ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1988/39
Karar Sayısı: 1989/29
Karar Günü: 6.7.1989
R.G. Tarih-Sayı :08.02.1990-20427
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı "22.4.1983 Tarih ve 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununa 27.6.1984 Tarih ve 3032Sayılı Kanunla Eklenen Ek l inci Maddesine İki Fıkra Eklenmesi HakkındaKanun"un 1. maddesinin Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 68. maddelerineaykırılığı nedeniyle iptali istemidir.
II-YASA METİNLERİ:
A. İptali İstenen Yasa Kuralı:
7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa'nın dava konusu 1. maddesişöyledir:
Madde L- 22.4.1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa11.6.1984 tarih ve 3032 sayılı Kanunla eklenen Ek l inci maddesine aşağıdaki'fıkralar eklenmiştir.
Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sindenfazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır. Bu yardım en azDevlet yardımı alan siyasi partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu gardımve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esası alınarak kazanlıkları oylaorantılı olarak yapılır. Ancak bu yardım üçyüzelli milyon liradan az olamaz.Bunun için her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesine /eterli ödenek konulur.
Yukarıdaki fıkralarda öngörülen yardım miktarları; bu yardımdanfaydalanabilecek siyasi partilere, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yılüç katı; mahallî idareler genel seçim yılı için iki katı olarak ödenir. Her ikiseçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üç katı geçemez. Bufıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek Seçim Kurulunun seçimtakvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içinde yapılır."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartlan hazırlamaya çalışmaktır."
3. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefîinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizinkanunönünde eşittir.'
' Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Devletorganları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesineuygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
4. "Madde 68.- Vatandaşlar, siyasî parti kurma, ve usulünegöre partilere girme ve partilerden çıkma hakkına sahiptir. Parti üyesiolabilmek için yirmibir yaşını ikmal etmek şarttır.
Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmezunsurlarıdır.
Siyasî partiler, önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa vekanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasî partilerin tüzük ve programlan, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine,demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz.
Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğüsavunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasî partiler kurulamaz.
Siyasî partiler, yurt dışında teşkilatlanıp faaliyette bulunamaz,kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlarmeydana getiremez, vakıf kuramazlar.
Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları,yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri,kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıklarıhizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, öğrenciler eSilahlı Kuvvetler mensupları siyasî partilere giremezler."
III- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta Güngör3ZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer [URAN, Mehmet ÇINARLI,Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mehmet Şerif ATALAY, Oğuz AKDOĞANLI; İhsan PEKELve Selçuk TÜZÜN'ün atılmalarıyla 3.11.1988 günü yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptaliistenilen Yasa maddesi ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri veöteki masama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Siyasi partilere Devlet yardımı yapılması konusu, 1982Anayasası'nın yürürlüğe girişinden sonra ilk defa 22.4.1983 günlü, 2820 sayılıSiyasi3artiler Kanunu'na 27.6.1984 günlü, 3032 sayılı Yasa ileeklenmiş bulunan Ek Madde hükmü ile düzenlenmiştir. Söz konusu hükümle; yüksekSeçim Kurulu'nca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve>839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun 33. maddesindeki genel barajıişmiş bulunan siyasî partilere heryıl Hazine'den ödenmek üzere o yılki genelbütçe gelirleri "B Cetveli" toplamının beşbinde biri oranında malîyıl ödeneği için konulacağı; bu ödeneğin de devlet yardımı yapılacak siyasîpartiler arasında o siyasî partinin genel seçim sonrasında, Yüksek SeçimKurulu'nca ilân edilen TBMM sandalye sayısına bölünerek her yıl ödenmesi veödemelerin o yılki Genel Bütçe Yasası'nın yürürlüğe girmesini izleyen an güniçinde tamamlanması ve işbu yardımın sadece parti ihtiyaçları veya partiçalışmalarında kullanılması zorunluluğu getirilmiştir.
3032 sayılı Yasa'nın 3. maddesiyle Siyasî Partiler Kanunu'naeklenmiş olan geçici Madde 13 (önceki ll)'in birinci fıkrası ile 1984 yılıiçinde siyasî partilere devletçe yapılacak yardımın bütçedeki yeri ve ödemesüresi, ikinci fıkrasıyla bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarakyapılacak ilk genel milletvekili seçimine kadar, 25 Mart 1984 tarihindeyapılmış olan yerel yönetimler seçimine katılmış siyasî partilere ve üçüncüfıkrasıyla da 6 Kasım 1983 de yapılan genel seçimlerden sonra oluşan TBMM'ndegrubu bulunan partilere hangi orana göre bölüştürüleceği belirlenmiş ve buesaslar çerçevesinde siyasî partilere Hazine yardımı yapılmıştır.
Siyasî Partiler Yasası'nın geçici 13. maddesine göre yapılandevlet yardımının miktarını artırmak ve kapsamını siyasî partiler yönündengenişletmek amacıyla bu maddeye 3349 sayılı Yasa ile iki fıkra eklenmiştir.
2820 sayılı Yasa'nın Geçici 11. maddesine 9.4.1987 günlü, 3349sayılı Yasa ile eklenmiş bulunan ve Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) Grubu adına açılan dava ile bazı hükümlerinin iptali istenilen ve dahaönce Anayasa Mahkemesi'nce incelenip iptal istemi yerinde görülmeyerek 5.1.1988günlü, Esas 1987/14 ve Karar 1988/1 sayılı kararla reddedilen fıkralardanbirincisinde; bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türkiye BüyükMillet Meclisi'nde grubu bulunan siyasî partilerin seçimlere katılmamış olsalardahi devlet yardımından yararlanmaları, ikincisinde ise Siyasî PartilerYasası'na 3032 sayılı Yasa'yla eklenmiş olan ek maddedeki genel bütçe gelirleri"(B) Cetveli" toplamının beşbinde biri oranındaki yardımın 3349sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk milletvekili genelseçimi yılı için üç misline çıkarılması esası getirilmiştir.
