ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1988/63
Karar Sayısı : 1989/47
Karar Günü : 28.11.1989
R.G. Tarih-Sayı :10.01.1992-21107
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Gazipaşa Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 22.5.1987 günlü, 3373 sayılı "6831 SayılıOrman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bazı HükümlerEklenmesi Hakkında Kanun"un 1. maddesiyle değişik 6831 sayılı Yasa'nın 1.maddesinin (f) bendinin Anayasa'nın 169. maddesine aykırılığı ileri sürülerekiptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY:
17.3.1987 günlü tutanağa dayanılarak, devlet ormanından 1023 m2 liktarla açtığı savıyla 6831 sayılı Orman Yasası'nın 93. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca cezalandırılması istemini içeren Cumhuriyet Savcılığı'nın 9.4.1987günlü iddianamesi ile hakkında açılan kamu davasının aşamalarında sanık; suçakonu olup murisinden kalan, zilyetliği altında, turfandacılığa ve tarımaelverişli muzluğun orman sayılacak yerlerden bulunmadığını, bu taşınmazınkadastro işlemleri sırasında kendi adına tespit edildiğini, aynı yer içindüzenlenen tutanak sonucu açılan davada beraat ettiğini savunmuş; Mahkemece yapılanyazışmalar sonunda, sözü edilen taşınmazın bulunduğu köyde kadastro tespitiyapılmadığı, getirtilen 2573 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapulamatutanağının incelenmesinden de 3406 m2 yüzölçümünde ve tarla niteliğindekiyerin, babasının ve onun 1972 yılandaki hilesi sonucu sanık ile kardeşininzilyetliklerine bağlı olarak 1/2 pay oranında senetsizken adlarına yapılantespitinin itiraz edilmediği için 31.5.1988'de kesinleştiği anlaşılmış, yerindegerçekleştirilen 14.9.1988 günlü keşif, tapu fen memuru ve orman yüksekmühendisi bilirkişilerin rapor ve görüşleriyle suç oluşturduğunu veoluşmadığını birbirine karşıt biçimde belirttiklerini gözeten yerel mahkeme,21.11.1988 günlü duruşmada, 3373 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik 6831sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (F) bendinin Anayasa'nın 169. maddesine aykırıolduğu görüşüyle iptali istemiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ:
A. İptali İstenen Yasa Kuralı
6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendinin, 28.5.1987günlü, 19473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3373 sayılı Yasa'nın 1.maddesiyle değişik, itiraz konusu yeni biçimi aynen şöyledir:
"F) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, ormansınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunanve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindekiher nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler,"
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
Yerel Mahkemenin itiraz gerekçesinde dayandığı Anayasa kuralışudur:
"Madde 169.- Devlet, ormanların korunması ve sahalarınıngenişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yananormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım vehayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanlarıkanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülkedinilemez ve kamu yaran dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaadeedilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz;münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak,ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel afkapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarargörülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespitedilen yerler ile 31 / 12 j 1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından ormanniteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibiçeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğutespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğuyerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Mahmut C.CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, MehmetÇINARLI, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZERve Erol CANSEL'in katılmalarıyla 2.1.1989 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında daha önce konuyla ilgili belgelerin onanlı örnekleri yerineasılları gönderildiğinden eksik sayılarak geri çevrilen işe ilişkin dosyadaeksiklik bulunmadığından için esasının incelenmesine, incelemenin 6831 sayılıYasa'nın değişik 1. maddesinin (F) bendindeki "... tapulu yerler ..."ibaresiyle sınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenen Yasa kurallarıyla dayanılan Anayasa kuralı, bunların gerekçeleri veöteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra ereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu:
İtiraz yoluyla başvuran Gazipaşa Sulh Ceza Mahkemesi bakmaktaolduğu davada uygulayacağı 22.5.1987 günlü 3373 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyledeğişik 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendini Anayasa'nın 169.maddesine aykırı bularak iptalini istemiştir. Sözü edilen 1. maddenin (F) bendiorman sınırları içinde ve bitişiğinde tarım arazisi olarak kullanılan tapuluyerlerle orman sınırları dışında, her türlü tasarruf belgeleriyle özelmülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan yerleri birbirindenayırmıştır. 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Yasa'nın 28. maddesinin 1. bendine göre, itiraz yoluyla AnayasaMahkemesi'ne başvuran Mahkeme, yalnız o dava sebebiyle uygulanacak bir yasakurallarının Anayasa'ya aykırılığını ileri sürebilir. Gazipaşa Sulh CezaMahkemesi'nin bakmakta olduğu davada yalnız orman sınırlan içinde bulunantapulu yer söz konusudur. Bu nedenle, Mahkeme, olaya 6831 sayılı OrmanKanunu'nun 3373 sayılı Yasa ile değişik 1. maddesinin (F) bendinin yalnız ormansınırları içinde bulunan tapulu yerlerle ilgili tümcesini uygulayacaktır. Bu durumda,Anayasa'ya aykırılık savının 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin (F) bendinintümü için değil, yalnız "orman sınırları içinde ... tapulu ...yerler" yönünden incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1. Anayasa'nın 169. Maddesinin Birinci ve İkinci Fıkraları Yönündenİnceleme:
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin, iptalini istediği, 3373 sayılıYasa'yla değişik 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendininAnayasa'nın 169. maddesine aykırılığı savı iki noktada özetlenebilir:
6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendi, 3373 sayılıYasa'yla değiştirilmeden önce, 23.9.1983 tarih ve 2896 sayılı Yasa'yladüzenlenen biçimiyle "orman sınırları içinde veya bitişiğinde GEÇERLİ tapukaydına dayanarak ..." biçiminde idi. Ancak, 3373 sayılı Yasa bu fıkradaki"geçerli" sözcüğünü kaldırarak yalnız "tapu kaydı" deyiminibıraktı. Bu durumda, tapunun geçerliliğini araştırma olanağı ortadankalktığından, yasalara aykırı biçimde nasıl olursa olsun tapu alabilen kişiler ormaniçinde ve orman sayılan yerlerin de maliki olabilecektir. Diğer taraftan, 3373sayılı Yasa ile 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendinde yapılandeğişiklik, ormanda ormanlık yeri açarak suç işleyen sanığın affedilmesisonucunu da getirmektedir. Oysa, Anayasa'nın 169. maddesinin üçüncü fıkrasıyalnızca orman suçlan için genel ve özel af çıkarılamamasını öngörmektedir.
Mahkemenin, yukarıda özetlenen savlarından, önce (F) bendindeyapılan değişikliğin bir af yasası niteliğinde olup olmadığı incelenecektir.
Türk Ceza Yasası'nın 97. maddesinde "Umumi af, hukuku âmmedavasını ve hükmolunan cezaları bütün neticeleriyle birlikte ortadankaldırır." denilmekte; 98. maddesi de: "Hususi af havi olduğusarahate göre cezayı ortadan kaldırır veya azaltır veya değiştirir ve daha ağırbir cezadan mübeddel olan cezaya kanunen ilâve edilmemiş bulunmak şartıylamahkûmun mahkûmiyetini de af eder. Ancak, kanun veya kararnamesinde hilafıyazılı olmadıkça fer'i ve mütemmim cezalara tesir etmez. Hususi affı tazammuneden kanun veya kararnamede sarahat bulunan ahval müstesnadır."hükümlerini içermektedir. Ayrıca, Anayasa'nın 87. maddesine göre, genel ve özelaf yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevleri arasında bulunmaktadır.Fakat TBMM, Anayasa'nın 14. maddesinde belirtilmiş olan fiillerden dolayı hükümgiyenler hakkında genel ya da özel af çıkaramaz. Bu türden bir yasaklama,incelenmekte olan Anayasa'nın 169. maddesinin üçüncü fıkrasında da yer almışolup, bu fıkrada "münhasıran orman suçları için genel ve özel afçıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenensuçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz" denmektedir. Bu açıklamalaragöre özel ya da genel aftan söz edebilmek için Büyük Millet Meclisi'nin genelveya özel affın niteliklerini taşıyan bir yasa çıkarması ve genel af söz konusuise hangi kamu davasını ve hükmolunan cezaları bütün neticeleriyle birlikteortadan kaldırdığını; özel af çıkarıyorsa hangi suçun cezasını ortadankaldırdığını, azalttığını veya değiştirdiğini açıkça göstermesi gerekir.Anayasa Mahkemesi de 18.3.1986 günlü, Esas 1985/ 30, Karar 1986/10 sayılıkararında: "Genel af, sosyal düşüncelerle tüm ya da kimi suçları vehükmedilmişse cezaları, bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırır. Kapsamınagiren ve haklarında henüz dava açılmamış suçlar hakkında kamu davasını önler.
Özel af ise, kesinleşmiş bir cezayı kaldıran, hafifleten veya dahahafif olmak koşuluyla, başka cezaya çeviren bir atıfet kurumudur. Buniteliğiyle haklarında henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş olanlar için özel afsöz konusu olamaz" diyerek iki tür affın içeriğini açıklamıştır.
İtiraz konusu 3373 sayılı Yasa'yla değişik 6831 sayılı OrmanYasası'nın 1. maddesinin (F) bendinde, yasalara aykırı olarak her ne suretleolursa olsun tapu alabilen kimselerin orman suçlarının ve cezalarının ya dayalnız cezalarının affedildiğine ilişkin mevzuatta, hiç bir açıklık vedüzenleme bulunmadığından, bu bendi bir genel veya özel af hükmü olarak kabuletmek olanaksızdır. Bu nedenle (F) fıkrası, Anayasa'nın 169. maddesinin, ormansuçlan için genel ve özel af çıkarılmasını, ormanları yakmak, yok etmek veyadaraltmak amacıyla işlenen suçların genel veya özel af kapsamına alınmasınıyasaklayan üçüncü fıkrası ile ilgisi bulunmamaktadır.
İtiraz yoluyla iptali istenen, 3373 sayılı Yasa'yla değişik, 6831sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin (F) bendi, bir af kuralı olmamaklabirlikte, dolaylı olarak bir affın sonuçlarını sağlayıp sağlamadığı açıklığakavuşturulmalıdır. Başka bir anlatımla adı geçen yeni (F) bendi, eskidüzenlemedeki "geçerli tapu" deyiminin "geçerli" sözcüğüçıkarıldıktan sonra yalnız "tapu" sözcüğünün bırakılmasının tapunungeçerliliğinin araştırılmasını önleyip önlemediğinin ve her nasılsa geçersiztapu elde eden kişilerin ceza sorumluluklarını bertaraf edip etmediğininaraştırılması gerekir. Eğer 3373 sayılı Yasa'nın yeni düzenlemesi ile 6831sayılı Kanun'un l. maddesinin (F) bendi dolaylı bir af sonucunu getiriyorsa,Anayasa'nın 169. maddesinin üçüncü fıkrasındaki af yasağını ihlâl ettiği için Anayasa'yauygunluğu da tartışılır duruma gelir.
Konuyu 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin gelişimi yönündenincelemekte yarar vardır.
6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin birinci fıkrası, ormanı,"Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççıktoplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır." biçiminde tanımlamıştır.Bu tanımdaki ormanı belirleyen "ağaç", "ağaççıktoplulukları" ve "yer" öğeleri 6831 sayılı Yasa'dan önceki 1937tarih ve 3116 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinde; 4785 sayılı ve 5653 sayılıYasaların 1. maddelerinde de aynen korunmuştur. Ancak ormanın istisnalarınıdüzenleyen bu Yasaların 1. maddelerinin ikinci fıkraları her yasadeğişikliğinde yeniden düzenlenerek istisna türleri ve tanımları devamlıdeğişikliklere uğratılmıştır.
İptal konusu olan 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesindekiorman tanımının istisnasını oluşturan (F) bendi, ilk defa 3116 sayılı Yasa'nın1. maddesinin orman sayılmayan yerleri tarif eden ikinci fıkrasında: "...ormana bitişik olmayan beş hektardan az, sahipli arazi üzerindeki ağaçlar veağaççıklar orman sayılmaz" biçiminde yer almış; 1945 tarih ve 4785 sayılıYasa'yla yapılan değişiklikle bu tanım fıkradan çıkarılmış; 1950 tarihindeyürürlüğe giren 5653 sayılı Yasa ile 3116 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin ikincifıkrasını yeniden düzenlerken yeni (d) bendinde: "ormanların dışındakisahipli arazide ve bunların kenarlarında bulunan dağınık veya yüzölçümü 5hektarı geçmeyen ve Devlet ormanlarına mesafesi en az 3 km. olan grup halindekiağaç ve ağaççıkların" orman sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. 6831 sayılıOrman Yasası bu fıkraya yeni bir düzenleme getirerek: "sahipli ziraatarazisi olarak kullanılan ve dağınık, yer yer küme ve sıra halinde bulunan hernevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler"i orman saymamıştır, (F bendi).Ancak bu bent de 23.9.1983 tarih ve 2896 sayılı Yasa'yla yeniden değiştirilerekyeni (F) bendi: "Orman sınırları içinde veya bitişiğinde geçerli tapukaydına dayanarak, orman sınırları veya bitişik alanlar dışında ise tapukaydına veya diğer tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve tarımarazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her neviağaç ve ağaççıklarla örtülü sahipli yerler" durumuna gelmiştir. Yapılan budeğişikliğin amacı, daha önceki 3116, 5653 ve 6831 sayılı Yasaların 1.maddelerinin ikinci fıkralarında getirilen yasal düzenlemelerde hukuksal anlamıçok belirgin olmayan, tarım arazileri ile ilgili sahiplik kavramına açıklıkgetirmek için "orman sınırları içinde ve bitişiğinde olanlardan geçerlitapu kaydına dayananlarını"; "orman sınırları veya bitişik alanlardışında kalanları" ise tapu kaydı veya diğer tasarruf belgeleriyle özelmülkiyette bulunanlarını, tarım arazisi olarak kullanılmaları ve dağınık veyayer yer küme ve sıra halindeki her türden ağaç ve ağaççıklarla örtülü olmalarıkoşuluyla, sahipli arazi olarak kabul ederek bu tür arazileri ormansaymamaktır.
Bu yeni düzenlemenin Danışma Meclisi ile Milli GüvenlikKonseyi'ndeki oluşumu şöyledir: 23.9.1983 tarih ve 2896 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin(F) bendinin Danışma Meclisi'nde görüşülmesinde ve kabul gerekçesinde:"(F) Bendi, sahipli ziraat arazisi olarak kullanılan ve dağınık, yer, kümeve sıra halinde bulunan her nevi ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerlerinorman sayılmayacağını belirtmektedir. Bentte geçen sahiplilik hususundan neanlaşılacağının açıkça belirtilmesi uygulamada meydana gelen bir çokanlaşmazlıkları ortadan kaldıracağından, bend metnine bu hususu açıklayıcıdüzenleme getirilmiştir" (Danışma Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt: 17, S.sayısı: 390, Sayfa: 2), açıklamasını içermektedir. Milli Güvenlik Konseyiİhtisas Komisyonu, Danışma Meclisi tarafından müzakeresiz kabul edilmiş olanKanun Metninin 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F) ve (G) bentlerini,"Evvelce orman niteliğinde veya ormanın devamı görünen arazilere ait fakatçok eski tarihlerde ve değişik usullerle verilmiş bulunan mülkiyet belgelerigeçersiz kabul edilerek bu araziler de orman rejimine dahil edilmiş vedevletleştirilmiş bulunduğundan, (geçerli) kelimesi ilâve edilmiştir."(Milli Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, Cilt 10, S. Sayısı: 651, sayfa 20)gerekçesiyle tekrar değişikliğe uğratmış ve Milli Güvenlik Konseyi'ndemüzakeresiz olarak kabul edilmiştir.
6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (G) bendi son olarak 22.5.1987tarih ve 3373 sayılı Yasa'yla değiştirilerek: "orman sınırları içinde veyabitişiğinde tapulu; orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriile özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan dağınık veya yeryer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler"biçimini almış; böylece eski fıkradaki orman sınırları içinde veyabitişiğindeki taşınmazlar için söz konusu olan "geçerli tapu kaydınadayanarak" deyimindeki "geçerli" kelimesi çıkarılarak yerine "tapulu"sözcüğü konmuş; orman sınırları dışındaki yerler için ise, "tapukaydı" deyimi çıkarılmıştır.
6831 sayılı Orman Yasası'nın l- maddesinin (F) bendini değiştiren3373 sayılı Yasa'nın gerekçesinde, değişliğin nedeni şöyle açıklanmıştır:"6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F) bendindeyer alan (geçerli tapu) sözcüğü devletçe verilmiş tapu belgeleri üzerinde şüpheuyandırdığından, bu yanlış anlamaları ortadan kaldırmak maksadıyla kanunmetninden çıkarılmıştır" (TBMM Tutanak Dergisi, Dönem: 17, Cilt: 41,Yasama Yılı: 4, S. Sayısı.569, Sayfa 2).
Şu halde Yasakoyucu, 3373 sayılı Yasa'yla yapılan değişikliktenönce, (F) bendi ile ilgili yasal düzenlemelerde orman sınırları içinde veyabitişiğindeki tarım arazileri için kullanılan "sahiplik" deyimineaçıklık getirmek üzere son yasa değişikliğiyle bu sahipliğin ancak tapu ilehukukilik kazanacağını vurgulamış olmaktadır. "Geçerli tapu"deyiminin kullanılmamış olması isabetlidir. Zira tapu, "geçerli"sözcüğünün eklenmesine gerek olmadan, tapu kütüğüne tescil edilmiş olan aynihakkın varlığını belgeler. Nitekim Medeni Yasa'nın 929. maddesinin birincifıkrasında "Teessüsü için kanunun tapu siciline tescil lâzım gelen herhak, bu tescil olmadıkça bir ayni hak olarak mevcut olamaz." denilmekte ve930. maddenin birinci fıkrası da: "Ayni haklar tescil ile doğar ve sıra vetarihlerini tescil kaydına göre alır" hükmünü koymaktadır. Medeni Yasa'nın918. maddesine göre ayni haklar, mülkiyet, irtifak hakları ve taşınmazmükellefiyeti ile rehin haklarıdır. Bir ayni hakkın üzerinde kurulacağıtaşınmazın da tapu siciline kayıtlı olması gerekir (MK. 932, 910, 911.maddeler) Taşınmaz üzerinde bir ayni hakkın tescili biçimsel tapu hukukuaçısından hakkın varlığım belgeler. Adına tescil yapılmış kişi de, mülkiyethakkı söz konusu ise, taşınmazın maliki kabul edilir. Ancak, tapu sicilinetescil işleminin yarattığı hukuki sonuç ile ilgili iki sistem vardır:*Bunlardan biri Alman Medeni Yasası'ndaki soyut, yani "sebep işleminedayanmayan tescil" işlemidir. Bundan dolayı, tescilin sebebini oluşturanhukuki işlem geçerli olmasa da tarafların tescil işlemi üzerinde anlaşmışolmaları mülkiyet hakkının tescil ile doğumunu sağlamaya yeterlidir (BGB §873).Türk Medeni Yasası'nın kabul ettiği sistem ise, mülkiyet hakkının tescil iledoğumunu geçerli bir hukuki sebebe bağlar. Nitekim Medeni Yasa'nın 932.maddenin ikinci fıkrası: "Yolsuz tescil, haksız ve lüzum ifade etmeyenhukuki bir tasarruf mucibince yapılan tescildir" demekte ve bu maddeninbirinci fıkrası da: "Bir ayni hak tapu siciline yolsuz olarak tesciledilmişse, bunu bilen veya bilmesi lâzım gelen üçüncü şahıs bu tescile istinatedemez" hükmünü koymaktadır. Medeni Yasa'nın 933. maddesinin birincifıkrası ise, haklı bir sebep olmaksızın yapılan bir tescil veya tescilin tadilveya terkini ile ayni hakları haleldar olan kimsenin, kaydın tadilini veyaterkinini isteyebileceğini bildirmektedir. Bu açıklamalara göre bir taşınmazüzerinde mülkiyet hakkının tescil ile kazanılabilmesi, öncelikle tescilişlemini sağlayan hukuksal nedenin geçerli olmasına bağlıdır.
Anayasa'nın 169. maddesinin ikinci fıkrası, devlet ormanlarınınmülkiyetinin devredilemeyeceği ve zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği kuralınıkoymuştur. Şu halde devlete ait ormanlık bir yerin her hangi bir hukuksalnedene dayanılarak tapu siciline tescili o yer üzerinde özel mülkiyet hakkıyaratamaz. Zira tescilin hukuksal nedeni Anayasa'ya aykırı olur. Bu ormanlıkyerin Medeni Yasa'nın 638. maddesine göre iyi niyetle -yani geçerli birhukuksal tescil nedeni olmadığını bilmeden- nizasız ve fasılasız olarak on yılkullanımı da zilyedine taşınmazın mülkiyetini kazandıramaz. Zira, ormanlıkyerlerin zamanaşımı ile mülkiyetinin kazanılmasını Anayasa'nın 169. maddesininikinci fıkrası yasaklamaktadır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 3373 sayılı Yasa'nın yürürlüğegirmesinden önce davalının tapusunun geçerli olup olmadığını saptamak içinhangi araştırmaları yapacaksa, Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra da aynıaraştırmaları yapabilir. 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin (F) bendindeyapılan değişiklik, somut olayda, ortaya çıkan tapunun geçerliğini araştırmayaengel değildir. Orman içindeki taşınmaza ilişkin tapunun görevli Mahkemeceyapılan araştırma sonunda geçerli olduğu sonucuna varılır ve 1. maddenin (F)bendindeki diğer koşullar da gerçekleşmişse, o yer orman sayılmayacağından cezamahkemesi beraat kararı verecektir. Tapunun hukuken geçerli olmadığı kanaatınavarılırsa, örneğin suça konu olan yerin 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesindekiorman tarifine uyduğu anlaşılırsa veya 9.7.1945 tarihli 4785 sayılı Yasa iledevletleştirilen ve 24.3.1950 tarihli; 5658 sayılı Yasa'yla geri verilmesigerekmeyen yerlerden olduğu belirlenerek, orman içindeki taşınmaza ilişkintapunun iptaline karar Verilmesi durumunda ormanlık yerde fiil işlendiğindensanığın mahkûm olması gerekebilecektir.
2. Anayasa'nın 169. Maddesinin Son Fıkrası Yönünden İnceleme:
Her ne kadar itiraz yoluna başvuran Mahkeme böyle bir istemdebulunmamışsa da, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Yasa'nın 29. maddesinin ilk fıkrasında "Anayasa Mahkemesi,kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülengereceklere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi, taleple bağlı kalmakkaydıyla başka gerekçeyle de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir"denildiğine göre, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 169. maddesinin sonfıkrasına aykırı olup olmadığının araştırılması yerinde olacaktır.
Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrasında; "Orman olarakmuhafazasında bilim ve fen bakımından hiç bir yarar görülmeyen aksine tarımalanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tesbit edilen yerler ile31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarakkaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarındaveya hayvancılıkta kullanılmasın yarar olduğu tesbit edilen araziler, şehir,kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, ormansınırlarında daraltma yapılamaz." denilmektedir. Bu fıkra, kural olarak,ormanlarda bir daraltma yapan hukuksal düzenlemenin Ana-yasa'ya aykırıolacağını bildirirken, ormanla ilgili her türlü düzenlemenin son fıkraya aykırıolması durumunda iptal edilmesi gereğini de açıklamış olmaktadır.
Bu durumda, itiraz konusu 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1.maddesinin (F) bendinin Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrasında sözü geçen,orman sınırlarında bir daraltmaya yol açıp açmayacağının araştırılması;daraltmaya yol açması durumunda Anayasa'ya aykırılık oluşturacağından iptaledilmesi gerekir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi de, 1.6.1988 günlü, Esas 1987/31, Karar1988/13 sayılı kararında yollama yaparak içeriğindeki ilkeleri koruduğuanlaşılan 10.3.1966 günlü, Esas 1965/44, Karar 1966/14 sayılı kararında dabelirttiği gibi "Anayasa ormanı tarif etmemiştir. Şu halde bu konuyukanuna bırakmış demektir. Yürürlükte bulunan bir orman kanunu vardır ve bundaorman tarif edilmiştir. Anayasadaki orman deyiminin an-lamı^da bu tarife görebelli edilmelidir.
Yürürlükteki 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinde ormanşöyle tarif edilmiştir.
(Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççıktoplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır). Böyle olunca, ağaçlar herhangibir nedenle yok olursa, yerleri ormanın bir unsuru olmak niteliğini yitirmez;orman toprağı ve yeri olmakta devam eder.
Öte yandan Anayasa orman tarifini yapmamış olduğuna ve bunuKanunkoyucunun yetkisine bırakmış bulunduğuna göre, Kanunkoyucunun yeni birorman tarifi yapabileceği aşikârdır. Ancak bir tarifin de ormanlarındaraltılmasına yol açmaması ve yeni ağaçlandırmaları engellememesigerekir".
Bu kararda da belirtildiği gibi, Yasakoyucu ormanı Anayasa'dadeğil; 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinde tarif etmiş ve ikincifıkrasında da hangi arazilerin orman sayılmayacağını; yani ormanınistisnalarını Saymıştır. Bu fıkranın (F) bendi 3373 sayılı Yasa'yladeğiştirildiğine göre, son değişikliğin, Anayasa'nın 169. maddesinin sonfıkrasının verdiği izin dışında, orman sınırlarında bir daralmaya sebep olupolmadığını incelemek gerekir. Şüphesiz bu inceleme yalnız orman sınırlanmasıyapılmamış yerler için geçerlidir. Anayasa Mahkemesi'nin 14.3.1989 günlü, Esas1988/35, Karar 1989/13 sayılı kararında da belirtildiği gibi: "Ormanolarak sınırlandırılmış yer, artık ormandır. (F) bendinin önemi sınırlandırmayapılmayan yerler içindir."
Orman sınırlaması yapılmamış yerlerde, 6831 sayılı OrmanYasası'nın 22.5.1987 günlü ve 3373 sayılı Yasa'yla değişik (F) bendindebelirtilen '.'orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu ... bulunan vetarım arazisi olarak kullanılan dağınık ve yer yer küme ve sıra halindeki hernevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler"in, Anayasa'nın 169. maddesininson fıkrasına göre, ormanın daraltılması sonucunu getirdiğini kabul edebilmekiçin bu yerin gerçekten orman olmasına karşın, tapu verilerek özel, mülkiyetekonu olması gerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 1.6.1988 günlü, Esas 1987/31 ,Karar 1988/13 sayılı ve 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 45. maddesinin üçüncüfıkrasındaki "tapulu yerlerle"ibaresini iptal eden gerekçesinde, busözcüğün, "orman içi bir yere ilişkin olarak, sonradan alman tapu gibi,orman tahdit edildikten sonra, daha önce alınmış olsa da hukuksal değeriniyitirip, geçersiz duruma düşen kaydı, denetlenen üçüncü fıkra geçerli kılmakla,kayıtlarda yazılı malikleri hak sahibi yapmaktadır. Sözü edilen fıkranınböylece, 6831 sayılı Yasa'nın 2869 ve 3373 sayılı Yasalarla değişik l.maddesinin (F) ve (G) fıkralarına karşın, hiç bir koşul aramaksızın tarımarazisi niteliği bulunmayan, tümüyle orman örtüsüyle kaplı ve orman sayılan biryer için ne suretle alınmış olursa olsun, tapuları geçerli sayarak adı yazılıkimse adına tescilini sağlamaktır." görüşüyle bu olguyu doğrulamaktadır.Karar, yalnız orman için tapu verilmesini önlemek amacını açıklamış ve busuretle, 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin değişik (F) bendinde adıgeçen, "orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu .... bulunan vetarım arazileri olarak kullanılan, dağınık ve yer yer küme ve sıra halindekiher nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler"in bu kararın kapsamı dışındadüşünülmesi gereğini vurgulamıştır. Şu halde 6831 sayılı Yasa'nın değişik (F)bendinde tanımlanmış olan yerlerin orman sayılmaması ve özel mülkiyete konuolabilmesi için, fıkra şu koşulları aramaktadır:
Bu yerler:
- Orman sınırları içinde veya bitişiğinde olmalı (orman sınırlandışındakiler inceleme kapsamı dışındadır).
- İlgili yerin bir tapu kaydı bulunmalı,
- Yer özel mülkiyette olmalı ve,
- Tarım arazisi olarak kullanılmalı,
- Bu tarım arazisi üzerinde ağaç ve ağaççıklar varsa, bunlardağınık veya yer yer küme ve sıra halinde bulunmalıdır.
Bu koşullardan birinin eksik olması durumunda o yerin orman olarakkabulü gerekir. Orman içindeki bir yere ilişkin tapu, tapudaki tescil işleminingeçerli bir hukuki sebebe dayanmaması nedeniyle yargı yeri tarafından iptaledilmelidir. İnceleme konusu olan 6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinindeğişik (F) bendi kapsamında olan tapulu bir arazinin orman yeri olduğuanlaşılırsa tapu kaydı iptal edilecek, tarım arazisi olduğu sonucuna varılırsaözel mülkiyet konusu olabilecektir.
Esasen Anayasa'nın 169. maddesinin son fıkrası "Orman olarakmuhafazasında bilim ve fen bakımından hiç bir yarar görülmeyen, aksine tarımalanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tesbit edilen yerler"inkaydına bakılmaksızın orman rejimi dışına çıkarılmasına yani özel mülkiyetkonusu yapılmasına olur vermekte, bunun uygulanması ise 6831 sayılı OrmanYasası'nın 2- maddesinin uygulanmasıyla sağlanmaktadır. Bunun anlamıAnayasa'nın aslında orman olan ancak tarım arazilerine dönüştürülmesinde bilimve fen bakımından yarar görülen yerlerin bile orman dışına çıkarılmasına izinvermesine bakılarak, tarım arazisi olarak kullanılan ve üzerindeki ağaç veağaççıkların dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde bulunduğu, tapulu veözel mülkiyet konusu yerlerin orman sayılmaması. Anayasa'nın 169. maddesininson fıkrasına aykırı olarak ormanın daraltılması değildir. Başka bir deyişle,6831 sayılı Orman Yasası'nın 1. maddesinin 3373 sayılı Yasa'yla değiştirilen(F) bendi Anayasa'yla çatışan bir durum yaratmamakta ve ormanın daraltılmasısonucunu getirmemektedir.
V- SONUÇ:
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 22.5.1987 günlü, 3373 sayılı Yasa iledeğişik 1. maddesinin (F) bendinin, ilk inceleme evresinde alınan sınırlamakararı uyarınca incelenen bölümünün, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin "orman sınırları içinde ... tapulu ... yerler," yönündenREDDİNE; Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, MuammerTURAN ile Ahmet N. SEZER'in karşıoyları ve oyçokluğuyla,
29.11.1989 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1988/63
Karar Sayısı : 1989/47
Bu karar konusunda öbür karşıoylara, katılıyorum. Teknik ağırlıklıortak karşıoy gerekçesinden ayrı olarak şu hususlara değinmeyi de yararlıbuluyorum:
Çoğunluk oyuyla alman karar, ormanların korunmasına Anayasadoğrultusunda özen gösteren Anayasa Mahkemesi'nin 3402 sayılı KadastroYasası'na ilişkin önceki iptal kararlarındaki görüşü temelde benimsemekte ancakgerekçeye katılmamaktadır. Bu çelişkili tutum, hem ormanların korunmasızorunluluğuna dayanmayı hem de Anayasa'ya açıkça aykırı olan yasa kuralınabaşka anlam vererek ormanı koruyarak Anayasa'ya uygunluğu sağlama görünümüaltında yasa kuralını iptalden kaçınmış olmayı sergilemektedir. Bir yasa kuralıöz-içerik-anlam yönünden Anayasa'ya açıkça aykırı ise onun anlamını yorum yöntemlerineters biçimde değiştirip "yorumlu red" kararıyla Anayasa'ya aykırısaymamak, Anayasa'ya uygunluk denetimi işlevine, Anayasa Mahkemesi'nin varlıknedenine aykırı düşer. Yasama organına karşı duruma düşmemek endişesi görevinyerine getirilmesini engeller ve aykırı kuralların yürürlükte kalmasınısağlayarak, Anayasa'yı yasakoyucu karşısında savunmaktan çekinmiş ve kaçınmışolmayı düşündürür. İptalinden kaçınılan kural mademki ormanları, tapulu yerlerikapsamına alıyordu, neden iptali edilmedi' (F) bendinin yan tümcesin-deki ormandışı yerlere ilişkin nitelikleri orman içindeki yerlerin koşulu saymakolanaksızken, zorlama yorumla Yasa'nın ormanı koruduğunu kabul edip bağlayıcıolmaktan yoksun bir sonuca varmaktansa açıkça iptal etmek Anayasa'ya daha uygunolurdu. Anayasa Mahkemesi, yasama organının sakat ve aykırı işlemlerini iptaldeçekinme duyarsa, Anayasa'yı koruma görevini gereğiyle yerine getirmez.Öncelikli ve ödünsüz olması gereken görev de budur. Sonuç değişmemeklebirlikte, Mahkememizin önceki kararlarının anlamını zayıflatan, duraksamalaraneden olan bir anlayış değişikliği kuşkusu gündeme gelecektir. Oysa yargıkararı kesin, açık, kapsamlı ve aydınlatıcı olmalıdır.
Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasındaki Anayasa Mahkemesikararlarının yargı organlarını bağlaması olgusu da, aynı konuda kısa zamansonra alınan değişik kararla yıpranmıştır.
Siyasal iktidarların oy artırmak için ormanları gereksizaçma-daraltma eylemi; orman köylüsünü korumaktan ötede bir sakıncalı girişimolarak açıklanırken tehlikeli oluşumlara dayanak olacak kuralları ayaktatutmayı yararsız hoşgörüyle desteklemek adalet tarihinde iyi bir örnekkalmayacaktır.
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1988/63
Karar Sayısı : 1989/47
31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesininbirinci fıkrasında "Orman"ın tanımı yapılmakta, ikinci fıkrasındaise, birinci fıkranın istisnaları bentler halinde sıralanarak orman sayılmayanyerler ayrı ayrı belirlenmektedir.
İstisnalarla ilgili onbir bentten, yedincisini oluşturan (F)bendinin 22.5.1987 günlü, 3373 sayılı Yasayla değişik yürürlükteki metni:
1. Orman sınırları içinde veya bitişiğindeki tapulu yerlerle;
2. Orman sınırları dışında, her türlü tasarruf belgeleriyle özelmülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yerküme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerleri;
Orman saymamaktadır.
Anılan bendin yazılış biçimi ve açık anlatımı, özellikle"Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu," ibaresinden sonragelen "orman sınırları dışında" ibaresinden hemen sonraki"ise" sözcüğünün, yeri ve işlevi bakımından, (F) bendinin bu sözcüğüizleyen kesimini doğrudan doğruya "orman sınırları dışında" ibaresiylebirleştirip bütünleştirmekte olması, sözü edilen kesimin "Orman sınırlaniçinde veya bitişiğinde tapulu," ibaresiyle bağlılık, birlik ve bütünlükiçinde bulunmadığını açıkça ortaya' koymakta; orman sınırlan içinde veyabitişiğindeki yerler ile orman sınırları dışında kalan yerler yönünden yukarıdayapılan ayırımın geçerliliğini pekiştirmektedir (F) bendinin, "ise"sözcüğünün konumu ve içeriği karşısındaki gramatikal yorumu, bu bend'e dahadeğişik bir anlam verilmesini, başka bir anlatımla "Orman sınırları içindeveya bitişiğinde"ki tapulu yerler yönünden de salt "orman sınırlarıdışında" kalan yerlere özgü niteliklerin aranmasını engellemektedir. Budurumda, orman sınırları içinde veya bitişiğindeki tapulu yerlerin de, herhalde "tarım arazisi olarak kullanılan", "dağınık veya yer yerküme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü" yerlerolması, mutlaka bu niteliklere sahip bulunması gerekmemektedir.
Konuya bu açılardan yaklaşıldığı ve sınırlama karan uyarıncayapılan incelemeye dayanılarak değerlendirme yapıldığında, Anayasa'yaaykırılığın somut belirtileri de açıklıkla görülmektedir.
Gerçekten, 6831 sayılı Yasa'nın "Ormanların Tarifi, Taksimi,İdare ve Murakabesi" başlıklı Birinci Fasıl'ında yer alan 1. maddesinin,orman sayılmayan yerleri belirleyen ikinci fıkrasının orman sınırları içindekitapulu yerleri de orman saymayan (F) bendinin "Orman sınırlan içinde .....tapulu ..... yerler," biçimindeki hükmü, 21.6.1987 günlü, 3402 sayılıKadastro Kanunu'nun "Orman içinde ve dışındaki taşınmaz mallarda iktisap"başlığım taşıyan 45. maddesinin üçüncü fıkrasının "Orman sınırlarıiçerisinde kalan. ... tapulu yerler ... "in hak sahipleri adına tespit vetescil edileceğini öngören hükmüyle içerik ve öz bakımından aynı doğrultudabulunmaktadır. Böylece Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrasında yeralan söz konusu hükmün, Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F)bendinin Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılan hükmüyle uyum sağlamak ve ormansınırları içindeki tapulu yerlerin mülk edinilmesine olanak tanımak amacıyla konulduğuanlaşılmaktadır. Bu bakımdan, Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncüfıkrasındaki "... tapulu yerlerle...." ibaresini Anayasa'yaaykırılığından dolayı oybirliğiyle iptal eden Anayasa Mahkemesi'nin konuyailişkin 1.6.1988 günlü, Esas: 1987/31 ve Karar: 1988/13 sayılı kararınınhukuksal dayanağım oluşturan nedenler , esas itibariyle 6831 sayılı Yasa'nın 1.maddesinin ikinci fıkrasının (F) bendinde yer alan inceleme konusu hükümyönünden de geçerli sayılmalıdır.
8.2.1937 günlü, 3116 sayılı mülga Orman Kanunu'nun 1. maddesininilk fıkrasında yer alan "orman" tanımının istisnalarını içeren ikincifıkrasında ve istisna hükümlerinde değişiklik yapan 9.7.1945 günlü 4785 sayılıYasa ile 24.3.1950 günlü. 5653 sayılı Yasa'da orman sınırları içindeki tapuluyerlerle ilgili bir istisnaya kesinlikle yer verilmemiş, tersine ormanlarındışındaki sahipli arazilerden söz edilmiştir. Hattâ 8.9.1956 günlü ResmiGazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe konan 31.8.1956 günlü, 6831 sayılıOrman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasındaki (F) bendinin "Sahipliziraat arazisi olarak kullanılan ve dağınık, yer yer küme ve sıra halindebulunan her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler;" biçimindeki istisnahükmünde de orman sınırları içindeki tapulu yerlere ilişkin bir ifade yoktur.Anılan bentte ancak 23.9.1983 günlü, 2896 sayılı ve 22.5.1987 günlü, 3373sayılı Yasalarla yapılan değişiklikler sırasında orman sınırları içindekitapulu yerlerle ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu bakımdan 2896 ve 3373sayılı Yasalarla yapılan değişikliklerin, (F) bendinin kapsamını bu yöndengenişletmiş olmasına karşın, ilk metinde yer alan ve orman sınırları içindekitapulu yerlerle bağlantılı bulunmayan "sahipli"lik öğesinin açıklığakavuşturulmasında incelenen konu açısından herhangi bir etkisi olmamıştır.
6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin ikinci fıkrasının (F) bendindeyer alan ve içeriği bakımından, orman sınırlan içindeki tapulu yerlerin ormansayılmayacağını belirten, dolayısıyla bu alanların özel mülkiyete konuyapılabileceğini öngören söz konusu hükmün, TC. Anayasası'nın, Devletormanlarının mülkiyetinin devrolunamayacağını, belli koşulların gerçekleşmemesidurumunun orman sınırlarında daraltma yapılamayacağını belirleyen 169.maddesinin buyurucu nitelikteki ikinci ve dördüncü fıkralarıyla uyum içindebulunduğu söylenemez.
Orman sınırları içindeki tapulu yerlerin, orman tanımının tümöğelerine sahip bulunmaları durumunda bile, herhangi bir kayıt ve koşula bağlıolmaksızın hak sahipleri adına özel mülk olarak tesbit ve tescil edilmesine yolaçan inceleme konusu yasal düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmayarak, iptalistemini, "Orman sınırları içinde .... tapulu . .. yerler," yönündenreddeden çoğunluk kararma bu nedenlerle katılmamaktayız.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOGLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Ahmet N. SEZER