ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1985/3
Karar Sayısı : 1985/8
Karar Günü : 18/6/1985
R.G. Tarih-Sayı :18.10.1985-18902
İptal Davasını Açan : Cumhurbaşkanı Kenan EVREN
İptal Davasının Konusu : 10 Ocak 1985 günlü, 3149 sayılı "ÜstKademe Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Hakkında Kanun"un Anayasa'nın 7.,8., 11., 128. ve 140. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
II - METİNLER :
A) İptali İstenen Yasa Hükümleri :
Amaç
Madde 1. - Bu Kanunun amacı, üst kademe yöneticilerinin yurt içindeve yurt dışında yetiştirilme usul ve esaslarını düzenlemektir".
Kapsam
"Madde 2. - Bu Kanun, kamu kurum ve kuruluşlarında Müsteşar,Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, Başkan, Kurul Başkanı, Genel MüdürYardımcısı, Daire Başkanı, Büyükelçi, Vali, Kaymakam, Bölge Müdürü olarakatanabilecek kamu görevlileriyle Devlet Personel Başkanlığının teklifi veBakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek diğer üst kademe yöneticilerinikapsar.
Adalet Bakanlığı personelinin bu Kanun kapsamına alınması AdaletBakanlığının teklifi üzerine, Silahlı Kuvvetler personelinin bu Kanun kapsamınaalınması ise Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu kararıile olur.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı üst kademe yöneticilerinin yurt içinde veyurt dışında yetiştirilme usul ve esasları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğiile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından düzenlenir.
Eğitim
"Madde 3. - Eğitimin yapılacağı yerler, eğitime katılacaklarıntespiti, eğitimin süresi, eğitimde uygulanacak programlar ile eğitimle ilgilidiğer usul ve esaslar Devlet Personel Başkanlığı ile Türkiye ve Orta Doğu Ammeİdaresi Enstitüsünün görüşü alınarak Başbakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikledüzenlenir.
Eğitime katılma şartları
"Madde 4. - Üst kademe yöneticilik eğitim programınakatılacaklarda aranacak şartlar aşağıda belirtilmiştir.
a) Kamu kurum ve kuruluşlarında askerlik süresi dahil,yükseköğrenimden sonra en az 4 yıl fiilen çalışmış olmak,
b) Müracaat tarihinde 40 yaşını geçmemiş bulunmak,
c) Üst kademe yöneticisi olabileceğine dair olumlu sicil almışolmak ve üçüncü maddede belirtilen yönetmelikteki diğer şartları taşımak."
Eğitime katılacakların özlük ve mali hakları
"Madde 5. - Bu Kanuna göre eğitim programlarına katılacaklareğitim süresince izinli sayılırlar. Aylık, ücret, yan ödeme, ek gösterge, konuttahsisi gibi mali ve sosyal hak ve yardımlarını kısıntısız olarak kendi kurumve kuruluşlarından alırlar."
"Geçici Madde 1. - Halen üst kademe yöneticisi olarakçalışanlarla daha önce bu görevlerde çalışmış olanlar bu Kanunda öngörüleneğitimi görmüş sayılırlar."
Yürürlük
Madde 6. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
"Madde 7. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kuruluyürütür."
B) Dayanılan Anayasa Kuralları :
"Madde 7. - Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
"Madde 8. - Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı veBakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır veyerine getirilir."
"Madde 11. - Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
"Madde 128. - Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğerkamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarıkamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğerözlük işleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözel olarak düzenlenir."
"Madde 140. - Hakimler ve savcılar adli ve idari yargı hakimve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hakim ve savcılareliyle yürütülür.
Hakimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatıesaslarına göre görev ifa ederler.
Hakim ve savcıların nitelikleri, atamaları, hakları ve ödevleri,aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerleriningeçici veya sürekli olarak değiştirilmesi; haklarında disiplin kovuşturmasıaçılması ve disiplin cezası verilmesi görevleriyle ilgili veya görevlerisırasında, işledikleri suç dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarınakarar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlikhalleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işler mahkemelerinbağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
Hakimler ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmetgörürler; askeri hakimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanundagösterilir.
Hakimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden başka, resmi veözel hiçbir görev alamazlar.
Hakimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığınabağlıdırlar.
Hakim ve savcı olup da adalet hizmetindeki idari görevlerdeçalışanlar, hakimler ve savcılar hakkındaki hükümlere tabidirler. Bunlar,hakimler ve savcılara ait esaslar dairesinde sınıflandırılırlar vederecelendirilirler, hakimlere ve savcılara tanınan her türlü haklardanyararlanırlar.
III - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca, Ahmet H.Boyacıoğlu, H. Semih Özmert, Necdet- Darıcıoğlu, Yekta Güngör Özden, OrhanOnar, Muammer Turan, Mehmet Çınarlı, Selahattin Metin, Servet Tüzün, Mahmut C.Cuhruk ve Osman Mikdat Kılıç'un katılmalarıyla 7/2/1985 gününde yapuan ilkinceleme toplantısında, davanın süresinde açıldığı ve dosyada eksiklikbulunmadığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV - ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen yasahükümleri, Anayasa'ya aykırılık iddiasına dayanak yapılan Anayasa maddeleri,bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
1 - Dava konusu Kanunun 1. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu:
Dava dilekçesinde, maddenin Anayasa'ya aykırılığı konusundaherhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Söz konusu maddede amacın, üst kademeyöneticilerinin yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilme usul ve esaslarınıdüzenlemek olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 128. maddesinin son fıkrasının "Üst kademeyöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarakdüzenlenir." hükmü karşısında madde düzenlemesinde Anayasa'ya aykırı biryön görülmemiştir.
2 - Dava konusu Kanunun 2. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu:
a) Maddenin birinci fıkrası yönünden inceleme:
Anılan fıkra hükmüne göre Kanun, kamu kurum ve kuruluşlarındaMüsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, Başkan, Kurul Başkanı, Genel MüdürYardımcısı, Daire Başkanı, Büyükelçi, Vali, Kaymakam, Bölge Müdürü olarakatanabilecek kamu görevlileriyle, Devlet Personel Başkanlığının teklifi veBakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek diğer üst kademe yöneticilerinikapsamaktadır.
Davacı, Kanunda üst kademe yöneticilerinin tanımı yapılmadığıgibi, kesin sınırlarının da belirlenmediğini; üst kademe yöneticisi sayılanlardışında, bir kamu görevlisinin kanun kapsamına alınması hususunda BakanlarKuruluna tanınan yetkinin, üst yöneticinin tanımı yapılmadığı için takdiredayanacağını ve memurlar arasındaki eşitlik ilkesini bozacağını, ayrıca sık sıkdeğişikliğe tabi tutulmak suretiyle istikrarsızlığa neden olacağını önesürmüştür.
Öğretide kimlerin üst kademe yöneticisi sayılmaları gerektiğikonusunda birleşilmiş değildir.
"Kamu politikasının tayinine katılma", "Seçimlegelmemekle birlikte etkin bir otoriteye sahip olma", "Kuruluşunun enüst düzeyinde bulunan", "Kuruluş amacının gerçekleşmesinden önemliyetki ve sorumluluklarla donatılmış, kuruluşun planlama, örgütlenme, personelve kadrolarını yöneltme, denetim ve temsil gibi işlevlerin bir bölümünü görevolarak yerine getiren" biçiminde ölçütler kullanılması önerilmişse de,sorun kesin bir çözüme kavuşturulamamıştır. Mevzuat yönünden de durum aynıdır.
Yasa Koyucu, üst kademe yöneticisinin tanımını yapmaktaki güçlüğüdikkate alarak bunları bir bir saymak yolunu tercih etmiştir. Esasen, bir tanımyapılsaydı dahi, tam anlamıyla bir tanım olmayacak ve takdire yine de elverişlibulunacaktı.
Kanunun, ilke olarak kimleri kapsadığı tek tek sayılmıştır.Bunların yanında, ilerde doğacak ihtiyaçlara ve kurulacak eğitim kurumlarınınolanaklarının gelişmesine bağlı olarak, Devlet Personel Başkanlığının önerisive Bakanlar Kurulu kararıyla kimi yönetici sınıflarının da kanun kapsamınaalınabilmesi, üst kademe yöneticilerinin yetiştirilmesi usul ve esaslarıyladoğrudan ilgili değildir. Fıkranın bu bölümüyle eğitimin usul ve esaslarınailişkin bir kural getirilmeyip, eğitilecek olanlarla ilgili ayrıntı niteliğindebir kural öngörülmüştür. Burada Bakanlar Kuruluna tanınan yetki, koşullargerektirdiğinde maddede sayılanlar dışında kalan yöneticilerin de kanunkapsamına alınmasından ibarettir. Yukarıda da değinildiği gibi, üst kademeyöneticilerinin kimler olduğu, ne öğretide ne de yasalarda kesin bir biçimdeaçıklığa kavuşturulmuş değildir. 13/12/1983 günlü, 190 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin Geçici 2. maddesi uyarınca çıkartılan 18/7/1984 günlü, 84/8360sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait tüm kadro veunvanların belirtilmesine karşın, kimlerin üst kademe yöneticisi sayılacağıaçıkça belli edilmemiştir. 3149 sayılı Kanunun 2. maddesinde bir yandan üstkademe yöneticileri sayılırken, öte yandan "diğer üst kademeyöneticiler"den söz edilmesi bu belirsizliği ortaya koymaktadır. Maddeninbirinci fıkrasında sayılanlar dışında üst kademe yöneticileri olaraknitelendirilmeleri gerekenlerin çıkması veya başka yöneticilerin de bueğitimden geçmesi zorunluğunun doğması durumunda, Kanunla Bakanlar Kurulunaböyle bir olanak tanınmıştır. Nitekim TBMM İçişleri Komisyonu Raporunda"...İkinci maddede ise, bugünkü şartlarda kapsama girecek kadro unvanlarıtarif edilmiş, ileride doğacak değişik kadro unvanları için yeniden kanunçıkartılması yerine kolaylıkla intibak ettirilebilecek bir sistemgetirilmiştir.
İdareyi yeniden düzenleme çalışmalarına giren, birtakım genelmüdürlükleri kaldıran; yeni genel müdürlükler kurarak hizmette sürat veverimliliği artırma çalışmaları içinde bulunan hükümetin bugünkü şartlardaböyle bir tasarı ile gelmesi kadar makul bir durum olamaz..." denilmiştir.
Devlet Personel Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıylatespit edilecek diğer üst kademe yöneticilerinin, en azından fıkrada sayılanlardüzeyinde bulunacakları tabiidir.
Bu nedenlerle, dava konusu Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasınayönelik davacı iddiaları yerinde görülmemiştir.
Yekta Güngör Özden, Muammer Turan, Servet Tüzün, Mahmut C. Cuhruk,"Devlet Personel Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespitedilecek diğer üst kademe yöneticilerini" ibaresinin Anayasa'ya aykırıolduğunu öne sürerek bu görüşe katılmamışlardır.
b) Maddenin ikinci fıkrası yönünden inceleme :
Sözkonusu fıkra, "Adalet Bakanlığı personelinin bu kanunkapsamına alınması Adalet Bakanlığının teklifi üzerine, Silahlı Kuvvetlerpersonelinin bu Kanun kapsamına alınması ise Genelkurmay Başkanlığının teklifiüzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile olur" hükmünü içermektedir.
Dava dilekçesinin bu fıkra ile ilgili gerekçesinde şu görüşlereyer verilmiştir : "Esasen Anayasanın 159 uncu maddesine göre, hakim vesavcıların özlük hakları üzerinde karar vermek yetkisi anayasal bir kuruluşolan "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna aittir. Bu konuda AdaletBakanına tanınan yetki, Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veyasürekli olarak çalıştırılacak hakim ve savcıların muvafakatlarını alarakatamaya ilişkidir"; "Buna göre hakim ve savcıların özlük işleriarasında yer alan eğitim konusunda idari tasarruflarla düzenlemeye gidilmesiAnayasa'ya aykırı olacaktır."
Fıkrada "Adalet Bakanlığı personeli"nden sözedilmektedir. Bu ibareyle kimlerin amaçlandığı duraksamaya yol açabilir. 190sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 2. maddesi uyarınca çıkarılan 84/8360sayılı Bakanlar Kurulu kararına Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı içinihdas edilen kadro cetvelleri gösterilmiştir. Bunlardan (1) sayılı cetveldegenel idare sınıfı, sağlık hizmetleri sınıfı, teknik hizmetler sınıfı gibisınıflar yer almaktadır. Bunlar arasında Seçmen Kütüğü Genel Müdürü ve GenelMüdür Yardımcısı gibi üst yönetici sayılacak unvanlar da yer almakta ise de, bugörevlere genel idare hizmeti sınıfından atama yapılacağından bunlar hakkında3149 sayılı Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması söz konusuolmayacaktır. Bunun gibi, Adalet Bakanlığı (2) sayılı taşra teşkilatıcetvelinde adli yargı, idari yargı ve Anayasa Mahkemesi hakim ve savcılarınailişkin kadrolar yer almaktadır. Hakim ve savcılık üst kademe yöneticiliğiniteliğinde olmadığından (2) sayılı taşra teşkilatı cetvelinde yer alanların daikinci fıkra kapsamı dışında kalacakları konusunda duraksamaya yer yoktur.
Buna karşılık, Adalet Bakanlığı merkez teşkilatına ilişkin (2)sayılı cetvelde gösterilenler, Adalet Bakanlığı Personeli kavramı içindemütalaa edilmelidir. Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, Genel MüdürYardımcısı gibi üst yönetici sınıfında bulunanlar için 3149 sayılı KanununGeçici 1. maddesi kazanılmış hak tanıdığına göre, kanun kapsamına tetkikhakimleri ve adalet müfettişleri girebileceklerdir. Bunun için kuşkusuz, AdaletBakanlığının önerisi ve Bakanlar Kurulu kararına gerek vardır.
Keza, taşra teşkilatında çalışan hakim ve savcıların muvafakatlarınıbildirerek Adalet Bakanlığı merkez teşkilatında görev almaları durumunda kanunkapsamına alınmalarına ve dolayısıyla üst kademe yöneticiliği eğitimine tabitutulmalarına bir engel bulunmamaktadır.
Anayasa'nın, "hakimlik ve savcılık mesleği" başlıklı140. maddesinin yedinci fıkrasında, "hakim ve savcı olup da adalethizmetindeki idari görevlerde çalışanların, hakimler ve savcılar hakkındakihükümlere tabi olacağı, bunların hakimler ve savcılara ait esaslar dairesindesınırlandırılacağı ve değerlendirileceği ve hakim ve savcılara tanınan hertürlü haklardan yararlanacakları, aynı maddenin üçüncü fıkrasında; hakim vesavcıların niteliklerinin, atanmalarının, hakları ve görevleri, aylık veödeneklerinin; meslekte ilerlemelerinin, görevlerinin ve görev yerleriningeçici veya sürekli olarak değiştirilmesinin, meslek içi eğitimleri ile diğerözlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına görekanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Yine Anayasa'nın 159. maddesiyle bu konularda Hakimler ve SavcılarYüksek Kurulu yetkili kılınmıştır.
Bu hükümler karşısında, Adalet Bakanlığı personelinin bu Kanunkapsamına alınmasını Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulukararına bırakmanın Anayasa'ya aykırı olduğu düşünülebilir. Ancak, bu husustasağlıklı bir yargıya varabilmek için Adalet Bakanlığına ve Bakanlar Kurulunatanınan yetkinin açıklığa kavuşturulması gerekir.
İptali istenilen maddenin ikinci fıkrasıyla Bakanlığa tanınanyetki, Adalet Bakanlığı personelinin Kanun kapsamına alınmasının BakanlarKuruluna önerilmesinden ibarettir. Konu, bu yönden hakimlik teminatı ile değil,personel politikasıyla ilgilidir. Böyle bir değerlendirme en iyi biçimde,Adalet Bakanlığı Teşkilat Kanunu'nun 5. maddesinde belirtildiği gibi, Bakanlıkkuruluşunun en üst amiri olan ve Bakanlık hizmetlerinin mevzuata, hükümetingenel politikasına, milli güvenlik siyasetine, kalkınma planlarına ve yıllıkprogramlara uygun olarak yürütülmesini ve Bakanlığın faaliyet alanına girenkonularda diğer bakanlıklarla işbirliği ve koordinasyon sağlamakla görevlibulunan Adalet Bakanı tarafından yapılabilir.
Kaldıki, hakimler ve savcıların idari görevleri yönünden AdaletBakanlığına bağlı olduğunu öngören Anayasa'nın 140. maddesinin altıncı fıkrası,Adalet Bakanlığının merkez kuruluşunda geçici veya sürekli olarakçalıştırılacak hakim ve savcıların muvafakatlarını alarak atama yetkisiniAdalet Bakanına bırakan Anayasa'nın 159. maddesinin altıncı fıkrası, Bakanı veBakanlığı oldukça geniş yetkilerle donatmıştır.
Dava konusu Kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrasıyla kendilerinetanınan yetkiyi Adalet Bakanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığının ihtiyaç hasılolması durumunda kullanacakların tabiidir.
Nitekim, Silahlı Kuvvetler ve Adalet Bakanlığı personeli içinKanunda özel kurallara yer verilmesinin nedeni, Türkiye Büyük Millet Meclisiİçişleri Koınsyonu Raporunda şöyle açıklanmıştır : "Adalet Bakanlığındakiidari görevlerde çalışanların hakim ve savcı sınıfından bulunması, Anayasa'nın140. maddesinde de bu sınıfa mensup olanların her türlü özlük işlerininmahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunladüzenleneceği için hakim ve savcıların hizmetiçi eğitimlerinin Hakimler ve SavcılarKanununda özel olarak düzenlenmiş olması; Silahlı Kuvvetlerin ise özel vekendisine has bir sisteme dayalı müstakil personel kanunu bulunması karşısındabu iki kategoriye mensup personelin kapsama dahil edilmeleri; ilgisine göreAdalet Bakanlığı veya Genel Kurmay Başkanlığının teklifine bırakılmıştır."
Bu nedenlerle, inceleme konusu fıkrada Anayasa'ya aykırılıkbulunmamıştır.
Muammer Turan, söz konusu fıkranın tümüyle; H. Semih Özmert, YektaGüngör Özden, Selahattin Metin ve Mahmut C. Cuhruk, "Adalet Bakanlığıpersonelinin bu Kanun kapsamına alınması Adalet Bakanlığının teklifiüzerine" biçimindeki ibarenin Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürerek bugörüşe katılmamışlardır.
c) Maddenin üçüncü fıkrası yönünden inceleme :
Bu fıkra ile, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığı idari teşkilatı üst kademe yöneticilerinin yurtiçinde ve yurt dışında yetiştirilme usul ve esaslarının Cumhurbaşkanlığı GenelSekreterliği ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafındandüzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu Kanun, bu yönden herhangi bir ilke belirlememiş,hiçbir esas tespit etmemiştir. Bu durum, üst kademe yöneticilerininyetiştirilme usul ve esaslarının, kanunla özel olarak düzenlenmesini amirbulunan Anayasa'nın 128. maddesinin son fıkrasına ve yasama yetkisinin devriniönleyen 7. maddesine açıkça ters düşmektedir.
3 - Dava konusu Kanunun 3. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu:
Madde, eğitimin yapılacağı yerlerin, eğitime katılacaklarıntespiti; eğitimin süresi, eğitimde uygulanacak programlar ile eğitimle ilgilidiğer usul ve esasların Devlet Personel Başkanlığı ile Türkiye ve Orta DoğuAmme İdaresi Enstitüsünün görüşü alınarak Başbakanlıkça çıkarılacak biryönetmelikle düzenleneceğini öngörmektedir.
Maddede, yer verilen ve yönetmeliğe bırakılan hususlar, eğitiminusul ve esaslarını oluşturan konulardır. Nitekim Kanun "diğer usul veesaslar" demek suretiyle belirtilenlerin niteliğini açıklıkla ortayakoymuştur.
Anayasa'nın 128. maddesinin son fıkrası, üst kademeyöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarının kanunla özel olarakdüzenlenmesini emretmektedir. Oysa, iptali istenilen maddede örneğin, eğitiminhangi kurumlarda yapılacağı, eğitime kimlerin katılacağı, eğitim süresinin hiçdeğilse alt sınırının ne olacağı, uygulanacak programların niteliği konusundaherhangi bir esas belirlenmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği gibi, YasaKoyucu belli konularda gerekli kuralları koyacak, çerçeveyi çizecek, eğer uygunveya zorunlu görürse, onların uygulanması yolunda sınırları belirlenmiş alanlarbırakacak, idare, ancak o alanlar içinde takdir yetkisine dayanmak suretiyleyasalara aykırı olmamak üzere birtakım kurallar koyarak yasanın uygulanmasınısağlayacaktır.
Esasen, Anayasa'nın 8. maddesinin, yürütme yetkisi ve görevininAnayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir hükmününanlamı da budur.
Bu nedenlerle dava konusu 3. maddenin Anayasa'nın 128. maddesininson fıkrası ve 7. maddesi hükümleriyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
4- Kanunun 4. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu :
Bu maddeyle, eğitime katılacaklarda aranacak koşullargösterilmiştir. Bunlar; a) Kamu kurumu ve Kuruluşlarında askerlik süresi dahil,yükseköğrenimden sonra en az 4 yıl fiilen çalışmış olmak b) Müracaat tarihinde40 yaşını geçmemiş bulunmak, c) Üst kademe yöneticisi olabileceğine dair olumlusicil almak ve 3. maddede belirtilen yönetmelikteki diğer şartları taşımaktır.
Bu koşullardan (c) bendinin ikinci tümcesi dışındakiler herkesiçin geçerli objektif kurallardır. Bunların yerindeliği tartışılabilir.- Ancak,Yasa Koyucunun takdir alanına giren bu koşulların, Anayasa'nın herhangi birkuralı ile çatışması söz konusu değildir.
Yasa Koyucu, eğitimin gereklerini, eğitim programlarını belli biryaştan sonra izlemekteki zorlukları, kamu görevinde deneyim sahibi ve başarılıolmayı esas alarak bu koşulları saptamıştır.
Maddenin, (c) bendinin son tümcesi "üçüncü maddede belirtilenyönetmelikteki diğer şartları taşımak" biçimindedir. 3. madde incelenirkeneğitimin usul ve esaslarının tespitinin Başbakanlıkça, çıkarılacak yönetmeliğebırakılmasının Anayasa'nın 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu belirtilmişti.
Üst kademe yöneticilik eğitimi programına katılma koşulları, hemeğitim usul ye esasları hem de memurların özlük işleri çerçevesindedeğerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu bakımdan, eğitime katılmakoşullarının tümüyle kanunla belirlenmesi, yönetmeliğe bırakılmaması gerekirdi.
Koşullardan sadece üç tanesinin kanunla belirtilip diğer koşullarıntespitinin yönetmeliğe bırakılması, 3. madde için öne sürülen gerekçelerleAnayasa'nın 7. maddesine ve 128. maddesinin son fıkrasına aykırı görülmüştür.
H. Semih Özmert, Mehmet Çınarlı ve Mustafa Şahin bu görüşekatılmamışlardır.
5 - Kanunun 5. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu :
Bu madde ile eğitime katılacakların özlük ve mali hakları güvencealtına alınmış, böylece eğitim programlarının izlenmesi teşvik edilmiştir.Maddenin, bu nedenle Anayasa'ya aykırı bir yanı bulunmamaktadır.
6 - Kanunun Geçici 1. maddesinin "Yürürlük" başlıklı 6.ve "Yürütme" başlıklı 7. maddelerinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu :
Geçici 1. maddede, kazanılmış haklar saklı tutulmuş, halen üstkademe yöneticisi olarak çalışanlarla daha önce bu görevlerde çalışmış olanlarındeneyimleri dikkate alınarak Kanunda öngörülen bu eğitimi görmüş sayılacaklarıkabul edilmiştir.
6. madde Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini 7. maddesiise kanun hükümlerinin Bakanlar Kurulunca yürütüleceğini öngörmektedir. Her üçmaddede Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 3149 sayılı "Üst Kademe YöneticilerininYetiştirilmesi Hakkında Kanun'un 1., 5., Geçici .1., 6., 7. maddeleriyle 4.maddesinin (a) ve (b) bentleri; 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları Anayasa'yaaykırı olmadığından iptal davasını bu madde ve hükümlere yönelik kısımları rededilmeli, 2. maddesinin üçüncü fıkrası ile 3. maddesi ve 4. maddesinin (c)bendinde yer alan ve üçüncü maddede belirtilen yönetmelikteki diğer şartlarıtaşımak" biçimindeki ibare, Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaledilmelidir.
Bu durum karşısında Kanunun öteki hükümlerinin uygulanma olanağıkalmayacağından l0/11/1983 günlü, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncaKanunun tümüyle iptaline karar verilmelidir.
V - SONUÇ :
10/1/1985 günlü, 3149 sayılı Üst Kademe YöneticilerininYetiştirilmesi Hakkında Kanun'un :
A - 1., 5., Geçici 1., 6., 7. maddelerinin ve 4. maddesinin (a) ve(b) bendlerinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddineoybirliğiyle;
B - 2. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin reddine, Yekta, Güngör Özden, Muammer Turan, Servet Tüzün veMahmut C. Cuhruk'un "Devlet Personel Başkanlığının teklifi ve BakanlarKurulu kararıyla tespit edilecek diğer üst kademe yöneticilerini"ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
C - 2. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin reddine, Muammer Turanın söz konusu fıkranın tümüyle; HasanSemih Özmert, Yekta Güngör Özden, Selahattin Metin ve Mahmut C. Cuhruk'un"Adalet Bakanlığı personelinin bu Kanun kapsamına alınması AdaletBakanlığı'nın teklifi üzerine" biçimindeki ibaresinin Anayasa'ya aykırıolduğuna dair karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla;
D - 2. maddesinin üçüncü fıkrasının ve 3. maddesinin Anayasa'yaaykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle;
E - 4. maddesinin (c) bendinde yer alan "ve üçüncü maddedebelirtilen Yönetmelikteki diğer şartları taşımak" biçimindeki ibareninAnayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline H. Semih Özmert, Mehmet Çınarlı veMustafa Şahin'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla;
F - 10/11/1983 günlü, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca,uygulama olanağı kalmayan dava konusu Kanun'un 1. maddesinin ve 2. İncimaddesinin birinci ve ikinci fıkralarının, 4. maddesinin (a) ve (b) bendlerininve (c) bendinin "Üst kademe yöneticisi olabileceğine dair olumlu sicilalmış olmak" hükmünün, 5., Geçici 1., 6, ve 7. maddelerinin de iptalineoybirliğiyle;
18/6/1985 gününde karar verildi:
Başkan
H. Semih ÖZMERT
Başkanvekili
Orhan ONAR
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Kenan TERZIOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZUN
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Mustafa ŞAHİN
KARŞIOYYAZISI
I - Kararda açıklandığı üzere 10/1/1985 günlü, 3149 sayılı"Üst Kademe Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Hakkında Kanun" un AdaletBakanlığı personeline ilişkin 2. Maddesinin ikinci fıkrası hükmünün kapsamına,anılan Bakanlığın merkez kuruluşunda çalışan tetkik hakimleri ile adaletmüfettişleri gireceklerdir.
Anayasanın 159. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, muvafakatlarıalınmak şartıyla hakim ve savcıları tetkik hakimliğine ve adalet müfettişliğineatama yetkisi Adalet Bakanına ait olmakla birlikte, yine Anayasanın 140.maddesinin yedinci fıkrası gereğince bunlar hakim ve savcılar hakkındakihükümlere tabidirler.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise hakim ve savcılarınnitelikleri, atanmaları,hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekteilerlemeleri ..... ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işlerininmahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esasIarına göre kanunladüzenleneceği öngörülmüştür.
Öte yandan Anayasanın 159. maddesinde belirtildiği üzere hakim vesavcıların özlük haklarıyla ilgili karar verme yetkisi Anayasal bir kuruluşolan "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu"na aittir.
O halde hakim ve savcıların, özlük işleri arasında yeralan eğitimkonusunun idari tasarruflarla düzenlemeye gidilmesi Anayasanın yukarıda yazılımaddelerine aykırıdır.
II - Anılan Kanunun 4. maddesinde, üst kademe yöneticilikeğitimine katılacaklarda, aranması gerekli genel şartlar gösterilmiş ve ayrıcabazı özel şartların da bulunması öngörülmüştür.
Meslek grupları ve hizmet çeşitlerine göre değişiklik göstermesitabii olan bu özel şartların hepsinin Kanunda ayrı ayrı sayılması mümkünolmadığından bunların Kanunun 3. maddesine göre düzenlenecek yönetmeliğebırakılması ve 4. maddenin (c) bendindeki "3. maddede belirtilenyönetmelikteki diğer şartları taşımak" 'biçiminde bir hükümle buna yollamayapılması Anayasaya aykırı bulunmamıştır.
Ayrıca 3. maddenin iptaline karar verilmiş olması da 4. maddeninsöz konusu hükmünün iptaline neden olamaz. Çünkü o hükmün iptal gerekçesinde debelirtildiği üzere Yasa koyucunun belli konularda gerekli kuralları koyduktanve çerçeveyi çizdikten sonra onların uygulanması yolunda idareye birtakımkurallar koyarak Kanunun uygulanmasını sağlamak yetkisi bulunduğu kabuledilmektedir. Kanun Koyucunun iptal kararı istikametinde anılan 3. maddeyidüzenlemesi asıl olduğuna göre, fonksiyonu buna atıfta bulunmaktan ibaret olanmaddenin (c) fıkrasındaki hükmün, bu bakımdan da, Anayasaya aykırılığındanbahsedilemez.
Yukarıda yazılı nedenlerle çoğunluğun kararına bu yöndenkatılmıyorum.
Başkan
H. Semih ÖZMERT
KARŞIOYGEREKÇEM
İncelenen Yasa'nın 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında Anayasa'yaaykırı bulduğum tümceler, çoğunluk oylarıyla, önce uygun bulunup sonra 2949 No.lu YaSa'nın 29. maddesi gereği iptal edilmişlerse de kararın tümlüğü yönünden,sözü edilen maddeye ilişkin görüşmenin sonunda açıkladığım karşıoyumungerekçelerini belirtiyorum :
1. 3149 No. lu Yasa, Anayasa'nın 128. maddesinin son fıkrasındakibuyruk yerine getirilerek çıkarılmıştır. Yasa'nın 1. maddesinde açıklananamacını gerçekleştirmek için, 2. maddesinde kapsamına aldığı üst düzeyyöneticilerine uygulanması zorunluluğu getirilmiş, ancak kimi üst düzeyyöneticilerinin kapsama alınmaları Devlet Personel Başkanlığının önerisi ileBakanlar Kurulunun kararına bağlı tutulmuştur. Anayasa gereği biçimsel yöndenyerine getirilmiş, özde buyruk dışına çıkılmıştır. Anayasa, "... özelolarak yasayla düzenlenir" kuralını yöntem ve öz için birlikteöngörmüştür. 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu kurum vekuruluşlarına ilişkin kadroların yasalarla kurulacağı ilkesi getirilmiştir.Buna karşı, incelenen Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrasındaki "...Devlet Personel Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulunun kararıyla tesbitedilecek diğer üst kademe yöneticilerini kapsar" yan tümcesi, üst düzeyyöneticilerini belirleme yetkisini, yasa yerine, yönetimin özgörüsüne (takdirine)bırakmaktadır. Görevdeki üst düzey yöneticileri önceden belli olacağına,yasayla yeni kurulan organların yöneticileri de yasayla bu sıfatıtaşıyacaklarına göre yasayı bırakıp öneri ve kararla kapsama almak Anayasa'nınbuyruğuyla çelişmektedir. Devlet, hukuksal örgütlerin en büyüğüdür. İşlerliği(egemenlik, etkinlik), genelde "devlet yönetimi" kavramı içindetoplanan yasama - yürütme - yargı çalışmalarıyla sağlanır. Erkler - güçlerayırımı, bir ayrılık, aykırılık değil, bir denge - uyumdur. Birbirinin işlerineelatmadan, karşılıklı saygıya dayalı bağımsız görev durumu söz konusudur.Devlet işlerinin başarıyla yönlendirilip sürdürülmesi; yukarda değindiğim,genelde, tümüne "yönetim," denilen erklerin ortak çabasına bağlıdır.Yönetim organlar eliyle gerçekleştirilir. Organların ögeleri bireylerdir."Yönetici" adı verilen bireylerin her yönden üstün düzeyde olmalarıözlenir. Kaynak durumundaki Anayasa, üst düzey yöneticilerinin yetiştirilmesinikamu hizmetinin niteliğini gözeterek özel biçimde düzenlemekle bu konudakendinden bekleneni vermiştir. Üst düzey yöneticisinin memuriyet koşulları -gerekleri, uzmanlık öğretimi - eğitimi, becerisi, yeteneklerinin belirginliğiüzerinde durulması doğaldır. Politize olmuş, iktidarlara yaranmak yollarınıizlemiş, her kapıyı çalmış, ideolojik - siyasal yandaşlığı, çıkar düşkünlüğüsöylentilere neden olmuş, görevini savsaklayarak kendini ve Devleti küçükdüşürmüş yöneticilerin kilit noktalara getirilmesini, kötü kadrolaşmayı önlemekDevletin sağlıklı geleceği için gözeteceği ilkelerdendir. Yeterliği (öğrenim,çalışma süresi, uzmanlığı vd.), birikimi - deneyimi olmayan yöneticilerinCumhuriyetin niteliklerini gizli - açık yıkma durumuna Devlet ilgisiz kalamaz.Memur - görevli - yönetici, Devleti somutlaştıran güçtür. Yönetim düzeyi,yönetici düzeyiyle doğru orantılıdır. İyi yönetici sağlanmadan iyi yönetimsağlanamaz. Yansız, hukuka saygılı, yasalara bağlı, yurttaşa güçlük çıkarandeğil, güç verip yol gösteren, sorunlara çözüm getiren, alışılmış günlük işlemiaşıp daha elverişli yöntemler bularak öncekilerden daha büyük aşamalarlabaşarılar kazanan yöneticinin katkısı çok önemlidir. Yönetim bir bilim dalıdır.Gelişigüzellik değil anayasal dayanaklı özel bir düzenlenme öngörülmüştür.Şimdiki düzenleme ise koşullara bağlı bir kolaylık değil yanıltıcı ve soyutluğagötürücü bir sınırsızlıktır. Bakanlar Kurulu daha önce, üst düzeyyöneticilerini açıklıkla belirtmeli, yasal dayanaklarıyla çerçeveyi çizmelidir.Bir Dairenin önerisiyle yasal düzenlemeyi bir tutan görünüm yukarda da belirtmeğeçalıştığım gibi Anayasa'nın 128/son ve 7/2. maddelerine aykırıdır. Yorumyoluyla geçersiz kurallara geçerlik tanınmasına hukuksal olanak göremiyorum.
2. İncelenen yasanın 2. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan"... Adalet Bakanlığı personelinin bu kanun kapsamına alınması AdaletBakanlığının teklifi üzerine..." tümcesi de yukardaki nedenlerleAnayasa'ya aykırıdır.
Kanımca, yasa, uygulama alanını kendisi belirler. Kapsam, birçerçeve, etkileme ve yararlanma alanıdır. Bunu yasamanın öngörmesi gerekir.Başka güce, yönetime - yürütmeye bırakmak Anayasa'nın ilkelerine, yasamayetkisinin özündeki anlama uygun düşmemektedir. Hakim ve savcı sınıfından olup,Adalet Bakanlığı'nın yönetim işlerinde görevlendirilen Tetkik Hakimleri ileAdalet Müfettişleri kapsama alınmak için Bakanlığın oluruna bağlı kalacaklar,kapsama girmek isteyen yargıç ve savcılar da başvurarak eğitimden yararlanmakyolunu izleyebilecekleri gibi, Bakanlık uygun bulduklarını kapsama almak içinBakanlıkta görevlendirmek çabasına girebilecektir. Bu durum ve tutumlarınbağımsız yargı, hakimlik ve savcılık güvencesiyle bağdaşmayacağı açıktır.Çelişki, Anayasa'nın 7/2., 128/son, 138. ve 139. maddelerine aykırılığısergilemektedir. Adaleti olumsuz biçimde etkileyecek aykırılık taşıyankuralların iptali gereklidir. Anayasa'nın 140. ve 159/6. maddelerinin verdiğiyetkiler birlikte gözden geçirildiğinde Bakanlığın yetkisi, yönetimin elatmasıanlamındadır. Yargıç ve savcılara ilişkin özel konuların yasama düzenlemeleriyerine yönetsel kararlarla yerine getirilmesi yukarda saydığım Anayasamaddelerine ters düşmektedir.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nın 128 inci maddesinde : "Memurların ve diğer kamugörevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri,aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözel olarak düzenlenir," hükümleri bulunduğu gibi; 7 nci maddesinde de :"Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Buyetki devredilemez," denilmektedir.
Bu hükümler karşısında ve şimdiye kadar, mevzuatta, doktrinde,içtihatlarda ve uygulamalarda "üst kademe yöneticileri"nin tanımı,içlemi, kapsamı, gerekli nitelikleri ve özellikleri belirtilmediği için"Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarını özel olarakdüzenleyecek kanun"un, yetiştirilmeye tabi tutulacak kimselerin, özellikve niteliklerini de kendisinin belirtmesi şarttır. Çünkü, ancak bellimüktesebatı ve yeteneği olanlar, aranan özellik ve nitelikte üst kademeyöneticisi olarak yetiştirilebilirler.
Ayrıca, Anayasa, üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul veesaslarının kanunla özel olarak düzenlenmesini öngördüğüne göre, bu usul veesaslar uyarınca yetiştirilmeyen kimselerden üst kademe yöneticilerisayılmaması gerekir. Yetiştirilmeye tabi tutulmayanlar veya yetiştirilmesonunda başarısız olduğu saptananlar da üst kademe yöneticisi sayılırlarsa buyetiştirme isteğe ve takdire kalır.
Böyle bir yoruma, kanımca, Anayasamızın mezkur hükümleri müsaitdeğildir. Anayasa, bundan sonra, üst kademe yöneticisi olmak isteyenlerin veüst kademe yöneticiliklerine getirileceklerin, ilk önce özel kanununa göreyetiştirilmelerini şart koşmaktadır.
Sonuç : Özel olarak kendisinin düzenlenmesi gereken hususlarıidareye bırakan dava konusu Kanunun 2 nci maddesinin diğer hükümlerinin deAnayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali düşüncesiyle çoğunluk kararına bu yöndenkarşıyım.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOYYAZISI
10 Ocak 1985 tarihli ve 3149 sayılı "Üst KademeYöneticilerinin Yetiştirilmesi Hakkında Kanun"un 4. maddesinde, üst kademeyöneticilik eğitimi programına katılacakların öğrenim dereceleri ve hizmetsüreleriyle, yaş ve sicil durumlarının ne olması lazım geldiği gösterilmiştir.
Sözü geçen programa katılacaklarda, bu genel şartlardan başka,yürütmekle görevlendirilecekleri kamu hizmetinin mahiyetine göre, yabancı dilbilgisi, mesleki öğrenim ve uzmanlık gibi bazı özel şartların da aranmasıgerekeceği tabiidir.
Meslek grupları ve hizmet çeşitleri itibariyle değişiklikgösterecek bu özel şartların hepsinin kanunda gösterilmesi mümkün olmadığından,söz konusu 4. maddenin sonuna "ve üçüncü maddede belirtilen yönetmeliktekidiğer şartları taşımak" şeklinde bir hüküm eklenerek bu kabil ayrıntılarıtesbit hususunun yönetmeliğe bırakılmış olmasını, Anayasa'ya aykırı görmüyor vesözü geçen hükmü iptal eden çoğunluk kararına bu gerekçeyle katılmıyorum.
Üye
Mehmet ÇINARLI
KARŞIOYYAZISI
İptal davasına konu olan 3149 sayılı Yasa'nın Kapsam başlıklı 2.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Adalet Bakanlığı Personelinin buKanun kapsamına alınması Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine ... BakanlarKurulu kararı ile olur." tümcesi, görüldüğü gibi Adalet Bakanlığına aitpersonelin bu Kanun kapsamına alınabilmesini tamamen Yönetimin takdirinebırakmaktadır. Oysa üst kademe yöneticilerinin yasa ile önceden belirlenmesi,herhangi bir makamın "olur" una bırakılmaması gerekmektedir. Bu nedenle,sözü edilen personelin, yasa yerine Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulununkararı ile kanun kapsamına alınmasının öngörülmüş olması başlı başınaAnayasa'ya aykırılık teşkil etmektedir.
Özellikle dava konusu hüküm, hakimlik ve savcılık güvencesi ile debağdaşmamaktadır. Adalet Bakanlığının yönetim işlerinde görevlendirilecek hakimve savcı sınıfından bulunan personelin, önceden Bakanlığa alınması ve bunun datamamen Bakanın takdirine bırakılmış olması "Yargının Bağımsızlığıilkesini de zedelemektedir.
Hakim ve savcılara ilişkin özel konuların, özlük işlerinin yasamadüzenlemeleri yerine idari kararlarla yerine getirilmek istenmesi; Anayasa'nın128., 138. ve 139. maddelerine açıkça aykırı düşmekte ve sözü edilen kuralın bunedenle iptali gerekmektedir.
Üye
Selahattin METİN
KARŞIOYYAZISI
10 Ocak 1985 günlü, 3l49 sayılı "Üst Kademe YöneticilerininYetiştirilmesi Hakkında Kanun"un 2. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan"...Devlet Personel Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla,tespit edilecek diğer üst kademe yöneticilerini kapsar." biçimindekiibaresiyle bu fıkranın, başlangıç kısmında ayrı ayrı sayılmak suretiylegösterilen üst kademe yöneticileri dışında, bir kamu görevlisinin bu Kanunkapsamına alınmasını Bakanlar Kurulunun takdirine bırakılmış bulunulmaktadır.
