ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1991/34
Karar Sayısı : 1991/34
Karar Günü : 8.10.1991
R.G. Tarih-Sayı :12.12.1991-21079
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 12.4.1991 günlü, 3713 sayılı "TerörleMücadele Kanunu"nun geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendininAnayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY:
Kuruluş oluşturarak eroin maddesini satışa çıkarmak ve bu amaçlataşımak suçundan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 6.12.1990 günlü, Esas:1990/67, Karar: 1990/99 sayılı ve bu karara ek 26.6.1991 günlü kesinleşmişhükümleriyle beşer yıl ağır hapis ve ellibin lira ağır para cezasına hükümlüSA. ve AY., mahkûm oldukları bu cezaların çektirilmesi sırasında dilekçeylebaşvurup haklarında uygulanan 3713 sayılı "Terörle MücadeleKanunu"nun geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa'yaaykırı olduğunu ileri sürerek bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesi'nebaşvurulmasını istemeleri üzerine İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi bu savı ciddigörerek 3713 sayılı Yasa'nın,Anayasa'nın 2. ve 10. maddesine aykırı olduğukanısına vardığı geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptaliiçin itiraz yoluna 28.8.1991 gününde başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ:
A. İPTALİ İSTENEN YASA KURALI:
12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici 4.maddesinin iptali istenen (b) bendini de içeren birinci fıkrası aynen şöyledir:
"Geçici Madde 4.- 8.4.1991 tarihine kadar;
a) Bu kanunda terör suçlarından sayılan eylemler sonucu memur vekamu görevlilerini görevlerini ifa ederken veya sıfatları kalkmış olsa bile bugörevlerini yapmalarından dolayı öldürenler veya öldürmeye teşebbüs edenler ilebu suçlara iştirak edenler,
b) Türk Ceza Kanununun 125., 146 (son fıkra hariç), 403, 404/1.,405., 406., 407., 414., 416/ilk ve 418. maddelerine giren suçları işleyenler,
c) Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının "Devlet İdaresiAleyhinde İşlenen Cürümler" başlıklı üçüncü babında yer alan hükümlereaykırı hareket edenler ile Bankalar Kanununa aykırı hareketle bankalardanhaksız ve usulsüz para alanlar, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibi HakkındaKanun hükümlerine muhalefet ederek menfaat temin edenler; usulsüz, yolsuz vegerçek dışı işlemlerle ihracat,ithalat ve yatırın! teşvikleri suretiyle vergiiadesi, prim, kredi, faiz farkı ve benzeri adlarla kamu kaynaklarından haksızmenfaat temin edenler, yukarıda belirtildiği şekilde haksız, usulsüz ve yolsuzolarak sağladıkları menfaat karşılıkları ve bunlarınfer'ilerini zamanaşımınabakılmaksızın ödemedikleri takdirde,
d) Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58 ve 59 uncu maddelerinegiren suçları işleyenler,
Hakkında bu Kanunun Geçici l inci maddesi hükümleri uygulanmaz.Ancak, bu maddede sayılan suçlar dolayısı ile verilen ölüm cezalan yerinegetirilmez. Bu hükümlüler hakkında;
Ölüm cezasına hüküm giyenler 20 yıllarını; müebbet ağır hapiscezasına hükümlüler 15 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalaramahkûm edilmiş olanlar hükümlülük süresinin 1/3 ünü; çektikleri takdirde iyihalli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve talepleri olmaksızın şartlasalıverilirler.
Bu sürelerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı süreler dehesaba katılır.
Bu hükümlüler hakkında 647 sayılı Cezaların İnfazı HakkındaKanunun Ek 2 nci maddesindeki indirim hükümleri uygulanmaz.
Geçici 2 nci madde (son fıkrasındaki Geçici 1 inci maddeye yapılanatıf hükmü hariç) ve Geçici 3 üncü madde hükümleri, bu hükümlüler hakkında dauygulanır."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları:
1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanandemokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasİdüşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Servet TÜZÜN., Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN,Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROGLU, Haşim KILIÇ ve Yalçın ACARGÜN'ünkatılmalarıyla 17.9.1991 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksikbulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
işin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasayaaykırı olduğu ileri sürülen Yasa kuralları ile dayanman Anayasa kuralları,bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonragereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu:
Şartla salıverilme isteminde bulunan hükümlüler S.A. ile A.Y.,Türk Ceza Yasası'nın 403. maddesine aykırı davranıştan hüküm giymişlerdir.Mahkemenin bakmakta olduğu sayılan davanın konusu, 403. maddeye aykırıdavranmak suçudur.
3713 sayılı Yasa'nın geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (b)bendinde sayılan Türk Ceza Yasası maddeleri arasında 403. madde de yeralmaktadır. Mahkeme, bakılan davada salıverme istemini karara bağlarken 3713sayılı Yasa'nın geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendini yalnız TürkCezaYasası'nın 403. maddesi ile sınırlı olarak uygulama durumundabulunmaktadır. Daha kapsamlı istem dâva ile bağdaşmaz.
Bu nedenle itiraz konusu kurala ilişkin esas inceleme, Türk CezaYasası'nın 403. maddesiyle sınırlı olarak yapılmalıdır.
B. İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı:
3713 sayılı Yasa'nın geçici 4. maddesinin birinci fıkrasınınitiraz konusu (b) bendi ile bu bentle bağlantılı kurallar şöyledir:
"Geçici Madde 4.- 8.4.1991 tarihine kadar;
a) ..........
b) Türk Ceza Kanununun 125, 146 (son fıkra hariç) 403, 404/1, 405,406, 407, 414, 416/ilk ve 418 inci maddelerine giren suçları işleyenler.
c) ............
d) ............
Hakkında bu Kanunun Geçici l inci maddesi hükümleri uygulanmaz.Ancak, bu maddede sayılan suçlar dolayısı ile verilen ölüm cezalan yerinegetirilmez. Bu hükümlüler hakkında;
Ölüm cezasına hüküm giyenler 20 yıllarını; müebbet ağır hapiscezasına hükümlüler 15 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalaramahkûm edilmiş olanlar hükümlülük süresinin l/3 ünü; çektikleri takdirde iyihalli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve talepleri olmaksızın şartlasalıverilirler. Bu sürelerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı süreler dehesaba katılır.
Bu hükümlüler hakkında 647 sayılı Cezaların İnfaz Hakkında KanununEk 2 nci maddesindekiindirim hükümleri uygulanmaz.
Geçici 2 nci madde (son fıkrasındaki Geçici l inci maddeye yapılanatıf hükmü hariç) ve geçici 3 üncü madde hükümleri, bu hükümlüler hakkında dauygulanır."
Görüldüğü gibi geçici 4. madde, şartla salıvermeye ilişkinkuralları içermektedir. Maddenin, iyi anlaşılabilmesi için, Türk CezaYasası'nın, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Yasa'nın ve Terörle MücadeleYasası'nın şartla salıvermeye ilişkin kurallarıyla birlikte incelenmesigerekir.
Şartla salıverilmeye ilişkin genel kural, 647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkında Yasa'nın 19. maddesidir. Bu maddeye göre, TBMM tarafından ölümcezalarının yerine getirilmemesine karar verilen hükümlüler 30 yıllarını;müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer kişisel özgürlüğübağlayıcıcezalara mahkûm edilmiş olanlar, hükümlülük sürelerinin yansım çekmiş ve Tüzüğegöre iy;durumlu olmaları koşuluyla, istemde bulunmasalar dahi şartlasalıvermeden yararlanabileceklerdir.
Bu kuralda, 3713 sayılı Yasa'nın geçici 4. maddesiyle, 8 Nisan1991 gününe kadar işlenen suçlar nedeniyle hükümlüler, geçici 2. maddesiyle detutuklular yararına değişiklikler yapılmıştır. Aynı Yasa'nın 17. maddesi, butarihten sonra Yasa'nın kapsamına giren suçlardan mahkûm olanların şartlasalıvermeden yararlanabilme koşullarını ağırlaştırmıştır.
Geçici 1. maddeye göre, 8.4.1991 gününe kadar işlenen suçlarnedeniyle verilen ölüm cezaları yerine getirilmeyecek ve bu durumda olanlar 647sayılı Yasanın 19. maddesinin öngördüğü 30 yıl yerine 10 yıllarını; yaşamboyuözgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olanlar 647 sayılı Yasa'nın 19. maddesininöngördüğü 20 yıl yetine 8 yıllarını; diğer özgürlüğü bağlayıcı cezalara mahkûmolanlar, hükümlülük sürelerinin yarısı yerine beşte birini çekmekle şartlasalıverileceklerdir.
Geçici 4. madde bu kınala, birinci fıkranın (a), (b) ve (d)bentlerinde sayılan suçlar açısından ayrıklık getirmiş, şartla salıvermedenyararlanabilmek için çekilmesi gereken ceza süresini daha uzun tutmuştur. Butür suçlar için verilen ölüm cezalan yerine getirilmeyecek, ancak, buhükümlüler geçici 1. maddenin öngördüğü 10 yıl yerine 20 yıllarını; yaşamboyuözgürlüğü bağlayıcı cezaya hükümlüler 8 yıl yerine 15 yıllarını; diğerözgürlüğü bağlayıcı cezaya hükümlüler de cezaların l/5'i yerine 1/3'ünü çekmekkoşuluyla şartla salıvermeden yararlanabileceklerdir. Aynı maddenin birincifıkrasının (c) bendinde sayılan suçları işleyenlerin geçici 1. maddedekiindirim, oranlarından yararlanmaları, "haksız, usulsüz ve yolsuz olaraksağladıkları menfaat karşılıkları ve bunların fer'ilerini zamanaşımınabakılmaksızın ödemeleri" koşuluna bağlanmıştır.
Geçici 1. ve 4. maddelerden yararlanmak için ilgilinin iyi durumluolup olmadığına bakamayacaktır.
Geçici 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, Yasa'da terörsuçlarından sayılan eylemler sonucu, memur ve kamu görevlilerini, görevleriniyaparken ya da sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayıöldürenler ya da öldürmeye kalkışanlarla bu suçlara katılanlardan sözedilmektedir.
Geçici 4. maddenin birinci fıkrasının itiraz konusu (b) bendindeise, sayılan suçları işleyenler, başka bir koşul aranmaksızın doğrudan maddekapsamına girmektedirler.
Bu bentte öngörülen suçlar -ilk üçü dışında- terör suçuniteliğinde olmayan, uyuşturucu maddeye, ırza geçmeye ilişkin suçlardır. Bunakarşılık, terör suçu niteliğindeki kimi suçlar madde kapsamı dışındabırakılmıştır.
C. "Affın, "Şartla Salıverme"nin ve İtiraz KonusuKuralla Getirilen Düzenlemenin Hukuksal Nitelikleri:
İtiraz konusu kuralın, Anayasa'ya uygunluk yönünden incelenmesinegeçilmeden önce, hukuksal niteliğinin irdelenmesine; bunun doğru biçimdeyapılabilmesi için de öncelikle "şartla salıverme" ve "af"kurumları üzerinde durulmasına gerek görülmüştür:
1- Şartla Salıverme:
Şartla salıverme, cezanın çektirilmesin in kişiselleştirilmesi,başka bir deyişle, cezaevindeki tutum ve davranışıyla (iyi durumuyla) toplumauyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün ödüllendirilmesidir. Suçlununkendisine verilen cezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlıkduyması ve bunu iyi davranışlarıyla kanıtlaması durumunda, cezaevinde dahafazla kalması gereksiz olabilir. Bu durumda, infaz sistemindeki etkili araç,şartla salıvermedir. Şartla salıvermenin en önemli öğeleri, cezanın belirli birsüre çekilmiş olması, hükümlünün, bu süre içinde iyi durum göstermesi, şartlasalıverildikten sonra gözetim altında kalması ve şartla salıvermeningereklerine uyulmaması durumunda şartla salıverme kararının gerialınabilmesidir.
Ceza hukukunda, kamu davasını ve cezayı düşüren bir neden olarakkabul edilen "af", nesnel ceza yasaları öznel durumlara, uygulanırkenortaya çıkabilecek kimi uygunsuzlukların, giderilmesinde, başka bir deyişlecezanın, yasakoyucunun öngörmediği ya da öngörülenden daha şiddetli bir sonuçverdiği durumlarda gerekli olabilir. Af, kimi zaman ceza siyasetinin uygulamaaracı olarak da düşünülebilir: Toplumdaki çatışmaların unutulması, kinduygularının; kökleşmesinin önlenmeye çalışılması gibi. Ayrıca, cezaevlerinindurumları ve adli hatâların giderilmesigibi nedenler affı gerekli kılabilir.
Genel af, kamu davasını ve hükmolunan cezaları bütün sonuçlarıylabirlikte ortadan kaldırır (Türk Ceza Yasası, madde 97).
Özel af ise, yalnızca cezaya etkili olan aftır. Hükmolunmuş cezayıkaldırır, azaltır ya da başka bir cezaya çevirir (Türk Ceza Yasası, madde 98).
3- İtiraz Konusu Kuralın Hukuksal Niteliği::
3713 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin başlığı "şartlasalıverme"dir. Başka bir deyişle, bu Yasa kapsamına, giren suçlardanmahkûmiyetlerde şartla salıverme bu maddeye göre, bu maddede açıklık bulunmayankonularda, Türk Ceza Yasası'na ve 647 sayılı Yasa'nın 19. maddesinin birincifıkralarıyla ek 2. maddesi hükümlerine göre gerçekleştirilecektir.
3713 sayılı Yasa'nın geçici L, 2. ve 4. maddelerinde de şartlasalıvermeden söz edilmektedir.
Bu geçici maddeler, 17. maddeden gerek kapsam, çekilecek süre,gerekse iyi durumun aranmaması, tutukluların da salıverilmedenyararlanabilmeleri nedenleriyle ayrı bir düzenleme getirmiştir. Geçici 1. ve 4.maddeler arasında da kapsam ve şartla salıverilmeden yararlanabilmek içinçekilmesi gerekli süreler açısından farklılık bulunmaktadır. Geçici 4.maddedeki ayrıklık dışında geçici 1. maddeden tüm suçlular yararlanabilirken,geçici 4. madde, birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılıkişilere maddede belirtilen koşullarla uygulanacaktır.
Geçici maddelerin ortak özelliği, bu hükümlere göre şartlasalıverilmek için "iyi hal"in aranmamasıdır. "İyi hal"koşulunun yokluğu, 4. maddenin itiraz konuru edilen (a) ve (b) bentleriylegetirilen düzenlemeye bir yönüyle şartlı af görünümü vermekte ise de; istemlebağlı olmadan şartla salıverilmeden söz edilmesi, cezanın bir bölümününçektirilmesinin gerekliliği ve daha önemlisi, Türk Ceza Yasası'nın 17.maddesinde koşulların oluşması durumunda şartla salıverme kararının gerialınması olanağının bulunması, öngörülen düzenlemenin, "af"dan çok,şartla salıvermeye benzediğini, kendisine özgü bir nitelik taşıdığınıgöstermektedir.
D. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu:
1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme:
İtiraz konusu kural, şartla salıvermeden yararlanabilmek içingenelde çekilmesi gereken ceza sürelerini gösteren geçici 1. maddeden ayrılmış,bu maddede yer alan. 10 yıllık, 8 yıllık, l/5'lik ceza sürelerini, maddedesayılan suçlar açısından, 20 yıla, 15 yıla ve l/3'e yükseltmiştir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin kararında, 3713 sayılı Yasa'nıngeçici 1. ve 4. maddelerinde farklılığın; hakkındaki mahkûmiyet hükmükesinleşerek suç (eylem) ile ilişkisi kesilen ve hükümlü statüsüne giren kişinin;aynı genel koşullar içinde cefasını çekmesi, şartla salıvermenin aynı konumdakitüm hükümlülere aynı biçimde uygulanması gerektiği yönündeki hukukun genelilkesine ve eşitlik kuralına aykırı düştüğü ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşmiş kararlarına göre, yasa önündeeşitlik, herkesin, her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez.Anayasa'nın öngördüğü eşitlik, mutlak anlamda bir eşitlik olmayıp haklınedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak veren bir ilkedir. Ancak,aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme Anayasa'ya aykırılık oluşturur.Konunun eşitlik yönünden incelenebilmesi için itiraz konusu kuralla getirilendüzenlemenin geçici 1. maddeye göre ayrılık taşımasının haklı bir nedenininolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Suçlu, topluma uyum güçlüğü gösteren ve uyumsuzluğunu suçişlemekle açığa vuran kimsedir. Cezanın caydırıcılığı ve suçlunun topluma uyumsağlayabilmesi, başka bir deyişle topluma yeniden kazandırılması, cezapolitikasının temel ilkesini oluşturur. Toplumun suça verdiği önem ve suçunağırlığı, cezanın farklılaştırılmasına ya da ağırlaştırılmasına esas olur. Buhusus, devletin cezalandırma politikasına uygun olarak Yasakoyucunun bukonudaki değerlendirmesi ve takdiriyle belirlenir.
Ancak, cezanın çektirilmesi, işlenen suçun türüne bağlıolmaksızın, suçlunun topluma uyum sağlamasını ve topluma yenidenkazandırılmasını amaçlar.
Bu amacın gerçekleştirilebilmesi, suça bağlı kalmadan ayrı birprogramın uygulanmasını gerektirir. Tüm çabalar, suçlunun uyumsuzluğuna nedenolan psikolojik, çevresel sosyal ve kişisel etkenlerin belirli bir infazprogramı içinde giderilerek, suça yeniden yönelmesini önlemektir. Bu program,suça göre değil, suçlunun infaz süresince gösterdiği davranışlarına ve gözleneniyidurumuna göre düzenlenecektir. Bu da infazın, mahkûmların işlediklerisuçlara göre bir ayırıma gidilmeden, aynı esaslara, ve belirli bir programagöre yapılmasını ve sonuçlarının gözlenmesini gerektirir. Aynı miktar cezayıalan iki hükümlüden birinin, sırfsuçunun türü nedeniyle daha uzun süre cezaçektikten sonra şartla salıverilmesi, cezaların farklı çektirilmesi sonucunudoğurur ve bu iki mahkûm arasında eşitsizliğe neden olur.
Şartla salıvermede çağdaş eğilim, özgürlüğü bağlayıcı cezanınyasalarda belirlenecek alt sınırının infaz kurumunda geçirilmesi koşuluyla,suçlunun kişiliğindeki gelişmeleri gözleyerek uygun zamanın belirlenmesiyönündedir. Bu yöntemde işlenen suçun, şartla salıverme açısından belirleyicibir niteliği yoktur.
Böylece, infaz yönündeneşit ve aynı durumda bulunan mahkûmlararasında şartlı salıverme bakımından ayrı uygulama, Anayasa'nın 10. maddesindeöngörülen "yasa önünde eşitlik" ilkesine uygun düşmemekte ve buayrılığın haklı bir nedeni de bulunmamaktadır.
2- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden inceleme:
Geçici 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi, kimi öğelergetirmesi nedeniyle, madde kapsamındaki kişinin kendisine daha elverişlikoşullar sağlayabilecek daha genel nitelikteki kuraldan, başka bir deyişlegeçici 1. maddenin öngördüğü şartlı salıvermeden yararlanmasını engellediğigibi hükümlüler arasında ayrı ve ceza infaz hukukunun temel prensiplerineaykırı uygulamalara neden olmaktadır. Suç türünden, suçlunun kişiliğinden ayrı,tümüyle uygulama-yararlanma eşitliği kapsamına giren "indirim" deaykırılık ve ayırımı getirmek, yasakoyucunun kesinleşmiş hükümden önceki evreyedönük suça ve suçluya göre uygulama Öngörmesi "şartla salıverme"kavramının hukuksal niteliği ile çelişir. Olayda olduğu gibi 5 yıl ağır hapiscezasına hükümlü ikihükümlüden biri geçici 1. maddeye göre mahkûm olduğuözgürlüğü bağlayıcı cezanın l/5'ini cezaevinde geçirmekle iyi durumlu olupolmadığına bakılmaksızın şartla salıverilmeden, geçici 4. maddenin birincifıkrasının (b) bendinde yazılı Türk Ceza Yasası'nın 403. maddesinden hükümlüolan diğeri ise mahkûm olduğu bu cezanın 1/3'-ünü cezaevinde geçirdikten sonrayine iy;durumlu olup olmadığına bakılmaksızın şartlasalıverilebilecektir.
Bu durum eşitlik ilkesine açık aykırılık oluşturmaktadır.
Böylece, sonraki Yasa'nın bir tür geçmişi kapsayan, kimihükümlüler bakımından çekilecek cezayı farklılaştırıp ağırlaştırarakAnayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılığı daha belirgin kılan kuralı, ceza infazhukukunun temel ilkelerine ve Anayasa'nın "hukuk devleti" ilkesine detersdüşer. Türk Ceza Yasası'nın 403. maddesi yönünden iptal edilmelidir.
3- Anayasa'nın 153. Maddesinin İkinci Fıkrası Yönünden İnceleme:
Anayasa'nın 87. maddesi ile affını öngörmediği suçlar dışındakalan suçlar için yine Anayasa'da öngörülen af yasası çıkarma olanağı varken buyola gidilmeyip affedilemeyecek suçları da kapsama alan karma yapı görünümünde,ama hukuksal niteliği açıkça suçtan bağımsız bir "şartla salıverme"getirilmiştir.
Anayasa'nın af yasağı kapsamına aldığı suçları, işleyenleriyararlandırabilmek için "Şartla salıverme" yönteminin genişletilerekAnayasa engelinin bu adla aşılması, düzenlemenin siya'al amaçlagerçekleştirilmiş olduğu yolundaki düşünceye ağırlık vermektedir. Anayasa'yakarşın alınan bu sonuç, yargı organlarının, hukukun üstünlüğünü, Anayasa'nınbağlayıcılığını ve önceliğini egemen ve etkin kılma çabası karşısında"affedilemeyenlerin affı" olarak nitelendirilemez. Yasama organı saltaf yasası çıkarıp Anayasa'nın af dışı tuttuğu suçlara ilişmeseydi AnayasaMahkemesi, Anayasa'ya aykırı olmadıkça suç türleri arasında farklı af sürelerigetirilmesine karışamazdı. Oysa, yasama organının, Anayasa'nın yapılmasınıistemediğini "şartla salıverme" kurumu içinde yürürlüğe koymasıkarşısında salt teknik hukuksal denetimi ve sonuçta aykırılık saptanırsa"eşitlik" ilkesi yönünden iptali zorunlu kılmaktadır. Devlet, ulus,ülke yararı konusunda biribirini doğrulayan görüşler, hukuksal yorumdaki doğalaykırılıklarla değişik sonuca ulaşabilir. İptalden, uyuşturucu yapımının,kullanımı ve dağıtımının uygun bulunması, hoş görülmesi ya da bu tür suçlarıntoplum için tehlikelerinin gözardı edilmesi anlamı asla çıkarılamaz. Sorun,cezanın çektirilmesinde, suç türünden soyutlanmış bağımsız ceza süresinde,"şartla salıverme" yöntemlerine aykırı bulunaneşitsizliğin ve hukukaaykırılığının giderilmesidir.
Anayasa'nın 153. maddesinin ikinci fıkrasında, "AnayasaMahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünüiptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacakbiçimde hüküm tesis edemez." denilmektedir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'yaaykırı bulduğu bir kuralı iptal ederek, Anayasa'ca kendisine verilen Anayasa'yauygunluğu sağlama işlevini yerine getirir. Mahkemenin görevi, kuşkusuz kural koymakolmayıp Anayasa'ya aykırılığı gidermektir. Ancak, Anayasa'ya aykırı bulunarakiptal edilen bir statü ya da kural işlemin yürürlükten kalkması, yeni hukuksalbir durum doğurur ve uygulama, bulunduğu statü içinde yürürlüğünü sürdürür.Başka bir deyişle, her iptal kararı yeni hukuksal bir sonuca neden olur. Budurum, Anayasa Mahkemesinin kendisini yasakoyucu yerine koyduğu anlamınagelmez. Yasama organı, iptal kararıyla ortaya çıkan hukuksal yapıyı uygunbulmazsa, kuşkusuz Anayasal sınırlar içinde, yeni kural koyabilir yadayürürlükteki kurallarda değişiklik yapabilir. Anayasa'nın 153. maddesiyleyasaklanan, yasakoyucu gibi davranarak kural koyma niteliğinde yeni biruygulamaya yol açacak biçimde karar alınmasıdır.
İptal kararının kaçınılmaz ve doğal sonucu olan yeni durum, yenigörünüm, yürürlükte kalan bölüme göre ya da yürürlükten kalkan kurala göreuygulanması gerekli, yerine getirilmesi zorunlu bir işlemdir. Afla, şartlasalıverme arasındaki hukuksal çizgiyi belirlemek, buna göre gereğinikararlaştırmak yasakoyucununyerine geçmek değil, kendi yetki ve göreviningereğini yerine getirmektir. Nitekim, 1982 Anayasa'nın 153. maddesiningerekçesinde, "... eşitlik ilkesi gibi temel ilkelere aykırı olmamakkoşulu ile ..." denilerek bir aykırılık hükmünün iptalinin yasakoyucununistenci ile çelişse de Anayasa'ya uygun olacağı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa'ya aykırı bulduğu kuralı ya daayrıklık (istisna) hükmünü iptal etmesinde Anayasa'ya aykırı bir yönbulunmamaktadır.
E. Uygulamada Doğabilecek Boşluk Sorunu:
Anayasa'nın 1,53. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kanun, kanunhükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri, iptal kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesiiptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığıgünden başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesinindördüncü fıkrasında da "Gereken hallerde ..." ve "... hukukiboşluğun kamu düzenini tehdit ya da kamu yararını ihlal edici mahiyette görürse..." açıklığı yer almaktadır.
İptal kararının uygulamada hukuksal boşluk doğurması ve yenidüzenlemeler için zamana gereksinme duyulması durumlarında iptal hükmününyürürlüğe gireceği tarihin ayrıca belirlenmesi gerekebilir. 3713 sayılıYasa'nın geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali,uygulamada, bir boşluk doğurmayacaktır. Bu bentlergeçici 1. maddenin getirdiğidüzenlemeye eşitlik ve hukuk devleti ilkeleri yönünden aykırı bulunduğuna göreiptal hükmüyle eşitsizlik giderilmiş olacaktır. Olayda, Anayasa'nın ve 294&sayılı Yasa'nın öngördüğü durumlarla koşullar söz konusu değildir.
itiraz konusu (b) bendine ilişkin iptal kararının yürürlüğegireceği tarihin ayrıca belirlenmesi, kimi kişilerin Anayasa Mahkemesi'nceAnayasa'ya aykırı bulunan bu kurallara göre cezaevlerinde bir süre dahakalmalarına neden olacaktır. Böyle bir düzenleme Anayasa'ya aykırı bulununca,bu tür ayrıma giden yeni bir düzenleme olanaksız kalacağından süre vermek degereksizdir.
Uygulamada hukuksal bir boşluk doğmayacağına göre, iptal hükmününyürürlüğe gireceği tarihin ayrıca kararlaştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, ihsan PEKEL, Erol CANSEL ve HaşimKILIÇ bu görüşlere katılmamışlardır. .
VI- SONUÇ:
12.4.1991 günlü, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun;
A. Olayın özelliği karşısında belge asıllarının gönderilmişolmasının eksiklik sayılmayarak esas incelemeye geçilmesine ve geçici 4.maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptaline yönelik itiraza ilişkinesas incelemenin Türk Ceza Yasası'nın 403. maddesi hükmüyle sınırlı olarakyapılmasına OYBİRLİĞİYLE,
B. Sınırlama kararı uyarınca incelenen geçici 4. maddesininbirinci fıkı asının (b) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve Türk CezaYasası'nın 403. maddesi yönünden İPTALİNE, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsanPEKEL, Erol CANSEL ile Haşim KILIÇ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
8.10.1991 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör
Başkanvekili
ÖZDEN Güven DİNÇER
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1991/34
Karar Sayısı : 1991/34
Dava konusu 12.4.1991 günlü, 3713 sayılı "Terörle MücadeleKanunu"nun geçici 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Anayasa'yaaykırı olmadığına dair görüşümüz, aynı konuya ilişkin olarak 19.7.1991 günlü,Esas:" 1991/15,' Karar: 1991/22 sayılı ve Resmi Gazete'nin 31.7.1991günlü, 20946 sayılı nüshasında yayımlanan karara ekli karşıoy yazısındaayrıntılı olarak açıklandığı cihetle, burada yinelenmesine gerek görmüyorum.
Üye
Servet TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1991/34
Karar Sayısı : 1991/34
Anayasa Mahkemesi'nin 31. 7.1991 günlü, 20946 sayılı ResmiGazete'-de yayımlanan Esas: 1991/15, Karar: 1991/22 sayılı kararındaki karşıoyyazımda belirttiğim gerekçelerle bu kararda da çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Mustafa ŞAHİN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1991/34
Karar Sayısı : 1991/34
3713 sayılı Yasa ile getirilen şartla salıvermede, cezanınçekilmiş olması gereken bölümü demokratik ülkelerde 1/3-3/4 arasında iken l/5'edüşürülmüştür. Ayrıca iyi halli hükümlü olma kaydı da kaldırılmıştır.
Böyle bir düzenlemeyi evrensel hukuk düzeninde normal bir şartlasalıverme olarak kabul etmek olanaksızdır. Önemli olan hükümlününsalıverildikten sonra topluma zararlı bir eylemi olmayacağından bir ölçüde eminolunması gerekir. Suçlunun infaz süresince gösterdiği davranışları ve iyi halinazara alınmadığına göre suça yeniden yönelmeme güvencesi hiç kalmamaktadır.
Bu biçim bir düzenlemede eşitlik ilkesini kamu düzeni ve yararınıgöz önünde bulundurmadan uygulamak hukukun genel ilkelerine aykırı olur.Anayasa'nın eşitlik ilkesinin çiğnenmiş sayılabilmesi, eşitliği bozar gibigörünen kuralın, herhangi bir kamu yararına veya haklı bir nedene dayanılmadangetirilmiş olmasına bağlıdır. Esasen normal şartla salıvermedeiyi halli olmaşartı arandığı için hükümlüler arasında cezanın çekilen miktarına göre eşitliksöz konusu değildir, İyi halli olmanın nazara alınmadığı ve cezanın çekilmesüresinin çok düşük tutulduğu adeta af niteliğinde olan söz konusu şartlasalıvermedebenzeri suçları işleyenler yönünden cezanın çekilmiş olan bölümüiçin eşitlik ilkesinin gözönünde bulundurulmasının gereği üzerinde durulsabile, toplum ve insanlık için felâket halini alan bazı suçları işleyenlerintopluma yeniden vereceği zararları hiçdeğilse olabildiğince önlemek hukukasaygının gereğidir.
Uyuşturucu maddelerle ilgili suçların gerek ülke gerekse evrenseldüzeyde insanlığa verdikleri büyük zararlar tartışılmadan kabul edilmektedir.İnceleme konusu düzenlemede iyi halli olma şartı kaldırıldığından kamu düzenive huzuru yönünden diğer suçlara nazaran farklılık gösteren bu suçlar içinnormal olmayan bir şartla salıvermede cezanın çekiliş süresinin, caydırıcılıkve güvenirlilik yönünden diğer suçlara nazaran makul farklılık içindedüzenlenmesi, toplum düzeni ve kamu yararı yönünden haklı nedenlere dayalı veeşitlik uygulamasının bir istisnası olarak görülmektedir. Anayasa'ya ve hukukaaykırı bir yönü yoktur.
Bu nedenle iptal kararını oluşturan çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
Üye
İhsan PEKEL
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1991/34
Karar Sayısı : 1991/34
1- 3713 sayılı Kanun'a göre getirilmiş olan şartlı salıverme, 647sayılı Kanun'da tarifini ve düzenlenmesini bulan şartlı salıvermeden farklı,kendine özgü kuralları olan bir tahliye türüdür. Nitekim 647 sayılı Kanun'un19. maddesi "TBMM taralından ölüm cezalarının yerine getirilmemesine kararverilenler 30 yıllarını, müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını;diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilmiş olanlar hükümlülüksüresinin1/2 sini çekmiş olup da Tüzüğüne göre İYİ HALLİ hükümlü niteliğindebulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsi şartla salıverilirler,hükmünü koymuştur. Bu maddeden anlaşıldığı gibi şartlı salıvermedenyararlanmanın iki şartı bulunmaktadır:
A) 1- Ölüm cezası yerine getirilmemesi TBMM'nce kararlaştırılanların30 yılını,
2- Ağır hapis cezasına hükümlülerin 20 yılım,
3- Diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmişolanların hükümlülük süresinin 1/2 sin1' çekmiş olmaları;
B) Tüzüğüne göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulunmaları.
12.4.1991 tarih ve.3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (RG. 20843)cezaların infazını düzenleyen üçüncü bölümünün 17. maddesiyle "bu kanununkapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar"ın cezalarının infaz süreleri veiyi halli olmaları ile ilgili bazı değişiklikler getirdi: Nitekim 647 sayılıCezaların İnfazı Hakkındaki Kanun'un 19. maddesine göre TBMM'nce ölümcezalarının yerine getirilmemesine karar verilenlerin 30 yıllarını doldurmalarışartı, 3713 sayılıKanun'un 17. maddesi ile 36 yıla; müebbet hapis cezasınahükümlülerin 20 yıllarını doldurmaları şartı 30 yıla; diğer şahsı hürriyetibağlayıcı cezaların l/2 sini çekmeleri şartı ise 3/4 e çıkarılmış; şartlısalıvermenin diğer unsuru olan "iyi halli hükümlüolma" şartı bumaddede yer almıştır.
Buna mukabil, 647 sayılı Kanun'un 19. maddesinin son fıkrasında;şartlı salıvermeyi engelleyen fiillerin miktarı ve türü 3713 sayılı Kanun'un17. maddesinin 2. fıkrasıyla değişikliğe uğramış; iki defa firar veya iki defacezaevi yönetimine karşı ayaklanma yerine bu fiillerin bir defa işlenmesişartlı salıvermeyi engeller kabul edilmiş ve hücre hapsi veya katıksız hapistüründen dört defa disiplin cezası alma şartı yerine, üç defa hücre hapsicezası almanın şartlı salıvermeyi önleyeceği hükme bağlanmıştır.
Kanunun geçici 7. maddesi, 17. madde hükmünün 3713 sayılıKanun'-un yürürlüğe girmesinden sonra, bu suç türüne göre istisna getirilmişkanun kapsamına giren suçları işleyenler hakkında uygulanacağını belirtmiştir.Bu suretle kanunun 17. maddesi, kanun kapsamındaki fiilleri, yürürlük tarihiolan 12.4.1991 den itibaren işleyenlerin şartlı tahliyelerini, 647 sayılıKanun'un 19. maddesindeki düzenlemeye göre, aleyhe olarak daha ağır şartlarabağlamış ve şartlı salıvermedekisürelerin tesbitinde suç türünü esas almıştır.
3713 sayılı Kanun'un Geçici l ve Geçici 4. maddeleri, 8.4.1991tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle mahkûm olanların şartlı tahliyeleriiçin çekmeleri gereken ceza sürelerini, 647 sayılı Kanun'un 19. ve 3713 sayılıKanun'un 17. maddelerindeki sürelerden farklı olarak fakat hükümlünün lehinekısaltma yapmak suretiyle yeniden düzenlenmiştir. Nitekim, geçici 1. madde,verilen ölüm cezalarının yerine getirilmeyeceğini; 647 sayılı Kanun'un 19.maddesine göre şartlı salıverme için çekilmesi öngörülen cezanın 10 yılını;müebbet ağır hapis için çekilmesi öngörülen cezanın 8 yılım; diğer şahsihürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm olanların bu cezanın beşte birini çekmek veiyi halli olup olmadıkları da aranmamak suretiyle talepleri olmaksızın şartlasalıverileceklerini hükme bağlamıştır. Geçici 4. madde ise yine 8.4.1991tarihine kadar a, b, c, d, fıkralarındaki suçlan işlemiş olanlara geçici 1.madde hükümlerinin uygulanmayacağını (yani bu maddedeki infaz sürelerininindirimindenyararlanamayacaklarını); ancak, ölüm cezasına hüküm giyenlerin 20 yıllarını(geçici 1. maddede 10 yıl) müebbet ağır hapse hükümlülerin 15 yıllarım (geçici1. maddede 8 yıl), diğer hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olanlarınhükümlülüksürelerinin 1/3 ünü (geçici 1. maddede 1/5 ini) çektikleri taktirdeiyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve talepleri olmadan şartlasalıverilmelerini öngörmektedir.
II- Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, kanunkoyucu 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu'nun 17 ve geçici l, 2. 4. maddeleri ile gerek tutuklusanıklar gerekse hakkında mahkûmiyet hükmü kesinleşip suç ile ilişkisi kesilenve hükümlü statüsüne giren kişilerin cezalarının infazı sürelerinden lehlerineolarak bazı indirimler tanımış ve iyihalli hükümlü olma şartını da kaldırarakkanunda belirlenen infaz süreleri dolanların derhal tahliyesini sağlamakistemiştir. Aslında Anayasa'nın 87. maddesi, 14. maddedeki fiillerden (yaniDevletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma, Türk Devletinin veCumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürme, temel hak ve hürriyetleri yok etme,Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfındiğer sosyal sınıflar üzerinde
egemenliğini sağlama vb. amaçlarla Anayasa da yer alan hak vehürriyetleri kullanarak) suç işleyen ve hüküm giyenler hakkında genel ve özelaf çıkarılamayacağını hükme bağlamıştır. Bununla beraber TBMM bu gibi suçlularhakkındaki af çıkarma yasağını aşabilmek için 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu'na ithal ettiği geçici 1, 2, 4. maddelerle şartlı tahliyelerini sağlamakistemiştir. Bu sonucun alınabilmesi için de şartlı tahliyede cezaların birkısmının çekilmiş olması şartı yanında, ayrıca iyi halli hükümlü olma şartı dakaldırılmıştır. Bu suretle şartlı tahliye benzeri ve af niteliği de taşımayansui generis bir düzenleme ortaya çıkmıştır.
Aslında cezasını bir süre çekerek tahliye edilecek hükümlülerarasında, hatta aynı suçtan aynı süre ceza almış olsalar ve aynı miktarlardacezalarını çekmiş olsalar da, aynı anda tahliyelerini önleyen yani eşitlikkuralının önüne geçen en önemli faktör iyi halli hükümlülüktür. Nitekim Cezainfaz Kurumları ile Tevkif evlerin in Yönetimine ve Cezaların infazına DairTüzüğün 178-182. maddeleri bir hükümlünün iyi hal kararının alınmasını, sicilve gözlem fişine göre kurumun düzenine karşı tutumunun, pişman olupolmadığının, istekli çabşıp çalışmadığının, kurum yönetimine karşıdavranışının, arkadaşlarıyla iyi geçinip geçinmediğinin, iyileştirme ve eğitimçalışmalarına uyumunun kurum müdürünce değerlendirilmesine ve disiplinkurulunca değerlendirmenin uygun bulunmasına bağlamıştır. Ayrıca ilgili mahkemede şartla salıvermeyi uygun bulmalıdır. Bu durumda, aynı suçtan hüküm giymiş veaynı süre cezasını çekmiş iki hükümlüden biri iyi halli diğeri ise iyi nalşartlarını henüz taşımadığı kanaatına varılırsa yalnız iyi hallisi şartlısalıvermeden yararlanabilecektir. Halbuki 3713 sayılı Kanun'un geçici 1. ve 4.maddelerine göre öngörülen infaz sürelerini dolduranlar iyi halli olmalarıaranmaksızın şartlı tahliyeden yararlanacaklardır, iyi halli olma şartıkaldırılarak bu bakımdan mahkûmlar arasında eşitlik sağlanmak istenmiştir.
