ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1991/44
Karar Sayısı: 1991/53
Karar Günü: 24.12.1991
R.G. Tarih-Sayı :10.07.1992-21280
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Tokat Asliye Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU: 4.4.1929 kabul tarihli 1412 sayılı "CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu"nun, 21-5.1985 günlü 3206 sayılı Yasa iledeğişik 326. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'nın 38. ve 138. maddelerineaykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.
I- OLAY:
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 29.5.1989 günlü iddianamesi ile,sanık H.S.'ın, "Reşit Olmayan Mağdure N.Ö.'yü Cebir, Şiddet ve TehditleKaçırmak" suçundan dolayı Türk Ceza Kanunu'nun 430/l, 432, 40. maddeleriuyarınca cezalandırılması ve yargılamanın Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılmasıistemiyle kamu davası açılmış, Tokat Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği 27.6.1989tarih ve 1989/95-81 sayılı görevsizlik kararı üzerine davaya bakan Tokat AsliyeCeza Mahkemesi sanık HS.'ı 12.4.1990 gün ve 1989/312 esas 1990/245 sayılıkararı ile, Türk Ceza Kanunu' nün 430/2, 432 ve 647 sayılı Yasa'nın 4-6.maddeleri uyarınca, sonuç olarak dokuzyüzbin lira ağır para cezasına mahkumederek, cezasının ertelenmesine karar vermiştir.
Bu karar, müdahil ve sanık tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay5. Ceza Dairesi'nin 13.12.1990 gün ve 1990/4726-5765 sayılı ilâmı ile;
"Sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 430/2. maddesiaracılığıyla 432. madde gereğince ceza tayin edildiğine göre iki her maddedeöngörülen hapis cezalarının asgari haddi aynı olduğu nazara alınarak Türk CezaKanunu'nun 59. maddesinin uygulanmasının zorunlu bulunduğunungözetilmemesi"nin Yasa'ya aykırılığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Tokat Asliye Ceza Mahkemesi 26.2.1991 gün ve 1991/4-413 sayılıkaran ile; "TC. Yasasının 59. maddesindeki indirimin sanığınkişiliğine" ve oluşa bağlı bulunduğu ve uygulanmasının hâkimin takdirineait olduğu", biçimindeki açıklamalarla önceki hükümde direnmiştir.
Direnme karan da sanık müdafii ve C. Savcısı tarafından temyizedilip Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 8.7.1991 gün ve 1991/5-202/2390 sayılıkararıyla, özel dairenin bozma gerekçeleri benimsenerek bozulunca, itirazyoluna başvuran mahkeme, uygulamak durumunda olduğu Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu'nun, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına uyma zorunluluğunu koyandeğişik 326. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa' nın 38. ve 138. maddelerineaykırı olduğu kanısına vararak iptaline karar verilmesi istemiyle kendiliğinden(re'sen) itiraz yoluna başvurmuştur.
III- METİNLER:
1- İptali İstenen Yasa Kuralı :
4.4.1929 kabultarihli, 1412 sayılı "Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu'nun, 21.5.1985 günlü, 3206 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesinin tammetni aşağıya alınmıştır. İtiraz, maddenin 3. fıkrasına yöneltilmişbulunmaktadır.
"Madde 326 (Değişik).- Yargıtay'dan verilen bozma kararıüzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerinisorar.
Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veyadavetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karsıbeyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyaptabitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadandaha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.
Yargıtay'dan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkıvardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymakmecburidir.
Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısıveya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yenidenverilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
(Değiştiren Kanun No: 3006, 3206)"
2- Dayanılan Anayasa Kuralları:
İtirazda bulunan Mahkeme, itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 38.ve 138. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmektedir. Anılan maddeler aynenşöyledir:
l- "Madde 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiçbir kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayanbir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından buhükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
2- "Madde 138.- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hükümverirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisininkullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi birbeyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN,Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU, Haşini KILIÇ ve Yalçın ACARGÜN'ünkatılmalarıyla 21.11.1991 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
İtirazın esasına ilişkin rapor, Tokat Asliye Ceza Mahkemesi'nin31.10.1991 günlü gerekçeli başvuru kararı ve ekleri, iptali istenen yasakuralı, ilgili Anayasa kuralları, bunlara ilişkin gerekçeler ve konu ile ilgiliöteki metinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu:
İtiraz yoluna başvuran mahkeme "Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu"nun 21.5.1985 günlü, 3206 sayılı Yasa ile değişik 326. maddesininüçüncü fıkrasının iptalini içeren kararında sınırlama yapmamıştır.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesinde, itiraz yoluyla AnayasaMahkemesi'ne yapılan başvuruların mahkemenin bakmakla olduğu davada uygulanacakyasa kuralı ile sınırlı olması öngörülmüştür.
İtiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada CezaYargılama Usulü Kanunu'nun 326. maddesinin üçüncü fıkrası bir yargılama usulükuralı olarak uygulanmaktadır.
Dava konusu kural, Yargıtay'ca verilen bozma kararlarına yerelmahkemelerce ısrar hakkı ile ısrar kararları üzerine Yargıtay Ceza GenelKuru-lu'nca verilen kararlara uyma zorunluluğunu düzenlemektedir.
