ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1987/14
Karar Sayısı : 1988/1
Karar Günü : 5/1/1988
R.G. Tarih-Sayı :23.08.1988-19908
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu adına Grup Başkanı Erdal İnönü.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 9.4.1987 günlü, 3349 sayılı"22.4.1983 Gün ve 2820 Sayılı Siyasî Partiler Kanununa, 27.6.1984 Gün ve3032 Sayılı Kanunla Eklenen Geçici 11. inci Maddesine Fıkralar EklenmesiHakkında Kanun"un 1. maddesiyle eklenen fıkralardan birincisinde yer alan"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle" ibaresinin ve ikincifıkrasında yer alan "bu Kanun, yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacakilk milletvekili genel seçimi yılı için" ibaresi ile "bu Kanunun TürkiyeBüyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte" ibaresinin Anayasa'nın 2.,5.,10. ve 68. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
II- YASA METİNLERİ :
A) İptali İstenilen Yasa Kuralları :
22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun Geçici11..maddesine 9.4.1987 günlü, 3349 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile eklenen veiptali istenen ibareleri de içeren fıkraları aynen şöyledir :
"Madde 1.- 22.4.1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasî PartilerKanununa 27.6.1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla eklenen Geçici 11. inci maddeyeaşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türkiye Büyük MilletMeclisinde Grubu bulunan Siyasî Partiler yukarıdaki fıkralarda ifade edilenseçimlere katılmamış olsalar bile Devlet yardımından faydalanırlar. Bu miktar150.000.000 (yüzelli milyon) TL'sından aşağı olamaz. Bu maksatla gerekli ödenek27.6.1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla konulan Ek Maddede öngörülen sınırlamayabağlı olmaksızın Maliye ve Gümrük Bakanlığı Bütçesinin yedek ödenek tertibindenkarşılanır.
Siyasî Partiler Kanununa 27.6.1984 tarih ve 3032 sayılı KanunlaEklenen Ek 1 inci maddede yazılı beşbinde bir oranındaki yardım miktarı buKanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimiyılı için üç misline çıkartılır. Arttırılan miktar bu Kanunun Türkiye BüyükMillet Meclisinde kabul edildiği tarihte Grubu bulunan Siyasî Partileremilletvekili sayılarına göre taksim edilerek ödenir."
B) Dayanılan Anayasa Kuralları :
"MADDE 2. - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışmave adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğinebağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik vesosyal bir hukuk Devletidir."
"MADDE 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan, siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
"MADDE 10. - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
"MADDE 68.- Vatandaşlar, siyasî parti kurma ve usulüne görepartilere girme ve partilerden çıkma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmekiçin yirmibir yaşını ikmal etmek şarttır.
Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmezunsurlarıdır.
Siyasî partiler, önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa vekanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasî partilerin tüzük ve programları, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine,demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.
Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğüsavunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasî partiler kurulamaz.
Siyasî partiler, yurt dışında teşkilâtlanıp faaliyette bulunamaz,kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlarmeydana getiremez, vakıf kuramazlar.
Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları,yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri,kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıklarıhizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, öğrenciler veSilahlı Kuvvetler mensupları siyasî partilere giremezler."
III- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Orhan Onar,Mahmut C. Cuhruk, Necdet Darıcıoğlu, Yekta Güngör Özden, Muammer Turan, MehmetÇınarlı, Selâhattin Metin, Servet Tuzun, Mustafa Şahin, Adnan Kükner ve VuralF. Savaş'ın katılmalarıyla 1.7.1987gününde yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen yasahükümleri, aykırılık iddiasına dayanak yapılan Anayasa maddeleri, bunlarlailgili gerekçeler ve öteki metinler incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
İptal isteminin esas yönünden incelenmesine geçildiğinde; davakonusu yasa hükümlerinin, yasanın yürürlüğe girişini izleyen ilk milletvekiligenel seçimi yılı için uygulanabilir olması ve 29 Kasım 1987 tarihinde de sözüedilen genel seçimin yapılmış bulunması nedeniyle hükmünü icra etmiş ve artıkuygulanamayacak duruma düşmüş, başka bir deyişle tükenmiş bulunan yasabakımından esasincelemesine gerek bulunmadığı öne sürülmüş olduğundan önceliklebu sorun üzerinde durulmuştur.
2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun Geçici 11..maddesine 3394sayılı Kanunla eklenen ve kimi bölümlerinin bu dava ile iptali istenilmişbulunan hükümlerinin, yine Siyasî Partiler Kanunu'na 27.6.1984 günlü, 3032sayılı Yasa ile eklenen ve belli koşullarda siyasî partilere her yıl Devletyardımını öngören ek madde hükmünü bir süre askıya alarak, siyasî partilere ilkmilletvekili genel seçimi yılı için yapılacakDevlet yardımının şartları ilemiktarını belirlemek için getirildikleri ve geçici bir hüküm niteliğindebulunduklarında duraksamaya yer yoktur. Çözümü gereken sorun, siyasî partilere3349 sayılı Yasaya göre Devlet yardımı sağlanmış ve yasanın yürürlüğe girdiğitarihten sonra yapılması öngörülen milletvekili genel seçimleri de yapılmışbulunduğuna göre hükmünü icra etmiş, başka bir anlatımla tükenmiş bulunanyasanın, yürürlükte sayılıp sayılmayacağı hususuna ilişkin bulunmaktadır.
