ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı: 1986/24
Karar Sayısı: 1987/8
Karar günü: 31.3.1987
R.G. Tarih-Sayı :28.05.1987-19473
İtiraz Yoluna Başvuran : Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesi
İtirazın Konusu : 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununun 94. maddesinin Anayasa'nın Başlangıcının 5. ve 8.paragraflarıyla, 20. maddesine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
I. OLAY :
Durumundan şüphe edilerek hakkında gereken inceleme vearaştırmanın yapılabilmesi için hırsızlık ve cinayet büro amirliğine götürülenve orada üzeri arandığında, cebinde kağıda sarılmış halde toz esrar çıkmasınedeniyle, uyuşturucu maddeyi kullanmak maksadıyla yanında bulundurmak suçundanhakkında, Türk Ceza Kanununun 404/2. maddesine göre cezalandırılması isteğiylekamu davası açılmış bulunan sanığın Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılanyargılaması sırasında Mahkeme; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 94. maddesininAnayasa'nın Başlangıç'ının 5. ve 8. paragraflarıyla, 20. maddesine aykırıolduğu kanaatına varmış ve anılan madde hükmünün iptaline karar verilmesi içinAnayasa Mahkemesine başvurmuştur.
III. METİNLER :
A) iptali istenen Yasa Kuralı :
4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nuniptali istenilen 94. maddesi şöyledir :
"MADDE 94. - Bir suç işlemek veya buna iştirak veyahutyataklık etmek şüphesi altında bulunan kimsenin evi ile ona ait sair mahallerdearama yapılabileceği gibi gerek üzeri gerek eşyası dahi aranabilir.
Bu arama şüphe altında bulunan kimsenin yakalanması maksadıylayapılabileceği gibi subut delillerinin meydana çıkarılması umulan haller dedahi yapılabilir."
B) Dayanılan Anayasa Kuralları :
"MADDE 20-Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz. Adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiğiistisnalar saklıdır.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkimkaran olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkilikılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyasıaranamaz ve bunlara el konulamaz."
Anayasa'nın Başlangıç Bölümü'nün 5. ve 8. paragrafları şöyledir :
"- Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsızşartsın Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmağa yetkilikılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasive bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı"
..................
- Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerdeneşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet vehukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını buyönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip ol düğü;"
IV - İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca, Orhan ONAR,Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALIEFENDİOĞLU, Muammer TURAN,Mehmet ÇINARLI, Selahattin METİN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, Adnan KÜKNER veVural SAVAŞ'ın katılmalarıyla 20/11/1986 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında "Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınaincelenmesine" Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI ve Selahattin METİN'in"Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 94. maddesi, işin Mahkemeye intikaletmesinden önce Mahkemenin dışındaki görevliler tarafından uygulanmışbulunduğuna, arama işlemi ve arama sırasında elde edilen suç delillerinin delilserbestliği ilkesine uygun olarak değerlendirilmesi gerektiğine göre; itirazkonusu madde davada uygulanacak hüküm niteliğinde değildir" yolundaki karşıoylarıylave oyçokluğuyla karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistemler. Yasa hükmü ve aykırılık iddiasına dayanak yapılan Anayasa kuralları,bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki metinler incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
İtiraza konu hükmün Anayasa kuralları karşısındaki durumununirdelenmesine geçmeden önce 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'ndaarama müessesesini düzenleyen hükümlere kısaca gözatmak ve iptali istenilen 94.maddeyi bu bütünlük içerisinde değerlendirmek gerekmektedir.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 94. maddesi; suç işlemek veyabuna iştirak veyahut yataklık etmek şüphesi altında bulunan kimse ninyakalanması ya da sübut delillerinin meydana çıkarılması umulan hallerdesanığın evinde, ona ait sair mahaller ile üzerinde ve eşyasında yapılan aramayailişkin bulunmaktadır. Bunu izleyen birkaç madde de sırasıyla; a) Sanığınyakalanması veya suçun izlerinin takibi ya da muayyen bazı eşyanın zaptımaksadıyla, sanık ile şerikinden ve yatağından başka kimselerin üzerlerinde veevleriyle sair mahallerinde yapılacak aramaya, b) Konutta veya iş mahalleriylesair kapalı yerlerde gece vakti arama yasağına ve bunun istisnalarına, c)Aramaya karar verme yetkisine, d) Aramada kimlerin hazır bulunabileceğine ve e)Aramaya maruz kalan kimseye verilecek belgeye ilişkin esaslar düzenlenmiştir.
Hükümden önce özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve kişiözgürlüğü gibi kimi temel haklara getirdiği sınırlamalar bakımından arama,özgürlükçü demokratik rejimlerde hürriyetlerin haksız yere ihlalini önleyecekya da bunları asgari düzeye indirecek kimi kayıt ve şartlara tabi kılınmıştır.
Arama, ceza muhakemesi hukukunda, suçluların yakalanması ve suçdelillerinin ortaya çıkarılması için başvurulan geçici bir koruma tedbiridir.Öğretide de "Ceza muhakemesinin gayesine erişmesi maksadı ile saklanansanığın ve delillerin elde edilmesi için bir kimsenin meskeninde, etrafıçevrili sair mahallerinde, üzerinde ve eşyasında yapılan araştırma işlemi"olarak tanımlanmaktadır.
Aramanın amacı, yapılan tanımda da açıkça belirlendiği üzere suçişlediği şüphesi altında bulunan kimsenin yakalanması veya suç delillerininelde edilmesidir. Suç muhakemesi hukuku açısından böyle bir amaç dışında aramayapılması caiz değildir. Aramanın yapılabilmesi için bir suçun işlendiğişüphesi yanında sübut delillerinin de ortaya çıkacağının umulmuş olmasıgerekmektedir. Gerek "umma" ve gerekse "şüphe"nin bazıolgulara dayanması, bazı makul sebeplerinin bulunması lazımdır.
İşlenen suçun cürüm ya da kabahat nev'inden olması arasında farkyoktur.
95. maddeye göre arama yapılabilmesi için 94. maddedeki"umulma" hali yeterli olmayıp, bundan başka aranılan sanığın, takipedilen izlerin veya zapt edilecek eşyanın, arama yapılacak yerlerde bulunduğunuistidlal ettirecek vakıaların varlığı aranılacaktır. Yani bu yerler de aramanıngerçekleştirilebilmesi için delil elde edileceğinin "umut" edilmesive bu umudun bazı somut olgulara dayandırılması aranır. Yalın bir duygu ile aramayagirişilmesi doğru ve yasaya uygun sayılamaz.
Sanığı arama yapmadan yakalamak ya da zaptı gereken eşyayı rızaile elde etmek imkanının varlığı halinde arama tedbirine başvurulamaz.
Kişinin kimi anayasal haklarına geçici de olsa getirdiğisınırlamalar nedeniyle aramanın zararlarını azaltmak için getirilengüvencelerin en başında, aramanın koşullarının bulunup bulunmadığını araştırıpgerekli kararın verilmesinin hâkime bırakılmış olması gelmektedir. Hâkim ya dakanunun yetkili kıldığı makamların emriyle yapılan aramalarda değişik sayıdamerasim tanığı bulunması zorunluluğu da söz konusu güvencelerden bir diğerinioluşturmaktadır.
Ceza muhakemeleri usulü hukukunun bir kurumu olarak arama hakkındayapılan bu kısa açıklamadan sonra 1412 sayılı Yasanın 94. maddesinin Anayasa'yaaykırılığı sorununa gelince :
Özel hayatın korunması herşeyden önce bu hayatın gizliliğininkorunması, başkalarının gözleri önüne serilmemesi demektir. Orada cereyanedenlerin yalnız kendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler tarafındanbilinmesini istemek hakkı, kişinin temel haklarından biridir. Bu niteliğisebebiyledir ki, özel hayatın gizliliğine dokunulmaması, insan haklarınailişkin beyanname ve sözleşmelerde korunması istenilmiş, ayrıca tüm demokratikülke mevzuatında açıkça belirlenen istisnalar dışında bu hak devletorganlarına, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuş tur. insanın mutluluğuiçin büyük önemi olan özel hayata saygı gösterilmesi hakkı onun kişiliği içintemel bir hak olup yeteri kadar korunmadığı takdirde kişilerin ve dolayısıylatoplumun kendini huzurlu hissedip güven içinde yaşaması mümkün değildir. Bunedenlerle söz konusu gizliliği çeşitli biçimde ihlal eylemleri suç sayılarakceza yaptırımlarına bağlanmıştır.
Arama temel haklardan özel hayatın dokunulmazlığı ve gizliliğihakkını ihlal eden ve gereksiz yapıldığında insan onurunu kıran birdavranıştır. Bu sebepledir ki, mutlak bir zaruret olmadıkça bu yolabaşvurulmaması gerekir.
Modern toplumlarda diğer kişi haklarında olduğu gibi özel hayatasaygı da sınırsız bir hak niteliğinde değildir. Bazı hallerde bu haklara damüdahaleler gerekli olmakta ve bazı önemli nedenlerle kişi kimi ihlallerekatlanmak durumunda kalmaktadır.
Aramanın, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve kişiözgürlüğü gibi haklara getirdiği geçici sınırlamalar Anayasal dayanağını, temelhak ve hürriyetlerin yerine göre sınırlandırılabilmesini mümkün kılanAnayasa'nın 13. maddesinin ilk fıkrasındaki genel nitelikli sınırlamanedenleriyle, özel hayatın gizliliğine ilişkin 20. maddesinde bulmaktadır.
Genel nitelikteki bu sınırlama nedenlerinin herhangi bir hak vehürriyet konusunda uygulanabilmesi o hak ya da özgürlüğe ait maddede ayrıcaöngörülmüş olması gibi bir koşula bağlı değildir. Maddede o hak ve hürriyetiçin herhangi bir sınırlama nedeni gösterilmemiş olması, o hak ve hürriyetinhiçbir nedenle sınırlanamayacağı anlamına gelmez. 13. maddenin ilk fıkrasındayer alan getirilecek olan sınırlamaların demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı düşmemek şartıyla Anayasa'ya aykırılığından söz edilemez.
Suç her halde kamu düzenini bozan bir eylemdir ve bu nedenle deceza yaptırımına bağlanmıştır. Soruşturulan ya da kovuşturulan bu suça bağlıolarak CMUK'nun 94. maddesi uyarınca amaçla sınırlı yapılmış olan aramayıAnayasa'ya aykırı bulmak isabetli sayılamaz.
Özel hayatın gizliliğine ilişkin olarak Anayasa'nın 20. maddesindegetirilmiş bulunan dokunulmazlık ilkesine, adli soruşturma ve kovuşturmanıngerekleri bir istisna teşkil etmektedir. Bu husus 20. maddenin içerdiği açıközel bir sınırlama nedenidir. Adli soruşturma ya da kovuşturmanın gerektirmesihalinde özel hayatın gizliliğine dokunulabilecektir. 20. maddeyle getirilentemel ilkeye ikinci istisnayı kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulünceverilmiş hâkim karan bulunmak koşuluyla kişinin üstünün, özel kağıtlarının veeşyasının aranabilmesi ve bunlara el konulabilmesi hususu oluşturmaktadır.
Bu istisna kuralına istisna teşkil eden ve 20. maddedeki genelilkeyi sınırlayan üçüncü husus, yine kanunda açıkça gösterilmekle beraber gecikmesindesakınca bulunan hallerde kanunun yetkili kıldığı merciin emriyle özel hayatıngizliliğine dokunulabilmesidir.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun itiraza konu edilen 94.maddesinde kanunun açıkça gösterdiği haller olarak "şüphe altında bulunan kimseninyakalanması hali" ile "sübut delillerinin meydana çıkarılması umulanhal"lere yer verilmiştir.
Bir suç işlendiği şüphesi vardır denebilmek için normal birinsanda o suçun, aranılan kimse tarafından işlendiği kanısını uyandıracakyeterli maddi olguların varlığı gerekir. "Umulan haller"sözcükleriyle de normal bir insanda bu duyguyu uyandıracak verilerin varlığıaranacaktır. Bu durumda aramayı gerektiren hallerin neler olduğunun 94. maddedeyeteri açıklıkla belirlenmediği iddiası tutarlı görülmemektedir.
94. madde metni Anayasa'ya uygun düşen böyle bir yorumaelverişlidir. Öte yandan bir yasa hükmünün değişik yorumlara açık bulunmasıhalinde Anayasa'yla bağdaşan ihtimale öncelik tanıma Anayasa'ya uygunlukdenetiminde yerleşik bir yorum yöntemidir. Bu nedenle söz konusu maddeninAnayasa'nın 20. maddesi ile Başlangıcının 5. ve 8. paragraflarında yer alanilkelere aykırı bir yanı bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ :
4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 94.maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine,, 31/3/1987 günündeoybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Orhan ONAR
Başkanvekili
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Muammer TURAN
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Vural SAVAŞ