ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1988/46
Karar Sayısı : 1989/15
Karar Günü : 14.3.1989
R.G. Tarih-Sayı :25.08.1989-20263
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Lüleburgaz 2. Kadastro Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 21.6. 1987 günlü,3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun45. Maddesinin 3. Fıkrasındaki "... İskân suretiyle ... verilen yerler..." ibaresinin Anayasa'nın 44. Ve 169. Maddelerine aykırılığı nedeniyleiptali istemidir.
I- OLAY :
Taşınmazın, tapulama sırasında, 24.11.1959 günlü tapu kaydı vemiras yoluyla edinmeye dayanılarak, 19. 12.1979 günlü tapulama tutanağıyladavalılar ve paydaşları adına tescil edilmesine itirazcı Tapulama Komisyonu'ncaönce yetki, sonra esas yönünden reddedilen orman idaresi'nin bu yerin ormankapsamında kaldığını ileri sürerek 30 günlük yasal süresi içinde 1.2.1984gününde Tapulama Mahkemesi'ne açtığı davaya, 29.2.1984 günlü dilekçesinde 1402no.lu parselin 6831 sayılı Yasa'nın 2. Maddesine göre hazine lehine ormandışına çıkarıldığını bildiren Hazine aslı Müdahil sıfatıyla katılmıştır.
Orman kadastro belgeleri, orman dışına çıkarma tutanakları vekrokiler getirtilerek yapılan keşifte dava konusu taşınmazın bir bölümünün6.9.1950 günlü tapu kaydının dayanağı olan kesinleşmiş orman haritası kapsamında,bir bölümün ise önceden orman iken 1976yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun1744 sayılı Yasa ile değişik 2. Maddesine göre Orman dışına çıkarıldığı, İskânyoluyla oluşturulmuş 1934 yılındaki tapu kaydının 24.11.1959 da birleştirilipyenilerek davalıların miras bırakanı adına bağladığı, kaydıntaşınmazı tümüylekapsadığı, kayıt miktarı fazlası bulunmadığı saptanınca, davada uygulanacak3402 sayılı Yasa'nın 45. Maddesinin üçüncü fıkrasındaki "... iskânsuretiyle ... verilen yerler..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğukanısına varan yerel mahkeme iptal istemiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi'nebaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ :
A- İPTALİ İSTENİLEN YASA KURALLARI :
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun, Resmi Gazete'nin20.8.1988 günlü, 19905 sayısında yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 1.6.1988günlü, Esas 1987/31, Karar 1988/13 sayılı iptal kararından sonra, iptaliistenen ibareyi içeren üçüncü fıkrasıyla birlikte 45. Maddesinin yürürlüktekibiçimi şudur:
"MADDE 45.-(Birincifıkra,iptal edildi).
(İkinci fıkra iptal edildi).
(Üçüncü fıkranın "tapulu yerlerle" ibaresi iptaledildi).
Orman sınırları içerisinde kalan veya orman dışında çıkarılanalanlarda iskân suretiyle veya toprak tevzii yoluyla verilen yerler(İşlemleritamamlanmamış olsa dahi) bir şart aranmadan hak sahipleri adına tespit vetescil edilir.
6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2 nci maddesinin (B) bendininuygulanmasında bu madde hükmü tatbik edilir.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu gereğince belirtilen turizmalanlarında Orman Kanunları hükümlerine göre tahsis edilen yerlerde ve imarplanlarının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallar hakkında yukarıdakifıkralar hükümleri uygulanmaz."
B- İLGİLİ YASALAR :
6831 sayılı Orman Kanunu'nun konuyla ilgili 2. Maddesi şudur :
"MADDE 2.- (Değişik : 5.6.1986-3302/1. Md.) Orman sayılanyerlerden:
A) Öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamenyerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımındanhiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğutespit edilen yer ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerleörtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilenyerler,
B) 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından ormanniteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik,zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çamfıstığı) gibi çeşitli tarımalanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yararolduğu tespitedilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarakbulunduğu yerleşim alanları,
Orman sınırları dışına çıkartılır.
Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazineadına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseselerineadına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır.Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tahsis ve tescil işlemi yapılır.
Bu yerler dışında orman sınırları hiçbir suretle daraltmayapılamaz.
Bu madde hükümleri;muhafaza ormanı, milli park olarak ayrılan,izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda ve 3 üncü madde ile ormanrejimi içine alınan yerlerde bu niteliklerin devamı süresince, yanan ormansahalarında ise hiçbir şekilde uygulanmaz.
Bu maddenin (B) bendi ile orman sınırları dışına çıkarılıp, 2914sayılı kanunun 11 ve 12 nci maddeleri gereğince fiili durumlarına göre ifrazedilerek bedeli karşılığı satılacak yer yapı ve tesisleri kullananlardan, satışişlemleri tamamlanıncaya kadar ecri misli alınmaz."
C- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI :
1.- "MADDE 44.- Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesinikorumak ve geliştirmek, erozyonla kaybedilmesini önlemek ve topraksız olan veyayeter toprağğı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamak amacıylagerekli tedbirleri alır. Kanun, bu amaçla, değişik tarım bölgeleri veçeşitlerine göre toprağın genişliğini tespit edebilir. Topraksız olan veyayeter toprağı bulunmayan çiftçiye toprak sağlanması, üretimin düşürülmesi,ormanların küçülmesi ve diğer toprak yeraltı servetlerinin azalması sonucunudoğuramaz.
Bu amaçla dağıtılan topraklar bölünemez, miras hükümleri dışındabaşkalarına devredilemez ve ancak dağıtılan çiftçilerle mirasçıları tarafındanişletilebilir. Bu şartların kaybı halinde, dağıtılan Devletçe geri alınmasınailişkin esaslar kanunla düzenlenir."
2."MADDE 169.- Devlet, ormanların korunması ve sahalarınıngenişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yananormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım vehayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanlarıkanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülkedinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaadeedilemez.
Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propoganda yapılamaz;münhasırın orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak,ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel afkapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarargörülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespitedilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından ormanniteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik,zeytinlik gibiçeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğutespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarakbulunduğuyerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz."
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 8. Maddesi uyarınca Mahmut C.CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, MuammerTURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mehmet Şerif ATALAY, İhsanPEKEL ve Selçuk TÜZÜN'ün katılmalarıyla 22.11.1988 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, başvurma kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırı olduğu ileri sürülen yasa ve ilgili yasa kuralları, itiraza dayanakyapılan Anayasa maddeleriyle bunların gerekçeleri ve öbür yasama belgeleri okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü:
3402 Sayılı Yasa'nın 45. Maddesinin Üçüncü Fıkrasındaki İtirazKonusu Hükmün Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :
Göçmenlere, göçebelere, yurda sığınanlara, yurttaşlara ve biryerden bir yere nakledilenlere özel yasalarına göre bir yönetim işlemiyle yapıve toprak verilmesi olan yerleştirme (iskân) genelde ve özgün biçimde 2510sayılı İskân Kanunu ile düzenlenmiştir. Daha önce, İskân amacıyla çıkarılankimi yasalar ve genelgelerle de yerleştirmeler yapılmıştır.
2510 sayılı Yasa'nın yürürlükten kaldırılan 21. Maddesindedağıtılabileceği öngörülen arazi türleri arasında orman bulunmadığı gibi,ormanların dağıtılamayacağı açıkça yazılıdır. Dağıtım işinin orman yönetimiyleişbirliği içinde ve özenle yapılacağının doğallığı gözetildiğinde dağıtılanyerlerin kuramsal olarak orman bulunmadığı kabul edilir. Ancak, bu duruma tersve kurala ayrık düşecek biçimde orman niteliği tartışmasız bir yerin iskânyoluyla dağıtılması da olanaklıdır. Böyle olasılıklar düşünülmeseydi 3402 sayılıYasa'nın 45. Maddesi anlamsız kalırdı. İskân yoluyla dağıtılan yerlerin kimininücretli, kiminin ücretsiz verilmiş olmaları da 2510 sayılı Yasa' nın önceki 39.Maddesinin gereğidir.
1- Anayasa'nın 44. Maddesi Yönünden İnceleme :
Yukarda özetle tanıtılan bu yerleri de kapsayan 3402 sayılıYasa'nın 45. Maddesinin üçüncü fıkrasındaki " tapulu yerlerle"ibaresi; "... Anayasa'nın 44. Maddesi, toprağın erozyonla kaybedilmesiniönlemek amacıyla gerekli önlemleri almak görevini Devlete vermiştir. Daha önceorman olan yerlerin erozyonla yitirilmesi büyük olasılık taşımaktadır. Buyüzden gerekli önlemleri aldıktan, değerlendirme ve ihya işlemleri yapıldıktansonra dağıtılmaları gerekir. Devletin, önlemleri, toprak elinden çıktıktansonra da alabileceği düşünülebilirse de, malikin izni ve isteğiolmaksızın butedbirleri almak güçtür..." denilerek Anayasa Mahkemesi'nin 1.6.1988günlü, Esas 1987/31, Karar 1988/13 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İtirazyoluna başvuran Daire de aynı gerekçelere dayanmaktadır.
İncelenen fıkranın ilgili hükmü" Orman sınırları içerisindekalan veya orman dışına çıkarılan alanlarda" iskân suretiyle verilenyerlerden sözetmektedir.
