ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1988/33
Karar Sayısı: 1989/17
Karar Günü: 15.3.1989
R.G. Tarih-Sayı :22.06.1989-20203
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nunGeçici 4. Maddesinin üçüncü fıkrasındaki "... özel ...." sözcüğününAnayasa'nın 10., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
I- OLAY:
Tapulama Komisyonu tarafından bir başka parselin miktar fazlasıolarak Hazine adına tesbitinin kesinleşmesi üzerine Hazineye karşı tapu iptalidavası açarak uzun zamandan beri malik sıfatıyla zilyed bulundukları 499 sayılıparselin adlarına tescil isteyen davacıların Anayasa'ya aykırılık savının ciddiolduğu kanısına varan yerel mahkeme 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 4.Maddesinin üçüncü fıkrasındaki "....özel ...." sözcüğünün Anayasa'nın10., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali istemiyle AnayasaMahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ:
A.İptali İstenilen Yasa Kuralı:
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun iptali istenilensözcüğü de içeren üçüncü fıkrasıyla birlikte Geçici 4. Maddesi şudur:
"Geçici Madde 4.- Tapulama ve kadastro mahkemelerince bu Kanununyürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanunuygulanmaz. Tapulama mahkemeleri ile kadastro mahkemesi sıfatıyla görev yapanasliye mahkemelerinde, halen görülmekte olan davalar ile 10 yıllık hak düşürücüsüre içerisinde açılacak davalara bu Kanun hükümleri uygulanır.
Bu Kanunun yürürlüğünden Önce düzenlenmiş tapulama tutanakları vekadastro beyannameleri ile verilmiş bulunan komisyon kararları geçerliliklerinikorurlar. Bunlara süresi içinde itiraz durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır.
2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlargereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunantaşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahipleri dava açabilirler.
Tapulama ve kadastrosu yapılıp tespit dışı bırakılan yerlerdetapulu taşınmazların maliklerinin talep etmesi halinde, bu Kanun hükümlerinegöre bunların kadastrosu yapılır."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
1- "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2- "Madde 35.- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyethakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
3- "Madde 36.-Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmahakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içinde davaya bakmaktankaçı-namaz."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mahmut C.CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, MuammerTURAN, Mehmet ÇINARLI, Mustafa GÖNÜL, Mehmet Şerif ATALAY, Oğuz AKDOĞANLI,ihsan PEKEL ve Selçuk TÜZÜN'ün katılmalarıyla 14.7.1988 günü yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırı olduğu ileri sürülen yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları,bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 4. Maddesinin üçüncüfıkrasında, "2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahrir Kanunu ile diğer kanunlargereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunantaşınmazlar için on yıllık hak düşürücü süre geçmişse, bu kanun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahipleri dava açabilirler."hükmü getirilmiştir.
Bu kuralla Yasakoyucu, hak düşürücü süreyi öngören 22. maddesinin(H) bendinin tapulu taşınmazlar açısından, Anayasa Mahkemesinin 10.2.1970günlü, 1969/ 60 Esas, 1970/ 8 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniylehak düşürücü süreyle ilgili bir hüküm içermez duruma gelen, 2613 sayılı Yasayıve hak düşürücü sürelere yer vermeyen öbür özel (Kadastro) yasalarını amaçlamakistemiştir. Bu hükmün, 31. maddesi ile on yıllık hak düşürücü süreyi öngörmüşbulunan 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan tesbit ve tescillerle birilişkisibulunmamaktadır. Aksi durumda, 766 sayılı Kanun'un 31. maddesindeki hakdüşürücü sürenin varlığından doğan hukuksal sonuçların hiçbir değeri kalmazdı.
2613 sayılı Yasa hükümlerince ya da öbür yasalar gereğince yapılankesinleşmiş kadastro sınırlamasına karşı hak sahibi olduğunu ileri süren kişi,3402 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce her zaman dava açmak hakkına sahip iken;3402 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra 12. maddede yeralan hükümnedeniyle dava hakkı, on yıllık hak düşürücü süreile sınırlandığından, on yılgeçtikten sonra dava açılması durumunda, 3402 sayılı Yasa'nın 12. maddesininmahkemece doğrudan uygulanması zorunluğu karşısında bu dava retlesonuçlanacaktı. Yasakoyucu bu haksızlığı önlemek ve bu gibi durumlarauygulanması amacı ile Geçici 4. Maddeyle bir yıllık hak düşürücü süreöngörmüştür. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, üçüncü fıkranın, AnayasaMahkemesi'nin 10.2.1970 günlü, 60/8 sayılı kararıyla iptal edilen, 2613 sayılıKadastro ve Tapu Tahriri Kanunu'nun 22. maddesinin(H) bendine de uygulanacağıkanısındadır. 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31. maddesinde yer alan 10 yıllıkhak düşürücü süreye ilişkin ilkenin 2613 sayılı Yasa'da yer almadığını belirten3402 sayılı Yasa'nın genel gerekçesiyle, 12. ve Geçici 4. Maddeleriningerekçelerinde yerel mahkemenin görüşünü doğrulayan bir açıklık yoktur.
Yasakoyucunun amacı, kararlılık sağlamak olduğuna, 3402 sayılıdaha önce bir hak düşürücü süre ile sınırlanmamış olan durumlara bile hakdüşümü getirdiğine göre, daha önce kararlılık sağlanmamış olan durumlarda builkeden ayrılarak dava hakkını yeniden tanıması ve yenilemesi düşünülemez,incelenen üçüncü fıkranın yazılış biçimine, 2613 sayılı Yasa'nın 22.maddesindeki on yıllık sürenin başlangıcına ilişkin yorumlara göre değişikyargılara varılabilirse de Yargıtay kararlarıyla yerleşen uygulamaYasakoyucunun amacıyla birlikte gözetildiğinde 3402 sayılı Yasa'nın Geçici 4.Maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen l yıllık ek süreden, 2613 sayılıYasa'nın 22. maddesinin (H) bendine göre Hazine adına tescil edilentaşınmazlarda hak ileri sürenlerin yararlanamayacağı kabul edilmelidir.
B. 3402 Sayılı Yasa'nın Geçici 4. Maddesinin Üçüncü FıkrasınınAnayasa'ya Aykırılığı Sorunu:
1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden inceleme:
Yukarıda belirtilen nedenlerle, gerek 766, gerek 2613 sayılıYasalara göre kadastrosu yapılan yerlerde, hak düşürücü süre daha önce kabuledilmişse ek dava süresi getirilmediğinden herhangi bir eşitsizlik söz konusudeğildir.
3402 sayılı Yasa'nın 12. ve Geçici 4. Maddesi birliktedeğerlendirildiğinde, kadastrosu yapılan bölgelerde daha önce hak düşürücü sürekabul edilmeyen yerlerin, hak düşürücü süre kapsamına alındığı anlaşılmaktadır.Yasa'nın yürürlüğe girmesine kadar dava hakkı bulunan kimsenin dava açma hakkı,geçmişe yürür biçimde elinden alınmıştır. Bu durumdaki taşınmazlar hakkında,kadastrodan önceki hukuksal nedenlerle dava açma hakkı elinden alınan kimselereyeni bir olanak tanınması hukuksal yönden uygun karşılanmalıdır. Bu bakımdan,Geçici 4. Maddedeki ek sürenin 766 sayılı Yasa uyarınca tapulaması yapılantaşınmazlarda hak sahibi olduğunu ileri sürenlere tanınması Anayasa'ya aykırıdeğildir. Çünkü, haklarında değişik düzenleme getirilen taşınmazlarda haksahibi olduğunu ileri sürenlerin hukuksal durumları birbirininaynı olmayıpayrıdır. Ayrı hukuksal durumların ayrı kurallara bağlanması eşitlik ilkesineaykırılık oluşturmaz.
Anayasa Mahkemesi 8.2.1973 günlü, 52/5 sayılı kararında,kadastroya dayanılarak düzenlenen plânların ve tapu sicilleriyle belirlenmişolan hukuksal durumun kararlılık içinde süregelmesi, bunların düzenlemesindenönce hukuksal ve eylemli duruma dayanılarak kullanılacak dava haklarını, hakkınözüne dokunmayacak, ancak kararlılığı da bozmayacak bir ölçüyle sınırlandırarakgerçekleşebileceğini bildirirken başka kadastro yasalarında itirazkısıtlamasının olmadığı durumlarda 7fi6 sayılı yasa'nın 31. maddesiylegetirilen kısıtlamayı Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.
Kamu düzeni amacıyla yürürlüğe konulan Kadastro Kanunu ile kararlılıksağlamak için kesinleşen tutanaklara belli bir süre geçtikten sonra itirazedilemeyeceği öngörülmüştür. Bu düzenleme yapılırken daha önce kararlılıksağlanmış olan durumlarda bu kararlılığı bozacak biçimde yeni dava açma olanağıtanınmamasında Anayasa'ya aykırı bir yön yoktur.
2- Anayasa'nın 35. Maddesi Yönünden inceleme:
Yerel mahkemenin Geçici 4. Maddenin tümünün iptalini istememesiylehak düşürücü süreden, bu maddedeki süreden hiç yararlandırılmayanların, bir yılsüreyle de olsa dava açma haklan olmamasının amaçlandığı düşünülmüş olacaktır.Mahkemeye göre, bu kişilerin bir yılla sınırlı tutulsa da dava haklarınınolmaması, mülkiyet hakkının sınırlanması olup kamu yararı amacınadayanmamaktadır.
Yasakoyucunun, beliren durumun, belli bir süre geçtikten sonraeski olaylara dayanılıp tartışma konusu yapılmamasını isteyerek ve bunda kamudüzeni bakımından yarar görerek getirdiği bir sınırlama olan Geçici 4. Maddeninüçüncü fıkrasındaki durum, mülkiyet hakkını değil, hak arama özgürlüğünüilgilendirir. Aranılması önlenen hakların sonuçta mülkiyet hakkını etkilemesisonucu değiştirmez. Aksinin kabul edilmesi durumunda dava ve yasa yollarımkapayan kuralların mülkiyet hakkını da sınırladığını kabul etmeyi gerektirir kibunun düşünülmesi olanaksızdır. Mülkiyet kavramını değiştirmeyen, yapısınıdaraltmayan, bağını ortadan kaldırmayan, kullanılıp yararlanılmasını önlemeyenancak ona bağlı hakların kullanılma süresini düzenleyen kurallar doğrudan hakkayönelik değildir. Öğretide ve uygulamada, süreden sonra kazanılmış hakdoğurduğu ve iptalden sonra da dava açılmayacağı ileri sürülmediğine göre,incelenen düzenlemeyle kısıtlanan, mülkiyet hakkı değildir. Kısıtlanan, genelnitelikte dava açmak hakkı, başvuru hakidir.
Mülkiyet hakkının sınırlandığı kabul edilirse, 10 yıl geçmekleadına tescil yapılanın lehine kazanılmış hak doğduğu kabul edilmelidir. Bununsonucu olarak Anayasa Mahkemesi'nin, 2613 sayılı Yasa'nın 22. maddesinin (H)bendinin iptalinin de bu hakları etkilememesi gerekirdi. Yargıtayuygulamalarında bu yön hiç nazara alınmayarak hakdüşümü kalkınca işin esasınagirilmektedir. Mülkiyet hakkının 10 yıl geçmekle düştüğünün kabulü halinde,Anayasanın 153. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca iptal kararı geriyeyürümediği, mülkiyet haklarının kaybı da kazanılmış hak olduğu için Kadastrobölgelerindekidavaların reddi gerekirdi. Bu davalar reddedilmediğine göre sınırlamanınmülkiyet hakkına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.
Hak düşürücü sürenin mülkiyet haklarını sınırladığı kabul edilsebile Anayasaya aykırılık söz konusu değildir. Mahkeme, 3402 sayılı Yasa'nın 12.maddesindeki 10 yıllık genel hak düşürücü hükmü dava konusu yapmamıştır. Tümyurtta kamu yararı amacıyla 10 yıllık hak düşümü kuralı getirilirken, daha öncemülkiyet hakkı düşenlere yeniden bu hakkın tanınmasını isteme olanağıverilmesiadalete aykırı olur, lehlerine mülkiyet hakkı doğanların kazanılmış haklarınızedeler. Bu bakımdan yapılan hak kısıtlaması demokratik toplum kurallarına daaykırı değildir.
