ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1990/25
Karar Sayısı: 1991/1
Karar Günü: 10.1.1991
R.G. Tarih-Sayı :05.03.1992-21162
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanvekili Hasan Fehmi GÜNEŞ.
İPTAL DAVASININ KONUSU: 9.5.1990 günlü, 424 sayılı "ŞiddetOlaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması SebebineDayalı Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirlere İlişkinKanun Hükmünde Kararname"nin 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11.ve 12. maddeleri ile 9.5.1990 günlü, 425 sayılı "2935 Sayılı Kanun ile 285Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname"nin 1., 2-, 3., 4. ve 5. maddelerinin Anayasanın 2., 5., 6., 7.,13., 15., 23., 28., 29., 38., 91., 103., 104., 120., 121. ve 148. maddelerineaykırılığı savıyla iptalleri istemidir.
II- YASA METİNLERİ :
A. İptali istenilen Kurallar:
a- 9.5.1990 günlü, 424 sayılı "Şiddet OlaylarınınYaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Sebebine DayalıOlağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak ilave Tedbirlere ilişkin KanunHükmünde Kararname"nın iptali istenilen 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8.,9., 10., 11. ve 12. maddeleri şöyledir:
1- 'Madde l 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilenOlağanüstü Hal Bölge Valiliği ve Olağanüstü halin devamı süresince; genelgüvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak ve şiddet olaylarının yaygınlaşmasınıönlemek amacıyla aşağıdaki ilave tedbirler alınabilir.
a) Bölgedeki faaliyetleri yanlış aksettirmek veya gerçek dışıhaber ye yorumlar yapmak suretiyle bölgedeki kamu düzeninin ciddi şekildebozulmasına veya bölge halkının heyecanlanmasına neden olacak veya güvenlikkuvvetlerinin görevlerini gereği gibi yerine getirmelerini engelleyecek şekildeyayınlanan her türlü basılmış eser hakkında Olağanüstü Hal Bölge Valisininteklifi veya görüşü alınarak İçişleri Bakanınca bunların bölge içinde veyadışında basılmış olup olmadığına bakılmaksızın; basılmalarını,çoğaltılmalarını, yayınlanmalarım ve dağıtılmalarını süreli veya süresizyasaklamak, gerektiğinde bunları basan matbaaları kapatmak.
b) Olağanüstü hal ilan edilen iller ve mücavir illerde genelgüvenlik \e kamu düzeni bakımından isteyerek veya zor veya baskı ile zararlıfaaliyette bulunanlardan gerekli görülenleri Olağanüstü Hal Valisinin takdirinegöre, olağanüstü hal süresini aşmamak üzere olağanüstü hal bölgesi dışınaçıkararak İçişleri Bakanlığınca belirlenecek yerlerde ikamete mecbur tutmak,gerektiğinde bunlara İçişleri Bakanlığınca belirlenecek esaslara göre,Geliştirme ve Destekleme Fonundan mali destek sağlamak.
c) Olağanüstü hal ilan edilen iller ve mücavir illerde grev,lokavt yetkisinin kullanılmasını, irade beyanı, referandum gibi sendikalfaaliyetleri durdurmak veya izne bağlamak.
Tahrip, yağma, işgal, fiili durum, boykot, iş yavaşlatılması,çalışma özgürlüğünün kısıtlanması ve işyerlerinin kapatılması gibi hareketleriyasaklamak, önlemek veya önleyici tedbirleri almak."
2- "Madde 2 - 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sayılaniller ve mücavir illerde Olağanüstü Hal Bölge Valisi, olağanüstü halin devamısüresince;
a) İl İdaresi Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve diğerkanunlarla il valilerine tanınmış bulunan yetkileri kullanır ve görevleriyerine getirir.
b) Olağanüstü Hal Bölge Valisi güvenlik yönünden gerekli önlemlerialabilmek için geçici veya sürekli olarak görev alanı içinde bulunan köy, mezrave kom ve benzeri yerleşim birimlerini boşalttırabilir, yerlerinideğiştirebilir, birleştirebilir ve bu maksatla gereken kamulaştırma ve diğerişlemleri re'sen ve ivedilikle yapabilir.
c) Bu yerlerde ikamet edenler, diledikleri takdirde olağanüstü halbölgesi içinde veya dışında iskân edilebilirler. Bunlara yerleşmeleri içinGeliştirme ve Destekleme Fonundan mali destek sağlanabilir veya kendilerine iştemin edilebilir. Bu maksatla ekli cetvelde yer alan kadrolar ihdas edilerekiçişleri Bakanlığının emrine tahsis edilmiştir. Bu kadroların sayısını % 25'inekadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Gerekli hallerde İçişleriBakanlığınca bu kadroların hiyerarşik yapıyı bozmamak kaydıyla sınıf, unvan vedereceleri değiştirmek suretiyle söz konusu kişilerin müşterek kararla bukadrolara atanmaları sağlanır. Bu kişiler görevlendirildikleri kamu kurum vekuruluşlarına kadroları ve/veya pozisyonları ile birlikte devredilirler.Bunların ücret ve her türlü özlük hakları bu kuruluşlarca karşılanır.
İskân edilenlerden isçi statüsünde olanlar için ise en çok kırkbinadet işçi pozisyonu ihdas edilmesi hususunda İçişleri Bakanı yetkilikılınmıştır.
Bu kadroların ve pozisyonların kullanma şartlan, personelinniteliği, sınav yapılıp yapılmayacağı, kadroların veya pozisyonların herhangibir nedenle boşalması halinde İçişleri Bakanlığınca iadesi ve diğer hususlaradı geçen Bakanlıkça tespit edilir.
İskân konusunda 2510 sayılı İskân Kanunu hükümleriuygulanır."
3- "Madde 3- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sayılaniller ile mücavir illerde olağanüstü halin devamı süresince; Olağanüstü HalBölge Valisi, görev alam içindeki illerde güvenlik, asayiş ve kamu düzenibakımından çalışmalarında sakınca görülen veya hizmetlerinden yararlanılamayankamu personelinin yer değiştirmesi veya görev alanı dışında geçici veya sürekligörevlendirilmesini ilgili kurum veya kuruluşlardan isteyebilir. Bu istekleriderhal yerine getirilir. Bu personel hakkında kendi ö/el kanunlarındakihükümler uygulanır."
4- "Madde 4- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdasedilen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve olağanüstü halin devamı süresince;olağanüstü hal bölgesi ve mücavir illerde ilgili kanun, kanun hükmündekararnameler gereğince alman tedbirler, yapılan uygulamalar, kullanılanyetkiler ve bumaksatla alınan kararlar neden gösterilerek, görevli veyetkililer hakkında olağanüstü hal bölgesi ile mücavir il'ler içinde veyadışında basılmış olup olmadığına bakılmaksızın yapılan yayınlar sebebiylekişisel haklarına saldırıda bulunan görevli ve yetkililerin Türk Medeni Kanunuve Borçlar Kanununun hükümlerine dayanan manevi tazminat talepleri sonucundatazminata hükmedilmesine karar verildiği takdirde, tazminatın miktarı; yayınınmevkuteler ile yapılması halinde, mevkute bir aydan az süreli ise, bir öncekiay ortalama satış miktarının, aylık veya bir aydan fazla süreli ise bir öncekifiili satış miktarının toplam satış bedeli tutarının; mevkute niteliğindebulunmayan basılı eserler ile yeni yayına giren mevkuteler hakkında ise, enyüksek tirajlı günlükmevkutenin bir önceki ay ortalama satış tutarının yüzdedoksanından az olamaz."
5- "Madde 5.- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdasedilen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve olağanüstü halin devamı süresince;olağanüstü hal bölgesine dahil iller ve mücavir illerde ilgili kanun ve kanunhükmünde kararnameler gereğince alınan tedbirler, yapılan uygulamalar,kullanılan yetkiler ve bu maksatla alman kararlar neden gösterilerek görevli veyetkililer hakkında, olağanüstü hal bölgesi ile mücavir iller içindeveyadışında basılmış olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ceza Kanununun 480 incimaddesinde yazılı hakaret suçlarının gerçeğe aykırı yazı, haber, havadis,fotoğraf veya vesikaların, neşredilmesi veya her türlü olay ve vesikalarıntahrif edilerek yayınlanması suretiyle işlenmesi halinde, faillere, ilgilimaddelerde yazılı cezalara ilave olarak otuz milyon liradan yüzmilyon lirayakadar ağır para cezası verilir.
Bu fiillerin 5680 sayılı Basın Kanununun 3 üncü maddesindebelirtilen mevkuteler vasıtasıyla işlenmesi halinde, ayrıca sahiplerine de;mevkute bir aydan az süreli ise bir önceki ay ortalama fiili satış miktarının,aylık veya bir aydan fazla süreli ise bir önceki fiili satış miktarının mevkuteniteliğinde bulunmayan basılı eserler ile yeni yayına girenmevkuteler hakkındaise, en yüksek tirajlı günlük mevkutenin bir önceki ay ortalama satış tutarınınyüzde doksanı kadar ağır para cezası verilir. Ancak, bu ceza otuz milyonliradan az olamaz. Bu mevkutelerin sorumlu müdürlerine, sahiplerine verilecekcezanın yarısı uygulanır.
Bu maddenin tatbiki, bu hususta ayrıca şikâyette bulunulmasınabağlıdır. Şikâyet dilekçesi verilmediği takdirde gerçeğe aykırılık re'senaraştırılamaz. Bu husustaki şikayetin Türk Ceza Kanununun 490 inci maddesindekisüre içinde yapılması gerekir.
Türk Ceza Kanununun 158, 159 ve 268 inci maddelerinde yazılıhakaret suçlarının, birinci ve ikinci fıkrada yazılı şekilde işlenmesi halinde,bu maddelerde gösterilen suçları işleyen failler de, yukarıdaki fıkralarhükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılır.
Türk Ceza Kanununun 481 inci maddesinin uygulandığı hallerde bumadde hükümleri tatbik edilmez.
6- "Madde 6- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sayılaniller ve mücavir illerde ve olağanüstü halin devamı süresince; Türk CezaKanununun 125 inci maddesindeki suçu işleyenler ile ilgili olarak, aynı Kanunun169 uncu maddesindeki eylemlerde bulunanlar hakkında, 169 uncu maddeye göreverilecek cezalar, bir kat artırılarak hükmolunur."
7- "Madde 7- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdasedilen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve olağanüstü halin devamı süresince;olağanüstü hal bölgesine dahil iller ve mücavir illerle ilgili veya bubölgeleri etkileyecek yayınlarda Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu GenelMüdürlüğü. İçişleri Bakanlığı veMilli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ilekoordinasyon ve işbirliği yapmakla yükümlüdür."
8- "Madde 8- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sayılaniller ve mücavir illerde ve olağanüstü halin devamı süresince; Olağanüstü HalBölge Valisi, Devlet Güvenlik Mahkemesinin görevine giren suçlarda kamu davasıaçılması için istekte bulunur ve bu istek Devlet Güvenlik Mahkemesisavcılığınca yerine getirilir."
9- "Madde 9- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sayılaniller ve mücavir illerde ve olağanüstü halin devamı süresince; Devlet GüvenlikMahkemelerinin görevine giren suçları ihbar edenlerin hüviyetleri, rızalarıolmadıkça veya ihbarın mahiyeti kendi haklarında suç teşkil etmedikçeaçıklanmaz."
10- "Madde 10- Bu Kanun Hükmünde Kararname ile İçişleriBakanına, Olağanüstü Hal Bölge Valisine ve il valilerine tanınan yetkilerinkullanılması ile ilgili her türlü karar ve tasarruflarından dolayı, bunlarhakkında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bumaksatla herhangi bir yargı mercinebaşvurulamaz."
11- "Madde 11- 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Kanun ile10/7/1987 tarihli ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerisaklıdır."
12- "Madde 12- 9/4/1990 tarihli ve 413 sayılı, 13/4/1990tarihli ve 421 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile bu iki Kararnameyle 2935sayılı Olağanüstü Hal Kanunu ve 285 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ihdasıHakkında Kanun. Hükmünde Kararnamede yapılan değişiklikler yürürlüktenkaldırılmıştır."
b) 9.5.1990 günlü, 425 sayılı "2935 Sayılı Kanun ile 285Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname"nin iptali istenilen 1., 2., 3., 4. ve 5. maddeleri de şöyledir:
1- "Madde 1- 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Kanunun 11inci maddesinin (ö) bendi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
"ö) Grev ve lokavt kararlarının uygulanmasını en çok üç ayakadar ertelemek",
2- "Madde 2- 2935 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi aşağıdakişekilde yeniden düzenlenmiştir.
"Yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceği;
Madde 33- Bu Kanun ile İçişleri Bakanına, Olağanüstü Hal BölgeValisine, il valilerine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili idariişlemlere karşı açılacak davalarda, yürütmenin durdurulmasına karar verilemez."
3- "Madde 3- 2935 sayılı Kanunun ek l inci maddesi aşağıdakişekilde yeniden düzenlenmiştir.
"Ek Madde 1- Olağanüstü Hal Kanununun verdiği yetkilerinkullanılmasından dolayı tazminat davaları, idare aleyhine, idari yargıdaaçılır, idarenin, kamu görevlisine şahsi kusurdan dolayı rücu edebilmesi,şahs-İ kusurun çek açık ve ağır olmasına bağlıdır. İçişleri Bakanının uygungörüşü olmadıkça rücu davası acılamaz."
4- "Madde 4- 10/7/1987 tarihli ve 285 sayılı Kanun HükmümdeKararnamenin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi ile 7 inci maddesiaşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
"g) Olağanüstü Hal Bölge Valisi, görev alanı içindeki illerdegenel güvenlik, asayiş ve kamu düzeni bakımından çalışmalarında sakınca görülenveya hizmetlerinden yararlanılamayan kamu personelinin yer değiştirmesini veyagörev alanı dışında geçici veya sürekli görevlendirilmesini ilgili kurum veyakuruluşlardan isteyebilir. Bu istekler derhal yerine getirilir. Bu personelhakkında kendi özel kanunlarındaki hükümler uygulanır." "
"Dava Açılamaması
Madde 7- Bu Kanun Hükmünde Kararname ile Olağanüstü Hal BölgeValisine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili idari işlemler hakkındaiptal davası açılamaz.""
5- "Madde 5- 10/7/1987 tarihli ve 285 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 5 inci maddesinin 24/7/1987 tarihli ve 287 sayılı Kanun HükmündeKararname ile değişik beşme1' fıkrasında yeralan "%30'una"ibaresi "% 40'ına" şeklinde değiştirilmiştir."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1- "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik, ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
3- "Madde 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz."
4- "Madde 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
5- "Madde 13.- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milligüvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın vegenel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerindeöngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunlasınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak vehürriyetlerin tümü için geçerlidir."
G- "Madde 15.- Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygunfiililer sonucu meydana gelen ölümler ile, ölüm cezalarının infazı dışında,kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz;kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardandolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararıile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
7- "Madde 23.- Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetinesahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomikgelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamumallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suçişlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ülkenin ekonomik durumu,vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiylesınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksunbırakılamaz."
8-"Madde 28.- Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmakizin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz.Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 ncimaddeleri hükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmezbütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya is) ana teşvikeder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlühaber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla basanlar,başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu olurlar.Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hallerdede kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyenyetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkimebildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa,dağıtımı önleme kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için,kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hâkim tarafından verilen kararlar saklıkalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçlarınsoruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hâkim kararıyla,Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamudüzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesi bakımındangecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciinemriyle toplatılabilir. Toplatma karan veren yetkili merci, bu kararın en geçyirmidört saat içinde yetkili hakime bildirir; hakim bu karan en geç kırksekizsaat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.
Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma veya kovuşturmasısebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye'de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğeve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkum olma halinde, mahkeme kararıylageçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkça devamı niteliğinitaşıyan her türlü yayın yasaktır; banlar hâkim kararıyla toplatılır."
9- "Madde 29.- Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma vemali teminat yatırıma şartına bağlanamaz.
Süreli yayın, çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi vebelgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi vebelgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, yayınındurdurulması için mahkemeye başvurur.
Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, mali kaynaklan vegazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir. Kanun, haber,düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcısiyasal, ekonomik, mali ve teknik şartlar koyamaz.
Süreli yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veyabunlara bağlı kurumların araç. ve imkânlarından eşitlik esasına göreyararlanır."
10-"Madde 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçlan konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan birbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
11- "Madde 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetimve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamım, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararnameçıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi,belli süre için verilmiş olan yetkininsona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonrakibirtarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmi Gazetede yayımladığı tarihte, yürürlükten kalkar.Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmi Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
12- "Madde 103.- Cumhurbaşkanı, görevine başlarken TürkiyeBüyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde and içer:
Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığım,vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsızegemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürkilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletinhuzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insanhaklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma,Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığımgörevi tarafsızlıklayerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük TürkMilleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim."
13- "Madde 104.- Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatlaTürkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğimi temsil eder; Anayasanınuygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasına gözetir.
Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlarauyanık yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
a) Yasama ile ilgili olanlar:
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye BüyükMillet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,Kanunları yayımlamak,
Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinegeri göndermek,
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğütakdirde halkoyuna sunmak,
Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük MilletMeclisi içtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veyaesas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ilt. Anayasa Mahkemesinde iptaldavası açmak.
Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine kararvermek,
b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:
Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine sonvermek,
Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veyaBakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, TürkiyeCumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek.
Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı KuvvetlerininBaşkomutanlığını temsil etmek,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,
Genelkurmay Başkanını atamak,
Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,
Milli Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,
Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veyaolağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
Kararnameleri imzalamak,
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerincezalarını hafifletmek veya kaldırmak,
Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,
Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetlemeyaptırmak,
Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek, Üniversite rektörleriniseçmek,
c) Yargı ile ilgili olanlar:
Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, AskeriYargıtay üyelerini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini. Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.
Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme veatama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır."
14- "Madde 120. Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzeniniveya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddethareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olaylarısebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanıbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünüaldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresialtı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir."
15 "Madde 121.- Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarıncaolağanüstü hal ilânına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmi Gazetedeyayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. TürkiyeBüyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstühal süresini değiştirebilir,Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasındadört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.
119 uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerdevatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstühallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 incimaddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasılsınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl vene suretle alınacağı, kamuhizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği,görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstüyönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmündekararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynıgün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisçeonaylanmasına ilişkin süre ve usul, içtüzükte belirlenir."'
16- "Madde 148.- Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanunhükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasayaşekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini isesadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde,sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekilve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde davaaçılamaz.
Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülençoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylamaçoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususlarıile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye BüyükMillet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanununyayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalıiptal davası açılamaz; defi yoluyla da ileri sürülemez.
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini,Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdareMahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarım, Cumhuriyet Başsavcıvekilini,Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyleilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veyaCumhuriyet Başsavcıvekili yapar.
Yüce Divan kararları kesindir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerinegetirir."
III- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince NecdetDARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOGLU, Servet TÜZÜN, MustafaŞAHİN, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSELve Yavuz NAZAROĞLU'nun katılmalarıyla 18.7.1990 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında 9.5.1990 günlü, 424 sayılı "Şiddet Olaylarının Yaygınlaşmasıve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Sebebine Dayalı Olağanüstü HalinDevamı Süresince Alınacak ilave Tedbirlere ilişkin Kanun HükmündeKararnameler"ile 9.5.1990 günlü, 425 sayılı "2935 Sayılı Kanun ile 283 Sayılı KanunHükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname"nin, Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasındaçıkarılabileceği ve 148. maddesinin birincifıkrasında da biçim ve öz yönündenAnayasa'ya aykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesi'nde dava açılamayacağıöngörülen kararname niteliğinde olmadığı ve dosyada da eksiklik bulunmadığındanişin esasının incelenmesi, Servet TÜZÜN, Oğuz AKDOĞANLI, ihsan PEKEL,ErolCANSEL ve Yavuz NAZAROĞLU'nun "424 ve 425 sayılı KHK'lerin Anayasa'nın 91.ve 121. maddelerine uygun olarak olağanüstü halin gerekli kıldığı konulardadüzenlenmiş olması nedeniyle Anayasa'nın 148. ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 19. maddelerinegöre davanın yetkisizlik yönünden reddi gerekeceği" yolundaki karşıoylarıve oyçokluğuyla, karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ:
Esasa ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenenKanun Hükmünde Kararnameler kuralları ile bunların gerekçeleri; iktidar partisigrubu adına davaya verilen cevap ve öteki belgeler okunup incelendikten vesözlü açıklamalar dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Olağanüstü Yönetimlerin Özellikle Olağanüstü Hallerin Anayasalincelenmesi:
1- Olağanüstü Yönetim Usulleri:
Olağanüstü yönetim usullerine, iç karışıklık, ayaklanma, savaştehlikesinin baş göstermesi, savaş hali, doğal afet, ağır ekonomik bunalım ve bunlarabenzer nedenlerle devletin ve toplumun güvenliğini büyük ölçüde sarsandurumlarla karşılaşıldığında başvurulur. Bu durumların, devletin ve toplumunvarlığı ve güvenliği bakımından büyük bir tehlike oluşturduğu kuşkusuzdur.Olağan yönetimlerin bu tehlikelerin giderilmesinde yetersiz kalması nedeniyletümhukuk sistemlerinde olağanüstü yönetim biçimleri ortaya çıkmıştır.
Ancak, demokratik ülkelerde olağanüstü yönetim usulleri, hukukudışlayan keyfi bir yönetim anlamına gelmez. Olağanüstü yönetimler kaynağınıAnayasa'da bulan, anayasal kurallara göre yürürlüğe konulan, yasama ve yargıorganlarının denetiminde varlıklarım sürdüren rejimlerdir. Ayrıca, olağanüstühal yönetimlerinin amacı, anayasal düzeni korumak ve savunmak olmalıdır. Bunedenle olağanüstü yönetim usulleri yürütme organına önemli yetkilervermesine,hak ve özgürlükleri de önemli ölçüde sınırlandırmasına karşın, demokrasilerdesonuçta bir "hukuk rejimi" dir.
Anayasa, olağanüstü yönetim usullerini ayrıntılı bir biçimdedüzenlemiş ve 119. ve 120. maddelerinde "Olağanüstü haller", 122.maddesinde ise "sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali"' olmak üzereiki tür olağanüstü yönetim biçimi öngörmüştür. Bunlardan, 119. maddede"Tabii afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle olağanüstü hal ilânı",120. maddede "şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamudüzeninin ciddişekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilânı" düzenlenmiştir. 122.madde ise, "Sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali"nidüzenlemektedir.
Anayasa'nın gerek 119. ve 120. maddelerinde düzenlenen olağanüstühaller gerekse 122. maddesinde düzenlenen sıkıyönetim, seferberlik ve savaşhali birer olağanüstü yönetim biçimleri olmaları nedeniyle ortak özellikleresahiptirler. Öncelikle, bütün bu olağanüstü yönetimlerde yürütme organının kararalma ve uygulama yetkileri genişlemekte, buna karşın kişilerin hak veözgürlükleri daralmaktadır. Yine yetki, yöntem, biçim ve öğeler bakımından dabu yönetimler arasında önemli benzerlikler bulunmaktadır. Olağanüstüyönetimlerde, olağanüstü hal ya da sıkıyönetim, Cumhurbaşkanının başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu'nca, yurdun bir ya da birden fazla bölgesinde veyabütününde altı ayı aşmamak üzere ilân edilir. Karar Resmi Gazete'de yayımlanırve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur. Sıkıyönetime ilişkin122. maddede 121. maddedeki "hemen" sözcüğü yerine "aynıgün" sözcükleri kullanılmaktadır. Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisitatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis olağanüstü hal veyasıkıyönetimin süresini değiştirebilir veya kaldırabilir. Bakanlar Kurulu'nunistemi üzerine her defasında dört ayı geçmemek üzere, bu süreyi uzatabilir.Yöntem ve biçim yönünden gözlenen bir ayırım, şiddet olaylarının yaygınlaşmasınedeniyle ilân edilen olağanüstü halde ve sıkıyönetimde, Bakanlar Kurulu'nunkarar almadan önce Milli Güvenlik Kurulu'nun görüşüne başvurmak zorunda olması;doğal afet ve ekonomik bunalım nedeniyle ilân edilen olağanüstü halde ise bunagerek bulunmamasıdır. Yine bunların, her birinde, Bakanlar Kurulu'nunolağanüstü yönetimin gerekli kıldığıkonularda kanun hükmünde kararnamelerçıkarma yetkisi bulunmaktadır.
Olağanüstü yönetim usulleri arasındaki temel ayrım bunların ilânnedenlerinde yatmaktadır. Anayasa'nın 119. maddesindeki olağanüstü hale"tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalımhallerinde"; 120. maddesindeki olağanüstü hale ise, "Anayasa ilekurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadankaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortayaçıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasıhallerinde" başvurulabilir. Sıkıyönetim (m. 122) ilâm ise "olağanüstühal ilânım gerektiren hallerden daha vahim şiddet hareketlerinin yaygınlaşmasıveya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, ayaklanmaolması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanınveya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşürenşiddet hareketlerinim yaygınlaşması sebepleriyle" olabilir. Demek ki,sıkıyönetimülkenin iç ve dış güvenliğinin çok daha ciddi tehlikelerlekarşılaşması durumunda başvurulabilecek bir olağanüstü yönetim biçimiolmaktadır. Bunun doğal sonucu da, sıkıyönetimde, yürütme organının sahipolacağı yetkiler ile kişilerin hak ve özgürlüklerinegetirilecek kısıtlamalarolağanüstü hallerdekinden daha fazla olabilmektedir.
Olağanüstü yönetim usulleri arasında bir diğer ayrım, buyönetimlerde yetkili ve görevli organlar yönündendir. Sıkıyönetim ilânı ilebirlikte kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçmesine karşın,olağanüstü hallerde sivil makam ve mercilerin yetkileri artmaktadır.
Yetkili organlar bakımından olağanüstü hallerle sıkıyönetimarasında bir diğer ayrım da yargı yetkisine ilişkindir. Sıkıyönetim de kimisuçların sanıklarının yargılanması askeri mahkemeler tarafından yapılır.Olağanüstü Hal Yasası'nın 24. maddesine göre ise, "Olağanüstü hal ilânedilen yerlerde, devlet güvenlik mahkemeleri ile askeri mahkemeleringörevlerine giren suçlar dışında davalara adli yargıda bakılır". Başkabirdeyişle, olağanüstü halde yargı görevi adliye mahkemelerinindir.
Anayasa'ya göre, olağanüstü yönetim usullerinin tümündeCumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin veyasıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararnamelerçıkarabilecektir. Anayasa'nın 121. ve 122. maddelerine uygun olarak olağanüstühalin veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda çıkarılan kanun hükmündekararnameler (KHK) Anayasa'nın 148. maddesinin birinci fıkrası ve 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 19.maddelerine göre, Anayasa Mahkemesi'nin uygunluk denetiminin dışındadırlar.Anayasa'ya göre, sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK'ler üzerinde tek denetim,Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindenetimidir. Anayasa'nın 121. ve 122.maddelerine göre bu kararnameler Resmi Gazete'de yayımlanır ve aynı gün TürkiyeBüyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur; bunların Türkiye Büyük MillerMeclisi'nce onaylanmasına ilişkin süre ve usul İçtüzükle belirlenir. Bunakarşın Anayasa'nın 91. maddesine göre çıkarılacak olağan KHK'ler için sadeceTBMM'nce sunulması söz konusudur. Böylece, Anayasakoyucu olağanüstü halKHK'lerinin daha çabuk bir yöntemle incelenmesini amaçlamaktadır. Meclis bu kararnamelerihemen görüşecek gerekli görürse değiştirecek ve bu kararnameler onaylanmışbiçimleriyle diğer KHK'ler gibi yasaya dönüşecektir. Bu yasalar ise AnayasaMahkemesi'nce denetlenebilecektir. Anayasa, denetim yasağını olağanüstü halKHK'lerinin yasallaşmadan önceki evresiiçin koymuştur.
2- Olağanüstü Yönetimlerde Hak ve Özgürlüklerin Sınırlandırılması:
Olağanüstü yönetimlere neden olan tehlikelerin devletin vetoplumun güvenliği için savuşturulması gerekir. Bunun sağlanabilmesi için deolaylar karşısında ivedi önlem ve karar alabilme gereksinimi içersinde bulunanyürütmenin yetkilerinin arttırılması zorunludur. Bu nedenle, alınacak önlemlerde genellikle kişi hak ve özgürlüklerini sınırlayıcı hattâ gerekirse geçici birsüre büsbütün durdurucu nitelikte olabilir.
Anayasa, genel olarak temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasını 13. maddesinde düzenlemiştir. Ancak, savaş, seferberlik,sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını vehattâ durdurulmasını özel olarak düzenleyen madde 15. maddedir. "Temel hakve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" başlığını taşıyan 15. maddeşöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde,milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumungerektirdiği ölçüde, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygunfiiller sonucu meydana gelen ölümler ile, ölüm cezalarının infazı dışında,kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz;kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardandolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararıile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Maddede, savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerdetemel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırıönlemler alınabileceği öngörülmektedir.
Olağanüstü yönetimlerde, temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının sınırlandırılması ve durdurulması Anayasa'nın 15. maddesinegöre yapıla-bilecektir. Ancak, 15. madde bu konuda sınırsız bir yetkitanımamakta, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına üç ölçütgetirmektedir. Buna göre sınırlandırma: a- Milletlerarası hukuktan doğanyükümlülüklere aykırı olmamalı, b- Durumun gerektirdiği ölçüde olmalı, c-Maddenin ikinci fıkrasında sayılan hak ve özgürlüklere dokunmamalıdır.
a. Sınırlandırma, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklereaykırı olmamalıdır.
Anayasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrasına göre, olağanüstüyönetimlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulması veyabunlar için Anayasalda öngörülen güvencelere aykırı önlemler alınabilmesi,bunların milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı olmaması koşuluile olanaklıdır. Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler içine önceliklemilletlerarası hukukun genel ilkeleri, sonra da Devletin taraf olduğusözleşmelerden doğan yükümlülüklerin girdiği kabul edilmektedir. Şu durumda,olağanüstü yönetimlerde kişi hak ve özgürlüklerine getirilebileceksınırlandırmaların önce milletlerarası hukukun genel ilkelerine sonra daTürkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı olmaması gerekir.
İnsan hakları alanında Türkiye'nin taraf olduğu en önemli sözleşme"İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme"dir.Türkiye, 10.3.1954 tarihinde kabul edilen 6366 sayılı Yasa ile bu sözleşmeyionaylamıştır. Sözleşmenin olağanüstü hallerde hak ve özgürlüklerin nasılsınırlandırılabileceğini gösteren 15. maddesi şöyledir:
"Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir geneltehlike halinde her Yüksek Sözleşen Taraf ancak durumun gerektirdiği ölçüde vedevletler hukukundan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla buSözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı önlemler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelenölüm olayları dışında, ikinci ve üçüncü maddeler ile dördüncü maddenin birincifıkrasını ve yedinci maddeyi hiçbir suretle bozmaya yetki veremez."
Sözleşmenin maddede sözü edilen 2, 3, 4 ve 7. maddeleri deşöyledir:
"Madde 2
1. Herkesin yaşama hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölümcezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bucezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez."