Kanunlar, yürürlükleri belli bir süreye bağlanmış olmadıkça veyayasama organınca açık ya da örtülü biçimde ilga edilmedikçe, yürürlüktekalırlar. İptali istenilen hükümleri içeren maddenin, geçici niteliği veuygulanarak hükmünü icra etmiş, tükenmiş olması, yürürlükte olmadığınıkabuleyeterli değildir. Bu tür sorunlarla daha önce de karşılaşmış bulunan AnayasaMahkemesi, bu konuda istikrarlı bir görünüm arzeden eski kararlarında,öğretinin görüşlerine koşut olarak, bir kanun kaldırılmadıkça veya AnayasaMahkemesi'nce iptal edilmedikçe hükmünü icra etmiş ve tükenmiş olsa bileyürürlüktedir, yürürlükte olan bir kanunun iptali istenebilir, sonucunavarmıştır. Anaya-sa'ya aykırılık ya da uygunluğun saptanmasında en azındananayasal ve hukuksal yarar gören Anayasa Mahkemesi, bu davadada esasınincelenmesi gerektiği görüşünü benimsemiş, bu görüşe Muammer Turan,"Tükenmiş bir kanun için esas incelemesine gerek bulunmadığı, davanın bunedenle reddi gerektiği" düşüncesiyle katılmamıştır.
Anayasaya Aykırılık Sorunu :
Sorunun tüm ayrıntıları ile ortaya konulması bakımından, siyasîpartilere Devlet yardımını düzenleyen ve kısa süre içerisinde kimideğişikliklere uğramış bulunan yasal esaslara değinmekte yarar görülmüştür.
Davacı parti, TBMM'nde grubu bulunan siyasî partilere belirliölçülere göre Devlet yardımı yapılmasını ilke olarak benimsediği cihetle buyönü dava konusu yapmamıştır.
Ülkemizde siyasî partilere Devlet yardımı yapılması sorunununmevzuatımıza tekrar girişi 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasî PartilerKanunu'na 27.6.1984 günlü, 3032 sayılı Yasa ile eklenmiş bulunan Ek Madde hükmüile olmuştur. Söz konusu hükümle, sadece, parti ihtiyaçları ve partiçalışmalarında kullanılacak olan Devlet yardımı; Yüksek Seçim Kurulu'nca sonmilletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve2839 sayılı MilletvekiliSeçimi Kanunu'nun 33. maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasî partilereher yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri "(B)cetveli" toplamının beşbinde biri oranında ödeneğin malî yıl içinkonulacağı; bu ödeneğin de Devlet yardımı yapılacak siyasî partiler arasında o siyasîpartinin genel seçim sonrasında, Yüksek Seçim Kurulu'nca ilân edilen TBMMsandalye sayısına bölünerek her yıl ödenmesi ve ödemelerin o yılki Genel BütçeKanununun yürürlüğe girmesini takipeden on gün içinde tamamlanması zorunluluğugetirilmiştir.
3032 sayılı Kanunun 3. maddesiyle Siyasî Partiler Kanunu'naeklenmiş olan Geçici Madde 11'in birinci fıkrası ile 1984 yılı içinde siyasîpartilere Devletçe yapılacak yardımın bütçedeki yeri ve ödeme süresi, ikincifıkrasıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılacak ilk genelmilletvekili seçimine kadar, 25 Mart 1984 tarihinde yapılmış olan mahallîidareler seçimine katılmış siyasî partilere ve üçüncü fıkrasıyla da 6 Kasım1983 tarihinde yapılmış olan genel seçimlerden sonra oluşan TBMM'nde grububulunan partilere hangi orana göre bölüştürüleceği belirlenmiş ve bu esaslarçerçevesinde siyasî partilere hazine yardımı yapılmıştır.
Siyasî Partiler Kanunu'nun Geçici 11. maddesine 9.4.1987 günlü ve3349 sayılı Yasa ile eklenmiş olup da bu dava ile kimi bölümlerinin iptaliistenilen iki fıkranın yürürlüğüne kadar, söz konusu yardımdan, AnavatanPartisi, Halkçı Parti, Milliyetçi Demokrasi Partisi ve Sosyaldemokrat HalkçıParti yararlanmışlardır.
6 Kasım 1983 tarihinde yapılmış olan milletvekili genelseçimlerinden sonra kimi siyasî partilerde vukua gelmiş istifalar, bölünme vebirleşmeler sonucu kurulmuş ve TBMM'nde grup kurabilmiş olan Demokratik SolParti 3349 sayılı Yasaya kadar söz konusu Devlet yardımından yararlanamamıştır.
Siyasî Partiler Kanunu'nun Geçici 11. maddesine göre yapılanDevlet yardımının miktarını artırmak ve kapsamını siyasî partiler yönündengenişletmek amacıyla bu maddeye 3349 sayılı Yasa ile iki fıkra dahaeklenmiştir.
2820 sayılı Kanun'un Geçici 11. maddesine 9.4.1987 günlü, 3349sayılı Kanun ile eklenmiş bulunan ve bu dava ile bazı ibarelerinin iptaliistenilen fıkralardan birincisinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihitibariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grububulunan siyasî partilerinseçimlere katılmamış olsalar dahi Devlet yardımından yararlanmaları,ikincisinde ise Siyasî Partiler Kanunu'na 3032 sayılı Kanunla eklenmiş olan ekmaddedeki genel bütçe gelirleri "(B) cetveli" toplamının beşbindebiri oranındakiyardımın 3349 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonrayapılacak ilk milletvekili genel seçimi yılı için üç misline çıkarılması esasıgetirilmiş ve bu suretle de Devlet yardımından Demokratik Sol Parti deyararlanmak imkânına kavuşmuştur.
1- Anayasanın 2. Maddesine Aykırılık Sorunu :
Kanunların başlıca özelliklerinden biri de bunların objektif vegenel nitelikli kurallar içermesidir. Getirilmiş bulunan bir yasa kuralınınkimleri ilgilendirdiği ya da hangi menfaati koruduğu hususununbelirlenebilirliği, bunların objektif ve genel nitelikli kurallar olmadığısonucuna varılmasını haklı kılamaz. Zira, araştırıldığında yasaların kimlerehitap ettiğini saptamak, genelde mümkündür.
Siyasî Partiler Kanunu'nun Geçici 11..maddesine 3349 sayılıKanun'la eklenen birinci fıkrada "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihitibariyle", ikinci fıkrada "bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimi yılı için" ve "buKanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte" biçimindeyeralan ibarelerle, siyasî partilere yapılacak Devlet yardımının hangi seçim yılıiçin artırıldığı ve bu yardımdan hangi partilerin yararlanmaları gerektiğihususu belirlenmeye çalışılmıştır.
Siyasî partilere Devlet yardımını, 2839 sayılı Milletvekili SeçimiKanunu'nun 33. maddesindeki genel barajı aşma koşuluna bağlamış bir sistemiçerisinde, iptali istenilen ve birer ek koşul niteliğinde bulunan ibarelerinAnayasa'ya aykırılığından söz edilemez.
Bu itibarla; siyasî partilere yardım konusunda getirilenhükümlerin objektif ve genel olma niteliklerinden yoksun bulunduğu ve bu hususunAnayasa'nın hukuk devleti ilkesiyle çeliştiği iddiası yerinde görülmemiştir.
2- Anayasanın 5. Maddesine Aykırılık Sorunu :
Anayasa'nın 5. maddesinde Devletin temel amaç ve görevlerinibelirleyen genel esasa aykırılık savma ilişkin olarak, dava dilekçesindeözetle; 3349 sayılı Yasa hükümlerinin temel hak ve hürriyet ve adaletkavramlarıyla bağdaşmadığı, bunları sınırladığı, bu konudaki engellerikaldırmakla görevli Devletin, bizzat engeller getirdiği öne sürülmüş ve fakathangi temel hak ve özgürlüğün ne suretle sınırlandırıldığı belirtilmemiştir.
Anılan Yasa ile getirilen ve iptali istenilen hükümlerinin kişinintemel hak ve özgürlükleriyle, özellikle Devletin temel amaç ve görevlerininbelirlendiği ve varlık sebebinin açıklandığı Anayasa'nın 5. maddesiyle doğrudanbir ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle sözü edilen anayasal esasa aykırılıksavı yerinde görülmemiştir.
3- Anayasanın 10. Maddesine Aykırılık Sorunu :
Bu iddia ile ilgili olarak dava dilekçesinde; yasama organınınbütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundaolduğunu vurguladıktan sonra, 3349 sayılı Yasa ile Geçici 11. maddeye eklenenve bu davada kimi bölümlerinin iptali istenilen fıkrahükümleriyle, Devletyardımından belli bir tarihte TBMM'nde grubu bulunan Anavatan Partisi,Sosyaldemokrat Halkçı Parti, Doğru Yol Partisi ve Demokratik Sol Parti'ninyararlandırılmak, aynı vasıflara haiz yeni kurulacak partilerden söz konusuimkân esirgenmek suretiyle kimi partiler yararına imtiyaz sağlandığı ileri sürülmüştür.
3349 sayılı Yasa ile getirilen fıkra hükümleriyle izlenen amaç vebunların açık olan sözlerinden çıkan anlam gerçekten iddia edildiği gibidir.Yasa koyucunun Devlet yardımından tüm siyasî partilerin yararlanmasınıöngörmemek suretiyle siyasî partiler arasında ayırım yapıldığı yönütartışmasızdır.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik kavramı ile kanunönünde eşitlik yani hukukî eşitlik kastedilmiştir. Bu genel esasla, kişilere yada bazı topluluklara aynı durumda bulunan kimselerden daha çok veya daha genişhak ve yetkiler tanımak yoluyla kanun karşısında eşitlik ilkesinin çiğnenmesive kişiye, aileye, bir zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınması yasaklanmaktadır.
Anayasa'nın genel esaslarından olan kanun önünde eşitlik ilkesiningetirilmesiyle güdülen amacın, aynı durumda bulunan kimselerin yasalarca aynıişleme tâbi tutulmasını sağlamak, yasalar önünde yurttaşlara dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din mezhepve benzeri sebeplerle farklıdavranılmasını önlemek olduğu Anayasa Mahkemesi kararlarında birçok kezvurgulanmıştır.
Kanun önünde eşitlik, bütün yurttaşların her yönden aynı hükümleretâbi tutulmaları demek değildir. Kimi yurttaşların başka hükümlere tâbitutulmaları haklı bir nedene dayanmakta ise kanun önünde eşitlik ilkesininihlâlinden söz edilemez. O halde, öncelikle yukarıda sözü edilen ayrımın haklıbir nedene dayanıp dayanmadığı hususu üzerinde durmak gerekmektedir.
Siyasî partilerin, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarısayılmış olmaları, herhalde ülkede kurulmuş tüm siyasî partilerin Devletyardımından pay almalarının haklı nedeni olamaz.
Siyasî partilere yardım konusunun anayasal bir kuraladayandırıldığı eski Anayasa döneminde seçmen planındaki ciddi, etki, ölçüolarak kabul edilmiş, kendisini vatandaşa yeterli şekilde kabul ettirdiğianlaşılan siyasî partiler yardım dışı bırakılmak istenmemiş, bu düşüncelerle demilletvekili genel seçimlerinde geçerli oy sayısının en az yüzde beşinialanveya seçimlerde Millet Meclisi'nde grup teşkil edecek sayıda milletvekilliğikazanmış bulunan siyasî partilere yardım yapılması öngörülmüş idi.
2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'na, siyasî partilere Devletyardımı yapılmasını sağlamak amacıyla 3032 sayılı Yasa ile eklenen "EkMadde" hükmünün getirilişinin,yukarıdaaçıklanan düşüncelerin etkisiyle olduğunda kuşku yoktur.
Siyasî partileri sağlam tutmak, bölünmelerini ve çoğalmalarınıönlemek gibi düşüncelerin Devlet yardımının belirli nitelikteki partilereyapılmasını gerekli kıldığı gözden uzak tutulmamalıdır.
Siyasî Partiler Kanununun Geçici 11..Maddesine Fıkralar EklenmesiHakkındaki 3349 sayılı Kanunun 1. maddesiyle eklenen fıkraların birincisindeki"Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle" ibaresiyle,ikincisindeki "bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilkmilletvekili genel seçimi yılı için" ve "bu Kanunun Türkiye BüyükMillet Meclisinde kabul edildiği tarihte" şeklindeki ibarelerle, geçicimadde hükümlerinin Devlet yardımından yararlanacak olan siyasî partileriTBMM'nde grubu bulunanlarla sınırlamak olduğu yönü açıktır.
Bu hükümler mevcut partiler arasında herhangi bir eşitsizliğeneden olmamıştır. Siyasî partilere belirli kimi koşulların gerçekleşmesihalinde Devlet yardımını öngören kurala dokunmadan, mevcut partiler arasındaayırım yapılmaksızın, bunlara sadece bir seçim yılı için artırımlı yardımıöngören geçici bir hükmün, TBMM'nde grup kuracak biçimde yeni parti oluşumlarıyönünden eksiklikleri olsa da Anayasa'ya aykırı yönübulunmamaktadır.
4. Anayasanın 68. Maddesine Aykırılık Sorunu :
Devlet yardımından yararlandırılma konusunda siyasî partilerarasında yapılan ayırım Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık iddiası nedeniyle3. bölümde incelenmiş ve bu durumun Anayasa'ya aykırılık oluşturmadığı sonucunavarılmış olduğundan burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.
Tüm bu görüşlere, Yekta Güngör Özden, Mehmet Çınarlı ve MustafaŞahin katılmamışlardır.
V- SONUÇ :
9.4.1987 günlü, 3349 sayılı "22.4.1983 Gün, 2820 SayılıSiyasî Partiler Kanununa, 27.6.1984 Gün ve 3032 Sayılı Kanunla Eklenen Geçici 11.Maddesine Fıkralar Eklenmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesinin birincifıkrasındaki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle"ibaresiyle; aynı maddenin ikinci fıkrasındaki "bu Kanunyürürlüğe girdiğitarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimi yılı için" ve"bu Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte"biçimindeki ibarelerin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine,Yekta Güngör Özden,Mehmet Çınarlı ve Mustafa Şahin'in karşıoyları veoyçokluğuyla,
5.1.1988 gününde karar verildi.
Başkan
Orhan ONAR
Başkanvekili
Mahmut C. CUHRUK
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selâhattin METİN
Üye
Servet TUZUN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Adnan KÜKNER
Üye
Vural Fuat SAVAŞ
KARŞIOYGEREKÇESİ
Kararı oluşturan çoğunluk görüşüne katılmamamın nedenlerinisırasıyla belirtiyorum :
1- Anayasa'da, siyasal partilere Hazine'den yardım yapılmasınaolur veren bir kural bulunmamaktadır. 1961 Anayasası döneminde, siyasalpartilere devlet yardımı sağlamak için 648 nolu Siyasi Partiler Yasası'nın 74.maddesinde 1017 nolu Yasayla yapılan değişiklik Anayasa Mahkemesi'nin 18-19Şubat 1969 günlü, Esas : 1968/26,Karar: 1969/14 sayılı kararıyla iptal edilmiş,anlamsız bir direnişle çıkarılan 1219 nolu Yasayla yine yardım olanağıtanınınca, Anayasa Mahkemesi'nin 2.2.1971 günlü, Esas : 1970/12, Karar :1971/13 sayılı kararıyla 74. maddenin yeni düzenlenmesi de yürürlüktenkaldırılmıştır. Siyasal partilerin birleşen istekleriyle 1961 Anayasası'nın 56.maddesine 2.7.1971 günlü, 1421 sayılı Yasayla bir fıkra eklenerek siyasalpartilere devletçe yapılacak yardımın yasayla düzenleneceği öngörülmüş, dahasonra 15.3.1973 günlü, 1699 nolu Yasayla Anayasa'ya eklenen geçici 22. maddeyleyardımdan yararlanma sınırları, koşullu olarak, genişletilmiş, bu temelkurallara dayanılarak 9.5.1974 günlü, 1802 nolu Yasayla 648 nolu Yasaya 74.madde ile Geçici 6. madde getirilerek devletyardımı gerçekleştirilmiştir.
Danışma Meclisi'ne sunulan Siyasi Partiler Kanun Tasarısı'ndasiyasal partilere para yardımı öngörülmemişken, genel kurulda verilendeğişiklik önergeleriyle 49. madde olarak konulan "Devletçe yapılacakyardımlar" hükmü Millî Güvenlik Konseyi'nce metinden çıkarılmıştır.
Anayasal dayanak bulunmamasına karşın, 27.6.1984 günlü, 3032 noluYasayla 2820 nolu Siyasi Partiler Yasası'nın 61. maddesine (j) bendi eklenerek,"Devletçe yardım" başlıklı Ek Madde ve Geçici 11..Madde getirilerekpara yardımı uygulamaya konulmuş, şimdiki kararımıza konu olan 3349 noluYasayla da Geçici 11. Maddeye iptali istenen iki fıkra eklenmiştir. Anayasa'yakarşın 2820 nolu Yasaya para yardımını içeren kuralların konulması AnayasaMahkemesi'nin yukarıda sözünü ettiğim 2.2.1971 günlü iptal kararını geçerliduruma getirmiştir. Anılan bu kararın gerekçelerini eldeki dava için de dayanakolarak görüyorum.