III- Anayasa'nın 10. maddesine göre eşitlik kuralı açısındangeçici 4. maddenin (b) bendinin Ceza Kanunu'nun 146. maddesi (son fıkra hariç)ile sınırlı olarak incelenmesi: 4. Kolordu Komutanlığı nezdinde kuruluSıkıyönetim (1) numaralı Askeri Mahkemesi 30.4.1991 tarihli kararıyla AnayasaMahkemesi'ne başvurmuş ve 3713 sayılı Kanun'un önündeki davada uygulanacakhükümniteliğindeki geçici 4. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin geçici 1.maddeye göre eşitsizlik yarattığını ileri sürerek iptalini istemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nce verilen sınırlama kararına göre, davadauygulanacak hüküm geçici 4. maddesinin (b) bendindeki Ceza Kanunu'-nun 146.maddesi (son fıkra hariç) dir. İtiraz eden Mahkemeye göre; geçici 1. maddeylebu maddeye istisna getiren geçici 4. madde karşılaştırıldığı zaman eşitsizlikşöyle ortaya çıkmaktadır.
Geçici 4. maddenin (b) bendindeki TCK'nun 146. maddesine görecezalandırılan hükümlü ölüm cezasına çarptırılmışsa 20 yılını; müebbet hapiscezasına çarptırılmışsa 15 yılını; şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya hükümgiymişse hükümlülük süresinin l/3 ünü çekmişse, iyi halli olup olmamasınabakılmaksızın ve talebi gerekmeksizin şartla salıverilir. Buna mukabil, geçici1. maddeye göre hükümlü ölüm, müebbet ağır hapis diğer hürriyeti bağlayıcıcezalardan birine hüküm giymişse sırasıyla cezasının 10 yıl, 8 yıl, 1/5'ini çektiktensonra, iyi halli olup olmadığına bakılmaksızın ve talebi de olmadan şartlasalıverilir.
Eşitsizlik yarattığı iddia edilen bu fark, geçici 4. maddeninöngördüğü infaz ve şartlı salıverme sürelerinin suçun türünün esas alınmasındangeçici 1. maddedeki infaz ve şartlı salıverme süreleri ise, cezanın türü esasalınarak hesap edilmesinden ileri gelmektedir.
İnfaz ve şartlı salıverme süresinin suçun türü esas alınarakhesaplanmasının Anayasa'ya aykırılıkla bir ilişkisi olmaması gerekir. Esasen3713 sayılı Kanunun geçici 4. maddesinin (b) bendinde sayılan TCK 125, 146 (sonfıkra hariç), 403, 404/l, 405, 406, 407, 414, 416/ilk ve 418. maddelerine girensuçları işleyenlerin, suçun niteliğine göre, infaz sürelerini doldurup şartlısalıverilmeleri yeni bir çözüm olmayıp, önceden beri infaz sistemimizdeuygulaması olan bir düzenlemedir. Örneğin Ceza Kanunu'nun 16. maddesi ilkdüzenleme biçimiyle yalnız üç yıldan fazla özgürlüğü bağlayıcı cezaya hükümgiyenlerin şartla salıvermeden yararlanacaklarını; çekilmesi gereken süreninhapis için 1/2; ağır hapis için3/4 olduğunu; ancak öldürme, gasp, hırsızlıkgibi suçlardan mahkûm olanların şartla salıverilmeyeceklerini hükmebağlamaktaydı. 3038 sayılı Yasa da suçu ne olursa olsun, tüm hükümlülerinşartlı salıverilecekleri kuralını getirmekle beraber, bazı suçlan işleyenlerindaha geç tahliyesini öngörmekteydi. Yine, 647 sayılı Yasa 19. maddesinde ilkeolarak, TBMM'nin ölüm cezasının yerine getirilmemesine karar verdiği hükümlünün30 yılını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlünün 20 yılını; diğer hürriyetibağlayıcıcezalara mahkûm olanların, hükümlülük sürelerinin 1/2 sini çekmelerive iyi halli olmaları durumunda şartla salıvermeden yararlanacaklarına dairhüküm koymakla beraber son fıkrasında belli disiplin suçunu belirli miktarlardaişleyen hükümlülerin şartlı salıvermeden yararlanamayacakları ifade edilmiştir.Bu hüküm iyi halin belirlenmesinde etkili olmak üzere disiplin suçunun türünüesas alarak infaz süresinden indirim yapılması imkanını ortadan kaldırmaktadır.Şartlı salıverme sürelerinin suçun niteliğine görehesaplanması ve hangisuçların bu kapsama gireceği kanunkoyucunun tercih ve takdirine kalmış birhusustur. Bu takdiri kullanan kanunkoyucunun ne sebeple belli suçlan bu kapsamaalıp; diğer suçlan kapsam dışında bıraktığı tartışmasına mahal veremeyeceğikanaatindeyiz.
Kanunkoyucunun geçici 1. maddede şartlı salıverme sürelerinicezanın türüne göre düzenlemesi esasen bu günkü ceza hukukunun daha ziyadetercih ettiği bir şartlı salıverme şeklidir. Üstelik, 3713 sayılı Yasa'nıngeçici 1. maddesi (ve geçici 4. maddesi) mahkûmun iyi halli olması şartını daaramayarak şartlı tahliyeyi daha da kolaylaştırmıştır.
IV- Şartlı salıvermede geçici 1. maddedeki ceza ölçütündenayrılarak geçici 4. maddede suçun türüne göre infaz sürelerinden farklıindirimler getirilmesi Anayasalın 10. maddesindeki eşitlik kuralına aykırılıkoluşturmaz. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre yasa önündeeşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez."Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik, mutlak anlamdabir eşitlik olmayıp,haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak veren birilkedir. Gerçekten de, durum ve konumlardaki farklılık, hukuki statülerdekiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallar ve değişikuygulamalar getirir" (1989/35, 1990/22, 19.7.1990 tarihli AnayasaMahkemesi kararı, RG. 21.3.1991, sayı: 20821, s. 25).