"Madde 3
Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemetabi tutulamaz."
"Madde 4
Hiç kimse köle ve kul halinde tutulamaz."
"Madde 7
1. Hiç kimse işlendiği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göresuç sayılmayan bir eylem veya ihmalden dolayı cezalandırılamaz. Yine hiçkimseye, suçun işlendiği zaman verilebilecek cezadan daha ağır bir cezaverilemez."
Görüldüğü gibi, Anayasa'nın 15. maddesi, Avrupa insan HaklarıSözleşmesi'nin 15. maddesinin hemen hemen bir yinelenmesidir. Bu nedenle,olağanüstü yönetime ilişkin bir düzenleme ile hak ve özgürlüklere getirilen birsınırlandırma Anayasa'nın 15. maddesine uygun görüldüğünde Avrupa İnsan HaklanSözleşmesi'ne de uygun olacağı kuşkusuzdur.
b. Sınırlandırma, durumun gerektirdiği ölçüde olmalıdır.
Öğretide "ölçülülük ilkesi" olarak adlandırılan buölçüte yer veren Anayasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrasında olağanüstüyönetimlerde temel hak ve özgürlüklerin ancak "durumun gerektirdiğiölçüde" sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Bununla, temel hak veözgürlüklerin kullanılmasının sınırlandırılması veya durdurulması içinbaşvurulan aracın, amacı gerçekleştirmeye elverişli, gerekli olması ve araçlaamacın ölçülü bir oran içinde bulunması anlatılmak istenmektedir.
c. Sınırlandırma, 15. maddenin ikinci fıkrasında sayılan temelhak, özgürlük ve ilkelere dokunmamalıdır :
Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasına göre mutlak olarakkorunması gereken ve olağanüstü hallerde bile dokunulamayan hak, özgürlük veilkeler şunlardır: a) Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümlerile ölüm cezalarının yerine getirilmesi dışında kişinin yaşamahakkına, maddi vemanevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; b) Kimse vicdan, din, düşünce vekanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; c) Suç vecezalar geçmişe yürütülemez; d) Suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana kadarkimse suçlu sayılamaz.
Şu durumda olağanüstü yönetimlerde, milletlerarası hukuktan doğanyükümlülüklere aykırı olmamak ve ölçülülük ilkesine uyulmak koşuluyla, yukarıdasayılan hak ve özgürlüklerin dışında kalan hak ve özgürlükler, sınırlandırılabilecek,hatta bu hak ve özgürlüklerin kullanılması kısmen veya tamamendurdurulabilecektir.
Olağanüstü Hal Yasası, Sıkıyönetim Yasası ile Olağanüstü Hal KanunHükmünde Kararnamelerinin TBMM'nce onaylanıp yasalaşmalarından sonra Anayasa'yauygunluk denetimleri söz konusu olduğundan Anayasanın 15. maddesinde getirilenölçütler uygulanacak, 13. maddede belirtilen güvenceler geçerli olmayacaktır.
3- Olağanüstü Hallerde Çıkarılabilecek Kanun HükmündeKararnameler:
Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü, 122. maddesinin ikincifıkrasında olağanüstü hal ve sıkıyönetim süresince Cumhurbaşkanı'nınbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun, olağanüstü halin ve sıkıyönetimingerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararname (KHK) ler çıkarılabileceğiöngörülmektedir.
Bu nedenle olağanüstü hallerde ve sıkıyönetimde KHK çıkarabilmekiçin bir yetki yasasına gerek bulunmamaktadır. Anayasa'nın 121. ve122-maddeleri bu durumlarda çıkarılacak KHK'lerin anayasal dayanağınıoluşturur.
Ancak, olağanüstü hal KHK'si çıkarabilmek için öncelikleAnayasa'nın 119. veya 120. maddelerine göre ilân edilmiş bir olağanüstü halolmalıdır. Olağanüstü hal KHK'leriyle getirilen düzenlemeler olağanüstü halinamacını ve sınırlarını aşmamalıdır.
a. Olağanüstü Hal KHK'lerinin Konusu:
Olağanüstü hal ve sıkıyönetim KHK'leri olağan KHK'ler içinAnayasa'nın 91. maddesinde yer alan konu sınırlandırmalarına bağlı değildirler.Temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasİ haklar ve ödevler de bu türKHK'lerle düzenlenebilir. Ancak, Anayasa'nın 121. maddesinin ikinci veüçüncüfıkralarında "119. madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerdevatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstühallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasa'nın 15. maddesindekiilkeler doğrultusundatemel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıldurdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı,kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerindurumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri,Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmündekararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynıgün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisçeonaylanmasına ilişkin süre ve usul, içtüzükle belirlenir." denilmektedir.
Buna göre Anayasa, ikinci fıkrada sayılan belirli konularınOlağanüstü Hal Yasası'nda düzenlenmesini zorunlu görmektedir. Başka biranlatımla ikinci fıkrada sayılan konular KHK'lerle düzenlenemeyecektir.Olağanüstü hal KHK'leri Olağanüstü Hal Yasası ile saptanan sistem içersinde"olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda" uygulamaya yönelikolarak çıkartılabilir. Bu tür KHK'lerle yalnızca olağanüstü hal ilânınıgerektiren nedenler gözetilerek bu nedenlerin ortadan kaldırılması için oduruma özgü kimi önlemler alınabilir.
Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda çıkartılabilecekKHK'lere Anayasa'nın 121. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları birlikteincelendiğinde başkaca işlevler yüklenemez. Bunun tersi bir anlayış; Anayasa veOlağanüstü Hal Yasası dışında yeni bir olağanüstü hal yönetimi yaratmaya nedenolur. Oysa, Anayasa, olağan anayasal düzenden ayrı ne gibi olağanüstüyönetimler kurulabileceğini saptamış ve bunların statülerinin de yasayladüzenlenmesini öngörmüştür. Olağanüstü yönetim usulleri; olağanüstü haller vesıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinden ibarettir. Anayasa, buolağanüstüyönetimlerin hangi ilkelere göre düzenleneceğini açıkça göstermiştir. O halde,bu sayılanlar dışında farklı bir olağanüstü yönetim usulü, yasayla dahidüzenlenemez.
Ayrıca, tersi bir düzenleme Anayasa'nın 6. maddesinde yer alan"Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisikullanamaz" hükmüne ve 7. maddedeki yasama yetkisinin devredilemezliğiilkesine aykırı olacaktır. Çünkü, bu durumda Anayasa'ya göre yasama organınınyapması gereken bir hukuksal işlem yürütme organıtarafından yapılmışolmaktadır. Yine böyle bir düzenleme, Anayasa'nın Başlangıç'ında belirtilen"Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet Yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununlasınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa vekanunlarda bulunduğu" temel ilkesine ve 11. maddedeki Anayasa'nınbağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine aykırılık oluşturacağı acıktır.
Olağanüstü hallerde Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasınagöre çıkarılabilecek KHK'lerde konu sınırlaması yoktur. Ancak bu, olağanüstüKHK'lerin düzenleme alanının sınırsız okluğu anlamında değildir. Bu türKHK'lerin düzenleme alanları, Anayasa'nın 121. maddesinin' üçüncü ve 122.maddesinin ikinci fıkraları gereğince "olağanüstü halin veya sıkıyönetimhalini gerekli kıldığı konular"la sınırlıdır.
Olağanüstü halin gerekli kılmadığı konuların olağanüstü halKHK'leriyle düzenlenmesi olanaksızdır. Olağanüstü halin gerekli kıldığıkonular, olağanüstü halin neden ve amaç öğeleriyle sınırlıdır. İlân edilmişolan olağanüstü halin nedeni, şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamudüzeninin bozulmasıdır. Olağanüstü halin amacı, neden öğesiyle kaynaşmış birdurumdadır. Başka bir anlatımla, olağanüstü halin varlığınıgerektiren nedenlersaptandığında amaç öğesi de gerçekleşmiş demektir. Şu durumda olağanüstü halKHK'lerinin "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda" olağanüstühalin amacı ve nedenleriyle sınırlı çıkarılmaları gerekir.
Anayasa'nın 148. maddesinin biçim ve öz yönünden Anayasa'yauygunluk denetimi dışında tuttuğu KHK'ler "olağanüstü halin gereklikıldığı konularda" çıkartılan KHK'lerdir. Anayasa Mahkemesi'nin çıkartılanbir olağanüstü hal KHK'sinin bu niteliği taşıyıp taşımadığını belirlemesi veeğer bu niteliği taşımıyorsa uygunluk denetimini yapması zorunludur.
b. Olağanüstü Hal KHK'lerinin Uygulanacağı Yer ve Zaman:Anayasa'nın 119., 120. ve 122. maddelerinde düzenlenmiş bulunan olağanüstüyönetimlerin tümü süre ve yer bakımından sınırlıdır. 120. madde gereğinceşiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması durumundaCumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli GüvenlikKurulu'nun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesindeveya bütününde olağanüstü hal ilân edebilir. Buna göre, olağanüstü hal ülkenintümü için değil yalnızca bir bölgesi için de ilân edilebilir. Bu durumda, 121.maddeye göre yürürlüğe konulacak KHK ile getirilen önlemlerin sadece olağanüstühal ilân edilen bölge için geçerli olması bölge dışına taşırılmaması gerekir.Olağanüstü hal KHK'lerinin uygulanacağı yer olağanüstü hal ilân edilen bölgeveya bölgelerdir. Ülkenin bir bölgesi için ilân edilen olağanüstü hal nedeniyleolağanüstü hal edilmeyen yerlerde olağanüstü hal KHK'lerinegeçerliliktanınamaz. Olağanüstü hal ilân edilmeyen bir bölgede olağanüstü hal KHK'leriile kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması veya durdurulması dolayısıylaolağanüstü hal yönetimi uygulamasına Anayasa olanak vermez. Bir bölge için ilânedilenolağanüstü hal ülkenin tümünde olağanüstü yönetimin uygulanmasının nedeniolamaz. Olağanüstü hal ilân edilmeyen bölgelerde kişi hak ve özgürlükleriolağanüstü hal KHK'leri ile kısıtlanamaz.
Olağanüstü yönetimler belirli bir süreyle de sınırlıdırlar. Heriki olağanüstü hal (m. 119, m. 120) ile sıkıyönetim (m. 122) BakanlarKurulu'nca
100
en fazla altı ay süreli ilân edilebilir. TBMM, olağanüstü hal ilesıkıyönetim sürelerini değiştirebileceği gibi Bakanlar Kurulu'nun istemi üzerineher defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. Olağanüstü Hal Yasasıile Sıkıyönetim Yasası, olağanüstü halin veya sıkıyönetimin ilân edildiği bölgeveya bölgelerde olağanüstü halin veya sıkıyönetimin devamı süresinceuygulanırlar. Bu hallerin kaldırılmasına karar verildiğinde bu yasaların obölge veya bölgelerde uygulamaları sona erer. Olağanüstü halin veyasıkıyönetimin, gerekli kıldığı konularda çıkartılan KHK'ler, bu hallerin ilanedildiği bölgelerde ve ancak bunların devamı süresince uygulanabilirler.Olağanüstü halin sona ermesine karşın, olağanüstü hal KHK'sindeki kurallarınuygulanmasının devam etmesi olanaksızdır. Bu nedenle, olağanüstü hal KHK'leriile, yasalarda değişiklik yapılamaz. Olağanüstü hal KHK'leri ile getirilenkuralların olağanüstü hal bölgeleri dışında veya olağanüstü halin sonaermesinden sonra da uygulanmalarının devamı isteniyorsa bu konudakidüzenlemenin yasa ile yapılması zorunludur. Çünkü olağanüstü hal bölgesi veyabölgeleri dışında veya olağanüstü halin sona ermesinden sonra dauygulanmalarınadevam edilmesi istenilen kuralların içerdiği konular"olağanüstü halin gerekli kıldığı konular" olamazlar.
Olağanüstü hal KHK'si çıkarma yetkisi olağanüstü hal süresiylesınırlıdır. KHK ile getirilen kuralların nasıl olağanüstü hal öncesineuygulanmaları olanaksız ise olağanüstü hal sonrasında da uygulanmaları veyabaşka bir zamanda veya yerde olağanüstü hal ilânı durumunda uygulanmak üzeregeçerliklerini korumaları olanaksızdır.
Bu nedenle, Anayasa'nın 148. maddesiyle Anayasa'ya uygunlukdenetimine bağlı tutulmayan olağanüstü hal KHK'leri, yalnızca olağanüstü halsüresince olağanüstü hal ilân edilen yerlerde uygulanmak üzere ve olağanüstühalin gerekli kıldığı konularda çıkarılan KHK'lerdir. Bu koşulları taşımayankurallar olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde sayılamazlar ve Anayasa'yauygunluk denetimine bağlıdırlar.
c. Olağanüstü Hal KHK'lerinin Denetimi:
Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Bukararnameler Resmi Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük MilletMeclisinin onayına sunulur; bunların meclisçe onaylanmasına ilişkin süre veusul İçtüzükte belirlenir." denilmektedir. TBMM, onayına sunulanolağanüstü hal KHK'lerini aynen kabul edebileceği veya red edebileceği gibideğiştirerek de kabul edebilir. Ancak, 121. maddede "olağanüstü halKHK'lerininmeclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükle belirlenir."denilmesine karşın bu konuda bir içtüzük düzenlemesi yapılmamıştır. Bu durumdaolağanüstü hal KHK'lerinin TBMM'de ne /aman görüşülecekleri belirsizdir.
Anayasa'nın 148. maddesi birinci fıkrası hükmüne göre, "...Olağan üstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmündekararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla,Anayasa Mahkemesine dava açılamaz."
Ancak, Anayasa Mahkemesi Anayasa'ya uygunluk denetimi için önünegetirilen ve yasama veya yürütme organı tarafından yürürlüğe konulan düzenleyiciişlemin hukuksal nitelemesini yapmak zorundadır. Çünkü, Anayasa Mahkemesi,denetlenmesi istenilen metine verilen adla kendisini bağlı sayamaz. Bu nedenle,Anayasa Mahkemesi "olağanüstü hal KHK'si" adı altında yapılandüzenlemelerin Anayasa'nın öngördüğü ve Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıtutmadığı gerçekten bir "olağanüstü hal KHK'si" niteliğinde olupolmadıklarını incelemek ve bu nitelikte görmediği düzenlemeler yönündenAnayasa'ya uygunluk denetimi yapmak zorundadır. Anayasa'nın 148. maddesiyalnızca olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde olan düzenlemelerin Anayasa'yauygunluk denetimine bağlı tutulmalarına engel oluşturur.
Servet TÜZÜN,İhsan PEKEL, Erol CANSEL ve Yavuz NAZAROĞLU bugörüşlere katılmamışlardır.
B- 424 ve 425 Sayılı KHK'ler:
Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi biçimdebozulması nedenleriyle Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan 19.3.1986 gün ve86/10457 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile önce Bingöl, Elazığ ve Tunceliillerinde, 19.3.1987 gün ve 87/11552 sayılı kararı ile Van ilinde, 19.7.1987gün ve 87/11781 sayılı kararı ile de Diyarbakır, Mardin ve Siirt illerindeOlağanüstü Hal ilân edilmiştir. Bakanlar Kurulu'-nun istemi üzerine aynıillerde 19. 7.1990 tarihinden geçerli olmak üzere dört ay süreyle olağanüstühal uzatılması Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmıştır. Batman veŞırnak il olduktan sonra bu illerde de olağanüstü hal ilânı gereği doğmuş ve18.5.1990 tarihli Bakanlar Ku-rulu'nun istemi üzerine bu illerde de olağanüstühal ilânı onaylanmıştır.
Belirtilen illerde ilân edilen olağanüstü hal süresince 25.10.1983tarihli ve 2925 sayılı Olağanüstü Hal Yasası uygulanmış ancak bu yeterligörülmediğinden 285 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliği İhdası Hakkında KanunHükmünde Kararname ile 413 ve 421 sayılı KHK'lerle yeni düzenlemeleregidilmiştir. 413 ve 421 sayılı Kararnameler kısa bir süre sonra 10 Mayıs 1990tarihinde çıkarılan 424 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. "ŞiddetOlaylarının Yaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması SebebineDayalı Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirlere İlişkinKanun Hükmünde Kararname" adını taşıyan 424sayılı KHK'de 413 sayılıKHK'deki düzenlemeler küçük değişikliklerle yinelenmiştir. Aynı tarihli ResmiGazete'de "2935 Sayılı Kanun ile 285 Sayılı Kanun Hükmünde KararnamedeDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" adını taşıyan 425sayılı KHK'ye de 413 ve 421 sayılı KHK'lerde yer alan kimi hükümler alınmıştır.Daha sonra 22 Mayıs 1990 tarihinde 426 sayılı KHK çıkarılarak 285 sayılıKHK'nin 1. maddesinde sayılan iller arasına Batman ve Şırnak illeri dekatılmıştır.
1- 124- Sayılı KHK:
16.12.1990 gününde yayınlanarak yürürlüğe giren 430 sayılı KHK,424 sayılı KHK'yi açıkça yürürlükten kaldırmıştır. "Olağanüstü Hal BölgeValiliği ve Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirler HakkındaKanun Hükmünde Kararname" başlığını taşıyan 430sayılı Kararname'nin 11.maddesinde "10.5.1990 tarihli, 424 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyürürlükten kaldırılmıştır." denilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşmiş görüşüne göre, iptali istenennormların esasın incelenmesine geçildikten sonra yürürlükten kalkması veyadeğiştirilmesi durumunda davanın konusu kalmadığından bu kurallar hakkında birkarar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 121. ve 122. maddelerine uygun olarak çıkarılanKHK'ler Anayasa'nın 148. maddesinin birinci fıkrasına göre biçim ve özbakımından Anayasa Mahkemesi'nce uygunluk denetimine bağlı değildirler. Başkabir anlatımla olağanüstü hal KHK'sı niteliğini taşıyanlar Anayasa yargısıdışında kalacaklardır. Yine Anayasa'nın 91. maddesine göre, temel hak veözgürlükler ile siyasİ hak ve ödevler olağan KHK'lerle düzenlenemez iken,olağanüstü hal KHK'leri ile her türlü hak ve özgürlükler düzenlenebilecektir.Bunlara ek olarak, Anayasa'nın 91. maddesine göre olağan KHK'ler TBMM'nesunulurken, Anayasa'nın 121. ve 122- maddelerinegöre çıkarılan KHK'ler ResmiGazete'de yayımlandıkları gün TBMM'nin onayına sunulmaktadırlar. Bu durumdasıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK'leri üzerindeki tek denetim, Türkiye BüyükMillet Meclisi'nin denetimi olmaktadır.
"Cumhurbaşkanının Başkanlığında Toplanan BakanlarKurulu"nun çıkardığı KHK'yi Türkiye Büyük Millet Meclisi onaylamadanyürürlükten kaldırması durumunda bu tür KHK'ler üzerinde siyasal denetimolanağı da, kalmayacaktır. Olağan KHK'lerden farklı olarak sıkıyönetim veolağanüstü hal KHK'lerinin bir yetki yasasına da gereksinimi olmadığıdüşünülürse, belirtilen sakıncanın ne derece önemli olduğu anlaşılacaktır.Ayrıca, olağanüstü hal KHK'si niteliği taşımayan kararnameler çıkaran yürütmeorganı, Anayasa Mahkemesi bu tür düzenlemeleri incelemeyebaşlayıp olası biriptal kararı vermek üzereyken, yürürlükten kaldırıp yeru düzenlemeleryaptığında, bu tür temel hak ve özgürlükleri düzenleyen kararnameler TBMM'nindenetimi dışında ve olağanüstü hal KHK'si niteliğinde olmamasına karşınAnayasa'ya uygunluk denetiminin dışında da kalabilecektir.
Olağanüstü Hal KHK'si bir başka olağanüstü hal KHK'si ile değiştirildiğindeTBMM'nin istenci dışında ve Anayasa'da olağan KHK'ler bakımından yer alan konusınırlandırmalarına bağlı olmadan sürekli düzenlemelerde bulunmak olanağıdoğacaktır.
Hiç kuşkusuz bu tür KHK'ler ü/erinde yargı denetiminin yokluğu vefiilen TBMM'nin incelemesinin de ortadan kaldırılması hukuk devleti ilkesiaçısından son derece sakıncalıdır. Ancak, belirtilen sakıncalara karşınCumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halingerekli kıldığı konularda, nasıl KHK'ler çıkarabiliyorsa çıkardığı bukararnameleri de değiştirebilir veya kaldırabilir. Kamu hukukunda yerleşmiş birilkeye göre, kural olarak, aksine bir hüküm olmadıkça bir işlem ve karar onuyapmaya veya almaya yetkili olan makam ve görevli tarafından geri alınabilirveya kaldırılabilir. Bu durumda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bukararnameleri en kısa sürede inceleyerek sonuçlandırması zorunlu olmaktadır.Bunun yapılması söz konusu tehlikeleri bir ölçüde de olsa azaltacaktır; çünküolağanüstü hal KHK'leri TBMM'nin onay aşamasından sonra, diğer KHK'ler gibiyasaya dönüşeceğinden, bu yasaların Anaya-sa'ya uygunluğun denetlenebileceği dekuşkusu/dur.
Bir yasa veyaKHK herhangi bir nedenle yürürlükten kalktığındaiptal davasının konusu kalmaz. Konusu kalmayan davanın ise karara bağlanmasınaolanak yoktur; çünkü, iptal davasında normun yürürlükte olması gerekir. Davakonusu olan kural yürürlükten kalkarsa uygunluk denetiminin konusu da kalmaz.
424 sayılı KHK'nin, 16.12.1990 gününde yayımlanan 430 sayılı KHK'nin 11. maddesiyle yürürlükten kaldırılması karşısında Anayasa'nın 121.maddesinin üçüncü fıkrasında biçim ve öz yönünden Anayasa'ya aykırılığı savıylaAnayasa Mahkemesi'nde dava açılamayacağı öngörülen KHK niteliğinde olupolmadığı ve bu nitelikte görülemeyen kuralların Anayasa'ya uygunluğuyönlerinden inceleme olanağı kalmamıştır. Bu nedenle KHK'nin 1-12. maddelerineyönelik istem hakkında bir karar verilmesineyer olmadığına karar verilmesigerekmiştir.
Yekta Güngör ÖZDEN bu görüşe katılmamıştır.
2- 425 sayıl' Kanun Hükmünde Kararname:
a- KHK Hakkında Genel Açıklama:
425 sayılı KHK'nin 1., 2. ve 3. maddeleri 2935 sayılı OlağanüstüHal Yasası'nın 4. ve 5. maddeleri ise 285 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliğiihdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin kimi kurallarını değiştirmektedir.
b- KHK Kurallarının Niteliği ve Olağanüstü Hal KHK KuralıNiteliğinde Görülmeyenlerin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:
aa- 1. Madde Yönünden inceleme:
Bu madde, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Yasası'nın 11. maddesinin (ö)bendini değiştirerek, "Grev ve Lokavt kararlarının uygulanmasını en çok üçaya kadar ertelemek." olanağını getirmektedir. Bu bent, 11. maddeye9.8.1984 günü yayınlanan 4.6.1984 gün ve 201 sayılı KHK ile eklenmiştir.Değişiklikten önceki biçimiyle grev ve lokavt kararlarının uygulanmasınıerteleme olanağı en çok bir ay ile sınırlı iken yeni düzenlemeyle süreartırılarak üç aya çıkarılmıştır.
Olağanüstü Hal Yasası ülkenin tümü için çıkarılmış genel niteliktebir yasadır. Bu yasa ve öngördüğü önlemler herhangi bir zamanda ve herhangi biryerde veya ülkenin tümünde olağanüstü hal ilân edildiğinde kendiliğindenuygulamaya konulur. Anayasa'nın 121. maddesinin öngördüğü KHK'-leryalnızca,olağanüstü hal süresince ve olağanüstü hal bölgesinde uygulanmak üzere veolağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenlemeler yapan KHK'lerdir.Ancak, bu koşullan taşıyan KHK kurallarına karşı Anayasa'nın 148. madde hükmügereğince biçim ve özyönlerinden Anayasa'ya aykırılık savı ile dava açılamaz.KHK ile yürürlüğe konulan kural, olağanüstü halin gerekli kıldığı konuyailişkin olsa bile başka bir zamanda veya başka bir yerde olağanüstü hal ilânedilmesi durumunda yürürlüğe girebiliyorsa, başka bir anlatımla, kuralkonulmasına neden olan olağanüstü halin sona ermesine karşın geçerliliğini yitirmeyipyürürlüğünü sürdürüyorsa olağanüstü hal KHK kuralı sayılamazlar. Olağanüstü halKHK kuralı niteliğinde görülmeyen kurallar ise Anayasa'ya uygunlukdenetimikapsamına girerler.
Olağanüstü hal KHK'leri olağanüstü hal ilân edilen yerlerde veolağanüstü hal süresince uygulanacak olmaları nedeniyle bu tür KHK'lerleyasalarda değişiklik yapılamaz. Tersi durumda olağanüstü hal ilân edilenbölgenin dışına tasma ve olağanüstü halin sona ermesine karşın kuralınyürürlüğünü koruması söz konusu olacaktır. Diğer yönden Anayasa'nın 121.maddesinin ikinci fıkrasında olağanüstü hal yasasında düzenlenecek konularaçıkça belirtilmiştir. Bu nedenle olağanüstü hal yasasında yapılacak birdeğişikliğin mutlaka yasayla yapılması zorunludur. Olağanüstü Ha) Yasası ilebunda değişiklik yapan yasalar Anayasâ'ya uygunluk denetimine bağlıdırlar.Oysa, yasayla, düzenlenmesi gereken konuların olağanüstü hal KHK'leri iledüzenlenmesiAnayasâ'ya uygunluk denetiminin dışına çıkma sonucunu doğurur. Buise Anayasa'nın temelini oluşturan hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Bu nedenlerle, KHK'nin 2935 sayılı Olağanüstü Hal Yasası'nındeğişiklik yapan l. maddesi Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasındaçıkarılabileceği ve 148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve özyönlerinden Anayasâ'ya aykırılığı savıyla dava açılamayacağı öngörülen KHKkuralı niteliğinde değildir ve Anayasâ'ya uygunluk denetimi dışında tutulamaz.
Olağanüstü hal KHK. kuralı niteliğinde olmayan 1. madde, olağanKHK kuralı niteliğinde sayılabilir. Ancak, bu durumda da bu hüküm bir yetkiyasasına dayanmadığından Anayasa'nın 91. maddesine aykırılık oluşturur. Her nekadar Olağanüstü Hal Yasası'nın 4. maddesinde KHK'densöz edilmekte ise de bumadde olağanüstü hallerde çıkartılabilecek KHK'lere ilişkindir. Oysa 91. maddeyegöre çıkartılabilecek KHK'lerin, amacını, kapsamını, ilkelerini ve kullanmasüresini gösteren Yetki Yasası'na dayanması zorunludur. Olağan KHK kuralıniteliğindegörülen l madde bir Yetki Yasası na dayanmadığından Anayasa'nın 91. maddesineaykırıdır, iptali gerekir.
Servet TÜZÜN, ihsan PEKEL, Erol CANSEL ve Yavuz NAZAROĞLU bugörüşe katılmamışlardır.
bb- 2. Madde Yönünden inceleme:
Madde, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Yasası'nın 33. maddesinideğiştirmektedir. 2935 sayılı Yasa'nın ilk düzenlemesinde valilerin bu Yasa'nınverdiği yetkileri kullanarak yapacakları idari işlemlere karşı açılacakdavalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemeyeceği kuralı getirilmişti.'Bu değişiklikle Bölge Valisi ve İçişleri Bakanı da maddeye alınarak yeni birdüzenleme yapılmıştır. Anayasa'nın 125. maddesine göre "idari işleminuygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idariişlemin açıkça hukukaaykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumundagerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir." Ancak,maddenin yedinci fıkrasında "Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim,seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlıknedenleri ile yürütmenin durdurulması karan verilmesini sınırlayabilir"denilmektedir. 2935 sayılı Yasa'da 425 sayılı KHK ile yapılan değişiklikAnayasalım 125. maddesinin yedinci fıkrasına dayanmaktadır.
Ancak, madde ile getirilen düzenleme olağanüstü halin gereklikıldığı bir konuya ilişkin sayılsa bile 1. madde incelemesinde belirtilengerekçelerle bir olağanüstü hal KHK kuralı sayılamaz. Olağan KHK. kuralısayılabilir. Ancak, bu durumda da bir yetki yasasına dayanmadığındanAnaya-sa'ya aykırıdır, iptali gerekir.
Servet TÜZÜN, ihsan PEKEL, Emi CANSEL ve Yavuz NAZAR. OûLU bu görüşekatılmamışlardır.
cc- 3. Madde Yönünden inceleme:
Bu madde, 2935 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesini değiştirmektedir.Buna göre, Olağanüstü Hal Yasası'nın verdiği yetkilerin kullanılmasından dolayıidare aleyhine tazminat davaları idari yargıda açılacaktır, idarenin kamugörevlisine rücu edebilmesi, şahsi kusurun çok ağır ve çok açık olmasınabağlıdır ve İçişleri Bakanı'nın uygun görüşü olmadıkça da rücu davası açılamaz.Bu hüküm sadece İçişleri Bakanı'nın, Bölge Valisi ve il valileri dışında kalankamu görevlilerinin şahsi kusurlarıyla verdikleri zararlar açısındanuygulanabilir niteliktedir. Rücu davası şahsi kusurun çok ağır ve çok açıkolmasına ve İçişleri Bakanı'nın uygun görüş bildirmesine bağlanmıştır. Bukoşullar rücu davasını her zaman engelleyebilecek koşullardır. Bu düzenlemeolağanüstü halin gerekli kıldığı bir konuda sayılsa bile ilân edilen olağanüstühal bölgesi ve süresiyle sınırlı kalmayıp başka bir yamanda ve ülkenin başkabir yerinde olağanüstü hal ilâm durumunda yürürlüğe girecek olan Olağanüstü HalYasası'nda değişiklik yaptığından Anayasa'-nın 121. maddesinin üçüncüfıkrasında çıkarılabileceği ve 148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim veöz yönlerinden Anayasa'ya aykırılığı savıyla dava açılamayacağı öngörülenOlağanüstü KHK kuralı niteliğinde değildir. 1. ve 2. maddelerin incelenmesindebelirtilen gerekçelerle Anayasa'ya aykırıdır, iptali gerekir.
Servet TÜZÜN, ihsan PEKEL, Erol CANSEL ve Yavuz NAZAROĞLU bugörüşe katılmamışlardır.
dd- 4. Madde Yönünden inceleme:
Madde, 285 sayılı KHK'nin 4. maddesinin (g) bendi ile 7. maddesiniyeniden düzenlemektedir, (g) bendinin yeni biçimine göre, Bölge Valisi, görevalanı içindeki illerde genel güvenlik, asayiş ve kamu düzeni bakımındançalışmalarında sakınca görülen veya hizmetlerinden yararlanılamayan kamupersonelinin yer değiştirmesini veya görev alanı dışında geçici veya sürekligörevlendirilmesini ilgili kurum ve kuruluştan isteyebilecek ve bu isteklerderhal yerine getirilecektir.
