ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1989/35
Karar Sayısı:1990/22
Karar Günü: 19.7.1990
R.G. Tarih-Sayı :21.03.1991-20821
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 11.3.1986 günlü, 3267 sayılı Yasa'nın 1. maddesiile değişik 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesininbirinci fıkrasında yeralan"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20yıllarını; diğer...."ibaresinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY :
Başvuruda bulunan müebbet hapis cezası hükümlüsü, Çanakkale"E"TipiKapalı Cezaevinde cezasını çekmekte iken Çanakkale Cumhuriyet Savcılığınaverdiği 20.9.1989 günlü dilekçede; 647 sayılı Cezaların İnfazı HakkındaKanun'un 19. maddesinin 3267 sayılı Yasa'yla değiştirildiğini, değişikliktenönce müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olanlar ile içtima sonucu 36 yıl ağırhapis cezasına mahkûm edilenlerin, iyi hal durumunda 24 yılın bitmesi ileşartla salıverildiklerini, 3267 sayılı Yasa'nın getirdiği değişiklik ile 36 yılağır hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlardan cezalarının yarısını çekenlerinşartla salıverildiklerini, müebbet ağır hapis cezasına hüküm giyenlerin isecezalarının 20 yıllarını çekmeleri kaydıyla bu haktan yararlandırıldıklarını,bu suretle önceden varolan eşitliğin ortadan kalktığım ileri sürerek durumundüzeltilmesini istemiştir.
Cumhuriyet Savcılığı, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne, 20.9. 1989tarihinde yaptığı başvuruda, dilekçe sahibi hükümlünün durumunun infaz yönündenduraksamaya sebep olduğunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesigereğince bir karar verilmesi düşüncesini açıklamıştır.
Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi, 13.10.1989 günlü, Esas: 1989/ 395Mut. sayılı kararında; Cumhuriyet Savcılığı'nın düşüncesine uyarak, CezaMuhakemeleri Usulü Yasası'nın 402. maddesine göre açılan davaların cezanıninfazına ilişkin uyuşmazlıklar olduğunu, bunların tâli ceza. davası ve infazdavası olarak Anayasa'nın 152. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Yasa'nın 28. maddesinin öngördüğü anlamda bir dava niteliğitaşıdığını kabul etmiş ve Cezaların İnfazı Hakkında Yasa'nın 19. maddesinde3267 sayılı Yasa'nın öngördüğü değişikliğin Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerindeki hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiylesözü edilen maddedeki"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20yıllarını; diğer. . ." ibaresinin iptalini istemiştir.
III-YASA METİNLERİ:
A. İptali İstenen Yasa Kuralı:
11.3.1986 günlü,3267 sayılı Yasa ile değişik 647 sayılı Yasa'nıniptali istenen ibaresinin de içinde yer aldığı 19. maddesinin birinci fıkrasımetni aşağıdakigibidir:
"Madde 19.- Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ölümcezalarının yerine getirilmemesine karar verilenler 30 yıllarını; müebbet ağırhapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsî hürriyeti bağlayıcıcezalara mahkûm edilmiş olanlar hükümlülük süresinin1/2'ni;çekmiş olup daTüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleriolmasa dahi şartla salıverilirler."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
Mahkemenin itiraz gerekçesinde dayanılan Anayasa kurallarışunlardır:
1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik,lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV-İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta GüngörÖZDEN, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI,Servet TÜZÜN, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve ErolCANSEL'in katılmaları ile 12.12.1989 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine,Yekta Güngör ÖZDEN ve Necdet DARICIOĞLU'nun karşıoyları ve oyçokluğu ile kararverilmiştir.
V-ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen yasa kuralı, itiraza dayanak yapılan Anayasakuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Yasal Durumun Açıklanması:
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinin 3267sayılı Yasa ile değişik 19. maddesinin birinci fıkrasında yer alan"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer..." biçimindekiitirazkonusu ibarenin ne anlama geldiğini açıklayabilmek için, 647 sayılı Yasa'nınkonuyla ilgili kurallarının hukukî gelişimini gözden geçirmek, müebbet ağırhapis cezası ile şartla salıvermenin özelliklerini ortaya koymakgereklidir.
Çağdaş ceza hukukunda, ceza sistemini tamamlayan bir ceza infazkurumu olan şartla salıverilme (meşruten tahliye) 1926 yılında, 765 sayılı TürkCeza Kanunu ile hukukumuza girmiştir. Şartla salıverilme öğretide, mahkûmedildiği hürriyeti bağlayıcı cezalardan, yasanın gösterdiğibirkısmınıiyihal ileve kurallara tam uyarak geçirmiş bulunan mahkûmun, konulmuş olan şartlara herbakımdan uymaması durumunda geri alınması koşuluyla mahkumiyet süresinitamamıyla bitirmeden merciince alınacak bir kararla salıverilmesi olaraktanımlanmaktadır.
Şartla salıverme kurumunun ortaya çıkışında, suçlunun, hâkiminkabul ettiğinden 'daha kısa sürede uslanabileceği ve bu durumdaki mahkûmlarınceza infaz kurumlarında daha fazla kalmasının gereksizliği düşüncesi öndegelmektedir. Ayrıca şartla salıverilme, cezaevine giren mahkûmu iyi durumaözendirmekte,cezaevlerinde düzenin kurulmasında yardımcı olmakta, iyi durumda olanlarıödüllendirmekte, özgürlük özlemini artırmakta ve eski mahkûmların özgür birvatandaş olarak topluma katılmalarını kolaylaştırmaktadır. Bu nitelikieriyle şartlasalıverilme, çağdaş ceza hukukunun ve ceza infaz sisteminin temel birkurumudur.
Türk Ceza Yasası'nın 16. ve 17. maddelerinde düzenlenen şartlasalıverilme, daha sonra 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 19.maddesinde yer almıştır. Sözü edilen madde 1712, 2638, 3267 ve 3653 sayılıyasalarla değiştirilmiş olup sistem 2148 sayılı Yasa'nın ek 2. maddesine ve 647sayılı Yasa'nın geçici maddelerine göre uygulanmaktadır.
647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun'un getirdiği enönemli yenilik yaşam boyu ağır hapis cezası ile cezalandırılanların da şartlasalıverilme olanağından yararlandırılmalarıdır. 3267 sayılı Yasa'dan öncesinegöre yaşam boyu ağır hapis cezası hükümlülerin şartla salıverilmeleri içinçekilmesi gerekli ceza, 24 yıl olarak belirlenmiştir. Türk Ceza Yasası'nın otarihteyürürlükteolan 13. maddesi gözönünde tutulduğunda, müebbet ağır hapis cezasının 36 yılüzerinden hesaplanarak bunun üçte ikisi olan 24 yıllık sürenin kabul edilmesi,diğer hürriyeti bağlayıcı cezalar için konulan cezaevinde iyi halle geçirileceksüreler yönünden kendiliğinden bir koşutluk meydana getirmiştir. Ancak11.3.1986günlü,3267 sayılı Yasa'yla 647 sayılı Yasa'nın itiraz konusu 19. maddesinin birincifıkrası değiştirilmiş ve şartla salıverilme için ceza infaz kurumundageçirilmesi gereken2/3lük hükümlülük süresi 1/2 olarak değiştirilmiş, bu aradamüebbet ağır hapis cezalarıiçindeğişiklikten önce infazıgereken 24yıllıksüre20yıla indiril-: mistir. Böylece süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarda ve müebbethapiste şartla salıverilmeden yararlanabilmek için çekilmesi gereken hükümlülüksüresi indirilerekyeniden düzenlenmiştir. Ancak 3267 sayılı Yasa'yla yapılan buyeni düzenleme ile daha önce müebbet ağır hapis cezası ile ağır hapis cezasıarasında şartla salıverilmede uygulanacakindirim sonucu kalan ceza süresindekieşitlikten uzaklaşılmıştır.
B. Yasa Kuralının Anayasaya Aykırılığı Sorunu:
1- Anayasa'nın 17. ve 38. Maddeleri Yönünden İnceleme:
İtiraz yoluna başvuran mahkeme kararında; Türk Ceza Yasası'nın 13.maddesinin son fıkrasına göre müebbet ağır hapis cezasının 36 yıl olduğunu, 647sayılı Yasa'nın 19. maddesinin 3267 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önce,müebbet ağır hapis cezasıile36 yıl ağır hapis cezasına hüküm giyenlerinşartlasalıverilmeden yararlandırılmada eşittutulduklarını ve 24 yılı iyi hallegeçirdiklerinde şartla tahliye edildiklerini, 3267 sayılı Yasa'yla bu eşitliğinbozulduğunu, 36 yıl ağır hapse hüküm giyenlerin 18 yıllarım iyi hallegeçirdiklerinde şartla tahliye olunmalarına karşın, ağır hapis cezasına hükümgiyenlerin ancak 20 yıllarını çektikten sonra bu olanağa kavuşabileceklerinibunun da Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ve 10. maddesindeki eşitlikilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
20.11.1983 günlü, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesi; Anayasa Mahkeme-si'nin,Anayasa'ya aykırılık hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçeleredayanmak zorunda olmadığını ve istemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ilede Anayasa'ya aykırılık kararı verilebileceğini öngörmüştür.Bu hükme göre,Anayasa'ya uygunluk denetimi, Anayasa bütünüyle ele alınarak yapıldığından,inceleme, itiraz yoluna başvuran mahkemeninilerisürdüğü 2. ve 10. madde ilesınırlı tutulmamıştır.
Anayasa'nın 38. maddesinde, ceza hukuku alanında yapılacak yasaldüzenlemelerde Yasakoyucunun suç ve cezalara ilişkin uyması zorunlu temelilkeler belirlenmiştir. Bunlar, işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasanın suçsaymadığı bir eylemden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağı, kimseyesuçuişlediği zaman yasada suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemeyeceği, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik önlemlerinin ancak yasa ilekonulacağı, suçluluğu yargıç kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlusayılamayacağı, hiç kimsenin kendisini ve yasada gösterilen yakınlarınısuçlayan bir bildirimde bulunmaya veya bu yolda kanıt göstermeyezor-lanamayacağı, ceza sorumluluğunun kişisel olduğu ve genel zoralım cezasıverilemeyeceği gibi ilkelerdir. Ayrıca, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasında da kimsenin insan onuru ile bağdaşmayan bir cezaya ya da işlemebağlı tutulamayacağı öngörülmüştür.
Anayasa'da, bu sayılan kurallar dışında ayrıca buyurucu veyayasaklayıcıbirkural bulunmadığından, suçlar ve cezalar hakkında gerekli gördüğüönlemleri almak yasakoyucunun yetkisi içinde kalmaktadır. Anayasa, suç vecezaya ilişkin olarak belirlediği bu ilkeler dışında kalan, özellikle, netüreylemlerinsuç sayılacağı, suç sayılan eylemlere ne kadar ve ne tür ceza verileceği,nelerin cezayı ağırlaştıracağı veya hafifletici neden sayılacağı gibi konulardabirkuralkoymamış, bunların saptanmasını yukarıdaki ilkeler içinde Yasakoyucuyabırakmıştır. Şu halde Yasakoyucu, Anayasa'ya göre kendi yetki alanına giren bukonularda takdir hakkına sahiptir. Bu yetkiyi kullanırken Anayasa'nın 17. ve38. maddelerindeki ilkeleri, suçların ağırlık derecelerini ve yeniden suçişlenmesini önleme ve suçluyu ıslah amaçlarınıda gözetecektir.
Suçlar ve cezalar açısından konulan bu ilkelerin, ceza sisteminintamamlayıcı bölümünü oluşturan infaz hukukunda da geçerli olacağı, do-layısıile "şartla salıverilme" kurumunun şartlarının belirlenmesinde degözönünde tutulması gerekeceği kuşkusuzdur.
Yasakoyucu, şartla salıverilmenin koşullarını, örneğin, yararlanmasürelerini, kimi suçlardan mahkûmların bundan yararlanıpyararlanamıya-caklarını, ya da farklı biçimde yararlanabileceklerini, zamaniçerisinde toplumun gelişmesine göre, serbestçe takdir edilebilecektir.
Bu nedenlerle itiraz konusu hükmün Anayasa'nın 17. ve 38.maddelerinde belirtilen cezayailişkin anayasal ilkelere aykırılığıgörülmemiştir.
2- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme:
3267 sayılı Yasa'yla yapılan değişiklikten önce şartlı salıvermedemüebbet ağır hapis ve ağır hapis cezasında çekilen cezanın süresi yönündenmevcut olan paralellik anılan Yasa'yla değişmiş ve iyi halle geçirilecek süremüebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılanlar aleyhine artmıştır. Budeğişikliğin Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlikilkesineaykırı olup olmadığı,sorunun temelini oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin pekçok kararında da vurgulandığı gibi, yasaönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamınagelmez. Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik,mutlak anlamda bireşitlikolmayıp, haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak verenbir ilkedir. Gerçekten de, durum ve konumlardaki farklılık, hukukî statülerdekiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallar ve değişikuygulamaları gerekli kılar.Aynı durumda olanlariçinayrı düzenleme Anayasa'yaaykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, hukuksal eşitliktir.Ayrıhukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlikilkesineaykırılık sözkonusu olamaz.
Müebbet ağır hapis cezası ile muvakkat ağır hapis cezası, çeşitliyönleriyle birbirlerinden farklılıklar gösteren cezalardır. Bu iki tür ağırhapis cezası arasındaki başlıca farklar şunlardır:
a) Cezanın Niteliği veSüresi:
Türk Ceza Yasası'nın 11. maddesinde cürümler için öngörülencezalarağırlıklarına göre; l-İdam, 2-Ağır hapis, 3-Hapis, 4-Ağır para cezası,5- Kamu görevlerinden yasaklama olarak sıralanmıştır. Yasa'nın 13. maddesindeise ağır hapis cezası, müebbet ve muvakkat olarak ikiye ayrılmıştır. Bucezaların süreleri farklıdır. Müebbet ve muvakkat olarak ikiye ayrılmıştır. Bucezaların süreleri farklıdır. Müebbet ağır hapis cezası ile hükümlü, şartlasalıverilmeden yararlanamamış ise cezasını ömür boyu çekecektir. Buna karşılıkmuvakkat ağır hapis cezasının ne kadar olduğu verilen hükümde açıkça bellidir.Bu cezaya çarptırılan bir kilme belirli sürenin sonunda şartla salıverilmedenyararlanmasa bile cezasını tamamlar ve salıverilir.
b) Ceza Süresini Etkileyici Nedenler:
Her iki ceza türü arasında Ceza Yasası'nda yer alan cezayıarttırıcı genel ve özel nedenlerle farklılıklar vardır. Muvakkat cezalarıneksiltilip arttırılmasında belirli oranlar uygulanmasına karşın müebbet ağırhapis cezalarında ancak Yasa'nın öngördüğü ceza uygulanır.
Birden fazla müebbetağır hapis cezalarının içtimaında muvakkatcezaların aksine ölüm cezası uygulanır (Türk Ceza Yasası, Madde 70).
c) Ceza Mahkumiyetinin İlânı:
Ölüm ya da yaşamboyu özgürlüğü bağlayıcı cezaya kararverildiğinde, hüküm belli yerlerde ilân edilir. Diğer cezalarda böyle biryöntem yoktur (Türk Ceza Yasası, Madde 43).
d) Zaman Aşımı:
Müebbet ağır hapis cezası ile diğer hapis cezalarında davazamanaşımı ve ceza zamanaşımı yönünden konulan süreler değişiktir.
e) İnfaz:
Gerek 765 sayılı Türk Ceza Kanuııu'nda gerekse 647 sayılıCezaların İnfazı Hakkında Kanun'da, müebbet ağır hapis cezasında şartlasalıverilme için geçirilmesi gerekli olan iyi hal süreleri, diğer cezalardanfarklı biçimde belirlenmiştir.
Görülüyorki, ağır hapis cezası ile müebbet ağır hapis cezalan CezaYasasındahükme bağlanırken çeşitli yönleri ile farklı düzenlenmiş ve değişik hükümlerkonulmuştur. Esasen suç ve ceza ile ilgili hükümler toplumsal değer yargılarınagöre şekillenir. Müebbet ağır hapis cezası ile muvakkat ağır hapis cezasının tertibinigerektiren eylemlerdeki ayrılık doğal olarak bu cezaların yerine getirilmesindede farklılıklar yaratabilir. Bunun ölçülerini toplumsal gereksinimler vebilimsel çözümler gösterecektir. Cezainfaz yasasının dava konusu hükmünün bubakımdan Anayasa'nın 10.maddesine aykırı bir yönü yoktur.
Nitekim, bu konu Anayasa Mahkemesi'nin 13.3.1979 günlü, 1979/14sayılıkararında incelenerek şartla salıverilmede farklı uygulamaya yol açan itirazkonusu hükmün Anayasa'ya aykırı olamayacağı yorumu yapılmıştır. Bu kararınilgili bölümü aynen şöyledir:
"Şartla salıverilme koşullarında yapılacak genel birdüzenleme ile, müebbet ağır hapis cezasına mahkûm olanların şartlasalıverilmeden yararlanabilmeleri için çektirilmesi zorunlu ceza süresindeherhangi bir değişiklik yapılmaksızın, muvakkat özgürlüğü bağlayıcı cezalaraçarptı alanların şartla salıverilmelerinde çektirilmesi gerekli ceza süresi,örneğin, hükümlülük süresinin l/2'sine düşürülebilecektir. Bu doğrultudakiyasal düzenlemenin eşitlik ilkesine ters düşmeyeceğinde kuşku yoktur. Çünkü,böyle bir değişikliğe, uygulamadaki aksaklıkların giderileceği ve daha olumlusonuçlara ulaşılacağı varsayımı ile gidilecek, böylece yeni Yasanınyürürlükteki düzeni iyileştirme amacı, yapılan değişikliğin haklı nedenlerini oluşturacaktır..."
3- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme:
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikhukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti; insan haklarına saygılı vebu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzenikuran ve kendisini bu düzeni sürdürmekle yükümlü sayan, bütün davranışlarındahukuk kurallarına ve Anayasa'ya uyan, kazanılmış haklara saygılı, işlem veeylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Yasakoyucuntın, müebbet ağır hapis cezasının özelliklerinigözeterek,bu cezaya mahkûm edilenlerin düzelmeleri ve topluma yeniden uyumsağlayabilmeleriamacıyla cezaevinde geçirmeleri gereken süreyi toplum için daha iyiyi bulmanedeni ve arayışı içinde yeniden takdirinde Anayasanın 2. maddesine aykırılıkyoktur.
İtiraz bu nedenlerle reddedilmelidir.
VI- SONUÇ:
11.3.1986 günlü, 3267 sayılı Yasa'nın l. maddesiyle değişik13.7.1965 günlü, 647 sayılı "Cezaların İnfazı Hakkında Kanun"un 19.maddesinin birinci fıkrasındaki"...müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler20 yıllarını; diğer..." kuralının anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE
19.7.1990 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Necdet DARICIOĞLU
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Güven DİNÇER
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı: 1989/35
Karar Sayısı: 1990/22
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesi kapsamınagirendavalarda, ya mahkumiyet hükmünün yorumunda ya da belirlenen cezanın hesabındaduraksama yahut cezanın bir bölümünün ya da tümünün yerine getirilmesigerekmeyeceği yolunda bir sav söz konusudur.
Oysa hem hükümlünün, başvuru kararında özetlenen dilekçeleri,hemdeÇanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin yazıları bu anlamda biriçerik taşımamakta ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesininöngördüğü doğrultuda bir karar verilmesi istemini kapsamamaktadır.
Gerçekten dilekçelerde, İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı"l" Numaralı Askeri Mahkemesinin 25.7.1986 günlü, 1986/ 203 Mut.sayılı içtima kararının ve bu kararın dayanağını oluşturan mahkumiyetilâmlarının yorumunda veya tayin olunan cezaların hesabında duraksamayadüşüldüğünden söz edilmediğine yahut cezaların bir bölümünün ya da tümününyerine getirilmesi gerekmeyeceği savma yer verilmediğine göre, bu dilekçelerin,CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu'nun 402. maddesiyle mahkemeden istenmesiöngörülen karamı ve bu amaçla açılması gereken davanın yasal dayanağısayılmasına olanak yoktur.
Hükümlünün, müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler ile içtimaen 36yıl ağır hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar arasında şartla salıverilmeyönünden 647 sayılı Cezaların înfazı Hakkında Kanun'un 19. maddesinde öngörüleneşitliğin 3267 sayılı Yasayla müebbet ağır hapis hükümlüleri aleyhindebozulduğunu ifade eden dilekçelerini ve dayandığı gerekçeleri aynen benimseyenÇanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı da, sonuçta, 3267 sayılı Yasaylagerçekleştirilen düzenlemenin, müebbet ağır hapis hükümlüle-riyle içtimaen 36yıl ağır hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar arasında eşitsizliğe yolaçtığını, bu durumun Anayasaya aykırı olduğunu belirtmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve 16.1.1979 günlü, Esas:1978/71,Karar: 1979/5 sayılı kararla ilgili karşıoyun ayrıntılı gerekçesi karşısına,itiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin elinde Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılıkuruluş Yasasının 28. maddelerinde tanımlanan bir dava bulunmad-dığındanitirazın, öncelikle başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniylereddedilmesigerekmektedir.
12.12.1989 günü yapılan ilk -inceleme toplantısında, işin esasınınincelenmesi yönünden oyçokluğuyla verilen karara bu nedenlerle katılmamaktayız.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Necdet DARICIOĞLU