ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1987/21
Karar Sayısı : 1988/25
Karar Günü : 28.6.1988
R.G. Tarih-Sayı :08.01.1989-20043
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.
İPTAL DAVASININ KONUSU : Resmî Gazetenin 24 Haziran 1987 günlü,19497. sayısında yayımlanan 17.6.1987 tarihli, 3386 sayılı "2863 SayılıKültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesive Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun"un 2., 6., 12., 13.,15. maddeleriyle Geçici Maddesinde yer alan bazı hükümlerin Anayasa'nın 7.,63., 64. ve 128. maddelerine aykırılığı sebebiyle iptali istemidir.
II- YASA MATİNLERİ :
A- İptali İstenen Yasa Kuralları :
17.6.1987 tarihli ve 3386 sayılı Kanun'un iptali istenen hükümleride içeren maddeleri şunlardır.
"MADDE 2.- 2863 sayılı Kanunun 7 nci maddesi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
Madde 7- Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarınıntespiti Bakanlıkça doğrudan doğruya veya diğer ilgili kurum ve kuruluşlarınuzmanlarının yardımlarından faydalanılarak yapılır.
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih,sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkânları gözönündetutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtanyeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgiliyapılan tespitler koruma kurulu kararı ile tescil olunur.
Tespit ve tescil ile ilgili usuller, esaslar ve kıstaslaryönetmelikte belirtilir.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde veya denetiminde bulunanmazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, gerçek vetüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan cami, türbe, kervansaray, medrese, han,hamam, mescit, zaviye, sebil, mevlevihane, çeşme ve benzeri korunması gereklitaşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti, envanterlenmesi Vakıflar GenelMüdürlüğünce yapılır.
Tescil kararlarının ilanı, tebliği ve tapu kütüğüne işlenmesi ileilgili hususlar yönetmelikle düzenlenir."
"MADDE 6.- 2863 sayılı Kanunun 17 nci maddesi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir:
Madde 17.- Bir alanın koruma kurulunca sit olarak ilanı, bualandaki imar planı uygulamasını durdurur. Yapılanma hakları ile ilgilimüktesep haklar yönetmelikle belirlenir. Koruma amaçlı imar planı yapılıncayakadar, koruma kurulu tarafından bir ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarıbelirlenir. İlgili valilikler ve belediyeler anılan koruma amaçlı imar planınıen geç bir yıl içinde koruma kuruluna değerlendirmek üzere vermekzorundadırlar.
Koruma kurulunca uygun görülerek, belediye veya valilikçe,onaylanan koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesi ile geçiş dönemi yapışartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan kalkar.
Koruma amaçlı imar planlarının, korunması gerekli taşınmaz kültürve tabiat varlıkları bakımından kısmen değiştirilmesi; ilgili kuruluşlarcagerekli görüldüğü ve bu hususta koruma kurulu kararı alındığı takdirde, korumakurulu ilgili belediyeye ve ayrıca ilgili kurum ve kuruluşlara yazı ilebildirilir.
Değişiklik teklifi bu tebligattan sonra en geç bir ay içindebelediye meclisince karara bağlanır. Bu süre içinde gereken karar alınmadığıtakdirde belediye meclisi kararına lüzum kalmaksızın koruma kurullarınca kararabağlanan hususlarda değişiklik teklifi kesinleşir.
Belediyeler plan hazırlık safhasında gerektiğinde Bakanlıktanteknik yardım isteyebilirler."
"MADDE 12. - 2863 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
Koruma Yüksek Kurulu üyeliği
Madde 53. - Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluaşağıda belirtilen üyelerden oluşur.
Üyeler;
(1) Bakanlık Müsteşarı,
(2) Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı,
(3) Bakanlığın ilgili Müsteşar Yardımcısı,
(4) Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürü,
(5) Turizm Genel Müdürü,
(6) Bayındırlık ve İskân Bakanlığının ilgili Genel Müdürü veyaYardımcısı,
(7) Orman Genel Müdürü veya Yardımcısı,
(8) Vakıflar Genel Müdürü veya Yardımcısı,
(9) Koruma kurulları başkanlarından Bakanlıkça seçilecek altı üye.
Koruma Yüksek Kurulunun başkanı, Bakanlık Müsteşarıdır. Müsteşarbulunmadığı zaman yardımcısı Kurula başkanlık eder."
"MADDE 13.-2863 sayılı Kanunun 55 inci maddesi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurulu üyeliğinin sona ermesi,süresi ve huzur hakkı
Madde 55.- Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurullarındaki tabiîüyelerin üyelikleri, kurumlarındaki görevleri süresince devam eder. Korumakurullarının Yükseköğretim Kurumu tarafından seçilen üyelerinin üyelikleri 5yıl sürelidir. Bu üyeler iki dönemi aşmamak şartıyla yeniden seçilebilirler.
Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları üyeleri Bakanın lüzumgörmesi halinde kurumlarınca değiştirilebilir.
Üyelikleri sona eren, ölen, istifa eden, hastalık ve görev gereğihariç, bir yıl içinde Koruma Yüksek Kurulunun iki, Koruma Kurulunun dörttoplantısına katılmayan veya bir yıldan fazla süre ile yurt dışına gidentemsilci üyelerin yerine yeni üye seçilir.
Kurul üyelerine Maliye ve Gümrük Bakanlığının uygun görüşü alınarakBakanlıkça tespit edilecek miktarda huzur hakkı ödenir."
"MADDE 15.- 2863 sayılı Kanunun 58 inci maddesi aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
Koruma kurullarının oluşumu
Madde 58.- Koruma kurulları aşağıda belirtilen üyelerden oluşur;
a) Arkeoloji, sanat tarihi, müzecilik, mimarî ve şehir plancılığıkonularında uzmanlaşmış kişiler arasından Bakanlıkça seçilecek üç temsilci,
b) Yükseköğretim Kurulunca, kurumlarının arkeoloji, sanat tarihi,mimarlık, şehircilik bilim dallarından aynı daldan olmamak üzere iki öğretimüyesi,
c) Görüşülecek konu, belediye sınırları içinde ise ilgili belediyebaşkanı veya teknik temsilcisi, dışında ise ilgili valilikçe seçilecek tekniktemsilci,
d) Görüşülecek konu, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile ilgili iseBayındırlık ve İskân Müdürlüğünden iki teknik temsilci,
e) Görüşülecek konu, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile ilgili iseVakıflar bölge müdürü veya teknik temsilci,
f)Görüşülecek konu, Orman Genel Müdürlüğü ile ilgili ise konuylailgili teknik temsilci.
Ayrıca kurula oy hakkı olmamak kaydıyla danışman uzmançağırılabilir."
"GEÇİCİ MADDE.- Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurullarınınteşkilâtlanması maksadıyla iki ay içinde 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameeki cetvellerin ilgili bölümlerine ilave edilmek kaydıyla Bakanlar Kuruluncakadro iptal ve ihdas edilir."
B- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI :
İptal istemine dayanak gösterilen Anayasa kuralları şunlardır :
"MADDE 7.-Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
"MADDE 63.- Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının vedeğerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edicitedbirleri alır.
Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlaragetirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar vetanınacak muafiyetler kanunla düzenlenir."
"MADDE 64.- Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur.Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi vesanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır."
"MADDE 128.- Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğerkamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarıkamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğerözlük işleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözel olarak düzenlenir."
III- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi içtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Orhan ONAR,Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFEN-DİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN,Muammer TURAN, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, Adnan KÜKNER ve OğuzAKDOĞANLI'nın katılmalarıyla 2.9.1987 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ :
Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenilenyasa ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve ilgili ötekiyasama belgeleri incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun3386 sayılı Kanun'la değiştirilen 7. maddesinin birinci ve ikincifıkralarındaki bazı ibarelerle dördüncü fıkrası dava konusu yapılmıştır.
1- Sözü geçen birinci fıkrada, korunması gerekli taşınmaz kültürve tabiat varlıklarının Bakanlıkça doğrudan doğruya veya diğer ilgili kurum vekuruluşların uzmanlarının yardımlarından faydalanılarak tespit edileceğibelirtilmiştir.
Bu kanunda geçen "kültür varlıkları" sözüyle, tarihöncesi ve tarihî devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgilibulunan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmazvarlıkların; "tabiat varlıkları" sözüyle, jeolojik, tarih öncesi vetarihî devirlere ait olup ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleribakımından korunması gerekli, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunandeğerlerin; "Bakanlık" sözüyle de Kültür ve Turizm Bakanlığı'nınkastedildiği; aynı Kanunun 3. maddesinde yapılan açıklamalardananlaşılmaktadır.
Dava dilekçesinde, korunması gerekli kültür ve tabiatvarlıklarının tespitinin bir uzmanlık işi olduğu, bu işin emrinde idarî organlarolan Bakanlıkça yapılamayacağı ileri sürülerek, sözü geçen fıkranın Anayasa'nın63. maddesine aykırılığı sebebiyle iptali istenilmektedir.
Anayasa'nın 63. maddesiyle, tarih, kültür ve tabiat varlıklarınınve değerlerinin korunmasını sağlamak, bu amaçla destekleyici ve teşvik edicitedbirleri almak görevi Devlete verilmiştir. Devlet, bu görevini elbetteAnayasa'da belirtilen organlar vasıtasıyla yapacaktır.
Anayasa'nın 8. maddesiyle yürütme yetkisi ve görevi verilenBakanlar Kurulu'nun bir üyesi olan ve 112. maddesi gereğince kendi yetkisiiçindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden sorumlu bulunanKültür ve Turizm Bakanı ile bakanlık kuruluşunun sözü geçen organlardan olduğutartışılmaz. Bakanlığın, kanunla kendisine verilen yetkiyi kullanarak,korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespitini yaparken,kuruluşunda bulunan uzmanlardan faydalanacağı da tabiîdir.
Kaldıki, dava konusu yapılan fıkrada, korunması gerekli taşınmazkültür ve tabiat varlıklarının tespitinde, Bakanlık görevlileri dışında"diğer ilgili kurum ve kuruluşların uzmanlarının yardımlarından" dafaydalanılması öngörülmüştür.
Öte yandan, 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, korunması gereklikültür ve tabiat varlıklarının neler olduğu belirtilmiş bulunduğundan, Kültürve Turizm Bakanlığı'nın, kanunla verilen tespit yetkisini kullanırken, bumaddede yer alan ilke ve örnekleri de gözönünde tutması gerekmektedir.
Açıklanan sebeplerle, 2863 sayılı Kanun'un değişik 7. maddesininbirinci fıkrasında yer alan dava konusu kural Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.
2- Aynı maddenin ikinci fıkrasında "... Devletin imkânlarıgözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özellikleriniyansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir"denilmektedir.
Dava dilekçesinde, korunması gerekli kültür varlığınınbelirlenmesinin Devletin imkânları ile sınırlandırılmış olmasını keyfitakdirlerle, korunmaya alınması gereken varlığın korunmaya alınmamasına yolaçabileceği ileri sürülerek, fıkra metninde geçen "...Devletin imkânlarıgözönünde tutularak ... yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığıolarak belirlenir" ibarelerinin Anayasa'nın 63. maddesinin birinci fıkrasıve 64. maddesine aykırılığı sebebiyle iptali istenilmektedir.
2863 sayılı Kanun'un 3. maddesinde "kültür varlıkları",tarih öncesi ve tarihî devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarlailgili bulunan yer üstünde, yer altında veya su altındaki bütün taşınır vetaşınmaz varlıklar olarak tanımlanmış; aynı maddede "koruma" ve"korunma"nın ne anlama geldiği de açıklanmıştır. Bu açıklamaya göre,"koruma" ve "korunma", taşınmaz kültür ve tabiatvarlıklarında muhafaza,bakım, onarım, restorasyon, fonksiyon değiştirmeişlemleri; taşınır kültür varlıklarında ise muhafaza, bakım, onarım verestorasyon işleri olup, bu işlem ve işlerin Devlete küçümsenemeyecek malîkülfetler yükleyeceği şüphesizdir.
Devlete böyle bir malî külfet yüklenirken, onun sahip olduğuimkânlar gözden uzak tutulamaz. Bu imkânlar düşünülmeden, çok fazla eserinkorunmak için belirlenmesi, bunların gerektiği gibi korunamaması sonucunu dadoğurabilir.
Anayasa'nın 65. maddesinde, Devletin, sosyal ve ekonomik alanlardaAnayasa ile belirlenen görevlerini, ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek,malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği öngörülmüştür.Kültür varlıklarının korunmasında da buna benzer bir kısıtlama getirilmesiDevlete verilenkoruma görevinin amacına ve Anayasa Koyucunun iradesine tersdüşmez.
Öte yandan, dava konusu ibarelerin yer aldığı fıkrada, korunmasıgerekli kültür varlıklarının seçiminde keyfî takdirleri önleyecek, bazı ölçülerde getirilmiştir. Bu fıkrada, korunmak için belirlenecek kültür varlıklarının,örnek durumda olması, ait olduğu devrin özelliklerini yansıtması gerektiğisöylendiği gibi, bu vasıftaki eserlerden yeteri kadarının korunmaya alınması daöngörülmektedir.
Anayasa'nın Devlete, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını vedeğerlerini koruma görevini veren 63. maddesiyle, Devletin sanat faaliyetlerinive sanatçıyı korumasını emreden 64. maddesi de bu koruma işlevinin Devletinimkânları gözetilmeden, sınırsız olarak yapılması gerektiği şeklindeyorumlanamaz.
Açıklanan sebeplerle, 2863 sayılı Kanun'un değişik 7. maddesininikinci fıkrasında yer alan dava konusu ibareler Anayasa'ya aykırıbulunmamıştır.
3- Aynı maddenin dördüncü fıkrasıyla, korunması gerekli tabiat vekültür varlıklarının tespit ve tescili ile ilgili usul, esas ve kıstaslarınyönetmelikte belirtileceği hükmü getirilmiştir.
Dava dilekçesinde, tarih ve kültür varlıklarının tespit vetescilinin bu varlıkların korunmasının esasını teşkil ettiği, tespit ve tescileilişkin usul. esas veya kıstasların yönetmelikle belirlenmesinin, kanunladüzenlenmesi gereken bir konunun yönetmeliğe bırakılması anlamına geldiği ve busebeple Anayasa'nın 7. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek, söz konusuhükmün iptali istenilmektedir.
"Tabiat ve kültür varlıkları" ile "koruma vekorunma"nın tanımları 2863 sayılı Kanun'un 3. maddesinde yapılmış;korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının neler olduğu aynıKanunun 6. maddesinde açıklanmış; tespit ve tescilin nasıl yapılacağı dadeğişik 7. ve 57.maddelerinde gösterilmiştir.
Bu konuda, yönetmelikle düzenlenebilecek olan, uygulama ile ilgilihususlar olup; Anayasa'nın 124. maddesinde kanunların ve tüzüklerinuygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikçıkarılmasına da yetki verilmiş bulunduğundan yasama yetkisinin devri veAnayasa'nın 7. maddesine aykırılık söz konusu değildir.
Açıklanan sebeplerle 2863 sayılı Kanun'un değişik 7. maddesinindördüncü fıkrası hükmü Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN ileMustafa GÖNÜL fıkradaki "esaslar"sözcüğünün iptali gerektiği düşüncesiyle bu görüşe katılmamıştır.
B- 2863 sayılı Kanun'un 3386 sayılı Kanun'la değiştirilen 17.maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesiyle dördüncü fıkrasıdava konusu yapılmıştır.
1- Sözü geçen birinci fıkranın ilk iki cümlesi şöyledir :
"Bir alanın koruma kurulunca sit olarak ilânı, bu alandakiimâr planı uygulamasını durdurur. Yapılanma hakları ile ilgili müktesep haklaryönetmelikle belirlenir".
Dava dilekçesinde, Kanununbu hükmüne göre, yönetmelikle müktesephak oluşturulacağı, bunun da koruma amaçlı imâr planı yapma yetkisinikısıtlayacağı; Devletin koruma görevini engelleyen ve sınırlayan bir durumyaratacağı söylenerek, söz konusu hükmün Anayasa'nın 63. maddesine aykırıolduğu; ayrıca kanunla yapılabilecek böylesine bir yetki sınırlamasıyönetmeliğe bırakıldığı için, Anayasa'nın yasama yetkisinin devredilemeyeceğinedair olan 7. maddesine de aykırı bulunduğu ileri sürülmekte ve sözü geçenfıkranın iptali istenilmektedir.
2863 sayılı Kanun'un 3. maddesinde "sit" tanımlanmıştır.Buna göre, "tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerinürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimarî ve benzeriözelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, önemli tarihî hadiselerincereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunmasıgerekli" alanlara sit denilmektedir.
Aynı Kanunun değişik 17. maddesinin birinci fıkrasında, bir alanınkoruma kurulunca sit olarak ilânının imâr planı uygulamasını durduracağı;koruma amaçlı imâr planı yapılıncaya kadar, koruma kurulu tarafından bir ayiçinde geçiş dönemi yapı şartlarının belirleneceği; ilgili valilikler vebelediyelerin anılan koruma amaçlı imâr planını en geç bir yıl içinde korumakurulunadeğerlendirilmek üzere vermek zorunda olduğu kurala bağlanmıştır.
Hükümetçe hazırlanan tasarıda bulunmayan "Yapılanma haklarıile ilgili müktesep haklar yönetmelikle belirlenir" cümlesinin, sözü geçenfıkraya, Türkiye Büyük Millet Meclisi Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve TurizmKomisyonu'nca eklendiği, TBMM. Tutanak Dergisinin incelenmesinden anlaşılmaktadır(Dönem: 17, Cilt: 42, 118 inci Birleşim, 17.6.1987).
Komisyon raporunda bu ilâvenin ne maksatla yapıldığına dair biraçıklama yoktur.
Sözü geçen fıkranın "Bir alanın koruma kurulunca sit olarakilânı, bu alandaki imâr planı uygulamasını durdurur" şeklindeki birincicümlesi, Anayasa'nın 63. maddesi ile verilen koruma görevinin yerinegetirilmesi ile ilgili, tabiî bir önlemi ifade ettiğinden, bu cümledeAnayasa'ya herhangi bir aykırılık görülmemiştir.
İmâr planı uygulamasının durdurulduğu alanlarda, bu durdurmadanönce, kanunla edinilmiş haklar varsa, bu müktesep hakların korunması da hukukunana ilkelerine uygun düşer.
Ancak, Kanun metnine Komisyonda eklenmiş olan "Yapılanmahaklan ile ilgili müktesep haklar yönetmelikle belirlenir" cümlesi,yönetmelikle, kanunlarda bulunmayan bir takım müktesep haklar yaratılmasınacevaz verecek mahiyettedir.
Öte yandan, Anayasa'nın 63. maddesinin ikinci fıkrasında :"Bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirileceksınırlamalar ... kanunla düzenlenir" denilmekte olduğundan, sit olarakilân edilen alanlarda, yapılanma ile ilgili sınırlamalar gibi, bu sınırlamalaragetirilecek istisnaların da kanunla düzenlenmesi gerekir.
Bu itibarla, "Yapılanma hakları ile ilgili müktesep haklaryönetmelikle belirlenir" cümlesi, Anayasa'nın 63. maddesine ve yasamayetkisinin devredilemeyeceğine dair olan 7. maddesine aykırı bulunmuştur.
Necdet DARICIOĞLU ve Selçuk TÜZÜN bu görüşe katılmamıştır.
2- Aynı maddenin üçüncü fıkrasında, koruma amaçlı imârplanlarının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları bakımındankısmen değiştirilmesi ilgili kuruluşlarca gerekli görüldüğü ve bu husustakoruma kurulu kararı alındığı takdirde, koruma kurulunun bu durumu ilgilibelediye, kurum ve kuruluşlara yazı ile bildireceği; dördüncü fıkrasında da,değişiklik teklifinin bu tebligattan sonra en geç bir ay içinde belediyemeclisince karara bağlanacağı; bu süre içinde karar alınmadığı takdirde,belediye meclisi kararına lüzum kalmaksızın, koruma kurullarınca kararabağlanan hususlarda değişiklik teklifinin kesinleşeceği zikredilmiştir.
Dava dilekçesinde, sözü geçen dördüncü fıkra hükmüne göre, korumakurulunca, koruma amaçlı imâr planında yapılacak değişikliğin belediyemeclisinin kararma bırakıldığı, belediye meclisi değişikliği onaylamadığıtakdirde uygulama olanağının ortadan kalkacağı belirtilerek, bu fıkra hükmününAnayasa'nın 63. ve 64. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmekte ve iptaliistenmektedir.
3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmâr Kanunu'nun 8. maddesiyle,belediye sınırları içinde kalan yerlerin nâzım ve uygulama imâr planlarınınyapılması, yaptırılması görev ve yetkisi ilgili belediyelere verilmiş, buplanların belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, onaylanmışplanlarda yapılacak değişikliklerin de aynı usullere bağlı olduğu kabuledilmiştir.
2863 sayılı Kanun'un değişik 17. maddesinin dava konusu yapılandördüncü fıkrası hükmüne göre, koruma amaçlı imâr planlarında yapılmasıistenilen değişikliklerin de ilgili belediye meclisinin onayına sunulması İmârKanunu ile kabul edilen prosedüre paralel ve Anayasa'nın 127. maddesinde sözüedilen yerinden yönetim ilkesine uygundur.
Belediye meclisinin onay işini sürüncemede bırakmasını önleyicibir hükme de fıkra metninde yer verilmiş; değişiklik teklifinin, korumakurulunca gerekli tebligatın yapılmasından sonra, en geç bir ay içinde belediyemeclisince karara bağlanacağı; bu süre içinde gerekli karar alınmadığıtakdirde, belediye meclisi kararına lüzum kalmaksızın, koruma kurullarıncakarara bağlanan hususlarda değişiklik teklifinin kesinleşeceği kabuledilmiştir.
Belediye meclisinin, süresi içinde alacağı yanlış bir kararakarşı, itiraz ve dava yolları da kapatılmamış olduğundan dava konusu fıkradayer alan hükümlerde Anayasa'ya aykırılık yoktur.
C- 2863 sayılı Kanun'un 3386 sayılı Kanunla değiştirilen 53.maddesinde, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun hangiüyelerden oluşacağı gösterilmiştir.
Buna göre, sözü geçen Kurul, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarıve ilgili Müsteşar Yardımcısı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, Eski Eserler veMüzeler Genel Müdürü ile Turizm Genel Müdürü, Bayındırlık ve sikan Bakanlığınınilgili Genel Müdürü veya Yardımcısı, Orman ve Vakıflar Genel Müdürleri veyaYardımcıları, Koruma kurulları başkanlarından Kültür ve Turizm Bakanlığıncaseçilecek altı üyeden oluşacak; Kurula, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı, obulunmadığı zaman yardımcısı başkanlık edecektir.
Davadilekçesinde, kültür ve tabiat varlıklarını koruma hususundagerekli ilkeleri belirleyecek ve doğan sorunlarla ilgili olarak Bakanlığamüşavirlik yapacak ve görüş bildirecek olan Koruma Yüksek Kurulu'nun Bakanlığınemir ve kumandasında olan üyelerden oluştuğu, üyelerin bu görevleri dolayısıylaBakanlığa karşı herhangi bir güvenceleri bulunmadığı, böyle bir kurulun siyasîiktidarın doğrultusu dışına çıkamayacağı, Devletin koruma görevinin objektifbir şekilde gerçekleştirilemeyeceği gerekçe olarak gösterilip, sözü geçendeğişik 53. maddenin Anayasa'nın 63. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmekteve iptali istenmektedir.
Yukarıda da değinildiği gibi, Anayasa'nın Devlete verdiği, kültürve tabiat varlıklarını koruma görevinin, en başta bu görevle ilgili olan Kültürve Turizm Bakanlığı tarafından yerine getirilmesi gerektiğinden, Bakanlığa bukonuda kanunla bir takım yetkiler tanınmış olması tabiîdir. Koruma YüksekKurulu'nu oluşturacak bazı üyeleri seçme yetkisini de bunlar arasında saymakgerekir.
Kaldıki, dava konusu olan 53. maddede, Koruma Yüksek Kurulu'nuoluşturacak üyelerden sekizi birer birer sayılmış, geri kalan altısının dakoruma kurulları başkanları arasından seçileceği belirtilmiş olduğundan,Bakanlığa bu konuda sınırsız bir yetki tanındığı da ileri sürülemez.
Maddede, Koruma Yüksek Kurulu'nu oluşturacağı belirtilen üyelerinbüyük çoğunluğu, konuyla yakından ilgili dairelerin başında bulunan, konununuzmanı olması gereken bürokratlardır. Bakanlığın, başkanlarından altısınıKoruma Yüksek Kurulu'na seçeceği koruma kurullarının ise arkeoloji, sanattarihi, müzecilik, mimarlık ve şehir plancılığı konularında uzmanlaşmışkişilerle, görüşülecek konuya göre, ilgili belediye başkanlığı, Bayındırlık veİskân Müdürlüğü ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün teknik temsilcilerindenoluşacağı, 2863 sayılı Kanun'un değişik 58. maddesinde yazılıdır.
Buna göre, büyük çoğunluğu konunun uzmanları arasından seçilmişolan Koruma Yüksek Kurulu üyelerinin meslekî ve vicdanî kanaatlarını bir tarafabırakarak, Bakan'ın emirlerine uyacakları; Bakan'ın da, görevini kötüyekullanarak, bu Kurula kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını tehlikeyedüşürecek bazı yanlış kararlar almak hususunda baskı yapacağı, delili vedayanağı bulunmayan bir varsayımdan ibarettir.
Böyle bir varsayımla, sözü geçen 53. maddenin Anayasa'ya aykırıolduğunu kabul etmek mümkün bulunmadığından, davacının iptal istemi yerindegörülmemiştir.
D- 2863 sayılı Kanun'un 3386 sayılı Kanun'la değiştirilen 55.maddesinin ikinci fıkrasında "Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurullarıüyeleri Bakanın lüzum görmesi halinde kurumlarınca değiştirilebilir"denilmektedir.
Dava dilekçesinde, bu hükmün âdeta kurul üyelerinin Bakantarafından azledilmesine imkân tanıdığı, bu kurulların böyle bir hükümkarşısında siyasal iktidarın görüş ve politikaları dışında işlem yapmasıolanaksız bulunduğundan, sözü geçen hükmün Anayasa'nın 63. maddesine aykırıolduğu ileri sürülmekte ve iptali istenmektedir.
55. maddenin birinci fıkrasında, Koruma Yüksek Kurulu ve korumakurullarındaki tabiî üyelerin, üyeliklerinin kurumlarındaki görevleri süresincedevam edeceği; koruma kurullarına Yükseköğretim Kurumu tarafından seçilenüyelerin üyeliklerinin 5 yıl süreli olduğu; bu üyelerin iki dönemi aşmamakşartıyla yeniden seçilebilecekleri kabul edilmiştir.
Çeşitli kuruluşlardan gelen Koruma Yüksek Kurulu ve korumakurulları üyelerinin çalışmaları, birinci derecede, Kültür ve TurizmBakanlığı'nın görev ve sorumluluk alanlarıyla ilgilidir. Bu çalışmalarsırasında, bazı üyelerin şahıslarıyla ilgili bir takım pürüzlerin ortayaçıkması ve bu pürüzlerin hizmeti aksatması mümkündür. Dava konusu ikinci fıkraile Bakan'a verilen yetkinin böyle bir aksaklığı giderme amacına yönelik olmasıgerekir. Fıkranın "... Bakanın lüzum görmesi halinde kurumlarıncadeğiştirilebilir" şeklinde yazılmış olması, ilgili kuruma da bu konuda birtakdir hakkı tanındığını göstermektedir. Kültür ve Turizm Bakanı'nın hissî vekeyfî bir değişiklik talebine karşı, ilgili kurumun da bu talebi değerlendirmeve değişikliğin uygun olup olmadığınakarar verme yetkisi bulunduğu kabuledilmelidir.
Kültür ve Turizm Bakanı ile öteki kuruluşlara, sözü geçen kurulüyelerini değiştirme hususunda, hiçbir hak ve yetki tanınmaması, hizmetingereği gibi görülememesi sonucunu da doğurabileceğinden, dava konusu ikincifıkra hükmü Anayasa'ya aykırı değildir.
Yekta Güngör ÖZDEN bu görüşe katılmamıştır.
E- 2863 sayılı Kanun'un 3386 sayılı Kanun'la değiştirilen 58.maddesi koruma kurullarının oluşumunu belirlemektedir.
Dava dilekçesinde, pratikte tüm işlemleri yapan, işleri yürüten vegerçekleştiren koruma kurullarının, Yükseköğretim Kurulunca seçilerekgönderilen iki üyesi dışında, bakanlıkların temsilcilerinden, yani memurlardanoluştuğu, bu kurulun Bakanlığın emri ve isteği doğrultusunda hizmet yapmayamecbur olduğu ileri sürülmekte, sözü geçen madde hükmünün Anayasa'nın 63.maddesine aykırılığı sebebiyle iptali istenilmektedir.
2853 sayılı Kanun'un Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma YüksekKurulu'nun oluşumuna ilişkin değişik 53. maddesinin iptali istemine karşı,yukarıda açıklanan gerekçeler, koruma kurullarının oluşumu için de geçerlibulunduğundan, değişik 58. madde ile ilgili iptal isteminin de aynıgerekçelerle reddedilmesi gerekir.
F - 3386 sayılı Kanun'un Geçici maddesinde; "Koruma YüksekKurulu ve koruma kurullarının teşkilatlanması maksadıyla iki ay içinde 190sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerin ilgili bölümlerine ilâveedilmek kaydıyla Bakanlar Kurulunca kadro iptal ve ihdas edilir"denilmektedir.
Dava dilekçesinde, kadro ihdas ve iptalinin memur özlük haklarınınesasını teşkil ettiği, aylık ve ödenek koymayı veya aylık ve ödeneklerikaldırmayı gerektiren bir işlem olduğundan bu işlemin kanunla yapılmasıgerektiği belirtilerek, Bakanlar Kurulu'na bu hususta yetki verilmesininAnayasa'nın 128.maddesine aykırı olduğu ileri sürülmekte ve sözü geçen GeçiciMaddenin iptali istenmektedir.
Yurdumuzda memurlar için barem rejiminin kabul edildiği 1929yılından beri, memur kadrolarının, kanunla konulup kaldırılması ilkesibenimsenmiştir. 18.5.1929 tarihli ve 1452 sayılı Devlet Memurları MaaşatınınTevhit ve Teadülüne Dair Kanun'un 2. maddesinde "Umumî bütçeden maaş alanmemurların derece ve maaşları merbut (2) numaralı kadro cetvelindeyazılıdır" denilmektedir.
1452 sayılı Kanun'un yerine geçen 30.6.1939 tarihli ve 3656 sayılıDevlet Memurları Aylıklarının Tevhit ve Teadülüne Dair Kanun'da da aynı usul benimsenmiş,genel bütçeye dahil memur kadroları bu kanuna bağlı (1) sayılı cetveldegösterilmiştir.
3656 sayılı Kanun'dan sonra yürürlüğe konulan 657 sayılı DevletMemurları Kanunu'nun 1897 sayılı Kanun'la değişik 33. maddesinin ikincifıkrasında "Genel ve Katma Bütçeli kuruluşlarla bunlara bağlı dönersermayeli kuruluşlar; kanunlarla kurulan fonlar, kefalet sandıkları ve BedenTerbiyesi Bölge Müdürlüklerinde memur deyimine giren kişilere gördürülenhizmetlerin gerektirdiği görevler için tespit olunan kadrolar Genel KadroKanununda gösterilir..." denilerek kanunî kadro usulüne bağlı kalınmıştır.
13.12.1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinde; "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin2 nci maddesinin (a) ve (c) bendlerinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarınınkadroları kanunla ihdas edilir" denilmekte; sözü geçen 2. maddenin fa)bendinde, genel ve katma bütçelikuruluşlarla bunlara bağlı döner sermayelikuruluşlar, kanunlarla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları; (c) bendinde ise,özel kanunla kurulan kuruluş ve teşekküller ve hizmetlerini genel veya katmabütçelerin transfer tertiplerinden aldıkları ödeneklerleyürüten kamu kurum vekuruluşları yer almaktadır.
190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kadro cetvelleri"başlıklı 4. maddesinde de, bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kurum vekuruluşlara ait kadroların ekli ! II ve III sayılı cetvellerde gösterileceğibelirtilmiştir.
Bu hükümlere göre; adı geçen kurum ve kuruluşlara ait kadrolarınkanunla ihdas edilmesi ve kanuna ekli cetvellerde gösterilmesi gerekmekte isede; aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 2. maddesinde : "Bu KanunHükmünde Kararnameye eklenmesi öngörülen cetveller ve cetvellerde yer alacakkadrolar, ... engeç sekiz ay içerisinde hazırlanır ve Bakanlar Kurulu kararıile Resmî Gazete'de yayımlanır. Yayımlanan bu cetveller yürürlüğe girdiğitarihte bu Kanun Hükmünde Kararnamenin eki sayılır" denilmek suretiyle,belirtilen kurum ve kuruluşlara ait kadroların cetveller halinde düzenlenipKanun Hükmünde Kararname'ye eklenmesi hususunda Bakanlar Kurulu'na yetkiverilmiştir.
3386 sayılı Kanun'un dava konusu Geçici Maddesinde de, KorumaYüksek Kurulu ve koruma kurullarının teşkilatlanması maksadıyla, 190 sayılıKanun Hükmünde Kararname'nin eki sayılan cetvellerin ilgili bölümlerineeklenmek üzere, Bakanlar Kurulunca kadro iptal ve ihdası öngörülmüştür.
Kadro ihdas ve iptali bir yandan personelhukuku, öte yandan bütçerejimi ile ilgili bulunduğundan, dava konusu Geçici Madde ile Bakanlar Kurulu'naverilen yetkinin Anayasa'ya uygun olup olmadığının bu iki açıdan incelenmesigerekir.
1- Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında :"Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev veyetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerikanunla düzenlenir" denilmektedir.
Yurdumuzda uygulanmakta olan personel rejiminde memurların"görev ve yetkileri" ile "aylık ve ödenekleri" doğrudandoğruya işgal ettikleri kadrolarla ilgilidir. 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun değişik 33. maddesinde "Kadrosuz memur çalıştırılamaz"denilmiş; 68. maddesinde de memurun derece yükselmesi yapabilmesi için"Üst dereceden boş bir kadronun bulunması" şart koşulmuştur.
Memurun çalışması ve yükselmesi kadroya bağlı olduğuna göre,Anayasa'nın kanunla düzenlenmesini emrettiği hususlar arasında, ilke olarakkadronun da bulunduğunu kabul etmek gerekir.
Ancak, kadro konusu bütçe ile de sıkı sıkıya bağlı bulunduğundan,bütçeleri kanun konusu olmayan mahallî idareler ile kamu iktisadî teşebbüslerigibi kurum ve kuruluşlar personeline ait kadroların, bu ilkenin dışındatutulması mümkündür.
2- Kamu kurum ve kuruluşlarında personele yapılan ödemeler, bukurum ve kuruluşlar bütçeleri içindeki harcama kalemlerinin önemli ve vazgeçilmesimümkün olmayan bölümlerini oluşturur. Bir idarenin yıllık ödenek ihtiyacıtespit edilirken, herşeyden önce, o idarede çalışan personelin kadroları vebukadroların gerektireceği harcamalar gözönünde tutulur. Personelle ilgiliödeneklerin bir oldu-bitti haline gelmemesi için, bütçeyi kabul ve tasdikedecek olan organın, kadroları da inceleyip onaylaması gerekir.
Anayasa'nın 162. maddesine göre, genel ve katma bütçeler TürkiyeBüyük Millet Meclisi tarafından incelenip karara bağlandığından, aylık ve ödeneklerinibu bütçelerden alacak olan memurların kadrolarının da Türkiye Büyük MilletMeclisinin onayına sunulması, kanunla düzenlenmesi gerekir.
Öte yandan, Anayasa'nın 7. maddesinde "Yasama yetkisi TürkMilleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez"denildiğinden, kanun konusu olan bir işlemin Bakanlar Kurulu'nca yapılması daolanaksızdır.
Bu itibarla, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurullarınınteşkilatlanması maksadıyla, Bakanlar Kurulu'na kadro iptal ve ihdası yetkisiveren, dava konusu Geçici Madde, Anayasa'nın 129., 162. ve 7. maddelerineaykırı görülmüştür.
Necdet DARICIOĞLU, Servet TÜZÜN ve İhsan PEKEL bu görüşekatılmamışlardır.
G- Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında "... Gerekenhallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı gündenbaşlayarak bir yılı geçemez" denilmiş; 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesinde de, AnayasaMahkemesi'nin bir kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüğü'nün veya bunların belirli hükümlerinin iptali halinde meydanagelecek olan hukukî boşluğu kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlâl edicimahiyette görürse, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırması ve boşluğun doldurulması için Türkiye Büyük Millet MeclisiBaşkanlığı ile Başbakanlığabilgi vermesi kurala bağlanmıştır.
3386 sayılı Kanun'un Geçici Maddesinin iptali, Koruma Yüksek Kuruluve koruma kurullarının teşkilatlanması maksadıyla, bu madde gereğince BakanlarKurulu'nca ihdas edilen kadroların kanunî dayanağını ortadan kaldıracağından,bu iptal hükmüyle kamu yararını ihlâl edici bir hukukî boşluk doğacaktır.
Oluşacak boşluğun Yasama Meclisince doldurulabilmesi için, iptalhükmünün Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak altı ay sonra yürürlüğegirmesi uygun görülmüştür.
V - SONUÇ :
17.6.1987 günlü, 3386 sayılı "2863 Sayılı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu KanunaBazı Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun"un :
A- 2. maddesiyle değiştirilen 2863 sayılı Yasa'nın 7. maddesinin;
1- Birinci ve ikinci fıkralarındaki dava konusu ibarelerinAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE oybirliğiyle,
2- Dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN ve Mustafa GÖNÜL'ün fıkradaki"...esaslar..." sözcüğünün iptali gerektiği yolundaki karşıoyları veoyçokluğuyla,
B- 6. maddesiyle değiştirilen 2863 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin;
1- Birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE oybirliğiyle,
2- Birinci fıkrasının "Yapılanma hakları ile ilgili müktesephaklar yönetmelikle belirlenir" hükmünden oluşan ikinci cümlesininİPTALİNE, Necdet DARICIOĞLU ile Selçuk TÜZÜN'ün karşıoyları ve oyçokluğuyla,
3- Dördüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE oybirliğiyle,
C- 12. maddesiyle değiştirilen 2863 sayılı Yasa'nın 53. maddesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE oybirliğiyle,
D- 13. maddesiyle değiştirilen 2863 sayılı Yasa'nın 55. maddesininikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,Yekta Güngör ÖZDEN'in karşıoyu ve oyçokluğuyla,
E- 15. maddesiyle değiştirilen 2863 sayılı Yasa'nın 58. maddesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE oybirliğiyle,
F-Geçici maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NecdetDARICIOĞLU, Servet TÜZÜN ve İhsan PEKEL'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,
G- Geçici maddenin iptalinin doğurduğu hukukî boşluk kamu yararınıihlâl edici nitelikte görüldüğünden Anayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Yasa'nın53. maddeleri uyarınca, iptal hükmünün, Resmî Gazete'de yayımlandığı gündenbaşlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle,
28.6.1988 gününde karar verildi.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Mehmet Şerif ATALAY
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
KARŞIOYGEREKÇESİ
3386 nolu Yasanın 2863 nolu Yasada yaptığı değişikliklerden iptaliistenilen kimi kurallara ilişkin çoğunluk kararının katılmadığım bölümlerindekikarşıoylarımın gerekçelerini sırasıyla açıklıyorum:
1. Değişik 7. maddenin dördüncü fıkrası, korunması gereklitaşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespit ve tescili ile ilgili usuller,esaslar ve kıstasların yönetmelikle belirtileceğini öngörmektedir. Tespit,taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının kimliğinin saptanmasıdır. Daha açık biranlatımla, hangi taşınmazın kültür ve tabiat varlığı olduğununbelirlenmesidir.Bu işlem, kanunun temelini, özünü oluşturmaktadır. Olmayan şeyin korunması sözkonusu değildir. Korunacak şeyi nesneyi-varlığı tespit düzenlemenin asıl amacı,işlevin en önemli konusudur. Böyle bir konuyu yasa yerine, yönetmeliğe, birBakanlığın ya da Bakanlar Kurulu'nun yetkisine bırakmak, yasama yetkisinindevri niteliğindedir. Tespit ve tescilin koşulları, bu konudaki ilkeler yasayladüzenlenmeli, yöntem ve ayrıntı yönetmeliğe bırakılmalı idi. Yönetmeliğin bugünuygun düzenlenmiş olması, yarın aykırı düzenlenmeyeceğini göstermez.Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesi "...kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ... yönetmeliklerçıkarabilirler" hükmüyle, esasın, yasa konusu olacağını gösterdiği gibi63. maddeside özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamaların yasayladüzenleneceğini ikinci fıkrasında açıklamaktadır. Tespit ve tescil, özelmülkiyetten çıkarma zorunluluğudur, özel mülkiyete getirilen sınırlamadır.Bunun ilkesi (esasları) yasayla düzenlenir, yönetmeliğe bırakılamaz. Denetlenenyasa maddesinin ikinci fıkrasını da "esaslar" sözcüğünün bulunmasıAna-yasa'nın 7, ve 63. maddelerine aykırıdır.
2. İptal istemi kapsamındaki 2863 nolu Yasanın değişik 55.maddesinin ikinci fıkrası, Koruma Yüksek Kurulu ile koruma kurulları üyelerininKültür ve Turizm Bakanı'nın gerek görmesi durumunda kurumlarıncadeğiştirilebileceklerini öngörmektedir. Sözü edilen 55. maddenin birincifıkrasının ilk tümcesi (cümlesi), kurulların doğal (tabiî) üyelerininüyeliklerinin kurumlarındaki görevleri süresince süreceğini bildirmekle,istenmeyen üyelerden asıl görevlerinin değiştirilmesi yoluyla kurtulmaolanağını getirmişken, ikinci fıkra uyarınca, Kültür ve Turizm Bakanı'nınistemi üzerine bunların kurumlarınca geri çekilipyerlerine yardımcılarınıngönderilmesi yolunu açmıştır. Siyasal iktidar ağırlıklı kurul oluşunu yetersizgörülüp, oluşturulan kurullardaki görevlileri yetkili-sorumlu bakanın isteğiyledeğiştirme kolaylığı getirmek, kişisel, siyasal ve giderek gelişigüzeluygulamalaraaçık tutmaktır. Yönetimin sürekliliği, yansızlığı ve konunun Anayasa düzeyindekideğeriyle önemi çalışma güvencesini zorunlu kılmaktadır. Bakana hiçbir nedenebağlı olmadan ve Anayasa'nın 128. ve 129. maddeleri ile 657 nolu Yasayı hiçesayarcasına görevden alma, göreve son verme (azil) olanağını tanıyan hüküm,Anayasa'nın 63. maddesindeki "... kültür ve tabiat varlıklarının vedeğerlerinin korunması ..." için alınması gereken önlemlebağdaşmamaktadır. Haksızlığı giderme yolunun açık olması haksızlığı geçerlikılmayı, hoşgörüyle karşılamayı gerektirmez. Ayrıca, hukuk devletinde bir görevliböyle sınırsız biçimde bakanın istemine bırakılamaz. Yasa, değiştirmenedenlerini saymalı idi. Bu yüzden çoğunluk görüşüne karşıyım.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
1- 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun, 17.6.1987günlü, 3386 sayılı Yasanın 6. Maddesiyle değiştirilen 17. Maddesinin birincifıkrasının ilk cümlesinde, "Bir alanın Koruma Kurulunca sit olarak ilânı,bu alandaki imar plânı uygulamasını durdurur." denildikten sonra ikincicümlesinde, "Yapılanma hakları ile ilgili müktesep haklar yönetmeliklebelirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 17. madde içindeki yeri itibariyleikinci cümle, daha çok, koruma amaçlı imarplânının yürürlüğe gireceği günekadar devam edecek olan süreyi kapsayan "geçiş dönemi" için geçerlibir içerik taşımaktadır.
Yapılanma hakları ile ilgili müktesep hakların yönetmeliklebelirleneceğini öngören dava konusu ikinci cümle, kanımızca, yeni haklar ihdasetmemekte ve idarece yeni haklar ihdas edilmesine olanak tanımamakta, sadece,"yapılanma hakları" kapsamı içinde ve bu sınır aşılmamak kaydıyla,kazanılmış hakların yönetmelikle belirlenmesini hükme bağlamaktadır. Söz konusudüzenleme, ifade ve içeriği bakımından, Koruma Kurulunca sit olarak ilân edilenalanlarda, bu kararın ilânından önce, imar mevzuatına uygun olarak alınmış olanyapı ruhsatiyeleri ile eklerinden kaynaklanan hakların belirlenmesi dışında biranlam taşımamaktadır. Nitekim, 10.12.1987 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan"Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tespit-Tescilive Sit Alanı İlânı Sırasındaki Müktesep Hakların Korunması İle İlgiliYönetmelik"in adı ve "Müktesep Kaklar" başlığını taşıyan 9.maddeside, açıkça, aynı doğrultudaki değerlendirmelerin oluşturduğu bir düzenlemedir.
Bu bakımdan, 2863 sayılı Yasanın, özellikle 3386 sayılı Yasayladeğişik 17. maddesinin uygulanmasını sağlamak üzere yürürlüğe konulduğundakuşku bulunmayan "Yapılanma hakları ile ilgili müktesep haklaryönetmelikle belirlenir." biçimindeki hükmün Anayasa'nın 7. ve 63.maddeleriyle uyum içinde bulunmadığı söylenemez.
2- Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurullarının teşkilâtlanmasımaksadıyla iki ay içinde 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerinilgili bölümlerine ilâve edilmek kaydıyla Bakanlar Kurulunca kadro iptal veihdas edileceğini hükme bağlayan 3386 sayılı Yasanın inceleme konusu GeçiciMaddesinin dayanağını, 13.12.1983 günlü, 1.87 sayılı Kültür ve TurizmBakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 1., 2.,3., 4., 8., 10. ve 46. maddeleri ile 13.12.1983 günlü, 190 sayılı Genel Kadrove Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4., Geçici 2. ve Geçici 3.maddeleri oluşturmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Plân ve Bütçe Komisyonundakigörüşmeler sırasında tasarıya eklenen ve TBMM. Genel Kurulunca da benimsenerekaynen kabul edilen söz konusu Geçici Madde ile Bakanlar Kuruluna verilen yetki,Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Kurullarının teşkilatlanmasını sağlamaya yöneliksınırlı ve işin mahiyet ve özelliği gereği tamamen teknik bir yetkiniteliğindedir. "190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerinilgili bölümlerine ilâve edilmek kaydıyla" kadro iptal ve ihdas edilmesineolanak tanıyan bu yetki, hizmetin düzenli biçimde ve kesintisiz yürütülebilmesiiçin zorunlu olan sürekli ve sabit kadroların, kamu hizmetinin gereklerineuygun olarak genişletilip daraltılabilmesini; zaman içinde ortaya çıkan yenidurum ve gereksinmeler karşısında, kuruluş yasaları ya da hizmeti ihdas edenyasalar uyarınca düzenleyici tasarruflarla değiştirilmesini mümkün kılan ilkeve kurallara da uygun bulunmaktadır.
Sübjektif hak doğurmayan, yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygunolarak elde edilmiş hakları ortadan kaldırmayan dava konusu düzenlemenin,Anayasal ilke ve kurallarla bağdaşmayan, bunlarla çelişen ve çatışan, özellikleAnayasa'nın 7., 128. ve 162. maddelerine ters düşen bir yanı ve yönü yoktur.
2863 sayılı Yasanın 3386 sayılı Yasayla değiştirilen 17.maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yapılanma hakları ile ilgilimüktesep haklar yönetmelikle belirlenir." biçimindeki ikinci cümle hükmüile 3386 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin "Anayasa ya aykırı olduğuna veiptaline" ilişkin olarak oyçokluğuyla oluşturulan karara yukarıdaaçıklanan nedenlerle katılmamaktayım.
Üye
Necdet DARICIOĞLU
KARŞIOYYAZISI
3386 Sayılı Kanun'un Geçici Maddesiyle Bakanlar Kurulu'na verilenyetki sınırlı olup, teknik mahiyetteki bir konuyla ilgili bulunmaktadır.
Yasa Koyucu'nun ihtisas ve idare tekniğini gerektiren bir konudaBakanlar Kurulu'na işin mahiyetine uygun ve sınırlı bir biçimde yetki vermesiyasama yetkisini kullanmaktan başka bir şey değildir.
Bunu yasama yetkisinin devredildiği ve konunun bütçe yönü üzerindedurulmadığı anlamına almak doğru olmadığından Anayasa'nın 128., 162. ve 7.maddelerine aykırılıktan söz edilemez.
Bu nedenlerle Anayasa'ya aykırı bularak iptalini kararlaştırançoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
İhsan PEKEL
KARŞIOYYAZISI
Başkanvekili Sayın Yekta Güngör ÖZDEN'in karşıoy gerekçesininbirinci bölümüne katılmaktayım.
Üye
Mustafa GÖNÜL
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nın124. maddesi Bakanlıklara Yasaların ve Tüzüklerinuygulanmalarını sağlamak üzere yönetmelik çıkarmak yetkisi tanımaktadır.
Yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasındabulunulamaz.
Kazanılmış hakların tanınması ve korunması hukukun temelilkesidir.
Sadece uygulamayı kapsayan dava konusu bu ibare ile yeni birmüktesep hak yaratılmamakta, gerek olmadığı halde, önce doğmuş bir hakkınvarlığı vurgulanmaktadır.
3386 Sayılı Yasa'nın 6. maddesiyle değiştirilen 2863 SayılıYasa'nın, 17. maddesinin birinci fıkrasının "yapılanma hakları ile ilgilimüktesep haklar yönetmelikle belirlenir" hükmünden oluşan ikincicümlesinin belirttiğim nedenlerle Anayasa'ya aykırı olmadığı ve bu konudakiiptal isteminin reddine karar verilmesi kanısında olduğumdan sayın çoğunluğunbu konuya ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Üye
Selçuk TÜZÜN