ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1990/6
Karar Sayısı:1990/17
Karar Günü: 28.6.1990
R.G. Tarih-Sayı :05.09.1990-20626
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.
İPTAL DAVASININ KONUSU: 27.12.1989 günlü, 3595 sayılı "1990Malî Yılı Bütçe Kanunu"nun, Anayasa'nın 2., 5., 7., 10., 13., 73., 127.,153. ve 161. maddelerine aykırılığı öne sürülen 13., 16., 17., 60. ve 65.maddelerinin iptali istemidir.
II-YASA METİNLERİ:
A. İptali İstenen Yasa Kuralları:
30 Aralık 1989 günlü, 20388 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3595sayılı "1990 Malî Yılı Bütçe Kanunu"nun iptali istenen maddelerişöyledir:
l- "PTT ve Hastane Ücretleri.
Madde 13.- a) PTT İşletmesi Genel Müdürlüğünce genel bütçeyedahildairelerle katma bütçeli idarelere ifa edilen posta, telgraf ve telefonhizmetlerikarşılığında alınacak ücretler (telefon konuşma bedelleri ile teleks ücretlerihariç) bu idarelerden normal tarifenin % 60'ı nispetinde hesaplanarak tahsiledilir. Cumhurbaşkanlığı Dairesi telefonlarının onaltı adedi için herhangi birücret tahakkuk ettirilmez.
b) Devlet Memurları ve diğer kamu görevlileri ile bunların emekli,dul ve yetimlerinin (bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri dahil) genel vekatma bütçeli daire ve idarelerle, döner sermayeli kuruluşlaraait tedavikurumlarında yapılan tedavilerine ait ücretler, Sağlık Bakanlı-lığının görüşüüzerine Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit edilecek miktarlar ve esaslarçerçevesinde ödenir. Bu hüküm Kamu İktisadi Teşebbüslerinde çalışanlarbakımından uygulanmaz."
2-"İlÖzel İdare ve Belediye Paylarının Borçlarına Mahsubu
Madde 16.- a) İl özel idareleri ile belediyelerin (bunlara aitveya tabi olup ayrı tüzelkişiliği olan kuruluşlar dahil).
1. 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabi borçları ile her ne sebepleolursaolsun Hazineye olan mevcut veya doğacak borçları,
2. 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kamuiktisadî teşebbüsleri ile Kamu Ortaklığı Fonuna olan her nevi borçlarındanHazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı veya Toplu Konut ve Kamu Ortaklığıİdaresince belirlenecek miktarları,
l Maliye ve Gümrük Bakanlığının talebi üzerine, İllerBankasıtarafından,2.2.1981tarih ve 2380 sayılı Kanun hükümlerine göre bu idareleredağıtılacak paylardan kesilerek, belirlenecek hesaplara nakden veya hesabenödenir.
b) Maliye ve Gümrük Bakanı büyükşehir belediyelerinin (bunlara aitveya tabi olup ayrı tüzelkişiliği olan kuruluşlar dahil) yukarıdaki fıkrakapsamına giren borçlarını yine yeni fıkra hükümleri dairesinde, bu idarelere27.6.1984 tarih ve 3030 sayılı Kanun hükümlerine göre ayrılacak paylardankesmeye ve gerektiğinde vergi borçlarını mahsup etmeye yetkilidir.
c) Türkiye Elektrik Kurumu, belediyelere satmış olduğu elektrikbedellerinin vadesinde ödenmeyen kısımlarını 26.5.1981 tarih ve 2464 sayılıKanunun34 üncü ve müteakip maddeleri gereğince ilgili belediyelere ödemesi gerekenElektrik ve Havagazı Tüketim Vergisinden mahsup suretiyletahsil etmeyeyetkilidir."
3- "Belediye Paylarının Bütçeye Gelir Kaydı ve Dağıtımı
Madde 17.- a) 4.12.1985 tarih ve 3239 sayılı Kanunla değişik2.2.198tarih ve 2380 sayılı Kanun ile 27.6.1984 tarih ve 3030 sayılı Kanun uyarınca,Genel Bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden Belediyelere ayrılanpayların % 10'unu bütçeye gelir kaydetmeye,
b) Bütçenin (930-08-3-309-900) yedek ödenek tertibine konulanödenekten, nüfusları ve kalkınmışlık dereceleri gibi kriterler esas alınarakbelediyelere dağıtımda bulunmaya,
Maliye ve Gümrük Bakanı yetkilidir."
4- "Vergilerle İlgili Hükümler:
Madde 60.- a) 7.2.1967tarih ve 828 sayılı İthalde Alınacak DamgaResmi Hakkında Kanun ile değişikliklerinin yürürlük süresi31.12.1990tarihinekadar uzatılmıştır.
b) 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 10 uncu maddesihükümleri 1990 yılında da uygulanır. Ancak, vadeli satışlarda, 1990 yılındansonrayapılacak tahsilatların sermayeye ilavesi halinde bu hüküm uygulanmaz.
l- 1989 Yılında Beyan Edilen Kazançlar İçin Geçerli Olan GöstergeTutarları:
Temel gösterge tutarı :
Kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerde
Kalkınmada ikinci derecede öncelikli yörelerde
Diğer yörelerde
- l inci sınıf tacirlerile serbest meslek erbabı için
- 2 nci sınıf tacirleriçin
- Noter bulunmayan yerlerde noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar ve dava vekillerinin, münhasıran bu işlerden eldeettikleri kazançlar için
2.400.000.-lira
1.350.000.-lira
1.600.000 lira
3.000.000.-lira
1. 700.000 lira
1. 700.000 lira
5.000.000.-lira
2.800.000 lira
2.800.000 lira
Hayat Standardı Gösterge Tutarları:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu mükerrer 116 ncı maddesinde yeralan hayat standardı gösterge tablosunun;
- l numaralı bendindeki tutarlar sırasıyla
- 2 (b) numaralı bendindeki tutar
- 3 numaralı bendinde yer alan tutarlar sırasıyla
360.000.-lira
540.000.-lira
1.080.000.-lira
360.000.-lira
3.600.000.- lira
720.000.- lira
450.000.-lira
675.000.-lira
1.350.000.-lira
450.000 lira
4. 500.000.- lira
900.000.- lira
750.000.-lira
1.100.000.-lira
2.200.000.-lira
750.000 lira
7.500.000.- lira
1.500.000.- lira
- 4 numaralıbendinde yer alan tutarlarsırasıyla
720.000 lira
3.600.000 lira
900.000 lira
4.500.000 lira
1.500.000 lira
7.500.000 lira
- 5 numaralı bendindeki tutar
720.000 lira
900.000 lira
1.500.000 lira
- 6 numaralı bendindeki tutar
1.080.000 lira
1.350.000 lira
2.200.000 lira
2- 1989 Yılına Ait Olup 1990 Yılında Beyan Edilmesi GerekenKazançlara Uygulanacak Gösterge Tutarları:
i) 1989 yılına ait olup 1990 yılında beyan edilmesi gerekenkazançlara, birinci bendde yer alan temel ve hayat standardı gösterge tutarları% 70 oranında artırılarak uygulanır.
ii) 3030 sayılı Kanun uyarınca büyükşehir belediyesi olan illerin,büyükşehir belediye sınırları içinde faaliyette bulunan mükellefler için bubendin (i) alt bendi ile diğer yöreler için tespit edilen temel göstergetutarları % 20 oranında artırılarak uygulanır.
iii) Altın imalatı ve / veya altın ticareti ile uğraşanlar içinfaaliyetin ifa edildiği yöreler itibariyle bu bendin (i) ve (ü) alt bentlerindebelirlenen temel gösterge tutarları % 50 oranında artırılarak uygulanır.
iv) Temel gösterge tutarları mükelleflerin ticari ve meslekikazançları için ayrı ayrı, hayat standardı gösterge tutarları ise aile reisibeyanları da dahil olmak üzere bir defa uygulanır.
Yeni işe başlayan mükelleflerde, temel gösterge tutarlarınınyarısı dikkate alınır.
Mükellefler, kendilerine, eşlerine ve çocuklarına ait gelirvergisine tabi gelirleri (hamiline yazılı mevduatlardan ve menkul kıymetlerdenelde edilen gelirler hariç) bulunduğunu belgelendirdikleri takdirde, temelgösterge tutarlarına isabet eden kısmı hariç olmak üzere, bu esasa göre yapılantarhiyat,Vergi Usul Kanununun düzeltme hükümleri çerçevesinde düzeltilir.Şu kadar kimükellefler, 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine görekurulanlar dahilolmak üzere, kanunla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından kendilerine aitemekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı aldıklarını belgelendirdikleri takdirde,hayat standardı esasına göre yapılan tarhiyatın temel gösterge tutarının daemekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı tutarına isabet eden kısım düzeltilir.
3- Çiftçilerin 1989 yılına ait olup, 1990 yılında beyan edilmesigereken zirai kazançlarıiçinhayat standardı esası uygulanmaz.
4- Bu fıkranın uygulanmasına ilişkinusul ve esaslar Maliye veGümrükBakanlığınca belirlenir.
c) Gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari kazanç sahipleri ileserbestmeslek erbabının beyanı da dahil olmak üzere, bu faaliyetlerinin herbiri ile ilgili olarak beyan edecekleri kazançları, bu fıkrada yer alan temelgösterge tutarlarına, hayat standardı göstergelerine göre belirlenen ilâvelerinyapılması suretiyle bulunacak tutardan düşük olduğu taktirde, bu fıkraya görebelirlenen tutar, vergi tarhına esas gelirin hesaplanmasında ilgili kazançtutarı olarak dikkate alınır."
