinci fıkrasının, (B) ve (D)bentleriyle Ek 8. maddesi aynen şöyledir :
" Ek Madde 7 - İş kazaları ve meslek hastalıklarısigortaları ile, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanacak gelir veaylıklar; bu kanuna ekli tabloda belirtilen göstergeler ile 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun değişik 154. maddesi uyarınca genel Bütçe Kanunu iletesbit edilen katsayı esas alınmak suretiyle aşağıda belirtildiği şekildeayarlanır.
B) 506 sayılı Kanunun, 55, 61 ve 67. maddelerine göre aylıkbağlamaya esas ortalama yıllık kazancının 12 de biri, aylık talep veya ölümtarihinden önceki takvim yılında geçerli katsayıya bölünür. Bulunan sayıyagösterge tablosunda, eşit veya en yakın büyük sayı, sigortalının aylığınıngöstergesi olarak kabul edilir.
D) A, B ve C fıkraları ile geçici 5. maddeye göre tesbit edilengöstergeler, her yıl genel bütçe kanunu ile kabul edilen katsayı ile çarpılır.Bulunan miktar, aylık veya gelir bağlamaya esas olan hisse ve oranlar ileçarpılmak suretiyle sigortalının aylık ve geliri hesaplanır."
" Ek Madde 8 - En düşük göstergenin katsayı ile çarpımı, işKanunu'na göre tesbit edilen asgarî günlük kazancın aylık tutarının gerisindekalması halinde, en geç 2 senede bir. Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın önerisiüzerine Bakanlar Kurulu'nca gösterge tablosu yeniden düzenlenir. Yeni göstergetablosunda, asgarî günlük kazancın yıllık tutarı, son takvim yılına aitkatsayıya bölünmek suretiyle bulunan neticeye eşit veya en yakın (30 abölünebilen) bir sayı en küçük gösterge olarak tesbit edilir.
Bu yeni en düşük göstergeden hareket edilerek derece ve kademesayıları ve göstergeler arasındaki fark değiştirilmeden, mevcut sistem aynenmuhafaza edilerek, gösterge tablosu yeniden düzenlenir ve aylık ve geliralanların yeni göstergeleri, eski derece ve kademelerine göre tayinedilir."
2 - Dayanılan Anayasa Maddeleri :
" Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına veBaşlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî demokratik, lâik ve sosyalbir hukuk devletidir."
" Madde 12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca 19/3/1981gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, önce itiraz yoluna başvuranmahkemenin başvurma yetkisi bulunup bulunmadığı sorunu üzerinde durulmuştur.Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararlarında belirtildiği üzere Anayasa'nın değişik151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre, mahkemeler herhangi bir kanunhükmünü Anayasaya aykırı görürler veya böyle bir iddianın ciddi olduğu kanısınavarırlarsa, söz konusu kanun hükmünün Anayasaya uygunluk denetimindengeçirilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilirler. Bu yetkininkullanılabilmesi için herşeyden önce mahkemenin elinde bakmakta olduğu birdavanın varlığı ve Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilmesi istenen yasahükmünün de bu davada uygulama alanı bulunması gerekir.
Dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere davacının İstanbul 10. İş Mahkemesi'ndeaçmış olduğu davada amacı, itiraz konusu yasa maddelerinin AnayasaMahkemesi'nce iptal edilmesi ve bu yoldan yasama organını yeni bir yasaldüzenleme yapmaya yöneltmektir. Çünkü davacı, davalı kurumdan herhangi biristemde bulunmamakta sadece yukarıda da söylendiği gibi 2167 sayılı Yasanın Ek7. ve 8. maddelerinin Anayasaya aykırı bulunduklarının tesbiti ilegiderilmesini istemektedir. Hatta davalı kurumun yapılan işlemlerin yasalarauygun olduğu hakkındaki savunmasına verdiği cevapta kurumun kendisine yaşlılıkaylığı bağlanmasına ilişkin işlemin yanlış ve eksik olduğunu ileri sürmemiş,yalnız sözü edilen yasa maddeleriyle yapılan uygulamanın dava dilekçesindeyazılı olduğu gibi, Anayasaya aykırılığının saptanmasını ve giderilmesineilişkin isteğini yinelemiştir. Bu görünümüyle açılan dava bir tesbit davasıniteliğini taşımaktadır. Tesbit davasının ilk koşulu ortada bir uyuşmazlığınbulunmasıdır. Uyuşmazlığın olabilmesi için de davacının davalıdan bir istektebulunması, davalının da bu isteği yerine getirmekten kaçınması gerekir. Halbukiinceleme konusu olayda böyle bir istek olmadığı gibi davalının karşılıkdilekçesinde görüldüğü üzere bir kaçınması da yoktur.
Dosyadaki bilgilere ve belgelere göre de, davacıya itiraz konusuek maddelerden önceki yasa hükümleri uyarınca 5170,83 lira aylık bağlanmasıgerekirken sonradan eklenen bu maddelerle 6653 lira yaşlılık aylığıbağlanmıştır. Böylece dava açabilmenin ikinci koşulu olan yarar öğesi de olaydabulunmamaktadır. Bu durumda mahkemenin elinde Anayasa'nın 151. maddesindebelirtilen denetimin yapılabilmesi için, koşullarına uygun olarak açılmış birdava olmadığından İstanbul 10. İş Mahkemesi Anayasa Mahkemesi'ne başvurmayayetkili değildir. Bu nedenle itirazın reddi gerekir. Muammer Yazar ve Nahit Saçlıoğlubu gerekçelerin bir bölüğüne katılmamışlar, ek gerekçe yazma hakkını saklıtutmuşlardır.
Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Nihat O. Akçakayalıoğlu,Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden bu görüşe katılmamışlardır.
V - SONUÇ :
17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasına 29/6/1978 günlü, 2167 sayılı Yasa ile eklenen Ek 7. maddenin birinci fıkrasının (B)ve (D) işaretli bentleri ile Ek 8. maddesi hükümlerinin Anayasaya aykırılığınailişkin itirazın, Mahkemenin elinde görülmekte olan ve Anayasa'nın değişik 151.maddesi anlamında bir dava bulunmadığından başvuran mahkemenin yetkisizliğinedeniyle reddine, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Nihat O.Akçakayalıoğlu, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden'in karşıoylarıyla veoyçokluğuyla,
19/3/1981 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Ahmet Zeyneloğlu
Üye
Adil Esmer
Üye
Hakkı Müderrisoğlu
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Yılmaz Efendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
28/12/1979 günlü dava dilekçesinde, olay ayrıntılı olarakaçıklandıktan sonra " sonuç" kesiminde, çoğunlukça benimsenen "çünkü davacı, davalı kurumdan her hangi bir istemde bulunmamakta, sadeceyukarıda da söylendiği gibi, 2167 sayılı Kanunun Ek 7. ve 8. maddelerininAnayasaya aykırı bulunduklarının tesbiti ile giderilmesini istemektedir"biçimindeki görüş ve kabulün tam tersine " Sosyal Sigortalar Kurumu'ncatarafıma bağlanan yaşlılık aylığının eksik ve 506 sayılı Kanunun 6. maddesiAnayasa 'nın öngördüğü sosyal adaletteki eşitlik ve güvenliğe aykırı düşmesisonucu bu hususun giderilmesi ve mevcut haksız uygulamanın tesbitine..."karar verilmesi mahkemeden istenmektedir.
Dava dilekçesinde ve özellikle sonuç kesiminde yer alan, davalıkurumca yaşlılık aylığının eksik bağlandığından bu durumun sosyal adalettekieşitliğe ve güvenliğe aykırılığı nedeniyle giderilmesinden sözedilerek haksızuygulamanın saptanması biçimindeki istemin, gerek hukuksal gerek Anayasa'nın151. maddesinin öngördüğü anlamda dava olduğu açıkça ortadadır. AnayasaMahkemesi'nin örnek kararlarından söz eden çoğunluk, bu istemi dava saymamakla,hem dava kavramını açıklarken, hem de sözünü ettiği emsal kararlara tersdüşmüştür.
Öteyandan 6/3/1981 günlü, 2422 sayılı Yasayla 506 sayılı Yasadadeğişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliğe ilişkin kimi hükümler 1/3/1981gününde yürürlüğe konulmuş, itiraza konu edilen Ek 7. ve 8. maddeler de aynıtarihte yani 1/3/1981 gününde yürürlükten kaldırılmıştır. 506 sayılı Yasaya2422 sayılı Yasanın 18. maddesiyle eklenen ve 1/3/1981 gününde yürürlüğe girengeçici maddeler (intikal ve intibak) hükmü niteliğini taşıdığından ve aynıyasanın 20. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunan Ek 7. ve 8. maddelerinhukuksal varlık ve etkileri de sona ermiş ve böylece itirazın konusu da ortadankalkmış bulunmaktadır.
Açıklanan bu durum karşısında, itirazcı mahkemenin elindeki işinbir dava olarak kabulü, ancak Anayasaya aykırılık savına konu edilen ekmaddelerin yürürlükten kalkması ve bunların 506 sayılı Yasaya eklenen geçicimaddelerin öngördüğü intikal ve intibak hükümleri nedeniyle uygulama niteliğinide yitirdikleri açık bulunduğundan konusu kalmayan itirazın reddine kararverilmesi gerekmektedir.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar karşısında, yerel mahkemeninelinde görülmekte olan bir dava bulunmaması nedeniyle, itirazın, mahkemeninyetkisizliği yönünden reddine ilişkin çoğunluk kararına karşıyız.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Ek Gerekçe
Anayasa Mahkemesi'ne başvuran mahkemede açılan dava, iptaliistenen hükümlerin Anayasaya aykırı olduğunun bilirkişi incelemesi gibidelillerle tesbiti ve iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması davasıdır.Nitekim 26/11/1980 günlü oturumda davacı vekili " biz SSK nın bize yanlışuygulama yaptığını beyan etmiyoruz." demek suretile açtıkları davanınniteliğinin sırf bir iptal davası niteliği olduğunu açıklamış, sözü geçenmahkeme de iptali istenen yasa kurallarının Anayasaya aykırı olduğunu bilirkişiinceleme ve raporu ile saptayarak (alın iptal edin) anlamındaki gerekçe ileAnayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur. Böyle bir davayı ancak, Anayasa'nın 149.maddesinde yazılı makam, kurul ve kuruluşlar açabilir, başkası açamaz. Yerelmahkemenin tavsit olunması davanın niteliğini değiştirmez ve o mahkemenin bubiçimde vasıta olmaya yetkisi de yoktur. Bu nedenle de davanın reddi gerekeceğidüşüncesindeyiz.
