ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1984/6
Karar Sayısı: 1985/1
Karar Günü: 11/1/1985
R.G. Tarih-Sayı :17.06.1985-18787
İptal Davasını Açan : Anamuhalefet Partisi sıfatiyle Halkçı PartiTürkiye Büyük Millet Meclisi Grubu adına Grup Başkanı Necdet Calp.
İptal Davasının Konusu : 2/2/1984 günlü, 2976 sayılı "DışTicaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun"un 3. maddesinin Anayasa'nın 7.,161., 163. ve 167/2. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
II - METİNLER :
A) İptali İstenen yasa Kuralı :
2/2/1984 günlü, 2876 sayılı "Dış Ticaretin DüzenlenmesiHakkında Kanun" un iptalai istenen 3. maddesi şöyledir :
"Madde 3 - İthalat, ihracat veya dış ticaret işlemleriüzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi, iadesi,gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanımesasları Bakanlar Kurulu kararında gösterilir.
Ek mali yükümlülüklerin tahsilinde 6183 sayılı Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanun uygulanır.
A) Dayanılan Anayasa Kuralları :
"Madde 7 - Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
"Madde 161 - Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındakikamu tüzel kişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.
Mali yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasılhazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldanfazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz."
"Madde 163 - Genel ve katma bütçelerle verilen ödenek,harcanabilecek miktarın sınırını gösterir. Harcanabilecek miktar sınırınınBakanlar Kurulu kararıyla aşılabileceğine dair bütçelere hüküm konulamaz:Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmakyetkisi. verilemez. Cari yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişikliktasarılarında ve cari ve ileriki yıl bütçelerine mali yük getirecek niteliktekikanun tasarı ve tekliflerinde, belirtilen giderleri karşılayabilecek malikaynak gösterilmesi zorunludur."
"Madde 167 - Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmetpiyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştiricitedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme vekartelleşmeyi önler.
Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesiamacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi vebenzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunlarıkaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir.
III - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca, Ahmet. H.BOYACIOĞLU, H. Semih ÖZMERT, Necdet DARICIOĞLU, Nahit SAÇLIOĞLU, HüseyinKARAMÜSTANTİKOĞLU, Kenan TERZİOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN,Orhan ONAR, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Selahattin METİN, Servet TÜZÜN,Mahmut C. CUHRUK ve Osman Mikdat KILIÇ'ın katılmalarıyla 24/4/1984 günündeyapılan ilk inceleme toplantısında;
3. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla iptali davaedilen 2/2/1984 günlü, 2978 sayılı "Dış Ticaretin Düzenlenmesi HakkındaKanun"un 15/2/1984 günlü 18313 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı; davadilekçesinin 13/4/1984 gününde Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliği'nce kalemehavale edilerek 441 sıra ve 1984/8 esas sayısını aldığı; 10/11/1983 günlü, 2949sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince davanın bu tarihte ve süresi içindeaçıldığı, Halkçı Parti, Anamuhalefet Partisi olup grup genel kurulunun üyetamsayısının salt çoğunluğu ile iptal davasının açılmasına karar aldığı,böylece dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından işin esasınınincelenmesine Orhan Onar'ın "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 27/2. maddesi, siyasi parti gruplarınca açılacakdavâlarda genel kurul kararının onanlı örneğinin dilekçeye eklenmesini amirbulunduğu; gönderilen tutanak özeti bu nitelikte bulunmadığı gibimilletvekillerinin isim ve imzalarını ihtiva eden listenin başına yapıştırılmışyazının da herhangi bir tasdik şerhini içermediği cihetle, başvurunun usulünceyapılmadığı" yolundaki karşıoyuyla ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.
IV - ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenilen kanunmaddesi; Anayasa'ya aykırılık iddiasına dayanak yapılan Anayasa maddeleri;bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
A - İptali dava edilen 3. madde hükümlerinin, Anayasa ilkelerikarşısındaki durumunun incelenmesine geçilmeden önce, 2/2/1984 günlü, 2978sayılı Kanunun getirdiği esasların ortaya konulması gerekli görülmüştür.
1 - Kalkınmakta olan ülkelerde mal ve hizmet ihracatındaki artışınyavaş olmasına karşılık kalkınmanın gerçekleşmesi için gerekli ithalat hacmininhızla büyümesi ve sonuçta ihracatın, ithalat finansmanını sağlamakta yetersizkalması yüzünden ortaya çıkan dış ticaret açığının ve bunun neden olduğudarboğazların aşılabilmesi için yürütme organlarının ivedi ve etkili tedbirleralmaları zorunlu görülmektedir.
Kalkınma yolunda olan ülkemizde de dış ticaret alanındakarşılaşılan güçlüklerin ortadan kaldırılması bakımından Gümrük Kanunu, gümrükgiriş tarife cetveli, ithalat miktarının kısıtlanması, gümrük muafiyeti ya daindirimi gibi önlemler dışında gerekli görülen tedbirlerin zamanında ve derhalalınmasının sağlanması ereğiyle Anayasamızın 167. maddesinin ikinci fıkrasıhükmü getirilmiştir. Bu fıkra hükmüne göre, dış ticaretin ülke ekonomisininyararına düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleriüzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya vebunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebileceğiöngörülmüştür.
2 - Anayasa'nın anılan hükmüne dayanılarak kabul edilen 2/2/1984günlü, 2978 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, bu amaca yönelikkuralları içermektedir.
Kanunun 1. maddesinde; dış ticaretin ülke, ekonomisinin yararınadüzenlenmesini sağlamak üzere ithalât, ihracat ve diğer dış ticaret işlemlerinevergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler konulması vekaldırılması, bu yükümlülüklere ilişkin esasların tespit edilmesi ve oluşanfonların kullanılması hususlarının bu kanun hükümlerine göre yürütüleceği; 2.maddesiyle, Bakanlar Kurulunun bu kanunun kapsamındaki konularda düzenlemeleryapmaya yetkili olduğu belirtilmiş; iptali dava edilen 3. maddede, ithalat,ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerinnevi; miktarı, tahsili, takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi,bir fonda toplanması ve fonun kullanım esaslarının Bakanlar Kurulu kararındagösterileceği, ek mali yükümlülüklerin tahsilinde 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanacağı öngörülmüştür.
3 - Kanunun gerekçesinde : Ülkemizde uygulanan dış ticaretpolitikası araçlarından yasaklamaların, özellikle ithalat sözkonusu olduğunda,ithali yasaklanan mallara gereksiz koruma ile tekellerin doğuşuna sebebiyetverdiği, kota uygulamasının ise, yine ithalât açısından ele alındığında haksızkazanç vs rantların ortaya çıkması sonucunu doğurduğu; vergi ve benzeriyükümlülük uygulamasında da, mal ve hizmet bazındaki esnekliğin mümkünolamadığı, iç ve dış piyasalardaki ani konjonktürel değişmelere uyumda gerekliesnekliğin sağlanamadığı; ifade edildikten sonra "... istikrar ve büyümeyisağlamak amacıyla, Anayasa'nın 167. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca yapılacakdüzenlemelerle fon teşkili; fonun kaldırılması ve bu konudaki esasların tesbitiyoluyla :
- İç üretim ve ithal girdilerindeki ani fiyat yükselişleriniönlemek,
- Bu fiyat yükselişlerinden tüketiciyi korumak,
- İç ve dış ekonomik şartlar arasındaki dengeyi ekonomimizyararına, yönlendirmek ve
- İhracatı teşvik ederek ekonomik büyümeyi sağlamak üzere" bukanunun çıkarıldığı açıklanmıştır.
4- Gerçekten, her ülkede, önceden, gelecekteki ekonomikgelişmeleri anlayıp, buna göre, bir takım çerçeveler çizmenin mümkün olamaması;ithalât ve ihracatın her an değişebilen şartlara tabi bulunması, hükümetlerebirtakım geniş vs esnekliği olan yetkiler verilmesini zorunlu kılmıştır.
İthalat ve ihracatla, diğer ülkelerin, Türkiye için koyduğutahditlere karşı, Hükümetin derhal mukabil tedbirleri alması veya Türkiye'yeçok ucuza gelen ya, da çok yüksek fiyatla, alınan malın fiyatının ayarlanmasıgerekecektir.
O halde, ülkemizde üretilen malların piyasa fiyatınınteşekkülünde, ithali ve ihracı yapılan malların fiyat ve miktarınınayarlanmasında, ihraç veya ithal edilen malın satıldığı ya da alındığı ülkeninöngördüğü tedbirlerin bertaraf edilmesinde, ihracatta tıkanıklığın meydanagelmesinin önlenmesinde, Hükümet insiyatifi elinde tutmalıdır.
Bu nedenlerle, Kanun Koyucu, Anayasa'nın 167. maddesinin ikincifıkrası hükmüne dayanarak, Bakanlar Kuruluna ithalat, ihracat ve diğer dışticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında "ek maliyükümlülükler" konulması ve kaldırılması; "ek mali yükümlülükler"inbütçenin dışında oluşturulacak bir fonda toplanılması ve bu fonun kullanılmasıesaslarının düzenlenmesi yetkisini vermiştir.
B - Dava konusu 3. maddenin Bakanlar Kuruluna, ek maliyükümlülükler koymaya, bunların nevi ve miktarını tespit etmeye yetki veren kuralınınAnayasa'ya uygunluk denetimi :
1 - Bu kuralın Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrası yönündenincelenmesi :
Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrası hükmü, gerek DanışmaMeclisince kabul edilen, gerek Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunca,hazırlanmış olan metinlerde mevcut değildir . Bu fıkranın Milli GüvenlikKonseyi çalışmaları sırasında ilâve edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle,anılan fıkranın gerekçesi yayımlanmamıştır.
Dava dilekçesinde; Kanunun 1. maddesinde, Anayasa'nın 167.maddesinin ikinci fıkrasının aynen tekrar edildiği belirtilip, bir düzenlemeninyasal düzenleme işlevini görebilmesi için Anayasal hükmün aynen yinelenmesininyetmeyeceği, düzenlenen alanın esaslı konularının ve temel yönlerinin yeterincebelli edilmesi gerektiği ileri sürülmekte ve Anayasa'ya aykırılığı kanıtlamakiçin de Anayasa Mahkemesinin bu konudaki kararlarından örnekler verilmektedir.
Gerçekten Kanunun 1. maddesindeki kural, Anayasa'nın 167.maddesinin ikinci fıkrası hükmünün tekrarı gibidir, aynı unsurlarıkapsamaktadır. Fakat sözü edilen 1. madde hükmü, dava konusu edilip iptaliistenmiş bir hüküm değildir. Kanunun 3. maddesi kuralı ile Anayasa'nın 167.maddesinin ikinci fıkrası arasında bir ayniyet söz konusu olmadığından davadilekçesinde ileri sürülen bu gerekçe ve sav üzerinde daha, fazla durulmasınagerek görülmemiştir.
Ancak Anayasa Mahkemesi, gerekçe ile bağlı olmadığından, 3.maddenin yukarda belirlenen kuralının, Anayasa'nın 167. maddesinin ikincifıkrasına uygun olup olmadığı da incelenecektir.
Anayasa'nın 167. Maddesinin ikinci fıkrası, Dış Ticaretin ülkeekonomisi yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla, ithalat, ihracat ve diğerdış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri mali yükümlülükler dışında ekmali yükümlülükler koymaya vs bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kurulunayetki verilebileceğini hükme bağlamıştır.
Görüldüğü gibi, Anayasa Kopucu burada "Vergi Ödevindeöngörülenden tamamen ayrı bir esas benimsemiştir : Anayasa'nın 73. maddesiuyarınca, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ancak kanunlakonulur; değiştirilir veya kaldırılır. Bunlardan muaflık, istisnalar veindirimler ile oranlarına ilişkin hükümlerde kanunun belirttiği yukarı ve aşağısınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir. OysaAnayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrası ile sözü edilen "ek malîyükümlülüklerin" konulması ve kaldırılmasında Bakanlar Kuruluna kanunlayetkisi verilmesi söz konusudur. Bir "ek mali yükümlülüğün konulması"onun nevinin ve miktarının saptanması demektir. Türü ve miktarı belli olmayanbir yükümlülük konulamaz. Şu halde, dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararınadüzenlenmesi amacıyla ek mali yükümlülükler koymaya yetkili kılınan BakanlarKurulu, ülke ekonomisi ne gibi ek mali yükümlülükler konulmasını gerektiriyorsa,bunun nevini ve miktarını saptamada serbest olacaktır. Esasen, önceden nelerdenibaret olacağını saymaya ve miktarını saptamaya olanak da yoktur. Başkaülkelerin alacağı önlemlere veya onların ekonomisinin gidişine ya damemleketimizdeki ekonomik olaylara bakılarak günü gününe alınacak tedbirlerledış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi sağlanacaktır.
Bu nedenlerle söz konusu 3. maddenin Bakanlar Kurulunca ek maliyükümlülükler koymaya; bunların nevi ve miktarlarını tespit etmeye yetki verenkuralı, Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bulunmamıştır.
2 - 2976 sayılı Kanunun 3. maddesinin Anayasa'nın 7. maddesiyönünden incelenmesi :
Dava dilekçesinde, 3. madde hükmü ile konulacak ek maliyükümlülüklerin adlarının ve içeriklerinin belirtilmemiş ve bunların Hükümetintakdirine bırakılmış bulunmasının Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrasınınamacına ve yasama yetkisinin devredilemeyeceğine ilişkin 7. maddesine tersdüşeceği iddia edilmiştir.
Ek mali yükümlülüklerin adlarının ve içeriklerinin belirtilmemişve bunların Hükümetin takdirine bırakılmış olmasının Anayasa'nın 167.maddesinin ikinci fıkrasının amacına aykırı olduğuna ilişkin savın geçerliolmadığı yukarıda açıklanmış olduğundan bu konu üzerinde burada, ayrıcadurulmayacaktır.
Kanunun 3. maddesinin, yasama yetkisinin devredilemiyeceğineilişkin Anayasa'nın 7. maddesine ters düştüğü hakkındaki iddiaya, gelince :
Anayasa'nın 7. maddesindeki "Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez"biçimindeki hüküm, genel nitelikte bir kuraldır. Anayasa'nın 91., 121. ve167/2. maddelerindeki özel kurallar gözönünde tutularak değerlendirilmelidir.Nitekim, Danışma Meclisince kabul edilen sözkonusu 7. maddenin "Bu yetkidevredilemez. Anayasa ile Cumhurbaşkanına ve Bakanlar Kuruluna verilen KanunHükmünde Kararname çıkarma yetkisi saklıdır" biçimindeki ikinci fıkrasınınikinci cümlesi, Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunca metinden çıkarılmışve maddede yapılan bu değişikliğin gerekçesinde : (Maddenin ikinci fıkrasınınikinci cümlesi olan "Anayasa ile Cumhurbaşkanına ve Bakanlar Kurulunaverilen Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi saklıdır." hükmü maddemetninden çıkarılmıştır. Zira bu yetkinin amaç ve kapsamı Anayasa'nın bukonularla ilgili maddelerinde açıkça belirtilmiş bulunmaktadır) denilmeksuretiyle yapılan değişikliğin nedeni açıklanmıştır. Gerek Danışma Meclisincekabul edilen metinde gerek Milli Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonunca,yapılmış olan değişikliğin gerekçesinde 167. maddenin ikinci fıkrasından sözedilmemesi 167. maddeye ikinci fıkra; olarak eklenen sözkonusu hükmün sonradanMilli Güvenlik Konseyince konulmuş olmasından ileri gelmektedir.
Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrasının vermiş olduğu yetkiyedayanarak Yasama Organı, "dış ticaretin düzenlenmesini yürütme organınabırakmıştır. O halde, Bakanlar Kurulu, Anayasa'ya uygun olmak koşuluyla bukonunun çerçevesini, genel esaslarını, temel yönlerini ve ayrıntılarını tümüyledüzenleme yetkisine sahiptir.
Bu durumda, Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrası karşısında,1961 Anayasası yürürlükte iken verilmiş bulunan Anayasa Mahkemesi kararlarıdayanak gösterilerek dava dilekçesinde ileri sürülen savlar kabule şayandeğildir ve dava konusu kuralın Anayasa'nın 7. maddesine aykırı bir yönüyoktur.
3 - 2978 sayılı Kanunun 3. maddesinin Anayasa'nın 161. ve 163.maddeleri yönünden incelenmesi :
Dava dilekçesinde, fonun niteliği, amacı ve kaynağınınbelirtilmemiş olmasının hükümete bütçe dışı harcama yapmak imkanı vermesinedeniyle dava konusu maddenin Anayasa'nın 161. ve 163. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Fon terimi, çeşitli anlamlarda kullanılmakla beraber, genelolarak, belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için ayrılmış olan vegerektiğinde kullanılmak üzere bir hesapta tutulan parayı ifade etmektedir.Daha teknik bir deyimle fon, genel mevzuat ve bütçe prosedürü dışında özelliğiolan bazı devlet görevlerinin yürütülmesi ve gerçekleştirilmesi maksadıylabütçeden veya bütçe dışı yasal imkanlarla temin olunan para ve kıymetlerdir.
Dava konusu yasada geçen fon terimi bu anlamda kullanılmıştır.
Anayasa'nın 161. maddesinin birinci fıkrası katı bir hüküm olarakyorumlanmamalıdır. Bu fıkra hükmü genel kuralı koymaktadır. Hemen üçüncüfıkrasında öngörüldüğü üzere, her kuralda olduğu gibi, bu, kuralın daistisnaları gösterilmiştir. Ekonomik ve mali zorunluklar bu esasa esneklikkazandırmaktır.
Anayasa'nın 181. maddesinin üçüncü fıkrasının "Kanun kalkınmaplanları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetleriçin özel süre ve usuller koyabilir" biçimindeki kuralı, dış ticaretindüzenlenmesine yönelik hizmetlerin önemine ve işin niteliğine binâen özel birdüzenlemeyi zorunlu kılan Anayasa'nın 187. maddesinin ikinci fıkrası hükmü bakımındanda değerlendirilmesi gerekir.
Çağımızda önemli olan bir kamu hizmeti niteliği kazanan "DışTicaretin Düzenlenmesi" ka1kınma planlarında geniş ölçüde yer alan maddepolitikasının takibini, fiyat istikrarının sağ1anmasını, ihracat darboğazınınaşılmasını, dış ticaret açığının kapatılmasını, amaçlamaktadır. Bu bakımdan,"Dış Ticaretin Düzenlenmesi"nin kalkınma plan ve programlarıçerçevesinde "bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetlerden olduğu; 2976sayılı Kanunun verdiği yetki ile oluşturulacak "fon"un ise, Kanunlakonulmuş bir özel usul niteliğini taşıdığı kabul edilmelidir. Gerçekten,karmaşık, akıcı, etkenleri değişik; bu nedenlerle birbirinin benzeri olmayanolayların ortaya çıktığı ve. sık sık belirdiği bir alan olan dış ticaretin ülkeekonomisi yararına düzenlenmesi ereğiyle yapılması zorunlu mali müdahalelerin,gerekli görülen yardım ve ödemelerin mali mevzuat ve bütçe prosedürü içindeyürütülmesinin son derece güç olduğunu, hatta, değişen koşullar karşısında,zaman zaman karşılaşılan tıkanıklığın aşılmasında etkisiz kalındığınıdeğerlendiren Kanun Koyucunun, Bakanlar Kuruluna 2976 sayılı Kanunun 3.maddesinde gösterilen önlemlerin alınması için yetki vermesi, Anayasa'nın 161.ve 163. maddelerine aykırı görülmemiştir.
4 - Mali Denetim sisteminin öngörü1memiş olması yönünden inceleme:
Devlet gelir ve giderleri ile mallarının Türkiye Büyük MilletMeclisi adına, denetlenmesinde Anayasa iki yol ve yöntem kabul etmiştir.Bunlardan birincisi Sayıştay tarafından yapılan; ikincisi de kanun ile kurulanbir sistemle gerçekleştirilen denetimdir :
Anayasa'nın 180. maddesinde Sayıştay'ın, genel ve katma bütçelidairelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisiadına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak vekanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmaklagörevli olduğu belirtilmiş; 165. maddesinde de, sermayesinin yarısından fazlasıdoğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş veortaklıklarının Türkiye Büyük Millet Meclisince denetlenmesi esaslarınınkanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Demekki, denetim bakımından tek yetkili organ Sayıştay değildir.Kanun Koyucu, kimi durumlarda Sayıştay'dan başka kurumlarada denetim göreviniverebilir.
2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3.maddesinde "... konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili,takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması vefonun kullanım esasları..."nın Bakanlar Kurulu kararında gösterileceğiyazılıdır.
Bu maddedeki, "Esaslar" sözcüğü bu konuda düzenlemeyapılırken konulacak kuralları ifade etmek için kullanılmıştır. Böylece KanunKoyucu, verdiği yetkiyle vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ithalat,ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine konulacak vergi ve benzeriyükümlülükler dışındaki ek mali yükümlülükler hakkında bir sistemoluşturulmasını öngörmüştür. Anayasa'nın 167. maddesine dayanılarak KanunlaBakanlar Kuruluna verilen yetkinin ereğibudur. Oluşturulacak sistemde, Anayasamızıngereği olarak; Devletin gelir, gider ve malları üzerinde murakabe hakkını haizolan Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, inceleme yapacak bir denetlememerciinin de bulunması gerekmektedir.
Kanun Koyucu, maddedeki, ek mali yükümlülüklerin "... takibi..."sözcüğüyle kurulacak fonların denetlenmesinin de sağlanacağını, Bakanlar Kurulukararında denetleme mekanizmasının kurulması gerektiğini öngörmüştür.'
Gerçekten Bakanlar Kurulu kararı ile yapılan düzenlemede KanunKoyucunun verdiği yetki sınırlarının aşılmamış olması, vazgeçilmez birkoşuldur. Anayasa'nın 8. maddesindeki yürütme yetki ve görevinin Anayasa vekanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği kuralının anlamıbudur.
Bakanlar Kurulu kararında yalnız idari denetim hakkında değil,aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yapılacak olan mali denetimleilgili kurallar da yer alacaktır.
Fonun gelir, gider ve mallarının malî denetimi bu konuda alınacakkararları, bu kararların uygulanması evresini, sarf belge, işlem ve hesaplarınınincelenmesini kapsayacak; hesap devreleri itibariyle hazırlanacak mali denetimraporları, fonların uygulama sonuçları hakkında, gerekli bilgileri deiçerecektir.
O halde, Kanunun denetim bakımından hüküm içermediği önesürülemez.
Üyelerden Yekta Güngör Özden ve Muammer Turan bu görüşlerekatılmamışlardır.
V- SONUÇ :
2/2/1984 günlü, 2976 sayılı "Dış Ticaretin DüzenlenmesiHakkında Kanunun 3. maddesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin reddine, Yekta Güngör Özden ve Muammer Turan'ın karşıoylarıyla veoyçokluğuyla,
11/1/1985 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet H. BOYACIOĞLU
Üye
H. Semih ÖZMERT
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Orhan ONAR
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Osman Mikdat KILIÇ
KARŞIOY GEREKÇESİ
1 - 2976 nolu Yasanın 1. maddesinin "Amaç ve kapsam"başlığı altında getirdiği açıklık "... ithalat, ihracat ve diğer dışticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında, olmakkoşuluyla ".... ek mali yükümlülükler konulması ve kaldırılması, buyükümlülüklere ilişkin esasların tespit edi1mesi ve oluşan fonlarınkullanılması" nın bu yasa hükümlerine göre yürütüleceğidir. Anayasa'nın167/2. maddesiyle Yasanın 1. maddesindeki "ve" bağlacı, iptali davaedilen 3. maddeye "veya" olarak alınmış, "ek maliyükümlülükler" in türü, oranı, düzeyi, alınması, izlenmesi, geriverilmesi, gerektiğinde Bütçeye gelir yazılması, bir fonda toplanması ve fonunkullanma ilkelerinin Bakanlar Kurulu kararıy1a belli edileceği öngörülmüştür.Yasanın 1. maddesinde, Yasa kurallarına göre yürütüleceği, düzen-yöntem, ilkeve ayrıntılarının yasayla belirleneceği anlamı ağırlık oluştururken, 3. maddeöncelikle yasa, içindeki çelişkinin belirgin bir örneği olarak yetkiyi BakanlarKurulu kararına bırakmıştır. Uygunluk denetimi, yasa maddelerinin kendiaralarında ya da öbür yasa maddeleriyle çelişkisini değil, ilgili Anayasakurallarına aykırılık savına yönelik olacağından konunun Anayasa'nın 73 ve167/2. maddelerine göre çözümü zorunluluğu açıktır.
Uygunluk denetiminde, Anayasa kurallarının birbiriyleçelişemiyeceği, birbirine üstünlüğü ya da önceliği olamıyacağı, Anayasa'da biryanlışlık ya da anlatım zayıflığının olanaksızlığı ancak bir varsayım olarakdüşünülebilir. Anayasa kuralları içinde de öz-temel-ilke niteliğinde olanlarla,ayrıntıya yönelik, konusunda özellik taşıyanların bulunması doğaldır. Yorumda,öz-temel durumundaki kurala bağlı kalınarak değerlendirme yaparak incelemeyiyürütmek işlerin amacına daha uygun düşecektir."Ek maliyükümlülükler"e yer veren Anayasa'nın 167/2. maddesinin Bakanlar Kurulu'naverdiği yetki yine yasayla olacaktır. Madde "kanunla" sözcüğünüaçık-seçik vurgulamıştır. Yetki verilirken, yasanın tür, oran-düzey, koşul,sakınma, alma-toplama, izleme, geri verme, Bütçe'ye gelir yazılması nedenleri,fon oluşturulması ve özellikle fonun kullanılması konusunda temel kurallarıkapsıyacak, bu doğrultuda uygulama yapıp yapmamayı, ek malî yükümlülüğünkonulup konulmaması, kaldırılıp kaldırılmaması gereğini Bakanlar Kurulununözgürüsüne (takdirine) bırakacaktır. Yasa, Bakanlar Kurulu'na yasa nıte1iğindekural koyup kaldırma, yetkisinin kaynağı olamaz. Anayasa'nın 167. maddesininamacı, "... ek malî yükümlülüklerin gerekip gerekmediği, gerekiyorsayasalarla belli edilecek ilkelere uygun zamanlamaya göre bundan yürürlüğekoymayı ve kaldırmayı amaçlamıştır. Bir yasama başıboşluğuna Anayasa kuralınınolanak vereceği düşünülemez.
Anayasa'nın 167/2. maddesi; "Vergi Ödevi" başlıklı veakçalı konulara ilişkin temel kural olan 73. maddenin ayrığı (istisnası)sayılsa bile "vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunlakonulur, değiştirilir veya kaldırılır" (Anayasa 73/2) ilkesinin dışında vebuna tümüyle ayrık bir oluşumun amaçlandığı düşünülemez. Bu temele uygun birfarklılık, belli bir konunun özelliği olarak ayrıklık oluşturabilir.Yalnızca"Ek..." sözcüğünün bulunmasının, yürütmeyle görevli BakanlarKurulu'na, "koyma ve kaldırma", böylece zamanını, gereğini be1irlemeyetkisini verdikten sonra ilkeleri de yasa düzeyinde saptama yetkisine olanakveremez. Bu yapısı ve görünümüyle, yasanın 3. maddesi, TBMM'ne ilişkinyetkileri Bakanlar Kurulu'na sınırsız sayılacak biçimde vermekle, yasayla yasaniteliğinde düzenleme yapmak kapısını açmakla Anayasa'nın 7. maddesine, 73.maddesine, 167/2. maddesine aykırıdır. Yasayla yetki verilmesi zorunluluğunusözde bırakacak biçimsel bir düzenleme, yasada Anayasa kuralına doğru yanlışyineleme, yasa kurallarıy1e, Bakanlar Kurulu'nu TBMM'ne eşdüzey duruma,getirmesi Anayasa katında asla geçerli olamaz. Anayasal sınır, yasal geçerlikkoşuludur. Yetkinin yasadan gelmiş olması hukuksallık için yeterli değildir."Yürütmenin güçlendirilmesi" tezi, yürütmeyi siyasal ve ekonomikalanda yasamanın ve yargının denetiminden olabildiğince uzaklaştırmayı,bağımsız, başına buyruk davranmasını, çoğunluk oylarını Anayasa'nın üzerineçıkarmayı amaçlamış olamaz.
167/2. maddenin, iptali istenen yasa kuralına kaynaklık yapmaktanötede, çoğunluğun kabul ettiği gibi yasanın öngördüğü yetkilere olanaksağladığını düşünmek, Anayasa'nın kendi içindeki uyuma, güçler dengesineverdiği öneme ters bir yorum olur. Ayrıca, Anayasa'nın 7., 73. ve 161.maddelerine aykırılığı da oluşturur. Anayasa, Devlet yapısındaki düzenlemeyiyine kendisi bozmak durumuna giremez. Bunu düşünmek olanaksızdır. Yasamanınyürütmeye egemen olamaması, Anayasa'nın kurduğu düzene aykırıdır. Anayasadüzeninde, yürütmenin, içinden çıktığı yasamaya bağlı olduğu, onun gözetim vedenetiminde çalıştığı açıktır. 167/2. maddeye genel düzenlemeye aykırı biçimdeanlam vermek Devlet yaşamı için tehlikeli bir yürütme yönetim gidişine"olur" vermekle birdir. Gelir dağılımında adalet, kaynakların uygungirişimlere ayrılması, dışa bağımlılığın azaltılması, dış ödemeler dengesininkurulması, ekonomik düzenlemeler plânın en uygun amaç niteliği olmasını zorunlukılmıştır. Dış alım ya da dış satım seçeneği siyasaldır ve konumuz dışındadır.Ancak, sorunların çözümü, hukuksal düzenlemelerin uygunluğuyla kolaylaşır.
2 - Yasanın temelindeki bu aykırılığı yanında "... ekyükümlülüklerin bir fonda toplanması ve fonun kullanım esasları Bakanlar Kurulukararında; gösterir" hükmü de yetkinin özünü, Anayasa'nın 73. ve 167/2.maddelerini karşılaştırıp bu yasa konusunda sonuca varırken, kanımca, yanılgıyadüşmüştür. "Orjinal yetki" Anayasa'nın temel kuralına, ödün verilemez,savsaklanamaz ilkesine aykırı olamaz. Yükümlülüğün konulup kaldırılması"yürürlük"le ilgilidir. Gerek, zamanlama özgörüşüdür. Bunu"tür" ve "oran-düzey"le ilgili sayarak genişletmek,hukuksal değerlendirmelerde tüm yöntemler dışında kalan bir varsayımdır. 1982Anayasası'nın (değerlendirilmesi olanaklı) güçlü yürütme amacını yetkisibölünmüş devre elverişli, Bakanlar Kurulu'ndan geride bir yasama., etkisiz biryargı olarak düşünmek büyük bir yanılgı ve bedeli çak ağır bir yanlışlık olur.Bunu savunmak, Anayasa'yı, hukuk devletini yadsımak olur. Yürütmenin"yetki-görev" alması bile, TBMM'nın yetkilerinin Bakanlar Kurulu'ylapaylaşılması değildir. Anayasa buna geçerlik tanıyamaz: Yasayla verilenyetkiler, görevin yapılmasında yönetimi güçlü kılar. Anayasa Mahkemesi, nicekararında, temel ilkeler yasada yer alması. koşuluyla, görevlendirilen yürütmeorganına kimi yetkilerin tanınmasını, kişisel amaçlı uygulamaları önliyeceksınırlamaları gerekli bulmuştur (23/l1/1969 günlü, E. 1967/41, K. 1969/51sayılı karar). Anayasa'nın ancak yasayla düzenleneceğini öngördüğü a1anlardaBakanlar Kurulu'nu yasa düzeyinde kural koymaya yetkili kılmak aykırılıktır.Anayasa Mahkemesi'nin 3/2/1977 günlü, E. 1978/54, K. 1977/ 8 sayılı kararında(Resmî Gazete 8/5/1977 - 15931) "Bir yasanın malî bir yükünün, yalnızca,konusunu belli ederek ilgililere yükletilmesine izin vermesi o malî yükününyasa ile konulduğunu kabul için geçerli bir neden sayılamaz. Mali yükümlerinmatrah ve oranlar, tarh ve tahakkuku, tahsil yöntemleri" yaptırımları,zaman aşımı gibi çeşitli yönleri vardır. Bütün bu yönleri ile bir malî yükünyasada açık bir biçimde ve yeterince belirlenmemiş ise bu durum, kişilerintoplumsal ve ekonomik güçlerini ve hatta, temel haklarını olumsuz yöndeetkiliyecek keyfi uygulamalara yol açabilir. Bu nedenlerledir ki kişilereyüklenecek yükümlerin belli başlı öğelerinin açık bir biçimde ve kesinçizgileriyle yasalar gösterilmiş olması gerekir" diyerek belirttiğiilkeleri incelenen yasada bulmak güçtür. Anayasa maddelerini yineliyerek -aktarmak Bakanlar Kurulu'na sürekli ve genel bir düzenleme yetkisini, öncedenve belirsiz biçimde vermek uygun bir düzenleme karşılanamaz.
Fonların kaynaklarını, tür ve alt - üst sınırını yasabelirledikten sonra, ilkeleri koyacak, yürütme ancak ve ancak "fonuygulaması"nın başlayış ve sona, erdirilişi saptayacak işleyişigerçekleştirir. Fonların oluşum ve yönetimi, özellikle denetim düzeni yasaylaöngörülen biçimde yapılmalıdır. Anayasa'nın 161. maddesi parasal konularınBütçe sistemine uygunlukla düzenleneceğini göstermektedir. Bütçe dışına çıkaraközellikli uygulamalara gitmek yasanın 3. maddesinde geçen "... bütçeyeirat kaydedilmesi..." belirtmesiyle de çelişkisi güçlenen birsınırsızlıktır. Bütçe içi görev ve hizmetlerin bütçe dışı ve yönetimin"keyfi uygulamalarına açık biçimde yürütülmesi, bunların yasa dışındatutulup Bakanlar Kurulu kararına bırakılması Anayasa'nın 161. maddesiylebağdaşamaz. Güçlü yürütme, yasama organını hiçe sayan, hukuk dışına kayan,yargı denetimine karşı çıkan yönetim değildir. Eylemi, işlemi ve kararlarıhukuka uygunluğu oranında, geçerli, sağlıklı, etkili ve güçlü olan,hukuksallığının tartışılması düşünülemiyecek yönetimdir. Anayasa kopucunun,önceki olayları değerlendirmesi, tanı (teşhis) uygunluğu, güçlü hükümet özlemi,Anayasa kurallarını karşılaştırmada özden uzaklaşma, temel ilke yanında özelnitelikteki ayrık kurala tümüyle dayanma nedeni olamaz. Bu görüşüm, Anayasa'nınBakanlar Kurulu'na harcamasının ve bütçede değişiklik yapabilme konularındagetirdiği yasaklamalarla da doğrulanmaktadır. Bütçenin işlemlerigözetildiğinde, Bütçe kavramı kapsamındaki uygulamaların Bakanlar Kurulukarariyle düzenlenip gerçekleştirilmesi sakıncalıdır. Anayasa'nın 167/2.maddesi, özellikle "Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzeredüzenlenmesi amacı"yla kurallaşmıştır. Odak, "Dış ticaret"tir.Ek yükümlüler, bu yöndeki "dışalım-dışsatım" (İthalât-ihracat) vediğer dış ticaret işlemleri üzerine" konulup kaldırılacaktır. "Vergive benzeri yükümlülükler dışında" olacaktır. Adı "fon" da olsa,dışsatımı desteklemek; üretimi artırmak, yatırımları özendirmek amacıyla daolsa Anayasa'nın temel buyrukları dışına çıkılmamalıdır. Sapmalargelenekleştiğinde, sakıncalar giderilmez düzeye gelir. Ekonomik kalkınmaamacının zorunluluğu, ulusal erek durumuna gelmiş bulunması Anayasa'nın gözardıedilmesini gerektiremez. Kanunun özü, Anayasa'nın üstünlüğü, önceliği,egemenliğidir. Devlet yaşamının geçmiş yıllarında yürütmenin olanaklarını,yetki ve görevlerini ne ölçüde kullandığı yurttaşlarca bilinmektedir. Hukukdevletinin, demokrasinin gerçekleşip güçlenmesi yolunda, yargıya, yargıkararlarına saygı, yargı denetimine açık olmak, yargı kararlarını yerinegetirmeye özen gibi çağdaş tutum ve davranışları benimsemeyi devletin enbelirgin karakter durumuna getirmeyi düşünmeyip, yürütmeyi politik seçişleriylegiderek hukuk dışına götüren gereksiz ve yersiz hoşgörüler sakıncalar getirir.Yasalarla yapılması zorunlu düzenlemelerin Bakanlar Kurulu kararlarınabırakılması Devletin yapısını giderek olumsuz yönde etkiliyecek gelişmelerihızlandıracaktır. Anayasa'dan ödün vermeye kimsenin hakkı yoktur. Anayasa bilekimi konularda yetkili olamaz (yineler, vurgular, doğrular, benimser,güçlendirir, sayarak kendi niteliğini belirginleştirir, yapısını açıklar) . Anayasa'nıntemel kuralı günlük ve siyasal nedenlerle, kaypak uygulamalara dayanakgörülemez. Bu aykırılık açık ve büyüktür.
3 - Yasa'nın 3. maddesindeki "takibi" sözcüğü, izlemekkovuşturmak, alacaklının dönüşünü sağlamak, bu konunun üzerinde durmak anlamındadır.Denetim öngörülmüş değildir. Yasada geçmeyen, yasanın amaçlamadığı bir anlamıgeniş yorumla yakıştırmak kavramı değiştirmek uygun değildir. Aykırılığı kabuletmemek için denetimi içerdiği kabul edilmiştir. Bu görüşe katılmakolanaksızdır.
Bu neden1erle, iptal kararı verilmesi kanısıyla çoğunluk görüşünekarşıyım.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOY YAZISI
2/2/1984 gün ve 2976 sayılı "Dış Ticaretin DüzenlenmesiHakkında Kanun"un dava konusu, "Ek malî yükümlülükler" başlıklı3 üncü maddesi şöyledir : "İthalat, ihracat veya dış ticaret işlemleriüzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi, iadesi,gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanımesasları Bakanlar Kurulu kararında gösterilir.
Ek malî yükümlülüklerin tahsilinde 6183 sayılı Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanun uygulanır."
Anayasa'nın 167/2 nci maddesinde de : "Dış Ticaretin ülkeekonomisinin yararına, olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat vediğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ekmali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kurulunayetki verilebilir" hükmü yer almıştır.
Benzer gibi görülen bu iki hüküm arasında büyük farklar vardır:
I - Anayasa'da, ek mali yükümlülüklerin nevi ve miktarınınbelirtmek yetkisinin de Bakanlar Kuruluna verilebileceğine dair herhangi birhüküm bulunmadığı halde kanunla bu yetki de Bakanlar Kuruluna verilmektedir.
Halbuki, "Vergi ve benzeri yükümlülükler dışındaki ek maliyükümlülükler" nelerdir ve miktarı ne olacaktır' Bunların Kanundagösterilmesi şarttır. Çünkü;
Anayasa'nın 73 üncü maddesi : "Herkes, kamu giderlerinikarşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi, yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasınınsosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık,istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde, kanununbelirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi BakanlarKuruluna verilebilir" hükmünü taşımaktadır
B) Türk Hukuk Lügatında :
1) "Vergi : "Kamu giderlerine halkın katılmasıdır.Vergiler ancak bir kanunla tarh ve cibayet olunur",
2) "Resim : Devlet dairelerinde ve amme müesseselerindegörülen hizmet ve masrafların karşılığı olarak yalnız o işle alakası olanhakiki ve hükmi şahıslardan alınan varidata denir. Bu itibarla; umumi Devlethizmetlerinin ifası karşılığı olarak ve bu hizmetten bizzat istifade etsin,etmesin, kanun hükümleri dairesinde herkesten alınan vergi mefhumundanfarklıdır",
3) "Harç : Mahiyetine göre idarenin yaptığı bazı hizmetlerdenfayda görenlerin işlerini yaptırmak maksadıyla ve o işler amme hizmetindenziyade ferdin şahsına müteallik olduğu için, işle alakalı eşhastan hizmetinformalite ve kırtasiye masraflarını temin gibi bir mülahaza ile alınanparalardır"
şeklinde tarif edilmektedirler.
C) Anayasa Mahkemesi de : Pek çok kararında, yükümlülüklerin nevive miktarı gibi temel unsurlarının belirtilmesi yetkisinin, Bakanlar Kurulu veİdareye bırakılamıyacağını, yükümlülüğün isminin önemli olmadığını, mahiyetinegöre değerlendirilmesi gerektiğini açıklamakta; bu şartları taşımayan kanunhükümlerini iptal etmektedir. Buna, borsaların aldığı "tescilücreti"ne ait, 5590 sayılı Kanunun 57 nci maddesi hakkındaki, 27/1/1981gün ve E : 1980/27, K : 1981/9 sayılı olup 2/4/1981 günlü Resmi Gazete'deyayımlanan iptal kararı, son bir örnek olarak gösterilebilir.
Bu hüküm ve tarifler karşısında, yeni Anayasa ile mevzuatımıza,hatta lügat ve ıstılahımıza ilk defa giren, hiçbir gerekçe, komisyon raporu,görüşme tutanağında tarih ve açıklaması bulunmayan "vergi ve benzeriyükümlülükler" terim ve kavramının "nevi ve miktarı" na aitesasların da Bakanlar Kuruluna bırakılması Anayasa'nın 73 üncü maddesi ilegüdülen amaca da aykırı düşmektedir.
II - Kararda : "Anayasa'nın 7. maddesindeki yasama yetkisiTürk Milleti adına, Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemezbiçimindeki hüküm genel nitelikli bir kuraldır. Anayasa'nın .91., 121. ve167/2: maddelerindeki özel kurallar saklı kalmak üzeredeğerlendirilmelidir" denilmektedir.
Kanımca, Anayasa,'nın 7 nci maddesindeki temel kural, 167/2 ncimadde hükmü saklı kalmak üzere değerlendirilemez. Yani yasama yetkisinindevredilemezliği ilkesine, 167/2 nci madde hükmü istisna sayılamaz. Anayasa'nınne metinlerinde, ne de gerekçe ve görüşme tutanaklarında böyle bir manayagelebilecek hiçbir ibare yoktur.
167/2 nci maddedeki yetki, Anayasa'nın 91., 121. ve 122 ncimaddelerindeki kanun hükmünde kararname çıkarma yetkilerinden de çok farklıdır: 167/2 nci madde ile verilebilecek düzenleme yetkisi, yasama değil, yürütmeyetkilerindendir.
Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa'nın ancak 7 ncimaddesini gözönünde tutarak, yani yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine vetemel kuralına riayet ederek, Bakanlar Kuruluna düzenleme yetkisi verebilir.
Halbuki, hiçbir belirtme yapmadan, hiçbir sınır, işlem ve kapsamkoymadan mutlak bir surette ek mali yükümlülüklerin "nevi vemiktarı"na ait esasların gösterilmesini Bakanlar Kuruluna bırakmaklayasama yetkisi devredilmektedir.
III - Dava konusu 3 üncü madde ile, ek mali yükümlülüklerdentahsil edilen paraların "gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fondatoplanması ve fonun kullanım esaslarının Bakanlar Kurulu kararındagösterilmesi" yetkisi de verilmektedir. Bir başka deyişle Bakanlar Kurulutahsil edilen paralarla, bütçe dışında bir fon oluşturup bunun kullanım esaslarınıkendi, istediği gibi saptamak yetkisine sahip kılınmaktadır.
Anayasa'nın ne 167 nci, ne de başka bir maddesinde böyle bir yetkiverilmesini mümkün kı1an bir hüküm ve ifade yoktur. Aksine, Anayasa'nınDördüncü Kısmının "Mali Hükümler" bölümünde 161-165 inci maddelerle"Bütçe hazırlanması ve uygulanması", "Bütçeningörüşülmesi", "Bütçede değişiklik yapabilme esasları","Kesin-hesap", "Kamu İktisadi Teşebbüslerinin denetimi"başlıkları altında geniş ve ayrıntılı hükümler konulmuştur. Bunlardan 161 incimaddede : "Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamutüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.
Mali yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasılhazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldanfazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz" denilmekte ve 163 üncü maddede : "genel ve katmabütçelerle verilen ödenek, harcanabilecek miktarın sınırını gösterir.Harcanabilecek miktar sınırının Bakanlar Kurulu kararıyla aşılabileceğine dairbütçelere hüküm konulamaz. Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ilebütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez. Cari yıl bütçesindeki ödenekartışını öngören değişiklik tasarılarında ve cari ve ileriki yıl bütçelerinemali yük getirecek nitelikteki kanun tasarı ve tekliflerinde belirtilengiderleri karşılayabilecek mali kaynak gösterilmesi zorunludur," hükümleriyer almakta; Türk Hukuk Lügatında da.: "Umumi bütçe : Devletin, devletdairelerinin ve müesseselerinin atiye ait muayyen bir müddet içinde vukubulacak sarfiyatını ve varidatını tahmin eden ve varidatı tahsile ve sarfiyatıifaya mezuniyet veren kanundur" şeklinde tarif edilmektedir.
Ayrıca, önemle belirtmek gerekir ki; "Fonun kullanımesaslarının Bakanlar Kurulu kararında gösterilmesi" "dış ticaretindüzenlenmesi" yetkisinden ibaret kalmamakta; ek mali yükümlülük adıaltında toplanacak paraların, Bakanlar Kuruluna bütçe dışında istediği alandasarfiyat yapma yetkisi tanımaktadır. Bu tutum, bir kısım kamu değer vegelirlerini, sarftan önce parlamentodan izin alınması ilkesinden başka, sarfesnasında ve sarftan sonra parlamentonun yapması zorunlu denetiminin de dışınaçıkarmaktadır ki, böyle bir durum, parlamento kuruluşunun en önemli nedenineters düşmekte; dolayısıyla ek mali yükümlülüklerden bütçe dışında fon kurulmasıve bunun kullanım esaslarının Bakanlar Kurulunun takdirine bırakılması,Anayasa'nın hem 161 ve 163 üncü hem de 7 nci maddelerine aykırılıkoluşturmaktadır.
IV- Anayasa'nın 160. ve 165 inci maddeleri yönünden inceleme :
Anayasa'nın 160 ıncı maddesinde; "Sayıştay, genel ve katmabütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük MilletMeclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükmebağlamak ve kanunla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işleriniyapmakla görevlidir" denilmektedir.
Kanımca, "ek mali yükümlülükler"in, "genel ve katmabütçeli dairelerin bütün gelir ve giderleri ile malları" dışında kalacağıdüşünülemez. Aksi takdirde Devletin her gelirinin, hatta vergi gelirlerininbile, genel ve katma bütçeler dışına çıkarılıp Sayıştay ve Türkiye Büyük MilletMeclisinin denetiminden uzaklaştırılabileceği sonucuna varılır.
Böyle bir sonuç ise, yalnız Anayasa'ya değil, akıl ve mantığa daters düşer. Anayasa'nın 165 inci maddesi, kamu iktisadi teşebbüslerinin dahidenetiminin, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılmasını ve bu denetiminesaslarının kanunla düzenlenmesini buyururken, dava konusu kanundaki"takip" sözcüğünden denetimin amaçlandığı ve bu denetimin BakanlarKurulunca kurala bağlanmasının öngörüldüğü; ek mali yükümlülüklerden oluşanfonun 160. ve 165 inci maddeler dışında kaldığı, dolayısıyle bu yönden dekanunun, Anayasa'ya aykırı olmadığı yolundaki görüşe de katılamıyorum.
Başlıca bu nedenlerle karara karşıyım.
Üye
Muammer TURAN