ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1984/3
Karar Sayısı : 1984/4
Karar Günü : 27/3/1984
R.G. Tarih-Sayı :25.09.1984-18526
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Iğdır Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 16/4/1952 günlü, 5917 sayılı GayrimenkuleTecavüzün Def'i Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinde yer alan "Tecavüz eden;gayrımenkul üzerinde tercihe şayan bir hakkı olduğunu iddia etse bile aitolduğu mahkemeye müracaat eylemesi' lüzumu kendisine tebliğ olunur. Bu hal,tarafların mahkemeye müracaatla ref'iyet veya mülkiyet davaları açmalarına maniolmaz hükmünün Anayasanın 35. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptalinekarar verilmesi istenmiştir.
I - OLAY
Taşınmaza tecavüzü Iğdır Kaymakamlığı'nca, 5817 sayılı Yasaya göredef ve taşınmaz zilyedine teslim edildikten sonra yeniden tecavüzde bulunmaeyleminden dolayı sanık hakkında, Cumhuriyet Savcılığınca 5917 sayılı Yasanın7/1. fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan ve Iğdır Sulh CezaMahkemesi'nin 1983/242 esas sayısını alan kamu davasının duruşması sırasındaMahkeme, 5917 sayılı Yasanın 3. maddesini Anayasaya aykırı görerek AnayasaMahkemesi'ne başvurulmasına ve duruşmanın geri bırakılmasına karar vermiştir.
III - YASA METİNLERİ :
A) İptali istenilen Yasa hükmü :
16/4/1952 günlü, 5917 sayılı Gayrımenkule Tecavüzün Def'iHakkındaki Kanun'un 3. maddesi şöyledir :
"Madde 3 - Tecavüz eden; gayrimenkul üzerinde tercihe şayanbir hakkı olduğunu iddia etse bile ait olduğu mahkemeye müracaat eylemesi lüzumukendisine tebliğ olunur.
Bu hal, tarafların mahkemeye müracaatla ref'iyet veya mülkiyetdavaları açmalarına mani olmaz."
B) Dayanılan Anayasa kuralı :
"Madde 35 - Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
IV - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca, Ahmet H.Boyacıoğlu, H. Semih Özmert, Necdet Darıcıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu,Kenan Terzioğlu, Yılmaz Aliefendioğlu, Yekta Güngör Özden, Orhan Onar, MuammerTuran, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün, Mahmut C.Cuhruk,Osman Mikdat Kılıç ve Mithat Özok'un katılmalarıyla 27/3/1984 gününde yapılanilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorunlar üzerinde durulmuştur.
Anayasanın 152. ve 10/11/1983 günlü, 2949 sayılı Yasanın 28.maddeleri uyarınca, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, o davada uygulanacakyasa hükümlerimi Anayasaya aykırı görmesi ya da taraflardan birinin odoğrultudaki savının ciddi olduğu kanısına varması durumlarında AnayasaMahkemesi'ne başvurma yetkisi bulunmaktadır. Buna göre, bir mahkemenin AnayasaMahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde bakmakta olduğu bir davanın bulunmasıve iptalini istediği hükmün de o davada uygulanma durumunda olmasıgerekmektedir.
5917 sayılı Yasanın 7/1. maddesi uyarınca, cezalandırılmaistemiyle, yöntemine uygun biçimde görevli mahkemede bir kamu davasının açılmışbulunmasına, görevli mahkemece yapılacak işlemin, yargılama evresinitamamlayarak, sanığın üzerine atılan suçu işleyip işlemediği konusunda birsonuca. varmaktan ibaret olduğuna göre, görülmekte olan bu işi bir dava olarakkabul etmekte duraksanamaz.
İtiraz konusu kuralın bu davada uygulama niteliği taşıyıptaşımadığı sorununa gelince :
Bu sorunun çözülebilmesi için, dava konusunun ve ilgili yasaldayanakların ayrıntılarıyla saptanması gerekmektedir.
Açılan davada şikayetçi, 5917 sayılı Yasa hükümleri uyarınca,Kaymakamlığa yapmış olduğu başvuruda; ötedenberi yol olarak kullandığıtaşınmaza, sanığın müdahale ederek, istifadesini önlediğini, başkaca yolu dabulunmadığından vaki tecavüzün def'edilmesini istemiştir. Kaymakamlıkçagörevlendirilen tahkik memurlarının düzenlediği fezlekede; nizalı taşınmazmalın, sanığın tapulu tarlası içerisinde kaldığı, ancak, uzun süredenberi demüşteki tarafından yol olarak kullanılageldiği, başkaca geçit yerinin deolmadığı, bu nedenlerle tecavüzün men'ine karar verilmesi gerektiğibildirilmiş, Kaymakamlık da aynı doğrultuda işlem yapılmasını karar altınaalmıştır. Kararda, ayrıca, sanığın, üstün hak iddiasında bulunması halinde,adli yargı mercilerine başvurabileceği hususuna da yer verilmiş ve bu karar18/6/1981 tarihinde sanığa tebliğ edilmiştir. Kararın gereği mahallinde aynıgün yerine getirilmiştir.
Bu işlemlerden bir süre sonra, sanığın aynı yere, yeniden tecavüzettiği tesbit edilerek bu tecavüzü, ı2/5/1983 tarihinde ikinci kez def'edilmişve sanık hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.Sonuçta, 5917 sayılı Yasanın 7/1. maddesi uyarınca, cezalandırılma istemiyle açılankamu davasının yargılaması sırasında, Mahkeme, Yasanın 3. maddesinin Anayasayaaykırı olduğu savıyla doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurma kararı almıştır.
Eşyalar üzerinde fiili kudret kullanmak, onları bu suretlehakimiyet altında bulundurmak, onlardan iktisaden faydalanmak ve onlarıkullanmakla ilgili her türlü maddi ve hukuki fiilleri icra etmek olaraktanımlanan zilyetliğin korunma yollarından birisi de zilyetliğin idari yoldanhimayesidir. Yurdumuzdaki anlaşmazlıkların ve bu anlaşmazlıkların neden olduğuolayların büyük bir bölümünün gayrımenkullere vaki tecavüzler nedeniyle meydanageldiğini nazara alan Kanun Koyucu 5917 sayılı Kanun hükümlerini düzenleyerek,bunları önlemek ve bu yüzden doğan anlaşmazlıkların süratle halledilmesinisağlamak amacı ile taşınmaz'ara yönelik tecavüzlerin idari makamlarcagiderilerek anlaşmazlıkların yargı mercilerinin önüne götürülmesi suretiylefiili olayları önlemek ve böylece asayişin korunmasını sağlamak istemiştir.Anılan Yasanın amacı ve kapsamı hakkındaki düşünce ve görüşler, yasa teklifigerekçesinde İçişleri ve Adalet Komisyonu raporlarında ve Türkiye Büyük MilletMeclisi'ndeki görüşmelerde şu biçimde açıklanmaktadır :
Yurdumuzda taşınmaz malların ve özellikle arazinin sınırlarıuyuşmazlıkları önleyecek surette belli edilmemiş olduğundan ötedenberi tecavüzve müdahaleler olagelmektedir. Bu hal, asayiş ve emniyeti bozmakta, hatta cankaybına bile sebep olmaktadır. Onun için gerek bu türlü tecavüzleri hemenönlemek, gerekse bozulan emniyet ve asayişi yeniden sağlamak amacıyla idareamirlerine, mülkiyet haklarına dokunmama, Medeni Kanun hükümleri tamamıyla,saklı kalmak üzere gerçek veya tüzel kişilerin ellerinde bulundurduklarıtaşınmaz mallara yapılacak tecavüzleri önlemek yetkisi verilmiştir. Bu yetki, hİdare Kanunu ile idare amirlerine verilen güvenliği sağlama ve önleyici zabıtatedbirleri alma görevlerini de kolaylaştırır. Bu konuda yapılacak soruşturma veverilecek kararlar, adli kazada bir delil olamıyacaktır. Amaç, sadeceşahısların kendiliğinden hak almalarını önleyici ve asayişin bozulmamasınısağlayıcı tedbir almaktır. (Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi Dönem: 9, Cilt : 9, Toplantı : 1, 105. Birleşim Cilt : 12, Toplantı : 2, 29 uncuBirleşim, Cilt : 14, Toplantı : 2, 55 inci Birleşim, Cilt : 14, Toplantı : 2,62 nci Birleşim) .
İdare amirleri tarafından verilen bu kararların, idare hukukunagöre alınan bir idare önlemi olduğunda kuşku yoktur. İdarenin sürekli, köklükarar ve işlemlerinin yanında, kesin ve yerine getirilmesi zorunlu önlem niteliğindekikarar ve işlemleri de vardır. Bu gibi idari tasarruflara karşı açılacakdavaların (yetki, şekil, sebep, konu ve maksat) yönlerinden incelenip kararabağlanmasının da idari yargının görevi içerisinde olduğu doğaldır. Oysa bukonuda bir dava da açılmış değildir. Öte yandan; 5917 sayılı Yasa hükümleri,tercihe şayan hakların bulunduğu iddiasıyla açılan davalarda hukukmahkemelerinin görevlerine bir sınırlama da getirmemektedir. Ayni veya şahsihak iddiasında bulunan taraf her zaman ait olduğu hukuk mahkemesine başvurmaimkanına sahiptir ve esasen Kanunun güttüğü amaç da eyleme gitmeden ihtilafımahkemenin önüne götürmektir.
Sözü edilen Yasanın Ceza yaptırımını oluşturan 7. maddesiylegüdülen amaç ise kanunun iradesini hakim kılmak, aksine davranışlarınyaptırımını oluşturmaktır.
İtirazcı Mahkeme ise, 5917 sayılı Yasanın ceza yaptırımı ileilgili hükmüne dayanılarak açılan bir kamu davasının yargılama evresinde; aynıYasanın 3. maddesinde yer alan "Tecavüz eden; gayrımenkul üzerinde terciheşayan hakkı olduğunu iddia etse bile ait olduğu Mahkemeye müracaat eylemesilüzumu kendisine tebliğ olunur. Bu hal, tarafların mahkemeye müracaatlaref'iyet veya mülkiyet davaları açmalarına mani olmaz hükmünün Anayasa'yaaykırılığından söz ederek Anayasa. Mahkemesi'ne başvuru kararı almıştır.Mahkemenin önüne getirilen tir kamu davasıdır ve yasa hükmünü ihlal edeneylemin cezalandırılması istemiyle açılmıştır. Ceza hakiminin bu davayımülkiyet veya ref'iyet davası olarak görmesi ve karara bağlaması düşünülemez. İtirazcımahkemenin bakmakta olduğu kamu davasının sonuçlandırılmasında ön plandatutulması gereken yasa kuralları ise, Yasanın 1, 5. ve 7. maddelerindebelirlenmiştir.
Anayasa'ya aykırılığı öne sürülerek iptali istenen 3. maddeninise, gerek suçun oluşumunda gerekse yargılamanın sonuçlandırılmasında etkisisöz konusu değildir. Anılan kural, üstün hak iddiasında bulunan mütecavizin,ait olduğu mahkemeye başvurması için, idareye; tebliğ yükümlülüğü getirmekte veayrıca, tarafların her zaman mahkemeye başvurarak mülkiyet veya ref'iyetdavaları açabileceklerini kabul etmektedir. Bu durumda söz konusu 3. maddehükmü, ceza mahkemesinin tamamen görev alanı dışında kalmakta; henüz, suç vebuna bağlı olarak kamu davasının oluşmadığı bir evrede uygulanma durumunda bulunmaktadır.
Bu itibarla, itirazcı mahkeme tarafından iptali istenilen 5917sayılı Yasanın 3. maddesinin bu davada uygulanma olanağı bulunmadığından,başvuru, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmelidir.
H. Semih Özmert ve Servet Tüzün bu görüşe katılmamışlardır.
V - SONUÇ :
18/4/1952 günlü, 5917 5ayılı Gayrımenkule Tecavüzün Def'iHakkındaki Yasanın itiraz konusu 3. maddesinin bakılmakta olan davada uygulanmadurumunda bulunmadığından başvurunun, itirazcı mahkemenin yetkisizliğinedeniyle reddine;
H. Semih Özmert ve Servet Tüzün'ün karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
27/3/1984 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
H. Semih Özmert
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
Üye
Orhan Onar
Üye
Muammer Turan
Üye
Mehmet Çınarlı
Üye
Selahattin Metin
Üye
Servet Tüzün
Üye
Mahmut C. Cuhruk
Üye
Osman Mikdat Kılıç
Üye
Mithat Özok
KARŞIOY YAZISI
Çekişme konusu yerin sanığın tapulu tarlası içinde kaldığı,tapulama sırasında müştekinin malik olduğu parsel yararına geçit hakkı tesisedilmediği halde bu hususlar gözönünde tutulmadan, kaymakamlık makamıncatecavüzün men'ine karar verildiği; böylece, idari bir tasarrufla Anayasa'nın35. maddesinin güvencesi altında bulunan mülkiyet hakkının sınırlandırıldığı;bu nedenler1e 5917 sayılı Gayrımenkule Tecavüzün Def'i Hakkında Kanun'un 3.maddesinin iptaline karar verilmesi, Iğdır Sulh Ceza Mahkemesince talepedilmiştir.
Mahkemece söz konusu kanunun 3. maddesinin iptaline kararverilmesi istenilmekte ise de başvurunun esasını, tapuya kayıtlı bir taşınmazmal üzerindeki mülkiyet hakkının idari bir tasarrufla men edilmesi teşkiletmektedir.
Böyle olunca, iddia, kanunun kurmuş olduğu sistemiilgilendirdiğinden anılan itirazın vanit olup olmadığının incelenmesigerekmektedir. Mahkemece zuhulen 3 maddenin iptalinin istenmiş olması itirazınreddi için bir neden sayılmamalıdır.
Bu bakımdan çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Başkanvekili
H. Semih Özmert
KARŞIOY YAZISI
Sanık hakkında, Cumhuriyet Savcılığınca 5917 sayılı Yasanın 7/1.maddesinin uygulanması istemiyle açılan kamu davasında, sözü edilen maddedekisuç unsurlarının mevcut olup olmadığı sonucuna varılabilmek için mahkemece,5917 sayılı Yasanın 3. maddesi gereğince "mahkemeye müracaatla ref'iyetveya mülkiyet davası açma" hakkını haiz olan sanığa aynı maddenin birincifıkrasına uygun bir şekilde tebligat yapılmış olup olmadığının incelenmesigerektiğine ve bu durum muvacehesinde de bu yasa maddesinin itirazcı mahkemeceuygulanma durumunda bulunduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekir.
Bu nedenle davanın reddine ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
Üye
Servet Tüzün