5- Madde 66, fıkra (h)
"(3) Uluslararası kuruluşlarca, yabancı ülkelerin kredikuruluşlarınca ve diğer her türlü dış kaynaklarca kamu kurumlarına, yatırımbankalarına ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına Hazine tarafından garantiedilenlerde dahil olmak üzere verilecek krediler ve bu kredilerin sözkonusukuruluşlarageri ödenmesi dolayısıyla düzenlenecek kağıtlar için 1.7.1964 tarih ve 488sayılı Damga Vergisi Kanunu;"
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
Dava dilekçesinde iptal istemine dayanak gösterilen Anayasakuralları şunlardır:
1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik,lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır."
3. "Madde 7.- Yasama yetkisi Türk Milletiadına Türkiye BüyükMilletMeclisinindir. Bu yetki devredilemez."
4. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." .
5. "Madde 73.- Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere,malîgücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasınınsosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilirveya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık,istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiğiyukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulunaverilebilir."
6. "Madde 127.- Mahallî idareler; il, belediye veya köyhalkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esaslarıkanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenlertarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.
Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerindenyönetim,ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.
Mahallî idarelerin seçimleri, Anayasa'nın 67 nci maddesindekiesaslara göre beş yılda bir yapılır. Kanun, büyük yerleşim merkezleri için özelyönetimbiçimleri getirebilir.
Mahallî idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatınıkazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri, konusundaki denetimyargı yolu ile olur. Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkındasoruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organlarınüyelerini, İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadaruzaklaştırabilir.
Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerinidareninbütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerindebirliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereğigibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarîvesayetyetkisine sahiptir.
Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile,kendi aralarında Bakanlar Kurulunun izni ile birlik kurmaları, görevleri,yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ veilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelirkaynaklan sağlanır."
7. "Madde 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir.İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenintamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle,yeni biruygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük MilletMeclisiİçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetedeyayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar, Gereken hallerde Anayasa Mahkemesiiptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştıra-bilir. Bu tarih,kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda,Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğudolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararlan Resmî Gazetede hemen yayımlanır veyasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek vetüzelkişileri bağlar."
8. "Madde 161.- Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleridışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır.
Malî yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasılhazırlanacağı ve uygulanacağı kanunla belirlenir.
Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldanfazlasürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz."
III-İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince NecdetDARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Mehmet ÇINARLI, ServetTÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZERve Erol CANSEL'in katılmalarıyla6.3,1990günü yapılanilkinceleme toplantısındadosyada eksiklik olmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV-ESAS İNCELEME:
Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen yasakurallarıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve ilgili öbüryasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. 3595 Sayılı Yasa'nın 13. Maddesinin Anayasa'ya AykırılığıSorunu:
Dava konusu Yasa'nın "PTT ve Hastane ücretleri" başlıklıbumaddesi(a) ve (b) fıkralarından oluşmaktadır, (a) fıkrasında, PTT İşletmesiGenel Müdürlüğü'nce, genel bütçe kapsamındaki dairelerle katma bütçeliyönetimlere verilen posta, telgraf ve telefon hizmetleri karşılığında, telefonkonuşma bedelleriyle teleks ücretleri dışında alınacak ücretlerin, normaltarifenin % 60 nispetinde hesaplanarak alınacağı, Cumhurbaşkanlığı Dairesitelefonlarından onaltısı için ücret tahakkuk ettirilmeyeceği; (b) fıkrasına da,devlet memurları ve öbür görevlileriyle bunların, emekli, dul ve yetimlerinin,bakmakla yükümlü oldukları tüm aile bireyleriyle birlikte, genel ve katmabütçelidaire ve yönetimlerle döner sermayeli kuruluşun tedavi kurumlarında yapılan tedavilereilişkin ücretlerin Sağlık Bakanlığı'nın görüşü üzerine Maliye ve GümrükBakanlığı'nca saptanacak miktarlar ve esaslar çerçevesinde ödeneceği, ancak buhükmün kamu iktisadî teşebbüslerinde çalışanlar yönünden uygulanmayacağıöngörülmüştür.
Yasa maddesinin iki fıkrası, aykırılık savında dayanılan Anayasamaddesi yönünden ayrı ayrı incelenecektir.
1. (a) Fıkrası'nın Anayasa'nın 161. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
17.6.1982 günlü, 2680 sayılı "Kamu Kurum ve KuruluşlarınınKuruluş Görev ve Yetkilerinin Düzenlenmesi ile İlgili Kanun"ıın verdiğiyetkiye dayanılarak çıkarılan 8.6.1984 günlü, 233 sayılı "Kamu İktisadîTeşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin "Geçiş Dönemineİlişkin Hükümler" başlığı altında yer alan 1. maddesine uygun biçimdeörgütlenmesi gösterilen Türkiye Cumhuriyeti Posta Telgraf ve Telefon İşletmesiGenel Müdürlüğü (PTT) ana Statüsü'nün 4. maddesinde PTT'nin çalışma konularıdüzenlenirken bu kuruluşa2.3.1950 günlü,5584 sayılı Posta Yasası ile 406 sayılıTelgraf ve Telefon Yasası ve öbür yasalarla verilen görevler sayılmıştır. PostaYasası'nın "Ücret" başlıklıII. bölümündeki 20. maddesinde aynen:
"Genel bütçeye giren dairelerle katma ve özel bütçelidairelerden vebelediyelerden ve bunlara bağlı idare ve kurumlardan postayaverilen her türlü posta maddelerinden ve bunlarınilgili posta ve ardiyehizmetlerindentarifesinde yazılı ücretlerin tamamı peşin olarak alınır."denildikten sonraindirimli ve kesin (maktu) ücrete bağlı maddelerin nelerolduğunu belirleyen 22. maddesinde de;
"Madde 22.- a) Askeri okullar, öksüz yatık okulları veDarüşşafaka öğrencileri ile onbaşıya kadar (onbaşı dahil) asker ve jandarmaeratının gönderecekleri 100 grama kadar ağırlıktaki yurt içi âdi mektup vekartlarla aile ve akrabaları tarafından sözü geçen öğrenci ve eratagönderilecek aynı ağırlığa kadar olan âdi mektup ve kartlar,
b) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından gönderilip doktorlartarafından doldurularak postaya verilen ve bulaşıcı hastalıkları bildiren âdikartlar; tam ücretlerin binde beşi nispetinde ücrete tâbi tutulur. Butenzilâtlı ücretler her beş yılda bir PTT idaresince tutulacak istatistiklerletesbit edilir ve yıllık miktarları her yıl başında ilgili Bakanlıklarbütçelerinden ödenir." hükmü açıklanmaktadır. Posta Yasası'nın 23. maddesindeise, 20. ve 22. maddelerde yazılı posta maddelerinin hava yoluyla gönderilmesidurumunda uçak ücretinin tam olarak alınacağı belirtilmiştir.
Görülmektedir ki,sözü edilen Yasa'nın 22. maddesinde sayılan ayrıkdurumlar dışında PTT'nin, vereceği hizmetlerin karşılığı posta ücretlerini tümkişi ve kuruluşlardan tam olarak alması öngörülürken, incelenen BütçeYasası'nın 13. maddesinin (a) fıkrasıyla kimi yönetimlerden, normal tarifenin %40 eksiğiyle ücret alınacağı kurala bağlanarak Posta Yasası'nın yukarıya alınanmaddeleri 1990 yılı için değiştirilmiş olmaktadır.
4.2.1924günlü, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun ek 15.maddesinde telgraf ücretleri hakkında,
"Genel bütçeye giren dairelerle katma ve özel bütçelidairelerden vebelediyelerden ve bunlara bağlı idare ve kurumlardan tevdi olunanaçık ve şifreli telgraflardan tarifesinde yazılı ücretlerin tamamı peşinalınır." denilmektedir. Oysa, dava konusu Bütçe Yasası'nın incelenen 13.maddesinin (a) fıkrasında, tarifeden % 40 eksik ücret alınacağı öngörülürkenyine ilgili 406 sayılı Yasa'nın telgraf ücreti konusundaki kuralı değiştirilmişolmaktadır.
406 sayılı Yasa'nın ücretlerine ilişkin 30. maddesi, 30.6.1926günlü, 876 sayılı Ankara Şehri Otomatik Telefon Kanunu,7.1.1929 günlü, 1379sayılıAnkara'dan gayri şehir ve kasabalardaki telefonlar hakkında Kanun, 24.6.1938günlü, 3488 sayılı İzmir Telefon Tesisatı Tesellüm ve İşletme MuamelelerineDair Kanun, 12.6.1936 günlü 3054 Sayılı İstanbul Telefon Tesisatının Tesellümve İşletme Muameleline Dair Kanun"larla değiştirilmiştir. Son olarak,KİT'lerle ilgili8.6.1984günlü 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin"Teşebbüslerin Fiyat ve Tarifeleri" başlıklı 35. maddesinin birincifıkrasındaki "Teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklıklar, işletmelerindeüretilen mal ve hizmet fiyatlarını tespitte serbesttirler." hükmüne uygunolarak PTT İşletmesi'nce fiyat ve tarifeler saptanmaktadır. Bu konuda önemliolan husus, ücretlerin indirimli alınıp alınmayacağıdır. 406 sayılı Yasa'nın30. maddesinin "Telefon makinesi ve teferruatı da dahil olduğu haldeharicî ve dahilî tesisat masarifi aboneye aittir.
Devair ve makamatı resmiyeden yalnız tesisatı dahiliye masarifiahzolunur." açıklığı yanında, yukarıda anılan İstanbul Telefon düzenininteslimine ve işletme işlemlerine ilişkin 3054 sayılı Yasa'nın 2. maddesininikinci fıkrasında,"...İstanbul Telefon İdaresinin abonelerden tesis,nakil, tamir, işletme vs. alacağı bütün bedel ve avansların..... tarifeye göreistifa"olunacağı bildirildikten sonra, 7. maddesinde hangi resmî dairelereücretsiz telefon verileceği sayılmakta, bunlardan başka tüm resmî dairetelefonlarının tam ücrete bağlı olacağı belirtilmektedir. Aynı kurala 3488sayılı İzmir Telefon Yasası'nın 6. maddesinde de rastlanmaktadır. Şimdiyürürlükte olmayan 876 sayılı Ankara Telefon Yasası'nın 68. maddesindeyukarıdakilere benzeyen "Mûkâleme ücreti ile beraber masarifi tesisiyepeşin tediye olunmadıkça tesisat yapılamaz" hükmü bulunmakta idi. Buhüküm, yürürlükteki 7.1.1929günlü, 1379 sayılı Yasa'yla yapılan yollamanedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 8.10.1962 günlü, Esas 43, Karar 40sayılı kararı uyarınca, yollamada bulunulan maddeler yönünden yürürlüktesayılmaktadır. Yanılmayla yürürlükten kaldırılan 876 sayılı Yasa'nın"Meccani Postalar" başlıklı 7. maddesinin;
"Tâlide muharrer ve şebeke dâhilinde bulunan yerlere konacaktelefon postalarından yalnız dahilî tesisat masarifi alınır. Mûkâleme ücreti veharicî tesisat masrafı alınmaz.
Büyük Millet Meclisine onbeş, Riyaseticuınhur, Divanı Muhasebat,beher vekâlet için azâmi şartlar müstakil müdüriyeti umumiyeler içindörder.
Büyük Millet Meclisi Reisinin, Başvekil, Vekillerin, DivanıMuhasebat Reisinin, müsteşarlar ve müstakil müdürü umumilerin ve RiyaseticumhurveBaşvekâlet kalemi mahsus müdürlerinin hanelerine birer.
Umuru itfaiye için üç (mahallerini şehremaneti tâyin eder)."hükmü yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte uygulama için ışık tutacakniteliktedir.
Anlaşılmaktadır ki, hangi dairelerin telefonu parasız kullanacağı,başka bir anlatımla, telefon konuşma ücreti ödemeyeceği yukarda sözü edilenyasalarla belirlenmiş olup bunlar dışındakiler tam ücrete bağlıdır. Zaten 406sayılı Yasa'ya göre resmî daire ve makamlardan yalnızca iç kuruluş giderlerialınmaktadır. 1990 Bütçe Yasası'nın incelenen 13. maddesinin (a) fıkrasındakihüküm, bu fıkrada belirtilen yönetimlerle dairelerden PTT hizmetlerikarşılığında % 40 eksiğiyle ücret alınmasını öngörmekle, açıklanan yasa maddelerinideğiştirmektedir.
a) fıkrasınınikincive son tümcesinde Cumhurbaşkanlığı Dairesitelefonlarından onaltısı için hiçbir ücret tahakkuk ettirilmeyeceğiöngörülmüştür. Ücretsiz durumu amaçlayan bu düzenleme, yukarda sözü edilen 406,876, 1379, 3054 ve 3488 sayılı Yasaların öngördüğü iç kuruluş giderlerininalınmasınıkaldırmakla ve ücretsiz resmî telefonlara yenibirdüzenleme getirmekle buYasalarınilgilimaddelerini değiştirmiştir. Kaldıki, Bütçe Yasası, 876 sayılıYasa yürürlükte olmadığından, CumhurbaşkanlığıDairesi için yeni birdüzenlemegetirmiştir. Oysa, telefonların kuruluş ve ücretleri Bütçe Yasası'nın konusuolmayıp özel yasaların konusudur. Cumhurbaşkanlığı Dairesi telefonlarınınindirimli ya da ücretsiz olması, ücret kolaylığından yararlanacak telefonsayısıyla birlikte, özel bir Yasa'da belirlenmiştir. Bu husus, Anayasa'nın 161.maddesinin, "Bütçe kanununa,bütçe ile ilgilihükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz" biçimindeki son fıkrasına açıkça aykırıdır. Konunun BütçeYasası dışında düzenlenmesi zorunluluğu, PTT isletmesi Genel Müdürlüğü AnaStatüsü'nün 22. maddesiyle nasıl yapılacağı açıklanan uygulamayı dadoğrulamaktadır. Ayrık durumlar dışında tarife altı uygulamanın yönetmelikleyapılabileceğini gösteren bu hüküm şöyledir:
"Özel kanunlar ve Uluslararası anlaşmalar hükümleri saklıkalmak kaydiyle ücretsiz ve tarife altı uygulamada bulunulmasına ilişkinesaslar, Teşebbüs tarafından hazırlanıp, ilgili Bakanlıkça uygun görülecek veKoordinasyon Kurulunca kabul edilecek bir yönetmelikle tespit edilir.
Toplu İş Sözleşmelerine bu Yönetmeliğe aykırı hükümkonulamaz."
1927 yılında yürürlüğe konulan 1050 sayılı Muhasebe-i UmumiyeKanunu'nun 6. maddesindeki, bütçe, devletin ve ona bağlı kamu kuruluşlarınınyıllık gelir ve giderlerinin tutarını gösteren ve bunların uygulanmasıylayerine getirilmesine izin veren bir yasadır tanımı, Anayasa'nın 161.maddesindeki devletin ve KİT'ler dışındaki kamu tüzelkişilerinin harcamalarınaolanak veren düzenleme yapısıyla doğrulanmakta, Anayasa'nın 162. maddesininbütçenin görüşülmesineilişkinyöntemi, 163. maddesinin de bütçelerde değişiklikyapılabilme esaslarını özellikle belirtmesi, Bütçe Yasası'nın özelliğindenkaynaklanmaktadır. Öğretide, hukuksal niteliği konusundaki değişik görüşlerekarşın, bütçenin üzerinde birleşilen ve öbür yasalardan ayrılan özelliği, gelirtoplamaya ve gider yapmaya olur veren, kendine özgü yasalaşma yöntemi bulunan,yükümlülüklerin kapsam ve sınırıyla dayanaklarını içerenbiryasa oluşudur.Ekonomik, sosyal ve akçalı dengeleri sağlamaya elverişli biçimde kaynakdağılımını düzenlediği savunulan bütçe, ilişkin olduğu yıl için geçerlidir.Anayasa'nın 161. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi bütçe yasalarıöbür yasalardan ayrıdır. Bu anayasal ilkenin gereği olarak bir yasa kuralınasıl aynı nitelikte biryasa kuralıyla değiştirilebilirse bütçe yasaları daaynı biçimde hazırlanmış ve kabul edilmiş bir bütçe yasası değişikliğiyleyapılabilir ve bunun doğal sonucu olarakbiryasa kuralı bütçe yasası ile ya dabir bütçe yasası genel anlamda bir yasakuralıyla değiştirilip kaldırılamaz.Bütçenin uygulanmasıylailgili,uygulamayı kolaylaştırıcı ve yasa konusuolabilecekbirkuralı kapsamaması koşuluyla açıklayıcı nitelikte hükümler olarakanlaşılması gereken "bütçe ile ilgili hükümler" deyişi de birzorunluluğu göstermektedir.
Bir yasa kuralının bütçeden harcamayı ya da bütçeye gelirsağlamayı gerektirir nitelikte bulunması, mutlak biçimde "bütçe ileilgilihükümlerden"sayılmasına yetmez. Her yasada değişik türde gidere neden olabilecek kurallarbulunabilir. Böyle kuralların bulunmasıyla örneğin eğitim, savunma, sağlık,yargı, tarım, ulaşım ve benzeri kamu hizmeti alanlarına ilişkin yasalar veözellikle vergi yasaları "bütçeyleilgili hükümler" kabul edilirse, bukonulardaki devlet hizmetlerinin yeniden kurulması, bir vergi yükününgetirilmesi, bu konularda yürürlükteki yasaların değiştirilip kaldırılması içinbütçe yasalarına hükümler koymak yoluna gidilebilir. Oysa bu tür yasadüzenlemeleri, bütçenin yapılması ve uygulanması yöntemiyle ilişkisibulunmayan,yasakoyucununbaşka amaçla ve bütçeninkinden tümüyle değişik yöntemle gerçekleştirmesigereken yasama işlemleridir. "Bütçe ile ilgili hüküm" sözlerinedayanarak, gider ya da gelirle ilgili bir konuyu olağanbiryasa yerine bütçe yasasıyladüzenlemek ve yürürlükteki biryasanın gelir ya da gidere ilişkin kurallarınıbütçe yasası ile değiştirmek yönündeki uygulamalar Anayasa'nın 88. maddesininikinci fıkrasını ve 89. maddesini bu tür yasalar bakımından işlemez durumadüşürür ve özelliği nedeniyle yalnızca bütçelereilişkin olan 162. maddeyeAnayasakoyucu'nun amacına aykırıbirgenişlik ve genellik getirdiği gibi 163.maddenin uygulanmasını olanaksız kılar. Anayasa'nın 161. maddesinin amaç veereği, bütçe yasalarında, bütçe kavramı dışındaki konulara yer vermemek,böylece bütçe yasalarınıilgisizkurallardan uzak tutmak kendi yapısı içindebütünleştirmektir.
3595 sayılı Yasa'nın 13. maddesinin (a) fıkrasının, yürürlüktekiilgili yasaları değiştirdiği ve yürürlükten kalkmışbir yasa yerine yeni birdüzenleme getirerek bütçe ile ilgili hüküm taşımadığı belirgindir. Bütçeninuygulanmasını kolaylaştırıcı ya da açıklayıcı nitelikte olmayan, bütçeyleilgili bulunmayan, anayasal ilkeye, özellikle Anayasa'nın 161. maddesine aykırıolan (a) fıkrası iptal edilmelidir.
