ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1981/6
Karar Sayısı:1981/20
Karar Günü:9/4/1981
Resmi Gazetetarih/sayı:18.8.1981/17432
İTİRZAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME : İstanbul 10. iş Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 4/7/1975 günlü, 1926 sayılı Yasa iledeğiştirilen 854 sayılı Deniz İş Yasası'nın 20. maddesinin onüç' üncüfıkrasında " Kıdem tazminatına esas olacak 30 günlük ücret tutarının beheryıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı İş Kanunu'na göre tesbit edilmişolan günlük asgarî ücretin 30 günlük tutarının yedibuçuk katından fazlaolamaz" biçiminde yer alan hükmün, Anayasa'nın 2. ve 40. maddelerineaykırılığı öne sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I - OLAY :
İşveren D. B. Deniz Nakliyatı T.A.Ş. Genel Müdürlüğü,işçilerinden gemi adamı davacıya, 2/5/1978 gününde isteğiyle emekli olmasıüzerine 6. ve 7. dönem toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre ve toplam olarak532.393.15 TL. kıdem tazminatı ödemiştir.
Davacı, kıdem tazminatının 7. dönem toplu iş sözleşmesihükümlerine göre ve beher yılın 50 günlük ücret üzerinden hesaplanıp 21 yıl 7aylık çalışması karşılığı olan brüt 931.246 TL. olarak ödenmesi gerektiğini,eksik yapılan ödemeye ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile şimdilik 20.000liranın hüküm altına alınması istemiyle davalıya karşı dava açmıştır.
Davacı bu davada kıdem tazminatının noksan ödenmesine neden olanve kıdem tazminatına tavan sınırlaması getiren yasa hükmünün Anayasa'ya aykırıolduğunu öne sürmüş, mahkemece bu sav ciddî görülerek, sözü edilen yasakuralının iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmiştir.
III - METİNLER :
l - İtiraz konusu yasa hükmü :
1926 sayılı Yasayla değiştirilen 854 sayılı Deniz İş Kanunu' nun20. maddesinin itiraz konusu onüç'üncü fıkrası hükmü şöyledir :
" Kıdem tazminatına esas olacak 30 günlük ücret tutarınınbeher yıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı İş Kanunu'na göre tespitedilmiş olan günlük asgari ücretin 30 günlük tutarının yedibuçuk katından fazlaolamaz."
2 - Dayanılan Anayasa kuralları :
" Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına veBaşlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî demokratik, lâik ve sosyalbir hukuk devletidir."
" Madde 40 - Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşmehürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun, bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amacıylasınırlayabilir.
Devlet, özel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyalamaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacaktedbirleri alır."
IV - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca 9/4/1981gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, aşağıdaki konular üzerindedurulmuştur.
10/5/1979 günlü dava dilekçesiyle davalı aleyhine dava açılmışve bu dava dolayısiyle mahkemeye verilen 22/7/1980 günlü dilekçe ile Anayasayaaykırılık savı öne sürülmüştür. Mahkeme bu savı 9/10/1980 gününde ciddî bularakAnayasa Mahkemesine başvurmuştur.
İlk inceleme toplantısında kimi üyelerce, itiraz konusu hükmün,23/10/1980 günlü, 17140 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 17/10/1980 günlü,2319 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirildiği ve bu nedenle AnayasaMahkemesi'nin bu işteki yetkisinin de sona erdiği öne sürülmüş bulunduğundan,konunun önce bu açıdan incelenmesi gerekmektedir.
l - Gerçekten, " 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 4/7/1975tarihli 1926 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinin Değiştirilmesi ve 51 inciMaddesine Bir Fıkra Eklenmesi Hakkında" 2319 sayılı Yasa 17/10/1980gününde kabul edilerek 23/10/1980 günlü, 17140 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanmış ve Yasanın 20. maddesini değiştiren 1. maddesi 12/9/1980 gününde,Yasanın 51. maddesine fıkra ekleyen 2. maddesi de yayımlandığı günde yürürlüğegirmiş bulunmaktadır. 27/10/1980 günlü, 2324 sayılı " Anayasa DüzeniHakkında Kanun" un 1. maddesinde " 9 Temmuz 1961 tarihli ve 334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile değişiklikleri, aşağıdaki maddelerdebelirtilen istisnalar saklı kalmak üzere, yeni bir Anayasa kabul edilipyürürlüğe girinceye kadar yürürlüktedir" denildikten sonra 3. maddesindede " Millî Güvenlik Konseyi'nce kabul edilerek yayımlanan bildiri ve kararhükümleri ile yayımlanan ve yayımlanacak olan Kanunların Anayasaya aykırılığıiddiası ileri sürülemez" hükmü yer almaktadır.
334 sayılı Anayasa'nın yürürlükte olan hükümlerine göre,Anayasa'ya aykırılık iddiası iki yolla ileri sürülebilir. Bunlardan birincisiAnayasa'nın 149 uncu maddesiyle düzenlenen iptal davasıdır ve 150. maddedesaptanan 90 günlük hak düşürücü süre eski yasalar yönünden geçmiş bulunduğundanbu yol bu gün için işlerliğini kaybetmiş bir nitelik göstermektedir, ikinci yolise Anayasa'nın 151. maddesiyle düzenlenen itiraz yoludur. 27/10/1980 günlü, 2324sayılı Yasa, Millî Güvenlik Konseyi'nce kabul edilerek yayımlanan bildiri vekarar hükümleriyle, yayımlanan ve yayımlanacak olan kanunlara karşı, tıpkı, 334sayılı Anayasa'nın Geçici 4. maddesinin üçüncü fıkrasında olduğu gibi, iptaldavası ve itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması yollarınıkapatmasına karşın, Millî Güvenlik Konseyi'nden önce çıkarılmış yasa hükümleriüzerinde Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılmasını önlemiş değildir. Bu bakımdaneski bir yasaya karşı yapılmış bir başvuruda yerel mahkemenin değişikliktenönceki hükmü uygulama durumu sürdükçe, o hükmün Millî Güvenlik Konseyi'ncesonradan değiştirilmiş olmasının, Anayasa Mahkemesi'nin 27/ 10/1980 günlü, 2324sayılı Yasa ile yürürlükte olduğu belirtilen bu Anayasa'dan kaynaklanmış incelemeyetkisini engellemiyeceği açıktır.