Öngörülen orman dışına çıkarma işlemi, 6831 sayılı Yasa'nın 2.Maddesinin (A) ve (B) bentlerindeki yerleri, arazileri ve yerleşim alanlarınıkapsamına almaktadır. (B) bendine göre orman dışına çıkarılan alanlarda, buyerleri kullanan tapu malikinin yapmış olduğu değerlendirme ve ihya işlemleriile aldığı öbür önlemlerin , devletin alacağı önlemlerle eşdeğer olup olmadığıbelirsizdir. 45. Maddede bu durumlar belirtilerek bu nitelikteki yerlerin tapumaliklerine, bu arada iskân yoluyla verilenlere ait olacağı, yoksa bu önlemleralındıktan sonra tescil yapılacağına ilişkin bir açıklık yoktur. Bu nedenle,hangi biçimde yapılacağı belli olmayan ihya ve değerlendirmeler ile yetersizönlemlerin alındığı durumlarda da tescil olanağı tanıyan madde Anayasa'yaaykırılık taşımaktadır.
Üçüncü fıkra, 6831 sayılı Yasa'nın 2. Maddesinin (B) bendine göreorman dışına çıkarılmayan alanları'da içerdiğinden, bu yerlerde herhangi birbiçimde iskân edilmiş kişinin ormana malik olması durumunda erozyona karşıönlem alabilmesi çok güçtür. Anayasa'nın 44. Maddesi, tüm ülke topraklarınıiçeren bir kural niteliğinde bulunduğundan, devletçe önlem alınmasının, anılanyerlerin devlet (orman yönetimi) elindeyken daha kolay olacağında duraksanamaz.
Bir bölümün orman olduğu anlaşılan dava konusu yerlerin özelmülkiyeti konu edilmesi, üzerindeki orman örtüsünün yok edilmesine olur vermekanlamına gelir. Genelde düz olmayan yerlerde yeşil örtüyü yok ettikten sonrayeniden oluşturmak, malikinin isteğiyle de olsa oldukça güçtür. Kaldıki, buyerlerde gerekli önlemlerin alınmamış, değerlendirme ve ihya işlemlerininyapılmamış olduğu açıktır.
2510 sayılı İskân Kanunu'nda orman dışına çıkarılmış olan yerlerindağıtılabilmesi için ne durumda olmaları gerektiği belirtilmemiştir. İtirazkonusu hüküm, hiçbir koşul aramadan, İskân suretiyle verilen bir yerin kişiadına tescilini öngörmekle bu yerlerin erozyona karşı yeterince önlemleralınmadan dağıtılmasına ve hak sahibi adına tesciline olanak tanıdığındanAnayasa'nın 44. Maddesine aykırıdır.
2- Anayasa'nın 169. Maddesi Yönünden İnceleme :
6831 sayılı Yasa'nın 1. Maddesindeki tanıma uyan, dolayısıylaşimdi orman olan bir yere ilişkin tapu kaydı varsa, 3402 sayılı Yasa'nın 45.Maddesinin üçüncü fıkrası buna geçerlilik tanıdığından, anılan fıkra metnindeki"iskân suretiyle verilen yerlerin yani orman niteliği taşımayan yerlerolduğu, orman olan yerlerin usulsüz dağıtılması durumunda geçersizsayılacakları belirgin bulunduğundan, Anayasa mahkemesi'nin yukarda belirtilen1.6.1988 günlü kararındaki iptal gerekçesi, genelde aynı nedenlerle "iskânsuretiyle" ibaresi için de geçerlidir. Anayasa'nın 169 . maddesinin sonfıkrasının olanaklı kıldığı durumlar dışında orman sınırlarında daraltmayapılamaz.
Kimi ve hangi nedenle olursa olsun verilen orman içindeki tapuluyerler gibi iskân suretiyle verilen yerler de bir tür daraltmadır.
45. maddenin dördüncü fıkrasının yaptığı yollamayla üçüncü fıkra,"tahdit görmüş Devlet ormanları" içinde kalan yerler hakkında da ,orman dışına çıkarıldıktan sonra, uygulanabilecektir. Bu yerlerin kadastronunyapılması sonucu etkili olmadığından, "tapulu yerler" ibaresininiptali nasıl sonucu değiştiriyorsa, metinde orman olduğu belirtilen bir yerinaslında orman olmadığını ileri sürmek nasıl olanaksızsa, aynı durum "iskânsuretiyle" verilen yerler için de söz konusudur. Bir sonuç doğuracağıdüşünülmese idi Anayasa sınırları içinde kalmak koşuluyla orman tanımını da herzaman değiştirebilecek olan yasa koyucu bu ibarelere yer vermezdi.
Orman Kanunu'nun 1. Maddesinin (F) bendi orman sınırlamasıyapılmamış yerlerde uygulanabilir. Çünkü, ne olursa olsun, orman olaraksınırlandırılmış yer, artık ormandır. (F) bendinin önemi sınırlandırmayapılmayan yerler içindir. Bu yerlerde "tarım arazisi olarak kullanılma" özelliğini taşımayan, yani orman olan yerler incelen üçüncü fıkradakiiskân suretiyle verilen yerler ise, başka bir koşul aranmaksızın verildiklerikişiler adına tescil edileceklerdir.
Böylece, inceleme konusu ibare, orman sınırlarında Anayasa'nın 169.Maddesinin son fıkrasının asla uygun bulmadığı daraltmaya yol açmaktadır. İskânsuretiyle verilen yerler, yukarıda değinilen 2510 sayılı Yasa'nın önceki 39.Maddesi uyarınca, parasız olabileceği gibi, dağıtımdan başlayarak 40-50 yıl dageçmemiş olabilir. Gerçek hak sahipleri, 3402 sayılı Yasa'nın 45. Maddesiolmasa da yürürlükteki ilgili öbür hükümler uyarınca haklarını arayabilirler.45 madde ise, edinme biçimlerini ayırmadaniskân edilen yerlerin bu kişilerebırakılmasına olanak vermektedir. İlerde, aldıkları belgelerin iptal edileceğiendişesi olmazsa ormanların yok edilmesi önlenemez. Bir kez, yasanın birkuralına aykırı biçimde edinilen hakka, daha üstün bir hak bulunmasına karşın,sonsuza değin geçerlik tanımak, kazanılmış hak durumuna genişleterekAnayasa'nın özel kuralı karşısında sağlıklı kabul etmek kötü niyetlileri buyolda davranmaya özendirir ve böylece ormanların daralması sonucu doğurur.
Anayasa yürürlüğe girmekle, öngördüğü düzenin gerçekleşmesiöncelik taşır ve Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü tartışılamaz. Yasalar,Anayasa'ya aykırı olmayacağından, yasama organı da Anayasa kurallarıylabağlıdır. Devlet ormanlarının mülkiyetinin devrolunamıyacağı, bu ormanlarınzamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği ve 169. Maddenin son fıkrasındaki ayrıkdurumlar dışında orman sınırlarında daraltma yapılamayacağı, herkesin uymakzorunda bulunduğu ilkelerdir. Bunlara aykırı düzenlemeler yürürlüktekalmayacağı gibi, Anayasa'yauygunluk denetiminde, Anayasa'ya aykırı bir kuralıniptalinin yaratacağı sonuçlar üzerinde de durulamaz. Özel kişisel nedenler,Anayasa'ya uygunluk esasının üstüne çıkamaz, önüne alınamaz. İptalden sonradoğacak durumda, haklarının çiğnendiğini, zarar uğradığını ileri sürenlere,genel kurallar çerçevesinde, yöntemince yasal yolları izleyebilmek ve haklıolduklarını kanıtlamak olanağı her zaman açıktı. Anayasa Mahkemesi, yerindelikdenetimi yapmadığı ve yasakoyucu yerine geçerek yeni bir uygulamaya yol açacakbiçimde hüküm kuramayacağı için, aykırılığı saptayıp böyle bir durum varsa iptalkararı vermekle yükümlüdür.
3402 sayılı Yasa'nın 45. Maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca,6831 sayılı Yasa'nın 2. Maddesinin (B) bendi uygulanırken yapılan orman dışınaçıkarma işlemi sırasında da 45. Madde hükmü gözetileceğinden "iskânsuretiyle" verilen bir yerin, orman niteliğini yitirmemiş olsa da, ormandışına çıkarılması gerekmektedir. Bu bakımdan da, iptali istenen ibarenin,orman sınırını daraltıcı etkisi bulunduğundan Anayasa'nın 169. Maddesineaykırılığı belirgindir.
Bu nedenlerle üçüncü fıkradaki "... iskân suretiyle..."ibaresi iptal edilmelidir.
Ancak, bu ibareler, Anayasa Mahkemesi'nin 14.3.1989 günlü, Esas1988 /35, Karar 1989/13 sayılı kararıyla iptal edildiğinden aynı konuda yenidenkarar verilmesi gereksizdir.
VI- SONUÇ :
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45. Maddesininüçüncü fıkrasındaki "... iskân suretiyle..." ibaresi, AnayasaMahkemesi'nin 14.3.1989 günlü, Esas. 1988/35, Karar. 1989/13 sayılı kararıylaiptal edildiğinden aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
14.3.1989 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL