ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1985/21
Karar Sayısı: 1986/23
Karar Günü: 6.10.1986
R.G. Tarih-Sayı :14.03.1987-19400
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisinin 92 üyesi.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 15 Haziran 1985 günlü ve 18785 sayılıResmî Gazete'de yayımlanmış bulunan 6.6.1985 günlü, 3218 sayılı SerbestBölgeler Kanunu'nun; 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13.maddeleri ile, Geçici madde 1 ve Geçici madde 2 hükümlerinin, Anayasanın 10.,54., 123., 124., 125., 126., 127., 128., 160., 161., 163., 166., 167., 172. ve173. maddelerine aykırı olduğundan iptallerine karar verilmesi istemidir.
II- METİNLER :
A- İptali İstenen Yasa Kuralları :
6.6.1985 günlü, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu :
"MADDE 1.- Bu Kanun, Türkiye'de ihracat için yatırım veüretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak,ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek, dış finansmanve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak üzere, serbest bölgelerinkurulması, yer ve sınırlarının tayini, yönetimi, faaliyet konularınınbelirlenmesi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgilihususları kapsar"
"MADDE 2.- Türkiye'de serbest bölgelerin yer ve sınırlarınıbelirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Serbest bölgelerin, kamu kurum ve kuruluşlarınca, yerli veyayabancı gerçek veya tüzelkişilerce kurulmasına, işletilmesine BakanlarKurulunca izin verilir"
"MADDE 3.- Bu Kanun uygulamasında;
a) İşletici : Serbest bölgeyi işleten kamu kurum ve kuruluşunu,yerli ve yabancı gerçek veya tüzelkişileri,
b) Kullanıcı : Faaliyet ruhsatı alan ve bölgede belli bir işyeribulunan gerçek veya tüzelkişiyi,
c) Döviz : Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafındankon-vertibl sayılan paralar veya ödemeyi sağlayan her nevi hesap ve belgeleri,
ifade eder"
"MADDE 4.- Serbest bölgelerde, Ekonomik İşler YüksekKoordinasyon Kurulunca uygun görülecek her türlü sınaî, ticarî ve hizmetleilgili faaliyetler yapılabilir.
Fiyat, kalite ve standartlarla ilgili olarak kamu kurum vekuruluşlarına kanunlarla ve diğer mevzuatla verilen yetkiler serbest bölgelerdeuygulanmaz"
"MADDE 5.- Serbest bölge ilan edilen yerlerde ihtiyaçduyulacak arazi ve tesisler Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre sağlanabilir.
Yerli veya yabancı gerçek veya tüzelkişiler Devlet PlanlamaTeşkilâtı Müsteşarlığından ruhsat almak kaydıyla serbest bölgede faaliyettebulunabilir.
Serbest bölgede arazinin kullanımı, yapı ve tesislerinprojelendirilmesi, kurulması ve kullanılmasıyla ilgili diğer bütün izinler veruhsatlar bölge müdürlüğünce verilir ve denetlenir.
Serbest bölgelerin asayiş hizmetleri polis tarafından yerinegetirilir"
"MADDE 6.- Serbest bölgeler gümrük hatlı dışında sayılır.
Bu bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyomükellefiyetlerine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz.
İşleticiler ve kullanıcılar yatırım ve üretim safhalarındaBakanlar Kurulunca belirlenecek teşviklerden yararlandırılabilir.
Türkiye'deki tam ve dar mükellef gerçek ve tüzelkişilerin serbestbölgedeki faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazanç ve iratlar,Türkiye'nin diğer yerlerine getirildiğinin kambiyo mevzuatına göre tevsikihalinde de, gelir ve kurumlar vergilerinden muaftır"
"MADDE 7.- Serbest bölgelerin kurulması, bakım ve onarımı,geliştirilmesi, ilgili araştırma, eğitim ve sosyal tesislerin yapılması,kullanıcıların ve Türkiye'den mal alımlarının teşviki maksadıyla TürkiyeCumhuriyet Merkez Bankası nezdinde "Serbest Bölgeleri Tesis ve GeliştirmeFonu" kurulmuştur.
Fonun Kaynakları;
a) Faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığı ödenecek ücretler,
b) Bölgeye getirilen malların CİF, çıkarılan malların FOBdeğerleri üzerinden peşin olmak üzere, binde 5 oranında ödenecek ücretler,
c) Serbest bölgeyi işleten gerçek veya tüzelkişilerle yapılacaksözleşmelerde yer alacak ödemeler,
d) Diğer gelirlerdir.
Serbest bölgelere Türkiye'den getirilen mallar ile yatırım vetesis safhasında kullanılan mallar, bakım ve onarım maksadıyla bölgeleregetirilen araç, gereç ve ekipmanlar, bu maddenin (b) bendi hükmü uyarınca birücrete tabi tutulmaz.
Fona tahsilat ile fondan yapılacak harcamalara ait usul ve esaslaryönetmelikte belirlenir. Bu fon Başbakanlık tarafından yönetilir.
Fonun denetimi, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluncayapılır"
"MADDE 8.- Serbest bölge ile Türkiye'nin diğer yerleriarasında yapılacak ticaret, dış ticaret rejimine tabidir. Serbest bölge ilediğer ülkeler ve serbest bölgeler arasında dış ticaret rejimi uygulanmaz.
Bedeli 500 ABD dolarının altında olan Türkiye mahreçli mallaristeğe bağlı olarak ihracat işlemine tabi tutulmayabilir"
"MADDE 9.- Serbest bölgelerdeki faaliyetlerle ilgili hertürlü ödemeler dövizle yapılır. Bakanlar Kurulu ödemelerin Türk Lirası olarakyapılmasına da karar verebilir.
Serbest bölgede gemi ve liman hizmetleri işletici tarafındanyapılır veya kamu kurum ve kuruluşlarına, gerçek veya tüzelkişilereyaptırılır"
"MADDE 10.- Serbest bölgelerde, faaliyet gösterecekişyerlerinde yabancı uyruklu yönetici ve vasıflı personel çalıştırılabilir.Buna ait esaslar yönetmelikte belirlenir.
Serbest bölgelerde Türkiye Cumhuriyeti sosyal güvenlik mevzuatıhükümleri uygulanır"
"MADDE 11.- 21 Aralık 1953 tarihli ve 6209 sayılı SerbestBölge Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır"
"MADDE 12.- Serbest bölgelerde 1580 sayılı Belediye Kanununun15 inci maddesinin 5., 22., 25., 32. ve 47 nci bentleri dışında kalanhükümleri; 5682 sayılı Pasaport Kanunu; 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'deSeyahat ve İkâmetleri Hakkında Kanun ile 2007 sayılı Türkiye'deki Türk VatandaşlarınaTahsis Edilen Sanat ve Hizmetler Hakkındaki Kanun ile ek ve değişiklikleri;6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu; 2677 sayılı Sivil Hava Meydanları,Limanlar ve Sınır Kapılarında Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Kanun;1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu; 832 sayılı Sayıştay Kanunu; 2886 sayılıDevlet İhale Kanunu hükümleri ile diğer kanunların bu Kanuna aykırı olanhükümleri uygulanmaz"
"MADDE 13.- Bu Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılankonularla, serbest bölgelerde faaliyette bulunacak işleticilerin teşekkültarzı, görev, yetki ve sorumlulukları, bu işleticilere ve kullanıcılaraverilecek faaliyet ruhsatları ve iptali, bunların sınaî ve ticarî sicillerinintutulması, fona yapacakları ödemeler, serbest bölge ile ilgili faaliyetlerintabi olacağı esaslar, bölgelere giriş için verilecek izin belgesi ile görevkartları, ikâmet izni ve çalışma esasları ve serbest bölgelerin işletilmesinedair diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir"
"GEÇİCİ MADDE 1.- Serbest bölgenin faaliyete geçmesindenitibaren 10 yıl süreyle 5.5.1983 gün ve 2822 sayılı Kanunun grev ve lokavt ilearabuluculuk hükümleri uygulanmaz.
Ancak bu süre içinde toplu iş sözleşmesi üzerinde çıkacak menfaatuyuşmazlıkları Yüksek Hakem Kurulunca karara bağlanır"
"GEÇİCİ MADDE 2.- Bu Kanun, bir serbest bölge için, o serbestbölgenin faaliyete geçmesinden itibaren uygulanır. Faaliyete geçiş tarihi ise,o serbest bölge alanını çevreleyen çit, kule ve kapı inşaatlarının tamamlanmasıve bölge müdürlüğü, polis ve gümrük birimlerinin göreve başlaması suretiylebölgenin resmen açılış tarihidir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları :
"MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
"MADDE 54.- Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlıkçıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının veişverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnalarıkanunla düzenlenir.
Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda, toplumzararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veyakusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddizarardan sendika sorumludur.
Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller veişyerleri kanunla düzenlenir.
Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlardaertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığınher safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. YüksekHakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.
Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.
Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genelgrev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğerdirenişler yapılamaz.
Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlartarafından hiçbir şekilde engellenemez."
"MADDE 123.- İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür vekanunla düzenlenir.
İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerindenyönetim esaslarına dayanır.
Kamu tüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiğiyetkiye dayanılarak kurulur."
"MADDE 124.- Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri,kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasınısağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmeliklerçıkarabilirler.
Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazete'de yayımlanacağı kanundabelirtilir."
"MADDE 125.- İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşıyargı yolu açıktır.
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek AskerîŞûra'nm kararları yargı denetimi dışındadır.
İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirimtarihinden başlar.
Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil veesaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlemniteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.
İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsızzararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarınınbirlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasınakarar verilebilir.
Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaşhalinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ileyürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür."
"MADDE 126.- Türkiye, merkezî idare kuruluşu bakımından,coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre,illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.
İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır.
Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla,birden çok ili içine alan merkezî idare teşkilâtı kurulabilir. Bu teşkilâtıngörev ve yetkileri kanunla düzenlenir."
"MADDE 127.- Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkınınmahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunlabelirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafındanseçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.
Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerindenyönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.
Mahallî idarelerin seçimleri, Anayasa'nın 67 nci maddesindekiesaslara göre beş yılda bir yapılır, Kanun büyük yerleşim merkezleri için özelyönetim biçimleri getirebilir.
Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatınıkazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetimyargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkındasoruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organlarınüyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadaruzaklaştırabilir.
Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerinidarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerindebirliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereğigibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarîvesayet yetkisine sahiptir.
Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile,kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri,yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezi idare ile karşılıklı bağ veilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelirkaynakları sağlanır."
"MADDE 128.- Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğerkamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarıkamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğerözlük işleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözel olarak düzenlenir."
"MADDE 160.- Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerinbütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adınadenetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak vekanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmaklagörevlidir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirimtarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karardüzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargıyoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ileSayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.
Sayıştayın kuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarınınnitelikleri, atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğerözlük işleri, Başkan ve üyelerinin teminatı kanunla düzenlenir.
Silahlı Kuvvetler elinde bulunan Devlet mallarının Türkiye BüyükMillet Meclisi adına denetlenmesi usulleri, Millî Savunma hizmetleriningerektirdiği gizlilik esaslarına uygun olarak kanunla düzenlenir."
"MADDE 161.- Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındakikamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.
Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasılhazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldanfazla sürecek iş ve hizmetler için, özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz."
"MADDE 163.- Genel ve katma bütçelerle verilen ödenek,harcanabilecek miktarın sınırını gösterir. Harcanabilecek miktar sınırınınBakanlar Kurulu kararıyla aşılabileceğine dair bütçelere hüküm konulamaz.Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmakyetkisi verilemez. Carî yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişikliktasarılarında ve carî ve ileriki yıl bütçelerine malî yük getirecek niteliktekikanun tasarı ve tekliflerinde, belirtilen giderleri karşılayabilecek malîkaynak gösterilmesi zorunludur."
"MADDE 166.- Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı,özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızlagelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimlişekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilâtı kurmak Devletingörevidir.
Planda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar vedış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirleröngörülür; yatırımlarda toplum yararları ve gerekleri gözetilir; kaynaklarınverimli şekilde kullanılması hedef alınır. Kalkınma girişimleri, bu plana göregerçekleştirilir.
Kalkınma planlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük MilletMeclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünübozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunladüzenlenir."
"MADDE 167.- Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmetpiyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştiricitedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme vekartelleşmeyi önler.
Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesiamacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi vebenzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunlarıkaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebilir."
"MADDE 172.- Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcıtedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvikeder."
"MADDE 173.- Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu vedestekleyici tedbirleri alır."
C- İlgili Yasa Kuralları :
1- 223 Sayılı "Devlet Planlama Teşkilâtı Kuruluş ve GörevleriHakkında Kanun Hükmünde Kararname" nin 9 ve 17. maddelerinin konu ileilgili hükümleri şöyledir :
"Madde 9.- Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığındaki anahizmet birimleri şunlardır :
...................................
h) Serbest Bölgeler Başkanlığı."
"Madde 17.- Serbest Bölgeler Başkanlığının görevlerişunlardır :
a) Kalkınma plan ve programları çerçevesinde, bölge ticaret akımıda gözönünde tutulmak suretiyle serbest bölgelerin kurulması, yönetilmesi veişletilmesiyle ilgili politika ve prensipleri tespit etmek, planlama vekoordinasyon faaliyetlerini yürütmek,
b) Serbest Bölgelerde yapılacak faaliyetleri ekonomik sektörleritibariyle yönlendirmek, uygulamasını değerlendirmek ve takip etmek,
c) Serbest Bölgelerde ana faaliyet alanına giren tesislerinkurulması için ruhsat vermek, işletilmesi yeterli görülmeyenlerin ruhsatınıiptal etmek,
Serbest Bölgeler Başkanlığı görevlerini ilgili mevzuatçerçevesinde yürütür.
Serbest Bölgelerin işletilmesi ve yürütülmesi amacıyla, herserbest bölgede valiliklere bağlı olmak üzere bir Serbest Bölge Müdürlüğükurulur. Bu Müdürlüklerin kuruluş, görev, yetki ve çalışma esasları BakanlarKurulunca düzenlenir".
2- 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna 56. 1985günlü, 3217 sayılı Kanun'la eklenen :
"EK MADDE 8.- Serbest bölgelerden Türkiye'nin diğerkesimlerine veya Türkiye'nin diğer kesimlerinden serbest bölgelere, gümrükmuamelelerine tabi olmaksızın mal getirilmesi veya götürülmesi veya bu fiillereteşebbüs edilmesi kaçakçılık sayılır. Kaçakçılık mevzuatının ceza hükümlerininuygulanmasında, serbest bölgeler yurt dışı olarak kabul edilir".
III- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca, Başkan H.Semih Özmert, Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, Kenan Terzioğlu, Yekta GüngörÖzden, Muammer Turan, Mehmet Çınarlı, Selâhattin Metin, Servet TÜZÜN, Mahmut C.Cuhruk ve Mustafa Şahin'in katılmalarıyla 2691985 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenilen yasahükümleri, aykırılık iddiasına dayanak yapılan Anayasa maddeleri, bunlarlailgili gerekçeler ve öteki metinler incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
A- Yürürlük ve yürütmeye ilişkin iki maddesi dışında kalanhükümlerinin iptali istenilmiş olan Kanunun, dava dilekçesinde sadece 6.maddesi ile geçici 1. maddesinin iptal gerekçelerine yer verilmekle yetinilmiş,diğer hükümlerin iptali istemleri, anılan iki madde ile olan ilişkiye bu Yasaile kurulmak istenilen serbest bölgelerin diğer niteliklerine dayandırılmışolduğundan yasa hükümlerinin Anayasa kuralları karşısındaki durumlarınınincelenmesine geçmeden önce Serbest Bölgelerin kuruluş amaçları ve kiminitelikleri üzerinde kısaca durmak gerekmiştir.
Genellikle ülkenin, dış ticaret hacmini genişletmek, ithalatı,ihracatı kolaylaştırmak, istihdam hacmini, döviz gelirlerini artırmak, sanayiicanlandırmak ve teknoloji transferini hızlandırmak gibi amaçlarla kurulanserbest bölgeler, milli sınırlar içinde fakat gümrük sınırları dışında kabuledilen ve dış pazara yönelik ekonomik faaliyetlerin gerçekleşmesini teminamacıyla yeterli alt yapı imkânlarının sağlandığı ve teşvik tedbirlerinin çoğukez azami ölçüler içerisinde uygulandığı özel bölgelerdir.
Günümüzde yukarıda yazılı amaçlara ulaşmak için kurulmakta olanserbest bölgelere, ilk ve bilhassa orta çağda oldukça önemli bir kurumnazarıyla bakılırken, Avrupa'da küçük devletlerin yerini büyük devletlerinalması üzerine serbest bölgeler önemini yitirmiştir.
Serbest bölgelerin tekrar itibar kazanması 1929 ekonomik buhranınıizleyen yıllarda olmuş ve anılan bölgeler o dönemde ekonomik kalkınmanın biraracı sayılmıştır. Bu genel akıma ülkemiz de katılmış ise de şimdiye kadarbaşarılı sayılacak bir sonuca ulaşılmış değildir.
Ülkemizde imparatorluk döneminde de serbest bölgeler kurulmasıdüşünülmüş fakat o dönemin büyük gaile ve problemleri içerisinde konuya olumlusayılabilecek bir çözüm getirilememiştir.
Cumhuriyet döneminde 2261927 günlü, 1132 sayılı "SerbestMıntıka Hakkında Kanun" yürürlüğe konularak, coğrafi konumu bakımdanAvrupa ile Asya arasında önemli bir transit merkezi olan İstanbul'da birserbest bölge kurulmasının büyük yararlar sağlayabileceği düşünülmüş ise de1132 sayılı Yasaya göre ilk uygulamayı oluşturan, Tophane Rıhtımında ayrılanalanda Ford Motor Company'nin kurduğu otomobil montaj fabrikası kısa bir süresonra bezdirici idari bürokrasi sonucu kapatılmıştır.
Bu konudaki ikinci girişim, Türkiye üzerinden yapılan şarkhalıları ve kilimlerinin sevkıyatını kolaylaştırmak ve bu işten gelir eldeetmek amacıyla yapılmış ve bu nedenle 17.5.1946 günlü, 4893 sayılı "ŞarkHalı ve Kilimleriyle Benzerleri ve Hayvan Postları İçin Kurulacak Serbest YerHakkında Kanun" yürürlüğe konulmuş ise de, yine tatmin edici bir sonucaulaşılamamıştır.
Serbest bölgeler konusu 1950'li yıllarda yeniden ele alınmış bucümleden olarak, asırlardan beri Türkiye topraklarından geçmekte iken sonzamanlarda başka ülkelerden geçit aramak temayülü gösteren yakın doğumemleketlerinin transit nakliyatı ile ilgili olarak alınması gereken tedbirleraraştırılmış ve hazırlanan serbest bölgeler kanun tasarısı Türkiye Büyük MilletMeclisince kabul edilerek 21.12.1953 tarihinde yayımlanmıştır. 6209 sayılı buYasaya dayanılarak çıkarılan 11.10.1956 günlü Bakanlar Kurulu Kararnamesiyleİskenderun'da bir serbest bölge kurulmuşsa da, Kararname'de bölgenin işlemlerisınırlı tutulduğundan, bölge dışarıdan getirilen eşyaların depolandığı bir yerolmaktan öteye gidememiştir.
24 Ocak 1980 kararlarıyla ihracata yönelik kalkınma politikasınınbenimsendiği ülkemizde serbest bölgeler tekrar gündeme gelmiştir.
Ülkemizde serbest bölgeler uygulaması sürecinin son aşamasına dabu davaya konu edilen Yasayla girilmiştir.
3218 sayılı Yasaya göre serbest bölgelerin kuruluş amaçlan ihracatiçin yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişiminihızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek,dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak şeklinde tesbitedilmiştir.
Bu bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Bakanlar Kuruluyetkili olduğu gibi söz konusu bölgelerin kurulmasına ve işletilmesine izinverilmesi, bu yerlerde faaliyet gösterenlerin kimi teşvik tedbirlerindenyararlandırılması yine Bakanlar Kuruluna ait bulunmaktadır.
Bu bölgeler gümrük hattı dışında sayılmakta ve buralarda vergi,resim, harç, gümrük ve kambiyo mükellefiyetlerine dair mevzuat hükümleriuygulanmamaktadır.
Serbest bölgelerde Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kuruluncauygun görülecek sınai, ticari ve hizmetlerle ilgili faaliyetleryapılabilecektir.
Serbest bölgelerin kurulması, bakım ve onarımı, geliştirilmesi,ilgili araştıra, eğitim ve sosyal tesislerin yapılması için "SerbestBölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu" adıyla denetimi Başbakanlık YüksekDenetleme Kurulunca yapılacak bir fon kurulmaktadır.
Serbest bölgelerde faaliyet gösterecek işyerlerinde yerine göreyabancı uyruklu yönetici ve vasıflı personel çalıştırılabilecektir.
Serbest bölgelerin faaliyete geçmesinden itibaren buralarda on yılsüreyle 5.5.1983 günlü, 2822 sayılı Kanunun grev ve lokavt ile arabuluculuğailişkin hükümleri uygulanmayacaktır.
Serbest bölgeyle Türkiye'nin diğer yerleri arasında yapılacakticaret, dış ticaret rejimine tabi olacak, serbest bölgelerdeki faaliyetlerleilgili her türlü ödemeler dövizle yapılacaktır. Bakanlar Kurulu ödemelerin TürkLirası olarak yapılmasına da karar verebilecektir.
B- Anayasaya Aykırılık Sorunu :
Dava dilekçesinde, daha önce açıklandığı üzere sözkonusu YasanınAnayasaya aykırı olduğu iddiası üç ayrı nedene dayandırılmıştır. Birinci neden;Yasanın Geçici 1. maddesi ile ilgili olup, bu maddede serbest bölgelerde5.5.1983 gün ve 2822 sayılı Kanunun grev ve lokavt ile arabuluculukhükümlerinin uygulanmayacağının öngörülmüş olmasının, Anayasa'nın 54. maddesineaykırılığı iddiasıdır. İkinci neden, Yasanın 6. maddesinde yer alan "Bubölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo mükellefiyetlerine dairmevzuat hükümleri uygulanmaz" hükmünün Anayasa'nın 10. ve 73. maddelerineaykırılık iddiasıdır. Üçüncü neden ise, Yasanın diğer maddelerini genel birbiçimde kapsayan ve "Yasanın diğer hükümleri de esasen yukarıda arzedileniki ana hususla ilgili ve ilişkili bulunduğundan Anayasamızın 10, 54 ve diğernitelikleri nedeniyle de 123., 124., 125., 126., 127., 128., 160., 161., 163.,166., 167., 172., 173. maddelerine aykırı hükümler içermektedir" şeklindeanlatılan son grubu oluşturmaktadır.
Hem Yasanın ilgili maddeleri yönünden ve hem de aykırı olduklarıiddia edilen Anayasa maddeleri yönünden açık bir biçimde belirlenen ilk ikiiddianın incelenmesini daha sonraya bırakarak, dava dilekçesinde tek tek elealınmadan ve nedenleri açıklanmaksızın Anayasanın 10., 54., 123., 124., 125.,126., 127., 128., 160., 161., 163., 166, 167., 172. ve 173. maddelerine aykırıolduğu öne sürülen Yasanın 1., 2., 3., 4., 5., 7., 8., 9., 10., 11., 12. ve 13.maddelerini ele almak ve Anayasaya aykırı olup olmadıklarını incelemekte yararvardır.
Ancak böyle bir inceleme yapabilmek için dava dilekçesinde sözüedilen Anayasa maddelerinin konu ile ilgili olup olmadıklarının gözdengeçirilmesi gerekir. Çünkü yukarıda da açıklandığı gibi, dava dilekçesindesözkonusu Yasa maddelerinin Anayasanın hangi maddesine ve hangi gerekçeyleaykırı olduğu açıklanmamıştır. Yasanın aykırı olduğu öne sürülen 15 Anayasamaddesinin içeriği incelendiği zaman bu maddelerin çoğunun, uzaktan yakındandava konusu Yasa ile ilgili olmadığı görülür. Gerçekten de birinci ve ikincigrup iptal nedenlerinin dayandırıldığı 10. ve 54. maddeler istisna edilirse,diğer onüç maddenin konuyla ilişkisi, ya hiç yoktur veya zorlama ile çok uzakbir ilişki bulunabilecek niteliktedir. Çünkü 123. madde "idareninbütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği" kenar başlığını taşıyan ve idarenin kuruluşve görevleriyle ilgili temel ilkeyi belirler. 124. madde"yönetmelikler" kenar başlığını; 125. madde ise "yargıyolu" alt başlığını taşır. 126. madde "Merkezi idare"yi, 127.madde ise "Mahalli idareleri" düzenler. 128. madde de ise "kamuhizmeti görevlileriyle ilgili hükümler" yer almıştır. Sayıştay'dan sözeden 160. maddenin, "Bütçenin hazırlanması ve uygulanması ile ilgili 161.maddenin, "Bütçelerde değişiklik yapılabilme esasları"nı düzenleyen163. maddenin, "Planlama"ya ait 166. maddenin, "Tüketicilerinkorunması" ile ilgili 172. maddenin ve nihayet "Esnaf vesanatkârların korunması" ile ilgili 173. maddenin, söz konusu Yasa ileuzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Bu maddeler arasında sayılıp ta konu ile ilgili olan tek madde"Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi" başlıklı 167.maddedir. Gerçekten de bu maddenin birinci fıkrası devleti " para, kredi,sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcıve geliştirici tedbirleri" almak ve; "piyasalarda fiilî veya anlaşmasonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi." önlemek görevleriylegörevlendirmiştir. Buna göre devlet; bir taraftan para, kredi, sermaye, mal vehizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlamak öte yandan da bupiyasaların gelişmesini sağlayıcı tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu amaçlarlaalınacak tedbirler ve yapılacak düzenlemeler, Anayasamızın devlete verdiği bugörevin bir gereğidir.
Aşağıda; Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptali istenen sözkonusuYasanın 6. maddesi ve Geçici 1. maddesi dışındaki maddeleriyle öngörülentedbirler ve getirilen düzenlemeler ayrıntılarıyla incelenecektir. Bu tedbir vedüzenlemelerin Anayasamızın 167. maddesi ile devlete verilen görevlerdensayılması gerekir. Özetle belirtmek gerekirse ".Serbest bölgelerin kurulması,yer ve sınırlarının tayini, yönetimi, faaliyet konularının belirlenmesi,işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgili hususları"düzenleyen Serbest Bölgeler Kanunu; Türkiye ekonomisinin yatırım, üretim,istihdam ve ihracat gücünü arttırmak, yabancı sermaye girişini teşvik ederekbir taraftan ödemeler dengesi açığını azaltmak diğer taraftan çağdaşteknolojinin ülkemize gelişini hızlandırmak ve ulusal sanayiin ihtiyaç duyduğumakine, teçhizat ve hammadde girdilerinin düzenli biçimde teminini sağlamakamaçlarına yöneliktir. Böyle bir düzenlemenin Anayasaya aykırılığı bir yana;Anayasamızın 167. maddesinde devlete verilen bir görevin yerine getirilmesindenibaret olduğu açıktır.
Bu genel açıklamanın ışığında, şimdi sözkonusu Yasanın 6. ve Geçici1. maddesi dışında kalan maddeleriyle alınan önlemleri ve getirilen düzenlemeyigözden geçirebiliriz.
1- Yasanın 1. Maddesi Yönünden :
Maddede serbest bölgelerin, ihracat için yatırım ve üretimiartırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdiihtiyacını ucuz ve düzenli biçimde temin etmek, dış finansman ve ticaretimkânlarından daha fazla yararlanmak şeklinde amacı; keza anılan bölgelerinkurulması, yer ve sınırlarının tayini, yönetimi faaliyet konularınınbelirlenmesi, işletilmesi ve bölgelerdeki yapı ve tesislerin kurulmasıbiçiminde de, Yasanın kapsamı belirlenmiş bulunmaktadır. Maddeye ilişkingerekçede Türkiye'de serbest bölgelerin hangi amaçla kurulmasının öngörüldüğüve tasarının kapsamının açıklandığı yazılıdır. Dava dilekçesinde maddenin hangianayasal kurala ne gibi bir nedenle aykırı düştüğüne dair herhangi bir açıklamayapılmamış, sadece iptali konusunda gerekçe gösterilen 6. ve Geçici 1.maddelerin ilişkisi öne sürülerek iptali istenilmiş ise de içeriği itibariylemaddenin dava dilekçesinde sıralanmış bulunan Anayasa kurallarıyla çelişen biryönü yoktur. Bu itibarla Anayasaya aykırılık savı yerinde görülmemiştir.
2- Yasanın 2. Maddesi Yönünden :
Maddede, Bakanlar Kuruluna verilmiş kimi yetkiler düzenlenmiştir.Bunlar, serbest bölgelerin kurulacağı yer ile sınırlarını belirlemek, bubölgelerin yerine göre kamu kurum ve kuruluşlarınca, yerli veya yabancı gerçekveya tüzelkişilerce kurulmasına ve de işletilmesine izin vermekten ibaretbulunmaktadır. Serbest bölgelerin kurulacağı yerler ile sınırlarınındolayısıyle alanının tespiti, serbest bölgelerin kurulmalarının veişletilmelerinin kamu kurum ve kuruluşları yerine, yerli veya yabancıtüzelkişilere bırakılmasına izin verilmesi, ya da gerektiğinde iznin geri alınmasıtamamıyla zamana, tekniğin ve ekonominin gereklerine göre belirlenmesi icapeden bir sorundur. Böyle bir konuda Bakanlar Kuruluna yetki tanınmasınınAnayasaya aykırılığından söz edilemez.
3- Yasanın 3. Maddesi Yönünden :
Tanımlar kenar başlığı altında sevk edilmiş bulunan 3. maddede;Yasada sık sık geçen işletici, kullanıcı ve döviz kavramlarının tanımıyapılmıştır. İşlevi bundan ibaret bulunan maddenin Anayasaya aykırı bir yönübulunmadığı açıktır.
4- Yasanın 4. Maddesi Yönünden :
Ülkesinde serbest bölge kurmak isteyen memleketlerin bubölgelerden beklentileri genelde, döviz kazancını artırmak, yeni iş alanlarıyaratmak ve böylece işsizliğe bir ölçüde çare bulmak, yabancı sermaye vegelişmiş teknolojiyi çekmek, iş ve yönetim yeteneği kazanmak ve geliştirmek,serbest bölge endüstrileriyle ülke ekonomisi arasında bağlantılar yaratmakşeklinde özetlenebilir. Ayrıca bu bölgelerin transit ticaretin geliştirilmesi,ticari malların işlenmesi, değerlendirilmesi, saklanması gibi amaçlar yanında,dengeli bölgesel endüstrileşmeyi sağlamak işlevini de üstlendiklerigörülmüştür.
