ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1989/11
Karar Sayısı: 1989/48
Karar Günü: 12.12.1989
R.G. Tarih-Sayı :22.01.1990-20410
İPTAL DAVASIN AÇAN: Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanvekili Hikmet ÇETİN
İPTAL DAVASININ KONUSU : 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı "506Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu KanunaBir Geçici Madde Eklenmesine; 308 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin GeçiciMaddesinin Değiştirilmesine ve 352 Sayılı Kanun Hükmünde KararnameninYürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun"un, Anayasa'nın 2., 5., 10., 13.,60., 121., 122. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülen 2. ve 5.maddelerinin iptali istemidir,
II- YASA METİNLERİ:
A. İptali İstenen Yasa Kuralları:
16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Yasa'nın iptali istenen maddelerişunlardır :
1- "Madde 2.- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa aşağıdakigeçici madde eklenmiştir.
Geçici Madde 75.- Geçici 70 inci madde uyarınca, geçici göstergeaylığına hak kazananların, malullük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının Aralık 1988tarihindeki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve53.000 lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına göre hesaplanacaktutarları üzerinden aşağıda belirtilen esaslar dahilinde ödenmesine devamolunur.
A) Bu aylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardımzammındaki değişiklikler nedeniyle herhangi bir artış yapılmaz.
B) Bu madde kapsamındaki aylıkların, geçici 70 inci maddeye göreborçlanma hakkından yararlanmamış olsalardı, almaya hak kazanacakları (sosyalyardım zammı dahil) aylık tutarları, kendilerine ödenmekte olan (sosyal yardımzammı dahil) aylık tutarlarını geçeceği tarihten itibaren, bu ödemeler yerine;cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmaksuretiylehesaplanacak aylık tutarları üzerinden ödeme yapılır."
2- "Madde 5.- Bu Kanun 29.12.1988 tarihinden geçerli olmaküzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer."
B. İlgili Yasa Kuralı:
20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa'nın, Anayasa Mahkemesi'nin26.10.1988 günlü, Esas 1988/19, Karar 1988/33 sayılı kararıyla iptal edilenGeçici 5. Maddesi şudur:
"Geçici Madde 5.- A) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte,506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 991 sayılı Kanuna göre malullük,yaşlılık ve Ölüm sigortalarından gösterge tablosunun en üst göstergesindenaylık almakta olanlar ile aylık talebinde bulunmuş olup, henüz işlemleritamamlanmamış olanlardan gösterge tablosunun en üst göstergesinden aylıkbağlanmaya hak kazananlar;
1. Bakanlar Kurulunca tespit edilecekgeçici gösterge tablosundakiderece ve kademelerden hangisi üzerinden borçlanarak prim ödeyeceklerini tespitederek altı ay içinde kuruma yazılı olara-k bildirmek,
2. Müracaat tarihini takip eden ay başından başlamak üzere her ayiçin 30 gün itibariyle ve l inci bende göre seçeceği derece ve kademeninkarşılığı göstergenin, aynı tarihte yürürlükte olan katsayı ile çarpımına görebulunacak borçlanmaya esas matrah üzerinden % 20 oranında prim ödemek,
3. Zamanaşımı içerisindeki süreler için prime esas azami kazancınüzerinde ücret aklığını belgelemek,
4. Zamanaşımı süreleri dışında kalan süreler için ise ücretinibeyan etmek, şartı ile borçlanabilirler.
Aylıklıya, seçtiği derece ve kademe üzerinden, hesaplanacak 5yıllık prim tutarı tebliğ edilir.
Tebliğ edilen borcun azami beş yıl içinde ve her yıla isabet edenbölümünün o yılın sonuna kadar ödenmesi şarttır. Primlerin süresi içindeödenmemesi halinde, primi ödenmeyen ilk aydan itibaren borçlanma hakkı düşer.
Borçlanma hakkı düşenler bu maddeye göre yeniden borçlanmayapamazlar.
Aylıklının borç ödeme süresi içinde ölümü halinde borçlanmaya aitprimlerin bakiyesi aynı süre içinde olmak şartıyla hak sahipleri tarafındanödenebilir.
Borçlanma sebebiyle, prim veya kesenek ödemek suretiyle geçmişveya daha önce borçlanılmış hizmetlere hizmet ilavesi yapılımız.
B) Borçlanmak suretiyle prim ödeyenlerin geçici göstergeleri vegeçici göstergelere göre bağlanacak aylıkları aşağıda belirtilen şekilde tespitedilir.
a) Geçici Göstergenin Tespiti:
1. Tebliğ edilen borcun tamamı süresi içinde ödendiği takdirde,aylıklının borçlandırıldığı derece ve kademenin karşılığı olan geçici göstergeesası alınır.
2. Tebliğ edilen borcun bir bölümünün süresi içinde ödenmemesisebebiyle borçlanma hakkı düşenlerle bakiye borcunu ödemeyeceğini yazılı olarakkuruma bildirenlerin geçici göstergesi, ödediği miktarın borcun tamamına oranıesas alınarak tespit edilir.
Bu şekilde tespit edilen sayının geçici gösterge tablosunda eşitiyoksa, buna en yakın geçici gösterge esas alınır.
b) Geçici Gösterge Aylığının Bağlanması:
1. Tespit edilen geçici göstergelerin cari katsayı ile çarpılmasısonucu bulunacak matrah üzerinden geçici gösterge aylığı bağlanır.
2. Borçlandırılan aylıklının geçici gösterge aylığınınhesaplanmasında' da almakta olduğu Malullük, Yaşlılık veya Ölüm aylığı bağlamaoranı nazara alınır.
Tebliğ edilen borcun tamamı, süresinden önce ödendiği takdirde,ödemenin yapıldığı tarihi takibeden aybaşından itibaren,
(B) fıkrasının (a) bendinin 2 nci alt bendine göre kısmî ödemeyapanlara da ödemenin sona erdiği tarihi takibeden aybaşından itibaren,
Geçici gösterge aylığı bağlanır.
3. Borçlanma talebinde bulunanların tahsisi yapılmış aylıklarınınödenmesine devam edilir."
C. Dayanılan Anayasa Kuralları:
1- "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı. Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır."
3- "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
4- "Madde 13.- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin, Cumhuriyetin, millîgüvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın vegenel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerindeöngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunlasınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir."
5- "Madde 60.- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır veteşkilatı kurar."
6- "Madde 121.- Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarıncaolağanüstü hal ilânına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmî Gazetedeyayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. TürkiyeBüyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstühal süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasındadört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.
119 uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerdevatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstühallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 incimaddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasılsınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl vene suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği,görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstüyönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmündekararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynıgün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayınasunulur; bunların Meclisçeonaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir."
7- "Madde 122.- Anayasanın tanıdığı hür demokrasi düzeniniveya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelen ve olağanüstü halilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşmasıveya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanmaolması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanınveya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşürenşiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle, Cumhurbaşkanı başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra,süresi altı ayı aşmamak üzere yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veyabütününde sıkıyönetim ilân edebilir. Bu karar, derhal Resmî Gazetede yayımlanırve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye BüyükMillet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır. TürkiyeBüyük Millet Meclisi gerekli gördüğütakdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir,uzatabilir veya sıkıyönetimi kaldırabilir.
Sıkıyönetim süresinde, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kurulu sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda kanun hükmündekararname çıkarabilir.
Bu kararnameler Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün TürkiyeBüyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Bunların Meclisçe onaylanmasınailişkin süre ve usul içtüzükte belirlenir.
Sıkıyönetimin her defasında dört ayı aşmamak üzere uzatılması,Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararına bağlıdır. Savaş hallerinde bu dörtaylık süre aranmaz.
Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde hangi hükümlerinuygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği, idare ile olan ilişkileri,hürriyetlerin nasıl kısıtlanacağı veya durdurulacağı ve savaş veya savaşıgerektirecek bir durumun başgöstermesi halinde vatandaşlar için getirilecekyükümlülükler kanunla düzenlenir.
Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarakgörev yaparlar."
8- "Madde 153.- Anayasa Mahkemesinin kararlan kesindir, îptalkararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede"yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde AnayasaMahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Butarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
îptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda,Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğudolduracak kanun tasan veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır veyasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek vetüzelkişileri bağlar."
III- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta GüngörÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI,Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve ErolCANSEL'in katılmalarıyla 29.3.1989 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptaliistenilen Yasa kuralıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri Veöbür yasama belgeleri, okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anayasa'ya uygunluk denetiminde sağlıklı bir sonucaulaşılabilmesi için iptali istenen kuralların anlam ve kapsamının açık ve kesinbir biçimde belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu 2. ve 5. maddelerin yer aldığı 16.2.1989 günlü, 3522sayılı Yasa, 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılıYasa'ya eklenen geçici 5. maddenin Anayasa Mahkemesi'nin 26.10. 1988 günlü,Esas 1988/ 19, Karar 1988/ 33 sayılı kararıyla iptal edilmesinden doğan boşluğudoldurmak üzere çıkarılmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki iptal gerekçesi esasta,Anayasa'-nın 2. ve 60. maddeleri yönünden, ".... Aynı sosyal güvenlikkurumu içerisinde yer alarak bütünleşmiş, kaynaşmış ve aynı amaçlar için rizikoortaklığına girmiş sigortalılardan derecesi ne olursa olsun, bir gurubun,diğerinden ayrılarak kendilerine "özel" denilebilecek bir güvenliğinsağlanması ve yine temeldebirbirinden çok farklı olmayan yakın derece vegöstergede bulunanlar için çok farklı boyutlarda sosyal güvence öngörülerekKurumun kaynaklarının dengesiz bir biçimde tahsisi, sosyal güvenliğin dayandığıilkelerle bağdaşmaz . . . itiraz konusu madde ile bir grup sigortalının yaşamdüzeylerinin ötekilere oranla çok farklı bir biçimde yükseltilmesi yolunagidilmiştir ..";
' Anayasa'nın 10. maddesi yönünden ise, "Bir sosyal güvenlikkuruluşu olan Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamı içerisinde bulunan sigortalılaraynı hukukî statü içerisinde özdeş durumunda bulunan kişilerdir .... sosyalsigorta kapsamına giren sigortalılar, gelir düzeyleri ne olursa olsun, sosyalsigortalar ilkeleri gereği saptanmış bulunan alt ve üst sınırlar içerisindederecelenmiş ve bütünlükgösteren bir sistemde yer almışlardır .... Aynı durumdabulunan kişilerin yasanın öngördüğü haklardan aynı esaslara göre yararlanmalarıeşitlik ilkesinin gereğidir.
Geçici 5. madde, özel bir hak niteliğinde düzenlediği borçlanmayıhaklı bir nedene dayanmaksızın 3395 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihteen üst göstergeden malullük, yaşlılık ve ölüm aylığı alanlarla bu tarihe kadaraylık talebinde bulunmuş olup, henüz işlemi tamamlanmamış olanlardan göstergetablosunun en üst göstergesinden aylık almayahak kazananlara tanımıştır.
Böylece en üst göstergedekiler arasında 9.7.1987 tarihine kadartalepte bulunanlarla, bulunmayanlar şeklinde farklı bir uygulamaya nedenolunmuştur .... Ayrıca en üst göstergede bulunanlarla diğer göstergelerdebulunanlar arasında sosyal güvenlik hakkı yönünden çok farklı hak durumlaryaratılmıştır . .. ."
biçiminde görüşlere dayandırılmıştır.
Anayasa Mahkemesi, iptal kararında, sadece, geçici 5. maddeniniptaliyle yetinmemiş, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi Anayasa'nınöngördüğü sınır içerisinde ileri bir tarihe ertelemiş ve bu arada, iptal edilenmaddenin düzenlediği alanda oluşacak yasal boşluğun doldurulması gerektiğinihüküm altına almış; öncelikle iptal edilen yasal düzenlemenin, Mahkemekararının yayımından başlayarak bir süre daha uygulamada kalmasınıkararlaştırarak, konunun kamu düzeni ve sosyal güvenlik hukuku açısındanönemini vurgulamıştır.
Belirtilmelidir ki, Yasakoyucu, ortaya çıkan hukuksal boşluğudoldurma sırasında, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararında üzerinde durulanilkeler doğrultusunda;
a) Aynı sosyal güvenlik kurumu içerisinde yer alan ve temeldebirbirine yakın statü içerisinde bulunan sigortalılar arasında çok farklıboyutlarda sosyal güvenliğin öngörülmediği,
b) Sosyal Sigortalar Kurumu kaynaklarının dengesiz biçimdetahsisinin önlendiği,
c) Sosyal sigortalar hukukunda öngörülen ve gelirleri artırmayıamaçlayan hukuksal yöntemlere ters düşmeyen,
d) Sosyal güvenlik alanında getirilecek bir haktan, dengeli vemakul ölçüler içerisinde tüm sigortalıların yararlanmasını öngören,
Yeni bir düzenleme yapmak yetkisine de sahip bulunmakta iken bukez, 3522 sayılı Yasa'nın gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, 3395 sayılı Yasaile getirilen düzenlemeyi tüm sigortalılara yayarak devam ettirmeyi sosyalgüvenlik ilkeleri ve devletin malî kaynakları itibariyle olanaklı görmediğindengeçici 5. madde ile ortaya çıkan Anayasa'ya aykırı durumun giderilmesiniamaçladığı görülmektedir.
Getirilen bu düzenleme ile, geçici 70. madde uyarınca, geçicigösterge aylığına hak kazananların, malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının,1988 yılı Aralık ayındaki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan100 katsayıya ve 53.000 lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına görehesaplanacak tutarları üzerinden ödenmesine devam edileceği, ancak buaylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişikliklernedeniyle herhangi bir artış yapılmayacağı; borçlanma hakkından yararlanmamışen üst göstergeden aylık alanların, bu madde kapsamındaki aylıklara yetişmesidurumunda cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmaksuretiyle hesaplanacak aylık tutarı üzerinden ödeme yapılması böylece iki gruparasında eşitliğin sağlanması yanında ilgililerin mağduriyetlerininönlenmesinin de amaçlandığı gözlenmektedir.
B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu:
1- Yasa'nın 2. Maddesi:
a) Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 60. Maddeleri Yönünden İnceleme:
Dava dilekçesinde, 3522 sayılı Yasa'da, Anayasa Mahkemesi'nceiptal edilen geçici 5. maddede benimsenen sistemin bir süre daha uygulanmasıdevam ettirilerek Anayasa'ya aykırılığın sürdürüldüğü ve ayrıca aylıklarındondurulması biçiminde sosyal güvenliğe uygun olmayan bir yöntemin kabuledildiği, böylece hukukun temel ilkelerine ve Anayasa hükümlerine aykırıdavranıldığı ilerisürülmüştür.
Yasa temelde, Anayasa Mahkemesi kararının gereğini yerinegetirmeyi ve Mahkeme kararı sonucu ortaya çıkan hukuki boşluğu doldurmayı ve buarada bozulan sosyal güvenlik ve eşitliği sağlamayı öngörmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen geçici 5. madde (geçici 70.madde) bir kısım sigortalı için farklı sosyal güvenlik sistemini süresiz birbiçimde düzenlemiş iken yeni Yasa, katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardımzamlarındaki artışları uygulamamak yoluyla bu farklılığı zaman içinde gidermeyiamaçlamaktadır.
Bu durumda ilke ve amaçlan arasında büyük farklılıklar bulunan ikiYasanın aynı nitelikte olduğuna ilişkin sav yerinde değildir.
Anayasa'ya aykırı olduğu saptanan farklı ödemenin derhaldurdurulması yerine inceleme konusu madde, ilgililerin daha önce ödedikleripara nedeniyle mağduriyetlerinin önlenmesini amaçlamaktadır. Bu bakımdan,düzenleme, Anayasa'ya aykırı bir yasanın bir süre daha uygulanmasını devamettirme anlamına gelmez.
Belirtilen nedenlerle, Anayasa'ya aykırı yasal düzenlemeyle ilgilisonuçları kaldırmak için yürürlüğe konulan inceleme konusu kuralın sosyal devlet,sosyal güvenlik ve eşitlik ilkeleri ile devletin temel amaç ve görevlerineaykırı bir yanı görülmemiştir.
Dava dilekçesinde;süper emeklilikten yararlanan kimselerin, otarihte yürürlükteki yasanın öngördüğü gerekleri yerine getirmek suretiyle bu Yasahükmüne dayanarak hak sahibi oldukları, bu haktan yararlanabilmek için çeşitlirisklere girdikleri, oysa yeni Yasanın bu hakkı ortadan kaldırmasınınkazanılmış hak ilkesine de aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Hukuk devletinin gerçek anlam ve amacı, devletin tüm işlem veeylemlerinin hukuk kurallarına uygun yürütülmesini gerekli kılar. Anayasa'nın,devlet faaliyetlerinin yargısal denetime bağlı olarak yürütülmesiniöngörmesinin, yasama işlemlerinin de bu kapsamda olmasının nedeni budur.Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla Anayasa'ya aykırılığı saptanan bir yasayadayanılarak ileriye yönelik hak kazanılması ve kazanılmış bir haktansözedilmesi olanaksızdır.
