ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1984/8
Karar Sayısı : 1984/10
Karar Günü : 20/9/1984
R.G. Tarih-Sayı :28.12.1984-18619
İtiraz Yoluna Başvuran : İstanbul Asliye Beşinci Ticaret Mahkemesi
İtirazın Konusu : 9/6/1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflasKanunu'nun 18/2/1965 günlü, 538 sayılı Kanun ile değişik 178. maddesininAnayasa'ya aykırılığı nedeni ile iptaline karar verilmesi istemidir.
I - OLAY :
Davacı vekili, İstanbul Ticaret Sicilinde kayıtlı bir tüccar olanmüvekkilinin, ticari ilişkilerinden dolayı üçüncü kişilere borçlu olduğunu,fakat aciz duruma düştüğünden ödemelerini tatil etmek zorunda kaldığını ilerisürerek, İcra ve İflas Kanunu'nun 178. maddesi gereğince müvekkilinin iflasınakarar verilmesini Mahkemeden istemiştir.
İstemi inceleyen İstanbul Asliye Beşinci Ticaret Mahkemesi, sözügeçen maddenin, Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak, aşağıdakigerekçelerle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
III - YASA METİNLERİ :
A - İtiraza konu edilen Yasa metni :
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun, 18/2/1965 günlü, 538 sayılıKanunla değişik itiraz konusu 178. maddesi şöyledir :
'Madde 178 - İflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunubildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilir.
İflasa tabi bir borçlu aleyhine alacaklılardan birinin haciz yoluile takibi neticesinde yapılan haciz borçlunun yarı mevcudunun elindençıkmasına sebep olup da kalanı muaccel ve vadesi bir sene içinde hülûl edecekdiğer borçlarını ödemeye yetişmiyorsa borçlu derhal aczini bildirerek iflasını istemeyemecburdur.
B - İcra ve İflas Kanunu'nun konuyla ilgili maddeleri şöyledir :
'Madde 173 - Borçlu beş gün içinde borcu ödemez, itiraz veyaşikayette de bulunmazsa, alacaklı, bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ileticaret mahkemesinde borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilir.
Mahkeme, takip dosyasını getirtir ve basit yargılama usulü ileyapacağı inceleme sonunda borcun ödenmediğini, itiraz ve şikayette debulunulmadığını tesbit ederse yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ilebirlikte borcun ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini158 inci madde uyarınca emreder. Bu emir yerine getirilmezse borçlunun iflasınakarar verilir. Şu kadar ki, borçlu ödeme emrinde yazılı müddetin geçmesindensonra borcu ödediğine dair resmi bir belge ibraz ederse iflas yolu ile takiptalebi ve iflas davası düşer.
Borçlu ticaret mahkemesine 65 inci maddeye göre gecikmiş itirazdabulunabilir. Mahkeme mazereti yerinde görürse iflas davasını 174 üncü maddeuyarınca karara bağlar.'
'Madde 177 - Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacetkalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir :
1 - Borçlunun malum ikametgahı olmaz, taahhütlerinden kurtulmakmaksadı ile kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerdebulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasındamallarını saklarsa;
2 - Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;
3 - 301 inci maddedeki hal varsa;
4 - İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği haldeödenmemişse. Türkiye'de bir ikametgahı veya mümessili bulunan borçlu dinlenmekiçin kısa bir müddette mahkemeye çağrılır.
'Madde 179 - Anonim, limited ve kooperatif şirketlerin borçlarımevcut ve alacaklarından fazla olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmişkimseler ve şirket tasfiye halinde ise tasfiye memurları tarafından beyan veyaalacaklı tarafından ispat edilirse önceden takibe hacet kalmaksızın bunlarıniflasına karar verilir.
C - İtiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları :
'Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak,kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.
'Madde 10 - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya. sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.'
'Madde 13 - Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milligüvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın vegenel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasa'nın ilgili maddelerindeöngörülen özel sebeplerle, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunlasınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir.'
'Madde 38 -. Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmahakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz.'
IV - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Ahmet H.Boyacıoğlu, H. Semih Özmert, Necdet Darıcıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu,Kenan Terzioğlu, Yılmaz Aliefendioğlu, Yekta Güngör Özden, Orhan Onar, MuammerTuran, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün, Mahmut C. Cuhruk, OsmanMikdat Kılıç ve Mithat Özok'un katılmalarıyla 22/5/1984 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine, sınırlama sorununun esas inceleme sırasında ele alınarak kararabağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, başvurma kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen yasa hükmü ve dayanılan Anayasa kuralları, bunlarlailgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri, konu ile ilişkili bulunan diğermetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A - İtirazın sınırlandırılması :
Yerel mahkeme, İcra ve İflas Kanunu'nun 178. maddesinin tümününiptal edilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Ancak, bakılmaktaolan davada, anılan maddenin içerdiği kuralların tümüyle uygulama alanına giripgirmediği sorununun çözümü ilk inceleme kararıyla esas inceleme evresinebırakılmış olduğundan, önce, sınırlama sorunu üzerinde durulmuştur.
Dava dilekçesine göre; kitabevi işletmekte olan davacı, vekiliaracılığıyla yetkili ticaret mahkemesine başvurarak, ticari ilişkilerinde acizhaline düştüğünü bildirmiş ve 'İİK'nun 178. maddesi uyarınca doğrudan iflasınakarar verilmesini istemiştir. Bu istem hakkında, sözü edilen maddenin birincifıkrası uyarınca karar verilmesi gerekecektir. Bu nedenle, 178. maddeninbirinci fıkrası kuralı bakılmakta olan davada uygulama alanına girmiştir.Maddenin ikinci fıkrasının öngördüğü koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğiniayrıca araştırmaya yer yoktur. Çünkü, davacı, borçlu sıfatıyla, birinci fıkradatanınan hakkı kullanmış, böylece ikinci fıkrada öngörülen yükümlülüğü yerinegetirmemiş olmak gibi bir durumdan da. kurtulmuştur. Başka bir anlatımla,davacı, bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olsaydı, aynı Kanunun 310/10.maddesi yoluyla, Türk Ceza Kanunu'nun 507. maddesinde yazılı yaptırım ile dekarşılaşabilecekti. Bu duruma göre, Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Kanunun 28.maddeleri gereğince itirazın, İİK'nun 178. maddesinin davada uygulanmasıgereken birinci fıkrasıyla sınırlandırılması gerekmektedir.
B - İtiraz konusu 178. maddenin ilk fıkrasının anlamı :
Anayasa'ya uygunluk denetimine geçilmeden önce itiraz yolunabaşvurulan hükmün anlamı ve Yasa Koyucunun bu hükmü düzenlemekle güttüğü amaçaçıklıkla ortaya konulmalıdır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 18/2/1905 günlü, 538 sayılı Kanunladeğişik 178. maddesinin birinci fıkrasına göre 'iflasa tabi bir borçlu acizhalinde bulunduğunu bildirerek salahiyetli mahkemeden iflasını isteyebilir' Buhüküm borçlunun yararı düşüncesiyle kabul edilmiş olmakla beraber, çok defa birkısım alacaklıların da yararına sonuç doğurur. Gerçekten borçluya kendiiflasını istemek olanağı tanımak suretiyle alacaklılar arasında eşit koşullarlabir tasfiye sağlanmış olduğu gibi, borçluya da bu sayede, kendisine karşıbaşlamış olan takipleri durdurarak veya düşürerek (İİK. md. 193) iflastan sonrakonkordato akdetmek (İİK. md. 3091 fırsatı verilmektedir. Bundan başka, borçlubu yola müracaat ederek vaktinde hacze katılmamış olan aile efradıylayakınlarını (İİK md: 101) kendindeki alacakları için adi veya imtiyazlı olaraksıraya girmelerini sağlayarak, bu yolla onların himayeleri de temin edilmişolmaktadır.
Metninde bir açıklık bulunmamasına rağmen söz konusu fıkra hükmü;mahkemenin, iflasına karar verilmesini isteyen borçlunun gerçekten aciz halindebulunup bulunmadığını inceleyemeyeceği, borçlunun beyanına göre iflasına kararveril~nesinin zorunlu olduğu biçiminde bir anlatımı içerdiği görüntüsünüvermektedir.
Öğretide de, uygulamada olduğu gibi, borçlunun iflas istemihakkında mahkemenin araştırma ve takdir hakkı bulunmadığı yolunda bir görüşbirliğinin varolduğu da gözlenmektedir. Ancak, kimi bilim adamları, borçlununmücerret istemi üzerine mahkemeyi iflas kararı vermeye zorunlu tutmanın hakkınkötüye kullanılmasına yol açabileceğini; borçlunun alacaklılarına zarar vermekamacıyla iflasını istediği hallerde hakkın kötüye kullanılmasının söz konusuolacağını; bu itibarla gerçekten aciz halinde bulunduğuna dair hakime kanaatgelmedikçe yalnızca borçlunun istemiyle iflasa karar verilmesinin sakıncalıolduğuna işaret etmektedirler.
İflas, temelde, itibar kırıcı bir durumdur. Hiç kimse itibarınınkırılmasını istemeyeceğine göre, aslı olmadan iflas ettiğini bildirmeyeceğivarsayımının 178. maddenin birinci fıkrasına egemen olduğu düşünülebilir.Nitekim, borçlunun iflas durumunu açığa vurmaktan kaçınabileceği olasılığınında maddenin ikinci fıkrasının kabulüne neden olduğu ve böylece belli durumlardaborçlunun iflasını istemek zorunda bırakıldığı da öne sürülebilir. Öte yandan,kimi alacaklıların, alacaklarının tümünü elde etmek gibi bir menfaat saikiyleborçlunun iflasının gizli kalmasını istemeleri de olağan bir durum sayılabilir.Açıklanan bu durumlarda bu kez, borçlunun ortaya çıkıp iflasını bildirereköteki alacaklıların zarara uğramasını önleyebilmesi suretiyle kamu düzeninin dekorunacağı söylenebilir. Birinci fıkra kuralının böyle bir dengeyi sağladığınısöylemek herhalde yanlış olmaz. Bu izahat açıklıkla ortaya koyuyor ki, yasakuralları, gerçek bir iflas halinde işleyecek biçimde düzenlenmiştir.
Borçlunun başvurusu üzerine, mahkemece, o'nun gerçekten acizhalinde olup olmadığı incelenmeden iflasına karar verilmesi ve mahkemeyeborçlunun iflas istemini red etme yetkisinin tanınmaması suretiyle; itirazkonusu hükmün kötüye kullanılmasına neden olabilir. Nitekim, Medeni Kanun,herkesi haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken iyiniyetkurallarına uymakla zorunlu tutmuştur. Bu hakkın sırf başkasına zarar vermekiçin kullanılmasını kanun korumamaktadır. Medeni Kanun'un 2. maddesinde yeralan bu ilkenin borçlunun kendi iflasını isteyebilme hakkı için de geçerliolduğunda duraksanamaz.
Her ne kadar iflas kurallarının kanunun metnine sıkı surette bağlıolarak uygulanmasının kural olduğu ileri sürülmekte ve bu düşüncenin isabetibir dereceye kadar yadsınamamakta ise de, metne sıkı surette bağlılığın birkanunu bazen ruhundan uzaklaştırdığı da bir gerçektir. Kanunun ruhugerçekleştirmek istediği. gayesidir. Kanunun hayatiyeti ve günlük yaşamıngereklerine uyması o'nun objektif amacının iyi bir biçimde tahakkukettirilmesine bağlıdır. Bu bakımdan itiraz konusu 178. maddenin birinci fıkrasıhükmü ticari ve hukuki ilişkilerde güven ve istikrarı bozacak bir biçimde yorumlanmamalıdır.Anılan fıkra hükmü, hukukumuzun temel ilkelerini belirleyen Medeni Kanun'unbaşlangıç kısmındaki genel esaslar ve özellikle 2. maddesi gözönünde tutularakuygulanmalıdır. O halde, borçlunun alacaklılarına veya üçüncü kişilere zararvermek amacıyla iflasını istediği hallerde, mahkeme, iflas istemini rededebilmelidir.
Bu durumun saptanabilmesi için de, mahkeme, iflas istemindebulunan borçlunun aciz hallerde olup olmadığını inceleyebilmelidir.
Öte yandan, yukarıda da işaret edildiği üzere 178. maddeninbirinci fıkrasında, mahkemenin borçlunun mücerret sözleriyle bağlı olacağınıvurgulayan bir buyruk da yoktur. Buna karşın borçlunun aciz halinde bulunduğunubildirmesi, iflasın maddi koşuludur ve birinci fıkranın asli unsurunuoluşturur. Bu halin inandırıcı biçimde ispat edilmesi gerekir; zira iflasyalnız alacaklıları değil, kamu düzeni ve güvenliğini de ilgilendirmektedir.
Borçlunun iflas isteminde bulunması çekişmesiz yargı işlerindenbiridir. Çekişmesiz yargı işlerinde ve bir taraf çağrılmaksızın da verilenkararlarda, genel olarak ve ayrık haller saklı kalmak üzere, hakimin iddiahakkında tam ve kat'i bir kanaat sahibi olması istenemez. Burada hakime taleptebulunan kimsenin sözleri tam bir kanaat vermese, bütün tereddütleri ortadankaldırmasa dahi, onları inandırabilir halde görürse, bu kadarla, iddiayı kabuledebilecektir.
İşte yukarıda, iflasın maddi koşulu alan aciz halinin inandırıcıbir şekilde ispat edilmesi gerekir, denilirken, bu husus ifade edilmek veherhalde hakimin borçlunun mücerret beyanıyla yetinmek zorunda olmadığıbelirtilmek istenmiştir.
C - İİK. nun 178. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırıolup olmadığı sorunu :
1) Anayasa'nın 10. maddesi açısından inceleme :
Eşitlik ilkesine aykırılık itirazı, birinci fıkra kuralı üstükapalı biçimde ortaya konulup; aynı Yasanın 173, 177. ve 179. maddeleriylekarşılaştırıldıktan sonra öne sürülmektedir. Başvuru gerekçesi biraz dahaaçılarak, öne sürülen eşitsizlikler şöyle özetlenebilir :
a) Alacaklılar arasındaki eşitsizlik :
Alacaklı. İİK. nun 173, 177. ve 179. maddeleri gereğince borçlunundurumunu kanıtlayarak, o'nun iflasına karar verilmesini isteyebilir. Borçlu dabu isteğin reddi için kanıt gösterebilir. Buna karşılık; borçlu İİK. nun 178/1.maddesine dayanarak iflasına karar verilmesini istemişse, alacaklı bu davayamüdahale etmek ve iflas isteminin haksızlığını kanıtlamak hakkından yoksundur.Böylece alacaklılar arasında eşitsizlik yaratılmıştır.
