ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1987/30
Karar Sayısı : 1988/5
Karar Günü : 15.3.1988
R.G. Tarih-Sayı :28.07.1988-19882
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Tokat Kadastro Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKa-nunu'nun 29. maddesinin ikinci fıkrasının son tümcesindeki "Davasırasında, davalının davadan önce öldüğünün anlaşılması halinde davayamirasçıları aleyhine devam edilir" kuralının Anayasa'nın Başlangıç kısmıile 2., 10., 11., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaliişlemidir.
I- OLAY :
Davalı adına tesbitini iptaliyle taşınmazın Hazine adına tesciliistemiyle Tapulama Mahkemesinde açılan davada, davalıya çıkarılan çağrı kâğıdıölümü nedeniyle tebliğ edilememiş, nüfus kaydının incelenmesinde davalınındavadan önce öldüğü saptanmış, böylece ölü kişiye karşı dava açıldığıanlaşılmıştır. 3402 sayılı Yasanın 29. maddesiyle tapulama davalarındamirasçılara tebligat yapılarak davanın sürdürülmesi olanağı getirildiğinden,766 sayılı Tapulama Yasası döneminde süresi içinde açılan dava, 3402 sayılıYasanın yürürlüğe girmesiyle Kadastro Mahkemesi'ne devredilmiş ve Geçici 1.madde uyarınca yeni kurallar uygulandığından mirasçılara karşı davayı yürütmekgerekmiştir.Mahkeme, bu aşamada Anayasa'ya aykırılık kanısına vararakbelirtilen kuralın iptali istemiyle başvurmuştur.
III- METİNLER :
A) İptali istenen 3402 sayılı Yasanın 29. maddesinin ikincifıkrasının son tümcesi, kararın "itiraz konusu" ve "itiraz edenmahkemenin gerekçesi" bölümlerinde gösterilmiştir.
B) İlgili olarak Medeni Yasa'nın 27. maddesi HUMK'nun"ıslah" kurumuna ilişkin 83.-90. ve dava dilekçelerinin düzeninibelirleyen 179. maddelerine, ayrıca 7201 sayılı Tebligat Yasası'nadeğinilmiştir.
C) Dayanılan Anayasa kuralları, Anayasa'nın Başlangıç kısmı ile,"Cumhuriyetin nitelikleri" başlıklı 2., "Kanun önündeeşitlik" başlıklı 10., "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü"başlıklı 11., "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. ve "Hak aramahürriyeti" başlıklı 36. maddeleridir.
IV- İLK İNCELEME :
Onanlı örneklerin gönderilmesi için dosyanın itiraz eden mahkemeyegeri çevrilmesinden sonra eksikliğin giderilmesi üzerine Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Orhan ONAR, Mahmut C. CUHRUK, NecdetDARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, MehmetÇINARLI, Selâhattin METİN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN ve Adnan KÜKNER'inkatılmalarıyla 24.11.1987 de yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, itirazcı mahkemenin başvuru kararıylaekleri, iptali istenen yasanın, ilgili yasanın kurallarıyla dayanılan Anayasakuralları ve bunlara ilişkin gerekçeler, öbür yasama belgeleri okunduktan sonragereği görüşülüp düşünüldü :
İtiraz eden mahkemenin iptalini istediği kural, KadastroMahkemelerinde yapılan yargılamalar sırasında, davalının davadan önce öldüğününanlaşılması durumunda, davanın, ölenin (murisin) mirasçılarına karşıyürütülmesi olanağını vermektedir. Yargılama usulüne yenilik getiren budüzenleme, dava koşullarından "taraf ehliyeti"ne ilişkin olup bir tür"ıslah" işlemine geçerlik tanımaktadır. Tapulama (kadastro)davalarında mirasçıların "davalı" sıfatıyla davaya katılmaları,davanın bu yeni davalılara karşı yürütülüp sonuçlandırılması sağlanmışolmaktadır. Daha önce, 28.6.1966 günlü, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 58.maddesi, yasada açıklık bulunmayan konularda HUMK'-nun sözlü yargılama usulüneilişkin kurallarına yollama yaptığından, ölüm davadan önce olmuşsa öleninmirasçılarına karşı davanın yürütülmesine olanak vermiyordu. Bu hususa ilişkinHUMK'nun tarafların ehliyetini düzenleyen 38. maddesi"Davaya ehliyetinMedeni Kanun hükümlerine göre tayin olunacak esası benimsenmiştir."açıklığıyla "Taraf ehliyeti" ve "Dava ehliyeti" kurumlarınıkapsayan "Ehliyet" kavramına yer vermektedir. Öğretide ve uygulamadabirleşildiği üzere dava ehliyeti, gerçekve tüzel kişilerin medeni haklarıkullanma yeterliğinin usul hukukunda somutlaşması, biçime dönüşmesidir. Tarafehliyeti, davada bir yan olmak yeterliğini anlatır ve medeni haklardanyararlanma yeterliğinin usul hukukunda biçimlenişidir. İtiraz konusu kural,"Taraf ehliyeti"ne ilişkin bulunmaktadır. Temel ilkeleri içerenMedeni Yasa, medeni haklardan yararlanma yeterliği bulunan her gerçek ve tüzelkişinin davada taraf olabileceğini öngörmektedir. Salt doğumla başlayıp ölümlesona eren ehliyet olgusu (MedeniYasa Mad. 27), gözetildiğinde ölmüş bir kişinintaraf olma ehliyetinden ve ölene karşı dava açılması olanağından söz edilemez.HUMK.'nda, dava sırasında, davalının, davadan önce öldüğünün anlaşılmasıdurumunda ne gibi işlem yapılacağını gösteren bir açıklık yoksa da 41.maddesinde, dava sırasında yanlardan birinin ölmesi durumunda yapılacak işlemlerinneler olduğu belirtilmiştir. Yalnızca ortaklığın giderilmesi davalarında,yaşayan davalılar arasında önceden ölen bir davalı gösterilmişse onunmirasçılarının saptanarak davanın onlara karşı yürütülmesi biçimindekiuygulama, şimdi itiraz konusu yapılan kuralla tapulama davaları için de geçerliolmuştur. Tapulama davaları, tapulama İşlemlerinden doğan, kadastromahkemelerinde görülen, kendine özgü dava türlerinden olduğundan genel davalarailişkin yargılama usulü dışında tutulmuşlardır. Devletçe yürütülen, ülkedekitüm taşınmaz malları, kadastral ve topografik haritalara dayalı olarak hukuksaldurumların; da ortaya koymak yoluyla, arazi üzerinde belirleyerek MedeniYasa'nın öngördüğü tapu sicilini gerçekleştirmeyi amaçlayan tapulama işlemleri,devletçe yürütülmesi zorunlu bir kamu hizmetidir. Kamu yararının ağırlıktaşıdığı bu işlemler, kadastronun öncelikle bitirilmesine yöneliktir. Bukonudaki çalışmalarda ortaya çıkan sorunların, uyuşmazlıkların çözümü için özelyargı yerleri kurulması, özel yargılama usulünü de gerektirmektedir. Bir tür"tasfiye" niteliğinde olan tapulama çalışmaları, genel hükümlerdenayrık olarak taşınmazların mülkiyetinin saptanmasından sicilin kurulmasınakadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Taşınmazın bulunduğu yerde çalışan tapulamaekiplerince yürütülen tapulama işlemleri, yasada belirtilen biçimde tapu, vergive öbür kayıtlarla belgelerin teknisyenler eliyle uygulanıp yerelbilirkişilerden, muhtarın bilgilerinden, bilgisi olanlardan yararlanarakvarılan sonucun, taşınmazın sınırlandırıldığı, hak sahiplerinin gösterildiğitutanağa geçirilmesidir. Bu tutanağın düzenlenerek askı (ilân) işlemlerininyerine getirilmesinden sonraki 30 günlüksüre içinde Kadastro Mahkemeleriningörevi başlar. Gıyap kurallarının uygulanmadığı, yanlardan hiçbirinin gelmemesidurumunda bile dava dosyasının işlemden kaldırılmadığı, belli miktarı aşantaşınmazların saptanması dışında her tür kanıtla hüküm verilen bumahkemeleringörev alanlarının belli zamanla sınırlı olduğu, davada yan olmayan kişi lehinede karar verildiği, vekâlet konusunda da genel mahkemelerden ayrık uygulamayapıldığı, mirasçıları belli olmayan taşınmazın ölü olduğu belirtilmeksuretiyle kayıtsahibi adına tescil yöntemini ve bu tür saptamalara karşı ölününadı açıklanarak "...mirasçıları" demek suretiyle ad ve adresleribilinmeyen mirasçılara karşı dava açılmasının kabul edildiği gözetilirse, özgünusul kurallarının uygulandığı daha açık biçimdebelirir. Genel uygulamakarşısında özellik gösteren bu ayrık kuralların Ana yasa'ya aykırı olupolmadığı savına gelince :
1 - Anayasa'nın Başlangıç Kısmındaki İlkeler Yönünden İnceleme :
İtiraz eden mahkeme, itiraz konusu kuralın Başlangıçtaki ilkelereaykırı olduğunu ileri sürerken hangi ilkeye, hangi nedenle aykırı olduğunubelirtmemiştir. İtiraz konusu kural, bağsız-koşulsuz, her durumda ölülere karşıdava açılması olanağını getirmemiş, taraf ehliyeti kalmayanlara karşı açılmışdavaların geçerli sayılarak yürütülüp sonuçlandırılacağı yolunda bir sistemkabul etmemiştir. Belli koşullarda ve maddî hatâ sonucu yapılan yanlışlığındüzeltilmesi yoluyla davayı sürdürme usulünü benimsemiş, bu düzeltme iledavadan önce ölen davalının mirasçılarına karşı, davanınyürütülüpsonuçlandırılmasını öngörmüştür. Böylece, davacının bilmeden yaptığı biryanlışlık giderilmiş olmaktadır. Kadastro tutanaklarıyla komisyonkararlarındaki bilgilere dayanarak, bu belgelerdeki "sağ" kaydınabağlı olarak davasını açan davacının elinde olmayan yanlışlıktan sorumlututulması ve zarar görmesi önlenmiştir. Ölüm durumunun saptanmasıyla davanındurdurularak yeni davalılara karşı yürütülme olanağının yaratılmasının, davaekonomisi yönünden yararlı olduğu da kuşkusuzdur. Böyle bir uygulamanınBaşlangıç'taki ilkelere aykırı olması söz konusu olamaz.
2- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme :
İtiraz eden mahkeme, bu maddeye ilişkin olarak yine açık bir görüşbildirmemiş, Medeni Yasa ve HUMK'ndaki ilgili kurallarla çatıştığındanAnayasa'daki hukuk devleti niteliğine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. AnayasaMahkemesi'nin birçok kararında tanımlanan hukuk devleti niteliğiyle,yargılamaya hız kazandırmaya yönelik itiraz konusu kuralın çatıştığı savıyerinde görülmemiştir. Yasakoyucu, Anayasa'nın142. maddesinin kendisinetanıdığı yetki sınırları içinde düzenleme yaparak yararlı bir usulü seçmiştir.Bir kimsenin ölü olduğunu bildiği kişiye karşı dava açması düşünülemeyeceğigibi kaybedileceği önceden belli bir davayı da mahkemeye getiremez. Resmibelgeleredayanılarak yanlışlıkla açılmış bir davanın düzeltilmesi yolu, hukuk içindeadalet duygusunu güçlendiren usul yeniliğidir. Başka yasalara uymadığı için biryasanın Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülemez. Yasa, yasa ile değil Anayasaile karşılaştırılır. İtirazın, aykırılık nedeni ve gerekçesi bu madde içinyeterli bulunmadığı gibi Anayasa'nın 2. maddesindeki nitelik ve ilkelerleçatışan, bunlara karşı, bunlara aykırı bir yön, anlam ve içerik desaptanamamıştır. Yasalara ve Yargıtay kararlarınaters düşme durumu, Anayasa'yaaykırılık nedeni de sayılamaz. İtiraz konusu kuralın Anayasa ilkelerine ve builkelerin dayandığı, üstün, genel hukuk kurallarına uygun olup olmadığıaraştırılarak aykırılık savı değerlendirilir. İlgili Yargıtay İçtihadıBirleştirme Kararı da, çelişmeye değil yasalarda böyle bir yönteme yerverilmemeye dayalıdır. Yasa, Anayasa'ya aykırı düşmeyen bir yönteme yer verirsebunun aykırılık oluşturduğu düşünülemez. Kaldıki yeni düzenleme, Anayasa'nın141. maddesinin son fıkrasında yeralan "Davanın en az giderle ve mümkünolan süratle sonuçlandırılması" görevine etkili bir katkıdır. Bunedenlerle aykırılık savı yerinde bulunmamıştır.
3- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme :
İtiraz eden mahkeme bu konuda da nedenini açıklamadan, KadastroMahkemelerinde kabul edilen usulün öbür mahkemelerde kabul edilmemesinineşitlik ilkesine aykırı bulunduğunu ileri sürmüştür. Eşitlik, her yönüyle aynıhukuksal durumda olanlar arasında söz konusu olan bir ilkedir. Ayrı durumdaolanlara ayrı uygulama, eşitlik ilkesine aykırı değildir. Bir yasa, içerdiğikonunun niteliği bakımından kimi özel koşullar koyup ayırımlar, haklınedenlerle ayrı kurallara bağlı düzenlemeler yapabilir. Konunun önemi veözelliği gereği, özel mahkemeler kurup özel usul uygulanmasını yasa koyucuyukabul edebilir. Kadastro Mahkemelerindeki yargılama usulünün hukuk mahkemelerindekinintıpkısı olması gerekmez ve istenemez. İtiraz konusu kuralın öbür yasalarda yeralmaması ve her mahkemede uygulanmaması eşitlik ilkesine ters düşmemekte ve bunedenle Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık oluşturmamaktadır.
4- Anayasa'nın 11. Maddesi Yönünden İnceleme :
İtiraz konusu kuralın, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğüneaykırı bir yönü bulunmamaktadır. Sözü edilen kuralın herhangi bir Anayasamaddesine aykırı olduğu saptanmadıkça, onu yürürlükte tutmanın 11. maddeyeaykırılık oluşturduğu ileri sürülemez. Hukuk devleti niteliğiyle uyum içindebulunan, öbür Anayasa maddelerine ters düşmeyen bir yasa kuralının Anayasa'yaaykırı olduğu ileri sürülemez.
5- Anayasa'nın 35. Maddesi Yönünden İnceleme :
İtiraz konusu kuralın, mülkiyet hakkını güvenceye bağlayanAnayasa'nın 35. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
6- Anayasa'nın 36. Maddesi Yönünden İnceleme :
İtiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önündedavacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" hükmüneaykırı olduğunu doğrulayacak herhangi bir yönü yoktur. Düzenlemenin,tapulamadavalarında, bir kimsenin davacı ya da davalı olmasını, bu sıfatlarla savlarileri sürüp savunmalarda bulunmasını önlemesi düşünülemez. Konunun geçerli araçve yollarla, mahkemelerin görev ve yetkileri içindeki davalara bakmamasıyla dabir ilgisigörülmemiştir.
Bu nedenlerle itiraz reddedilmelidir.
VI- SONUÇ :
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 29. maddesininikinci fıkrasının son cümlesinde yer alan itiraz konusu "Dava sırasında,davalının davadan önce öldüğünün anlaşılması halinde davaya mirasçılarıaleyhine devam edilir" kuralının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE,
15.3.1988 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Selahattin METİN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Adnan KÜKNER
Üye
Vural Fuat SAVAŞ