ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1991/25
Karar Sayısı: 1991/18
Karar Günü: 21.6.1991
R.G. Tarih-Sayı :17.09.1995-22407
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kaman Asliye Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun360. maddesine, 3.12.1988 günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenenikinci fıkranın Anayasa'nın 10., 11. ve 13. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Sanığın, idaresindeki kamyonla seyir halinde iken denetim yapanvergi kontrol memurlarının dur ihtarına uymayarak 213 sayılı Yasa'ya aykırıdavranışta bulunmaktan eylemine uyan aynı yasanın 358. maddenin birinci fıkrasıyoluyla 360. maddesi uyarınca cezalandırılması için açılan kamu davasındamahkemece bu maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu görüşü veiptal istemiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A. İptali İstenilen Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesine,3.12.1988 günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenen ikinci fıkraşöyledir :
"Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle hükmolunan hapis cezasınınparaya çevrilmesine hükmolunması halinde, para cezası tutarının hesabında;hapis cezasının her bir günü için sanayi sektörü için belirlenen, yürürlüktekiasgari ücretin bir aylık tutarının yarısı esas alınır."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizinkanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2. "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
3. "MADDE 13.- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünün, millî egemenliğin, Cumhuriyetin, millîgüvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlâkın vegenel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerindeöngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunlasınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalardemokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaçdışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerintümü için geçerlidir."
IV- İLK İNCELEME VE ESASIN İNCELENMESİ
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN,Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU, Haşim KILIÇ ve Yalçın ACARGÜN'ünkatılmalarıyla 21.6.1991 günü yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyadaeksiklik bulunmadığından bu aşamada başka hususlar üzerinde durulmaksızın işinesasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilerek rapor, başvuru kararı veekleri, iptali istenilen yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunlarıngerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A. VERGİ SUÇ VE CEZALARI HAKKINDA GENEL AÇIKLAMA
Kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi vergi yükümlülüğününzamanında ve eksiksiz ödenmesi ile gerçekleşir. Vergi yasaları gereklerininzamanında ve kurallarına uygun yerine getirilmesi ve böylece yasalarınetkinliğini sağlamak içinde vergi suç ve cezalarına yer verilmiştir.
Vergi suç ve cezalarına ilişkin kurallar esas olarak 213 sayılıVergi Usul Yasası'nda düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, vergi ödevinin gerekleriyanında ceza hukukunun ilkeleride gözönünde bulundurulmuştur. Yasa'nın344.-376. maddelerinde vergi suç ve cezalarına yer verilmiştir. Bu maddelerdeöngörülen suç ve cezalarda yasallık ilkesi belirgin biçimde kendini gösterir.
Vergi Usul Yasası'nın 344. maddesinin 7.-9. bentlerinde sayılankaçakçılık, ağır kusur, kusur ve usulsüzlük eylemleri ile bu eylemler için Yasa'nın344., 345., 349., 351.-354. maddelerinde öngörülen yaptırımlar vergi dairesitarafından saptanır ve uygulanır. Bu eylemlerin yaptırımı olan para ve işyerikapatma cezaları vergi idaresi tarafından uygulanan idarî nitelikte cezalardır.
Vergi Usul Yasası'nın 358.-363. maddelerinde yer alan kaçakçılık,kaçakçılığa teşebbüs eylemleri ile bilgi vermekten çekinme, vergi gizliliğininihlâli, yükümlünün özel işlerini görme eylemleri ise ceza hukuku anlamında suçoluştururlar. Bu eylemlerin saptanması ve Yasada öngörülen yaptırımlarınuygulanması ceza mahkemesinin görev alanına girer. Ceza yaptırımı öngörülen butür eylemler için ceza mahkemesinin görevli olması kişiler yönünden bir güvenceoluşturur.
Nitekim, Vergi Usul Yasası bu eylemler ve bunlar için öngörülenyaptırımları "ceza mahkemelerince yargılanacak suçlar ve cezalar"başlığı altında düzenlemiştir.
B. İTİRAZ KONUSU KURALIN ANLAM VE KAPSAMI
647 sayılı "Cezaların İnfazı Hakkında Kanun"un değişik4. maddesinde "Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlununkişiliğine sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklerine göre mahkemece;
1. Kabahatlerde beher gün karşılığı üçbin ila beşbin lira hafif,cürümlerde beşbin ila onbin lira hesabıyla ağır para cezasına
.........
...........
...........
çevrilebilir."
denilmektedir.
Oysa Vergi Usul Yasası'nın itiraz konusu 360. maddesinin ikincifıkrasında Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle hükmolunan hapis cezasının parayaçevrilmesine karar verilmesi durumunda, para cezası tutarının hesabında; hapiscezasının her bir günü için sanayi sektörü için belirlenen, yürürlükteki asgarîücretin bir aylık tutarının yarısının esas alınması öngörülmüştür. Fıkrayailişkin gerekçede, getirilen düzenleme ile vergide verim, adalet, vergigüvenlik ve denetimine ilişkin kurum ve kurallarda göze çarpan eksikliklergiderilerek bunların sonucu olarak de vergi kayıp ve kaçağının önlenmesindedaha çok etkili olunması hedeflenmekte olduğundan, yükümlülerin vergi ileilgili ödevlerininzamanında eksiksiz olarak yerine getirilmesinin amaçlandığındansöz edilmektedir.
Yasakoyucunun, vergi suçları nedeniyle hapis cezası ilecezalandırılan kişilerin bu cezalarının para cezasına çevrilmesi durumunda herbir gün hapis cezası karşılığı, sanayi sektörü için belirlenen yürürlüktekiasgarî ücretin bir aylık tutarının yarısını esas alması ile para değerindekideğişikliklerin ceza hukukumuza yansıtılarak suç ve ceza arasında bulunmasıgereken duyarlı dengenin bozulmamasını öngördüğü kuşkusuzdur.
Özgürlüğü bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasının ödenmemesidurumunda, bu para cezasının yeniden özgürlüğü bağlayıcı cezaya dönüştürülmebiçimi, bu aşamada Mahkemece uygulanacak kural niteliğinde bulunmadığındanitiraz kapsamında görülmeyerek ayrıca irdelenmemiştir.
C. İPTALİ İSTENEN YASA KURALININ ANAYASA'YA AYKIRILIĞI SORUNU
1. ANAYASA'NIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME
"Kanun önünde eşitlik" başlıklı, Anayasa'nın 10.maddesinde şöyle belirtilmektedir: "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizinkanun önünde eşittir." denilmektedir.
Anayasa'nın, bu ilkesi ile aynı hukuksal durumda olan kişilerinaynı kurallara bağlı tutulacağı, değişik hukuksal durumda olanların ise değişikkurallara bağlı tutulmasının bir aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında vurgulandığı gibi yasaönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamınagelmez. Yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğeyol açılması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu mutlak yasak, birbirininaynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklıkişi vetoplumların yaratılmasını engellemektedir. Kimi yurttaşların haklı bir nedenedayanarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklariçin değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özelliklere,ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil,geçerli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur.Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, eylemlideğil hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksaldurumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'nın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişiselnitelikleri ve durumları özdeş alanlar arasında, yasalara konulan kurallarladeğişik uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğuzorunluluklar, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarlafarklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasa'nın eşitlik ilkesininçiğnendiği sonucu çıkarılamaz.
Kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların para cezasına çevrilmesi,çağdaş ceza hukukunun getirdiği insancıl bir anlayıştır. Bu kuralın uygulanmakoşul, sınır ve kapsamı, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesi ile Türk CezaYasası'nın değişik 119. maddesinde belirlenmiştir.
Gerek Türk Ceza Yasası'nda gerekse ceza kurallarını içeren diğeryasalarda özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilebilme olanağınıortadan kaldıran veya daha güç koşullara bağlayan ayrık kurallara da yerverildiği görülmektedir.
Zaman içinde toplumsal gereksinmeleri karşılamak kişi ve toplumyararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdaki değişikliklere koşutolarak bu suretle alınan önlemleri güçlendiren, geliştiren, etkilerini daha çokartıran ya da tam tersine bunları hafifleten ya da büsbütün ortadan kaldıranişlemlerde bulunmak yetkisi, yasakoyucu için kaçınılmaz bir görevdir.
Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle belirlenen hapis cezasının parayaçevrilmesine hükmolunması durumunda uygulanacak 213 sayılı Vergi UsulYasası'nın 360. maddesinin ikinci fıkrası ile kısa süreli hürriyeti bağlayıcıcezalar yerine uygulanabilecek ceza ve önlemleri belirleyen Cezaların İnfazıHakkında 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde suçların nitelik, kapsam vecezalandırmadaki amaç gözetilerek farklıkurallar konulmuştur.
Bu yönden yasakoyucunun para cezasının ağırlaştırılmış biçimiylekişide yaratacağı korkutuculuk ve caydırıcılıktan toplum adına yararlanmayıdüşünerek, özgürlüğü bağlayıcı cezanın, para cezasına çevrilmesinde ayrı kuralkabul etmesinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönü yoktur.
2. ANAYASA'NIN 11. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME
11. madde ile Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığı ve üstünlüğü birilke durumunda açıklanmakta ve Devlet çalışmalarının Anayasa'ya uygun olarakdüzenlenmesi gerektiği, Anayasa kurallarının kişileri de bağlayan temel hukukkuralları olduğu belirtilmektedir.
Yasama, yürütme ve yargı organları Anayasa'ya uymak zorundadırlar.Ve yargı kuvveti gerektiğinde Anayasa'yı diğer yasalar gibi uygulayabilecektir.
Maddede Anayasa'nın üstünlüğü belirtilmiş ve hukuk Devleti ilkesiolumlu bir kural haline konulmuştur. Bu kuralın en önemli yaptırımı da yargıdenetimidir.