Geçici 4. maddenin (b) bendindeki suçları işleyenlerin, geçici 1.maddedeki suçları işleyenlere göre infaz sürelerinden daha az indirime haklıgörülmeleri, bir eşitsizlik olarak değerlendirilemez. Zira iki maddenindayandığı ölçütler birbirinden farklıdır; biri cezayı esas alarak indirimsürelerini hesaplamakta; diğeri ise suçu dikkate alarak farklı indirim sürelerikoymaktadır.
Kanun koyucu, geçmişteki uygulamalarda da bu ölçütlere göreinfazda farklı indirim süreleri konduğu ve bazı tür eylemler için indirimdecezaların değil; suçun türünün esas alındığı gerçeğinden hareket etmiştir.
Bu suretle, iki farklı türde infaz sürelerinden indirimdüzenlemesi yapılmıştır. Ölçütler farklı olduğundan, geçici 1. madde ile geçici4. maddenin (b) bendinin içeriğindeki anılan cezalar ve suçlar arasında birkarşılaştırma yapmak ve eşitlik kuralına göre tartışmak olanağı yoktur. NitekimAnayasa Mahkemesi, yukarıdaanılan kararında da Anayasa'nın 10. maddesindekiöngörülen eşitliği böyle anlamaktadır.
V- Konuya bir de, Kanunkoyucunun farklı suçlar ve farklı cezalariçin farklı infaz indirimleri getirebileceğini açıklayan iki Anayasa Mahkemesikararından alıntı yaparak yaklaşmakta yarar vardır:
Yukarda anılan, E. 1989/35; K. 1990/22 sayılı kararında YüksekMahkeme aynen şöyle demektedir (R.G. 21 Mart 1991, No: 20321, s. 24):
"Anayasa'nın 38. maddesinde ceza hukuku alanında yapılacakyasal düzenlemelerde yasakoyucunun suç ve cezalara ilişkin uyması zorunlu temelilkeler belirlenmiştir. Bunlar, işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasanın suçsaymadığı bir eylemden dolayı kimsenin cezalandırılmayacağı, kimseye suçuişlediği zaman yasada suç için konulmuş cezadan daha ağırbir cezaverilemeyeceği, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik önlemlerinin ancak yasa ilekonulacağı, suçluluğu yargıç kararı ile saptanıncaya kadar kimsenin suçlusayılamayacağı, . . . ceza sorumluluğunun kişisel olduğu ve genel zor alımcezası verilemeyeceği" gibi ilkelerdir.
Anayasa'da bu sayılan kurallar dışında ayrıca buyurucu veyayasaklayıcı bir kural bulunmadığından, suçlar ve cezalar hakkında gerekligördüğü önlemleri almak yasakoyucunun yetkisi içinde kalmaktadır. Anayasa suçve cezaya ilişkin olarak belirlediği bu ilkeler dışında kalan, özellikle ne türeylemlerin suç sayılacağı, suç sayılan eylemlere ne kadar ve ne tür cezaverileceği, nelerin cezayı ağırlaştıracağı veya hafifletici neden sayılacağıgibi konularda bir kural koymamış, bunların saptanmasını yukarıdaki ilkeleriçinde yasakoyucuya bırakmıştır. Şu halde yasakoyucu Anayasa'ya göre kendiyetki alanına giren bu konularda takdir hakkına sahiptir. Bu yetkiyikullanırken Anayasa'nın 17. ve 38. maddelerindeki ilkeleri, suçların ağırlıkderecelerini ve yeniden suç işlenmesini önlemek ve suçluyu ıslah amaçlarını dagözetecektir.
Suçlar ve cezalar açısından konulan bu ilkelerin ceza sisteminitamamlayıcı bölümünü oluşturan infaz hukukunda da geçerli olacağı, dolayısıyla"şartlı salıverme" kurumunun şartlarının belirlenmesinde de gözönündetutulması gerekeceği kuşkusuzdur.
Yasakoyucu şartla salıvermenin koşullarını, örneğin yararlanmasürelerini, kimi suçlardan mahkûmların bundan yararlanıp yararlanamayacaklarını,ya da farklı biçimde yararlanabileceklerini, zaman içerisinde toplumungelişmesine göre, serbestçe takdir edebilecektir".
Yine, Anayasa Mahkemesi 13.3.1979 tarih ve 1979/14 sayılıkararında da, şartlı salıvermede farklı uygulamaya yol açan itiraz konusuhükmün Anayasaca aykırı olamayacağı yorumunu yapmış ve: "şartlasalıverilme koşullarında yapılacak genel bir düzenleme ile, müebbet ağır hapiscezasına mahkûm olanların şartla salıverilmeden yararlanabilmeleri içinçektirilmesi zorunlu ceza süresinde herhangi bir değişiklik, yapılmaksızın,muvakkat özgürlüğü bağlayıcı cezalara çarptırılanların şartla salıverilmesindeçektirilmesi gerekli ceza süresi, örneğin, hükümlülük süresinin l/2 sinedüşürülebilecektir. Bu doğrultuda yasal düzenlemenin eşitlik ilkesine tersdüşmeyeceğine kuşku yoktur. Çünkü böyle bir değişikliğe, uygulamadakiaksaklıkların giderileceği ve daha olumlu sonuçlara ulaşılacağı varsayımı ilegidilecek, böylece yeni yasanın yürürlükteki düzeni iyileştirme amacı, yapılandeğişikliğin haklı nedenlerini oluşturacaktır".
VI- Anayasa Mahkemesi'nin kısa süre önce verdiği kararlarınışığında ve yaptığımız açıklamalar karşısında; 3713 sayılı Kanun'un geçici 1.maddesindeki infaz sürelerine göre, geçici 4. maddedeki infaz sürelerinin ayrıtutularak daha az indirime tabi tutulmasının Anayasa'nın 10. maddesindekieşitlik kuralına aykırılık oluşturmadığı; kanunkoyucunun suçu esas alarak dainfaz sürelerini düzenleyebileceği, geçici 1. maddenin ceza türlerine göreyaptığı infaz sürelerinden indirimin, geçici 4. maddenin (b) bendindeki suçlariçin yapılan indirimi etkilemeyeceği ve eşitlik kuralı açısından bu ikimaddenin karşılaştırılamayacağı; zira düzenlemedeki temel öğelerin biribirindenfarklı olduğu; bu düzenlemelerde kanunkoyucunun takdir hakkı bulunduğutakdirinin de objektif kriterlerininsuçlunun topluma kazandırılması ve kamuyararı olduğu görüşüne vardığımızdan, geçici 4. maddenin (b) bendindeki CezaKanunu'nun 146. maddesi (son fıkra hariç) sözcüğünü iptal eden çoğunluğungörüşüne karşıyız.
Üye
Erol CANSEL
Üye
Haşim KILIÇ