Temelde aslî bir yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan yasa ilebağlı bir yetkiyle çıkarılan tüzük, yönetmelik, kararname gibi yürütmenin geneldüzenleyici işlemlerini içeren kural işlemler, nesnel ve genel hukuksaldurumlar yaratırken düzenledikleri konularda statü oluştururlar. Kişilerin bustatülere alınmaları özel ve kişisel bir işlemle (şart işlemle) olanaklıdır.Nesnel ve genel hukuksal durumun bu şart işlemle özel hukuksal duruma dönüşmesikazanılmış hak yönünden yeterlideğildir. Nitekim bir kişinin memur yadaemeklilik statüsüne sokulması, bu statüde hiç bir halde değişiklikyapılmayacağı anlamına gelmez. Kural işlemler her zaman değiştirilebilir ya dayargı organları tarafından Anayasa'ya veya yasaya aykırı görülerek iptaledilebilir. Kural işlemin değişmesi ya da ortadan kaldırılması, ona bağlı kişiile ilgili şart işlemi de etkiler. Bu durumda ilerisi için kazanılmış haktansöz edilemez. Ancak kişi, yeni kural tasarrufa göre oluşan statüde yerini alır.Kazanılmış hak,kişinin bulunduğu statüden doğan (maaş gibi), tahakkuk etmiş vekendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklar içinsöz konusudur.
Anayasa'ya göre Anayasa Mahkemesi kararları yasama organım dabağladığından, Yasakoyucunun Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda işlemyapması ve Anayasa'ya aykırı biçimde oluşmuş bir sistemin geçerliliğine sonverecek yasal düzenlemede bulunması gerekir.
Yukarıda ortaya konulduğu üzere, Anayasa'ya aykırılığı saptananyasa hükümlerine göre elde edilen haklar, ilerisi için kazanılmış hakoluşturmaz ve uygulanma niteliğini yitirir.
Sonuç olarak Yasakoyucu, Anayasa Mahkemesi iptal kararınıngereğini yerine getirmek üzere takdir ve tercihini kullanmış, bu amaca yönelikbir yöntem saptamıştır.
Bu nedenle söz konusu düzenlemenin kazanılmış hak kavramına tersdüşen bir yönü yoktur.
Öte yandan, hukuk devletinin en önemli niteliğinden biri de"güvenilir" olmasıdır.
Anayasa'nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleriarasında "Hukuk devleti" ilkesine de yer vermiştir. Hukuk devleti,Devletin bütün faaliyetlerinde hukukun egemen olduğu devlettir. Bu tür Devlettede "Hukuk güvenliği"ni sağlayan bir düzenin kurulması asıldır.Devlet, görevlerini yerine getirirken, "Hukuk devleti" niteliğiniyitirmemeli, hukukun uygar ülkelerinde kabul edilen temel ilkelerini sürekligözönünde tutmalıdır. Böyle bir düzende, "Devlete güven" ilkesi vazgeçilmeztemel öğelerdendir. Devlete güven, hukuk devletinin sağlamak istediği huzurluve istikrarlı bir ortamın sonucu olarak ortaya çıkar. Yasaların Anayasa'yauygunluğu karinesi asıldır. Yasalara gösterilen güven ve saygıdan kaynaklananoluşumların sonuçlarını korumak gerekir.
3395 sayılı Yasa, bir kısım sigortalıların Yasa'nın öngördüğüödemeyi yapmalarını bu sistemden yararlanmanın koşulu saymıştır. Böylece, busigortalılardan alınan değerler Sosyal Sigortalar Kurumu'na aktarılmıştır.
Ne var ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile ortaya yeni birolgu çıkmıştır. Kişiler, yürürlükteki Yasa'nın koşullarını yerine getirmelerineve prim olarak istenilen parayı ödemelerine karşın, bir süre sonra Yasa'nınesaslarını düzenlediği farklı aylıkları alamaz duruma düşmüşlerdir. Bu Yasa'nınAnayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesi nedeniyle kazanılmış haktan sözedilerek aynı statüde farklı aylıkların ödenmesini sürdürmek olanaklı değilsede, yürürlükteki Yasaya dayanarak ödemelerini yapan bu kişilerin zararlarınınkarşılanması "Devlete güven" ilkesinin bir gereğidir.
Söz konusu Yasanın Anayasa Mahkemesi'nce iptali sonucunda, kimikişilerin zarara uğraması ve ödedikleri paraların devlete kalması nedeniylekarşılanamayan zararlarının giderilmesi kamu düzeni ve kamu yararı gereğiolarak ortaya çıkmaktadır.
insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adalete ve eşitliğedayanan bir hukuk düzeni kurarak bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan,tüm çalışmalarında hukuk kurallarına ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleriyargı denetimine bağlı olup toplum yaşamında, bireylerin haksızlığauğratılmamasını ve mutluluğunu amaç edinen bir devletibiçimleyen hukuk devletitanımını da devlete güven ilkesini de doğal olarak içerir. Devletin temelniteliğinin öğelerinden biri de güvenirliğidir.
Devletin, yaptığı düzenlemelerle haksız bir edinim sağlaması vekişilerin haksızlığa uğratılması kabul edilemez.
Hemen açıklamak gerekir ki, iptal kararı sonunda gerçekleşen vekaçınılması olanaksız bu durum nedeniyle, Yasakoyucu'nun 3522 sayılı Yasa'nındüzenlenmesi sırasında ilgililerin mağduriyetlerinin önlenmesini de bir ölçüdegözetmesi ile konunun değişik yönlü ve uygulamaya yönelik olmasından,Anayasa'ya aykırılık oluşturan bir nitelik görülmemekte ise de, uygulama sonuçlarınınyeniden değerlendirilerek mağduriyet konusunun yukarıda belirtilen esaslarlagenel hukuk ilke ve uygulamaları doğrultusunda adaletli ve güvenilir birbiçimde çözümlenmesi zorunludur.
Bu nedenlerle 3522 sayılı Yasa'nın 2. maddesi, Anayasa'nın 2., 5.,10. ve 60. maddelerine aykırı değildir.
b) Anayasa'nın 13., 121., 122. Maddeleri Yönünden İnceleme:
Dava dilekçesinde iptali istenilen veAnayasa'ya aykırı biçimdeverilen hakların uygulamadan kaldırılmasını amaçlayan söz konusu maddeyle,temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasını ve olağanüstü yönetim usûllerinidüzenleyen Anayasa'nın 13., 121. ve 122. maddeleri arasında doğrudan ilişkikurulamamıştır.
c) Anayasa'nın 153. Maddesi Yönünden inceleme:
Dava dilekçesinde, yasama ve yürütme organlarının Anayasa Mahkemesi'nceverilen kararı ve bunun sonuçlarım bertaraf edemeyeceğine ve karara aykırı yenidüzenlemeler yapamayacağına değinilerek, yasama organının bu Yasa ile 3395sayılı Yasa'nın süper emeklilere verdiği farklı ücreti dondurarak korumuşolmasına karşın süper emekliler dışında kalan emeklilere bir hak tanınmamasınedeniyle Anayasa'nın 153. maddesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmekte isede, Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 60. maddeleri yönünden inceleme bölümündebelirtilen hususlar nedeniyle bu sav haklı görülmemiştir.
Yine dava dilekçesinde, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan"İptal kararları geriye yürümez." tikesine aykırı davranıldığındansöz edilerek iptal isteminde bulunulmuştur. Davacıya göre, "İptalkararları geriye yürümez." ilkesinin anlamı, iptal kararlarından öncekidurumun aynen devam etmesi ve iptal edilen yasaya göre oluşan statülerindeğiştirilmeyerek kazanılmış hakların korunmasıdır. İptali istenen Yasa ise builkeyi gözetmemiştir. Gerçekten iptal istemine gerekçe yapılan ve Anayasa'nın153. maddesinde yer alan kural, Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptalkararlarının zaman içinde etki alanını gösterme yönünden Anayasa'dayeralmıştır.
Anayasal sistemimiz içerisinde, Anayasa Mahkemesi'nin iptalkararları Anayasa'ya aykırılığın bir yaptırımı olarak ortaya çıkmakta ve buyaptırımın etki alanının saptanması da bir anayasal sorun olarak belirmektedir.
Anayasa, iptal kararlarının zaman içerisinde etkisini gösterenbaşka kuralları da içermektedir. Bu kuralların birlikte değerlendirilmesisonucunda, iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi ortaya çıkacaktır. Bukurallar şöyle belirtilebilir:
Anayasa'nın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuranmahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Budurumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptalkararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararma göre çözecekvedoğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Aynı durum, itirazyoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir.
îptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu,Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler.Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemenyayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçekve tüzelkişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yeralan kuralın sonucudur.
Öte yandan Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasına göre,yasa, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Yukarıda gösterilen ve iptal kararlarının bağlayıcılığınıortaya koyan kuralla bu kuralın birlikte değerlendirilmesi durumunda, iptalkararlarının ileriye yönelik "derhal" etkisi tartışmasız biçimdeortaya çıkar.
Böylece, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen bir yasanıngeleceğe yönelik tüm etkilerinin kaldırılması ve iptal kararına uyulması tümdevlet kuruluşlarınca kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Sonuç olarak, iptal kararlarının kimi durumda geçmişi, fakat herdurumda geleceği etkilemesi asıldır.
Bu durumda, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan "îptalkararlan geriye yürümez." kuralının anlamı ne olmak gerekir' Bu sorununyanıtı da sistemin içerisinden çıkmaktadır.
Anayasa'da, iptal kararlan idarî davalarda olduğu gibidüşünülmemiş ve iptal edilen kuralın baştan beri geçersiz duruma geldiği esasıbenimsenmemiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesinisarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptalkararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir.Böylece hukuksal venesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların,iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılmasısağlanmıştır.
Bir kural işlemle kurulan bir statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptalkararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüyebağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır.Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönükhaklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarınatüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi,Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulanmaalanı bulmasını kesinlikle önler.
Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisiböylece ortaya çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez." kuralıbelirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır.
Bu nedenlerle iptali istenen Yasa kuralı Anayasa'nın 153.maddesine de aykırı değildir.
Yasa'nın 2.maddesine yönelik iptal istemi reddedilmelidir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, Selçuk TÜZÜN ve Erol CANSEL bugörüşe katılmamışlardır.
2- Yasa'nın 5. Maddesi:
Bu madde, 3522 sayılı Yasa'nın 29.12.1988'den geçerli olmak üzere,yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini hükme bağlamıştır.
İptal dilekçesinde, sözü edilen maddenin Yasayı geriye yürürbiçimde bir sonuca götürdüğü, böylece Anayasa'ya aykırılığın oluştuğu ilerisürülmektedir.
Yukarıda gösterildiği üzere sözü edilen Yasa, AnayasaMahkemesi'nce verilen iptal kararının gereğini yerine getirmek üzeregerçekleştirilmiş bir düzenlemedir. Yürürlüğünün Resmî Gazete'de yayımlandığıgünden değil daha önceki bir tarihten başlatılması Yasa'nın amaçladığı durumungereği olarak görülmelidir. Burada gerçek anlamda bir geriye yürüme yoktur.Bilindiği gibi, yasalar kamu düzeninin gerektirdiği durumlarda geriyeyürütülebilmekte ve önceye etkili olabilmektedir.
Dava konusu düzenlemede, Anayasa'ya aykırı bir uygulamanın sonaerdirilmesi ve bu alanda ortaya çıkan hukuksal sorunların çözümlenmesiamaçlandığına göre Yasa uygulamasının daha önceki bir tarihten başlatılması,kamu yararı ve kamu düzeni gereği olarak görülmüştür. Bu yönden Anayasa'yaaykırılık düşünülemez.
Yasa'nın 5. maddesinin iptali istemi de reddedilmelidir.
Muammer TURAN bu görüşe katılmamıştır.
V- SONUÇ:
16.2.1989 günlü, 3522 sayılı "506 Sayılı Sosyal SigortalarKanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna Bir Geçici MaddeEklenmesine; 308 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici MaddesininDeğiştirilmesine ve 352 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin YürürlüktenKaldırılmasına Dair Kanun"un;
A. 2. Maddesinin Anayasa'yaaykırı bulunmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Muammer TURAN, Selçuk TÜZÜN veErol CANSEL'in karşıoyları ve oyçokluğuyla;
B. 5. maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Muammer TURAN'ın karşıoyu ve oyçokluğuyla;
12.12.1989 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Muammer TURAN
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Oğuz AKDOGANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1989/ 11
Karar Sayısı: 1989/48
Bu karara ilişkin öbür karşıoy gerekçelerine katılıyor, ayrıca yerve zaman almamak ve yinelemekten kaçınmak için, aşağıda vurgulanmasını yararlıve zorunlu gördüğüm hususlar dışında ayrıntılı karşıoy belirtmeyi gereksizbuluyorum.
Kişisel haklar ile özlük haklan konularında aylık ya da üç aylık,çalışanlara ya da emeklilere yapılan-yapılacak ödemelerin kazanılmış haksayılmasının olanaksızlığı öğretide ve uygulamada çoğunluğun paylaştığı birgörüştür. Yasaların geriye yürümezliği ilkesi gibi Anayasa Mahkemesikararlarının geriye yürümezliğikuralının da zorunlu nedenlere dayanan ayrıkdurumları, önceki kapsamının kaçınılmaz gerekleri vardır. Bilimsel ağırlıklıhukuksal tartışmaların gündeme getireceği olumlu ya da olumsuz görüşler geneldeilkeleri doğrularsa da özlük hakları içindeki ödemeleridışarda bırakır.Özellikle Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra, yasa yürürlükte ikenyöntemince yasal işlem tamamlansa bile, yürürlükten kalkan kurala dayanılaraködeme yapılması-alınması, kazanılmış hak savunması geçerli değildir. Kaynağıortadan kaldırılan ve her zaman azaltılıp yükseltilebilecek ödemeler kimse içinsüreklilik taşımaz. Çoğunluk kararının bu sorunu işleyen bölümleri yerindeolmakla birlikte, Anayasa'nın 2., 11., 138. ve 153. maddesinin gözardıedildiğini, hukuk devleti niteliklerine uygun davranış özenine aykırıişlemlerin yeterince üzerinde durulmamıştır.
Günlük konuşma dilinde "süper emekli" olarak anılanemekli sigortalıların yitirdiği hakların çözümü de devletin görevidir. Süperemeklilik olanaklarından yararlanmak, önceden alamadığı ama alması gerekenödemeye kavuşmak, hizmet yılına göre göstergeyi kazanmak için zamanında ya daönceden emekliliği seçenler, bir anlamda emekliliğe zorlananlarla olağanemekliler ve çalışmakta olanlar arasında ayrılık yaratmayacak düzenlemelerinöngörülmemesiiptal istemini haklı kılan yanlardır. Anayasa Mahkemesi öneri, uyarı türündekarar alamaz, yeni bir uygulamaya yol açacak nitelikte karar veremez veyasakoyucu yerine geçecek biçimde davranamazsa da karar gerekçeleri sonuçlabirlikte tümlük oluşturduğundan yasama organını kesenkes bağlayıcıdır. Busonuca uymamak da başlıca bir iptal nedenidir. Anayasa Mahkemesi kararlarınıetkisiz ve geçersiz duruma getirecek, sonucunu değiştirip savsaklayacakdüzenleme ve uygulamalar, yargı denetimini olanaksız kılacak, hak arama yolunudaraltıp kapayacak hukuk dışı işlem ve eylemlerdir. Anayasa'ya bu yönüyleaykırı metinlerin yürürlüğünü sürdürmesi düşünülemez.
Anayasa Mahkemesi, gereken durumlarda kararın yürürlüğe girişinierteleyerek iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca belirlemiş, başkabir anlatımla yasama organına doğan hukuksal boşluğu dolduracak yasa için sürevermişse bu sürenin başlangıcında gereken yapılarak Anayasa'ya aykırılığısaptanan kuralın uygulanması durdurulmalı, tasarı ya da öneri öncelikle değilivedilikle de yasalaştırılarak hukuka saygı ve bağlılığın örneği verilmelidir.
Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik ve aykırılıkları gidermekyasakoyucu'-nun Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda bir düzenleme yapmazorunluluğuna özenle uymasını sağlamak, yargısal denetimin temelamaçlarındandır. 3395 sayılı Yasa'yla ilgili iptalden sonra 29.12.1988 günlü ve352 sayılı KHK. çıkarılması, daha sonra bu kez incelenen 3522 sayılı Yasa'nınyürürlüğe konulması, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına uygun bir yasamaçalışması niteliğinde değildir. Nitelikli emeklilik konumunun giderilerekeşitlik sağlanması, sigortalıların ödedikleriyle aldıkları ve göstergeayrılıklarının gözetilmesiyle çözümlenecekken zarar saptanmadan, karşılama yöntemibelirlenmeden, sonuç gösterme yeni bir Ana-yasa'ya aykırılık olgusudur. Bugereklere uymayan, üstelik uygulamada olumlu ya da olumsuz bir sonuçdoğurmayacak sorunu ortada bırakan karar, sosyal güvenlik kavramı ve hukukunilkeleriyle de bağdaşmamaktadır. Bir haksızlık giderilmek istenirken başka birhaksızlık yapılmamalıdır.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu yasa hükümlerinin iptaligerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararma katılmıyorum.
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
I- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 70 inci maddesi,Anayasa Mahkemesi'nin 26.11.1988 günlü ve 33 sayılı kararı ile iptal edilince,16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Kanunun 2 nti maddesiyle, dava konusu geçici 75inci madde yürürlüğe konulmuştur. Bu madde de: "Geçici 70 inci maddeuyarınca, geçici gösterge aylığına hak kazananların malûllük, yaşlılık ve ölümaylıklarının .... ödenmesine devam olunur" denmektedir ki, bu hükmünAnayasa'ya aykırılığı, fazla izahata ihtiyaç göstermeyecek kadar açık veortadadır.
Anayasa'nın, 138 inci maddesi: "Yasama ve yürütme organlarıile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkemekararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesinigeciktiremez"; 153 üncü maddesi: "iptal edilen kanun yürürlüktenkalkar .... Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını,idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar" hükümlerinitaşımaktadırlar.
Halbuki, dava konusu kanun maddesi, iptal hükmünün yürürlüğegirmesini geciktirmekte; iptal edilen kanun maddesinin, bazı şartlarla da olsa,sonu belirsiz bir süre daha uygulanmasını öngörmektedir: Enflasyon olmasa,mezkûr emekli aylıkları, "Aralık 1988 tarihindeki gösterge tabloları ilememur aylıklarına uygulanan 100 katsayıya ve 53.000 lira olarak tespit edilmişsosyal yardım zammına göre hesaplanacak tutarları üzerinden .... ödenmesinedevam olunacaktır (ilelebet!) ki, Kanunkoyucunun, enflasyonun ilanihayesüreceğini kesin saymaya; bu faraziyeyegöre de, "Mahkeme hükmünün yerinegetirilmesini, geciktirme" ye; iptal edilen kanun hükmünün uygulanmasına"devam" olunacağım öngörmeye hakkı ve yetkisi yoktur.
II- Dava konusu geçici 75 inci maddenin (A) bendi: "Buaylıklarda; katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişikliklernedeniyle herhangi bir artış yapılmaz"; (B) bendi: "Bu maddekapsamındaki aylıkların, geçici 70 inci maddeye göre borçlanma hakkındanyararlanmamış olsalardı, almaya hak kapanacakları (sosyal yardımzammı dahil) aylıktutarları, kendilerine ödenmekte olan (sosyal yardım zammı dahil) aylıktutarlarını geçeceği tarihten itibaren, bu ödemeler yerine, cari katsayı,gösterge tablosu ve sosyal yardım zammı esas alınmak suretiyle hesaplanacakaylık tutarları üzerinden ödeme yapılır" hükümlerini içermektedirler.
Bu hükümler, iptal edilen "geçici 70 inci maddeye göreborçlanma hakkından yararlanmış" olanları, yararlanmamışların seviyesineindirmektedir. Dolayısıyla, gerek borçlananlar, gerekse evvelce malûllük,yaşlılık, dul ve yetim aylıkları aldıkları halde borçlanamayanlar "geçicive üst gösterge" aylıklarından hiçbir zaman yararlanamayacaklardır.
Halbuki, yine 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Kanunun, 16 ncımaddesiyle getirilen Ek Madde 2 (3520 sayılı Kanunla Ek Madde 34 olmuştur) ile,17 nci maddesiyle getirilen geçici 4 üncü madde (3520 sayılı Kanunla geçici 69uncu madde olmuştur), 9.7.1987 tarihinden sonra emekli olacaklara "üstgösterge" den yararlanma hakkını tanımaktadır. Örneğin Ek 34 üncü maddeninikinci fıkrası: "Emekliliğine 5 yıldan fazla süre bulunanlardan üstgösterge tablosuna göre malûllük ve yaşlılık aylıkları alanlar ile bunların haksahiplerine bağlanacak ölüm aylığının hesabına esas alınacak gösterge, buKanunun yürürlük tarihinden sonra malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primiödenmiş hizmet sürelerinin ortalamasına göre tespit edilir" hükmünüöngörmektedir.
Bu hükümler gereğince, 9.7.1987 tarihinden önce emekli olanlarancak 1500 "gösterge" rakamına göre; 9.7.1987 tarihinden sonra emekliolanlar ise 6400 "üst gösterge" rakamına göre aylık alabileceklerdir.... Bu eşitsizlik ve imtiyaza (ayrıcalığa) ne sözü edilen Anayasa Mahkemesikararının lâfız ve ruhu (metin ve amacı) ne de Anayasa'nın kendi hükümlericevaz veremez.
Başlıca bu nedenlerle, dava konusu kanun hükümlerinin iptaligerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Muammer TURAN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
16.2.1989 günlü, 3522 Sayılı Yasanın, Anayasa Mahkemesi'nin 3395Sayılı Yasanın 17. maddesiyle, 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na eklenenGeçici 5 maddenin iptaline ilişkin, 26.10.1988 gün ve 1988/ 19-33 sayılıkararının gereğini yerine getirmeyi, doğan hukuki boşluğu doldurmayı amaçladığıanlaşılmaktadır.
Getirilen bu düzenlemeile Geçici 70. Madde uyarınca, geçicigösterge aylığına hak kazananların, malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının 1988yılı Aralık ayındaki gösterge tabloları ile memur aylıklarına uygulanan 100katsayıya ve 53.000.- lira olarak tespit edilmiş sosyal yardım zammına görehesaplanacak tutarları üzerinden ödenmesine devam edileceği, ancak buaylıklarda katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişikliklernedeniyle herhangi bir artış yapılmayacağı, borçlanma hakkından yararlanmamışen üst göstergeden aylık alanların, bu madde kapsamındaki aylıklara yetişmesidurumunda cari katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım, zammı esas alınmaksuretiyle hesaplanacak aylık tutarların üzerinden ödeme yapılması esasınınbenimsendiği görülmektedir.
Bu suretle,iptal kararının yürürlüğe girmesi geciktirilmiş, bazışartlarla tayini mümkün olmayan bir süre daha 3395 sayılı Yasa'danyararlananların diğerlerinden farklı ücret almalarının devamı sağlanmış,katsayı, gösterge tablosu ve sosyal yardım zammındaki değişiklikler nedeni ileaylıklarda herhangi bir artış yapılamayacağından bu sigortalıların sosyalgüvenliğin amacını sağlamaya yönelik bu araçlardan yararlanma olanağıkaldırılmıştır.
Daha iyi sosyal güvenliğe kavuşmak gerekçesi ve amacıyla ödenenparalar ve uğranılan zarar karşılanmamış, hukuk devleti ilkesine uygun,kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacak bir düzenleme yapılmamıştır.
Anayasa'da yer alan sosyal güvenlik ilkesi içerisinde yasada kabuledildiği tarzda bir kavram yer almamıştır.
Madde Anayasa'nın sosyal devlet ve sosyal güvenlik ilkelerineaykırıdır.
Eşitlik ilkesi sağlanmak istenirken Anayasa'ya aykırı bir yöntembenimsenmiştir.
Başlıca bu nedenlerle, 16.2.1989 günlü, 3522 sayılı Yasanın 2.maddesinin Anayasa'nın 2., 5., 10. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ve iptaligerektiği kanısında olduğumdan, sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Selçuk TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1989/11
Karar Sayısı : 1989/48
Yüksek Mahkeme davayı reddederek, Anayasa'ya ve verdiği ilk hükmeaykırılık oluşturan bu durumu devam ettirecek yerde; 3522 sayılı Kanunun 2.maddesini iptal etseydi, 26.11.1988 tarihli iptal kararının sonuçlarının,geciktirilmiş olsa da, verilecek bir süre içinde iptal hükmünün özüne ve sözüneuygun olarak Kurumca düzenlenmesiyoluna gidilecekti. Sonuçta, Anayasa'nınözellikle âmir ve değiştirilemez kabul ettiği 2. maddesi ile eşitlik kuralınıiçeren 10. maddesine aykırı bulunarak iptal edilen, 3395 sayılı Kanunun 17.maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 5. maddesininyürürlükten kalkmasına rağmen iptal hükmü yokmuşçasına yapılan yenidüzenlemeyle, miktarı dondurulmuş olsa da, devam ettirilen ödemelerin derhaldurdurulması mümkün olacaktı.
Ayrıca, bir taraftan sigortalının yüksek emekli aylığı elde etmekiçin Devlete güvenerek Kuruma ödediği miktarın iadesi şartlan düzenlenirken,diğer taraftan da, bizzat kanun koyucunun 3522 sayılı Kanunda yaptığı yenidüzenlemeyle miktarım dondurmak (md. 2/A) ve bir süre sonra da sigortalıemekliyi alacağı esas aylığına geçirip tamamen ortadan kaldırmak suretiyle (md.2/B) ve esasen Anayasa Mahkemesi'nce özellikle Anayasa'nın değiştirilemeyenhükmü olan 2. ve eşitlik ilkesini belirleyen 10. maddelerine aykırı bulunarakiptal edilen -kanımızca bu yüzden yokluk yaptırımına uğratılan- 3395 sayılıKanuna dayanması dolayısıyla kazanılmış hak oluşturması mümkün olmayan ödenmişemekli aylığı fazlalarının, Kuruma ödenen meblağın iadesi sırasında ayrıca takasve mahsup işlemine tâbi olup olmayacağı düşünülmek gerekecekti.
İptal davasının reddi ile sigortalının ve Kurumun karşılıklımenfaat çatışmasının çözümü belirsiz bir tarihe itildiği gibi, AnayasaMahkemesi ileride bu çatışmanın çözümü için süre vererek yasal bir düzenlemeyekesin olarak ihtiyaç bulunduğuna işaret etmemiş olmakla tarafları genel yargıyerlerinde hak arar duruma sokmuştur. Ayrıca Yüksek Mahkemenin 3395 sayılıKanunun 506 sayılı Kanuna eklediği geçici 5. maddeyi iptal etmesiyle Kurumun Anayasa'yaaykırı bulunan ödemelerine bu defa 3522 sayılı Kanunun iptalinin reddikararıyla çelişkili olarak -devam yolu açık tutulmuş ve Kurumun sigortalıdanaldığı meblağın ve iadeye tâbi tutulacaksa-ödediği fazla emekli aylıklarınınfaiz, rayiç bedel gibi hesaplamalarla giderek büyümesine fırsat verilmiştir.
Bu gerekçelerlered kararını oluşturan çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
Erol CANSEL