ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1989/29
Karar Sayısı: 1990/19
Karar Günü: 10.7.1990
R.G. Tarih-Sayı :28.07.1993-21651
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Elazığ 3. Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 3.11.1988 günlü, 3493 sayılı "6831 sayılıOrman Kanununda, 1475 sayılı İş Kanununda, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununda ve 2926 sayılı Tarımda Kredi Adına ve Hesabına Çalışanlar SosyalSigortalar Kanununda Değişiklikler Yapılmasına ve Bu Kanunlardaki BazıCezaların İdarî Cezaya Dönüştürülmesine Dair Kanun"un 26. maddesininAnayasa'nın141., 154. ve 155. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY :
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürü'nce, yürütülendenetimde fuel-oil tankları yanında, ârıza durumunda sıvının tümünü alabilecekbüyüklükte kuyu ve drenaj yapılmadığının saptanması nedeniyle 1475 sayılı İşYasası'nın 74. maddesine göre çıkarılan Tüzüğe aykırı davrandığı savıyla aynıYasa'nın 101. maddesi uyarınca 5.900.000.- TL. idarî para cezasına çarptırılanişveren vekilinin kendilerine 14.6.1989 da tebliğ edilensöz konusu cezanınkaldırılması için 20.6.1989 gününde itirazda bulunduğu yerel mahkeme, uygulamakdurumunda olduğu 1475 sayılı Yasa'nın 108. maddesini değiştiren 3493 sayılıYasa'nın 26. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısıyla iptali istemiyledoğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ :
A. İPTALİ İSTENEN YASA KURALI :
Resmi Gazete'nin 11.11.1988 günlü, 19986. sayısında yayımlanan3493 sayılı Yasa'nın iptali istenen 26. maddesi şöyledir:
"MADDE 26.- 1475 sayılı İş Kanununun 108 inci maddesiaşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 108.- Bu Kanunda öngörülen idarî nitelikteki para cezalarıgerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı BölgeMüdürünce verilir. 98 inci maddenin (D) bendindeki ceza hükümlerini uygulamayamahallin sulh ceza mahkemeleri, 105 inci maddesinde yer alan eylemlerden dolayıaçılan davalarda ise asliye ceza mahkemeleri yetkilidir. Bu davalar acelemevaddandır.
İdarî nitelikteki para cezaları ilgililere usulüne göre tebliğedilir. Bu para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içindeyetkili sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilenkararlar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde incelemeyapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna göre verilen idarî paracezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinegöre mahalli mal memurluğunca tahsil olunur."
B. DAYANILAN ANAYASA KURALLARI :
İtiraz yoluna başvuran yerel mahkemenin aykırılık savına dayanakgösterdiği Anayasa kuralları da şunlardır:
1. "MADDE 141.- Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkınveya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.
Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması,yargının görevidir."
2. "MADDE 154.- Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen vekanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin soninceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derecemahkemesi olarak bakar.
Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim veCumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri ve dairebaşkanları kendi üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısınınsalt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler; süresi bitenler yenidenseçilebilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili,Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşeraday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler. Süresibitenler yeniden seçilebilirler.
Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, dairebaşkanları ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilininnitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatıesaslarına göre kanunla düzenlenir."
3. "MADDE 155.- Danıştay, idarî mahkemelerce verilen vekanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin soninceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derecemahkemesi olarak bakar.
Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kuruluncagönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncelerini bildirmek, tüzüktasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek, idarîuyuşmazlıkları çözümlemek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmaklagörevlidir.
Danıştay üyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idarî yargı hâkim vesavcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasındanCumhurbaşkanı; tarafından seçilir.
Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları,kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının saltçoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yenidenseçilebilirler.
Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri,daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargınınözelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına görekanunla düzenlenir."
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Mahmut C.CUHRUK, Yekta Güngör ÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI,Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve ErolCANSEL'in katılmalarıyla 3.11.1989 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dahaönce 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 28. maddesi uyarınca işingeri çevrilmesine neden olan eksikliğingiderildiği saptanarak işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenen yasa kuralıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri veöbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- Sınırlama Sorunu :
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddeleri, itiraz yolunu, bakılmaktaolan davada uygulanacak yasa hükümlerine
açık tutmakta, uygulama olanağı bulunmayan hükümleri itirazyoluyla Anayasa'ya uygunluk denetiminin dışında bırakmaktadır.
3.11.1988 günlü; 3493 sayılı Yasa'nın 26. Maddesiyle değiştirilen1475 sayılı İş Yasası'nın itiraz konusu 108. maddesinin birinci fıkrasında, buyasada öngörülen idarî nitelikteki cezaları verecek yönetim organı yanında cezakurallarını uygulayacak ve ceza davalarına bakacak yargı yerleriyle budavaların ivedi işlerden olduğu belirtilmektedir. İkinci fıkrasında ise;"İdarî nitelikteki para cezaları ilgililere usulüne göre tebliğ edilir.İtiraz uyarınca verilen kararlar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerdeevrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. BuKanuna göreverilen idarî para cezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili UsulüHakkında Kanun hükümlerine göre mahallin mal memurluğunda tahsil olunur."hükmü yer almaktadır.
3.3.1989 günlü itiraz dilekçesinde, Elâzığ Bölge Müdürlüğü'nceverilen cezanın iptali istendiğinden anılan maddenin birinci fıkrası ile ikincifıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü tümceleri dışında kalan tümcelerinde yeralan ve cezanın idarî mercilerce verilmesi ve yerine getirilmesi yöntem veesaslarını düzenleyen kurallarınbakılmakta olan davada, uygulama olanağıbulunmamaktadır. Bu hususlar gözönünde tutulduğunda, 3493 sayılı Yasa'nın 26.maddesiyle değiştirilen 1475 sayılı İş Yasası'nın 108. maddesinin tümüneyönelik itirazla ilgili esas incelemenin, bu maddenin ikinci fıkrasının"Bu para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkilisulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlarkesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılaraken kısa sürede sonuçlandırılır." içerikli ikinci, üçüncü ve dördüncütümceleriyle sınırlı olarak yapılması gerekir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu :
İtiraz yoluna başvuran yerel mahkemenin gerekçeli kararında, sözkonusu 3493 sayılı Yasa'nın 26. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı yönünden, özetolarak; itirazın konusu olan idarî nitelikte para cezası olduğuna göre bucezanın yerinde olup olmadığına ilişkin itirazın Anayasa'nın kabul ettiği yargıayrılığı sistemi gözetildiğinde, inceleme görev ve yetkisinin idarî yargımercilerineait olması gerektiği, bu yeni düzenlemeyle idarî niteliktekiişlemlere karşı açılacak davalara bakmak görev ve yetkisinin adlî yargı içindeyer alan sulh ceza mahkemesine verildiği ileri sürülmüş ve Anayasa'nın 154. ve155. Maddelerine dayanılmıştır.
Öteyandan bu düzenleme ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasınınve verilecek kararın da kesin olmasının öngörülmesi nedeniyle Anayasa'nın 141.maddesinde yer alan duruşmaların herkese açık olarak yapılacağı ilkesi ileyüksek mahkemelere başvuru olanağınınortadan kaldırıldığı öne sürülmüştür.
3.11.1988 günlü, 3493 sayılı Yasa'nın 26. Maddesiyle değiştirilen1475 sayılı İş Yasası'nın 108. maddesinin incelenen ikinci tümcesinde, BölgeMüdürlüğünce idarî nitelikte verilen para cezalarına karşı 7 gün içinde yetkilisulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceğine ilişkin kural yer aldığına göre,Anayasa'ya uygunluk denetiminin odak noktasını, bu tür para cezalarına karşıyapılacak itirazların sulh ceza mahkemelerinde incelenerek sonuca bağlanmasınınAnayasa'ya aykırı olup olmadığı oluşturmaktadır.
1- İdarî nitelikteki para cezalarına karşı yapılan itirazlarınsulh ceza mahkemelerinde incelenmesinin Anayasa karşısında durumu :
İnceleme konusu maddenin ikinci fıkrasının üçüncü tümcesinde,itiraz üzerine verilen kararların kesin olacağı hükmü yer almaktadır. Yasagerekçesinde açıklandığı gibi mahkemelerin işini azaltmak için diğer ülkelerdebaşvurulan bir önlem olan ve "idarenin ceza belirlemesi" olarak tanımlanabilecek"ceza kararnamesi" kurumu, 3493 sayılı Yasa'yla düzenlenmiştir.Toplumlar geliştikçe ve nüfus arttıkça yaptırım uygulanacak eylemler deartacağından yeni düzenlemelere aykırılıkları önlemek için kimi durumlardauyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla yeni yargısal yöntemlerin öngörülmesidoğaldır. Bu yaptırımlar değişik yönetim organlarının denetiminden geçse de,karar veren idarî makamlar bağımsız olmadıklarından, cezalandırılan kimsecezasını uygun bulmazsa uyuşmazlığı yargı yerine götürebilmelidir. Bu maddeninikinci fıkrasının ikinci tümcesinde öngörüldüğügibi, idarece verilecek idarîpara cezalarına konu olan uyuşmazlıkların, bir kanun yolu olan itirazla yargıyerleri önüne götürülebilme olanağı, gerek toplum ve gerekse taraflar içingüvence sağlamaktadır. Böylece maddî ceza hukukuna ilişkin olan uyuşmazlığınyargı yerlerince çözümlenmesi sonunda verilecek kararlar, gerek bireyleringerekse toplumun adalet duygularını daha doyurucu düzeyde karşılayacaktır.
İtiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada, ElâzığBölge Müdürlüğü'nce 1475 sayılı İş Yasası'nın 30., 35., 58 ve 71. maddelerineaykırı eyleminden dolayı aynı Yasa'nın 99. ve 107. maddeleri uyarınca ilgilihakkında verilen toplam 5.900.000.-TL idarî para cezasına ilişkin uyuşmazlıkincelenip çözüme bağlanacaktır. Bu incelemede tüm ceza yargılama kararlarındaolduğu gibi önce eylemin suçlanan tarafından işlenip işlenmediği iş bu hukukkuralları karşısındaki durumu saptanarak yaptırım gerektirip gerektirmediğiaraştırılacaktır. Bu durumda, uyuşmazlık konusu eylemin, idarî yargıdaincelenip çözümebağlanacak idarî bir işlem ya da karar olsa da, söz konusuYasa'nın değişik 108. Maddesi ikinci fıkrasının ikinci tümcesi ile bu türuyuşmazlıkların adlî yargı yerinde çözümleneceğine ilişkin düzenlemenin,Anayasa'nın yargı ile ilgili genel ilkelerine vedolayısıyla 154. ve 155.maddelerine aykırı bir yönü yoktur.
Bu görüşe Necdet DARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, YılmazALİEFENDİOĞLU, Selçuk TÜZÜN ve Yavuz NAZAROĞLU katılmamışlardır.
2- İtiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu ve itirazın,zorunluluk duyulmayan durumlarda evrak üzerinde inceleme yapılaraksonuçlandırılmasının Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
Bir yargı yerinin verdiği kararda aykırılık olduğu savı ile ortayaçıkan uyuşmazlığın çözümlenmek üzere yargı önüne getirilmesi "kanunyolu"na başvurmadır. Ancak, uyuşmazlık çok kez açık ve belirginolmadığından "Kanun yolu" müessesesi, öğretide genellikle dava olarakkabul edilmemektedir. Yargı yerlerinin verdikleri kararlarda, gerek yanılma,gerekse normları değişik biçimde yorumlama sonucu olarak doğan ve olağansayılması gereken yasaya ve hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlamakamacıyla bazı yöntemlerin konulması yoluna gidilmiştir. Kanun yolu,aykırılıkları
gidermek ve uygun karar verilmesini sağlamak bakımından taraflariçin olduğu kadar toplum için de büyük bir güvencedir. Ancak kanun yolununyargılamayı uzattığı da bir gerçektir. Yargılamanın olabildiğince hızlısonuçlanması ve suçluların bir an önce cezalandırılması gerektiğinden herkarara karşı değil, fakat önemli kararlara karşı kanun yoluna gidilmesi gereğibenimsenmiştir. "Hiçbir hatâ olmasın" düşüncesinden kalkılarak,"Hepsini yeniden inceleyelim, aykırılık varsa giderelim" denildiğitakdirde, bu çok iyi amaçlı uğraşı, kanun yolu kurumunu işlemez duruma getirir.
Anayasa'nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesi 141. ve 154.maddeleriyle birlikte incelenip değerlendirildiğinde, Yasakoyucunun, yargıyerlerince verilen kararların veya hükümlerin Anayasa'ya, kanuna ve hukukauygunluğunu güvenlik altına almak üzere, değişik kanun yollarına gidebilmeolanağını sağlaması, Anayasa'nın sözü edilen maddelerdeki ilkelere aykırı birdurum yaratmaz. Aksine, böyle düzenlemenin, hâkimleri ve mahkemeleriAnayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun karar veya hüküm vermekle ödevli kılanAnayasa'nın138/1. maddesinde yer alan kuralın gerçekten uygulanması amacınıgüden bir önlem niteliğinde değerlendirilebilir. Ancak Anayasa'nın 141.maddesinin son fıkrasındaki "Davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılması yargının görevidir." biçimindeki hüküm gözönündetutulup Anayasa'nın 36/1. maddesinde yer alan "Herkes, meşrû vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma hakkına sahiptir." kuralı değerlendirildiğinde,uyuşmazlıkları inceleyip karara bağlamakla yetkili ve görevli olan yargıyerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangilerininkesin olduğunu belli etmenin, uyuşmazlıkların nitelikleri gözetilerek veAnayasa'daki yargı ile ilgili temel ilkelere vegüvence kurallarına aykırıbulunmamak koşulu ile Yasakoyucunun takdirine bırakılmış olduğunun kabûlügerekir.
Olayda, "itiraz"ı incelemekle görevli ve yetkili yargıyerince verilmiş bulunan kararın kesin olduğunu saptayan itiraz konusu kuraldada anılan temel ilkeler ve güvence kuralları ile bağdaşmayan bir yönbulunmamaktadır.
3- İtiraz konusu maddenin ikinci fıkrası dördüncü tümcesindeki"İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak enkısa sürede sonuçlandırılır." içerikli yargılama usûl ve esasına ilişkinkuralın, Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu:
Yargılamasının amacı, gerçeğin araştırılarak uygulanacak yaptırımkonusunda doğan uyuşmazlığın, yargısal bir kararla çözümlenmesidir. Anayasa'nın141. maddesinde belirtildiği gibi, son soruşturmada genel ilke duruşmalarınsözlü, açık ve yüze karşı yapılmasıdır. Nüfus ve suçlarda artış nedeniyle diğerülkelerde olduğu gibi, ceza yargılamasının duruşmalı olarak yapılmasıilkesinden nitelikleri yönüyle kimi basit sayılabilecek suçlarda bu yöntemdenvazgeçilerek, evrak üzerinde incelemeyle sonuca varılması ilkesi kabuledilmiştir. Ancak, ceza yargılamasında önemli olan yargılama mercileri yönündengerçeği araştırma olanağı ortadan kaldırılmamalıdır. Bu düzenlemede, yukarıdakiilke gözününde tutularak incelemenin evrak üzerinde yapılmasının yargımerciinin takdirine bırakılarak, uyuşmazlığın niteliği bakımından gerçeğinsaptanması için ceza yargılamasının duruşmalı olarak ve gerektiğinde, sözlü,açık, yüze karşı yargılama ilkeleri uygulanabileceğine göre, Anayasa'nın 141.maddesinin son fıkrasında yer alan davaların en az giderle ve olabildiğincehızlı biçimde sonuçlandırılması gereği yerine getirilmiş olmaktadır. O haldeAnayasa'nın 141. maddesine de aykırılıktan söz edilemez.
V- SONUÇ :
3.11.1988 günlü, 3493 sayılı Yasa'nın 26. Maddesiyle değiştirilen1475 sayılı İş Yasası'nın 108. maddesinin;
A- Tümüne yönelik itirazın, bu maddenin ikinci fıkrasının "Bupara cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili sulh cezamahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. İtiraz,zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa süredesonuçlandırılır." içerikli ikinci, üçüncü ve dördüncü tümceleriyle sınırlıolarak incelenmesine, oybirliğiyle,
B- Sınırlama kararı uyarınca incelenen:
1- "Bu para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 güniçinde yetkili sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir." Hükmünü taşıyanikinci tümcenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, NecdetDARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Selçuk TÜZÜN ve YavuzNAZAROĞLU'nun karşıoyları ve oyçokluğuyla,
2- İkinci fıkranın daha sonraki "İtiraz üzerine verilenkararlar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde incelemeyapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır." içerikli üçüncü ve dördüncütümcelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve bu tümcelere yönelik itirazınREDDİNE, oybirliğiyle,
10.7.1990 gününde karar verildi.
Başkan
Necdet DARICIOĞLU
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı: 1989/29
Karar Sayısı: 1990/19
1475 sayılı İş Kanunu'nun 3.11.1988 günlü, 3493 sayılı Yasayladeğiştirilen 108. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve idarî niteliktekipara cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yetkili sulhceza mahkemesine itiraz edilebileceğini öngören kural; Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu'nun 297-304. maddeleriyle düzenlenen "itiraz" yolundan farklı,kendine özgü niteliklere sahip değişik bir başvuru yöntemini içermektedir.
İnceleme konusu kuralın, gerekçesi belirtilmek suretiyle"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce" verilen veidarî bir işlem karakterini taşıdığında kuşku bulunmayan "idarînitelikteki para cezaları"na ilişkin cezalandırma işlemlerinin yargısaldenetiminde adlî yargı kapsamındaki sulh ceza mahkemelerini görevlendirdiğigörülmektedir.
İdarenin hukuka bağlılığı ilkesini işlerliğe kavuşturmak amacıylaidarî eylem ve işlemlerin bağımsız yargı organlarınca denetlenmesi yolununaçılması yanında idarî yargı kuruluşlarının oluşturulması olanağının dasağlanması, böylece, TC. Anayasası'nın 125., 140. ve 155. maddeleriyle AnayasaKoyucu'nun "yargı ayrılığı" ilkesini açıkça benimsemiş bulunması;idarî yargı alanına giren bir uyuşmazlığın adlî yargı yerlerinde çözümlenmesinikesinlikle engellemektedir.
Bu durum karşısında, yasama organının idare hukuku alanına girenbir eylem ya da işlemle ilgili hukuka uygunluk denetiminingerçekleştirilmesinde adlî yargı yolunu seçme ve bu doğrultuda düzenleme yapmahakkına sahip olduğu düşünülemez. Aksi halde, hiç kimsenin, kanunen tabi olduğumahkemedenbaşka bir merci önüne çıkarılamayacağını hükme bağlayan Anayasa'nın37. Maddesinin birinci fıkrası buyruğuna da uyulmamış olacaktır.
Anayasa Mahkemesi'nin benzer konulara ilişkin 22.12.1988 günlü,1988/5-55 sayılı kararıyla 28.2.1989 günlü, Esas: 1988/32, Karar: 1989/10sayılı kararı ve daha önceki 25.3.1975 günlü, Esas: 1974/42, Karar: 1975/62sayılı ve 25.5.1976 günlü, 1976/1-28 sayılı kararları yukarıda özetlebelirlenen görüşleri istikrarlı biçimde benimseyen somut örneklerdir.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 3493 sayılı Yasayla değişik 108.maddesinin ikinci fıkrasının "doğal hâkim" ve "yargıayrılığı" ilkeleriyle bağdaşmayan itiraz konusu ikinci cümlesi hükmünüAnayasa'ya aykırı görmeyen çoğunluk kararına bu nedenlerle katılmamaktayım.
Başkan
Necdet DARICIOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı: 1989/29
Karar Sayısı: 1990/19
Başkan Necdet DARICIOĞLU'nun karşıoy yazısında açıkladığıgerekçeleri, zaman ve yer almamak için, karşıoyumun gerekçesi olarakyinelediğimi belirtmekle yetiniyorum.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı: 1989/29
Karar Sayısı: 1990/19
İtiraz yoluyla incelenen bu işte, 10.7.1990 günlü, E: 1989/28, K:1990/18 sayılı Anayasa Mahkemesi'nin kararındaki karşıoy gerekçemle, verilenkararın belirttiğim yönüne karşıyım.
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı: 1989/29
Karar Sayısı: 1990/19
3.11.1988 günlü, 3493 sayılı Yasa'nın 26. Maddesiyle değiştirilen1475 sayılı İş Yasası'nın 108. maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen"Bu para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkiliSulh Ceza Mahkemesi'ne itiraz edilebilir." hükmünü taşıyan ikinci tümceninEsas: 1989/28, Karar: 1990/18 sayılı kararda yollamada bulunduğum karşıoydaaçıklanan nedenlerle Anayasa'ya aykırı olduğu, iptaline karar verilmesi gerektiğikanısında olduğumdan, Sayın çoğunluğun bu konudaki itirazın reddine dairgörüşüne katılmıyorum.
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı: 1989/29
Karar Sayısı: 1990/19
3.11.1988 günlü, 3493 sayılı Yasa'nın 26. Maddesiyle değiştirilen 1475sayılı İş Yasası'nın 108. maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenen"Bu para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkiliSulh Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir." hükmünü taşıyan ikincitümcesininEsas: 1989/28, Karar: 1990/18 sayılı kararda belirttiğim aynınedenlerle Anayasa'ya aykırı olduğu, iptaline karar verilmesi gerektiğikanısında olduğumdan sayın çoğunluğun bu konudaki itirazın reddine dairgörüşüne katılmıyorum.
Üye
Selçuk TÜZÜN