2.(b) Fıkrası'nın Anayasa'nın 161. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
İkiayrı hukuksal konumdaki kişilerintedavi ücretlerineilişkinhükümleriiçeren bu düzenleme, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 209. maddesi ile5434sayılıTürkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Yasası'nın geçici139. maddesindekidüzenlemelerlebağlantılıdır.İncelenen (b) fıkrası,bütçeile ilgili hükümlerdışında, salt başka yasaların konusu olacak hususları düzenlememekte, doğrudanbütçeyleilgili bulunan giderlerin yönteminde uyulacak ilkeyi saptamaktadır.Tedavi ve tedavi ücreti,ilgiliyasaların konusu olup bunlara yukarıdadeğinilmiştir.Tedavi sorumluluğu ile tedavi masrafının yükümlülüğü Bütçe Yasasıile düzenlenmiş değildir. Bütçe Yasası, yalnızca maddede sayılan tedavikurumlarında yapılan tedavilere ilişkinücretlerin bu kurumlara ödeme biçiminigöstermekte, bu durum da bütçeyleilgili bulunmaktadır. Yasa hükümlerinideğiştirme veilgili yasa konularına elatma gibi bir düzenleme söz konusudeğildir.Bütçe ile ne 657Yasa'nın ne de 5434 sayılı Yasa'nın tedaviyleilgilihükümlerideğiştirebilir. Bütçe Yasası olsa olsa sözüedilenYasalarınilgili hükümlerininuygulanmasıkapsamındaki ücret ödeme yöntemini açıklama niteliğinde bir biçim getirebilirve incelenen (b) fıkrası böyle anlaşılmak gerekir. Yoksa, bu fıkra 657 ve 5434sayılı Yasaların ilgili hükümlerini değiştiremez. Tedavi konusundaki üstünlükve önceliği olan kurallar, bu Yasalardır. Bütçe Kanunu'nun dava konusu olan 13.maddesinin (b) fıkrası hükmü sözügeçen yasalarda herhangi bir değişiklikyapmamıştır.
Açıklanan nedenlerle 3595 sayılı Yasa'nın 13. maddesinin (b)bendine yönelik aykırılık savı yerinde görülmediğinden bu konudaki iptal istemiREDDEDİLMELİDİR.
B. 3595 Sayılı Yasa'nın 16. Maddesinin Anayasa'ya AykırılığıSorunu:
Bu madde, il özel idareleriyle belediyelerin, bunlara ait ya dabunlarabağlı olmakla birlikte ayrı tüzelkişiliğiolankuruluşların;6183 sayılıAmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine bağlı borçlanvehangi nedenle olursa olsun Hazine'ye şimdi olan ve bundan sonra olacakborçlarıyla 233 Sayılı KHK kapsamındaki kamu iktisadî teşebbüsleri ile KamuOrtaklığı Fonu'na olan borçlarından Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ya daToplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi'nce belirlenecek miktarların Maliye veGümrük Bakanlığı'nın istemi üzerine İller Bankası'nca2.2.1981günlü, 2380 sayılıYasa'ya göre bu idarelere dağıtılacak paydan kesilerek belirlenecek hesaplaranakden ya da hesaben ödeneceğini öngören (a) fıkrasından sonra aynı doğrultuda3030 sayılı Yasa'ya göre ayrılacak paylardan kesmek ya da borçlarına mahsupetmek için Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na yetki veren (b) fıkrası vebelediyelere satmış olduğu elektrik bedellerinin zamanında ödenmeyenkısımlarını26.5.1981günlü, 2464 sayılı Yasa'nın 34. ve sonraki maddelerigereğince ilgili belediyelere ödenmesi gereken Elektrik ve Havagazı TüketimVergisi'nden mahsupyoluyla kesmek içinTürkiye Elektrik Kurumu'nu yetkili kılan(c) fıkrasından oluşmaktadır.
Dava dilekçesinde, 2380, 3030, 6183, 2464, 277 ve 1580 sayılıYasa'-larla İcra ve İflas Yasası'nı ve ilgili öbür yasaları doğrudan ya dadolaylı biçimde değiştirdiği ileri sürülen inceleme konusu 16. maddenin aynızamanda Anayasa'nın 127. maddesine de aykırı olduğu savı yer almaktaysa dakonununbütçeylesınırlı olması, kuruluş yapısı, vesayet sistemi gibi konuların dışında kalması,özetle yalnız 161. maddeye göre incelemeyi zorunlu kılmaktadır.
Yasa'nın 16. maddesinin içeriği özetlenen her üç fıkrası daAnayasa'nın 161. maddesi bakımından ayrı ayrı değerlendirilecektir.
1. (a) Fıkrasının Anayasa'nın 161. Maddesi Yönünden incelenmesi:
2.2.1981 günlü, 2380 sayılı "Belediyelere ve İl Özelİdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi HakkındaKanun"un "Payların Hesaplanması ve Dağıtımı" başlığını taşıyan1. maddesi şu hükmü içermektedir:
"Genel bütçeli vergi gelirleri üzerinden belediyelere % 9.25,İl Özel İdarelerine % 1.70 nispetinde pay verilir.
Bu paylar, gelir saymanları tarafından aylık olarak hesaplanıptahsil edilen ayı takip eden ay sonuna kadar İçişleri Bakanlığı emrinde ayrıhesaplara kaydolunmak üzere İller Bankası'na yatırılır."
Maddenin bundan sonraki fıkralarında, payların hesaplanmasına vedağıtımına ilişkin düzenlemeler yer almakta, yedinci fıkrasında ise İllerBankasının;
"...kendisine borçlu belediye ve il özel idarelerinin vadesigelmiş borç taksitlerini genel bütçeden bu idarelere ayrılan paylardan kesmeyeyetkili" olduğu belirtilmektedir.
Görüldüğü gibi, İller Bankası'nın belediyeler ve il özel idareleripaylarından mahsup yapabilme yetkisi, bu idarelerin yalnızca İller Bankası'naolan vâdesi gelmiş borç taksitleri için Öngörüldüğü halde, Bütçe Yasası'nınincelenen 16. maddesinin (a) fıkrasıyla bu hüküm genişletilerek, bu idarelerindevlete ve diğer kamu kurumlan ile KİT'lere olan mevcut ve hattâ doğacakborçları için de bankaya bu yetkiyi vermektedir. Bunun sonucu olarak 2380sayılı Yasa'nın 1. maddesinin yedinci fıkrasına yeni bir hüküm daha eklemişolmaktadır.
Öte yandan, dava konusu olan bu fıkrada belediyeler ve özelidarelerin6183 sayılı Yasa'ya bağlı borçları için de, aynı biçimde genel bütçevergi gelirleri toplamı üzerinden alacakları paylardan mahsup öngörülmüştür.
Oysa, 6183 sayılı "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanun"un 37. maddesi, kamu alacaklarının özel yasalarında belli edilenzamanlarda ödeneceğini belirttikten sonra, böyle bir ödeme zamanı saptanmamışkamu alacaklarının hangi usullere göre ödeneceği gösterilmiştir.
Bu Yasa'nın 48. maddesinde kamu alacağının tecil edilebilmesi, 49.maddesinde de tehir edilebilme, taksite bağlama koşulları düzenlenmiştir.Budurumda, dava konusu 16. madde, belediyeler ve il özel idarelerinin yadabunlara ait veya bağlı kuruluşlarının 6183 sayılı Yasa kapsamında gerekHazineye olan borçlan, gerek 233 sayılı KHK kapsamına giren kamu iktisadîteşebbüslerine ve Kamu Ortaklığı Fonu'na olan her tür borçları için, genelbütçe vergi gelirlerinin sağlanan toplamı üzerinden 2380 sayılı Yasa uyarıncaalmaları gereken paylardan mahsup öngörmekle, 6183 sayılıYasa hükmünü debuidareler bakımından l yıl için değiştirmektedir.
Ayrıca, 29.6.1938 günlü, 3533 sayılı Yasa'ya göre, "Umumî,mülhak ve hususî bütçeler ile idare edilen daireler ve belediyelerlesermayesinin tamamı Devlete veya belediyeye veya hususî idarelere ait olandaire vemüesseseler açısından da çıkan ihtilâflardan adliye mahkemelerininvazifesi dahilinde bulunanlar"ın bu yasada yazılı tahkim usulüne göreçözümleneceği belirtilmektedir. Söz konusu 16. maddenin (a) fıkrasınıngetirdiği düzenleme, borçlarını kaynakta payından kesme yetkisini MaliyeBakanlığı'na vermekle, anlaşmazlığın çözüm yerini ve yöntemini, dolayısıyle3533 sayılı Yasa hükmünü de değiştirmiş olmaktadır.
Böyle olunca, (a) fıkrası hükmü, bütçeyle ilgili hüküm dışı birnitelik taşımakta olup, bu nedenle de Anayasa'ya aykırı düşmektedir.
2. (b) Fıkrası'nın Anayasa'nın 161. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
27.6.1984 günlü, 3030 sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin YönetimiHakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'unBüyük Şehir Belediyelerinin gelirlerini düzenleyen 18.maddesinin (a)fıkrasında, büyük şehirbelediyelerinin payıyla ilgili olarak şu hüküm yeralmaktadır:
"(a) 2.2.1981tarih ve 2381 sayılı Belediyelere ve İl Özelİdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun ile ekvetadillerinegöre Genel Bütçe Vergi Gelirleri tahsilat toplamı üzerindenilçebelediyelerine verilmesi gereken paylardan Bakanlar Kurulunca belirlenecekoranlar dahilindeayrılarak İllerBankasına gönderilecek pay".
Görüldüğü üzere 3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin (a) fıkrasındahangi esaslar çerçevesinde oluşacağıbelirtilenbu paydan, Bütçe Yasası ilegetirilen düzenlemede Maliye Bakanlığı'nın istemi üzerine İllerBankası'nca,gerek belediyenin ve belediyeye ait ya da bağlı kuruluşlarının borçlan,gereksevergileri için mahsup öngörülmektedir.
16. maddenin (a) fıkrasıylailgiliAnayasa'ya aykırılıkincelemesinde belirtildiğigibi,İller Bankası'nın mahsup yapabilme yetkisi, 2380sayılı Yasa'nın 1. maddesinde yalnız belediyelerin bankaya olan ve vâdesigelmiş borçlar bakımından kabul edilmesine karşın, (b) fıkrası bunu genişletenyenibir hükümniteliğitaşımaktadır.
Yukarıda da değinildiği gibi Maliye Bakanı'na büyükşehirbelediyesinin borçları için kaynakta kesmeyetkisitanınması, böyle biranlaşmazlığın çözümlenmesinin hakem aracılığıyla ve usul hukuku hükümlerinegöre yapılacağını öngören 3533 sayılı Yasa'nın 4. maddesini de l yıliçindeğiştirmektedir.
Öte yandan, büyükşehir belediyelerinin ödemeleri gerekenvergilerin tarh ve tahsil usulü, o vergilerle ilgiliözel yasalardagösterilmiştir. Getirilen bu düzenleme ile o hükümlerin uygulanması bertarafedilmekte, dolayısıyla kaynakta mahsup yolu ile yeni bir vergi alınması yöntemigetirilerek mevcut hükümler değiştirilmiş olmaktadır. Örneğin, 197 sayılıMotorlu Taşıtlar Vergisi Yasası'nın "İstisnalar"ı düzenleyen 4.maddesinde, belediyelere bağlı olup ayrı tüzelkişiliği bulunan işletmeler adınatescilli motorlu taşıtların bu vergiye bağlı olduğu belirtilmekte, 9.maddesinde de salma (tarh),tebliğ ve ödenmesi gösterilmektedir. BütçeYasası'nın dava konusu 16. maddesinin (b) fıkrası, vergileri paylardan mahsupetmek olanağını vermekle 197 sayılı Yasa'nın sözü edilen hükmünü dedeğiştirmektedir. Bütçe Yasası ile başkabir yasa kuralını değiştirmek yolunuAnayasa kapatmıştır. Bu durumda, incelenen (b) fıkrası, açıklanan nedenlerlebütçeyle ilgili hüküm niteliğinde bulunmadığından Anayasa'nın 161. maddesineaykırıdır.
3. (c) Fıkrası'nın Anayasa'nın161.Maddesi Yönünden İncelenmesi:
Bu fıkranın tanıdığıyetki, 26.5.1981 günlü, 2464 sayılı BelediyeGelirleri Yasası'nın 34. maddesinde, belediye sınırları ve mücavir alanlariçinde elektrik ve havagazıtüketiminin,Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi'nebağlı olduğunun belirtilmesinden sonra bunları üreten kuruluşların vergiyibildirmeve ödemelerineilişkin39. maddesindeki "Elektrik ve Havagazım dağıtankuruluşlar tahsil ettikleri vergiyi, tahsil tarihini takibeden ayın 20 nci günüakşamına kadar belediyeyebir beyanname ile bildirmeye ve vergiyi aynı süredeödemeye mecburdurlar. Elektrik ve havagazı işleri bütçesi içinde yer alanbelediyeler bu hükümden müstesnadır." hükmünü de değiştirmektedir. Böylebiruygulama Anayasa karşısında geçerli sayılamaz.
Anlaşılmaktadırki,3595 sayılı Yasa'nın 16. maddesi, tümüylebütçeyle ilgili olmayan bir düzenlemedir. 2380, 6183, 3533 ve 2464 sayılıYasalarda değişiklikler yapan bu madde, süreklilik taşıyan kuralları bir yıliçindeğiştirmekleyeni bir uygulamaya yolaçmaktadır. Daha önce, bütçeyle ilgilihükümlerkavramını, salt akçalı hükümler olarak değil, bütçenin uygulamasıyla ilgili,uygulamayı tamamlayıcı ve kolaylaştırıcı ya da Yasa konusu olabilecek yenibirkuralniteliğinde olmamak koşuluyla açıklayıcı kurallar olarak almanın uygun düşeceğibelirtilmişti.Anayasa Mahkemesi'nin birçokkararında yinelenip vurgulanan vebağlayıcılığı olan bu yargının aksine, bütçe yasasıyla, yasaların gelirle,giderlerle ya da bütçe yasalarının hazırlanması ve uygulanmasıyla doğrudan veyadolaylıilgili bulunan kuralların değiştirilmesi yolundaki uygulama, buniteliktekiyasalarbakımından Anayasa'nın 87. ve 89. maddelerini işlemez duruma sokar, Başlıcaereği, bütçe yasalarını yapısına aykırı yabancı kurallardan ayıklamak vebirsıkıdüzenebağlayarak yalnızca bütçeye ilişkin konuları içermesini sağlamak olanAnayasa'nın 161. maddesi, öbür yasa kurallarını değiştiren, onların alanına vekonusuna elatan bütçe yasası kurallarına açık engeldir.
Bu nedenlerle, 3595sayılıYasa'nın 16. maddesi İPTAL edilmelidir.C-3595Sayılı Yasa'nın 17. Maddesinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:
(a) ve (b) fıkralarından oluşan bu madde, 2380 ve 3030 sayılıYasa'lar uyarınca genel bütçe gelirleri tahsilat toplamı üzerinden belediyelereayrılan payların % 10'unu bütçeye gelir yazmayave bütçenin (930-08-3-309-900)yedeködenek tertibine konulan ödenekler, nüfuslar ve kalkınmışlık dereceleri gibiölçülerle belediyelere dağıtımda bulunmaya Maliye ve Gümrük Bakanı'nı yetkilikılmıştır.
Maddenin iki fıkrası da iptal istemine dayanarak yapılan Anayasamaddesiyönünden ayrı ayrı ele alınmıştır.
1. (a)Fıkrası'nınAnayasa'nın161.Maddesi Yönünden İncelenmesi:
2.2.1981günlü, 2380 sayılı "Belediyelere ve İl Özelİdarelerine Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında"Yasa'nın "Payların hesaplanması ve dağıtımı" başlığım taşıyan 1.maddesinde; "Genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerindenbelediyelere % 9.25, il özel idarelerine % l .70 nispetinde payverilir.
Bu paylar, gelir saymanları tarafından aylık olarak hesaplanıptahsiledilen ayı takip eden ay sonuna kadar İçişleri Bakanlığı emrinde ayrıayrıhesaplara kaydolunmak üzereİllerBankası'na yatırılır." denildiktensonra payların dağılımıgösterilmekte, 2. maddesinde ise şu hüküm yer almaktadır:
"Belediye ve İl Özel İdare paylarım lincimaddede yazılı süreiçinde İller Bankasına yatırmayan gelir saymanlarından gereken meblağlar % 10fazlasıyla tahsil olunur."
27.6.1984 günlü, 3030 sayılı "Büyük Şehir BelediyelerininYönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulüHakkında" Yasa'nın büyükşehir belediyesinin gelirleri ile ilgili 18.maddesi bu gelirlerin neler olduğunu saymakta, (a) fıkrası da alacaklarıpaylara ilişkin şu hükmü içermektedir:
"a) 2.2.1981 tarih ve 2380 sayılı Belediye ve İl Özelİdarelerine GenelBütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun ile ekve tadillerine göre Genel Bütçe Vergi Gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ilçebelediyelerineverilmesi gereken paylardan Bakanlar Kurulunca belirlenecekoranlar dahilindeayrılacakİllerBankasınca gönderilecek pay".
Görüldüğü gibi, 2380 ve 3030 sayılı Yasa'lar hem belediyelereverilecek payların ne miktarda olacağını, nasıl dağıtılacağını göstermekte, hemde belirlenen sürede bunları İller Bankası'na yatırmayan gelir saymanlarından%10 fazlasıyla tahsil olunacağım öngörmektedir.
3595 sayılı Bütçe Yasası'nın 17. maddesinin (a) fıkrası;büyükşehir belediyelerinin 3030 sayılı Yasa'nın 18. maddesinin (a) fıkrasınagöre, belediyelerin ise 2380 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca, almaları gereken ve miktarları belirlenen paylarının % 10'unu keserekbütçeye gelir olarak kaydetme yetkisini Maliye Bakanına vermekle, değinilenyasalarınpaylan düzenleyen maddelerini değiştirmiş olmaktadır.
Bütçe Yasası'nın 17. maddesinin incelenen (a) fıkrası, bütçeninuygulanmasıyla ilgilibirhüküm niteliğinde olmayıp, içeriğiyle yürürlükteki biryasa kuralını ekleme yoluyla değiştirmekle Anayasa'nın 161. maddesine aykırıdüşmektedir.
2. (b) Fıkrası'nın Anayasa'nın 161. Maddesine Aykırılığı Sorunu:
Yukarıda adı belirtilen 2380 sayılı Yasa'nın belediyelerin genelbütçe vergi gelirlerinden alacakları payların nasıl dağıtılacağını ayrıntılıbiçimde gösteren 1. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği düzenleme şöyledir:
"İller Bankasında her ay sonuna kadar toplanan belediyelerpayının, genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamının % 6'sına tekabül edenbölümü banka tarafından İçişleri Bakanlığınca bildirilecek son genel nüfussayımı sonuçlarına göre büyük kent belediyeleri dışındaki, belediyelere dağıtımıplânlanır. "Öte yandan yine bu maddede, belediyelerin paylarından belirlioranlarda oluşturulan fonlar ve bunların nasıl kullanılacağı da gösterilmiştir.Şöyleki:
İllerBankasında toplanan belediyeler payının, genel bütçe vergigelirleritahsilat toplamının % 3'ünü tekabül, eden bölümü Bayındırlık ve İskânBakanlığı emrinde "Belediye Fonu" olarak İller Bankasındaki birhesapta toplanır.
Bu Fon'dan nüfusa bakılmaksızın bütün belediyelerin, İllerBankasının yıllık yatının programına giren haritaları, imar plânları, bilcümletesisleri ve bunlara ait projeler için Bayındırlık ve İskân Bakanlığıncahazırlanıp Resmî Gazete'de yayınlanacak yönetmelikteki esaslara göre tahsistebulunur.
Bu Fon'un % 2'si Boğaziçi İmar Müdürlüğü payı olarakayrılır;......
.................................................................................................
(Değişik: 4.12.1985-3239/130 md.) Genel bütçe vergi gelirleritahsilat toplamının % 0,25'ine tekabül eden kısmı Belediyelere, % 0,30'unatekabül eden kısmı İl Özel İdarelerine ait paylardan alınarak teşkil olunacaktoplam % 0,55'lik kısmı hizmetleri, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı emrinde"Mahalli İdareler Fonu" olarak İller Bankasında açılacak bir hesaptatoplanır.
(Değişik: 4.12.1985-3239/130 md.) Bu fonun genel bütçe vergigelirleri tahsilat toplamının % 0,15'ine tekabül eden kısmı Bayındırlık veİskân Bakanlığınca belediyelerin imar uygulamalarında, % 0,40'ına (1986 yılında% 0,30'una) tekabül eden kısmı da İçişleri Bakanlığınca mahallî idareleriçinkullanılır.
Mahallî İdareler Fonu'nun dağıtım ile ilgili Bakanlıklartarafından hazırlanarak Resmî Gazete'de neşredilecek yönetmelikteki objektifkriterler gözönünde bulundurularak yapılır. Dağıtım esaslarının tespitinde,kalkınmada öncelikli bölgelere ağırlıkverilir."
Bu hükümlerin karşılaştırılması, Bütçe Yasası'yla, 2380 sayılıYasa'nın belediyelere pay verilmesine ilişkin 1. maddesinin üçüncü fıkrasınındeğiştirildiğini ortaya koymaktadır. Oysa, bir anayasal ilke niteliğini kazananbiçimde bütçe yasalarında öbür yasaların hükümlerini değiştiren ya da kaldıranhükümlerin bulunamayacağı yukarda birkaç kez belirtilmişti. İncelenen (b)fıkrası da bu hususu gözardı ederek Anayasa'nın 161. maddesine aykırı birdüzenleme niteliğindedir.
Açıklanan bu nedenlerle, 3595 sayılı Yasa'nın 17. maddesi İPTALedilmelidir.
D. 3595 Sayılı Yasa'nın 60. Maddesinin Anayasa'ya AykırılığıSorunu:
Kararın "Yasa Metinleri" bölümüne olduğu gibi alınan bumaddenin
(a) fıkrasıyla 828 sayılı İthalde Alınacak Damga Resmi HakkındaYasa ile değişikliklerinin yürürlük süresi 31.12.1990 gününe kadar uzatılmakta,(b) fıkrasıyla da 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici 10. maddesinin1990 yılında da uygulanacağı belirtildikten sonra vadeli satışlardan 1990yılından sonra yapılacak tahsilatların sermayeye eklenmesi durumunda bu hükmünuygulanmayacağı öngörülmektedir. 1989 yılında beyan edilen kazançlar içingeçerli olan "Temel Gösterge Tutarları" ile "Hayat StandardıGösterge Tutarları" yörelere göre ayrı ayrı gösterilmekte, 1989 yılınailişkin olup da 1990 yılında beyan edilmesi gereken kazançlara uygulanacakgösterge tutarları da uygulama oranlan, koşullarıyla birlikte belirtilmekte,Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na tanınan belirleme yetkisi açıklandıktan sonragerçek usulde gelir vergisikapsamındaki kazanç sahipleri ile serbest mesleksahiplerinin beyan edecekleri kazançlar hakkında yapılacak hesaplamadagözetilecek hususlara yer verilmektedir.
Dava dilekçesinde bu maddenin, Anayasa'nın 2., 5., 7., 10., 13.,73., 153. ve 161. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Önce yapıldığı gibi maddenin fıkraları, doğrudan ilgili bulunulan161. madde yönünden irdelenmiştir.
1- (a) Fıkrası'nın Anayasa'nın 161. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
Bu fıkrayla 828 sayılı Yasa ve değişikliklerinin 31.12.1990'akadar uzatılan yürürlük süresini değerlendirirken sözü edilen 828 sayılıYasa'nın 7. maddesindeki "Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer veikinci Beş Yıllık Plân Dönemi sonu olan 31 Aralık 1972 tarihine kadaruygulanır. (1)" hükmünün (1) no.lu dipnotunda gösterilen süre uzatmalarıanımsandığında, sonuncusunun 11. maddesiyle bu Yasa'yı 31.12.1988'e kadaruzatan29.12.1988günlü, 3405 sayılı Yasa olduğu görülmektedir. 1989 yılında da3512 sayılı Bütçe Yasası'nın 60. maddesiyle 31.12.1989'a kadar uzatma yoluna gidilmiştir.Böylece, 828 sayılı Yasa'nın yürürlük süresi 1648, 2109, 2769 ve 3405 sayılıYasalarla birçok kez uzatılmıştır.
Daha Önce debelirtildiğigibi,Anayasa'nın 87. maddesi "Kanunkoymak; değiştirmek ve kaldırmak" işi ile "bütçe ve kesinhesaptasarılarını görüşüp kabul etmek" işini ayrı nitelikte işlevlersaydığından değişik biçimde belirlemek ve adlandırmak yolunu seçmiştir. Nitekimbu alanlardan birincisini 88., 89. maddelerde, diğerini ise 161., 162., 163. ve164. maddelerinde düzenlemiştir. Bu nedenle, bütçe yasalarını öteki yasalardanayrı tutan Anayasa ilkesi karşısında,biryasa kuralının ancak aynı nitelikte birbaşka yasa kuralı ile değiştirilebilmesi ya da kaldırılabilmesi gerekir. Tersibir uygulamanın Anayasa'nın 88. ve 89. maddelerini işlemez duruma getireceğiaçıktır.
Dava konusu (a) fıkrasıyla getirilen hüküm, İthalde Alınacak DamgaResmi Hakkında Yasa'nın yürürlük maddesini süreyi uzatarak yenidendüzenlemekte, böylece kendine özgü kimi kurallara uyularak görüşülüpkabuledilen bütçe yasasıyla genel anlamdaki bir yasa kuralını değiştirmektedir. Bunitelikte bir düzenleme, bütçenin uygulanmasına ilişkin bir hüküm sayılamaz.Uygulamaya ilişkin bir kural niteliğinde olsa bile, yürürlükteki bir yasakuralını değiştiremez, kaldıramaz ya da bir yasa konusunda yenibir hükümgetiremez. Bu zorunluluklara uymayan (a) fıkrasının Anayasa'nın 161. maddesineaykırılığı açıktır.
2- (b) Fıkrası'nın Anayasa'nın 161. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
Bu fıkrayla ilgili3.6.1949 günlü, 5422 sayılı Kurumlar VergisiYasası'-nın geçici 10. maddesi şöyledir:
"Geçici Madde 10- (Ek: 4.1.1984-2970/6. md.)
(Değişik birinci fıkra: 25.3.1987-3332/14. md.) Tam mükellefiyetetabi kurumların iştirak hisselerinin veya gayrimenkullerinin 1987, 1988 ve 1989yıllarında satıştan doğan kazançların tamamının satışın yapıldığı yılda kurumsermayesine ilave edilmesi, anonim şirketler yönünden sermaye artırımınedeniyle çıkarılacak hisse senetlerinin nama yazılı olması ve en geç altı ayiçinde borsaya kote ettirilmesi şartıyla sermayeye eklenen bu kazançlar,kurumlar vergisinden müstesnadır. Şu kadar ki, vadeli satış nedeniyle kazancıntamamının aynı yıliçinde ödenmiş sermayeye dönüştürülme-mesi halinde ödenennakdi sermaye kadar istisnadan yararlanır ve bu satıştan doğan kazanca ulaşıncayakadar her yılödenen nakdi sermayekurum kazancından indirilir.
Satışın yapıldığı yılı takip eden ikinci yılın sonunda ödenmişsermayeye dönüştürülmeyen kazanç için istisna uygulanmaz.
Bu kazançların sermayeye ilâvesi kâr dağıtımı sayılmaz vesermayeye ilâve edilen kazançlar Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesine göretevkifata tabi tutulmaz.
Şu kadar ki, menkul kıymet veya gayrimenkul ticareti ile uğraşankurumların, bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından eldeettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.
(Değişik: 4.12.1985-3239/80. md.) Sermayeye eklenen bu kazançlarınbeş yıl içinde herhangi bir surette işletmeden çekilmesi veya işletmelerintasfiyesi halinde bu kazançlar o yılın kazancı sayılarak vergiye tâbi tutulur.
(Ek: 4.12.1985-3239/80. md.) 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa yada özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler, ortağın sahip olabileceği enfazla pay tutarı dikkate alınmaksızın istisnadan yararlanırlar. Ancak,, iştirakhisseleriyle gayrimenkullerin satışından doğan kazanç sermayeye eklenmeyereközel bir fon hesabında gösterilir ve hiç bir şekilde ortaklara dağıtılmaz,kooperatifin amaçlarının gerçekleşmesinde kullanılır.
(Ek: 25.3.1987-3332/14. mad.) Bu maddenin uygulanması dolayısıylaborsaya kote ettirilecek hisse senetleri için, hisse senetlerini çıkaranşirketin kârlılığı aranmaz. Türk Ticaret Kanununun 391 inci maddesinin busuretle gerçekleştirilecek sermaye artırımına aykırı hükümleri uygulanmaz."
Görüldüğü gibi madde kurumlar vergisinde kimi ayrılıkların hangidurumlarda ve nasıl uygulanacağını göstermektedir. Bütçe Yasası'nın dava konusu60. maddesinin (b) fıkrası ile getirilen hüküm, Kurumlar Vergisi Yasası'nınyukarıdaki maddesinin 1990 yılında da uygulanacağını belirtmektedir. Oysa,geçici olduğu Yasa metninde belirtilen ve ayrık durumları düzenleyen bu madde1987, 1988 ve 1989 yıllarında uygulanması öngörülenbir hükmü içermektedir.
Bütçe Yasası'nın 60. maddesinin (b) fıkrasıyla 1989 yılındaişlevimtamamlayan bu hükme, yeniden uygulanacağı öngörülerek, hayatiyetkazandırılmaktadır. Bütçe yasalarıyla, yürürlükteki yasa kurallarıdeğiştirilemez, kaldırılamaz ve yeni kurallar konulamaz. Kurumlar VergisiYasası'na yeni bir kural ekleme niteliğindeki (b) fıkrası Anayasa'nın 161.maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
3- (c) Fıkrası'nın Anayasa'nın 161. Maddesi Yönünden İncelenmesi:
Bu fıkra, Anayasa Mahkemesi'nin7.11.1989 günlü, Esas 1989/6, Karar1989/42sayılı kararıyla iptal edilen3.12.1988günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 18.maddesinin içeriğine benzer bir kuraldır. 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'nageçici 32. maddeyi ekleyen söz konusu 18. madde ile l".1.1988-31.12.1988arasında Gelir Vergisi Yasası'nın mükerrer 116. maddesine ilişkin uygulamalarıdüzenlemekteydi. İncelenen (c) fıkrasıisebu mükerrer maddeyi 1990 malî yılıiçin değiştirmektedir.
31.12.1960günlü, 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'nın "HayatStandardı Esası" başlıklı değişik mükerrer 116. maddesi şöyledir:
"Mükerrer Madde 116.- (Ek: 31.12.1982-2772/15. md.) Gerçekusulde Gelir Vergisine tabi ticarî, ziraî ve meslekî kazanç sahiplerinin beyanettikleri gelir (Zarar beyan edilmesi hali dahil) 120.000 liraya (Ziraî kazançsahipleriile ikinci sınıf tacirleri için 90.000 liraya) aşağıda belirtilen hayatstandardı göstergelerine göre belirlenen ilâvelerin yapılmasından sonrabulunacak tutardan düşük olduğu takdirde, bu şekilde tesbit olunan tutarlardan31 inci maddedeki indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar tarhına esas alınır.(Ek: 4.12.1985-3239/ 68. md.) Şu kadar ki;ticarî,ziraî ve meslekî kazançsahiplerinin bu faaliyetleri dolayısıyla hayat standardı esasına göre vergitarhına esas alınacak geliri, yukarıda yazılı tutarlardan aşağı olamaz.
Hayat Standardı Göstergeleri
İlave Edilecek Tutar
1. Mükellefin kendisine, eşine, çocuklarına bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilere ait özel binek otomobillerinin her biri için (İşletmelerinde kayıtlı olanlar dahil);
a) Silindir hacmi 1600 (dahil) cc'ye kadar olanlarda
b) Silindir hacmi 1601 (dahil) cc'den 1900 cc'ye kadar olanlarda
c) Silindir hacmi 1901 (dahil) cc'den fazla olanlarda
60.000 lira
90.000 lira
180.000 lira
Hayat Standardı Göstergeleri
İlave Edilecek Tutar
2. Mükellefin kendisi, eşi, çocukları ve bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler tarafından bizzat kullanılan birden fazla binalardan (Bağımsız bölümler,katlar, sayfiye ve dinlenme evleri dahil):
a) Mülkiyeti yukarıda sayılan kişilere ait olanların her
biri için
b) Kiralanmış olanlardan (tatil amacı ile gidilen otel,motel ve benzerleri dahil) her biri için
Yıllık emsal kira bedelinin yarısı
60.000 lira
Hayat Standardı Göstergeleri
İlave Edilecek Tutar
3. Mükellefin kendisine; eşine, çocuklarına ve bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilereait(işletmeye kayıtlı olanlar dahil) her bir
a) Hava taşıtı, yat, kotra, sürat teknesi için
b) On beygir gücü üstünde motorlu diğer özel tekneler
için
600.000 lira
120.000 lira
4. Özel hizmetlerde devamlı ve ücret karşılığı çalıştırılan:
a) Şoför, mürebbiye, aşçı, hizmetçi, bahçıvan ve benzerlerinin her biri için
b) Kaptan, pilot ve benzerlerinin her biri için
120.000 lira
600.000 lira
5. Yarış atı yetiştirenlerden herbiryarış atı için (taylar dahil)
120.000 lira
6. Turistik amaçlı yurt dışı seyahatlerde, seyahate katılan mükellefin kendisi, eşi, çocukları ve bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerden herbirinin seyahati için
180.000 lira
(Değişik: 4.12.1985-3239 / 68. md.) Yukarıda yer alan asgarihadlerdir. Bu tutarların on katı ise, uygulanacak azami hadleri teşkil eder.
(Değişik:4.12.1985-3239/68. md.)Bakanlar Kurulu, bu maddedebelirtilen tutarları, azamî hadleri aşmamak şartıyla, her birini ayrı ayrı veyatopluca her yıl artırmaya yetkilidir. Bu yetki kazanç ve faaliyet konularıitibariyle de kullanılabilir.
Yıl içinde işe başlayan veya işi bırakan mükellefler içinfaaliyette bulunulan süreler gözönünde tutulur.
Bu madde, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarmaişlerinde işin devam ettiği yıllar için geçerli olan gösterge tutarlarıgözönüne alınarak topluca uygulanır.
Bumaddeye göre yapılacak tarhiyata itiraz, tahakkuk eden verginintahsilini durduramaz. Ancak, Danıştay ve vergi mahkemelerince bu davalaröncelikle ele alınır ve dosyanın tekemmül ettiği tarihten itibaren en geç biray içinde karara bağlanır. (Yedinci fıkraMülga: 3.12.1988-3505/34. md.).
88. maddeye göre yapılacak zarar mahsubu ile 89 uncu maddeye göreyapılacak indirimler yalnızca bu madde gereğince tespit edilecek geliri aşangelir kısmı için mümkündür.
(Değişik:18.4.1984-2995/2. md.) Vergi incelemeleri ile tespitedilenmatrah farkları üzerinden veya 111, 112, mükerrer 112 nci maddelere göreyapılacak tarhiyat, tarhiyata konu olacak farkların bu maddeye göre hesaplanangeliri veya bu gelire isabet eden vergiyi aşan kısmına inhisar eder."
Mükerrer 116 ncı maddenin birinci fıkrasında yer alan temelgösterge tutarlarından 120.000 liralık had, 800.000 liraya; 90.000 liralık had450.000 liraya yükseltilmiş aynı fıkranın hayat standardı göstergelerineilişkin lira karşılığı tutarları;4.12.1985 günlü ve 3239 sayılı Yasa'nın 68inci maddesiyle bir kat artırılmıştır.
Ayrıca bu 116. maddede yer alan miktarlar ve gösterge tablosundakigösterge tutarları 1986 yılı ve sonraki yıllargelirlerine uygulanmak üzere9.12.1986günlü ve 86/11306 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla bir katartırılmıştır.
Bakanlar Kurulu'nun 28.12.1988 günlü, 88/13642sayılı kararıyla bumaddedeki "hayat standardı temel gösterge" ve "hayat standardıgösterge" tutarları 1988 ve sonraki yıl gelirlerine uygulanmak üzereyeniden saptanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Yasası'nın mükerrer 116.maddesinde hayat standardı konusundaki ilke ve koşullar ayrıntılı biçimdebelirlenmiş olup, yükümlülerin gireceği gruplar, göstergeler, hesaplanmayöntemi, alt ve üst sınırlarla Bakanlar Kurulu'na verilen yetkiler açıkçagösterilmiştir.
Dava konusu, 60. maddenin (b) fıkrasının 1 no.lu bendi ile getirilendüzenlemede; 1989 yılında beyan edilen temel gösterge ve hayat standardıgösterge tutarları serbest meslek ve ticarî kazanç sahipleri açısından yöreleregöre farklıtespit edilmekte ve mükerrer 116. maddedeki miktarlarartırılmaktadır.
116. maddenin, gerçek usulde gelir vergisi kapsamındaki ticarî,ziraî ve meslekî kazanç sahiplerinin tümü için hayat standardı esasımöngörmesine karşın, dava konusu hükmün (b) fıkrasının l no.lu bendi, yalnızcaticarî ve meslekî kazanç sahipleri için bu esasın uygulanacağını belirtmekte veböylece farklı bir düzenleme getirmektedir.
3595 sayılı Bütçe Yâsası'nın 60. maddesinin 2 no.lu bendinde ise;1989 yılına ilişkin olup 1990 yılında beyan edilmesi gereken kazançlarauygulanacak temel gösterge ve hayat standardı göstergesi(l.bentte yer alan)tutarlarının % 70 arttırılarak uygulanacağı;
- Büyükşehir belediyesi olan illerde, bu belediye sınırları içindefaaliyette bulunan yükümlülerintemel gösterge tutarlarının (i) alt bendiuyarınca (yani % 70), diğer yöreler için % 20 oranında artırılarakuygulanacağı,
- Altın imalâtı ya da ticareti ile uğraşanlar bakımından,büyükşehir belediye sınırları içinde olanlar için veya diğer yöreler içinbelirlenen temelgösterge tutarlarının % 50 oranında artırılacağı,
- Temel gösterge tutarlarının yükümlülerin ticarî ve meslekikazançları için ayrı ayrı, hayat standardı gösterge tutarlarının ise aile reisibeyanları da içinde olmak üzere bir kez uygulanacağı,
- Yeni işe başlayan yükümlülerde, temel gösterge tutarlarınınyarısının dikkate alınacağı,
- Yükümlülerin kendilerine, eşlerine ya da çocuklarına ait gelirvergisine bağlı gelirlerini (ayrık durumlar saklı olmak üzere)belgelendirmeleri durumunda temel gösterge tutarlarına düşen kısım dışındaolmak koşuluyla bu esaslara göre yapılan tarhiyatın Vergi Usul Yasası'na göredüzeltilebileceği,
- 506 sayılı Yasa'nın geçici 220. maddesine göre kurulanlar daiçindeolmak üzere yasayla kurulu sosyal güvenlik kurumlarından kendilerine aitemekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı alanların, bu hususu belgelendirmeleridurumunda hayat standardı esasına göre yapılan tarhiyatın temel göstergetutarının da, sözü edilen aylıkla tutarına düşen kısmının düzeltileceği,
- 1989 yılma ilişkin olup 1990 yılında beyan edilen ziraîkazançlara hayat standardı esasının uygulanmayacağı,
- Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Maliye veGümrük Bakanlığı'nca belirleneceği,
- Gerçek usulde gelir vergisi kapsamındaki ticarîkazanç ve serbestmesleksahiplerinin zarar beyanları da içinde olmak üzere, bu faaliyetlerinin her biriile ilgili kazançları, bu fıkrada yer alan temel gösterge tutarlarına hayatstandardı göstergelerine göre belirlenen eklemelerin yapılmasıylabulunacaktutardandüşük olduğunda, bu fıkraya göre belirlenecek tutarın, vergi tarhına esasgelirin hesaplanmasında ilgili kazanç tutarı olarak dikkate alınacağı,
öngörülmektedir.
Bu karşılaştırmalı inceleme, dava konusu 60. maddenin (b)fıkrasındakidüzenleme ileGelir Vergisi Yasası'nın konuyu düzenleyen mükerrer116. maddesini hem değiştirmekte, hem bu maddeye yeni hükümler getirmekteolduğunu göstermektedir.
Oysa, kararın önceki bölümlerinde yinelenerek değinildiği üzere,bütçe yasalarına ancak bütçenin uygulanmasına ilişkinaçıklayıcı kurallarkonulabilir. Bütçenin uygulanmasına ilişkin bir kural da olsa, yürürlüktekiyasaları doğrudan kaldıramaz ve yasa konusu olacak hususları içeremez. Başkayasalarla yapılması gereken düzenlemeleri, üstelik geriye dönükbiçimde,kapsayan ve bütçeyle ilgilihüküm niteliği taşımayan (c) fıkrası da Anayasa'nın161. maddesine aykırıdır.
Bütçe yasası özellikleri dışınaçıktığı saptanan 60. madde bunedenlerle İPTAL edilmelidir.
Bu sonuç, dava dilekçesinde dayanılan öbür Anayasa maddeleriyledolaylıilgi üzerinde durulmasını gereksiz kıldığı gibi anayasal gereklerinyinelenmesine yol açacak ayrıntılara değinilmesinde de yarar görülmemiştir.Kaldıki konunun Anayasa'nın 5., 10., 13. ve 73. maddeleriyle biçim yönünden birilgisi yoktur. Anayasa'nın 2. maddesi yargı denetiminin hukuk devletibakımından gereğinin kaynağı, 7. madde de öz yönünden yapılacak incelemedeyasama yetkisinin Bakanlar Kurulu'na devrinin engelidir. 153. madde, AnayasaMahkemesi kararlarının yasama ve yürütme organlarını da bağlayan, iptal edilenkuralın yeniden yürürlüğe konulmasını sakıncalı kılan kesinliğini de gösterendayanaktır. İptal kararı karşısında çok belirgin ve yasama organı ile yürütmeorganının özen göstermesinin hukuk devletini güçlendireceği açık olan buyönlerden değerlendirmeye gerek kalmamıştır.
E- 3595 sayılı Yasa'nın 66. Maddesinin (h) Fıkrasının 3 No. lüBendinin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:
Dava dilekçesinde 3595 sayılı Yasa'nın 65. maddesinin iptaliistenmekte, başlangıçta ve sonuçta "65" rakamı açıkçabelirtilmekteyse de, iptal isteminin gerekçelerindeki anlatım, özellikle"Bu maddenin 3 üncü fıkrası ile uluslararası kurumlara ve yabancı kredikuruluşlarına damga vergisi istisnası getirilmiştir." açıklaması Yasamaddesi no.sunda yanlış yazımı ortaya koymaktadır. Dava dilekçesinden aktarılanaçıklama, 3595 sayılı Yasa'nın 65. maddesinin değil 66. maddesinin (h)fıkrasının 3 no.lu bendinin söz konusu edildiğini göstermektedir. Yasa'nın 65.maddesi bir fıkradan kurulu olduğuna göre, iptali istenilen madde 65. maddedeğildir. Maddî hatâ, içerik açıklığı karşısında geri çevirme nedeni sayılamaz.Düzeltilerek yürütülen denetimde 66. maddenin (h) fıkrasının 3 no.lu bendiolarak irdelenmiştir.
Sözü edilen bent, 1990 malîyılıiçin 488 sayılı Damga VergisiYasası'nın belirlenen durumlarda uygulanmayacağın; öngörmektedir. Uluslararasıkurumlar ve yabancı kredi kuruluşları damga vergisinden ayrık tutulmuşlardır.
1.7.1964günlü, 488 sayılı Damga Vergisi Yasası'nın konuyla ilgili30. maddesinin ikinci fıkrası şudur:
"(Ek Fıkralar:19.6.1987-3393/5. md.):
Bakanlar Kurulu uluslararası kurumlardan, yabancı ülkelerin, kredikuruluşlarından ve diğer her türlü dış kaynaklardan doğrudan doğruya veyaTürkiye'de faaliyet gösteren bankalar vasıtasıyla verilecek kredilerve bukredilerin geri ödemesi nedeniyle düzenlenen kâğıtların tâbi olduğu damgavergisi nispetini "O" sıfıra kadar indirmeye,indirilennispeti kanunîseviyesine kadar çıkarmaya ve bu nispetler dahilinde kredi nevileri itibariylefarklı nispetler tespit etmeye ve bu konu ile ilgili usul ve esasları tayinetmeye yetkilidir."
Görüldüğü gibi, uluslararası kurumlar ile yabancı kredikuruluşlarından ve her türlü dış kaynaklardan alınacak krediler ve bukredilerin geri ödenmesi nedeniyle düzenlenen kâğıtlara uygulanacak damgavergisi oranınıbelirleme yetkisi Bakanlar Kurulu'na aittir.
3595 sayılı Bütçe Yasası'nın 66. maddesinin (h) fıkrasının davakonusu olan 3 no.lu bendi ile yukarıdaki hükmün belirli bir bölümününuygulanması 1990 yılında ertelenmektedir.
Cumhuriyet'in ilkyıllarından bu yana uygulamalarla kurulan bütçegeleneği, özel yasaları bulunan vergilerin alınması (toplanmasına her yıl bütçeyasalarıylaizinverildiğini kanıtlamaktadır. Nitekim 1050 sayılıMuhasebe-iUmumiye Kanunu'nun 39. maddesine, yasaya dayanmadıkça hiç bir vergi ve resimtarh ve tahsil edilemeyeceği ilkesi konulduktan sonra, her sene vergi veresimlerin tahsiline bütçe yasasının izin vereceği kuralı eklenmişbulunmaktadır. Aynı Yasa'nın 29. maddesi de, bütçe yasasını oluşturan öğelerarasında gelir çeşitlerinden herbirinin dayandığı yasaları gösteren (c) cetvelide sayılmakta, böylece 39. maddede öngörülen izin işleminin yöntemibelirtilmektedir.
Bu kurallar uyarınca 1990 Malî Yılı Bütçe Yasası'nın 20.maddesinin (a) fıkrasının 3. bendi ile bütçeye bağlanmış bulunan (c) cetvelinde1990 yılında tahsilineizinverilen gelirlerin dayandığı kurallar gösterilmiştir.
Bütçeler, bağsız koşulsuz ulusun olan egemenliğin, yasama alanındakullanılmasının hukuksal belgesi olmaklabirlikte tüm alanlardaki devletçalışmalarınınakçalı kaynağı ve dayanağıdır. Devlet çalışmalarına tanıdığı olanaklarla herkesimi ilgilendirmekte, açık ilişkibağı kimi işlemlereizinizin yetkisinitaşıdığını da göstermektedir. Uluslar, vergilerin alınması içintemsilcilerininverdikleri olurla egemenliklerini kullanmaya başlarlar. Bütçe Yasası, biçimselnitelikte gelir-gîdere ilişkinbir izni içerebilir.
Böylece, 488 sayılı Damga Vergisi Yasası'nın mükerrer 30.maddesinin ikinci fıkrasındaki kuralın uygulanmasınıbiryılerteleyerek sözüedilenverginin bu malî yıl içinde alınmasına izin vermeyen Bütçe Yasası'nın 66.maddesinin(h)fıkrasının3 no.lu bendi "bütçe ile ilgili bir kural" niteliğindeolduğundan Anayasa'ya aykırı bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle 3595sayılıYasa'nın 66. maddesinin(h)fıkrasının 3no.lu bendine yönelik iptal istemi REDDEDİLMELİDİR.
V- SONUÇ:
27.12.1989günlü, 3595 sayılı "1990 Malı Yılı BütçeKanunu"nun:A. 13. maddesinin,
1- (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna İPTALİNE,
2- (b) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE,
B. 16., 17. ve 60. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna veİPTALLERİNE,
C. 66. maddesinin (h)fıkrasının üçüncü bendinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
28.6.1990 gününde oybirliğiyle kararverildi.
Başkan
Necdet DARIC1OĞLU
Başkanvekili
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Mehmet ÇINARLI
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Lemi ÖZATAKAN
Üye
Yavuz NAZAROĞLU