ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1988/62
Karar Sayısı: 1990/3
Karar Günü : 6.2.1990
R.G. Tarih-Sayı :12.10.1990-20663
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarîUsul ve İşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu" nun,Anayasa'nın Başlangıç'ıyla 2., 5., 6., 7., 87., 91. ve 128. maddelerineaykırılığı ileri sürülen 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin iptali istemidir.
II- YASA METİNLERİ:
A. İptali İstenilen Yasa Kuralları:
20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul ve İşlemlerinYeniden Düzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu"nun iptali istenilen 1, 2.,3. ve 4. maddelerini de içeren tam metni şudur:
"Amaç
Madde 1.- Kamu hizmetlerinin süratli, düzenli, etkin, verimli veekonomik bir şekilde yürütülebilmesi için aşağıda belirtilen çerçeve içindeBakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir.
Kapsam
Madde 2.- Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler;
Kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla kamu kurum vekuruluşlarınında birbirleriyle olan ilişkilerini kolaylaştırmak maksadıyla bukonulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesi için ihtiyacacevap vermeyen kanunların veya bazı hükümlerinin kaldırılmasını veyadeğiştirilmesini kapsar.
İlkeler
Madde 3.- Bakanlar Kurulu bu Kanuna göre verilen yetkiyikullanırken aşağıdaki ilkeleri gözönünde bulundurur.
a) Zaman ve kaynak kaybının önlenmesi,
b) Beyanın yeterli sayılması; ancak, zorunlu durumlarda belgelemeyolunagidilmesi,
c) İşlemlerin tek kuruluş içinde tamamlanması, buna imkân olmadığıtakdirde görevli kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğinin ve koordinasyonunsağlanması,
d) Görev ve yetki dağıtımının hizmetin en iyi yapılabileceğişekildeyeniden düzenlenmesi.
Yetki süresi
Madde 4.- Bakanlar Kuruluna verilen yetki, buKanunun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren iki yıl için geçerlidir. Bakanlar Kurulu bu süreiçinde birden çok kanun hükmünde kararname çıkarabilir.
Yürürlük
Madde 5.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 6.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları da şunlardır:
1- "Başlangıç (altıncı fıkra)
-Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlüksıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaretve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu;"
2. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik,lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
3. "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyikorumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinintemel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır."
4. "Madde 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz."
5. "Madde 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMilletMeclisinindir. Bu yetki devredilemez."
6. "Madde 87.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev veyetkileri,kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu vebakanlarıdenetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararnameçıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek vekabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarasıandlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Anayasanın 14 üncü maddesindekifiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere,genel ve özelaf ilânına,mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine kararvermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak vegörevleri yerine getirmektir."
7. "Madde 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetime olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci eikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi haklan ve ödevleri ile dördüncübölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerledüzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanım hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları ünyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki birtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle eivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
8. "Madde 128.- Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğerkamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarıkamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamugörevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,görev s yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlükişleri kanunla düzenlenir.
Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunlaözelolarak düzenlenir."
III- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mahmut C.CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜ1,Mustafa ŞAHİN, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veErol CANSEL'in katılmalarıyla 28.12.1988 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptaliistenilen Yasa kurallarıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunlarıngerekçeleri veötekiyasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. TBMM Tarafından Bakanlar Kuruluna KHK Çıkarabilmesi İçinVerilen Yetki Konusunda Anayasal İnceleme:
1- Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesinin Nedenleri:
1961 Anayasası'nın ilk şeklinde bulunmayan KHK kurumu, 22.9.1971günlü ve 1488 sayılı Yasa ile Anayasa'nın 64. maddesinde yapılan değişikliksonucu hukukumuza girmiştir. Bu değişikliği!) gerekçesinde, parlamenterrejimlerde yasa yapmanın belli usullere uyulmasını gerektirdiği, bunun zamanaldığı ileri sürülerek "değişen ekonomik ve sosyal koşulların gereğiolarak bazı hukuk kurallarının bu usuller dışında yürürlüğe konulabilmesiçağdaş devlet anlayışının doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır"denilmiştir. KHK'ler, 1982 Anayasası'nda temelde 1961' Anayasası'ndan çokfarklı olmamakla birlikte kimi yeniliklerle ve fakat benzer gerekçelerle 91.maddede düzenlenmiştir. Ve böylece hem yürütme organını güçlendirmek hem dedeğişen ekonomik ve sosyal konuların ortaya çıkardığı sorunlara ivedi çözümlerbulmak amacına ulaşılmak istenilmiştir.
Olağan dönemlerde çıkarılan KHK'lerin mutlaka bir yetki yasasınadayanması zorunludur. Yetki Yasası'nın içeriği ve öğeleri de Anayasa'nın 91.maddesinde saptanmıştır. 87. madde iseBakanlar Kurulu'na "bellikonularda"KHK çıkarma yetkisi vermeyi TBMM'nin görev ve yetkileri içerisinde saymıştır.
2- Bakanlar Kurulu'na Verilen Yetkinin Niteliği:
Bakanlar Kurulu'nun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi içinöncelikle TBMM tarafından kendisine bu konuda bir yetkinin verilmiş olmasıgerekir. Bu yetki de ancak bir yasa ile gerçekleşir. Bakanlar Kurulu, bir yasaile önceden yetkilendirilmedikçe kendiliğinden KHK çıkartamaz. Yasanın verdiğiyetkiye dayanılarak çıkartılan KHK, yürürlükteki yasa hükümlerinikaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başka bir anlatımla yasanın hukukî gücünesahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin, "kanun koymak, değiştirmek vekaldırmak" öğelerini içerdiği kuşkusuzdur. KHK, yürürlükteki yasahükümlerinin kaldırabilmekte ve değiştirebilmektedir.
Bu nedenle öğretide KHK çıkarma yetkisini, yasama yetkisinin devriolarak niteleyen görüşlere de rastlanmaktadır. Danışma Meclisince kabul edilenAnayasa tasarısının "Yasama Yetkisi" başlığını taşıyan 7. maddesindeyasamayetkisinin devredilmeyeceği belirtildikten sonra "Anayasa ileCumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna verilen kanım hükmünde kararname çıkarmayetkisi saklıdır" denilmiştir. Buna dayanılarak Danışma Meclisinin KHKçıkarma yetkisinin, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesininbir istisnasıolarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Her ne kadar, tümce Millî Güvenlik Konseyincemetinden çıkarılmış ise de Millî Güvenlik Konseyi Anayasa Komisyonu'nungerekçesinde"...bu değişikliğin KHK'lerin mahiyeti üzerinde bir görüşayrılığından ileri gelmediği sadece yetkinin amaç ve kapsamı Anayasa'nın bukonularla ilgili maddelerinde açıkça belirtilmiş..."bulunduğundan buhususun ayrıca tekrarına gerek olmadığı açıklanmıştır. Bu durum, BakanlarKurulu'na KHK çıkarabilme konusundaverilen yetkinin yasama yetkisinin devriolarak nitelenmesinin nedenidir.Bu yetkinin yasada öngörülen koşullar ve süreile sınırlı olup Anayasa'nın 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilmezliğiilkesinin bir istisnası sayılması genellik kazanan bir görüş değildir. AnayasaMahkemesi'ninkonuya ilişkin kararlarında da vurgulandığı gibi TBMM tarafındanönemli, zorunlu ve ivedi durumlar dışında ve yasama yetkisinin devriniteliğindeBakanlar Kurulu'nun yetkilendirilmemesi gerekir. Yasama yetkisininherhangi bir nedenle ve sınırlı da olsa devri olanaksızdır.
3- Yetki Yasası'nın Koşullan ve İçeriği:
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkartabilmesine yetki veren yasada yeralacak öğeler Anayasa'nın bu konuya ilişkin 91. maddesinin, ikinci fıkrasındagösterilmiştir. Bu fıkra hükmüne göre:
"Yetki Kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnameninamacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir." Bundan anlaşılacağı gibiyetki yasası, yürürlüğe konulacak KHK'nin amacını, kapsamını, ilkelerini,kullanma süresini ve bu süre içinde birden çok kararname yürürlüğe konulup konulamayacağınıbelirtmek zorundadır. Bakanlar Kurulu'na verilen yetki, Yasada öngörülen amaç,ilke, kapsam ve süre ile sınırlı bir yetkidir.Ohalde, yetki yasasınınAnayasa'nın belirlediği öğeleri belli bir içeriğe kavuşturarak somutlaştırmasıgerekir.
Bakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisinin "bellikonularda" verilebileceği 1961 Anayasası'nın 64. maddesinde açıkçabelirtildiği halde, 1982Anayasası'nın yetki yasasının sahip olması gerekenöğelerini gösteren 91. maddesinde bu koşul yer almamaktadır. Ancak, 1982 Anayasası'nınTBMM'ningörev ve yetkilerini belirleyen 87. maddesinde "... Bakanlar Kurulunabelli konularda Kanun Hükmünde Kararnameçıkarma yetkisi vermek..."kuralıbulunmaktadır. Bu nedenle 91. maddede "belli konularda" ifadesininyer almaması bir noksanlık sayılamaz. 91. maddede bu sözcüklerin bulunmaması,yasama organının Bakanlar kuruluna herhangi bir boyutta bir yetki devrineolanak vermez. Çünkü, 87. madde, BakanlarKurulu'na verilecek KHK çıkarmayetkisinin ancak belli konularda olabileceğini çok açık göstermektedir. Budurumda TBMM Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda bu yetkiyi verebilir; herkonuyu kapsayacak şekildebirKHK çıkarma yetkisi veremez. Verilen yetkininkonusunun yasada gösterilmesi zorunluluğunun bu yasaya dayanılarak yürürlüğekonulan KHK'lerin yetki yasası kapsamı içerisinde kalıp kalmadıklarının hemyargısal hem de siyasal denetimlerinin yapılması bakımından da çok büyükönemivardır. Yetki Yasası'nın kapsamı dışında yürürlüğe konulan veya başka biranlatımla yasanın öngörmediği bir konuda düzenleme yapan bir KHK'nin Anayasa'yaaykırılığı kuşkusuzdur.
Anayasa, bazı konuların da KHK'lerle düzenlenmesiniyasaklamaktadır. 91. maddenin birinci fıkrasına göre "Türkiye Büyük MilletMeclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir.Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasa'nın ikincikısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi haklanveödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez."
Demek ki Anayasa'nın KHK'lerle düzenlenemeyeceğini belirlediğikonularda TBMM tarafından Bakanlar Kurulu'na düzenlemede bulunması için biryetki verilmesi de olanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belli olmasının, Anayasa'nın91. maddesindeki yetki verilemeyecek konulan da kapsayıp kapsamadığınınincelenebilmesi yönünden de önemi büyüktür.
Bu nedenlerle, Bakanlar Kurulu'nun hangi konularda KHKçıkarabileceği Yetki Yasası'nda açıkça belirtilmeli ve verilen yetki konu açısındanmutlaka belirgin olmalıdır.
Anayasa'nın 91. maddesi Yetki Yasası'nda Bakanlar Kurulu'naverilen yetkinin "amacı", "kapsamı" ve"ilkelerini"nin de belirtilmesini zorunlu kılmıştır. Amaç, BakanlarKurulu'nun kendisine verilen yetki ile neleri gerçekleştirmesi gerektiğinibelirlediğinden yetki yasasında KHK'nin amacı da somut olarak belirtilmelidir.KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikli her yöne çekilebilecekyuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik şekillerde yorumlamayaelverişli olmamalıdır. Çünkü KHK'nin yetki yasasında gösterilen amaç ve kapsamdoğrultusunda çıkarılıp çıkarılmadığının saptanması hem yargısal hem de siyasaldenetim açısından zorunludur. KHK, yasada gösterilen amaç dışında yürürlüğekonulmuşsa veya yetkinin kapsamını aşıyorsa bu durumu onu yetki yasasına vedolayısıyla Anayasa'ya aykırı kılar.
Anayasa'ya göre yetki yasası, Bakanlar Kurulu'na verilen yetkininsüresini de göstermek zorundadır. Bu zorunluluk TBMM'nin yetkilerini çok uzunbir süre yürütme organına vermekten alıkoymaktadır. Ancak bu sürenin ne kadarolacağı Anayasa'da belirtilmemiştir. Fakat sürenin, KHK kurumunun Anayasahukukunagetiriliş gerekçesine uygun olarak kısa olması gerekir. Bakanlar Kurulu'na çokuzun süreli yetki verilmesi, koşullu ve süreli bir yetki verilmesine olanaktanıyan Anayasa'nın aşılarak yasama yetkisinin devri anlamına gelebilir.Bakanlar Kurulu'nauzun sürelibir yetki verilmesi istisnanın olağan durumadönüşmesine ve yasama yetkisinin devrine yol açar ki, Anayasa'nın 7. maddesiise buna olanak vermez.
B. 3481 Sayılı Yetki Yasası'nın Getirdiği Düzenleme; l- Yasa'nınGerekçesi:
3481 sayılı Yetki Yasası, daha önce çıkarılmış ve süresi iki kezuzatılmış olan 2977 sayılı Yasa'nın devamı niteliğindedir.
2977 sayılı Yetki Yasası, 8.2.1984 gününde yürürlüğe girmiş, buyasa ile Bakanlar Kurulu'na verilen yetki süresi 3207 sayılı Yasa ile önce biryı1,3296 sayılı Yasa ile de iki yıl uzatıldıktan sonra yetki süresi8.8.1988-gününde sona ermiştir.
25.10.1988 gününde yürürlüğe giren 3481 sayılı Yasa 2977 sayılıYasa'daki yetkileri yeniden iki yıl süre ile Bakanlar Kurulu'na vermektedir.
3481 sayılı Yetki Yasası'nın çıkarılmasındaki amaç, Yasatasarısının gerekçesinde aynen şöyle belirtilmektedir:
"Bürokratik usul ve işlemlerin kırtasiyeciliği artırdığı,kamu hizmetlerini aksattığı, işlerin zamanında görülmesini engellediği vevatandaşlara gereksizkülfetler yüklediği görülerek, bu engellerin tesbiti ileçarelerinin bulunmasına gayret sarf edilmiştir.
Zaman ve kaynak israfının önlenmesi, beyanın yeterli sayılması,işlemlerin tek kuruluş içinde tamamlanması, hizmetin en iyi şekildeyürütülmesinin temini ve görev-yetki dağılımının günün ihtiyaçlarına göreyeniden organize edilmesini sağlamak maksadıyla, idarî usul ve işlemlerin yenidendüzenlenmesine ilişkin 2977 sayılı Yetki Kanunu çıkarılmıştır.
Bu Kanuna istinaden tanzim olunan bir dizi kanun hükmündekararname ile; trafik, nüfus, pasaport, tapu, veraset, özellikle evlenme gibiçeşitli konularda reform niteliğinde yeni düzenlemelere gidilmek suretiyle,gittikçe girift hale gelmiş bulunan vatandaş ve Devlet ile kamu kuruluşlarıarasındaki ilişkilere basitlik getirilmeye çalışılmış ise de, bürokratikengeller taşıyan mevzuatın çok ve dağınık olması sebebiyle kırtasiyeciliğintamamen önünün alınması mümkün olmamıştır.
Nitekim, gerek mevzuatın önceden öngörülemeyecek derecede çokoluşu ve gerekse idarî usul ve işlemlerle ilgili bürokratik yükün azaltılmasıiçin yapılan çalışmaların devamlılık arz etmesi sebebiyle, 2977 sayılı Kanun'unyetki süresinin; 3207 sayılı Kanun'la 8 Ağustos 1985 tarihinden itibaren biryı1, 3296 sayılı Kanun'la da 8 Ağustos 1986 tarihinden geçerliolmak üzereikiyıl daha uzatılması gerekmiştir.
Takdir olunacağı üzere, halen yürürlükte olan binlerce kanunda yeralan hükümlerin uygulamada husule getirdiği bürokratik engellerin kaldırılarakbunların sadeleştirilmesi suretiyle belirli bir sisteme oturulması, uzun biraraştırmaya ve büyük ölçüde uygulama sonuçlarının izlenmesine bağlı bulunan birkeyfiyettir.
Bu sebeplerle, süresi 8 Ağustos 1988 tarihinde sona eren YetkiKanunu ile aynı mahiyette olmak üzere bu Kanun Tasarısı hazırlanmıştır."