Bu durum, özde, Hazine yardımını olanaksız kılınca, yardımın şu yada bu yöntemle dağıtılması, dağıtılma oranı ne olursa olsun Anayasa'ya aykırıolmaları nedeniyle kuralların iptali gerekir. 2949 nolu Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 29. maddesinin birinci fıkrasıgereğince, "Kaynakta aykırılık -olumsuzluk" gerekçesiyle de devletçeyardımı öngören kurallar iptal edilebilir. Değindiğim bu fıkra, Mahkemenin,istekle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçelerle de Anayasa'ya aykırılıkkararı olabileceği açıklığını taşımaktadır. Bu anlayışla antidemokratik birkuralın ayıklanması durumu sağlanmış olurdu.
2- Yasa'nın yayımlandığı gündeki siyasal partilerin devletyardımından yararlandırılması durumu bir ayrıcalıktır ve sonraki siyasa!örgütlenmeleri ve kuruluşları dışlayan ağır bir haksızlıktır. Bu gereksizsınırlamalar belli bir hakkı ve özgürlüğü etkilemediği için kişinin temelhaklan ve bu hakların sınırlanmasıyla doğrudan ilişkili bulunmadığındanAnayasa'nın 2. ve 5. maddelerini ilgilendirmese de kurulmuş partilerlekurulacak partiler arasında bir ayırıma, böylece belirgin bir eşitsizliğe yolaçtığı açıktır. Kimi partilere para verip kimilerine vermemek devletinyansızlığına aykırı bir tutum olmaktan ötede, devlet, siyasal partiler vedevlet yardımı kavramlarına ters düşen, değişken bir uygulamadır. Kurulmuş olanpartilere öncelik, üstünlük ve bu nedenlerle ayrıcalık tanınmasının Anayasal,hukuksal ve haklı hiçbir nedeni yoktur. Kuralın geçici olması sonuca etkilideğildir. Aynı hukuksal durum ve konumda olanlara ayrı uygulamanın savunulacakyönü yoktur.
3- Anayasa'nın "Vergi ödevi" başlıklı 73. maddesi,herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere malî gücüne göre vergi ödemekleyükümlü olduğunu öngörmektedir. Anlaşılmaktadır ki, vergi adıyla toplanangelirler kamu giderlerini karşılamak için kullanılacaktır. Anayasa'nın siyasalpartileridemokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez öğesi sayması (mad. 68/2), bukuruluşlara devlet organı niteliği vermesi anlamına gelemez. Devletin oluşumunakatkıları, siyasal etkinlikleri ne olursa olsun kamu kurumu niteliğindedeğillerdir ve devletin yapısı dışındadırlar. Özellikleri ve rolleri gözetilse,Anayasa'da kendileriyle ilgili kuralların varlığına dayanılsa bile, hiçbirisi siyasalpartileri devlet organı ya da bu nitelikte bir kuruluş olarak tanımayaelvermemektedir. Demokrasinin çoğulcu ve katılımcı niteliği, siyasi partilerinvarlığına bağlı olsa da, partileri kamu organı, yapısı olarak görmekolanaksızdır. Devletle partiler arasındaki bağ, demokrasi gereği kuruluşlabaşlar, seçimlerdeki başarıyla işlerlik kazanır. Gözetim ve denetimleri,hukuksallığısağlayıp sürdürmek, aykırılıkları önlemek,yozlaşmalarındevlete yansımasını engellemek, böylece demokrasinin güçlenmesinde yararlarınısağlamak içindir. Salt toplumsal yararları ve devlet katındaki yerleri, siyasalyaşamdaki değerleri,halkın yönetime katılmasının ve siyasal istencin biçimlenmesininaracı olmaları, çalışmalarındaki kamusal yarar devlet yardımı için yeterliölçüler değildir. Bağımsız kuruluşların devlet etkileme ve yönlendirmesineolanak veren yardımlara açık olmasının sakıncaları yanında,devlet gelirininbunlara akıtılıp aktarılmasının aykırılığı ortadadır. Önceden izin almadankuruluş (Anayasa mad. 68/3) olgusu devlete bağımlılığı, devlet yardımıylaçalışma, ayakta durma ve varlığını sürdürme gücünü kabul ettiremez. Çağdaşdemokraside kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (Barolar, Odalar),sendikaların, kamu faydasına yararlı derneklerin, olağan derneklerin,vakıfların, tüm baskı gruplarının devlet düzeni, siyasal ve toplumsal yaşamyönünden birbirinden ayrılmaz ve yadsınmaz değerleri, hepsinin kamusal önemivardır. Sosyal bir hukuk devletinde bu kuruluşların örgütsel düzey çizelgesikamu yararı bakımından ayrılık- taşıyamaz. Siyasal yaşamın "vazgeçilmezöğesi" olmak, devlet yapısının bir parçası, çalışmalarının kamu hizmetisayılmasına ve bu yolla giderlerinin devletçe karşılanması gereğine olanakvermez. Halkın istenci ile ulusal egemenlik devlet varlığının, yönetimininişlerliğinin kaynağıdır. Partiler aracılığı ile yansıyan ve kurulanetkileme-oluşum demokrasilere özgüdür. Devletin yukardan aşağıya düzeni,devletin halka etkisi, partilere katkısı anlamında alınırsa etkileme-oluşumtersine çevrilir, yasama ve yürütme erki halkın istencine elatma niteliğinedönüşür. Ulusal istenç devlet organlarının dışında belirir. Anayasa'nıntemelilkeleri, özgürlüklerle ilgili kuralları halk-ulus üzerinde devlet baskısını,ulusal istenci devletin yönlendirilmesini reddeder. Serbest oluşum düzeni,siyasal partilerin devlet organı, kolu, birimi durumunda değerlendirilipkabulüne karşıdır. Düzenli para