Kararın gerekçesinde açıklandığı veçhile Yasa Koyucu, üst kademeyöneticisinin tanımını yapmaktaki güçlüğü dikkate alarak bunları bir bir saymakyolunu tercih ettiğine göre, bu tek tek sayma yolu ile üst yöneticileribelirleme dışında, bir düzenlemeğe gidilmemesi gerekirdi. Zira Anayasa'nın 128.maddesinin son fıkrasında, "Üst Kademe Yöneticilerinin Yetiştirilme usulve esasları KANUNLA ÖZEL olarak düzenlenir." denilmek suretiyle, üstkademe yöneticilerinin belirlenmesi ve statüsünün özel olarak düzenlenmesiimkanı ve yetkisi yasa koyucuya tanınmaktadır. Duraksamaya yer vermeyecekbiçimde özel olarak kanunla düzenleneceği vurgulanan üst kademe yöneticilerinbelirlenmesi yetkisinin netice itibariyle Bakanlar Kuruluna bırakılmış olması,Anayasa'nın 7. maddesindeki "Yasama yetkisi Türk Milleti adına TürkiyeBüyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez." kuralı ile debağdaşmayacağı cihetle bu maddeye de aykırı olacaktır.
Çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne yukarda açıkladığımnedenlerle katılmıyorum.
Üye
Servet TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarınınkanunla özel olarak düzenlenmesi gereğine işaret eden Anayasanın 128.maddesinin son fıkrasında yer alan ilke ile kamu yönetiminde önemli görevlerüstlenen üst kademe yöneticilerinin gereği gibi yetiştirilmeleri ve bu yollaetkin bir kamu yönetimi sisteminin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı yönü açıkseçiktir.
Sözü edilen Anayasa ilkesi doğrultusunda çıkarılacak olan yasadaüst kademe yöneticisi yetiştirme esas ve usullerinin son derece objektifölçütlere bağlanması siyasal takdir ve tercihleri asgari düzeye indirmesi,siyasal yaşamımızda yer yer görüldüğü üzere kayırmayı bütünüyle önleyicihükümleri içermesi gerekir. Bu hususun gerçekleştirilebilmesi de, ancak tüzükya da yönetmelikle tanzimi zorunlu olan alanlar dışında kalan yönlerin herhalde yasa ile düzenlenmiş bulunmasına bağlıdır.
Böylesine önemli bir konuda, idarenin düzenleme yetkisi dikkatealınarak yetiştirme usul ve esaslarına ilişkin önemli bir çok hususun idarenintanzimine bırakılmış olması yasama yetkisinin devri sayılır.
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait tüm kademe ve unvanlar mevzuatlabelirlenmiştir. Bu hükümlerden yararlanılarak hangi unvan sahiplerinin üstkademe yöneticisi sayılacağını bir bir belirleme imkanı varken ve iptaliistenen Yasanın 2. maddesinde de böyle bir yol tercih edilmişken aynı maddede,bazı kamu görevlilerinin Bakanlar Kurulu kararıyla kanun kapsamına alınmasıidarenin takdirine göre memurlar arasında ayırım yapılmasına yol açacak ve budurum da eşitlik ilkesini zedeleyebilecektir.
Hizmetin gereği olarak Adalet Bakanlığı merkez teşkilatındaki üstkademe yöneticiliğinin kaynağını Hakimlik ve Savcılık mesleğinde bulunanlar ilebu sınıflardan kendi isteği ve Adalet Bakanının iradesiyle Bakanlık hizmetindeçalıştırılanlar oluştururlar. Anayasanın 140. maddesinde de bunlarınsınıflandırılması, derecelendirilmesi ve özlük hakları aynı esaslarabağlanmıştır. Adalet Bakanının istek ve iradesi olmadıkça hakim ya da savcısınıfından bir kimsenin Bakanlık merkez teşkilatında görevlendirilmesi olanağıda yoktur. Diğer taraftan hizmet gereklerine, teşkilatın ihtiyaçlarına veilgililerin isteğine göre bir sınıftan diğerine geçmek, Bakanlık merkez teşkilatındaçalışanların ise Adalet Bakanının teklifi üzerine hakimlik veya savcılıksınıflarından birine atanmaları mümkün bulunmaktadır.
3149 sayılı Yasanın 2. Maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göreAdalet Bakanlığı merkez teşkilatında çalışanların idarenin takdiri ile kanunkapsamına alınması, yukarıda sınıf, derece ve özlük hakları aynı esaslara bağlıüç sınıf arasında Bakanlık merkez teşkilatında çalışanlar yararına birayrıcalık teşkil edecektir.
Bakanlık merkez teşkilatında göreve alınma ve görevden uzaklaştırılmanıntamamen Adalet Bakanının takdirine bağlı bulunmasının da yaratacağı sakıncalargözardı edilebilecek nitelikte değildir.
Bu itibarla 3149 sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrasındayer alan "Devlet Personel Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulukararıyla tespit edilecek diğer üst kademe yöneticilerini" ve ikincifıkrasında "Adalet Bakanlığı personelinin bu Kanun kapsamına alınmasıAdalet Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile olur"şeklindeki hükümlerin Anayasanın 7. ve 140. maddelerine aykırı olduğu ve bunedenle iptalleri gerektiği kanısındayım.
Üye
Mahmut C. CUHRUK
KARŞIOYYAZISI
2949 sayılı "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun"un 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca,uygulama olanağı kalmadığı için, neticeten tümü iptal edilen 10/1/1985 günlü ve3149 sayılı "Üst Kademe Yöneticilerinin Yetiştirilmesi HakkındaKanun"un 4 ncü maddesinin (C) bendinde "...ve üçüncü maddedebelirtilen yönetmelikteki diğer şartları taşımak ibaresinin yollama yaptığı 3.madde eğitimin hangi kurumlarda yapılacağı, eğitime kimlerin katılacağı, eğitimsüresinin en azından alt sınırının ne olacağı, uygulanacak programınniteliği" belirtilmediği için Anayasaya aykırı görülerek iptal olunmuştur.Kararda da açıklandığı gibi, Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş içtihatlarına göre;yasa koyucunun kanunla temel kuralları koyarak çerçeveyi çizdikten sonra,uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususların düzenlenmesini yürütme organınabırakması mümkündür. O halde, kanun koyucu iptal kararı doğrultusunda 3.maddeyi Anayasaya uygun biçimde yeniden düzenleyecek olursa, yenidendüzenlenecek maddeye uyulmasını amaçlamaktan başka bir işlevi bulunmayan (C)bendinin yukarıya alınan ibaresinin de Anayasa'ya uygun olacağı, dolayısıyla,iptalinin gerekmeyeceği düşüncesiyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararınamuhalif kaldım.
Üye
Mustafa ŞAHİN