Ülkemizin, 3218 sayılı Yasa ile kurulmasını gözettiği serbestbölgelerden beklentilerinin yukarıda sayılan temel işlevlerden sadece ihracatiçin yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişinihızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek,dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak olduğu Yasanın 1.maddesinde açıklanmıştır.
Serbest bölgelerin, ülkemizde bu amaçlardan hangisine hizmetedeceği, başka bir ifadeyle işlev alanı, sınai, ticari ve hizmete ilişkinfaaliyetler olarak hangilerinin yapılabileceği 4. maddede Ekonomik İşler YüksekKoordinasyon Kurulunun uygun görmesi koşuluna bağlı tutulmuştur. Serbestbölgelerden beklentilerin de ancak böyle müdahaleci bir hükümle sağlanabileceğisöz götürmez.
Serbest bölgeler uluslararası rekabete açık yerlerdir. Yabancıülkelerdeki serbest bölgelerle rekabet edemeyecek faaliyetlere müsaade etmeninülkeye bir yarar sağlayamayacağı ortadadır. Bu nedenle, bu bölgelerinkurulmasıyla gözetilen amaca ulaşılabilmesi yani bu yerlerden beklenenleringerçekleşebilmesi bu biçimde bir yönlendirmeyi gerekli kılmaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasında fiyat, kalite ve standartlarla ilgiliolarak kamu kurumu ve kuruluşlarına kanunlarla ve diğer mevzuatla verilenyetkilerin bu bölgelerde uygulanmayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Üretime tahsis edilmiş olan sermayenin ucuz emeği araması serbestbölgelerin kuruluşunu kolaylaştıran faktörlerin önemlilerinden biridir.Uluslararası rekabete açık serbest bölgede faaliyet gösterenlerin rekabetşartlarını kendi yararlarına olabilecek şekilde koruyabilmeleri kuşkusuzürünlerinin fiyat ve kalite yönünden benzerleriyle rekabet edebilecek nitelikteolabilmelerine bağlıdır. Serbest bölgede faaliyet gösteren firmaların bu hususukendiliklerinden gerçekleştirmeye çalışmaları işin doğası gereğidir. Öteyandan, fiyat, kalite ve standartlarla ilgili mevzuatı serbest bölgelerde aynenuygulamanın çoğu kez rekabet şartlarını olumsuz yönde etkilemesi olasılığıvardır. Bu durumda kuruluş döneminde yatırımcılar yönünden çekingenlikyaratması gözden uzak tutulamaz. Sözkonusu sakıncaların önlenmesi amacıylagetirilmiş bulunan dava konusu olan hükmün Anayasaya aykırı bir yanıbulunmamaktadır.
Bu görüşlere Yılmaz Aliefendioğlu ve Muammer Turankatılmamışlardır.
5- Yasanın 5. Maddesi Yönünden :
Dava dilekçesinde Anayasaya aykırılığı açık bir nedenedayandırılmaksızın iptali istenilen maddelerden biri de "bölgenindüzenlenmesi esasları" kenar başlığı altında sevk edilmiş bulunan 5.maddedir. Maddede, çok açık olan sözünden de anlaşıldığı üzere BakanlarKurulunca serbest bölge olarak ilan edilecek yerlerde ihtiyaç duyulan arazi vetesislerin Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanabileceği, yerliveya yabancı gerçek ve tüzelkişilerin Devlet Planlama TeşkilâtıMüsteşarlığından ruhsat alarak serbest bölgede faaliyette bulunabileceği, buyerlerde arazinin kullanımı, yapı ve tesislerin projelendirilmesi, kurulması vekullanılmalarıyla ilgili diğer bütün izinler ve ruhsatların her serbest bölgedekurulacak bölge müdürlüklerince verileceği ve denetleneceği, bu yerlerdegüvenlik hizmetlerinin polis tarafından yerine getirileceği açıklanmıştır.
Maddenin birinci fıkrasında yer alan "tesis" sözcüğüserbest bölgeler için ihtiyaç duyulan arazinin ayrılmaz parçası (mütemmimcüz'ü) olan ve başka yere taşınması mümkün olmayan yapı anlamındadır. Serbestbölge ilan edilen yerlerde ihtiyaç duyulan arazi içinde bulunan özel teşebbüseait tesislerin kamulaştırılmaları da mümkün olabilecektir.
Serbest bölgelerde faaliyette bulunabilmek hakkının PlanlamaTeşkilâtının takdirine bırakılmış olması eşyanın tabiatına uygun düşmektedir.Başarı sağlayamayacak derecede düşük kapasiteli teşebbüslere ruhsat verilmemesiancak bu yolla sağlanabilir. Bu noktada kamu yararı söz konusudur. Bu şekildeyapılmış bir ayırımın Anayasaya aykırı düşeceği söylenemez.
Muammer Turan maddede yer alan "tesis" sözcüğünün anlamınedeniyle Kanunun, kamulaştırmaya yetkili olan makamı ayrıca devletleştirmeyede yetkili kıldığı düşüncesiyle bu görüşe katılmamıştır.
6- Yasanın 6. Maddesi Yönünden :
Serbest bölgelerde faaliyet gösteren müteşebbislerinyararlanabilecekleri teşvikler ile haklarında uygulanacak muafiyet hükümlerinidüzenleyen ve dava dilekçesinde Anayasanın 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğuöne sürülerek iptali istenilen 6. maddede serbest bölgelerin gümrük hudutlarıdışında olduğu, bu bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyomükellefiyetlerine dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı, işleticiler vekullanıcıların yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecekkimi teşviklerden yararlandırılabilecekleri ve son olarak da Türkiye'deki tamve dar mükekellefiyete tabi gerçek ve tüzelkişilerin serbest bölgelerdekifaaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazanç ve iratların, Türkiye'nin diğeryerlerine getirildiğinin kambiyo mevzuatına göre tevsiki halinde gelir vekurumlar vergilerinden muaf olacaklarına ilişkin hükümler getirilmiştir.Düzenlemenin amacı, maddeye ait gerekçede, ülkemizde kurulacak serbestbölgelerin diğer ülke serbest bölgeleriyle rekabet edebilecek bir yapıyakavuşmasını sağlamak için bazı muafiyetlerden, ayrıca bölgede faaliyettebulunacak işletici kuruluşlar ile kullanıcıların, dünya deneyiminde çok yaygınolup, müteşebbislerin daha çok önem verdikleri yatırım ve üretime yönelik kimiteşviklerden istifade olarak açıklanmıştır.
Maddenin Anayasaya aykırılığı konusunda ise, dava dilekçesinde,bilhassa ikinci fıkra hükmüyle Devletin hükümranlık haklarının ihlal edildiği,serbest bölgelerde kazanç sağlayanlara vergi bağışıklığı tanımak suretiyleAnayasanın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine ve herkesi kamu giderlerinikarşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü tutan 73. maddesineaykırı olduğu öne sürülmüştür.
Serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayılmakla beraber bu yerlerdevletin hükümranlık alanı dışında bırakılmamıştır. Bir devletin kenditoprakları üzerinde bazı yasaların uygulanmadığı, yabancı ya da yerligirişimcilere çeşitli kolaylıkların gösterildiği hatta kimi bağışıklıklarıntanındığı bölgeler kurması, devletin ülkenin o bölümünde egemenliğindenvazgeçtiği anlamında yorumlanamaz. Türkiye'deki serbest bölgelerin diğer ülkeserbest bölgeleriyle rekabet edebilecek bir iktisadi yapıya sahip olabilmesiiçin bu bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo mükellefiyetlerine dairmevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı ve bu hükümden serbest bölgelerde faaliyetgösteren yerli ya da yabancı girişimcilerin hepsi yararlanacağı cihetleAnayasanın eşitlik ilkesinin ihlali iddiası varit değildir.
Bu görüşe Yılmaz Aliefendioğlu katılmamıştır.
Yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca uygun görülenteşvik tedbirlerinden de yine bölgede faaliyette bulunacak işleticikuruluşlarla kullanıcıların hepsi yararlanacağına göre ortada Anayasanıneşitlik ilkesine aykırı düşen bir yön bulunmamaktadır. Yeni kurulan bir serbestbölgenin bölgeler arası rekabette kendisini koruyabilmesi, ayakta kalabilmesiiçin ülkeye sağladığı yararlar karşılığı orada faaliyet gösteren müteşebbisinvergi ve benzeri mali yükümlerden muaf tutulması Kanuna dayanılmış olmakkoşuluyla mümkündür. Burada da söz konusu muafiyet kanuna dayandırılmıştır.
Yatırım ve üretim safhalarında işleticiler ve kullanıcılarınyararlanabilecekleri teşvikler, Kanunun öngördüğü teşviklerden BakanlarKurulunca uygun bulunanlar olacaktır. Bu durumda, maddenin sözü edilen Anayasahükümlerine aykırı bir yanı yoktur.
Bu görüşe Muammer Turan katılmamıştır.
7- Yasanın 7. Maddesi Yönünden :
Dava dilekçesinde Anayasaya aykırılığı açık bir gerekçeyedayandırılmamış bulunan maddelerden biri de "Serbest Bölgeleri Tesis veGeliştirme Fonu" kenar başlığı altında getirilmiş bulunan 7. maddedir.Maddede serbest bölgelerin kurulması, bakımı, onarımı, geliştirilmesi, ilgiliaraştırma, eğitim ve sosyal tesislerin yapılması, kullanıcıların ve Türkiye'denmal alımlarının teşviki maksadıyla Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası nezdinde"Serbest Bölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu" adıyla bir fon kurulmasıöngörülmüştür.
Fonun kaynaklarını; a) Faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığıödenecek ücretler, b) Bölgeye getirilen malların CİF, çıkarılan malların FOBdeğerleri üzerinden peşin olarak binde 5 oranında alınan ücretler, c) Serbestbölgeyi işleten gerçek veya tüzelkişilerle yapıla1acak sözleşmelerde yer alacaködemeler ve d) Diğer gelirler oluşturmaktadır.
Maddenin üçüncü fıkrasında bölgeye getirilen kimi mal, araç vegereç ile ekipman için ücret alınmayacağı belirtilmiş, dördüncü fıkrada fonunyönetimine, son fıkrada da denetimine ilişkin esaslar belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde 3218 sayılı Kanunun Anayasanın 160., 161., 163.,166., 167., 172. ve 173. maddelerine de aykırı olduğu öne sürüldüğüne göre 7.maddeyle ilgili olabilecek Anayasaya aykırılık iddialarının anılan maddeuyarınca kurulan ve idareye bütçe dışı harcama yapma imkânını verecek olan fonave bu fonun yönetim ve denetimine yönelik olduğu kanaatına varılmış ve sorunböyle bir çerçeve içerisinde ele alınarak incelenmiştir. Fona kaynak oluşturan"Faaliyet Ruhsatı ve izin belgesi karşılığı ödenecek ücretler" ile"bölgeye getirilen malların CİF, çıkarılan malların FOB değerleriüzerinden peşin olmak üzere binde 5 oranında ödenecek ücretler"in vergibenzeri, mali yüküm niteliği taşıdığı ve bu nedenle de Anayasanın 73.maddesinin tanıdığı vergilendirme yetkisine dayanılarak alınan paranın, mutlakaAnayasanın 161-163 maddelerinde öngörülen usul ve esaslar çerçevesindeharcanması gerektiği; serbest bölge uygulamasının kalkınma planlarınınöngördüğü bir yatırım, iş ve hizmet olmadığı ve belli bir süre devam edecek işniteliğinde de bulunmadığı, bu nedenle Anayasanın 161. maddesinin üçüncüfıkrasında yazılı kurallar gerçekleşmeden ayrı yöntemlerin kabul edilmesi vefon kurulmasının aynı maddenin birinci fıkrası hükmüne aykırı düşeceğigörüşmeler sırasında dile getirilmiş ise de :
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası nezdinde kurulan fona kaynakolarak gösterilen ücretler, serbest bölgelerin kuruldukları ülkeleresağladıkları alelade gelirlerden ibarettir. İptali istenilen Yasanın 6.maddesinde serbest bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyomükellefiyetlerine dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı belirtildiğinegöre Yasa Koyucunun fona kaynak olarak 7. maddesinin ikinci fıkrasında getirmişolduğu mali yükümleri vergi ve benzerleri türünde görmediği ortadadır.
Anayasa Mahkemesi 2.2.1984 günlü, 2976 sayılı "Dış TicaretinDüzenlenmesi Hakkında Kanun"un 3. maddesinin iptali istemiyle açılan davasonunda verdiği 11.1.1985 gün ve 6/1 sayılı kararında fonu ".belirli biramacın gerçekleştirilmesi için ayrılmış olan ve gerektiğinde kullanılmak üzerebir hesapta tutulan parayı ifade etmektir. Daha teknik bir deyimle fon, genelmevzuat ve bütçe prosedürü dışında özelliği olan bazı devlet görevlerininyürütülmesi ve gerçekleştirilmesi maksadıyla bütçeden veya bütçe dışı yasalimkânlarla temin olunan para ve kıymetler" olarak tanımlamış ve "Dışticaretin düzenlenmesinin kalkınma plan ve programları çerçevesinde" biryıldan fazla sürecek iş ve hizmetlerden olduğu, 2976 sayılı Kanunun verdiğiyetkiyle oluşturulacak fonun ise "Kanunla konulmuş bir özel usul niteliğitaşıdığı kabul edilmelidir" görüşünü benimsemiştir.
Bütçemiz açısından serbest bölgelerin kuruluş amaçlarının başındadöviz girdilerinin artırılması, ihracatta dar boğazların aşılması ve ekonominingirdi ihtiyacının ucuz ve düzenli şekilde temin edilmesi, dış finansman veticaret imkânlarından daha fazla yararlanılması geldiğine göre bu bölgelerinkuruluşunun dış ticaretin düzenlenmesiyle yakın ilişkisi yadsınamaz. Serbestbölgelerin kurulması Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planında ve İcra Programındaöngörülmüş bulunmaktadır. Yatırımların gelecek yıllara sirayeti söz konusudur.Bu yerlerin kurulması, bakım ve onarımı, geliştirilmesi, ilgili araştırma,eğitim ve sosyal tesislerin yapılması dış ticaretin düzenlenmesine yardımcıolacak herhangi bir faaliyetin derhal yapılması gibi zorunlu hallerdeödemelerin mali mevzuat ve bütçe prosedürü içerisinde yürütülmesinin yaratacağısakıncalar dikkate alındığında bir özel usul olarak fon kurulmuş olmasında,fonun yönetiminin Başbakanlığa ve denetiminin de Başbakanlık Yüksek DenetlemeKuruluna bırakılmış bulunmasında Anayasanın sözü edilen maddelerine aykırıdüşen bir yön görülmemiştir.
Yılmaz Aliefendioğlu ve Muammer Turan maddenin tümüne, MehmetÇınarlı ise sadece (a) bendine ilişkin görüşlere katılmamışlardır.
8- Yasanın 8. Maddesi Yönünden :
Türkiye'nin diğer yerlerinden serbest bölgelere, serbestbölgelerden Türkiye'nin diğer yerlerine ticari amaçlarla mal sevk edildiğindemevcut ihracat ve ithalat rejimi ile bu rejime esas olan dış ticaret mevzuatıhükümlerinin uygulanması, serbest bölgelerin gümrük hattı dışında sayılmasınındoğal sonucudur. İptali istenilen 8. maddeyle bu yön açıklığa kavuşturulmuştur.Ancak, bedeli 500 ABD Dolarının altında olan Türkiye mahreçli mallar (ki bunlardaha ziyade gıda maddeleri olacaktır) ihracat işlemine tabi olmadan bölgeyegirebileceği gibi, istenirse sahipleri tarafından ihracat işlemleri yapıldıktansonra bölgeye sokulabileceklerdir Sözü edilen esasları belirlemek amacıyla sevkedilmiş bulunan maddenin Anayasaya aykırılık arzeden bir yanı yoktur.
9- Yasanın 9. Maddesi Yönünden :
"Kambiyo ve hizmetler" kenar başlığı altında sevkedilmiş bulunan maddeye göre serbest bölgelerdeki faaliyetlerle ilgili hertürlü ödemelerin dövizle yapılması gerekmektedir. Bu kural 8. maddedekiesasların uzantısı sayılabilecek bir sonuçtur. Zira, dış ticaret rejimimizticaretin konvertibl paralarla yapılmasını öngörmüştür. Maddeye ilişkingerekçede de açıklandığı üzere, sözü edilen bölgelerin tesisindekibeklentilerden biri de ülkenin döviz gelirlerinin artırılmasıdır. Böyle biramacın gerçekleşmesine yardımcı olacak birinci fıkranın ikinci tümcesininileride Türk Lirasının konvertibl hale getirildiğinde uygulanmak ve böyleceBakanlar Kuruluna kolaylık sağlamak üzere konulduğu Yasa tasarısının TürkiyeBüyük Millet Meclisinde müzakeresi sırasında Hükümet temsilcisinin yaptığıaçıklamadan anlaşılmaktadır. Fıkra hükmüyle serbest bölgelerde gemilereyapılacak olan kılavuzluk, römorkaj, palamar, morinbot, su verilmesi gibi gemihizmetleriyle, gemilerin boşaltılması, yüklenmesi, limbo, taşıma, hamaliye vebenzeri liman hizmetlerinin işletici kuruluş tarafından yapılacağı, yerine göreişletici kuruluşun bu hizmetleri mahalli liman işleticisi kamu kurum veyakuruluşu ya da diğer gerçek ve tüzelkişi veya kuruluşlara da yaptırılabileceğibelirtilmektedir. Maddenin Anayasa kurallarıyla çelişen bir yönü yoktur.
10- Yasanın 10. Maddesi Yönünden :
Uluslararası rekabete açık serbest bölgelerde başarılı olabilmekiçin kimi girişimcilerin kendilerine ait işyerlerinde yabancı uyruklu yöneticive vasıflı personel çalıştırmalarına madde hükmüyle olanak tanınmıştır.Maddenin ikinci fıkrasına göre de serbest bölgelerde çalışanların sosyalgüvenlikleri sağlanmış bulunmaktadır. Maddenin Anayasaya aykırı bir tarafıyoktur.
11- Yasanın 11. Maddesi Yönünden :
Serbest bölgeler iptali istenilen 6.6.1985 günlü ve 3218 sayılıYasa ile yeniden düzenlendiğine göre, bu alanı evvelce düzenlemiş olan 21Aralık 1953 tarihli ve 6209 sayılı Serbest Bölge Kanununun yürürlüktenkaldırılması hukuki bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Bunu teminmaksadıyla getirilmiş olan maddenin Anayasaya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
12- Yasanın 12. Maddesi Yönünden :
Madde, serbest bölgelerin sahip oldukları özellikler dolayısıylaburalarda uygulanması mümkün olmayan kimi yasaları belirlemek amacıylagetirilmiş bulunmaktadır. Maddede sözü edilen Yasaların serbest bölgelerdeuygulanmamalarının Anayasa ilkeleriyle çelişen bir yanı görülememiştir.
13- Yasanın 13. Maddesi Yönünden :
Madde, kimi konularda yönetmelik çıkarılmasını öngörmektedir. Buhusus Anayasanın idareye tanıdığı bir yetkidir. Bu itibarla Anayasayaaykırılığından söz edilemez.
14- Yasanın Geçici 1. Maddesi Yönünden :
6.6.1985 günlü, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun Geçici 1.maddesinde bir serbest bölgenin faaliyete geçmesi tarihinden itibaren buralardaon yıl süre ile 5.5.1983 günlü ve 2822 sayılı Kanunun grev ve lokavt ilearabuluculuk hükümlerinin uygulanmayacağı, ancak; bu on yıllık süre içerisindeburalarda yapılacak toplu iş sözleşmeleri üzerinde çıkan menfaatuyuşmazlıklarının Yüksek Hakem Kurulunca bağlanacağı hükmü getirilmiştir.Gerçekten maddenin çok açık olan sözüne göre bu yerlerde on yıl süre ile toplupazarlıkta anlaşmaya yarılamadığı takdirde uyuşmazlık Yüksek Hakem Kuruluncahalledilecektir.
Dava dilekçesinde bu maddeye ilişkin iptal nedeni olarakAnayasanın toplu iş sözleşmesi hakkı ile ilgili 53, grev hakkı ve lokavtlailgili 54. maddelerinin kimi esaslarına değinildikten sonra ".grev hakkıişçiler için Anayasal bir haktır. Anayasada yer alan deyimle, grev hakkınınyasaklanabileceği haller ve işyerleri olabilir. "Haller" deyimi,olağanüstü hal, sıkıyönetim, afet vs. gibi durumları kapsar. İşyerleritabiriyle Anayasanın ifade etmek istediği husus da gayet açıktır. Bu ifade ilenesnel bir belirleme amaçlanmıştır. -İşkolu itibariyle bir yasaklamadabulunmaya dahi Anayasamızda olanak sağlanmamakta-dır. Oysa söz konusu Yasahükmüyle Anayasada öngörülen hallerle bağlantı kurulmaksızın tümüyle normaldurumda ve öte yandan herhangi bir işkolu ve işyeri tahdidinde bulunulmaksızınbir coğrafi alandaki tüm işyerlerinde çalışan işçiler on yıllık geçici birsüreyle de olsa grev hakkından mahrum bırakılmakta ve grev yasaklanmaktadır. BuAnayasamızın 54. maddesine aykırı bir düzenlemedir, iptali gerekir"denilmiştir.
Kanun tasarısının bu maddeye ilişkin gerekçesinde de; "Bumadde ile her bir serbest bölgenin faaliyete geçmesinden itibaren on yıliçerisinde doğabilecek işçi - işveren ihtilaflarının 2822 sayılı Kanunda yeralan grev-lokavt ve arabuluculuk müesseselerine başvurulmadan hal yolunagidilmesi ve bölgedeki çalışma düzeninin kuruluş ve yatırım faaliyetlerininyoğun olduğu ilk on yıl risklerden uzak ve istikrar içinde muhafaza edilmesininamaçlandığı- yazılıdır 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu,serbest bölgelerin faaliyete geçirilmesinden itibaren on yıl süre ileuygulanamayacak olan hükümlerinden arabuluculukla ilgili olanları 22., 23. ve34. maddelerinde, "grev ve lokavta" ilişkin bulunanları ise 25-47.maddelerinde düzenlenmiştir.
Grevin serbest bölgelerde on yıl süre ile uygulanmasını engelleyenve bu süre içinde toplu iş sözleşmesi üzerinde çıkacak menfaatuyuşmazlıklarının Yüksek Hakem Kurulunca hallini öngören geçici madde hükmü,Anayasanın 54. maddesinin beşinci fıkrasındaki "grev ve lokavtınyasaklandığı hallerde . uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür"şeklindeki kuralının değişik tarzda ifadesinden iba-rettir. Öte yandan grevhakkının bulunmadığı yerde lokavt ve arabuluculuktan da söz edilemez. Şu halde;çözümlenmesi gereken sorun serbest bölgelerde on yıllık süre ile greve ilişkinhükümlerin uygulanmamasının Anayasa kuralları karşısındaki durumudur.
Toplu pazarlık sistemi içerisinde ortaya çıkan işuyuşmazlıklarının çözümünde değişik hukuki düzenlemelere gidilmiştir.
Devletin ekonomik düzeni tamamen kendi kontrolü altında tuttuğuülkelerde çoğu kez grev ve lokavt yasaklanmıştır. Bu sistemde taraflar kanunlagörevlendirilmiş olan Hakem Kurullarına başvurabilirler. Bu kurullarınkararları kesindir.
Bazı ülkelerde yasa koyucu uyuşmazlığın çözümünde tarafları grevve lokavta başvurabilmekte tamamiyle serbest bırakmıştır. Bu sistemdeuyuşmazlık tarafların kendi kendilerine anlaşabildikleri her yollagiderilebilmektedir.
Kimi ülkelerde ise grev ve lokavt yasaklanmamış ancak taraflarınbu yola başvurabilmeleri bazı barışçı yolların denenmesine ve buna rağmenuyuşmazlığın giderilememiş olması koşuluna bağlı tutulmuştur.
Ülkemizde halen kanunla sınırlandırılmış grev ve lokavt serbestisigeçerlidir. Anayasanın 54. maddesinde işçilere grev ve işverenlere lokavtabaşvurma olanağı tanınmış bunların usul ve şartları ile kapsam veistisnalarının kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. 2822 sayılı Toplu İşSözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununda da yürürlükten kaldırdığı 275 sayılıKanunda olduğu gibi grev ve lokavta başvurmadan önce arabuluculuk aşamasındangeçme zorunluğu yani barışçı yolların denenmesine rağmen uyuşmazlığıngiderilememiş olması öngörülmüştür.
Grev ve lokavta ilişkin yasal sınırlamalardan biri; bu yollaraancak menfaat uyuşmazlıklarında gidilebilmesi diğerleri ise grev ve lokavtınkesin olarak yasaklandığı işler ve işyerleri ile geçici olarak yasaklanmasınıgerektiren durumlardır. Ayrıca grev ve lokavtın ertelenmesine ilişkin esaslarada yasada yer verilmiştir. Grev ve lokavtın yasaklandığı işler ve yerlerdekiuyuşmazlıklarda Anayasanın 54. maddesinin beşinci fıkrasına uygun olarakzorunlu hakem kuruluşu olan Yüksek Hakem Kuruluna başvurulabilecektir.
Dava konusu geçici 1. maddede öngörülen ve serbest bölgelerdeçalışanların grev hakkını ve işverenlerin lokavta başvurmalarını on yıl süreile yasaklayan, başka bir deyimle askıya alan hüküm 2822 sayılı Toplu İşSözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 31. maddesinde sıralanmış bulunan savaşhali; genel ve kısmi seferberlik süresince grev ve lokavtı yasaklayan; yangın,su baskını, toprak ve çığ kayması veya depremlerin sebebiyet verdiği ve genelhayatı felce uğratan felaket hallerinde, bu hallerin vukuu bulduğu yerlereinhisar etmek ve bu hallerin devamı süresince yürürlükte kalmak üzere BakanlarKurulunca gerekli görülen işyerleri veya işkollarında grev ve lokavtınyasaklanmasına olanak sağlayan hükümlere benzemektedir. Söz konusu haklarınsınırlandırılmasının anayasal dayanağı ise Anayasada, grev hakkı ve lokavtıdüzenleyen 54. madde ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması kenarbaşlıklı 13. maddesi oluşturmaktadır.
Temel hak ve hürriyetlerin yerine göre sınırlandırılabilmesinimümkün kılan 13. maddenin ilk fıkrasında, a) Devletin ülkesi ve milletiylebölünmez bütünlüğünün, b) Milli egemenliğin, c) Cumhuriyetin, d) Milligüvenliğin, e) Kamu düzeninin, f) Genel asayişin, g) Kamu yararının, h) Genelahlakın ve i) Genel sağlığın korunması amacına bağlı olarak genel niteliktekisınırlama nedenleri belirlenmiştir. Ayrıca Anayasanın kimi haklar ve özgürlüklerleilgili özel maddelerinde de bu genel sınırlama nedenlerine ek olarak özelsınırlama nedenlerine yer verilmiştir. Örneğin; düşünceyi açıklama ve yaymahürriyeti ile ilgili olarak 26. maddede suçların önlenmesi, meslek sırrınınkorunması, yargılama görevinin amacına uygun biçimde yerine getirilmesimaksadıyla yapılan sınırlamalar özel sınırlama sebeplerinden bazılarına tipikbirer örnek teşkil ederler. Belli bir hak veya özgürlüğün bu genel ve özelsınırlama nedenlerinden biri ya da birkaçı ile sınırlandırılabilmesi mümkünbulunmaktadır.
Genel nitelikteki bu sınırlama nedenlerinin herhangi bir hak vehürriyet konusunda uygulanabilmesi o hak ya da özgürlüğe ait maddede ayrıcaöngörülmüş olması gibi bir koşula bağlı değildir. Maddede o hak ve hürriyetiçin hiçbir sınırlama nedeni gösterilmemiş olması o hak ve hürriyetin hiçbirnedenle sınırlanamayacağı anlamına da gelmez. 13. maddenin birinci fıkrasında"kanunla" denilmek suretiyle hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasının münhasıran yasama tasarrufuyla mümkün olabileceğine işaretedilmiştir. Başka bir anlatımla bu genel sınırlama sebeplerinden hangilerininhangi temel hak ve hürriyet için sınırlama nedeni olabileceğini kanun göstermişolacaktır.
Hakların ve özgürlüklerin kısıtlanması ve sınırlandırılmasıbakımından Anayasanın açıkça belirttiği durumlardan biri de Anayasanın 119.,120., 121. ve 122. maddelerinde düzenlenmiş bulunan olağanüstü hallerlesıkıyönetim ve savaş hallerinde yapılabilecek sınırlamalardır. Yasa Koyucu kimitemel hak ve özgürlükler için gerektiğinde yukarıda sözü edilen sebepleredayanmak suretiyle demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı düşmeyeceksınırlamalar getirebilecektir. Burada sözü edilen demokratik toplum düzeniylehiç kuşkusuz Anayasamızda gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıylabelirlenen hukuk düzeninin kastedildiğinde duraksamaya yer yoktur.
Demokratik bir ülkede işçi ve işveren kuruluşları arasında ortayaçıkan uyuşmazlığın çözümünde taraflara grev hakkı ve lokavtın tanınması rejimingereği olmakla beraber, yerine göre başvurulan bu mücadele araçlarının ulusalekonomi ve kamu düzenine olumsuz yönde etkileri nedeniyle bazı sınırlama vekısıtlamalara tabi tutulmaları da kaçınılmazdır.
Anayasanın grev hakkı ve lokavtı düzenleyen 54. maddesinin dördüncüfıkrasında "Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceğihaller ve işyerleri kanunla düzenlenir" denilerek, bunların kimiyasaklamalar ve sınırlamalara tabi tutulabileceğine işaret olunmuştur. Fıkradageçen "haller" sözcüğü ile dava dilekçesinde öne sürüldüğü gibisadece Anayasanın 119-122 maddelerinde yer alan olağanüstü haller ilesıkıyönetim ve savaş halinin kastedilmediği, bunlarla beraber bu deyimle anılanhakların geçici ya da sürekli olarak yasaklanabileceği tüm durumlar ifadeedilmek istenmiştir.
Serbest bölgelerin faaliyete geçmesinden itibaren geçici 1.maddede on yıllık süre ile 2822 sayılı Kanunun grev ve lokavt ile arabuluculukhükümleri uygulanmaz denilirken ön planda serbest bölgelerin memleketesağlayacağı ekonomik yararların dikkate alındığında kuşku yoktur. Bu yollabölgedeki çalışma düzeninin kuruluş ve yatırım faaliyetlerinin yoğun olduğu ilkon yıllık dönemin risklerden uzak istikrar içinde muhafaza edilmesiamaçlanmıştır.
Söz konusu haklar bakımından getirilen geçici yasaklığın haklıgerekçesini serbest bölgelerin kurulup yerleşmesindeki kamusal çıkarlaroluşturmaktadır, böyle bir nedene dayalı olarak Yasa Koyucunun ülke düzeyindeçok sınırlı bir alanda grev, lokavt ve arabuluculuk gibi işçi ve işverenhaklarının kullanılmasını belirli bir süre askıya almış olmasının demokratiktoplum düzeninin gerekleriyle çelişebileceği söylenemez.
Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle geçici madde hükmününAnayasaya aykırı bir yönü yoktur.
Yılmaz Aliefendioğlu bu görüşe katılmamıştır.
15- Yasanın Geçici 2. Maddesi Yönünden :
Bütün hükümlerinin iptali istenilen Serbest Bölgeler Kanununa görekurulmak durumunda bulunan bir serbest bölgenin kuruluşu ve faaliyete geçişioldukça uzun birzamanaihtiyaç göstermektedir. Geçici 2. madde ile Yasanınbu bölgede hangi tarihten itibaren uygulanmaya başlanacağı belirlenmiştir.Maddeye göre bir serbest bölge için Yasanın orada uygulanması o serbestbölgenin faaliyete geçmesi ile mümkün olacaktır. Faaliyete geçiş tarihi deserbest bölge ajanını çevreleyen çit, kule ve kapı inşaatlarının tamamlanmasıve bölge müdürlüğü, polis ve gümrük birimlerinin göreve başlaması olaraksaptanmıştır. Maddenin Anayasaya aykırı bir yanı yoktur.
VI - SONUÇ :
6.6.1985 günlü, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun;
a) 1., 2., 3., 8., 9., 10., 11., 12. ve 13. maddeleriyle 4.maddesinin birinci, 5. maddesinin iki, üç ve dördüncü fıkraları, 6. maddesininbirinci ve dördüncü fıkraları hükümleriyle geçici 2. maddesi Anayasa'ya aykırıolmadığından iptal isteminin reddine oybirliğiyle,
b) 4. maddesinin ikinci fıkrası Anayasa'ya aykırı olmadığındaniptal isteminin reddine, Yılmaz Aliefendioğlu ve Muammer Turan'ın karşıoylarıve oyçokluğuyla;
c) 5. maddesinin ilk fıkrası Anayasa'ya aykırı bulunmadığındaniptal isteminin reddine, Muammer Turan'ın karşıoyuyla ve oyçokluğuyla;
d) 6. maddesinin 2. ve 3. fıkraları Anayasa'ya aykırıbulunmadığından iptal isteminin reddine, Yılmaz Aliefendioğlu'nun maddeninikinci fıkrasının, Muammer Turan'ın ise üçüncü fıkrasının iptali gerektiğiyolundaki karşıoyları ve oyçokluğuyla;
e) 7. maddesi Anayasa'ya aykırı olmadığından iptal istemininreddine, Yılmaz Aliefendioğlu ve Muammer Turan'ın madde hakkındaki iptalisteminin kabulü gerektiği, Mehmet Çınarlı'nın maddenin ikinci fıkrasının (a)bendinin keza iptali gerektiği yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla;
f) Geçici 1. maddesi Anayasa'ya aykırı olmadığından iptalisteminin reddine, Yılmaz Aliefendioğlu'nun maddenin iptali gerektiği yolundakikarşıoyuyla ve oyçokluğuyla;
6.10.1986 gününde karar verildi.
Başkan
Orhan ONAR
Başkanvekili
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selâhattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Adnan KÜKNER
KARŞIOYYAZISI
1- 3218 sayılı Serbest Bölgeler Yasası'nın 4. maddesinin ikincifıkrasında, "Fiyat, kalite ve standartlarla ilgili olarak kamu kurum vekuruluşlarına kanunlarla ve diğer mevzuatla verilen yetkiler serbest bölgelerdeuygulanmaz" denilmektedir. Bu hükümle, kamu kurum ve kuruluşlarınayasaların verdiği denetim yetkisi bu bölgede geçerliğini kaybetmektedir.
Serbest bölgeler, gümrük hattı dışında bulunsalar da millîsınırlar içinde kalan bölgelerdir. Anayasa'nın öngördüğü hükümlerin bubölgelerde aynen geçerli olması ülke üzerindeki egemenlik kavramının gereğidir.
Anayasa'nın 167. maddesi, piyasanın denetimi ve dış ticaretindüzenlenmesini; 172. maddesi tüketiciyi koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleralmayı, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmeyi devletegörev olarak vermiştir. Devletin, ülke üzerindeki bir bölgede, bir yasayla, bugörevlerinden kurtulabilmesi ve bölgede fiyat, kalite ve standartlarla ilgilidenetim yetkilerinden vazgeçmesi Anayasaya aykırı düşer. Devlet serbest piyasa ortamını,ticari ahlakın ve güvenliğin korunduğu ve kollandığı bir ortamdagerçekleştirmek durumundadır. Her türlü çürük malın, yanıltma ve aldatmaesasına göre işleyen bir piyasa ortamda çeşitli etiketlerle satılması veülkenin öteki kesimlerine ithal edilebilmesi, Anayasa'nın öngördüğü tüketicininkorunması hükmüyle bağdaşmaz.
2- Dava konusu 3218 sayılı Yasanın 6. maddesinin ikinci fıkrasıserbest bölgelerde ".vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo mükelleflerinedair mevzuat hükümleri uygulanmaz" hükmünü getirmiştir. Bu fıkraya göredevlet, ülkenin öteki kesimlerinde yaşayan vatandaş ve yabancılar içingetirdiği her türlü vergi, resim, harç ve kambiyo yükümünden, bu bölgedebulunanları ve bu bölgede görülen işlemleri hariç tutmakta, vergi yasalarınınbu bölgede uygulanmasından süresiz vazgeçmektedir. Başka bir deyişle, bufıkrayla, bu bölgede kazananlar ve işlem yapanlar için çok önemli bir ayrıcalıkgetirilmektedir.
Vergi, devletin tek taraflı iradesiyle zoralım gücüne dayanarakvatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılar üzerine yüklediği kamu alacağıdır.Vergilendirme yetkisi, kaynağını egemenlik hakkından almakta ve bir topraküzerindeki egemenliğin en önemli ölçütlerinden birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 73. maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamaküzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür" denilmektedir. Herkessözcüğü, vergi yasalarının vergiyi bağladıkları olayla veya hukuksal durumlailgi kuran kişiler (vatandaşlar ve ülkedeki yabancılar) anlamına gelir.Anayasa'nın bu maddesine göre, herkes malî gücüne göre vergi ödemelidir. Davakonusu maddedeki söz konusu fıkra ise, serbest bölgelerde vergi yasalarınınuygulanmasını önlemekte ve bu bölgelerde yaşayanları ve yapılan işlemlerivergi, resim, harç ve kambiyo yükümlülükleri dışında bırakmaktadır. Bu durumAnayasa'nın 73. maddesine ve yasa önünde eşitlik ilkesini düzenleyen 10.maddesinin "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz" biçimindeki kuralına aykırı düşer.
3- Dava konusu Yasanın 7. maddesi, Serbest Bölgelerin kurulması,bakım ve onarımı, geliştirilmesi, ilgili araştırma eğitim ve sosyal tesislerinyapılması ve Türkiye'den mal alımlarının teşviki maksadıyla TC. Merkez Bankasınezdinde Başbakanlık Yönetiminde bir fon kurulmasını öngörmüş ve fondanyapılacak harcamalara ait usul ve esasların yönetmelikte belirleneceğini hükmebağlamıştır. Fonun kaynağını oluşturan ücret ve ödemeler bir hizmet karşılığıolmaması ve tek taraflı kamu iradesiyle yükletilmeleri nedeniyle vergi benzerimalî yükümlülük niteliğindedir. Bunların harcanmaları Anayasa'nın 161 -163.maddesindeki usul ve esaslar çerçevesinde olmalıdır. Anayasa'nın 161. maddesinegöre, Devletin ve Kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzelkişilerininharcamaları, yıllık bütçelerle yapılır. Halbuki, söz konusu madde, Anayasa'nınbu kuralına aykırı olarak vergi gelirlerini bütçe dışında fona aktarmakta veharcamalara ait usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesini öngörmektedir.Serbest bölge uygulaması, Anayasa'nın 161. maddede getirilen "kanun,kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş vehizmetler için özel süre ve usuller koyabilir" biçimindeki hüküm kapsamımagirmemektedir. Çünkü bu uygulama kalkınma planlarının öngördüğü bir yatırım, işve hizmet olmadığı gibi, belli bir süreyle sınırlı bir iş de değildir. Kaldıki, Anayasa'nın bu hükmüne göre, özel süre ve usullerin yasayla konulmasıgerekmektedir. Halbuki dava konusu madde fondan yapılacak harcamaları yasayadeğil, "yönetmeliğe" bırakmaktadır. Nitekim Anayasa'nın 163. maddesi,bütçe yasasına göre bile, harcanabilecek miktar sınırının Bakanlar Kurulukararıyla aşılabilmesine olanak tanımamıştır. Bütçe yasasıyla Bakanlar Kurulunatanınmayan bu yetkinin, kimi kamu alacaklarını içeren bütçe dışı bir fondayönetmeliğe bırakılması Anayasaya uygun düşmez.
4- Dava konusu yasa geçici madde 1'e göre, serbest bölgeninfaaliyete geçmesinden itibaren on yıl süreyle 2822 sayılı Yasanın, grev velokavt ile arabuluculuk hükümleri uygulanmayacak, bu süre içinde toplu işsözleşmesi üzerine çıkacak menfaat uyuşmazlıkları Yüksek Hakem Kurulunca kararabağlanacaktır. Bu hükme göre, serbest bölgelerde on yıl için grev, lokavt vearabuluculuk uygulamaları yasaklanmaktadır.
Anayasa'nın 54. maddesinde, toplu iş sözleşmelerinin yapılmasısırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin grev hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Böylece grev Anayasal hak olarak işçilere verilmiştir.Anayasa'nın bu maddesindeki, bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavtabaşvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnalar kanunladüzenlenir" biçimindeki hüküm ile, grev hakkının ve lokavtınkullanılmasının özel yasasına göre yapılacağı belirlenmiştir. Her ne kadar,Anayasa'nın aynı maddesinin dördüncü fıkrasında "Grev ve lokavtınyasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunladüzenlenir" hükmü bulunmakta ise de, bu hüküm yasaklama ve ertelemeninyapılacağı "haller ve iş yerleri" içindir. Anayasa, ülkenin sadecebazı bölgelerinde grev ve lokavt yasağı getirilebileceğine ilişkin bir kuraliçermektedir.
Kaldı ki, Anayasa'nın 54. maddesinde öngörülen Grev ve Lokavtyasağı ya da ertelemesi, Anayasa'nın öngördüğü grev hakkına ve lokavtagetirilen özel sınırlama niteliğindedir. Anayasa'nın 13. maddesine göre, temelhak ve özgürlüklerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışındakullanılamaz. Bu durumda Anayasa'nın 54. maddesinin öngördüğü grev ve lokavtyasağı ya da ertelemesi, haklı nedenlerinde bulunması halinde başvurulabilecekancak, "demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı düşmeyecek"bir özel sınırlama hükmü olarak düşünülebilir. Bu da ancak, haklı nedenleriiçeren çok kısa süreli bir yasaklama ve erteleme olabilir. Dava konusu yasa,grev ve lokavtı 10 yıl gibi çok uzun bir süre yasaklamakla ya da bu süre içindegrev ve lokavt uygulamasını bu bölge yönünden ortadan kaldırmakla, Anayasa'nın54. ve 13. maddelerine; ve grev ve lokavt açısından serbest bölge içindekilerleülkenin öteki yerlerinde farklı bir uygulamaya neden olması nedeniyleAnayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle 6.6.1985 günlü, 3218 sayılı Yasanın4. maddesinin ikinci fıkrası ile 6. maddesinin ikinci fıkrasının; 7. maddesininve geçici 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı oldukları ve iptalleri gerektiği oyuile verilen karara karşıyım.
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
KARŞIOYYAZISI
I- Dava konusu 6.6.1985 günlü, 3218 sayılı Serbest BölgelerKanununun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında : "Fiyat, kalite vestandartlarla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarına kanunla ve diğermevzuatla verilen yetkiler serbest bölgelerde uygulanmaz" denilmektedir.
Bilim ve tekniğin gelişmesiyle birlikte mal ve hizmet çeşitleri deartmakta ve kaliteleri de değişmektedir. Konunun uzmanları dahi kalitedeğişikliklerini ayırt edememekte; çok zaman kalitenin saptanması uzun boylukimyasal ve fiziksel laboratuar incelemesini gerektirmektedir. Ekonomik vesosyal koşullar da mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesiniengellemekte; işin hilesine kaçılmasını doğurmakta; bu hususlar ise özellikletüketicinin korunmasını ve aydınlatılmasını bir zaruret olarak ortayaçıkarmaktadır. Hemen bütün devletler, fiyat, kalite ve standartlar saptamaktahatta bunlar uluslararası antlaşmalara konu olmaktadır. Kalite ve fiyatkontrolü iyi işleyen yerlerde güven duygusu da artmakta, bu da dış ticaretingelişmesini de sağlamaktadır.
Bizim Anayasamızda "Piyasaların denetimi ve dış ticaretindüzenlenmesi", "Tüketicilerin korunması" başlıkları altında, 167ve 172 inci maddelerinde : "Devlet . mal ve hizmet piyasalarının sağlıklıve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır","Devlet tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alır"hükümlerini koymuştur. Dolayısıyla Kanunun 4/2 nci maddesi, Anayasanınözellikle bu hükümlerine aykırı düşmektedir.
II- Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında : "Serbestbölge ilan edilen yerlerde ihtiyaç duyulacak arazi ve tesisler KamulaştırmaKanunu hükümlerine göre sağlanabilir" hükmü yer almıştır.
Özel teşebbüslerin tesisleri de Kanundaki "tesisler"sözcüğünün kapsamına sokulabilir. Halbuki Anayasa özel teşebbüsleri kamulaştırmakapsamı dışında tutmuş, bunların ancak devletleştirilebileceğini öngörmüştür.Yani Kanundaki "tesisler" hükmü Anayasanın "Devletleştirme"başlıklı 47 nci maddesinin "Kamu hizmeti niteliği taşıyan özelteşebbüsler, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletleştirilebilir"kuralına aykırı bulunmaktadır.
III- Kanunun 6/3 üncü maddesi "işleticiler ve kullanıcılaryatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirtilecek teşviklerdenyararlanırlar" hükmünü taşımaktadır.
Buradaki "teşvikler" sözcüğüne göre Kanunlardabelirtilenlerin dışındaki teşviklerin de Bakanlar Kurulunca belirtilebilmesi veserbest bölgelerdeki işleticiler ve kullanıcıların bu teşviklerdenyararlandırılması mümkün kılınmaktadır. Halbuki Anayasanın özellikle VergiÖdevi başlıklı 73 üncü maddesine göre "Vergi, resim, harç ve benzeri maliyükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" Teşvikleryükümlülüğün kaldırılması sonucunu da doğurduğundan, Bakanlar Kuruluna kanundaolmayan teşvik yetkisinin tanınması Anayasaya aykırıdır.
IV - Kanunun 7 nci maddesinde : "Serbest bölgelerinkurulması, bakım ve onarımı, geliştirilmesi, ilgili araştırma, eğitim ve sosyaltesislerin yapılması, kullanıcıların ve Türkiye'den mal alımlarının teşvikimaksadıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde Serbest Bölgeler Tesis veGeliştirme Fonu kurulmuştur.
Fonun kaynakları;
a) Faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığı ödenecek ücretler,
b) Bölgeye getirilen malların CİF, çıkarılan malların FOBdeğerleri üzerinden peşin olmak üzere, binde 5 oranında ödenecek ücretler,
c) Serbest bölgeyi işleten gerçek veya tüzelkişilerle yapılacaksözleşmelerde yer alacak ödemeler,
d) Diğer gelirlerdir.
Serbest bölgelere Türkiye'den getirilen mallar ile yatırım vetesis safhasında kullanılan mallar, bakım ve onarım maksadıyla bölgeleregetirilen araç, gereç ve ekipmanlar, bu maddenin (b) bendi hükmü uyarınca birücrete tabi tutulmaz.
Fona tahsilat ile fondan yapılacak harcamalara ait usul ve esaslaryönetmelikte belirlenir. Bu fon Başbakanlık tarafından yönetilir.
Fonun denetimi, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluncayapılır" hükümleri vardır.
221984 günlü, 2976 sayılı "Dış Ticaretin DüzenlenmesiHakkında Kanun"a ve 2921984 günlü, 2983 sayılı "Tasarrufların Teşvikive Kamu Yatırımlarının Hızlandırılması Hakkında Kanun"a karşı açılandavalar dolayısıyla yazdığım muhalefet şerhlerimde geniş ve ayrıntılı birşekilde belirttiğim üzere (1761985 günlü, 18787 sayılı ve 26.6.1985 günlü,18793 sayılı Resmî Gazetelerde yayımlanmıştır) :
A) "Faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığı ödenecekücretlerin "vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden olduğundaşüphe edilemez. Buna rağmen hiçbir sınır konmadan tahsilat usul ve esaslarınınyönetmeliğe bırakılması Anayasanın 73 üncü maddesindeki : "Vergi, resim,harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir vekaldırılır" hükmüne aykırıdır.
B) "Serbest Bölgeleri Tesis ve Geliştirme Fonu" adıylabütçe dışı bir fon oluşturulması, bu fona gerek vergilerden gerekse vergi dışıdevletin kaynaklarından gelir sağlanıp "yapılacak harcamalara ait usul veesaslar"m da yönetmelikte belirleneceğine ve yönetiminin Başbakanlığa aitolacağına dair hükümler de, Fonun yönetim ve denetimini Sayıştay ve TürkiyeBüyük Millet Meclisinden uzaklaştırdığı için Anayasanın 160-165 incimaddelerine aykırıdır.
Başlıca bu nedenlerle karara karşıyım.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOYYAZISI
Serbest Bölgeler Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrasının (a)bendinde "Faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığı ödenecek ücretlerde,bu madde ile kurulması kabul edilen fonun kaynakları arasında gösterilmiştir.
Sözü geçen bentte, faaliyet ruhsatı ve izin belgesi karşılığıalınacak paraya ücret adı verilmişse de, bu para harç mahiyetindedir ve HarçlarKanunu gereğince tahsil edilen ruhsatname harçlarından farksızdır.
Serbest bölgeler Kanunu'nun 6. maddesinde "Bu bölgelerdevergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo mükellefiyetlerine dair mevzuat hükümleriuygulanmaz" denildiğinden, 7. maddenin (a) bendiyle getirilen"faaliyet ruhsatı ve izin belgesi" harcının ne miktarda veya hangiölçülere göre ödeneceğinin kanun metninde gösterilmesi gerekirdi.
Sözü geçen Kanunla bu yolda bir hüküm getirilmemiş, "Fonatahsilat ile fondan yapılacak harcamalara ait usul ve esaslar yönetmeliktebelirtilir" denilmekle yetinilmiştir.
Anayasa'nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında : "Vergi, resim,harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir vekaldırılır" denilmekte, 7. maddesinde de, yasama yetkisinin Türkiye BüyükMillet Meclisi'ne ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği açıklanmışbulunmaktadır.
Dava konusu Kanunun 7. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendiyle,miktarı veya üst sınırı kanunla tesbit edilmeyen, harç mahiyetinde birmükellefiyet getirilmiş bulunduğundan, bu bent hükmü Anayasa'nın yukarıdazikredilen 73. ve 7. maddelerine aykırı düşmektedir.
Bu itibarla, sözü geçen bent hükmünün Anayasa'ya aykırılığısebebiyle iptali gerekeceğinden, kararın bu bentle ilgili kısmına katılmıyorum.
Üye
Adnan KÜKNER