yardımı, kimi gereksinimlerinin devletçekarşılanması siyasal partilerin niteliğini, hukuksal tanımını değiştirir. TBMM'ndenbaşlayarak yönetimi etkilemeleri, programları, seçim bildirge ve çalışmaları,kamuoyunun sözcülüğü durumları, buraya alınması sayfalar tutacak özellik veönemleri, katkıları, yararları devlet yapısı içinde yer almalarına, devletorganı birimi sayılmalarına gerekçe oluşturamaz. Ödentiler bağışlar,etkinliklerle mal varlıklarından sağlanacak gelirler gerçek kişilerle özelhukuktüzelkişilerinin -sınırlı da olsa- akçalı katkılarını içerir. Bunlarıdışlamayan bir düzenleme devlet yardımının bunlara duyulan gereksinmeyigidermeye yönelik olduğuna da bağlanamaz. Partiler, üyelerinin katkıları vekendi çabalarıyla giderlerini karşılayan demokratik örgütler durumunagelmedikçe, üye sayılarını artırıp onları çalışmalarda etkin durumagetirmedikçe katılma nitelikleri zayıflar. Devlet yardımına muhtaç parti,gerçek siyasal kimliği yarımdır. Akçalı güçsüzlüğün kötü sonuçları devletyardımını zorunlu kılamaz. Üyelerinin parti çalışmalarına katkısı demokrasininözlenen gücünü kazandırır. Bu yöne gitmeden, bu konuda çaba göstermeden azsayıdaki üyelerle, ödenti almayarak onlara hoş görünmekle bir yere varılamaz.Üye ödenti vermeli, yardım yapmalı, bu nedenle de partisine sahip çıkmalı, sözsahibi olmalı, çalışmalarına katılıp onu yönlendirmeli, denetlemeli, demokratikniteliğini güçlendirmelidir. Halkın, üyenin sahip çıkmadığı, korumadığıkuruluşun yıkılması kolaydır. Devlet bu tür yapay kuruluşları sırtındataşıyamaz, besleyemez, topladığı vergileri, kimi gereksiz giderlere ayıramaz,sorumsuz tutumlara veremez. Kamu kurumu olmayan, kamu yararına hizmet örgütüsayılmayan, kimi üyelerinin belli süreyle resmî çalışmalarda yer alması,seçimlere bağlı bulunması siyasal partilerin, yasalara uygun olabileceği gibiaykırı da olabilecek çalışmalarına, gösteri, tören, propaganda ve benzerigiderlerine devlet desteği Anayasa'nın anlamıyla, amacıyla da bağdaşmamaktadır.Anayasal güvence kapsamına almak içingetirilen kuralları, devlet yardımı içinzorlama yorumlarla, dayanak saymak hukuksal amaçla aracı karıştırmaktır.Hukuksal ölçülerde gerçekçilik, geçerlik koşuludur, önceki Mahkememizkararlarının beni doğrulayan gerekçe ve karşıoy gerekçeleri Hazine'denyapılacak yardımın aykırılığını, hukuk dişiliğini açık seçik göstermektedir.Siyasal partilere devletçe yapılacak yardımın kamu giderleri arasınaalınmasının hukuksal yanı bulunmamaktadır. Biçim uygunluğu özdeki sakıncayıkaldırıp gideremez. Bu nedenlerle temelde, kaynakta Anayasa'ya uygun bulunmayanyardıma ilişkin maddeler tümüyle iptal edilmeliydi. Özde bozuk olan düzenlemeayrıntıda uygun olamaz. Batı demokrasilerinde de bunun örneklerini göstermekgüçtür. Vergiler partilere dağıtılıp bölüştürülemez.
4- Siyasal partilere yapılan devlet yardımının denetlenmesiolanağı da bulunmamaktadır. Akçalı denetimlerinin Anayasa Mahkemesi'nceyapılması (Anayasa mad. 69/4), 2820 nolu Yasadaki yetersiz kurallar, işler veolanaklarına bakılmaksızın ayrıntılı ve geniş kapsamlı ilk-ön denetim görevininAnayasa Mahkemesi'ne verilmesi, koşulların elverişsizliği karşısında, zamanındave doyurucu biçimde yerine getirilememektedir. Akçalı denetim işlevi yapıcı vegerçekçi biçimde yeniden düzenlenmedikçe bundan yarar beklemek deboşunadır.Denetimsiz devlet yardımı gereksizdir.
5- Anayasa'nın 69/2. maddesinin son tümcesi ile son fıkrasındasayılan ve yardım alınması yasaklanan yerli ve yabancı kuruluşlar arasında"Devlet"in sayılmaması devletten yardım alınabileceğini, devletinyardım yapabileceğini göstermez. Yardımı, doğal ve hukuksal olarak olanaksızsayılan bir kuruluşu saymak, yinelemek gereksiz olduğu gibi açıkça olurverilmedikçe, yetki Anayasa'dan alınmadıkça böyle bir yardım da düşünülemez.Kaldıki, dernekler, sendikalar vakıflar, kooperatifler ve kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarıyla bunların üst kuruluşlarından, yabancıülkelerdeki dernek ve gruplardan "aynî ve nakdî yardım" alamayansiyasal partiler devletten asla yardım alamazlar. Yasama çoğunluğununAnayasa'yakarşın Devlet-Hazine yardımında birleşmesi durumunda korunmasıgereken anayasa! ilkeler ve ulusal yarar, özenle davranmayı gerektirir.Anayasa'nın 69. maddesinin ikinci fıkrasında alınması yasaklanan yardımların,siyasal partilerin "kendi siyasetlerini yürütmek ve güçlendirmekamacıyla" denilmesi bunlardan başka amaçla yardım alınmasına olanakvermiyorsa, başka amaçları saymayı, sıralamayı, belirtmeyi gerektirmiyorsa"Devlet"i de saymak gereksizdir. Devlet yardımının sakıncalarıyararlarından daha çoktur.Kimi bu karşıoyla, kimi yinelemek için dayanılanönceki iptal kararlarındaki olumlu gerekçelerle ele alınan sakıncalar devlet yardımınınaykırılığını açıklamaktadır.
Bu nedenlerle, Anayasa'nın 10., 69., 73. maddelerine aykırıbulduğum siyasal partilere devletin para yardımına ilişkin düzenlemeleriniptalleri gerektiği görüşüyle, red kararma karşıoy kullanıyorum.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
AYRIGEREKÇE
Siyasî Partiler Kanunu'nun geçici 13 üncü maddesine eklenen vedava konusu olan : "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle","Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekiliseçimi yılı için" ve "bu Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisindekabul edildiği tarihte" biçimindeki ibareler ve hükümler maddî vefonksiyonel bakımdan sübjektif tasarruflardandır.
Kanunlar, esas itibariyle objektif ve kural tasarruflardan olmaklaberaber, istisnaen sübjektif tasarruflar da bazen kanun şeklinde ortayakonabilir.
Dava konusu işlemler; umumi, gayri şahsi, mücerret ve daimimahiyette olmadığı, objektif hukuki durum doğurmadığı için, kural işlemlerden(Kaide-tasarruf) değildir. Bu tasarruflar organik bakımdan yasama tasarrufuolmakla beraber maddi bakımdan yani konu, muhteva, gaye ve manâ yönlerindenbelirli kişi ve hadiselere taalluk eden, özel ve geçici mahiyette sübjektifhukuki durum doğurmaktadır.
Sözü edilen kanun biçimindeki sübjektif işlemlerin nihayet29.11.1987 tarihinde milletvekili genel seçimleri yapılmakla uygulanmaları sonaermiştir.
Soyut olarak açılan iptal davaları dolayısıyla verilen AnayasaMahkemesinin iptal kararları geriye yürümediğinden, dava konusu kanunhükümlerine, onun doğurduğu özel hukuki durumlara, sağladığı sübjektif vemüktesep haklara etkili olamayacaktır.
Bu gerekçelerle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOYYAZISI
Siyasî Partiler Kanunu'nun Geçici 11. maddesine, 9.4.1987 tarih ve3349 sayılı Kanun'la eklenen fıkralarla, seçimlere katılmadan yapılacak Devletyardımı, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndegrubu bulunan partilere hasredilmiş; bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonrayapılacak ilk milletvekili genel seçimi için artırılması öngörülen yardımdanfaydalanmak için de, bu Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildiğitarihte grubu bulunmak şartı konulmuştur.
Bu hükümlerin, devlet yardımı bakımından, siyasî partiler arasındaayırım yaptığı; 3349 sayılı Kanun'un Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabuledildiği veya yürürlüğe girdiği tarihte grubu bulunan partilere ayrıcalıktanıdığı açıktır.
Anayasa'nın 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz"denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin önceki kararlarında, haklı bir sebebedayanan farklı uygulamaların kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık teşkiletmeyeceği belirtilmiş ise de, 3349 sayılı Kanun'un kabulünden veyayürürlüğünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grup kurabilecekolansiyasî partilerin Devlet yardımından mahrum edilmelerinin haklı bir sebebibulunmamaktadır.
Bu itibarla, Siyasî Partiler Kanunu'na 3349 sayılı Kanun'laeklenen fıkralarda yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihitibariyle" ve "bu Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabuledildiği tarihte" ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ve iptaledilmeleri gerektiğini düşündüğümden, aksi yönde oluşmuş bulunan Mahkemekararına katılmıyorum.
Üye
Mehmet ÇINARLI
KARŞIOYYAZISI
Davacı; "22.4.1983 gün ve 2820 sayılı Siyasî PartilerKanununa, 27.6.1984 gün ve 3032 Sayılı Kanunla Eklenen Geçici 11. inciMaddesine Fıkralar Eklenmesi Hakkında 3349 Sayılı Kanun"un 1. maddesininbirinci fıkrasındaki : "Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle"hükmü ileaynı maddesinin ikinci fıkrasındaki : "Bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genel seçimi yılı için"ve "Bu Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte"diyen hükümlerini, bazı siyasî partilere ayrıcalık getirdiğinden bahisle;Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 65. maddelerine aykırı görerek iptali dileğindebulunmuştur.
Bilindiği üzere, siyasî partilere hazine yardımı ilk defa 648sayılı Siyasî Partiler Kanunu ile öngörülmüştür. Bilâhare 1219 sayılı KanunlaSiyasî Partiler Kanunu'nun 74. maddesinde yapılan düzenlemeye karşı açılaniptal davası dolayısıyla Anayasa Mahkemesince tesis edilen 2 Şubat 1971 günlüve E. 1970/12, K. 1971/13 sayılı kararda özet olarak; "Halkoyunun veiradesinin Devlet etkisi dışında serbestçeoluşumunu öngören TürkiyeCumhuriyetinin Anayasası, siyasî partileri kamu hukuku kurumları olaraknitelemiş ve onlara Devlet örgütü içinde yer tanımış değildir. Siyasî partiler,belli siyasî düşünce ve erekler çerçevesinde birleşen yurttaşların serbestçekurduklarıve girip çıkabildikleri kuruluşlardır. Devletin hiçbir müdahalesi olmaksızınereklerini ve çalışma yollarını kendileri serbestçe düzenlerler. Devlethayatındaki etkileri nedeniyle bunlara ilişkin bir takım düzenlemelerin Anayasa'dayer alması siyasî partilerle derneklerin hukuk yapılarındaki benzerliği ortadankaldırmaz. Bunların, mensuplarının toplum ve devlet düzenini kamufaaliyetlerini yönetme, denetleme konularında görev elde edebilmeleri için,yaptıkları sürekli çalışmalarında mensuplarınınkişisel yararlarıön plandagelir.
Siyasî partilerin ister iktidarda, ister muhalefette olsunlar,demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları sayılmaları onların Devletyapısının bir parçası ve gördüğü işlerinde giderlerinin Devletçe karşılanmasınıgerektiren bir kamu hizmeti sayılabilmesinin kanıtı ve Anayasal desteği olamaz.Onun içindir ki, Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün bir takımpartilerin Devlet yardımıyla ortaya çıkarılması veya ayakta tutulması yolunda biryönerge olarak değerlendirilmesi ve yorumlanması yanlış ve isabetsiz olur.Anayasa koyucu Devletin belirli alanlarda tedbirler alınmasını gerekli gördüğühallerde açık ve kesin yönerge verme yoluna gitmiştir. Siyasî partilereDevletçe para yardımı yapılmasını zorunlu ve öteki ilkelerle uyumlu bulsaydı,Anayasa koyucunun, hele 61. maddesinin engelleyici hükmü karşısında bu konuyuözel bir hükümle düzenleyeceğinde kuşku yoktu. Bu itibarla, siyasî partileriDevlet bütçesinden, yurttaşlardan alınan vergilerle besleyerek desteklikedilmesi, Anayasa'nın açık hükümleriyle olduğu kadar ruhu ile debağdaştırılmayacak bir tutum olur." denilmek suretiyle siyasî partilereDevlet hazinesinden yardım yapılması Anayasa'ya aykırı görülmüştür. Bu durumkarşısında, yasama organı 1421 sayılı Kanunla, Anayasa'nın 56. maddesine"son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az yüzdebeşini alan veya bu seçimlerde millet meclisinde grup teşkil edecek sayıdamilletvekilliği kazanmış bulunan siyasî partilere Devletçe yapılacak yardımkanunla düzenlenir" diyen fıkrayı ekleyerek siyasî partilere Devletçeyapılacak yardıma Anayasal dayanak sağlamak zorunda kalmıştır.
"... 22.4.1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunuda, ilk biçimi ile partilere Devlet tarafından mali yardım yapılmasıyla ilgilibir kural içermemektedir. Siyasî Partiler Kanunu'nun Anayasa KomisyonuRaporundaki gerekçesinden de açıkça anlaşılacağı gibi, kurucular bu konudaAnayasa Mahkemesi'nin 2.2.1971 tarih ve 1971/13 sayılı kararı ile bağlı kalarak,bu içtihada süreklilik kazandırmak istemişlerdir. Siyasî partilerin, kamuyararına hizmet eden kuruluşlar olarak nitelendirilmediği gerekçede aynen :"çalışmalarını üyelerinin olağan yardımları ile sürdüremeyen siyasîpartilerin paraca güçlü bir takım kişi veya kuruluşların etkisi ve baskısıaltına düşmesi varsayımı ise, Devletin paraca yardımı olsa dahi söz konusuolabilir. Devlet yardımı siyasî partilerin başka yollardan çıkar sağlamalarınıengellemez." denilerek Hazine yardımına yer verilmemiştir.
Partilere Devlet yardımı, daha sonra 1982 Anayasası'na göreseçilen ilk TBMM'nin çıkardığı 26.4.1984 tarih ve 3032 sayılı Kanundaöngörülmüş olup, Siyasî Partiler Kanunu'nun 61. maddesine eklenen (j) bendi veek geçici 11..madde ile düzenlenmiştir... Anayasa Mahkemesi'nin 1971/13 sayılı,partilere Hazinece yardım yapılmasını ilke olarak kabul etmeyen kararıkarşısında 3032 sayılı Kanunun getirdiği yeni düzenlemenin Anayasa'ya uygunolup olmadığı bir sorun olmaktadır. Zira, 1982 kurucuları. Anayasa Mahkemesi'ninkararma bağlı kalarak onu etkisiz kılacak bir kural getirmekten kaçınarak,partilere Hazinece yardımı kabul etmemişlerdir. Ancak, 3032 sayılı KanununResmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altmış gün içinde Anayasa'yaaykırılığı iddiasıyla, doğrudan doğruya iptal davası açma hakkına sahipolanlardan hiç biri de bu yola başvurmamışlardır. Anayasa Mahkemesi kararlarıyasama organını da bağladığı için kurallar kademelemesinde kanunlardan üstünolduğuna ve de 1971/13 sayılı içtihat halen başka bir içtihatladeğiştirilmediğine göre, partilere her yıl Hazineden yardım yapılmasının 1982Anayasası'na uygun olduğu söylenemez." (Erdoğan Teziç- Anayasa Hukuku, 1.Baskı 1986, S. 332-333).
Bu tarihi gelişim ve uygulama karşısında, Devlet Hazinesindensiyasî partilere yardımın her halde Anayasal dayanağının bulunmasızorunluluğunun kabulü gerekir.
Bu takdirde de, sadece bir maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiaedilen dava konusu kanun içeriği ve yarattığı hukuki sonuç itibariyle tümdenAnayasa'ya aykırı demektir. Bütünüyle Anayasa'ya aykırı olan bir kanunun, bellimadde veya maddelerinin Anayasa'ya uygunluğu söz konusu olamayacağından;gerekçeyle bağlı olmayan Mahkememizin konusu itibariyle Anayasa'ya aykırı birkanunun dava edilen maddelerini başkaca şart aramaksızın iptal etmesi gerekirdüşüncesiyle kararı oluşturan çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Mustafa ŞAHİN