Bu görüşe Muammer Yazar, Ahmet Zeyneloğlu, Nahit Saçlıoğlu,Hüseyin Karamüstantikoğlu ve Kenan Terzioğlu katılmamışlardır.
2 - İlk inceleme evresinde, Anayasa'ya uygunluk denetimininyapılmasında ve incelemenin sürdürülmesinde hukuksal ve anayasal hiç bir yararkalmadığının anlaşılması durumunda işin oya sunularak bir karara bağlanmasıdoğaldır. Çünkü, hukuksal ve anayasal yarar kalmayan bir işin esasınınincelenmesine karar verilmesi ve böylece incelemenin sürdürülmesi, ancakgereksiz bir işlem olarak nitelendirilebilir.
Bu görüşe Ahmet Salih Çebi, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta GüngörÖzden katılmamışlardır.
3 - İncelemenin sürdürülmesinde hukuksal ve Anayasal yararbulunup bulunmadığının incelenmesine gelince :
Yukarıda da değinildiği gibi, 854 sayılı Deniz İş Yasası'nın4/7/1975 günlü, 1926 sayılı Yasayla değişik 20. maddesi, 17/10/ 1980 günlü,2319 sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve sözkonusu yasanın 51. maddesine bu yasaile bir fıkra eklenmiştir. Yasanın değişik 20. maddesi 12/9/1980 gününde, 51.maddeye eklenen fıkra da yayımlandığı günde yürürlüğe konulmuştur.
Yasa koyucu 2319 sayılı Yasa ile, 20. maddeyi değiştirmeklebirlikte, itiraza konu edilen hükmü aynı anlam ve içerikte yinelemiştir. Sözkonusu yasa ile 51. maddeye eklenen fıkra hükmü ise, " 20 nci maddehükümlerine aykırı harekette bulunarak kıdem tazminatının öngörülen esaslardışında veya saptanan miktar veya tavan aşılarak ödenmesi için emir veyatalimat veren veya bu yolla hareket eden özel veya kamu kurumu veyakuruluşların yönetim kurulu üyeleri, genel müdür, müessese müdürü, muhasebemüdürü gibi yetkili sorumluları hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren birsuç teşkil etmediği takdirde altı aydan iki seneye kadar hapis ve yirmi binliradan ellibin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur. Kanuna aykırı olarakfazla ödenen miktarın da ayrıca Hazine lehine re'sen tahsili ne kararverilir" biçimindedir.
Deniz İş Yasası'nın 20. maddesinin 1926 sayılı Yasa ile değişikhükmü şöyledir :
" Kıdem tazminatına esas olacak 30 günlük ücret tutarınınbeher yıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı İş Kanunu'na göre tespitedilmiş olan günlük asgari ücretin 30 günlük tutarının yedibuçuk katından fazlaolamaz."
Kamu düzeniyle ilgili olan ve buyurucu niteliği açısından topluiş sözleşmeleriyle değiştirilmesi olanağı bulunmıyan bu hüküm, yasanın konuluşamacına karşın fazla ödeme yapılmasını engelleyememiş ve bu nedenle de Yasakoyucu tarafından yeniden düzenlenmiştir.
Yasa koyucu konuya getirdiği bu açıklık ile de yetinmemiş,buyruğuna karşı gelinmesi takdirinde ödemeyi yapan ve bu yolda emir verenleride cezalandırmak suretiyle kamu düzenine ilişkin olan bu kuralı ayrıca cezayaptırımına bağlamıştır. Davacı ise kıdem tazminatının, 7. dönem toplu işsözleşmesi hükümlerine göre ve çalıştığı beher yılın 50 günlük ücret üzerindenhesaplanarak ödenmesini istemekte ve bunu önleyen yasa hükmünün Anayasayaaykırı olduğu savında bulunmaktadır.
Anayasa'nın 152. maddesinde " Anayasa Mahkemesi'nce,Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilen Kanun veya İçtüzük veyabunların iptal edilen hükümleri, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığıtarihte yürürlükten kalkar" kuralı yer almaktadır. Bu kurala göre birvarsayım olarak, sözü edilen 1926 sayılı Yasanın itiraza konu olan hükmününAnayasaya aykırılığının kabul edilmesi takdirinde bu hükmün, kararın ResmîGazete'de yayımlanması gününde yürürlükten kalkması, bu kuralın engellediğitoplu iş sözleşmesinin de böylece geçerlik kazanması gerekecektir. Oysa Yasakoyucu saptanan kural dışında kıdem tazminatı ödenmesini yasaklamakta ve bunaaykırı davranışları ceza yaptırımına bağlamaktadır. Ödeme, 51. maddeye eklenenfıkranın yürürlükte olduğu zamana rastlaması nedeniyle olanaksız bir durumagelecek ve böylece sözkonusu kuralın Anayasaya uygunluk denetimindengeçirilmesinde ne anayasal ve ne de hukuksal bir yararın bulunduğundan sözedilemiyecektir. Görüşmeler sırasında bu durumun Anayasa Mahkemesi'ni değiluygulayıcıları ilgilendirdiği öne sürülmüş ise de, Anayasa Mahkemesi'nindenetim sonunda verdiği karar, yalnızca kâğıt üzerinde kalmanın ötesindehukuksal ve eylemsel bir sonuç ortaya koyamıyor ve bir anlam taşımıyorsa,Anayasa Mahkemesi bu durumu gözönünde tutmak zorundadır. Daha önemlisi, itirazkonusu yasa kuralının Anayasaya aykırı bulunması, 2324 sayılı Yasanın 6.maddesi karşısında 2319 sayılı Yasanın itiraz konusu hüküm yerine koyduğu metnihukuken Anayasa değişikliği durumuna dönüştürecek ve böylece Anayasa Mahkemesikararı da anlamını yitirerek yoklukla eşdeğerde bir belge haline gelecektir.
Anayasal ve yasal hiç bir yarar sağlamayan bu durumda Anayasayauygunluk denetimine ilişkin inceleme durdurulmalı ve itiraz reddedilmelidir.
Bu görüşe Ahmet Salih Çebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu, NecdetDarıcıoğlu, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden katılmamışlardır.
V - SONUÇ :
1 - 4/7/1975 günlü, 1926 sayılı Yasayla değiştirilen 854 sayılıDeniz İş Yasası'nın 20. maddesinin onüç'üncü fıkrası hükmünün 23/10/1980 günlü,17140 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2319 sayılı Yasayla değiştirilmişolmasının, Anayasa Mahkemesi'nin elindeki işte, 1926 sayılı Yasayla getirilen20. maddenin onüç'üncü fıkrası hükmünü inceleme yetkisini etkilemessdiğine,Muammer Yazar, Ahmet Zeyneloğlu, Nahit SaçlıoğJu, Hüseyin Karamüstantikoğlu veKenan Terzioğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
2 - İlk inceleme evresinde, incelemenin sürdürülmesinde hukukîyarar olup olmadığının oylama konusu yapılabileceğine Ahmet Salih Çebi, YılmazAliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
3 - 2319 sayılı Yasanın, 20. maddeyi değiştirerek itiraza konuedilen hükmü aynı anlam ve içerikte yinelemesi, ayrıca bu Yasanın 51. maddesineeklediği fıkra hükmü karşısında, 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkındaki Yasahükümleri de gözönüne alındığında, Anayasaya aykırılık savına ilişkin Yasametnine yöneltilen itirazın incelenmesinde hukukî yarar kalmadığına ve bunedenle itirazın incelenmeksizin reddine, Ahmet Salih Çebi, Nihat O.Akçakayalıoğlu, Necdet Darıcıoğlu, Yılmaz Aliefendioğlu ve Yekta GüngörÖzden'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
9/4/1981 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Ahmet Zeyneloğlu
Üye
Adil Esmer
Üye
Hakkı Müderrisoğlu
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Yılmaz Efendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
l - Anayasa Mahkemesi'nce yapılmakta olan incelemenin konusu çoksınırlı olup başvurunun yetkili kişi, kurum tarafından yapılıp yapılmadığı vebaşvurunun konusu olan işin Anayasa Mahkemesi'nin görevine girip girmediğinisaptamaktan ibarettir. Bu evrede Anayasaya uygunluk denetiminin yapılmasında veincelemenin sürdürülmesinde hukuksal ve anayasal yarar olup olmadığınıaraştırmak ve saptamak olanaksız ve gereksizdir. Hukuksal ve Anayasal yararolup olmadığı ancak özün incelenmesi sonunda saptanabilir. Bu nedenle ilkinceleme evresinde, özün incelenmesinde hukuksal ve anayasal yararkalmadığından söz edilemez. Bu itibarla ilk inceleme evresinde özünincelenmesinde hukuksal ve anayasal bir yarar olup olmadığının oylama konusuyapılmasına ilişkin, kararın ikinci bendindeki çoğunluk görüşüne karşıyım.
2 - Nitekim kimi üyeler Anayasaya aykırılık savına ilişkin yasametnine yönelik itirazın incelenerek sonuca göre, itiraz konusu hükmün iptaligerekip gerekmeyeceğine karar verilmesi görüşünü savunmuşlardır.
Öte yandan davanın açılışı tarihinde yürürlükte olan bir yasahükmünün daha sonra Millî Güvenlik Konseyi'nce kabul edilen 2319 sayılı Yasaile aynı anlam ve içerikte olması ve 2324 sayılı Yasanın 6. maddesi hükmükarşısında Millî Güvenlik Konseyi'nce kabul edilen yasalar hakkında iptaldavası açılamaması bu davayı etkilemez. Davacı 2319 sayılı Yasa hükmününiptalini değil, işten ayrıldığı tarihte yürürlükte olan ve 50 gün esasıüzerinden kıdem tazminatı ödenmesini öngören toplu sözleşme hükmüne rağmen, kıdemtazminatının senelik 30 gün ücret üzerinden hesaplanmasını hüküm altına alan854 sayılı Yasanın 1926 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinin 13. fıkrasınıniptalini istemiştir. Bu Yasa Millî Güvenlik Konseyi Yasası olmadığından 2324sayılı Yasanın getirdiği yasağın dışındadır. Bu itibarla davanın incelenmesine,Anayasaya aykırılığın gerçekleşmesi halinde iptal kararı verilmesine bir engelyoktur.
Her ne kadar daha sonra Millî Güvenlik Konseyi'nce yürürlüğekonmuş olan 2319 sayılı Yasada aynı anlam ve içerikte bir hüküm kabul edilmişise de iptali istenen yasa ile 2319 sayılı Yasa ayrı ayrı yasalardır. Buitibarla 2319 sayılı Yasa ile iptali istenilen yasa niteliğinde bir hükmünMillî Güvenlik Konseyi'nce kabul edilmiş olması 2319 sayılı Yasadan müstakil birvarlığa sahip olan 854 sayılı Yasanın 1926 sayılı Yasa ile değişik 20.maddesinin 13. fıkrasına yönelik davanın görülmesine engel sayılamaz
Dava konusu hükmün iptalinde yarar olup olmadığı hususunagelince: Dava konusu hükmün iptali halinde toplu sözleşme geçerlikılınacağından davacının isteği, yerel mahkemece, hüküm altına alınacaktır.2319 sayılı Yasa ile 854 sayılı Yasanın 51. maddesine eklenen fıkra mahkemehükümlerinin icrasını engellemez. Mahkeme hükümlerinin yerine getirilmesianayasal bir zorunluluktur. Kaldıki dava ek fıkra ile getirilen yasağın kapsamıdışındadır. Zira, gerek 854 sayılı Yasanın 1926 sayılı Yasa ile değişik 20.maddesinin 13. fıkrasında gerek 2319 sayılı Yasa ile değişik 20. maddenin 15.fıkrasında 30 günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri iledeğiştirilmesine cevaz verilmiş, ek maddenin getirdiği yasak süre yönündenkaldırılmıştır. Dava ise süre ile ilgilidir. Bu nedenle 30 günlük süreyi kamudüzeni ile ilgili saymak mümkün değildir.
Kaldıki bu hususlar maddeyi uygulayacak olanları ilgilendirenhususlardır. Gerçi çoğunluk kararında (...Anayasa Mahkemesi'nin denetim sonundaverdiği karar, yalnızca kâğıt üzerinde kalmanın ötesinde hukuksal ve eylemselbir sonuç ortaya koyamıyor ve bir anlam taşımıyorsa Anayasa Mahkemesi bu durumugörmezlikten gelemez. Daha da önemlisi, itiraz konusu yasa kuralının Anayasayaaykırı bulunması, 2324 sayılı Yasanın 6. maddesi karşısında, 2319 sayılıYasanın itiraz konusu hüküm yerine koyduğu metni hukuken Anayasa değişikliğidurumuna dönüşecek ve böylece Anayasa Mahkemesi kararı da anlamını yitirerekyoklukla eşdeğerde bir belge haline gelecektir.) denilmektedir. Biz çoğunluğunbu görüşüne katılmamaktayız. Zira denetim sonunda Anayasa Mahkemesi'nceverilecek iptal kararının kâğıt üzerinde kalması düşünülemez, iptal edilenhükmün o davada uygulanması mümkün değildir. Sonra çıkan yasada benzer hükmünyer alması ve sonra çıkan yasanın Millî Güvenlik Konseyi Yasası olması yönündenAnayasa niteliğinde bulunması ve iptalinin dava edilememesi yukarıda daaçıklandığı üzere 1926 sayılı Kanuna ilişkin davalarda değil, 2319 sayılıKanuna ilişkin davalarda düşünülecek ve geçerli olabilecek savlardır.
Bu nedenle de çoğunluk kararının üçüncü bendine karşıyım.
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOY YAZISI
Millî Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği 27/10/1980 günlü, 2324sayılı " Anayasa Düzeni Hakkında Kanun" un 3. maddesinde " MillîGüvenlik Konseyi'nce kabul edilerek yayımlanan bildiri ve karar hükümleri ileyayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların Anayasaya aykırılığı iddiası ilerisürülemez." hükmü yer almıştır. Ayrıca aynı yasanın 6. maddesinde de" Millî Güvenlik Konseyi'nin bildiri ve kararlarında yer alan ve alacakolan hükümlerle Konsey'ce kabul edilerek yayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların9 Temmuz 1961 tarihli ve 334 sayılı Anayasa hükümlerine uymayanları Anayasadeğişikliği olarak ve yürürlükteki kanunlara uymayanları da Kanun değişikliğiolarak yayımlandıkları tarihte ve metinlerinde gösterilen tarihlerde yürürlüğegirer" denilmiştir.
12 Temmuz 1975 günlü ve 1926 sayılı Kanun'un 1. maddesi iledeğiştirilen 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 20. maddesi, Millî GüvenlikKonseyi'nce kabul edilip 23.10.1980 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan 2319sayılı Kanunun 1. maddesi ile değiştirilmiştir.
1926 sayılı Kanun ile değişik 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 20.maddesinde yer alan tavan sınırlaması hükmü, Millî Güvenlik Konseyi'nce kabuledilip yürürlüğe girmiş bulunan 2319 sayılı " Kanun" la değişmesi veeski metinin yeni metin kapsamına alınması karşısında, artık Anayasaya uygunlukdenetiminin yapılmasına olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle de Anayasayaaykırılık savının incelenmesine gerek yoktur.
Yukarıda açıklanan nedenle çoğunluğun, eski metni Anayasa'yauygunluk denetimine tabi tutmasına ilişkin görüşüne karşıyız.
Üye
Ahmet Zeyneloğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
KARŞIOY YAZISI
İstanbul 10. İş Mahkemesi, 20/4/1967 günlü, 854 sayılı Deniz İşYasası'nın 4/7/1975 günlü, 1926 sayılı Yasayla değişik 20. maddesinin 14.fıkrasında yer alan " Kıdem tazminatına esas alınacak 30 günlük ücrettutarının beher yıl için nazara alınacak miktarının, 1475 sayılı İş Kanunu'nagöre tespit edilmiş olan günlük asgarî ücretin 30 günlük tutarının 7,5 katındanfazla olamaz." biçimindeki hükmün iptalini istemiştir.
Davacı vekili 10/5/1979 günlü dilekçesinde, anılan hükmünAnayasaya, aykırı olduğunu ileri sürmüş, bu savı ciddî bulan İş Mahkemesi, 334sayılı Anayasa'nın 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddeleriuyarınca Anayasa Mahkemesi' ne başvurmuştur.
Gemi adamı olarak, davalı D. B. Deniz Nakliyat Anonim Ortaklığıişyerinden 2/5/1978 günü isteği ile emekliye ayrılan davacı, üyesi olduğusendika ile davalı arasında imzalanan 7. dönem toplu iş sözleşmesine görekendisine beher hizmet yılı için 50 günlük ücret tutarında kıdem tazminatıödenmesi gerektiğini, davalının ise buna uymayarak 7,5 kat tavan sınırlamasınıuygulayarak eksik ödemede bulunduğunu ileri sürmüştür.
İş Mahkemesi'nin iptal isteğini içeren 9/10/1980 günlü kararı,Anayasa Mahkemesi'ne 4/3/1981 günü gelmiş, 1981/6 esasına kaydedilmiştir.
Kıdem tazminatı, yasal koşulların gerçekleşmesi halinde, işverentarafından işçiye ödenen bir paradır. Sözleşmenin haklı bir nedenle işverentarafından feshi halinde işçiye ödenmesi gerekmeyen kıdem tazminatı, haksızfiilden ileri gelen tazminat ile 506 sayılı Yasada öngörülen gelirler türüne debenzememektedir. Kendisine özgü olan ve yasadan doğan bu tazminat, iştenayrılan işçinin yoksulluğa düşmemesi, işinde sebatla çalışması nedeniyle birödüllendirme olarak da nitelendirilebilir.
1475 sayılı İş Yasası'nın, 1927 sayılı Yasa ile değişik 14.maddesinin kıdem tazminatına ilişkin hükmü Anayasa Mahkemesi'nin 23/1/1979günlü, 1978/14 -1979/6 sayılı kararı ile biçim yönünden iptal edilmiş, bu karar14/4/1979 günlü Resmî Gazete'de yayımlanmış; Anayasa'nın 152. maddesi uyarıncatanınan bir yıllık süre 14/4/1980 günü son bulmuştur. Millî GüvenlikKonseyi'nce, 1475 sayılı İş Yasası'nın değişik 14. maddesi, 17/10/1980 günlü,2320 sayılı Yasa ile değiştirilmiştir. Böylece, sözü edilen değişik 14.maddede, Anayasa Mahkemesi'nce biçim yönünden yapılan iptallerin yeridoldurulmuş, uygulama ceza yaptırımına bağlanmıştır.
Millî Güvenlik Konseyi, 854 sayılı Deniz İş Yasası'nın 4/7/ 1975günlü, 1926 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesini de, 17/10/ 1980 günlü, 2319sayılı Yasa ile değiştirmiştir. Her iki yasa 23/ 10/1980 günlü, 17140 sayılıResmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur, iptali istenilen hüküm,Anayasa Mahkemesi'nin biçim yönünden kimi hükümlerini iptal ettiği, 1475 sayılıİş Yasası'nın 1927 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesindeki kuralın birbenzeridir.
1926 sayılı Yasanın 'da 1927 sayılı Yasada olduğu gibi biçimyönünden eksik bulunduğu bir an için kabul edilse bile yapılan yasa değişikliğinedeniyle artık, davacının bir yararı kalmamıştır. Resmî Gazete'de hemenyayımlandıktan sonra Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayan Anayasa Mahkemesi kararlarınıniptale ilişkin olanlarının geriye yürümeyeceği Anayasa'nın 152. maddesininüçüncü fıkrası gereğidir. 1926 sayılı Yasa bakımından bir iptal hükmübulunmadığına, 2/5/1978 günü isteği ile emekli olan davacının, 10/5/1979 günlüdavasında ileri sürdüğü Anayasa'ya aykırılık savı üzerine, mahkemesince iptal isteğiniiçeren 9/10/1980 günlü karardan sonra, değişik 20. madde 17/ 10/1980 günlü,2319 sayılı Yasa ile değiştirilmiş olduğuna göre itiraz konusu hüküm bakımındanAnayasa'ya uygunluk denetiminin sürdürülmesi gerekmez (Anayasa Mahkemesi'nin27/11/ 1979 günlü, 1978/74 -1979/43 sayılı kararı, Resmî Gazete, Gün :21/2/1980, Sayı: 16907).
Ayrıca, şu yönü de belirtmek yerinde olacaktır; AnayasaMahkemesi bir yasa hükmünü biçim, ya da esas yönünden iptal ettiği zaman öncekiyasa kendiliğinden yürürlüğe girmez, kural olarak bir yasa hükmünün Anayasa veİçtüzük kurallarına göre yeniden yasalaştırılması gerekir. Yasalarınçıkarılmasında izlenen yöntem ve Anayasa Mahkemesi kararları bu doğrultudadır.Bunun dışında olan, Anayasa'nın bir hükmünü yürürlükten kaldıran yasanın iptaliüzerine, Anayasa'da boşluk yaratılmaması ilkesine dayanılarak Anayasayauygunluk denetiminin iptalden önceki hükme göre yapılmasıdır (Anayasa MahkemesiKararı: 19/10/1971 günlü, 40 - 73 sayılı, Resmî Gazete, gün : 2/7/1972, Sayı:14233).
Görülüyor ki, değişiklikten önceki 20. maddenin, ya da bunudeğiştiren 1926 sayılı Yasanın itirazcı mahkemeye açılan davada, sonradanyürürlüğe konulan 2319 sayılı Yasa karşısında uygulanması ve Anayasa'yauygunluk denetimine tâbi tutulması söz konusu olamaz.
Cezaya ilişkin yasa hükümlerinin Anayasaya uygunluk denetimindeise, yapılan değişikliğin bir eylemin suç olup olmadığı, suçluluğu ortadankaldırıp kaldırmadığı, suç öğesi ve ceza miktarı bakımından sanığın durumunuağırlaştıran nitelikte olup olmadığına bakılır. Örneğin, getirilen değişiklikTürk Ceza Yasası'nın 2. maddesinde öngörülen " sanık yararına"ilkesine ters düşüyorsa değişiklikten önceki hüküm üzerinde inceleme sürdürülür(Anayasa Mahkemesi Kararları: 3/2/1981 günlü, 72 -12 sayılı; 3/2/1981 günlü, 45-11 sayılı, Resmî Gazete, gün: 13/5/1981, Sayı: 17339).
Olayda, uygulanacak yasa hükmü - kazanılmış haktan da sözedilmeyeceğine göre- kamu düzeni düşüncesiyle getirilen, fazla Ödemeye izinvermeyen, ayrıca ceza sorumluluğunu da öngören 2319 sayılı Yasadakikurallardır. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi'nin itiraz konusu hükmü Anayasayauygunluk denetiminden geçirme yetkisi olup olmadığı sorunu üzerinde de durmakgerekir.
Millî Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği 27/10/1980 günlü, 2324sayılı " Anayasa Düzeni Hakkında Kanun" un 3. maddesinde " MillîGüvenlik Konseyi'nce kabul edilerek yayımlanan bildiri ve karar hükümleri ileyayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların Anayasa'ya aykırılığı iddiası ilerisürülemez." hükmü yeralmıştır. Ayrıca, aynı Yasanın 6. maddesinde de" Millî Güvenlik Konseyi'nin Bildiri ve Kararlarında yer alan ve alacakolan hükümlerle Konsey'ce kabul edilerek yayımlanan ve yayımlanacak olankanunların 9 Temmuz 1961 tarihli ve 334 sayılı Anayasa hükümlerine uymayanlarıAnayasa değişikliği olarak ve yürürlükteki kanunlara uymayanları da kanundeğişikliği olarak yayımlandıkları tarihte ve metinlerde gösterilen tarihlerdeyürürlüğe girer." denilmiştir. Bu yasal değişiklik karşısında, AnayasaMahkemesi'nin denetim yetkisi bulunmadığı gözönünde tutularak itiraz davasıreddedilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
KARŞIOY YAZISI
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 151. ve " AnayasaMahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun" un 27.maddeleri, bir davaya bakmakta olan mahkemenin; o dava nedeniyle uygulanacakYasa Hükümlerini Anayasaya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varması halinde, iptali için,Anayasa Mahkemesi'ne başvurma yolunu açık tutmuş bulunmaktadır.
2/5/1978 gününde isteğiyle emekliye ayrılması üzerine, 21 yıl 7ay süren çalışmasının karşılığı olarak İşveren D. B. Deniz Nakliyatı T.A.Ş.Genel Müdürlüğünce 931.246 TL. yerine 532.393,15 TL. kıdem tazminatı ödenmeksuretiyle mağdur edildiğini öne sürerek, eksik yapılan ödemeye ilişkin haklarısaklı kalmak koşuluyla, şimdilik 20.000 liranın hüküm altına alınması istemiyledava açan gemi adamı davacı; kıdem tazminatına tavan sınırlaması getiren 854sayılı Deniz İş Kanunu'nun 4/7/1975 günlü, 1926 sayılı Yasayla değişik 20.maddesinin onüç'üncü fıkrasında yer alan " Kıdem tazminatına esas olacak30 günlük ücret tutarının beher yıl için nazara alınacak miktarı 1475 sayılı işKanunu'na göre tesbit edilmiş olan günlük asgarî ücretin 30 günlük tutarınınyedibuçuk katından fazla olamaz" biçimindeki hükmün Anayasa'nın 2. ve 40.maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdüğüne, davaya bakan İstanbul 10. İşMahkemesi de bu savı ciddi bularak sözü edilen Yasa kuralının iptali içinAnayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını kararlaştırdığına göre, " itirazyolu" nun işleyebilmesi için Anayasa'da ve 44 sayılı Yasada öngörülen tümkoşulların gerçekleştiğinde kuşku kalmamıştır.
(İtiraz yoluna başvuran mahkeme), (bakılmakta olan dava) ve(uygulanacak hüküm) öğeleri yönünden, Anayasaya uygunluk denetimi yapılmasınaengel bir durumla karşılaşılmamış olması nedeniyle, konuya, çoğunluk kararınıntemel dayanağını oluşturan " hukukî yarar" açısından yaklaşılmasındave bu yönden açıklık kazandırılmasında zorunluluk vardır.
" 584 sayılı Deniz İş Kanununun 4/7/1975 tarihli, 1926Sayılı Kanunla Değişik 20 nci maddesinin Değiştirilmesi ve 51 inci maddesinebir Fıkra Eklenmesi Hakkında" ki 2319 sayılı Yasa 17/10/1980 gününde kabuledilerek, 23/10/1980 günlü, 17140 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 3.maddesinin açık anlatımı karşısında, 854 sayılı Yasanın 1926 sayılı Yasayladeğişik 20. maddesini değiştiren 1. maddesi 12/9/1980 gününde, aynı Yasanın 51.maddesine bir fıkra ekleyen 2. maddesi ise yayımlandığı gün yürürlüğegirmiştir. 2/5/1978 gününde isteğiyle emekli olan davacı gemi adamının emekliyeayrılmasından yaklaşık 2,5 yıl sonra yürürlüğe giren, dolayısıyla emeklilikişleminin ve kıdem tazminatına ilişkin ödemenin yapıldığı dönemde yürürlük vegeçerliliğinden söz edilmemesi gereken 2319 sayılı Yasanın, 854 sayılı Deniz işKanunu'nun 4/7/1975 günlü ve 1926 sayılı Yasayla değişik 20. maddesinideğiştiren 1. maddesi hükümlerinin bakılmakta olan davada uygulama yeri veolanağı yoktur.
Kıdem tazminatına ilişkin uygulamanın yasal dayanağını, davacınınisteği doğrultusunda emeklilik işleminin yapıldığı dönemde yürürlükte bulunanYasa hükümleri oluşturacağı, itirazcı Mahkemenin elindeki davada, bu nedenle,854 sayılı Yasanın 1926 sayılı Yasayla değişik 20. maddesinin onüç'üncü fıkrasıuygulanacağı, 17/10/1980 günlü, 2319 sayılı Yasanın 1. ve 2. maddeleriyleyürürlüğe konan hükümler ve 27/10/1980 günlü, 2324 sayılı Anayasa DüzeniHakkında Kanun'un 3. ve 6. maddeleri ise bu davayı doğrudan ya da dolaylıolarak etkilemeyeceği; daha açık bir anlatımla, emeklilik işlemininolgunlaştığı gün bakımından, uyuşmazlığın çözümlenmesinde, 17/10/1980 günlü,2319 sayılı Yasanın 1. maddesiyle getirilen yeni hükümlere dayanılamayacağı, buYasanın 2. maddesiyle 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 51. maddesine eklenenfıkra ise, doğrudan doğruya 2319 sayılı Yasanın 1. maddesinde yer alankuralların uygulanmasını zorunlu kılan koşullara karşın, bu madde hükümlerineaykırı harekette bulunarak, kıdem tazminatının öngörülen esaslar dışında veyasaptanan miktar veya tavan aşılarak ödenmesi için emir veya talimat verenlerveya bu yolda hareket edenler hakkında uygulanacak yaptırımları içermekteolduğu, 2319 sayılı Yasanın 1. ve 2. maddelerinin yürürlük ve geçerliliklerini12/9/1980 ve 23/10/1980 günlerinden önceye, özellikle emeklilik işlemininyapıldığı döneme kadar götürmeye olanak bulunmadığı esasen, 27/10/1980 günlü,2324 sayılı Yasanın 6. maddesinde de, Millî Güvenlik Konseyi'nin Bildiri veKararlarında yer alan ve alacak olan hükümlerle Konsey'ce kabul edilerekyayımlanan ve yayımlanacak olan Yasaların Anayasa hükümlerine uymayanlarıAnayasa değişikliği olarak ve yürürlükteki yasalara uymayanları da yasadeğişikliği olarak " yayımlandıkları tarihte ve metinlerinde gösterilentarihlerde" yürürlüğe girecekleri açıkça belirlendiği cihetle, 854 sayılıDeniz İş Kanunu' nun 4/7/1975 günlü, 1926 sayılı Yasayla değiştirilen 20.maddesinde yer alan itiraz konusu kuralın Anayasa'ya uygunluk denetimi dışındabırakılması Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Yasanın 27. maddelerinin anlam veamacına aykırı düşmektedir.
Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülerek iptali istenen Yasametnine yöneltilen itirazın incelenmesinde yasal zorunluluk bulunması, buincelemenin yapılmasındaki hukuki yararı da açıklıkla ortaya koymaktadır. Kaldıki, itiraz konusu hükmün iptali yoluna gidildiği takdirde, Toplu Sözleşmehükümleri de geçerlilik kazanacağına göre, tersine uygulama, sonuç ne olursaolsun, Anayasa'ya uygunluk denetiminin sağlayacağı " hukuki yarar" ıngerçekleşmesini engelleyecektir.
" 2319 sayılı Yasanın, 20. maddeyi değiştirerek, itirazakonu edilen hükmü aynı anlam ve içerikte yinelemesi, ayrıca bu Yasanın 51.maddesine eklediği fıkra hükmü karşısında, 2324 sayılı Anayasa DüzeniHakkındaki Yasa hükümleri de gözönüne alındığında, Anayasa'ya aykırılık savınailişkin Yasa metnine yöneltilen itirazın incelenmesinde hukukî yararkalmadığı" na işaret olunarak " itirazın incelenmeksizin reddi"doğrultusunda oyçokluğuyla oluşturulan karara yukarıda açıklanan nedenlerlekatılmamaktayım.
Üye
Necdet Darıcıoğlu
KARŞIOY YAZISI
Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkındaki Kanun'un 27. maddesine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, uygulanacak bir yasanın hükümlerini Anayasa'ya aykırı görür ya dataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısınavarırsa, Anayasa'ya aykırılık itirazıyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir. Budurumda Anayasa Mahkemesi'nin yetkisi bu itirazın " bir davaya bakmaktaolan mahkemece" yapılıp yapılmadığını ve itiraz konusu edilen kuralın odavada " uygulanacak kural" olup olmadığını saptamaktır. AnayasaMahkemesi, böylece, konunun kendi yetkisi içine girip girmediğini belirler.Mahkeme, yetkisine giren bir konuda Anayasa'nın 147. maddesi uyarıncaAnayasa'ya uygunluk denetimi yapmakla görevlidir.
Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa'da yer almamasına karşın, iptaldavaları için 44 sayılı Yasanın 26. maddesinde, itiraz yoluyla gelen işlerdeise Mahkemenin İçtüzüğünün 15. Maddesinde öngörülen ilk inceleme yetkisi,yalnızca başvurma dilekçe ve eklerindeki noksanlıkların tamamlanması amacıylasınırlıdır. Anayasa Mahkemesi'ne, ne Anayasa, ne 44 sayılı Yasa ve ne deiçtüzükle Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılmasında ve incelemeninsürdürülmesinde " Hukuksal ve Anayasal yarar olup olmadığını"incelemek yetkisi verilmemiştir. Özellikle, işin esasına girilmeden, dilekçe veeklerindeki noksanlıkların tamamlanması amacıyla yapılan ilk inceleme evresinde" Anayasal denetimde hukuksal yarar bulunup bulunmadığı" oylanamaz.Çünkü Anayasa ve yasada böyle bir yetki bulunmadığı gibi, çoğu zaman, işinesasına girilmeden " hukuksal yarar" bulunup bulunmadığı daanlaşılamaz. Kaldı ki, Anayasa'ya aykırılığın veya uygunluğun saptanması bilebaşlı başına Anayasal ve hukuksal yarar sağlar. Anayasa Mahkemesi'nin esasgörevi de budur.
Anayasa Mahkemesi'nin çoğunlukla verdiği kararda belirtilenitiraz konusu hükmün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptali durumunda, 854 sayılıDeniz iş Yasası'nın 1926 sayılı Yasayla değişik 20. maddesini aynı doğrultudave içerikle değiştiren ve 51. maddesine bir fıkra ekliyen 17/10/1980 günlü,2319 sayılı Yasanın getirdiği ek fıkranın yürürlükte bulunduğu dönemde toplusözleşmedeki esaslara göre ödeme yapılamıyacağından, Anayasa'ya aykırılıkitirazının incelenmesinde hukuksal yarar bulunmadığı yolundaki görüşe deaşağıdaki nedenlerle katılma olanağı bulamamaktayız. İtiraz yoluyla AnayasaMahkemesi'ne getirilen itiraz konusu yasa hükmünün iptali durumunda uyuşmazlık,emeklilik işleminin tamamlandığı tarihte yürürlükte bulunan Deniz İş Yasası'nın1926 sayılı Yasayla değişik 20. maddesinin iptal edilmiyen hükümlerine göreçözümlenir. Bu durumda, 854 sayılı Yasanın 1926 sayılı Yasayla değişik 20.maddesinin yürürlükte kalan hükümlerine ve toplu sözleşmeye göre hesaplanacakkıdem tazminatının 2319 sayılı Yasanın yürürlüğe girdikten sonra ödenmesi, 2319sayılı Yasayla 51. maddeye eklenen fıkranın kapsamı dışında kalır ve bu fıkrayagöre bir ceza yaptırımının uygulanmasını gerektirmez. Çünkü, söz konusu ekfıkra, kıdem tazminatının, 854 sayılı Yasanın 2319 sayılı Yasayla değişik 20.maddesinde belirtilen ilkeler dışında ödenmesine karşı bir ceza yaptırımhükmüdür. Nitekim, ek fıkrada " 20 nci madde hükümlerine aykırı harekettebulunarak..." kıdem tazminatının ödenmesinden söz edilmektedir. Ek fıkradasözü geçen 20. maddenin Deniz İş Yasası'nın 2319 sayılı Yasayla değişik 20.maddesi olduğunda kuşku yoktur. 2319 sayılı Yasanın 1. maddesi 12/9/1980gününde, ek fıkrayı içeren 2. maddesi ise yasanın yayımlandığı 23/10/1980gününde yürürlüğe girmiştir. Olayda olduğu gibi, 1978 yılındaki emeklilikişlemi nedeniyle Deniz İş Yasası'nın 1926 sayılı Yasayla değişik 20. maddesinegöre hesaplanacak ve tahakkuk ettirilecek kıdem tazminatının, 23/10/1980tarihinde yürürlüğe giren ek fıkra nedeniyle ödenemeyeceğini düşünmek, 2319sayılı Yasanın yürürlük tarihim işlemin yapıldığı 1978 yılı öncesine götürmekolur.
Söz konusu 20. maddenin 2319 sayılı Yasayla aynı anlam veiçerikle değiştirildiği görüşü de tartışma götürür. Yeni metin, aynı anlam veiçerikte olsaydı, eski metnin değiştirilmesine gerek kalmazdı. Yasanınbaşlığında " 854 sayılı Deniz İş Kanunu' nun 4/7/1975 tarihli, 1926 sayılıKanunla Değişik 20 nci maddenin Değiştirilmesi... Hakkında Kanun" denmesimaddenin değiştirildiğini açıkça vurgulamaktadır. Nitekim eski metnin yargıorganlarınca yorumlanması ve uygulama, maddenin 2319 sayılı Yasayla değişikbiçiminden ayrı olmuştur. Bir an için, maddenin 2319 sayılı Yasayla değişikbiçiminin eski metinle aynı nitelikte olduğu kabul edilse bile, madde değişikliğikendi yürürlük gününde uygulamaya girer. Yeni metnin uygulanmasında yasadakiilkelere uyulmaması bir ceza yaptırımına bağlanmışsa, bu yaptırım ancakmaddenin değişik biçimine göre yapılan aksaklıklar nedeniyle uygulanabilir.
Böylece, 1978 yılında hak kazanılan kıdem tazminatınıhesaplamada uygulanacak hükmün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptali durumundadavacının hukuksal yararı bulunmaktadır.
Kaldı ki, tüm bu incelemelerin işin esasına girilmeden yapılmasıolanağı bulunmadığı gibi, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'ya aykırılık itirazıylakendisine başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada hukuksal yararın bulunupbulunmadığını incelemek yetkisi de yoktur. Bunu saptamak yerel mahkemeningörevidir.
Açıklanan nedenlerle işin esasına geçilmesi gerektiği oyu ilekararın 2. ve 3. Bölümlerine karşıyız.
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden