ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1987/31
Karar Sayısı:1988/13
Karar Günü:1.6.1988
R.G. Tarih-Sayı:20.08.1988-19905
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Çatalca 1. Kadastro Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı KadastroKanunu'nun 14., 17., 45. ve 46. maddelerinin kimi hükümlerinin, Anayasa'nın10., 35., 44., 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu nedeniyle iptalleriistemidir.
I- OLAY :
Özel orman iken 4785 sayılı Yasa uyarınca devletleştirilerektapulu devlet ormanı olan yer içinde 4300 m2 yüzölçümündeki 1091nolu taşınmaz, 1979 yılında tamamlanan tapulama çalışmaları sırasında ormanolduğu için tesbit dışı bırakılmış, Orman Kadastro Komisyonu'-nun, 6831 sayılıOrman Yasası'nın 1744 sayılı Yasayla değişik 2. maddesi gereğince aldığı ve 22.12.1982de kesinleşen kararıyla, Hazine adına orman dışına çıkarılması ve kültürarazisi niteliğinde bulunması nedeniyle 21.11.1985 günlü tapulama tutanağıylaHazine adına tesbit edilmiştir. Bu tesbite itirazları Tapulama Komisyonu'ncareddedilen, tutanağın "beyanlar" bölümünde zilyed olduğuna ilişkinşerh bulunan davacının, tapu kaydına ve zilyedliğe dayanarak 24.3.1986 daTapulama Mahkemesi'nde açtığı tesbitin kaldırılarak kendi adına tescil isteyendavasına "tapu kayıtlarının bulunduğu" ileri sürülerek müdahaleedilmiş, deliller toplanıp keşif yapıldıktan sonra, 14.10.1987 günlü duruşmada,davalı Hazine vekilinin 10.10.1987 de yürürlüğe giren ve davada uygulanacakkuralları içeren 3402 sayılı Yasanın 14., 17., 45. ve 46. maddelerininAnayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmesi üzerine, yerel mahkeme, bu savı ciddibularak Anayasa'nın 152. maddesi gereğince itiraz yoluna başvurmuştur.
SONUÇ VE İSTEM :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10-35-44 -169 -170. maddelerineaykırı olması sebebi ile,
1- 9.7.1987 tarih ve 19512 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren Kadastro Yasasının 14. maddesindeki budavada uygulanması gereken (Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içindebulunan toplam yüzölçümü 100 dönüme kadar) hükmünün,
2- Aynı yasanın 17. maddesinin 1. fıkrasının,
3- Aynı yasanın 45. maddesinin 1-2-3-4. fıkralarının iptaline,
4- Aynı yasanın 46.. maddesinin ve 45. maddesinin iptali halindebu maddenin de uygulanma olanağı kalamayacağından bu maddenin dahi iptaledilmesi için Anayasanın 152. maddesi uyarınca ANAYASA MAHKEMESİNEBAŞVURULMASINA, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar bu davanınaynı madde uyarınca geri bırakılmasına karar verildi."
III- YASA METİNLERİ :
A- İPTALİ İSTENEN YASA KURALLARI :
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun iptali istenenfıkra ve ibareleri de içeren maddeleri şunlardır:
1. "MADDE 14. - Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışmaalanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümekadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal,çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğinibelgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adınatespit edilir.
Sulu veya kuru toprak ayırımı, 3083 sayılı Kanun hükümlerinegöre yapılır.
Taşınmaz malın, yukarıdaki fıkranın kapsamı dışında kalankısmının zilyedi adına tespit edilebilmesi için, birinci fıkra gereğincedelillendirilen zilyetliğin ayrıca aşağıdaki belgelerden birine dayandırılmasılazımdır.
A) 31.12.1981 tarihine veya daha önceki tarihlere ait vergikayıtları,
B) Tasdikli irade suretleri ile fermanlar,
C) Muteber mütevelli, sipali, mültezim, temessük veya senetleri,
D) Kayıtları bulunmayan tapu veya mülga hazinei hassa senetleriveya muvakkat tasarruf ilmuhaberesi,
E) Tasdiksiz tapu yoklama kayıtları,
F) Mülkname, muhasebatı atika kalemi kayıtları,
G) Mubayaa, istihkâm ve ihbar hüccetleri,
H) Evkaf idarelerinden tapuya devredilmemiş tasarrufkayıtları."
2. "MADDE 17.- Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufualtında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emeksarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına,aksi takdirde hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalantaşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz."
3. "MADDE 45. - Orman dışına çıkarılmış ve çıkarılacakyerlerde; değişik 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesinin (B) bendindebelirtilen şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşimsahaları ile tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık(Antep fıstığı) gibi tarım arazileri, 31.12.1981 tarihinden önceki vergi kaydıveya geçerli bir belgeye dayanmak şartıyla 14 üncü maddeye göre zilyetleriadına tespit edilir. Zilyetlik müddeti 31.12.1981 tarihinden geriye doğruhesaplanır.
6831 sayılı Orman Kanunu veya ek ve değişikliklerine göre, ormankadastrosu yapılarak evvelce Hazine adına tespit veya tescil edilmiş yerlerdede yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
Orman sınırları içerisinde kalan veya orman dışına çıkarılanalanlarda tapulu yerlerle iskan suretiyle veya toprak tevzii yoluyla verilenyerler (işlemleri tamamlanmamış osa dahi) başka bir şart aranmadan haksahipleri adına tespit ve tescil edilir.
6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2 nci maddesinin (B)bendinin uygulanmasında bu madde hükmü tatbik edilir.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu gereğince belirtilen turizmalanlarında Orman Kanunları hükümlerine göre tahsis edilen yerlerde ve imarplanlarının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallar hakkında yukarıdakifıkralar hükümleri uygulanmaz."
4. "MADDE 46.- Kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulamaveya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde, 766 sayılı Kanunun 37 nci maddesiveya 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilentaşınmaz mallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinadenzilyetleri adına tespit ve tescil olunur.
Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskân suretiyleveya toprak tevzii suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi)başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil işlemleri gerçekleşinceyekadarki süre içinde evvelce tahakkuk ettirilenler de dahil olmak üzereecrimisil alınmaz.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hazinenin mülkiyetindençıkmış bulunan veya amme hizmetine tahsis edilen taşınmaz mallar hakkında bumadde uygulanmaz.
İlgililerin, daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeyedayanan talep ve dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren 2yıl geçmekle düşer."
B- İLGİLİ YASA KURALLARI :
6831 sayılı Orman Kanunu'nun konuyla ilgili maddeleri deşunlardır :
1. "MADDE 1. - Tabii olarak yetişen veya emekleyetiştirilen ağaç veya ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.
Ancak;
A) Sazlıklar;
B) Step nebatlarıyla örtülü yerler;
C) Her çeşit dikenlikler;
Ç) Parklar;
D) (Bend 23.9.1983 Tarih ve 2896 sayılı Kanunla değişik) Şehirmezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim)mezarlıklardaki ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler.
E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabiiolarak yetişmeyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler;
F) (Bend 22.5.1987 Tarih ve 3373 sayılı Kanunla değişik) Ormansınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlütasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarakkullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç veağaççıklarla örtülü yerler;
G) (Bend 22.5.1987 Tarih ve 3373 sayılı Kanunla değişik) Ormansınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her neviağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler;
H) Sahipli arazide ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veyayetiştirilecek olan fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzereher nevi meyvalı ağaç ve ağaççıklar;
İ) {Bent 23.9.1983 Tarih ve 2896 sayılı Kanunla değişik) Sahipliarazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devletormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerinegetirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 9.7.1956 tarih ve 6777 sayılıKanunla tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık veharnupluklar;
J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafazakarakteri taşımayan yerleri; orman sayılmaz."
2. "MADDE 2.- Orman sayılan yerlerden :
A) Öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamenyerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımındanhiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğutesbit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerleörtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilenyerler,
B) 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından ormanniteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik,zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarımalanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yararolduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarakbulunduğu yerleşim alanları,
Orman sınırları dışına çıkartılır.
Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait iseHazine adına, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseleradına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır.Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.
Bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltmayapılamaz.
Bu madde hükümleri; muhafaza ormanı, milli park olarak ayrılanizin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda ve 3 üncü madde ile ormanrejimi içine alman yerlerde bu niteliklerin devamı süresince, yanan ormansahalarında ise hiçbir şekilde uygulanmaz."
C- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI :
1. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2. "MADDE 35. - Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
3. "MADDE 44. - Devlet, toprağın verimli olarakişletilmesini korumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek vetopraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan, çiftçilikle uğraşan köylüyetoprak sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişiktarım bölgeleri ve çeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir.Topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması,üretimin düşürülmesi, ormanların küçülmesi ve diğer toprak ve yeraltıservetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.
Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışındabaşkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafındanişletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan toprağın Devletçe gerialınmasına ilişkin esaslar kanunla düzenlenir."
4. "MADDE 169.- Devlet, ormanların korunması ve sahalarınıngenişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yananormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım vehayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanlarıkanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülkedinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaadeedilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz;münhasıran orman suçlan için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak,ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel afkapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarargörülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespitedilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından ormanniteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibiçeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğutespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğuyerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz."
5. "MADDE 170.- Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köylerhalkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından,ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcıtedbirlerle, 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından ormanniteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fenbakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti veorman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veyatamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihyaedilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinsağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devletormanı olarak derhal ağaçlandırılır."
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Orhan ONAR,Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, MehmetÇINARLI, Selâhattin METİN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, Adnan KUKNER ve VuralSAVAŞ'ın katılmalarıyla 3,12.1987 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlamasorununun esasla birlikte düşünülmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, başvurma kararı ve ekleri,Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen yasa ve ilgili yasa kuralları ve itirazadayanak yapılan Anayasa maddeleri, bunların gerekçeleri ve öbür yasamabelgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A - İtirazın sınırlandırılması:
Yerel mahkeme, 3402 sayılı Yasanın üç maddesinin kimihükümlerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur. 46. maddenindoğrudan iptali istenmemiştir. Bakılmakta olan davada 14., 17. ve 45.maddelerin tümüyle uygulama alanına girip girmediği sorununun çözümü ilkinceleme kararıyla, esas inceleme evresine bırakıldığından, önce sınırlamakonusu üzerinde durulmuştur.
İtiraz eden mahkemece dava nedeni yapılarak iptali istenen 14.maddenin birinci fıkrasında, "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanıiçinde bulunan toplam yüzölçümü ... 100 dönüme kadar" hükmünden başka,"kuru toprakta" sözcükleri de bulunmaktadır Davada tescili istenilentaşınmazlar, sınırsızdır. Fıkranın deva konusu "Tapuda kayıtlı olmayan veaynı çalışma alanı içinde bulunan toplam yüzölçümü ... dönüme kadar"ibareleri, dava dışındaki sulu yerleri de kapsamakta, fıkranın tümüne anlamvermekte, her durumla ilişkili bulunmaktadır. Örneğin, "dönüme kadar"sözcükleri, sulu araziler için de kullanılmaktadır. Başvuru kararına göre,yerel mahkemenin yalnızca "kuru toprakta 100 dönüme kadar" ibaresininiptalini istediği anlaşılmaktadır. Bu sonucu sağlamak için, incelemenin"... kuru toprakta 100 ..." belirlemesiyle yapılması uygun ve yeterliolacaktır. Öbür sözcükler, fıkranın dava edilmeyen hükümleriyle birlikte dekullanılacaklardır. Onların iptali amaç dışına çıkmaya neden olacağı gibifıkranın kalan bölümünü anlamsız duruma düşürecektir. Bu nedenle 14. maddeyönünden inceleme "... kuru toprakta 100 ..." ibaresiyle sınırlıolarak yapılmalıdır.
Yasanın 45. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının bakılmaktaolan davada uygulanacak kural oldukları açıktır. 6831 sayılı Yasanın değişik 2.maddesine göre orman dışına çıkarma işlemlerini yapan Orman KadastroKomisyonları taşınmazı Hazine adına orman dışına çıkarmaktadırlar. Bu aşamadaHazine adına tapu kaydı çıkmamış olduğundan bu yerlerin zilyetlikle iktisabıolanaklıdır. Dava konusu 45. maddenin birinci fıkrası, bu olanağı tanıdığıyerler olarak, kapsadığı yerleşim alanları ile tarım arazilerini saymaktadır.Fıkra, tesbit koşulları ve zilyetlik süresiyle bir bütünlük taşıdığı, fıkradakiibareler birbirini tamamladığı ve birbirinden ayırmak anlamsızlık yaratacağıiçin tümüyle incelenmelidir.
Ancak, maddenin üçüncü fıkrası, itiraz nedeni olan "tapuluyerler" dışında, iskân suretiyle ya da toprak dağıtımı yoluyla verilenyerleri de kapsamaktadır. Mahkemenin bakmakta olduğu davaya konu yerlerarasında böyle yerler yoktur. Fıkranın tümüyle incelenmesi ve iptali amaç dışısonuçlar doğuracaktır. Oysa, "... tapulu yerlerle ..." ibaresiylesınırlı bir inceleme itiraza, iptal istemine daha uygun düşecek, olası iptal durumundada fıkranın kalan bölümünde bir anlam düşüklüğü olmayacaktır. İnceleme, üçüncüfıkradaki "... tapulu yerlerle ..." ibaresiyle sınırlı olarakyapılmalıdır.
B- 3402 sayılı Yasanın 14. Maddesinin Anayasa'ya AykırılığıSorunu :
İnceleme, sınırlama kararı gereğince, bu maddenin birincifıkrasındaki "...kuru toprakta 100..." ibaresiyle sınırlı olarakyapılacaktır.
1- Anayasa'nın 44. maddesi yönünden inceleme :
Mülkiyetin, zamanaşımı ile kazanılmasının niteliği, koşulları,gerekleri, tarihsel gelişimi ve sınırlandırılması, toprak reformu ilgisiyle deele alınarak Anayasa Mahkemesi'nin kimi kararlarında ayrıntıya varacakgenişlikte açıklanmıştır. Madde, gerçekte zilyedi adına tescil edilecektaşınmazlarda yüzölçümü sınırlaması getirmemiştir. Öngörülen sınırlama, tescilisteyen kimsenin bu savının kanıtlanmasını, 100 dönümü aşan taşınmazlar yönündendaha güç koşullara bağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 19.6.1968 günlü, Esas :1966/19, Karar: 1968/25 sayılı kararında da belirtildiği gibi, hak doğuran asılhüküm, "Tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmaza çekişmesiz ve aralıksız en azyirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyed bulunmasına ilişkin kısımdır. Maddedesayılan ispat belgeleri ise bu şartlan taşıyan bir zilyedliğin varolupolmadığına kanaat getirilebilmesi için geçerli sayılmış belge vekayıtlardır." Anayasa Mahkemesi'nin 3.7.1980 günlü, Esas : 1980/16, Karar:1980/47 sayılı kararı da "Belli miktardaki büyük toprak alanınızilyedlikle kazanma davasında, dayanılacak kanıtların inandırıcı olmasına önemverilerek sadece bunların sınırlaması yapılmıştır. Zilyedliğin yasadagösterilen inandırıcı kanıtlarla belgelendirilmesi durumunda miktar sınırlamasıyoktur" diyerek aynı görüşü pekiştirmiştir.
İtiraz eden mahkeme, bu 100 dönümlük sınırlamanın 766 sayılıTapulama Yasası'nın 33. maddesinde olduğu gibi 50 dönüm olması gerektiğiniileri sürmektedir. Sözü edilen 766 sayılı Yasa, 1617 sayılı Yasayladeğiştirilmeden önce de bu sınırlama yine 100 dönüm idi. İncelenen Yasanınyapmak istediği, Anayasa'nın 44. maddesinde belirtilen "... toprağıngenişliğini tesbit ..." değildir. Taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı ilezilyedi adına tescili kabul edildiğinde, mâkul, kabul edilebilir ölçüler içindene kadarının, hangi yöntemle ve ne biçimde kanıtlanmış sayılacağının takdiri yasamaorganının yetkisindedir. Anayasa'da tersini gösteren, bağlayıcı ve yasamaorganını sınırlayıcı bir kural yoktur. 14. maddenin ileride yapılacak toprakreformuna etkisi de doğrudan değil, dolaylı yoldan olduğu için söz konusuibarenin Anayasa'nın44. maddesine aykırılığı görülmemiştir.
2- Anayasa'nın 10. maddesi yönünden inceleme :
Yerel mahkeme, daha önce tapulama işlemlerinin tamamlandığıbölgelerde 50 dönüm uygulamasının kesinleştiğini, bunun da eşitsizlikyaratığını öne sürmüştür. Bir hakkın kanıtlanmasını kolaylaştırıcı hükümlergetiren yasa, yürürlükte bulunduğu zaman diliminde ve kendisinden kaynaklanannedenlerle Anayasa'nın10. maddesindeki ve benzeri gereklerle ayırım yapıyor,farklı uygulamaya yol açıyorsa eşitlik ilkesine aykırı sayılabilir. Tersinedüşünülürse, bu tür yasaların ülkenin gereksinimleri doğrultusundadeğiştirilmesi olanağı kalmaz. Fıkranın getirdiği farklı uygulamaAnayasa'nın10. maddesinde yazılı ya da onlara benzer nedenlerle yapılan birayırım olmadığı gibi, kendilerine daha fazla taşınmazı tescil ettirme olanağıverilen kişilere de bir imtiyaz tanınmamıştır.
Açıklanan nedenlerle itiraz reddedilmelidir.
C- 3402 sayılı Yasanın 17. Maddesinin Anayasa'ya AykırılığıSorunu :
Bu madde, orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaolan yerler hakkında uygulanacak bir maddedir. İtiraz yoluna başvuranmahkemece, davada 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin birinci fıkrasıuygulanırken dava konusu yerin ihya edilip edilmediği araştırılmayacaktır. İhyaedilmiş olsun ya da olmasın, aranan öbür koşullar varsa zilyed adına tescilyapılacağına ve davacı da ihya savına dayanmadığına göre, 17. maddenin birincifıkrasının bakılmakta olan davada olumlu ya da olumsuz uygulanması söz konusudeğildir.
Dava konusu kural, uygulanacak yasa maddesi kabul edilipincelenerek Anayasa'ya aykırı bulunursa, dava konusu yerler orman dışınaçıkarılmadan önce orman sayıldıklarından, orman sayılan yerlerin ihyasınaolanak tanımayan bu kural, ormanların ihya yoluyla kazanılamayacağıgerekçesiyle iptal edilmiş olur ki bu olanaksızdır. Çünkü, davada, öncesi ormanolmayan yer yoktur. Fıkra, davada uygulanacak hüküm olmadığından itiraz,başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmelidir.
Muammer Turan, bu görüşe katılmamıştır.
D- 3402 sayılı Yasanın 45. Maddesinin İkinci ve DördüncüFıkralarının Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :
1. Orman Yasasının 3302 sayılı Yasayla değişik 2. maddesine göreHazine adına gerçekleştirilen orman dışına çıkarma işlemi evresinde Hazineadına tapu kaydı kurulmadığından orman dışına çıkarılan yerlerin zilyedlikleedinilmesi olanaklıdır. Dava konusu 45. maddenin ikinci fıkrası ise, ormankadastrosu yapıldıktan sonra kesinleşmiş bir tesbit ya da tescilin varlığıdurumunda uygulanacaktır. Dava konusu olayda böyle bir durum söz konusudeğildir. Orman dışına çıkarma işlemi kesinleştikten sonra, TapulamaKomisyonu'nca bu yerin Hazine adına tesbit edilmesi üzerine mahkemeyebaşvurularak dava açılmıştır. Yasanın 33. maddesinin üçüncü fıkrasındabelirtilen maddeler arasında bulunmayan 45. maddenin birinci fıkrasının heryerde uygulanmasını sağlamak için konulan ikinci fıkranın davada uygulanmasıdüşünülemez. Bu fıkra, itiraz edilmeden kesinleşen bir tesbite ya da kendisitaraf gösterilmeden alınmış bir tescil kararına karşı dava açan kimse hakkındabirinci fıkranın uygulanmasını sağlamaya yöneliktir. Mahkemenin elindekidavada, kesinleşmiş tesbite itiraz edildiği için birinci fıkra uygulanacaktır.Bu davada ikinci fıkra uygulanacak kural niteliğinde değildir.
2. Orman Yasası'nın 2. maddesine göre Orman KadastroKomisyonu'nun aldığı bir karara karşı mahkemeye başvurulmadığına, ormankadastrosu kesinleştiğine göre 45. maddenin dördüncü fıkrasının da davadauygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mahkemenin elindeki iş, tapulama tespitineitiraz davasıdır. Davaya konu dördüncü fıkra ise, 6831 sayılı Orman Yasası'nın2. maddesinin (B) bendinin uygulanmasını sağlayan bir hükümdür. Bu davadauygulanacak kural değildir.
Açıklanan nedenlerle 3402 sayılı Yasa'nın 45. maddesinin ikincive dördüncü fıkraları uygulanacak kural niteliğinde olmadığından, iptallerineyönelik itiraz, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmelidir.
Muammer Turan, bu görüşe katılmamıştır.
E- Yasa'nın 45. Maddesinin Birinci ve Üçüncü Fıkralarının Ana-yasayaAykırılığı Sorunu :
1. Birinci fıkra :
3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin birinci fıkrası, 6831 sayılıYasanın 2896 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin dördüncü fıkrasıyla, dahaönce Devlet ormanı sayılarak orman içinde bırakılmışsa zilyedi adına değilDevlet adına, tüzelkişiliğe sahip kamu kuruluşlarının ise bu kuruluşlar adına,özel orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerdekiyerleşim alanları ile tarla, bağ, bahçe, meyvelik gibi yerlerin, 6831 sayılıYasanın 2. maddesinin (B) bendi uyarınca orman dışına çıkarılmasını ve31.12.1981 den önceki vergi kaydı ya da geçerli bir belgeye dayanmak koşuluylaKadastro Yasâsı'nın14. maddesine göre zilyedleri adına tesbitini öngörmektedir.
a. Anayasa'nın 44. maddesi yönünden inceleme :
3402 sayılı Yasanın 45. maddesi, orman dışına çıkarılmayailişkin hükümleri içermemekte, daha önce orman dışına çıkarılmış ve çıkarılacakyerler için yapılacak işlemleri düzenlemektedir. Fıkranın ormanlarınküçülmesini sağlayıcı bir etkinliği doğrudan yoktur. 6831 sayılı OrmanYasâsı'nın2. maddesi gereğince orman dışına çıkarılan yerlerin orman köylüsüne,zilyede ya da tapu sahibine tahsis edilmesi geriye kalan orman miktarınıetkilemez. Anayasa'nın 44. maddesi, topraksız ya da yeterli toprağı bulunmayançiftçiye toprak sağlanmasını öngörürken, ormanların küçültülemeyeceğiniaçıklıkla belirtmektedir. İtiraz konusu fıkra, bu anlamda bir toprak dağıtımınıdüzenlemediğinden anılan kurala bir aykırılığı söz konusu değildir.
Ancak, Anayasa'nın 44. maddesi, toprağın erozyonlakaybedilmesini önlemek amacıyla gerekli önlemleri almak görevini devletevermiştir. Daha önce orman olan yerlerin erozyonla yitirilmesi büyük olasılıktaşımaktadır. Bu yüzden gerekli önlemleri aldıktan, değerlendirme ve ihyaişlemleri yapıldıktan sonra dağıtılmaları gerekir. Devletin, önlemleri, toprakelinden çıktıktan sonra da alabileceği düşünülebilirse de, malikin izni veisteği olmaksızın bu tedbirleri almak güçtür. Fıkra bu nedenle Anayasa'nın 44.maddesine aykırıdır.
b. Anayasa'nın 169. maddesi yönünden inceleme :
Anayasa'nın bu maddesinin ikinci fıkrası karşısında devletormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez. Anayasa Mahkemesi'nin 10.3.1966günlü, Esas : 1965/44, Karar: 1966/14 sayılı kararında açıklandığı gibi doğalolarak yetişen ya da emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık topluluklarıyerleriyle birlikte orman sayılır. Yasakoyucu "yer"i de orman tanımıiçine almıştır. "Yer" orman tanımı içine girmekle ormanın ağaçlardanayrı bir öğesi ortaya çıkmış olmaktadır. Böyle olunca, ağaçlar herhangi birnedenle yok olursa, yerleri, ormanın bir öğesi olmak niteliğini yitirmez, ormantoprağı ve yer olmak durumunu sürdürür. Yine aynı karara göre, orman rejimidışına çıkarmak ormandan sayılmayan yerler için söz konusu olamaz. Bu yerler,orman dışına çıkarılmadan önce ormandırlar.
Devlet ormanları orman rejimi dışına çıkarıldıktan sonra, Hazineadına tescil edilmemişse zamanaşımıyla mülk edinilebilir. Bu durumdazilyedliğin, tahdit dışına çıkarma tarihinden başlayacağı kabul edilmektedir.Orman dışına çıkarılmayan yerlerde zilyetlikle kazanma olanaksız bulunduğundan,vergi kaydına dayansa bile, o zaman dilimindeki zilyedliğe geçerlik tanınmasıAnayasa ile bağdaşamaz. Herhangi bir plân, program olmadan el koyanlar adınatescili sağlayan fıkra, Medeni Yasa'nın taşınmaz edinilmesine ilişkinkurallarıyla da çelişmektedir. Orman toprağıyla birlikte orman sayılan veDevlet ormanlarından orman dışına çıkarılan yerin Hazine adına kaydı yoluzilyedlere açılmıştır. Zilyedliği 31.12.1981 den geriye doğru yürütülerek,vergi kaydı ya da bu nitelikte bir belge ile, öncesi orman olan yerlerinzamanaşımı ve zilyedlikle kazanılmasına olanak verilmiş, geçerli olmayanzilyedlikle birlikte açma ve işgal de yasallaştırılmıştır. Bu nedenlerle,zilyedlik süresini 31.12.1981 tarihinden önceye götüren, önceki zilyedliğegeçerlik tanıyan fıkra Anayasa'ya aykırıdır.
Dava konusu hükümle, işlenmiş suçlar affedilmediğindenAna-yasa'nın 169. maddesinin üçüncü fıkrasındaki "af yasağı"naaykırılıktan söz edilemez.
b. Anayasa'nın 170. maddesi yönünden inceleme :
Anayasa'nın bu maddesi, orman niteliğini yitirmiş yerlerle ormanolarak korunmasında yarar görülmeyen yerler arasında ayırım yapmamış, ormandışına çıkarılmış yerlere orman içi köyler halkının yerleştirilmesi için devlettarafından ihya edilerek bu halkın yararlanmasına ayrılmasını öngörmüştür.Halka tanınan hak, mülkiyet değil, yararlanmadır. Anayasa, 6831 sayılı OrmanYasası'nın2. maddesinin birinci fıkrasının (A) ve (B) bentleri arasında farkgözetmemiştir. Bu nedenle (A) bendine göre orman dışına çıkarılan yerlerinorman köylüsüne tahsisi gerekip, (B) bendine göre orman dışına çıkarılanyerlerin köylüye tahsisi gerekmediğini söylemek olanaksızdır. İki bend arasındafark bulunduğu kabul edilse bile değerlendirme yapılmaksızın mülkiyet hakkınıntesbiti aykırılık oluşturur. Taşınmazın verildiği kişiler ve veriliş biçimiyönleri de böyledir. Açıklanan nedenlerle fıkra Anayasa'nın 170. maddesineaykırıdır.
Fıkra iptal edilmelidir,
2. Üçüncü fıkra :
3402 sayılı Yasa'nın45. maddesinin üçüncü fıkrası, halen ormansayılan yerlere ilişkin olup geçerli bulunmayan ya da Devlet ormanı sayılmasınedeniyle geçerliğini yitirmiş tapu kayıtlarını ve yasal yönden bir değertaşımayan işlemleri geçerli saymaktadır. Medeni Yasa'nın639. maddesinin 6333sayılı Yasa'yla değiştirilmesinden önce Devletin hüküm ve tasarrufu altındabulunan yerlerle orman alanları için alınmış tapu kaydını, geçerli sayarak özelmülkiyete geçirilebilmesine yol açan fıkra, örneğin 21. maddesinde hangi türtaşınmazların iskân yoluyla kişilere tahsis edileceğini belirterek ormanlarıbunların dışında tutmasına karşın 2510 sayılı Yasa'nın öbür maddelerine göre,orman sayılan bir yerin özel mülkiyete verilmesiyle elde edilen tapu kaydını vebu yolda tamamlanmamış işlemleri bile geçerli kılmaktadır. 6831 sayılıYasa'nın2. maddesine göre orman dışına çıkarılmalarda, Kadastro Yasası'nın45.maddesi uygulanarak Devlet adına tescilleri öngörülen yerler, artık zilyedleriadına tesbit ve tescil edilecektir.
a. Orman sınırı dışına çıkarılan alanlardaki tapulu yerler:
aa. Anayasa'nın 44. maddesi yönünden inceleme :
Yukarıda birinci fıkra için bu madde yönünden yapılan incelemeüçüncü fıkra için de geçerlidir.
bb. Anayasa'nın 169. maddesi yönünden inceleme :
Orman dışına çıkarılan yerler, o andan başlayarak orman olmaniteliklerini yitirirler. Bu bakımdan eski, geçersiz tapulara değer vermek"Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz" diyen 169. maddesininikinci fıkrası hükmüne aykırı düşmemektedir. Verilen orman değil, ormanolmaktan çıkmış bir kamu mülküdür.
İtiraz konusu kural, doğrudan ormana zarar verici yapıdadeğildir. Kimi kötü niyetli kişilerin ormanı yakıp yıkarak orman sınırı dışınaçıkartılmasını ve geçersiz tapularına dayanarak tescili sağlayacaklarıdüşünülerek 169. maddenin üçüncü fıkrasına aykırı sayılamaz.
cc. Anayasa'nın 170. maddesi yönünden inceleme :
Yukarıda birinci fıkra için bu maddede yapılan incelemedebelirtildiği gibi, 170. madde yalnız orman köylüsüne tahsis amacıyla ormansının dışına çıkartılmaya olur verdiğinden bu yerlerin zilyede özgülenmesindeolduğu gibi geçersiz tapu sahibine verilmesi de Anayasa'ya aykırıdır.
b. Orman sınırı içinde kalan tapulu yerler:
Dava konusu hüküm, halen orman niteliğini taşıyan bir yerin, hernasılsa tapu kaydını eline geçirmiş kişiler adına tesciline olanaktanımaktadır. Bu içeriğiyle Anayasa'nın 169. maddesinin ikinci fıkrasındaki"Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz" kuralına tersdüşmektedir. Söz konusu olan yer, 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin(F) bendinde yazılı yerlerin dışında kalan, ormanlardaki tapulu yerlerdir. Buyerler, esasen orman sayılmadığı için incelenen üçüncü fıkra ile yenidendüzenlenmiştir. Ayrıca, irtifak hakkı kurulamayan yerde mülkiyet hakkı aslakurulamayacağından her nasılsa alınmış tapulara değer verilemez, geçerliktanınamaz.
Devlet ormanını ve toprağıyla birlikte orman sayılan bir yeriyerleşim, dağıtım yoluyla özel mülkiyete konu yapmak ya da devretmekAnayasa'nın yasakladığı hususlardandır. 6831 sayılı Yasa'nın1. maddesine göre,orman içi bir yere ilişkin olarak sonradan alınan tapu gibi orman tahditedildikten sonra, daha önce alınmış olsa da hukuksal değerini yitirip, geçersizduruma düşen kaydı, denetlenen üçüncü fıkra geçerli kılmakta, kayıtlarda yazılımalikleri hak sahibi saymaktadır. Sözü edilen fıkranın, böylece, 6831 sayılıYasa'nın2896 ve 3373 sayılı Yasalarla değişik 1. maddesinin (F) ve (G)fıkralarına karşın, hiçbir koşul aramaksızın, tarım arazisi niteliğibulunmayan, tümüyle orman örtüsüyle kaplı ve orman sayılan bir yer için nesuretle alınmış olursa olsun tapuları geçerli sayarak adı yazılı kimse adınatescilini sağlamaktadır.
Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrasının olanaklı kıldığıdurumlar dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz. Kime olursa olsun,orman içindeki tapulu yerlerin verilmesi bir tür daraltmadır. Üçüncü fıkranınsınırlama kararı uyarınca incelenen ibaresi, bu nedenle Anayasa'nın169.maddesine aykırıdır.
Orman sınırı dışına çıkarılsa bile tapu malikine verilemeyecekbir yerin, orman niteliğini taşırken de verilmemesi gerekir. Yasakoyucu, buyerleri geçersiz tapu sahiplerine mutlaka vermek istiyorsa, Anayasa'nınöngördüğü sınırlara uygun yeni bir orman tanımı yapmak zorundadır.
Açıklanan nedenlerle üçüncü fıkradaki "... tapulu yerlerle..." ibaresi iptal edilmelidir.
F- 3402 sayılı Yasa'nın 45. maddesinin ikinci fıkrası, 6831sayılı Orman Yasası'na göre orman kadastrosu yapılarak daha önce Hazine adınatesbit ya da tescil edilmiş yerlerde de birinci fıkra hükmünün uygulanacağınıöngördüğünden ikinci fıkradaki bu durumlarda da birinci fıkraya göre işlemyapılacaktır. Birinci fıkranın iptali, bu nedenle, birinci fıkraya yollamayapan ikinci fıkranın uygulanmaması sonucunu doğurduğundan, 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesigereğince uygulama niteliği kalmayan bu fıkranın da iptali gerekir.
VI- SONUÇ :
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun,
A- 14. maddesine ilişkin esas incelemenin, birinci fıkradaki"... kuru toprakta 100 ..." ibaresiyle sınırlı olarak,
B- 45. maddesine ilişkin esas incelemenin birinci fıkranıntümüyle, üçüncü fıkradaki "... tapulu yerlerle ..." ibaresiylesınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle,
C- İtiraz konusu 14. maddesinin, sınırlama kararı gereğinceincelenen birinci fıkrasındaki "... kuru toprakta 100 ..."ibaresinin, Ana-yasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle,
D- 17. maddesinin birinci fıkrasının davada uygulanacak hükümolmadığına ve itirazın başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine,Muammer TURAN'ın karşıoyu ve oyçokluğuyla,
E- 45. maddesinin :
1- İkinci ve dördüncü fıkraları davada uygulanacak hükümniteliğinde olmadığından başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine,Muammer TURAN'ın karşıoyu ve oyçokluğuyla,
2 - Sınırlama kararı gereği incelenen,
a. Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptalineoybirliğiyle,
b. Üçüncü fıkrasındaki "... tapulu yerlerle ..."ibaresinin Ana-yasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, oybirliğiyle,
F- 45. maddesinin birinci fıkrasının iptali, ikinci fıkrasınınuygulanmaması sonucunu doğurduğundan 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesi gereğince ikinci fıkranında iptaline oybirliğiyle,
1.6.1988 gününde karar verildi.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Adnan KÜKNER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
KARŞIOY YAZISI
İhtilaflı taşınmazın, 3116 sayılı Orman Kanununa göre, 1942yılında, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden ve 5755500metrekare, Meşeağzı Devlet Ormanı olarak tesbit edilip ekim/1952 de 22 sayı iletapuya da tescili yapılan alanın içinde kaldığı; 1982 yılında orman dışınaçıkarıldığı dava dosyasındaki belgelerden anlaşılmaktadır.
İtiraza vesile olan olayda, davacı 6.3.1986 günlü davadilekçesinde mezkûr taşınmazı 50 yıldan beri elinde bulundurduğunu, imar veihya ettiğini belirtmiş; 19.4.1987 günlü yerinde yapılan keşif ve incelemedeyerel ve fennî bilirkişiler, 1952 yılından itibaren burasının davacı tarafındanimar ve ihya edilip kullanıldığını bildirmişler; Mahkeme de, itirazbaşvurusunda : "Bu davada yine 3402 sayılı Yasanın 17. maddesi hükmüuygulanacaktır. Çünkü ..." dedikten sonra geniş bir açıklama ve gerekçeyazmıştır.
Bu durum karşısında Anayasa Mahkemesi'nin, olay mahkemesi veyatemyiz mercii yerine geçercesine, 3402 sayılı Yasanın 17 nci maddesini,uygulanacak madde olmadığını belirterek bu maddeye ait itirazı esastan incelemedışında tutmasını doğru bulmuyorum.
Aynı nedenlerle, 3402 sayılı Yasanın 45 inci maddesinin ikincive dördüncü fıkralarına yapılan itirazın esastan incelenmeksizin, "davadauygulanacak hüküm niteliğinde olmadığından başvurunun Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle reddine" biçimindeki çoğunluk kararma da katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN