ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1984/15
Karar Sayısı : 1985/5
Karar Günü : 19/2/1985
R.G. Tarih-Sayı :11.06.1985-18781
İtiraz Yoluna Başvuran : İnebolu Sulh Ceza Mahkemesi
İtirazın Konusu : 9/7/1945 günlü; 4785 sayılı Orman Kanunu'na BazıHükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik YapılmasınaDair Kanun'un 1. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "hiçbir işlem vebildirime lüzum o1maksızın Devlete geçer" biçimindeki kuralın Anayasa'nın35., 46 ve 47. Maddelerine aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesiistemidir.
I - OLAY :
İnebolu ilçesi Gökçe köyünde orman içindeki tarlayı ekmelerinedeniyle sanıklar hakkında, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 93/1. maddesineaykırı davranıştan kamu davası açılmıştır.
Olay yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle sanıklarınbabalarının hissedar bu1unduğu Mart 289, Şubat 289 tarihli, 6 numaralı tapukaydının sanıkların ektikleri sahaya uyduğu ancak, bu sahanın 4785 sayılı Kanunkapsamına girdiği, 5658 sayılı Kanunla iadesinin söz konusu olmadığısaptanmıştır.
Bu durum üzerine Mahkeme, bakılmakta olan davada uygulama alanınagiren 4785 sayılı Kanunun, özel ormanların devletleştiren 1. maddesinde yeralan "hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer"ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak, anılan ibarenin iptalinekarar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III - METİNLER :
1 - İptal istenen Yasa Kuralı :
9/7/1945 günlü, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı HükümlerEklenmesine ve Bu Kanun'un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına DairKanun'un, dava konusu ibareyi de içeren 1. maddesi şöyledir:
"Madde 1 - Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolangerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamutüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bu Kanun gereğincedevletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızınDevlete geçer.
2,- Dayanılan Anayasa Kuralları :
1982 Anayasası'nın itiraza dayanak yapılan kuralları şöyledir:
"Madde 35. - Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Buhaklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
"Madde 46. - Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararınıngerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyettebulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmayayetkilidir.
Kamulaştırma bedelinin hesaplanma tarz ve usulleri kanunlabelirlenir. Kanun kamulaştırma bedelinin tesbitinde vergi beyanını,kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,taşınmaz malların birim fiyatlarını ve yapı maliyet hesaplarını ve diğerobjektif ölçüleri dikkate alır.
Bu bedel ile vergi beyanındaki kıymet arasındaki farkın nasılvergilendirileceği kanunla gösterilir.
Kamulaştırma bedeli; nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak tarımreformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projeleriningerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veturizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunlagösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirmesüresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir ve peşinödenmeyen kısım Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddine bağlanır.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçükçiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir."
"Madde 47. - Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler,kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilebilir.
Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçekkarşılığın hesaplanma tarzı ve usulleri kanunla düzenlenir."
IV - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca, Ahmet H.Boyacıoğlu, H. Semih Özmert, Necdet Darıcıoğlu, Hüseyin Karamüstantıkoğlu,Kenan Terzioğlu, Yılmaz Aliefendioğlu, Yekta Güngör Özden, Orhan Onar, MuammerTuran, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün, Mahmut C. Cuhruk, OsmanMikdat Kılıç ve Mithat Özok'un katılmalarıyla 15/11/1984 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında, eksiklerin mahkememizin 13/9/1984 günlü kararı uyarıncatamamlandığı, başkaca bir eksiklik bulunmadığı anlaşıldıktan sonra, itirazkonusu kuralın davada uygulanma niteliğinin bulunup bulunmadığı konusutartışılmıştır. Geçekten 4785 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte varolan bütün ormanların bu Yasa uyarınca devletleştirilmiş bulunmasına rağmen,anılan yasa ve itiraz konusu fıkrayı içeren 1. madde hükmü yürürlüktenkalkmamış, uygulanmasına devamı olunmuştur. Devletleştirme olgusuna ilişkinçeşitli başvuruların örneğin devletleştirilen ormanların bu yasa kapsamınagirmediğine yönelik savların ve bu konuyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilgiliöteki itirazların mahkemelerce karara bağlanması gerekebilecektir: İnceleme konusuolayda, niteliği itibariyle ve Anayasa'ya aykırılık sorununun gerekçesine göre4785 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin itiraz konusu tümcesine dayanılarakçözümlenmesi gereken bir takım sorunları içermektedir. Sözü edilen tümce bubakımdan davada uygulanacak hüküm niteliğini taşımakta olduğundan işin esasınınincelenmesini gerektiren tüm yasal koşulların oluştuğu kabul edi1miştir.
H. Semih Özmert, Yılmaz Aliefendioğlu, Muammer Turan, MehmetÇınarlı ve Servet Tüzün bu görüşe katılmamışlardır.
Bundan sonra, itiraz yoluna başvuran İnebolu Sulh CezaMahkemesinin iptalini istediği yasa hükmünün, 1924 Anayasası'nın hem 10/1/1945günlü, 4695 sayılı Kanunla Türkçeleştirilmiş metninin 74. hem de 7/11/1982günlü, 2709 sayılı Anayasa'nın 35., 46., 47. maddelerine aykırılığından sözettiği cihetle, Anayasa'ya uygunluk denetiminin hangi Anayasa'ya göre yapılmasılazım geldiği üzerinde durulmuştur.
İtiraz konusu hükmü içeren 4785 sayılı Kanunun 4695 sayılıAnayasa'nın mer'i olduğu dönemleri içinde yürürlüğe konulmasına rağmen,başvurunun ve ilk incelemenin yapıldığı tarihte 1982 Anayasası yürürlüktedir.Bu durumda, Anayasa'ya uygunluk denetiminin hangi Anayasa hükümlerine göreyapılması sorunu ortaya çıkmaktadır.
Bu sorun, Anayasa Mahkemesi'nin 9 Nisan 1984 günlü, 18387
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28 Nisan 1983 günlü, Esas :1981/13, Karar : 1983/8 sayılı kararında, dayanakları ayrıntılarıylagösterilerek Anayasa'ya uygunluk denetiminin 1982 Anayasası esas alınmaksuretiyle yapılması yolunda çözüme bağlanmış bulunduğundan, bunların buradayinelenmesine gerek görülmemiştir. Anılan kararda belirtilen nedenlerle bu işeilişkin Anayasa'ya uygunluk denetimi de, 1982 Anayasası esas alınarakyapılmalıdır.
Yılmaz Aliefendioğlu ve Muammer Turan bu görüşe katılmamışlardır.
Böylece yapılan ilk inceleme sonucunda :
1 - Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,H. Semih Özmert, Yılmaz Aliefendioğlu, Muammer Turan, Mehmet Çınarlı ve ServetTüzün'ün "4785 sayılı Kanun'un itiraz konusu 1. maddesinin son fıkrasıhükmünün davada uygulanacak hüküm niteliğinde bulunmadığı" yolundakikarşıoylarıyla ve oyçokluğuyla.
2 - İtiraza konu edilen yasa kuralının, 2709 sayılı Anayasahükümlerine göre Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesine, YılmazAliefendioğlu ve Muammer Turan'ın karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla kararverilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ .
İşin esasına i1işkin rapor, başvurma kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen yasa hükmü; itiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları,bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
1 - Anayasa'nın 35. maddesi açısından inceleme :
Yerel Mahkemenin kabulüne göre, suç konusu tarla üzerindesanıkların, miras bırakanları adına yazılı olan yoklama niteliğindeki tapukaydından doğan mülkiyet hakkı, 4785 sayılı Kanunun itiraz konusu kuralıylakullanı1maz hale getirilmiş ve böylece de Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvencea1tana alan 35. maddesine aykırılık oluşmuştur.
Anayasa Mahkemesi'nin değişik kararlarında çağımızda mülkiyethakkı temel bir hak olmakla birlikte kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı belirtilmiştir.
Toplum yararı ise, yerine göre mülkiyet hakkının tümüyle kişininelinden alınmasını gerektirmektedir. Bu nedenle Anayasa'da kamulaştırma vedevletleştirme kurumları düzenlenmiştir. 4785 sayılı Kanun da bu çerçevedeçıkarılmış bir yasa olduğundan Anayasa'nın 35. maddesine aykırılıktan sözedilemez.
2 - Anayasa'nın 48. maddesi açısından inceleme :
Yerel Mahkeme; itiraz konusu kuralın, ormanların Devlete geçişindehiçbir işlem ve bildirim yapılmamasını öngörerek; Anayasa'nın kamulaştırma vedevletleştirme bedelinin peşin ödenmesine ilişkin buyruğuna ters düştüğünü önesürmektedir. Başka bir anlatımla; Yerel Mahkeme ormanların kamulaştırılması yada devletleştirilmesine karşı çıkmamakta, fakat kamulaştırma ve devletleştirmeiçin Anayasa'nın öngördüğü peşin ödeme koşulunun itiraz konusu yasa kuralıylaönlenmiş olmasını Anayasa'ya aykırı görmektedir.
Bu yasanın yayımı tarihinde yürürlükte bulunan 10/1/1945 günlü,4695 sayılı Anayasa'nın 74. maddesinin ilk fıkrasında "...özel kanunlarıgereğince değer pahası peşin verilmedikçe hiç kimsenin malı ve mülkükamulaştırılamaz." denildikten sonra ikinci fıkra ile buna bir istisnagetirilmiş, ormanları devletleştirmek, için alınacak toprak ve ormanlarınkamulaştırma karşılığının ve bu karşılıkların ödenişinin özel kanunlagösterileceği belirtilmiş idi.
Aynı biçimde, 1961 Anayasası'nın 38. maddesinin ilk ve 1488 sayılıYasayla değişik son metninde genel ilke olarak peşin ödeme koşulu kabuledi1miş; ancak, "... ormanların devletleştirilmesi, yeni ormanyetiştirilmesi..." amaçlarıyla kamulaştırılan taşınmaz mal... bedellerininödeme şekli kanunla gösterilir..." denilmek suretiyle peşin ödemekoşulunun istisnasını belirtmiştir.
Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere önceki Anayasalar, ormanlarındevletleştirilmesini kamulaştırma niteliğinde kabul etmiş ve bunlarınkamulaştırma bedellerinin ödenmesi esas ve usullerinin kanunla saptanacağınıaçıklamıştır.
1982 Anayasası'nda, ormanların devletleştirilmesine ilişkin hukukidayanak değişmiştir. Kamulaştırma kurumunu düzenleyen 46. maddede ormanlarındevletleştirilmesinden söz edilmemiştir. Ormanların devletleştirilmesininkamulaştırma kurumu ile ilişkisi kesilmiştir. İşlemin hukuki niteliğine göreormanların devletleştirilmesine Anayasa'nın devletleştirme hakkındaki 47.maddesinin uygulanması gerekmektedir. Gerçekten kamulaştırmanın konusu saltözel mülkiyette bulunan taşınmaz mallardır: Devlet ve kamu tüzel kişilerikanunla gösterilen esas ve usullere göre özel mülkiyette bulunan taşınmazmalların tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya ya da bunların üzerinde idariirtifaklar kurmaya, yetkilidir.
Devletleştirmenin konusu ise özel teşebbüstür. Kamu yararınınzorunlu kıldığı hallerde kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerdevletleştirilebilir. Ormanlar sahipleri tarafından işletilen ve idare edilenözel teşebbüslerdir. Kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde bu teşebbüslerkamulaştırmanın değil, devletleştirme işleminin konusu olurlar.
Şu halde, itiraz edilen Yasa hükmünün Anayasa'ya aykırılığısorunu, Anayasa'nın devletleştirmeye ilişkin düzenlemesi içinde elealınmalıdır. Bu nedenle, itiraz konusu hüküm Anayasa'nın 46. maddesine deaykırı değildir.
3 - Anayasa'nın 47. maddesi açısından inceleme :
Yerel Mahkeme Anayasa'nın 47. maddesinde yer alan"Devletleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır" kuralını, bedelinpeşin ödenmesi gerektiği biçiminde yorumlamaktadır.
Şu halde, öncelikle Anayasa'nın anılan kuralının kapsam ve içeriğibelli edilmelidir. Danışma Meclisince kabul edilen Anayasa tasarısındadevletleştirmeye ilişkin düzenlemenin şöyle olduğu görülmektedir : "Madde48. - Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlukıldığı hallerde, rayiç bedeli, kesintisiz, nakden ve peşin olarak ödenmesişartıyla devletleştirilebilir.
Devletleştirme, teşebbüs sahibinin açık rızası olmadıkça, kısmenyapılamaz."
Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu ise devletleştirmeyeilişkin bu maddeyi değiştirmiş ve böylece Anayasa'nın 47. maddesi metni ortayaçıkmıştır. Adı geçen Komisyon bu değişiklik ve dolayısıyla Anayasa'nın 47.maddesi için şu gerekçeyi göstermiştir.
"Danışma Meclisince kabul edilen 48 inci maddede yer alan"rayiç bedeli, kesintisiz, nakden ve peşin olarak ödenmek şartıyladevletleştirilebilir" şeklindeki hüküm, "Devletleştirme gerçekkarşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı ve usullerikanunla düzenlenir" şeklinde değiştirilmiş ve maddenin son fıkrası yanlışyorumlara neden olunmaması için madde metninden çıkarılmıştır.
Bu gerekçeden ve madde metninden, Anayasa'nın devletleştirme ileilgili düzenlemesinde peşin ödeme koşuluna yer verilmediği açık biçimdeanlaşılmaktadır.
Öte yandan, 4785 sayılı Kanunun genel gerekçesi ve yasamagörüşmeleri incelendiğinde, ormanların devletleştirilmesinin "hiçbir işlemve bildirim" yapılmaksızın gerçekleştirilmesinde kamu yararı bakımındanzorunluluk bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekten ormanlarındevletleştirilmesinin aniden yapı1ması gerektiği, birtakım işlemlerintamamlanmasından sonra ormanların devletleştirilmesi yoluna gidilirse; mevcutormanların bu arada tahrip edilmesi tehlikesinin bulunduğu yasanın gerekgerekçesinde gerek Yasama Meclisi'ndeki görüşülme sırasında vurgulanmış ve butehlike itiraz edilen hükmün kabulüne neden olmuştur. Şu halde ormanların"hiçbir işlem ve bildirim" yapılmadan devletleştirilmesini Kamuyararını zorunlu kıldığı hallerden biri olarak düşünmek gerekir. Bu bakımdanitiraz konusu kural Anayasa'nın 47. maddesine de aykırı bulunmamıştır.
4 - Anayasa'nın 38. maddesi yönünden inceleme :
Yerel Mahkemenin görüşüne göre TCK'nun 44. maddesinin "Kanunubilmemek mazeret sayılamaz" biçimindeki kuralı gereğince, kişi; devletormanlarının sürülüp ekilmesinin suç sayıldığını bilecektir. Ancak, kişinintapu kaydına dayanarak mülkü bildiği tarlasının devlete geçtiğini de bilmesigerektiği söylenemez. Çünkü tapulu mülkün yasa gereğince devlete geçipgeçmediği idare ve bilirkişi tarafından takdir edilecek bir durumdur. Kanunda açıkçayazılı olmayan bir durumdan dolayı kişiye ceza verilemez.
Yerel Mahkemece ileri sürülen bu görüşün doğal sonucu şuolmaktadır: 4785 sayılı Kanunun belirsizliğe yol açan itiraz konusu ibaresiiptal edi1melidir ki, devletleştirilen ormanların belirlenmesi yoluna gidilsinve buna göre kişinin suçlu sayılıp sayılamayacağı belli olsun.
Anayasa'nın 38. maddesinde, suç ve cezaya ilişkin çeşitli temelhükümler yer almaktadır. Bunlar özetle; kanunsuz suç ve ceza olamayacağı, bazıistisnalar dışında genel müsadere cezası verilemeyeceği, hapis cezalarına,yalnız mahkemelerce hükmedilebileceği, hapis cezalarının öncelikle suçlularııslah amacına yönelik olarak yerine getirileceği, ceza sorumluluğunun şahsiolduğu, sanığın kesin mahkumiyet hükmüne kadar suçsuz sayılacağı, idarenin kişihürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran müeyyide uygulayamayacağı vevatandaşın, suç sebebiyle yabancı ülkeye geri verilemeyeceği hakkındadır.
İtiraz konusu ibarenin yukarıda, belirtilen Anayasa kurallarıylaçatışan bir yönü yoktur. Yasanın bu ibaresi bir belirsizliğe neden oluyorsa, budurum, TCK'nun 45. maddesi gereğince cürümde kastın bulunup bulunmadığıkonusunu ve dolayısıyla Yerel Mahkemenin kendi takdir yetkisini ilgilendirir.Anayasa'nın 138. maddesine göre "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hükümverirler.
Özetlenirse, 4785 Sayılı Kanunun 1. maddesinin itiraz konusuibaresi Anayasanın suç ve cezalarla ilgili kurallarına da aykırı sayılamaz.
VI - SONUÇ:
9/7/1945 günlü, 4785 sayılı "Orman Kanununa Bazı HükümlerEklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına DairKanunun 1. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "hiçbir işlem vebildirime lüzum olmaksızın Devlete geçer. biçimindeki ibarenin Anayasaya aykırıolmadığına ve itirazın reddine,
19/2/198 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkanvekili
H. Semih ÖZMERT
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Kenan TERZİOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Orhan ONAR
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Osman Mikdat KILIÇ
KARŞIOYYAZISI
I - Her olguya, olaya, oluşa, eylem, işlem vs. ye vuku bulduklarıtarihteki mevzuat hükümlerinin uygulanması hukukun temel ilkelerindendir:
9/7/1961 günlü ve 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 33üncü, 7/11/1982 günlü ve 2709 sayılı Anayasanın 38 inci maddelerindeki :"Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı birfiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç içinkonulmuş olan cezadan daha ağır ceza verilemez" şeklindeki hükümler deaynı ilkeden kaynaklanmaktadır. Bu hükümlerdeki "Kanun" sözcüğününkapsamına Anayasa da girmektedir. Yani işlendiği zaman yürürlükte bulunan Anayasanınsuç saymadığı bir fiilden dolayı evleviyetle kimseye ceza verilemez. Örneğin :İşlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa, fiili suç saysa; o zaman yürürlüktebulunan Anayasa suç saymasa, dolayısıyla yasa; fiilin işlendiği zamankiAnayasaya aykırı olsa yasanın iptal edilip Anayasaya uygun hareket edenkimsenin cezalandırılmaması gerekir. Fiilin işlendiği zamandan sonra yürürlüğegiren ve yürürlüğe girdikten sonraki fiillere, olgulara, olaylara, oluşlara vsişlemlere uygulanacak olan yeni Anayasa önceden işlenen fiilin eşidini suçsaysa ve yasa sonraki Anayasaya uygun olsa dahi işlendiği zaman yürürlüktebulunan Anayasaya uygun fiilden dolayı kimsenin cezalandırılamaması, hukukunana ilkesi ve Anayasaların açık hükümleri gereğidir. 1961 Anayasası'nın 8 inci1982 Anayasası'nın 11 inci maddelerindeki : "Anayasa hükümleri, yasama,yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz, şeklindekihükümlerde fiilin işlendiği ve olayın vuku bulduğu zamandaki Anayasaya göre deuygunluk denetimi yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu konu; hukuki durumlar ve hukuki tasarrufların sakat ve muteberoluşları, geri alınması, kaldırılması ve değiştirilmesi konularıyla da yakınenilgili bulunduğundan o konulara da kısaca dokunmakta, yarar vardır :
Hukuki tasarrufların doğurduğu kudret ve yetkilerle mecburiyetlerhukuki durumları oluşturur. Bu durumlar ya genel, gayrişahsi, objektif vesürekli veya belirli, ferdi, subjektif ve süreksiz geçici) olurlar.
Objektif tasarruflardan doğan objektif hukuki durumlar; genel,gayrişahsi ve süreklidir. Ancak, yeni bir objektif tasarrufla kaldırılır veyadeğiştirilebilir.
Subjektif tasarruflardan doğan subjektif hukuki durumlar ise;objektif durumların aksine, belirli, ferdi ve geçicidir (ihtiva ettikleriborçların ve mükellefiyetlerin ifası ile ortadan kalkarlar). Ve en önemliözellikleri, kural tasarruflarla değiştirilemezler. Müktesep hak teşkilederler. Objektif hukuk alemindeki değişiklikler esas itibariyle bunlara etkiedemez.
Sakat tasarruflar (Çıkarıldıkları zaman yürürlükte bulunanAnayasaya aykırı yasalar sakat tasarruflardır) : Doğuşlarında, yapıcıunsurlardaki sakatlıklar, dolayısıyla hukuk nizamına, hukuk alemine uymayantasarruflardır. Bunların ortadan kaldırılması, geri alınması ve hukuk nizamınıemrettiği müeyyidelerin tatbiki demektir. Sakat yasalar hukuk aleminde, esasenvücut bulmadıkları için bir tesir de husule getirmemiş sayılabilir. Nitekimİdari Mahkemeler ve Danıştay'ın iptal kararları, makable şamildir. Dava konususakat idari tasarrufu (işlemi) , o tasarrufun ittihaz edildiği andan itibarenortadan kaldırır. Ancak yasalar yönünden, istikrar düşüncesi daha fazla ağırlıkkazandığı için, Anayasalar, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriyeyürümeyeceğini kabul etmektedirler.
Tam ve muteber tasarruflar (Çıkarıldığı zamanki Anayasaya uygun vesonraki Anayasaya ayıkırı, örneğin, 1981 Anayasasına uygun, 1982 Anayasasınaaykırı yasalar tam ve muteber tasarruflardandır) : Bunlarda sonraki birtasarrufla kaldırılabilir veya değiştirilebilir. Fakat esas itibariyle gerialınamaz. Örneğin; sonraki yasanın, önceki kendine aykırı yasalar açıkca olmasada zımmen kaldıracağı veya değiştireceği ilkesi ile Anayasanın üstünlüğü vebağlayıcılığı ilkesi yeni Anayasaya ayıkırı yasalarında ortadan kaldırılmasınıgerektirir. Fakat tam ve sahih hukuki tasarruflar sonraki yasalar veya Anayasaile kaldırıldığında veya değiştirildiğinde, onların o güne kadar ki doğurmuşolduğu hükümler, hukuki durumlar ve buralara dayanan tekmil hukuki hadiseler,haklar ve yükümlülükler muteberdir. Çünkü tam ve muteber bir hukuki tasarrufu(yasayı) sonraki bir tasarruf (Yasa veya Anayasa), açıkca, istisnai ve özel birhükümle geri almadıkça; ancak kaldırabilir ve değiştirebilir. Önceki tasarrufunmazideki değil, istikbaldeki hükümlerini durdurabilir ve devam edegelmekte olanhukuki duruma son verebilir.
II - Yasa ve kural işlemler, genellikle objektif durumlar husulegetirdikleri halde 4785 sayılı Yasanın birinci maddesi subjektif ve ferdihukuki durumlar da doğurmuştur. Yani bu yasa, organik bakımdan bir yasamaişlemi ise de fonksiyonel ve maddi mahiyeti bakımından subjektif işlemlerinözellik ve niteliklerini de taşımaktadır :
A) Kamulaştırma gibi devletleştirmede subjektif ve ferdi durumlardoğurur. Devletleştirmenin yasa ile yapılması, doğurduğu hukuki durumun mahiyetve özelliğini değiştirmez. Bu nedenle ferdi ve subjektif hukuki durumlarınesaslı nitelemeleri bu Yasanın doğurduğu hukuki durumlarda da söz konusudur.Yani objektif hukuki durumların önemli bir niteliği ve özelliği de süreklilikolduğu halde bu yasanın doğurduğu ferdi ve subjektif durumlar süreksizdir,geçicidir: Başka hiçbir işleme gerek kalmadan subjektif ve ferdi hukukidurumlar doğuran yasa hükmü, yürürlüğe girdiğinde bir defa uygulanıptükenmiştir.
B) 4785 sayılı Yasa, yaptığı devletleştirme dışında, bu işlemle(devletleştirme ile) ilgili, kurallar da öngörmektedir. O kuralların (objektiftasarrufların), doğurduğu objektif durumlar da vardır ki, o durumlar süreklidir.Objektif işlemler, uygulanmakla tükenmemiş; yürürlükte kaldıkça daimauygulanacaktır.
C) Devletleştirme işlemi ayrı; bir yerin (ormanın, taşınmazın),devletleştirilen yerlerden olup olmadığına dair işlem ayrıdır: Bu ikinciişlemi, yasanın kural niteliğindeki; objektif ve daimi hukuki durumlar yaratanhükmüne dayanır.
D) İtiraza, neden olan olayda, sanıkların müdahale ettiği yerin,yasanın devletleştirdiği yerlerden olduğu mevsuk ve ihtilafsızdır. Yasanınayrıca bir subjektif işleme gerek bırakmadan, subjektif ve ferdi durum yaratanhükmü ile ilgilidir. O hüküm ise yasa yürürlüğe girdiğinde uygulanıptükenmiştir. Bugün uygulanacak bir hüküm değildir.
Başlıca bu nedenlerle, kararın bu görüşlerime uymayan kısımlarınakarşıyım.
Üye
Muammer TURAN