Yeniden düzenlenen 285 sayılı KHK'nin 7. maddesiyle de "BuKHK ile Bölge Valisine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili idariişlemler hakkında iptal davası açılamaz." hükmü getirilmektedir. Bu hükmühukuk devleti ilkesi ile bağdaştırabilmek olanağı yoktur. Anayasa'nın 125.maddesinin yedinci fıkrası olağanüstü yönetimlerde yasanın yürütmenindurdurulması karan verilmesini sınırlayabileceğim belirtmektedir. Bu hükmünkarşıt anlamından olağanüstü yönetim usullerinde dahi iptal davası açılmasınıengellemeyeceği anlaşılmaktadır. Olağanüstü hal bir keyfilik ve denetimsizlikyönetimi değildir. Olağanüstü yönetimlerde yetkili makamların yaptıklarıbireysel ve düzenleyici işlemlerin idari yargı denetimine bağlı olmasıgerektiğinden kuşku duyulamaz. Özgürlükçü demokratik düzeni benimsemişülkelerde bunun tersi düşünülemez. Ancak, bu. madde 2935 sayılı Olağanüstü HalYasası'nda değil yalnızca Olağanüstü Hal Bölgesi için çıkarılmış olan 285sayılı Olağanüstü Hal KHK'sinde değişiklikler yapmaktadır ve Anayasa'nın 121.maddesinin üçüncü fıkrasında çıkarılabileceği ve 148. maddesinde biçim ve özyönlerinden Anayasa'ya aykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesi'ne davaaçılamayacağı öngörülen KHK kuralı niteliğindedir. Bu nedenle, bu maddeyeyönelik iptal isteminin yetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU madde ile yapılan her ikideğişiklik yönünden, Mustafa ŞAHİN ise maddenin 285 sayılı KHK'nin 7.maddesinin yeniden düzenlenen bölümü yönünden bu görüşe katılmamışlardır.
ee- 5. Madde Yönünden İnceleme:
285 sayılı KHK/nin 5. maddesinde, Bölge Valisi emrindegörevlendirilen personel ile mücavir illerde bulunan sürekli kamu görevlilerinebelli bir oranda tazminat ödeneceği belirtilmişti. Yapılan düzenleme ile 285sayılı KHK'nin 5. maddesindeki % 30 oranı % 40 olarak değiştirilmiştir. Bumadde, 285 sayılı KHK'de değişiklik yaptığından gerçek anlamda bir olağanüstühal KHK kuralı niteliğindedir. Anayasa'nın 148. maddesinin birinci fıkrasınedeniyleuygunluk denetimine konu olamaz. Bu maddenin iptali ile ilgili isteminyetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN ve Yılmaz ALİEFENDİOĞLU bu görüşekatılmamışlardır.
V- SONUÇ:
A. 9.5.1990 günlü, 424 sayılı "Şiddet OlaylarınınYaygınlaşması ve Karnu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Sebebine DayalıOlağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirlere İlişkin KanunHükmünde Kararname", 16 Aralık 1990 günlü, 20727 sayılı Resmi Gazete'deyayımlanan 15.12.1990 günlü, 430 sayılı "Olağanüstü HalBölge Valiliği-veOlağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirler Hakkında KanunHükmünde Kararname"nin 11. maddesiyle yürürlükten kaldırılmaklaAnayasa'nın 121. maddesi üçüncü fıkrasında çıkarılabileceği ve 148. maddesininbirinci fıkrasındada biçim ve öz yönünden Anayasa'ya aykırılığı savıyla AnayasaMahkemesi'ne dava açılamayacağı öngörülen KHK niteliğinde olup olmadığı ve bunitelikte görülmeyen kurallarının Anayasa'ya uygunluğu yönlerinden incelemeolanağı kalmadığından Kararnamenin 1-12.maddelerine yönelik iptal istemihakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA Yekta Güngör ÖZDEN'in karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
B. 9.5.1990 günlü, 425 sayılı "2935 Sayılı Kanun ile 285Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname"nin;
1- 2935 sayılı Yasa'nın 11. maddesinin (ö) bendini, 33. ve Ek 1.maddelerini yeniden düzenleyen 1., 2. ve 3. maddelerinin Anayasa'nın 121.maddesinin üçüncü fıkrasında çıkarılabileceği ve 148. maddesinin birincifıkrasında da biçim ve öz yönlerinden Anayasa'ya aykırılığı savıyla davaaçılamayacağı öngörülen KHK kuralları niteliğinde olmadıklarına ve Anayasa'yaaykırı olduklarından İPTALİNE, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEL ve YavuzNAZAROĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 10.7.1987 günlü, 285 sayılı KHK'nin 4. maddesinin ikincifıkrasının (g) bendini ve 7. maddesini yeniden düzenleyen 4. maddesiyle yine buKHK'nin 5. maddesinin 24.7.1987 günlü, 287 sayılı KHK ile değişik beşincifıkrasını değiştiren 5. maddesi, Anayasa'nın 121. maddesi üçüncü fıkrasındaçıkartılabileceği ve 148. maddesinde biçim ve öz yönlerinden Anayasa'yaaykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesi'ne dava acılamayacağı öngörülen KHK kuralıniteliğinde olduğundan bu maddelere yönelik iptal isteminin yetkisizliknedeniyle REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU'nun her iki maddeyönünden Mustafa ŞAHİN'in ise 4. maddenin, 285 sayılı KHK'nin 7. maddesiniyeniden düzenleyen kesimi yönünden karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
10.1.1991 gününde karar verildi.
Başkan
Necdet DARICIOĞLU
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Güven DİNÇER
KARŞIOYGEREKÇESİ
Olağanüstü duruma ilişkin düzenlemelerden 424 ve 425 sayılıKHK'lere yönelik iptal davasında kullandığım karşıoyların gerekçesini sıraylaaçıklıyorum:
l- Anayasa Mahkemesi, 18.7.1990 günlü ilk. inceleme toplantısında,iptali istenen, iki KHK'yi yalnız eksiklikleri bulunup bulunmadığı yönündendeğil, konunun özelliği nedeniyle genelde öz yönünden de incelemiş, kararın"İlk İnceleme" bölümünde belirtildiği gibi, Anayasa'nın 121. ve 148.maddelerinde hakkında biçim ve öz yönünden iptal davası açılamayacağı öngörülenKHK türünde-niteliğinde olmadığından işin esasının incelenmesine kararvermiştir. Bu sonuç, ilk inceleme kararında kullanılan karşıoy gerekçeleriylede bellidir. Salt KHK niteliğinde bulunsalardı, olağanüstü durumla ve uygulamabölgesiyle sınırlı kalsalardı Anayasaya uygunluk denetimine bağlıtutulamayacakları için ilk inceleme evresinde iptal istemi reddedilir, esasincelemeye geçilemezdi. İncelemeye alınıp alınamayacağı konusunda çok boyutlukonuşmalar yapılmış, KHK'lerin hukuksal yapıları, içerik-nitelik yönündentartışılmış, denetlenebilecek durumda oldukları saptanmakla Anayasal engelaşılarak inceleme sürdürülmüştür. Böyle olmasa idi, Anayasa'nın 148. maddesikarşısında olağanüstü duruma ilişkin KHK'lere karşı dava açılamazdı, açılsa dabakılamazdı. KHK'nin adı değil, içeriği-niteliği önemlidir. Yoksa, Anayasa'yakarşı dolanlı yol türünde adını "Olağanüstü Durum KHK'si" koyupiçeriğini bu kararnamelerle bağdaşmayan konu ve işlevlerle doldurmak hukuk dışıuygulamalara araç kılarak Anayasa'ya aykırı duruma getirmek, böylece yargıdenetimini engellemek tutumu her zaman izlenebilir. Böylesi sakıncalarıönlemek, hukuka karşı çıkışları, direnişleri engellemek, yargı denetimini etkinhiçimde sürdürerek Anayasa'ya egemen kılmak için öze önem vererek incelemeyapılıp yapılamayacağını belirlemek gereği, Anayasa Mahkemesi'nin ilke düzeyinegelmiş kararlarıyla kurulmuş bir gelenektir. Ada bağlı kalıp denetimi adlasınırlı tutmak, özü ve gerçeği yadsımak, adaleti savsaklamak olur. Bu nedenledava konusu KHK'lerin incelenmesinde, kararda belirtilenlerden daha kapsamlıbiçimde öz üzerinde durulmuş, içerikle ad arasındaki anayasal uyum özenlearaştırılmıştır. Her şeyde ve her konuda olduğundan çok, hukuk metinlerinde vehukuksal belgelerde biçime değil, öze öncelikverilir. Ad ne olursa olsun,içerik önem taşır. Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda örnek sayılacak düzeydegösterdiği özene ters düsen uygulamaların yürütme organınca hiçbir çekinmeduyulmadan sürdürülmesi hukuk devleti yönünden endişe verici boyutludur. Hukukabağlılık, hukuka saygı, "hukukun üstünlüğü" ilkesiyle özetlenençağdaş, uygar ve demokrat bir tutumun gereğidir. Hiçbir kimse, hiçbir kurum vehiçbir konu için ayrıklık tanımayan bu tutumdan ödün verilmesi demokrasininçağdaş niteliği olan hukuksallığı olumsuz yönde etkileyerek en sağlıklıgüvenceyi yıkar.
Anayasa'nın 2. maddesinde "hukuk devleti"nden, 6.maddesinde "hiçbir kimse ya da organın kaynağım Anayasadan almayan birdevlet yetkisi kullanamayacağından, 11. maddesinde "Anayasa kurallarının,yasama, yürütme ve yargı organlarıyla yönetim makamlarını, öbür kuruluş vekişileri bağlayan temel hukuk kuralları" olduğundan, 138. maddesinde"mahkeme kararlarına uymak, bunları değiştirmeden, ve geciktirmeden yerinegetirmek" zorunluluğundan, 153. maddesindede açıkça "AnayasaMahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarıyla yönetimmakamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağladığı"ndan sözedilip kesinliğivurgulandığına göre, bu kararların gerekçesine aykırı düzenlemelere vegirişimlere geçerlik tanınamayacağı gibi, kararları etkisiz ve sonuçsuz kılacakyolların izlenmesi de hoşgörüyle karşılanamaz.
Anayasa Mahkemesi'nin esas inceleme gününün 18.12.199ü olarakbelirlenmesinden sonra, 15-12.1990 günlü, 430 sayılı KHK 16.12.1990 günlü ve20727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur. Bu KHK'nin 11.maddesiyle de, Mahkememizin esas yönünden karar verme aşamasında bulunduğu10.5.1990 günlü, 424 sayılı KHK, yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak, birçokkuralı 430 sayılı yeni KHK'ye aktarılmıştır. Anlaşılmaktadır ki, AnayasaMahkemesi'nin -önceden kestirilmesi olanaksız, kimsenin bir tahmindebulunamayacağı- olası iptal karan geçersiz kılınmak istenmiştir. Yargıdenetiminden kaçınılarak, denetimdeki KHK, yeni gün ve sayı ile yenilenmiş, birtüryeniden yürürlüğe konulmuştur. Nitekim, 1901 Bütçesi'nin TBMM'ndegörüşülmesi sırasında Başbakanın, Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'ya, öncekikararlarına, bilimsel gereklere uygun kararını eleştirerek bunu önyargıbelirtisi, sakıncalı bir uygulama olaraksunması ve iptal kararı verileceğisanılarak bu yolu izlediklerini açıklaması durumun gerçek yüzünü ortayakoymuştur. TBMM tutanaklarına geçen bu konuşma sırasında bağımsızlığı,yansızlığı, kurumsal ve kişisel her tür etkiye kapalılığından kuşku duyulmayacakMahkememize yönelik yanılgı ürünü, dolaylı eleştiriler de dayanaksız biçimdeyapılmıştır. Yasama ya da yürütme organı, yargı kararlarını etkisiz kılacakyeni düzenlemeleri her zaman yapabilirler. Bu çok kolay olabilir. Ama aslolan,yargı kararlarına uyulması, onlara öncelik veren uygulamaların yeğlenmesidir.Biçimsel uygunluk, özde aykırılığı ortadan kaldırmaz. Yasama ya da yürütmeorganının yetkili olması, düzenlemeleri yöntemince gerçekleştirmesi hukukauygunluğun kanıtlanması değildir. Hukuka ve Anayasa'ya uygunluk özdeuygunluktur ve içtenlikli davranmayı gerektirir. Yoksa, hukuksal boşluklar veaykırılıklar hukuk yıkıntısını getirir ki bu da hukuk devletine yaraşmaz,ilgilileri sorumlu kılar.
Devletin varlığı, ulusun birliği, ülkenin tümlüğü, güvenlik,sağlık, barış ve mutluluk her yurttaşın en az öbürü kadar özveriyle bağlı kalıpkoruyacağı değerlerdir. Bu konularda yeni düzenlemeler gerekli olabilir. Yargıerki, bu düzenlemelerin hukuka uygunluğunu gözetip arayacak ve kararlarıylasağlayacaktır. Hukuk gözardı edilerek, insan hak ve özgürlükleri çiğnenerekyapılacak düzenlemelerin, yürütülecek çalışmaların yararı geçicidir. Kaldıki,hukuk dışlanmadan ya da hukuk dışına düşülmeden de gerçekleştirilme olanaklarıvardır. Yürütmeye, kimi makam ve kişilereaşırı, gereksiz, sakıncalı, hukuk dışıyetkiler ve ayrıcalıklar tanımak geçerli bir çözüm olamaz. Hukuk dışında herşeyyapılabilir, önemli ve değerli olan hukuk içinde bir şeyler yapabilmek,başarılı olmaktır. Sınırsız tutum, hukukla ve Anayasa ile sınırlanmamış yetki,onu kullananları yıpratır, devlet zarar görür. Anayasa Mahkemesi, evrenselkuralların, üstün hukuk kurallarının ulusal yaşama geçirilerek hukuk devletisaygınlığının onur kazandırmasında önemli bir işlevin sahibi olarak ideallerikoruyacaktır. Siyasİ, askeri nedenlerin önünde hukuksal nedenler vardır. Hukukauygun yorumla, hukukla yoğurarak verilecek yön, herkesin paylaşıp katılacağıbir sonuç olur. Hukuk dinlenmeyerek, hukuka aldırış edilmeyecekse yargınınvarlığı bir çelişki olur. Hukuktanayrılmamak içte ve dışta saygınlığın temelkoşuludur. Yüzeysel yaklaşımlarla yargıya eleştiri, yargının hiçbir ilgi veilişkisi bulunmayan güncel siyasal nedenlerle sözde yakınmalar hukuka saygıylada bağdaşmaz. Varlığımızı korumanın yolu, hukuka duyduğumuzsaygıdır. Ulusalbilincin, yurttaşların bilincinin bu değerle oluşması da en sağlıklıgüvencedir. Yargı denetimini daraltmak, gereksiz sınırlamalarla geçersizkılarak, engelleyerek hukuk devleti savunulamaz. 424 sayılı KHK'nindenetlenmekte olan kurallarını kimi süre ve oran indirimleriyle 430 sayılıKHK'ye olanak yenileme durumu, Anayasa yargısını dışlamaya, olası kararlarakarşı çıkmaya, aykırılıkta direnmeye yönelik bir çabadır. Hukuk içinde yeniolmaması gereken böyle bir amaca, böyle bir tutuma geçerlik tanınmamalı, olurverilmemeli, kötü örnek oluşturmaması için yinelenmesi önlenmelidir. Hiçbirkurum ve kişi, hukukun ve Anayasa'nın üstünde ve dışında olamayacağından,Anayasa'yı dışlayan her girişim durdurulmalıdır.
TBMM İçtüzüğü'nün düzenlenmemesi gerekçe gösterilerek, Anayasa'nın91. maddesinde öngörülen, "Yetki yasaları ve bunlara dayanan KHK'lerinTBMM Komisyonları ve Genel Kurulu'nda ÖNCELİKLE ve İVEDİLİKLE GÖRÜŞÜLMESİ"savsaklanamaz. Amaca, olaya uygun tutum bırakılarak, yasama denetimi siyasal çoğunluğunetkisiyle önlendiğine göre, yargı denetimi tam anlamıyla işletilmelidir. Olumluya da olumsuz sonuç, herkesi doyurur, yakınmalar azalır ve ulusal birliğinaykırılığı güçlenerek devlete, hukuka duyulan güven artar. Anayasalarınyaptırım içermemesine bakılarak ya da yaptırım bekleyerek, yaptırıma gereksinimgösterilerek yasama işlemini yavaşlatıp engellemenin geçerli yanı yoktur.Yargı, siyasal iktidarların elinde siyasal niteliğe bürünecek uygulamalarıngenişletilmesine, özetle hukuk dışı yollara girilmesine kararlarıyla elatabilir. Bu siyasallaşmak değildir. Bilinmektedir ki, hukuk ve Anayasasınırını aşmayan siyasal takdire karışılamaz. Ama bu özgörüsü (takdiri) 424sayılı KHK olayında olduğu gibi hukuka karşı kullanmaya karşı çıkılabilir.
Yasamaorganında görüşülemeyen KHK olgusu bir gerçektir. Yargıdenetimi dışında tutulan ve yasama organında da siyasal denetimi yapılamayanolağanüstü durum KHK'lerinin bir de bu zorunlu niteliklerini aşıp olağan durumagetirilmeleri üzerinde özenle durmayı gerektirmektedir. 285 sayılı KHK'den 413ve 421 sayılı KHK'lerle 430 sayılı KHK'ye uzanan çizgide vurgulanacak noktalarbulunmasına karşın yalnız 424 sayılı KHK'yle sınırlı görüş bildirme durumusözkonusudur. Yürütme organı, 413 ve 421 sayılı KHK'lerde olduğugibi 424 sayılıKHK içinde aynı yolu izlemiştir. Üstelik 18.12.1990 günü yapılacağı bilinenesas incelemeden üç gün önce gerçekleştirilen yürütme işlemiyle, yargısalişleyiş engellenmek istenmiştir. Kanımca, bu durum açık bir yetkisaptırmasıdır. Bu nedenleve kimi kurallarının 430 sayılı yeni KHK'yeaktarıldığı gözönünde tutularak 424 sayılı KHK konusunda öz yönünden incelemesürdürülmeli ve gereken karar verilmelidir. Yargı denetimini durdurma, düşünmeamacım taşıyan işlem yürürse yetki saptırması egemenolur. Kaldıki, yürürlüktekaldığı sürede uygulamalara ilişkin zamanaşımı sınırı içinde açılacak davalaryönünden de 424 sayılı KHK'nin niteliğinin saptanmasında yarar vardır. Ayrıca,bu KHK'ye bağlı işlemleri varlıkları bakımından da bu saptama zorunludur,Mahkememizinçoğunlukla aldığı sonuçtaki karar da bu gereği ve yaran doğrulamaktadır.Yürütme organı, bu tür oldu-bittilerle Anayasa'yı bir bakıma askıya almış,olağanüstü duruma süreklilik kazandırmış ve anayasal niteliğini değiştirmişolur.
Yeni anlatımlarla, aşağıya çekilmiş süre ve oranlarla yapılanyenileme, uyuşmazlığı ortadan kaldırmış sayılamaz. Yürütme organının tutumuyetki saptırmasının yeni bir örneği olduğundan salt bu nedenle bile Anayasayauygunluk denetimi sürdürülüp gerçekleştirilmeli idi.Tersine inceleme, bukarşıoy gerekçemin başlarında değindiğim Anayasa maddelerine aykırılıklarıönlemekte güç kırıcı olacak, Anayasa'yı uygulatmakta ve korumakta da güçlükçekilecektir. Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrasını oluşturan"iptal kararları geriye yürümez" kuralını, "kazanılmış hak"kavramında olduğu gibi yanlış yorumlayarak denetim durdurulmamalıdır. işlevinetkin olması, denetimi kapsamlı, gerçek, güncel ve doyurucu biçimde yapmayabağlıdır. Yürürlükten kalkma görünümü sözel bir durumdur, özü etkilememektedir.Burada iptal davası ile itiraz davası ayırımı da önemli neden değildir.Yürürlükten kaldırıldığı için konusunun kalmadığını belirlemek uygun birdeğerlendirme olmamaktadır.
Yürütme organı bu konudaki direnmesini, daha önce, sözlü açıklamadabelli etmiştir.
a) Anayasa'nın 149. maddesinin dördüncü fıkrasıyla 2949 sayılıYasa'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin,"... iptal istemi çerçevesinde sözlü olarak tanıtıcı teknik açıklamalardabulunmaları için Hükümet temsilcilerinin yetki belgeleriyle hazır olmalarının.Başbakanlığa bildirilmesi" üzerine 22.11.1990 günü yapılan sözlüaçıklamada konuşan İçişleri Bakanı, yansız tutumla tekmil görüş açıklama yerinedüzenlemeleri savunmuş ve konuşmasının sonunda "...Hiçbir hukuki dayanağıolmadan açılmış bulunan davanın reddedilmesini saygılarımla arz ve talepederim" demiştir. Bunu, 8 sayfalık dilekçesinde de vurgulamıştır.
b) Aynı sözlü açıklamada yine bir yan tutumuyla konuşan içişleriBakanlığı Müsteşarı da aynen okuduğu 40 sayfalık dilekçesinin 36. sayfasındaanayasal değerlendirmelere girmiş, önce "... işin esasına girilmedenreddedilmesini, Anayasa gereğince açılmamış sayılmasının, mahkemenin bu husustayetkili ve görevli olmadığının teshilini" istemiş, sonra da"...yersiz bir şekilde, gerçeklerden kopuk bir anlayışla, hiçbir hukuki dayanağıolmadan açılmış bulunan davanın reddini ... arz ederim" demiştir.
c) İktidarda bulunan Anavatan Partisi Genel Başkanlığı'nın, 2949sayılı Yasa'nın 31. maddesi uyarınca vardığı, 17.9.1990 günlü 23 sayfalıkyazılı düşüncede yinelenen yukarıdaki yanlı görüşler, Anayasa Mahkemesi'-nin18.7.1990 günlü ilk inceleme kararının yanlış değerlendirildiğini, hukuksal veanayasal özelliklerin yeterince kavranmadan, iptal kararı önyargısıoluştuğununsanıldığını, iptal olasılığının haklı ya da haksız olacağı anlaşılmadan,gerekçe beklenmeden, denetimi engellemek için yeni 430 sayılı KHK'ninçıkarıldığını kanıtlamaktadır.
. Kimi yasalara ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçelerininve Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasının gözardı edilerek aynı kurallarınyeniden yürürlüğe konulmasındaki tutumla bütünleşen KHK'lerle ilgili tutum,amacın göstergesidir. Anayasa'ya aykırılıktan kaçınmak, uygunluk içiniçtenlikle çaba göstermek yerine aykırılıkta direnmek, siyasal istek vetutkuları hukuksal gereklerin önüne ve üstüne koymak, hukuka uygunluğuönemsememek hukuk devletinde her kişi ve kuruluşun kaçınması gereken birdavranıştır. 424 sayılı KHK'den 430 sayılı KHK'ye geçişi hukukla-yargıylaoyunanlamında nitelendiriyorum.
Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
2- Mahkememiz kararının (B) ayrımının 2. kesiminin konusunuoluşturan 425 sayılı KHK'nin 4. ve 5. maddelerinin de iptal edilmesigörüşündeyim. Fazla yer ve zaman almaktan kaçınarak, 424 sayılı KHK içinkullandığım karşıoy gerekçelerimi bu maddeler hakkında da yinelediğimi ve öbürkarşı oy gerekçelerine katıldığımı, ayrıca olağanüstü durum KHK'si niteliğininbu maddelerin, öngördüğü durumlar için söz konusu olmayacağını belirtmekleyetiniyorum.
Bu bağlamda, özellikle şu hususları vurgulamayı, karşıoygerekçemin dayanağı yönünden, yararlı buluyorum:
a) Genelde yargıyla ilgili düzenlemeler KHK'lerle yapılmamalıdır.Bu konuda daha önceki karşıoylarımı, öncelikle Esas: 1986/15, Karar: 1987/1sayılı kararla ilgili olanını, yinelerim (Resmi Gazete 4.10.1987, Sayı 19594).
b) Yargı bağımsızlığı, bağımsız devlet olmanın başta gelen koşuluolduğundan, Anayasa'nın 13. ya da 15. maddelerine dayanılarak, yargı konusuKHK'lerle düzenlenemez. Bu konuda da, 12.5.1988 günlü, 3446 sayılı Yasa'nın 2.maddesinin iptaline İlişkin Anayasa Mahkemesi'nin 28.2.1989 günlü, Esas:1988/32, Karar: 1989/10 sayılı kararına yollama yapıyorum. Hukuk, hukukdevleti, hukukun üstünlüğü ilkesi, yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesikonusunda özgün ve örnek anlatımlar taşıyan bu kararda (Resmi Gazete 22.6.1989,sayı 20203) üzerinde durulan kavram ve kurumlar gözetilerek Bölge Valisi'ninyargıç ve cumhuriyet savcılarıma görevlendirilmesine ilişkin yetkisini gereksizve sakıncalı buluyorum. Sıkıyönetim durumunda bile uygulanamayacak kurallarınolağanüstü durum için öngörülmesi hukuk devleti niteliğiyle bağdaşmamaktadır.Olağanüstü durum KHK'siyle de Bölge Valisi'ne yargı alanında bu tür yetkitanınamaz. Yargı konusunda çokduyarlı olmak, yargı bağımsızlığıyla yargıç güvencesiniasla zedeletmemek gerekir. Yürütmeye bu alanda tanınan yetki, hem erklerdengesini bozacak hem de erkler arasındaki uyumu kaldırarak yurttaşın hukuka veadalete olan güven ve inanını sarsacaktır. Yürütmenin etki ve egemenliğindegörülen yargı ve yargılama kimseyi doyuramaz. Yargının işlevi siyasal olsa bilehiçbir siyasal yandaşlığı ya da karşıtlığı olamaz. Yürütmenin güçlendirilmesiamacıyla yapılan anayasal değişikliklerle başlatılan yargıya elatma425 sayılıKHK ile olağanüstü durum nedeniyle genişletilmiştir. Uygun karşılanmasınıolanaksız buluyorum.
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Anayasanın 6. maddesinin birinci fıkrasında, "Egemenlikkayıtsız şartsız Milletindir." denildikten sonra ikinci tümcesinde,"Türk Milleti, eğe menliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkiliorganları eliyle kullanır." hükmü öngörülmüştür. Bu maddeye göre, ulusaait egemenlik, Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle veAnayasanınöngördüğü denge içinde kullanılması gerekir. Bu görüş, Anayasa Başlangıç'ta,"Kuvvetler ayrımının, Devlet organları alanında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununlasınırlı, medeni biriş bölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa vekanunlarda bulunduğu;" biçiminde Anayasal kurala bağlanmıştır. Önemliolan, Türk Ulusunun egemenliğini, Anayasa'nın öngördüğü kuvvetler ayırımıilkesine ve Anayasal denge esasına göre yetkili organlar eliyle kullanmasıdır.
Anayasanın, yasama yetkisiyle ilgili 7., yürütme yetkisi vegöreviyle ilgili 8. ve yargı yetkisiyle ilgili 9. maddelerinde egemenliğin,kuvvetler ayırımı esasına göre kullanılmasıyla ilgili temel kurallarbelirlenmiştir.
Bu hükümlere göre, yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez. Yürütme yetkisi ve görevi,Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa ve kanunlara uygun olarakkullanılır ve yerine getirilir. Yürütmenin,Anayasa ve yasalara uygunkullanılması ve Anayasanın 125. maddesinde "idarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolu açıktır." denilmesi nedeniyle yasamaya veyargıya oranla daha bağlı bir yetki kullandığı ya da görev yaptığı kuşkusuzdur.
Anayasa'nın öngördüğü esas, yasama yetkisinin kayıtsız, koşulsuzTBMM'nde olması; yürütmenin görev ve yetkisinin yasamanın ürünü olan Anayasa veYasalara göre kullanılmasıdır. Başka bir deyişle yürütme işlevini yasalarauygun bir biçimde yerine getirecektir.
'Anayasa, hiçbir halde, yürütmenin yasama yerine geçmesini, aslive bağımsız bir türde kural koyucu yetki kullanmasını ve yasama yetkisinindevrini öngörmemiş ve kabul etmemiştir. Bu esas, Kanun Hükmünde Kararnamelerleve olağanüstü dönemde çıkarılacak KanunHükmünde Kararnamelerle ilgili hükümleriçin de geçerlidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin E: 1988/64, K: 1990/2 sayılıkararında, "... yasama yetkisi genel ve asli bir yetkidir. Bu yetkiTBMM'ne aittir, devredilemez. Kanun Hükmünde Kararnameler, unsurlarıAnayasadabelirlenen yetki yasalarına göre çıkarılır ve işlem görürler, ayrık durumlariçindedirler ve bağlı bir yetkinin kullanılması yoluyla hukuksal yaşamıetkilerler." (RG: 21.4.1990, 20499);
Başka bir kararında, "Yasama yetkisinin herhangi bir nedenleve sınırlı da olsa devri olanaksızdır." (E: 1988/62, K: 1990/3, RG:12.10.1991), denilmektedir.
Anayasanın 87. ve 91. maddelerine göre TBMM'nce kabul edilen veAnayasada öngörülen unsurları içeren yetki yasaları uyarınca BakanlarKurulu'nca çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler, yasa gücünde olsalar da, yasadeğildirler ve yasama işlemi sayılmazlar. Ancak TBMM'nce değişiklikle ya daaynen kabul edildikleri tarihte yasama işlemi niteliğini kazanırlar.
Anayasanın 91. maddesine göre, Kanun Hükmünde Kararnameler, ResmiGazete'de yayımlandıkları gün TBMM'ne sunulurlar, TBMM komisyonları ve GenelKurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülürler, yayımlandıkları gün TürkiyeBüyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte; TBMM'nce reddedilenkararnamelerbu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmi Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğe girer.
Böylece, Kanun Hükmünde Kararname, yürütmenin temelde yasamayadayalı genel, düzenleyici işlemi olup, ayrık ve bağlı bir yetkinin öncelikli veivedi durumlarda kullanılmasıdır. Yasa ise, asli ve bağımsız bir yetkinin(yasamanın) ürünüdür.
Olağanüstü hal Kanun Hükmünde Kararnamelerine gelince, bunlarınisimleri Kanun Hükmünde Kararname olmakla beraber gerek dayandıkları yetki,gerekse amaç ve işlevleri nedeniyle olağan kanun hükmünde kararnamelerden çokayrıdır; olağan kanun hükmünde kararnameler, belli konularda çıkartabildiğihalde, olağanüstü hal KanunHükmünde Kararnameler Anayasanın 121. maddesinin sonfıkrasına göre "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda", dahaçok, Olağanüstü Hal Yasası'nın düzenleme getirmediği ya da düzenlemeninyetersiz görüldüğü durumlarda Anayasanın 15. maddesindeki kapsamve sınır içinde"temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" içinçıkarılabilir. Bu kararnameler, "olağanüstü halin gerekleriyle"konuca, "olağanüstü hal ilân edilen bölge" ile yerce ve"olağanüstü hal süresiyle" zamanca sınırlıdır.
