ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1990/12
Karar Sayısı: 1991/7
Karar Günü: 4.4.1991
R.G. Tarih-Sayı :13.08.1991-20959
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanvekili Hasan Fehmi GÜNEŞ.
İPTAL DAVASININ KONUSU: 22 Ocak 1990 günlü, 399 sayılı "Kamuİktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair KanunHükmünde Kararname" nin tüm maddelerinin Anayasa'nın 2-, 5., 7., 25., 26.,33., 49., 67., 68., 91. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
II- YASA METİNLERİ:
A. Her maddesinin iptali istenen 20 Ocak 1990 günlü, 399 sayılıKanun Hükmünde Kararname'nin tam metni şöyledir:
AMAÇ VE KAPSAM
Madde l' Bu Kanun Hükmünde Kararname, 233 sayılı Kanun HükmündeKararnameye tabi kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları personelininhizmete alınmalarını, görev ve yetkilerini, niteliklerimi, atanma, ilerleme,yükselme, hak ve yükümlülükleriyle diğer özlük haklarını düzenler.
TEMEL İLKELER
Madde 2- Bu Kanun Hükmünde Kararnameye tabi personelin hizmetşartlarına, statülerine, hak, yükümlülük ve sorumluluklarına ilişkin esas veusullerin belirlenmesinde;
a) İşin gerektirdiği nitelikleri haiz elemanların işe alınması veişin gereğine uygun olarak yetiştirilmesi,
b) Verimlilik ve kârlılık ilkelerine bağlı olarak maliyet bilinciiçinde çalıştırılması,
c) Çalıştığı kuruluşta göreve devamım özendirecek bir özlükhakları sisteminin gerçekleştirilmesi,
d) Yaratıcılığı, girişimciliği, başarı ve çabasının maddi vemanevi olarak değerlendirilmesinin teşviki,
İlkeleri göz önünde bulundurulur.
İSTİHDAM ŞEKİLLERİ Madde 3a. Teşebbüs ve bağlı ortaklıklardahizmetler memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle gördürülür.
b. Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekligörevleri genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul vedaire başkanları, müessese, bölge, fabrika, işletme veşube müdürleri, müfettişve müfettiş yardımcıları ile kadro unvanları ekli 1 sayılı cetvelde gösterilendiğer personel eliyle gördürülür ve bu kadrolara atanan personel atandıklarıkadrolarda sözleşmeli olarak da çalıştırılabilirler. Bunlar hakkında bu KanunHükmünde Kararnamede belirtilen hükümler dışında 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu hükümleri uygulanır.
Ekli 1 sayılı cetvelde gösterilen kadrolar dışında kalıp genelidare esaslarına göre yürütüldükleri teşebbüs veya bağlı ortaklık yönetimkurullarınca tespit edilecek diğer hizmetlere ait kadrolar Bakanlar KuruluKararı ile 1 sayılı cetvele dahil edilir.
c. (b) bendi dışında kalan sözleşmeli personel, teşebbüs ve bağlıortaklıkların genel idare esasları dışında yürüttükleri hizmetlerinde bu KanunHükmünde Kararnamede belirtilen hukuki esaslar çerçevesinde akdedilecek birsözleşme ile çalıştırılan ve işçi statüsünde olmayan personeldir. (Bunlar buKanun Hükmünde Kararnamede sözleşmeli personel olarak geçecektir.) Sözleşmeli personelişin niteliğine göreyılın veya günün belirli sürelerini kapsamak üzere kısmizamanlı da istihdam edilebilir.
d. Memurlar ve sözleşmeli personel toplu iş sözleşmeleri kapsamınaalınamaz ve bunlara toplu iş sözleşmeleriyle veya toplu iş sözleşmeleri emsalalınarak hiçbir ayni ve nakdi menfaat sağlanamaz.
e. işçiler bu Kanım Hükmünde Kararnameye tabi değildir.
PERSONEL İHTİYACI
Madde 4- Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda 657 sayılı DevletMemurları Kanununa tabi olarak istihdam edilecek personelin kadro, unvan dereceve sayılan ekli 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir. Sözleşmeli statüde istihdamedilecek personele ait pozisyonların unvan ve sayılan Bakanlar Kurulu Karan iletespit edilir. Yeni kadro ve pozisyonların ihdası ile ihdas edilmiş kadro vepozisyonların iptal ve değişiklikleri Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılır.
ATAMA
Madde 5- Teşebbüs genel müdürü ve genel müdür yardımcısıkadrolarına ilgili Bakanın teklifi üzerine ortak kararla atama yapılır. Bukadrolara atanacaklar hakkında yüksek öğrenimi bitirmeleri ve görevleriniyerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahip olmaları kaydıyla 657 sayılıDevlet Memurları Kanununun istisnai memuriyete dair hükümleri uygulanır, 1sayılı cetvelde yer alan diğer kadrolara yönetim kurulu kararı ile atamayapılır. Yönetim kurulları bu yetkilerini sınırlarını açıkça belirlemekkaydıyla devredebilirler.
Birinci fıkra uyarınca yapılacak atamalarda teşebbüs ve bağlıortaklıklarda sözleşmeli veya kapsam dışı statüde geçen hizmetler memurstatüsünde geçmiş gibi değerlendirilir.
İŞE ALMA
Madde 6- Sözleşmeli personel yönetim kurulu kararı ile işe alınır.Yönetim kurulları bu yetkilerini, sınırlarını göstermek suretiyledevredebilirler. Sözleşmeli personel ile akdedilecek sözleşmeler DevletPersonel Başkanlığınca hazırlanacak yönetmelikle tespit edilecektip sözleşmeçerçevesinde ve takvim yılı itibariyle yıllık olarak düzenlenir.
İlk defa açıktan işe alınacak sözleşmeli personel ile 6 aylıksözleşme yapılır. Bunların müteakip sözleşmeleri ile yıl içinde memurstatüsünden sözleşmeli statüye geçenlerin sözleşmeleri bir kereye mahsus olmaküzere cari yıl sonuna kadar yapılır.
Sözleşmeli personelin, sözleşme süresi içinde görev yeri veyaunvanının değişmesi halinde sözleşme yeniden düzenlenir.
İŞE ALINACAKLARDA ARANILACAK ŞARTLAR Madde 7- Sözleşmeli olarakişe alınacak personelin;
a) Kamu haklarından mahrum bulunmamaları,
b) 18 yaşını tamamlamış olmaları,
c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya 6 aydanfazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşıişlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şerefve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariçkaçakçılık, resmi ihale ve alını satımlara fesatkarıştırma, Devlet sırlarınıaçığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamaları,
d) Görevlerini yapmalarına engel olabilecek akıl hastalığı veyavücut sakatlığı ile özürlü olmamaları,
e) En az ortaokul mezunu olmaları, gerekir.
Ancak, ortaokul mezunları arasında personel temininin mümkünolamaması halinde ilkokul mezunlarının da istihdamı mümkündür.
Sözleşmeli statüde çalıştırılacak personelde aranılacak diğer özelşartlar teşebbüs veya bağlı ortaklık yönetim kurullarınca çıkarılacak biryönetmelikle tespit olunur.
SINAV
Madde 8- Sözleşmeli personel, iş gereklerine uygun olarak yarışmave yeterlik veya sadece yeterlik sınavına tabi tutulmak suretiyle işe alınır.Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda, memur statüsünden sözleşmeli statüye,sözleşmeli statüden memur statüsüne geçenlerle mecburi hizmetle yükümlübulunanlar ayrıca sınava tabi tutulmazlar.
Sınav konulan, sınavın şekli ve sınav komisyonunun teşkili ilesınava ilişkin diğer hususlar teşebbüs veya bağlı ortaklık yönetim kurullarıtarafından çıkarılacak biryönetmelikle tespit edilir.
GÖREV YER DEĞİŞİKLİĞİ
Madde 9- Sözleşme süresi içerisinde gelişen hizmet şartlarına göresözleşmeli personelin görevi veya görev yeri değiştirilebilir. Sözleşmelipersonelin daha üst bir göreve getirilebilmesi için bu görevin iş gereklerinitaşıması, boş bir pozisyonun bulunması ve sicil 've başarı değerlenmesinin Aveya B düzeyinde olması gerekir.
Görev veya görev yeri değişikliklerinde yeni görev yerine hareketve işe başlama süresi aynı yerde göreve başlayacaklar için tebliği izleyen gün,başka yerdeki göreve başlayacaklar için 15 gündür.
TARAFSIZLIK
Madde 10- Sözleşmeli personel, herhangi bir siyasi parti, kişiveya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamaz.Görevini yerine getirirken, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç,din ve mezhep gibi ayırım yapamaz; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlıbeyanda bulunamaz ve bu çeşit eylemlere katılamaz.
TEŞEBBÜS PERSONELİNİN YÜKÜMLÜLÜK VE SORUMLULUKLARI
Madde 11- Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel müdür, müessesemüdürü, yönetim ve danışma kurulu veya yönetim komitesi üyeleri ile her çeşitpersoneli;
a) Teşebbüs ve bağlı ortaklıklara verilen sermayeyi ve sağlanandiğer kaynaklan verimlilik ve kârlılık esaslarına göre kullanmak vedeğerlendirmek hususunda gereken gayret ve basireti göstermekle sorumlu veyükümlü olup, görevleri ile ilgili olarak mensup oldukları teşebbüs ve bağlıortaklığa verdikleri zarardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabidirler.
b) Teşebbüslerin ve bağlı ortaklıkların paralarına ve parahükmündeki evrak ve senetlerine ve diğer mevcutlarına karşı işledikleri suçlarile bilanço, tutanak, rapor ve benzeri her türlü belge ve defterleri üzerindeişledikleri suçlardan dolayı haklarında Türk Ceza Kanununun 2 nci KİTap üçüncüvealtıncı baplarındaki hükümler uygulanır.
c) Görevlerini yaptıkları sırada öğrendikleri gizli bilgileri,görevden ayrılmış olsalar bile, yetkili amirin izni olmadan açıklayamazlar.Aksi halde haklarında Türk Ceza Kanununun 229 uncu maddesi hükümleri uygulanır.
d) Görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işledikleriiddia olunan suçlardan dolayı teşebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerihakkında takibat yapılabilmesi için ilgili Bakanın izni alınması şarttır.
SOSYAL GÜVENLİK
Madde 12- Sözleşmeli statüde istihdam edilecek personel, 5434sayılı TC. Emekli Sandığı Kanununa tabidir.
ÇEKİLME
Madde 13- Sözleşmeli personel; bu Kanun Hükmünde Kararname ilesözleşmesinde belirtilen şartlarla görevinden çekilme hakkına sahiptir.
SENDİKAL FAALİYET VE GREV YASAĞI
Madde 14- Sözleşmeli personelin herhangi bir sendikaya üye olması,sendikal faaliyette bulunması, grev kararı vermesi, bu yolda propagandayapması, herhangi bir greve veya grev teşebbüsüne katılması, desteklemesi veyateşvik etmesi yasaktır.
BAŞKA İŞ VE HİZMET YASAĞI
Madde 15- Teşebbüs ve bağlı ortakların genel müdür, müessesemüdürleri ile yönetim kurulu ve yönetim komitesi üyeleri ve her çeşit personelibu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen haller dışında başka bir işle meşgulolamazlar.
Birinci fıkrada sayılanlar;
a) Anonim şirketler hariç olmak üzere, çalıştıkları kuruluşlarınfaaliyet konusuna giren mal ve hizmetlerin istihsal ve ticareti ile uğraşanşirketlere ortak olamazlar. Bunların eşleri ile reşit olmayan çocukları da aynıyasaklara tabidir.
b) Teşebbüs yönetim kurulunun muvafakati üzerine teşebbüs veyabağlı ortaklıkların iştiraklerinin yalnız birisinde olmak kaydıyla bulunduklarıyerdeki, uygun aday bulunamaması halinde başka yerdeki iştiraklerin yönetimkurulu üyeliğine, denetçiliğine ve tasfiye kurulu üyeliğine getirilebilirler.
İlgili Bakanlık personeli de, kendi görevlerine ek olarak bakanınizni ile, teşebbüs genel müdürü tarafından, bu fıkrada adı geçen görevlereatanabilirler.
Aşağıda gösterilen iş ve hizmetler bu maddede öngörülen iş vehizmet yasağının kapsamı dışındadır.
a) Esas görevlerine halel gelmemesi ve teşebbüs genel müdürü veyayetki vereceği diğer amirlerin uygun görmesi şartıyla, her türlü eğitim veöğretim faaliyetlerinde görev alınması,
b) Kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kuruluşları, kamu kurumuniteliğini haiz kuruluşlar, teşebbüsün faaliyetleri ile ilgili sosyal vemesleki nitelikteki kuruluşların yönetim, denetim ve istişare organlarındagörev alınması,
c) Kişiler, kurum ve kuruluşlarca, görevleri dolayısıyla teşebbüsve bağlı ortaklık personeli aleyhine açılan davalarda, teşebbüs genel müdürününuygun görmesi şartıyla görevlendirilecek avukatlarca savunma yapılması,
d) Bilirkişilik ve hakemlik gibi kanunlardan doğan görevler.
Kısmi zamanlı olarak istihdam edilen sözleşmeli personelin hangiiş-veya hizmetleri yapamayacağı sözleşmelerinde belirtilir.
Bu madde hükümlerine aykırı hareket edenlerin sözleşmeleri feshedilir.
HEDİYE ALMA VE MENFAAT SAĞLAMA YASAĞI
Madde 16- Sözleşmeli personelin, doğrudan doğruya veya aracıeliyle hediye istemesi ve görevi sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacıile hediye kabul etmesi veya iş sahiplerinden borç para istemesi ve almasıyasaktır.
BASINA BİLGİ VEYA DEMEÇ VERME YASAĞI
Madde 17- Sözleşmeli personel, göreviyle ilgili konularda basma,haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına yetkili amirlerinin izniolmadan bilgi veya demeç veremez.
SİYASİ FAALİYET YASAĞI
Madde 18- Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların bu Kanun HükmündeKararnameye tabi personeli siyasi faaliyette bulunamaz ve siyasi partilere üyeolamazlar.
TOPLU EYLEM VE HAREKETLERDE BULUNMA YASAĞI
Madde 19- Sözleşmeli personelin, teşebbüs veya bağlı ortaklığınhizmetlerini aksatacak şekilde kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerinegelmemeleri veya göreve gelip te hizmetlerin yavaşlatılması veya aksatılmasısonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları, toplu olarak söz veyayazılı ile müracaat ve şikayetleri yasaktır.
ÇALIŞMA SAATLERİ
Madde 20- Sözleşmeli personelin, haftalık çalışma süresi 40saattir. İş ve işyerinin çalışma şartlan dikkate alınarak tatil ve çalışmagünleri, günlük çalışmanın başlama ve bitme saatleri ile günün 24 saatindedevamlılık gösteren hizmetlerdeki çalışma şekillerinin tespitine teşebbüs veyabağlı ortaklıkların yönetim kurulları yetkilidir.
YILLIK İZİN
Madde 21- Sözleşmeli personelden hizmeti 10 yıla kadar olanlara(10 yıl dahil) yılda 20 gün, 10 yıldan fazla olanlara yılda 30 gün ücretli izinverilir. Yıllık izin verilmesine esas hizmetin tesbitinde kamu kurum vekuruluşlarında geçen fiili hizmet süreleri ile askerlik hizmeti gözönünealınır. Bu şekilde hizmet süresi bir yıldan az olanlar ile kısmi zamanlıistihdam edilenlerden bir yıldan az süreli sözleşme yapılanlara (yıl içindememur statüsünden sözleşmeli statüye geçirilenler hariç) yıllık izin verilmez.
Yıllık izinler, teşebbüs veya bağlı ortaklığın uygun bulacağızamanlarda toptan veya ihtiyaca göre kısım kısım kullanılabilir. Bir sözleşmedöneminde kullanılmayan izinlerin müteakip sözleşme döneminde kullanılmasımümkün değildir.
MAZERET İZNİ
Madde 22- Sözleşmeli personele isteği üzere, kendisinin veyaçocuğunun evlenmesi, annesinin, babasının, eşinin, çocuğunun veya kardeşininölümü halinde ve her olay için 5 gün ücretli mazeret izni verilir. İhtiyatolarak silah altına almanlar terhis oluncaya kadar ücretli izinli sayılırlar.Belirtilen bu haller dışında mazereti sebebiyle sözleşmeli personele birsözleşme döneminde 10 gün ücretli izin verilebilir. Zaruret halinde ücretödenmemek şartıyla 10 gün daha mazeret izni verilmesi mümkündür.
HASTALIK VE DOĞUM İZNİ
Madde 23- Sözleşmeli personelin hastalık izinleri ile ücretli veyaücretsiz doğum izinleri hakkında kadroları ekli 1 sayılı cetvelde gösterilenpersonelin tabi olduğu hükümler uygulanır.
MUVAZZAF ASKERLİK
Madde 24- Muvazzaf askerlik görevini ifa için görevinden ayrılansözleşmeli personel askerlik hizmetinin bitiminden itibaren l ay içindebaşvurduğu takdirde teşebbüs ve bağlı ortaklıklarca işe başlatılır. Muvazzafaskerlikte geçen süreler, muvazzaf askerliğe ayrıldıklarısırada iktisap etmişoldukları emekli keseneğine esas derecelerinde kademe ilerlemesi yapılmaksuretiyle değerlendirilir.
AYLIK VE ÜCRETLER
Madde 25-a) Ekli 1 sayılı cetvelde kadro unvan ve derecelerigösterilen personel aylık ve özlük hakları bakımından 657 sayılı DevletMemurları Kanunu hükümlerine tabidir.
Bu personel, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici 21nci maddesinde öngörülen ikramiyelerden yararlandırılır. İkramiyelerle ilgiliolarak kuruluşların özel kanunlarındaki hükümler saklıdır.
b) Bakanlar Kurulu teşebbüs ve bağlı ortaklıkların iş ve hizmetözelliklerini dikkate alarak bunları en çok üç gruba ayırmak suretiylegruplandırmaya ve gruplar itibarıyla 3 ncü maddenin (b) bendine görekadrolarında sözleşmeli çalıştırılacak personele ödenecek sözleşme ücretlerinikadro aylıklarının (ek gösterge ve her türlü zam ve tazminatlar dahil) en çokaltı katını geçmemek üzere tespite yetkilidir.
Sözleşmeleri feshedilenler kadro aylıklarını almaya devam ederler.
c) Ekli 1 sayılı cetvelin dışında kalan sözleşmeli personeleödenecek sözleşme ücreti; temel ücret ile başarı ve kıdem ücretleri toplamındanoluşur ve bu ücret asgari ücretin altında olamaz. Sözleşme ücretlerinin tavanıher yıl bütçe kanunları ile belirlenir. Kamu personeli için uygulanan aylıkkatsayının mali yılın ikinci yansı için değiştirilmesi halinde Bakanlar Kurulusözleşmeli personel ücretlerinin tavanını mali yılın ikinci yarısı içindeğiştirmeye yetkilidir.
TEMEL ÜCRET
Madde 26- Temel ücret tutarları, sözleşmeli personelin unvanı, işgerekleri, işyeri ve çalışma şartlan dikkate alınmak suretiyle teşebbüs vebağlı ortaklıklarca tespit edilir.
Teşebbüs ve bağlı ortaklıklar, sözleşmeli personeline unvanlarıitibarıyla uygulayacakları azami temel ücret miktarlarına ilişkin tekliflerini15 Kasım tarihine kadar Devlet Personel Başkanlığına gönderirler. Bu tekliflerDevlet Personel Başkanlığınca teşebbüs ve bağlı ortaklıklar arasında ücretdengesi ve uygulama birliği sağlamaya yönelik önerilerle birlikte YüksekPlanlama Kurulunun onayına sunulur.
BAŞARI ÜCRETİ
Madde 27- Sözleşmeli personelden sicil ve başarı değerlemesisonucunda sicil ve başarılan (A) düzeyinde olanlara temel ücretlerinin % 8'i,(B) düzeyinde olanlara % 4'ü, (C) düzeyinde olanlara % 2'si oranındahesaplanacak miktarda ve 43 üncü maddedeki esaslara göre başarı ücreti ödenir.
KIDEM ÜCRETİ
Madde 28- Sözleşmeli personelden bir sosyal güvenlik kuruluşunaprim ödemek suretiyle geçen hizmet süresi toplamı 6-10 yıl olanlara temelücretlerinin % 2'si, 11-15 yıl arasında olanlara % 3'ü, 16-20 yıl olanlara %4'ü ve 21 yıl ve daha fazla olanlara % 5'i oranında kıdem ücreti verilir.
ÜCRETİN ÖDEME ZAMANI
Madde 29- Sözleşmeli personelin ücreti her ayın onbeşinde peşinolarak ödenir. Ay içinde göreve başlayanların ücretleri gün hesabı ile aysonunda ödenir. Günlük ücret aylık sözleşme ücreti toplamının 30'a bölünmesisuretiyle hesaplanır. Emeklilik ve ölüm hali hariç olmak üzere ay sonundan öncegörevden ayrılma halinde sözleşme ücretinin kalan günlere tekabül eden tutangeri alınır. Görev değişimi halinde, yeni göreve başlanıldığı tarihten geçerliolarak yeni görevin ücreti ödenir.
FAZLA ÇALIŞMA VE DİĞER ÖDEMELER Madde 30- Sözleşmeli personele;
a) Zorunlu ve istisnai hallere münhasır olmak üzere, normalçalışma saatleri dışında veya tatil günlerinde yaptırılacak fazla çalışmalarkarşılığında bütçe kanunlarında belirlenen miktarlarda saat başı fazla çalışmaücreti ödenir. Ancak aylık olarak, fazla çalıştırma yaptırılacak personelsayısı kurumun sözleşmeli personel sayısının % 5'ini, personel başına ödenecekfazla çalışma ücreti toplamı da ilgililerin temel ücretlerinin % 15'inigeçemez.
b) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararmenin 2 nci maddesi uyarıncayapılacak yabancı dil bilgisi seviye tespit sınavı esas alınarak, yabancı dilbilgisi seviyeleri A olanlara temel ücretlerinin % 10'u, B olanlara 5'i ve Golanlara % 2'si oranında bilinen her yabancı dil için ödemede bulunulur.
Sözleşmeli personele bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilenödemeler dışında herhangi bir ödeme yapılamaz.
HARCIRAH
Madde 31-Yurt içinde ve yurt dışında geçici olarakgörevlendirilecek sözleşmeli personele gündelik ve yol gideri ödenir. Ödenecekgündelik miktarı 6245 sayılı Harcırah Kanunu uyarınca en yüksek Devlet Memuruiçin belirlenen gündeliği geçmemek üzere ilgililerin görev ve unvanları dikkatealınarak teşebbüs veya bağlı ortaklık yönetim kurullarınca tespit edilir.
İlk defa sözleşmeli statüde işe başlayan personele ikamet mahalliile görev mahalli arasında kendisi ve aile efradına harcırah ödenmez.
Yukarıda belirtilmeyen hususlarda 6245 sayılı Harcırah Kanunuhükümlerine göre işlem yapılır.
TEDAVİ ÖLÜM VE CENAZE GİDERLERİ
Madde 32- Sözleşmeli personelin, eşinin ve bakmakla yükümlü olduğuana, baba ve çocuklarının resmi ve özel sağlık kuruluşlarında ayakta ve yataraktedavileri ile doğum, ölüm yardımı ve cenaze giderleri hakkında kadroları ekli1 sayılı cetvelde gösterilen personelin tabi olduğu hükümler uygulanır. Ancakölüm yardımının hesabında ilgililerin temel ücretleri esas alınır.
SOSYAL YARDIMLAR
Madde 33- Sözleşmeli personel, bedelini ödemek şartıyla teşebbüsveya bağlı ortaklığın lojman, misafirhane, eğitim ve dinlenme tesisleri, yemekve diğer sosyal imkanlarından yararlanır.
İşin gerektirdiği araç, gereç ve giyim eşyası teşebbüs veya bağlıortaklığın demirbaşı olarak verilebilir. Ancak bu yardımlar hiç bir surettenakdi ödeme şeklinde yapılamaz.
ÇEŞİTLİ KURUL BAŞKAN VE ÜYELERİNİN ÜCRETLERİ
Madde 34-a) Teşebbüslerde, bağlı ortaklıklarda ve bunları temsileniştiraklerde teşebbüs mensupları ile kamu görevlilerinden ve dışarıdan atananveya seçilen bütün yönetim ve danışma kurulu başkan ve üyeleri, denetçi vetasfiye kurulu üyelerine, her yıl Yüksek Planlama Kurulu'nca belirlenenmiktarda aylık ücret ve diğer ödemeler yapılabilir.
b) Tahakkuk ettirilen ücreti prim, temettü ve benzeri ödemelerin,Yüksek Planlama Kurulu'nca kararlaştırılan miktarı aşan kısmı ilgililereverilmeyerek bir ay içinde temsil olunan teşebbüs veya bağlı ortaklığa ödenir.
c) Devlet iştiraklerinde Hazineyi temsilen görevlendirilen yönetimveya tasfiye kurulu üyeleri ile denetçiler hakkında da yukarıda hükümlerdairesinde işlem yapılır.
ÖDÜL
Madde 35- Görevlerinde olağanüstü gayret göstermek suretiyleverimlilik veya kârlılığı artıran veya teşebbüs ve bağlı ortaklığınfaaliyetlerine yararlı buluş getiren veya büyük zararların doğmasını önlemedeüstün gayret gösteren sözleşmeli personele genel müdürce bir aylık, genelmüdürün teklifi üzerine yönetim kurulunca iki aylık sözleşme ücretini aşmamaküzere ödül verilebilir. Ancak bu şekilde bir takvim yılı içindeödüllendirileceklerin sayısı teşebbüs ve bağlı ortaklıkların toplam sözleşmelipersonel sayısının % 2'sinden fazla olamaz.
DİĞER SÖZLEŞME ÜCRETLERİ
Madde 36- Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların yurt dışındaki şube,mağaza, büro ve benzeri yerlerinde istihdam edilecek sözleşmeli personeleödenecek ücret sürekli görevle yurt dışına gönderilenlere en çok 2 nciderecenin l nci kademesinde bulunan Dışişleri Bakanlığı meslek memuruna (bekâr)ödenen aylığı geçmemek üzere teşebbüs yönetim kurullarınca belirlenir.
Yılın veya günün belirli sürelerini kapsamak üzere kısmi zamanlıolarak istihdam edilecek sözleşmeli personele ödenecek ücretler, sürekliçalışan sözleşmeli personelin ücretleri üe çalışma süreleri dikkate alınmaksuretiyle teşebbüs veya bağlı ortaklık yönetim kurullarınca belirlenir.
VEKALET ÜCRETİ
Madde 37- Mahkeme ve icra dairelerince teşebbüs ve bağlı ortaklıklehine hükmedilip borçlusundan tahsil olunan vekalet ücretlerinin davalarıizleyen ve sonuçlandıran avukatlara dağıtımında 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun ilgili hükümleri esas alınır.
PERSONEL KÜTÜĞÜ VE ÖZLÜK DOSYASI
Madde 38- Sözleşmeli personel teşebbüs ve bağlı ortaklıklarcatutulacak sözleşmeli personel kütüğüne kaydolunur. Her sözleşmeli personele birnumara verilir ve bir özlük dosyasıtutulur.
SİCİL DOSYASI
Madde 39- Her sözleşmeli personelin bir sicil dosyası bulunur.Sicil amirleri tarafından düzenlenecek sicil raporları ile varsa müfettiş raporlarısicil dosyasına konulur.
ÖZLÜK VE SİCİL DOSYASININ ÖNEMİ
Madde 40- Sözleşmeli personelin başarılarının tespitinde, emekliyesevk edilmelerinde veya sözleşmelerinin yenilenmesinde ya da yenilenmeyerekfeshinde özlük ve sicil dosyaları başlıca dayanaktır.
SİCİL AMİRLERİ VE SİCİL YÖNETMELİĞİ
Madde 41- Sicil vermeye yetkili sicil amirleri, sicil ve değerlemedönem1, sözleşmeli personelin başarısının tespiti amacı ilesicilinde bulunacak bilgiler, ayrılış sicilinin verileceği haller, sicilraporlarının şekli, değerlemeye esas alınacak sorular, düzenleme zamanı,uygulanacak not usulü ve bunların değerlendirilmesi, muhafaza ile görevlimakamlara dair esaslar ile itiraz ve bunu inceleyecek merciler ve diğerhususlar Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulu Kararı ileyürürlüğe konulacak bir yönetmelikle belirlenir.
BAŞARI DEĞERLEME DÜZEYLERİ
Madde 42- Yapılan sicil ve başarı değerlemesi sonucunda; 59 vedaha aşağı puan alanlar (D), 60-75 puan alanlar (C),
76-89 puan alanlar (B), 90 ve daha yukarı puan alanlar. (A), olmaküzere personel dört başarı düzeyinde değerlendirilir.