b) Borçlular arasındaki eşitsizlik :
Borçlunun aczi, İİK. nun 173. ve 179. maddelerine göre belirlikoşulların gerçekleşmesiyle; 178/1. maddesine göre borçlunun mücerretsözleriyle sabit olacaktır.
c) Ticaret ortaklıkları arasındaki eşitsizlik :
İİK. nun 179. maddesine göre; anonim, limited ve kooperatifortaklıkları iflaslarını isteyebilmeleri için o maddede yazılı koşullarıngerçekleştiğini kanıtlamak zorundadırlar. Oysa, 178. maddeye göre kollektif vekomandit ortaklıklarda böyle bir yükümlülük aranmamaktadır. Böylece kollektifve komandit ortaklıklar ile öteki ticaret ortaklıkları arasında bir ayırımyapılmış olmaktadır. Bu ayırım bir yana bırakılmış olsa bile, bir kısımortakları koydukları sermaye ile sınırlı olarak sorumlu bulunan komanditortaklığın, öteki sermaye ortaklıklarından (anonim, limited ve kooperatif)ayrılarak, 178/1. maddede kollektif ortaklıklarla bir araya getirilmesisavunulamaz. İİK. nun 178. maddesinin birinci fıkrası kuralı bu ayırım veeşitsizlikleri yarattığı için Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır.
Yerel mahkemenin özetlenen Anayasa'ya aykırılık itirazını iki ayrıyorum biçimiyle oluşturduğu gözlenmiştir. Birincisinde, itiraz konusu 178.maddenin içerik ve kapsamı, yasanın öteki maddeleriyle karşılaştırılarak belliedilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bir kararında belirtildiği üzere, 'herhangibir hukuk kuralının tek başına değil, içinde bulunduğu metnin tümü gözönündetutularak yorumlanması, hukuk bilimince benimsenmiş ilkelerdendir.' Bu bakımdanbir sorun yoktur. Fakat yerel mahkeme, ikincisinde ise; itiraz konusu 178.maddesini yasanın öteki maddeleriyle yine karşılaştırarak, bu kez, Anayasa'yaaykırılık görüşünü ileri sürmüştür. Oysa, Anayasa Mahkemesinin yerleşmişuygulamasına göre, Anayasa'ya uygunluk denetiminde, itiraz konusu yasakuralını, itirazın dışında kalan maddelerle karşılaştırmaya yer yoktur. Çünkü;her madde kuralının konuluş amacı başkadır. Bu nedenle itiraz konusu 178/1.madde kuralının, yasanın öteki maddeleriyle karşılaştırılması sonucu ortayaçıkan farklılıklara, ya da eşitsizliklere bakarak anılan maddenin Anayasa'yaaykırılığını kabule olanak yoktur. Bundan başka, bir yasa kuralının kısalığı daAnayasa'ya aykırılık sayılamaz. Şu halde, itiraz konusu 178. maddenin birincifıkrası kuralının Anayasa'ya uygunluk denetimi, doğrudan doğruya Anayasakuralları karşısındaki durumunu saptayarak yapılmalıdır.
Genelde, 178. maddenin birinci fıkrasında yer alan kuralın'herşeyden önce borçlunun yararı düşüncesiyle konulduğu kabul edilmektedir.Gerçekten borçluya kendi iflasını istemek imkanı vermek suretiyle alacaklılararasında eşit şartlarla bir tasfiye temin edilmiş olduğu gibi, borçluya da, busayede, aleyhine başlamış olan takipleri durdurarak veya düşürerek iflastansonra konkordato akdetmek fırsatı verilmektedir. Bundan başka borçlu bu yolamüracaat ederek vaktinde hacze iştirak etmemiş olan aile yakınlarını,kendisindeki alacakları için adi veya imtiyazlı olarak sıraya girmelerinimümkün kılmak suretiyle himaye etmiş olur. Görüldüğü üzere borçlunun müracaatıile iflasa hükmedilmesi borçlunun lehine olduğu kadar alacaklılar arasındaeşitliği sağlaması bakımından da faydalıdır. Şayet, bu yol kabul edilmemişolsaydı iyiniyet sahibi ve çekingen kimi alacaklının, açıkgöz alacaklılarınrekabeti yanında hiçbir şey alamamaları muhtemeldi.
Yukarıda açıklananlara göre, itiraz konusu 178. maddenin birincifıkrası kuralı, kendi yapısı içinde ele alınınca, alacaklılar arasındaeşitsizlik değil, tersine eşitlik sağlamaktadır. Aciz halinde bulunduğunubildiren her tacir hakkında birinci fıkra kuralı uygulanacağından, borçlularyönünden de Anayasa'nın 10. maddesi anlamında kanun önünde eşitlik vardemektir. Söz konusu kural, tüm ticaret ortaklıklarını kapsadığından, bu açıdandahi eşitlik göze çarpmaktadır. Birinci fıkranın yerel mahkemenin görüşüdoğrultusunda olarak, yalnızca kollektif ve komandit ortakları kapsadığı kabuledilse bile, öteki ticaret ortaklıklarını kapsam dışında bırakmanın haklınedenini de bulmak mümkündür. Gerçekten, kollektif ve adi komandit ortaklıklarkişi ortaklıklarıdır. Belirtilen bu nitelikleri gereğince adıgeçen iki ticaretortaklığını, sermaye ortaklıklarından ayırarak, gerçek kişilerle birlikte aynıkuralı bağlı tutmak haksız sayılamaz.
Gerçi, komandit ortaklıkta 'komanditer' ortakların sorumluluklarıpaylarıyla sınırlıdır. Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nun 257/2. maddesine göre,'komanditer ortaklar, şirketi temsil ve idare' ve bu arada doğal olarakortaklığın aciz halinde bulunduğunu bildirmeye yetkili değildir. Başka biranlatımla, komandit ortaklıkta ortakların tabi oldukları statüye göre belirenfarklılığı itiraz konusu yasa kuralı değil, Türk Ticaret Kanunu ortayaçıkarmaktadır.
Sonuç olarak, İİK. nun 178. maddesinin birinci fıkrası kuralı,Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.
2) Anayasa'nın 5, 13. ve 36. maddeleri açısından inceleme:
Yerel mahkeme; iflasını isteyen borçlunun kötü niyeti varsa, o'nunmahkemece saptanmasının zor olduğu, bu nedenle alacaklılara bu yolda kanıtgösterme hakkı tanıması zorunluğu bulunduğu, 178. maddenin birinci fıkrasınınböyle bir hak tanımayarak, Anayasa'nın 36. maddesinin güvence altına aldığı hakarama özgürlüğünü zedelediği, oysa Devletin temel amacının, sosyal hukukdevleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayan engelleri kaldırmak olduğugörüşündedir.
İnceleme konusu birinci fıkra. kuralı, yalnızca borçlunun beyanınaitibar ederek alacaklılara söz hakkı tanımaması bakımından, belki Anayasa'nın36. maddesinde yer alan hak arama özgürlüğünü sınırlamakta olduğu biçimindedüşünülebilir. Ancak, bu sınırlamanın, Anayasa'nın 13. maddesine uygun olupolmadığını saptamak için iflasın özelliklerini ve sonuçlarını gözönünde tutmakgerekir. İflas yalnız borçlu ve alacaklısını değil, kamu düzenini de yakındanilgilendirmektedir: Zira iflas kararı, borçlunun vadesi ne olursa olsun bütünborçlarını muaccel hale getirerek, mal varlığının hızla ve alacaklılar arasındaadalete uygun bir biçimde paylaştırılmasını sağlamaktadır. Şayet bu hız veadalet sağlanmazsa, açıkgöz alacaklıların çıkarına hizmet edilmiş olur. Ötekialacaklılara birşey kalmaması tehlikesi baş gösterir. Bu durum ise zincirlemeiflaslara yol açabilir. İşte bu tehlike nedeniyledir ki, borçlu, 178. maddeninikinci fıkrasında yazılı duruma girince derhal iflasını istemek yükümlülüğüaltına konulmuştur. Zincirleme iflasların kamu düzenini ve yararınıilgilendireceğinde kuşku yoktur. Bunagöre,178. maddenin birinci fıkrasıgereğince açılmış olan iflas davasında, yukarıda yazılı amaçlara ulaşmak için,alacaklıların hak arama özgürlüğüne sınır koymak kamu düzeninin bir gereği olarakortaya çıkmaktadır.
Ayrıca işaret etmek gerekir ki, bu davada borçlu, alacaklılarınızarara sokmak kasdıyla iflasını istemişse, İİK. nun 311. maddesi yoluyla TürkCeza Kanunu'nun 506. maddesinde yazılı ceza yaptırımıyla karşılaşacaktır.Buradaki, ceza tehdidi alacaklıları korumayı hedef almıştır. Şu halde, 178.maddenin birinci fıkrasının, alacaklıların hak arama özgürlüğüne getirdiğisınırlama Anayasa'nın 13. maddesine aykırı görülemez.
Öte yandan, genelde alacaklılar arasında eşitlik ve adaletli birpaylaştırma sağlamak amacıyla konulmuş bir kuralı bir yana iterek, kimialacaklının tüm alacağını elde edebilmesine yol açmak Devletin amacı dasayılamaz. Devletin amacı, ferdin ve toplumun huzuru bakımından alacaklılararasında adaleti sağlamak olduğuna göre, itiraz konusu kural Anayasa'nın 5.maddesine de aykırı değildir.
Yılmaz Aliefendioğlu bu görüşe katılmamıştır.
VI - SONUÇ :
1 - İşin esası hakkındaki incelemenin 9/6/1932 günlü, 2004 sayılıİcra ve İflas Kanunu'nun 18/2/1965 günlü, 538 sayılı Kanunla değişik 178.maddesinin davada uygulanacak hüküm niteliğinde olan birinci fıkrası açısındanve bu fıkra hükmü ile sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle,
2 - Sınırlama kararı uyarınca, 9/6/1932 günlü, 2004 sayılı İcra veİflas Kanunu'nun 18/2/1965 günlü, 538 sayılı Kanunla değişik 178. maddesininbirinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine YılmazAliefendioğlu'nun 'söz konusu fıkranın Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptaligerektiği' hakkındaki karşıoyuyla ve oyçokluğuyla,
20/9/1984 gününde karar verildi.
Başkan
Ahmet Boyacıoğlu
Üye
H. Semih Özmert
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan terzioğlu
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
Üye
Orhan Onar
Üye
Muammer Turan
Üye
Mehmet Çınarlı
Üye
Selahattin Metin
Üye
Servet Tüzün
Üye
Mahmut C. Cuhruk
Üye
Osman Mikdat Kılıç
Üye
Mithat Özok
KARŞIOY YAZISI
1 - Anayasa Mahkemesi, İcra ve İflas Yasasının 18/2/1965 günlü,538 sayılı Yasayla değişik 178. maddesinin, iptali istemiyle yerel mahkemeninyaptığı itirazı birinci fıkrayla sınırlanarak incelerken, söz konusu fıkranınanlamını belirlemiş ve bu anlamla. Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucunavarmıştır. Bu görüşe aşağıdaki nedenle katılamamaktayım.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 152. maddesine göre, yerelmahkemenin bakmakta olduğu bir davada 'uygulayacağı bir yasa hükmünü'Anayasa'ya aykırı bulursa iptal eder. Uygulanacak yasa hükmünün hangi anlamageldiğini ve hangi anlamla uygulanması gerektiğini belirlemek yerel mahkemeyeve bu mahkeme kararlarını temyizen inceleyecek üst yargı organına ait biryetkidir. Öte yandan; Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın, Anayasa hükümlerinin,anayasal denetim ve Anayasa'ya uygunluğun sağlanmasıyla ilgili olmak üzerekavramların yorumlarını yapar, kimi ilkeleri belirler. Ancak uygulanacak, biryasa hükmünün hangi anlama geldiğini ya da uygulanma biçimini söylemez. Yerelmahkemenin uygulayacağı maddenin anlamının belirlenmesi Anayasal denetimdışında kalır.
Anayasa Mahkemesi, Anayasadaki başka bir hüküm nedeniyle Anayasaldenetim yetkisinin sınırlandığı durumlarda anayasal denetimle ilgili bir ilkeyiyorumla belirleyerek ve Anayasa ya uygunluğun sağlanması ve Anayasa'nınüstünlüğü kuralının korunması yönünde görüşünü söyleyerek yorumlu ret kararıverebilir. Ancak buradaki yorum, uygulanacak yasa hükmünün ötesinde, anayasalçerçevede ve anayasal hükümlerle ilgilidir.
2 - İşin esasına gelince,
İcra ve İflas Yasasının 178. maddesinin birinci fıkrası borçluya,hakkında kötü niyetle iflas kararı aldırma olanağı vermektedir. Alacaklılarınicra takibi yoluyla sağladıkları güvence, kendi iradeleri ve bilgileri dışında,davacı ya da davalı olarak katılmadıkları ve katılamadıkları bir dava sonucundazedelenmekte, ortaya yeni alacaklılar çıkmaktadır. Böylece, söz konusu Yasanınbaşka maddelerine göre alacaklarını tahsil olanağını bulan alacaklılarla, bumaddenin, kendi iradeleri dışında uygulanması durumuyla karşılaşan alacaklılararasında eşitsizlik doğmaktadır. Bu durum Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır.Kaldı ki, borçlunun bu fıkraya göre iflasını istemesi durumunda, hakları veçıkarları bu davanın sonucuyla yakından ilgili alacaklıların yargi mercü önündedavalı olarak savunma yapabilmeleri, iddiada bulunabilmeleri, müdahil olarakdavaya katılabilmeleri olanağı kalkmakta, böylece Anayasa'nın 38. maddesineaykırı bir durum ortaya çıkmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, İcra ve İflas Yasasının 178. maddesininbirinci fıkrasının iptali gerektiği oyu ile verilen karara karşıyım.
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
DEĞİŞİK GEREKÇE
İptal istemini, davada uygulanacak hüküm olması bakımından İİK.nun 178. maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'iflasa tabi bir borçlu, acizhalinde bulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebilirşeklindeki fıkra hükümle sınırlayan Anayasa Mahkemesi; hükmüne dayanak yaptığıgerekçe de özetle, İflasın yalnız alacaklıları değil kamu düzeni ve güvenliğinide ilgilendirdiğini, 178. maddenin ilk fıkrasında, iflasa karar verilmesi içinMahkemenin, borçlunun mücerret aciz beyanı ile bağlı olacağını gösteren açıkbir hüküm bulunmadığını, aciz beyanının sadece iflasın maddi koşulunuoluşturduğunu, borçlunun alacaklılarına ve üçüncü kişilere zarar vermekamacıyla iflasını istediği hallerde aciz beyanının sıhhatininincelenebileceğini, inandırıcı nitelikte bulunduğu takdirde istemin kabul, aksihalde reddi gerekeceği' görüşünü benimseyerek hükme yeni bir yorum getirmiş veanılan hükmün aykırı düştüğü öne sürülen Anayasa Kuralları karşısındakidurumunu irdeleyerek, Anayasaya aykırılık savını reddetmiştir.
İflasa tabi kimseler hakkında bu yolla takipte bulunabilmek temeldealacaklılara tanınmış bir yetkidir ve genelde iflasa alacaklıların talebiüzerine karar verilir.
İİK. nun ı54 ve ardından gelen maddelerinde yer alan iflas yoluylatakibe ilişkin hükümlerde; kendisine ödeme emri tebliğ edilmiş olan borçluödeme emrinde yazılı süre içerisinde borca itiraz etmemiş ise, alacaklınındilekçe ile Ticaret Mahkemesine başvurarak borçlu hakkında iflas kararıverilmesini isteyebileceği,
Borçlu ödeme emrine itiraz etmiş ise takibin duracağı, bu defadaalacaklının Mahkemeden itirazın kaldırılmasıyla beraber borçlunun iflasınakarar verilmesini talep edebileceği;
Borçlu, borca itiraz etmemiş, ancak; aczi veya başka bir nedenleborcunu ödememiş ise Mahkemenin yedi gün içinde faiz ve icra masraflarıylabirlikte borcu ifa veya o miktar meblağın Mahkeme veznesine depo edilmesiniborçluya tebliğ ve emredeceği, borçlunun imtinaı halinde ilk oturumda iflasınakarar verileceği;
177. maddede yazılı olan hallerde de, alacaklının evvelce takibehacet kalmaksızın iflas talebinde bulunabileceği, haller açıklanmış,
İİK. nun 178. maddesinde 'iflasa tabi borçlunun da aciz halindebulunduğunu bildirerek yetkili mahkemeden iflasını isteyebileceği ve maddeninikinci fıkrasında yazılı halde buna mecbur olduğu belirtilmiştir.
Hakkını alabilmesi için alacaklı böyle bir yetki ile donatılmışiken ayrıca borçluya da bazı hallerde iflasını isteyebilmek olanağının tanınmışolmasında, öncekinden daha farklı bir amaca ulaşılmak istendiği ortadadır.Birinci yolla alacaklılar ve ikinci yolla da genelde borçlular korunmakistenmiştir. Zaten kararın gerekçesinde de bu yön açıkça vurgulanmaktadır.
Ticari hayatı alacak ve borç ilişkilerinin son derece yoğun veriskleri oldukça fazla bir uğraşı alanıdır, bir tacirin iflası onunla ticariilişkiler içinde bulunan diğerlerini de etkiler. Bu alanda itibar ve karşılıklıgüvenin rolü büyüktür, ticari yaşam itibarla sürdürülür ve itibar ölçüsündegeliştirilir. Bu nedenle yasa ticari hayatın güven ve kararlılık içerisindesürdürülmesini temin için çeşitli önlemler getirmiştir. Bunların başında kötüniyetli borçlunun mal varlığını alacaklıları aleyhine azaltan bir takımtasarı-ufi muamelelerin iptaline olanak sağlayan esaslar. gelir. Yasa koyucubunlarla iktifa etmemiş, taksiratlı ve hileli iflasları suç sayarak ağır cezayaptırımlarına bağlamıştır. Mevsuf iflaslarda müflisin konkordato teklif etmekhakkını önleyen ve iadei itibarı ağır koşullara bağlamış olan esasları da, aynıamaca yönelik önlemler niteliğinde görmek kabildir.
İflas itibarı zedeler, hileli iflas ise şeref ve haysiyet 'kırıcıbir davranıştır. Bu suçlardan mahkumiyetin cezai ve hukuki sonuçları çokağırdır: Bu sonuçları göze alan kötü niyetli borçlu, kendisi hakkında mutlakabir iflas kararı verilmesini istiyor ve bundan da bir çıkar murat ediyorsa,alacaklılarını bu yola tahrik edecek vasatı bizzat hazırlayabilir. Tümödemelerini tatil etmek, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerdebulunmak suretiyle bunları kendisi hakkında iflas talebinde bulunmayazorlayabilir. Dilerse bunlarında ötesinde, gerçek olmayan yazılı borç ikrarlarımuvazaalı işlemlerle bütün mevcudunu güven duyduğu kimselere aktarmak imkanınada sahiptir. Şu hale göre kötü niyetli bir borçlunun iflasına kararverilebilmesini temin için başvurabileceği yollar adeta sınırsızdır denilirsehataya düşülmüş olmaz.
İİK. nun 178. maddesinin birinci fıkrasında, borçluya aczi halindeiflasını istemek yetkisini tanıyan hükmün, borçluyu koruma amacına yönelikolarak getirildiği tartışmasızdır. Ne varki borçlu bazen de alacaklılarıyararına sonuçlar elde edebilmek içinde bu yola başvurabilecektir. 178. maddeçerçevesinde verilen iflas kararından borçlu alacaklılarına konkordatoteklifiyle bir anlaşma zemini aramak ve kendisine yakınlığı nedeniyle, evvelcetakibe geçmemiş olan kimselerin genel tasfiyeye katılmalarını sağlamaksuretiyle yararlanırken, bazı açıkgöz alacaklıların; alacaklarının tamamınıalma çabalarını bertaraf ederek de tüm mevcudun, alacaklılar arasında adil veeşit esaslar dahilinde paylaşılmasını temin ve bu suretle de diğer alacaklılarıkorumuş olmaktadır.
Böyle neticeler doğuran bir hükmün yorumunda iflasın genel amacınauygun düşmeyen yani alacaklılar yararına olmayan bir anlayış biçimine iltifatetmemek gerekir.
Yasa koyucu aciz hali dışında borçluyu aciz beyanına sevkedensebep ve saikler üzerinde hiç durmamıştır. Madde gerçekten iyi niyetli borçluyugözeten bir hüküm olarak getirilmiştir. Kötü niyetli borçlunun davranışlarınakarşı yukarıda sözü edilen önlemlere başvurmak gerekecektir. Sınırlı bir alanıdüzenleyen hükmün, çerçevesini, getiriliş amacını yorumla genişletmek isabetlisayılamaz. Alacaklılarını zarara sokmak isteyen kötü niyetli bir borçlununiflas isteminin reddi hem iflas yoluyla takibin genel amacına aykırı ve hem de alacaklızararınadır. Red kararı, bir bakıma kötü niyetli borçluya alacaklıları aleyhinemal varlığını daha da azaltabilecek imkanları sağlamak demektir. İflas yolu iletakipte alacaklının menfaati, iflası isteyen borçlu da olsa, iflas kararına biran önce ulaşmak ve borçlunun aktif varlığına derhal el koyabilmektedir. Ziraiflasa tabi borçlu açısından cebri icranın en belirgin yaptırımını iflas kararıoluşturmaktadır. Hileli ve taksiratlı iflas suçlarını takibinin de öncedenverilmiş bir iflas kararının varlığına bağlı olduğu da unutulmamalıdır.
Bir yasa hükmünün yorumunda hükmün sözü açık ve bu sözden çıkananlam kanun hükümlerinin tümünden çıkan anlamla çatışmıyorsa sözden çıkananlamı esas almak gerekir. 178. madde hükmünün sözü çok açıktır ve yasanın diğerhükümleriyle de çelişen bir yanı yoktur. Kararın gerekçesinde; 178. maddeninbirinci fıkrasında borçlunun mücerret sözleriyle bağlı kalınacağını vurgulayanbir buyrukta yoktur denilirken, aynı hükmün hangi sebep ve saikle olursa olsunaciz beyanın sıhhatini tahkik hususunda hakime bir yetki tanımadığı göz ardıedilmektedir. Bu tür bir iflas isteminde alacaklılar taraf olmadığına göreMahkemenin borçlunun tamamen batıni olan saikini nasıl tahkik edebileceği de;üzerinde durulmaya değer ayrı bir noktadır.
Maddenin açık hükmüne göre aciz beyanı ve iflas talebiyle karşıkarşıya gelen yetkili mahkemece yapılacak iş borçlunun medeni haklarınıkullanma ehliyetine sahip bulunup bulunmadığını, iflasa tabi kimselerden olupolmadığını, iş vekil marifetiyle takip ediliyorsa vekilin bu konudaki yetkisinitesbit ettikten sonra talep çerçevesinde karar vermekten ibarettir.
İflasın itibar kırıcı niteliğini dikkate alan yasa koyucuborçlunun mahkemeye karşı aciz beyanında bulunmasını, aciz halinin katikarinesi saymıştır. Madde hükmü bu anlayış biçimiyle de Anayasa'ya aykırıdeğildir.
Açıklanan nedenlerle, 178. maddenin ilk fıkrasının yorumunailişkin olarak gerekçede öne sürülen düşüncelere katılmıyorum.
Üye
Mahmut C. Cuhruk