Üye
Muammer Yazar
Üye
Nahit Saçlıoğlu
KARŞIOY YAZISI
Bir olay ve sonuçlarının belirlenip değerlendirilmesi de bir" dava" konusu olur.
Her olay, oluştuğu zamanın yasalarına bakılarak değerlendirilir.
Bir özel hüküm ile öngörülmedikçe, yasaların getirdiği kurallargeriye götürülemez.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, itirazcı mahkemenin elinde,yönetime uygun olarak açılmış bir dava vardır ve iptali istenen hüküm davadauygulanacaktır.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
KARŞIOY YAZISI
Davacı, kendisine 2167 sayılı Yasayla getirilen Ek 7. ve Ek 8.maddelere göre istek tarihinden önceki yıl katsayısı esas alınarak bağlananyaşlılık aylığının eksik ve Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı düştüğünü ilerisürerek Anayasa'ya aykırılığın saptanmasını ve giderilmesini istemektedir.Yerel mahkeme, davacının bu savını ciddî bularak itiraz yoluyla AnayasaMahkemesi'ne başvurmuştur.
Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelerin, bir yasa hükmünüAnayasaya aykırı görmeleri ya da yanlarından birinin Anayasaya aykırılıksavlarını ciddî bularak yaptıkları başvuruları kendi yetkisi açısındanincelerken, yerel mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir davanın varlığını veAnayasaya aykırılığı ileri sürülen hükmün davada uygulanması gerekipgerekmediğini saptamak durumundadır. Davacının açtığı davada, amacının,Anayasaya aykırılığın saptanarak giderilmesini ve yapılan uygulamanındüzeltilmesini istemesi, ortada bir uyuşmazlığın ve gerçek anlamda bir davanınbulunmadığı anlamına gelmez. Davacı, uygulamanın, yürürlükteki yasaldüzenlemeye aykırı olduğunu ileri sürmemekle birlikte, bu hükümlerin Anayasayaaykırı olduğunu söylemekle davalı kurumla aralarında, temelde Anayasa açısındanbir uyuşmazlık çıkarmakta ve bu ön sorunun çözümünden sonra Anayasaya aykırıolduğunu ileri sürdüğü hükümlere göre yapılan uygulamadan zarar gördüğünübelirterek uyuşmazlığı sürdürmektedir. Anayasa kişilere, iptal davası açmakyetkisini vermemesine karşın, mahkemelerde kendilerine uygulanan yasalhükümlere karşı Anayasaya aykırılık savında bulunma hakkını tanımıştır. Bu türdavada, mahkeme, Anayasaya aykırılığı " tespit" etmeye değil, ciddîbulursa konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürmeye ve Anayasa Mahkemesi' ninvereceği karara kadar davayı geri bırakmaya yetkilidir. Bu durumda yerel mahkemelerdeaçılan bu tür davalar " tespit davası" olarak adlandırılamaz. AnayasaMahkemesi kararından sonra mahkeme, yürürlükteki hükümlere göre bir kararvererek uyuşmazlığı çözümleyecektir. Mahkemenin Anayasaya aykırılık savınıciddi bulması durumunda uyuşmazlık, önce yasanın Anayasaya aykırı olupolmamasında, daha sonra, uygulamanın Anayasaya uygun yasalara göre yapılıpyapılmadığı konusunda toplanmaktadır.
Anayasaya aykırılığı ileri sürülen hükmün iptali durumundadavacının eline geçecek ücretin kendisine bağlanandan daha düşük olacağı ve bunedenle davada " hukuksal yarar" bulunmadığı görüşüne gelince:Gerçekten her davada hukukça korunan bir yararın bulunması gerekir. Ancak buyararın bulunup bulunmadığını saptamak yerel mahkemenin yetkisindedir. AnayasaMahkemesi'nin itiraz yoluyla başvurularda arayacağı koşullar Anayasa'nın 151.maddesinde belirtilmiştir. Bunlar arasında " hukuksal yarar" koşulubulunmamaktadır. Kaldı ki, söz konusu davada, Anayasa denetiminin yapılması vevarsa Anayasaya aykırılık giderilerek en önemli hukuksal yarar sağlanmaktadır.Bu açıdan Anayasa Mahkemesi, Anayasaya aykırılık itirazıyla kendisine yapılanbaşvuruyu " hukuksal yarar bulunmadığı" görüşüyle de incelemeksizinreddedemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle işin esasına geçilmesi oyu ileverilen karara karşıyız.
Üye
Yekta Güngör Özden
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu