ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1983/1
Karar Sayısı : 1983/5
Karar Günü : 26/4/1983
R.G. Tarih-Sayı :15.04.1984-18373
İtiraz yoluna başvuran : Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi
İtirazın Konusu : 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun"un 18.maddesinin (A) bendinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptali istemindenibarettir.
I - Olay :
Sanık hakkında "Ticaret maksadı ile esrar kaçakçılığısuçundan dolayı Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesince, 15/4/1971 gününde gıyabitutuklama kararı verilmiştir. Tutuklama kararı İstanbul 1. Sulh CezaMahkemesince 27/4/1972 gününde vicahiye çevrilerek, aynı gün Bayrampaşa Ceza veTutukevi'ne konulan sanık, tutuklu bulunduğu sırada tedavi edilmekte olduğuBakırköy Akıl ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden 22/6/1972 günü firaretmiştir. Bu nedenle, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılmış olan kamudavasında yargılanmanın durdurulmasına karar verilmiştir.
Sanığın sonradan toplu kaçakçılık yaptığı ve 1587 sayılı Yasayaaykırı eylemde bulunduğu iddiasıyla 18/12/1980 gününde yakalanması üzerine,Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki davasının görülmesine devam edilmiştir.
İddia Makamı, esas hakkındaki mütalaasında; toplanan delilleregöre, sanığın, T. C. K. nun 403/3, 4, 5. maddesi gereğince cezalandırılmasınıve 1803 sayılı Af Yasasının 18/A maddesi uyarınca aftan yararlandırılmamasınıistemiştir.
Sanık ve savunucusu, iddia makamının belirtilen esasa ilişkindüşüncesi karşısında, sözü geçen Af Yasasının kaçak kişileri aftanyararlandırmayan 18/A maddesinin Anayasaya aykırı olduğunu öne sürmüşlerdir.
Davaya bakmakta olan Mahkeme de, Anayasaya aykırılık savını ciddibularak, bu konuda Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya karar vermiştir.
III - Yasa Metinleri :
1 - İtiraz Konusu Yasa Kuralı :
15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci YılıNedeniyle Bazı Suç ve Cezalarının Affı Hakkında Kanun"un itiraz konusu 18.maddenin (A) bendi şöyledir :
"A - Firar halinde olup da yurt içinde bulunanlar bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay, yurt dışında bulunanlar bir yıliçinde Resmi mercilere müracaatla teslim olmadıkları takdirde bu Kanunhükümlerinden faydalanamazlar."
2 - Mahkemenin Anayasaya aykırılık gerekçesine dayanak yaptığı1961 Anayasasının kuralları şöyledir :
"Madde 12 - Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, Kanun önünde eşittir.
Hiç bir kişiye, aileye, zümreye imtiyaz tanınamaz."
"Madde 92/5 - Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelenmetni benimsemezse, her iki meclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşitsayıdaki üyelerden bir karma komisyon kurulur. Bir komisyonun hazırladığı metinMillet Meclisine sunulur. Millet Meclisi, karma komisyonunca veya CumhuriyetSenatosunca, veya daha önce kendisince hazırlanmış olan metinlerden biriniolduğu gibi kabul etmek zorundadır. Cumhuriyet Senatosunda üye tam sayısınınsalt çoğunluğu ile kabul edilmiş olan madde değişikliklerinde, MilletMeclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için, üye tam sayısının saltçoğunluğunun oyu gereklidir. Bu halde açık oya başvurulur."
IV - İlk İnceleme :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 26/4/1983gününde Ahmet H. BOYACIOĞLU, H. Semih ÖZMERT, Adil ESMER, Nahit SAÇLIOĞLU,Hüseyin KARAMÜSTANTİKOĞLU, O. Mikdat KILIÇ, Mithat ÖZOK, Orhan ONAR, SelahattinMETİN, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU,Servet TÜZÜN ve Yekta Güngör ÖZDEN'in katılmalarıyla yapılan ilk incelemetoplantısında ; dava dosyasının takımı ile gönderilmiş olması bu iş yönündeneksiklik sayılmayıp esasın incelenmesine ve bu incelemenin başka günebırakılmaksızın sürdürülmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V - Esasın İncelenmesi :
İtiraza ilişkin rapor, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçelikararı ve ekleri, itiraz konusu yasa ve dayanılan Anayasa hükümleri; konu ileilgili öteki metinler ve gerekçeler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A - 9/11/1982 günü yürürlüğe giren 2708 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının 152. maddesinin son fıkrasındaki kural açısından inceleme :
1 - Anayasa Mahkemesi, daha önce gelen bir itiraz dolayısıyla15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suçve Cezaların Affı Hakkında Kanun" un 18. maddesinin (A) bendinde yer alankuralın yurt içinde bulunanlar yönünden sınırlı olarak yaptığı inceleme sonunda:
İtiraz konusu kuralın biçim ve esas yönünden Anayasaya aykırıolmadığına ve bu nedenle iptal isteminin reddine, 16/3/1976 günündeoybirliğiyle karar vermiş ve bu karar 10/6/1976 günlü, 15612 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmıştır. (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi S: 14, Sh.85-96).
9/11/1982 günü yürürlüğe giren 2709 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasasının 152. maddesinin san fıkrasında : "Anayasa Mahkemesi'nin işinesasına girerek verdiği kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra 10 yılgeçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvurudabulunulamaz." kuralı yer almıştır.
Danışma Meclisi Anayasa Komisyonunun bu fıkraya ilişkingerekçesinde : "İkincisi, bir hükmün iptaline ilişkin davanın reddindensonra beş yıl geçmedikçe aynı hükmün iptalinin istenemeyeceğidir.
Her ne kadar sebep birliği olmadıkça muhkem kaziyedenbahsolunamazsa da Anayasa Mahkemesi, kararında davanın dayandığı gerekçe ilebağlı olmadığından Anayasaya aykırılığı her türlü neden yönünden araştırmakzorundadır.
Bundan başka kanunların zamanla Anayasaya aykırı hale geldiği dedüşünülebilir. Ancak bunun için makul bir sürenin de geçmesi şarttır. İşte busüre beş yıl olarak takdir olunmuştur.
Bunların dışında, hukukun ana ilkelerinden biri olan istikrarilkesi de göz önüne alınmış, red edilen bir davanın beş yıl geçmedikçe yenidenaçılamıyacağı kabul edilmiştir" denilmektedir.
Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu tarafından anılan fıkradayapılan değişikliğin gerekçesinde ise : Anayasa Mahkemesinin red kararlarınınbazı hallerde usule ilişkin olduğu gözönünde tutularak, bunlar hariç bırakılmakamacıyla işin "esasına girerek" ibaresi eklenmiş; uygulamada istikrarsağlamak maksadı ile "beş" yıl olan süre "on" yılaçıkarıldığı, yazılıdır.
Bu gerekçelerden, Anayasa Mahkemesi'nin işin esasına girerekverdiği red kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra o hükmün zamanlaAnayasaya aykırı hale geldiğinin düşünülebilmesi için aradan yeterli birsürenin geçmesi gerektiği ve bu sınırlama ile kanunların uygulanmasındakiduraksamaların kaldırılarak, hukuki istikrarın sağlanmasının amaçlandığıanlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nce, aynı konudadaha önce biçim ve esas yönünden yaptığı inceleme sonunda vermiş olduğu redkararının 10/6/1976 günlü, 15612 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasındanitibaren henüz on yıl geçmemiştir. Bu durumda, bu kararın eldeki işin incelenmesineengel olup olmıyacağı, ön sorununun çözülmesi gerekmektedir.
2 - Anayasanın 152. maddesi ile gerekçesinde ve geçicimaddelerinde 1961 Anayasası'nın yürürlükte bulunduğu sırada esasa ilişkin redkararlarının da, son fıkranın kapsamına girip girmeyeceği konusunda bir açıklıkyoktur.
Yasaların zaman içinde uygulanmasında, özel hükümler konulmuşolmadıkça, yürürlüğe girdiği günden itibaren meydana gelen olaylara uygulanmasıhukukun asli ve genel kurallarındandır.
Burada bir konu üzerinde özellikle durulması ve Anayasanın 152.maddesinin son fıkrasında yer alan "işin esasına girerek" deyimininkullanılmasıyla arzulanan hususun ne olduğunun açıklıkla ortaya konulmasıgerekmektedir.
Genellikle "esas" kavramının tersi olarak"usul" müessesesinin, daha açık bir anlatımla biçime dair durumlar veilişkilerin anlaşılması doğaldır. Oysa Anayasa Mahkemesi'nin yargılama usulüneilişkin mevzuat incelendiğinde, Anayasa Koyucunun işin esasına girme deyiminiyukarıda belirtilen genel anlamın dışında bir maksatla ve bilinçli olarakkullandığı açıkça görülmektedir. Şöyleki Anayasa Mahkemesi, Anayasaya uygunlukdenetiminde iptal davası veya itiraz yoluyla kendisine intikal ettirilenbaşvuruları iki safhada incelemek durumundadır. Bunlardan birincisi, başvurukoşullarını araştıran ve bunu bir kararla saptayan ilk inceleme, ikincisi iseilgili yasa kuralını Anayasaya uygunluk denetiminden geçiren esas incelemeevreleridir. Anayasa koyucunun "işin esasına girerek" deyimiylegüttüğü amacın ilk inceleme sonunda verilen red kararlarını bu kuralın kapsamıdışında tutarak bunu Anayasaya uygunluk denetimini içeren esasın incelenmesievresi sonunda verilen red kararlarına hasretmek olduğu açıkça ortayaçıkmaktadır.
3 - İtiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasındaki esasamaç yürürlükte bulunan kanun ve kanun hükmünde kararnamenin Anayasaya aykırıolan hükümlerinin Anayasa uygunluk denetimi ile ayıklanmasıdır. Böyle olunca,Anayasanın sözü edilen kuralının, Anayasa Mahkemesi'ni, önceki Anayasadöneminde esas yönünden verdiği red kararları ile bağlı tutmak için konulduğuileri sürülemez.
Anayasanın söz konusu kuralı, "... aynı kanun hükmününAnayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunmayı"yasaklamaktadır. Burada geçen Anayasaya aykırılık kavramı, genel ve soyut bir kavramolmayıp, doğrudan doğruya 1982 Anayasası'na aykırılığı ifade etmektedir. Çünkü,bu kavram, aynı maddenin birinci fıkrasından kaynaklanmaktadır. Nitekim, bufıkrada yer alan, "Bir davaya bakmakta, olan mahkeme, uygulanacak birkanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırıgörürse...," biçimindeki tümcenin, somut olarak 1982 Anayasası'naaykırılığı belirlediğinden kuşku edilemez. Aksinin kabulü, Anayasanınbağlayıcılığını ve üstünlüğünü belirten 11. maddesini geçersiz hale getirir.
Birinci fıkrada somut bir anlam taşıdığı böylece olan"Anayasaya aykırılık" kavramının, aynı maddenin son fıkrasında, 1961Anayasası'nı da kapsar biçimde genel ve soyut bir kavram haline geldiğidüşünülemez, Anayasa koyucu getirdiği yeni düzenlemeyi, ortaya çıkan ikilidurumların tümüne uygulanmasını ve her halde işin esasına girerek Anayasayaaykırı olmadıklarından dolayı reddedilen bir istemin üzerinden on yılgeçmedikçe yeni başvurunun incelenmiyeceğini arzulamış olsaydı böyle bir alanıboş bırakmayıp geçici hükümlerle düzenlemesi gerekirdi.
Anayasada bu doğrultuda bir düzenleme bulunmadığına göre, 152.maddenin son fıkrasında geçen "Anayasaya aykırılık" halinin somutolarak 1982 Anayasası'na aykırılık anlamına geldiğini kabul etmek zorunludur.
1982 Anayasası'na aykırılık iddiasıyla yapılacak başvuruların nezaman "tekrar başvuru niteliğini kazanacağı ortadadır. Başka biranlatımla, 1982 Anayasası'na aykırılık nedeniyle yapılan bir başvurunun, işinesasına girilerek red edilmesinden ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasındansonra yapılan başvurular, "tekrar başvuru" sayılacak ve bu türbaşvurular, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle red edilmeklesonuçlanacaktır.
Esasta Anayasa Mahkemesi'nin kararları, ister iptal, ister redyönünden olsun, sonuçda, Anayasanın bağlayıcılığını ve üstünlüğünü sağlamayayöneliktir. Anayasa Mahkemesi, 1803 sayılı Af Yasası'nın 18/A maddesini yurtiçinde bulunanlar yönünden Anayasaya aykırı olmadığına 16/3/1976 günlükararıyla belirlemiştir:
Halen, 1982 Anayasası yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi, bakılmaktaolan başka bir davada yeniden uygulama alanına girmiş ve itiraz yoluyla önünegetirilmiş olan aynı yasa kuralını bu kez yeni Anayasa kuralları karşısındadenetimden geçirmelidir ki, yeni Anayasanın da bağlayıcılığı ve üstünlüğüsağlanmış olsun.
Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki önceki kararı bugünkü denetimiengelliyor sayılırsa, 1961 Anayasası'nın yeni Anayasa olduğu yolunda bir manataşıdığı düşünülebilir. Oysa her Anayasa, bağlayıcılığını ve üstünlüğünü beraberindegetirmektedir.
Şu halde yürürlükte olan Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğüilkeleri açısından, itiraz konusu yasa kuralının yeniden Anayasaya uygunlukdenetiminden geçirilmesi zorunlu görülmektedir.
Özetlenirse, Anayasanın 152. maddesinin son fıkrası kuralı gerekkonuluş amacı, gerek sözü ve özü bakımından, Anayasa Mahkemesi'ni 1981Anayasası döneminde işin esasına girerek vermiş bulunduğu red kararı ile bağlıtutmamaktadır. Bu itibarla, 1803 sayılı Af Yasası'nın itiraz konusu kuralınınyeniden Anayasa uygunluk denetiminden geçirilmesi gerekir.
B - İtiraz konusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırılığı :
Sanık ve savunucusunun itiraz konusu yasa kuralının Anayasayaaykırılığı yolunda öne sürdükleri savlardan birisi şekil bozukluğunuiçermektedir. Davaya bakmakta alan mahkeme de bu savı ciddi bulmuş ve bu yöndende Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya karar vermiştir:
Anayasanın 148. maddesinin ikinci fıkrası, şekil bozukluğunadayalı iptal isteminin def'i yolu ile ileri sürülemiyeceğini öngörmüştür. O halde,biçime yönelik itiraz dinlenmemeli, söz konusu yasa kuralının 1982 Anayasası'naaykırı olup olmadığı sorunu esas bakımından incelenmelidir.
Muammer Turan bu görüşe katılmamıştır.
C - İtiraz konusu yasa kuralının esas bakımından incelenmesi :
İtirazın gerekçesinde, itiraz konusu yasa kuralının Anayasanıneşitlik ilkesine aykırı olduğu öne sürülmüştür.
Öğreti alanında, affın bir atıfet olduğu, bunun kimi koşullarıngerçekleşmesine bağlı tutulabileceği, tartışmasız kabul edilmektedir. İtirazakonu edilen yasa kuralında öngörülen koşulun gerçekleşmesi, o durumda bulunanher kişiden beklendiği için eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilemez. Aynınitelikteki bu kural, daha önce çıkarılmış olan kimi af yasalarında, örneğin113, 218, 780 sayılı Yasalarda da yer almıştır.
Öte yandan, Anayasanın yasama organı affın kapsamını belli etmeye,aftan yararlanmayı kimi koşulların gerçekleşmesine bağlı tutmaya da yetkilikıldığı açıktır. İtiraz konusu kuralla, affın, belli bir süre içinde teslimolma koşuluna bağlanmasında Anayasaya aykırı bir yön yoktur. Bu nedenlerleitiraz red edilmelidir.
SONUÇ :
1 - 2709 sayılı Anayasanın 152 maddesinin son fıkrasında yer alanon yıllık sürenin, sözü edilen bu Anayasa hükümlerine göre itiraz yolu ileAnayasa Mahkemesi'ne gelmiş ve işin esasına girilerek verilmiş bulunan redkararlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra uygulanacağına,oybirliğiyle,
2 - Anayasanın 148. maddesinde yer alan "şekil bozukluğunadayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ileri sürülemez" kuralıgereğince iptali istenen yasanın biçim yönünden incelenmesine olanakbulunmadığına Muammer Turan'ın karşıoyuyla ve oyçokluğuyla,
3 - 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Yasanın 18/A maddesi hükmünün2709 sayılı Anayasaya aykırı olmadığına ve başvurunun reddine oybirliğiyle,
26/4/1983 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet H. BOYACIOĞLU
Başkanvekili
H. Semih ÖZMERT
Üye
Adil ESMER
Üye
Nahit SAÇLIOĞLU
Üye
Hüseyin KARAMÜSTANTİKOĞLU
Üye
Osman Mikdat KILIÇ
Üye
Mithat ÖZOK
Üye
Orhan ONAR
Üye
Selahattin METİN
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Necdet DARICOĞLU
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Her olguya, olaya, oluşa, eylem, işlem vs.'ye vuku bulduklarıtarihteki mevzuat hükümlerinin uygulanması hukukun temel ilkelerindendir.
9/7/1961 gün ve 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 33üncü, 7/11/1982 gün ve 2709 sayılı Anayasanın 38 inci maddelerindeki :"Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı birfiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç içinkonulmuş olan cezadan daha ağır ceza verilemez" şeklindeki hükümler deaynı ilkeden kaynaklanmaktadır. Bu hükümlerdeki "kanun sözcüğünün kapsamınaAnayasa da girmektedir. Yani işlendiği zaman yürürlükte bulunan Anayasanın suçsaymadığı bir fiilden dolayı evleviyetle kimseye ceza verilemez. Örneğin :işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa, fiili suç saysa, o zaman yürürlüktebulunan Anayasa suç saymasa, dolayısıyla yasa fiilin işlendiği zamankiAnayasaya aykırı olsa yasanın iptal edilip Anayasaya uygun hareket edenkimsenin cezalandırılmaması gerekir. Fiilin işlendiği zamandan sonra yürürlüğegiren ve yürürlüğe girdikten sonraki fiillere, olgulara, olaylara, oluşlara veişlemlere uygulanacak olan yeni Anayasa önceden işlenen fiilin eşidini suçsaysa; ve yasa sonraki Anayasaya uygun olsa dahi işlendiği zaman yürürlüktebulunan Anayasaya uygun fiilden dolayı kimsenin cezalandırılmaması, hukukun anailkesi ve Anayasaların açık hükümleri gereğidir. 1961 Anayasası'nın 8 inci,1982 Anayasası'nın 11. inci maddelerindeki : "Anayasa hükümleri, yasama,yürütme ve yargı, organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz"şeklindeki hükümlerde fiilin işlendiği ve alayın vuku bulduğu zamandakiAnayasaya göre de uygunluk denetimi yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu konu; hukuki durumlar ve hukuki tasarrufların sakat ve muteberoluşları, geri alınması, kaldırılması (ilgası) ve değiştirilmesi konularıyla dayakınen ilgili bulunduğundan o konulara da kısaca dokunmakta yarar vardır :
Hukuki tasarrufların doğurduğu kudret ve yetkilerle mecburiyetlerhukukî durumları oluşturur. Bu durumlar ya genel, gayrışahsi ve objektif veyabelirli, ferdi ve subjektif olurlar.
Objektif tasarruflardan doğan objektif hukuki durumlar; genel,gayrışahsi ve süreklidir. Ancak, yeni bir objektif tasarrufla kaldırılır veyadeğiştirilebilir.
Subjektif tasarruflardan doğan subjektif hukuki durumlar işe;objektif durumların aksine, belirli, ferdi ve geçicidir. (İhtiva ettikleriborçların ve mükellefiyetlerin ifası ile ortadan kalkarlar) ve en önemliözellikleri, kural tasarruflarla değiştirilemezler. Müktesep hak teşkilederler. Objektif hukuk alemindeki değişiklikler esas itibariyle bunlara etkietmez.
Sakat tasarruflar : (Çıkarıldıkları zaman yürürlükte bulunanAnayasaya aykırı yasalar sakat tasarruflardandır.) : Doğuşlarında yapıcıunsurlarındaki sakatlıklar dolayısıyla hukuk nizamına, hukuk alemine uymayantasarruflardır. Bunların ortadan kaldırılması; geri alınması ve hukuk nizamınınemrettiği, müeyyidelerin tatbiki demektir. Sakat tasarruflar hukuk aleminde,esasen vücut bulmadıkları için bir tesir de husule getirmemiş sayılabilir.Nitekim idari mahkemeler ve Danıştay'ın iptal kararları makable şamildir. Davakonusu sakat idari tasarrufu (işlemi) tasarrufun ittihaz edildiği andanitibaren ortadan kaldırılır. Ancak yasalar yönünden, istikrar düşüncesi dahafazla ağırlık kazandığı için, Anayasalar, Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptalkararlarının geriye yürümiyeceğini kabul etmektedirler. Sakat tasarruflarortadan kaldırılıncaya kadar tam ve muteber tasarrufların sonuçlarını doğurur.
Tam ve muteber tasarruflar (öncelikleri gibi 1961 ve- 1982Anayasaları da tam ve muteber hukuki tasarruflardandır. Aynı şekildeçıkarıldığı zamanki Anayasaya uygun ve sonraki Anayasaya aykırı "örneğin1961 Anayasası'na uygun, 1982 Anayasası'na aykırı yasalar da tam ve mutebertasarruflardandır.) : Bunlar da sonraki bir tasarrufla kaldırılabilir (ilgaedilebilir) veya değiştirilebilir. Fakat esas itibariyle geri alınamaz.Örneğin; sonraki yasanın, önceki kendine aykırı yasaları açıkça olmasa dazımnen kaldıracağı veya değiştireceği ilkesi ile Anayasanın üstünlüğü vebağlayıcılığı ilkesi yeni Anayasaya aykırı yasaların da ortadan kaldırılmasınıgerektirir. Fakat tam ve sahih hukuki tasarruflar sonraki yasalar veya Anayasaile kaldırıldığında veya değiştirildiğinde, onların o güne kadar ki doğurmuşolduğu hükümler, hukuki durumlar ve bunlara dayanan tekmil hukukî hadiseler,haklar ve yükümlülükler muteberdir. Çünkü tam ve muteber bir hukukî tasarrufu(Yasayı) sonraki bir tasarruf (yasa veya Anayasa) , açıkça. istisnai ve özelbir hükümle geri almadıkça, ancak kaldırabilir (ilga edebilir) vedeğiştirebilir. Önceki tasarrufun mazideki değil, istikbaldeki hükümlerinidurdurabilir ve devam edegelmekte olan hukukî duruma son verebilir.
Başlıca bu nedenlerle, subjektif hukuki, tasarrufun veya fiilinvuku bulduğu ve subjektif durumun hasıl olduğu zamanda yürürlükte olan öncekiAnayasaya göre de uygunluk denetimi yapılmadan yalnız 1982 Anayasası'na göreinceleme yapılarak karar verilmesini isabetli bulmuyorum.
Sonuç : (İtiraz ve inceleme konusu olan bu dosya bakımından) :Sanık, tutuklu bulunduğu sırada tedavi edilmekte olduğu Bakırköy Akıl ve SinirHastalıkları Hastahanesi'nden 22/6/1972 günü firar edip 18/2/1980 tarihindeyakalandığına göre 15/5/1974 gün ve 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci YılıNedeni ile Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun"un 18 inci maddesi(A) fıkrasının, olayın cereyan ettiği zamanda yürürlükte bulunan 9/7/1961 günve 334 sayılı Anayasaya da aykırı olup olmadığının incelenmesi ve; o Anayasadaşekil ve biçim yönünden incelenmeye bir sınır getirilmediğinden, 1961Anayasası'na biçimi yönünden de aykırı olup olmadığının incelenmesi gerektiğioyu (görüşü) ile karara karşıyım.
Üye
Muammer Turan