3481 sayılı Yetki Yasası'nın kaynağı olan 2977 sayılı YetkiYasası'nın gerekçesinde de özetle; mevzuatta yer alan bazı bürokratik kurallarve kırtasiyecilik idarenin fertlere götürdüğü hizmetlerin gecikmesine sebepolduğundan devlet ile1vatandaş ilişkilerindeki karmaşıklığı gidermekiçin mevzuatı sadeleştirme ve kırtasiyeciliği azaltma yönünden araştırmalar veçalışmalar yapılarak bütün yasalarda değişiklik yapılması suretiyle idarî usulve işlemlerin yeniden düzenlenmesinin hedeflendiği açıklanmıştır.
Devlet ile vatandaş ilişkilerini düzenleyen yasaların çok çeşitliolduğu bunları düzenleme çalışmalarının yıllar alacağı da gerekçedevurgulanmaktadır.
Görüldüğü gibi her iki yetki yasasının gerekçesinde güdülenamacın,Bakanlar Kurulu'nun ivedi çözümler getirmesi ya da kısa sürede etkinönlemler alması için yetkilendirilmesi olmayıp uzun ve yoğun çalışmalarıgerektiren bir alanda yürütme organına kolaylık sağlamak olduğubelirtilmektedir.
Ancak, anayasal bir sorun doğurmamakla birlikte, bu gerekçe ilemaddemetinleri karşılaştırıldığında birbiriyle uyumlu olmadıkları, yasanıngerekçeyi aştığı görülmektedir. Çünkü yasa, idarî işlemlerin yapılmasındauyulacak usul ve şekle ilişkinkurallarda değişiklik yapılmasının ötesinde idarîusul ve işlemlerin içeriğini de değiştirmeveya yeniden düzenleme yetkisivermektedir.Şöyle ki, Yasa'nın 2. maddesinde"...idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesinden"söz edilmekte, gerekçede ise idarî işlemlerin tamamlanması için gereken usuleve şekle yönelik sürecin kısaltılması istenmektedir.
2- Yasa ile Bakanlar Kurulu'na Verilen Yetkiler:
3481 sayılı Yasa'nın Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin hangiamaç için, ne kapsamda olduğunu gösteren l. ve 2. maddelerinde yetkinin"Kamuhizmetlerinin süratli, düzenli, etkin, verimli ve ekonomikyürütülebilmesiiçin, kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla, kamu kurum vekuruluşlarının da birbirleriyle olan ilişkilerini kolaylaştırmak maksadıyla bukonulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yeniden düzenlenmesi için ihtiyacacevapvermeyen kanunların veya bazı hükümlerinin kaldırılmasını veyadeğiştirilmesini kapsadığı" belirtilmektedir.
Yasa'nın 3. maddesinde Bakanlar Kurulu'nun yürürlüğe koyacağıKHK'lerde gözetileceği ilkeler sıralanmakta, 4. madde ise Bakanlar Kurulu'naverilen yetkinin süresini göstermektedir.
3- Yetki Yasaları'na Dayanılarak Yürürlüğe Konulan KHK'ler:
2977 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak 28 KHK çıkarılmış, bunun16 tanesi yasalaşmıştır. 3481 sayılı Yetki Yasası zamanında ise 31.12.1989tarihi itibariyle 2 KHK yürürlüğe konulmuştur.
Gerek 2977 ve gerekse 3481 sayılı Yetki Yasaları'na onlarınuygulayıcısı olan Bakanlar Kurulu'nun konu ve kapsam açısından verdiği anlamıbelirleyebilmek için bu yetki yasalarına dayanılarak çıkarılan KHK'lere kısacadeğinmek gerekmektedir.
192sayılı KHK, 2644 sayılı Tapu Yasası'nın 26. maddesine bir fıkraekleyerek kamu kurum ve kuruluşlarınca açılacak kredilere karşılık teminatgösterilen taşınmazların ipotek işlemlerini, resmî senet düzenlenmeksizin kredisözleşmesine dayanılarak tapuya tesciline olanak vermektedir.
194 sayılı KHK, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Yasası'nındeğişik 19. maddesinin ikinci fıkrasın! değiştirmiş ve intikal edentaşınmazların tescil işleminin veraset ve intikal vergisinin tahakkukubeklenmeksizin yapılacağı kuralını getirmiştir.
196 sayılı KHK, 6085 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın kimimaddelerinde değişiklik yaparak iki madde eklemekte ve özellikle sürücüehliyetnamelerinin verilmesine, vize edilmesine ve ehliyetnamenin gerialınmamasına ilişkin hükümler taşımaktadır. Ek maddeler hükümleri ileehliyetname alınmasında bazı yöntem kuralları getirilmektedir.
239 sayılı KHK, 1587 sayılı Nüfus Yasası'nın kimi maddelerindedeğişiklik yapmış, bu Yasa'ya kimi maddeler ekleyerek, doğum, ölüm, evlenme veyer değiştirme işlemleri konularında yeni düzenlemeler getirmiştir.
240 sayılı KHK, 5682 sayılı Pasaport Yasası'nın kimi maddelerindedeğişiklikle iki ek madde ekleyerek; giriş ve çıkış kapılarının tesbiti,pasaport ve pasaport yerine geçecek vesikaların türlerine, bunların koşullarınailişkin 'hükümler taşımaktadır.
242 sayılı KHK, yaz saati uygulaması için Bakanlar Kurulu'nunyetkili kılınmasını öngörmektedir.
245 sayılı KHK, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın kimimaddelerinde değişiklik yaparak Millî Eğitim Gençlik ve Spor, Sağlık ve SosyalYardım, Ulaştırma, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı ve Belediyenin görev ve yetkilerineilişkin hükümler getirmekte ve il ve ilçe trafik komisyonlarının kuruluşu,Belediye sınırları içinde bulunan karayolu kenarındakiyapı ve tesislerin yapımıiçin izin alınması, izin almayanlar hakkında uygulanacak para ve hapiscezasının miktarı, tescil süresi ve bildirime mecburiyeti, satış ve devirlerdenoterlerin sorumluluğu (ki burada para ve hapis cezası öngörülmektedir),araçların karayoluna uygunluğunu ve teknik esasların tespitine yetkilikuruluşlar, sürücü belgesi için asgari yaşın tespitine, sürücü kurslarısınavları ve sürücü belgesi verilmesi esaslarına ve suç ve cezada tutanaktutmaya yetkili kuruluşlar ile cezanın tahsil usulüne ilişkin hükümler yeralmaktadır.
346 sayılı KHK, 2644 sayılı Tapu Yasası'na bir fıkra ekleyerektarımsal kredilerde bankalara veya kamu kuruluşlarına teminat gösterilentaşınmazların ipotek işlemlerini düzenlemektedir.
247 ve 250 sayılı KHK'ler de, 755 sayılı Gecekondu Yasası'ndadeğişiklik yaparak bu kanun ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na tanınan hak,yetki ve görevler Belediye veya Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nedeviredilmektedir.
248 sayılı KHK ile, TRT Kurum Gelirleri Yasası'nda değişiklikyapılarak ücret ödeme tarihi ileri bir tarihe alınmaktadır.
249 sayılı KHK ile, 4792 sayılı Sosyal Sigortalar KurumuYasası'nda değişiklik yapılarak kurumca akdedilecek sözleşmelerde veyayapılacak işlerde yönetim kurulunun karar verme yetkisi genişletilmektedir.
251 sayılı KHK ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın birmaddesinde değişiklik yapılarak sigortalılara sosyal yardım aylığıbağlanmaktadır.
252 sayılı KHK, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkâr ve Diğer BağımsızÇalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası'nın bir maddesinde değişiklikyaparak kuruma borçlu bulunan sigortalıların birikmiş borçlarım ödemeleridurumunda gecikme zammı ve faizden doğan borçların erteleneceğine ilişkinhükümler getirmektedir.
253 sayılı KHK ile, 5682 sayılı Pasaport Yasası'nda yapılan birdeğişiklikle "Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerceyasaklananlar dışında kalan sanıklara zaruri hallerde İçişleri Bakanı'nınteklifi ve Baş-bakan'ın onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahatbelgesiverilebilir." hükmü getirilmektedir.
254 sayılı KHK ile, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları ve 222sayılı İlk Öğretim ve Eğitim Yasası'nın kimi hükümlerinde değişiklik yapılarakokul binası yapılacak yerlerin ve çevrelerin özellikleri hüküm altınaalınmaktadır.
257 sayılı KHK ile, tescil edilmemiş lâstik tekerleklitraktörlerin tescili için bir yıllık süre verilmektedir.
262 sayılı KHK ile, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Yasa'nınkimi maddeleri değiştirilmiştir.
273 sayılı KHK ile, 2022 sayılı 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüzve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yasa'da değişiklikyapılarak tam teşekküllü hastahanenin sağlık kurulu raporu yerine, resmî sağlıkkurumlarında görevli bir hekimin vereceği raporun yeterli olacağı hükmügetirilmiştir.
277 sayılı KHK ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'na üçgeçici madde eklenerek işverenlerden kuruma borçlu olanların belli süredeborçlarını faizsiz olarak ödemelerine olanak sağlamaktadır.
278 sayılı KHK ile, BAĞ-KUR'a borçlu olanların belli süredeborçlarını faizsiz olarak ödemelerine olanak verilmektedir.
284 sayılı KHK, 3096 sayılı TEK Dışındaki Kuruluşların Elektrik
Üretimi, İletimi, Dağıtım ve Ticareti İle GörevlendirilmesiHakkında Yasa'da değişiklik yaparak, tesislerin işletilmesive devri ile ilgilihususlarda Enerjive Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yönetmelik çıkarma yetkisivermektedir.
291 sayılı KHK, kimi yasaların madde no.larını değiştirmiştir.
316 sayılı KHK, muhafazasına lüzum kalmayan evrak ve malzemelerinyok edilmesini öngörmektedir.
323 sayılı KHK ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'na geçicimadde eklenerek prim borcunun ödenmesi için ek süre tanınmaktadır.
326 sayılı KHK ile, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumlan Yasası'ndadeğişiklik yapılarak özel öğretim kurumlarının ücretlerinin her yıl Mayısayında tesbit ve ilân edileceği hüküm altına alınmıştır.
330 sayılı KHK ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'ndadeğişiklik yapılarak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün trafik kuruluşlarına verilmişolandenetim, yönetim ve düzenleme görevlerinin bazı koşullarda belediyeyeverilebilmesi öngörülmekte ve sigorta yükümlülüğü ile ilgili hükümlergetirilmektedir.
334 sayılı KHK, 3167 sayılı Kara Avcılığı Yasası'nda değişiklikyaparak av tezkeresinin süresini beş yıla sınırlamaktadır.
336 sayılı KHK ile, kimi yasaların Bakanlar Kurulu'na yetki verenhükümlerinde değişiklik yapılmaktadır ki, bu değişiklik 41 yasanın 52 maddesinikapsamaktadır.
Dava konusu 3481 sayılı Yetki Yasası'na göre çıkarılan 353 sayılıKHK, işyeri açma ve çalışma ruhsatlarına dair hususları yeniden düzenlemekte,işyeri açma ve çalışma ruhsatı vermeye yetkili mercileri saymakta, bu hususiçin çıkarılacak yönetmeliğe esas olacak kriterleri belirlemektedir.
394 sayılı KHK, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon GelirleriYasası'nın bir maddesinde değişiklik yapmaktadır.
Yukarıda özetlenen KHK'lerden pek çoğunun idarî usul ve işlemdençok konunun kendisini ve içeriğini düzenlediği, kamu kurum ve kuruluşlarınınişleyişinden çok yapılarına, görev ve yetkilerine ve kişilerin temelhaklarınayönelik düzenlemeler getirdiği açıktır.
C. 3481 Sayılı Yetki Yasası'nın Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu :
Dava dilekçesinde özetle 3481 sayılı Yetki Yasası'nın; TBMM'ne aitolan yasama yetkisini yürütmeye devretmesi nedeniyle Anayasa'nın 7. maddesine,Bakanlar Kurulu'na verilen KHK çıkarma yetkisinin belli konuları kapsamamasınedeniyle Anayasa'nın 87. maddesine, geniş ve sınırsız bir yetki vermesinedeniyle Anayasa'nın 91. maddesine, ayrıca yürütmeye üstünlük sağlamasınedeniyle de Anayasa'nın Başlangıç'ına, hukukun üstünlüğünü zedelemesinedeniyle Anayasa'nın 2. maddesine, cumhuriyetin ve demokrasinin temelilkelerine aykırılık oluşturması nedeniyle Anayasa'nın 5. maddesine,egemenliğin Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkiliorganlar eliylekullanılmamasıve kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanma olanağınıtanıması nedeniyle Anayasa'nın 6. maddesine, Yasa ile düzenlenmesi gerekenkonuları da kapsaması nedeniyle Anayasa'nın 128. maddesine aykırı bulunduğuileri sürülmektedir.
İleri sürülen aykırılık nedenlerinden 87. ve 91. maddelere ilişkinolanı konu ile doğrudan ilgisi bulunduğundan öncelikle ele alınmıştır.
l- Anayasa'nın 87. ve 91. Maddeleri Yönünden İnceleme:
TBMM tarafından Bakanlar Kurulu'na verilebilecek olan KHK çıkarmayetkisinin Anayasa'nın 87. maddesi hükmü uyarınca ancak "bellikonularda" olması zorunlu iken 3481 sayılı Yasa'da verilen yetkinin konusubelirtilmemiştir. Her ne kadar, Yasa'nın yürürlüğe konulacak KHK'nin amacınıgösteren 1. maddesi ile kapsamını belirleyen 2. maddesinin birliktedeğerlendirilmesindenyetkinin konusunun saptanabileceği düşünülebilirse de aşağıda değinileceği gibi2. maddedeki kapsam genelliği ve belirsizliği karşısında yetki konusununsomutlaştırılması olanaksız duruma gelmektedir.
Yasa'nın 1. ve 2. maddesinin içeriğine göre, Bakanlar Kurulu'naverilen yetkinin amaç ve kapsamı, "Kamu hizmetlerinin süratli, düzenli,etkin, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülebilmesi için kişilerin kamukurum ve kuruluşlarıyla kamu kurum ve kuruluşlarının da birbirleriyle olanilişkilerini kolaylaştırmak maksadıyla bu konulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerinyeniden düzenlenmesi bakımından ihtiyaca cevap vermeyen kanunların veya bazıhükümlerinin kaldırılması veya değiştirilmesi" olarakgösterilmiştir.
Yetkinin kapsamı, özetle "idarî usul ve işlemlerin yenidendüzenlenmesi" olduğuna göre, öncelikle söz konusu işlemlerin ne olduğunusaptamak gerekir. Kişilerin kamu kurum ve kuruluşları ile kısaca idare ile olanilişkileri hukukî işlemlerle meydana gelir. Yasada sözü edilen ilişkidenamaçlananında hukukî sonuç doğuran ilişkiler olduğu kuşkusuzdur. Bu duruma göre,idarenin yaptığı hukukî işlemler sonucu kişilerle idare arasındaki ilişkileröncelikle kural-işlemlerle başlar. Kişilerin kamu kurum ve kuruluşları ilesübjektif hukukî durum yaratan ilişkisi ise ya idarenin ya da kişinin iradeaçıklaması ile meydana gelen sübjektif hukukî işlemlerle olur. Kişilerin idareile olan ve idarenin kural-işlemleri sonucu ortaya çıkan ilişkileri ilekişilerin idare ile sübjektif işlemler sonucu meydana gelen ilişkilerini saymakve sınıflandırmak olanağı yoktur. Çünkü bu ilişkiler, hem kişi hem de idareyönünden çok çeşitli olduğu gibi kişiye ve hattâ idarenin iş bölümü sonucuortaya çıkan hizmet birimlerine göre de çok değişiktir. Şu durumda kişilerinkamu kürüm ve kuruluşlarıyla olan ilişkileri, içerikleri ve nitelikleri bakımındansınırsız olup kapsamlarının saptanması olanaksızdır.
Yasa, kamu kurum ve kuruluşlarının birbirleriyle olanilişkilerindekiidarî usul veişlemlerin de KHK'lerle yeniden düzenlenebilmesiiçin Bakanlar Kurulu'na yetki vermektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarınınbirbirleriyle olan ilişkileri, kamu hizmetlerinin daha düzenli ve verimliyürütülebilmesi amacıyla ve kuruluş yasalarının verdiği yetki ve görevçerçevesinde oluşmaktadır. İdarenin gereksinme duyduğu usûl ve işlemlerinkurallarım düzenleyen genel bir "idarî usûl" yasasının bulunmaması bukonu ile ilgili kuralların dağınıklığına neden olmaktadır. Bir idarî işleminyapılması için uyulması gereken biçim ve izlenmesi gereken yöntem kuralları isegenellikle o kamu kurum ve kuruluşu ile ilgili yasa, tüzük, yönetmelik, genelgegibi çeşitli metinler içinde yer almaktadır. İşte bu tür ilişkilerin kapsamıise tüm kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve yapılan ile kuruluşyasaları ve bunlara dayalı olarak yürürlüğe konulan tüzük, yönetmelik vegenelgelerin birbirleriyle karşılaştırılması ile saptanabilir. Ancak bunungüçlüğü hattâ olanaksızlığı da ortadadır. Dolayısıyla Bakanlar Kurulu'naverilen yetkinin kapsamının bu yönden de belirli ve sınırlı olduğu söylenemez.
Şu durumda, idarî usûl ve işlemler, ister kişilerin kamu kurum vekuruluşlarıyla, isterse kamu kurum ve kuruluşlarının birbiriyle olanilişkilerini düzenlesin, işlemin konusuna, taraflarına ve içeriğine göre çokçeşitli bulunduğundan bunların yeniden düzenlenmesi için Bakanlar Kurulu'nagenel bir yetki veren yasanın kapsamının belirgin ve sınırlı olduğunu söylemekve bunun doğal sonucu olarak yetkinin konu ve kapsamının somutlaştırıldığınıkabul etmek olası değildir.
Yasa'nın 2. maddesiyle"...idarî usul ve işlemlerin yenidendüzenlenmesi için ihtiyaca cevap vermeyen kanunların veya bazı hükümlerinin kaldırılmasıveya değiştirilmesi..." için Bakanlar Kurulu'na yetki verilmektedir.Yasa'nın gerekçesinde de açıkça ifade edildiği gibi bu konulan düzenleyenyasaların çokluğu, karışıklığı ve yürürlükteki yasaların veya anılan bazıhükümlerinin gereksinimi karşılayıp karşılamadığının takdir yetkisinin BakanlarKurulu'na ait olması yetki kapsamının belirsizliği ve dolayısıyla sınırsızlığıkonusunda kuşku bırakmamaktadır.
Yetkinin sınırlarını oluşturması gereken ilkeler Yasa'nın 3.maddesindebelirlenmektedir:
"a) Zaman ve kaynak kaybının önlenmesi,
b) Beyanın yeterli sayılması; ancak, zorunludurumlarda belgelemeyoluna gidilmesi,
c) İşlemlerin tek kuruluş için de tamamlanması, buna imkânolmadığı takdirde görevli kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğinin ve koordinasyonunsağlanması,
d) Görev ve yetki dağıtımının hizmetin en iyi yapılabileceğişekildeyeniden düzenlenmesi."
Bu ilkelerden ilkikisi genel kavramlarla anlatıldığı, son ikisiise idarî kuruluşların görev ve yetkilerim ilgilendirdiği, başka bir deyişle,yasadaki ilkelerin, yetkinin somutlaştırılmasına yeterli olmadığı ortadadır.
Oysa. Anayasa'nın 91. maddesi, yetki yasasında çıkarılacak kanunhükmünde kararnamenin, amacının, kapsamının ve ilkelerinin gösterilmesinizorunlu saymıştır. 3481 sayılı Yasa'nın 1, 2. ve 3. maddeleri başlıklarındaamaç, kapsam ve ilkeler sözcükleri yazılmıştır. Ancak bunlar Yasa'-da sadeceAnayasa'nın öngördüğü koşullara şeklen uygunluğu sağlamak için soyut birbiçimde belirtilmiş, belli bir içerik kazandırılarak somutlaştırılmamıştır.Verilen yetkinin amaç, kapsam ve ilkeler açısından sınırlankesin çizelgelerlegösterilmemiştir. Amaç ve kapsam çok geniş ve genel anlatımlarlabelirtildiğinden verilen yetki, amaç ve kapsam bakımından sınırsızgözükmektedir. 3481 sayılı Yasa'da hangi konu veya konularda, ne tür idari usûlve işlemlerde ve ne kapsamda değişiklik yapılacağı belirtilmediği içinKHK'lerle yeniden düzenlenecek idarî usul ve işlemlerin kişilerin temel hak veözgürlüklerine doğrudan sınırlama getirip getirmediğinin, başka bir anlatımla,verilen, yetkinin 91. maddede öngörülenKHK'lerle düzenlenemeyecekyasak alanlarkapsamına girip girmediğinin önceden saptanması da olanaksızdır. Ayrıcakonusunun belirsizliği karşısında verilen yetkinin KHK kurumunun Anayasahukukuna getiriliş amacına uygun olarak zorunlu, önemli ve ivedi durumlarailişkin bulunup bulunmadığı yönünden de bir inceleme olanağı da bulunamamıştır.
Yasa'nın bu belirsizliği karşısında Bakanlar Kurulu, yürürlüğekoyduğu KHK'ler gözönüne getirildiğinde dilediği her konuyu bu yetki yasalarıkapsamı içerisine sokarak KHK'lerle düzenleme yolunu seçmiştir. Hattâ, Yasa'nınverdiği yetki konu ve kapsamında kaldığı kabul edilerek Bakanlar Kurulu'ncayürürlüğe konulan KHK'lerden kimilerinin kişilerin temel hak ve özgürlüklerinidoğrudan ilgilendirmeleri nedeniyle Anayasa'nın 91.maddesindeki yasak alanagirdikleri, kimilerinin de KHK kurumunun Anayasa'ya getiriliş amacına uygunolmayarak zorunlu, önemli ve ivedi durumlara ilişkin bulunmadığı dasöylenebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, 3481 sayılı Yasa'nın 1., 2. ve 3.maddeleri, çıkarılacak KHK'nin amaç, kapsam ve ilkelerini açık ve somut olarakgöstermediğinden Anayasa'nın 91. maddesine; verilen yetkinin konusu belirliolmadığından başka bir anlatımla Bakanlar Kurulu'na hemen her konuda KHKçıkarabilmesi için sınırsız yetki verildiğinden Anayasa'nın 87. maddesineaykırıdır. Bu nedenlerle iptalleri gerekir.
Necdet DARIC1OĞLU, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL bu görüşekatılmamışlardır.
2- Anayasa'nın Başlangıç'ı ve 2. Maddesi Yönünden İnceleme:
Anayasa'nın 176. maddesi hükmü uyarınca Anayasa metni sayılanBaşlangıç'ının 6. paragrafında, "Kuvvetler ayrımının, Devlet organlarıarasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devlet yetkilerininkullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir iş bölümü ve işbirliğiolduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu"belirtilmiştir. Anayasa bu kuralı ile kamu erkleri arasında dengeyidüzenlemiştir.
Ancak, TBMM'nin yasama yetkisinin devri anlamına gelebilecek nitelikte3481 sayılı Yasa'yla belirli olmayan konularda ve sınırsız bir kapsamdaBakanlar Kurulu'na KHK çıkarabilmesi için yetki vermesi bu iki kamu erkiarasındaki dengeyi bozmakta ve yasama organına karşı yürütme organının üstünlüksağlamasına neden olmaktadır. Bu durum ise parlamenter demokrasinin dayanağıolan kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Anayasa'nın 2. maddesindeki "demokratikhukuk Devleti" ilkesi ile çeliş-mektedir. Bu nedenle Yasa'nın 1., 2., 3.ve 4. maddeleri Anayasa'nın Başlangıç'ının 6. paragrafına aykırı olduklarındaniptalleri gerekir.
Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN veErol CANSEL bugörüşe katılmamışlardır.
3- Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme:
Anayasa'nın 7. maddesi "Yasama Yetkisi Türk Milleti adınaTürkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." kuralınıkoymakta ve bununla yürütme organının yasamaya ait bir yetkiyi kullanmasınıkesin bir biçimde yasaklamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 87. maddesi"Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarmaitkisi" verilmesini TBMM'nin görev ve yetkileri arasında göstermekte, 1.maddesinde de yetki yasasının koşulları ve içeriği ile Bakanlar Kurulu'na yetkiverilemeyecek konular belirtilmektedir. Yukarıda Bakanlar Kurulu'na irilenyetkinin niteliği konusunda yapılan açıklamalarda da değinildiği bi yürütmeorganına KHK çıkarma yetkisinin verilmesi sınırlar aşıldığında yasamayetkisinin devri niteliğindedir.
Yetki Yasası, Anayasa'nın 87. ve 91. maddeleri gereğince yetkininkonu, amaç, kapsam ve ilkelerini somut olarak belirlemediği; ayrıca yetki, HKkurumunun Anayasa'ya getiriliş amacına uygun olarak önemli, zorunlu ve ivedidurumlara ilişkin bulunmadığı ve uzun süreli olduğu takdirde 7. madde ileçelişir ve yasama yetkisinin devri sonucunu doğurur.
3481 sayılı Yetki Yasası, yukarıda Anayasa'nın 87. ve 91.maddeleri ününden yapılan inceleme sırasında da değinildiği gibi konu ve kapsamısından belirsizdir. Bu belirsizlik, sonuçta konu ve kapsam sınırsızlığınakadar varmakta ve böylece yürütme organı sınırsız yetkilerle TBMM'ne ait olanyasama yetkisini kullanarak bu işleri üstlenmektedir. Bu durum e açıkça yasamayetkisinin devri niteliğindedir ve Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır.
Diğer yönden 3481 sayılı Yasa 2977 sayılı Yasa'nın aynısı oluponun devamıdır. 2977 sayılı Yasa8.2.1984 gününde yürürlüğe girmiş ve yetkiiresi 3207 ve 3296 sayılı Yasalarla, 8.8.1988 gününe kadar uzatılmıştır.25.10.1988 gününde yürürlüğe giren 3481 sayılı Yasa'nın 4. maddesi yetkisüresini iki yıl olarak belirlemektedir.
Görüldüğü gibi Bakanlar Kurulu'na idarî usûl ve işlemlerin yenidendüzenlenmesi için çok kısa bir kesinti dikkate alınmadığında altı yıldan fazlair yetki verilmiştir. Bu süre TBMM'nin bir yasama döneminden fazladır,"asanın diğer öğeleri Anayasa'ya aykırılık oluşturmasa bile BakanlarKurulu'na bu adar uzun bir süre için yetki verilmesi, yasama yetkisinin devriniteliğindedir. Açıklanan nedenlerle Yasa'nın 4. maddesi hükmü Anayasa'nın 7.maddesine uygun düşmez, iptali gerekir.
Necdet DARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL bugörüşe de katılmamışlardır.
4- Anayasa'nın 5., 6. ve 128 Maddeleri Yönünden İnceleme :
Dava dilekçesinde 3481 sayılı Yasa'nın Anayasa'nın 5., 6. ve 128.maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiş ise de Yasa'nın 1, 2., 3. ve 4. maddelerininAnayasa'nın bu maddeleriyle doğrudan ilgisi görülememiştir.
5- Dava konusumaddelerin iptal edilmesi 3481 sayılı Yasa'nınyürürlüğe ilişkin 5. ve yürütmeye ilişkin 6. maddelerinin uygulanmamasısonucunu doğurduğundan 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesi uyarınca bu iki maddedeiptal edilmelidir.
V- SONUÇ:
20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul ve İşlemlerinYeniden Düzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu'nun;
A) 1, 2. ve 3. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Necdet DARICIOĞLU, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL'in karşıoyları veoyçokluğuyla,
B) 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NecdetDARICIOĞLU, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN ve Erol CANSEL'in karşıoyları veoyçokluğuyla,
C) Dava konusu maddelerin iptali 3481 sayılı Yasa'nın"yürürlük"le ilgili 5. ve "yürütmeye" ilişkin 6.maddelerinin uygulanmaması sonucunu doğurduğundan 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesiuyarınca, sözü edilen bu maddelerin İPTALİNE, oybirliğiyle,
6.2.1990 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı: 1988/62
Karar Sayısı:1990/3
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 121. maddesi, olağanüstü halsüresince, "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda"; 122. maddeside, sıkıyönetim süresinde, "sıkıyönetim halinin gerekli kıldığıkonularda" kanun hükmünde kararname çıkarılabileceğini öngörmektedir. 91.maddesinde ise; sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı tutularak, temelhakların, işi haklan ve ödevleri ile siyasî haklar ve ödevlerin kanun hükmündekararnamelerle düzenlenmesi engellenmektedir. 91. maddede söz konusuyasaklamalar dışında herhangi bir sınırlamaya gidilmemekte, özellikle, ivedilikvezorunluluk yönünden açık ya da dolaylı bir kayıtlamaya yer verilmemektedir.
Belirtilen doğrultuda kayıtlamalara yer verilmemiş olmasının,Bakanlar Kurulu'nu sınırsız yetki kullanma eğilimine itebileceği düşünülsebile, duyulan endişe, Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerinin açık ifadelerikarşımda, sadece bir eleştiri ve ancak Anayasa değişikliğine yönelik bir önerikonusu yapılabilir.
Anayasa Mahkemesi'nin 16.5.1989 günlü, 1989/4-23 sayılı kararının,camın hükmünde kararname çıkarma yetkisinin ancak önemli, zorunlu 'e ivedidurumlarda verilmesini, yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ta da buizlenimi verecek biçimde güncelleştirilip sık sık bu yola başvurulmamasınıAnayasa Koyucu'nun amacına daha uygun bulan ifadesi birergiyi deği1, sadece birtavsiyeyi, temenniyi dile getirmektedir. Söz konusu kavramların değişikyorumlara elverişli son derece esnek anlam ve içerikleri, buyurucu bir hükmündolaylı öğesini bile oluşturmamaları, Anayasa'nın 91. maddesinin sekizincifıkrasında, kanun hükmünde kararnamelerin salt, ivedi ve zorunlu durumlardaçıkarılabileceğinden kesinlikle söz edilmemekte olması çoğunluk görüşüdoğrultusunda değerlendirme yapılmasını engellemektedir.
İnceleme konusu 3481 sayılı Yasa'nın 1, 2. ve 3.maddeleri buneden-erle kanun hükmünde kararnameyle düzenleme yasağını ihlal etmemektedir.Anılan Yasa'yla Bakanlar Kurulu'na verilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindenetimine bağlı olarak kullanılması gereken sınırlı ve süreli kanunhükmündekararname çıkarma yetkisi, belirtilen nitelikleri itibariyle özel, istisnai venev'i şahsına münhasır bir yetki devri anlamını taşımakta, yasama 'etkisinintopyekûn devrini kapsamamaktadır.
Anayasa'nın 87. ve 91. maddeleri, yetki yasalarının sürelerinibaşka 'etki yasalarıyla uzatma ya da aynı alanın yeni yetki yasalarıyla düzenlenmesineolanak tanıma yönünden de engelleyici bir hüküm içermediğine, ersine 91.maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, koşullar zorunlu aldığında,yetki süresinin uzatılmasına yahut aynı konuda yeni yetki 'asalarının yürürlüğekonmasına gerek duyulabileceğini üstü kapalı olarak belirlediğine göre, 3481sayılı Yasa'nın 4. maddesinin de Anayasa ile çelişen ve çatışan bir yanıyoktur. Gerçekten, hükümetin genel siyasetinin yürütülmesive çok boyutlu önemlibir sorunun çözümlenmesi çerçevesinde,yetki yasalarına dayanılarak yapılmasıplânlanan düzenlemelerin belli süre içinde tamamlanamaması durumunda, işinvüs'at ve önemi gözetilerek süre uzatımına gidilmesi ya da yeni bir yetkiyasasına ihtiyaç duyulması gerekebilecektir. Bu zorunluluğun gözardı edilmesi,başlatılan ve sürdürülmekte olan çok yararlı hizmetlerden beklenilen olumlusonuçlarınelde edilmesini de engelleyecektir.
3481 sayılı Yasa'nın 1., 2., 3. ve 4. maddelerinin Anayasa'yaaykırı olduğuna ve iptaline ilişkin olarak oyçokluğuyla verilen karara bunedenlerle katılmamaktayım.
Üye
Necdet DARICIOĞLU
KARŞIOYYAZISI
Anayasa Mahkemesi'nin 21.7.1990 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan1.2.1990 tarihli ve Esas: 1988/64, Karar:1990/2 sayılı kararı dolayısıylakaleme aldığım karşıoy yazısında belirttiğim gerekçelerle, 3481 sayılı Kanun'un4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığını düşündüğümden, bu maddeye ilişkiniptal kararma katılmıyorum.
Üye
Mehmet ÇINARLI
KARŞIOYYAZISI
Dava konusu 20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul veİşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi İle İlgili Yetki Kanunu"nun: 1., 2., 3. ve4. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına dair görüşümüz, aynı nitelikteolan 12.10.1988 günlü, 3479 sayılı "3268 sayılı Kanun ile 3347 sayılıKanunda Değişiklik Yapılması, 2954 sayılı Kanunun Bir Maddesinin DeğiştirilmesiHakkında Kanun"un; 1. ve 2. maddelerine ilişkin olarak 1.2.1990 günlü.Esas:1988/64, Karar: 1990/2sayılı ve Resmî Gazete'nin 21.4.1990 günlü, 20499sayılı nüshasında yayımlanan karara ekli karşıoy yazısında ayrıntılı olarakaçıklandığı cihetle, burada yinelenmesine gerek görmüyorum.
Üye
Servet TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
Anamuhalefet Partisi (SHP) tarafından 3481 sayılı "İdari Usulve İşlemlerin YenidenDüzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu'nun, Anayasa'nınBaşlangıç Bölümüyle 2, 5, 6, 7, 87, 91 ve 128. maddelerine^aykırılığıiddiasıyla açılmış olan iptal davası ile ilgili Anayasa Mahkemesi'nin verdiğiiptal kararına aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum:
1- Anayasa'nın 91. maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin,Bakanlar Kurulu'na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebileceğinibunun da yetki kanunu ile sağlanacağını öngörmüştür. Aynı maddenin ikincifıkrası da Yetki Kanunu'nun çıkarılacak kanunhükmündekararnamenin amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıpçıkarılmayacağını belirtmesi gereğini düzenlemiştir.
20.10.1988 günlü, 3481 sayılı Yetki Kanunu 1. maddesinde,çıkarılacakkanun hükmünde kararnamelerle "kişilerin kamu kurum vekuruluşlarıyla kamu kurum ve kuruluşların da birbirleriyle olan ilişkilerinikolaylaştırmak maksadıyla bu konuları düzenleyen idarî usul ve işlemlerin yenidendüzenlenmesi için ihtiyaca cevap vermeyen kanunların veya bazı hükümlerinkaldırılmasınıveya değiştirilmesini" amaç olarak göstermiştir. Anayasa'nın 87. maddesiTürkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkilerini sayarken "bellikonularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermeyi" dedüzenlemiştir. Gerçi Anayasa'nın 92. maddesi "belli konu" deyiminikullanmamıştır. Bununla beraber 87. madde belli konularda kanun hükmündekararname çıkarılması gereğini açıkça belirtmektedir. Ancak bütün sorun,"belli konu"nun ne olduğudur. Bu kavramın gerek yabancı devletlerdegerekse ülkemizde, bazan çok somut fakat bazan da sınırı oldukça geniş biruygulaması vardır. Örneğin İsviçre Parlamentosu 30.9.1939 tarihinde kabulettiği yetki kanunu ile hükümete "ülkenin güvenliğini ve tarafsızlığınısağlama" yetkisi verdi. Fransa'da Birinci DünyaSavaşı sırasında 10 Şubat1918 tarihli yetki kanunu ile Meclis, Hükümete "milli ihtiyaçları teminetmek" yetkisi vermiş; 22 Mart 1924 ve 3 Ağustos 1926 tarihli yetkikanunlarıyla "maliyeyi düzetme ve bütçeyi denkleştirme"; 30 Haziran1937 tarihli kanunla da "Devlet kredilerine karşı hücumların önlenmesi,spekülasyonlara karşı mücadele, ekonominin düzeltilmesi, fiyatların kontrolü,devlet hazinesinin ve bütçenin denkleştirilmesi" yetkileri hükümetetanınmıştır. Gerek sınır, gerek kapsam bakımından hükümete geniş yetkiler verenbu tür kanun hükmünde kararnamelerin yetki aşımı, yetki devri gibi tartışmalarıgenellikle Jürisprudans tarafından bertaraf edilerek bunların geçerli sayılmasıiçin gayret sarf edilmiştir (Bkz.Kuzu, B. Türk Hukukunda Kanun HükmündeKararnameler, 1985,İstanbul, s. 325 vd. 329 not 126).
Bununla beraber, özellikle Weimar Anayasası döneminde BirinciDünya Savaşının yıkıcı sonuçlarını gidermek için 17 Nisan 1919 da hükümeteverilen geniş yetkiler, 1933 de iktidara gelen nasyonal sosyalistler tarafındanhükümete biçimsel olarak kanun yapmasını sağlayan tam yetkiye dönüştü. Hatta 30Ocak 1934 yılında hükümete Anayasa yapma ve tadil yetkileri de verildi. NaziAlmanyasının yıkılmasından sonra 1949 Bonn Anayasası hükümete verilen bu türyetkileri çok kısıtlamakla beraber 1960 yılında Anayasa'nın 80. maddesindeyapılan değişikliklerle hükümetin, bir bakanın veya eyalet meclisinin, konu,kapsam ve süre belirtilerek hukukî kararnameler-Rectsverordnungen-çıkarmayetkisi kabul edildi. Bunlar doktrinde KHK olarak nitelendirilmekte veuygulamada, hükümetmeclisten aldığı yetkiyle yürürlükteki kanunlarıdeğiştirebilmekte, yürürlükten kaldırabilmekte, tamamlamakta, boşluklarıdoldurabilmektedir.
1876 Kanun-u Esasi'si 36. maddesi ile bazı şartlarla BakanlarKurulu'naKanun-u muvakkat çıkarma yetkisi vermişti. 1924 Anayasasının 7.maddesinde "meclis, icra salâhiyetini kendi tarafından müntehap Reis-iCumhur ve onun tayin edeceği bir icra vekilleri marifetiyle istimal eder"hükmüyle bazı olağanüstü hallerde, Anayasa'nın 74. ve 78. maddeleri kapsamındaçıkarılan kanunlarla olağanüstü yetkiler verilmiştir. Meselâ 20 Şubat 1930tarih ve 1567 sayılı Türk Parasını Koruma Kanunu ile, "Türk parasıüzerinde yapılan spekülasyonu önlemek" için İcra Vekilleri Heyeti'negereklikararları alma yetkisi tanınmıştır. Kanunun 1. maddesine göre BakanlarKurulu Kambiyo, nukut, esham ve tahvilât alım ve satımının ve bunlarla kıymetlimadenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevieşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temineyarayan her türlüvasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim vetahdidine ve Türk Parasının Korunması zemininde kararlar ittihazına İcraVekilleri Heyeti salâhiyetlidir.
Bu yetkininsınırları kanunda gösterilmiş olmakla beraber busınırlar içinde Bakanlar Kurulu'na çok geniş bir düzenleme alanı bıraktığıaçıktır.Bu yüzden doktrinde kanununun, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkidevriniteliğinde olup olmadığı tartışmaları yoğunluk kazandı (Bkz. Kuzu, BA.Y.Hukukunda Kanun Hükmünde Kararnameler, s. 261 vd.). Sorun, Anayasa Mahkemesi'ninönüne gelmiş ve Yüksek Mahkeme, verdiği E. 1963/4, K. 1963/71, KT. 28.3.1963,(Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı I, S. 161 vd.) kararında, "1961Anayasasının kuvvetler ayrılığı prensibini kabul ettiğini, kanun yapmayetkisinin başka ellere bırakılamayacağını, ancak yasama organının yapısıolarak ağır işlemesi yüzünden günlük olayları izleyerek zamanında güçlütedbirler almasının güç olması dolayısıyla, kanun koyucunun esaslı hükümleritesbit ettikten sonra ihtisas ve idare tekniğine taallûk eden hususlarıdüzenlemesi için Hükümete yetki vermesi yasama yetkisinin kullanımından başkabirşeydeğildir. Şu haldebu durumu yasama yetkisinin yürütme organına bırakıldığıanlamına almak doğru olmaz. Kanun koyucu düzenleme alanının esaslarını tesbitve amacı tayin ettikten sonra alınacak tedbirlerin ihtiyaca uygunluğunusağlamak üzere yürütme organını görevlendirmiş ve bu görevin gerektirdiğitasarruflarda bulunma yetkisini vermek suretiyle yetkisini bu yolla kullanmayıuygun bulmuştur" demektedir.
Kararın verildiği tarihte 1961 Anayasası'nda henüz KHK yoktu.Bununla beraber Yüksek Mahkeme'nin özellikle Yetki Kanunu'nun koyduğu ilke vesınırlar içinde, Bakanlar Kurulu'nun geniş bir alanda yeni düzenlemeleryapabileceği görüşü ilgi çekicidir. Ayrıca bu Yetki Kanunu'nun süresi 6.maddesinde 3 yıl olarak belirtilmişken, yürürlüğe girdiği 3.1.1930 tarihinden,1224 sayılı kanunla süresiz olarak uzatıldığı3.2.1970tarihine kadar 2100, 2686,3336, 3974, 4512, 5014, 5540, 6060, 6258, 10.2.1964 tarih ve 402 sayılı kanunlave 723 ve 990 sayılı kanunlarla defalarca uzatılmıştır.
1982 Anayasası'nda hükümete KHK çıkarma yetkisi veren 91. madde,1961 Anayasası'nın 64. maddesiyle düzenlenmiş olan KHK kavramından bir noktadaayrılmaktadır. Nitekim 64. maddenin ikinci fıkrasına göre Yetki Kanunu'ndaçıkarılacak kararnamede "yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerininaçıkça gösterilmesi" gerekmekte idi. 1982 Anayasası'nın87. ve 91.maddelerinde bu zorunluluk yer almamıştır. Bu nedenle uygulamada yetkikanununun iki biçimde düzenlendiği görülmektedir: Bazan hangi kanunlarındeğiştirileceği veya hangi kanunun düzenleneceği açıkça belirtilmektedir:Nitekim 12.3.1986 tarih, 3268 sayılı "Memurlar ve Diğer Kamu GörevlileriHakkında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu" bu türbir düzenlemeyi içermekte ve gerek amaç maddesi, gerekse kapsam maddesi somutve belirli konulara ilişkin bulunmaktadır. Bazan da yetki kanununun amaç vekapsam maddeleri,yetki kanunun kapsamı içinde bulunmadıkları iddialarını davet edecekgenişlikte ve soyut bir düzenlemeyi içermektedir. Bu riske rağmen, yukarıdayaptığımız açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, yabancı ülkelerde veTürkiye'deyetki kanunlarının ekseriye kapsamı ve amacı, soyut niteliği belirgin olarakdüzenlendikleri görülmektedir. Anayasa'nın 91. maddesinin ikinci fıkrası yetkikanununun süresi içinde birden ziyade kararname çıkarılmasına da elvermektedir.Bir de, yetki kanununun süresi birkaç defa uzatılmak suretiyle aynı yetkikanununa dayanan çok sayıda kararname' çıkarılmaktadır. Aslında Anayasa'nın 91.maddesi bu tür uygulamaya elvermektedir. Nitekim, Prof. Dr. Erdoğan Teziç'indebelirttiği gibi,"Anayasa'ya göre KHK yetki kanununun koyduğu amaç, ilke,kapsam ve süre ile smırlı olarak çıkarılacaktır. Yetki kanunu çıkarılacakKHK'lerin sınırlarını oluşturması bakımından bir çerçeve kanunu niteliğindedir.Yetki kanununun bu çerçeveyi Anayasa'ya uygun olarak oluşturup oluşturmadığıortaya bir Anayasa sorununu çıkarabileceği düşünülebilir. Ancak, Anayasa'daöngörülen konu sınırlamaları (Md. 91 / 1, 163) dışında, çıkarılacak yetkikanununda kanun hükmünde kararnameler için ayrıca "belli konu"sınırlaması ya da koşulu aranmamaktadır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi'nin E.1979/ 18, K. 1979/26,KT. 5.6.1979 (AMKD 17, S. 188) sayılı kararında dabelirtildiği 'gibi, yetki kanununda yer alacak unsurların, KHK çıkarmayetkisinin Bakanlar Kurulu'na hangi amaçla, hangi ilke gereği ve ne kapsamdaverildiğinin önceden açıkça belirlenmesi içindir. Bu unsurların İÇERİĞİNİN,Bakanlar Kurulu'na verilen yetkinin sınırlanması amacı ile ilgili olmayıp,yetki kanununda yer almasına gerek yoktur. Bu bakımdan, yetki kanununun içeriğitamamen siyasî tercihle ilgili olup, Anayasa'ya uygunluğunun denetimi birAnayasa sorunu yatmayacaktır" (Anayasa Hukuku, 1986, İstanbu1, s. 30).
İptali istenen 20.10.1988 günlü, 3481 sayılı "İdarî Usul veİşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi İle İlgili Yetki Kanunu:
- Amaç maddesi : Kamu hizmetlerinin süratli, etkin, verimli veekonomik bir şekilde yürütülmesi için, aşağıda belirtilen çerçeve içindeBakanlar Kurulu'na KHK çıkarma yetkisi vermekle geniş kapsamlı, soyut fakatsınırları açıkça belli, anlaşılabilir bir amacı düzenlemiştir.
2. maddesi ise yetkinin kapsamını belirlemek üzere "bu kanunagöre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler kişilerin kamu kurum vekuruluşlarıyla, kamu kurum ve kuruluşların da birbirleriyle olan ilişkilerinikolaylaştırmak maksadıyla, bu konulan düzenleyen idarî usul ve işlemlerinyeniden düzenlemesi için ihtiyaca cevap veremeye kanunların veya bazıhükümlerin kaldırılmasını ve değiştirilirlerini kapsar" hükmünü koymuştur.
Bu kapsam maddesi de, soyut ve genel bir kapsam çerçevesi çizmekleberaber, hangi tür kanunların veya hükümlerin kaldırılacağı veyadeğiştirileceği konusunda açık bir direktif vermektedir. Ayrıca bu amaç vekapsam sınırları içine hangi kanunların girdiğini tek tek belirleme zorunluluğuyoktur. Belirlenmesi de mümkün olmakla beraber amacın ve kapsamın soyut vegenel biçimde gösterilmiş olması, icraya bütün mevzuatta toptan bir araştırmayaparak, gösterilen sınırlar ve amaç çerçevesinde iyileştirme ve düzeltmeleryapmasını sağlamak içindir. Kaldırılan veya değiştirilen kanunların içeriğisorunu ise Anayasa'ya aykırılık iddiaları dışında siyasal bir tercih sorunuolup, Anayasal denetim dışında tutulmalı ve "yerindelik denetimi"yapılmamalıdır. Bununla beraber yetki kanununun amacı ve kapsamı dışında kalanKHK iddiaları da uygunluk denetimine tabidir.
Soyut ve geniş kapsamlı bir yetki kanunu, Meclis'in yetkilerinintamamen icraya devredilerek Anayasa'nın 7. maddesine aykırılık oluşturduğuiddiasına yer veremez. Zira bu tür yetki devirleri şartlı ve süreli olarakBakanlar Kurulu'na verilmektedir. Meclis'in bu KHK. yi ancak ivedi, zorunlu velüzumlu hallerde çıkarabileceği savına katılmak da mümkün değildir. Bu konudakigörüşlerimi RG. nin 21 Nisan 1990 gün ve 20499 sayısında E.1988/64, K. 1990/2numaralıiptal kararı dolayısıyla açıkladığım karşı-oyumda ayrıntılarıyla belirttim.
Bu gerekçelerle 20.10.1988 günlü ve 3481 sayılı KHK. ninAnayasa'nın 2., 7., 87, 91. ve 128. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptalkararına katılmıyorum.
Üye
Erol CANSEL