3. ANAYASA'NIN 13. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME
Anayasa, ceza hukukuna ilişkin ilke ve kuralları kapsayanmaddelerinde cezaların tür ve ölçüsü yönünden bir açıklıkta bulunmamış, tersine"Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri kanunla konulma"kuralına yer vermekle hangi eylemlerin suç sayılacağını, suç sayılan eylemlereverilecek cezanın miktarını belli etmeyi kanuna bırakmıştır. Yasakoyucu butakdir yetkisini kullanırken Anayasa'nın genel ve cezalarla ilgili özel ilke vekurallarını temel alacaktır.
"Ceza sorumluluğu şahsidir", "Genel Müsadere CezasıVerilemez", "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya işleme tabi tutulamaz" gibi,Anayasa'nın öngördüğü ilkelere uygun olmak koşuluyla suç ve cezaları belirlemeyetkisi Yasakoyucu'nun takdirine bırakılmıştır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu, kural Anayasa'nın 11. ve 13.maddelerine aykırı değildir.
4. ANAYASA'NIN 38. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME
Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararıverebilir. Bu nedenle, konu ile yakın ilişkisi gözetilerek iptali istenen kuralAnayasa'nın 38. maddesi yönünden ayrıca incelenmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde suç ve cezaların yasallığı ilkesiöngörülmüştür.
Yasakoyucunun ceza alanında yasama yetkisini kullanırken Anayasa'nıntemel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla,toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suç sayılırsa hangi tür veölçüdeki ceza yaptırımıyla karşılanmaları gerektiği, hangi durum vedavranışların ağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceğikonularında takdir yetkisine elatılamaz.
İptali istenen Yasa kuralı uyarınca kaçakçılığa teşebbüs nedeniylehükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi durumunda, para cezasınıntutarının hesabında hapis cezasının her bir günü için sanayi sektörü içinbelirlenen yürürlükteki asgari ücretin bir aylık tutarının yarısı esasalınacağından kişiye suç işlediği zaman o suç için öngörülen ceza suç günündenöncebelirgindir. Bu düzenlemede cezaların yasallığı ilkesine ve Anayasa'nın 38.maddesine aykırı bir yön görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle itirazın reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Servet TÜZÜN, Yavuz NAZAROĞLU ve YalçınACARGÜN bu görüşe katılmamışlardır.
V- SONUÇ
4.1.1961 günlü, 213 sayılı "Vergi Usul Kanunu"nun 360.maddesinin ikinci fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,Yekta Güngör ÖZDEN, Servet TÜZÜN, Yavuz NAZAROĞLU ile Yalçın ACARGÜN'ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
21.6.1991 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Zamandan ve yerden yararlanmak amacıyla, Anayasa Mahkemesi'nin6.6.1991 günlü, Esas 1990/35, Karar 1991/13 sayılı kararında kullandığımkarşıoyumun gerekçesini, şimdiki 21.6.1991 günlü, Esas 1991/25, Karar 1991/18sayılı karar için yinelediğimi belirtmekle yetiniyorum. 21.6.1991
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Zamandan ve yerden yararlanmak amacıyla, Anayasa Mahkemesi'nin6.6.1991 günlü, Esas 1990/35, Karar 1991/13 sayılı kararında kullandığımkarşıoyumu yineliyorum.
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nın 38. maddesi ile suç ve cezaların yasallığı ilkesiöngörülmüştür. Bu ilke gereği olarak yasakoyucu yasama yetkisini kullanırkenAnayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmakkoşuluyla, hangi eylemlerin suç sayılması, suç sayılan eylemlerin hangi tür veölçüde ceza yaptırımlarıyla cezalandırılmaları gerektiği, hangi durum vedavranışların ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edilmesigerektiğini yasayla belirlemek zorundadır.
İptali istenen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 360. maddesine3.12.1988 gün ve 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenen ikinci fıkrasınagöre vergi kaçakçılığına teşebbüs nedeniyle hükmolunan hürriyeti bağlayıcıcezanın para cezasına çevrilmesi durumunda, para cezasının tutarının hesabındatayin edilen hapis cezasının beher günü için sanayi sektörü için belirlenenyürürlükteki asgarî ücretin bir aylık tutarının yarısı esas alınacaktır. Buşekildeki düzenleme ile yürütme tarafından belirlenen asgarî ücret cezatayininde esas alınmaktadır. Oysaki suç ve cezaların yasama organınca veyasayla belirlenmesi Anayasa'nın 38. maddesinin buyruğu olup bu şekildekidüzenleme ile ceza miktarını belirleme dolaylı yoldan yürütme organıncayapılmaktadır. Bu nedenle iptali istenen Yasa kuralı Anayasa'nın 38. maddesineaykırı olup iptali gerekir. Bu nedenle aksi yönde oluşan çoğunluk görüşünekarşıyım.
Yalçın ACARGÜN
Üye
KARŞIOYYAZISI
Zamandan ve yerden yararlanmak amacıyla, Anayasa Mahkemesi'nin6.6.1991 günlü, Esas 1990/35, Karar 1991/13 sayılı kararında kullandığımkarşıoyumu yineliyorum.
Servet TÜZÜN
Üye