ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1988/11
Karar Sayısı: 1988/11
Karar Günü: 24.5.1988
R.G. Tarih-Sayı :28.07.1988-19882
İPTAL DAVASINI AÇAN : Cumhurbaşkanı Kenan EVREN
İPTAL DAVASININ KONUSU: Resmî Gazetenin 27.4.1988 günlü, 19797sayısında yayımlanan 21.4.1988 günlü, 3430 sayılı "5434 Sayılı TC. EmekliSandığı Kanununa Altı Ek Madde ile İki Geçici Madde Eklenmesi HakkındaKanun"un 1. maddesiyle 5434 sayılı Yasaya eklenen EK MADDE 60, EK MADDE 63veEK MADDE 64'ün Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptalive bu maddelerin iptali durumunda uygulama alanı kalmayacak öteki ek ve geçicimaddelerin de iptaline karar verilmesi istemidir.
II- METİNLER :
A. İptali İstenen Yasa Kuralları :
"EK MADDE 60.- Yasama Organı üyeliği yapanlarla dışarıdanbakanlığa atananlar, TC. Emekli Sandığına yazılı müracaatları üzerine bugörevlere başladıkları tarihi, bunlardan bu görevleri esnasında başka sosyalgüvenlik kurumu ile ilgilenmelerini sürdürmüş olanların ise müracaatlarıtarihini takip eden aybaşından itibaren ve yaşlarına bakılmaksızın TC. EmekliSandığı ile ilgilendirilirler. Bu gibilerin Sandıkla ilgilendikleri tarihtebaşka sosyal güvenlik kurumlarındaki ilgileri sona erer."
"EK MADDE 63.- Çeşitli sosyal güvenlik kurumlarından emekliolduktan sonra, Yasama Organı üyeliği yapanlarla, dışarıdan bakanlığaatananlardan TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmek isteyenlerin buisteklerinin Sandık kaydına geçtiği tarihi takip eden aybaşından itibaren buKanunun Ek 60 ve Ek 61 inci maddeleri gereğince Sandık iştirakçiliklerisağlanır ve aynı tarihten itibaren sosyal güvenlik kurumlarından almaktaoldukları aylıkları kesilir. Bu gibilerin (emekli aylığı almak suretiyle geçmişsüreleri hariç) yine istekleri üzerine, bu Kanunun Ek 62 nci maddesi gereğinceborçlandırılmaları yapılır.
Ancak, sözü edilenlerden çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına primveya kesenek ödeyerek geçen süreleri ile Ek 62 nci maddeye göre borçlandıklarıhizmet süreleri toplamı aylık bağlanabilmesi için yeterli süreden eksikolanların, eksik olan bu süreleri de ayrıca borçlandırılır."
"EK MADDE 64.- Yasama Organı üyeleri veya dışarıdan atananbakanlardan görev süreleri sona erenlerden;
a) TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi gereken bir görevegirenlerin emekli keseneklerine, kesenekler; kendileri, karşılıkları dakurumlarınca ödenmek üzere Ek 61 inci madde gereğince tespit edilmiş olan veüyelik veya bakanlıktan ayrıldıkları tarihteki kıdemleri de dikkate alınarakbıraktıkları derece, kademe ve ek göstergeleri esas alınır.
b) Diğer sosyal güvenlik kurumları ile ilgili bir görevdeçalışanların istekleri üzerine, müracaatlarının TC. Emekli Sandığı kayıtlarınageçtiği tarihi takip eden aybaşından itibaren kesenek ve kurum karşılıkları (a)fıkrasında belirtildiği üzere, bulunan derece, kademe ve ek göstergelerüzerinden hesapedilmek şartıyla TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmelerisağlanır.
'Bu suretle ilgileri devam edenlerin, Bağ-Kur ile ilgilendirilmelerigereken işlerde çalışanların kesenek ve karşılıklarının tamamı, SosyalSigortalar Kurumu ile ilgilendirilmeleri gereken görevlerde alışanlarınkeseneklerinin tamamı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna ödenecek işveren hissesiile TC. Emekli Sandığı'na ödenecek kurum karşılığı arasındaki farkın tamamıkendilerinden, işveren hissesi de çalıştıran işyerinden tahsil edilir. Ancak,busuretle geçen süreler emeklilik ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.
(a) ve (b) fıkrası kapsamına girenlere istekleri üzerine Ek 65inci maddedeki esas ve oranlara göre aylık bağlanır."
B. Gönderme Yapılan Yasa Kuralları :
"EK MADDE 61.- Yasama Organı üyeliği yapanlarla dışarıdanbakanlığa atananların emeklilik keseneklerine ve kurum karşılıklarına, tahsildurumları itibariyle personel kanunlarına göre girebilecekleri derecenin 5 incikademesinin aylıkları esas alınır.
Bunlardan daha önce emeklilikle ilgili görevlerde bulunmuşolanların emeklilik kesenekleri, önceki görevlerinde bıraktıkları dereceaylıkları esas alınarak kesilir.
Bunların Yasama Organı üyeliğine ve dışarıdan atandıkları bakanlıkgörevinde geçirdikleri süreleri ile bu görevlerde iken borçlandıkları sürelerinve diğer sosyal güvenlik kurumlarına prim ödemek veya borçlanmak suretiylegeçen sürelerinin her yılı bir kademe yükselmesine esas alınarak iki yılda birderece yükseltilmek suretiyle emekli keseneğine esasaylıklarının tespitindedeğerlendirilir. Ayrıca 20.2.1979 tarihli ve 2182 sayılı Kanun hükümleriuygulanır.
Yukarıda sözü edilenlerden emeklilik keseneğine esas aylıkları 1inci dereceye yükselenlerin emeklilik kesenekleri, bu derecenin dördüncükademesi aylığı üzerinden kesilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri iledışarıdan atanan bakanlardan gerek bu sıfatları devam ettiği sırada gerekse bugörevleri bittikten sonra iştirakçi olanlara, emeklilik keseneğine esas aylıkdereceleri 2-9 uncu dereceler için hâkimlik sınıfında bulunanlara uygulanan ekgösterge rakamları, 1 inci derece için de iştirakçilerin yararlanmaktaoldukları en yüksek ek gösterge rakamı uygulanır."
"EK MADDE 62.- Ek 60 inci madde gereğince TC. Emekli Sandığıile ilgilendirenlerin, istekleri üzerine 18 yaşını doldurdukları tarihten sonrageçen çalışma sürelerinin en çok 15 yılını işyerlerinden veya bağlıbulundukları meslek kuruluşlarından veyahut vergi daireleri ile diğer resmîmercilerden alacakları belgelerle belgelemek şartıyla, 20.5.1976 tarih ve 2012sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununaeklenen ek maddedeki (ek madde 31) esas ve oranlara göre borçlandırılır.Borçlanmaya, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin (A)fıkrasında yeralan gösterge tablosundaki 4 yıllık yüksekokul mezununungirebileceği' derecenin ilgili kademesi esas alınır.
Bu madde gereğince borçlandırılan süreler için tahakkuk ettirilenborç miktarı ödenmeden (ölüm, malûllük ve 65 yaş haddi hariç) emeklilik işlemiyapılamayacağı gibi bu süreler emeklilik ikramiyesinin hesabında dasayılmaz."
"EK MADDE 65.- Yasama Organı üyeliği yapanlar, dışarıdanatanan bakanlar ile bu görevleri sona ermiş bulunanlardan;
TC. Emekli Sandığı ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına prim veyakesenek ödemek, veyahut bu Kanunun Ek 61 ve Ek 62 nci maddesiyle diğerkanunların hükümlerine göre borçlanılan hizmet süreleri toplamı 20 fiili hizmetyılını dolduranlara, 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin değişik (ç), (h) ve(i) fıkraları ile 23.9.1983 tarih ve 2898 sayılı Kanunun geçici 1 incimaddesinde sözü geçen yıllar itibariyle belirlenen yaşları doldurmalarışartıyla, aylık bağlanması için, TC. Emekli Sandığına yazılı müracaatlarınıtakip eden aybaşından itibaren emekli aylığı bağlanır.
Ancak, Yasama Organı üyeliğini iktisap edenler ile dışarıdanbakanlığa atananlar emekliye ayrılmak istediklerinde yaş kaydı aranmaz. Bunlarabağlanacak aylığın hesabında, 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununun değişik41 inci maddesi hükümleri uygulanır.
Bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıkların hesabında da bumadde uygulanır.
Bu Kanuna göre emekli aylığı bağlanmasında 2829 sayılı Kanunun 8inci maddesi hükümleri uygulanmaz."
C- Dayanılan Anayasa Kuralları :
"Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumunhuzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
"Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
III- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Mahmut C.CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, MuammerTURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, Adnan KÜKNERve Mehmet Şerif ATALAY'ın katılmalarıyla 3.5.1988 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esastan incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen yasahükümleri, aykırılık iddiasına dayanak yapılan Anayasa maddeleri, bunlarlailgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
A. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu :
1- Konunun Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrası yönündenincelenmesi :
Yasama organının, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen bir yasahükmünün aynını veya benzerini değişik ifadelerle yeniden yasalaştırıpyasalaştıramayacağı konusu davada bir ön sorun niteliğini taşıdığındanöncelikle bu husus üzerinde durulmuştur.
Dava dilekçesinde, 3430 sayılı Yasanın Ek 63. maddesinin, AnayasaMahkemesinin daha önce iptal ettiği 3284 sayılı Yasanın Ek. 3. maddesinintekrarı niteliğinde olduğu, yasama organının Anayasaya aykırılığı saptanmışhükümleri yeniden yasalaştırdığı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararınauyulmadığı ileri sürülmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında,"Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama,yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileribağlar" hükmünü öngörmüştür. Anayasa, böylece başta yasama organı olmaküzere, Anayasa'da sayılan organ, kuruluş ve kişiler yönünden Anayasa Mahkemesikararlarına uyma ve bu kararlara aykırı davranmama yükümünü getirmiştir. Bubağlılık, Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya aykırı bularak iptal ettiği birkonuda aynı içerik ve nitelikle yeni bir yasa çıkarılmamasını da gerekli kılar.Anayasa'nın bu hükmü gereğince, yasama organı Anayasa Mahkemesinin Anayasa'yaaykırı görerek iptal ettiği bir kuralın aynını ya da değişik ifadelerlebenzerini yasalaştırmaması gerekir. Yasama organı, Anayasa Mahkemesinin iptalkararından sonra aynı konuda yeni bir yasa yaparken Anayasa Mahkemesi kararınıngerekçesinde gösterilen iptal nedenlerini dikkate almalıdır. Anayasa Mahkemesikararlarıyla bağlılık, özellikle yasama organı yönünden, Anayasa Mahkemesininkararlarındaki iptal gerekçesiyle de bağlılığı içerir.
Anayasa Mahkemesi, dava edilen konuda daha önce çıkarılan 7.5.1986tarih ve 3284 sayılı "8.6.1949 Tarihli ve 5434 Sayılı TC. Emekli SandığıKanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Aynı Kanuna 10 Ek Madde ile 15Geçici Madde Eklenmesi ve 3.3.1954 Tarihli ve 6311 Sayılı, 2.3.1970 Tarihli ve1239 Sayılı, 8.7.1971 Tarihli ve 1425 Sayılı, 24.12.1980 Tarihli ve 2363 SayılıKanunların Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun"un 18. maddesiile 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununa eklenen Ek 1. ve Ek 4. maddelerihükümlerini Cumhurbaşkanının açtığı dava üzerine Anayasa'nın 2. ve10.maddelerine aykırı bularak, 2.12.1986 gününde E. 1986/22, K. 1986/28 sayılıkararıyla iptal etmiş ve iptal sonucunda da, uygulama alanı kalmayan aynıyasanın Ek 2., Ek 3., Ek 5. maddeleri ile geçici 11. ve 12. maddelerinin deiptaline 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanunun 29. maddesi uyarınca karar vermiştir.
Bu kez, 21.4.1988 günlü, 3430 sayılı "5434 Sayılı TC. EmekliSandığı Kanununa Altı Ek Madde ile İki Geçici Madde Eklenmesi HakkındaKanun"un 1. maddesiyle 5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen Ek60., Ek 63. ve Ek 64. madde hükümlerinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırılığı savıyla Cumhurbaşkanınca dava açılmıştır.
İptal edilen 3284 sayılı Yasa'nın Ek 3. maddesiyle iptali istenen3430 sayılı Yasa'nın Ek 63. maddesinin aynı olduğuna ilişkin savın Anayasa'nın153. maddesinin son fıkrası yönünden karara bağlanabilmesi için 3284 sayılıYasa'nın Ek 3. maddesinin öncelikle Anayasa'ya uygunluk yönünden incelenmiş veAnayasa'nın belirli bir hükmüneaykırı bulunarak iptal edilmiş olması gerekir.Oysa, 3284 sayılı Yasanın Ek 3. maddesi, Anayasa Mahkemesinin E. 1986/22,-K.1986/28 sayılı kararında dava konusu edilmemesi nedeniyle Anayasa'ya uygunlukyönünden incelenmemiş, ancak 3284 sayılı Yasanın Ek 1.ve Ek 4. maddelerininiptali sonucunda uygulama alanı kalmadığı için kuruluş yasasının 29. maddesinegöre iptal edilmiştir. Bu durumda, 3430 sayılı Yasanın Ek 63. maddesinin iptaledilen 3284 sayılı Yasanın Ele 3. maddesiyle aynı olduğu ileri sürülerekAnayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasına göre iptali gerektiği savı yerindegörülmemiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi, dava dilekçesinde açıkçasöylenmemiş olmakla beraber, 3284 sayılı Yasanın dava konusu yapılmasısonucunda iptal edilen Ek 1. ve Ek 4. maddeleri ile 3430 sayılı Yasanın iptaliistenen Ek 60., Ek 63. ve Ek 64. maddelerinin Anayasa'nın 153. maddesinin sonfıkrası açısından aynı nitelikte olup olmadığının incelenmesinde yarargörülmüştür.
Gerek 3284 sayılı Yasanın dava konusu yapılması üzerine iptaledilen Ek 1. ve Ek 4. maddeleri, gerek 3430 sayılı Yasanın bu kez dava konusuyapılan hükümleri, yasama organı üyeleri ile dışarıdan bakanlığa atananların vebu görevi sona ermiş bulunanların TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmeleri vekendilerine emekli aylığı bağlanması konusunda düzenleme getirmiştir.
3284 sayılı Yasanın dava konusu maddeleri emekli sandığının ötekiiştirakçilerine göre bu kişilere ayrıcalık tanınmış olması nedeniyle iptaledilmiştir.
Ancak, 3430 sayılı Yasanın dava konusu Ek 60., Ek 63. ve Ek 64.maddeleri hükümlerinin, 3284 sayılı Yasanın Mahkememizin 1986/28 sayılı kararıile iptal edilen dava konusu Ek 1. ve Ek 4. madde kuralları ile aynı nitelikteolmayıp arada önemli farklar bulunmaktadır.
Şöyle ki :
a) 3284 sayılı Yasanın 18. maddesi ile 5434 sayılı Yasa'ya eklenendava konusu Ek 1. maddede yasama organı üyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığaatananların yaşlarına bakılmaksızın TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilecekler!ve bunların sandıkla ilgilendirildikleri tarihten itibaren varsa diğer sosyalgüvenlik kurumları ile ilgilerinin kesileceği ilk fıkra hükmünde öngörülmüş veikinci fıkrasında da bunların emeklilik keseneklerine ve kurum karşılıklarınabirinci derecenin son kademesi veiştirakçilere uygulanmakta olan en yüksek ekgöstergenin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
3430 sayılı Yasanın 1. maddesi ile 5434 sayılı Yasaya eklenen davakonusu Ek 60. madde ise, 3284 sayılı Yasa'nın daha önce iptal edilen Ek 1.maddesinin ilk fıkrasındaki kurala benzer bir hüküm getirdiği halde ikincifıkrasındaki hükme yer vermemiştir. Bu husus, 3430 sayılı Yasanın dava konusuyapılmamış olan Ek 61. maddesinde "Yasama Organı Üyeliği yapanlarladışarıdan bakanlığa atananların emeklilik keseneklerineve kurum karşılıklarına,tahsil durumları itibariyle personel kanunlarına göre girebilecekleri dereceninbeşinci kademesinin aylıkları esas alınır." biçiminde yer almıştır.
Her ne kadar, iptal edilen Ek 1. maddede ve iptali istenen Ek 60.maddede, bunların TC. Emekli Sandığı ile "Yaşlarına bakılmaksızın"ilgilendirilecekleri kuralı var ise de, Anayasa Mahkemesi'nin sözü edilen iptalkararının gerekçesinde bu husus üzerinde durulmamış ve bu maddenin iptalgerekçesi "... bunların emekli keseneğine esas olacakaylık derecelerininöğrenim durumları ve hizmet süreleri ne olursa olsun emekliliğe tâbi hiçbirhizmetleri bulunmasa dahi birinci derecenin son kademesine ve iştirakçilereuygulanan en yüksek ek göstergeye yükseltilmesi, sözü geçenlere öteki iştirakçilerinhiçbirine tanınmayan bir imtiyaz, bir ayrıcalık getirmektedir." görüşünedayandırılmıştır.
b) Öte yandan, 3284 sayılı Yasanın 18. maddesi ile 5434 sayılıYasaya eklenen dava konusu Ek 4. madde, yasama organı üyeleri ile dışarıdanbakanlığa atananların görevleri sona erdikten sonra, TC. Emekli Sandığı veyadiğer sosyal güvenlik kurumları ile ilgili bir görevde çalıştıkları takdirdebirinci derecenin son kademesi ve iştirakçilere uygulanmakta olan en yüksek ekgösterge esas alınmak suretiyle TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirileceklerinive Ek 5. maddeye atıf yaparak kadın ise yirmi, erkek ise yirmileş hizmet yılısonunda emekli aylığına hak kazanabileceklerini hüküm altına almıştır. Bunakarşın, 3430 sayılı Yasanın 1. maddesi ile 5434 sayılı Yasaya eklenmişbulunandava konusu Ek 64. madde, aynı yasa ile getirilen Ek 61. ve Ek 65. maddeleregönderme yaparak bu kişilerin öğrenim düzeyleri bakımından personel yasalarınagöre girebilecekleri derecenin beşinci kademesi üzerine, yasama organı üyeliğive bakanlıktan ayrıldıkları kademeleri de dikkate alınarak bulunacak derece vekademe üzerinden TC. Emekli Sandığı ile ilgilendireceklerini ve kadın-erkekfarkı gözetilmeksizin yirmi fiili hizmet yılı sonunda emekli aylığına hakkazanabileceklerini öngörmüştür.
Görüldüğü üzere, 3284 sayılı Yasanın Anayasaya aykırı görülerekiptal edilen hükümleri ile 3430 sayılı Yasanın iptali istenen maddeleri farklıbiçimde düzenlenmiştir. Bu durumda yasama organının, iptal kararına aykırıdavrandığından söz edilemez.
Muammer Turan bugörüşe katılmamıştır.
2- Ek Madde 60'm Anayasa'ya Aykırılık Sorunu :
a) Dava konusu madde yasama organı üyeliği yapanlarla, dışarıdanbakanlığa atananların TC. Emekli Sandığı'na yazılı başvuruları üzerine bugöreve başlama tarihini, bunlardan bu görevleri sırasında başka sosyal güvenlikkurumu ile ilgilendirmelerini sürdürmüş onların ise başvuruları tarihiniizleyen aybaşından itibaren, yaşlarına bakılmaksızın TC. Emekli Sandığıylailgilendirileceklerini öngörmüştür. Bu gibilerin sandıkla ilgilendikleritarihte başka sosyal güvenlik kurumlarındaki ilgileri sona erecektir.
Dava dilekçesinde, dava konusu maddenin, yasama organı üyeliğiyapanlarla, dışarıdan bakanlığa atananlara, iştirakçi oldukları TC. EmekliSandığı'nca öteki iştirakçilerden hiç birisine tanınmayan ve adalet duygusuylabağdaşmayan bazı haklar ve ayrıcalıklar getirmesi nedeniyle Anayasa'nın 2. ve10. maddelerine aykırı düştüğü ileri sürülmektedir.
İptali istenen yasa kuralı, yasama organı üyeliği yapanlarladışarıdan bakanlığa atananlara "yaşlarına bakılmaksızın TC. Emekli Sandığıile ilgilendirilebilme" hakkını vermiştir.
Anayasa'nın 60. maddesinde "Herkes, sosyal güvenlik hakkınasahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatıkurar." denilmesi karşısında, yasama organı üyelerinin ve dışarıdan atananbakanların TC. Emekli Sandığı'ndan yararlandırılarak sosyal güvenliklerininsağlanmasında Anayasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Ancak, dava konusu Ek 60. madde TC. Emekli Sandığı Kanunu'ndanayrılarak ilgilendirmenin "yaşlarına bakılmaksızın" yapılmasıilkesini getirmiş, ayrıca, Ek 61. ve Ek 62. maddelerde bu ilgilendirmeninesasları düzenlenmiştir.
5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanunu'nun 21.6.1954 günlü, 6422sayılı Yasayla değişik 40. maddesi "İştirakçilerin vazifeleriyleilgilerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurduklarıtarihtir..." hükmünü getirmiştir. Bu kural uyarınca TC. Emekli Sandığıiştirakçilerinin 65 yaşlarını doldurdukları tarihte zorunlu olarak görevleriile ilgileri kesilmekte,TC. Emekli Sandığı iştirakçisi olma durumları sonaermekte, bu yaştan sonra TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmeleri mümkünolmamaktadır. Bu yaşın istisnaları maddede sayılmıştır.
Dava konusu Ek 60. maddede ise, 5434 sayılı Yasanın değişik 40.maddesinin TC. Emekli Sandığı iştirakçileri için öngördüğü genel kural, yasamaorganı üyeleri ile dışarıdan bakanlığa atananlar yönünden değiştirilmiş,bunların 65 yaşını doldurduktan sonra da TC. Emekli Sandığı iştirakçisiolabilmeleri olanağı sağlanmıştır. Böylece,sandık iştirakçileri arasında yaşlabağlı olup olmama yönünden bir eşitsizlik oluşmuştur.
Öte yandan, Ek 60. maddede, yasama organı üyeliği yapanlarladışarıdan bakanlığa atananların TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmelerininnasıl yapılacağı konusunda, ilgilendirmenin başlangıç tarihi ve yaşa bakılmamadışında açıklık bulunmamaktadır. Bu konudaki ayrıntılı düzenleme Ek 61. ve Ek62. maddelerde yapılmıştır. Ek 62. maddede "Ek 60 inci madde gereğince TC.Emekli Sandığı ile ilgilendirilenlerin" denilmekte,Ek 63. maddede Ek 60.,Ek 61. ve Ek 62. maddelere gönderme yapılmaktadır.
Bu durumda yasama organı üyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığaatananların, TC. Emekli Sandığı ile Ek 61. ve Ek 62. maddesindeki esaslaragöre, Ek 60. maddeye göre ilgilendirilecekler! anlaşılmaktadır. Bu açıdan Ek60. maddedeki "TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler." kuralınınanlam ve kapsamını belirleyebilmek ve maddenin Ana-yasa'ya uygunluğu konusundabir karar verebilmek için Ek 61. ve Ek 62. maddelerin de incelenmesigerekmektedir.
b) Ek Madde 61'in İncelenmesi :
Ek 61. maddenin birinci fıkrasında, yasama organı üyeliğiyapanlarla dışarıdan bakanlığa atananların emeklilik keseneklerine ve kurumkarşılıklarına, tahsil durumları itibariyle personel kanunlarına göregirebilecekleri derecenin 5 inci kademesinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
TC. Emekli Sandığı Kanunu'na göre, emekli keseneğine esas tutulankazanılmış hak aylık derecesini belirleyen iki unsurdan biri iştirakçininöğrenim durumu, ikincisi de hizmet süresidir. İştirakçi, öğrenim durumuitibariyle belirli bir dereceye girmekle ve personel kanunlarında belirtilenhizmet süresinin geçmesiyle üst derecelere yükselebilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "OrtakHükümler" başlığı altında düzenlenmiş bulunan bölümünün (A) işaretlifıkrasında, Devlet memurlarının ait oldukları sınıflara ve öğrenim durumlarınagöre memuriyete giriş ve yükselebilecekleri derece ve kademelerigösterilmiştir. Böylece, memurların TC. Emekli Sandığı ile iştirakçiliklerininhangi derece ve kademe üzerinden yapılacağı ait oldukları sınıf ve öğrenimdurumlarına göre belirlenmektedir. Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesi,Devlet Memurlarının giriş derecelerini, ait oldukları sınıf ve öğrenimdurumlarına göre belirlerken, girebilecekleri derecenin en fazla üçüncükademesini başlanabilecek kademe olarak saptamıştır.
Devlet memurları için, öğrenim durumlarına göre girebilecekleriderecenin beşinci kademesinden başlama olanağı tanınmamış iken yasama organıüyeliği yapanlar ile dışarıdan bakanlığa atananların TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmelerinde Ek 61. maddenin birinci fıkrası nedeniyle öğrenimdurumlarına göre girebilecekleri derecenin 5. kademesi esas alınarak ayrıcalıktanınmasında haklı bir neden bulunmamaktadır.Kaldıki, 1425 sayılı Yasanın 7.maddesiyle Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen geçici 2.maddedeki "Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi, Temsilciler Meclisi Üyesi,dışarıdan atanmış bakan iken veya bu görevden ayrılıp başka bir görevegirmeden, bu kanunun yayımlandığı tarihten önce emekliye ayrılmış bulunanlarınemekli aylıkları ile ölenlerin dul ve yetimlerinin aylıklarının intibak veyükselme işlemleri beşinci dereceden emekli olanlarda bu derecenin dördüncükademesi üzerinden, diğer derecelerden emekli olanlarda ise bu derecelerinbeşinci kademesi başlangıç yapılır." biçimindeki hüküm, AnayasaMahkemesi'nce hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı bulunarak iptaledilmiştir (AYM'nin 6.6.1972 günlü, E. 1971/44, K. 1972/29 sayılı kararı).
Ek 61. maddenin ikinci fıkrası, daha önce, emeklilikle ilgiligörevlerde bulunmuş olanların emeklilik keseneklerinin, önceki görevlerindebıraktıkları derece aylıklarının esas alınarak kesileceğini öngörmektedir.
Ek 61. maddenin ikinci fıkrası, kazanılmış aylık derecelerininkorunması açısından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "OrtakHükümler" başlıklı bölümünün (c) fıkrasında yer alan 5. bendin üçüncü altfıkrası ile aynı yasanın 92. maddesinin ilk fıkrası hükmüne koşuttur. Onedenle,ilgililerine diğer iştirakçilere göre ayrıcalık getirmemektedir.
Ek 61. maddenin üçüncü fıkrası, yasama organı üyeliğinde vedışarıdan bakanlığa atananlarda bakanlık görevinde geçen süreler ile bugörevlerde borçlanılan ve öteki sosyal güvenlik kurumlarına prim ödemek veyaborçlanmak suretiyle geçen sürelerin her yılı bir kademe ilerlemesine esas alınarakiki yılda bir derece yükseltilmek suretiyle emekli keseneğine esas aylıklarıntespitinde değerlendirileceğini öngörmüştür. Ayrıca yasama organı üyeliğiyapanlarla dışarıdan bakanlığa atananlar hakkında 20.2.1979 günlü, 2182 sayılıYasa hükümleri uygulanacaktır.
Ek 61. maddenin dördüncü fıkrası da, üçüncü fıkraya göre emeklilikkeseneğine esas aylıkları 1. dereceye yükseltilenlerin, emeklilikkeseneklerinin bu derecenin dördüncü kademesi aylığı üzerinden kesilmesiniöngörmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin ortakhükümler başlıklı bölümünün (A) fıkrasında, memurların öğrenim durumlarına göregirebilecekleri ve yükselebilecekleri derece ve kademeler gösterilmiştir. Bukurala göre, birinci dereceye ve bu derecenin son kademesine ulaşabilmek içinyüksek öğrenim görmüş olmak gerekmektedir.
Aynı madde, aynı bölümün (c) fıkrasında memuriyet öncesihizmetlerin değerlendirilmesiyle ilgili kurallar yer almıştır. Bu hükümleregöre, başka hizmetlerde geçen sürelerin tümü girilen memuriyet sınıfındadeğerlendirilmediği gibi, hiçbir sınıfta her iki yılda bir derece yükseltilmesiesas kabul edilmemiştir. Ayrıca aynı fıkranın 5. bendine göre,değerlendirilecek hizmet süresinin hesabında, TC. Emekli Sandığı ve SosyalSigortalar Kanunlarına tâbi görevde bulunmuş olanların kazanılmış hakları saklıkalmak kaydıyla, sadece özel sektörde geçen sürenin 12 yıldan fazlası dikkatealınmayacak, yapılacak intibak sonucunda ilgililerin girecekleri dereceler,öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri derecenin son kademe aylığınıgeçemeyecektir.
Devlet Memurları Yasası, belli derece aylıklarının kazanılmış hakolarak elde edilebilmesi için "öğrenim durumu, hizmet süresi"ölçütlerini kabul etmiştir. Memurun, derecesinin yükseltilebilmesi için,derecesi içinde en az üç yıl ve bu derecenin üçüncü kademesinde bir yıl bulunmasıgerekmektedir (M. 68).
Hal böyle iken, Ek 61. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrasına göreyasama organı üyeliği yapanlarla, dışarıdan bakanlığa atananlar, hizmet veborçlanma sürelerinin her iki yılını bir derece yükselmesine saydırabilmekte veöğrenim durumları dikkate alınmaksızın birinci derecenin son kademesine kadaryükselebilmektedirler. Ayrıca hizmet süreleri itibariyle birinci dereceyeyükselmeye hak kazanmış olanlar, bu derecenin dördüncü kademesine doğrudangetirilmektedirler. Böylece, bu kurallarla, yasama organı üyeliği yapanlarla,dışarıdan bakanlığa atananlara, TC. Emekli Sandığı'nın öteki iştirakçilerinegöre önemli ayrıcalıklar tanınmış olmaktadır.
Ek 61. maddenin beşinci fıkrası, Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri ile dışarıdan atanan bakanlardan gerek bu sıfatları devam ettiğisırada, gerek bu görevleri bittikten sonra iştirakçi olanlara emeklilikkeseneğine esas aylık dereceleri 2-9, derece olanlar için hakimlik sınıfındabulunanlara uygulanan ek gösterge rakamlarının, 1. derece için iseiştirakçilerin yararlanmakta oldukları en yüksek ekgösterge rakamınınuygulanacağını öngörmektedir.
Oysa, 657 sayılı Yasanın 43. maddesinin 243 sayılı KHK ile değişikikinci fıkrasında "... kadrolarına tahsisli ek göstergesi bulunmayanlarauygulanacak ek göstergeler, ilgililerin bu Kanunun 36 ve 37 nci maddelerinegöre yükselebilecekleri dereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksekolamaz" denilmek sureliyle memurların öğrenim düzeyleri ve hizmetsürelerine göre yükselebilecekleri derecelere özgü ek göstergelerdenyararlanacakları belirtilmiştir.
5434sayılı Yasanın 2898 sayılı Yasa ile değişik 41. maddesininbirinci fıkrasında da emekli, âdi malûllük ve vazife malûllüğü aylıklarınınhesaplanmasında 657 sayılı Yasanın 43. maddesinde yer alan gösterge tablosu vepersonel yasalarındaki ek göstergelerindikkate alınması öngörülmüştür.
Öteki iştirakçiler yönünden durum böyle iken, yasama organıüyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığa atananlar hakkında, Ek 61. maddeninbeşinci fıkrasına göre, öğrenim düzeylerine bakılmaksızın emekli keseneğineesas aylık dereceleri 2-9 olanlar için hakimlik sınıfında bulunanlara uygulananek gösterge rakamları, birinci derecedekiler için de, iştirakçilerinyararlanmakta oldukları en yüksek ek gösterge rakamı uygulanacaktır. Böylece bukuralla öteki iştirakçilere tanınmayan bir ayrıcalık getirilmiştir.
c) Ek Madde 62'nin İncelenmesi:
Bu madde, yasama organı üyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığaatananlara, isteklerine bağlı olarak 18 yaşını doldurduktan sonra geçen çalışmasürelerinin en çok 15 yılını borçlanabilme imkânını getirmektedir. TC. EmekliSandığının öteki iştirakçilerinin hangi koşullarda ve ne tür hizmetleri içinborçlanabileceklerini belirleyen 20.5.1976 günlü, 2012 sayılı Yasada,borçlanılabilecek süreler belli durumlarla sınırlandırılmış, ötekiiştirakçilere 18yaşını doldurduktan sonra geçen çalışma süreleri içinborçlanabilme olanağı tanınmamıştır.
Hal böyle iken, yasama organı üyeliği yapanlarla dışarıdanbakanlığa atananlara 18 yaşlarını doldurdukları tarihten sonra geçen çalışmasürelerinin en çok 15 yılını yasada sayılan yerlerden belge almak koşuluylaborçlanabilme olanağı tanıyan Ek 62. maddenin, bu kişilere, emekliliğe esashizmet sürelerinin arttırılabilmesi yönünden öteki iştirakçilere tanınmayan birayrıcalık getirdiği kuşkusuzdur.
d) Anayasa'nın 2. ve 10. Maddeleri Yönünden İnceleme :
Anayasa'nın 10. maddesinin birinci fıkrasındaki "Herkes, dil,ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanca, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" kuralı, ikincifıkrasındaki "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamaz." biçimindeki hükümle bir bütün oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin bir çok kararında da belirtildiği gibiAnayasa, bir tek kişiye veya kimi topluluklara, aynı durumda bulunanyurttaşlardan daha çok veya geniş hak ve yetkiler tanınmasını eşitlik ilkesineaykırı bulmuştur. Ancak, yasa önünde eşitlik, bütün yurttaşların her yöndenaynı kurallara bağlı tutulmaları anlamında değerlendirilemez. Bu ilke ilegüdülen amaç, aynı koşullar içinde bulunanözdeş nitelikteki durumlarınyasalarca aynı işleme bağlı tutulmasıdır. Birtakım yurttaşların başka kurallarabağlı tutulmaları haklı bir nedene dayanmakta ise, böyle bir durumda yasaönünde eşitlik ilkesi çiğnenmiş sayılmaz.
Yasama organı üyeliği yapanlarla, dışarıdan bakanlığa atananların,3430 sayılı Yasaya göre TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmelerinde getirilenfarklı düzenlemeler yukarıda açıklanmıştır.
Yasama organı üyelerinin yapmakta oldukları görevin önemi,bunların ödenek ve yolluklarının (Anayasal sınırlar içinde) ayrı birdüzenlemeye bağlı tutulmasını haklı göstermekte ise de, iştirakçi olarakkatıldıkları bir sosyal güvenlik kuruluşundan, öteki iştirakçilerle eşitkoşullarla faydalandırılmaları gerekirken, onlardan üstün haklarla ve ötekiiştirakçilere tanınmayan kimi ayrıcalıklarla donatılmaları savunulması mümkünolmayan bir eşitsizliğe ve adaletsizliğe yol açmaktadır.
Devlet Memurları Kanunu, önemli bazı Devlet hizmetlerini de içinealan istisnaî memurluklara atananlara, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesineilişkin hükümlerle bağlı olmaksızın aylığının ödenmesine olanak tanırken (m.59), bunları emekliliğe esas tutulacak aylık dereceleri bakımından, ötekimemurlardan ayırmamış, emekli keseneklerinin öğrenim durumları ve hizmetsürelerine göre hak kazanmış bulundukları aylık derecesi üzerinden kesilmesiniöngörmüştür.
Demokratik hukuk Devleti ilkesini Cumhuriyetin nitelikleriarasında sayan bir devlet yapısı içinde yasama meclisi üyelerine, salt busıfatları nedeniyle, katıldıkları güvenlik kuruluşunun öteki iştirakçilerinegöre üstünlük ve ayrıcalık tanınmasının haklı bir nedeni bulunmamaktadır.
Öte yandan, Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri"Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışıiçinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçtabelirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukukDevletidir." biçiminde belirlenmiştir. Anayasa'nın öngördüğü hukukDevletinin, öncelikle, eşitlik ilkesine ve insanhaklarına saygıyı öngören âdilbir hukuk düzenine dayanması gerekir.
Dava konusu Ek 60. Madde, Ek 61. ve Ek 62. maddelerle kazandığıanlam ve kapsamla, yasama organı üyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığaatananlar yönünden, öteki Sandık iştirakçilerine tanınmayan, eşitlik ilkesi veadalet duygusuyla bağdaşmayan bazı haklar ve ayrıcalıklar getirmiştir. Budurum, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı düşmektedir.
Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Mustafa GÖNÜLve İhsan PEKEL bu görüşe katılmamışlardır.
3 - Ek Madde 63'ün Anayasa'ya Aykırılık Sorunu :
Bu maddeye göre, çeşitli sosyal güvenlik kurumlarından emekliolduktan sonra, yasama organı üyeliği yapanlarla, dışarıdan bakanlığaatananlardan, TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmek isteyenlerin, buistemlerinin sandık kaydına geçtiği tarihi takip eden aybaşından itibaren,Yasanın Ek 60. ve Ek 61. maddeleri gereğince sandık iştirakçiliklerisağlanacaktır. Bu kişilerin (emekli aylığı almak suretiyle geçmiş sürelerihariç) istekleri üzerine, Ek 62. madde gereğince borçlandırılmalarıyapılacaktır.
Maddenin ikinci fıkrası ile de, çeşitli sosyal güvenlikkurumlarından emekli olduktan sonra yasama organı üyeliği yapanlarla, dışarıdanbakanlığa atananların çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına prim veya keseneködeyerek geçen süreleri ile Ek 62. maddeye göre borçlandıkları hizmet süreleritoplamı, aylık bağlanabilmesi için yeterli süreden eksik olanların eksik olanbu süreleri de ayrıca borçlandırılacaktır.
Dava dilekçesinde, dava konusu maddeye göre, çeşitli sosyalgüvenlik kurumlarından emekli olduktan sonra yasama organı üyeliği yapanlarla,dışarıdan bakanlığa atananların istekleri halinde emeklilikleri iptal edilerekTC. Emekli Sandığı ile ilgilendirebilecekleri, anılan kişilerin çeşitli sosyalgüvenlik kurumlarına prim veya kesenek ödemek suretiyle geçirdikleri sürelerle,borçlandıkları hizmet sürelerinin toplamının emekli aylığı bağlanması içinaranan süreden eksik olması durumunda, eksik olan sürelerin ayrıcaborçlandırılması için özel olanaktanındığı, bu durumun öteki iştirakçilereverilmeyen bir ayrıcalık oluşturduğu ileri sürülmektedir.
Ek 63. madde, çeşitli sosyal güvenlik kurumlarından emekliolduktan sonra yasama organı üyeliği yapanlarla, dışarıdan bakanlığaatananların TC. Emekli Sandığı ile Ek 60. ve Ek 61. maddeler gereğinceilgilendirilmelerini ve bu gibilerin Ek 62. maddeye göre borçlanmalarınınyapılmasını öngörmüştür. Bu açıdan Ek 63. maddenin Ana-yasa'ya uygunluk denetimiyapılırken, Ek 60., Ek 61. ve Ek 62. maddelerinin de incelenmesi gerekmektedir.
Ek 60. maddenin Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılırken bu maddeyanında Ek 61. ve Ek 62. maddeler de incelenmiş ve yasama organı üyeliğiyapanlarla dışarıdan bakanlığa atananların TC. Emekli Sandığı ile, Ek 61. ve Ek62. maddelerine göre ilgilendirilmelerinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı düştüğü belirlenmişti. Aynı nedenlerle, Ek 60. ve Ek 61. maddelere göreTC. Emekli Sandığı ile ilgilendirme ve Ek 62. maddeye göre borçlanma esaslarınıgetiren Ek 63. maddenin iptali gerekir.
Mahmut C. CUHRUK, Mehmet ÇINARLI ve İhsan PEKEL bu görüşekatılmamışlardır.
4- Ek Madde 64'ün Anayasa'ya Aykırılık Sorunu :
a) Ek 64. madde, yasama organı üyeleri ile dışarıdan bakanlığaatanmış olanların bu görevleri sona erip de, TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmeleri gereken bir göreve girenlerle; diğer sosyal güvenlikkurumlan ile ilgili bir görevde çalışanların istekleri üzerine, TC. EmekliSandığı ile ilgilendirilmelerinin yanı sıra, emekli aylığı bağlanmasının usulve esaslarını düzenlemektedir.
Dava dilekçesinde, yasama organı üyeleri ile dışarıdan atananbakanlardan görev süresi sona erenlerin, öteki sosyal güvenlik kurumları ileilgili bir işte çalışmakta olsalar dahi, istekleri üzerine, TC. Emekli Sandığıile ilgilendirilmelerinin; emekli keseneği ve kurum karşılığının hesabında,öğrenim durumları ve hizmet süreleri dikkate alınmaksızın birinci derecenin sonkademesinin ve iştirakçilere uygulanan en yüksek ek göstergenin esas tutulmasınlave nihayet emekliliği hak ettikleri zaman hizmetlerinin, son yedi yıllık kısmınerede geçmiş olursa olsun, kendilerine TC. Emekli Sandığı'nca aylıkbağlanmasının haklı bir sebebe dayanmayan eşitsizlik ve adaletsizlik doğurduğu,bu durumun Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Ek 64. maddenin (a) fıkrası, yasama organı üyeleri veya dışarıdanatanan bakanlardan görev süresi sona erdikten sonra TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi gereken bir göreve girenlerin, emekli keseneklerinin hesabındaEk 61. madde gereğince tespit edilmiş olan ve üyelik veya bakanlıktanayrıldıkları tarihteki kıdemleri de dikkate alınarak bıraktıkları derece,kademe ve ek göstergenin esas alınmasını öngörmektedir.
Ek 60. maddenin, Anayasa'ya aykırılık yönünden incelenmesisırasında ele alınan Ek 61. maddenin yasama organı üyeliği yapanlarla,dışarıdan bakanlığa atananlara TC. Emekli Sandığı'nm öteki iştirakçilerine göreayrıcalıklı kurallar içerdiği saptanmıştı.
Dava konusu Ek 64. maddenin (a) fıkrasında yer alan"...üyelik veya bakanlıktan ayrıldıkları tarihteki kıdemleri de dikkatealınarak bıraktıkları derece, kademe ve ek göstergeleri esas alınır."biçimindeki hüküm ise, kazanılmış aylık ve göstergelerinin korunması açısından657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinin "Ortakhükümler" başlıklı bölümünün (c) fıkrasında yer alan 5. bendin üçüncü altfıkrası ile aynı Yasanın 92. maddesinin ilk fıkra hükmü ve 2898 sayılı Yasayla5434 sayılı Yasaya eklenen Ek 48. maddeye koşuttur. O nedenle ilgililerinediğer iştirakçilere göre herhangi bir ayrıcalık getirmemektedir.
Ek 64. maddenin (b) fıkrasında görev süreleri sona eren yasamaorganı üyeleri ve dışarıdan atanan bakanlardan, öteki sosyal güvenlik kurumlarıile ilgili bir görevde çalışanların istekleri üzerine, başvurularının TC.Emekli Sandığı kayıtlarına geçtiği tarihi takip eden aybaşından itibarenkesenek ve kurum karşılıkları (a) fıkrasında belirtilen usul ve esaslara göretespit edilecek derece, kademe ve ek göstergeler üzerinden TC. Emekli Sandığıile ilgilendirilmeleri öngörülmüş iken; öteki iştirakçilere, çalıştıklarıgörevler itibariyle bağlı oldukla-rı sosyal güvenlik kurumları dışında başkabir sosyal güvenlik kurumuyla ilgilendirilme olanağı tanınmamıştır.
Üçüncü fıkra, yasama organı üyeleri veya dışarıdan atananbakanlardan görev süreleri sona erenlerden TC. Emekli Sandığı ile ilgilerikurulanların kesenek ve karşılıklarının ödenmesini düzenlemekte ve (b)fıkrasıyla bir bütün oluşturmaktadır. Anayasal denetim açısından üçüncü fıkranın,(b) fıkrasından soyutlanmasına olanak bulunmamaktadır.
Dava konusu Ek 64. maddenin son fıkrası ise, "(a) ve (b)fıkrası kapsamına girenlere istekleri üzerine Ek 65 inci maddedeki esas veoranlara göre aylık bağlanır" kuralını getirmiştir.
Görüldüğü üzere, maddenin son fıkrası, bu kişilere bağlanacakemekli aylığının esas ve oranlarının saptanması konusunda Ek 65. maddeyegöndermede bulunmaktadır Bu nedenle Ek 64. maddenin son fıkrasının ilgililereTC. Emekli Sandığı'nın öteki iştirakçilerine oranla ayrıcalık getiripgetirmediğinin saptanabilmesi için Ek 65.maddenin, Ek 64. maddeyle ilgilifıkralarının da incelenmesi gerekmektedir.
b) Ek Madde 65'in İncelenmesi :
Madde, yasama organı üyeliği yapanlar, dışarıdan bakanlığaatananlar ile bu görevleri sona ermiş bulunanlara ve bunların dul veyetimlerine emekli aylığı bağlanabilmesinin usul ve esaslarını düzenlemektedir.
Ek 65. maddenin birinci fıkrası, yasama organı üyeliği yapanlar,dışarıdan atanan bakanlar ile bu görevleri sona ermiş bulunanlardan TC. EmekliSandığı ile öteki sosyal güvenlik kurumlarına prim veya kesenek ödeyenlere yada bu Kanunun Ek 61. ve Ek 62. maddesiyle diğer kanunların hükümlerine göreborçlanılan hizmet süreleri toplamı 20 fiilî hizmet yılını dolduranlara, 5434sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin değişik (ç), (h) ve (i) fıkraları ile23.9.1983 günlü, 2898 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinde sözü geçen yıllaritibariyle belirlenen yaşları doldurmaları koşuluyla, yazılı başvurmalarınıizleyen aybaşından itibaren emekli aylığı bağlanmasını öngörmektedir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun emekli aylığı bağlanmasınıdüzenleyen 39 uncu maddesinin 23.9.1983 günlü, 2898 sayılı Yasayla değişik (ç),(h) ve (i) fıkralarında, kadınların 20 fiilî hizmet yılını doldurmuş olmalarıkaydıyla 45; erkeklerin 25 fiilî hizmet yılını tamamlamış olmalarıkoşuluyla 50yaşını doldurdukları takdirde istekleri üzerine emekli olabilmeleri hükmebağlanmıştır. Bu kurallara göre, emekli aylığına hak kazanabilmek için kadıniştirakçilerin 20, erkek iştirakçilerin ise 25 fiilî hizmet yılını doldurmuşolmaları gerekmektedir.
Ek 65. maddenin birinci fıkrasına göre ise., yasama organıüyeleri, dışarıdan atanan bakanlar ile bu görevi sona ermiş bulunanlar kadınerkek ayırımına bağlı tutulmaksızın, 20 fiilî hizmet yılı sonunda emekliaylığına hak kazanabileceklerdir. Bu fıkra uyarınca emekli aylığıbağlanabilmesi açısından bu gibilere Emekli Sandığı'nın öteki iştirak-çilerinegöre tamamlanması gereken fiilî hizmet yılı yönünden ayrıcalık getirilmiştir.
Ayrıca, Ek 65. maddenin birinci fıkrası, Ek 61. ve Ek 62.maddelere de yollamada bulunmaktadır. Bu maddelerin ne gibi ayrıcalıklıhükümler getirdiği Yasanın dava konusu Ek 60. maddesinin Anayasa'ya aykırılıksorunu incelenirken belirtilmiştir.
Ek 65. maddenin son fıkrasında, "Bu Kanuna göre emekli aylığıbağlanmasında 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi hükümleri uygulanmaz"denilmektedir.
2829 sayılı Yasa'nın 8. maddesi, çeşitli sosyal güvenlikkuruluşlarına bağlı olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi durumunda emekli aylığınınhangi kurumca ve kimin mevzuatına göre bağlanacağını ve ödeneceğinigöstermektedir. Bu maddeye göre aylık, son yedi yıllık fiili hizmet süresiiçinde hizmet süresi fiilen fazla olan kurumca; hizmet sürelerinin eşit olmasıdurumunda ise, eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tâbi olduğu kurumca; kendimevzuatına göre, malûllük, ölüm, yaş haddinden re'sen emekli olma ve bağlıolunan sosyal güvenlik kurumunun yasa ile değiştirilmesi gibi hallerde ise, enson yapılan hizmetin ilgilendirildiği kurum tarafından bağlanacaktır. Durumunböyle olmasına karşın, dava konusu Ek 64. maddenin göndermede bulunduğu Ek 65.maddenin son fıkrası nedeniyle Ek 64. madde kapsamına girenlere aylıkbağlanmasında bu kural uygulanmayacaktır.
Böylece, Ek 64. maddenin son fıkrası, yasama organı üyeleri veyadışarıdan atanan bakanlardan görev süresi sona erenler yönünden, ötekiiştirakçilere göre ayrıcalıklı bir durum yaratmaktadır.
c) Anayasa'nın 2. ve 10. Maddeleri Yönünden İnceleme:
3430 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile 5434 sayılı Yasaya eklenendava konusu Ek 64. maddenin, düzenleme alanı içinde bulunan kişiler yararınakimi ayrıcalıklar getirip getirmediğinin saptanabilmesi için dava konusu maddeile göndermede bulunduğu Ek 61. ve Ek 65. maddeler ayrı ayrı incelenmiştir. Sonuçta,dava konusu Ek 64. maddenin, görevleri sona eren yasama organı üyeleri iledışarıdan atanan bakanların TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmelerinde haklıbir nedene dayanmaksızın, öteki iştirakçilere tanınmayan ve adalet duygusuylabağdaşmayan kimi ayrıcalıklar getirdiği anlaşılmaktadır. Böylece dava konusu64.madde Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı düşmesi nedeniyle iptaledilmelidir.
Mahmut C. CUHRUK bu görüşe katılmamıştır.
B- İptal sonucunda 3430 Sayılı Yasanın Diğer HükümlerininUygulanma Olanağını Yitirip Yitirmedikleri Sorunu :
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında "Ancak başvuru,kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün, sadece belirli madde veyahükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde ve hükümlerin iptalikanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bazı hükümlerinin veyatamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi keyfiyetigerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veyaiçtüzüğün bahiskonusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline kararverebilir" denilmektedir.
Sözü geçen Ek 60., Ek 63. ve Ek 64. maddelerin iptali durumunda,Ek 61., Ek 62., Ek 65., Geçici 193. ve Geçici 194. maddelerin ve 3430 sayılıYasa'nın 3. ve 4. maddelerinin uygulanma imkânı kalmayacağından, bu maddelerinde 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, iptaline karar verilmelidir.
Öte yandan, iptal kararının hukukî sonuçlarının, uygulamayailişkin olması nedeniyle burada tartışılması yerinde görülmemiştir.
C- İptal Hükmünün Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu;
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanunhükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez." hükmü yer almakta, 2949 sayılıYasa'nın 53. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında da aynı hususlar tekrarlandıktansonra, beşinci fıkrasında "Anayasa Mahkemesi bir kanun, kanun hükmündekararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünü veya bunların belirlihükümlerinin iptali halinde meydana gelecek olan hukukî boşluğu kamu düzeninitehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görürse, yukarıdaki fıkrahükmünü uygular ve boşluğun doldurulması için Türkiye Büyük Millet MeclisiBaşkanlığı ile Başbakanlığa bilgi verir" denilmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere, söz konusu hükümlerin iptal edilmesi durumundaortaya çıkan yasa boşluğu iptal kararının gerekçesine göre, kamu düzenini veyakamu yararını ihlâl edici nitelikte bulunmadığından iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihin ayrıca kararlaştırılmasına gerek görülmemiştir.
Mahmut C. CUHRUK, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN ve İhsan PEKEL bugörüşe katılmamışlardır.
V- SONUÇ:
21.4.1988 günlü, 3430 sayılı "5434 sayılı TC. Emekli SandığıKanununa Altı Ek Madde ile İki Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun"un;
A. 1. maddesiyle 5434 sayılı Yasaya eklenmiş bulunan,
1- Ek 60. maddesinin, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mahmut C. CUHRUK, Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Mustafa GÖNÜL ile İhsanPEKEL'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
2- Ek 63. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mahmut C. CUHRUK, Mehmet ÇINARLI ile İhsan PEKEL'in karşıoylarıyla veoyçokluğuyla,
3- Ek 64. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,Mahmut C. CUHRUK'un karşıoyu ve oyçokluğuyla,
B- Yukarıda belirtilen Ek 60., Ek 63 ve Ek 64. maddelerinin iptaledilmesiyle uygulama alanı kalmayan Ek 61., Ek 62. ve Ek 65. maddeleri ilegeçici 193., geçici 194. ve 3430 sayılı Yasa'nın 3. ve 4. maddelerinin 2949sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un29. maddesi gereğince İPTALİNE, oybirliğiyle,
C- İptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıcakararlaştırılmasına mahal olmadığına, Mahmut C. CUHRUK, Mustafa GÖNÜL, MustafaŞAHİN ve İhsan PEKEL'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
24.5.1988 tarihinde karar verildi.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Adnan KÜKNER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
Yasama Organı üyelerinin yapmakta oldukları görevin önemi,bunların ödenek ve yolluklarının farklı bir düzenlemeye tabi tutulmalarınınasıl haklı kılıyorsa, sosyal güvenlikleri yönünden de farklı bir işleme tabitutulmaları da aynı derecede doğaldır.
Değişik hukukî statülerde bulunanların sosyal güvenliklerinin aynıyasa içinde birbirinden farklı ilke ve esaslara bağlı kılınmış olmalarının veaynı sosyal güvenlik kurumu ile ilgilendirilmiş bulunmalarının Anayasa'nın 2.ve 10. maddelerinde yer alan ilkelere ters düşen bir yanı yoktur.
İptal kararının yürürlüğe girmesi üzerine iptal edilen hükümlereuygun olarak iptalden önce tesis edilmiş olan emekli, dul ve yetim aylıklarınınderhal kesilmesi gerekecektir. Bu durumun kamu düzeni ve kamu yararı yönündenyaratacağı sakıncaların önlenmesi ve bu arada yeni bir düzenlemeninyapılabilmesi için iptal hükmünün yürürlüğünün tehiri gerekir.
Açıklanan nedenlerle çoğunluk kararına karşıyım.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
KARŞIOYYAZISI
21.4.1988 günlü, 3430 sayılı Yasayla 5434 sayılı TC. EmekliSandığı Kanununa eklenen "Ek Madde 60"; yasama organı üyeliğiyapanlarla dışarıdan bakanlığa atananların, yaşlarına bakılmaksızın, TC. EmekliSandığı ile ilgilendirilmelerine olanak sağlamıştır.
TC. Emekli Sandığı iştirakçisi olma hakkını kullanmakisteyenlerin, yazılı müracaatları üzerine, söz konusu görevlere başladıklarıtarihi, bunlardan bu görevleri esnasında başka sosyal güvenlik kurumları ileilgilerini sürdürmüş olanların ise, müracaatları tarihini takip eden aybaşındanitibaren yaşlarına bakılmaksızın, TC. Emekli Sandığı ileilgilendirileceklerini, bu gibilerin Sandıkla ilgilendikleri tarihte, başkasosyal güvenlik kurumlarındaki ilgilerinin sona ereceğini belirleyen "EkMadde 60"; emeklilik keseneklerine ve kurum karşılıklarına hangi dereceninkaçıncı kademesinin ve iştirakçilere uygulanmakta olan hangi ek göstergeninesas tutulacağına ilişkin bir hüküm içermemektedir.
7.5.1986 günlü, 3284 sayılı Yasa'nın 18. maddesiyle 5434 sayılıTC. Emekli Sandığı Kanununa eklenen ve Anayasa Mahkemesinin 2.12.1986 günlü, E.1986/22, K. 1986/28 sayılı kararı ile iptal edilen "Ek Madde 1"inikinci fıkrasında yer alan ve karar gerekçesinden deanlaşılacağı üzere, iptalkararının başlıca konusunu oluşturan "Bunların emeklilik keseneklerine vekurum karşılıklarına birinci derecenin son kademesi ve iştirakçilereuygulanmakta olan en yüksek ek gösterge esas tutulur." biçimindeki kural,bu defa, değiştirilerek, 3430 sayılı Yasayla 5434 sayılı Yasaya eklenen"Ek Madde 61 "in birinci fıkrasına aktarılmıştır.
Bu durumda dava konusu "Ek Madde 60", yalnızilgilendirmeye ilişkin genel kuralı koymakta ve buna bağlı olarakilgilendirmenin başlangıcını belirlemekte, başvuranların yaşlarınabakılmaksızın ilgilendirme işlemlerinin yapılacağını öngörmektedir.
Herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu; Devletin, bugüvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağını ve teşkilatı kuracağını hükmebağlayan TC. Anayasasının 60. maddesinin açık ifadesi karşısında, yasama organıüyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığa atananların da, Anayasa'nın öngördüğükurallara ve benimsediği ilkelere aykırı düşmemek koşuluyla, "çalışanlarınyarım, güvencesi" olan sosyal güvenlikhakkından yararlandırılmalarıAnayasal bir zorunluluktur. Bu açıdan bakıldığında, bunların, TC. EmekliSandığı ile ilgilendirilmelerini ilke olarak benimseyen ve bu ilkeye ilişkinkimi ayrıntıları da ayrıca belirleyen "Ek Madde 60" hükmününAnayasa'ya, özellikle Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı kabuledilemez.
Konuya başvuruda bulunan görevlilerin yaşlarına bakılmayacağınıbelirleyen kural yönünden yaklaşıldığında da durum değişmemektedir. Anayasa,herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip bulunduğunu kesinlikle kabul ettiğine,Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilâtıkuracağı doğrultusundaki buyruğunu da birlikte yürürlüğe koyduğuna göre, yaşkaydına ve sınırına bağlı olmaksızın görevlerini yapan, çalışmalarını sürdürenyasama organı üyeleri ile dışarıdan bakanlığa atananların, sosyal güvenlikhakkına sahip kılınmaları değil, ancak bu haktan yoksun bırakılmalarıAnayasa'ya uygun düşmeyecektir. İştirakçilerin, görevleriyle ilgilerininkesilmesini gerektiren yaş sınırını "65" olarak belirleyen TC. EmekliSandığı Kanununun, 6422 sayılı Yasayla değişik 40. maddesinin istisnaları gözönündetutulduğu, esasen Anayasa'da ilgilendirmeyi dolaylı da olsa yaşla sınırlandıranbir kurala yer verilmediği de düşünüldüğü takdirde inceleme konusu düzenlemeylehukuk devleti ve eşitlik ilkelerinin ihlâl edildiği söylenemez.
21.4.1988 günlü, 3430 sayılı Yasayla 5434 sayılı TC. EmekliSandığı Kanununa eklenen "Ek Madde 60" hükümlerinin "Anayasa'yaaykırı olduğuna ve iptaline" ilişkin olarak oyçokluğuyla oluşturulankarara bu nedenlerle katılmamaktayım.
Üye
Necdet DARICIOĞLU
KARŞIOYYAZISI
(DEĞİŞİKGEREKÇE)
1- 7.5.1986 günlü, 3284 sayılı Kanunun 18 ve 24 üncü maddeleriylekabul edilip Anayasa Mahkemesinin 2.12.1986 günlü, E.: 19867 22, K. : 1986/28sayılı kararı ile iptal edilen Ek 1, Ek 2, Ek 3, Ek 4, Ek 5, Geçici 11 veGeçici 12 nci madde hükümleriyle 21.4.1988 günlü, 3430 sayılı Kanunla kabuledilen dava konusu yeni hükümler arasında, bazı küçük deyim ve terimfarklılıklarına mukabil esas, kavram ve anlam bakımından hiçbir fark olmadığı,iki kanun hükümleri arasında benzerlikten de öte hatta ayniyet bulunduğukolayca görülmekte ve anlaşılmaktadır.
Örneğin : 3284 sayılı Kanunun evvelce dava konusu ve iptal edilenEk Madde 1/1 aynen şöyledir:
"Ek Madde 1/1. - Yasama Organı Üyeliği yapanlarla dışarıdanbakanlığa atananlar, TC. Emekli Sandığına yazılı müracaat tarihlerini takipeden aybaşından itibaren yaşlarına bakılmaksızın TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilirler. Bu gibilerin sandıkla ilgilendikleri tarihte, başka sosyalgüvenlik kurumları ile ilgileri bulunuyorsa, bu ilgileri sona erer."
Şimdi dava konusu edilen 3430 sayılı Kanunun "Ek Madde 60.Yasama Organı üyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığa atananlar, TC. EmekliSandığına yazılı müracaatları üzerine bu görevlere başladıkları tarihi,bunlardan bu görevleri esnasında başka sosyal güvenlik kurumu ileilgilenmelerini sürdürmüş olanların ise müracaatları tarihini takip edenaybaşından itibaren ve yaşlarına bakılmaksızınTC. Emekli Sandığı ileilgilendirilirler. Bu gibilerin Sandıkla ilgilendikleri tarihte başka sosyalgüvenlik kurumlarındaki ilgileri sona erer." şeklindedir.
3284 sayılı Kanunun iptal edilen "Ek Madde 3. - Çeşitlisosyal güvenlik kurumlarından emekli olduktan sonra, Yasama Organı Üyeliğiyapanlarla, dışarıdan bakanlığa atananlardan, TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmekisteyenlerin bu isteklerinin Sandık kaydına geçtiği tarihi takip edenaybaşından itibaren bu Kanunun Ek 1 inci maddesi gereğince Sandıkiştirakçiliklerisağlanır ve aynı tarihten itibaren sosyal güvenlik kurumlarından almaktaoldukları aylıkları kesilir. Bu gibilerin (emekli aylığı almak suretiyle geçmişsüreleri hariç) yine istekleri üzerine, bu Kanunun Ek 2 nci maddesi gereğinceborçlandırılmaları yapılır.
Ancak, sözü edilenlerden çeşitli Sosyal Güvenlik Kurumlarına primveya kesenek ödeyerek geçen süreleri ile Ek 2 nci maddeye göre borçlandıklarıhizmet süreleri toplamı aylık bağlanabilmesi için yeterli süreden eksikolanların, eksik olan bu süreleri de ayrıca borçlandırılır."
Bu davaya konu edilen 3430 sayılı Kanunun "Ek 63 üncü maddesi: Çeşitli sosyal güvenlik kurumlarından emekli olduktan sonra, Yasama Organıüyeliği yapanlarla, dışarıdan bakanlığa atananlardan TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmek isteyenlerin bu isteklerinin Sandık kaydına geçtiği tarihitakip eden aybaşından itibaren bu Kanunun Ek 60 ve Ek 61 inci maddelerigereğince Sandık iştirakçilikleri sağlanır ve aynı tarihten itibaren sosyalgüvenlik kurumlarından almakta oldukları aylıkları kesilir. Bu gibilerin(emekli aylığı almak suretiyle geçmiş süreleri hariç) yine istekleri üzerine,bu Kanunun Ek 62 nci maddesi gereğince borçlandırılmaları yapılır.
Ancak, sözü edilenlerden çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına primveya kesenek ödeyerek geçen süreleri ile Ek 62 nci maddeye göre borçlandıklarıhizmet süreleri toplamı aylık bağlanabilmesi için yeterli süreden eksikolanların, eksik olan bu süreleri de ayrıca borçlandırılır."
3284 sayılı Kanunun evvelce dava konusu ve iptal edilen "EkMadde 4. - Yasama Organı Üyeleri veya dışarıdan atanan bakanlardan görevsüreleri sona erenlerden;
a)TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi gereken bir görevegirenlerin emekli keseneklerine, kesenekleri kendileri, karşılıkları dakurumlarınca ödenmek üzere 1 inci derecenin son kademesi ve iştirakçilereuygulanmakta olan en yüksek ek gösterge esas alınır.
b) Diğer sosyal güvenlik kurumları ile ilgili bir görevdeçalışanların istekleri üzerine, müracaatlarının TC. Emekli Sandığı kayıtlarınageçtiği tarihi takip eden aybaşından itibaren kesenek ve kurum karşılıklarıbirinci derecenin son kademesi ve iştirakçiler için uygulanmakta olan en yüksekek gösterge üzerinden hesap edilmek şartıyla TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmeleri sağlanır.
Bu suretle ilgileri devam edenlerin Bağ - Kur ileilgilendirilmeleri gereken işlerde çalışanların kesenek ve karşılıklarınıntamamı, Sosyal Sigortalar Kurumu ile ilgilendirilmeleri gereken görevlerdeçalışanların keseneklerinin tamamı ile Sosyal Sigortalar Kurumunaödenecekişveren hissesi ile % 18 karşılık arasındaki farkın tamamı kendilerinden,işveren hissesi de çalıştıran işyerinden tahsil edilir. Ancak bu suretle geçensüreler emeklilik ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz."
Şimdi dava konusu olan 3430 sayılı Kanunun "Ek Madde 64. -Yasama Organı üyeleri veya dışarıdan atanan bakanlardan görev süreleri sonaerenlerden;
a) TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmesi gereken bir görevegirenlerin emekli keseneklerine, kesenekleri kendileri, karşılıkları dakurumlarınca ödenmek üzere Ek 61 inci madde gereğince tespit edilmiş olan veüyelik veya bakanlıktan ayrıldıkları tarihteki kıdemleri de dikkate alınarakbıraktıkları derece, kademe ve ek göstergeleri esas alınır.
b) Diğer sosyal güvenlik kurumları ile ilgili bir görevdeçalışanların istekleri üzerine, müracaatlarının TC. Emekli Sandığı kayıtlarınageçtiği tarihi takip eden aybaşından itibaren kesenek ve kurum karşılıkları (a)fıkrasında belirtildiği üzere bulunan derece, kademe ve ek göstergelerüzerinden hesap edilmek şartıyla TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmelerisağlanır.
Bu suretle ilgileri devam edenlerin, Bağ-Kur ileilgilendirilmeleri gereken işlerde çalışanların kesenek ve karşılıklarınıntamamı, Sosyal Sigortalar Kurumu ile ilgilendirilmeleri gereken görevlerdeçalışanların keseneklerinin tamamı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna ödenecekişveren hissesi ile TC. Emekli Sandığına ödenecek kurum karşılığı arasındakifarkın tamamı kendilerinden, işveren hissesi de çalıştıran işyerinden tahsiledilir. Ancak, bu suretle geçen süreler emeklilik ikramiyesinin hesabındadikkate alınmaz.
(a) ve (b) fıkrası kapsamına girenlere istekleri üzerine Ek 65inci maddedeki esas ve oranlara göre aylık bağlanır." biçimindedir.
Bu hal ve durum, özellikle, "Anayasa Mahkemesi kararlarıResmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar" diyen Anayasanın 153 üncümaddesinin son fıkrası hükmüne; 138 inci maddesindeki "Yasama ve yürütmeorganları ile idare, mahkemekararlarına uymak zorundadır" biçimindekihükme, çok açık ve bariz bir şekilde aykırılık oluşturmakta; dolayısıyle"Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlığını taşıyan 11 incimaddenin "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarınıve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. KanunlarAnayasaya aykırı olamaz" hükmünü de ihlâl etmektedir.
Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar "İdare Hukukunun UmumîEsasları" adlı kitabının üçüncü basısında (323-338. sahifelerde)"Hukuki Tasarruflardaki Sakatlıkların Müeyyideleri"ni incelerken :
"Umumi olarak bir hukuki tasarrufun maddi veya hukuki yapıcıunsurlarının yokluğu bu tasarrufun da yok, hükümsüz sayılmasını; unsurlarınkanunun emir ve nehyedici hükümlerine muhalif olması mutlak butlanı;tasarrufların rızalarındaki fesat, bozukluk ise, nisbi butlanı husule getirir.Bu itibarla hukuki tasarruflardaki sakatlıkların müeyyidesi esas itibariyleyokluk, mutlak butlan ve nisbi butlan şeklinde görünür.
Yokluk halinde tasarruf hiç doğmamış, hukuk alemine çıkmamışsayılır. Böyle yok olan bir tasarrufun hükümlerini icra maksadı ile birtakımfiiller işlenmişse bunlar tasarrufun icra hareketleri sayılmaya-rak müstakilbirer haksız fiil addedilmek icabeder. Mutlak butlanda ise ortayabir tasarrufçıkmıştır, fakat bu tasarruf o kadar sakat, amme intizamı ve hukuk nizamıbakımından ve kanun nazarında o derece zayıf ve tehlikelidir ki derhal ortadankaldırılması icap eder. Böyle bir sakatlık ile malûl bir tasarruf hiçbir zamansıhhat kesbedemez. Hiçbir hükmünün icrası lâzım gelmez ve ortadan kaldırıldığızaman da makabline şamil olarak meydandan çekilmiş olur. Yani bu da hiçbirhüküm doğurmamıştır. Doğurduğu farzedilen hükümlerinden yerine getirilenlerinde iadesi lâzımdır ... Lafferriere,yokluk müeyyidesinin ancak iki halde,salâhiyet ve fonksiyon gasplarında tatbik edilebileceğini kabul etmektedir.Birçok Fransız müellifleri de bu fikirdedir.
Bu hususta diğer bir müellif C. Blacvoet daha geniş bir kriterolarak Anayasayı alıyor ve Anayasa prensiplerini ihlâl edecek sakatlıklarınyokluk müeyyidesini intaç edeceğini söylüyor. Bu kriter, fonksiyon ve salâhiyetgasblarını ihtiva ettiği gibi Anayasanın teminat altına aldığı hak vehürriyetlere tecavüz teşkil edecek sakatlıklar da yokluk müeyyidesidoğuracaktır.
Yukarıda söylediğimiz gibi salâhiyet ve şekil unsurlarında dahakolayca görülen yokluk haline sebep ve mevzu unsurlarında, daha nadir olmaklaberaber, gene rastlanabilir. Burada sakatlığın çok bariz olması, hukuk nizamınıaçık bir suretteihlâl etmesi gibi ölçülerin tatbiki icap edecektir.
(Bazen) Tasarruftaki sakatlıklar çok esaslı bir butlan doğurabilir.Jeze bu butlanı radikal bir butlan olarak vasıflandırıyor. Böyle bir butlanmevcut olan hallerde tasarruf mevcuttur, fakat çok ağır noksanlar ve kusurlarlamalûl, derin ve esaslı bir tarzda sakattır. Böyle bir tasarrufun devamı, umumimenfaatler bakımından çok zararlıdır. Bu hal yokluğa yakın olmakla berabertasarrufun hukuk dünyasına doğmuş olması, hukuki varlığını iktisap etmişbulunması itibariyle yokluktan farklıdır..." demektedir.
Bu görüş ve düşüncelere de katılarak, Anayasaya (özellikle yukarıdabelirtilen hükümlere) çok açık ve bariz bir şekilde aykırı olan dava konusukanun hükümlerinin mutlak butlana bâtıl sayılması gerektiğini düşünüyorum.
Aksini düşünmek, yani iptal edilen hükmü; yasama organının biçim,deyim ve terim değişiklikleriyle esas, kavram ve anlam bakımından aynen tekraryasalaştırabileceğini kabul etmek, yargı kararının değerini ve etkinliğini çokdüşüreceği gibi, Anayasa Mahkemesinin "iptal kararları geriyeyürüme"diğinden yasama organına Anayasaya aykırı kanunları tekrar tekraryürürlüğe koymak yetki ve imkânı tanınmış olunur ki, kanımca Anayasa da, temelhukuk kuralları da, hatta akıl ve mantık kuralları da buna vedoğurduğu sonucakesinlikle cevaz veremez.
II- Anayasanın "iptal kararları geriye yürümez" hükmününmanası ve şümulü hakkında tartışma yapılmaktadır. Bu konuda görüşüm :
"Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edeme"diğinden yani kanunhükmünü değiştirmek veya bir hükmün Anayasaya uygun kısımlarını bırakıp aykırıkısımlarını iptal etmek yetkisine haiz olmadığı için,bir hükmün Anayasayaaykırı kısımları varsa bütününü iptal etmekte; bundan "hukuki boşluk"meydana gelmektedir. İşte bu hukuki boşluğun, iptal kararlarının yürürlüğegirmesine kadar doğmaması istendiğinden "iptal kararları geriyeyürümez" denilmiştir. Yoksa "Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz".Dolayısıyla kanun hükümlerinin Anayasaya aykırı kısımları hiçbir zaman uygulanamaz.Uygulanmışsa, sübjektif ve müktesep haklara dokunmamak şartıyla, düzeltilir,hatta işlemler geri alınır. Anayasadaki; "Bir davaya bakmakta olanmahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümleriniAnayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılıkiddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konudavereceği karara kadardavayı geri bırakır .... Anayasa Mahkemesi kararı, esashakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymakzorundadır" hükümlerinin gereği de budur. Başka bir anlatımla bir hükmün,Anayasa Mahkemesince, Anayasaya aykırılığı belirlenmiş kısımları, çıkarıldığıtarihten itibaren uygulanmayacak; uygulanmışsa uygulama işlemleri gerialınacak; kanun hükmünün, Anayasaya uygun olmasına rağmen iptal edilenkısımları ise ancak, iptal hükmünün yürürlüğe girmesiyle ortadan kalkacaktır.Bir kanun hükmününAnayasaya aykırı kısımları, iptal kararının yürürlüğegirmesine kadar uygulanması gerekse idi, mahkemelerin ve tarafların Anayasayaaykırılık iddiasını ileri sürmesinin yararı ve manası kalmazdı. Çünkü olay vedava, iptal kararından önce vuku bulmuş ve geride kalmış olduğundan, iptalkararının değil, iptal edilen hükümlerin uygulanması gerekirdi. Böyle bir anlayışınhukuka ve yukarıda belirtilen Anayasa hükümlerine aykırılığı açıktır.
İptal edilen hükmün, yalnız, Anayasaya aykırılığın ilerisürülmesine vesile olan davaya uygulanmaması, diğer bakılmakta olan benzerdavalara uygulanması ise adalete ve eşitlik kurallarına da aykırı olur.
Özet olarak, bir hükmün, Anayasaya aykırılığı Anayasa Mahkemesincetesbit ve kabul edilmiş kısımları o hükmün çıkarıldığı tarihten itibaren, bukısımlarla memzuç (karışmış ve kaynaşmış) olduğundan, Anayasaya aykırıgörülmemesine rağmen iptal edilmek zorunda kalınan kısımları ise, iptalkararının yürürlüğe girdiği tarihte ortadan kalkması gerekmektedir.
Bu gerekçelerle ve dahakonusu kanunun mutlak butlanla bâtıl sayılıp,çıkartıldığı günden itibaren geçerli olmadığına hükmedilmeliydi görüşü ileçoğunluğun iptal kararına katılıyorum.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOYYAZISI
1- 21.4.1988 tarihli ve 3430 sayılı Kanunla, 5434 sayılı TC.Emekli Sandığı Kanununa eklenen Ek 60. maddede : "Yasama Organı üyeliğiyapanlarla dışarıdan bakanlığa atananlar, TC. Emekli Sandığına yazılımüracaatları üzerine bu görevlere başladıkları tarihi, bunlardan bu görevlerisırasında başka sosyal güvenlik kurumu ile ilgilendirilmelerini sürdürmüşolanların ise müracaatlarını takip eden aybaşından itibaren ve yaşlarınabakılmaksızın TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler. Bu gibilerin Sandıklailgilendirildikten tarihte başka sosyal güvenlik kurumlarındaki ilgileri sonaerer" denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 2.12.1986 tarihli ve Esas : 1986/22, Karar :1986/28 sayılı kararında da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 60. maddesinde"Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacakgerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı kurar." denilmiş bulunduğundan,yasama organı üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların da TC. EmekliSandığı'ndan faydalandırılmak suretiyle güvenliklerinin sağlanmış olmasıAnayasa'ya uygundur.
Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerekiptali istenen Ek 60. maddede, asıl tartışma konusu yapılan husus, sözü geçenmaddede yer alan "yaşlarına bakılmaksızın" ibaresidir. Bu ibareyle,yasama organı üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların, hangi yaşta olurlarsaolsunlar, TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmelerine cevaz verilmişbulunmasının Anayasa'nın hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
TC. Emekli Sandığı Kanunu'nun 6422 sayılı Kanunla değiştirilen 40.maddesinde "İştirakçilerin vazifeleriyle ilgilerinin kesilmesinigerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurdukları tarihtir" denilmiş ise de,aynı maddenin (a) bendinde bazı meslek mensupları için, bu yaş haddinin (3)yıla kadar uzatılabileceği kabul edilmiş; (b) bendinde ise, bu yaş haddiüniversiteordinaryüs profesörleri ve profesörleri için, bazı kayıtlarla (70) yaşına kadaruzatılmıştır (Sonradan çıkarılan 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı YüksekÖğretim Kanunu'nun 30. maddesi, öğretim üyelerinin görevleri ile ilişkilerininkesilmesinigerektiren yaş haddini (67) olarak belirlemiştir.)
Kanunlarımızda TC. Emekli Sandığı'na bağlı bir iştirakçinin kaçyaşma kadar çalışabileceğinin tespiti cihetine gidilmiş olması, sandıkmenfaatlerinin korunması ile ilgili olmayıp, kamu hizmetinin selâmetleyürütülmesini sağlamak içindir. 5434 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen 40.maddesinde yaş haddinin 65'in üstüne çıkarılabilmesinin "vazifelerindekalmaları faydalı görülme", "vazifelerini yapabilecek durumdaolma" şartlarına bağlamış olması da bu görüşümüzü doğrulamaktadır. Buşartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdiri ise Bakanlar Kurulu,Üniversite Senatosu gibi mercilere bırakılmıştır.
Yasama Organı üyelerinin, görevlerini yapabilecek durumda olupolmadıklarının veya görevlerinde kalmalarının faydalı olup olmadığının takdiriise, bu üyelerin seçilmeleri için oy verecek olan seçmenlere aittir. Dışarıdanbakanlığa atananların da, önce bunları atayan Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nca,sonra da bunlara güven oyu verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce, diğerbakımlardan olduğu gibi, yaş bakımından da bir değerlendirmeye tabitutulacakları tabiîdir.
Durum böyle olunca, Yasama Organı üyeliği yapanlarla dışarıdanbakanlığa atananların "yaşlarına bakılmaksızın, TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmelerinin kabul edilmiş olmasıyla, bu gibilere bir imtiyaz tanınmışve hukuk devleti ilkesi ihlâl edilmiş sayılamayacağından" sözü geçenibarenin Anayasa'ya aykırılığından söz edilmemesi gerekir.
2- Aynı Kanunun dava konusu olan Ek 63. maddesinde "Çeşitlisosyal güvenlik kurumlarından emekli olduktan sonra, Yasama Organı üyeliğiyapanlarla, dışarıdan bakanlığa atananlardan TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmek isteyenlerin bu isteklerinin Sandık kaydına geçtiği tarihitakip eden aybaşından itibaren bu Kanunun Ek60 ve Ek 61 inci maddelerigereğince Sandık iştirakçilikleri sağlanır ve aynı tarihten itibaren sosyalgüvenlik kurumlarından almakta oldukları aylıkları kesilir. Bu gibilerin(emekli aylığı almak suretiyle geçmiş süreleri hariç) yine istekleri üzerine buKanununEk 62 nci maddesi gereğince borçlandırılmaları yapılır.
Ancak, sözü edilenlerden çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına primveya kesenek ödeyerek geçen süreleri ile Ek 62 nci maddeye göre borçlandıklarıhizmet süreleri toplamı aylık bağlanabilmesi için yeterli süreden eksikolanların, eksik olan bu süreleri ayrıca borçlandırılır" denilmektedir.
Bu maddenin, Ek 60, 61 ve 62 nci maddelere yapılan atıflardolayısıyla Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürüldüğünden, atıf yapılanhükümlerin Anayasa'ya aykırı olup olmadığının belirlenmesi bu maddenin deAnayasa'ya aykırı olup olmadığını meydana çıkaracaktır.
Ek 60. maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığı hususundaki görüşümü,yukarıda açıklamış bulunduğumdan, bu maddeye yapılmış olan atıf üzerindedurmayacağım.
Atıf yapılan Ek 61. madde, Yasama Organı üyeliği yapanlarladışarıdan atanan bakanların, TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirilmelerindeuygulanacak usul ve esasları ihtiva etmektedir. Bunlardan üzerinde durulmasıgerekenler, emekli keseneğine ve kurum karşılıklarına, tahsil durumlarıitibariyle personel kanunlarına göre girebilecekleri derecenin 5 incikademesinin esas alınması; emekli aylığının yükseltilmesinde her yılın birkademe, her iki yılın bir derece yükselmesine yeterli görülmesi; birincidereceye yükselenlerin emekli keseneklerinin bu derecenin dördüncü kademesiaylığı üzerinden kesilmesidir.
Yine atıf yapılan Ek 62. madde ise, Ek 60 inci madde gereğince TC.Emekli Sandığı ile ilgilendirenlerin, istekleri üzerine, 18 yaşınıdoldurdukları tarihten sonra geçen çalışma sürelerinin, ne kadarının hangişartlarla borçlanabilecekleri gösterilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndan önce yürürlükte bulunan30.6.1939 tarihli ve 3656 sayılı Devlet Memurları Aylıklarının Tevhit veTeadülüne Dair Kanun'da aylıklar derecelendirilmiş ve ilk defa memuriyetealınacakların öğrenim durumları itibariyle bu derecelerin hangisindenbaşlayacağı gösterilmiş idi. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, aylıklarıderecelerden başka bir de kademelere ayırdı ve ilk defa DevletMemurluğunagirenlerin derecelerinden başka kademelerin! de tesbit etti.
Ayrıca, sözü geçen kanunda, bu memurların girecekleri hizmetsınıfına göre, öğrenim durumları itibariyle tesbit edilen derece ve kademelereek olarak derece ve kademe verilmesi de öngörüldü. Meselâ, ortaokul mezunu birkimsenin memuriyete girişte öğrenim durumu itibariyle, 14 üncü derecenin 2 ncikademesi aylığını alması gerekirken, bu kimse emniyet hizmetleri sınıfınagirerse, kendisine iki üst derece verilip, memuriyete 12 nci derecenin 2 ncikademesinden başlaması kabul edildi. (657 sayılı Kanun, Madde : 36)
Yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi, belli bir memuriyetsınıfına girenlerin, öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri dereceleriniki üstünden başlamalarını bile kabul eden kanun koyucunun, Yasama Organıüyeliği yapanlarla dışarıdan atanan bakanların, emekli keseneklerine ve kurumkarşılıklarına esas tutulacak aylıklarını öğrenim durumu itibariylegirebilecekleri derecenin 5 inci kademesinden başlatmasını ve birinci dereceyeyükseldiklerizaman emekli keseneklerinin bu derecenin dördüncü kademesi aylığı üzerindenkesilmesine imkân vermesini, bunlara, Anayasa'nın hukuk devleti ve eşitlikilkelerini ihlâl eden bîr ayrıcalık tanındığı şeklinde yorumlamak yanlış olur.
Emekliliğe esas tutulan aylığın yükseltilmesinde her yıl için birkademe, her iki yıl için bir derece verilmesi esası hâkim sınıfındabulunanlarla, Sayıştay meslek mensupları için de kabul edilmiş olduğundan,Yasama Organı üyeleri ile dışarıdan atanan bakanlara tanınmış bir ayrıcalık olarakkabul edilemez.
TC. Emekli Sandığına tabi olmadan geçen hizmetlerinborçlandırılması hususunda daha önce, çeşitli hizmet grupları için birçokkanunlar çıkarılmıştır. Ek 61. maddede borçlanılan sürenin dahi her yılına birkademe ve (üç yıl yerine) her iki yılma bir derece verilmesi, emsalinihatırlamadığım, farklı bir hüküm olarak görülebilirse de, bunun da, Ek 61.maddeye atıfta bulunan Ek 63. maddenin iptalini gerektirecek ağırlıkta birayrıcalık, Anayasa'nın eşitlik ve hukuk devleti ilkelerini ihlâl eden birdavranış olarak kabulünü doğru bulmuyorum.
Yukarıda açıkladığım gerekçelerle, 5434 sayılı Kanun'a 3430 sayılıKanunla eklenen Ek 60. ve Ek 63. maddelerin Anayasa'ya aykırı olmadığınıdüşündüğümden, aksi yönde oluşmuş bulunan, bu maddelerle ilgili Mahkemekararına katılmıyorum.
Üye
Mehmet ÇINARLI
KARŞIOYYAZISI
1- 1982 tarihli TC. Anayasasının Sosyal ve Ekonomik Haklar veÖdevler'i düzenleyen önemli hükümlerden biri de "Sosyal GüvenlikHakkı" kenar başlığı altında yer alan ve sosyal devlet anlayışının çağdaşbir gereği olduğunda kuşku bulunmayan 60. maddesidir. Bu maddeye göre :
"Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır veteşkilatı kurar."
Yasama organı üyeleri ve dışarıdan atanan bakanlar da"herkes" gibi bu maddenin kapsamı içindedirler ve bu haktan yoksunbırakılamazlar. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin aynı konudaki Esas : 1986/ 22,Karar: 1986/28 sayılı ve 2.12.1986 günlü kararında yer alan "... yasamaorganıüyeleri ile dışarıdan atanan bakanların da TC. Emekli Sandığı'ndanfaydalandırılmak suretiyle güvenliklerinin sağlanmış olması Anayasa'yauygundur." biçimindeki ifade, kişisel kanımızı pekiştirmektir.
Bu gereksinimi karşılamak için, Anayasa'nın 60. maddesinin ikincifıkrası uyarınca yeni bir sosyal güvenlik kurumu kurulabileceği gibi, mevcutsosyal güvenlik kurumlarından biriyle de irtibatlandırmak olanağı vardır. Yasakoyucu tercihini, 21.4.1988 günlü, 3430 sayılı "5434 sayılı TC. EmekliSandığı Kanununa Altı Ek Madde ile İki Geçici Madde Eklenmesi HakkındaKanun" ile TC. Emekli Sandığı iştirakçiliği yolunda kullanmıştır. Tercih,hukuksal açıdan sakıncasız olduğu gibi, tamamen yasama organının takdirinebağlı bir konudur.
Ne var ki, ister halen görevde bulunsun, ister görevleri sonaermiş olsun, yasama organı üyeleri ile dışarıdan bakanlığa atananlar,kendilerine özgü bir sosyal güvenlik kurumu oluşturulmadıkça, irtibatlandırılacaklarıher hangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı iştirakçilerden hiç birinetanınmayan imtiyazlı, ayrıcalıklı, dolayısıyle adaletsizliğe ve anayasayargısında aranan koşullardan olan bir kamu yararı ya da "haklıneden" bulunmadığı için yasa önünde eşitsizliğe yol açan bir statüyekavuşturulamazlar. Yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararında da açıkçabelirtildiği üzere, "Yasama organı üyelerinin yapmakta oldukları görevinönemi, bunların ödenek ve yolluklarının (Anayasal çerçeve içerisinde) farklıbir düzenlemeye tabi tutulmasını haklı göstermekte ise de; iştirakçi olduklarıbir sosyal güvenlik kuruluşundan, diğer iştirakçilerle eşit şartlardafaydalandırılmaları gerekirken öteki iştirakçilerin hiç birisi için söz konusuolmayan bazı imtiyazlarla donatılmaları, savunulması mümkün olmayan bireşitsizlik ve adaletsizliğe yol açmaktadır."
Bu açıklamaların ışığında, 3430 sayılı Yasa ile 5434 TC. EmekliSandığı Kanununa eklenen maddelerden EK MADDE 60., Anayasa'nın,"Cumhuriyetin nitelikleri" kenar başlığı altındaki ".... hukukDevleti ......ni belirleyen 2. maddesi ile "Kanun önünde eşitlik"kenar başlığı altındaki 10. maddesi yönünden irdelenecektir.
EK MADDE 60., yasama organı üyeliği yapanlarla dışarıdan bakanlığaatananlar için ".... yaşlarına bakılmaksızın TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilirler." hükmünü getirmiştir. Oysa, TC. Emekli Sandığıiştirakçilerine bu olanak tanınmamıştır. Su durumda, Anayasa'nın 2.maddesindeki ".... .adalet anlayışı ...." dikkate alınmadığı için ......hukuk Devleti" ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Yine emeklilik rejimini oluşturan "yaş", "eğitimdüzeyi" ve "hizmet süresi" gibi üç temel öğeden biri olan yaşsınırının aranmaması, herhangi bir "kamu yararı" ya da "haklıneden" bulunmadığı için, Anayasa'nın 10. maddesindeki "yasa önündeeşitlik" ilkesine ve özellikle bu maddenin ikinci fıkrasındaki"hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."kuralına da aykırı düşmektedir.
Bu nedenlerle ve sadece madde metnindeki ...... yaşlarınabakılmaksızın...... ibaresinin iptali gerekeceği kanısında olduğumdan
EK MADDE 60. ın tümünün iptaline karşıyım.
2- Tümüyle iptal edilen 3430 sayılı Yasa'nın doğuracağı hukuksalsakıncaları bir an önce gidermek için yasama organına süre verilmesine ilişkinMahmut C. CUHRUK ve Mustafa ŞAHİN'in karşıoy yazılarındaki gerekçeyekatılıyorum.
Bu nedenle deçoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Mustafa GÖNÜL
KARŞIOYYAZISI
Anayasa Mahkemesinin "İptal kararları geriye yürümez"kuralı mutlak ve istisnasız bir kural değildir. Bu kural iptalden önce, o gününhukuki düzeni içinde vücut bulmuş ve tamamlanmış işlemlerin hiç olmamış, hukukisonuç doğurmamış sayılamayacağını ve bu suretle gerçekleşmiş hak vemenfaatlerin geri alınamayacağını amaçlamaktadır. Şayet iptal kararından önceyaratılan durumların hukuki sonuçları bitmemiş olup, iptal kararından sonrakidevreler için de tevali ve temadi edecekse, bu takdirde iptal kararının ResmîGazetede yayımlandığı andan itibaren bunlara da uygulanması, Anayasa'nınüstünlüğü ve bir hukuk devleti olma niteliğinin kaçınılmaz gereğidir. Buuygulamayı, geriye yürümezlik kavramındanayırmak ve onunla karıştırmamakicabeder.
Bu görüşümüzü öğretideki yorumlar ile pozitif hukukun yerleşmişkararları ve içtihatları da pekiştirmektedir.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararlarında da belirtildiği üzere,geriye yürümeme ilkesi, müesses durumlarla kazanılmış hakları korumak ve hukukiilişkilerde istikrarı sağlamak ihtiyacından doğmuş bir kuraldır. Ömür boyusürecek, ileride dul ve yetimlere de intikal edecek olan "emeklilik maaşı,memuriyet maaşı gibi objektif bir menşeden gelmekte ve bir statüye,umumi birhukuki duruma dayanmaktadır. Yani, emeklilik maaşı da, kamu hizmet kurallarınınve memur statüsünün bir neticesidir. Emekli maaşı, görev maaşı ile aynıniteliktedir. Bu sebeple, emeklinin emekli maaşı karşısındaki durumu ile,memurun memuriyetmaaşı karşısındaki durumu aynıdır. Her ikisi de objektifhukuktan kaynaklanan genel, kanuni ve nizami bir vaziyetten ibarettir. Busebeple emekli maaşında vaki olacak azalma ve çoğalma şeklindekideğişikliklerin tüm emeklileri etkileyeceği tabiidir... Pekçok kullandığımızmüktesep hak tabiri, hukuken müphem, karanlık ve tatbik sahası yok denecekkadar mahdut bir mefhumdur ve umumi hukuki durumlarda hiç bir zaman bahismevzuu olamaz. İdare hukukunun statülere dayanan objektif tanzimi tasarruflarladokunan nesçinde müktesep hak mefhumu hiç bir zaman bahis mevzuu olamaz."(SS. ONAR, İdare Hukukunun Umumi Esasları, 3. Bası, 1966, s. 482, 1236 1240).
Emeklilik işlemi bir şart tasarrufudur. Şart tasarrufun bizatîhikendisi müktesep hak konusu olamaz. Bunlar, genel, gayri şahsi hukuki durumlaryaratırlar. O günün hukuk nizamı içinde yapılmış bir şart tasarrufun tevliteylediği ferdi durumlar ve müktesep hakların korunması gerekir ise de,tasarrufun kendisi müktesep hak olmadığı için kaldırılabilir ve gelecek içinhukuki varlığına ve uygulanmasına son verilebilir. Çünkü, mazideki bir statününgeleceği idare etmesine aklen ve hukuken imkân yoktur. "Yeni statü ortayaçıktıktan sonra eski statünün hal ve istikbalde uygulanması düşünülemez. Ancak,kanun koyucu eskiden başlayıp da devam etmekte olan bazı durumların gene eskistatü hükümleri dahilinde devam etmesini arzu ederse, yeni statüye bunlarhakkında da hükümler koyabilir. Bu takdirde, eski durumlar hükümden kalkmışstatüye müsteniden değil, yeni statünün bu istisnaîhükümlerine dayanmaksuretiyle bir kıymet ve mahiyet almış olurlar" (SSO : 560).
Hukuk devletinin temel unsurunu, tüm Devlet faaliyetlerinin hukukkurallarına uygun olması esası teşkil eder. Anayasa'nın Devlet faaliyetlerininyargısal denetim altında yürütülmesini emretmesinin, yasama işlemlerinin de budenetime tabi tutulmasının nedeni budur. Anayasa Mahkemesinin kararıyla gayrimeşru bir yasama tasarrufu olduğu tescil edilen bir yasaya dayanılarak tesisedilen mutlak butlana malul bir işlemin kazanılmışhak sayılması mümkündeğildir. Zira kazanılmış hak, ancak doğru ve hukuken geçerli bir işlemdendoğabilir.
İdari işlemlerin, herhalde kendisine takaddüm eden bir kuralişleme dayandırılması ve işlemin her aşamasının da hukuka uygun sürdürülmesi,demokratik Devlet yönetiminin en önemli öğelerinden birini oluşturan hukukabağlılık ilkesinin kaçınılmaz gereklerindendir.
İptal edilen yasa, yasama organı tarafından ilga edilen yasahükmünde olduğuna ve emekli maaşı da "mevkut" olarak, yani muayyenzaman dilimleri içinde ödenen sürekli bir hak bulunduğuna göre, yasal dayanağıkalmayan bir uygulamaya devam edilmesi mümkün değildir. Çünkü, iptal edilenyasa, uygulanmakla birlikte hüküm ve sonuçlarını tümüyle doğurmuş ve artıkbugün ve gelecek için uygulanma konusu kalmamış bir yasa değildir. Bir yasanınuygulanabilmesi için her şeyden önce o yasanın yürürlükte olması gerekir.Kunter'in deyimiyle, "bunu elektrikle işleyen aletlerde fişin prize takılıolmasına benzetebiliriz" (N. KUNTER, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak CezaMuhakemesi Hukuku, 7. Bası, 1981, s. 436). Bu sebeple Anayasa Mahkemesininiptal kararı sadece yasayı yürürlükten kaldırmakla kalmaz. O yasanın zaman bakımındanuygulanmasına da engel olur.
"Anayasa'ya uygunluk sorunu, Anayasa Mahkemesinin önünegeldiği zaman, bu konuda diğer makamlar önünde geçerli olan kaatı karine, yaniaksi ispatlanamaz karine, aksi ispatlanabilir karine'ye dönüşür. Lâkin budönüşüm olayı, Anayasa Mahkemesi önünde konunun Anayasa'ya uygunluğukarinesinin yarattığı güvenin korunması sonucunu da yaratamaz. Başka birsöyleyişle, bir kanunun Anayasa'ya aykırılık nedeniyle iptal edilmesinden, bukanuna, Anayasa'ya uygunluk karinesine güvenerek, serbest iradeleriyle uymuşolanların zarar görmesi kabul edilmez.
... Bazen kesinleşmiş hukuki bir durumun, ele alınarak tartışmakonusu yapılmamasının ilgililer bakımından hukuk güvenliğinin korunması ile hiçbir ilgisi olmayabilir. Örneğin, Anayasa'ya aykırı bir kanuna dayanılarakverilen emeklilik maaşının bağlanması isteminin reddine ilişkin bir idari karar... söz konusuysa, bu hususa ilişkin kanun hükümlerinin iptali yolundakiAnayasa Mahkemesi kararının geriye yürümemesi, ilgililerin hukuk güvenliğininkorunmasına hangi bakımdan katkıda bulunabilecektir ' Aksine bu gibi hallerdeiptalkararının geriye yürümesi, adaletin sağlanması bakımından gerekligörülebilir." (Prof. Dr. Ülkü AZRAK, Anayasa Yargısı -1984 S. 159-160).
8.7.1971 günlü ve 1425 sayılı yasanın iptali için açılan davamünasebetiyle, Anayasa Mahkemesince verilen 6.6.1972 gün ve E. 1971/ 44, K.1972/29 sayılı iptal kararında: emekli aylığının bağlanmasına emekli keseneğikesilen aylık tutarları esas olarak kabul edilmiş iken keseneği ödenen aylıklailgisi olmayan ve başkaca herhangi bir dayanağı da bulunmayan, yapma niteliktebirgösterge tablosu ihdas olunarak emekli aylığının bağlanamayacağı, emekliaylığının sosyal sigorta esaslarına uyan biçimde ödenmesini sağlayabilmek içinişveren durumundaki devlet ile, çalışan memurdan alınması gerekli kesenekmiktarlarının matematik veistatistik bilimlerinin kuralları uyarınca yapılacak"aktüer" incelemeleri sonucuna göre belirlenmesinin zorunluluğuvurgulanmış ve ayrıca yasama meclisi üyelerinin hak edilmemiş birtakım yararlarsağlamasının Anayasa'ya neden aykırı düşeceğinin ayrıntıları üzerindedurulmuştur.
Yasama meclisi, sanki böyle bir karar yokmuş gibi, bu kez,memurların sosyal güvenlik kurumu olan Emekli Sandığı ile hiç ilişkileri bulunmayanlarıda içine alacak biçimde, 7.5.1986 günlü ve 3284 sayılı yasayı kabul etmiştir.Bu yasa da bir önceki kararda açıklanan ilkeler doğrultusunda, AnayasaMahkemesinin 2.12.1986 gün ve E. 1986/22, K. 1986/28 sayılı kararıyla iptalolunmuştur.
30.4.1987 günlü Resmî Gazetede yayımlanan bu karardan yaklaşık biryıl sonra çıkarılan 21.4.1988 günlü ve 3430 sayılı yasa da, AnayasaMahkemesinin yukarıda sözü edilen kararlarında belirlenen ilkelere büyük ölçüdeuyulmadığı görülmüş ve diğerleri gibi iptal edilmiştir.
Danıştay'ın 21, 22.12.1973 günlü ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılıİçtihadı Birleştirme Kararında, "bir terfi veya intibakta idare edileninkolayca anlayacağı kadar açık bir hata mevcutsa ve idareyi haberdar etmemişsememurun iyi niyetinden söz etmeye imkân yoktur. Binaenaleyh, bu kararlaradayanılarak yapılan kanunsuz ödemeler için süre düşünülemez ve her zamanistirdat olunabilir" denilmek suretiyle memurun kendisinin yapmadığı birişlemde susarak uyarıda bulunmaması, niyetinin kötülüğüne karine sayılmış iken,bile bile yürürlüğe konulan Anayasa'ya aykırı yasalarla sağlanan yararları,kazanılmış hakkın hukuki güvencesi içinde telakki ederek Anayasa'nın 153.maddesiyle desteklemeye kalkışmak herhalde isabetli ve insaflı bir davranışolamaz.
Kaldı ki, bu sorun, Anayasa Mahkemesinin 1425 sayılı Kanununiptali münasebetiyle verdiği 6.6.1972 günlü ve E. 71/44, K. 72/29 sayılı kararıüzerine TC. Emekli Sandığınca Danıştay'dan istişari mütalâa alınmak suretiyletereddüde mahal bırakılmayacak biçimde esasen çözüme de kavuşturulmuştur.
Danıştay Genel Kurulu'nun 24.9.1973 gününde oybirliğiyleonayladığı Üçüncü Daire'nin 4.7.1973 gün ve E. 73/370, K. 73/347 sayılıkararında aynen şöyle denilmektedir: "5434 sayılı Kanuna 8.7.1971 tarihlive 1425 sayılı Kanunla eklenen ... maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafındaniptal edilmesi üzerine, Anayasanın 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alaniptal kararı geriye yürümez hükmü karşısında uygulamada ortaya çıkan tereddüdüngiderilmesi amacıyla istişari mütalâa isteğine dair olup, Başbakanlığın27.6.1973 günlü ve Kanunlar ve Kararlar Tetkik Dairesi Başkanlığı 80-508/6297sayılı yazısıyla gönderilen Maliye Bakanlığının 23.6.1973 günlü BÜMKO 115631-453- 15779 sayılı yazısı suretinde aynen : ...
Gereği Görüşülüp Düşünüldü : ... Bu hükümle istihdaf edilen amaç,iptal kararından önce tesis olunmuş işlemlere dayanılarak yapılan uygulamalarlakazanılmış hakların ve idari istikrarın korunması olup iptalden sonra da buuygulamalara devam olunması, yani iptal olunan hükme göre tesis olunmuşişlemlerin muteber kabul edilmesi söz konusu olamaz. Zira bu halde Anayasayaaykırılığı sebebiyle iptal edilmiş bir kanun hükmünün iptal kararından sonra dayürürlükte kalmaya devamının kabulü gibi iptal hükmü ile telifi kabil olmayanbir durum ortaya çıkar.
Esasen Anayasaya aykırı olan bir kanun hükmü, başlangıçtanitibaren sakat olduğuna göre, bu durumun Anayasa Mahkemesi kararıyla tesbitedilmesinden sonra da devamına yol açacak bir uygulama tecviz edilemez..."(Danıştay Dergisi Sayı : 14, 15S. 171). Bu mütalâa hilafına aynı organca yenibir mütalâa verilmedikçe, aksine münferit kararlarolsa bile, TC. EmekliSandığı'nın, Anayasanın 153. maddesinin altıncı fıkrasındaki "iptalkararları geriye yürümez" hükmü yoruma müsaittir diyerek kendiliğinden"İçtihadı tasarruflar" İlkesince aksine bir uygulama yapamaz veyaparsa sorumluluktan da kurtulamaz.
Açıklanan nedenlerle, tümüyle iptal edilen 3430 sayılı Yasa, iptalkararının Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlükten kalkacağına ve geleceğeyönelik olarak uygulanma kabiliyetini de tamamen yitireceğine göre, bu yasadanyararlanan emekli, dul ve yetimlerin mağdur olmamaları için yasama organınaiptal kararı doğrultusunda yeni bir düzenleme yapabilme zaman ve fırsatıverilmesi gerekirken, bu gereksinimi duymayan ve aksi yönde kararı oluşturançoğunluk görüşüne karşıyım.
Üye
Mustafa ŞAHİN
KARŞIOYYAZISI
21.4.1988 Tarih ve 3430 Sayılı Yasa'nın 1. Maddesiyle:
A - 5434 Sayılı Yasa'ya eklenen Ek 60. Madde; Yasama MeclisiÜyeleri ile dışardan bakanlığa atananlara 65 yaşından sonra da TC. EmekliSandığı iştirakçisi olabilme imkânını sağlamaktadır.
5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Yasası'nın 6422 Sayılı Yasa iledeğişik 40. maddesi "iştirakçilerin vazifeleriyle ilgilerinin kesilmesinigerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurdukları tarihtir." hükmünügetirmiştir. Burada TC. Emekli Sandığı'na iştirakçi olabilme yaş haddi ile kamuhizmetinde vazife yapabilme için tesbit edilen yaş haddi arasında açık bir ilgikurulduğu görülmektedir.
Yasama Meclisi Üyeleri ile dışardan atanan bakanların kamuvazifeleri 65 yaşından sonra da bir tahdide tabi olmadan devam ettiğine göreemekli sandığı ile ilişkilerinin sağlanmasını makul görülecek zaruri bir neticeolarak kabul etmek gerekir.
Kamu görevinde çalışanların, bu çalışmalarının devam ettiği 65yaşının bitimine kadar TC. Emekli Sandığı ile iştirakleri sağlanmış iken, 65yaşından sonra da Anayasa'mıza dayalı olarak kamu görevleri devam eden YasamaMeclisi Üyeleri ile dışardan atanan bakanlara bu hakkın tanınmaması Anayasa'mızın10 uncu maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olur. Bu durumunAnayasamızın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkı ve Devlet'in bukonuda, üstlendiği görevle bağdaştırılması da mümkün değildir. Kamugörevlerinin devamı süresince sosyal güvenlik hakkının bir gereği olarak 65yaşından sonra da Yasama Meclisi Üyeleri ile dışardan atananbakanların TC.Emekli Sandığı iştirakçisi olabilmeleri Anayasamızın 10. maddesinde yer alanadalet anlayışı ve sosyal hukuk Devlet'i ilkelerine de uygundur.
Yasa Koyucu'nun takdir kapsamına giren bu hususun Anayasamızaaykırılığı değil uygunluğu söylenebilir.
B- Eklenen Ek 63. madde ise, Yasama Meclisi Üyeleri ile dışardanbakanlığa atananların, emekli keseneklerine esas tutulacak derecelerintesbitinde öğrenim durumları ile hizmet sürelerini gözeten bir düzenleme, ekgösterge, süre tesbiti, borçlandırılma ve kademe ilerlemesi hususlarındaölçüler getirmiştir
Devlet memuriyetinde görevler öğrenim durumuna göre,düzenlenmiştir. Bir göreve gelebilmek için o görevin gerektirdiği öğrenimiyapmak şarttır. Bu nedenle öğrenim durumu, TC. Emekli Sandığı iştirakçilerininilişkilerini etkiler hale gelmiştir. Bu ilişkinin aslında görevle ilgili olduğugörülmekte ve izlenmektedir. Maaş için intibak ettirilen derece emeklilik keseneğinede esas olmaktadır.
Bilindiği üzere, Yasama Meclisi Üyeleri ile dışardan atananbakanlarda tahsil farkı aranmamaktadır. Bu kimseleri, üstlendikleri görevkarşısında sadece öğrenim durumlarına göre görmek hatalı olur.
İlkokul mezunu bir Yasama Meclisi Üyesi; bütçe, yasa tasarısı vetekliflerinin görüşülmesinde yüksek öğrenim görmüş diğer arkadaşları gibibilimsel tartışmalara girebilecek seviyeyi göstermekte ve yararlı neticeleralınmasına katkıda bulunmaktadır. Burada önemli olan görevin gereğinindiplomaya dayalı öğrenim durumu üzerinde yerine getirilmesi gerçeğidir. Kendikendini yetiştirmiş olma olayıdır.
Yasama Meclisi Üyeleri ile dışardan bakanlığa atananların sosyalgüvenliklerini sağlayacak yasal düzenlemeyi yaparken bu gerçeğin ve aynı göreviyapanlar arasında eşitlik hiç değilse makul bir dengenin kurulması zaruretiningözönünde bulundurulması gerekir.
Yasa Koyucunun düzenlemede bu hususları nazara aldığıgörülmektedir. Bunlar üzerinde bir değerlendirme yaparak neticeye varmak yargıdenetiminin sınırları dışına çıkarak kanun koyucunun takdir hakkına müdahalesonucunu doğuran "yerindelik" denetimi halini alır.
Anayasamızın 86. maddesinde Türkiye Büyük Millet MeclisiÜyelerinin ödenek ve yolluklarının kanunla düzenleneceği esası yanında görevinmahiyetine uygun ölçüler de getirilmiştir.
Bir kimsenin emeklilik haklarının bulunduğu görevlere göredeğişiklik göstermesinin tabiiliği karşısında; Anayasa Koyucunun görevdeçalışırken öngördüğü hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyi emeklilik haklarınındüzenlenmesinde emsallerinde olduğu üzere nazara almamak Anayasamıza aykırılıkteşkil eder.
Bu hususları gözönünde bulundurarak konuya baktığımızda :
Daha önce 3284 Sayılı Kanunla yapılan düzenlemede, öğrenimdurumları ve geçerli sayılacak kıdemleri ve atandıkları kadronun derecesigözetilmeden emeklilik aylıklarının, 1. derecenin son kademesi ve iştirakçilereuygulanmakta olan en yüksek gösterge üzerinden hesaplanması esasıgetirilmiştir. Bu hususun Anayasa Mahkemesince iptali üzerine, Yasa Koyucununbu defa Anayasa Mahkemesi Kararında üzerinde durulan hususları gözönündebulundurarak yeni birdüzenlemeye gittiği görülmektedir.
Nitekim, emekli keseneklerine esas tutulacak derecelerintesbitinde öğrenim durumları ile hizmet sürelerini gözeten bir düzenleme, ekgöstergelerde ve diğer konular da kimi benzeri bulunan makul ölçülergetirilmektedir.
Görevin mahiyeti, Anayasa Koyucunun bu göreve gelişte tahsil farkıaranmaması, yukarıda arz ve izah olunan durumlar ve Yasama Meclisi Üyeleri iledışardan bakanlığa atananların sosyal güvenliliklerinde kendi aralarındaeşitlik sağlanması zarureti karşısındabu düzenlemeyi ayrıcalık ve Anayasamızaaykırı olarak görmek hatalı olur.
Bunlar, Yasa Koyucunun konunun mahiyetine uygun makul birdeğerlendirmesi ve takdiri olarak Anayasamıza uygun görülmektedir.
C- Eklenen Ek 64. maddenin son fıkrasında 20 fiilî hizmet yılıüzerinden emeklilik hakkı tanınması nedeniyle sadece bu kısmın iptalinekatılıyorum.
Diğer düzenlemeler; A ve B bölümlerinde arz ve izaha çalıştığımnedenlerle Anayasamızın 2., 10. ve 60. maddelerinin bir gereği olarak YasaKoyucunun takdir kapsamıiçinde görülmektedir.
D- İptal edilen 3430 sayılı Yasa, iptal kararının Resmî Gazetedeyayımlandığı gün yürürlükten kalkacağına ve geleceğe yönelik tatbiki söz konusuolamayacağına göre bu kanundan yararlananların mağdur olmamaları için yasamaorganına, iptal kararı doğrultusunda yeni bir düzenleme yapabilmek için zamanverilmesi gerekir.
Bu nedenlerle, yukarıda belirtilen maddeleri Anayasa'ya aykırıbularak iptalini ve iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıcakararlaştırılmasına mahal olmadığını kararlaştıran çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
İhsan PEKEL