3- Anayasa'nın 36. Maddesi Yönünden İnceleme:
Dava konusu kural, doğrudan kısıtlama getirmeyip davaaçabilecekleri sayarken yaptığı sınırlama ile dolaylı yoldan kısıtlamagetirmiştir. Kamu yararı nedeniyle hak arama özgürlüğünün sınırlanabilmesi,Anayasa Mahkemesi'nin kabul ettiği zorunluluklardandır. 10.2.1970 günlü, 60/8sayılı karar, ayrıntılı biçimde bu sonucu göstermektedir. Yasakoyucu, adalet vehakkaniyet ölçülerini gözönünde tutarak yasama yetkisi alanı içinde süreyitakdir edebilir. Değinilen kararda da açıklandığı gibi kamu yararı amacıyla hakarama özgürlüğüne getirilen sınırlamalar Anayasa'ya aykırılık oluşturmazlar. 10yıllık hak düşürücü sürenin yaygınlaştırıldığı bir hukuk düzeninde, daha önceuygulanıp ta yürürlükten kaldırılmış yasalara göre hak düşürücü süredenyararlandıklarına inanarak haklarının gerçek olduğunu gösterecek belge vekanıtlarını elde tutmayan kişiler aleyhine bir düzenleme yapılarak ek süretanınması adalet duygusu ile bağdaşamaz. Tüm yurtta, kamu düzeni için kamuyararı amacıyla hak arama özgürlüğü kısıtlanırken, daha önce bu hakkı düşmüşkişilere ek süre olanağı verilmesi kamuyu rahatsız eder. Bu bakımdan,Anayasa'ya aykırı olmadığı Anayasa Mahkemesi kararıyla saptanmış bulunan 766sayılı Yasa'nın 31. maddesinin ikinci fıkrasındaki hak düşürücü süreden dolayıdava haklarını yitirenlere dava açmaolanağını vermeyen "özel"sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğu kabul edilemez. 766 ve 2613 sayılı Yasalarıdeğiştiren 3402 sayılı Yasa ile hem köy, hem ilçe ve illerdeki taşınmazlarailişkin olarak süre getirilmiş olup ek süre her durum içintanınmamıştır."Özel" sözcüğü, uygulama alanını daraltmıştır. iptali,Yasa'nın kapsamını genişleterek yasakoyucunun amacı dışına sonuçlardoğurabilecektir.
Açıklanan nedenlerle iptal istemi REDDEDİLMELİDİR.
VI- SONUÇ :
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 4.Maddesinin üçüncü fıkrasındaki "....özel...." sözcüğünün Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
15.3.1989 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TUZUN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
DEĞİŞİKGEREKÇE
Esas Sayısı : 1988/33
Karar Sayısı : 1989/17
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesindebulunan "Kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma vetespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtiktensonra kadastroda önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz vedavaaçılmaz" şeklindeki hükmün benzeri; 15.12.1934 günlü, 2613 sayılı Kanunun22 nci maddesinde ve 28.6.1966 günlü, 766 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde devardı.
2613 sayılı Kanunun 22/H maddesi tapulu taşınmazlar yönünden, 10.2.1970günlü, E: 1969/60, K: 1970/8 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilincebu Kanunun kapsamındaki tapulu taşınmazlar için düzenlenen kadastro işlemlerinekarşı hak düşürücü süre kalkmış; itiraz ve dava hakkı süresiz kullanılır halegelmişti.
3402 sayılı Kanunun 12 nci maddesi, 2613 sayılı Kanunun 22/Hfıkrasındaki taşınmazları da kapsamına alıp, onlar hakkındaki kadastroişlemlerine karşı itiraz ve dava haklarını da on yıllık hak düşürücü süreyetabi tutmuş ve sınırlandırmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gereğince itiraz ve davahakkını süresiz kullanma imkanına haiz olup bu hakkını kullanmadan on seneyigeçirenlere münhasır olmak üzere 3402 sayılı Kanunun geçici 4/3 üncü maddesiile bir yıllık ek süre tanınmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararına dayanarak itiraz ve dava hakkını onsene içinde kullanmayanlara bir senelik ek süre tanınması Anayasa'ya ve hukukauygun olduğu gibi bu hakkın diğer taşınmaz mal ilgililerine teşmiledilmemesinde de bir haksızlık ve eşitsizlik yoktur. Kaldıki, bir kanunhükmünün kapsamını genişletmek, Anayasa Mahkemesi'nin yetki ve görevidışındadır.
Bu görüş ve düşüncelerle, itiraz ve davanın reddi yolundaki kararakatılıyorum.
Üye
Muammer TURAN