Normal Kanun Hükmünde Kararnamelerden ayrı olarak bu kararnameleriçin bir yasak alan bulunmamaktadır, Anayasanın 91. maddesinde unsurlarısayılan bir yetki yasasına dayanma zorunlulukları yoktur, Anayasal denetime debağlı değildirler (m. 148).
Son olarak, normal Kanun Hükmünde Kararnameler Bakanlar Kurulutarafından çıkarılmasına karşın, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriCumhurbaşkanı'nın Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nca çıkarılmaktadır.
Olağanüstü kanun hükmünde kararnamelerin, yetki yasalarınadayanmaları zorunluluğunun bulunmaması, olağanüstü halin gerekli kıldığıkonularda, Anayasanın 15. maddelerinde korunan sert çekirdekli haklar veuluslararası hukuktan doğan yükümlülükler dışında temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasını durdurabilmelerinedenleriyle, ilk bakışta, asli bağımsız biryetkiye dayandıkları söylenebilir. Ancak, Anayasanın 121. maddesinin sonfıkrasında, "Bu kararnameler, Resmi Gazete'de yayımlanır ve aynı günTürkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur; bunların Meclisçeonanmasınailişkin süre ve usul, içtüzükle belirlenir." denilmesi karşısında buyetkinin de yasamaya bağlı ve türevsel nitelikte olduğu anlaşılır.
Nitekim Anayasanın 91. maddesinde Kanun Hükmünde Kararnamelerinyayımlandıkları gün, TBMM'sine sunulur denilmesine karşın, 121. maddesinin sonfıkrasında, aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ONAYINA sunulur; fıkranındevam eden kısmında ise "bunların Meclisçe onaylanmasına ilişkin süre veusul, içtüzükle belirlenir." denilmektedir. Anayasa, olağanüstü halingereklikıldığı konularda çıkarılacak kanun hükmünde kararnamelerin, daha öncedençıkmış bir yetki yasasına dayanması zorunluluğunu getirmemekle beraber,bunların yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ONAYINAsunulmasını öngörmüş ve bunlarınonaylanmasına ilişkin süre ve usul içtüzüklebelirlenir denilmiştir. Normal kanun hükmünde kararnamelerde öncedenyetkilendirme esas olmasına karşın, olağanüstü hal kararnamelerinde"ONAY" ile, sonradan yetkilendirme esastır. Nitekim, Anayasanın 121.maddesinin gerekçesinde, "... hükümete yasama meclisinin denetimi altındakanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmiştir." denilmektedir. Aynıgerekçede olağanüstü kanun hükmünde kararnamelerle ilgili olarak "Bütüntasarruflar yasama meclisinin denetimialtında düzenlenecektir."denilmektedir. Bu denetim, doğaldır ki, TBMM tarafından olağanüstü kanunhükmünde kararnameleri onaylamak suretiyle hemen yapılması gereken birdenetimdir. Bu denetimin süre ve usulü bu amaçla yapılacak içtüzüklebelirlenecektir.
Böylece olağanüstü Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisininkullanılması, onayın süre ve usulünü gösteren içtüzüğün yapılması koşulunabağlıdır. Başka bir deyişle bu tür KHK'ler, koşullu bir yetkiye göreçıkarılabilir; koşul içtüzüğün yapılmış olmasıdır.
Anayasanın 121- maddesini yukarıda sözünü ettiğimiz 6., 7. ve 8.maddelerle birlikte yorumladığımızda, olağanüstü Kanun Hükmünde Kararnameçıkarma yetkisinin, TBMM'nin denetiminde ve onunla birlikte kullanılacak biryetki olduğu sonucuna varılır. TBMM, ONAY'a ilişkin süre ve usulübelirleyecektir. İçtüzüğü yapmamış ise, bu yetkinin yürütmeye verilmesini uygunbulmamış demektir ve bu durumda yürütme organı, Anayasanın 121. maddesindeöngörülen, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda Kanun Hükmünde Kararnameçıkaramaz, Olağanüstü Hal Yasası'yla yetinmek durumundadır. Anayasaya göre,olağanüstü hal kanun hükmünde Kararnamelerin çıkarılabilmesi için, öncelikle,Anayasanın öngördüğü içtüzüğün yapılması gerekir. Aksi halde, Anayasanın 7.maddesinde öngörülenyasama yetkisinin devredilmezliği temel kuralı ihlâl edilmişolur. Yetki yasasına göre çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin, öncelikle veivedilikle görüşülmesi esasını kabul etmiş bir Anayasanın, yetki yasasınadayanmayan, temel hak ve özgürlüklerintümüyle kullanılmasını durduran, yargıdenetimine bağlı olmayan KHK'ler için, yasamayı dışlayan bir yetkiyibenimsediği kabul edilemez ve Anayasanın kendi temel ilkeleriyle çeliştiğidüşünülemez. Yasama yetkisinin yürütmeye, devredilmesini, belli bir alandadaolsa, Cumhuriyetin nitelikleri arasında demokratik hukuk devleti ilkesinedeğiştirilemeyecek biçimde yer veren bir Anayasa ile bağdaştırmak olanaklıdeğildir. Öte yandan, Fransız Anayasasının 16. maddesine göre Devlet Başkanı,ülke bütünlüğü tehlikeye düştüğü, uluslararası yükümlülükler yerinegetirilmediği, Anayasal kurumlar islemediği takdirde olağanüstü yetkilerkullanabilir. Ancak, Devlet Başkam, bu yetkisini Anayasada sayılan koşullarınoluşması durumunda dahi, Başbakan, Meclis Başkanları ve Anayasa Konseyi'nedanışarak kullanabilir. Bu durumda parlamento kendiliğinden toplanır.
İtalyan Anayasasının 77 nci maddesine göre ise, olağanüstühallerde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, Resmi Gazete'de yayımlanıpyürürlüğe girdikleri gün yasaya dönüştürülmek üzere Meclislere sunulurlar.Meclisler toplantı halinde değil ise, hemen toplantıya çağrılırlar ve beş güniçinde toplanırlar. Parlamentonun 60 gün içinde onaylamadığı KHK'lerinöngördüğü sonuçlar yayımlandıkları günden itibaren hükümsüz kalır. Ayrıca,İtalyan hukukuna göre, bu tür KHK'ler de, Anayasal denetime tabidir (m: 134/2).
Görüldüğü üzere, demokratik bir ülkede yürütme bu yetkiyi yalnızbaşına kullanmamaktadır.
Kaldıki, Anayasanın 5. maddesinde, Devletin temel amaç vegörevinin, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyet ve demokrasiyi korumanın yanında, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlayıp, kişinin temel hak veözgürlüklerini sınırlayan engelleri kaldırmak olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.Anayasa, böylece, devlet yetkileriyle, kişilerin refah, huzur ve mutluluğuyladoğrudan ilgili olan temel hak ve özgürlükler arasında hassas bir dengekurulmasını öngörmüştür. Olağanüstü durumlarda dahi bu dengenin mümkün olduğuoranda korunması gerekir. Devlete düşen görev, demokratik hukuk Devleti veinsan haklarına saygı anlayışı içinde asayişi sağlamaktır.
Olayda olağanüstü Kanun Hükmünde Kararnamenin TBMM'nceonaylanmasına ilişkin süre ve usulü belirleyen içtüzük yapılmamış olduğu veseneler önce yayımlanan olağanüstü KHK'lerin dahi Meclis'ce onaylanamadığıanlaşılmaktadır. Bu nedenle, 425 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yetkisizçıkarılmıştır. Bütünüyle iptali gerektiği oyu ile 4. ve 5. maddeler yönündenverilen karara karşıyım.
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
KARŞIOYYAZISI
9.5.1990 günlü, 424 sayılı "Şiddet Olaylarının Yaygınlaşmasıve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Sebebine Dayalı Olağanüstü HalinDevamı Süresince Alınacak ilave Tedbirlere ilişkin Kanun HükmündeKararname"nin 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11. ve 12.maddeleri ile 9.5.1990 günlü, 425 sayılı "2935 sayılı Kanun ile 285 sayılıKanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun HükmündeKararname"nin 1., 2-, 3., 4. ve 5. maddelerinin Anayasa'nın 2., 5., 6.,7., 13., 15., 23., 28., 29., 38., 91., 103., 104., 320., 121. ve 148.maddelerine aykırılığı savıyla iptali istenmektedir.
Burada önemli olan ve alıklığa kavuşturulması gereken husus,iptali istenen Olağanüstü Hal KHK'lerinin, Anayasa'nın 121. maddesi üçüncüfıkrasındaki, "Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, Kanun Hükmündekararnameler çıkarabilir" kuralına aykırı düsen yönlerinin bulunupbulunmadığıdır.
Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verme ile ilgiliAnayasa'nın 91., 120. ve 121. maddelerindeki hükümler birlikte incelendiğinde,Anayasa'nın 121/3. ve 122/2. maddeleri gereğince "olağanüstü halin vesıkıyönetimin gerekli kıldığı konulara ilişkin olarak Cumhurbaşkanınınbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca çıkarılacak olağanüstü halKHK'lerinin çıkarılması yetkisi doğrudan doğruya Anayasa'dan doğmakta ve ayrıcabütün olağanüstü KHK'lerin, Anayasa'nın 91 /l. maddesindeki konu ile ilgilisınırlandırmaya tabi olmadıkları görülmektedir. 91. maddeye göre çıkarılan KHKbir yetki kanununa dayanılarak çıkarıldıklarından, konumuz dışındadır.
Anayasa'nın 120. maddesi, "Anayasa ile kurulan hür demokrasidüzenini veya temci hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygınşiddet hareketlerine ait ciddi, belirtilerin ortaya çıkması veya şiddetolayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi sakilde bozulması hallerinde,Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulununda görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veyabütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir."denildikten sonra Anayasa'nın 121. maddesi ikinci fıkrasında "...olağanüstü hallerin her türü için ayrı ayrı, geçerli olmak üzere Anayasa'nın15. maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerinnasılsınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl vene suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği,görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikle); yapılacağı ve "olağanüstüyönetim usulleriOlağanüstü Hal Kanunu'nda düzenlenir." denildikten sonra,üçüncü fıkrasında ise olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, KHK'lerçıkarabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Bilinen İllerde ilân edilen olağanüstü hal süresince 25.10.1983tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Yasası uygulanmış, ancak şiddethareketlerinin yaygınlaşmasının önlenememesi üzerine, Anayasa'nın 121/3.fıkrası gereğince dava konusu 424 ve 425 sayılı Olağanüstü Hal KHK'leriçıkarılmıştır. 424 sayılı Olağanüstü Hal KHK'si ilave tedbirleri kapsamaktaiken daha sonra 430 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. 425 sayılıolağanüstü hal KHK ise 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu ile 285 sayılıolağanüstühal kararnamesinde değişiklikleri içermektedir.
Anayasa'nın 91. maddesi, olağan KHK'nin bir yetki kanununa göreçıkarılabileceğini, temel haklar, kişi haklan ve ödevleri ile siyasal haklar veödevlerin bu çeşit KHK'lerle düzenlenemeyeceğini vurgulamakta ve yetkikanununun hangi şartları taşıması gerektiği gösterilirken, bu maddenin besincifıkrasında "sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanınınbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun KHK çıkarmasına ilişkin hükümlersaklıdır" demektedir.
Bu saklı tutulan hükümden olağanüstü hal KHK'si ile olağanüstü halkanunu ve olağanüstü hal KHK'lerinde değişiklik yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Zira olağanüstü hal, olağan dışında, şartları kesinlikle öncedentesbit edilemeyen, normalin üstü ve kamu düzenini bozan bir haldir. Normalyasama prosedürü ile kanun çıkararak bu nevi şiddet hareketlerini önlemekmümkün, değildir.
1982 Anayasası'nın temel fikirlerinden birinin de devletinterörizmle ve yaygın şiddet hareketleriyle daha etkin mücadele edebilmesinisağlama olduğu görülmektedir.
Anayasa devletin terör ve anarşi karşısında acz içerisindekalmasını kesinlikle önleyecek hükümleri ve yaklaşımım en veciz bir şekildebaşlangıcında belirtmiştir.
Burada "Ebedi Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsalTürk Devletinin varlığına karşı, Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücüve yıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada"diyerek Anayasanın hazırlanma gerekçesi ortaya konduktan sonra "Hiçbirdüşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti veülkesiyle bölünmezliği esasının ... karşısında korunma göremeyeceği ..."ifadesiyle, temel amaç ve yaklaşımını açıklamıştır.
Anayasa'nın başlangıcı ile 120. ve 121. maddeler birlikte elealındığında, olağanüstü hallerde yaygın şiddet hareketlerini önlemek ve kamudüzenini sağlamak için, yürütmenin etkin yetkilerle donatıldığı görülür.
Olağanüstü hal KHK'leri somuta indirgenemez, bu nedenlerle, sözkonusu kararnameler, organ ve yetkililerin kararma konu olacaktır.
Diğer taraftan alınan tedbirlerin, ilin edilmiş olağanüstü halbölgesi ile de sınırlandırılması fiilen mümkün değildir. Zira, Anayasamızınolağanüstü halin yapısı ile ilgili 119. ve 120. maddeleri olağanüstü halbölgesinden bahsettiği halde, olağanüstü hal fonksiyonu ile ilgili 121. maddesindebölgeden söz etmemektedir.
Anayasa koyucu, 121/2 ile bir temel kanunu (2935 sayılı OlağanüstüHal Kanunu) hakların teminatı olarak onamış ancak 121/3'e dayanılarakçıkarılacak, KHK'leri sözü edilen kanunun lafzı ile değil, temas ettiği vegerek duyulan konularla sınırlandırmıştır.
Görülüyor ki yürütme organının, olağanüstü hal yönetim biçimlerinegeçebilme, bütün önlemleri yetki yasası bile gerekmeden alabilme ve çok sınırlıbirtakım istisnalar dışında bütün hak ve özgürlüklerin kullanılmasını durdurabilmeyetkileri Anayasa'dan kaynaklanmaktadır.
Nitekim olağanüstü hal süresince Cumhurbaşkanının başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak olağanüstü hal KHK'lerin konubakımından kapsamı Anayasa'nın 121. maddesi üçüncü fıkrasında "Olağanüstühalin gerekli kıldığı konular" biçiminde belirlendiğine ve. olağanüstühallerle ilgili düzenlemelerin konu bakımından neleri kapsayacağı ve ilkeleriaynı maddenin ikinci fıkrasında açıklandığına göre; bu tedvin şeklinden Anayasakoyucunun "Olağanüstü hallerle ilgili" düzenlemenin Olağanüstü HalKanunu ile yapılmasını ve ancak olağanüstü hal süresince de gerektiğindeCumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Hakanlar Kuruluna, Anayasa'nın 121.maddesi ikinci fıkrasında kapsam vesınırı belirlenen konulara ilişkin veolağanüstü hal kanununda değişiklik yapmak da dahil olmak üzere olağanüstü halKHK'leri çıkarma yetkisi vermiş olduğunun kabulü gerekir.
Bunun anlamı ise, olağanüstü hal kararnamelerinin, olağanüstü halbölgesinde yürürlüğe giren olağanüstü hal yasası ile birlikte, görevlilereolağanüstü haller yüzünden bozulmuş kamu düzenini yeniden sağlamak için gerekliyetkileri vermeleridir. Ancak, bazan olağanüstü hali yaratan sebeplerinfarklılığı, olağanüstü hal kanunundaki düzenlemenin yetersiz kalması sonucunugetirebilir. 13u durumda bu kanunun da ilgili hükümlerinin süratledeğiştirilmesi veya yeni hükümler konması için de olağanüstü hal kararnamesiylegerekli düzenlemeler yapılabilir. Zira bu kararnameler de temelde 91. maddeninbirinci fıkrasında adı geçen normal KHK'den farklı değildir. Normal KHK ile biryasa değiştirilebildiğine göre, olağanüstü hal kararnamesi ile olağanüstü halkanununda değişiklik yapılması mümkündür. Olağanüstü hal kararnamesiyürürlükten kalksa da yasada yapılan değişiklik varlığını korur. Kanun koyucubu yasadaki değişikliğin sürekli olmasını uygun bulmuşsa, olağanüstü halkararnamesi ile de her olağanüstü hal bölgesinde uygulanacak kalıcıdeğişiklikleri olağanüstü hal kanununda yapabilir. Aksini düşünmek, yani olağanüstühal kanununda bir değişiklik yapmak için, kanunun normal değiştirme kurallarınabaşvurmak olağanüstü halin gerektirdiği hızlı tedbir alma ve olayları süratlebastırma gerçeğine ters düşer.
Ayrıca olağanüstü hal bölgesi için ihtiyaç görülmesi halinde olağanüstühal kanununda değişiklik yapılmadan olağanüstü hal KHK ile yeni bir düzenlemegetirilmesi durumunda aynı maksat için iki yasal düzenleme söz konusu olacak,ülkenin farklı kesimlerinde ilân edilen olağanüstü hal bölgesinde aynıkonularda farklı uygulamalarla karşılaşılacaktır. Bu durumu, olağanüstü halkanununun amacı ile bağdaştırmak olanaksızdır.
Olağanüstü hal ilân edilen bölgeler dışında da, olağanüstü halinilâmın gerektiren eylemlere ilişkin olarak ve aynı amaç doğrultusunda, yaygınşiddet olaylarının tırmanması ve önlenememesi için teşvik ve tahrik edici bazıkişi veya kişilerce eylemlere girişilmektedir. Sözü edilen bu bölgelerdeolağanüstü hal ilân edilemeyeceğine ve aksine bir davranışla işbu bölgelerde deolağanüstü hal ilân edilme yoluna gidilmesi halinde, bu gibi eylem yapanlar,devamlı olarak bölge değiştireceklerinden, bu durumda da tüm yurtta olağanüstühal ilanı yoluna gidilmesi, Anayasa'nın ilgili maddeleri ile bağdaşmayan ve tümbölgeler vatandaşların temel hak vehürriyetlerinin sınırlandırılması veyadurdurulması gibi bir uygulamaya gidilmiş olur.
Bu konuda gerçekçi bir sonuca varabilmek için Anayasa'nın 121.maddesi birinci fıkrasında yer alan "olağanüstü halin gerektirdiğitedbirler" ve ikinci fıkrasında belirtilen "olağanüstü halin gereklikıldığı konularda" biçimindeki deyimlerin, Ceza Hukukundaki murtabiteylemlerle ilgili ilke ve esasların gözönünde tutulması gerekir. Diğer birdeyimle, tahrik ve teşvik edici bu eylemler olağanüstü hal bölgesi ileirtibatlı sayılacak, bu bölgelerde de olağanüstü hal ilânına gerekkalmayacaktır.
Aksi halde, olağanüstü hal bölgesiyle irtibatlı suç eylemlerini hubölge dışına taşıran eylemciler, ülkenin her yerinde çıkaracakları olaylarlagereksiz olarak olağanüstü hal uygulamasının yaygın hale getirtmeyi vevatandaşların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasını, Devlet güçlerininolağanüstü hal koşullarına sokulmasını amaçlayabilir ve aslında olağanüstü halilânını gerektirmeyen fakat olağanüstü hal bölgesiyle irtibatlı ve münferitfiilve eylemler yüzünden toplumun büyük bir kesimi olağanüstü hal rejiminin içineitilmiş olur.
Önemli olan, olağanüstü hal rejimlerinde gerektiğinde temel hak veözgürlüklerin sınırlanabileceğine yetki veren düzenlemeler değil, asıl olan buyetkilerin kötü ve ızdırap verici uygulanmasına meydan verilmemesi, varsaönlenmesidir.
Gerçekten de olağanüstü hal ilân edilen bölgeye hitap eden aynıamaca yönelik yıkıcı, tahrip edici, bölücü faaliyetlerin olağanüstü hal bölgesidışında da olsa olağanüstü hal bölgesinde uygulanan hukuki düzen dışındadüşünmek olanaksızdır.
Sözü edilen, olağanüstü hal KHK'siyle getirilen yetkiler vealınması öngörülen tedbirler, Devletin gücünü ve caydırıcılığını sağlamayıöngörmektedir.
Kaldıki olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde Anayasa'nın121. ve 122. maddeleri gereğince çıkarılan KHK'lere karşı şekil ve esasbakımından iptal davası açılamayacağı ve mahkemelerde Anayasa'ya aykırılıkiddiasının ileri sürülemeyeceği 2949 sayılı Kanunun 19. maddesi ve Anayasa'nın148.maddesinin âmir hükümleri gereğidir.
Yukarıda açıklandığı üzere 9/5/1990 günlü, 425 sayılı "2935sayılı Kanun ile 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 1., 2. ve 3. maddelerininAnayasa'nın 91. ve 121. maddelerine uygun olarak olağanüstü halin gereklikıldığı konulara ilişkin biçimde düzenlenmiş olması nedeniyle, Anayasa'nın 148.ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 19. maddelerine göre şekil ve esasbakımından Anayasa'ya aykırılığıiddiası ile Anayasa Mahkemesi'ne dava açılamayacağı cihetle, sözü edilen bumaddelerle ilgili davanın yetkisizlik yönünden reddi gerekir.
Bu nedenlerle çoğunluğun, 10/1/1991 günlü, 425 sayılı KanunHükmünde Kararname'nin 1., 2. ve 3. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğugörüşüne katılmıyoruz.
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
AYRIŞIKGEREKÇE VE KARŞIOY YAZISI
Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüyleCumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'na herhangi bir yetkiyasasına dayanmaksızın "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda"olağanüstü hal KHK'leri çıkarma yetkisi verilmiştir. Anayasa'nın 91/9.maddesinde, olağan KHK'lerin "TBMM Komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikve ivedilikle görüşüleceği" öngörüldüğü halde, bu madde, olağanüstü halKHK'lerinin "Meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usul içtüzüktebelirlenir" demekle yetinmiş ve onaylanma süresiyle ilgili olarak herhangibir kriter koymamıştır.
Anayasa'nın 148. maddesinde yer alan ve "olağanüstü hallerde,sıkıyönetim ve savaş hallerinde, çıkarılan KHK'lerin şekil ve esas bakımındanAnayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz" diyenkurala göre, Yasama Meclisinin onayından geçmeyen olağanüstü hal KHK'lerinAnayasa'ya uygunluk denetimi yapma olanağı yoktur.
1982 Anayasası, 9.11.1982 gününde yürürlüğe girmiş bulunmasınarağmen, 121. maddede sözü edilen İçtüzük henüz yapılmamış ve bu nedenle de,olağanüstü hal kararnamelerine siyasal ve yargısal denetim yolu halenaçılmamıştır. Bunun en çarpıcı örneği, 19.7.1987 gününde yürürlüğe konulan 285sayılı "Olağanüstü Hal Bölge Valiliği İhdası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"dir.
Demokratik hukuk devletinde, olağanüstü hal uygulaması her nekadar otoriter bir karaktere sahip ise de hiç bir zaman keyfi bir dikta rejimidemek de değildir. Bu konuda yürütmeye verilen üstün yetkiler ona her türlüdenetimden uzak, istediğini yapabilme olanağı vermez. Zira, hukuka bağlı birdevlette olağanüstü hal rejimi de nihayet bir hukuk rejimidir.
Hak ve özgürlükleri en ağır biçimde sınırlayan ve Anayasa'nınkoruyuculuğunu zayıflatan bu kararnamelerin, vakit geçirilmeden Milletin yegânetemsilcisi, son mesnet ve mercii olan TBMM'nin onayına sunulmayışının haklınedeni, İçtüzüğün yokluğuna bağlanamaz. Bu kararnamelerin, kendi önem veözelliklerinin bünyesinden kaynaklanan ivedilik yönleri açıktır; zatenAnayasa'nın 121. maddesi, olağanüstü hal kararnamelerinin, bekletilmedenöncelik ve ivedilikle ele alınmasının zorunluluğunu, beklemeye mütehammilolmadıkları kuralını kendi içinde taşımaktadır.
Anayasa bir bütündür, iç çelişkilerinden, biçim kurallarındanyararlanılarak dar yorumlara itibar etmemek gerekir. Demokratik toplumlardaşartlar ne olursa olsun, aslolan olabildiğince hak ve özgürlüklerinkorunmasıdır. Anayasa'yı anlama, algılama ve uygulamada hukuk dışına kaymaksuretiyle TBMM'n i devre dışı bırakan, istisnayı, olağan ve genel kural halinegetiren ve böylece ayrık kararname çıkarma alanını yürütmenin keyfine terkedenbu uygulama, Anayasa'yı kendi amacına ters bir araç haline düşürmüş olur.
Olağanüstü hallerde kamu düzeninin korunması, Anayasa'nın 15.maddesinin öngördüğü esaslar doğrultusunda kullanılacak araçlar yönündensınırlandırılmıştır. Bu sınırların en önemlisi de soyut ve her yöneçekilebilecek olan "durumun gerektirdiği ölçü" ibaresidir. Bunun endoğru takdir edileceği yer de, aleni tartışma ve karşılıklı etki ve tepkisonucunda oluşacak kanaate göre karar verecek olan TBMM'dir. Amaç, nekadaryüksek bir kamu yararı ve maddi düzenin korunması düşüncesine dayandırılmışolursa olsun, hukuk sisteminin kabul edemeyeceği böyle bir uygulamaya meşruiyetkazandıramaz. Çünkü demokrasiyi öz değer ve kurumlarına yabancılaştırmak,biçimsel olarak koruyup, içeriğini boşaltmak, onu inkâr etmek kadartehlikelidir.
Anayasa Mahkemesi, itiraz yolu ile bir dava mahkemesinin sunduğuAnayasa'ya aykırılık konusunu, kendisine gelişinden başlayarak beş ay içinde kararabağlamadığı takdirde nasıl ki, dava mahkemesi yürürlükteki kanunlara göredavayı karara bağlamak zorunda ise, aynı hukuki anlayış içinde, yasama organıda, olağanüstü hal kararnamelerinin bekletilmeden görüşülmesi için içtüzükyapılıncaya dek herhalde "YEDEK BİR ÇÖZÜM" yolu bulmak durumundadır.Esasen, Anayasal düzen, yasa devleti temeline değil, hukuk devleti temelineoturtulmuş olduğuna göre, mantığın gereği de budur. Olağanüstü yönetim biçimineuygulamayla süreklilik kazandırılması çağdaş demokrasi anlayışı ve Anayasa'nın13. maddesinde ifadesini bulan ''demokratik toplum düzeninin gerekleri"ile bağdaştırılamaz.
Anayasa'yı uygulamada hukukun dışına taşırılan bu tutumkarşısında, kuruluş amacı özgürlüklerin temel güvencesi olarak öngörülen veödevi özgürlüklerin kullanma biçimlerinin yasalardaki düzenlemelere uygunluğunudeğil, yasalarda çeşitli gerekçelerle getirilen düzenlemelerin, Anayasa'da yeralan kurallara uygunluğu denetlemek ve özgürlüklerin özünü zedeleyensınırlandırılmaları ortadan kaldırmak ve Anayasa'yı, özellikle yasama organınakarşıkoruyarak "hukuk devleti" içinde kalabilmenin güvencesi olanAnayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 148. maddesinin koyduğu yasak bahane edilerekyasama organım devre dışı bırakacak biçimde keyfi uygulamalara meşruiyetkazandıracak bir yorumu benimseyemez. AnayasaMahkemesi içtihatlarla Anayasa'dançıkarılabilecek ilkeleri ve denetim kıstastan belirleyebilir. Nitekim; AnayasaMahkemesi, bir kararında "Anayasa Mahkemesi, bir kuralın Anayasa'yauygunluğunu denetlerken o kuralı yasama organının şu ya da bu nitelikte saymışolmasıyla bağlı tutulamaz. Anayasa'ya uygunluk denetiminin amacı, ancak AnayasaMahkemesinin incelemesi için önüne getirilen kuralı kendi hukuk anlayışına göredeğerlendirilmesini zorunlu kılar..." (19.12.1966, E. 1966/7, K. 1966/46.AMKD. 5/40).
Diğer bir kararında da: "Anayasa Mahkemesi, Yüce Divansıfatıyla görev yaptığı haller dışında, uygulanacak bir kanun veya YasamaMeclisi İçtüzüğü hükmünü, Anayasa'ya aykırı görürse, Anayasa Mahkemesinin başvuracağıtek yol, o hükmü ihmal etmek ve konuya ilişkin Anayasa kuralınıuygulamaktır..." (17.8.1971, E. 1971/41, K. 1971/67, AMKD. 11/67) demeksuretiyle, Anayasa'ya aykırı bir içtüzük hükmünü ihmal edebileceğinivurgulamıştır. Mevcut bir içtüzük hükmünü ihmal edebilen bir Anayasa Mahkemesi,varolmayan biriçtüzük hükmünün çıkarılmasına evleviyetle bağlı kalamaz veYasama Meclisinin uygulamasını da kendisine örnek alamaz.
idare hukukunda, ötedenberi uygulana gelen ve nitelikçe budüzenlemelerin benzeri bir kural vardır. O da şudur: "... kanun birtüzüğün yapılmasını emreder ve bazı hususların tanzimini bu tüzüğe bırakmışolursa, tüzüğün yapılmasından evvel kanunun ve bilhassa tüzük ile ikmaledilecek olan hususların yürürlüğe girip girmeyeceği tereddüdü mucip olmuştur.Tatbikatta kanunun emrettiği nizamname yapılmadan, kanunun bütün hükümlerininyürürlüğe gireceği ve tatbik edileceği kabul edilmektedir ... kanunun yürürlüğegirmesi, idarenin ne zaman ikmal edebileceği malum olmayan tüzüğün isdarına,yani idarenin keyfine kalacak muayyen bir müddete talik edilemez. Binaenaleyhkanunun yürürlüğe girmesi doğru olmakla nizamnamenin de derhal tanzim edilmesiicabeder..." (SS. ONAR, S. 374-375).
Buna göre, Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya uygunluk denetimini,içtüzüğünü ne zaman yapacağı belli olmayan Yasama Organının gayri muayyentutumuna talik edemez ve olağanüstü hal KHK'lerini Meclisin onayından geçmişgibi düşünerek denetlemesi Anayasa'ya aykırı olmaz.
285 sayılı KHK'nin 7. maddesini değiştiren 425 sayılı KHK'nin 4.maddesi, "bu KHK'yle olağanüstü hal bölge valisine tanınan yetkilerinkullanılmasıyla ilgili işlemler hakkında iptal davası açılamaz" hükmünüiçermektedir. Bu hüküm yargı yolunu kapatmaya ilişkindir. Anayasa'nın hukukdevletini belirleyen 2. maddesiyle idarenin her türlü eylem ve işlemlerinekarşı yargıyolunu açan 125. maddesine ve 15. maddede öngörülen "durumungerektirdiği ölçülülük" ilkesine aykırıdır. Çünkü, kamu düzenininkorunmasına ve şiddet eylemlerinin önlenmesine yardımcı olacak bir yönü bulunmamaktadır.Bu nedenle, ölçü kuralı, elverişlilik ilkesiyle çelişmekte ve dolayısıyla daAnayasa'nın 15. maddesine uygun düşmemektedir. Gerekçede ve 7. maddeye ilişkinyorumda açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Mustafa ŞAHİN