ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1991/6
Karar Sayısı: 1991/20
Karar Günü: 3.7.1991
R.G. Tarih-Sayı :08.03.1992-21165
İPTAL DAVASINI AÇAN: Anamuhalefet Partisi (Sosyaldemokrat HalkçıParti) TBMM Grubu Adına Grup Başkanı Erdal İNÖNÜ.
İPTAL DAVASININ KONUSU : 15.12.1990 günlü, 430 Sayılı"Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve Olağanüstü Halin Devamı SüresinceAlınacak İlave Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"nin 1., 2., 3.,4., 5., 6., 7., 8. ve 9. maddelerinin Anayasa'nın 2., 5., 6., 7., 10., 38.,91., 120. ve 121. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
II- YASA METİNLERİ:
A. İptali İstenilen Kurallar:
15.12.1990 günlü, 430 sayılı "Olağanüstü Hal Bölge Valiliğive Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirler Hakkında KanunHükmünde Kararname"nin iptali istenilen 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8. ve9. maddeleri şöyledir:
1. "Madde L- 10.7.1987 tarihli ve 285 sayılı Kanun HükmündeKararname ile ihdas edilen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve olağanüstü halindevamı süresince; Olağanüstü Hal Bölge Valisi, görev alanına giren illerde,25.10.1983 tarihli ve 2935 sayılı Kanunla il valilerine verilen yetkilerle İlİdaresi Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve diğer kanunların valilereverdiği görev ve yetkilerden 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 incimaddesinde belirtilen hususlarla ilgili olanların* kullanır ve görevleri yerinegetirir.
Genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak ve şiddetolaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla aşağıdaki ilave tedbirler dealınabilir:
a) Olağanüstü Hal Bölge Valisi veya olağanüstü hal bölgesindeki ilvalisi bölgedeki faaliyetleri yanlış aksettirmek veya gerçek dışı haber veyayınlar yapmak suretiyle bölgedeki kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasınaveya bölge halkının heyecanlanmasına neden olacak veya güvenlik kuvvetleriningörevlerini gereği gibi yerine getirmelerini engelleyecek şekilde yayınlananher türlü basılmış eserin; kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzerimatbuanın basılmasını, çoğaltılmasını, yayınlanmasını ve dağıtılmasını,bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmış olanlarınbölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklar veya izne bağlar; basılması veneşri yasaklanan kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuayı toplatmaklaberaberbu gibi tedbirlerin yetersiz kalması halinde, Olağanüstü Hal BölgeValisinin teklifi üzerine veya görüşünü almak suretiyle İçişleri Bakanı; buyayınların bölge içinde veya dışında basılmış olup olmadığına bakılmaksızın,yayınlarının durdurulması veya yayından kaldırılması için sahip ve/veya yayınsorumlularına yazılı ihtarlarda bulunur; buna rağmen yayına ve dağıtımı devamedilmesi halinde, basılmalarını, çoğaltılmalarım, yayınlanmalarını veyadağıtılmalarını süreli veya süresiz yasaklayabilir, gerektiğindebunları basanmatbaaları on güne kadar, tekerrüründe ise bir aya kadar kapatabilir.
b) Olağanüstü hal ilân edilen illerde genel güvenlik ve kamudüzeni bakımından, yer değiştirmek talebinde bulunanlar ile isteyerek veya zorve baskı sonucu zararlı faaliyetlerde bulunanlar veyahut kamu düzenini bozanveya kamu düzenini bozacağı kanısını uyandıran kişi veya topluluklardan gerekligörülenler, Olağanüstü Hal Bölge Valisinin takdirine göre, olağanüstü halsüresini aşmamak üzere bölge dışına çıkarılır. Gerektiğinde bunlara İçişleriBakanlığı'nca belirlenecek esaslara göre, belli bir yerde ikamet etmelerişartıyla Geliştirme ve Destekleme Fonundan mali destek sağlanır.
c) Olağanüstü Hal Bölge Valisinin, 285 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yazılı yetkilerikullandığı yerlerde ikamet edenler veya bu gibi yerlerde ikamet etmekte olup dacan ve mal güvenliği gerekçeleriyle yerlerini daha önce terketmek zorundakalanlar ile yaptırılan inceleme sonucu işe yerleştirilmelerinde zaruretgörülenler diledikleri takdirde, olağanüstü hal bölgesi içinde veya dışındaikamete tabi tutulabilirler. Bunlara yerleşmeleri için Geliştirme ve DesteklemeFonundan mali destek sağlanabilir veya kendilerine iş temin edilebilir. Bumaksatla ekli cetvelde yeralan kadrolar ihdas edilerek İçişleri Bakanlığı'nınemrine tahsis edilmiştir. Bu kadroların sayısını % 25'ine kadar artırmayaBakanlar Kurulu yetkilidir. Gerekli hallerde İçişleri Bakanlığı'nca bukadroların hiyerarşik yapıyı bozmamak kaydıyla sınıf, unvan ve derecelerideğiştirilmek suretiyle sözkonusu kişilerin müşterek kararla bu kadrolaraatanmaları sağlanır. Bu kişiler görevlendirildikleri kamu kurum vekuruluşlarına kadroları ve/veya pozisyonları ile birlikte devredilirler.Bunların ücret ve her türlü özlük hakları bu kuruluşlarca karşılanır.
Bu gibi kişilerden işçi statüsünde olanlar için ise en çok kırkbinadet işçi pozisyonu ihdas edilmesi hususunda İçişleri Bakanı yetkilikılınmıştır.
Bu kadroların ve pozisyonların kullanma şartları, personelinniteliği, sınav yapılıp yapılmayacağı, kadroların ve pozisyonların herhangi birnedenle boşalması halinde İçişleri Bakanlığına iadesi ve diğer hususlar adıgeçen Bakanlıkça tespit edilir.
İkamet konusunda ve ilgililerin talepleri halinde 14.6.1934tarihli ve 2510 sayılı İskan Kanunu hükümleri uygulanabilir."
2. "Madde 2.- Olağanüstü Hal Bölge Valisi; 285 sayılı KanunHükmünde Kararnamede sayılan ve olağanüstü hal ilan edilen illerde veolağanüstü halin devamı süresince grev, lokavt yetkisinin kullanılması, iradebeyanı, referandum gibi sendikal faaliyetleri durdurabilir veya izne bağlar;tahrip, yağma, işgal, fiili durum, boykot, iş yavaşlatılması, çalışmaözgürlüğünün kısıtlanması ve işyerlerinin kapatılması gibi hareketleriyasaklar, önler veyagerekli göreceği başkaca önleyici tedbirleri dealabilir."
3. "Madde 3.- Olağanüstü hal ilan edilen illerde veolağanüstü halin devamı-sû resince Olağanüstü Hal Bölge Valisi;
a) Görev alanı içindeki illerde güvenlik, asayiş ve kamu düzenibakımından çalışmalarında sakınca görülen ve hizmetlerinden yararlanılamayankamu personelinin yer değiştirmesini veya görev alanı dışında geçici veyasürekli olarak görevlendirilmesini ilgili kurum veya kuruluşlardan isteyebilir.Bu istekleri derhal yerine getirilir. Bupersonel hakkında kendi özelkanunlarındaki hükümler uygulanır.
b) Olağanüstü hal ilanına neden oları olaylara ilişkin, suçdosyalarının dava açılmak üzere mahalli Cumhuriyet Başsavcılığından, DevletGüvenlik Mahkemesinin görevine gören suçlarda dava açılmasını da DevletGüvenlik Mahkemesi nezdindeki Cumhuriyet Başsavcısından isteyebilir ve buistekler yerine getirilir.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren suçları ihbaredenlerin hüviyetleri, rızaları olmadıkça veya ihbarı mahiyeti kendi haklarındasuç teşkil etmedikçe açıklanmaz.
c) Hükümlü veya tutuklulardan, olağanüstü hal ilanına neden olansuçların soruşturmasında ifadelerine başvurulması gerekenler, Olağanüstü HalBölge Valisinin teklifi üzerine yetkili Cumhuriyet Başsavcısının talebi vehakimin kararı ile, her defasında on günü geçmemek üzere ceza infaz kurumu veyatutukevinden alınabilir. Bu süre hükümlülük veya tutuklulukta geçmiş sayılır.Hükümlü veya tutuklu, ceza infaz kurumu veya tutukevinden ayrılış vedönüşlerinde sağlık durumunun doktor raporu ile tespitini talep edebilir.
Bu süre içinde tutuklama kararının kaldırılması ya da hükümlülüksürelerinin sona ermesi durumunda, keyfiyet derhal bulundurulduğu yerCumhuriyet Başsavcılığına bildirilir.
d) Gecikmesinde sakınca görülen hallerde zabıtanın talebi üzerineveya gerek gördüğünde, yollarda, meskun mahallerde genel aramalar, özel vetüzel kişilere ait ev, işyeri ve eklentileri ile umuma açık olmayan mahallerdearamalar yaptırabilir.
e) Bölge illerinin iktisadi, sosyal ve kültürel yöndenkalkınmasına ve görevinin ifasına ilişkin yatırım tekliflerinde bulunabilir.
f) Olağanüstü hal bölgesine dahil illerle ilgili veya bu bölgeyietkileyecek yayınlarda Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü,içişleri Bakanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ile koordinasyonve işbirliği yapmakla yükümlüdür.
g) Görev alanında yürütülen çalışmalar konusunda Bölge Valiliğincehazırlanan bildiri, bülten ve açıklamaların TRT Kurumundan aynen yayınlanmasınıisteyebilir."
4- "Madde 4.- 285 sayılı K'nün Hükmünde Kararnamenin 4 üncümaddesinin son iki fıkrasında yer alan "yetki devri" ile içişleriBakanına tanınan diğer yetkilerin ilgili hükümleri, bu Kanun Hükmünde Kararnameile getirilen ilave tedbirlere ilişkin yetkiler için de geçerlidir."
5. "Madde 5.- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdasedilen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve olağanüstü halin devamı süresince;olağanüstü hal bölgesi ve mücavir illerde ilgili kanun ve kanun hükmündekararnameler gereğince alınan tedbirler, yapılan uygulamalar, kullanılanyetkiler ve bu maksatla alınan kararlar neden gösterilerek, görevli veyetkililer hakkında olağanüstü hal bölgesi ile mücavir iller içinde veyadışında basılmış olup olmadığına bakılmaksızın yapılan yayınlar sebebiylekişisel haklarına saldırıda bulunulan görevli ve yetkililerin Türk MedeniKanunu ve Borçlar Kanununun hükümlerine dayanan manevi tazminat taleplerisonucunda tazminata hükmedilmesine karar verildiği takdirde, tazminatınmiktarı; yayının mevkuteler ile yapılması halinde, mevkute aylık veya bir aydanfazla süreli ise bir önceki fiili satış miktarının toplam satış bedelitutarının; mevkute bir aydan az süreli ise bir önceki fiili satış miktarınıntoplam satış bedeli tutarının; mevkute niteliğinde bulunmayan basılıeserler ileyeni yayına giren mevkuteler hakkında ise, en yüksek tirajlı günlük mevkuteninbir önceki ay ortalama satış tutarının yüzde yetmişbeşinden az olamaz."
6. "Madde 6.- Olağanüstü hal bölgesine dahil ilerde ilgilikanun ve kanun hükmünde kararnameler gereğince alınan tedbirler, yapılanuygulamalar, kullanılan yetkiler ve bu maksatla alınan kararlar nedengösterilerek görevli ve yetkililer hakkında, olağanüstü hal bölgesindeki illeriçinde veya dışında basılmış olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ceza Kanununun480 inci maddesinde yazılı hakaret suçlarının gerçeğe aykırı yazı, haber,havadis, fotoğraf veya vesikaların neşredilmesi veya her türlü olay vevesikaların tahrif edilerek yayınlanması suretiyle işlenmesi halinde, faillereilgili maddelerde yazılı cezalara ilave olarak yüz milyon liradan ikiyüz milyonliraya kadar ağır para cezası verilir.
Bu fiillerin 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 3üncü maddesinde belirtilen mevkuteler vasıtasıyla işlenmesi halinde,sahiplerine de aynı cezalar verilir. Ancak, hükmedilecek ağır para cezası yüzmilyon liradan az olamaz. Bu mevkutelerin sorumlu müdürlerine, sahiplerineverilecek cezanın yarısı uygulanır.
Bu maddenin tatbiki, bu hususta ayrıca şikayette bulunulmasınabağlıdır. Şikayet dilekçesi verilmediği takdirde gerçeğe aykırılık re'senaraştırılamaz. Bu husustaki şikayetin Türk Ceza Kanununun 490 inci maddesindekisüre içinde yapılması gerekir.
Türk Ceza Kanununun 158, 159 ve 268 inci maddelerinde yazılıhakaret suçlarının, birinci ve ikinci fıkrada yazılı şekilde işlenmesi halinde,bu maddelerde gösterilen suçlan işleyen failler de, yukarıdaki fıkralarhükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılır.
Türk Ceza Kanununun 481 inci maddesinin uygulandığı hallerde bumadde hükümleri tatbik edilmez."
7. "Madde 7.- 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede sayılanillerde ve olağanüstü halin devamı süresince; Türk Ceza Kanununun 125 incimaddesindeki suçu işleyenler ile ilgili olarak, aynı Kanunun 169 uncumaddesindeki eylemlerde bulunanlar hakkında, 169 uncu maddeye göre verilecekcezalar, bir kat artırılarak hükmolunur."
8. "Madde 8.- Bu Kanun Hükmünde Kararname ile içişleriBakanına, Olağanüstü Hal Bölge Valisine ve olağanüstü hal bölgesi dahilindekiil valilerine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili her türlü karar vetasarruflarından dolayı bunlar hakkında cezai, mali veya hukuki sorumlulukiddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.Kişilerin sebepsiz uğradıkları zararlardan dolayı Devletten tazminat talep etmehakları saklıdır."
9. "Madde 9.- Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmezbütünlüğünü bozmaya, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeyedüşürmeye, temel hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelen eylemlerin mücavirillerde de genişleme istidadı göstermesi hallerinde, bu Kanun HükmündeKararname ile İçişleri Bakanına, Olağanüstü Hal Bölge Valisine verilen görev veyetkiler bu kişilerce mücavir illere de münhasır olmak üzere kullanılır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları:
İptal isteminin gerekçesinde dayanılan Anayasa kurallarışunlardır:
1. "Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğinebağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik vesosyalbir hukuk Devletidir."
2. "Madde 5.- Devletin temel amaç ve görevleri, Türkmilletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyetive demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddi ve Manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
3. "Madde6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organları eliyle kullanılır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir Devlet yetkisi kullanamaz."
4. "Madde 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
5. "Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasİdüşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. .
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
6. "Madde 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçunişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan birbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir. Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
7. "Madde 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kurulunakanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim veolağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci veikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve" ödevleri iledördüncü bölümünde yer alan siyasİ haklar ve ödevler kanun hükmündekararnamelerle düzenlenemez.
Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını,kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazlakararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir.
Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama dönemininbitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisitarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğuveya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir.
Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkinhükümler saklıdır.
Kanun hükmünde kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları günyürürlüğe" girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihiolarak daha sonrakibir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler, Resmi Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler,Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle veivedilikle görüşülür.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmi Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer."
8. "Madde 120.- Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzeniniveya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddethareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olaylarısebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanıbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulunun da görüşünüaldıktan sonra yurdunbir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresialtı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir."
9. "Madde 121.- Anayasanın 119 ve 120 nci maddeleri uyarıncaolağanüstü hal ilânına karar verilmesi durumunda, bu karar Resmi Gazetedeyayımlanır ve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. TürkiyeBüyük Millet Meclisi tatilde ise derhal toplantıya çağrılır. Meclis, olağanüstühal süresini değiştirebilir, Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, her defasındadört ayı geçmemek üzere, süreyiuzatabilir veya olağanüstü hali kaldırabilir.
119 uncu madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerdevatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstühallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15 incimaddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasılsınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl,ve ne suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkilerverileceği, görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı veolağanüstü yönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmündekararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynıgün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisçeonaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir."
III- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, NecdetDARICIOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL,Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU, Güven DİNCER ve HaşimKILIÇ'ın katılmalarıyla 21.2.1991 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında15.12.1990 günlü, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin dava konusu 1-9.maddelerinin, Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasında çıkarılabileceği ve148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve öz yönünden Anayasa'yaaykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesi'ndedava açılamayacağı öngörülen kanunhükmünde kararname kuralları niteliğinde olup olmadığının saptanabilmesibakımından işin esasının incelenmesine, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEL,Yavuz NAZAROĞLU ve Haşim KILIÇ'ın "430 sayılı KHK'nin Anayasa'nın91. ve121. maddelerine uygun olarak olağanüstü halin gerekli kıldığı konulardadüzenlenmiş olması nedeniyle Anayasa'nın 148. ve 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 19. maddelerinegöre davanın yetkisizlik yönünden reddi gerektiği" yolunda karşıoyları veoyçokluğuyla karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenenKanun Hükmünde Kararname kuralları ile dayanılan Anayasa kuralları, bunlarıngerekçeleri ve öteki belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
A. Olağanüstü Yönetimlerin Özellikle Olağanüstü Hallerin Anayasalİncelenmesi:
l- Olağanüstü Yönetim Usulleri
Olağanüstü yönetim usullerine, iç karışıklık, ayaklanma, savaştehlikesinin baş göstermesi, savaş hali, doğal âfet, ağır ekonomik bunalım vebunlara benzer nedenlerle devletin ve toplumun güvenliğini büyük ölçüde sarsandurumlarla karşılaşıldığında başvurulur. Bu durumların, devletin ve toplumunvarlığı ve güvenliği bakımından büyük bir tehlike oluşturduğu kuşkusuzdur.Olağan yönetimlerin bu tehlikelerin giderilmesinde yetersiz kalması nedeniyletüm hukuk sistemlerinde olağanüstü yönetim biçimleri ortaya çıkmıştır.
Ancak, demokratik ülkelerde olağanüstü yönetim usulleri, hukukudışlayan keyfi bir yönetim anlamına gelmez. Olağanüstü yönetimler kaynağınıAnayasa'da bulan, anayasal kurallara göre yürürlüğe konulan, yasama ve yargıorganlarının denetiminde varlıklarını sürdüren rejimlerdir. Ayrıca, olağanüstühal yönetimlerinin amacı, anayasal düzeni korumak ve savunmak olmalıdır. Bunedenle olağanüstü yönetim usulleri yürütme organına önemli yetkiler vermesine,hak ve özgürlükleri de önemli ölçüde sınırlandırmasına karşın, demokrasilerdesonuçta bir "hukuk rejimi"dir.
Anayasa, olağanüstü yönetim usullerini ayrıntılı bir biçimdedüzenlemiş ve 119. ve 120. maddelerinde "Olağanüstü haller", 122.maddesinde ise "sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hali" olmak üzereiki tür olağanüstü yönetim biçimi öngörmüştür. Bunlardan, 119. madde"Tabii afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle olağanüstü hal ilânı",120. maddede "şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekildebozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilânı" düzenlenmiştir. 122. maddeise, "Sıkıyönetim, seferberlik ve savaşhali"ni düzenlemektedir.
Anayasa'nın gerek 119. ve 120. maddelerinde düzenlenen olağanüstühaller gerekse 122. maddesinde düzenlenen sıkıyönetim, seferberlik ve savaşhali birer olağanüstü yönetim biçimleri olmaları nedeniyle ortak özellikleresahiptirler. Öncelikle, bütün bu olağanüstü yönetimlerde yürütme organınınkarar alma ve uygulama yetkileri genişlemekte, buna karşın kişilerin hak veözgürlükleri daralmaktadır. Yine yetki, yöntem, biçim ve öğeler bakımından dabu yönetimler arasında önemli benzerlikler bulunmaktadır. Olağanüstüyönetimlerde, olağanüstü hal ya da sıkıyönetim, Cumhurbaşkanının başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu'nca, yurdun bir ya da birden fazla bölgesinde veyabütününde altı ayı aşmamak üzere ilân edilir. Karar Resmi Gazete'de yayımlanırve hemen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur. Sıkıyönetime ilişkin122. maddede 121. maddedeki "hemen" sözcüğü yerine "aynıgün" sözcükleri kullanılmaktadır. Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisitatilde ise derhal toplantıya çağrılır.Meclis olağanüstü hal veya sıkıyönetiminsüresini değiştirebilir veya kaldırabilir. Bakanlar Kurulu'nun istemi üzerineher defasında dört ayı geçmemek üzere, bu süreyi uzatabilir. Yöntem ve biçimyönünden, gözlenen bir ayırım, şiddet olaylarının yaygınlaşması nedeniyle ilânedilen olağanüstü halde ve sıkıyönetimde, Bakanlar Kurulu'nun karar almadanönce Milli Güvenlik Kurulu'nun görüşüne başvurmak zorunda olması; doğal afet veekonomik bunalım nedeniyle ilân edilen olağanüstü halde ise buna gerekbulunmamasıdır. Yine bunların her birinde, Bakanlar Kurulu'nun olağanüstüyönetimin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararnameler çıkarma yetkisibulunmaktadır.