3032 sayılı Yasa'yla 2820 sayılı Siyasî Partiler Yasası'na eklenenek 1. maddeye 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa ile eklenmiş bulunan ve bu davaile iptali istenilen fıkraların ilkinde; milletvekili genel seçimlerinde toplamgeçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan sîyasi partilere de, en az devletyardımı alan siyasî partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım vegenel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oylaorantılı devlet yardımı yapılacağı; ancak bu yardımın üçyüzelli milyon liradanaz olamayacağı ve bunun için her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesineyeterli ödeneğin konulması esası getirilmiş ve bu suretle, genel barajıaşamayan siyasi partilere devletçe yapılacak yardımın, milletvekili genel veyerel yönetimler genel seçimlerinin yapılacağı yıllar için kaç katarttırılacağı ve ödeme süreleri belirtilmiştir.
3032 sayılı Yasa'yla Siyasî Partiler Yasası'na eklenen Ek 1.maddeye 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı Yasa ile eklenmiş bulunan fıkralara ilişkindava konusu 1. madde, devletçe siyasî partilere yapılacak yardımın kapsamınısiyasî partiler yönünden daha genişlettiğine ve yardım için kimi koşullarıngerçekleşmesini gerekli gördüğüne göre, Anayasa'ya uygunluk denetiminin odaknoktasını, siyasî partilere devletçe yardım edilmesinin ilke bakımındanAnayasa'ya aykırı olup olmadığı oluşturmaktadır. Bu yönden Anayasa'ya aykırılıkbulunmadığı sonucuna varılırsa ikinci sorun, siyasî partilere 3470 sayılıYasa'nın öngördüğü biçimde devletçe yardım edilmesinin Ana-yasa'ya aykırıbulunup bulunmadığı üzerinde durulacaktır.
A. Siyasî Partilere Devletçe Yardım Edilmesinin İlke BakımındanAnayasa Karşısında Durumu:
Anayasa'nın siyasî partilerle ilgili hükümleri arasında yer alan 69.maddesinin ikinci fıkrasında "Siyasî partiler, kendi siyasetleriniyürütmek ve güçlendirmek amacıyla dernekler, sendikalar, vakıflar,kooperatifler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üstkuruluşları ile siyasî ilişki ve işbirliği içinde bulunamazlar. Bunlardan maddîyardım alamazlar.", dördüncü fıkrasında ise "Siyasi partilerin malîdenetimi Anayasa Mahkemesince yapılır." denildikten sonra, yine aynımaddenin beşinci, altıncı ve sekizinci fıkralarında da; CumhuriyetBaşsavcılığı'nca, kurulan partilerin tüzük ve programlarının ve kurucularınınhukuksal durumlarının Anayasa ve yasa hükümlerine uygunluğunun, kuruluşlarınıtakiben ve öncelikle denetleneceği, faaliyetlerinin izleneceği, siyasîpartilerin kapatılmasına Cumhuriyet Başsavcılığının açacağı dava üzerine,Anayasa Mahkemesi'ncekarar verileceği ve siyasi partilerin, yabancıdevletlerden uluslararası kuruluşlardan, yabancı ülkelerdeki dernek vegruplardan herhangi bir suretle aynî veya nakdî yardım alamayacaklarıöngörülmüştür.
Sözü edilen siyasî partilerle ilgili hükümler birlikteincelendiğinde; Anayasakoyucunun, "Demokratik siyasî hayatın vazgeçilmezunsurları" olarak nitelediği siyasî partileri bir dernek ya da benzerikuruluş saymayıp onların çok ilerisinde ve üstünde değerlendirdiğianlaşılmaktadır. Siyasî partilerin uyacakları esasların Anayasa'da yer alması,Anayasa gereği gelir kaynaklarıyla giderlerinin Anayasa Mahkemesi'ncedenetlenmesi, kapatılmalarının Anayasa Mahkemesi kararına bağlı tutulması vebelirtilen nitelikleriyle tanımlanmaları Anayasa yönünden siyasî partilerinkonumu ve işlevlerini açıklığa kavuşturan olgulardır.
Anayasa'nın siyasî partilere verdiği büyük önemin, onların Anayasagereği göreceği iş ve faaliyetlerin kapsamı gözönünde tutularak değerlendirilmesigerekir. Anayasa'nın 68. maddesi, siyasi partileri Demokratik siyasî hayatınvazgeçilmez unsurları" olarak nitelendirmiş, 69. maddesi de "Siyasîpartilerin parti içi çalışmaları ve kararları, demokrasi esaslarına aykırıolamaz." hükmüne yer vermiştir. Aynı ilkeler, Siyasî Partiler Yasası'-nın"Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak çalışırlar.
Siyasî partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi,faaliyetleri ve kararları Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarınaaykırı olamaz." hükmünü içeren 4. maddesinde de yer almıştır. Öte yandansözü edilen Yasa'nın 3. maddesi de siyasî partileri şöyle tanımlamaktadır:
"Siyasî partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekilive mahallî idareler seçimleri yoluyla, tüzükve programlarında belirlenengörüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millî iradeninoluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeni içinde ülkeninçağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyetgöstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır." Siyasîpartiler ile ilgili bu hükümler, birlikte incelendiğinde siyasî partilerin; l-Ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanmaları gereken, 2-Bu teşkilatile millî iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeniiçinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve; 3- Partiiçi çalışmalarını demokrasi esaslarına uygun düzenlemek zorunda bulunankuruluşlar olduğu anlaşılır. Bu üç niteliğin birlikte gerçekleştirilmesi ise,ancak siyasî partilerin ülke düzeyinde örgütlenmeleri, yani olduğunca çoksayıda il ve ilçe örgütlerini kurmaları ile olanaklıdır.
Siyasî partilerin yukarıda açıklanan amaçlarına ulaşabilmeleriiçin gerekli, yeterli maddî ve nakdî olanaklara sahip olmaları zorunludur.Milletvekili ve yerel yönetimler seçimlerine katılarak "millîiradenin" oluşmasını sağlamayı temel hak ve ödev olarak üstlenen siyasipartilerin yaşamalarına ve gelişmelerine halkın ilgisinin yeterli olmadığıdurumlarda, çok partili demokratik düzenin gerekli kıldığı ölçüde devletçeyardım yapılmasından yoksun kılmak, onların paraca güçlü kimi kişi vekuruluşların etki ve baskısı altına düşme tehlikesi ile karşılaşmalarınıistemek olur ki, bunun hukuksallığı tartışılır. Parti içi çalışmalarınıdemokrasi esaslarına uygun olması zorunluluğunu zedeleyen böyle bir tehlikeancak devletin yardımıyla giderilebilir. Yardımda bu bakımdan kamu yararınınbulunduğu açıkça ortadadır. Öte yandan Anayasa'nın 5. maddesine göre "...Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak..." devletin temel amaç vegörevlerindendir. Hazine yardımı bu görev kapsamındadır.
Cumhuriyet rejiminin herkese açık, herkes için eşit ve serbestsiyasî katılımla, bunun da siyasî partiler yoluyla gerçekleşeceği, siyasîpartilerin, halkın demokrasi alanında yetişmesi, olgunlaşması için bir okulhizmeti gördükleri ve demokrasinin oluşum aracı oldukları gözetilirse,demokratik düzenin işleyişi, devletin yönetilmesi yolundaki kolaylaştırıcı vehazırlayıcı bütün bu ve benzeri sürekli faaliyetlerin, siyasî partileri kamuyararına çalışan kuruluşlar durumuna getirdiği belirgindir. Siyasî partilere buniteliği kazandıran yalnız çalışma biçimleri de değildir. Aslında Anayasa, yukarıdadeğinildiği üzere, içerdiği hükümlerle onları böyle bir niteliğekavuşturmuştur.
Siyasî partilerin uyacakları esasları belirleyen Anayasa'nın 69.maddesinin ikinci ve sekizinci fıkralarında; siyasî partilerin "dernekler,sendikalar, vakıflar, kooperatifler ve kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları ve bunların üst kuruluşlarından ve "yabancı devletlerden,uluslararası kuruluşlardan, yabancı ülkelerdeki dernek ve gruplardan herhangibir aynî ve nakdî yardım alamayacakları" açıkça belirtilmiş, sözü edilenmaddede ve ilgili öbür Anayasa kurallarında devletçe siyasî partilere yardımyapılamayacağına ilişkin bir kural getirilmemiştir. O halde, bu esaslardanayrılmamak ve Anayasa'nın diğer hükümleri ile güvenceye alınan kurallara aykırıdüşmemek koşuluyla Yasakoyucu, uygun göreceği "Devletçe siyasî partilereyardım yapılmasına" ilişkin bir sistemi kabul edebilir. Eğer Anayasakoyucusiyasî partilere devletçe yardım yapılmamasını öngörmüş olsaydı, böylesineönemli konuyu Anayasa'da buyurucu bir hükümle açıklardı. Bu yolda yasaklayıcıbir kural da getirmediğine göre. Yasakoyucunun ülkenin siyasal ve sosyalkoşullarına, gerçeklerine ve yararlarına uygun göreceği "Siyasi partilereDevletçe yardım edilmesi" sistemini belirlemek hakkına sahip bulunmaktadır.
B. 2820 Sayılı Yasa'ya 3032 Sayılı Yasa'yla Eklenen Ek 1. Maddeyeİki Fıkra Eklenmesi Hakkında 3470 Sayılı Yasa'nın 1. Maddesinin Ana-yasa'yaAykırı Olup Olmadığı Sorunu:
Siyasî partilere devletçe yardım edilmesinin, ilke olarakAnayasa'yla çatışmadığı saptandığına göre, şimdi de bu ilkenin uygulanma ölçüve koşullarının bir bölümünü düzenleyen 3470 sayılı Yasa'nın l,, maddesininAnayasa'ya uygunluk yönünden incelenmesine geçilecektir.
2820 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesine iki fıkra ekleyen 3470 sayılıYasa'nın 1. maddesinin birinci fıkrasında; "Milletvekili genelseçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasî partilerede Devlet /ardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan siyasî partininikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım Ve genel seçimlerde aldığı toplamgeçerli oy esasalınarak kazandıkları oyla orantılı olarak yapılır. Ancak bu/ardım üçyüzelli milyon liradan az olamaz." denilmiştir. Öngörülen yardımınnasıl uygulanacağını gösteren ikinci fıkra aynen şöyledir:
"Yukarıdaki fıkralarda öngörülen yardım miktarları; buyardımdan faydalanacak siyasî partilere, milletvekili genel seçimininyapılacağı yıl üç çatı, mahallî idareler genel seçim yılı için iki katı olaraködenir. Her iki seçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üçkatı geçemez. Bu fıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek SeçimKurulunun seçim takvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içindeyapılır."
3470 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle 2820 sayılı Yasa'nın ek 1.maddesine eklenen fıkraları hükümleri birlikte incelendiğinde, devletçeyapılacak yardım sisteminin ana ilkelerini belirleyen ilk fıkra ile bu yardımınnasıl uygulanacağını gösteren ikinci fıkranın bir bütün oluşturduğugörülmektedir.
Dava dilekçesinde; 2820 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesi,milletvekili seçiminde genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere Genel Bütçegelirleri toplamının beşbinde biri oranında bir meblağı Türkiye Büyük MilletMeclisindeki sandalye sayısına göre siyasî partilere bölerek ödemeyi öngörmekteiken, 3470 sayılı Yasa'nın iptali istenilen 1. maddesinin genel barajıaşamamış, ancak milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de devlet yardımı yapılması esasınıgetirdiği, bu yardımın en az devlet yardımı alan siyasî partinin almış olduğuyardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıklarıoyla orantılı olmak suretiyle yapılmasını öngördüğü ve bu duruma göre de,siyasî partilere devlet yardımı yapılmasının ayrıcalık ve eşitsizlikyaratabilecek farklı esaslara bağlandığı;
Yeni düzenlemede, makul ve kabul edilebilecek herhangi birgerekçeye dayanmaksızın siyasî partilere yardım konusunda farklı esaslargetirildiği ve bu niteliği nedeniyle sözü edilen Yasa'nın 1. maddesininAnayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı olduğu;
Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrasına göre, siyasî partiler,aralarında herhangi bir ayrıcalık ve bir farklılık gözetilmeksizin demokratiksiyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olarak görülmesine karşın, yenidüzenlemede siyasî partilere yardım konusunda ayrıcalıklara ve farklılıklarayer verilmiş olmakla bu ilkenin özünde çiğnendiği ve ortadan kaldırıldığı;
Ayrıca, Yasa'nın anılan hükmünün Anayasa'nın 2. maddesindebelirtilen demokratik hukuk devleti ilkesine aykırı bulunduğu gibi Anayasa'nın5. maddesindeki, Devletin, Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma amacına da tersdüştüğü, demokratik düzende devletin, tüm siyasî partilerin siyasî hayattakiişlevlerini birbirine eşit olarak gerçekleştirmelerine olanak tanınmasıgerektiği, oysa getirilen bu hükmün, halk iradesinin gerçeklere uygun biçimdeoluşmasını engelleyecek koşullar yarattığı öne sürülmektedir.
Anayasa'nın 10. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, dil,ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." kuralıkonulduktan sonra, ikinci fıkrasında "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz." biçimindeki hükümle bir bütün oluşturulmuştur.
Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında belirtildiği gibi, 10.maddenin ikinci fıkrası, bir tek kişiye ya da birtakım topluluklara aynıdurumda bulunan yurttaşlara daha çok veya geniş hak ve yetkiler tanımakyoluyla, yasa önünde eşitlik ilkesinin çiğnenmesini yasak etmekle, birincifıkra kuralını başka bir yöndenaçıklamaktadır. Yasa önünde eşitlik, herkesin,her yönden aynı kurallara bağlı tutulmaları demek değildir. Anayasa'nın bumaddesinde öngörülen eşitlik, mutlak anlamda bir eşitlik olmayıp, haklınedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak veren bir ilkedir.
Dava konusu maddeye 2820 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesine eklenenilk fıkrada, milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sindenfazlasını alan siyasî partilere de, en az devlet yardımı alan siyasî partininalmış olduğu yardım ve genel seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarakkazandıkları oyla orantılı olarak devlet yardımı yapılacağı öngörülmektedir. Budurumun partiler arasında eşitsizliğe yol açtığı düşünülebilir. Ancak, bueşitsizlik haklı bir nedene dayanmakta iseeşitsizlik ilkesinin çiğnenmişolduğundan söz edilemez. Düzenleme, bir önceki seçimlerde öbür partilere oranladaha büyük seçmen kitlesinin güvenini kazanmış partilere avantaj sağlamaktadır.
Anayasa'nın 68. maddesiyle 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu'nun8. maddesi hükümlerine göre, siyasi partiler, milletvekili seçilme yeterliğinesahip en az otuz Türk vatandaşı tarafından kurulur. Kuruluş bildirisi vegerekli belgelerin İçişleri Bakanlığı'na verilmesiyle tüzelkişilik kazanırlarve Anayasa ve yasa hükümleri içinde serbestçe faaliyetlerini sürdürürler. Budurumdaki partilerle, iktidar ve muhalefette yerlerini almış partiler, hiçkuşku yoktur ki yasa önünde eşittirler. Anayasa ve yasa hükümlerine uygunçalıştıkları sürece devlet, bütün partileri ve çalışmalarını korumaklayükümlüdür. Devlet bütçesinden malî yardım nedeni ise ayrıdır. Anayasa'nın 73.maddesi gereğince kamu gelirlerinden harcama yapılabilmesi, ancak kamuhizmetinin görülmesi ve kamu yararının sağlanması için mümkün olabilir. Builkelerin gerçekleşmediği durumlarda kamu giderlerinden söz edilemez. Siyasî partiler,yasaya uygun biçimde kurulmuş olmakla değil, ulusun önemli bir kesimitarafından tüzük ve programlarının benimsenmesi, üye sayısının ve yurdun birçok yöresinde taraftarlarınca kurulacak örgütlerinin artmasıyla hizmet partisidurumuna gelebilirler. Bu duruma gelemeyen partiler, hakları ve yasalnitelikleri ile parti olarak anılsalar bile kamu idaresini etkileme, yönetme veböylece kamu yararına hizmet etme güçlerine sahip değildirler.Siyasî partiler,2820 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde "Anayasa ve kanunlara uygun olarak;milletvekili ve mahallî idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarındabelirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millîiradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir devlet ve toplum düzeni içinde ülkeninçağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyetgöstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlar" olaraktanımlandığına göre. seçimlere katılabilme koşullarını sağlayamayan veseçimlere katıldığı halde aldığı oyla yeterli oranda seçmen kitlesinin güveninikazanmadığı anlaşılan bir siyasî partinin millî iradenin oluşmasına, daha büyükseçmenin güvenini kazanan güçlü partiler gibi katkıda bulunacağı düşünülemez.Dava konusu düzenlemeyle partiler arasında bir ayırım yapılmamış, büyüklük vegüçlerine göre sağladıkları kamu yararı gözönünde tutularak farklıdavranılmıştır. Bu durum Anayasa'nın 10. maddesine aykırı değildir.
3470 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin Anayasa'nın 2. maddesinde yeralan "demokratik hukuk devleti" ilkesine, 5. maddesinde belirtilen"Devletin Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma" amacına ters düştüğüsavına gelince:
Anayasa'nın 2. maddesinde konuyla ilgili olarak "TürkiyeCumhuriyeti .... demokratik ... bir hukuk Devletidir." denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin kimi kararlarında açıklandığı üzere, hukukdevleti; insan haklarına saygılı ve bu haklan koruyan, toplum yaşamında adaleteve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kuran ve bu düzeni sürdürmekle kendiniyükümlü sayan, bütün davranışlarında hukuk kurallarına ve Ana-yasa'ya uyan,işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Yukarıda da üzerinde durulduğu gibi, siyasî partilere devletbütçesinden yardım yapılabilmesi, ancak faaliyetleri ile kamu hizmetiningörülmesi ve kamu yararının sağlanmasına katkıda bulunulması durumlarındaolanak kazanabilecektir. Dava konusu maddeyle ek 1. maddeye eklenen fıkralarınilkinde yer alan "Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de devlet yardımı" yapılacağıyolunda objektif olarak düzenlenmiş ve bütün partilere seçimlere katılıp bellioranda oy almaları koşuluyla malî yardımdan yararlanmaları olanağını verensistemin Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Bir yasa maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varabilmekiçin, onun Anayasa'nın açıkça belirttiği bir hususun aksi doğrultusunda birhükmü taşıması gerekir. Yani, Anayasa herhangi bir konuda buyurucu ya dayasaklayıcı bir kural koymamışsa bu alanda düzenleme yapılması Yasakoyucununtakdirine bırakılmış demektir. Anayasa, siyasî partilere devletçe yardımedilmemesine ilişkin bir hüküm getirmemiş, 69. maddesinde, siyasi partilerin,sadece yurt içinde kimi kuruluşlardan ve yabancı devletlerden ve yabancıülkelerdeki dernek ve gruplardan maddî yardım alamayacakları belirtilmiştir.Demokratik ülkelerde siyasal iktidarı kazanma yolu, hiç kuşkusuz, yalnızseçimlerdir. Siyasî partilerin, toplum ve devlet düzeniyle kamuçalışmalarını,programlarında öngördükleri ilkeler uyarınca yönetmek ve denetlemek içinyasalar çerçevesinde çaba gösterip seçmenleri etkilemeleri gereklidir.Partiler, gördükleri işlerle, Anayasa'da öngörülen önemi kazanırlar. Partilerinçalışmalarınınilk koşulu, milletvekili ve yerel yönetimler seçimlerinekatılmaktır. Siyasî partilerin kamuya yararlı görev yapıp yapmadıkları konusunailişkin olarak bir önceki milletvekili seçimine girmiş ve o seçimde kullanılantoplam geçerli oyların yüzde yedisindenfazlasını kazanmış olmak gibi objektifkoşul ve ölçünün öngörülmüş olmasının Anayasa'ya aykırılık oluşturduğu kabuledilemez. Çünkü, partiler her seçim sonunda aldıkları oy yönünden seçimtablosundaki yerlerini değiştirecekler, önce az oy alanlar sonraki seçimlerdedaha çok oy almak suretiyle tablonun üst kısmına geçebilecekler ve böylece 3470sayılı Yasa'nın 1. maddesindeki maddi yardımı alma olanağını sağlayacaklardır.Bu nedenle, incelenen kuralda, seçim yoluyla gerçekleştirilecek demokratikyönetimin oluşumunu engelleyecek ya da bu oluşumu olumsuz yönde etkileyecek, Anayasa'nın5. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine ve devletin demokrasiyi korumaişlevine aykırılık bulunmamıştır.
Anayasa'nın 68. maddesinin ikinci fıkrası, siyasî partileri,demokratik siyasî yaşamın vazgeçilmez öğeleri sayması siyasi partilerin eşitgüçte olması gerektiği anlamına gelmemektedir. Bunlardan hangisi seçimlerekatılıp diğerlerinden fazla oy almışsa, o siyasî partinin seçim yoluyla millîiradeyi oluşturmakta daha fazla başarı sağladığı ve böylece kamu yararınahizmet etme gücüne sahip olduğu ortadadır. Millî irade ise siyasî partilerin deüstünde olup demokratik hukuk düzeninin temelidir.
Bu bakımdan dava konusu kuralın, siyasî partilerin demokratiksiyasal yaşamın vazgeçilmez öğeleri olduğuna ilişkin ilkeyi zedelediğisöylenemez. Bu düzenlemede belirli partileri hedef alan ve diğer partilerin oduruma gelmelerini önleyen hükümler bulunmadığından, devlet yardımındanyararlanmayan partiler de, aynı ölçüdeoy almak koşuluyla, bu yardımdanyararlanma olanağına sahip olabileceklerdir. Bu durumda, Anayasa'nın 68.maddesinin ikinci fıkrasına aykırılıktan da söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle iptal istemi reddedilmelidir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN ve Mustafa ŞAHİN bu görüşekatılmamışlardır.
V- SONUÇ:
7.8.1988 günlü, 3470 sayılı "22.4.1983 Tarih ve 2820 SayılıSiyasi Partiler Kanununa 27.6.1984 Tarih ve 3032 Sayılı Kanunla Eklenen Ek linci Maddesine İki Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE. Yekta Güngör ÖZDEN,Muammer TURAN ve Mustafa ŞAHİN'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,
6.7.1989 gününde karar verildi.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
KARŞIOYGEREKÇESİ
Bu konuda öbür karşıoylara katıldığımı, 23.8.1988 günlü, 19908sayılı Resmî Gazete'nin 13-17. sayfalarında yayımlanan, Anayasa Mahkemesi'nin5.1.1988 günlü, Esas 1987/4, Karar 1988 / l sayılı kararına ilişkin, karşıoyumuşimdiki karar için yinelediğimi belirtmekle birlikte ayrıca şu bölümü ekliyorum:
Anayasa'nın 69. maddesinin ikinci fıkrasının, siyasal partilerinyardım alamayacağı kuruluşları sayarken devlete yer vermemesi, devletinyardımda bulunabileceği anlamında yorumlanamaz. Anayasa Mahkemesi'nin konuylailgili önceki kararlarıyla kesinlik kazanan durum, yorumlardanönce uyulacak birağırlık taşımaktadır. Açık engelin olmaması, dolaylı olur ya da olanaksayılamaz. Kaldıki, sayılan kuruluşlardan yardım alınamayınca devlettenalınması asla söz konusu olamaz. Kendi gücüyle iktidar yarışına katılmakdoğallığı ve devlettenyardım almamak yasağı, Anayasa'da bu biçimdeanlatılmıştır. Anayasakoyucu yardımı öngörseydi daha açık kurallaştırırdı.Yardım ve önlemlerle ilgili öbür maddeler bu durumu doğrulamaktadır.
Siyasal partilerin işlevleri, demokratik siyasal yaşamınvazgeçilmez öğeleri olmaları onların özel hukuk tüzelkişileri niteliğinideğiştiremez. Hukuksal yapıları, kuramsal özellikleri, bilimsel kavramlarıgereksiz değerlendirmelerle tersine çevirmek türünde yorumlar uygun sonucaulaşamaz. Bilimsel görüşlerden uzaklaşarakolumlu belirleme yapılamaz. Devletparasının denetimi yeterince yapılamayan değişik giderlerde kullanılmasınındemokrasiyle bağlantısını savunmak güçtür. Demokrasiye karşı kimi girişimlereHazine desteği düşünülemeyeceğine göre kimi siyasi partilerin budoğrultudakiaçık-kapalı çabaları karşısında yardım anlamsız kalacaktır. Kamusal niteliğibulunmayan kuruluşların kamu yararı gözetmeyen çalışmalarını da kapsayan tümişlemleri karşısında, kamu gideri sayılması olanaksız harcamalarına kamuparasını ayırmakAnayasa'yla bağdaşamaz.
Kimi demokratik batı ülkelerinde ancak ayrık bir örnek olarakrastlanan devlet yardımını genelleştirmek yanlıştır. Her konuda, her alandaeşitliği amaç sayması gereken, başlıca erek bilmesi gereken AnayasaMahkemesi'nin, yardım verilmeyen siyasal partilerin varlığı da gözetilirse,eşitsizliği artıracak yardımı aykırı bulmaması yanlışlığı yoğunlaştırmaktadır.Siyasal partilerin, iktidar olma yarışını eşit koşullar ve olanaklarlasürdürmesini demokrasinin tanımı zorunlu kılmaktadır. Tersine uygulama,yardımı, bölme-ayrılık amacına araç durumuna getirir. Anayasa görüşmelerindeverilen önergeler de reddedilerek devlet yardımına yer verilmemesi, yasaylasağlanan olanağın bu Anayasa'ya uygun olamayacağını kanıtlar.
Yardımda seçim giderini karşılama amacından sapılması, hiçbirsınır getirilmeden ve koşul koyulmadan Hazine'den ödeme yönteminin"hak" türünde benimsenmesi ile dağıtma biçimindeki ayrıcalık özüetkileyen önemli aykırılıklardır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,kamuyayararlv dernekler ve vakıflar için izlenmeyen yolların, devletin amacı vegörevi, akçalı gücü, vergi kavramı gözardı edilerek yürütülen uygulama,partiler arasındaki ayının ile de büsbütün belirginleşmektedir. Türkiye BüyükMillet Meclisi'ndeki siyasal parti gruplarına yapılabilirliği belki daha azsakıncalı olabilecek Hazine yardımının, oy pusulalarından sandık görevlilerinedeğin tüm seçim giderlerini yüklenen devlete getireceği ağırlık yerindelikdenetimi sayılamaz. Toplumsal eğitim, siyasal disiplin veçoğulculukdüşünceleriyle de çatışan, üye sorumluluklarını, siyasal katılım bilinciniolumsuz yönde etkileyen gereksiz yardım zorunlu nice katkıları önleyen anlamsızbir bütçe özverisidir. Böylesine bir yüküm devletin omuzlarından kaldırılmasıgerekir.
Siyasal Partiler Yasası'nda ilke olarak yer verilen devletyardımı, değişik nedenlerle kullandırılabilir ve iktidarlar koşullarla oranlarıdüzenleyerek baskı aracı yapabilirler. Haklı hiçbir nedene dayanmayan böyle biryardımın Anayasa'nın gerçekleşmesini öngördüğü demokratik düzenle, demokrasiilkeleriyle ilişkisi yoktur.
Kararda Siyasî partilere Hazine yardımına ilişkindeğerlendirmelerin gerekçesi, katılması olanaksız görüşlerdir. Bu nedenlerlekararı uygun bulmuyorum.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Bu konuda, Başkanvekili Yekta Güngör ÖZDEN'in karşıoyuna aynıgörüşlerle katılıyorum.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOYYAZISI
Davacı; 7.8.1988 günlü, 3470 sayılı, 22.4.1983 günlü ve 2820sayılı Siyasi Partiler Kanununa 27.6.1984 günlü ve 3032 sayılı Kanunla eklenenEk 1. Maddesine İki Fıkra Eklenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesini Anayasa'nın2., 5., 10. ve 68. maddelerine aykırı görerek iptali dileğinde bulunmuştur.
İptali istenilen yasa maddesi, "Milletvekili genelseçimlerinde toplam geçerli oyların % 7'sinden fazlasını alan siyasi partilerede..." belli koşullar altında Devletçe yardım edilmesini öngörmektedir.İddianın olumlu ya da olumsuz bir çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle,siyasi partilere Devletçe yardım edilmesinin ilke bakımından Anayasa'ya aykırıolup olmadığı problemi üzerinde durulması gerekir.
Bilindiği üzere, siyasi partilere Hazine yardımı ilk kez 13.7.1965günlü, 648 sayılı Siyasi Partiler Kanbunu ile öngörülmüştür. Bilahare 1219sayılı Kanunla Siyasi, Partiler Kanunu'nun 74. maddesinde yapılan düzenlemeyekarşı açılan iptal davası dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nce tesis edilen 2Şubat 1971 günlü ve E. 1970 /12, K. 1971 /13 sayılı kararda özet olarak;"Halkoyunun ve iradesinin Devlet etkisi dışında serbestçe oluşumunuöngören Türkiye Cumhuriyetinin Anayasası, siyasi partileri kamu hukukukurumları olarak nitelemiş ve onlara Devlet örgütü içinde yer tanımış değildir.Siyasi partiler, belli siyasi düşünce ve erekler çerçevesinde birleşenyurttaşların serbestçe kurdukları ve girip çıkabilecekleri kuruluşlardır.Devletin hiçbir müdahalesi olmaksızın ereklerini ve çalışma yollarını kendileriserbestçe düzenlerler. Devlet hayatındaki etkileri nedeniyle bunlara ilişkin birtakımdüzenlemelerin Anayasada yer alması siyasipartilerle derneklerin hukukiyapılarındaki benzerliği ortadan kaldırmaz. Bunların, mensuplarının toplum vedevlet düzenini kamu faaliyetlerini yönetme, denetleme konularında görev eldeedebilmeleri için yaptıkları sürekli çalışmalarında mensuplarının kişiselyararları ön planda gelir.
Siyasi partilerin ister iktidarda, ister muhalefette olsunlar,demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları sayılmaları onların Devletyapısının bir parçası ve gördüğü işlerin de giderlerinin Devletçekarşılanmasını gerektiren bir kamu hizmeti sayılabilmesinin kanıtı ve Anayasaldesteği olamaz. Onun içindir ki, Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrasıhükmünün birtakım partilerin devlet yardımıyla ortaya çıkarılması veya ayaktatutulması yolunda bir yönerge olarak değerlendirilmesi ve yorumlanması yanlışve isabetsiz olur. Anayasa Koyucu Devleti belirli alanlarda tedbirlerinalınmasını gerekli gördüğü hallerde açık ve kesin yönerge verme yolunagirmiştir. Siyasi partilere devletçe para yardımı yapılmasını zorunlu ve ötekiilkelerleuyumlu bulsaydı, Anayasa Koyucunun hele 61. maddesinin engelleyici hükmüÇarşısında bu konuyu özel bir hükümle düzenleyeceğinden kuşku yoktur. Buitibarla, siyasi partileri devlet bütçesinden, yurttaşlardan alınan vergilerlebesleyerek desteklikedilmesi, Anayasa'nın açık hükümleriyle olduğu kadar ruhuile de bağdaştırılamayacak bir tutum olur." denilmek suretiyle kamusalyaşamda çok etkili olmalarına ve ulusal iradenin oluşumunda başlıca araç niteliğindebulunmalarına rağmen siyasi partilere Devlet hazinesinden yardım yapılmasıAnayasa'ya aykırı görülmüştür. Bu durum karşısında, yasama organı 30.6.1971tarihle ve 1421 sayılı Kanunla, Anayasa'nın 56. maddesine "sonmilletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az % 5'ini alan veya buseçimlerde Millet Meclisinde grup teşkil edecek sayıda milletvekilliği kazanmışbulunan siyasi partilere devletçe yapılacak yardım kanunla düzenlenir."diyen fıkranın eklenmesi zorunda kalınmış bundan böyle siyasi partilere devletyardımı konusu, bir anayasalkuraldan alınan güçle uygulanagelmiştir.
Konu daha sonra, 1982 Anayasası'nın ve Siyasi Partiler Yasası'nındüzenlenmesi sırasında yeniden gündeme gelmiştir. Tarihi gelişimi bilindiğihalde 1982 Anayasası, siyasi partilere devlet yardımını kabul etmemiştir. Bununsebebi, Anayasa Komisyonu Başkanı tarafından Danışma Meclisi Genel Kurulundasöyle açıklanmıştır: "... Anayasa Komisyonu Siyasi Partilerle ilgilistatüyü düzenlerken 1961 Anayasasının uygulandığı devirlerde, 2 Temmuz 1971tarihinde yayımlanan 1421 sayılı Kanunla eklenen bir fıkrayı mesned kabuletmemiş ve statünün içine koymayı uygun görmemiştir. Bahsedilen fıkrada"son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en az % 5'inialan veya bu seçimlerde Millet Meclisinde grup teşkil edecek sayıdamilletvekilliği kazanmış bulunan siyasi partilere devletçe yapılacak yardımkanunla düzenlenir." denilmektedir.... asıl bizi ilgilendiren husus böylebir hükmün yeni anayasa düzenimizde yer alıp almayacağıdır.
Demokrasi düzenine doğru olan gelişmede siyasi partilerin, Almanyadışında hiçbir memlekette devletten yardım aldıkları görülmemiştir. Bazıülkelerde, örneğin İngiltere'de siyasi partilerin yapacakları masraflarkısıtlanmaya doğru gitmektedir, her siyasi partinin seçmen başına yapacağımasraf hesaplanıp o bölgenin bütün masrafları tespit edildikten sonra bu masrafkanunun öngördüğü miktarı aşıyorsa seçim iptal edilmektedir. ... Seçimmücadelesine sadece siyasi partiler değil, bağımsızlar da girmektedir. Fertlerde tek baslarına aday olabilirler. Bunlara yardım nereden yapılacaktır vehazinenin geliri siyasi partilere nasıl dağıtılacaktır... hiçbir demokrasidesiyasi parti kavramının ortaya çıktığı günden beri, bugüne kadar siyasipartilere devletçe yardım yapılmamış, Alman sisteminde yapılan yardımada,taraftarları olmakla beraber, yabancı ülkelerde, özellikle Fransa'dayerilmektedir. Demokrasinin aradığı eşitliğe seçimlerde bulunması gerekendüzene yani eşitlik içerisinde mücadele etme ilkesine tamamen aykırıdüşmektedir. ... her parti topladığı ilgiölçüsünde gelir sağlar. Üyelerindenaidatlar alır, seçim sistemi içerisinde fonksiyonunu yerine getirir, seçimekatılır... yeni kurulacak partiler, yardım yapılmadığında onların varlıklısınıfların kurduğu partilerin gerisinde kalacağı teorik bir görüştür. ZiraABD'nde Cumhuriyetçi Parti Demokrat Parti'den kat kat zengindir. SeçimleriDemokrat Parti daha çok kazanır... bir partinin tutulması, doktrinine,programına, kendisine inanan kişilerin çokluğuna bağlıdır. Bunun için partilereDevlet hazinesinden yardım yaparak yaşatma yollarım bırakalım, bunlar suni vegeçerli olmayan yollardır. Sağlıklı yol herkesin mücadeleyi kendi imkânlarıylayapabilmesidir.... Anayasa Komisyonu, bu felsefe içerisinde, 1971 tadilatınıyeni düzene koymamış ve siyasi partilere yardım yapılmasınıöngörmemiştir."
Anayasa siyasi partilere Devlet yardımını uygun bulmadığı halde,bilahare siyasi partiler kanunu yapılırken konulan bir hükümle, bu yardımınsağlanmasına çalışılmıştır. Bu konuda azınlıkta kalanların gerekçesi şöyledir:"... 1961 Anayasasının uygulanmasında 648 sayılı Siyasi Partiler kanunundadeğişiklik yaparak siyasi partilere devlet yardımını sağlayan 219 sayılıkanunun ilgili hükümleri, Anayasada siyasi partilere yardım yapılmasını önleyenaçık bir kural bulunmamasına rağmen. Anayasadaki siyasi parti kavramı vedemokrasi rejiminin genel ilkeleri dikkate alınarak Anayasa MahkemesinceAnayasa'ya aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiştir. IG. 9.7.197.1, K. Tarihi2.2.1971 Esas: 1970/ 12, K: 1971 / 13)
Bunun üzerine devlet yardımım muhakkak sağlamak isteyen siyasipartiler, 2.7.1971 gün ve 1421 sayılı Kanunla Anayasa'nın 56. maddesine irfıkra ekleyerek Anayasa Mahkemesi kararının dolaylı olarak tesirsiz halegetirip devlet yardımını tahakkuk ettirmişlerdir. Diğer bir deyişle, EsasTeşkilat Hukukumuzda, siyasi partilere Devlet yardımının Anayasa Mahkemesindemesnedini bulan bir ilke olması kural olarak yerleşmiştir.