İtiraz yoluna başvuran mahkeme ise, sözü edilen 326. maddeninüçüncü fıkrasının, verdiği ısrar karan üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nunverdiği bozma kararına uyulması zorunluluğunu kurala bağlayan son tümcesiniuygulama durumundadır. Fıkranın baş tarafında yer alan ısrar karan verilmesinidüzenleyen ilk tümcesi ile getirilen kuralın mahkemece uygulanması olanağıyoktur.
Bu nedenlerle itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğudavada uygulayacağı itiraz konusu kurala ilişkin esas incelemenin, Yasa'nın326. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci tümcesini oluşturan "Israrüzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir",kuralı ile sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
B. Anayasa'ya Uygunluk Denetimi:
Mahkemenin Anayasa'ya aykırılık gerekçesinde özetle, "TCK'nun430. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının, TCK'nun 432. maddesi ilebirlikte uygulanması durumlarında, ortaya hakkaniyet ve nesafet kurallarınaaykırı eşitsizliklerin çıktığı doğrudur. Ancak bunun, kanunu aynen uygulamaklagörevli mahkemelerce değil, Yasakoyucu tarafından düzeltilmesi gerekir. Yoksaanılan durumda tamamen hâkimin takdirinde olan TCK'nun 59. maddesinin uygulanmasınınzorunlu tutulması gibi bir Yargıtay uygulaması ve buna uymayı zorunlu tutanCMUK'nun 326/3. maddesi çare olmayıp, aksine Yasa'da değişiklik yapar niteliktaşıdığından Anayasa'nın suçta ve cezada yasallık ilkesini düzenleyen 38.maddesine aykırıdır, itiraz konusu kural, Anayasa'nın 138. maddesine deaykırıdır. Çünkü anılan hüküm karşısında artık hâkim için kendi vicdani kanaatideğil, Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı söz konusudur, başka seçenekkalmamıştır. Oysa Anayasa'nın 138. maddesi, Hâkimlerin bağımsız olduğunu,hiçbir organ, makam, merciveya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında,mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini yazmaktadır ve bunuyazarken Ceza Genel Kurulu için ayrıcalık getirmemiştir." denilmektedir.
a) İtiraza konu olan kural daha önce iki kez Anayasa Mahkemesi'nceesastan incelenmiş ve karara bağlanmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesinin son fıkrasındayer alan "Heyeti umumiyeden sâdır olan karara ıttıba mecburidir."biçimindeki eş anlamlı kurala yönelik itiraz mahkememizin 13.2.1968 günlü, E:1967/11, K: 1968/7 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
İnceleme konusu olan Ceza Yargılama Usulü Kanunu'nun 326.maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ısrar üzerine Temyiz Ceza UmumiHeyetinden verilen kararlara uymak mecburidir." kuralına yöneltilen itirazda Mahkememizin 20.10.1977 günlü, E: 1977/112, K: 1977/128 sayılı kararıylareddedilmiştir. Bu karardaki gerekçeler bugün için de geçerlidir.
Anayasa'nın 138. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları,hâkimlerin görevlerinde bağımsızlığını; Anayasa'ya, kanuna, hukuka ve vicdanikanaatlerine göre hüküm vermelerini ve herhangi bir organ, makam, merci veyakişinin yargı yetkisinin kullanılmasında hâkimlerin işlerine karışmamasını ve,onlar üzerinde herhangi bir biçimde etkili olmamasını öngörür.
Mahkeme, itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın bu maddesindekiilkelere aykırı olarak mahkemelerin bağımsızlığını zedelediğini ve hâkimivicdani kanısına aykırı karar vermeğe zorladığını ileri sürmektedir. Bu görüşünyerinde olup olmadığını saptamak için Yargıtay'ın niteliği, görevi ve bundanbaşka Anayasa'nın 138. maddesinin sözü edilen hükümlerinin kanun yollarınıyasaklayıp yasaklamadığı yönü üzerinde durulması gerekir.
Anayasa'nın 154. maddesinin birinci fıkrası hükmü şöyledir:
"Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka biradli yargı mercine bırakmadığı karar ve hükümlerin son incelememerciidir."
Hâkimler de her insan gibi yanılabileceklerinden kimi kararlan,usul ve kanuna aykırı düşebilir, karar taraflar için doyurucu olmayabilir. Budurum, mahkeme kararlarına karşı mahkemenin kendisine veya başka bir mahkemeyebaşvurarak bu kararların yeniden incelettirilmesi, bunlardan yanlış olanlarınbozulması, doğru olanların da doğru olduklarının belirtilmesi ve bunun sonucuolarak doğru kararlar üzerindeki yanlışlık kuşkusunun ortadan kaldırılmasızorunluluğunu doğurmaktadır. Yargıtay, her şeyden önce, bu zorunluluğukarşılamak ereği ile ve Özel kanunla kurulmuştur. Anayasa da bu niteliğinibelirleyerek Yargıtay'ı Anayasa Kurumları arasına almıştır. Bundan başkaYargıtay,ülkede içtihat birliğini de gerçekleştirmektedir; hâkimlerin belli olaylardauyguladıkları yasaları ve öbür hukuk kurallarım kendi kanılarına göre başkabiçimde yorumlamaları mümkün olduğundan, mahkemelerden benzeri olaylardaverilecek kararlararasında çelişkiler doğabilmekte ve bu çelişkiler Anayasa'nın10. maddesi ile tanınan kanun önünde eşitlik ilkesini zedelemekte ve bundanötürü içtihatlar arasında birlik sağlanması da zorunlu bulunmaktadır.Yargıtay'ın gerek alt mahkemelerin verdikleri kararları denetleme, gerek hukukkurallarının yorumlanmasında birliği gerçekleştirme görevlerini yapabilmesiiçin verdiği kararların mahkemeleri bağlayıcı nitelikte olması gerekir.Gerçekten, Yargıtay kararlarına bağlayıcı nitelik tanınmayacak olursa, Yargıtaygörüşünün benimsenmesi mahkemelerin iradesine bağlı kalacaktır ve Yargıtay'ındurumu danışma yoluyla karar veren bir yer olmaktan ileri gitmeyecektir. OysaAnayasa'nın yukarıda sözü edilen 154. maddesinin birinci fıkrası uyarıncaYargıtay, adliye mahkemelerinden verilmiş kararların ve hükümlerin son incelemeyeridir. Başka deyimle, bu kararları ve hükümleri inceleyerek denetleyecek veuygulamalarda görüş birliğini gerçekleştirecek bir yüksek mahkemedir; birdanışma yeri değildir.
Kaldı ki, Anayasası'nın 138. maddesi, kanun yollarına başvurmayıve bir mahkeme kararının başka bir hâkim veya mahkemece incelenmesiniengelleyici bir hüküm de koymuş değildir. Bu maddenin öngördüğü bağımsızlığınereği, herhangi bir işi veya davayı tek bir hâkime veya tek bir mahkemeyegördürüp, yalnızca o hâkim veya o mahkemenin kanısına göre hükme bağlatmakolmayıp, yargı işlerinin dışarıdan gelecek etkilerden uzak ve yalnız hukukiölçülere göre değerlendirilip hükme bağlanmasını sağlamaktır. Bu bakımdan,verilen kararların veya hükümlerin Anayasa'ya kanuna ve hukuka uygunluğunugüvenlik altına almak üzere bir işin veya davanın, başka bir hâkim veyamahkemeye incelettirilmesini ve o hâkimin veya mahkemenin kararının ilk hâkimveya mahkeme için bağlayıcı olmasını öngören bir kanun hükmü, Anayasa'nın sözüedilen maddesindeki bağımsızlık ilkesine aykırı sayılmaz; tersine bu maddehükmü, hâkimleri Anayasaca, kanuna ve hukuka uygun karar ve hüküm vermekleödevli kılan kuralın gerçekten uygulanmasına yönelen bir tedbir niteliğinigösterir. Böyle bir kanun hükmü, ayrıca mahkemelerin kuruluş ve işleyişleriyleyargılama usullerinin kanunla belli edileceğini öngören Anayasa'nın 142.maddesine de uygundur.
Yukarıdaki açıklamalar, itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın,Yargıtay'ın görevlerini belirten 154. maddesine, mahkemelerin bağımsızlığınıbelirten 138. maddesine aykırı bir yönü bulunmadığını yeterince göstermektedir.
Anayasa'nın 9. maddesinde "Yargı yetkisi Türk Milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılır." denilmektedir. İtiraz konusu hüküm,direnme kararının bozulmasına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına,mahkemenin uyma zorunluluğunu koymaktadır. Gerek bozma kararından önceki vegerek sonraki evrede yargı yetkisini davaya bakan bağımsız mahkemekullanacaktır. Bu nedenle ortadayargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsızmahkemelerce kullanılacağım belirten Anayasa'nın 9. maddesine aykırı bir yön deyoktur.
Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında (Hiç bir mahkeme,görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.) kuralı yer almıştır. Bukuralın ereği; mahkemelerin yetkileri içindeki davaları çözmektenkaçınamayacaklarını kurala bağlayarak hak arama özgürlüğünü güvence altınaalmaktır. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca verilen karara uymazorunluluğu, bu güvencenin güçlenmesini sağlayan bir kuraldır. Bu duruma göreitiraz konusu hüküm, Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrası kuralına daaykırı değildir.
b) Anayasa'nın 38. maddesi suç ve cezalarla ilgili olan evrenselilkelerin Anayasa kuralı olarak benimsenip belirlenmesidir.
Üst mahkeme olarak Yargıtay'ın, yerel mahkeme kararlarınıdenetlemesi yargısal işlevinin doğal bir sonucudur. Bu nedenle itiraza konuolan kuralın Anayasa'nın 38. maddesi ile doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır.
Yerinde görülmeyen itirazın reddi gerekir.
VI- SONUÇ:
4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun326. maddesinin üçüncü fıkrasında ikinci tümceyi oluşturan "Israr üzerineYargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir."kuralının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptaline yönelik itirazın REDDİNE,
24.12.1991 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN