ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1989/18
Karar Sayısı : 1989/31
Karar Günü : 5.9.1989
R.G. Tarih-Sayı :15.10.1989-20313
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İznik Asliye Hukuk Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı "KadastroKanunu"nun geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesindeki"Tapulama ve Kadastro Mahkemelerince bu Kanunun yürürlüğe girmesinden öncekesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz." HükmününAnayasa'nın Başlangıç kısmıyla 10. ve 11. Maddelerine aykırılığı nedeniyleiptali istemidir.
I- OLAY:
Davacı tarafından önce 15 yıl önce ihya edilen 1771 parsel sayılıtaşınmazın, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca 1617 sayılıparselden ayrılarak 24.3.1974'de davalı Hazine adına tespiti 4.3.1975'dekesinleşmiş, davacının İznik Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı tapu iptalidavası reddedilmiş, davacının bu kez 3402 sayılı Yasa'nın 17. Ve 46.maddelerinin ihya edilen yerlere ilişkin hükümlerinden yararlanmak amacıylaHazine adına yapılan tapulama tesbitinin iptali için açtığı eldeki yeni davadaHazine vekili kesin hüküm itirazında bulunmuş, davacı vekili de 15.9.1988 günlüdilekçesiyle 3402 sayılı Yasa'nın Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci tümcesinin Anayasa'nın Başlangıç kısmıyle 10. ve 11. Maddelerine aykırıolduğu savında bulunarak sorunun Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesini istemiş,yerel mahkeme 25.10.1988 günlü kararıyla davayı reddederken, Anayasa'yaaykırılık savını da yerinde görmemiştir.
Davacı yanın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin,aykırılık savının ciddî olup olmadığını tartışmadan ve ciddiyetsiz olduğunusaptamadan red kararı verilmesini uygun bulmayarak 28.11.1988 günlü ilâmiylemahkeme kararını bozmasına uyan yerel mahkeme,davacının aykırılık savının ciddîolduğu kanısına vararak belirtilen kuralın iptali istemiyle, 1.6.1989 günlü arakararıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ :
A- İPTALİ İSTENEN YASA KURALI :
21.6.1987 GÜNLÜ, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun iptali istenenkuralı da içeren geçici 4. Maddesi şöyledir:
"GEÇİCİ MADDE 4.- Tapulama ve kadastro mahkemelerince buKanunun yürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara buKanun uygulanmaz. Tapulama mahkemeleri ile kadastro mahkemesi sıfatıyla görevyapan asliye mahkemelerinde halen görülmekte olan davalar ile 10 yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açılacak davalara bu Kanun hükümleri uygulanır.
Bu Kanunun yürürlüğünden önce düzenlenmiş tapulama tutanakları vekadastro beyannameleri ile verilmiş bulunan komisyon kararları geçerliliklerinikorurlar. Bunlara süresi içinde itiraz durumunda bu Kanun hükümleri uygulanır.
2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlargereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunantaşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahipleri dava açabilirler.
Tapulama ve kadastrosu yapılıp tespit dışı bırakılan yerlerdetapulu taşınmazların maliklerinin talep etmesi halinde, bu Kanun hükümlerinegöre bunların kadastrosu yapılır."
B- İLGİLİ KURALLAR :
3402 sayılı Yasa'nın konuyla ilgili maddeleri şunlardır:
1. MADDE 17.- Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındabulunan ve kamu hizmetlerine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfıile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına,aksi takdirdehazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalantaşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz."
2. MADDE 46.- Kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veyakadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde, 766 sayılı Kanunun 37 nci maddesi veya4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmazmallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleriadına tespit ve tescil olunur.
Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskân suretiyleveya toprak tevzii suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi)başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil olunur. Buşekilde hak sahipleri adına tespit ve tescil işlemleri gerçekleşinceye kadarkisüre içinde evvelce tahakkuk ettirilenler de dahil olmak üzere ecrimisilalınmaz.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Hazinenin mülkiyetindençıkmış bulunan veya amme hizmetine tahsis edilen taşınmaz mallar hakkında bumadde uygulanmaz.
İlgililerin, daha önce kadastrosu yapılan yerlerde bu maddeyedayanan talep ve dava hakkı, bu Kanunun yürürlüğe girmesi tarihinden itibaren 2yıl geçmekle düşer."
C- DAYANILAN ANAYASA KURALLARI .
Anayasaya aykırılık savında dayanılan Anayasa kuralları daşunlardır:
1. "BAŞLANGIÇ
Ebedî Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsal TürkDevletinin varlığına karşı, Cumhuriyet devrinde bezeri görülmemiş bölücü veyıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada;
Türk Milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin,milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 harekâtı sonucunda, TürkMilletinin meşrû temsilcileri olan Danışma Meclisince hazırlanıp, MillîGüvenlik Konseyince son şekli verilerek Türk Milleti tarafından kabul ve tasvipve doğrudan doğruya O'nun eliyle vazolunan bu ANAYASA:
- Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahramanAtatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkilâp ve ilkeleridoğrultusunda;
- Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesiolarak; Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet varlığı, refahı, maddî ve manevîmutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
- Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsızTürk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmağa yetkili kılınanhiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
- Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlüksıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaretve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancakAnayasa ve kanunlarda bulunduğu;
- Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türkvarlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî vemanevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkilâpları vemedeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereğikutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinliklekarıştırılmayacağı;
- Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerdeneşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet vehukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını buyönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
- Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millîsevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet vekülfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirininhak ve hürriyetine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlikduygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde,huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yöndesaygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatanve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."
2. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizinkanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3. "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. Maddesi gereğince Mahmut C.CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, MuammerTURAN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZERVE Erol CANSEL'in katılmalarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, itirazkonusu kuralhakkında Anayasa Mahkemesi daha önce işin esasına girerek redkararı verdiğinden, dosyada eksiklik bulunduğu üzerinde durulmayarak esasyönünden karar verilmesi uygun bulunarak ilk inceleme raporu, itiraz konusuylailgili dava dosyası ve ekleri, iptali istenen Yasa ve dayanılan Anayasa kurallarıile bunların gerekçeleri ve öbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A- Yerel mahkeme, Anayasa'nın 152. Ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesininbirinci fıkrasına göre Anayasa Mahkemesi'ne yolunca başvurmuştur. Gönderilenişin incelenmesi, Anayasa'nın 148. Ve 2949 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin 2.bendi uyarınca Anayasa Mahkemesi'nin görev ve yetkisi içine girmektedir. Bukonulardabir aykırılık söz konusu değildir.
B- Davacı, iptalle birlikte tescil istediğinden, bu durumuyla konuyerel mahkemenin görev ve yetkisi kapsamında bulunmakla 2949 sayılı Yasa'nın28. maddesi uyarınca bakılmakta olan bir dava vardır. Ayrıca, itiraz konusufıkra, karara esas alınacağından, mahkemenin elindeki davada uygulanacakkuraldır.
C- İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 2949 sayılı Yasa'nın 28.maddesinin birinci fıkrasının gerektirdiği biçimde 3402 sayılı yasa'nın geçici4. maddesinin iptalini istediği bölümünü açıkça belirtmemiş ve kendisiniAnayasaya aykırılık savını ciddî bulma kanısına götüren görüşünüaçıklamamıştır. Ancak, işin niteliği ve aşağıda belirtilecek durum karşısındabu eksiklik sorunu üzerinde durulmasına gerek görülmemiştir.
D- 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 4.maddesinin birinci tümcesindeki itiraz konusu kuralın iptaline yönelik istemi,Anayasa Mahkemesi, işin esasına girerek 2.6.1989 günlü, Esas:1988/36, Karar:1989/24 sayılı kararıyla reddetmiştir. Bukarar henüz yayımlanmamakla birlikteAnayasa Mahkemesi için bağlayıcıdır. Yerel mahkeme, red kararından öncebaşvuruda bulunduğundan aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığınakarar verilmelidir.
Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ve Mustafa ŞAHİN bu görüşekatılmamışlardır.
V- SONUÇ:
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun itiraz konusugeçici 4. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesine yönelik iptaliistemi, daha önce bu tümcedeki "...bu Kanunun yürürlüğe girmesinden öncekesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz." İbaresi AnayasaMahkemesi'nin 2.6.1989 günlü, Esas: 1988/36, Karar: 1989/24 sayılı kararıylaişin esasına girilerek reddedildiğinden Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanunu'nun 28. Maddelerininson fıkraları gereğince eksiklik sorunu üzerinde durulmaksızın aynı konuhakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Necdet DARICIOĞLU, YılmazALİEFENDİOĞLU ve Mustafa ŞAHİN'in "Eksiklik giderilerek işin esasınagirilmesi" yolundaki karşıoyları ve oyçokluğuyla,
5.9.1989 gününde karar verildi.
Başkan
Başkanvekili
Üye
Mahmut C. CUHRUK
Yekta Güngör ÖZDEN
Necdet DARICIOĞLU
Üye
Üye
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Muammer TURAN
Servet TÜZÜN
Üye
Üye
Üye
Mustafa ŞAHİN
İhsan PEKEL
Selçuk TÜZÜN
Üye
Üye
Ahmet N. SEZER
Erol CANSEL
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1989/18
Karar Sayısı : 1989/31
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddelerinin sonfıkraları; Anayasa Mahkemesi'nin işin esasına girerek verdiği red kararınınResmî Gazete'de yayımlanmasından sonra, on yıl geçmedikçe, aynı Yasa hükmününAnayasa'ya aykırılığı savıyla tekrar başvuruda bulunulamayacağını öngörmüştür.
İnceleme konusu itiraz başvurusu; on yıllık başvuru yasağıbaşlamadan, daha açık bir anlatımla, 2.6.1989 günlü, Esas: 1988/36 ve Karar:1989/24 sayılı "red" kararı Resmî Gazete'de yayımlanmadan, 1.6.1989günlü, 1989/63 sayılı ara kararına dayanılarak yapıldığına göre, Anayasa'nın152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddelerinin son fıkraları kapsamına giren birdurumdan söz edilmemesi gerekir.
İşin esasına girilerek verilen red kararının Resmî Gazete'deyayımlanmasından itibaren on yıl sürecek olan başvuru yasağının amacı; bu süreiçinde, aynı Yasa hükmünün Anayasa'ya aykırılığı savıyla sürekli olarakyapılacak başvuruları önlemek, başvuru hakkının kötüye kullanılmasınıengellemek, söz konusu hükümlerin, zamanla oluşacak değerlendirme ve içtihaddeğişikliklerinedeniyle Anayasa'ya aykırı hale gelebileceği de düşünülerek, onyıllık yasak süresi geçtikten sonra tekrar başvuruda bulunulmasına olanaktanımak, böylece, uygulamada istikrarı sağlamaktır.
Başvuru yasağının başlangıcını, red kararının Resmî Gazete'deyayımlandığı tarihten önceye almak suretiyle, on yıllık başvuru yasağı süresiniuzatma sonucunu doğuracak bir uygulamaya Anayasa ve 2949 sayılı Yasa hükümlerikesinlikle cevaz vermemektedir.
Bu durum karşısında, davacı vekili tarafından 21.6.1987 günlü,3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 4. Maddesinin birinci fıkrasının birincitümcesine yöneltilen Anayasa'ya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varanİznik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, tarafların bu konudaki sav ve savunmalarınıve kendisini bu kanıya götüren görüşünü açıklayan ve Geçici 4. Maddenin hangihükmünün iptalinin istendiğini açıkça belirleyen kararını Anayasa Mahkemesi'negöndermemesi, 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarıuyarınca eksiklik sayılarak, başvuru evrakınıngeri çevrilmesi ve eksikliğintamamlanmasından sonra işin esasının incelenmesi yoluna gidilmesi zorunlusayılmalıdır.
5.9.1989 günlü, Esas: 1989/18 ve Karar: 1989/31 sayılı Karar'a bunedenlerle katılmamaktayız.
Üye
Üye
Üye
Necdet DARICIOĞLU
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Mustafa ŞAHİN