Nitekim 1982 Anayasası hazırlanırken Anayasa Komisyonu siyasi partileredevlet yardımını gerekli görmeyerek Anayasa'dan bahis konusu hükmü çıkartmasınarağmen yardım taraftarları hükmün Anayasa metnine onmasını önermişlerdir.Önergeler vermişlerdir. Bu tutum da, yardımın anayasa hükümlerine dayandırmagörüşünün zorunluluğunu teyid etmektir. Anayasa Komisyonu adına verilencevapta, Devlet Hazinesinden siyasi partilere yardımın bahis konusu olamayacağıve dolayısıyle Anayasa'-ı böyle bir hükmün konulamayacağı gerekçeleri ileönergelerin red edilmesi istenmiştir.
Danışma Meclisi bu görüşe katılarak önergeleri reddetmiş ve siyasipartilere yardım ilkesi Anayasa'ya konmamıştır. (DMTD Cilt. 9, 27.8.1982,sayfa. 77). Bundan dolayıdır ki, Anayasa'da mesnedi bulunmayan Devletyardımının Siyasi Partiler Kanununun 62. maddesi yoluyla gerçekleştirilmekistenmesinin Esas Teşkilat Hukuku düzenimize aykırı olduğu kana-tindebulunduğumuzu saygılarımızla arz ederiz."
22.4.1983 günlü ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, MGK'dangeçen biçimi ile partilere devlet tarafından malî yardım yapılmasıyla ilgili irkural içermemektedir. Danışma Meclisinin koyduğu hüküm, MGK tarafından yasadançıkartılmıştır. Siyasi Partiler Kanunu'nun Anayasa Komisyonu Raporundakigerekçesinden de açıkça anlaşılacağı gibi, kurucular, bu konuda AnayasaMahkemesi'nin 2.2.1971 tarih ve 1971/13 sayılı ararı ile bağlı kalarak, buiçtihada süreklilik kazandırmak istemişlerdir.
"... Partilere devlet yardımı, daha sonra 1982 Anayasası'nagöre çilen ilk TBMM'nin çıkardığı 26.4.1984 tarih ve 3032 sayılı KanundaÖngörülmüş olup, Siyasi Partiler Kanunu'nun 61. maddesine eklenen (j) bendi veek geçici l 1. madde ile düzenlenmiştir... Anayasa Mahkemesi'-nin 1971 / 13sayılı, partilere hazinece yardım yapılmasını ilke olarak kabul etmeyen kararıkarşısında 3032 sayılı Kanunun getirdiği yeni düzenlemenin Anayasa'ya uygunolup olmadığı bir sorun olmaktadır. Zira, 1982 kurucuları Anayasa Mahkemesininkararına bağlı kalarak onu etkisiz kılacak bir kural getirmekten kaçınarakpartilere Hazinece yardımı kabul etmemişlerdir. Ancak, 3032 sayılı KanununResmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altmış gün içinde Anayasa'yaaykırılığı iddiasıyla doğrudan doğruya iptal davası açma hakkına sahipolanlardan hiçbiri de bu yola başvurmamışlardır. Anayasa Mahkemesi kararlanyasama organını da bağladığı için kurallar kademelenmesinde kanunlardan üstünolduğuna ve de ' 1971"/ 13 sayılı içtihat halen başka bir içtihatladeğiştirilmediğine, kimi sözcük değişiklikleriyle 1961 Anayasası'nın 56.maddesiyle 1982 Anayasası'-nın 68. maddesi aynı bulunduğuna göre, partilere heryıl Hazineden yardım yapılmasının 1982 Anayasası'na uygun olduğusöylenemez." (Erdoğan TEZİÇ-Anayasa Hukuku, 1. Baskı 1986, S. 332-333).
Bir hukuk devletinde, yasama, yürütme ve yönetim, Anayasa ve diğeryasaların amacı doğrultusunda hareket ve onları uygulamakla görevli ve yükümlüolup hiçbir zaman bu amaç dışına çıkamazlar. Yani, sözü edilen organlarınyetkisi, yasaların maksat ve amaçlarıyla sınırlıdır. Yasaların maksat veamaçları ise, çoğu kez gerekçelerinde belirlenir ve yasallaşması sırasındakigörüşmelerle belli olur. Hiç şüphesizbu gerekçeler bağlayıcı olmamakla beraberaydınlatıcıdırlar; çünkü, hukuk düzeninin esaslarını ve genel kurallarımgerekçeler oluşturur. Mevzu hukuk kurallarının yorumunda, metinlerin sözcükanlamlarıyla yetinmeyip, amaçlarının ve hukuk düzeninin bütünüiçindekikonumlarını da gözönünde tutması gereken Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasamaddelerine içermediği bazı anlamlan yakıştırması, soruna fonksiyonunu aşan vedoğru olmayan bir yaklaşımdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan tarihi gelişim veuygulama karşısında, Devlet Hazinesinden siyasi partilere yardımın herhaldeanayasal dayanağının bulunması zorunluluğunun kabulü kaçınılmazdır. Politikgücün yasa tanımazlığına karşı bir baraj olarak düşünülen Anayasa Mahkemesi'nin,Anayasa'ya aykırı bu düzenlemeye karşıçıkarak siyasi partilere hazine yardımınıöngören 27.6.1984 günlü ve 3032 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 2820 sayılı SiyasiPartiler Kanunu'nun 61. maddesine eklenen (j) bendini iptal etmesi, şayet çokönemli ise, Yasama Organını Anayasa'yı değiştirmeye zorlamasının gerekeceğiinancıyla, aksi yönde kararı oluşturan çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Mustafa ŞAHİN