SİCİL VE BAŞARI DEĞERLEMESİ SONUCUNDA YAPILACAK İŞLEM
Madde 43- Sicil ve başarı değerlemeleri;
a) (D) düzeyinde olanlarla başka bir sicil amirinin yanında,bulundukları görevin temel ücreti tutarında bir ücretle altı ay daha denenmeküzere yeni bir sözleşme yapılır. Bu süre sonunda da sicil ve başarıları (D)düzeyinde olanların sözleşmeleri fesh edilir ve haklarında 5434 sayılı TC.Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.
b) (C)düzeyinde olanların, bulundukları görevin temel ücretine buücretin % 2'si oranında,
c)(B) düzeyinde olanların, bulundukları görevin temel ücretine buücretin % 4'ü oranında,
d) (A) düzeyinde olanların, bulundukları görevin temel ücretine buücretin % 8'i oranında,
başarı ücreti ilâve edilmek suretiyle sözleşmeleri yenilenir.
e) (D) düzeyinde bulunanlara başarı ücreti ödenmez.
DİSİPLİN CEZALARI
Madde 44- Teşebbüs veya bağlı ortaklıklardaki hizmetlerin gereğigibi yürütülmesini sağlamak amacıyla sözleşmeli personelin görevleri ile ilgilikusurlu hareketleri, iş yerinde veya dışında teşebbüs ve bağlı ortaklıklailgili mevzuata aykırı davranışları nedeniyle kademe ilerlemesinin durdurulmasıhariç verilmesi gereken disiplin cezalan ile disiplin cezası vermeye yetkilimerciler ve disiplin kurulları hakkında bu Kanun Hükmünde Kararnamede hükümbulunmayan hallerde teşebbüs veya bağlı ortaklık memurlarının tabi olduğuhükümler uygulanır. Ancak, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasınıgerektiren fiiller için sözleşme ücretinden kesme cezası, aylıktan kesme cezasıesaslarına göre uygulanır.
SÖZLEŞMENİN FESHİ VE SONA ERMESİ
Madde 45- Teşebbüs veya bağlı ortaklıklarda çalışan sözleşmelipersonelin sözleşmesi aşağıdaki hallerde feshedilir :
a) izinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızınkesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili10 gün görevegelmemek,
b) İşe alınma şartlarından herhangi birini taşımadığı anlaşılmasıveya bu şartlardan birinin sonradan kaybedilmesi,
c) Görev veya görev yerinin değişmesi halinde belirlenen süreiçinde mücbir bir sebep olmaksızın yeni görevine başlamamak,
d) Bu Kanun Hükmünde Kararname ile sözleşme hükümlerine aykırıdavranışlarda bulunmak,
e) Sicil ve başarı değerlendirmeleri birbirini izleyen iki sözleşmedöneminde (D) düzeyinde olmak,
İstek, yaş haddi, malûllük veya sicil sebeplerinden biri ileemekliye ayrılma hallerinde sözleşme sona erer.
SAVUNMA HAKKI
Madde 46- Savunması alınmadan sözleşmeli personel hakkındadisiplin cezası verilemez. Sözleşmeli personel; soruşturmayı yapanın, disiplincezası vermeye yetkili organ, merci veya amirin veya disiplin kurulunun yedigünden az olmamak üzere vereceği süre içinde yazılı olarak savunmasını yapar.Bu süreler içinde savunmasını yapmayan sözleşmeli personel savunma hakkındanvazgeçmiş sayılır.
DİSİPLİN CEZALARINA İTİRAZ
Madde 47- Disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre,kararın ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür.
İtiraz mercileri bu itirazı doğrudan doğruya kararabağlayabileceği gibi dosya veya belgelerin bir kez daha incelenmesini cezayıteklif eden merciden isteyebilirler.
Süresiiçinde itiraz edilmez veya yapılan itiraz red edilirseonaylanan cezalar kesinleşir ve sicile işlenir.
DİSİPLİN CEZALARININ KESİNLEŞMESİ
Madde 48- Sözleşmenin feshini gerektiren disiplin cezalarınınkesinleşmesi; teşebbüs veya bağlı ortaklık yönetim kurullarının kararınabağlıdır.
CEZA KOVUŞTURMASI İLE DİSİPLİN KOVUŞTURMASININ BİR ARADAYÜRÜTÜLMESİ
Madde 49- Sözleşmeli personel hakkında, aynı olaydan dolayı ceza kovuşturmasınınbaşlamış olması disiplin kovuşturmasının yapılmasını engellemez ve cezakovuşturması sonunda sözleşmeli personelin hüküm giymesi veya hakkında beraatyahut takipsizlik karan verilmesi, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasınaengel olmaz.
ZAMAN AŞIMI
Madde 50- Disiplin kurulları kendilerine tevdi edilen dosyalan engeç 3 ay içinde karara bağlarlar. Disiplin cezasını gerektiren kusurlu birhalin öğrenilmesinden 6 ay geçtikten sonra sözleşmeli personel hakkında bukusurlu hareket ile ilgili olarak disiplin kovuşturması yapılamaz ve disiplincezası verilemez.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihtenitibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza vermeyetkisi zamanaşımına uğrar.
GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA
Madde 51- Görevden uzaklaştırma, 53 üncü maddede gösterilen hallernedeniyle görevi başında kalmasında sakınca görülecek personel hakkında alınanihtiyati bir tedbirdir.
YETKİLİLER:
Madde 52- Görevden uzaklaştırmaya yetkili olanlar şunlardır:
a) Sözleşmeli personeli işe almaya yetkili olan veya kendilerinebu yetki devredilen organ veya görevliler,
b) İlgili bakanlık, teşebbüs veya bağlı ortaklık müfettişleri.
UYGULANACAĞI HALLER
Madde 53- Görevden uzaklaştırma, sözleşmeli personel tarafından:
a) Teşebbüs ve bağlı ortaklığın; paraları, para hükmünde evrak vesenetleri ile diğer mevcutlarına karşı veya bilanço, tutanak, rapor ve benzerihertürlü belge ve defterler üzerinde suç işlenmesi,
b) Kasayı, ambarları saydırmaktan, para, para hükmündeki evrak,senet veya ayniyat veya bunların kayıt ve hesaplarını göstermekten veya sorulansorulara kanuni bir sebep olmaksızın cevap vermekten kaçınılması,
c) Teftiş veya soruşturmanın güçleştirilmesi,
d) Sözleşmeli personel hakkında cezai kovuşturma yapılması,
e) İş yerinde kişilere veya mallara karşı ağır zarar ika edileceğihakkında kuvvetli emarelerin bulunması, hallerinde uygulanır.
GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMADA AMİRİN SORUMLULUĞU
Madde 54- Görevinden uzaklaştırılan sözleşmeli personel hakkındagörevden uzaklaştırmayı izleyen 3 iş günü içinde soruşturmaya başlanmasışarttır.
Görevden uzaklaştırılan sonra sözleşmeli personel hakkında makulbir sebep olmaksızın derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak, garez veyakini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılanamirler hukuki, mali ve cezai sorumluluğa tabidir.
GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILAN SÖZLEŞMELİ PERSONELİN HAK VE YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Madde 55- Görevden uzaklaştırılan sözleşmeli personelin bu süreiçinde her türlü hak ve yükümlülükleri sürer. Ancak, ilgiliye bu halin devamısüresince sözleşme ücretinin 2/3'ü ödenir.
GÖREVE BAŞLATMA
Madde 56- Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce:
a) Haklarında sözleşmenin feshi cezasından başka bir disiplincezası verilenler,
b) Takibata mahal olmadığına veya beraatine karar verilenler,
c) Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ilekaldırılanlar,
d) Görevlerine ilişkin olsun veya olmasın çalıştırılmasına engelolmayacak bir ceza ile hükümlü olup bu cezası ertelenen,
sözleşmeli personel hakkında bu kararların kesinleşmesi üzerinegörevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır, (b) bendindeki halin gerçekleşmesidurumunda sözleşme ücretinin kesilmiş bulunan 1/3 oranındaki kısmı ilgililereödenir.
Görevden uzaklaştırma tedbiri sözleşmeli personelin soruşturmayakonu olan fiilinin hizmetlerine devama engel olmadığı hallerde, her zamankaldırılabilir. Ceza kovuşturması tutuksuz olarak devam edenlerden görevebaşlamasında sakınca görülmeyenler görevlerine döndürülebilirler.
DİĞER KURUMLAR
Madde 57- 3460 ve 23 sayılı Kanunlara tabi kurumların personelihakkında bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmaz.
UYGULAMANIN İZLENMESİ
Madde 58- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin teşebbüs ve bağlıortaklıklarda uygulanması sırasında birliği sağlamak ve doğacak tereddütlerigidermekle Devlet Personel Başkanlığı yetkili ve görevlidir.
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN HÜKÜMLER
Madde 59- 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinin6 numaralı bendinde yer alan "genel müdür yardımcıları" ibaresi maddemetninden çıkarılmış, 12, 14, 41, 42, 45, 47, 48, 49, 50, 52 nci maddeleri ile308 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici l nci maddesi yürürlüktenkaldırılmıştır.
Geçici Madde l- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiğitarihte sözleşmeli statüde çalışanlardan sosyal güvenlikleri bakımından SosyalSigortalar Kurumu'na tabi olanlar iki ay içinde TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilirler.
Geçici Madde 2- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiğitarihte teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esaslarına göre yürütülmesigereken asli ve sürekli hizmetlerinde sözleşmeli personel statüsünde çalışmaktabulunanlar, ekli 1 sayılı cetvel ile ihdas edilen kadrolara, gerekli şartlarıhaiz olmaları kaydıyla atanmış sayılırlar. Bu kadrolardan genel müdür, genel müdüryardımcısı, kurul ve daire başkam, daire başkan yardımcısı, müdür ve müşavirunvanlı kadrolara yapılacak atamalarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68inci maddesinin (B) bendinde belirtilen hizmet süreleri aranmaz. Bu KanunHükmünde Kararname uyarınca sözleşmeli statüden 1 sayılı cetveldeki kadrolarageçirilenlerin intibakları, sözleşmeli statüdegeçen hizmetleri memur statüsündegeçmiş kabul edilerek öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri tavam aşmamakkaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik ek geçici l, 2 ve 3 üncümaddeleri hükümleri çerçevesinde yapılır.
Geçici Madde 3- 308sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici linci maddesi uyarınca, kadroları iptal edilmemiş olan personelin bulunduklarıkadrolarda ikramiye dahil her türlü mali ve sosyal haklan saklıdır. Bukadrolarda 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri çerçevesinde derecedeğişiklikleri ile disiplin hükümlerinin uygulanmasına münhasır olmak üzereunvan değişiklikleri yapılabilir. Bu kadrolar; ilgililerin ekli 1 sayılıcetveldeki bir kadroya atanmaları, kendi istekleri ile sözleşmeli statüyegeçmeleri veya emeklilik, istifa, ölüm ve benzeri sebeplerle boşaldığıtakdirde, hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilerek bir ay içinde DevletPersonel Başkanlığına bildirilir.
Geçici Madde 4- Bu Kanun hükmünde Kararnamenin geçici 2 ncimaddesi uyarınca teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda ekli 1 sayılı cetveldekikadrolara geçirilen personelin aylık ve ücretleri bu Kanun HükmündeKararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere yeni statülerine göreödenir.
Geçici Madde 5- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiğitarihte teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda sözleşmeli statüde çalışmaktaolanlardan; bu Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 2 nci maddesi uyarınca; 1sayılı cetvellerde yer alan kadrolara intibak ettirilenlerin 15/12/1989 tarihiitibarıyla almakta olduklarınet aylık ücret tutarının 15/2/1990 tarihiitibarıyla alacakları net aylık ücret tutarından fazla olması halinde15.12.1989 tarihi itibarıyla aldıkları ücretlerin ödenmesine aradaki farkkapanıncaya kadar devam olunur.
15.12.1989 ve 15.2.1990 tarihlerindekiaylık ücret olarak;sözleşmeli personel bakımından net aylık sözleşme ücreti; 1 sayılı cetveldekikadrolara intibak ettirilenler bakımından aylık gösterge, ek gösterge, taban,ve kıdem aylıkları ile ikramiyelerden bir aya isabet eden net tutar ve diğerzam ve tazminatlar dahil bütün ödemelerin net aylık tutarı alınır, ikramiyedenbir aya isabet eden miktar; ilgili mevzuatı uyarınca 1990 yılında ödenmesigereken yıllık ikramiye sayısı ile 1990 yılının birinci yarısı için belirlenmişgösterge ve katsayılaresas alınmak suretiyle bulunacak net ikramiye tutarıçarpımının 1/12'si olarak hesaplanır.
Geçici Madde 6- Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda sözleşmeli statüdeçalışmaya devam edeceklerden 15/12/1989 tarihi itibarıyla ödenen ücretlerimevcut 3.600.000 lira ücret tavanının üzerinde tespit edilmiş bulunanlarınsözleşme ücretleri tespit edilecek yeni sözleşme ücret tavanına eşitleninceyekadar, 15/12/1989 tarihi itibarıyla tespit edilen sözleşme ücreti üzerindenödenmeye devam edilir.
Geçici Madde 7- Sözleşme ücretlerinin bu Kanun HükmündeKararnamede belirtilen esaslar çerçevesinde tespiti yapılıncaya kadar mevcutücretlerin uygulanmasına devam edilir ve sözkonusu tespit yapılıncaya kadarmevcut ücretlerde artış yapmaya, 25 inci maddenin (c) bendi ve 30 uncu maddeyegöre tespit yapılıncaya kadar da sözleşme tavan ücretleri ile fazla çalışmaücretlerini belirlemeye Yüksek Planlama Kurulu yetkilidir.
Bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tespit edilecek sözleşmeücretlerinin 15.12.1989 tarihi itibarıyla ödenen ücretten düşük olması halindeilgililere 15.12.1989 tarihi itibarıyla aldıkları ücretlerin ödenmesine aradakifark kapanıncaya kadar devam olunur.
Geçici Madde 8- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiğitarihte teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda sözleşmeli personel statüsündeçalışmakta olanlardan 1 sayılı cetveldeki kadrolara geçirilenlerin sözleşmelistatüde geçen hizmet süreleri, iş sonu tazminatı almamış olmaları kaydıyla,5434 sayılı TC. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri çerçevesinde emekli ikramiyesiödenmesine esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınır, 1 sayılı cetveldekikadrolara geçmek istemeyerek teşebbüs veya bağlı ortaklıklardan ayrılanlarasözleşmeli statüde geçen hizmet süreleri için iş sonu tazminatları ödenir.
Geçici Madde 9- Özel Hukukhükümlerine göre kurulmuş olup yönetimkademelerinde iş kanunları çerçevesinde personel çalıştıran ve ekli 1 sayılıcetvelde yer almayan teşebbüs ve bağlı ortaklık personeli hakkında, yeni birdüzenleme yapılıncaya kadar 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğegirdiği tarihten önce tabi oldukları iş kanunu hükümleri uygulanır. Bukuruluşların genel müdür, genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyelerinin(seçimle gelenler hariç) atanmalarında 2477 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.Bunun dışındakalan görevlere yönetim kurullarınca atama yapılır.
Geçici Madde 10- Bu Kanun Hükmünde Kararnameye tabi teşebbüs vebağlı ortaklıkların sözleşmeli personel pozisyonlarının unvan ve adetleri engeç 2 ay içinde Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edilir. Bu süre zarfındamevcut pozisyonların kullanılmasına devam edilir.
YÜRÜRLÜK
Madde 60- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin ceza, sendikal faaliyetve grev yasağı ile siyasi faaliyet yasağına ilişkin hükümleri kanunlaştığıtarihte, diğer hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
YÜRÜTME
Madde 61' Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kuruluyürütür.
B. Dayanılan Anayasa Kuralları
İptal isteminin dayandırıldığı Anayasa kuralları şunlardır:
1- "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "Madde 5.- Devletin temci amaç ve görevleri, Türkmilletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddi ve Manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
3- "Madde 7.- Yasama yetkisi Türk milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
4- "Madde25.- Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz vesuçlanamaz."
5- "Madde 26.- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sisteminebağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması,başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanununöngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygunolarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olanherhangi bir dil kullanılamaz. Bu yasağa aykırı yazılı veya basılı kâğıtlar,plâklar, ses ve görüntü bandları ile diğer anlatım araç ve gereçleri usulünegöre verilmiş hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerdekanunla yetkili kılman merciin emriyle toplattırılır. Toplatma kararını verenmerci bu kararım, yirmidört saat içinde yetkili hâkime bildirir. Hâkim buuygulamayı üç gün içinde karara bağlar.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyicihükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yaymahürriyetinin sınırlanması sayılmaz."
6- "Madde 33.- Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurmahakkına sahiptir.
Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin,kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerinkanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, derneğin faaliyetinindurdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur.
Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmayazorlanamaz. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şartve usuller kanunda gösterilir.
Dernekler, 13 üncü maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareketedemeyecekleri gibi; Siyasi amaç güdemezler, Siyasi faaliyette bulunamazlar,Siyasi partilerden destek göremez ve onlara destek olamazlar, sendikalarla,kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve vakıflarla bu amaçla ortakhareket edemezler.
Kuruluş amaç ve şartlarını kaybeden yahut kanunun öngördüğüyükümlülükleri yerine getirmeyen dernekler, kendiliğinden dağılmış sayılır.
Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıylakapatılabilir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milligüvenliğin, milli egemenliğin, kamu düzeninin, başkalarının hak vehürriyetlerinin korunması ve suçların önlenmesi bakımlarından gecikilmesindesakınca bulunan hallerde, hâkim kararma kadar kanunen yetkili kılınan merciinemriyle faaliyetten alıkonulabilir.
Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetlerimensupları ile kamu hizmeti görevlilerinin dernek kurma haklarına başkacasınırlamalar getirilmesine veya bu hürriyeti kullanmalarının yasaklanmasınaengel değildir.
Bu madde hükmü vakıflara ve bu nitelikteki kuruluşlara dauygulanır."
7- "Madde 49.- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatımgeliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliğiönlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.
Devlet, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasınıkolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirleri alır."
8- "Madde 67.- Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygunolarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir Siyasi parti içinde Siyasifaaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.
Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, geneloy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altındayapılır.
Seçimlerin ve halkoylamasının yapıldığı yılda, ay ve gün hesabakatılmaksızın, 20 yaşma giren her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasınakatılma hakkına sahiptir.
Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.
Silah altında bulunan er ve erbaşlarla, askeri öğrenciler, ceza vetevkif evlerinde bulunan tutuklular ve hükümlüler oy kullanamazlar."
9- "Madde 68.- Vatandaşlar, Siyasi parti kurma ve usulünegöre partilere girme ve partilerden çıkma hakkına sahiptir. Parti üyesiolabilmek için yirmibir yaşını ikmal etmek şarttır.
Siyasi partiler, demokratik Siyasi hayatın vazgeçilmezunsurlarıdır.
Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa vekanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasi partilerin tüzük ve programları, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine,demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz
Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğüsavunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan Siyasi partiler kurulamaz.
Siyasi partiler, yurt dışında teşkilatlanıp faaliyette bulunamaz,kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlarmeydana getiremez, vakıf kuramazlar.
Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları,yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri,kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıklarıhizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, öğrenciler veSilahlı Kuvvetler mensupları Siyasi partilere giremezler."
10- "Madde 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi haklan ve ödevleri ile dördüncübölümünde yer alan Siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerledüzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininbitmesi, belli süre için. verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki birtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmi Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
11- "Madde 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir,iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun 'hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetedeyayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesiiptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda,Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğudolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararlan geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır veyasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileribağlar."
III- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca NecdetDARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Servet TÜZÜN,Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL ve LemiÖZATAKAN'-m katılmalarıyla 3.4.1990 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliği ilekarar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenen399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kuralları, dayanılan Anayasa kuralları,bunların gerekçeleriyle öbür yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. İptali İstenen Kurallar Hakkında Genel Açıklama:
Kamu iktisadi teşebbüsleri, kamu kaynaklarını kullanarakişletmecilik faaliyeti yapmak suretiyle mal ve hizmet üreten kuruluşlardır.
Kamu iktisadi teşebbüslerinin personeli, 657 sayılı DevletMemurları Kanunu, İş Kanunu ya da özel yasa ve statü kapsamına alınarakbirbirinden çok farklı ücret sistemiyle çalıştırılmış, karşılaşılan sakıncalarıgidermek için, zaman zaman yeni yasal düzenlemeler yapılmış, ancak ihtiyaç tamolarak karşılanamamıştır.
Kamu iktisadi teşebbüsleri için, işletme ve yönetimfaaliyetlerinin gereğine uygun, kârlılık ve verimlilik ilkelerini gözönündebulunduran, işgücünden en iyi biçimde ve yeterince faydalanmayı düzenleyen birpersonel yasasına olan gereksinim, giderek önemini artırmıştır.
Aslında bu gereksinim, yürürlüğe girdiği günden beri çok sayıdadeğişikliğe uğrayan devlet memurlarının statülerine ilişkin düzenleme için deduyulmaktadır. Bugün için, memur ve diğer kamu çalışanlarının ücret sistemigerek kuruluşlar, gerekse kuruluş içi benzer görevi yapan kişiler arasındaaşırı ücret farklılıklarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Uygulamada ortayaçıkan karışıklık ve dengesizlikleri giderecek önlemlerin bir bütünlük içindeele alınması zorunlu görülmektedir. Ülkemizde kamudaki personel rejimi; 657sayılı Devlet Personel Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri PersonelKanunu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı YükseköğretimPersonel Kanunu, 1475 sayılı İş Kanunu ile kamu iktisadi teşebbüslerininpersonel rejimi de 233 ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelere göredüzenlenmiştir.
Bilindiği gibi kamu iktisadi teşebbüslerinin hukuksal statüsü,önce 18.6.1984 günlü, 233 sayılı KHK ile belirlenmiştir. Bu KHK ile kamuiktisadi teşebbüslerinde çalıştırılacak personel memurlar (kadrolu personel),sözleşmeli personel ve işçiler olmak üzere üçe ayrılmış ve 41. maddesinde kamuiktisaditeşebbüsleri personel rejiminin ayrı bir yasayla düzenlenmesi ilkesibenimsenmiştir.
Anayasa'nın 123. maddesinin son paragrafındaki "Kamutüzelkişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarakkurulur." hükmü gereğince teşebbüslerin kurulması, 233 sayılı KHK'nin 3.maddesiyle Bakanlar Kurulu'na bırakılmıştır.
Kuruluşta, kuşkusuz teşkilât, kadro ve çalışanlar ile ilgilidüzenlemelerin bir bütünlük içinde ele alınması, işin niteliğinden ilerigelmektedir. Bu konuların tümüyle yönetime bırakıldığı da söylenemez. Çünkü,Anayasa'nın 165. maddesi kamu iktisadi teşebbüslerinin Türkiye Büyük MilletMeclisi'nce denetimi esasını getirmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 22.12.1988 günlü, Esas 1988/5, Karar 1988/55sayılı kararı ile kimi maddeleri iptal edilen 5.1.1988 günlü ve 308 sayılı KHK,kamu iktisadi teşebbüsleri personel rejimini düzenleme amacına yöneliktir. 399sayılı KHK ile söz konusu iptal kararının gerekçeleri de dikkate alınarak kamuiktisadi teşebbüslerinin personel rejimi yeniden düzenlenmiştir. KHK'deamaçlandığı gibi kamu iktisadi teşebbüsleri, özel hukuk hükümleri çerçevesindeve ekonomik kurallara uygun biçimde kârlılık, verimlilik ve serbest rekabetesaslarına göre çalışması gereken kuruluşlar olduğundan, personel rejiminin debu esaslara uygun olması gerekir.
B. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Dava dilekçesinde 399 sayılı KHK'nin tümünün iptalini gerektirensavlar, Anayasa'nın 91., 7. ve 153. maddeleriyle ilgili bulunmaktadır.
Maddeler yönünden Anayasa'ya aykırılık savları ise, Anayasa'nın2., 5., 49. maddeleri ile Anayasa'nın 25., 26., 33., 67. ve 68. maddelerineilişkin olmaları nedeniyle Anayasa'nın 91. maddesine yöneliktir.
Anayasa'nın 91. maddesinin birinci paragrafında "...Anayasa'nın İkinci Kısmı'nın Birinci ve İkinci Bölümleri'nde yer alan temelhaklar, kişi haklan ve ödevleri ile Dördüncü Bölümü'nde yer alan Siyasi haklarve ödevler kanun hükmünde kararnameler ile düzenlenemez." denilmektedir.Anayasa'nın 25., 26. ve 33. maddeleri ikinci kısım ikinci bölümde, 67. ve 68.maddeleriise dördüncü bölümde yer almaktadır.
Öncelikle, 399 sayılı KHK'nin tümünün iptali ile ilgili savlarüzerinde durulacak, sonra da maddeler sıra esasına göre incelenecektir.
a- 399 Sayılı KHK'nin Tümünün Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:
1) Anayasa'nın 91. Maddesi Yönünden inceleme;
399 sayılı KHK 3268, 3347, 3479 ve 3569 sayılı Yetki Yasalarınadayanılarak çıkarılmıştır. 3347 sayılı Yasa, 3268 sayılı Yasa'yı tümdendeğiştirmiştir. 3479 ve 3569 sayılı Yasa'lar, 3347 sayılı Yasa'nın kimimaddelerinde ya da hükümlerinde değişiklik yapmıştır. 3479 sayılı Yasa iseyetki süresini uzatmıştır. Bu durumda temel yetki yasası, 3479 sayılı Yasaolmaktadır.
3479 sayılı Yetki Yasası, Anayasa Mahkemesi'nin 1.2.1990 günlü,Esas 1988/64, Karar 1990/2 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu karar, 21Nisan 1990 günlü Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. 399 sayılı KHK ise 21 Ocak1990 günlüdür. Buna göre 399 sayılı KHK 3479 sayılı Yetki Yasası yürürlükteiken çıkarılmıştır.
Dava dilekçesinde 3479 ve 3481 sayılı Yetki Yasalarının, iptalbaş-vurularındaki gerekçeler yenilenerek KHK'lerin somut konularda ve belli birzaman dilimi içinde, ivedi ve zorunlu durumlarda çıkarılmasının gereği üzerindede durulmuş ve söz konusu yetki yasaları bu nedenlerle iptal edilmiş olduğunagöre hukuki dayanaktan yoksun kalan 399 sayılı KHK'nin tümden iptaliistenilmiştir.
Bu bağlamda yetki yasasının iptal edilmesi durumunda bunadayanılarak çıkartılan kanun hükmünde kararnamelerin hukuki durumları önemlibir sorun oluşturmaktadır. Bu konuda kesin bir yorum yapmaya olanak yoktur.Aykırılık savının iptal ya da itiraz yoluyla getirilmiş olması ve yetkiyasasının iptal gerekçesi KHK'nin Anayasa karşısındaki konumunu etkileyecektir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki 399 sayılı KHK, 3479 sayılı YetkiYasası'nın kapsamı içinde olup, bu yasa iptal edilmeden önce çıkarılmıştır.Anayasa'nın 153. maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğiöngörülmüştür. Bu nedenle çıkarıldıkları tarihte yürürlükte olan bir yetkiyasasına dayanan kanun hükmünde kararnamelerin, daha sonra bu yetki yasasıAnayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilse bile, salt bu nedenle iptaline olanakgörülmemektedir.
Anayasa Mahkemesi, 3479 sayılı Yetki Yasası'nın iptaline ilişkinkararında; "Niteliği itibariyle uzun süreli ve çok yönlü çalışmalarızorunlu kılan personel mevzuatı genelde ivediliği gerektiren bir konu olarakdeğerlendirilemez. Hattâ, aksine, personel mevzuatının, kısa süreli ve ivedikararnameler yerine, bir plana dayalı uzun süreli çalışmalarla, sık sıkdeğişmeyecek kurallarla düzenlenmesinin gerekliliği ileri sürülebilir.
Nitekim, 12.3.1986 günlü, 3268 sayılı Yetki Yasası'yla tanınan ikiyıllık süre, 3347 sayılı Yasa'yla 31.12.1988 gününe kadar, 3479 sayılı Yasa ilede 31.12.1990 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu da göstermektedir ki, memurlar vediğer kamu görevlilerinin çalışmalarındaki etkinliğin arttırılmasını ve kamuhizmetlerinin düzenli, süratli, verimli ve ekonomik bir biçimde yürütülmesinitemin etmek amacıyla bunların, idari, mali ve sosyal haklarında iyileştirmeleryapılmasıişinin ivediliği gerektiren kısa sürede yasa ya da yasalar yerine kanunhükmünde kararnamelerle düzenlenmesi, parlamentonun yasama yetkisinin bukonularda işlerliğini kaybetmesi ve yürütmeye devri sonucunu doğurur.
.... esas olan, yasama yetkisinin TBMM tarafından kullanılmasıyürütmenin Anayasa ve yasalara uygun olarak görev yapmasıdır. Kanun HükmündeKararname çıkarılması, TBMM tarafından verilen ve ancak ivedi ve zorunludurumlarda, çok uzun olmayan bir sürede kullanılacak yetkidir.
Kanun hükmünde kararnamelerin, ivedi ve zorunlu olmayan durumlardakullanılması, bu doğrultudaki uygulamaya süreklilik ve yaygınlık kazandırılmasıyasama yetkisinin devri anlamına gelir ve Anayasa'ya aykırı düşer.
..... Kanun Hükmünde Kararname uygulamasının, ivedi ve zorunludurumlar dışında kullanılması ve olağan bir yol haline getirilmesi üç kamu erkiarasındaki dengeyi bozar, yürütmeye yasama karşısında üstünlük sağlamışolur."
12 Ekim 1990 günlü, 20663 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan6.2.1990 günlü ve Esas: 1988/62, Karar: 1990/3 sayılı, 3481 sayılı "İdariUsul ve İşlemlerin Yeniden Düzenlenmesi ile İlgili Yetki Kanunu"nun iptalikararında ise, "... TBMM tarafından önemli, zorunlu ve ivedi durumlardışında ve yasama yetkisinin devri niteliğinde Bakanlar Kurulu'-nunyetkilendirilmemesi gerekir.
.... TBMM Bakanlar Kurulu'na ancak belli konularda bu yetkiyiverebilir; her konuyu kapsayacak şekilde bir KHK çıkarma yetkisi veremez.
.... Amaç Bakanlar Kurulu'nun kendisine verilen yetki ile nelerigerçekleştirmesi gerektiğini belirlediğinden, yetki yasasında KHK'nin amacı dasomut olarak belirtilmelidir. KHK'nin amacı ve kapsamı da konusu gibi geniş içerikliher yöne çekilebilecek yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişikşekillerde yorumlara elverişli olmamalıdır." denilmiştir.
KHK'lerin yaygınlaştırılmaması, ancak önemli, zorunlu ve ivedidurumlarda çıkarılması, yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ya daizlenimini verecek biçimde güncelleştirilip sık sık bu yola başvurulmamasıAnayasa Mahkemesi'nin daha önceki kararlarında da yer almış ise de, Anayasa'nın91. maddesinde açıkça yer almayan, ancak Anayasa'ya uygun bir yorumla getirilen"önemli, ivedi ve zorunlu olma" ölçütleri ilk defa 3479 ve 3481sayılı Yetki Yasalarının iptali kararlarında Anayasa'yaaykırılık nedeni olarakyer almıştır. Bu ölçütler ancak kararların Resmi Gazete'de yayımlanması ilebağlayıcı etkisini göstermektedir. Bundan önce yürürlüğe girmiş olan KHK'lerietkilemesi düşünülemez.
Yetki yasasının, Anayasa'nın 91. maddesinde sayılan öğelerindenbirine aykırı olması nedeniyle iptali durumunda ise, buna dayanan KHK'leriniptalinin gerekeceği kuşkusuzdur. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nce ilk defa yetkiyasası denetiminde uygulanan yorumla getirilen söz konusu "önemli, ivedive zorunlu olma" ölçütlerinin Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'deyayımlanmasından önce çıkarılan KHK'lere uygulanması ve bu KHK'lerin anılanölçütlere göre Anayasa'ya aykırılık nedeniyle iptali istikrarsızlık,kararsızlık ve güvensizlik yaratacağı gibi, Anayasa Mahkemesi kararlarınıngeçmişe yürümeyeceği yolundaki kurala da aykırı olur. Bu nedenle davacının, 399sayılı KHK'nin tümüyle Anayasa'nın 91. maddesine aykırılık savının reddigerekir.
2) Anayasa'nın 7. Maddesi Yönünden İnceleme:
Dava dilekçesinde yasa yapma, değiştirme, kaldırma konusundakiasli yetkinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olduğu, KHK çıkarma konusundaBakanlar Kurulu'nun yetkilendiril meşinin ise ayrık bir yetki olduğu üzerindedurularak 399 sayılı KHK ile düzenlenen konuların ivedi ve zorunluolmamasından,düzenlemenin yasama yetkisinin devri anlamına geleceği ve anayasal güvencelereilişkin hususların yönetime bırakılması nedeniyle Anayasa'nın 7. maddesineaykırı düşeceği ileri sürülmektedir.
Yukarıda 1. bölümde açıklandığı üzere söz konusu Anayasa'yaaykırılık ölçütlerinin 399 sayılı KHK'nin yürürlüğünden sonra getirilmiş olmasıve yönetime bırakılan düzenlemelerin 399 sayılı KHK kapsamı çerçevesinde yerinegetirileceğinin doğal ve bu işlemlerin idari yargı ve TBMM denetimine bağlıbulunmasınedeniyle Anayasa'nın 7. maddesine aykırılıktan söz edilemez.
3) Anayasa'nın 153. Maddesi Yönünden İnceleme:
Dava dilekçesinde, 308 sayılı KHK ile 399 sayılı KHK'nin aynıkonuları düzenlemesi, öz bakımından benzer hükümleri içermesi üzerinde durulupiptal edilen yasa hükümlerinin aynısının ya da benzerinin yenidenyasallaştırılmasının Anayasa'nın 153. maddesine aykırı düşeceği belirtilerek,KHK'nin bu nedenle iptali istenilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin bu durumla ilgili kararlarında, bir hükmünyasama organının Anayasa Mahkemesi'nin kararma uymadığı yönünden iptaledilebilmesi için, iptal edilenle, iptali istenilen hükümlerin biçim bakımından"özdeş" olmasının yetmeyeceği, "teknik içerik" ve"kapsam" bakımından da aynı olması zorunluluğu aranmıştır.
Her iki KHK kamu iktisadi teşebbüsleri personel rejiminidüzenlemek için çıkarılmıştır. Yani konuları aynıdır. Ancak, 308 ve 399 sayılıKHK'lerin kimi maddelerinin konuları aynı olmasına karşılık, içerikleri veteknik düzenlemeleri farklıdır. Ayrıca, bu konuların personel rejiminidüzenleyen bir KHK'de yer alması gerekli ve zorunludur. Kaldıki, 399 sayılıKHK'de, Anayasa Mahkemesi'nin 308 sayılı KHK'nin iptali kararında saptadığıAnayasa'ya aykırılık konularının giderilmeye çalışıldığı açıkça görülmektedir.Bu duruma göre, KHK'nin tümü yönünden Anayasa'nın 153. maddesine aykırılıkbulunmamaktadır.
4) Bunlara ek olarak Anayasa'da açık biçimde yasa ile düzenlenmesiöngörülen konuların KHK ile düzenlenip düzenlenemeyeceği konusu üzerinde dedurulması gerekmektedir.
Dava konusu 399 sayılı KHK, kamu iktisadi teşebbüslerindeçalışacak memurlar için kimi özel düzenlemeler getirmiş, bunların esasen 657 sayılıDevlet Memurları Kanunu'na tâbi olacağını belirtmiş ve sözleşmeli personelinhaklarını ve yükümlülüklerini düzenlemiştir. Anayasa'nın 128. maddesinin ikincifıkrasında memurlarla diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görevve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri aylık ve ödenekleri ile diğer özlükişlerinin yasayla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm, ele alınankonuların KHK ile düzenlenemeyeceği anlamına gelmemektedir. 399 sayılı KHK'desözü geçen sözleşmeli personel Anayasa'nın 128. maddesinin kapsamı dışındakalmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 8.2.1989 günlü, Esas: 1988/38,Karar: 1989/7sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa'nın bir maddesininyasa ile düzenleneceğini öngördüğü bir konunun, Anayasa'nın 91. maddesininbirinci fıkrasının yasakladığı alanlara girmedikçe KHK ile düzenlenmesiAnayasa'ya aykırı değildir. Ayrıca 308 sayılıKHK'nin iptal gerekçesindebelirtildiği üzere "kamu iktisadi teşebbüslerinde çalıştırılan ....sözleşmeli personelin, Anayasa'nın 128. maddesinde yer alan ve atamaya tâbidiğer kamu görevlileri kapsamına dahil edilmelerine anayasal olanakyoktur."
Yukarıda (1-4) bölümlerinde açıklanan nedenlerle 399 sayılıKHK'-nin tümüne yönelik iptal isteminin reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
b- 399 Sayılı KHK'nin Maddelerinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:
Başvuruda, maddelerin içeriğinin Anayasa'ya aykırılığı konusunda,KHK'nin tümünün iptaline ilişkin inceleme bölümünde üzerinde durulan Anayasamaddeleri ile güvence yokluğu, Anayasa'nın 2., 5. ve 49 maddelerine aykırılıknedenleri olarak ileri sürülmektedir.
308 sayılı KHK'nin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararınıngerekçesinde; "O halde devlet, genel idare esasları dışındaki hizmetlerdebirer çalıştırılan konumunda bulunan KİT'lerdeki sözleşmeli personelin hukuksalstatüsünü belirlemek ve istihdam güvencesini sağlamak için, yapılacak idarisözleşmelere esas olmak üzere, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasındamemur ya da diğer kamu görevlilerine, 49.-55. maddelerde işçilere ilişkingüvencelerin benzerlerini, KİT'lerin hizmet özelliklerine uygun öğeleri içerenbir çerçeve ile kurallara bağlamak zorundadır." şeklinde yer alan anlatım,sözleşmeli personel için güvence getirilmesi gerektiğini belirtmekte, bununyanında getirilecek güvencenin KİT'lerin hizmet özelliklerine uygunluğunu daöngörmektedir. 308 sayılı KHK ile güvencesiz bir personel statüsü yaratılmış veyukarıdaki gerekçeler bu statüye göre oluşturulmuştur. 399 sayılı KHK'de ise,sözleşmeli personelin işe alınması, işe alınanlarda aranacak koşullar, işealırken uygulanacak sınav, ödevler ve sorumlulukları, genel haklar ve yasaklar,çalışma saatleri ve izinler, mail ve sosyal haklar, sicil ve başarıdeğerlendirilmesi, disiplin, görevden uzaklaştırma ve göreve son verme(sözleşmenin feshi ve sona ermesi) konularının düzenlendiği görülmektedir. Budurumda, kamu iktisadi teşebbüslerinde ve bağlı ortaklıklarda çalıştırılacaksözleşmeli personel yönünden, anlaşmazlıkları idari yargıda çözümlenmesigereken statü hukukuna bağlı bir personel kategorisi oluşturulmuş ve böylece,399sayılı KHK ile sözleşmeli personel, memurlara benzer yasal güvenceyekavuşturulmuştur. Disiplin cezalarıyla ilgili 44. maddesinde sözleşmelipersonele "... bu Kanun Hükmünde Kararnamede hüküm bulunmayan hallerdeteşebbüs veya bağlı ortaklık memurlarının tâbi olduğu hükümler uygulanır.'hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin feshinde ya da yenilenmesinde sicil ve başarıdeğerlemesinin esas alınacağı belirtilmek suretiyle güvence sağlanmıştır.
Sözleşmeli personel, sosyal güvenlikleri bakımından TC. EmekliSandığı'na bağlı kılınmaktadır. Böylece, memur kadrolarından sözleşmeli konumageçenler ile ilk kez açıktan sözleşmeli olanlar arasında sosyal güvenlikkuruluşu farklılığı giderilmektedir. Kamu iktisadi teşebbüslerinde sosyal tesisve olanaklarından yararlanmada memurlara benzer bir düzenleme getirilmiştir.
Böylece 308 sayılı KHK iptal kararının gerekçesinde yer alangüvencelerin sağlandığı görülmektedir.
KHK Maddelerinin Sırasıyla İrdelenmesi:
1. AMAÇ ve KAPSAM başlıklı 1. madde ile, 233 sayılı KHK kapsamınagiren kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarınca istihdam edilenpersonelin işe alınmaları; görev ve yetkileri, nitelikleri, atanma, ilerleme,yükselme, hak ve yükümlülükleri ile diğer özlük haklarının düzenlenmesiöngörülmektedir.
Bu düzenleme, IV, A, B, a, b bölümlerinde açıklanan nedenlerleAnayasa'ya aykırı görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
2. KHK'nin 2. maddesi ile kapsamına giren sözleşmeli personelinişin gereğine uygun olarak yetiştirilmesi, verim ve kârlılık ilkelerine bağlıolarak çalıştırılmaları, göreve devamlarını özendirecek bir özlük haklansisteminin sağlanması ve yaratıcılık, girişimcilik, başarı ve çabanın maddi veManevi olarak teşviki temelilkeler olarak alınmıştır.
Kamu iktisadi teşebbüsleri amacının gerçekleştirilmesine uyan budüzenlemede IV, A, B, a, b bölümlerinde açıklanan nedenlerle Anayasa'yaaykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
3. Başvuruda 3. madde ile ilgili savda, memurlara ya da sözleşmelipersonele gördürülecek hizmetleri saptama yetkisinin yönetime ve BakanlarKurulu'na verildiği, 308 ve 399 sayılı KHK'lerin niteliği bakımından farksızolduğu üzerinde durularak sözleşmeli personele ilişkin kimi konuların güvenceyebağlanmadan yönetimin düzenlemesine bırakıldığı belirtilmiş bu yüzden bumaddenin Anayasa'nın 2., 5. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür.
aa- (a) bendi ile kamu iktisadi teşebbüslerinde istihdam edilecekpersonelin hukuki statüsü, Anayasa Mahkemesi'nin 308 sayılı KHK'nin kimimaddelerinin iptaline dair gerekçeleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir.Söz konusu iptal kararında aynen; "Oysa, Anayasa'nın 128. maddesinde yeralan kamu iktisadi teşebbüslerinin de 135. maddesinin ikinci fıkrasında ayrıcabelirlendiği gibi, ... genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduklarıkamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler ... mutlaka vardır vebunların da memurlar ya da diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerekir.Anayasa'nın 128. maddesinde öngörülmüş bulunan genel idare esasları dışındakalan hizmetlerde ise, kuşkusuz sözleşmeli personel çalıştırma olanağı vardır.Bu hizmetlerin kapsamının sayısal ya da oransal olarak dar veya geniş tutulmasıkonunun ağırlıklı önemini azaltmaz, yönünü değiştiremez." biçimindekigörüş ve esaslara yer verilmiş, iptal gerekçesini gözeten KHK'de, karara uygunolarak KİT'lerde istihdam edilecek personel arasına memurları katmıştır.
Bu durumda (a) bendi Anayasa'ya aykırı görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Güven DİNÇER bu görüşekatılmamışlardır.
bb- (b) bendi kamu iktisadi teşebbüslerinde çalıştırılacakmemurlarla ilgilidir. Sözü edilen memurlar, iptali istenen ve incelenen bu KHKile getirilen hükümler dışında 657 sayılı Yasa'ya bağlıdırlar. Anayasa'nın 128.maddesi, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamutüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamuhizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamugörevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,görev ve yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğerözlük işleri kanunla düzenlenir." kuralını getirmiştir.
Yukarıda (aa) bendinde açıklandığı üzere; kamu iktisaditeşebbüslerinde, genel idare esaslarına göre yürütülmekle yükümlü kamuhizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler mutlaka vardır.
İptali istenen düzenleme ile, kamu iktisadi teşebbüslerindeki buçeşit hizmetlerin genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı,kurul ve idare başkanları, müessese müdürleri, bölge ve il müdürleri, müfettişve müfettiş yardımcıları ile kadro unvanları (1) sayılıcetvelde gösterilenpersonel eliyle görülmesi ve bu personelin KHK'de belirtilen hükümler dışında657 sayılı Yasa'ya tâbi tutulması öngörülmüştür. Ayrıca memurların atandıklarıkadrolarda sözleşmeli olarak çalıştırılması hükme bağlanmıştır. Böylece,personel önce kadroya atanacak, sonra kendisiyle sözleşme yapılacaktır. Busistemle teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda genel idare esaslarına göre yürütülenkamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde hizmet verecekpersonel için Anayasa'nın 128. maddesinde öngörülen güvence getirilmekte veişletme esaslarına göre kârlılık, verimlilik ve rekabet kuralları içinde hizmetvermesi gereken bu personelin, genel idare esasları dışında hizmet görensözleşmeli personel ile toplu iş sözleşmeleri kapsamına girendiğer personelinaldıkları ücretlerle dengeli bir ücret alabilmesi olanağı sağlanmaktadır. Başkabir anlatım ile bu düzenleme, kamu iktisadi teşebbüslerinde farklı statüdeçalışanlar arasında başarı durumlarına göre alman ücretlerde bir dengesağlanmasına yönelik görülmektedir.
Ancak, madde metninde genel idare esaslarına göre yürütmekleyükümlü kılından kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerinbelirlenmesine esas olacak bir ölçüt getirilmediği için genel idare esaslarınagöre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerde çalışan kimi personelin.(1) sayılı cetvel dışında kalması ya da genel idare esaslarına göre yürütülmesigerekmeyen görevlerde çalışan kimi personelin (1) sayılı cetvelde yer almasıolasılığı vardır. Ayrıca madde metninde "..... bu kadrolara atananpersonel atandıkları kadrolarda sözleşmeli olarak çalıştırılabilirler."denildiğinden (1) sayılı cetvel kapsamındaki kimi personele atandıklarıkadrolarda sözleşmeli çalışma olanağı verilirken kimi personel bu olanağındışındabırakılacaktır.
Bu nedenlerle (b) bendinin birinci fıkrası eşitlik ilkesi yönündenAnayasa'nın 10. maddesine aykırıdır.
Madde metninden ve ek (1) sayılı cetvelden anlaşıldığı üzere kamuiktisadi teşebbüslerinde, belli bir seviyeye kadar yönetim kadrolarına ilişkingörevler, diğer bir ifade ile yönetim hizmetleri, genel idare esaslarına göreyürütülmekle yükümlü kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerolarak kabul edilmiştir. Objektif bir ölçüt olmadığı için sayılan görevkadrolarına en yakın kadrolarda çalışan hemen hemen aynı hizmeti müşterekyürüten personelin bir kısmının memuriyet, bir kısmının sözleşmeli personelstatüsünde çalıştırılmasını açıklama olanağı yoktur. Yine bir ölçütolmayışından, sonradan Bakanlar Kurulu kararı ile (1) sayılı cetvele genelidare esaslarına göre yürütülmesi gerekmeyen görevler dahil edilebileceği gibikimi genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerde(1) sayılı cetvele dahil edilmeyebilecektir. Yine hiç bir objektif ölçügetirilmeden (1) sayılı cetvele dahil kimi personelin sözleşmeliçalıştırılmasının önlenmesi nedeni de anlaşılamamaktadır.
Anayasa'nın 128. maddesinde KİT'lerde genel idare esaslarına göreyürütülen kamu hizmetleri ile bu nitelikte olmayan kamu hizmetlerinin olduğugerçeği yatmaktadır. Genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli vesürekli görevler Anayasa'nın 128. maddesi kapsamındadır. Düzenleme tadadi vedondurucu bir nitelikte değildir. KİT'lerde asli ve sürekli nitelikte olmayangörevlerle, genel idare esaslarına göre yürütülmesi gerekmeyen kimi görevlerkamu görevi niteliğini korumakla birlikte söz konusu maddenin kapsamı dışındakalmaktadır.
Statü ayrımının yapılmasında öncelikle genel idare esaslarına göreyürütülecek hizmetleri belirleyecek objektif ölçütlerin getirilmesi gerekmektedir.Merkezi idare ile statüer bir ilişki, devletin kamu gücünün, emretme yetkisininkullanılması, genel idare esaslarına göre yürütülecek hizmetlerinbelirlenmesinde gözönünde bulundurulması gereken hususlardan bazıları olarakgörülmektedir. İktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarınıkapsayan ve kimi kuruluşları iş kanunu kapsamına giren kamu iktisaditeşebbüslerinde söz konusu ayrımın yapılması kamu hizmetlerinin belirlenmesianlamına gelmektedir. Kamuhizmetlerini belirlemenin geçerli ölçütünün onukuranların başka bir anlatımla yasa koyucunun iradesi ile bütünleştiğiizlenmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 28.11.1985 günlü, Esas: 1985/2,Karar: 1985/2 sayılı kararında "Hiç şüphesiz Anayasa kurallarına uygunolmak koşulu ile, kamusal ihtiyaçların gerekli kıldığı hallerde yasama organı,herhangi bir alanı yasal statü içine alarak bir kamu hizmeti tesisedebilir."; esasını kabul etmiş, 21.1.1971 günlü, Esas: 1969/33, Karar:1971/7 sayılı kararında ise "Kamu hizmetleri kavramının gerek öğretide,gerekse uygulamada Devletçe ve öteki kamu tüzelkişilerince genel idareesaslarına göre yürütülen hizmetler alanının dışına taşan ve yayılan birkapsamı olduğu ve kapsamın da gittikçe genişlediği bilinmektedir."görüşüneyer verilmiştir.
Konunun niteliği ve kapsamı gözönüne alındığında kamu iktisaditeşebbüslerinin statüsünü etkileyen bu önemli ayrımın Yasakoyucu tarafındanyapılması, tamamlayıcı çalışmaların ise Yasakoyucu tarafından belirlenenölçütlere göre yönetime bırakılması amaca uygun düşmektedir.
Ayrıca, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olunanhizmetlerin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde çalışan kimi memurlarasözleşme ücreti ödenmeyecekse, bunun objektif nedenleri yasal düzenlemede yeralmalıdır.
(b) Bendinin birinci fıkrası, bu nedenlerle ve IV, A, B, a, bbölümlerinde yapılan açıklamalar uyarınca Anayasa'nın 10. maddesi dışında,diğer maddelerine aykırı görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER iptal bölümüne değişik gerekçelerle katılmışlardır.
cc- (b) bendinin ikinci fıkrası ile Bakanlar Kurulu'na ekli (1)sayılı cetveldeki memur kadrolarını genişletmek, bir başka anlatımla kadroihdas yetkisi verilmiştir.
Kadroların yasa ile düzenlenmesi gereği üzerinde durularak bukonuda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmesinin Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülmektedir. Bilindiği üzere kuruluş, kadro ve personel, hukuksal açıdan birbütünlük oluşturur. Bu bütünlük bir yandan kadro-görev öteyandankadro-memurilişkisini ortaya koyar. Anayasa'nın 123. maddesine dayanılarak kuruluşuBakanlar Kurulu'na bırakılan kamu iktisadi teşebbüslerinde bu faaliyetin birparçası olan kadro düzenlemelerinin de işin zorunlu gereği olarak BakanlarKurulu'na bırakılmasında Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
dd- (c) bendinde sözleşmeli personelin tanımı yapılmakta vebunların kısmİ zamanlı çalışmalarına da olanak sağlanmaktadır. Bu düzenlemedede güvence eksikliği üzerinde durulmaktadır.
Genel olarak sözleşmeli personelin tüm hukuksal (mali, idari,sosyal) statüsünün bu KHK ile düzenlendiği görülmektedir. Böylece, sözleşmelipersonel yasal güvenceye kavuşturulmuş olmaktadır. İçeriği yönündenbakıldığında sözleşme, 308 sayılı KHK'de olduğu gibi hizmet sözleşmesi olaraknitelendirilmemiştir. Ayrıca sözleşmenin çerçevesi, bu KHK ile belirlenen statükuralları ile çizilmiştir. Yani sözleşme, bu kurallara aykırı olamayacak biridari sözleşmedir. Böylece, sözleşmeli personel ile kamu iktisadi teşebbüsleriarasındaki ilişkinin, idari yargı denetimine bağlı kamu hukuku ilişkisi olduğubenimsenerek güvence sağlanmıştır.
Bu nedenle ve IV, A, B, a, b bölümlerinde yapılan açıklamalaruyarınca söz konusu düzenleme Anayasa'ya aykırı değildir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
ee- (d) bendi ile, memurlar ve sözleşmeli personelin toplu işsözleşmeleri kapsamına alınamayacağı ve bu gibilere buna dayalı hiç bir ayni venakdi menfaat sağlanamayacağı hükme bağlanmıştır.
Güvence nedeniyle bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülmektedir.
Anayasa'nın 53. maddesine göre toplu iş sözleşmesi yapma hakkıişçileri kapsamaktadır. Sözleşmeli statünün işçi statüsüne bağlı personeli debünyesinde bulundurduğu söylenemez. Uygulamada böyle bir sorunlakarşılaşıldığında, bunun idari yargı yoluyla çözülmesi olanağı vardır.
Bu nedenle ve IV, A, B, a, b bölümlerinde yapılan açıklamalaruyarınca düzenleme Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Güven DİNÇER bu görüşekatılmamışlardır.
ff- (e) bendinde yer alan "İşçiler bu Kanun HükmündeKararnameye tâbi değildir." biçimindeki düzenlemenin Anayasa'ya aykırı biryönü bulunmadığı açıktır.
4- Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda memur ve sözleşmeli personelihtiyacının ne biçimde karşılanacağı 4. madde ile açıklanmaktadır.
Madde, memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarınınihdas ve iptalini, bu kadro ve pozisyonlarda değişiklik yapma yetkisiniBakanlar Kurulu'na vermiştir, ilgili bölümlerde açıklandığı üzere KHK'nintümünün incelenmesinden, sözleşmeli personelin mali, sosyal ve hukuksalstatüsünün bu KHK ile düzenlendiği ve genel olarak statününyeterli yasal güvencelerledonatıldığı görülmektedir. Yine ilgili bölümlerde açıklandığı üzere, hukuksalaçıdan kuruluş-kadro, memur-pozisyon, sözleşmeli personel bir bütünoluşturmaktadır. Kuruluşu, Bakanlar Kurulu'na bırakılan teşebbüs ve bağlıortaklıklarda (mevcut müesseselerin veya işletmelerin bağlı ortaklık halinegetirilmesi Yüksek Planlama Kurulu kararı ile olmaktadır) bunun ayrılmaz bir-parçası durumunda görülen personel ihtiyacının karşılanmasının da BakanlarKurulu'na bırakılması işin mahiyetinden ileri gelmektedir. Bu kadro vepozisyonlar, 399 sayılı KHK'nin çerçevesi içinde kullanılmakta ve diğerfaaliyetlerle birlikte TBMM'nin denetimine bağlı bulunmaktadır.
Bu nedenle madde Anayasa'ya aykırı görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
5. KHK'nin 5. maddesi;
aa- Birinci fıkrasının birinci tümcesinde genel müdür ve genelmüdür yardımcısı kadrolarına ilgili bakanın teklifi üzerine ortak kararla atamayapılacağı belirlenmiştir.
Atama yönteminin yasa ile düzenlenmesi özellikle güvence açısındanönemlidir. Bu nedenle Anayasa'ya aykırılık yoktur.
Mustafa ŞAHİN bu görüşe katılmamıştır.
bb- Birinci fıkrasının ikinci tümcesi genel müdür, genel müdüryardımcısı kadrolarına atanacaklar hakkında, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun istisnai memuriyete ilişkin hükümlerinin uygulanacağı esasıgetirilmiştir. Bunun yetenekli eleman sağlanması amacı ile yapıldığıbelirtilmektedir.
Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında yeteneğe esas teşkileden niteliklerin yasayla düzenlenmesi esası getirilmiştir. KHK'dekidüzenlemede "... görevlerini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahipolmak kaydıyla" ifadesi yer almakta ise de, bu yeteneğin saptanmasına esasteşkil eden 657 sayılı Yasa'daki ölçütün dışına çıkılmasına ve dolayısıylabilgi ve tecrübenin saptanmasında eşitlik ilkesine aykırı, farklı uygulamalarageçilmesi olasılığı vardır. Bunu önlemek için yine genel ölçütlere uyulması yada farklı bir durum varsa, objektifliği veuygulamada eşitliği sağlayabilecekbenzer ölçütün getirilmesi gerekir. Bu nedenlerle inceleme konusu düzenleme,Anayasa'nın 10. ve 128. maddelerine aykırıdır.
Necdet DARICIOĞLU, Servet TÜZÜN, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU veHaşim KILIÇ, bu görüşe katılmamışlardır.
cc- Birinci fıkranın üçüncü ve dördüncü tümcelerinde diğerkadrolara atama yöntemi gösterilmiştir.
Yönetim kurullarının bu yetkilerini, sınırlarını açıkça belirlemekkaydıyla devredebilmeleri kamu yönetiminde gelenek durumuna getirilen biruygulamadır. Bu devir konusunda sınırların saptanması her kuruluş içinfarklılık gösterecek niteliktedir. Kuruluşlara göre değişen teknik ağırlıklı busaptamanın yasa ile yetkili kılınan yönetim kurullarına bırakılması,Anayasa'nın 128. ve 7. maddelerine aykırılık içermemektedir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N. SEZERbu görüşe katılmamışlardır.
dd- ikinci fıkrasında yer alan, kapsam dışı statüde geçenhizmetlerin memur statüsünde geçmiş gibi değerlendirilebileceği yolundaki yasahükmü, kamu sektörü dışında ve kamu sektöründe işçi statüsünde çalışanlarıkapsamaktadır.
Bu hizmetlerin mali, sosyal hakların saptanmasında ve emeklilikte,olduğu gibi değerlenebilir duruma getirilmesi, genel uygulama dışında KİT'lerdeçalışacak bir kısım görevliye ayrıcalık sağladığı için, inceleme konusudüzenleme eşitlik ilkesi yönünden Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdır.
Ayrıca, bu düzenlemeye göre, belirlenen genel ilkeler dışındayapılacak borçlanmalar nedeniyle TC. Emekli Sandığı'nın mali dengesini bozacaködemelere yer verileceğinden Anayasa'nın 65. maddesine de aykırıdır.
6. Kararname'nin 6. maddesiyle sözleşmeli personelin yönetimkurulu kararı ile işe alınabileceği, sınırlarını belirtmek suretiyle yönetimkurullarının bu yetkilerini daha alt kademelere devredebileceği, sözleşmelipersonelle akdedilecek sözleşmelerin Devlet Personel Başkanlığı'ncahazırlanacak yönetmelikle tesbit edilecek tip sözleşme çerçevesinde ve takvimyılı itibariyle yıllık olacağı, ancak ilk kez açıktan işe alınacaklarla 6 aylıksözleşmeyapılacağı ve sözleşme süresi içinde görev unvanı ve görev yeri değiştirilenpersonelin sözleşmelerinin yeniden düzenleneceği açıklanmaktadır.
Dava dilekçesinde, "Buradan anlaşılmaktadır ki, sözleşmemetni Devlet Personel Başkanlığı'nca yönetmelikle belirlenecektir. Ayrıca,sözleşme metni bir takvim yılı itibariyle yıllık olarak düzenleneceğinden hemenher yıl sözleşme içeriği değiştirilebilecektir ve bu değişme yürütme organınınemrindeki bir idare birimince yapılacaktır. Bundan başka, sözleşmelipersonelinsözleşme süresi içerisinde görev yeri ve unvanının değişmesi halinde sözleşmeyeniden düzenlenecektir. Görülüyor ki, sözleşmeli personelin kaderi yürütmeyebağlı bir idare biriminin takdirine bırakılmıştır. Sözleşme süresi bittiktensonra sözleşmeli personelin akıbetinin ne olacağı hususu ve bu konuda her hangibir güvence metinde görülmemektedir." denilmektedir.
Yönetmelikle belirlenecek tip sözleşme 399 sayılı KHK'nin 3.maddesi uyarınca bu KHK'de belirlenen kurallara uygun olacaktır. Bu durum,sözleşme içeriğinin her yıl değiştirilmesine ve istenildiği gibi saptanmasınaengeldir.
Öte yandan, KHK'nin 15. ve 45. maddelerinde sözleşmelerin hangihallerde feshedileceği kurala bağlanmıştır. Bunda sicil sistemi önemli roloynamaktadır. KHK ile çizilen hukuki çerçeve statüer özellik taşımaktadır.Statü hukukuna bağlı hizmetlerde çalıştırılan personelin sözleşmelerinin geçiciolması düşünülemez.
Yönetim kuruluna bırakılan atama yetkisi hakkında, 5. maddeninincelendiği bölümde açıklama yapılmıştır.
Bu nedenlerle ve IV, A, B, a, b bölümlerinde yapılan açıklamalaruyarınca Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER, Güven DİNÇER bugörüşe katılmamışlardır.
7. Sözleşmeli personelde aranacak genel koşullar 7. maddeninbirinci ve ikinci fıkralarında belirtilmiştir. Üçüncü fıkrasında da diğer özelkoşulların saptanması yönetmeliğe bırakılmıştır. Dava dilekçesinde bu durumunAnayasa'nın 2., 5. ve 49. maddelerindeki kurallarla bağdaşmayacağıbelirtilmiştir. KHK'nin 45. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göregenel-özel ayrımı yapılmadan, "İşe alınma şartlarından birinitaşımadığının anlaşılması veya bu şartlardan birinin sonradankaybedilmesi" sözleşmenin feshine neden olmaktadır.
Bu düzenlemenin sözleşmeli personelin işe alındığı sıradauygulanan öbür özel koşullarda ilgili olduğu, bunun dışında sonradangetirilecek bir koşula göre sözleşme feshinin düşünülemeyeceği kuşkusuzdur. Herkuruluşun hizmet durumlarına göre çalıştırılacak personelde teknik zarurettendoğankimi özel şartlar aranabileceği tabiidir. Bunun 399 sayılı KHK'debelirlenen güvencelere aykırı olması düşünülemez.
Bu nedenle, düzenleme Anayasa'ya aykırı değildir.
Birinci ve ikinci fıkralar yönünden Yekta Güngör ÖZDEN, MustafaŞAHİN ve Güven DİNÇER, üçüncü fıkra yönünden de Yekta Güngör ÖZDEN, MustafaŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
8. KHK'nin 8. maddesinin birinci fıkrası, sözleşmeli olarakalınacak personelin işin özelliğine göre yarışma ve yeterlik veya sadeceyeterlik sınavına tabi tutulacakları, memur statüsünden sözleşmeli statüye,sözleşmeli statüden memuriyete geçenlerle mecburi hizmetlilerin sınava bağlıtutulamayacakları, ikinci fıkrasında da sınav konulan ile sınava ilişkin diğerhususların yönetim kurullarınca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğiöngörülmektedir.
Dava dilekçesinde, genel gerekçeler yanında sınava ilişkindüzenlemelerin yönetmeliğe bırakılması üzerinde durularak güvence yönündenAnayasa'nın 2., 5. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülmektedir.
Söz konusu yönetmeliğin 399 sayılı KHK çerçevesinde düzenleneceği,ayrıcalıklara ve sübjektif değerlendirmelere yer vermeyecek objektiflikteolacağı, gerektiğinde idari yargıda dava konusu edileceği kuşkusuzdur. Kaldıki,işe almada tüm ilgililere aynı koşullarda uygulanacak sınavın çalışma güvencesiile bir ilgisi yoktur.
Bu nedenlerle ve IV, A, B, a, b bölümlerinde yapılan açıklamalaruyarınca söz konusu düzenleme Anayasa'ya aykırı değildir.
Birinci fıkra yönünden Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N.SEZER ve Güven DİNÇER, ikinci fıkra yönünden Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN,Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
9. KHK'nin 9. maddesiyle sözleşme süresi içinde hizmet şartlarınagöre sözleşmeli personelin görev ve görev yerinin değiştirilebileceği, aynıyerdeki görev yerlerinin değişikliğinde tebliğ gününü izleyen iş gününde; başkayerlerdeki görev yerinin değişmesi halinde ise tebliğ tarihinden itibaren 15inci günü izleyen iş gününde göreve başlaması hükme bağlanmaktadır.
Dava dilekçesinde genel gerekçelerle sözleşmeli personelin görevya da görev yeri değişikliğinin güvenceye bağlanmadan yönetim birimlerinintakdirine bırakıldığı üzerinde durularak, bu maddenin Anayasa'nın 2., 5. ve 49.maddelerine aykırılığı ileri sürülmektedir.
Bu düzenlemenin yönetim birimlerinin keyfi takdirine yol açacağıdüşünülemez. Sicil, başarı değerlendirmesi esasları ve bütün haksız işlemlereidari yargı yolunun açık olması buna olur vermez.
Bu- nedenle düzenlemede Anayasa'ya aykırılık yoktur.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
10. KHK'nin 10. maddesinin birinci tümcesi ve ikinci tümcesininbir yan tümcesi ile sözleşmeli personelin bir Siyasi parti, kişi ya da zümreninyararım veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamayacakları, görevleriniyaparken, dil, ırk, cinsiyet, Siyasi düşünce, felsefi inanç din ve mezhepayırımı yapamayacakları ikinci tümcenin ikinci yan tümcesi ile de hiç birbiçimde Siyasi ve ideolojik beyanda bulunamayacakları ve bu çeşit eylemlerekatılamayacakları açıklanmaktadır.
Dava dilekçesinde, bu maddenin Anayasa'nın 25., 26. ve 33.maddelerindeki haklara kısıtlama getirdiği, böylece Anayasa'nın 91. maddesineaykırı düştüğü ileri sürülmektedir. Maddenin birinci tümcesi ile ikincitümcesinin birinci yan tümcesi göreve bağlı yasaklamalar getirmektedir. Bunlar,sözleşmeli personelin diğer kamu görevlileri gibi görevini yaparken yansızdavranması için gereklidir. Bu düzenlemekanun önünde eşitliği ve ayrıcalıktanımamayı öngören Anayasa'nın 10. maddesinden kaynaklanmaktadır. İncelemekonusu düzenlemenin düşüncenin açıklanması ya da yayılması, dernek kurma hak veözgürlükleriyle, dolayısıyla Anayasa'nın 25., 26. ve 33. maddeleriyle bir ilgisive Anayasa'ya aykırılığı bulunmamaktadır.
Mustafa ŞAHİN, Yavuz NAZAROĞLU ve Güven DİNÇER bu görüşlerekatılmamışlardır.
Maddede yer alan ikinci tümcesinin ikinci yan tümcesi ise,sözleşmeli personelin "Siyasi ve ideolojik beyanda bulunmasını ve bu türeylemlere katılmasını" önlemek için getirilmiştir. Düşünce özgürlüğününSiyasi ve ideolojik düşünceyi de kapsayacağı şüphesizdir. Öyle olunca maddeninbu kısmının Anayasa'nın 26. maddesindeki düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüile yakın ilişkisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Bir başka anlatımla, maddenin bukısmında düşünceyi açıklama ve yayma hak ve özgürlüğü ile ilgili bir konunundüzenlendiği görülmektedir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere"ideolojik" sözcüğünün yalnız Siyasi değil, toplumsal içeriği devardır. Bu sözcük, toplumsal kümelerin davranışlarına yön veren hukuksal,bilimsel, felsefi, dinsel, moral ve estetik düşünceyi de kapsamaktadır. Konuyabu açıdan bakınca, dernek kurma ya da bir derneğe üye olma hak ve özgürlüğününideolojik eylemkapsamında görülmesi olanaklıdır. Çünkü, dernek aynı amaçla biraraya gelen yasal topluluğun adıdır. Aynı ideolojiyi paylaşan kimselerin, buideolojiyi savunma amacıyla bir araya gelmesi söz konusu olabilir. Ayrıcabelirtmek gerekir ki, düşünceyi açıklamave yayma özgürlüğü ile dernek kurma yada derneğe üye olma özgürlüğü arasında yoğun ilgi vardır.
Bu durum karşısında, KHK'nin 10. maddesindeki bu düzenleme,Anayasa'nın dernek kurma özgürlüğüne ilişkin 33. maddesiyle de ilişkilidir.Böylece 33. madde kapsamındaki bir konu dolaylı da olsa KHK'nin 10. maddesindeyer almıştır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, inceleme konusu düzenleme, Anayasa'nın26. ve 33. maddelerindeki konularla ilgili bulunduğundan KHK iledüzenlenmeyecek konuları kapsamakta ve bu yüzden Anayasa'nın 91. maddesineaykırı düşmektedir.
11. KHK'nin 11. maddesinin (a) bendi ile teşebbüs ve bağlıortaklıkların bütün personelinin sermaye ve diğer kaynakları kârlılık,verimlilik esaslarına göre kullanmak ve değerlendirmek konusunda gereken çabayıgöstermekle sorumlu ve yükümlü oldukları, görevlerinden dolayı teşebbüs vebağlı ortaklıklara verdikleri zararlar nedeniyle özel hukuk kurallarıncasorumlu olacakları hükme bağlanmıştır.
Bu yöntem, giderim yönünden seçilmiş bir yoldur. Zarar vereninkamu görevlisi olması bu yönden özel hukuk hükümlerine bağlı olmasına engeldeğildir. Bu bağlılık, personelin kamu görevlisi olması niteliğinietkilemeyeceği gibi, yönetimle arasındaki kamu hukuku ilişkisinin değişmesianlamına da gelmez. Bu nedenle ve IV, A, B,a, b bölümlerinde yapılanaçıklamalar uyarınca Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşlere katılmamışlardır.
Maddenin (b) ve (c) bendlerinde personelin, para ve para yerinegeçen evrak ve senetler ile bilanço, tutanak, rapor ve benzeri her türlü belgeve defterler üzerinde işledikleri suçlardan dolayı Türk Ceza Yasası'na görecezalandırılacakları, ayrıca görevlerinden ayrılmış olsalar bile görevlerisırasında edindikleri gizlibilgileri yetkili amirin izni olmadanaçıklayamayacakları, aksi takdirde bunlar hakkında Türk Ceza Yasası'nın 229.maddesi hükümlerinin uygulanacağı yer almaktadır.
KHK'nin 60. maddesinde ceza ile ilgili düzenlemelerin yürürlüğüyasalaşma koşuluna bağlanmıştır. Bu nedenle öncelikle Anayasa'ya aykırılıkbakımından inceleme yeteneğinin bulunup bulunmadığının saptanması gerekir.
Yukarıda ilgili bölümlerinde de belirtildiği üzere Anayasa'nın148. maddesinde KHK'lerin şekil ve esas bakımından Anayasa'ya uygunluğunundenetleneceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre KHK'nin tüm maddeleri,yürürlükte olsun olmasın Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı tutulmalıdır.Çünkü, 148. maddede yürürlük koşulu bulunmamaktadır.
KHK'nin bir maddesinin yürürlüğünün belli bir tarihe bırakılmasıile yasalaşma koşuluna bağlanması arasında anayasal denetim açısından ayrımyoktur. Yürürlüğü yasalaşma koşuluna bağlanan madde anayasal denetime bağlıtutulmayacaksa, belli bir tarihte yürürlüğe girmesi öngörülen maddenin deAnayasa'ya uygunluk denetiminin yapılmaması gerekir. Oysa, belli bir tarihteyürürlüğe girecek maddenin anayasal denetiminin yapılması zorunludur. Çünkü,aksi halde bu maddeler soyut norm denetiminden kaçırılmış olur. Bu durumdayürürlüğü yasalaşma tarihine bırakılan maddenin Anayasa'ya uygunluğunun daincelenmesi kaçınılmazdır.
Söz konusu düzenleme, Anayasa'nın 91. maddesinin birincifıkrasında açıkça belirlenen ve KHK çıkarmaya kesinlikle kapalı tutulanAnayasa'nın İkinci Kısmının İkinci Bölümünde yer alan "Suç ve cezalarailişkin esaslar" başlıklı 38. madde ile ilgili olması nedeniyle Anayasa'yaaykırıdır.
Maddenin (d) bendi ile görevleri gereği işledikleri suçlardandolayı genel müdür ve yönetim kurulu üyeleri hakkında kovuşturma yapılabilmesiiçin ilgili Bakanın izninin alınmasının şart olduğu açıklanmaktadır. Budüzenleme, kamu iktisadi teşebbüsleri üst yöneticilerinin yersiz kovuşturmayauğramalarını önlemek için Anayasa'nın 129. maddesinin son paragrafındaki hükmedayalı olarak getirilmiştir. Suçluluğu tesbit edilen, kişilerin korunmasıanlamına gelmeyeceği kuşkusuzdur.
Bu nedenle Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
12- THK'nin 12. maddesinde, sözleşmeli statüde istihdam edilensözleşmeli personelin sosyal güvenlikleri yönünden 5434 sayılı TC. EmekliSandığına bağlı olacakları belirtilmektedir.
Böylece memur kadrolarından sözleşmeye geçenler ile ilk defaaçıktan sözleşmeli olanlar arasında sosyal güvenlik kuruluşu farklılığıgiderilmektedir. Bu nedenle düzenleme Anayasaya aykırı değildir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİN ÇERbu görüşe katılmamışlardır.
13. KHK'nin 13. maddesiyle sözleşmeli personelin sözleşmedebelirtilen koşullara uyarak görevlerinden çekilebilecekleri belirtilmektedir.Belirtilecek çekilme koşullarının iyi niyet kurallarına ters düşmeyeceği doğaldır.Düzenlemede Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
14. KHK'nin 14. maddesiyle sözleşmeli personelin sendikaya üyeolması, sendikal faaliyette bulunması, bu yolda propaganda yapması,desteklemesi ve teşvik etmesi yasaklanmış bulunmaktadır.
Düzenleme, Kararname'nin 60.maddesi kapsamı içinde olup yürürlüğüyasalaşma koşuluna bağlanmıştır. 11. maddenin inceleme bölümünde belirtilennedenle anayasal denetime bağlıdır.
Anayasa'nın 51. ve 53. madde metinlerinde yer alan söz konusuhakların sadece işçiler yönünden anayasal güvenceye bağlandığı anlaşılmaktadır.399 sayılı KHK'nin öngördüğü sözleşmeli personelin işçi ve memur olmadığıanılan kararnamede açıkça ifade edilmektedir. İşçi kapsamı dışında kalançalışanlar hakkındaki düzenlemeler konusunda Yasakoyucunun takdir hakkıbulunduğutartışılamaz. Ancak, işçi statüsünde bulunanların sözleşmeli statüyegeçirilerek bu işçileri anayasal haklardan yoksun kılmaya yönelik uygulamalarAnayasa'ya açıkça aykırı düşer. 3. maddenin (c) fıkrasında sözleşmelipersonelin işçi statüsünde olmadığı, aynt maddenin (e) fıkrasında ise işçilerinbu kanun hükmünde kararnameye bağlı olmadığı vurgulanmakla bu husus, yasalgüvenceye de kavuşturulmuştur.
Bu nedenlerle söz konusu düzenleme Anayasa'ya aykırıgörülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERbu görüşe katılmamışlardır.
15. KHK'nin 15. maddesinde başka iş ve hizmet yasağı açıklığakavuşturulmakta, hangi iş ve hizmetlerin bu yasak kapsamı dışında kalacağı daayrıca sayılmakta ve bu yasağa aykırı davrananların sözleşmelerininfeshedileceği esası benimsenmektedir.
Getirilen düzenleme, kamu iktisadi teşebbüslerinin yapılarına veişlevlerine uygun düşmektedir.
Başka hizmet yasağına getirilen ayrık kural yetenekli, deneyimliuzman personelin özel sektörü tercihine neden olan, tatminsizlikleri gidericietkinlikler yaratmaya, böylece zararları gidermeye, kârlılık ve verimliliğisürekli duruma getirmeye yönelik amaçlarla sınırlı düzenleme olarakgörülmektedir.
Bu nedenle ve IV, A, B, a, b bölümlerinde yapılan açıklamalaruyarınca Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşlere katılmamışlardır.
16. KHK'nin 16. maddesiyle sözleşmeli personelin ne biçimde olursaolsun hediye istemesi ya da hediye kabul etmesi veya iş sahiplerinden borç paraalması veya istemesi yasaklanmıştır.
Genel hükümlere dayanan, görülen hizmetlerin gereğine uygun düşenbu düzenlemede Anayasa'ya bir aykırılık saptanamamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHIN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERyasağın düzenlendiği bölüm ve düzenleme biçimi yönünden bu görüşekatılmamışlardır.
17. KHK'nin 17. maddesiyle sözleşmeli personelin göreviyle ilgilikonularda yetkili kılınmadan haber ajanslarına veya radyo ve televizyonkurumlarına demeç vermeyecekleri belirtilmektedir.
Genel hükümlere dayanan ve görülen hizmetlerin gereğine uygundüşen bu düzenlemede de Anayasa'ya bir aykırılık saptanamamıştır.
Yekta-Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERönceki maddede belirttikleri nedenlerle bu görüşe katılmamışlardır.
18. KHK'nin 18. maddesiyle, bu Kanun Hükmünde Kararnameye bağlıpersonelin Siyasi faaliyette bulunamayacakları ve Siyasi partilere üyeolamayacakları öngörülmektedir.
Dava dilekçesinde anılan maddenin, sözleşmeli personelinAnayasa'-nın 67. ve 68. maddelerindeki haklarını kısıtlamakta ve yasaklamaktaolduğu, bu maddelerin ise Anayasa'nın İkinci Kısmı'nın "Siyasi Haklar veÖdevler" başlıklı 4. Bölümü'nde yer aldığından Anayasa'nın 91. maddesineaykırı bulunduğu belirtilmektedir.
Düzenleme, 399 sayılı KHK'nin 60. maddesi gereğince yürürlüğüyasalaşma tarihine bırakılan hükümler arasında yer almaktadır. 11. maddenin (b)ve (c) bentleriyle ilgili bölümde de açıklandığı üzere Anayasanın 148.maddesinde belirlenen yetki ve görevlere yürürlük tarihi bakımından birkısıtlama getirilmemiş olmasından bu biçimdeki bir düzenlemenin anayasaldenetim dışı bırakılması düşünülemez.
Anayasa'nın 91. maddesinde Siyasi haklar ve ödevlerin KHK iledüzenlenemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre Siyasi hak ve ödevleriiçeren maddenin anayasal denetime bağlı tutulması için KHK ile"düzenlenmiş" olması yeterlidir. Bu düzenlemenin yürürlükte olupolmaması denetimi etkileyecek nitelikte görülemez.
Anayasa'nın 67. ve 68. maddelerinde Siyasi faaliyet hakkı ile birSiyasi parti kurma ya da böyle bir partiye üye olma hakkı düzenlenmiştir. Bumaddeler Anayasa'nın İkinci Kısmı'nın Dördüncü Bölümü'nde yer almaktadır.Anayasa'nın 91. maddesine göre bu konular KHK ile düzenlenemez. Oysa, 399sayılı KHK'nin incelenen maddesi bu konuları düzenlemekle Anayasa'nın 91.maddesine açık aykırılık oluşturmaktadır.
19. KHK'nin 19. maddesiyle sözleşmeli personelin hizmetleriniaksatacak ya da kuruma zarar verecek şekilde kasıtlı olarak birlikteçekilmeleri, göreve gelmemeleri veya görevlerini yavaşlatmaları veyaaksatmaları sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaklanmıştır.Ayrıca toplu olarak söz veya yazı ile müracaat ve şikayet edilemeyeceği deöngörülmüştür.
Genel hükümlere dayanan ve görülen hizmetlerin gereğine uygundüşen bu düzenlemede Anayasa'ya aykırılık yoktur.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERbu görüşe katılmamışlardır.
20. KHK'nin 20. maddesiyle sözleşmeli personelin haftalık çalışmasüresi belirtilmiş ancak günlük çalışma saatlerinin saptanması yönetim kurulunabırakılmıştır.
Dava dilekçesinde, bu maddenin Anayasa'nın 2., 5. ve 49.maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Toplam haftalık çalışma süresini geçmemek kaydıyla iş ve işyerininşartlarına göre günlük çalışma şekillerinin yönetim kurullarınca saptanmasındaçalışma güvencesi bakımından bir eksiklik ve Anayasa'ya aykırılıkgörülmemiştir.
Mustafa ŞAHİN ve Güven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
21. KHK'nin 21. maddesiyle sözleşmeli personele verilecek yıllıkizin süreleri memurlarınkine koşut duruma getirilmiş olup Anayasa'ya aykırılıksaptanmamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERbu görüşe katılmamışlardır.
22. KHK'nin 22. maddesiyle sözleşmeli personele verilecek mazeretizninin esasları belirlenmiştir. Bu düzenlemede genel uygulamalara ters düşenbir yön yoktur. Anayasa'ya aykırılık saptanmamıştır.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşekatılmamışlardır.
- 23. KHK'nin 23. maddesiyle sözleşmeli personelin hastalıkizinleri ile ücretli ya da ücretsiz doğum izinleri hakkında 657 sayılı Devlet MemurlarıYasası'nın ilgili hükümleri uyarınca işlem yapılacağı öngörülmüştür. Kamukesiminde çalışanlara eşitlik sağlayan bu düzenlemedeAnayasa'ya aykırılıkyoktur.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşekatılmamışlardır.
24. KHK'nin 24. maddesiyle muvazzaf askerlik görevini ifa içingörevinden ayrılan sözleşmeli personele güvenceler getirilmiş olup Anayasa'yaaykırılığı saptanamamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERbu görüşe katılmamışlardır.
25. KHK'nin 25. maddesinin (a) bendiyle, KHK'ye ekli (1) sayılıcetvelde gösterilen personelin aylık ve özlük hakları bakımından 657 sayılıDevlet Memurları Yasası hükümlerine bağlı olduğu belirtilmiş olup Anayasa'yaaykırılık saptanamamıştır.
Mustafa ŞAHİN bu görüşe katılmamıştır.
Maddenin (b) bendinin birinci fıkrasıyla kadrolarında sözleşmeliolarak çalıştırılacak memurlara ödenecek ücret konusu düzenlenmiştir. Bugibilere aylıklarının altı katım geçmemek üzere Bakanlar Kurulu'ncabelirlenecek bir ücret ödenecektir. Sözleşmeleri feshedilen memurlar,kadrolarının aylıklarını almaya devam edeceklerdir.
Bu düzenleme yüzünden aynı işi yapan ve aynı sorumluluğu taşıyanmemurlardan kimilerine kadro aylıkları, kimilerine de bu aylıkların altı katınakadar sözleşme ücreti ödenebilecektir.
Kadro aylığının 6 katını geçmemek üzere sözleşme ücreti tesbitedilmesi, hiyerarşik bakımdan daha alt düzeyde görev yapan bir KİTgörevlisinin, daha üst düzeyde görev yapan personelden çok daha yüksek ücretalmasına neden olabilecektir.
Çalışanlara ödenen ücretler yönünden gerek kurumlar arası, gerekkurum içi uygulamalarda kabul edilebilir nedenlere bağlanmayan, çalışmahuzurunu ve hiyerarşik yapıyı bozan dengesizliklere yer verilmemelidir.
Bu amacın gerçekleşmesi için yalnız kadro aylığı alan ve sözleşmeyapılmadığından sözleşme ücreti almayan memurlarla hangi nedenlerle sözleşmeyapılmayacağı belirgin hale getirilmeli; sözleşme yapılan memura ise kadroaylığının altı katına kadar ödenecek sözleşme ücretinin saptanmasında gerekkuruluşlar arasında, gerekse kuruluş içinde sübjektif uygulamalara,dengesizliklere yer vermeyecek, ücret artışları ile verimlilik arasında uyumsağlayacak yeterli objektif ölçütler getirilmelidir.
Bu nedenle, düzenleme, Anayasa'nın 10. maddesinde belirleneneşitlik ilkesine aykırı düşmektedir.
Necdet DARICIOĞLU, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU veHaşim KILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
25.maddenin bir güvence niteliğinde bulunan (b) bendinin ikincifıkrası ise Anayasa'ya aykırı görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
Maddenin (c) bendiyle sözleşmeli personelin ücretlerinin temelücret, başarı ve kıdem ücretlerinden oluşacağı, bu ücret tavanlarının her yılBütçe Yasaları ile belirleneceği öngörülmektedir. Devlet memurları aylıkkatsayısının mali yılın ikinci yarısında değişmesi durumunda sözleşme ücrettavanlarını değiştirmeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmaktadır. Memurstatüsünde veya İş Yasası'na göre çalışanlarla sözleşmeli çalışanlar arasında,kimi durumlarda ortaya çıkan aşırı ücret ayrılıklarının giderilmesi içinsözleşme ücret tavanlarının Bütçe Yasaları ile saptanması ve belirlenen tavaniçinde ücretin teşebbüslerce belirlenmesi esası getirilmektedir. Tümçalışanların ücretleri arasında bir denge kurulması zorunluluğu karşısında,sözleşme ücretlerinin tavanının Bütçe Yasaları ile belirlenmesinde kamu yararıolduğu, bunun başka bir yerde daha uygun biçimde yapılamıyacağı, böylece budüzenlemenin geniş anlamda Bütçe ile ilgisizliğinin ileri sürülemeyeceğikuşkusuzdur. Ayrıca, Bütçe Yasalarına Bütçe dışı hükümler konulması, ancakBütçe Yasası'nın Anayasa'yaaykırılığı savıyla dava açıldığında incelenilebilir.Kamu personeli için uygulanan aylık katsayısının mali yılın ikinci yarısı içindeğiştirilmesi durumunda Bakanlar Kurulu'nca sözleşmeli personel ücrettavanının da mali yılın ikinci yansı için değiştirilmesi, memurlarla ilgiliuygulama ile bir denge sağlaması için getirilmiş olmaktadır.
İncelenen bendde bu nedenlerle Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
26. KHK'nin 26., 27. ve 28. maddelerinde temel, başarı ve kıdemücretlerinin tesbit ölçütleri belirlenmiştir. Kuruluşlar arasında, ödenecekücretlerde, dengesizliği önlemek için kuruluşlardan Devlet Personel Başkanlığıkanalıyla gelecek önerilere göre ücret tavanlarının Yüksek Planlama Kurulu'ncabelirlenmesi esası getirilmektedir. Objektif ölçütlere göre yapılması gerekenbu çalışmaların idari yargı ve TBMM denetimine bağlı olduğu da gözönündebulundurulduğunda anayasal eşitliğin ya da güvencenin kaldırıldığı savındabulunmak olanaksızdır. Belirtilen nedenle bu düzenlemelerde Anayasa'yaaykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
27. KHK'nin 29. maddesiyle sözleşmeli personele ücretlerininfarklı durumlara göre ne biçimde ödeneceği belirlenmektedir. Genel hükümlereuygun olarak yapılan söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığısaptanamamıştır.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşekatılmamışlardır.
28. KHK'nin 30. maddesiyle fazla çalışma ve diğer ödemelerinesasları belirlenmektedir. Yasal güvenceye yönelik bu düzenlemenin Anayasa'yaaykırı bir yönü görülememiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERbu görüşe katılmamışlardır.
29. KHK'nin 31. maddesiyle yurt içinde ve yurt dışında geçicigörevle görevlendirilecek sözleşmeli personele ödenecek yolluğun tesbitiesasları belirlenmektedir. 6245 sayılı Harcırah Yasası'nı esas alan ve genelhükümlere uygun görülen, gerektiğinde uygulamasıyla ilgili anlaşmazlıklardaidari yargı yolu da açık bulunan söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığısaptanamamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN; Mustâfa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
30. KHK'nin 32. maddesiyle, sözleşmeli personelin tedavigiderlerinin, doğum ve ölüm yardımlarının 657 sayılı Devlet MemurlarıYasası'nın ilgili kurallarına göre yapılacağı belirtilmiş olup Yasakoyucununtakdirine bağlı bulunan bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığı saptanamamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
31. KHK'nin 33. maddesiyle sözleşmeli personelin lojman,misafirhane, eğitim ve dinlenme tesisleri ile yemek ve diğer sosyalolanaklardan, ayrıca işin gerektirdiği araç , gereç ve giyim eşyasındanyararlanma esası belirlenmektedir. Bununla memurlarınkine koşut bir düzenlemegetirilmektedir. Kamu kesiminde çalışanlar arasında, belirtilen konulardaeşitlik sağlayan bu düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığı saptanamamıştır.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşekatılmamışlardır.
32. Aylık ücret ve diğer ödemelerin ne şekilde yapılacağınıbelirleyen 34. maddenin Anayasa'ya aykırılığı saptanamamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERbu görüşe katılmamışlardır.
33. Görevlerinde olağanüstü çaba gösteren personelin ödüllendirmekoşullarını açıklayan 35. maddede de Anayasa'ya aykırılık saptanamamıştır.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
34. Yurt dışında sürekli çalıştırılacaklarla, kısmi zamanlısözleşmeli personele ödenecek ücretlerin ne şekilde saptanacağını esasabağlayan 36. maddede taban ücreti belirlenmediği ve taban ile tavan arasındatespitlere esas alınacak, objektifliği sağlayacak nitelikte ölçütlerkonulmadığı için bu düzenleme Anayasa'nın 10. maddesinde belirlenen eşitlikilkesine aykırı görülmüştür.
Necdet DARICIOĞLU, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz Na-ZAROĞLU veHaşini KILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
35. Avukatlara ödenecek vekâlet ücretlerinde 657 sayılı DevletMemurları Yasası'nın ilgili hükümlerinin esas alınacağını hükme bağlayan 37.madde de Anayasa'ya aykırı bir yarı görülmemiştir.
Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER bu görüşe katılmamışlardır.
36. "Personel Kütüğü ve Özlük Dosyası", "SicilDosyası" ile "Özlük ve Sicil Dosyasının Önemi" başlıklı konularıesasa bağlayan 38., 39. ve 40. maddeler, sözleşmeli personelin güvencesi içingetirildiğinden bu düzenlemelerde Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER bu görüşekatılmamışlardır.
37. Sicil Amirleri ve Sicil Yönetmeliğine ilişkin 41. maddememurlarla ilgili bu konudaki yasal düzenlemelere koşutluk göstermektedir.Hazırlanacak yönetmeliğin güvence yönünden sakıncalı olması durumunda idariyargı yolunun açık olması nedeniyle bu madde de Anayasa'ya herhangi biraykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
38. Başarı değerlendirme düzeyleri gösterilen 42. maddedeAnayasa'ya aykırılık saptanamamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇERbu görüşe katılmamışlardır.
39. Sicil ve başarı değerlendirmelerini objektif esaslara bağlayan43. madde de Anayasa'ya aykırılık saptanamamıştır.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
40. KİT'lerde ve bağlı ortaklıklarda çalıştırılacaklara verilecekdisiplin cezalan, disiplin cezası niteliğinde sözleşmenin feshine neden olacakeylemler, disipline ilişkin diğer düzenlemeler KHK'nin 44., 45., 46., 47., 48.,49. ve 50. maddelerde yer almaktadır.
Burada öncelikle çözümlenmesi gereken konu disiplin suç vecezalarının Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suç ve cezalar kapsamında olupolmadığıdır. Genel olarak disiplin cezalan kamu görevi ile ilgili bir ceza türüolarak benimsenmektedir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalararasında bir ayrım yapılmamış, ayrıca ceza yerine geçen güvenlik önlemleri de maddekapsamına alınmıştır. Buna göre, disiplin cezaları Anayasa'nın 38. maddesikapsamındadır.
KHK'nin 60. maddesinde, cezalara ilişkin düzenlemelerin KHK'ninyasalaştığı tarihte yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Gerçi bu maddedeaçıkça 44., 45., 46., 47., 48., 49. ve 50.. maddelerden söz edilmemiştir amacezalara ilişkin düzenlemeler, KHK'nin bu maddelerinde yer almıştır. Bu yüzdenanılan maddelerin yürürlüğünün KHK'nin yasalaşma tarihine bırakıldığıanlaşılmaktadır.
İnceleme konusu maddeler KHK'nin 11. maddesinin (b) ve (c)bendiyle ilgili bölümünde açıklanan nedenlerle anayasal denetime bağlıdır.Anayasa'nın, "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" başlıklı 38. maddesi,İkinci Kısmı'nın İkinci Bölümü'ndc yer almaktadır. Bu bölümde yer alan haklarveödevler Anayasa'nın 91. maddesi uyarınca KHK ile düzenlenemeyecek konularkapsamına girmektedir.
Bu yüzden, KHK'nin disiplin cezaları ile ilgili hususlarıdüzenleyen 44., 45., 46., 47., 48., 49. ve 50. maddeleri, Anayasa'nın 91.maddesine aykırıdır.
Erol CANSEL, Yavuz NAZAROGLU ve Haşini KILIÇ bu görüşlerekatılmamışlardır.
41. Görevden uzaklaştırma ile ilgili konulan 51., 52., 53., 54.,55. ve 56. maddeler düzenlemektedir. Bunların disiplin cezası niteliğindedüzenlemeler olmasından, ayrıca, 44., 45., 46., 47., 48., 49. ve 50. maddelerleilgili açıklamalar nedeniyle de Anayasa'nın 91. maddesine aykırıdır.
Erol CANSEL, Yavuz NAZAROGLU ve Haşini KILIÇ bu görüşlerekatılmamışlardır.
42. KHK'nin 57. maddesinde 3460 ve 23 sayılı Yasalara bağlıkurumların personeli hakkında bu KHK'nin uygulanmayacağı anlatılmaktadır.
Bu düzenlemede Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
43. Teşebbüsler ve bağlı ortaklıklarda bu KHK'nin uygulanmasısırasında doğacak tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğininsağlanmasında, 58. madde ile Devlet Personel Başkanlığı yetkili ve görevlikılınmaktadır.
Uygulamadaki sakıncaları gidermeye yönelik bu düzenlemedeAnayasa'ya aykırılık saptanamamıştır.
Mustafa ŞAHİN bu görüşe katılmamıştır.
44. 233 sayılı KHK'nin bazı maddeleri ile 308 sayılı KHK'ningeçici 1. maddesi, 59. madde ile yürürlükten kaldırılmaktadır. Anayasa'yaaykırılık görülmemiştir.
45. KHK'nin Geçici 1. maddesiyle, bu KHK'nin yürürlüğe girdiğitarihte sözleşmeli statüde çalışanlardan sosyal güvenlikleri açısından SosyalSigortalar Kurumu'na bağlı olanların 2 ay içinde TC. Emekli Sandığı ileilgilendirilmesi öngörülmektedir. Bu maddede de Anayasa'ya aykırılıkgörülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER bu görüşekatılmamışlardır.
46. KHK'nin Geçici 2. maddesinde, genel idare esaslarına göreyürütülmesi gereken asli ve sürekli hizmetlerde çalışan sözleşmeli personelinmemur statüsüne geçirilmesi düzenlenmekte ve kimi kadrolara atanacaklar için657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 68. maddesinin (B) bendinde belirtilensürelerin aranmaması öngörülmektedir. Bu düzenleme, 3. maddenin (b) fıkrası ve5. maddenin ikinci tümcesi ile ilgili bölümlerde açıklanan nedenlerle geçici 2.madde Anayasanın 10. maddesine aykırıdır.
47. 308 sayılı KHK uyarınca sözleşmeli olmayarak memuriyetstatüsünü sürdürenlerle ilgili düzenlemeleri içeren geçici 3. madde de yukardaIV, A, B, a, b bölümlerinde açıklanan nedenlerle Anayasa'ya aykırılıkgörülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N. SEZERbu görüşe katılmamışlardır.
48. Ekli 1 sayılı cetvele geçirilen sözleşmeli personelin aylıkücretlerinin, bu KHK'nin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere yeni statüleriesas alınmak suretiyle ödeneceğini öngören geçici 4. madde de Anayasa'yaaykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER bu görüşekatılmamışlardır.
49. Sözleşmeli personel statüsünden ekli (1) sayılı cetvelde yeralan kadrolara intibak ettirilenlerin yeni tesbit edilen aylıklarının mevcutücretlerinden az olması halinde fark giderilinceye kadar mevcut ücretlerininödenmesine devam olunacağı geçici 5. maddede öngörülmektedir. Bu maddedeAnayasa'ya herhangi bir aykırılık görülmemiştir.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER bu görüşe katılmamışlardır.
50. Sözleşmeli statüde çalışanlardan sözleşmeli ücreti 15.12.1989tarihi itibariyle mevcut 3.600.000.-TL. tavanının üzerinde olanlara yeni tesbitedilecek tavan ücretleri mevcut ücretlerine eşitlen inceye kadar aldıklarısözleşme ücreti üzerinden ödenmesi geçici 6. madde ile belirlenmiştir. Budüzenlemede de Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER bu görüşekatılmamışlardır.
51. KHK'nin geçici 7. maddesiyle sözleşmeli ücretlerinin bu KHKesaslarına göre tesbiti yapılıncaya kadar, mevcut ücretlerinin ödenmesine devamedileceği ve sözleşme tavan ücretleri ile fazla çalışma ücretlerinin YüksekPlanlama Kurulu'nca belirleneceği hükme bağlanmakta tesbit edilen ücretinalınan ücretten az olması halinde fark kapanıncaya kadar alınan ücretinödenmesine devam olunacağı öngörülmektedir. İçeriğiyle amacı açıkça belli olanbu düzenlemede Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N. SEZERbu görüşe katılmamışlardır.
52- Sözleşmeli statüde çalışmakta iken (1) sayılı cetveldekikadrolarına geçirilenlerin TC. Emekli Sandığı ile ilgilendirme koşulları;)e(1) sayılı cetvellerdeki kadrolara geçmek istemeyerek ayrılmak isteyenleretazminat ödenmesi Geçici 8. madde ile hükme bağlanmaktadır.
İncelenen bu madde de yukarıda ilişkili olduğu açıklanan öbürmaddelerde belirtilen nedenlerle Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER bu görüşe katılmamışlardır.
53. KHK'nin Geçici 9. maddesiyle özel hukuk hükümlerine görekurulmuş olup yönetim kademelerinde iş kanunları çerçevesinde personelçalıştırılan ve ekli (1) sayılı cetvelde yer almayan teşebbüs ve bağlı ortaklıkpersoneli hakkında yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar 233 sayılı KHK'ninyürürlüğe girdiği tarihten önce bağlı oldukları İş Yasası kurallarınınuygulanmasına devam edileceği öngörülmektedir.
Bu kuruluşlarda genel müdür, genel müdür yardımcısı, yönetimkurulu üyelerinden seçimle gelenler dışındakilerin 2477 sayılı Yasa'ya göreatanacakları hükme bağlamaktadır. Bu personel dışında kalanların atanmaları iseyönetim kurullarına bırakılmaktadır.
KİT'ler içinde çok farklı konumu olan bu kuruluşlarla ilgiligeçici düzenleme Anayasa'ya aykırı görülmemiştir. Necdet DARICIOĞLU, YektaGüngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N. SEZER bu görüşekatılmamışlardır.
54. Geçici 10. madde ile bu KHK kapsamındaki teşebbüs ve bağlıortaklıkların sözleşmeli personel pozisyonlarının unvan ve sayılarının en geç 2ay içinde Bakanlar Kurulu kararı ile tesbit edilmesi, bu süre içinde mevcutpozisyonların kullanılmasına devam olunması hükmü getirilmektedir. Olağanuygulama durumlarını düzenleyen bu 'maddede Anayasa'ya aykırı bir yöngörülmemiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N. SEZERbu görüşe katılmamışlardır.
55. Bu KHK'nin ceza, sendikal faaliyet ve grev yasağı ile Siyasifaaliyet yasağına ilişkin hükümlerinin kanunlaştığı tarihte diğer hükümlerininise yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği 60. madde ile belirtilmektedir.
Anayasa'nın 91. maddesinin altıncı fıkrasında ".... Ancak kararnamedeyürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir."hükmünden belirli bir tarih amaçlanmıştır. Bu hüküm, KHK'nin yasalaştığı tarihgibi belirsiz bir tarihin gösterilmesine olur vermez.
Bu nedenle "... ceza, sendikal faaliyet ve grev yasağı ilesiyasi faaliyet yasağına ilişkin hükümleri kanunlaştığı tarihte, diğer..."ifadesi Anayasa'ya aykırı düşmektedir.
Necdet DARICIOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
60. maddenin iptal dışında kalan bölümünde ise Anayasa'yaaykırılık görülmemiştir.
C- 399 sayılı KHK'nin yukarıda ayrı ayrı Anayasa'ya aykırılıklarıbelirtilen kimi kurallarının iptali, öbür kurallar hakkındaki iptalistemlerinin ise reddi gerekir. İptalin doğuracağı boşluk kamu yararını olumsuzbiçimde etkileyecek nitelikte görülmüştür. Bu nedenle Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrası gereğince iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarih,kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçmeyecekbiçimde ayrıca kararlaştırılmalıdır. Anayasa'nın 153. maddesinin dördüncü fıkrasıgereğince iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda TürkiyeBüyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğudolduracak yasa tasarısını veya teklifini öncelikle görüşerek kararabağlayacaktır.
V- SONUÇ:
22.1.1990 günlü, 399 sayılı "Kamu İktisadi TeşebbüsleriPersonel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin:
A- Kimi yönlerden Anayasa'ya aykırılığı savıyla tümüne yönelikiptal isteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, AhmetN. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- Bu Kararname'nin:
1.1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 2. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3. 3. maddesinin;
a. (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Güven DİNÇER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
b. (b) bendinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
c. (b) bendinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, AhmetN. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
d. (c) bendininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
e. (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Güven DİNÇER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
f. (e) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
4- 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
5. 5. maddesinin;
a. Birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mustafa ŞAHİN'in karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
b. Birinci fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğunave İPTALİNE, Necdet DARICIOĞLU, Servet TÜZÜN, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU veHaşim KILIÇ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
c. Birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncü tümcelerinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, MustafaŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N. SEZER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
d. İkinci fıkrasında yer alan "... veya kapsam dışı..."sözcüklerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, bu sözcükler dışındakalan bölümün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve bu konudaki iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
6. 6. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
7. 7. maddesinin;
a. Birinci ve ikinci fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Yekta Güngör Özden, Mustafa ŞAHİN ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N.SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
8. 8. maddesinin;
a. Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve GüvenDİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N.SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
9. 9. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
10. 10. maddesinin;
a. Birinci tümcesiyle ikinci tümcesinin birinci yan tümcesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Mustafa ŞAHİN, YavuzNAZAROĞLU ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. İkinci tümcesinin "hiçbir şekilde Siyasi ve ideolojikamaçlı beyanda bulunamaz ve bu çeşit eylemlere katılamaz." biçimindekiikinci yan tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,
11. 11. maddesinin;
a. (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. (b) ve (c) bentlerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
c. (d) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa Ş4HİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
12. 12. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
13. 13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
14. 14. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
15. 15. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
16. 16. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
17- 17. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
18. 18. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
19. 19. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
20. 20. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
21- 21.maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
22- 22. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
23. 23. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
24. 24. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
25. 25. maddesinin;
a- (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
b- (b) bendinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALİNE, Necdet DARICIOĞLU, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve HaşiniKILIÇ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
c- (b) bendinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, AhmetN. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
d- (c) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
26. 26., 27. ve 28. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, AhmetN. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
27. 29. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
28. 30. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
29. 31. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
30. 32. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
31. 33. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
32- 34. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
33. 35. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
34. 36. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NecdetDARIGIOĞLU, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZAR-OĞLU ve Haşim KILIÇ'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
35. 37. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
36- 38., 39. ve 40. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veiptal isteminin REDDİNE, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
37. 41. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
38. 42. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Ahmet N. SEZER ve Güven DİNÇER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
39. 43. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal-istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veGüven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
40. 44., 45., 46., 47., 48., 49. ve 50. maddelerinin Anayasa'yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve Haşim KILIÇ'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
41. 51., 52., 53., 54., 55. ve 56. maddelerinin Anayasa'ya aykırıolduğuna ve İPTALİNE, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve Haşini KILIÇ'ınkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
42. 57. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
43. 58. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Mustafa ŞAHİN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
44. 59. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
45. Geçici 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, ve Ahmet N. SEZER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
46. Geçici 2. maddesininAnayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,OYBİRLİĞİYLE,
47. Geçici 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N.SEZER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
48. Geçici 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
49. Geçici 5. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
50- Geçici 6. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER'inkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
51. Geçici 7. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N.SEZER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
52- Geçici 8. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Mustafa ŞAHİN ve Ahmet N. SEZER'in karşı-oylan veOYÇOKLUĞUYLA,
53. Geçici 9. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Necdet DARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, SelçukTÜZÜN ve Ahmet N. SEZER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
54. Geçici 10. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN ve Ahmet N.SEZER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
55. 60. maddesinin, "... ceza, sendikal faaliyet ve grevyasağı ile Siyasi faaliyet yasağına ilişkin hükümleri kanunlaştığı tarihte,diğer ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, NecdetDARICIOĞLU'nun karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA; kalan bölümünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve bu hükme yönelik iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
56. 61. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C. İptal Kararlan Gözönünde Tutularak;
1. 3. maddesinin (b) bendinin birinci fıkrasına,
2. 5. maddesinin birinci fıkrasının ikinci tümcesine,
3. 25. maddesinin (b) bendinin birinci fıkrasına,
4. Geçici 2. maddesine,
5. 36. maddesine ilişkin iptal hükümlerinin, Anayasa'nın 153.maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü vebeşinci fıkraları uyarınca, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak altıay sonra yürürlüğe girmesine, Mustafa ŞAHİN'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA;
4.4.1991 gününde karar verildi.
Başkan
Necdet DARICIOĞLU
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Güven DİNÇER
Üye
Haşim KILIÇ
KARŞIOYYAZISI
22.1.1990 günlü, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin"Personel İhtiyacı, Atama ve İşe Alma" başlığını taşıyan İkinciBölümü'-nün "Atama" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının ilktümcesinde, teşebbüs genel müdürü ve genel müdür yardımcısı kadrolarına ilgiliBakanın teklifi üzerine ortak kararla atama yapılacağı belirtildikten sonra,ikinci tümcesinde, bu kadrolara atanacaklar hakkında, "yüksek öğrenimibitirmeleri ve görevlerini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahipolmaları kaydıyla" 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun istisnaimemuriyete dair hükümlerinin uygulanacağından söz edilmektedir.
Teşebbüs genel müdürü ve genel müdür yardımcısı kadrolarınayetenekli eleman sağlanması amacına dayalı olduğunda kuşku bulunmayandüzenlemede, söz konusu kadrolara atanacakların "yüksek öğrenimibitirmeleri ve görevlerini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahipolmaları" koşulunun belirlenmesiyle yetinilmeyerek, bu kadrolara atanacaklarhakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun istisnai memuriyete dairhükümlerinin uygulanacağı da ayrıca öngörüldüğüne göre, uygulamada yasalölçütlere uyulması zorunluluğu açıkça benimsenerek, Anayasal ilke ve kurallarıngereği de yerine getirilmiş olmaktadır.
Bu bakımdan, 657 sayılı Yasayla belirlenen ölçütün dışınaçıkılması, dolayısıyla görevin yerine getirilmesi olanağım sağlayacak bilgi vetecrübenin saptanmasında eşitlik ilkesine aykırı, farklı uygulamalara yolaçılması olasılığından söz edilerek inceleme konusu ikinci tümce kuralınınAnayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varılması kanımızca Anayasa'nın 10. ve 128.maddeleriyle uyumlu bir değerlendirme sayılamaz.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Mali ve SosyalHaklar" başlığı altındaki Yedinci Bölümü'nün "Aylık ve Ücretler"başlıklı 25. maddesinin "a" bendinde, ekli (1) Sayılı Cetvelde kadrounvan ve dereceleri gösterilen personelin, aylık ve özlük hakları bakımından657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabi olduğunaişaret edildiktenve bu personelin, 657 sayılı Yasa'nın Ek Geçici 21. maddesinde öngörülenikramiyelerden yararlandırılacağı, ayrıca, ikramiyelerle ilgili olarakkuruluşların özel yasalarındaki hükümlerin saklı olduğu da belirtildiktensonra, "b" bendininbirinci fıkrasında, Bakanlar Kurulu, teşebbüs vebağlı ortaklıkların iş v-e hizmet özelliklerini dikkate alarak bunları en çoküç gruba ayırmak suretiyle gruplandırmaya ve gruplar itibarıyla 3. maddenin"b" bendine göre kadrolarında sözleşmeli çalıştırılacak personeleödenecek sözleşme ücretlerini kadro aylıklarının (ek gösterge ve her türlü zamve tazminatlar dahil) en çok altı katını geçmemek üzere saptamaya yetkilikılınmaktadır.
25. maddenin "b" bendinin birinci fıkrasında yer alankuralın açık, somut ve ayrıntılı içeriğinin, iş ve hizmet özellikleri dikkatealınarak gruplandırmayı ve gruplar itibarıyla kadrolarında sözleşmeliçalıştırılacak personele ödenecek sözleşme ücretlerinin, kadro aylıklarınınaltı katını geçmemek üzere saptanmasını öngörmüş bulunması karşısındaAnayasa'nın 10. maddesi kapsamındaki eşitlik ilkesinin zedelendiğinden sözedilemeyecektir. Öte yandan, düzenlemenin, 399 sayılı Kanun HükmündeKararname'nin Anayasa'ya aykırı görülmeyen 2. maddesinin "b","c" ve "d" bentleriyle uyum içindebulunması da yasa önündeeşitlik ilkesine aykırılıktan dolayı iptal karan verilmesini engellemektedir.
Yedinci Bölüm'ün, teşebbüs ve bağlı ortaklıkların yurt dışındakişube, mağaza, büro ve benzeri yerlerinde istihdam edilecek sözleşmeli personelile yılın veya günün belirli sürelerini kapsamak üzere kısmi zamanlı olarakistihdam edilecek sözleşmeli personele ödenecek ücretlere ilişkin "DiğerSözleşme Ücretleri" başlığını taşıyan 36. maddesini oluşturan kurallar dayukarıda 25. maddenin "b" bendinin birinci fıkrası yönünden ortayakonan gerekçelerle Anayasa'ya aykırı görülmemiştir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, özel hukuk hükümlerinegöre kurulmuş olup yönetim kademelerinde iş yasaları çerçevesinde personelçalıştıran ve ekli (1) Sayılı Cetvelde yer almayan teşebbüs ve bağlı ortaklıkpersoneli hakkında, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar 233 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihten önce tabi oldukları iş yasasıhükümlerinin uygulanacağını; bu kuruluşların genel müdür, genelmüdür yardımcısıve yönetim kurulu üyelerinin (seçimle gelenler hariç) atanmalarında 2477 sayılıYasa hükümlerinin uygulanacağını, bunun dışında kalan görevlere yönetimkurullarınca atama yapılacağını hükme bağlayan Geçici 9. Maddesinde, açık veseçik olarak, özel hukuk hükümlerine göre kurulan, yönetim kademelerinde işyasaları çerçevesinde personel çalıştıran, ayrıca, ekli (1) Sayılı Cetvelde yeralmayan personele sahip bulunan teşebbüs ve bağlı ortaklıklardan söz edilmekteve buralarda çalışan tüm personelin, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar 233sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihten önce tabioldukları iş yasası hükümlerine tabi tutulacakları özellikle vurgulanmaktadır.
Anayasa'nın 128. maddesinin açık ifadesi karşısında, kamu iktisaditeşebbüslerinde de genel idare esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerininvarlığı yadsınamayacaktır. Bu durumda, söz konusu hizmetlerin gerektirdiği aslive sürekli görevlerin "memurlar" ve "diğer kamugörevlileri" eliyle görülmesi Anayasal bir zorunluluktur.
Oysa dava konusu Geçici 9..Maddede, kimi kamu iktisaditeşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında, genel idare esaslarına göre yürütülmesizorunlu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde"memur" ve "diğer kamu görevlisi" çalıştırılmasına olanaktanınmamış, dolayısıyla anılan teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda, bütünpersonelin işçi statüsünde çalıştırılması öngörülmüştür. İnceleme konusu Geçici9. Madde bu bakımdan Anayasa'nın 128. maddesiyle uyumlu içerikten bütünüyleyoksun bulunmaktadır.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 60. maddesinin,"ceza, sendikal faaliyet ve grev yasağı ile Siyasi faaliyet yasağına"ilişkin hükümlerinin yürürlüğünü belirleyen kuralının Anaya'a'ya uygunlukyönünden değerlendirilmesinde, söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 91.maddesinin altıncı fıkrasıyla çelişip çatıştığı kesin biçimdesavunulamamaktadır.
Gerçekten Anayasa'nın 91. maddesinin, kanun hükmündekararnamelerin, Resmi Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğe gireceğinden sözeden, ayrıca, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarihin degösterilebileceği hükmüne de yer veren altıncı fıkrasında, kanunlaşmanın da,nasılsa, ilerde kesinlikle belli olacak bir tarihte gerçekleşeceği düşüncesinedayanıldığını kabul etmekteyiz. Bu bakımdan, kanunlaşma tarihinin de, bizegöre, "daha sonraki bir tarih" kavramının kapsamı içinde mütalâaedilmesi gerekmektedir. Kanunlaşma gerçekleşmediği takdirde, inceleme konusu60. maddede sözü edilen "ceza, sendikal faaliyet ve grev yasağı ile Siyasifaaliyet yasağına" ilişkin hükümlerin yürürlüğe girmesine de olanakbulunmadığından söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 91. maddesinin altıncıfıkrasında yer alan hükümlerin açık anlamına ve Anayasa Koyucu'-nun amacınaaykırı düştüğü söylenemeyecektir.
Karşıoy Yazısı'nda ayrıntılı olarak belirtilen beş ayrı konudaoyçokluğuyla oluşturulan kararlara yukarıda açıklanan nedenlerlekatılmamaktayım.
Başkan
Necdet DARICIOĞLU
KARŞIOYGEREKÇESİ
Bu konunun ayrıntılarında öbür karşıoyların gerekçelerine geneldekatılmakla birlikte, temelde, zaman ve yer almamak için, 308 sayılı KHK'niniptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının oluşumunda kullandığım karşıoyumuyineliyorum (25.7.1989 günlü, 20232 sayılı Resmi Gazete, sayfa 62-63).
Özelde, üzerinde durulmasını yararlı bulduğum kimi anayasalsorunlara değinmekle, yasama organındaki çoğunluğun sürdürmekte olduğuaykırılıkları belirtmek, böylece uyulması ya da kaçınılması zorunlu durumlarıvurgulamak istiyorum.
1. Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasının öngördüğübağlayıcılık gözardı edilmiş, Anayasa Mahkemesi'nin yukarda yollama yaptığım308 sayılı KHK'yle ilgili 22.12.1988 günlü, Esas 1988/5, Karar 1988/55 sayılıiptal kararının birbirinden ayrılması olanaksız gerekçe ve hüküm bölümlerininiçeriklerine -hemen hementümüyle aykırı biçimde- 399 sayılı KHK çıkarılmıştır.Çoğunluğun uygun bulup, benim karşıoy kullandığım şimdiki karara konu olanmaddeler gözetilip önceki KHK ile karşılaştırıldığında bu durum açık seçiksaptanacaktır. Anayasa'nın 11. maddesiyle, 138. ve153. maddelerinin sonfıkralarının birbirinden ayrımı yoktur. Birbirini doğrulayıp güçlendiren bukurallar siyasal ve hukuksal sorumluluğun birlikteliğini de açıklar. AnayasaMahkemesi kararlarının kesinliği ve bağlayıcılığı, yalnız iptal edilen konudayenibir düzenlemenin biçimsel varlığını değil, özde iptal gerekçesine uygunluğuda zorunlu kılar. Yasama organı ya da KHK'yİ yürürlüğe koyan BakanlarKurulu'nun iptal kararından önceki yapıyı olduğu gibi ya da iptal kararınauyulmuş gibi yeniden getirmesi düşünülemez. Anayasa'ya bağlılık ve saygı,Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına her yönden uymayı gerektirir.Anayasa'ya aykırı kurallar, dava açılmayacağına güvenilerek yürürlüğe konulsa,kimi değişik çıkarlar nedeniyle dava yolu izlenmese de Anayasa'ya aykırıdüzenlemeler olarak hukuk devletine gölge düşürür ve dava açma hakkıbulunmayanlarca sürekli eleştirilerek yakınma ve yıpranma nedeni olurlar. Herişlem ve eyleminin hukuka uygun olmasıyla, yargı denetimine açık tutulmasıyladaha çok yücelecekolan hukuk devletinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının herkesibağladığı bilinci bir ulusal onur sayılmalıdır. Yargı kararlarına uymak, onlarıgecikmeden, değiştirmeden ve savsaklamadan yerine getirmek bir kıvanç nedenibilinmelidir. Siyasal iktidarları geçerli (meşru) kılan yargı kararlarınabağlanmış işlem, eylem ve durumlarıdır. "Anayasa Mahkemesi kararlarınınbağlayıcılığı" öğesine gösterilecek özen, hukuk devletinin güçlenmesine vegeçerli&ine en önemli katkıdır. Bu konuda ödün verilir, hoşgörügösterilirse yarınlarda Anayasaya aykırılıkların başka örneklerine nedenolunur, bu da bağışlanmaz bir tutumdur. Anayasa'nın 153/son maddesine aykırıdurumun saptanmasında işin özüne girmeden, salt bu nedenle iptal kararıverilmelidir.
2. Anayasa'nın 128. maddesinde, devletin, kamu iktisaditeşebbüslerinin ve öbür kamu tüzelkişilerinin genel yönetim ilkelerine göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekligörevlerin ancak memurlar ve öbür kamu görevlileri eliyle yerine getirileceğiöngörülmüştür. Sözleşmeli personel, 128. maddede adlandırılan "... diğerkamu görevlisi ..." sayılacaksa anılan maddenin ikinci fıkrasına heryönden uygun ve ancak yasayla düzenleme yapılmalıdır. 399 sayılı KHK. bu yöndende aykırılıklar taşımaktadır.
3. Sözleşmeli personel düzeni, özellikler, zorunlu koşullar vesınırlı alan gözetilmeden yaygınlaştırılıp geliştirilerek kamu görevlileriarasında ayrıcalıklı uygulamalarla ayrılıklar yaratmıştır. 657 sayılı DevletMemurları Yasası'nın 4. maddesinin amacına uygun kullanımı yeğlenecek yerde,özelleştirmeyi kolaylaştırmak için bir araç gibi kullanılan "sözleşmelipersonel" uygulaması personel yapısını giderek karışık duruma getirmiştir.Çalışanların sosyal güvencelerini biçimsel görünümlerle çözmüş izleniminivermekyeterli sayılmış, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle asla bağdaşmayandurumlar getirilmiştir. Karşıoy kullandığım bölümlerde bu çelişki ve tersliklerolanca açıklığıyla yansımaktadır. "Personel rejimi" temelden elealınıp çağdaş örnekleriyle uyum içinde düzenlenip gerçekçi ölçülerkullanılmazsa bilimsel ve görevin doğası gereği ayrıklıklar çok sınırlıtutulmazsa karmaşa, gelecekte kargaşaya dönüşebilir. Özlü kurallarla genelyapı, sınıflar, tanımlar, göreve alınma, hizmet içi eğitim, yükselme, görevdençıkarma, emeklilik durumları ölçülülük ilkesi gözetilerek düzenlenmeli, ücret,ödenek ve ödenceler haksızlık yaratmayacak biçimde kurumlaştırılmalıdır.Devletin, kamunun malı olan her şey kuşkusuz ulusun halkın malıdır."Özelleştirme" adıyla devlet mallarını kişilere geçirmek, devlethizmetlerinde yenilemeye gitmeden atılımları denemeden "rekabet"düzenine geçmek, özelleştirmenin bilinçli bir gerekçesi, olumlu bir uygulamasıolamaz. "Kadro karşılığı" türüyle kimi görevliler sözleşmeli kılmanınkimikamu görevlilerine ikinci üçüncü görevler vererek ek gelirler sağlamanıngetirdiği haksızlıklar, "yerindelik denetimi" çekingenliğiyle hoşgörülemez. Anayasa'nın 128. maddesi böyle uygulamalara ve ayrıcalıklara olanakvermemektedir. Hukukun temel görevi de böyle düzensizlikleri ve aykırılıklarıönlemek, durdurmak ve gidermektir.
4. Yetki Yasası'nın kaldırılmasından sonra ona dayanan KHK'lerinyürürlükte bulunduğunu savunmak anayasal denetimle bağdaşmayan bir tutumdur. Buhususta 17.7.1990 günlü, Esas 1990/1, Karar 1990/21 sayılı kararda kullandığımkarşıoyumu yineliyorum. Kendiliğinden olmasa bile (ki olabilir), AnayasaMahkemesi'nin denetimine sunulduğunda verilecek iptal kararı gününden geçerliolmak üzere, yasal dayanağını yitirmiş, yetkisiz kalmış KHK, yürürlüktenkalkmalıdır.
5. Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrası, temel haklar, kişihakları ve ödevleri ile siyasal haklar vs ödevlerin, daha açık bir anlatımla12-40 ve 66-74. maddeleriyle güvenceye bağlanan konuların KHK'lerledüzenlenemeyeceğini öngörmüştür. Bu açık ve kesin kurala karşın, 399 sayılıKHK'nin kimi çoğunluk içinde bulunarak, kimi karşıoy kullanarak iptaliniistediğim maddeleri anayasal zorunluluğa uymamaktadır. Anayasa'nın yasayladüzenlemeyi öngördüğü konuların 91. maddenin birinci fıkrası kapsamı dışındakalsalar bile KHK'yle değil, ancak yasayla düzenlenecekleri kanımı burda dayineliyorum.
6. Anayasa'nın 38. maddesinin üçüncü fıkrası, ceza ve ceza yerinegeçecek güvenlik önlemlerinin ancak yasayla konulacağını öngörmüşken, iptalisteyerek karşıoy da kullandığım maddelerde de "disiplin" görünümüaltında en doğal, en olağan haklar yasaklandığı, KHK ile düzenlenemeyecekkonular ele alındığı gibi ceza yaptırımları ya da ceza niteliğinde yaptırımlargetirilmiştir.
Çağdaş bir hukuk devletinde, bireyin, toplumun, özellikleçalışanın hakkı yeterli düzeyde korunur. Anayasa, bireylerin, ulusun devletkarşısındaki dayanağı, güvenceler kaynağıdır. Devlet (Bu bağlamda kamutüzelkişileri ve KİT'ler) görevlisine, çalışanına haksızlıkta bulunmaktankaçınmaya, öncelikle bunlar arasında eşitliğe aykırı, hukuka aykırı uygulamalaryapmayarak, özen gösterecektir. 399 sayılı KHK, sözleşmeli olmayanlara,olamayacaklara yönelik bir haksızlık aracı yapısındadır.
Bu genel belirlemeler dışında, olağan sayılacak, bilineni yinelemeniteliğindeki düzenlemelere de olumlu oy kullandım.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
22/1/1990 günlü, 399 sayılı "Kamu İktisadi TeşebbüsleriPersonel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Karar-name"nin5. maddesinin birinci fıkrası ikinci tümcesinde; genel müdür, genel müdüryardımcısı kadrolarına atanacaklar hakkında, "Yüksek öğrenimi bitirmelerive görevlerini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahip olmaları kaydıyla657 sayılı Devlet Memurları Kanununun istisnai memuriyete dair hükümlerinin uygulanacağına"dair kural yer almaktadır.
Bir kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varabilmekiçin, onun Anayasa'nın açıkça belirttiği bir hususun aksi istikametinde birhükmü kapsaması gerekir. Dava konusu KHK'nin 5. maddesi birinci fıkrası ikinci tümcesindeyer alan kuralın böyle bir durumu yarattığının kabul edilebilmesi için"Kamu hizmeti görevlilerine" ilişkin Anayasa'nın 128. maddesineaykırılık taşıdığının saptanması gerekir. Anayasa'nın söz konusu maddesinde;"kamu hizmeti görevlileriyle" ilgili olarak gerek memurlar ve gerekdiğer kamu görevlilerinin tanımının yapılması yoluna gidilmeyerek, bu kamuhizmetigörevlilerinin; sadece "nitelikleri, atanmaları, görev veyetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlükişlerinin kanunla düzenleneceğinin" belirtilmesi ile yetinildiği ve memurve diğer kamu görevlileri için belli bir statününuygulanması zorunluluğuna dairbir kural getirilmediğine göre, bu maddenin ikinci fıkrası ile güvenceye alınankurallara aykırı düşmemek koşuluyla, bunların çalıştırılacakları kamukurumlarının yerine getirecekleri kamu hizmetlerinin mahiyet ve özelliklerigÖzönündetutulmak suretiyle istihdam usûl ve esaslarının düzenlenmesi kanun koyucununtakdirine bırakılmış demektir.
Bu maddeye ilişkin olarak gerek Danışma Meclisi ve gerek MGK.Anayasa Komisyonlarında hazırlanan gerekçelerde de; "Maddede kamugörevlileri için genel bir düzenleme yoluna gidilmiş, eskiden olduğu gibi,dolaylı bir biçimde de olsa memur tanımı yoluna gitmekten kaçınılmıştır. Zira,böyle bir tanımın unsurlarını açık ve kesin biçimde Anayasada yer vermek mümküngörülmemiştir. Getirilen önemlibir ilke de kamu hizmeti görevlilerinin hizmetealınmalarında yetenek ve liyakat ilkelerine uyulması zorunluğudur. Maddeye kamuiktisadi teşebbüsleri de ilave edilmek suretiyle genel idare esaslarına görekamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle yürütüldüğü hususu vurgulanmıştır." biçimindegörüşlere yer verilmektedir.
Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi birincifıkrasının, ikinci tümcesinde, genel müdür ve genel müdür yardımcısıkadrolarına atanacaklar için, Anayasa'nın 128. maddesi ikinci fıkrasındakiilkeler gözönünde tutularak bunlar hakkında, yüksek öğrenimi bitirmeleri vegörevlerini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahip olmaları koşullangetirildiğine göre, işbu düzenlemenin Anayasa'ya aykırı bir yönübulunmamaktadır.
Dava konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesinde ise,tedavi, ölüm ve cenaze giderlerine ilişkin düzenlemeler yapılmış ve maddeninson tümcesinde, ölüm yardımının hesabında ilgililerin temel ücretlerinin esasalınacağına dair kurala yer verilmiştir. Burada sözleşmeli personele yapılacakölüm yardımının esas ve usulü saptandığına göre, ölüm yardımının mahiyet veniteliği gereği Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan "kanun önündeeşitlik" ilkesi gözönündetutularak herkese eşit miktarda ölüm yardımıyapılmasının sağlanması gerekirdi. Bu durumda işbu düzenleme ile kamu yararınıngözetildiği düşünülemez.
Çoğunluğun 22/1/1990 günlü, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin5. maddesinin birinci fıkrası ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve32. maddesi son tümcesinin ise Anayasa'ya aykırı olmadığına ilişkin görüşüneyukarıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum.
Üye
Servet TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
I- Düzenlemenin KHK ile yapılması:
1- 29.1.1990 günlü ve 20412 sayılı "mükerrer" ResmiGazete'de yayımlanan 399 sayılı "Kamu iktisadi Teşebbüsleri PersonelRejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun HükmündeKarar-name"nin, "Amaç ve Kapsam" başlığını taşıyan birincimaddesinin . .. kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları personelininhizmete alınmalarını, görev ve yetkilerini, niteliklerini, atanma, ilerleme,yükselme, hak ve yükümlülükleriyle diğer özlük haklarını düzenler."biçimindeki kuralı, Anayasa'nın aralarında sebep-sonuç bağlantısı bulunan 70.ve 128. maddeleri hükümlerini birlikte ilgilendiren genel bir düzenlemedir.
2- Anayasa ve Anayasa'nın dayandığı üstün hukuk kuralları ilesınırlandırılmış olmayan her konuda yasakoyucunun kural koyma yetkisi vardır.Yasama yetkisi, Anayasa'nın açık bir hükmüne dayanılarak sınırlandırılabileceğigibi, birkaç kuralına, hatta bütününe egemen olan tüm ilkelerine, başka birdeyimle, sözüne olduğu kadar özüne dayanılarak da sınırlandırılabilir.
3- Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, KHK'lerledüzenleme alanının dışında kalan ve olumsuz statü hakları niteliğinde hükümleriçeren, Anayasa'nın 70. maddesi, Türk personel rejiminin esaslarını belirleyenbir temel kural içermektedir. Bu maddeye göre, kamu hizmetine girme, hizmetegirdikten sonra üst görevlere yükselme ve hizmete son verilmede tek ölçütolarak "hizmetin gerektirdiği nitelik"]' ölçütü getirilmiştir. Genelve özel niteliklerin saptanmasında nesnel yaklaşımla davranılması ve eşitlikçibir uygulamanın sağlanması anayasal zorunluk olmaktadır.
Anayasa'nın 70. maddesi, kamu hizmetlerine girecek personeldeolması gereken nitelikleri belirlerken, aynı ereği güden 128. maddesi de,hizmete alman personelin hukuki statüsünü düzenlemektedir. Bu iki maddearasındaki ilişki, genel-özel hükümler niteliğinde olmayıp, birbirinitamamlayan hükümler niteliğindedir. Bunun böyle olması, Anayasa'nın tümüneegemen olan ilkenin bir gereğidir. Kamu personeline ilişkin anayasal ilkeler,Siyasiiktidarın ve hükümet edenlerin yanında bir de idare kudretinin de varlığıesasına dayandırılmıştır. Personel istihdamında, keyfilik ve kayırmanın değil,ehliyet ve liyakat'ın korunmasına; gerektiğinde direnme ve uyan göreviniyapabilecek güce sahip sivil bir bürokrasinin oluşumuna özen gösterilmiştir. Buitibarla, Anayasa'nın 70. maddesini somutlaştıran ve fonksiyonel açıdan onutamamlayan 128. maddeyle ilgili konularda, KHK'lerle düzenleme yapılması,Anayasa'nın hem 70. maddesi ve hem de genel esprisiyle çelişir. Aksi halde,Anayasa altı üstünü tutmaz bir hukuki yapıt olarak uygulanmış olur.Anayasakoyucunun birbirini tutmayacak sonuçlar doğurmaya müsait hükümler içerenAnayasa yapmış olması düşünülemez. Uygulamada yorumlar yapılırken, değilAnayasa'nın, herhangi bir yasanın bile, bütün hükümlerinin ve hükümlerisonuçlarının, hukuk ve sosyal isterler açısından birbiriyle uyum içinde olan,biri diğerini tamamlayan bir bütün sayılması, genel kuraldır. Bu nedenle,kendisine kapalı olan bir alanı düzenleyen 399sayılı KHK'yi öncelikle bu yöndenAnayasa'ya aykırı saymak gerekir.
II- Yetki Yasası'nın iptal edilmiş olması:
399 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan yasalardan biri olan ve3268 sayılı Yetki Yasası'nın KHK çıkarma yetkisinin süresini, 31.12.1990tarihine kadar uzatan 3479 sayılı Yasa, Anayasa Mahkemesi'nin 1.2.1990 günlü,Esas: 1988/64, Karar: 1990/12 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve bu iptal karan21.4.1990 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
KHK'nin yayımından sonra dahi olsa, kararnameye hayatiyet verenyetki yasasının iptal edilmiş bulunmasına rağmen, acaba, bu yasaya dayanılarakçıkarılmış olan KHK'lerin geçerliliği yine de devam eder mi' Yoksa, hukuksaldayanağı kalmadığı nedeniyle, içeriği ne olursa olsun iptal davasının açılmasıdurumunda derhal iptali mi gerekir' Veya, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarınıngeriye yürümezliği ilkesi dolayısıyle önce çıkarılan KHK'lerin olan olmuş, atıalan Üsküdar'ı geçmiştir diyerek, yetki yasalarının iptalinden hiç bir suretteetkilenmemeleri migerekir'
Öğretide ağırlıklı ortak görüş, yetki yasalarının iptali halinde,hukuksal dayanağını yitirmiş bulunan KHK'lerin, Anayasa'ya uygun olsalar bile,iptal edilmelerinin gerekeceği doğrultusundadır. Öğretideki görüşler şöyleörneklenebilir:
"Bir hadiseile alakalı iki kanundan, sonuncusu failin lehindeolsa, fakat Anayasa'ya aykırılığına karar verilse, iptal edilen bu kanundanfailin istifade ettirilmesi, Anayasa'ya aykırı bir durumun resmen tanınmasıdemektir. Esasen lehteki kanundan istifade muteber bir kanun için mümkündür.Bir kanunun diğer bir kanunla kaldırılması ile bir kanunun AnayasaMahkemesi'nce tatbikten kaldırılması aynı şey değildir. Bu sebeple AnayasaMahkemesi'nin kararıyla kaldırılabilir kanun hakkında Ceza Kanunu'nun 2. maddehükmü tatbik edilemez." (Prof. Dr. Faruk Erem, Ceza Usulü Hukuku, 1964, S.309).
"... Anayasa'ya aykırı bir yetki yasasına dayanılarakçıkarılmış bir KHK'nin de kendisi içerik yönünden Anayasa'ya aykırı bir hükümtaşımasa bile Anayasa'ya aykırı sayılması gerekir. Aksi halde, Anayasa'nınuygun gördüğü ölçünün ötesinde bir yetki devri gerçekleşmiş olur." (Prof.Dr. Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, 1986, s. 200).
Demokratik bir hukuk devletinde, devlete egemen olan en üstün güç,kuşkusuz "yasallık" ilkesidir. Bu ilke, hiç kimsenin Anayasa'dabelirtilenlerden daha fazla iktidara sahip olamayacağı ve yine hiç kimseninAnayasa'nın verdiği yetkilerden fazlasını kullanamayacağını öngörür. Gelecek,iptal edilmiş bir yasanın dışında kalacağına göre, gücünü dayandığı yetkiyasasından alan KHK'lerin de, aynı şekilde iptal kararlarından etkilenmesi,batıla hüküm yürütülmemesi, en azından sağduyunun bir gereğidir. Aksi halde,Anayasa'nın vermediği bir yetkinin kullanılmasına meşruiyet tanınmış ve busuretle Anayasa keyfi uygulamalara açık, göstermelik bir kurallar bütünü halinedüşürülmüş olur. O halde, Anayasa'ya aykırı olduğu kabul edilen bir yasanıntürevi durumundaki KHK'lerle, dolaylı da olsa ileriye dönük uygulamasınınsürdürülmesi, hukuka uygun bir davranış olarak savunulamaz. Bu nedenle başkacakoşula hacet kalmadan iptal edilen yetki yasasına dayanan 399 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin bu yönden de tümden iptali gerekir.
III- Asli ve sürekli görevlerde sözleşmeli personelçalıştırılması:
1- Anayasakoyucu'nun, Anayasa'nın "Devletin, kamu iktisaditeşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göreyürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekligörevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür." diyen 128.maddesinin birinci fıkrası hükmüyle, kamu iktisadi teşebbüsleri hizmetlerini enazından öteki kamu hizmetleri ile eşit önemde gördüğü açıktır. "Diğer kamugörevlileri" deyimine yer verilmiş olması, devlet memuru statüsünegirmeyen başka kamu personelinin de varlığını gösterir. Ancak, hukuki durumlarıitibariyle bunlar da memur niteliğindedirler. Çünkü, 128. maddenin ikincifıkrasındaki, "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödeneklerive diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmü, bunların da hizmetkadroları içinde, derece düzeni aşamasına ve kurallarına bağlı olduğunukanıtlamaktadır. Demek ki, "asli ve sürekli görevleri" yürütecek"memurlar"ın dışında kalan "diğer kamu görevlileri"de statübakımından memurluk karakterine sahip devlet ajanları niteliğindedirler. Ohalde, Anayasakoyucu'nun "memurlar" için sakıncalı gördüğüdüzenlemeleri "diğer kamu görevlileri" için de sakıncalı göreceğinidoğal karşılamak gerekir.
Nitekim, AnayasaMahkemesi'nin (22.12.1988, Esas: 1988/5, Katar:1988/55) sayılı kararında da, Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasındaöngörülen hükümlerin memurlara olduğu kadar "diğer kamugörevlileri"-ne de uygulanacağı belirtildikten sonra, sözleşmelipersonelin"diğer kamu görevlileri" kavramı içinde sayılamayacağıvurgulanmıştır. Kararda aynen şöyle denilmektedir: "... Gerçekten diğerkamu görevlileri için de, tıpkı memurlar gibi atama işlemine gerek vardır.Atama hukuki açıdan 'şart işlemdir'. Başka bir anlatımla atama işleminde memurveya diğer kamu görevlilerinin rolü, idareyle aralarındaki ilişkileribelirlenmiş bir statüye intisap etmekten ibarettir. Sözleşmeli istihdamında ise'akdi' bir durum söz konusudur ve atamadan tamamen başkadır. Burada kural,sözleşmenin tarafları arasında özgür ve karşılıklı irade uyumudur. Şu halde,KHK'de öngörülen ve bir hizmet sözleşmesine tabi olduğu belirtilen sözleşmelipersoneli, Anayasa'nın 128. maddesindeki 'diğer kamu görevlileri' kapsamınadahil etmek mümkün değildir..." Görülüyor ki, Anayasal düzenlemeye göre,kamu hizmetinin kuruluş ve kadroları içinde, devamlı kaynaşma olanağıbulunmayan sözleşmeli personele, Anayasa Mahkemesi, 657 sayılı Yasa'nın 4/Bmaddesi açısından bakmaktadır. Nitekim Mahkeme anılan kararında; "... 657sayılı Yasa bu tür istihdamı '... istisnai hallere münhasır...' ve '... geçiciişler. ..' koşullarına bağlamıştır." Yine aynı kararda, "KİT'lerdeise sözleşmeli personel ile yürütülmek istenen işler, genellikle istisnai değilasli, geçici değil süreklidir" denilerek, sözleşmelilerin, memur yadadiğer kamu görevlilerinden sayılamayacağı açıklığa kavuşturulmuştur.
"Genel idare esasları, sadece devletin merkezi idare düzen veörgütünü ifade eden 'genel idare" anlamında, olmayıp, özel kesimdeuygulanan kural ve usuller karşısında 'kamusal yönetim' biçimini deyimlemekteve dolayısıyle tüm kamu kesimini kapsayan bir idare yöntemini anlatmaktadır.KİT'ler kamu kesiminde yer almakta ise de; yönetim biçimleri tamamen 'genelidare esasları' uyarınca değil, kamusal-özel karışımı karma bir yönetimiiçermektedir. Bu kuruluşlar, dış ilişkilerinde özel hukuk kural ve usullerineuymakla beraber, iç düzen ve etkinliklerinde kamu hukuku ilke vedüzenlemelerine bağlı bulunmaktadır. KİT'lerin kamu tüzelkişileri olmalarıvekamu yararına yönelik birtakım yeni kamu hizmetleri görmeleri nedeniyle,işçiler dışında kalan personeli ile ilişkileri kamusal nitelikli statülerinnesnel ve genel hükümlerine göre düzenlemek ve yürütülmek gerekir. Yükümlüoldukları kamu hizmetlerini salt-genel idare usullerine göre yürütmediklerigerekçesiyle KİT'lerin personelini memur veya kamu görevlisi saymamak doğru vemümkün değildir. Gerçekten 1982 Anayasası bağlamında bunlar işçi olmadığına vekamu tüzelkişileri, özel hizmetkâr kullanamayacağınagöre, ancak kamupersonelinden ya memur ya da diğer kamu görevlisi olabilirler.
Anayasa'nın konuyla ilgili öteki hükümleri de bu açıklama vesaptamayı doğrular yöndedir..." (Prof. Dr. Lütfi Duran, 12.12.1988 günlüCumhuriyet Gazetesi).
2- Anayasa Mahkemesi, yukarıda sözü edilen kararında; "...Anayasa'nın 128. maddesinde yer alan kamu iktisadi teşebbüslerinin genel idareesaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslive sürekli görevler mutlaka vardır ve bunların da memurlarya da diğer kamugörevlileri eliyle yürütülmesi gerekir. Anayasa'nın 128. maddesinde öngörülmüşbulunan genel idare esasları dışında kalan hizmetlerde ise kuşkusuz sözleşmelipersonel çalıştırma olanağı vardır..." sonucuna varmıştır. KİTpersonelinin tümünü sözleşmeli statüye alan, 5.1.1988 günlü ve 308 sayılıKHK'ye ilişkin olan bu kararla, KİT'lerin "genel idare esaslarına göreyürütmekle" yükümlü oldukları hizmetlerinin kesin varlığına işaretedilmekle Anayasal gerçeğe dikkat çekilmek istenmiştir. Ancak, kararda"diğer kamu görevlileri" ile "genel idare esaslarına göre"yürütülecek "asli ve sürekli görevler "in niteliği belirtilmemiş,sadece, sözleşmeli personelin "genel idare esasları" dışında kalanhizmetlerde istihdamının caiz olacağı vurgulanmıştır.Yine aynı kararda;"KİT'lerde sözleşmeli personel ile yürütülmek istenen işler, genellikleistisnai değil, aslidir, geçici değil, süreklidir." denilmekte vedolayısıyle de personel sayısındaki çoğunluğun "memur ve diğer kamugörevlileri" tarafından bulunacağına işaret olunmaktadır. Şu duruma göre;sağlıklı bir denetim için, herşeyden önce "genel idare esasları","asli ve sürekli görevler" ile "diğer kamu görevlileri"kavramlarının ne anlama geldiklerinin bilinmesine ihtiyaç vardır. Oysa, 399sayılı KHK'nin3. maddesinin (b) fıkrasında, KİT'lerin ve bağlı ortaklıklarınıngenel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları hizmetlerininnitelikleri belirtilmeden, ya da bu hizmetler kurumlar ve birimler olarakayrılmadan "genel idare esaslarına göre yürütülecek asli ve sürekli kamuhizmetleri" sadece genel idare hizmetleri sınıfından, 1-4 derecelerdebulunan üst yönetim görevlilerini kapsayacak oranla sınırlı tutulmuştur.
"Genel idare esaslarına göre" yürütülecek hizmetlerikadro görev ve unvanıyla sınırlı tutan bu düzenlemenin, üst düzeyyöneticilerini memur sayacağı bunların dışında kalan diğer çalışanların isesözleşmeli statüde kalmalarını sağlayacağı açıktır.
Hizmetler kurumlara ve kurumların birimlerine verilir. Bir birimingördüğü ana hizmet, ya genel idare esaslarına göre, ya da bu esaslarındışındaki usullerle yürütülür. Hizmetin yürütülmesinde uzaktan ve dolaylıilgileri olanlar hariç, zincirin halkaları gibi biri diğerini tamamlayan tümpersonelin aynı statüde olması Anayasa'nın 128. maddesinin hükmü gereğidir. Bunedenle, genel idare esaslarına göre yürütülen ya da yürütülmeyen hizmetlerinayırımında, personelin niteliği değil,' hizmetin esas alınması zorunludur.Devamlılığın kişilerde değil, hizmetin kendisinde aranması esas kuraldır. Bubiçimdekidüzenlemeyle, yasal yetkilerin yorumlanması ve uygulanmasının dozu veüslubu, fiilen yönetimin arzusuna bırakılmış, personelin kaderi belli kişilerineline terkedilerek yasal korunma olanakları ellerinden alınmış olmaktadır.
Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasındaki açıklık karşısındamemurlar gibi diğer kamu görevlilerinin de "nitelikleri, atanmaları, görevve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlükişleri kanunla" düzenlenmek zorundadır. Anayasa'nın 128. maddesindeyeralan bu hükmün amacı, kamu hizmetlerinin asli ve sürekli olanlarını yapacakkişilere daha ileri bir güvence sağlamak, böylece hizmetlerin daha düzenli vesağlıklı biçimde yerine getirilmesine olanak vermektir. Bu hükmün memurları olduğukadar, diğer kamu görevlilerini de içerdiği açıktır. Oysa, KHK ile, statüerolması gereken personel yerine sözleşmeli personel adı altında iktidarpartilerine sadakatle hizmete zorlayıcı BAĞIMLI bir çalışanlar sınıfıoluşturulmaktadır.
IV. Personel konusunun "ivedi ve zorunlu" konulardanolmaması:
Anayasa Mahkemesi, KHK çıkarma yetkisi veren 3479 ve 3481 sayılıYasaların İptaline ilişkin kararlarında, (1.2.1990 günlü, Esas: 1988/64, Karar:1990/2 ve 6.2.1990 günlü, Esas: 1988/62, Karar: 1990/3 sayılı kararlar)KHK'lerin ancak "ivedi" ve "zorunlu" durumlardaçıkarılabileceğini kabul etmiş; KHK çıkarma yetkisinin "ivedi vezorunlu" durumlar dışında ve uzun sürede yasama etkinliğinin yerini alacakbiçimde kullanılmasının "yasama yetkisinin devri" anlamına geleceğisonucuna varmıştır.
Bu kararlar uyarınca 399 sayılı KHK'nin Anayasa'ya uygun olupolmadığının saptanabilmesi için "ivedi ve zorunlu" bir konuyudüzenleyip düzenlemediğine bakılması gerekir. 399 sayılı KHK tümüyle KİTpersonel rejimini düzenleyen bir kararnamedir. Anayasa Mahkemesi'nce de kabuledildiği üzere, (1.2.1990 günlü, Esas: 1988/64, Karar: 1990/2 sayılı karar)niteliği itibariyle uzun süreli ve çok yönlü çalışmaları zorunlu kılan personelrejimlerinin düzenlenmesi, genelde "ivediliği ve zorunluluğu"gerektirenbir konu olarak değerlendirilemez.
Bu nedenle KHK, tümüyle, ivedi ve zorunlu bir konuyu düzenlemediğiiçin Anayasa'ya aykırı düşmektedir.
V. Yetki Yasası Kapsamında Bulunmaması:
399 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan yetki yasası, BakanlarKurulu'na, "memurlar"la, "diğer kamu görevlileri"nin idari,mali ve sosyal haklarında iyileştirmeler yapmak üzere KHK çıkarma yetkisivermiştir. Ayrıca yetki yasasında, bu amaçla değişiklik yapılacak yasa ya daKHK'ler tek tek sayılmıştır.
Yetki yasasında yer alan "Memur" ve "diğer kamugörevlileri" kavranılan, Anayasa'nın 128. maddesinden kaynaklanankavramlardır. 399 sayılı KHK ile düzenlenen sözleşmeli personel ise"memur" kavramı içinde yer almadığı gibi "diğer kamugörevlileri" kavramı kapsamında da değildir.
Öte yandan 399 sayılı KHK, KİT'lerin tüm personel rejiminidüzenleyen yeni ve bağımsız bir kararnamedir. Oysa yetki yasası, yalnız buyasada belirtilen yasa ya da KHK'lerde değişiklik ve yeni düzenleme yapmayetkisi vermiştir.
Ayrıca Anayasa Mahkemesi, KİT Genel Müdürleri ile ilgili 347sayılı KHK ile ilgili kararında' (16.5.1989 günlü, Esas: 1989/4, Karar: 1989/23sayılı karar) "atama koşulları"nı düzenlemenin yetki kapsamındaolmadığını kabul etmiştir.
Bu nedenlerle 399 sayılı KHK ile yapılan düzenleme yetki verilenkonular kapsamında bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 399 sayılı KHK'nin tümüyle Anayasa'ya aykırıolduğu ve iptali gerekeceği inancıyla, KHK'nin tümüne ve maddelerine ilişkinçoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Mustafa ŞAHİN
KARŞIOYYAZISI
399 sayılı Kanun Hükmünde, Kararname'nin 25. maddesinin (b)bendinin birinci fıkrası ve 36. maddesi ile ilgili uygulamaların, aynıKararnamenin 2. maddesinde belirtilen verimlilik, kârlılık, göreve devamıözen-diricilik ve teşvik ilkelerine uygun olması gerektiğinden, uygulamaneticelerinin çalışma huzurunu ve hiyerarşik yapıyı bozucu eşitlik ilkesineuymayan dengesizliklere ver vermemesi gerekir.
Söz konusu düzenlemelerin iptal gerekçelerinde belirlenendüzensizliklerin uygulamada alınması gereken tedbirlerle objektifliğekavuşturulması ve kanun hükmünde kararnamenin amacına uygun duruma getirilmesiolanaklı görülmektedir. Sorun uygulamaların 399 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 2. maddesinde belirlenen ilkelere uygun duruma getirilmesidir. Bumaksat içingerek genel olarak, gerekse kuruluşlar itibariyle ölçütlergetirilmesi, idari kurallar konulması yönetimin görevleri arasında yeralmaktadır. Yönetimin ilgili yasal kurallara aykırı, çalışma huzurunu vehiyerarşik yapıyı bozucu dengesizliklere yer verecekuygulamaları izlemesi veönlemesi gerekir. Bu itibarla bunları iptal nedeni gören çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
İhsan PEKEL
KARŞIOYYAZISI
22.1.1990 günlü, 399 sayılı "Kamu İktisadi TeşebbüsleriPersonel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname"nin;
A- Kimi yönlerden Anayasa'ya aykırılığı savıyla tümüne yönelikiptal istemi bakımından:
3268, 3347, 3479, 3569 sayılı Yasaların verdiği yetkiyedayanılarak KİT personel rejimi yeniden düzenlenmiş, dava konusu 399 sayılı KHKyayınlanmıştır.
Bu kararnamenin dayanağını oluşturan yasalardan biri olan ve KHKçıkarma yetkisini 31.12.1990 gününe kadar uzatan 3479 sayılı Yasa AnayasaMahkemesi'nce Resmi Gazete'nin 21.4.1990 günlü sayısında yayınlanan 1.2.1990günlü kararıyla iptal edilmiştir.
Buna karşın, bu yasaya dayanılarak çıkarılan KHK'nin yürürlük günüsürdürdüğünü kabul edip, içerik yönünden Anayasa'ya uygunluk incelemesi yapmakolanaklı değildir. Yetki yasasının iptali ile hukuksal dayanağı kalmayanKHK'nin de iptali gerekir.
Anayasa'nın 87 ve 91. maddeleri uyarınca KHK'lerin"konu" ve "amaç"ına yetki yasası ile belirlenmesigerekmektedir. Yetki yasasının iptali KHK'yi "konu", "amaç"ve çıkarılmasına neden olan "sebep" öğeleri bakımından dayanaksızbırakmıştır.
Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılabilmesi için yürürlüğünüsürdüren bir yetki yasasının bulunması zorunludur. Yetki yasasının iptaledilmiş olması bu açıdan KHK üzerindeki yargısal denetimi olanaksızkılmaktadır.
İçerik yönünden Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılabilmesi içinöncelikle bir yetki yasasının bulunması gerekir. Anayasa'yaaykırılığısaptanıp iptal edilmiş bir yetki yasasına dayanan KHK'nin Anayasa'ya uygunlukdenetimine girmeden hukuksal dayanağını yitirmesi nedeniyle iptaline kararverilmesi gerektiği kanısındayım.
399 sayılı KHK büyük ölçüde sözleşmeli personelle ilgilidir,bağımsızdır. Atamaya ve personelin niteliklerine ilişkin maddeleri itibariylebu konuların yetki yasaları kapsamı dışında kaldığı ve yetki sınırlamanınaşılarak düzenlendiğinin kabulü gerekir.
399 sayılı KHK, KİT personel rejimini düzenlemektedir. Personelleilgili düzenlemeler "ivedi" çözümü gereken "zorunlu"konulardan değildir.
B. Maddeleri Bakımından:
a) Genel idare esaslarına göre ya da bu esaslar dışındayürütülecek hizmetlerin KHK'de açıkça ortaya konularak saptanması gerekirdi.
İlkeler konulmadan sınır ve çerçeve çizilmeden genel idareesaslarına göre yürütülecek hizmetleri belirleme ve memur kadrolarını ihdasetme konularında yönetim kurulları ile Bakanlar Kurulu'na yetki verilmesi,
b) Genel idare esaslarına göre yürütülen hizmetlerde görevlimemurların sözleşmeli olarak çalıştırılmalarının sağlanması.
c) Aynı işi yapan ve aynı sorumluluğu taşıyan kişilerin farklıücretlerle aynı statülerde çalıştırılmasına, bir hizmet biriminde genel idareesaslarına göre yürütülecek hizmetlerin hem memur hem de sözleşmeli personeleliyle gördürülmesine, sözleşmeli personelin genel idare esaslarına göreyürütülecek hizmetlerdede çalıştırılmasına olanak verilmesi,
d) Memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonları ilk kezsaptama yetkisi ile sonra ihdas, iptal ve değiştirme yetkisince BakanlarKurulu'na verilmesi suretiyle sözleşmeli personelin güvensiz bırakılması,
e) Atama yetkisinin sınırsız, koşulsuz yönetim birimlerine devri,
f) Sözleşmeli personelde aranacak genel koşulların tek tek sayılıpsözleşmenin feshi bakımından önemi açık olan özel koşulların saptanmasınınyönetmeliğe bırakılması suretiyle tüm statüyü etkileyen çalışma güvencesibakımından eksiklik yaratılması,
g) Sözleşmeli personelin isteğine hiç yer verilmeden, çalıştıranasonsuz bir takdir yetkisi tanınarak, yasal güvence içermeden görevinin veyagörev yerinin değiştirilmesine olanak sağlanması,
h) Sözleşmeleri feshedilenlerin kadro aylıklarını almayadevamları, memurun kadrolarında sözleşmeli olarak çalıştırılmaları,
ı) KHK'de hiçbir ilke veya sınır getirilmeksizin temel ücretintamamen yönetimce saptanması,
i) Sözleşmeli personelin hukuki statüsünün önemli bir bölümünüoluşturan aylık ücretle ilgili düzenlemelerin yasalarla yapılması gerektiğinazara alınmadan, bütçe yasalarına bütçe ile ilgili olmayan hüküm konulması,
j ) Sözleşmeli personele ödenecek harcırah konusunda çalışanlariçin güvence oluşturacak ödemenin alt sınırının belirlenmemesi ve başarıdeğerlendirmesi gibi önemli bir konuda kuralları saptama yetkisinin çerçeveçizilmeden yürütmenin takdirine bırakılması,
Memuriyet Statüsünü Sürdürenlerle İlgili Olarak;
Devletin ve KİT'in genel idare esaslarına göre yürütülen asli vesürekli hizmetlerinin "güven ve istikrar" bunun da "yasalgüvence"yi zorunlu kıldığı. Bu nedenle Anayasanın 128. maddesinde,memurlarla diğer kamu görevlilerinin tüm hukuki statülerinin yasayladüzenlenmesini öngörüldüğünün sözedilmemesi. Madde de "derece değişikliği.... yapılabilir" denilerek kadrolarda değişiklik yapılabilmesininyönetimin takdirine bırakılması,
Derece değişikliğini 190 sayılı KHK'ye bağlayan düzenlemede iseyine temel ilkeleri belirlenmeden, ve çerçevesi çizilmeden düzenlenmesininyönetime bırakılması,
k) Yüksek Planlama Kurulu'na bu KHK esasları çerçevesinde gereklidüzenlemeler yapılıncaya kadar sözleşme ücretlerinde artış yapma ve sözleşmeücretlerinin tavanını belirleme yetkisi verilerek tamamen yürütmenin takdirinebırakılması,
Genel idare esaslarına yada bu esaslar dışında yürütülecekhizmetler kurumlar ve birimler itibariyle belirlenmeden aynı işi yapan ve aynısorumlulukları taşıyan kişilerin farklı statülerde ve farklı ücretlerleçalıştırılabilmeleri,
Bir kısım KİT'lerde genel idare esaslarına göre yürütülecek hizmetbulunmadığı kabul edilirken, bir yandan da bu KİT'lerdeki tüm personelin işçistatüsünde çalıştırılmasının benimsenmesinin,
Anayasanın 2., 5., 7., 10., 49., 87., 91., 128., 153., ve 161.maddelerine aykırı olduğundan,
C- 399 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin İçerik Yönünden Anayasa'yaUygunluk Denetimine Girmeden İPTALİNE;
Belirtilen nedenlerle 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1.maddesinin, 2. maddesinin, 3. maddesinin b bendinin ikinci fıkrasının, cbendinin, 4. maddesinin, 5. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü ve dördüncütümcelerinin, 7. maddesinin üçüncü fıkrasının, 8. maddesinin ikinci fıkrasının,9. maddesinin, 11. maddesinin a, d bendlerinin, 13. maddesinin, 15. maddesinin,25. maddesinin b bendinin ikinci fıkrasının, c bendinin, 26., 27. ve 28.maddelerinin, 31. maddesinin, 34. maddesinin, 41. maddesinin, 43. maddesinin,geçici 3. maddesinin, geçici 7. maddesinin, geçici 9. maddesinin, geçici 10.maddesinin,
İptallerine karar verilmesi kanısıyla çoğunluğun bu konulardakiiptal isteminin reddine dair görüşüne katılmıyorum.
Üye
Selçuk TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
399 sayılı KHK'nin Anayasa'ya aykırılık nedenleri:
1. Anayasa'nın yasa ile düzenlenmesini öngördüğü konuların yasayladüzenlenmesi zorunludur: KHK ile düzenlenemez.
Anayasa, memurlar, diğer kamu görevlileri ve işçiler olmak üzereüç tür kamu hizmeti görevlisine yer vermiştir. Anayasanın 128. maddesine göre,asli ve sürekli kamu hizmetlerinden genel yönetim ilkelerine göreyürütülenlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle; bunlar dışındakalanların ise işçiler eliyle gördürülmesi zorunludur.
Anayasa'nın 128. maddesinde sözü edilen "diğer kamugörevlileri" memurlar ve işçiler dışında kamu hizmetinin gerektirdiği aslive sürekli görevlerde yönetime kamu hukuku ilişkisiyle bağlı olarak çalışanlardır.399 sayılı KHK ile düzenlenen sözleşmeli personel, Anayasa'nın 128. maddesindeöngörülen tüm koşulları taşıdığından "diğer kamu görevlileri"kapsamındadır.
Dava konusu399 sayılı KHK, KİT'lerde çalıştırılacak memurlarlasözleşmeli personelin haklarım ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. Anayasa'nın128. maddesinin ikinci fıkrasında, "Memurların ve diğer kamugörevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, haklan veyükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işleri kanunla düzenlenir."denilmektedir. Bu hükme göre, memurlarla diğer kamu görevlilerinin tümstatülerinin yasayla düzenlenmesi gerekmektedir. Oysa, KİT'lerde çalıştırılacakmemurlarla diğerkamu görevlilerinin hukuksal statüleri 399 sayılı KHK iledüzenlenmiştir.
Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında "Türkiye BüyükMillet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisiverebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere,Anayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temelhaklar, kişi haklan ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar veödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez." denilmektedir. Bunagöre sıkıyönetim ve olağanüstü durumlar dışında KHK ile düzenlenemeyecek bir yasakalan oluşturmuştur. Ancak, Anayasa, yalnızca yasa ile düzenlenmesini istediğibu alanlar dışında, kimi maddelerindeki konuların da yasa ile düzenlenmesiniöngörmüştür. Anayasa, 91.maddesinin 1. cümlesiyle KHK konusunda genel kuralı,2. cümlesi ile genel kuralın genel ayrık durumunu göstermiştir. Yasa iledüzenlemenin öngörüldüğü kimi maddeler ise özel ayrık durumlardır. Yasa iledüzenlenmesi öngörülen konular Anayasa'ya özel amaçlarla konulmuşlardır. Bunedenle Anayasa'nın yasa ile düzenlenmesini öngördüğü konuların KHK ile değil,mutlaka yasa ile düzenlenmesi zorunludur.
Anayasa'nın belli konuları yasa ile düzenlemesini (öngörmesi)zorunlu kılması, bu hususların KHK'lerle düzenlenemeyeceği anlamına gelir.Tersine bir anlayışın kabulü durumunda, Anayasa'ya göre yasama organınınyapması gereken bir hukuksal işlem yürütme organı tarafından yapılmışolacaktır. Bu ise, Anayasa'nın 6. maddesinde yer alan "Hiçbir kimse veyaorgan kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." diyenhükmüne ve 7. maddedeki yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırıdır.Yine böyle bir anlayışın "Başlangıç"ta belirtilen "Kuvvetlerayrımının Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip,belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni biriş bölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlardabulunduğu" ilkesine ve 11. maddedeki Anayasa'nın bağlayıcılığı veüstünlüğü ilkesine deters düşeceği açıktır.
Anayasa'nın 128. maddesinde, memurlarla diğer kamu görevlilerininher türlü hukuksal statülerinin yasayla düzenlenmesi öngörüldüğüne göre bustatüyü düzenleyen 399 sayılı KHK'nin Anayasa'nın 91. ve 7. maddelerine aykırıdüşer,
2- KHK'nin dayanağını oluşturan yetki yabanın Anayasa'yaaykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, 399 sayılı KHK'nin deiptalini zorunlu kılar.
399 sayılı KHK, 3268, 3347 ve 3479 sayılı Yasaların verdiğiyetkiye dayandığı belirtilerek 29.1.1990 gününde yayımlanarak yürürlüğekonulmuştur. Fakat, 399 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan 3479 sayılı YetkiYasası, Anayasa Mahkemesi'nin 1.2.1990 gün ve 1988/64 E., 1990/2 K. sayılıkararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş; iptal kararı ise21.4.1990 günlü Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
KHK'nin dayanağını oluşturan yetki yasaları birbirlerindenbağımsız nitelikte değildirler. Ana düzenleme, 3268 sayılı Yasa ile yapılmış,3347, 3479 ve 3569 sayılı Yasalar ile bunda içerik ve süre yönündendeğişiklikler yapılmıştır. Yetki süresine ilişkin son değişiklik ise 3479sayılı Yasa ile yapılmıştır. Bu yasa ile 3347 sayılı Yasa'nın 31.12.1988 gününekadar uzattığı yetki süresi, 31.12.1990 gününe kadar uzatılmıştır. Ancak, 3479sayılı Yetki Yasası'nın iptali,399 sayılı KHK'yi sebep öğesinden başka biranlatımla yasal dayanaktan yoksun duruma getirmiştir. Öğretide belirtildiğigibi, "Bir yasanın sebep ve saikinden anlaşılması gereken, yasanın konuşsebebi, çıkarılmasında rol oynayan sebep ve amillerdir." KHK'ler içindegeçerli olan bu tanıma göre, 399 sayılı KHK'nin sebep unsuru 3479 sayılı Yasa'nın verdiği yetkidir. Bu Yasa iptal edilmekle 399 sayılı KHK'nin, yürürlüğekonulmasının sebep öğesi ortadan kalkmış, dayanağı kalmamıştır. Çünkü,Anayasa'ya aykırılığı saptanan bir yetki yasasına dayanılarak yürürlüğekonulmuş bir KHK içerik yönünden Anayasa'ya aykırı bir hüküm taşımasa bileAnayasa'ya uygun sayılamaz. Tersine bir düşünce biçimi Anayasa'nın öngördüğüölçünün ötesinde bir yetki devrine olanak vermek anlamına gelir.
Diğer yönden, bir yasa kuralı ile bir KHK kuralının Anayasa'ya uygunlukdenetim biçimleri de farklılık gösterir. Yasanın denetiminde, onun yalnızcaAnayasa kuralları karşısındaki durumunun saptanması yeterlidir. KHK'de ileöncelikle, KHK'nin dayanağını oluşturan yetki yasası kapsamı içerisinde kalıpkalmadığı belirlenir. KHK, yetki yasası kapsamı içerisinde görüldüğüdurumlarda, yasadaki gibi Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılır. KHK, yetkiyasası kapsamı içinde değilse (içerik yönünden Anayasa' ya uygun sayılsa bile),öncelikle yetki yasasına ve bu nedenle Anayasa'ya aykırılığı söz konusuolacaktır.
Bu yöntem ise, yetki yasasının Anayasa Mahkemesi'nce iptaledilmemiş olması durumunda geçerli olacaktır. Eğer, KHK'nin Anayasa'ya uygunlukdenetiminin yapıldığı tarihte yetki yasası iptal edilmiş ise, KHK'nin dayanağı gösterilenyasa kapsamı içerisinde kalıp kalmadığı konusunda bir inceleme yapılmasıolanaksızdır. Çünkü Anayasa'ya aykırılık nedeni ile iptal edilmiş bir yetkiyasasının iptal kararı yokmuşçasına kapsamını belirlemeye çalışmak, büyük birçelişki oluşturur.
Başka bir anlatımla, bir KHK'nin Anayasa'ya uygunluk denetimininyapılabilmesi için, ortada yürürlüğünü sürdüren bir yetki yasasının bulunmasızorunludur. Çünkü ancak bu durumda KHK'nin "konu" ve "amaç"bakımından Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılabilecektir. Yetki yasasının iptaledilmiş olması bu yönden KHK üzerindeki yargısal denetimi olanaksız kılar.
İşte, yetki yasasının iptali, KHK'yi "konu" ve"amaç" öğeleri bakımından dayanaksız bırakacağından bu KHK'nin deiptali zorunlu olmaktadır.
Çoğunluk görüşüne göre, yetki yasasının iptaline ilişkin kararyürürlüğe girdiği tarihten sonra artık bu yasaya dayanılarak bir KHK yürürlüğekonamayacaktır. Bu durumda, iptal kararı, yasadaki yetki süresini kararınyürürlüğe girdiği tarihte ona erdirmekten başka bir hukuksal sonuçdoğurmayacaktır. İptal kararının böyle bir hukuksal etki yaratması çokdoğaldır. Ancak, bundan ibaret değildir. Nasıl ki, bir yasanın AnayasaMahkemesi'nce iptali yasa gereğince yürütme organının yürürlüğe koyduğu birdüzenleyici işlemi (örneğin tüzük, yönetmelik) etkiliyorsa, yetki yasasınıniptali de, bu yasaya dayanılarak çıkarılmış olan KHK'yi etkiler. KHK'nin iptaliiçin başvuruda bulunulması durumunda, yetki yasasınıniptal edilmiş olması,KHK'nin de iptalini zorunlu kılar. Bu zorunluluk, Anayasa'nın 153. maddesindeki"İptal kararı geriye yürümez." kuralı ile de ortadan kaldırılamaz.Çoğunluğun bu anlayışı ile, 21.4.1990 gününde yayımlanarak yürürlüğe giren 3479sayılı Yetki Yasası'nın iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı, dava konusu399 sayılı KHK'nin Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapıldığı 4.4.1991 günündebile yürürlükte sayılmayarak geleceğe de etkisi yok edilmektedir.
Çoğunluk kararında, yetki yasası iptal gerekçesinin KHK'ninhukuksal durumunu etkileyeceği; yasanın, Anayasa'nın 91. maddesindeki öğelerdenbirine aykırı olması nedeniyle iptali durumunda KHK'nin iptalinin gerekeceğibelirtilmektedir. Oysa, 3479 sayılı Yasa'nın iptaline ilişkin kararda yasanınAnayasa'nın91. maddesine aykırı bulunması da iptal gerekçeleri arasında gösterildiği gibi,yetki yasasının iptalinin KHK üzerinde yapacağı hukuksal sonuçların iptalgerekçesine göre değişebileceği de kabul edilemez.
3. 399 sayılı KHK ile yapılan düzenleme dayanağı olarak gösterilenyetki yasalarının kapsamı içerisinde değildir.
Anayasa'nın 91. maddesi 2. fıkrası hükmü gereğince, BakanlarKurulu'-na KHK çıkarabümesi için yetki veren yasada, KHK'nin amacı, kapsamı veilkelerinin gösterilmesi zorunludur. Bununla, KHK ile yapılacak düzenlemeninyasanın öngördüğü amaç, kapsam ve ilkelerle sınırlı olmasının amaçlandığıaçıktır. KHK ile yasanın belirlediği amaç, kapsam ve ilke sınırlarını aşan birdüzenleme yapılması durumunda yetki dışı bir düzenleme yapılmış olacağındanöncelikle KHK'nin dayanağını oluşturan yetki yasasına ve böylece Anayasa'yaaykırılık söz konusu olacaktır.
399 sayılı KHK'nin 3268, 3347, 3479 ve 3569 sayılı YetkiYasalarına dayanılarak çıkartıldığı belirtilmiştir. Bu yasalardan, 3268 sayılıYasa, ana düzenlemenin yapıldığı yasadır; diğerleri ise, bunda kimideğişiklikler yapan yasalardır. Bu nedenle, 388 sayılı KHK'nin asıl dayanağınıyapılan değişikliklerden sonraki biçimi ile 3268 sayılı Yetki Yasasıoluşturmaktadır.
3268 sayılı "Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri HakkındakiBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yetki Kanunu"nun 3347 ve 3569sayılı Yasalarla değişik "Amaç" başlıklı 1. maddesinde ise;"Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin çalışmalarında müessiriyetiartırmak ve kamu hizmetlerinin düzenli, süratli, verimli ve ekonomik birşekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla bunların idari, mali, sosyalhaklarında iyileştirmeler yapmak; kamu kurum ve kuruluşlarının(Cumhurbaşkanlığı Dairesi, Yasama Organı İdari Kuruluşları, Genel KurmayBaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Yargı Kuruluşları ve Sayıştay hariç)kuruluş, görev ve yetkilerine dair konularda aynı amaçla aşağıda belirtilençerçeve dahilinde düzenlemelerde bulunmak için Bakanlar Kurulu'na KanunHükmünde Kararname çıkarma yetkisi verilmiştir." denilmektedir.
Buna göre, 3268 sayılı Yasa'ya dayanılarak çıkarılabilecek KHK'lermemur ve diğer kamu görevlilerinin idari, mali ve sosyal haklarındaiyileştirmeler yapmak amacına yönelik olmak zorundadır. Bu amacıgerçekleştirdiği ölçüde kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş, görev ve yetkilerinedair konularda da KHK çıkarılabilecektir.
Anayasa Mahkemesi de 8.2.1989 gün, Esas: 1988/38, Karar: 1989/7sayılı kararında 3268 sayılı Yetki Yasası'na dayanılarak çıkarılacak KHK'-lerinkmi kamu kurum ve kuruluşların görev ve yetkilerine ilişkin konulardadüzenlemelerde bulunabileceğini; ancak bunun, Yasa'nın 1. maddesinin ilktümcesinde yazılı olduğu gibi memurlar ve diğer kamu görevlilerinin, idari,mali ve sosyal haklarında iyileştirme yapmak amacıyla olabileceğinibelirtmiştir.
399 sayılı KHK'nin yetki yasası kapsamı dışında kalan noktalarıise şöyle sıralanabilir:
a) 3268 ve 3347 sayılı yasalarla verilen yetki, bu yasaların 2.maddelerinde sayılan yasa ya da KHK'de değişiklik yapmakla sınırlıdır. Oysa 399sayılı KHK, KİT'lerin personel rejimini düzenleyen bağımsız bir KHK'dir. Gerçiyetki yasalarında 233 sayılı KİT'lerle ilgili KHK'de yeni düzenleme ya. dadeğişiklik yapma yetkisi verilmiştir; ancak, 399 sayılı KHK, 233 sayılı KHK'deyeni düzenleme ya da değişiklik yapmamaktadır. Kendi başına bir KHK'dir. Yalnızbir maddesiyle (m. 59), 233 sayılı KHK'nin personelle ilgili 41-53.maddelerinden, Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmeyenleri yürürlüktenkaldırmaktadır. Böylece 233 sayılı KHK personeleilişkin hükümlerdenarındırılmış, bu konu 399 sayılı KHK ile düzenlenmiş olmaktadır.
b) 399 sayılı KHK, maddeleri yönünden ele alındığında, kimimaddelerin yetki yasalarıyla verilen yetki kapsamım aşan düzenlemelere yerverdiği görülmektedir. Personel yönünden verilen yetki "idari, mali vesosyal hakların" iyileştirilmesi ve "kadrolara" ilişkindüzenleme yapılması ile sınırlıdır. Oysa 399 sayılı KHK'nin;
- Personeli tanımlayıp kapsamı çizen, çalıştırılacak personelintürünü gösteren "istihdam şekilleri" başlıklı 3.,
- Memurların "atanma"sına, sözleşmeli personelin "işealınma"sına ilişkin 5. ve 6.,
- İşe alınacaklarda aranacak koşulları içeren 7.,
- İşe alırken uygulanacak sınava ilişkin 8.,
- Sözleşmeli personelin tarafsızlığı, tüm personelin yükümlülük vesorumluluklarıyla ilgili 10. ve 11.,
Maddelerinin 3268 ve 3347 sayılı Yasalarla verilen yetkiçerçevesinin dışına taştığı görülmektedir. Çünkü bu maddelerin 3268 sayılıYasa'da değinilen "idari, mali ve sosyal" haklarla bir ilişkisiolmadığı gibi, bu yasayı birimlerin teşkilâtlanması, görev, yetki ve yükümlülükleriyönünden genişleten 3347 sayılı Yasa ile de bir ilişkisi bulunmamaktadır.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesi'nin, KİT'lere atanacak genel müdürlerdearanacak nitelikleri düzenleyen 347 sayılı KHK'yi (233 sayılı KHK'-nin 12.maddesinde değişiklik yapan KHK) iptal eden kararında, (16.5.1989, E: 1989/4;K: 1989/23; RG. 8.10.1989-20306, sy. 37) "atama" kurumunungörevlilerin idari hakları ile ilgilendirilemeyeceği; "atamakoşulları"nın bütün bu yetkilerin dışında kaldığı; atama koşullarınıbelirlemenin, "görev" düzenlemesi olarak değerlendirilse bile,"hizmet birimlerinin" yetki ve yükümlülükleri kapsamında belirleyicibir öğe olmadığı kabul edilmiştir.
399 sayılı KHK'nin 5., 6., 7. ve 8. maddeleri de doğrudan doğruyaatama ve atama koşullarıyla ilgilidir.
Sonuç olarak, 399 sayılı KHK; yetki kapsamındaki yasa ya daKHK'lerde değişiklik ya da yeni düzenleme yapmadığından ve belirtilengerekçelere göre de 3, 5, 6, 7, 8, 10 ve 11. maddeleri itibariyle, 3268 ve 3347sayılı yetki yasaları kapsamına girmediğinden iptal edilmesi gerekir.
4. 399 sayılı KHK ile yapılan düzenleme "ivedi vezorunlu" konulara ilişkin değildir.
399 sayılı KHK'nin dayanağını oluşturan 3479 sayılı Yetki YasasıAnayasa Mahkemesi'nin 11.2.1990 gün, E: 1988/6, K: 1990/2 sayılı kararı ileAnayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde, KHKçıkarılmasının TBMM tarafından verilen ve ancak "ivedi ve zorunlu"durumlarda, uzun olmayan bir sürede kullanılacak bir yetki olduğu, KHK'lerinivedive zorunlu olmayan durumlarda kullanılmasının bu doğrultudaki uygulamayasüreklilik ve yaygınlık kazandırılmasının, yasama yetkisinin devri anlamınageleceği ve Anayasa'ya aykırı düşeceği belirtilmiştir. Buna göre, ivedi vezorunlu olmayan konularKHK'lerle düzenlenemeyecektir. KHK, yetki yasasına uygungörülse de yaptığı düzenleme "ivedi ve zorunlu" bir konuda değilseAnayasa'ya aykırı olacaktır.
Anayasa Mahkemesi, sözü edilen kararında 3479 sayılı YetkiYasası'nın Bakanlar Kurulu'na yetki verdiği konular "ivedi vezorunlu" olmadığından ve yasa ile düzenlenmeleri gerekeceği yönünden deAnayasa'ya aykırılığı saptamıştır.
399 sayılı KHK'nin bir an için Yetki Yasası kapsamı içinde kaldığıvarsayılsa bile Yetki Yasası iptal gerekçesi ona dayanan KHK'nin de iptalinizorunlu kılar.
Kaldı ki KHK'nin içeriği de "ivedi ve zorunlu" birkonuya ilişkin değildir. Çünkü 399 sayılı KHK, Kamu İktisadi Teşebbüsleripersonel rejimini düzenleyen bir kararnamedir. KHK'nin "Amaç veKapsam" başlıklı 1. maddesinde:
"Bu Kanun Hükmünde Kararname, 233 sayılı Kanun HükmündeKararnameye tabi kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları personelininhizmete alınmalarını, görev ve yetkilerini, niteliklerini, atanma, ilerleme,yükselme, hak ve yükümlülükleriyle diğer özlük haklarını düzenler."denilmektedir.
Yukarıda sözü edilen iptal kararında belirtildiği gibi,"niteliği itibariyle uzun süreli ve çok yönlü çalışmaları zorunlu kılanpersonel mevzuatı genelde ivediliği gerektiren bir konu olarakdeğerlendirilemez."
Dava konusu 399 sayılı KHK, tümüyle KİT personeline ilişkin mali,sosyal, hukuksal hükümler içermekte, KİT personel rejimini yenidendüzenlemektedir. Oysa, KHK'lerin amaç öğesi bakımından Anayasa'ya uygunolabilmesi için Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında belirtildiğigibi,"ivedi ve zorunlu" durumlardan kaynaklanması gerekmektedir. Aksihalde, Anayasa'nın 7. maddesindeki "yasama yetkisinindevredilmezliği" ilkesi tartışmalı duruma gelir. Bu nedenlerle 399 sayılıKHK, değişen ekonomik ve sosyal koşulların gerekli kıldığı "ivedi vezorunlu" bir konuyu düzenlemediğinden Anayasa'nın 7. ve 91. maddelerineaykırı olduğundan tümünün iptali gerekir. Bu gerçeklerle sayın çoğunluğungörüşüne katılmıyorum.
Üye
Ahmet N. SEZER
KARŞIOYYAZISI
A- 399 sayılı KHK'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının ikincitümcesi ile genel müdür ve genel müdür yardımcısı kadrolarına atanacaklarhakkında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun istisnai memuriyete ilişkinhükümlerinin uygulanacağı esası getirilmiştir.
KHK'ye göre belirtilen kadrolaraatanacaklarda iki özellikaranmaktadır.
a) Yüksek öğrenimi bitirmeleri.
b) Görevlerini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübeye sahipolmaları.
657 sayılı Yasa'nın belirtilen görevlere atamada aradığı ölçütlerebakıldığı zaman; Yüksek Öğrenim yanında kamu işyerlerinde geçmesi gerekenhizmet süresi şartlarını görürüz. Buna göre sözkonusu KHK sadece kamuişyerlerinde geçmesi gereken hizmet süresi noktasında istisnai memuriyethükümlerinin uygulanmasını amaçlamıştır.
Bunun sebebi ise, serbest piyasa koşullarına göre rekabete açılmışolan Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Yönetimine özel sektörde çalışıp ta kamuişyerlerinde hiç hizmeti olmayan başarılı, deneyimli ve bilgili elemanlarıngelmesini kolaylaştırmak ve Kararname'nin 2. maddesinde belirtilen "İşingerektirdiği nitelikleri haiz elemanların işe alınması" ilkesinigerçekleştirmektedir. KİT'lerin belirtilen özellikleri itibariyle 657 sayılıYasa'da belirtilen Kamu'da geçmesi gereken "Hizmet süresi" ölçütüyerine "Görevini yerine getirebilecek bilgi ve tecrübe"koşulunabırakmıştır. Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Genel Katma bütçeli kuruluşlararasındaki bünyesel farklılıklar yöneticilerin niteliklerinde de farklılıkdoğuracağından "Eşitlik ilkesinin" zedelenmesi söz konusu değildir.
B- KHK'nin 25. maddesinin (b)bendi kadrolarında sözleşmeli olarakçalıştırılacak memurlara kadro aylıklarının (ek gösterge ve her türlü zam vetazminatlar dahil) altı katını geçmemek üzere Bakanlar Kurulu'nun tesbiteyetkili olduğu şeklinde düzenlenmiştir.
Kadro karşılık gösterilerek sözleşme yapılmasının amacı farklıücret ödenmesini temin etmek içindir. Farklı ücret ödenmesindeki gaye ise;teşebbüslerin, serbest piyasa koşullarında rekabet edebilecek bir düzeyegelebilmesi için kaliteli ve uzman elemanları kurumda tutabilmek bunların temelilkelerde belirtilen yaratıcı, girişimci başarı ve çabalarım değerlendirerekteşviki sağlamaktır. İşte Bakanlar Kurulu, bu amacı gerçekleştirmek için iş vehizmet özelliklerini dikkate alarak teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları gruplaraayıracak vekadro karşılığı çalıştırılacak sözleşmeli personelin ücretini kadroaylığının altı katını geçmemek üzere tesbit edecektir. Burada alt sınır memurunkadro aylığı olup, üst sınır Bakanlar Kurulu'na şartlı olarak bırakılmıştır.Hizmetin icabına uygun olarakverilen bu yetki uygulamadaki şartlara göre şekilalacaktır. 657 sayılı Yasa'da da sözleşmeli çalıştırılacak personel için ücrettavanı Bakanlar Kuruluna bırakılmıştır. Hatta kararnamede olduğu gibi "Alti katma kadar" şeklinde bir sınırlama da yoktur. İşve hizmetin özelliğidikkate alınarak tesbit yapılacağından Anayasa'ya aykırılık yoktur.
C- KHK'nin 36. maddesi yurt dışında sürekli çalıştırılacaklarla,kısmi zamanlı sözleşmeli personele ödenecek ücretlerin ne şekilde saptanacağınıdüzenlemiştir.
Genel olarak 1 sayılı cetvelin dışında kalan sözleşmeli personeleyurt içinde ödenecek ücret; temel, başarı ve kıdem ücretinin toplamındanibarettir. Bunun taban sınırı asgari ücrettir. (657 sayılı Kanun'da da tabansınır asgari ücrettir). Üst sınır ise personelinunvanı, iş gerekleri, işyeri veçalışma şartları dikkate alınarak tesbit edilmektedir.
Yurt dışında sürekli görevle çalıştırılacak sözleşmeli personeleödenecek ücretin üst sınırı belli olduğuna göre aşağıya doğru kademelendirme deyurt içindeki ücret tesbitinde belirtilen ölçütlerin de (unvan, işyeri, işgerekleri, çalışma şartları gibi) teşebbüs yönetim kurullarınca dikkatealınması pek tabiidir. Nitekim ikinci bentte kısmi zamanlı olarak istihdamedilecek sözleşmeli personelin ücreti tesbit edilirken desürekli çalışansözleşmeli personelin ücretleri dikkate alınarak yönetim kurallarınca tesbitedileceği vurgulanmıştır. Kaldı ki bu konuda doğacak problemler için idariyargı yolu da her zaman açıktır. Maddenin Anayasa'ya aykırı bir yönü yoktur.
D- KHK'nin44, 45, 46, 47, 48, 49, 50. maddelerin Anayasa'ya aykırıoldukları, zira disiplin suçunun da Anayasa'nın 38. maddesinin 3. fıkrasındakikanunla düzenlenmesi gereken suç türünden olduğu, 91. maddenin 1. fıkrasınagöre Anayasa'nın 2. kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temelhaklarla kişi hakları ve ödevlerinin KHK'lerle düzenlenemeyeceği, 38. maddeAnayasa'nın ikinci kısmının ikinci bölümünde yer aldığına göre disiplin suçununda suçlar gibi ancak kanunla düzenlenebileceği, KHK konusu olmayacağı, çoğunlukgörüşüne, aşağıdaki gerekçelerle katılmıyoruz.
l. Ceza Hukuku ile Disiplin Hukuku farklı alanlardır.
Suç, bir kimsenin yaşadığı ülkenin Devletine yükümlü olduğu itaatborcunun ihlâlidir. Disiplin suçu ise bireyin tâbi olduğu belirli bir topluluğataahhüt ettiği özel bağlılık yükümlülüğüne uymaması ile işlenir. Fiilindisiplin suçunu oluşturması için kişi ile topluluk arasında hiyerarşikbağlılığın olması gerekmez. Örneğin noter, avukat, gibi serbest meslek sahibikimseler de meslek kurallarınauymadıkları için meslek odaları tarafındandisiplin soruşturmasına tâbi olabilirler. Suç toplumdaki genel düzeni bozanhukuka aykırı fiillerdir. Disiplin suçunu oluşturan davranışlar ise sınırlı birtopluluk içinde kabul edilmiş olan düzen kurallarına aykırı davranışlardır.(Bkz. Dönmezer, S. Erman, S. Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku. 10. Bası, C. I No:480-481).
2- Suç ile disiplin suçu arasındaki bu temel fark, suçunmüeyyidesini uygulayacak otorite bakımından da ayrım getirir. Nitekim bir suçuncezası Devlet tarafından verildiği halde, disiplin cezası yerine göre kamuotoritesi, yarı kamusal veya tamamen özel nitelikteki kuruluşlar tarafındanverilebilir. Devlet ceza verirken yargı tasarrufunda bulunduğu halde disiplinsuçlarının müeyyidesi idari makamlarcave idari tasarruf konusu olan Kararlarlasağlanır. (Dönmezer-Erman, CI, No: 482).
3. Suç ile disiplin suçu arasında zorunlu bir bağımlılık yoktur.Nitekim 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesinin 1. fıkrasınagöre "aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmayabaşlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez". Bunun anlamı ise,ceza ve disiplin kovuşturmalarının ilke olarak birbirinden bağımsızolmalarıdır. Şu halde memurun hukuka aykırı fiili dolayısıyla hakkında cezakovuşturmasıyapılmakla beraber disiplin kovuşturması yapılmayabilir. Bundan başka, cezamahkemesinin beraat kararma rağmen memur hakkında disiplin kovuşturmasıyapılarak disiplin cezası verilebilir. Nitekim 657 sayılı Kanunun 131.maddesinin 2. fıkrası"memurun Ceza Kanununa göre mahkûm olması veya olmamasıhalleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz" demektedir.Bununla beraber, mahkemece suç fiili sabit görülerek memur mahkûm olmuşsadisiplin soruşturmasını yapanlar bu fiilin memur tarafından işlenmediğine kararveremez ; mahkeme suçun memur tarafından işlenmediğine hükmederse DisiplinKomisyonu aksini kabul ederek memura disiplin cezası veremez.
4. Suçun birinci unsuru, yapılan hareketin kanundaki tarifineuygun olmasıdır. Bu sonuca varabilmek için suçlar kanunda teker tekergösterilir ve tarif edilir. Disiplin cezalarında ise, bu kural geçerliolmayabilir. Yani, ceza hukukunda suçu belirleyen hükümler suçta kanunilikilkesine tâbi olduğu halde disiplin cezasını gerektiren fiiller hakkındakanunilik ilkesi uygulanmaz. Nitekim örneğin Avukatlık Kanununun 2/C maddesi"meslek, şeref ve haysiyetine ihlâl eden fiiller"i disiplin cezasınıgerektiren fiiller olarak tanımlamış, fakat bu fiillerin hangileri olduğunubelirtmemiştir.
Bununla beraberkanun, koyucu bazen disiplin suçlarına da ceza hukukununilkelerini uygulayabilmektedir. Disiplin soruşturmasında da failin savunmasınınalınması (Anayasa madde 129, fıkra 2; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, madde130); disiplin cezalarında hafifleticisebeplerin kabulü (21.8.1982 tarih ve17789 sayılı RG. de yayımlanmış olan Yükseköğretim Disiplin Yönetmeliği, md.16) gibi. Bir de, 657 sayılı Kanunun 125. maddesini değiştiren 30 Aralık 1972tarihli (RG. 14407) 2 numaralı Kanun Hükmünde Kararname disiplin suçlarınıteker teker saymak suretiyle bu tür suçlara ceza hukukundaki kanunilik ilkesiniuygulamıştır. Disiplin suçlarına bazı ceza hukuku ilkelerinin uygulanmasıaslında suç ile disiplin suçlarının ayrı kavramlar olduğunu ve aynı kurallaratâbi olmadığını göstermektedir.
Özellikle, Anayasa'nın 38. maddesindeki "suç ve cezalarınkanunla düzenlenmeleri" ilkesi disiplin suçları bakımından da doğruolamaz. Nitekim yukarıda andığımız, 30 Aralık 1972 tarihli, 2 sayılı KHK (RG.14407) disiplin suçlarını düzenlemektedir. Bu tarihte 1961 Anayasası yürürlükteidi ve 1982 Anayasası'nın 91. maddesindeki "sıkıyönetim ve olağanüstühaller saklı kalmak üzere Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikincibölümünde yer alan temel haklar ve kişi hakları ve ödevleri ... KHK. lerledüzenlenemez" hükmü eski Anayasada da aynen yer almıştı (md. 64 Son bent).Yine 1961 Anayasası'nda da cezaların kanunla düzenleneceğine dair hüküm aynenmevcuttu (md. 33). Bu hükümler gözönünde iken kanunkoyucunun disiplin suçlarınıve cezalarınıKHK ile düzenleyerek bunları suç ve cezaların kanuniliği ilkesinikoyan 1961 Anayasası'nın 33. maddesinin kapsamında görmemesi dikkat çekici vesavunduğumuz görüşü doğrulayıcı niteliktedir.
Diğer taraftan, 1982 Anayasası memurların ve kamu kurumuniteliğindeki meslek teşekkülleri mensuplarının disiplin kovuşturmaları ileilgili savunma hakkını ve usulünü düzenleyen; uyarma ve kınama cezaları hariçdisiplin kararlarının yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamayacağınıhükme bağlayan 129. maddesi, 91.maddesinin, kanun hükmünde kararnameçıkarılmasını önlediği ikinci kısmın birinci ve ikinci bölümleri ve dördüncübölümü dışında bulunmakta; üçüncü kısmın ikinci bölümünde yer almaktadır. Bubakımdan da disiplin suçlan ve cezaları KHK ile düzenlenme yasağıdışındabulunmaktadır.
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Haşim KILIÇ
KARŞIOYYAZISI
A. Bir Bütün Olarak Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'yaAykırılığı:
l- Devlet memurlarının hukuki durumunu düzenleyen Anayasa'nın 128.maddesinin üçüncü fıkrasında; "Memurların ve diğer kamu görevlilerininnitelikleri atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık veödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." denilmektedir.
Anayasa'nın 128. maddesi ile diğer bir çok maddelerinde yer alanve özellikle vurgulanan "kanunla düzenlenir" deyiminin üzerindedurmak gerekir. Anayasa'nın 7. ve 87. maddelerine göre yasama ve kanun koymayetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne aittir, istisnai bir yetki olarak,meclisin vereceği yetki kanunu çerçevesinde ve Anayasa'nın belirlediği sınırlıkonularda ise, Bakanlar Kurulu kanun niteliğinde düzenleme yapmak -kanunhükmünde kararname çıkarmak- yetkisine sahiptir.
Anayasa'nın bir çok maddesinde yer alan ve belirli konularda kanunçıkarılmasını öngören hükümlerin Anayasa'nın 7., 87. ve 91. maddeleri ilebirlikte değerlendirilmesinden Anayasa'nın bu maddelerinde aşağıdaki temelkuralların benimsendiği ve düzenlendiği tesbit olunabilir:
a- Yasama yetkisi TBMM'nindir.
b- Bu yetki 91. maddede yazılı sınırlar ve şartlar içinde BakanlarKurulu'nca kullanılabilir.
c - Anayasa'nın kanunla düzenleneceğini öngördüğü konulardamutlaka düzenleme yapılır ve düzenleme kanunla yapılır.
Kanunla düzenleneceği öngörülen konuların, kanun hükmündekararname ile düzenlenmesi halinde Anayasa'nın bir çok maddesinde yer alan"kanunla düzenlenir" hükmünün herhangi bir anlamı kalmamaktadır.Esasen Anayasa'da kanunla düzenleneceği öngörülen konuların devlet hayatındaher zaman önem ve öncelik taşıyan konular olması ve bu alanlardameclisin kendiiradesini yürütme organına devretmesinin sakıncaları da bu türlü bir yorumuayrıca haklı çıkarmaktadır. Bu sebeplerle 399 sayılı Kanun Hükmünde KararnameAnayasa'nın 7., 87. ve 128. maddelerine aykırıdır.
2- Anayasa'nın 153. maddesinde; Anayasa Mahkemesi kararlarının ResmiGazete'de yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organları ile idaremakamlarını ve gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı öngörülmüştür.
Anayasa'nın, yargı kararlarının bağlayıcılığı ile ilgili 138.maddesi hükmü yeterli görülmeyecek, ayrıca Anayasa Mahkemesi kararlarınınbağlayıcılığı konusunda 153. madde hükmü konulmuştur. 153. maddeye göre,Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararı üzerine aynı konu yasama organıncayeniden düzenlenirken, yasama organı iptal kararı vekararın gerekçesi ile bağlıdır.Karar ve kararın gerekçesi yasama organını sınırlayıcı niteliktedir. İptalkaran yeni düzenlemenin temelini oluşturur. Bu yüzden Anayasa Mahkemesikararlarının yasakoyucu için zaman sınırı tanımayan bir etkisi vardır. Aksinebiryasama davranışı, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı niteliğine tersdüşer ve Anayasa'nın 153. maddesine aykırılık teşkil eder.
Anayasa Mahkemesi'nin 22.12.1988 günlü ve 1988/55 sayılı iptalkaran üzerine çıkarılan. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de Anayasa Mahkemesiİptal kararı ve karar gerekçesi yönünde bazı düzenlemeler yapılmış ise de,genelde KİT'lerin ve KİT'lerde çalışan görevlilerden hangilerinin genel idareesaslarına göre ve kamu hizmeti yaptıkları konusunda sağlam bir ayrımyapılmamış\e yalnız üst düzeyde KİT yöneticiliği yapanların iptal kararındanyararlanabilecekleri yeni bir düzenleme getirilmiştir. Böylece 399 sayılı KanunHükmünde Kararname, iptal kararı hükümlerini yerine getirmemiştir ve bu yüzdenAnayasa'nın 153. maddesinin altıncı fıkrasına aykırıdır.
3- Anayasa'nın 128. maddesi, iktisadi devlet teşekküllerindengenel idare esaslarına göre yönetilenler ve kamu hizmeti görenler için memurveya diğer kamu hizmetlileri istihdam etme görev ve yetkisini vermiştir.Öyleyse, iktisadi devlet teşekküllerinin personel rejiminin düzenlenmesinde biryönetim biçimi olarak genel idare esasları ve kamu hizmeti kavramlarınınaçıklığa kavuşturulması gereklidir.
Kamu hizmeti kavramı zamanla değişen ve hukuki boyutları yanındasiyasal boyutları olan bir kavramdır. Siyasal iktidarlar yaptıkları yasalarlakendi siyasal görüşleri yönünden dar veya geniş bir kamu hizmeti siniriçizerler.
Genel idare esaslarına göre yürütülme, kamu hizmeti anlayışınabağlı olmakla beraber yönetimde merkezi idarenin klasik hiyerarşik yöntemlerineve kurallarına bağlı yönetim tarzıdır.
Kamu hizmeti ve genel idare esasları kavramları ne türlüanlaşılırsa anlaşılsınlar, kamu iktisadi teşebbüslerinin bu esaslara göreyasakoyucu tarafından 'değerlendirilip sınıflandırılmaları gerekir. İmalat,depolama, dağıtım, ulaşım, iç ve dış ticaret, sigorta ve Bankacılık gibiekonominin çeşitli dallarında mal ve hizmet üretimi ile ilgilenen KİT'lerinmutlaka 128. maddedeki ölçütlere göre değerlendirilmesi ve ayrıma tâbitutulması ve buna göre de KİT'ler için özel bir personel rejimi kurulmasıgerekir. Bu yapılmaksızın belirli üst yönetim kadrolarının memur statüsünesokularak diğerlerinin de hiçbir kamusal geleneğe ve Anayasal esasa dayanmayanyeni bir statüye sokulması 128. maddeye aykırıdır.
4- Anayasa'nın 48-55. maddeleri çalışma hayatı ile ilgili genelesasları düzenlemektedir. Anayasa'nın bu maddeleri çalışma hayatının Anayasalve hukuksal temelleridir. Bu genel esaslara istisna olarak devlete tanınan özelistihdam imkânları ve şekilleri 128. maddede düzenlenmiştir. Genel idaredekiDevlet Kuruluşları ile iktisadi devlet teşekkülleri 128. madde ile özelistihdam yetkisine sahiptirler. Ayrıca bu özel istihdam statüsünü uygulamakdevletin ve bir kamu kuruluşu olan iktisadi devletteşekküllerinin Anayasal görevidir.
Devlet, kamu hizmetinin gerektirdiği hallerde ve belirli alanlardagenel idare esaslarına uygun bir yönetim biçimi tercih etmişse, bu hizmetlerdeişçi değil memur statüsünde çalışan istihdam etme zorundadır. Bunun dışında biristihdam yolu mevcut değildir. Devletin genel idare dışında yönetim biçiminitercih ettiği idareler ve kamu hizmetlerinde ve kamu hizmeti dışındakisahalarda memur ve kamu görevlisi değil işçi statüsünde bir istihdamıbenimsemesi gerekir.
Dava konusu kararname, memur-kamu görevlisi statüleri ile işçistatüsü arasında yeni bir çalışan grup ihdas etmiştir. Bu Anayasa'nın 48.55. ve128. maddelerine aykırıdır.
B. Kanun Hükmünde Kararnamenin Maddelerinin Anayasa'ya Aykırılığı:
1- Yukarıda (A) bölümünde dört ana kısımda açıkladığımızsebeplerle KİT'lerde statü hukuku içinde çalışan görevliler için genel birsözleşme düzeni Anayasa'ya- uygun değildir. Anayasa, KİT'lerde hizmet türlerineve hizmet için tercih olunan yönetim biçimlerine göre memur-kamu görevlisistatüsü veya işçi statüsü içinde istihdama olanak vermektedir. Bu gerekçelerlekararnamede sözleşme ibaresi geçen ve sözleşme müessesesini benimseyen veuygulayan bütün maddelerin iptali gerekir.
2- Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesinin (b) bendinde;,görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işledikleri iddia olunansuçlardan dolayı genel müdür ve yönetim kurulu üyeleri hakkında takibatyapılabilmesi ilgili bakanın iznine tabi tutulmuştur. Bu hüküm çeşitliyönleriyle Anayasa'ya aykırıdır:
a- Önce bu hüküm, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin istinatettiği Yetki Kanununa aykırıdır. Zira, ilgili Yetki Kanununda cezakovuşturmasıyla ilgili olarak Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararnameçıkarma yetkisi verilmemiştir. Esasen, Anayasa'nın 91.maddesine göre temelhaklar ve kişi haklarının ilgili olduğu konularda kanun hükmünde kararname iledüzenleme yapılabilmesi kabul edilmemiştir. Ceza kovuşturması, kişi hakları veözgürlüklerinin temci uygulama alanıdır.
Bu yüzden 11. maddenin (d) bendi, Anayasa'nın 91. maddesine aykırıdırve iptali gerekir.
b- Anayasa'nın 129. maddesinin son fıkrasında; memurlar ile diğerkamu görevlileri hakkında ceza kovuşturması açılabilmesi kanunun gösterdiği"idari mercilerin" iznine tabi kılınmıştır. Bu madde, Devletmemurları ile kamu görevlilerini, gördükleri kamu hizmeti sebebi ile özel birkoruma altına almıştır. Ancak, bu koruma idarenin kendi iç işleyişi içinde vebir sistem dahilinde tesis olunabilecektir. Konu, hukukumuzda MemurinMuhakematı Kanunu ile uygulamaalanı bulmuştur. Esasen Anayasa'nın 129maddesinin bu hükmü çok uzun bir süredir uygulanmakta olan Memurin MuhakematıKanununun getirdiği sisteme Anayasal zemin hazırlamak için konmuş bir hükümdür.
Kararnamenin 11. maddesinin (d) bendi Memurin Muhakematı Kanununungetirdiği genel sistemi bir kenara bırakarak Anayasa'nın öngörmediği biçimde"idari Merciler" dışında "siyasi mercilere" cezakovuşturmasına izin verme yetkisini tanıyarak, Bakanlara ceza kovuşturmasınayön verme ve hakim, olma yetkisini vermiştir. Bu Anayasa'nın 129. maddesininson fıkrasına aykırıdır ve iptali gerekir.
C. Yukarıda Açıklanan Sebeplerle Karara Karşıyım.
Üye
Güven DİNÇER