ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1984/10
Karar Sayısı: 1985/2
Karar Günü: 22/1/1985
R.G. Tarih-Sayı :17.06.1985-18787
İtiraz Yoluna Başvuran : İnebolu Sulh Ceza Mahkemesi
İtirazın Konusu: 31/8/1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17.maddesinin birinci fıkrasında yer alan "İşlenmesi, ekilmesi"sözcüklerinin Anayasa'nın Başlangıcıyla 10, 17, 138 ve 170. maddelerineaykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
I - OLAY :
Orman içinde eskiden açılmış olan tarlanın, sanık tarafındanekilip işlendiğinin suç tutanağıyla saptanması üzerine, açılan kamu davasınınİnebolu Sulh Ceza Mahkemesince görülmesi sırasında, olaya uygulanması gereken6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan"İşlenmesi, ekilmesi" sözcükleri, Mahkemece Anayaasa'nın kimimaddelerine aykırı görülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
III - METİNLER :
1 - İtiraza konu edilen yasa hükmü :
İptali istenilen "işlenmesi, ekilmesi" sözcükleriniiçeren, 31/8/1956 günlü, 8831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin birincifıkrası hükmü şöyledir :
"Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal veimarı ile ilgili olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmaküzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerleryapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesiyasaktır".
2 - Dayanılan Anayasa kuralları :
"Başlangıç :
... hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi vemanevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
... millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu,birbirinin hak ve hürriyetine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlikduygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde,huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
..."
"Madde 10. - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizinkanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
"Madde 17. - Herkes; yaşama, maddi ve manevi varlığını korumave geliştirme hakkına sahiptir.
..."
"Madde 138 - (Birinci fıkra) - Hakimler görevlerindebağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerinegöre hüküm verirler.
..."
"Madde 170 - Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köylerhalkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından,ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcıtedbirlerle; 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğinitamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından ormanolarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırlarıdışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen buyerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek buhalkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer giderlerininsağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devletormanı olarak derhal ağaçlandırılır".
IV - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 13/9/1984gününde Ahmet H. Boyacıoğlu, H. Semih Özmert, Necdet Darıcıoğlu, HüseyinKaramüstantikoğlu, Kenan Terzioğlu, Yılmaz Aliefendioğlu, Yekta Güngör Özden,Orhan Onar, Muammer Turan, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün,Mahmut C. Cuhruk, Osman Mikdat Kılıç ve Mithat Özok'un katılmalarıyla yapılani1k inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, İnebolu Sulh Ceza Mahkemesininbaşvurma karar ve ekleri, iptali istenilen yasa hükmü, dayanılan Anayasakura1ları ve konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, iptali istenilen kuralınAnayasa'nın Başlangıç kısmına, 10., 17. maddeleriyle 138. maddesinin birincifıkrası ve 170. maddesi hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemenin başvurma kararında, konu daha, çok orman içi köylüsününsosyal ve ekonomik durumu açısından ele alınmış, Anayasa'nın "Ormanlarınkorunması ve geliştirilmesi" başlığını taşıyan 169. maddesi yönündenherhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. İtiraz konusu kuralın; ormanköylüsünün korunmasının yanı sıra, ormanların korunması ve geliştirilmesiyle deyakından ilgili olması nedeniyle, Anayasa'ya uygunluk denetiminde 189. maddeninde gözönünde tutulmasında zorunluk vardır.
Anayasa'nın 169. ve 170. maddeleri, itiraz konusu kurala ilişkinözel hüküm niteliğinde bulunduklarından, Anayasa'ya uygunluk denetiminde bumaddelere öncelik verilmesi gerekmiştir.
1 - Anayasa'nın 169. ve 170. maddeleri yönünden inceleme :
Ormanların, ülke için büyük önem taşıdığını dikkate alan AnayasaKoyucu, Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerinde, konuya ilişkin olarak, ancakolağan yasalarda görülebilecek ayrırıtılı düzenlemelere yer vermiştir.
"Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169.maddede: "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi içingerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni ormanyetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütünormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanlarıkanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülkedinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaadeedilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî Propaganda yapılamaz;münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak,ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel afkapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarargörülmeyen, aksine tarım alanlarına, dönüştürülmesinde kesin yarar olduğutesbit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımındanorman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibiçeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğutesbit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğuyerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz ..." denilmiş;"Orman Köylüsünün Korunması" başlığını taşıyan 170. maddesinde de :"Orman içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması,ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi. veişletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31/12/1881tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmişyerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasındayarar görülmeyen yerlerin tesbiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; ormaniçindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi içinDevlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisikanunla. düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerininsağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devletormanı olarak derhal ağaçlandırılır," hükümlerine yer verilmiştir.
Ayrıca, Anayasa'nın 44. maddesinde : "... topraksız olan veyayeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi,ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltı servetlerinin azalması sonucunudoğuramaz..." denilmekle 169. ve 170. maddelerle bir bütünoluşturulmuştur.
Bu denli ayrıntılı düzenlemeler, Anayasa Koyucunun, ormanlarınkorunması ve çoğaltılması konusunda gösterdiği duyarlılıkla izah edilebilir. Buduyarlılığın, ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğindenkaynaklandığı kuşkusuzdur. Nitekim, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun hazırlıkçalışmalarına da aynı görüş egemen olmuş ve itiraz konusu kuralın gerekçesinde: "Bu madde, ormanların muhafaza ve bekasını teminen vaz olunmuştur.Filhakika, tamamen ammenin mülkü bulunan devlet ormanlarında açmacılığa vemünferit yarleşmelere mani olunması zarureti, aşikardır" denilmiştir.
Anayasa'nın 44., 168. ve 170. maddeleri, esas itibariyleormanların korunması ve geliştirilmesini amaçlamıştır. Bu itibarla, bu amacaters düşen hiçbir eylem mazur görülemez.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17.maddesinin birinci fıkrası hükmünün, 7/10/1983 günlü, 2824 sayılı OrmanKöylülerinin Kalkındırılmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun'la çeliştiğinive Anayasa'nın 170. maddesinin amacına da aykırı olduğunu; bu maddenin birincifıkrasındaki, orman içi köyler halkının kısmen veya tamamen
orman dışına yerleştirilmesinin kanunla düzenleneceğine ilişkinhükmün; yerleştirme yapılıncaya kadar mevcut duruma katlanılacağını ifadeettiğini öne sürmektedir. Bu iddiayı kabul etmek olanaksızdır. Anayasa'nınanılan maddesinde yer alan kural; düzenleme yapılıncaya kadar mevcut durumagözyumulacağı anlamını taşımaz. Yasal düzenleme yapılıncaya kadar, diğeryasalar gibi Orman Yasası'nın da uygulanmasının sürdürüleceği ve ormanlarınhiçbir şekilde tahribine izin verilmeyeceği duraksamaya yer bırakmayacak kadaraçıktır. Kaldıki, sorunun çözümü için, orman içi köyler halkının bugün içindebulundukları durumun yasal düzenlemeye konu olması da yeterli değildir.Uygulamaya geçilerek, ülke genelinde yaygınlaştırılmasıyla amaca ulaşılabilir;bunun ise, hemen gerçekleştirilebilecek bir iş olmadığı ortadadır.
Anayasa'nın 65. maddesinde ifade edildiği gibi, Devlet, sosyal veekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini; ekonomik istikrarınkorunmasını gözeterek, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.Devletin mali olanaklarının orman konusundaki gereksinmeleri kısa süredekarşılayacak düzeyde olmadığı bir gerçektir. Anayasa'nın 170. maddesiningerekçesinde belirtildiği gibi, orman içi köyler halkının, nüfusumuzun dörttebirini oluşturduğu dikkate alınırsa bu işin ne kadar güç ve zaman alıcı olduğukolaylıkla anlaşılır:
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesiyle, Yasa Koyucunun,ormandan tarla açma. eylemiyle birlikte; eskiden açılmış tarlanın işlenmesi veekilmesini de yasaklamasının nedeni, sadece açmayı yasaklamanın ormanı korumayayetmeyeceği düşüncesidir, Ormandan tarla açmayı tasarlıyan kişiyi, bu eylemeiten düşüncenin temelinde yatan gerçeğin, o yerden tarım arazisi olarakyararlanmak arzusu olduğunda kuşku yoktur. Bu itibarla, itiraz konususözcüklerin iptali durumunda, yeni tarım arazileri edinmek için, tar1a açmalarıönlemek çok zor, belki de olanaksız olacaktır. Anayasa'nın, ormanlarınkorunması ve geliştirilmesi hususundaki kesin buyruğu karşısında bu duruma izinverilmesi düşünülemez.
Öte yandan, Anayasa'ya uygunluk denetimine Anayasa hükümleri esasalınacağından, Mahkemenin, iptali istenilen sözcüklerin 2924 sayılı Kanunlaçeliştiği yolundaki iddiası da yerinde bulunmamıştır. Kaldıki, Anayasabuyruğuna göre çıkarılmış olan bu Kanunun 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleriyleçelişen bir yönü de bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, itiraza konu "işlenmesi, ekilmesi"sözcükleri Anayasa'nın 169. ve 170. maddelerine aykırı görülmemiştir.
2 - Anayasa'nın 10. maddesi yönünden inceleme :
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, köylünün herhangi birşeye kızarakbirbirini ihbar etmesinin veya orman koruma memurunun duygusal nedenlerletutanak düzenlemesinin mahkumiyete neden olduğu halde, bazı olaylarda köylününgörevlilerle işbirliği yaparak Orman Kanunu'nun 17. maddesinin uygulamasıdışında kalabildiğine işaretle, bunun eşitlik ilkesini zedelediğini, yasayıeşit uygulamanın ise toplum gerçeğine aykırı olduğu kadar, Anayasa'nın 170.maddesinin amacına, da ters düştüğünü öne sürmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesi, aynı hukuki durumda bulunan kişilerarasında haklı bir nedene dayanmayan ayrım yapılmasını önlemeyi amaçlar. Birbaşka anlatımla, bu maddede yer alan eşitlik ilkesi, eylemli eşitliği değil,hukuksal eşitliği ifade eder. Bu anlamda itiraz konusu sözcüklerde, Anayasa'nınkanun önünde eşitlik ilkesini zedeleyen bir husus bulunmamaktadır.
Yasa, orman köylülerine farklı biçimde uygulanıyorsa, bununyasadan değil, kamu görevlilerinin eylemlerinden kaynaklandığı şüphesizdir.Esasen, Yerel Mahkeme de bunu kabul etmektedir.
İtiraz konusu kuralla, ormanların tahribi ve orman sahalarınındaraltılmasının önlenmesi amaçlandığına göre, düzenleme Anayasa,'nın 170.maddesinin ereğine da aykırı bulunmamaktadır.
3 - Anayasa'nın 17. maddesi yönünden inceleme :
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, orman içi köylüsünün atalarındanmiras kalan tarlalarını kullanmalarının yasaklanmasıyla, başka geçim kaynağıbulunmayan köylünün çaresizlik içinde bırakıldığını, bunun ise Anayasa'nın 17.maddesinin güvencesi altındaki yaşama hakkına aykırı olduğunu ifade etmektedir.
Anayasa'nın 17. maddesinin gerekçesinde, kişinin yaşama, maddi vemanevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla ilgili olarak şu açıklamalarayer verilmiştir : "... bu madde ile yaşama, maddi ve manevi varlığın bütünlüğüve bunun geliştirilmesi hakkı korunmaktadır. Bu iki hakkın bir bütün teşkilettiği, birbirini tamamladığı açıktır. Kanun güvencesi altında olan yaşamahakkını korumak için, Devlet, gerekli tedbirleri alacaktır. Kişinin rızasıolmadan, bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulması, yahut organlarınınalınması yasağı, vücut bütünlüğünün korunması hakkının bir gereği ve uzantısıniteliğindedir..."
Orman köylüsünün içinde bulunduğu ortamın, huzurlu bir yaşamsürmesine ve maddi ve manevi varlığını geliştirmesine engel olduğu birgerçektir.
Nitekim, Anayasa Koyucu bu durumu dikkate almış ve 170. maddede :"... bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyenyerlerin tesbiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köylerhalkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyleanılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunladüzenlenir..." demek suretiyle soruna çözüm getirmek istemiştir.
Ne varki, soruna kısa vadede bir çözüm bulunması mümkün olmadığıgibi, Devletin bu görevini mali olanaklarının elverişliliği ölçüsünde yerinegetirebileceği de doğaldır.
Öte yandan, Anayasa'nın 44., 169. ve 170. maddelerinde ifadesinibulan ormanların korunması ilkesinden hiçbir suretle ödün verilemeyeceği deortadadır.
Bu nedenlerle, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 17. maddesineaykırı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir:
4 - Anayasa'nın 138. maddesi yönünden inceleme :
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, hakimin orman içinde bulunanköyde, bütün köylüler hakkında Orman Kanunu'nun 17. ve 93. maddelerininuygulanması gerektiğini görmesine rağmen, tesadüfen hakkında dava açılan kişiiçin ceza yaptırımı uygulama zorunda kalmasının, Onun vicdanına göre hükümkurmasını engellediğini; bu durumun Anayasanın 138. maddesinin "Hakimler,görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanikanaatlerine göre hüküm verirler" kuralıyla çeliştiğini ileri sürmektedir.
Anılan kuralın amacı, yargı yerlerini dışardan gelecek etkilerdenkorumak ve olayı yalnız hukuki ölçülere göre değerlendirerek kendi kanılarıncahükme bağlamalarını sağlamaktır.
İtiraz konusu kuralın, Mahkemenin bu işlevini engeller bir yönübulunmamaktadır. Hâkim, vicdanî kanaatına göre karar vermesini önleyecekherhangi bir dış etkenle karşı karşıya değildir. Hakim her olayın özelliğine vetoplanan delillere göre, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanîkanaatı doğrultusunda hüküm verecektir. Mahkemenin bu işlevi engellenmediğinegöre, Anayasa'ya, aykırılıktan söz edilemez.
5 - Anayasa'nın Başlangıç hükümleri yönünden inceleme :
Başvuruda bulunan Mahkeme, atasından kalan tarlayı kullanmasınaizin verilmeyen ve köyde yaşamını sürdüreceği başka maddi olanağı da bulunmayan"orman içi köylüsü" nün, Anayasa'nın Başlangıç kısmındaki : "...her Türk vatandaşının... hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddive manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisini..." ve "...millet hayatının her türlü tecellisinde ortak..." olma hakkını nasılkullanacaktır demekte ve iptali istenilen kuralın bu hakların kullanılmasınıönlediğini iddia etmektedir.
Kuşkusuz bu hakların kullanılması, kimi sosyal, ekonomik ve malisorunların çözümüne bağlıdır. Fakat, Devlet bu görevini mali kaynakları yeterliolmadığı için gereğince yerine getiremiyorsa bu sonuca katlanmak da bir Anayasabuyruğudur. "Millet hayatının her türlü tecellisinde ortak" olmaksözcükleriyle anlatılmak istenen de budur.
Bu itibarla, bu yöne ilişkin iddia da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesininbirinci fıkrasında yer alan "işlenmesi, ekilmesi" sözcükleri,Anayasa'ya aykırı bulunmadığından itirazın reddine karar verilmelidir.
VI - SONUÇ :
31/8/1958 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun itiraza konu edilen17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "işlenmesi, ekilmesi"sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve başvurunun reddine,
Başkan
Ahmet H. BOYACIOĞLU
Başkanvekili
H. Semih ÖZMERT
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Orhan ONAR
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Osman Mikdat KILIÇ