ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1988/53
Karar Sayısı : 1989/20
Karar Günü : 2.5.1989
R.G. Tarih-Sayı :04.01.1990-20392
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 1. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı "506 sayılıSosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Ekve Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun"un 13. maddesinde yer alan"II- Basım ve gazetecilik işyerlerinde 1475 sayılı Kanun veDeğişikliklerine göre çalışan sigortalılar.", "III- Gemi adamları,gemi ateşçileri, kömürcüler, dalgıçlar.", "IV-Azotlu gübre ve şekersanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarındaçalışanlar." cümlelerinin. Anayasanın 2. ve 10. maddelerine aykırılığınedeniyle iptali istemidir.
I- OLAY :
Davacı vekili, Ankara İş Mahkemesi'ne sunduğu 22.3.1988 günlüdilekçesinde özetle; müvekkilinin, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı 1011.Ordonat Ana Tamir Fabrikası Akü bölümünde işçi olarak çalıştığını, bu işyerinin"Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriylegaz maskesi ile çalışmayı gerektiren" işyerleri arasında olması nedeniyleitibari hizmet süresinden yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesiniistemiştir.
Davalı Milli Savunma Bakanlığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu GenelMüdürlüğü vekilleri, dilekçelerinde, davanın reddi gerektiği görüşünübelirtmişlerdir.
Davacı vekilinin 10.8.1988 günlü dilekçesinde açıklanan ve 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun Ek 1. Maddesi'nin 20.6.1987 günlü, 3395sayılı Kanunla değiştirilen II. bendinin ve aynı Yasa'yla bu maddeye eklenenIII. ve IV. bentlerin "işkollarını belirleyen" cümlelerine yönelikbulunan Anayasaya aykırılık savının Mahkemece ciddi olduğu kanısına varılarak15.9.1988 günlü ara kararıyla itiraz yoluna başvurulmuştur.
III- YASA METİNLERİ :
A- İPTALİ İSTENEN YASA KURALI :
20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa'nın 13. maddesiyle yapılan veitiraz konusu cümleleri de içeren değişiklik ve ilâvelerin de yer aldığı 506sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 1. Maddesi (Ek Madde 5) şöyledir :
"Ek Madde 5.- (11.8.1977-2098/1 Md. ile gelen Ek 1. Maddehükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)
506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerdegeçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarındagösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.
Sigortalılar
Hizmetin geçtiği yer
Eklenecek Süre
I-a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştırılanlar arasındaki münasebetleri düzenliyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar
5953 sayılı Kanunu Değiştiren 212 sayılı Kanunun birinci maddesi kapsamına giren işyerleri
90 gün
b) Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerdeistihdam edilen sigortalılar
Basın müşavirlikleri
90 gün
II- (Değişik: 20/6/1987-3395/13 Md.) Basım ve gazetecilik işyerlerinde 1475Sayılı Kanun ve değişikliklerine göre
b) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışan işyerleri,
c Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri,
d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri,
e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri,
f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00'den sonra çalışılarak yapılan işyerleri.
90 gün
III- (Ek: 20/6/1987-3395/13 Md.) Azotlu gübre ve şeker sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışanlar.
Denizde
1. Çelik, demir ve turç döküm,
2. Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işyerleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde,
3. Patlayıca maddeler yapılmasında,
4. Kaynak işlerinda çalışanlarda.
90 gün
90 gün
Kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilençalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılangün sayısı x 0.25) formülü uygulanır."
B- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI :
1. "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasf düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlikilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME :
Başvuru dosyasının geri çevrilmesine ilişkin 3.11.1988 günlü karargereği yerine getirilerek eksiklik giderildikten sonra, Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mahmut C. CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, NecdetDARICIOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, MehmetŞerif ATALAY, İhsan PEKEL, Ahmet N. SEZER ve Erol CANSEL'in katılmalarıyla16.12.1988 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun esaslabirlikte düşünülmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri. Anayasayaaykırılığı öne sürülen Yasa hükmü ile itirazın dayanağını oluşturan Anayasakuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve tüm yasama belgeleri ve konuya ilişkinöteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- İNCELEMENİN SINIRLANDIRILMASI :
16.12.1988 günlü ilk inceleme kararına uyularak önce sınırlamasorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasanın 28. maddelerine göre,mahkemelerin bir yasa kuralı hakkında itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'nebaşvurma yetkileri o kuralın davada uygulanması koşuluna bağlıdır.
Davacı, 22.3.1988 günlü dava dilekçesinde; Milli SavunmaBakanlığı'na bağlı 1011. Ordonat Ana Tamir Fabrikası Akü Bölümünde işçi olmasıve işyerinde "zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit,boya işleriyle gaz maskesi ile" çalışılmasının zorunlu bulunmasıkarşısında "Hizmetin geçtiği yer"in niteliği nazara alınarak"itibari hizmet süresi"nden yararlandırılması gerektiğiniistemektedir. Davacı vekilinin itiraz dilekçesi ve bu dilekçe esas alınarakMahkemece verilen ara kararları ile inceleme konusu Ek 5. Maddenin"Sigortalılar" başlığı altındaki birinci sütununda yer alan II., III.ve IV. bentlerindeki işkollarını belirleyen ibarelerin iptali istenmişse debakılmakta olan davada, anılan Maddenin 3395 sayılı Yasa ile eklenen IV.bendinin "Sigortalılar" başlığı altındaki birinci sütununda yer alanhükmün, "Hizmetin geçtiği yer" başlıklı ikinci sütunun (2) bölümündebelirtilen işyerlerinde çalışanlar yönünden uygulanması, söz konusu olup.Maddenin diğer bentlerinde yer alan hükümlerin bu davada uygulanma olanağıbulunmamaktadır. Bu nedenlerle işin esasına ilişkin incelemenin, belirlenenbiçimde 506 sayıl. Sosyal Sigortalar Kanunu'nun Ek 5. Maddesi'ne 20.6.1987günlü, 3395 sayılı. Yasa'yla eklenen IV. bendin "Sigortalılar"başlığı altındaki birinci sütununda yer alan hükümle sınırlı olarak ve"Hizmetin geçtiği yer" başlıklı ikinci sütunun (2) sırasındabelirtilen işyerlerinde çalışanlar yönünden yapılması gerekmektedir.
Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN ve Mustafa ŞAHİN bugörüşe katılmamışlardır.
B- GENEL OLARAK "İTİBARİ HİZMET SÜRESİ", "İŞÇİSAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ" KAVRAMLARI :
İtiraz yoluna başvurulmasına neden olan dava, 506 sayılı SosyalSigortalar Kanunu'nda yer alan "itibari hizmet süresi" kavramınailişkindir.
Sosyal güvenlik sistemlerinde "itibari hizmet süresi"veya "fiili hizmet zammı" gibi kavramlara yer verilmiştir.
Bu tür bir uygulamayla, ağır, yıpratıcı ve tehlikeli işlerdeçalışanların sigortalılık sürelerine fazladan belirli bir süre "farazisigortalılık süresi" olarak eklenmekte, bu suretle, daha erken emekliliğehak kazanmaları veya malullük, ölüm sigortalarında kendilerine benzerlerinegöre daha avantajlı bir durum sağlanmaktadır.
Burada, var olmayan fakat varsayılan bir sigortalılık süresi sözkonusudur ve sigortalının eylemli çalışması artırımlı olarak işlem görmektedir.Bu anlamda "İtibari hizmet süresi" ilgili olduğu yasaya özgüdür vedüzenlediği alanla sınırlıdır. İtibari hizmet gerçekten "fiili" biriş olmadığı halde, öyle sayılan "saymaca" bir hizmettir.
İnsanlar yaşam boyu çeşitli tehlikelerle karşı karşıyadır. Malvarlığı yanında canları da çeşitli risklerin etkisi altındadır. Burada mesleğinsürekliliği yanında doğurduğu gerilim nedeniyle fiziki ve ruhi çöküntülereuğraması olası bir kesime varsaydı "farazi" çalışma süresitanınmaktadır. İtibari hizmet süresinden yararlanmak için, Yasa'nın öngördüğübiçimde iş kolu ve işyeri koşullarının birlikte gerçekleşmesi zorunluluğuvardır.
İşyeri, bir görevin yapıldığı, işçinin iş sözleşmesine göreçalıştığı yerdir. Sosyal Sigortalar açısından işyeri, işin yapıldığı veyürütüldüğü asıl işyeri ve ona bağlı yerlerle eklentileri ve araçlardan oluşanorganize bir bütündür.
Yasakoyucu kimi ağır, tehlikeli ve yıpratıcı işlerde çalışansigortalıların, sigortalılık sürelerine farazi sigortalılık sürelerieklenmesini uygun görürken, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından gününkoşullarına göre gerekli önlemleri almaya da önem vermiştir.
Çalışma koşullarının düzeltilmesi, iş kazalarının ve meslekhastalıklarının önlenmesi, işyerinde iş-insan ilişkilerinin düzenlenmesi,çalışanların ihtiyaçlarının karşılanıp yaptığı işe uyumun sağlanması içingösterilen çabalar iş sağlığı ve iş güvenliği kavramının önemli öğeleridir.
İnsan ve iş arasındaki ilişkilerin bilimsel olaraknitelendirildiği, endüstriyel ortamın yarattığı çevre faktörleri ile doğalortam koşulları karşısında insanın korunmasını amaçlayan işbilim"ergonomi" denilen bir bilim dalı doğmuştur ve gelişmektedir.
İşyerinde çalışanların, işin yapılmasıyla ilgili olarak ortayaçıkan tehlikelerden bedensel ve ruhsal olarak zarar görmemesi için alınmasıgerekli hukuki, teknik ve tıbbi önlemleri sağlamaya yönelik sistemliçalışmalara "işgüvenliği" denir.
Yukarıdaki tanımdan anlaşılacağı gibi "işin yapılması ileilgili olarak ortaya çıkacak tehlikeler" teknolojinin getirdiğitehlikelerdir. Bu tehlikelere karşı korunmak iş güvenliğinin temel amacıdır.
Bir işi düzenleme süresinde çalışanlarla ilgili olarak ortayaçıkabilecek risklerden ve çalışanların sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecekkonulardan sakınmak amacıyla yapılan çalışmaların tümü iş güvenliğininkapsamındadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde, özellikle Sosyal Sigortalar Yasasıile Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yasası'nda bu tür uygulamaları amaçlayanhükümler bulunmaktadır. Örneğin, Sosyal Sigortalar Yasası'nın 60/E maddesi;maden işyerlerinin yer altı işlerinde en az 1800 gün çalışmış bulunansigortalıların, bu işlerdeki prim ödeme gün sayıları toplamının dörtte biroranında artırılacağını öngörmüştür.
"İtibari hizmet süresi" kavramı. Sosyal SigortalarYasası'na 11.8.1977 günlü, 2098 sayılı Yasa'yla girmiştir. Sözü edilen Yasa'yagöre; basın mesleğinde çalışan sigortalılarla basım ve gazetecilik işyerlerinde1475 sayılı Yasa hükümlerine göre çalışan bir kısım sigortalıların, yine Yasadaöngörülen işyerlerinde çalışmaları koşuluyla yıllık çalışma sürelerine bellibir süre eklenmesi kabul edilmektedir.
"İtibari hizmet süresi"ne ilişkin ilk uygulamalardanbirisi de 26.1.1939 tarihli, 3575 sayılı "Askeri Fabrikalar Tekaüt veMuavenet Sandığı Hakkında Kanun"un 19. maddesinde yer almıştır. Çelik,demir, pirinç dökümhanelerinde döküm işlerinde ve haddehanelerde ve zehirli veboğucu gaz kısmında, asit fabrikalarındaki asit işlerinde barut ve patlayıcımadde ve bomba fabrikalarmdaki patlayıcı madde işlerinde ve uçak fabrikalarındaemayit işlerinde ve gemilerde kazanların içlerinin temizliği gibi ağır ve hayatyıpratıcı hizmetlerde çalışanların bu hizmetlerde geçen sürelerinin birbuçukmisli hesap edilmesi esası kabul edilmiştir.
Emekli Sandığı'na bağlı çalışanlar yönünden "itibari hizmetsüresi"ne ilişkin düzenleme Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yasası'ndayapılmıştır. Yasa'mn 32. maddesinde gösterildiği üzere, Cumhuriyet Ordusukadrolarında, muvazzaf, yedek ve gedikli subaylarla askerf memur ve gediklierbaşların; emniyet ve polis mesleğinde polis, komiser yardımcısı, komiser,başkomiser, emniyet amiri ve yasanın öngördüğü diğer emniyet mensuplarının,lokomotif üzerinde çalışan lokomotif makinist ve ateşçilerinin ve Yasa'dabelirlenen öteki iştirakçilerin yıllık hizmetlerine belli sürelerin eklenmesikabul edilmektedir. Eklenen bu süreler Yasa'nın 33. maddesinde gösterildiğiüzere "Fiili hizmet müddeti zamları" olarak anılmıştır. Sözü edilenYasa, "itibari hizmet süresi" kavramına da yer vermiş, 36. maddesindebu durum belirlenmiştir.
Sosyal Güvenlik Yasalarında; "itibari hizmet süresi"veya "fiili hizmet zammı" gibi kavramlara yer verilmesinin nedeni,kimi sigortalı veya iştirakçilerin çalıştıkları iş kolları ve işyerlerinininsan sağlığına olumsuz etkileri ve bu kimselerin emsallerine göre daha kısayaşama riskine sahip olmalarıdır. Nitekim 2098 sayılı Yasa gerekçesinde bugörüşlere ayrıntılı biçimde yer verilmektedir.
İş sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin düzenlemeler ayrıca ve genelolarak 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 1475 sayılı İş Yasası, 1580sayılı Belediye Yasası, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Yasası, 3194 sayılı İmarYasası, 854 sayılı Deniz İş Yasası ile bu Yasaların çeşitli hükümlerine göreçıkarılmış tüzük ve yönetmelikler ile yapılmıştır.
C- İTİRAZ KONUSU YASA KURALININ GETİRDİĞİ DÜZENLEME VE AMAÇ:
Yukarıda sözü edilen 2098 sayılı Yasa, "İtibari hizmetsüresi"nden yararlananların kapsamını dar tutmuştur. Buna göre, basım vegazetecilik işyerlerinde 1175 sayılı Yasa ve değişikliklerine göre çalışansigortalılardan operatör, mürettip, rotatifçi, roto ofsetçi, klişeci, tiftrukçuve yardımcıları Yasanın getirdiği imkindan yararlanmaktaydılar.
Bu tür saymacı bir sistemin, başka unvan altında çalışan diğersigortalıları, "itibari hizmet süresi" hakkından yoksun bırakmasıkarşısında, sistemin genişletilmesi amaçlanmış, sonuçta ağır ve yıpratıcıişlerde fiziksel, ruhsal ve fizyolojik yönlerden insan sağlığını olumsuz yöndenetkileyen koşullar altında çalışan bir kısım sigortalıların dahi sözü edilenhaktan yararlanmaları kabul edilmiştir. İşte, itiraz konusu 20.6.1987 günlü,3395 sayılı Yasa'nın 13. maddesinde yer alan bir kısım ibare ve hükümler buamaçla getirilmiştir.
Yeni düzenlemeyle; basım ve gazetecilik işyerlerinde çalışanlarınayrı ayrı sayılmaları ve gösterilmeleri sisteminden vazgeçilmiş, bu iş kolundaçalışan tüm sigortalılar sistemden yararlandırılmışlardır. Ayrıca, maddemetnine III ve IV numaralı bentler eklenerek gemi adamlarıyla azotlu gübre veşeker sanayiinde çalışanlar yönünden de aynı olanak tanınmıştır.
Kısaca; 2098 sayılı Yasa'nın Sosyal Sigortalar Yasası'na bağlıçalışanlar yönünden kabul ettiği "itibari hizmet süresi" kavramınınkapsamı genişletilmiştir.
D- İTİBARİ HİZMET SÜRESİNDEN YARARLANMA KOŞULLARI :
Yasa'ya göre, itibari hizmet süresinden yararlanabilmek için kimikoşulların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Bu koşullar şöylecebelirtilebilir:
a- İlk koşul, "sigortalı sayılma" yönüyle ilgilidir."İtibari hizmet süresi"nden yararlanacak kimse 2098 sayılı Yasa'nınyürürlük tarihi olan 1.9.1977 tarihinde ve bu tarihten sonra"sigortalı" niteliğini taşımalıdır. Sigortalı sayılmayacak olanlar yada sigortalı iken anılan tarihten önce bu niteliğini yitirmiş bulunan kimseler"itibari hizmet sürelerinden yararlanamayacaklardır.
b- İkinci koşul, "itibari hizmet süreleri"nin ekleneceğigerçek sigortalılık süresinin niteliğine ilişkindir.
Bir hizmet süresine itibari hizmet süresi eklenebilmesi, ohizmetin. Yasa kuralının ve maddesinin içerdiği çizelgenin"Sigortalılar" ve "Hizmetin geçtiği yer" başlıklısütunlarında nitelikleri sayılı ve sınırlı bir biçimde belli edilmişhizmetlerden bulunmasına bağlıdır.Esas Sayısı : 1988/53
c- Üçüncü koşul, anılan sigortalılık süresinin alt sınırınailişkindir. Bu taban, Yasa'da, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına bağlı3600 çalışma günü olarak öngörülmüştür.
Bu koşulların gerçekleşmesi durumunda her tam yıl için 90 günlükbir süre "itibari hizmet süresi" olarak eklenmektedir.
Görüldüğü üzere, itibari hizmet süresinden yararlanmak için,Yasa'nın öngördüğü biçimde iş kolu ve işyeri koşullarının birliktegerçekleşmesi zorunluluğu vardır.
E- ANAYASA'YA UYGUNLUK DENETİMİ :
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, bakmakta olduğu davada, davacıvekilinin Anayasa'ya aykırılık konusundaki savının ciddi olduğu kanısınavararak Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
Davacı vekili, Anayasa'ya aykırılık savının gerekçelerini şunoktalarda toplamaktadır: Müvekkilinin, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlıişyerinde çalıştığını, bu işyerinin, niteliği ve koşulları bakımından itirazkonusu kuralda öngörülen ve itibari hizmet süresinden yararlanma olanağı verenişyerlerinden farklı olamadığını, ancak, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlıişyerlerinde çalışan sigortalıların itiraz konusu madde kapsamında yeralmamaları nedeniyle bu maddeyle tanınan olanaktan yararlanamadıklarını, itirazkonusu kural uyarınca; "itibari hizmet süresi"nden yararlanabilmekiçin iki ayrı koşulun birlikte gerçekleşmesinin gerektiğini, buna göre, maddekapsamında açıkça gösterilen ve sayılan sigortalılardan olmak yanında, görülenişin de madde metninde belirtilen işyerinde yapılması gerektiğini, başka biranlatımla, hem işkolu hem de işyeri koşulunun birlikte gerçekleşmesinin zorunluolduğunu, bu durumun ise, davacı gibi işyeri koşulu uymasına karşın, maddemetninde belirtilmeyen işkollarında çalışan sigortalılar aleyhine bir durumyarattığını ve bunların itibari hizmet süresinden yararlanamadıklarını,böylece, aynı tür işi görenler arasında eşitsizlik yaratıldığını, oysa, itirazkonusu madde düzenlemesinde öngörülen ve itibari hizmet süresindenyararlanabilmek için iki koşulu birlikte arayan sistem yerine, sadece işyerikoşulunu zorunlu kılan sistemin kabulü durumunda, bu eşitsizliğin ortadankalkacağını, müvekkili davacı sigortalı gibi aynı durumda olanların belirtilenhaktan yararlanma olanağının doğacağını, bunun için de Anayasa Mahkemesi'ninitiraz konusu kuralda yer alan ve iş kolunu veya "Sigortalılar"ıgösteren ibareleri iptal etmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacı vekili, açıkça, itiraz konusu kuralın kapsamınıngenişletilmesini ve bunun sonucu olarak, müvekkilinin, "itibari hizmetsüresi" hakkından yararlanmasını amaçlamaktadır. Davacı vekili ve aynıgörüşü paylaşan Mahkeme; itiraz konusu kuralın getirdiği düzenlemedenyararlananların, salt bu durumlarının, Anayasa'ya ve sosyal güvenlik sistemineaykırılık yarattığını ileri sürmemişler, sadece itiraz konusu madde kapsamınındar tutulması ve maddenin kabul ettiği sistem sonucu Milli Savunma Bakanlığıdiğer iş kollarının madde içerisinde yer almamasının yasa önünde eşitlikilkesine aykırı olduğu savında bulunmuşlardır.
Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki kararlarında da açıklandığıgibi, bir yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunun kabul edilebilmesi için, buhükmün Anayasa'nın koyduğu esaslara aykırı bir kural içermesi gerekir. Anayasa;itiraz konusu maddede sözü edilen sigortalıların, "itibari hizmetsüresi"nden yararlanmalarını engelleyen bir kurala yer vermemiştir.Aksine, Anayasa'nın öngördüğü "Sosyal Devlet" ilkesi ve bu ilkeniniçerisinde yer alan "Sosyal Güvenlik" kavramı, itibari hizmettüründen kurumların kabulünü zorunlu kılmaktadır.
"İtibari hizmet süresi" kavramının yasalarda kabuledilmesini açıklayan yasa gerekçelerinde de gösterildiği üzere; bedenyıpratıcı, çalışma gücünü ve yaşam süresini azaltıcı işyerlerinde, çeşitlitehlikelere açık olarak çalışanlar için, itibari hizmet ve fiili hizmet zammıgibi uygulamalara sosyal güvenlik sistemlerinde yer verilmektedir.
İtiraz konusu kuralda yer alan sigortalılardan; azotlu gübre veşeker sanayiinde, fabrika, atölye , havuz ve depolarda, trafo binalarındaçalışanların Yasakoyucunun kabul ettiği biçimde, fiziksel, ruhsal ve fizyolojikbakımlardan insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ağır ve yıpratıcı koşullaraltında çalıştıkları ve dolayısıyla "itibari hizmet süresi" hakkındanyararlandırılmalarının zorunlu olduğu kuşkusuzdur.
Anılan bent hükümlerinde, Milli Savunma Bakanlığı'na bağlıişyerlerinde çalışan sigortalıların yer almaması, belli sigortalılara haktanıyan ve özü bakımından Anayasa'ya aykırı bulunmayan hükmün iptalinigerektirmez. Kaldıki, diğer sigortalıların, bu haktan yararlanmalarıdoğrultusunda her zaman yeni düzenlemeler yapılabilir.
Anayasa Mahkemesinden, ancak Anayasa'ya aykırı olan bir yasahükmünün uygulama alanından kaldırılmasın, sağlamak için iptal karar,istenebileceğine, özde Anayasa'ya aykırı düşmeyen bir kuralın uygulama alanınıngenişletilmesi amacıyla iptal edilemeyeceğine göre; bir kısım sigortalılara haktanıyan itiraz konusu hükmün, iptal kararıyla kaldırılarak değil, ötekikesimlere de aynı hakkı tanıyan tamamlayıcı yasama işlemleriyle düzeltilmesi,düzenleme eksikliklerinin bu yöntemle giderilmesi Anayasa'ya uygun ve tutarlıbir tasarruf olacaktır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu hüküm Anayasa'ya aykırıgörülmemiştir. İtirazın reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOCLU ve Servet TÜZÜN bu görüşekatılmamışlardır.
VI- SONUÇ :
A- İşin esasına ilişkin incelemenin; 506 sayılı Sosyal SigortalarKanunu'nun Ek 5. Maddesine 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasayla eklenen IV.bendinin "Sigortalılar" başlığı altındaki birinci sütununda yer alanhükümle sınırlı olarak ve "Hizmetin geçtiği yer" başlıklı ikincisütunun (2) sırasında belirtilen işyerlerinde çalışanlar yönünden yapılmasınaMuammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN ve Mustafa ŞAHİN'in "Esasincelemenin yalnız IV. bendin birinci sütunundaki Azotlu gübre ve şekersanayiinde, fabrika atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışanlarcümlesiyle sınırlı olması gerektiği" yolundaki karşıoyları veoyçokluğuyla,
B- Ek 5. Maddenin sınırlama kararı uyarınca incelenen IV. bendinin"Sigortalılar" başlıklı birinci sütunundaki hükmün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU veServet TÜZÜN'ün karşıoyları ve oyçokluğuyla,
2.5.1989 gününde karar verildi.
Başkan
Mahmut C. CUHRUK
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mahmet ÇINARLI
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Selçik TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
KARŞIOYYAZISI
Yer ve zaman almaktan kaçınarak, aynı konuda Anayasa Mahkemesi'nin2.5.1989 günlü, Esas 1989/51, Karar 1989/18 sayılı kararına ilişkinkarşıoyumuzun gerekçesini şimdiki karar için de yineliyoruz.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Servet TÜZÜN