Olağanüstü yönetim usulleri arasındaki temel ayrım bunların ilânnedenlerinde yatmaktadır. Anayasa'nın 119. maddesindeki olağanüstü hale"tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalımhallerinde"; 120. maddesindeki olağanüstü hale ise, "Anayasa ilekurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadankaldırmayayönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortayaçıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasıhallerinde" başvurulabilir. Sıkıyönetim (m. 122) ilânı ise"olağanüstü hal ilânını gerektiren hallerden daha vahim şiddethareketlerinin yaygınlaşması veya savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumunbaşgöstermesi, ayaklanma olması veya vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli veeylemli bir kalkışmanın veya ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veyadıştan tehlikeyedüşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle"olabilir. Demek ki, sıkıyönetim ülkenin iç ve dış güvenliğinin çok daha cidditehlikelerle karşılaşması durumunda başvurulabilecek bir olağanüstü yönetimbiçimi olmaktadır. Bunun doğal sonucu da,sıkıyönetimde, yürütme organının sahipolacağı yetkiler ile kişilerin hak ve özgürlüklerine getirilecek kısıtlamalarolağanüstü hallerdekinden daha fazla olabilmektedir.
Olağanüstü yönetim usulleri arasında bir diğer ayrım, buyönetimlerde yetkili ve görevli organlar yönündendir. Sıkıyönetim ilânı ilebirlikte kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçmesine karşın,olağanüstü hallerde sivil makam ve mercilerin yetkileri artmaktadır.
Yetkili organlar bakımından olağanüstü hallerde sıkıyönetimarasında bir diğer ayrım da yargı yetkisine ilişkindir. Sıkıyönetim de kimisuçların sanıklarının yargılanması askeri mahkemeler tarafından yapılır.Olağanüstü Hal Yasası'nın 24. maddesine göre ise, "Olağanüstü hal ilânedilen yerlerde, devlet güvenlik mahkemeleri ile askeri mahkemeleringörevlerine giren suçlar dışında davalara adli yargıda bakılır". Başka birdeyişle, olağanüstü halde yargı görevi adliye mahkemelerinindir.
Anayasa'ya göre, olağanüstü yönetim usullerinin tümündeCumhurbaşkanı'nın başkanlığında, toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halinveya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda kanun hükmünde kararnamelerçıkarabilecektir. Anayasa'nın 121. ve 122. maddelerine uygun olarak olağanüstühalin veya sıkıyönetimin gerekli kıldığı konularda çıkarılan kanunhükmündekararnameler (KHK) Anayasa'nın 148. maddesinin birinci fıkrası ve 2949 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 19.maddelerine göre, Anayasa Mahkemesi'nin uygunluk denetiminin dışındadırlar.Anayasa'ya göre,sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK'leri üzerinde tek denetim,Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetimidir. Anayasa'nın 121. ve 122.maddelerine göre bu kararnameler Resmi Gazete'de yayımlanır ve aynı ~günTürkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına sunulur; bunların Türkiye Büyük MilletMeclisi'nce onaylanmasına ilişkin süre ve usul İçtüzükle belirlenir. Bunakarşın Anayasa'nın 91. maddesine göre çıkarılacak olağan KHK'ler için sadeceTBMM'ne sunulması söz konusudur. Böylece, Anayasakoyucu olağanüstü halKHK'lerinin daha çabuk bir yöntemle incelenmesini amaçlamaktadır. Meclis bukararnameleri hemen görüşecek gerekli görürse değiştirecek ve bu kararnameleronaylanmış biçimi eriyle diğer KHK'ler gibi yasaya dönüşecektir. Bu yasalar iseAnayasa Mahkemesi'nce denetlenebilecektir. Anayasa, denetim yasağım olağanüstühal KHK'lerinin yasallaşmadan önceki evresi için koymuştur.
2- Olağanüstü Yönetimlerde Hak ve Özgürlüklerin Sınırlandırılması:
Olağanüstü yönetimlere neden olan tehlikelerin devletin vetoplumun güvenliği için savuşturulması gerekir. Bunun sağlanabilmesi için deolaylar karşısında ivedi önlem ve karar alabilme gereksinimi içersinde bulunanyürütmenin yetkilerinin arttırılması zorunludur. Bu nedenle, alınacak önlemlerde genellikle kişi hak ve özgürlüklerini sınırlayıcı hattâ gerekirse geçici birsüre büsbütün durdurucu nitelikte olabilir.
Anayasa, genel olarak teme1hak ve özgürlüklerin,sınırlandırılmasını 13. maddesinde düzenlemiştir. Ancak, savaş, seferberlik,sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını vehattâ durdurulmasını özel olarak düzenleyen madde 1-5. maddedir. "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" başlığını taşıyan 15.madde şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde,milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumungerektirdiği ölçüde, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygunfiiller sonucu meydana gelen ölümler ile, ölüm cezalarının infazı dışında,kişinin yaşama hakkına, maddi ve Manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz;kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardandolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararıile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Maddede, savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerdetemel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamendurdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırıönlemler alınabileceği öngörülmektedir.
Olağanüstü yönetimlerde, temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının sınırlandırılması ve durdurulması Anayasa'nın 15. maddesinegöre yapılabilecektir. Ancak, 15. madde bu konuda sınırsız bir yetkitanımamakta, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına üç ölçütgetirmektedir. Buna göre sınırlandırma: a- Milletlerarası hukuktan doğanyükümlülüklere aykırı olmamalı, b- Durumun gerektirdiği ölçüde olmalı, c-Maddenin ikinci fıkrasında sayılan hak ve özgürlüklere dokunmamalıdır.
a. Sınırlandırma, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklereaykırı olmamalıdır.
Anayasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrasına göre, olağanüstüyönetimlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulması veyabunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı önlemler alınabilmesi,bunların milletlerarası hukuktan doğarı yükümlülüklere aykırı olmaması koşuluile olanaklıdır. Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler içine önceliklemilletlerarası hukukun genel ilkeleri, sonra da Devletin taraf olduğusözleşmelerden doğan yükümlülüklerin girdiği kabul edilmektedir. Şu durumda,olağanüstü yönetimlerde kişi hak ve özgürlüklerine getirilebileceksınırlandırmaların önce milletlerarası hukukun gene' ilkelerine sonra daTürkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı olmaması gerekir.
İnsan hakları alanında Türkiye'nin taraf olduğu en önemli sözleşme"İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme"dir.Türkiye, 10.3.1954 tarihinde kabul edilen 6366 sayılı Yasa ile bu sözleşmeyionaylamıştır. Sözleşmenin olağanüstü hallerde hak ve özgürlüklerin nasılsınırlandırılabileceğini gösteren 15. maddesi şöyledir:
"Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir geneltehlike halinde her Yüksek Sözleşen Taraf ancak durumun gerektirdiği ölçüde vedevletler hukukundan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla buSözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı önlemler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelenölüm olayları dışında, ikinci ve üçüncü maddeler ile dördüncü maddenin birincifıkrasını ve yedinci maddeyi hiçbir suretle bozmaya yetki veremez."
Sözleşmenin maddede sözü edilen 2, 3, 4 ve 7. maddeleri deşöyledir:
"Madde 2
1. Herkesin yaşama hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölümcezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bucezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez."
"Madde 3
Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veyaişleme tabi tutulamaz."
"Madde 4
Hiç kimse köle ve kul halinde tutulamaz."
"Madde 7
1. Hiç kimse işlendiği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göresuç sayılmayan bir eylem veya ihmalden dolayı cezalandırılamaz. Yine hiçkimseye, suçun işlendiği zaman verilebilecek cezadan daha ağır bir cezaverilemez."
Görüldüğü gibi, Anayasa'nın 15. maddesi, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin 15. maddesinin hemen hemen bir yinelenmesidir. Bu nedenle,olağanüstü yönelime ilişkin bir düzenleme ile hak ve özgürlüklere getirilen birsınırlandırma Anayasa'nın 15. maddesine uygun görüldüğünde Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'ne de uygun olacağı kuşkusuzdur.
b. Sınırlandırma, durumun gerektirdiği ölçüde olmalıdır.
Öğretide "ölçülülük ilkesi" olarak adlandırılan buölçüte yer veren Anayasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrasında olağanüstüyönetimlerde temel hak ve özgürlüklerin ancak "durumun gerektirdiğiölçüde" sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Bununla, temel hakveözgürlüklerin kullanılmasının sınırlandırılması veya durdurulması içinbaşvurulan aracın, amacı gerçekleştirmeye elverişli, gerekli olması ve araçlaamacın ölçülü bir oran içinde bulunması anlatılmak istenmektedir.
c. Sınırlandırma, 15. maddenin ikinci fıkrasında sayılan temelhak, özgürlük ve ilkelere dokunmamalıdır:
Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasına göre mutlak olarakkorunması gereken ve olağanüstü hallerde bile dokunulamayan hak, özgürlük veilkeler şunlardır: a) Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümlerile ölüm cezalarının yerine getirilmesi dışında kişinin yaşama hakkına, maddive Manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; b) Kimse vicdan, din, düşünce vekanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz;c) Suç vecezalar geçmişe yürütülemez; d) Suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana kadarkimse suçlu sayılamaz.
Şu durumda olağanüstü yönetimlerde, milletlerarası hukuktan doğanyükümlülüklere aykırı olmamak ve ölçülülük ilkesine uyulmak koşuluyla, yukarıdasayılan hak ve özgürlüklerin dışında kalan hak ve özgürlükler,sınırlandırabilecek, hatta bu hak ve özgürlüklerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilecektir.
Olağanüstü Hal Yasası, Sıkıyönetim Yasası ile Olağanüstü Hal KanunHükmünde Kararnamelerin TBMM'nce onaylanıp yasalaşmalarından sonra Anayasa'yauygunluk denetimleri söz konusu olduğundan Anayasa'nın 15. maddesinde getirilenölçütler uygulanacak, 13. maddede belirtilen güvenceler geçerli olmayacaktır.
3- Olağanüstü Hallerde Çıkarılabilecek Kanun HükmündeKararnameler:
Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü, 122. maddesinin ikincifıkrasında olağanüstü hal ve sıkıyönetim süresince Cumhurbaşkanı'nınbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun, olağanüstü halin ve sıkıyönetimingerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararname (KHK) ler çıkarılabileceğiöngörülmektedir.
Bu nedenle olağanüstü hallerde ve sıkıyönetimde KHK çıkarabilmekiçin bir yetki yasasına gerek bulunmamaktadır. Anayasa'nın 121. ve 122.maddeleri bu durumlarda çıkarılacak KHK'lerin anayasal dayanağını oluşturur.
Ancak, olağanüstü hal KHK'si çıkarabilmek için öncelikleAnayasa'nın 119. veya 120. maddelerine göre ilân edilmiş bir olağanüstü halolmalıdır. Olağanüstü hal KHK'leriyle getirilen düzenlemeler olağanüstü halinamacını ve sınırlarını aşmamalıdır.
a. Olağanüstü Hal KHK'lerinin Konusu:
Olağanüstü hal ve sıkıyönetim KHK'leri olağan KHK'ler içinAnayasa'nın 91. maddesinde yer alan konu sınırlandırmalarına bağlı değildirler.Temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasİ haklar ve ödevler de bu türKHK'lerle düzenlenebilir. Ancak, Anayasa'nın 121. maddesinin ikinci ve üçüncüfıkralarında "119. madde uyarınca ilân edilen olağanüstü hallerdevatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstühallerin her türü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasa'nın 15.maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasılsınırlanacağı veya nasıl durdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl vene suretle alınacağı, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği,görevlilerin durumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstüyönetim usulleri, Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.
Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplananBakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmündekararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmi Gazetede yayımlanır ve aynıgün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisçeonaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükle belirlenir."denilmektedir.
Buna göre Anayasa, ikinci fıkrada sayılan belirli konularınOlağanüstü Hal Yasasında düzenlenmesini zorunlu görmektedir. Başka biranlatımla ikinci fıkrada sayılan konular KHK'lerle düzenlenemeyecektir.Olağanüstü hal KHK'leri Olağanüstü Hal Yasası ile saptanan sistem içersinde"olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda" uygulamaya yönelikolarak çıkartılabilir. Bu tür KHK'lerle yalnızca olağanüstü hal ilânınıgerektiren nedenler gözetilerek bu nedenlerin ortadan kaldırılması için odurumaözgü kimi önlemler alınabilir.
Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda çıkartılabilecekKHK'lere Anayasa'nın 121. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları birlikteincelendiğinde başkaca işlevler yüklenemez. Bunun tersi bir anlayış; Anayasa veOlağanüstü Hal Yasası dışında yeni bir olağanüstü hal yönetimi yaratmaya nedenolur. Oysa, Anayasa, olağan anayasal düzenden ayrı ne gibi olağanüstüyönetimler kurulabileceğini saptamış ve bunların statülerinin de yasayladüzenlenmesini öngörmüştür. Olağanüstü yönetimusulleri; olağanüstü haller vesıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinden ibarettir. Anayasa, bu olağanüstüyönetimlerin hangi ilkelere göre düzenleneceğini açıkça göstermiştir. O halde,bu sayılanlar dışında farklı bir olağanüstü yönetim usulü, yasayla dahidüzenlenemez.
Ayrıca, tersi bir düzenleme Anayasa'nın 6. maddesinde yer alan"Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisikullanamaz" hükmüne ve 7. maddedeki yasama yetkisinin devredilmezliğiilkesine aykırı olacaktır. Çünkü, bu durumda Anayasa'ya göre yasama organınınyapması gereken bir hukuksal işlem yürütme organı tarafından yapılmışolmaktadır. Yine böyle bir düzenleme, Anayasa'nın Başlangıç'ında belirtilen"Kuvvetler ayrımının. Devler organları arasında üstünlük sıralaması anlamınagelmeyip, belli Devlet Yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlıMedeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa vekanunlarda bulunduğu" temel ilkesine ve 11. maddedeki Anayasa'nınbağlayıcılığı ve üstünlüğüilkesine aykırılık oluşturacağı açıktır.
Olağanüstü hallerde Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasınagöre çıkarılabilecek KHK'lerde konu sınırlaması yoktur. Ancak bu, olağanüstüKHK'lerin düzenleme alanının sınırsız olduğu anlamında değildir. Bu türKHK'lerin düzenleme alanları, Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü ve 122.maddesinin ikinci fıkraları gereğince "olağanüstü halin veya sıkıyönetimhalini gerekli "kıldığı konular"la sınırlıdır.
Olağanüstü halin gerekli kılmadığı konuların olağanüstü halKHK'leriyle düzenlenmesi olanaksızdır. Olağanüstü halin gerekli kıldığıkonular, olağanüstü halin neden ve amaç öğeleriyle sınırlıdır. İlân edilmişolan olağanüstü halin nedeni, şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamudüzeninin bozulmasıdır. Olağanüstü halinamacı, neden öğesiyle kaynaşmış birdurumdadır. Başka bir anlatımla, olağanüstü halin varlığını gerektiren nedenlersaptandığında amaç öğesi de gerçekleşmiş demektir. Şu durumda olağanüstü halKHK'lerinin "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda" olağanüstühalin amacı ve nedenleriyle sınırlı çıkarılmaları gerekir.
Anayasa'nın 148. maddesinin biçim ve öz yönünden Anayasa'yauygunluk denetimi dışında tuttuğu KHK'ler "olağanüstü halin gereklikıldığı konularda" çıkartılan KHK'lerdir. Anayasa Mahkemesi'nin çıkartılanbir olağanüstü hal KHK'sinin bu niteliği taşıyıp taşımadığını belirlemesi veeğer bu niteliği taşımıyorsa uygunluk denetimini yapması zorunludur.
b) Olağanüstü Hal KHK'lerinin Uygulanacağı Yer ve Zaman:
Anayasa'nın 119., 120. ve 122. maddelerinde düzenlenmiş bulunanolağanüstü yönetimlerin tümü süre ve yer bakımından sınırlıdır. 120. maddegereğince şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasıdurumunda Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MilliGüvenlikKurulu'nun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazlabölgesinde veya bütününde olağanüstü hal ilân edebilir. Buna göre, olağanüstühal ülkenin tümü için değil yalnızca bir bölgesi için de ilân edilebilir. Budurumda, 121. maddeye göre yürürlüğe konulacak KHK ile getirilen önlemlerinsadece olağanüstü hal ilân edilen bölge için geçerli olması bölge dışınataşırılmaması gerekir. Olağanüstü hal KHK'lerinin uygulanacağı yer olağanüstühal ilân edilen bölge veya bölgelerdir, ülkenin bir bölgesi içinilan edilen olağanüstühal nedeniyle olağanüstü hal edilmeyen yerlerde olağanüstü hal KHK'lerinegeçerlilik tanınamaz. Olağanüstü hal ilân edilmeyen bir bölgede olağanüstü halKHK'leri ile kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması veya durdurulmasıdolayısıyla olağanüstü hal yönetimi uygulamasına Anayasa olanak vermez. Birbölge için ilân edilen olağanüstü hal ülkenin tümünde olağanüstü yönetiminuygulanmasının nedeni olamaz. Olağanüstü hal ilân edilmeyen bölgelerde kişi hakve özgürlükleri olağanüstühal KHK'leri ile kısıtlanamaz.
Olağanüstü yönetimler belirli bir süreyle de sınırlıdırlar. Heriki olağanüstü hal (m. 119, m. 120) ile sıkıyönetim (m. 122) BakanlarKurulu'nca en fazla altı ay süreli ilân edilebilir. TBMM, olağanüstü hal ilesıkıyönetim sürelerini değiştirebileceği gibi Bakanlar Kurulu'nun istemiüzerine her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilir. Olağanüstü HalYasası ile Sıkıyönetim Yasası, olağanüstü halin veya sıkıyönetimin ilânedildiği bölge veya bölgelerde olağanüstü halin veya sıkıyönetimin devamısüresince uygulanırlar. Bu hallerin kaldırılmasına karar verildiğinde buyasaların o bölge veya bölgelerde uygulamaları sona erer. Olağanüstü halin veyasıkıyönetimin, gerekli kıldığı konularda çıkartılan KHK'ler, bu hallerinilânedildiği bölgelerde ve ancak bunların devamı süresince uygulanabilirler.Olağanüstü halin sona ermesine karşın, olağanüstü hal KHK'sindeki kurallarınuygulanmasının devam etmesi olanaksızdır. Bu nedenle, olağanüstü hal KHK'leriile, yasalarda değişiklik yapılamaz. Olağanüstü hal KHK'leri ile getirilenkuralların olağanüstü hal bölgeleri dışında veya olağanüstü halin sonaetmesinden sonra da uygulanmalarının devamı isleniyorsa bu konudakidüzenlemenin yasa ile yapılması zorunludur. Çünkü olağanüstü halbölgesi veyabölgeleri dışında veya olağanüstü halin sona ermesinden sonra dauygulanmalarına devam edilmesi istenilen kuralların içerdiği konular"olağanüstü halin -gerekli kıldığı konular" olamazlar.
Olağanüstü hal KHK'si çıkarma yetkisi olağanüstü hal süresiylesınırlıdır. KHK ile getirilen kuralların nasıl olağanüstü hal öncesineuygulanmaları olanaksız ise olağanüstü hal sonrasında da uygulanmaları veyabaşka bir zamanda veya yerde olağanüstü hal ilânı durumunda uygulanmak üzeregeçerliklerini korumaları olanaksızdır.
Bu nedenle, Anayasa'nın 148. maddesiyle Anayasa'ya uygunlukdenetimine bağlı tutulmayan olağanüstü hal KHK'leri, yalnızca olağanüstü halsüresince olağanüstü hal ilân edilen yerlerde uygulanmak üzere ve olağanüstühalin gerekli kıldığı konularda çıkarılan KHK'lerdir. Bu koşulları taşımayankurallar olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde sayılamazlar ve Anayasa'yauygunluk denetimine bağlıdırlar.
c) Olağanüstü Hal KHK'lerinin Denetimi
Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Bukararnameler Resmi Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük MilletMeclisinin onayına sunulur: bunların meclisçe onaylanmasına ilişkin süre veusul içtüzükte belirlenir." denilmektedir. TBMM, onayına sunulanolağanüstü hal KHK'lerini aynen kabul edebileceğiveya red edebileceği gibideğiştirerek de kabul edebilir. Ancak, 121. maddede "olağanüstü halKHK'lerinin meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usul, içtüzüktebelirlenir." denilmesine karşın bu konuda bir içtüzük düzenlemesiyapılmamıştır. Bu durumda olağanüstü hal KHK'lerinin TBMM'de ne zamangörüşülecekleri belirsizdir.
Anayasa'nın 148. maddesi birinci fıkrası hükmüne göre, "...Olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmündekararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla,Anayasa Mahkemesine dava açılamaz."
Ancak, Anayasa Mahkemesi Anayasa'ya uygunluk denetimi için önünegetirilen ve yasama veya yürütme organı tarafından yürürlüğe konulan düzenleyiciişlemin hukuksal nitelemesini yapmak zorundadır. Çünkü,. Anayasa Mahkemesi,denetlenmesi istenilen metine verilen adla kendisini bağlı sayamaz. Bu nedenle,Anayasa Mahkemesi "olağanüstü hal KHK'si" adı altında yapılandüzenlemelerin Anayasa'nın öngördüğü ve Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıtutmadığıgerçekten bir "olağanüstü hal KHK'si" niteliğinde olupolmadıklarını incelemek ve bu nitelikte görmediği düzenlemeler yönündenAnayasa'ya uygunluk denetimi yapmak zorundadır. Anayasa'nın 148. maddesiyalnızca olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde olan düzenlemelerin Anayasa'yauygunluk denetimine bağlı tutulmalarına engel oluşturur.
Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve HaşimKILIÇ bu görüşlere katılmamışlardır.
B. 430 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname:
Anayasa'nın 121. maddesinde olağanüstü hallerde vatandaşlar içingetirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile olağanüstü hallerin hertürü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasa'nın 15. maddesindeki ilkelerdoğrultusunda temel hak ve özgürlüklerin nasıl sınırlandırılacağı veyanasıldurdurulacağı, durumun gerektirdiği önlemlerin nasıl ve ne biçimde alınacağı,kamu hizmeti görevlilerinin ne gibi yetkiler kullanacağı, görevlilerindurumunda ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü hallerde uygulanacakyönetim usullerinin nelerden oluşacağı konularını düzenleyen bir olağanüstü halyasası öngörülmektedir. Anayasa'da yer alan bu hükme uygun olarak 25.10.1983tarihinde 2935 sayılı "Olağanüstü Hal Kanunu" kabul edilmiştir. Ayrıca,10.7.1987 günlü ve 285 sayılı "Olağanüstü Hal BölgeValiliği İhdasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname" de çıkarılmıştır.
Bu hükümler çerçevesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan 8ilde 10.7.1987 tarihinden itibaren olağanüstü hal uygulaması sürerken, budüzenlemeler yeterli görülmeyerek yeni düzenlemelere gidilmiş, 413 ve 421sayılı KHK'ler çıkarılmıştır. Her iki kararname de 9.5.1990 tarihinde çıkarılan424 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. "Şiddet OlaylarınınYaygınlaşması ve Kamu Düzeninin Ciddi Şekilde Bozulması Sebebine DayalıOlağanüstüHalin Devamı Süresince Alınacak Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararname" adını taşıyan 424 sayılı KHK'de 413 sayılı KHK'dekidüzenlemeler küçük değişiklik dışında yinelenmiştir. "2935 Sayılı Kanunile 285 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında KanunHükmünde Kararname" adını taşıyan aynı günlü 425 sayılı KHK'ye de 413 ve421 sayılı KHK'lerde yer alan kimi hükümler alınmıştır. Daha sonra 426 sayılıKHK çıkarılarak 285 sayıl) KHK'nin 1. maddesinde sayılan iller arasına Batmanve Şırnak' illeri de katılmıştır.
"Olağanüstü Hal Bölge Valiliği ve Olağanüstü Halin DevamıSüresince Alınacak İlave Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname"adını taşıyan, 16.12.1990 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren430 sayılı Kararname hakkında daha önce iptal davası açılan 420 sayılı KHK'yiyürürlükten kaldırmıştır. 430 sayılı KHK'nin "Genel Gerekçesi"nde,"Ancak, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan bazı hükümlerin, olağanüstühal bölgesiyle ve süresiyle sınırlı olmamak üzere uygulanabileceği yönündeoluşan tereddütleri gidermek amacıyla bu konuda geçmişte yaşadığımız ve halendevam etmekte olan acı tecrübeleri de dikkate almak suretiyle yeni birdüzenleme ihtiyacı duyulmuştur." denilmektedir.
Anayasa'nın 148. maddesinin birinci fıkrasında "Ancak,olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmündekararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla,Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz." denilmektedir.
Fakat, Anayasa Mahkemesi birmetnin Anayasa'ya uygunluk denetiminebağlı olup olmadığını incelerken veya Anayasa'ya uygunluğunu denetlerken ometni meydana getiren yasama veya yürütme organının o metni şu veya bunitelikte kabul etmesiyle bağlı tutulamaz. Anayasa denetiminin amacı, AnayasaMahkemesi'ni incelemesi için önüne getirilen metni nitelendirmesini zorunlukılar; tersi durumda yasama veya yürütme organının nitelemede yanılgıyadüştükleri bir metnin denetim dışında kalması kabul edilmiş olur ki bu daAnayasakoyucu'nun Anayasa'yauygunluk denetimi koymakla güttüğü amaca aykırıolur.
Bu nedenler, ilk incelemede 430 sayılı KHK'nin dava konusu 1-9.maddelerinin, Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasında çıkarılabileceği ve148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve öz yönünden dava açılamayacağıöngörülen kanun hükmünde kararname kuralları niteliğinde olup olmadığınınsaptanabilmesi bakımından işin esasına girilmesi kararlaştırılmıştır. Budurumda 430 sayılı KHK'nin maddelerinin olağanüstü hal KHK kurallarıniteliğinde olup olmadığının saptanması zorunludur.
Yukarıda açıklandığı gibi bir KHK'nin olağanüstü hal KHK'siniteliğini taşıyabilmesi için "olağanüstü hal ilân edilen yerlerde","olağanüstü hal süresince uygulanmak üzere" ve "olağanüstü halingerekli kıldığı konularda" düzenlemelere1e bulunması gerekir.Olağanüstü hal KHK'-leri olağanüstü hal ilân edilen yerlerde ve olağanüstü halsüresince uygulanacak olmaları nedeniyle yasalarda değişiklik yapamazlar. Aksidurumda olağanüstü hal bölgesi dışına taşma söz konusu olur ve olağanüstü halbölgesi dışında uygulanacak kurallar bir olağanüstü hal KHK kuralı değildirler.
Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve HaşimKILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
C- 430 Sayılı KHK Kurallarının Niteliği ve Olağanüstü Hal KHKKuralı Niteliğinde Görülmeyenlerin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
l- 1. Madde Yönünden inceleme:
a. 1. maddenin (a) bendinde şöyle denilmektedir. "OlağanüstüHal Bölge Valisi veya olağanüstü hal bölgesindeki il valisi bölgedekifaaliyetleri yanlış aksettirmek veya gerçek dışı haber ve yayınlar yapmaksuretiyle bölgedeki kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına veya bölgehalkının heyecanlanmasına neden olacak veya güvenlik kuvvetlerinin görevlerinigereği gibi yerine getirmelerini engelleyecek şekilde yayınlanan her türlübasılmış eserin; kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuanınbasılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmışolanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklar veya izne bağlar;basılması ve neşri yasaklanan kitap, dergi, broşür, afiş ve benzeri matbuayıtoplatmakla beraber bu gibi tedbirlerin yetersiz kalması halinde, olağanüstühal bölge valisinin teklifi üzerine veya görüşünü almak suretiyle içişleriBakanı; bu yayınların bölge içinde veya dışında basılmış olup olmadıklarınabakılmaksızın, yayınlarının durdurulması veya yayından kaldırılması için sahipve/veya sorumlularına ihtarda bulunur; buna rağmen yayma ve dağıtıma devamedilmesi halinde, basılmalarım veya dağıtılmalarını süreliveya süresizyasaklayabilir, gerektiğinde bunları basan matbaaları on güne kadar,tekerrüründe ise bir aya kadar kapatabilir."
25.10.1983 günlü ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Yasası'nın 11.maddesinin (e) bendinde; gazete, dergi, broşür, kitap, afiş, el ve duvar ilamve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını,bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış ve çoğaltılmış olanlarınbölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklamak veya izne bağlamak; basılmasıve neşri yasaklar an kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuatıtoplatmak, Olağanüstü Hal Bölge Valisinin görevleri arasında sayılmıştır.
Görüldüğü gibi, 430 sayılı KHK ile getirilen yeni düzenlemetemelde 2935 sayılı Olağanüstü Hal Yasası'nda yer almaktadır. Yeni düzenleme,belirli koşullarda Olağanüstü Hal Bölge Valisi'nin yetkisini olağanüstü halbölgesi dışında basılmış olan yayınları da kapsamasına izin vermektedir.
Gerekçede, bölücü faaliyetlerin sadece olağanüstü hal bölgesiiçinde sergilenmediği, basın ve yayın yolu ile yapılan zararlı faaliyetlerin,başta büyük kentler olmak üzere diğer yörelerde de sürdürüldüğü ve bu nedenlebu tür zararlı yayınların olağanüstü hal bölgesi içinde veya dışında basılıp basılmadığınabakılmaksızın aynı önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu belirtilmektedir.İletişim araçlarının son derece geliştiği ve basılı yayınların kısa bir süredeyurdun her bir köşesine rahatlıkla girebildiği ve bu nedenle de zararlıyayınlara karşı bu tür önlemlerin gerekli olduğu açıklanmaktadır.
Maddenin (a) bendi ile kimi koşullar altında da olsa içişleriBakanı, "bölge içinde veya dışında basılmış olup olmadığınabakılmaksızın" her türlü yayın hakkında yasaklama ve gerektiğinde bunlarıbasan matbaaları kapatma yetkileriyle donatılmaktadır. Bu hüküm olağanüstü halbölgesi dışına taşan kısmıyla bir olağanüstü hal KHK kuralı niteliğindedeğildir. Başka bir anlatımla fa) bendinin olağanüstü hal bölgesi dışına taşankısmı Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasında çıkarılabileceği ve 148.maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve öz yönünden Anayasa'ya aykırılıksavıyla dava açılamayacağı öngörülen KHK kuralı niteliğinde değildir. Bunedenle Anayasa'ya uygunluk denetimi kapsamı dışında tutulamaz.
Maddenin (a) bendi olağanüstü hal bölgesi dışında basılan yayınlarhakkında da bölge içinde basılmış olanlar gibi sınırlamalar ve yaptırımlargetirmektedir.
Olağanüstü hal yurdun bir bölgesinde ilân edilmişse, olağanüstühal KHK'leri ile yapılan düzenlemelerin bu bölge dışına taşmaması gerekir. Bukoşulu taşımayan KHK'ler olağanüstü hal KHK'leri olarak kabul edilemezler.Bunlar olağan KHK sayılabilirler. Ancak, bu durumda da bu kural, bir yetkiyasasına dayanmadığından iptal edilmesi gerekir. Gerçi Olağanüstü HalYasası'nın 4. maddesi KHK'yi düzenlemiştir.Fakat bu düzenleme yalnızcaolağanüstü hallerde çıkarılacak KHK'lerle ilgilidir. Oysa, Anayasa'nın 91.maddesinin ikinci fıkrasına göre "Yetki Kanunu çıkarılacak kanun hükmündekararnamenin amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma sürelerini ve süresiiçinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını" gösterir.Kaldı ki, konu bakımından da kararnamenin bu hükmü "Kişinin Hakları veÖdevleri" bölümünden "Basın Hürriyeti"ni düzenlemektedir ki,buna Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasına göre olanak yoktur. Bunedenler karşısında, 430 sayılı KHK'nin 1. maddesinin (a) bendi Anayasa'nın 91.maddesine aykırıdır.
Ülkenin, bir bölgesinde ortaya çıkan şiddet olaylarınınyaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması nedeniyle ilân edilenolağanüstü halin, olağanüstü hal ilân edilmeyen bölgelere uygulanması ülkeninbütününü olağanüstü hal rejimi ile yönetme olanağına yol açar. Anayasa'nın bunuamaçladığı düşünülemez. Böyle bir yetkinin anayasal dayanağı olduğu savında dabulunulamaz. O nedenle, böyle bir düzenleme Anayasa'nın 6. maddesinin ikincifıkrasındaki "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan birDevlet yetkisi kullanamaz." hükmüne aykırıdır.
Bu durum, ayrıca yasama yetkisinin devri niteliğinde desayılabilir. Hiç kuşkusuz olağanüstü halin uygulandığı bölge olağanüstüolayların yaşandığı bölgedir. Ülkenin bir veya birçok bölgesinde veyabütününde, olağan yönetim usulleri ile çözümlenemeyecek sorunlarlakarşılaşıldığında, bu bölgelerde veya ülkenin bütününde olağanüstü hal ilânedilir ve Olağanüstü Hal Yasası uygulanmaya başlar. Gerekirse bu bölgelerdeuygulanmak üzere KHK'ler çıkarılabilir. Olağanüstü hale ilişkin KHK'lerinuygulanacağı yer, olağanüstü hal ilân edilen bölgelerdir. Olağanüstü hal iseKHK ile değil, bir Bakanlar Kurulu kararıyla ilân edilir. Ayrıca, Anayasa'yagöre Bakanlar Kurulu'nca ilân edilen olağanüstü halin Türkiye Büyük MilletMeclisi'nin onayına sunulması gerekir. Ülkenin bir bölgesinde ilân edilenolağanüstü hal nedeniyle olağanüstü hal ilân edilmeyen ve Meclis'inonaylamadığı bölgelerde olağanüstü hal yönetimi uygulamak ülkenin tümünüolağanüstü hal ile yönetmek demektir.
Olağanüstü hal ilân edilmeyen bölgelerde temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılması ancak yasayla olur. Anayasa'nın ikinci kısmınınbirinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar kişi haklan ve ödevleriile dördüncü bölümünde yer alan siyasal haklar ve ödevler olağan KHK'lerledüzenlenemez. Bu ilke temel hak ve özgürlüklerin sınıflandırılmasının sınırınınen asgari ölçütünü oluşturur. O halde, özgürlükleri sınırlandırırken bu ilkeyeuymamak Anayasa'ya aykırılık oluşturacaktır. Bu nedenlerle bendin olağanüstühal bölgesi dışına taşan bölümü Anayasa'nın 7. maddesine de aykırıdır.
Olağanüstü hal ilân edilmeyen yerlerde olağanüstü hal KHK'leriniuygulamak Anayasamızın 2. maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında insanhaklarına saygılı devlet ilkesine de aykırılık oluşturur.
1. maddenin (a) bendinin olağanüstü hal bölgesi dışına taşan kısmıbu yönlerden incelendiğinde Anayasa'nın 2. maddesindeki ilkelere de aykırıdır.İptali gerekir.
Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZA-ROĞLU ve HaşimKILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
b. 1. maddenin (b) bendinde "Olağanüstü hal ilân edilenillerde genel güvenlik ve kamu düzeni bakımından, yer değiştirmek talebindebulunanlar ile isteyerek veya zor ve baskı sonucu zararlı faaliyetlerdebulunanlar veyahut kamu düzenini bozan veya kamu düzenini bozacağı kanısınıuyandıran kişi ve topluluklardan gerekli görülenler, Olağanüstü Hal BölgeValisinintakdirine göre, olağanüstü hal süresini aşmamak üzere bölge dışınaçıkarılır. Gerektiğinde banlara İçişleri Bakanlığı'nca belirlenecek esaslaragöre, belli bir yerde ikamet etmeleri şartıyla Geliştirme ve DesteklemeFonundan mali destek sağlanır." denilmektedir.
Benzer bir düzenleme 2935 sayılı Olağanüstü Hal Yasası'nın 11.maddesinin (k) bendinde yer almaktadır. Bu bende göre, Olağanüstü Hal BölgeValisi'nin "Kamu düzenini veya kamu güvenini bozabileceği kanısınıuyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklamak, bölge dışınaçıkarmak veya bölge içinde belirli yerlere girmesini veya yerleşmesiniyasaklamak" yetkileri bulunmaktadır.
Maddenin (b) bendiyle yapılan düzenlemede, yer değiştirme istemindebulunanlar ile genel güvenlik ve kamu düzeni bakımından isteyerek veya zor vebaskı ile zararlı faaliyette bulunanların bölge dışına çıkarılmaları konusunainsancıl yönden yaklaşmış ve bu kişilerin çeşitli baskılardan kurtarılması vegittikleri bölgede kendilerine gerekli desteğin sağlanması esas alınmıştır.Bunların zarar görmelerinin önlenebilmesi için Olağanüstü Hal Yasası'ndabulunmayan bir hüküm getirilerek, gerektiğinde bunlara İçişleri Bakanlığı'ncabelirlenecek esaslara göre, belli bir yerde ikâmet etmeleri koşuluylaGeliştirme ve Destekleme Fonu'ndan mali destek sağlanması yoluna gidilmiştir.
424 sayılı KHK'de benzer bir hüküm bulunmaktaydı. Ancak, anılanKHK'de Bölge Valisi'nin bu yetkileri "mücavir illerde" de geçerli idive ayrıca olağanüstü hal bölgesi dışında belirlenecek yerlerde oturmazorunluluğu yer almıştı. Dava konusu bent ise "olağanüstü halsüresince", "olağanüstü halin gerekli kıldığı bir konuda" ve"olağanüstü hal ilân edilen yerlerde uygulanmak" üzere çıkarılmıştır.430 sayılı KHK'nin birinci maddesinin (b) bendi, Anayasa'nın 148.maddesininbirinci fıkrasına göre biçim ve öz yönünden dava açılamayacağı öngörülen birolağanüstü hal kanun hükmünde kararname kuralı niteliğinde olduğundan bu bentile ilgili iptal isteminin yetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
c- Maddenin (c) bendinde "Olağanüstü Hal Bölge Valisinin 285sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (h)bendinde yazılı yetkileri kullandığı yerlerde ikâmet edenler veya bu gibiyerlerde ikâmet etmekte olup da can ve mal güvenliği gerekçeleriyle yerlerinidaha önce terketmek zorunda kalanlar ile yaptırılan inceleme sonucu işeyerleştirilmelerinde zaruret görülenler diledikleri takdirde, olağanüstü halbölge içinde veya dışında ikâmete tâbi tutulabilirler. Bunlara yerleşmeleriiçin Geliştirme ve Destekleme Fonundan mali destek sağlanabilir veyakendilerine iş temin edilebilir. Bu maksatla ekli cetvelde yer alan kadrolarihdas edilerek İçişleri Bakanlığının emrine tahsis edilmiştir. Bu kadrolarınsayısını % 25'ine kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Gerekli hallerdeİçişleri Bakanlığınca bu kadroların hiyerarşik yapıyı bozmamak kaydıyla sınıf,unvan ve dereceleri değiştirilmek suretiyle söz konusu kişilerin müşterekkararla bu kadrolara atanmaları sağlanır. Bu kişiler görevlendirildikleri kamukurum ve kuruluşlarına kadroları ve/ veya pozisyonları ile birlikte devredilir.Bunların ücret ve her türlü özlük haklan bu kuruluşlarca karşılanır.
Bu gibi kişilerden işçi statüsünde olanlar için ise en çok kırkbinadet işçi pozisyonu ihdas edilmesi hususunda İçişleri Bakanı yetkilikılınmıştır.
Bu kadroların ve pozisyonların kullanma şartları, personelinniteliği, sınav yapılıp yapılmayacağı, kadroların ve pozisyonların herhangi birnedenle boşalması halinde İçişleri Bakanlığına iadesi ve diğer hususlar adıgeçen Bakanlıkça tespit edilir.
ikâmet konusunda ve ilgililerin talepleri halinde 14.6.1934tarihli ve 2510 sayılı İskân Kanunu hükümleri uygulanabilir."denilmektedir. Kısaca bu hüküm, 657, 1475 sayılı Yasalar ile diğer ilgilimevzuatta aranan koşullara bazı ayrıklıklar getirmektedir. Bu konudaki tümyetki İçişleri Bakanlığı'na bırakılmaktadır.
Bent olağanüstü hal bölgesi dışında zorunlu ikâmetöngörmemektedir. Bu durumuyla (c) bendi Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncüfıkrasında çıkarılabileceği ve 148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim veöz yönünden Anayasa'ya aykırılığı savıyla dava açılamayacağı öngörülen KHKkuralı niteliğinde olduğundan bu bende ilişkin davanın yetkisizlik nedeniylereddi gerekir.
2- 2. Madde Yönünden İnceleme:
Madde şöyledir: "Olağanüstü Hal Bölge Valisi; 285 sayılıKanun Hükmünde Kararnamede sayılan ve olağanüstü hal ilân edilen illerde veolağanüstü halin devamı süresince grev, lokavt yetkisinin kullanılması, iradebeyanı, referandum gibi sendikal faaliyetleri durdurabilir veya izne bağlar;tahrip, yağma, işgal, fiili durum, boykot, iş yavaşlatılması, çalışmaözgürlüğünün kısıtlanması ve işyerlerinin kapatılması gibi hareketleriyasaklar, önler veya gerekli göreceği başkaca önleyici tedbirleri dealabilir."
424 sayıl' KHK'nin 1. maddesinin (c) bendinde yer alan benzerhüküm 430 sayılı KHK'ye "mücavir iller" dışarda bırakılmak veyalnızca olağanüstü hal ilan edilen illerde uygulanmak üzere alınmıştır. Maddebu biçimiyle olağanüstü hal KHK kuralı niteliği taşımaktadır. 2. maddeAnayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasında çıkarılabileceği ve 148.maddesinin birinci fıkrasında biçim ve öz yönünden Anayasa'ya aykırılık savıyladava açılamayacağı öngörülen KHK kuralı niteliğinde olduğundan bu maddeyeilişkin davanın yetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
3- 3. Madde Yönünden İnceleme:
a- 3. maddenin (a) bendi ile 425 sayılı KHK'nin 4. maddesi aynıkonuları aynı biçimde düzenlemektedirler. KHK'nin 3. maddesinin (a) bendişöyledir: "Olağanüstü hal ilân edilen illerde ve olağanüstü halin devamısüresince Olağanüstü Hal Bölge Valisi;
a) Görev alanı içindeki illerde güvenlik, asayiş ve kamu düzenibakımından çalışmalarında sakınca görülen ve hizmetlerinden yararlanılamayankamu personelinin yer değiştirmesini veya görev alam dışında geçici veyasürekli olarak görevlendirilmesini ilgili kurum veya kuruluştan isteyebilir. Buistekleri derhal yerine getirilir. Bu personel hakkında kendi özelkanunlarındaki hükümler uygulanır."
Buna benzer bir hüküm yürürlükten kaldırılan 424 sayılı KHK'nin 4.maddesinde de yer almaktaydı. Bu madde, 430 sayılı KHK'ye "mücaviriller" yerine sadece "olağanüstü hal ilân edilen iller"biçiminde değiştirilerek, yani uygulama alanı daraltılarak alınmıştır. Madde bubiçime dönüştükten sonra 425 sayılı KHK'nin 4.maddesine benzer bir durumagelmiştir.
3. maddenin gerekçesinde "285 sayılı Kanun HükmündeKararnamede yer alan bu hüküm, herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmadan buKanun Hükmünde Kararnameye aktarılmış ve bu suretle güvenlik, asayiş ve kamudüzeni bakımından çalışmalarında sakınca görülen veya hizmetlerindenyararlanılmayan kamu personelinin de, istenmeyen faaliyetlerinin önünegeçilmesi yoluna gidilmiştir." denilmektedir.
Maddenin (a) bendi ile getirilen kural "olağanüstü halsüresince", "olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda" ve"olağanüstü hal ilân edilen illerde uygulanmak üzere" çıkarılmıştır.Bu nedenle olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde olduğundan bu bende yönelikistemin yetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
b- Maddenin (b) bendinde "Olağanüstü hal ilânına neden olanolaylara ilişkin suç dosyalarının dava açılmak üzere mahalli CumhuriyetBaşsavcılığından, Devlet Güvenlik Mahkemesinin görevine giren suçlarda davaaçılmasını da Devlet Güvenlik Mahkemesi nezdindeki Cumhuriyet Başsavcısındanisteyebilir ve bu istekler yerine getirilir.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren suçları ihbaredenlerin hüviyetleri ve rızaları olmadıkça veya ihbarın mahiyeti kendihaklarında suç teşkil etmedikçe açıklanmaz." denilmektedir.
Bu hükümle güdülen amaç,Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin görevinegiren suçlarda zaman kaybına neden olmadan davanın açılması ve sanıkların biran önce mahkemeye çıkarılmasıdır. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin görevinegirmeyen suçlarda yine Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 148. maddesiuygulanacaktır. Diğer yandan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin görevine girensuçları ihbar edenlerin kimlikleri, rızaları olmadıkça ve ihbarın niteliğikendi haklarında suç oluşturmadıkça açıklanmayacağı da belirtilmektedir.
(b) bendi de olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde olduğundaniptal isteminin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
c- Maddenin (c) bendinde şöyle denilmektedir: "Hükümlü veyatutuklulardan, olağanüstü hal ilânına neden olan suçların soruşturulmasındaifadelerine başvurulması gerekenler, Olağanüstü Hal Bölge Valisinin teklifiüzerine yetkili Cumhuriyet Başsavcısının talebi ve hâkimin kararı ile, herdefasında on günü geçmemek üzere ceza infaz kurumu veya tutukevinden alınabilir.Bu süre hükümlülük veya tutukluluktageçmiş sayılır. Hükümlü veya tutuklu, cezainfaz kurum veya tutukevinden ayrılış ve dönüşlerinde sağlık durumunun doktorraporu ile tespitini talep edebilir.
Bu süre içinde tutuklama kararının kaldırılması ya da hükümlülüksürelerinin sona ermesi durumunda, keyfiyet derhal bulundurulduğu yerCumhuriyet Başsavcılığına bildirilir."
Bent olağanüstü hal süresince, olağanüstü halin gerekli kıldığıkonularda ve olağanüstü hal bölgesi içinde uygulanmak üzere verilen bir yetkiyidüzenlemektedir. Ayrıca bent, hükümlü veya tutukluların işkenceye maruzkalmalarını önlemek amacıyla infaz kurumundan ayrılış ve dönüşlerinde sağlıkdurumlarının doktor raporuyla saptanmalarına da olanak getirmektedir. Bent,olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde olduğundan iptal isteminin yetkisizliknedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
d- (d) bendinde, "Gecikmesinde sakınca görülen hallerdezabıtanın talebi üzerine veya gerek görüldüğünde, yollarda, meskûn mahallerdegenel aramalar, özel ve tüzelkişilere ait ev, işyeri ve eklentileri ile umumaaçık olmayan mahallerde aramalar yaptırabilir." denilmektedir. Bu nedenlede "olağanüstü hal ilân edilen illerde", "olağanüstü halindevamı süresince" ve "olağanüstü halin gerektirdiği bir konuda"Bölge Valisi'ne verilen bir yetkiyi düzenlediğinden ve bu biçimiyle olağanüstühal KHK kuralı niteliğinde olduğundan iptal isteminin yetkisizlik nedeniylereddine karar verilmesi gerekmektedir.
e- (e) bendinde Bölge Valisi "Bölge illerinin iktisadi,sosyal ve. kültürel yönden kalkınmasına ve görevinin ifasına ilişkin yatırım"tekliflerinde bulunabilir." denilmektedir. Bu bendde olağanüstü halKHK kuralı niteliğindedir. Yetkisizlik nedeniyle iptal isteminin reddigerekmektedir.
f- (f) bendinde "Olağanüstü hal bölgesine dahil illerleilgili veya bu bölgeyi etkileyecek yayınlarda Türkiye Radyo -Televizyon KurumuGenel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğiile koordinasyon ve işbirliği yapmakla yükümlüdür." denilmekte ve (g) bendiile de Bölge Valisi'nin "Görev alanındayürütülen çalışmalar konusundaBölge Valiliğince hazırlanan bildiri, bülten ve açıklamaların TRT Kurumundanaynen yayınlanmasını isteyebilir." kuralı getirilmektedir. Her iki bent"olağanüstü hal ilân edilen illerde, olağanüstü halin devamı süresince veolağanüstü halin gerekli kıldığı konularda" Bölge Valisi'ne verilenyetkiyi düzenlemekte olduklarından iptal isteminin yetkisizlik nedeniyle reddigerekmektedir.
4- 4. Madde Yönünden İnceleme:
4. maddede: "285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncümaddesinin son iki fıkrasında yer alan "yetki devri" ile İçişleriBakanına tanınan diğer yetkilerin ilgili hükümleri, bu Kanun Hükmünde Kararnameile getirilen ilave tedbirlere ilişkin yetkiler için de geçerlidir." denilmektedir.285 sayılı KHK'nin 4. maddesi Bölge Valisi'nin görev ve yetkilerinidüzenlemektedir. Bu maddenin son iki fıkrası Bölge Valisi'nin bu yetkilerdengerekli gördüklerini görev alanındaki İllerin valilerine ve Jandarma AsayişKomutanı'na devredebileceğin! ve İçişleri Bakanı'nın da bu yetkilerden gerekligördüklerini re'sen kullanabileceği gibi bölgedeki görevli sorumlular hakkındasoruşturma açabileceğini ve görevden uzaklaştırabileceğini hükme bağlamaktadır.Madde, bu biçimiyle Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasındaçıkarılabileceği ve148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve öz yönündenAnayasa'ya aykırılığı savıyla dava açılamayacağı öngörülen KHK kuralıniteliğinde olduğundan bu maddeye ilişkin istemin yetkisizlik nedeniyle reddigerekir.
5- 5. Madde Yönünden İnceleme:
5. madde424 sayılı KHK'de de yer alan ancak verilecek tazminatmiktarlarında azaltma yapan bir hüküm içermektedir. Bu madde, Olağanüstü Ha]Bölgesi ile mücavir iller içinde, ya da dışında basılmış olup olmadıklarınabakılmaksızın yapılan yayınlarla "kişilik hakları"na (kararnamede"kişisel haklarına" denilmektedir) saldırıda bulunulması durumundahükmedilecek tazminat miktarını düzenlemektedir. Beşinci maddede şöyledenilmektedir: "285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ihdas edilenOlağanüstü Hal Bölge Valiliğive olağanüstü halin devamı süresince; olağanüstühal bölgesi ve mücavir illerde ilgili kanun ve kanun hükmünde kararnamelergereğince alınan tedbirler, yapılan uygulamalara, kullanılan yetkiler ve bumaksatla alınan kararlar neden gösterilerek, görevli veyetkililer hakkındaolağanüstü hal bölgesi ile mücavir iller içinde veya dışında basılmış olupolmadığına bakılmaksızın yapılan yayınlar sebebiyle kişisel haklarına saldırıdabulunulan görevli ve yetkililerin Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunununhükümlerine dayanan manevi tazminat talepleri sonucunda tazminatahükmedilmesine karar verildiği takdirde, tazminatın miktarı; yayının mevkutelerile yapılması halinde, mevkute aylık veya bir aydan fazla süreli ise bir öncekifiili satış miktarının toplam satışbedeli tutarının; mevkute bir aydan azsüreli ise bir önceki fiili satış miktarının toplam satış bedeli tutarının:mevkute niteliğinde bulunmayan basılı eserler ile yeni yayına giren mevkutelerhakkında ise, en yüksek tirajlı günlük mevkutenin bir önceki ayortalama satıştutarının yüzde yetmiş beşinden az olamaz".
Madde, olağanüstü hal bölgesi ile mücavir iller içinde basılmışolup olmadığına bakılmaksızın yayın yoluyla göre\di ve yetkililerin kişilikhaklarına bir saldırı olmuşsa hükmedilecek tazminat miktarlarını artırmaktadır.Madde olağanüstü hal bölgesi dışım da kapsamakta, ayrıca mücavir il kavramınada yer vermektedir. Anayasa ve Olağanüstü Hal Kanunu'nda yer almayan bu kavramailk olarak 285 sayılı KHK'de yer verilmiş ve daha sonra 421 ve 424 sayılıKHK'lerdeyer almıştır. Ancak, mücavir il kavramı anayasal dayanaktan yoksundur. Mücaviriller Bölge Valisi'nin talebi, İçişleri Bakanı'nın teklifi ve Başbakan'ınonayıyla belirlenmekte ve olağanüstü hal ilân edilmeyen bu bölgelerdeolağanüstü hal kuralları uygulanabilmektedir. O halde mücavir iller gerçekteeylemli olarak olağanüstü halin uygulandığı yerler olmaktadır. 5. madde olağanüstühal bölgesi dışına taşan hükümleri yönünden bir olağanüstü hal KHK kuralıniteliğinde değildir. Bu nedenle Anayasa'yauygunluk denetimine bağlıdır.Maddenin, olağanüstü hal bölgesi dışına taşan bölümü 1. maddenin (a) bendi içinsöylenen nedenlerle Anayasa'nın 2., 6., 7., 91., 120. ve 121. maddelerineaykırıdır, iptali gerekir.
Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve HaşimKILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
6- 6. Madde Yönünden İnceleme:
6. madde şöyledir: "Olağanüstü hal bölgesine dahil illerdeilgili kanun ve kanun hükmünde kararnameler gereğince alınan tedbirler, yapılanuygulamalar, kullanılan yetkiler ve. bu maksatla alınan kararlar nedengösterilerek görevli ve yetkililer hakkında, olağanüstü hal bölgesindeki illeriçinde veya dışında basılmış olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ceza Kanununun480 inci maddesinde yazılı hakaret suçlarının gerçeğe aykırı yazı, haber,havadis, fotoğraf veya vesikaların neşredilmesi veya her türlü olay vevesikaların tahrif edilerek yayınlanması suretiyle işlenmesi halinde, faillereilgili maddelerde yazılı cezalara ilave olarak yüz milyon liradan ikiyüz milyonliraya kadarağır para cezası verilir.
Bu fiillerin 15.7.1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 3üncü maddesinde belirtilen mevkuteler vasıtasıyla işlenmesi halinde,sahiplerine de aynı cezalar verilir. Ancak, hükmedilecek ağır para cezası yüzmilyon liradan az olamaz. Bu mevkutelerin sorumlu müdürlerine, sahiplerineverilecek cezanın yarısı uygulanır.
Bu maddenin tatbiki, bu hususta ayrıca şikayette bulunulmasınabağlıdır. Şikayet dilekçesi verilmediği takdirde gerçeğe aykırılık re'senaraştırılamaz. Bu husustaki şikayetin Türk Ceza Kanununun 490 inci maddesindekisüre içinde yapılması gerekir.
Türk Ceza Kanununun 158, 159 ve 268 inci maddelerinde yazılıhakaret suçlarının, birinci ve ikinci fıkrada yazılı şekilde islenmesi halinde,bu maddelerde gösterilen suçlan işleyen failler de, yukarıdaki fıkralarhükümleri uygulanmak suretiyle cezalandırılır.
Türk Ceza Kanununun 481 inci maddesinin uygulandığı hallerde bumadde hükümleri tatbik edilmez."
KHK'nin 6. maddesinde, Olağanüstü Hal Bölgesi görevlilerine karşıTürk Ceza Kanunu'nun 480. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yazılı hakaretsuçunun olağanüstü hal bölgesi içinde veya dışında işlenmiş olup olmadığıayrımı gözetilmeden düzenleme yapılmıştır. Madde ile olağanüstü hal bölgesidışında işlenen suçlar yönündengetirilen kural olağanüstü hal KHK kuralıniteliğinde değildir. Bu nedenle Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıdır. Dahaönce olağanüstü hal bölgesi dışına taşma konusundaki Anayasa'ya aykırılıkgerekçeleri burada da aynen geçerlidir. Bu nedenle maddeninolağanüstü halbölgesi dışında işlenen suçlar yönünden getirdiği düzenleme Anayasa'nın 2., 6.,7., 91.. 120. ve 121. maddelerine aykırıdır. Ayrıca kararnamenin bu maddesiTürk Ceza Kanunu'nun konusuna giren hususlarda düzenlemeler yapmaktadır. Oysa,Anayasa'nın suç ve cezalara ilişkin esaslar başlığını taşıyan 38. maddesininüçüncü fıkrasında "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ar çakkanunla konulur." denilmektedir. Bu bakımdan maddenin olağanüstü halbölgesi dışında işlenen suçlar yönünden getirilen düzenleme Anayasa'nın 38.maddesine de aykırıdır, iptali gerekir.
Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEE, Yavuz NAZAROĞLU ve HaşimKILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
7- 7. Madde Yönünden İnceleme:
7. madde şöyledir: "285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamedesayılan illerde ve olağanüstü halin devamı süresince; Türk Ceza Kanununun 125inci maddesindeki suçu işleyenler ile ilgili olarak, aynı Kanunun 169 uncumaddesindeki eylemlerde bulunanlar hakkında, 169 uncu maddeye göre verilecekcezalar, bir kat artırılarak hükmolunur."
285 sayılı KHK'de sayılan iller olağanüstü halin ilân edildiğiillerdir. Bu nedenle olağanüstü hal bölgesi dışına taşma söz konusu değildir.
Bu maddeye göre olağanüstü hal bölgesinde Türk Ceza Yasası'nın125. maddesindeki suçu işleyenlerle ilgili olarak, aynı Yasa'nın 169.maddesindeki eylemlerde bulunanlar hakkında, 169. maddeye göre verilecekcezaların bir kat artırılacağı hükme bağlanmıştır. Böylece üç yıldan beş yılakadar ağır hapis cezası bir kat artırılacaktır. Bu yolla Türk Ceza Kanunu'nun169. maddesinin kapsamına giren bir suç işleyerek, asıl faillere yardımcıolanların cezalan da bir kat artırılmıştır.
Bu kural "olağanüstü hal süresince", "olağanüstühalin gerekli kıldığı konularda" ve "olağanüstü hal ilân edilenillerde uygulanmak üzere" çıkarılmıştır. Bu nedenle, Anayasa'ya uygunlukdenetimine bağlı olmayan olağanüstü hal KHK kuralı niteliğindedir. Bu madde ileilgili iptal isteminin yetkisizlik nedeniyle reddi gerekir.
Güven DİNÇER bu görüşe katılmamıştır.
8- 8. Madde Yönünden İnceleme:
Maddede; "Bu Kanun Hükmünde Kararname ile içişleri Bakanına,Olağanüstü Hal Bölge Valisine ve olağanüstü hal bölgesi dahilindeki ilvalilerine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili her türlü karar vetasarruflarından dolayı bunlar hakkında cezai, mali veya hukuki sorumlulukiddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciinebaşvurulamaz. Kişilerin sebepsiz uğradıkları zarardan dolayı Devletten tazminattalep etme haklan saklıdır." denilmektedir.
Bu kural "olağanüstü hal süresince", "olağanüstühalin gerekli kıldığı konularda" ve "olağanüstü hal ilân edilenillerde uygulanmak üzere" çıkarılmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin olağanüstühal KHK'lerini denetleme yetkisi bulunmamaktadır. 430 sayılı KHK, TBMM'nceonaylanmadığından henüz yasaya dönüşmemiştir. Yapılan düzenleme olağanüstü halKHK kuralı niteliğinde olduğundan yetkisizlik nedeniyle iptali isteminin reddigerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER veYalçın ACARGÜN bu görüşe katılmamışlardır.
9- 9. Madde Yönünden İnceleme:
Maddede şöyle denilmektedir: "Devletin ülkesi ve milletiylebölünmez bütünlüğünü bozmaya, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığınıtehlikeye düşürmeye, temel hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelen eylemlerinmücavir illerde de genişleme istidadı göstermesi hallerinde, Bu Kanun HükmündeKararname ile İçişleri Bakanına, Olağanüstü Hal Bölge Valisine verilen görev veyetkiler bu kişilerce mücavir illere de münhasır olmak üzere kullanılır."
Madde ile Anayasa'da öngörülen biçimde olağanüstü ha) ilânedilmeyen mücavir illerde de olağanüstü hal yetkisinin kullanılacağı esasıgetirilmektedir. Bu durum, Anayasa'da yazılı ilkelere uymadan yani olağanüstühal ilân edilmeyen yerlerde de olağanüstü hal kurallarının uygulanmasına olanakvermektedir. Bu nedenle olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde değildir.Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıdır. Madde daha önce açıklanan gerekçelerleAnayasa'nın 2., 6., 7., 91., 120. ve 121. maddelerine aykırılık oluşturduğundaniptaline kararverilmesi gerekir.
Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve HaşimKILIÇ bu görüşe katılmamışlardır.
V- SONUÇ:
15.12.1990 günlü, 430 sayılı "Olağanüstü Hal Bölge Valiliğive Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlave Tedbirler Hakkında KanunHükmünde Kararname"nin:
A- 1. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin "...olağanüstü hal bölgesi dışı . . .",
B- 5. maddesinin "... olağanüstü hal bölgesi dışı ..."ve "... mücavir iller ...",
C- 6. maddesinin "... olağanüstü hal bölgesi dışı . ..", yönlerinden olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde olmadıklarına veAnayasa'ya aykırı olduklarından İPTALLERİNE, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, ErolCANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve Haşim KILIÇ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D- 9. maddesinin olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde olmadığınave Anayasa'ya aykırı olduğundan İPTALİNE, Servet TÜZÜN, İhsan PEKEL, ErolCANSEL, Yavuz NAZAROĞLU ve Haşim KILIÇ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
E- 1. maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleriyle 2., 3. ve4. maddelerinin Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasında çıkartılabileceğive 148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve öz yönlerinden Anayasa'ya aykırılığısavıyla Anayasa Mahkemesi'nde dava açılamayacağı Öngörülen KHK kurallarıniteliğinde olduklarından bunlara yönelik iptal istemlerinin yetkisizliknedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F- 7. maddesi Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasındaçıkartılabileceği ve 148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve özyönlerinden Anayasa'ya aykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesi'ne davaaçılamayacağı öngörülen KHK kuralı niteliğinde olduğundan iptal istemininyetkisizlik nedeniyle REDDİNE, Güven DİNÇER'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
G- 8. maddesi Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasındaçıkartılabileceği ve 148. maddesinin birinci fıkrasında da biçim ve özyönlerinden Anayasa'ya aykırılığı savıyla Anayasa Mahkemesi'ne davaaçılamayacağı öngörülen KHK kuralı niteliğinde olduğundan iptal istemininyetkisizlik nedeniyle REDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa ŞAHİN, SelçukTÜZÜN,Ahmet N. SEZER ve Yalçın ACARGÜN'ün karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3.7.1991 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılan 430 sayılı KHK'nin 8.maddesi, bu KHK'yle İçişleri Bakanı'na, Olağanüstü Hal Bölge Valisi'ne veolağanüstü hal bölgesi içindeki illerin valilerine tanınan yetkilerinkullanılması kapsamında her türlü karar ve işlemlerinden dolayı sanlarıbelirtilen yöneticiler hakkında ceza, hukuk ve akçalı sorumluluk savındabulunulamayacağını ve bu amaçla herhangi bir yargı yerine başvurulamayacağınıaçıklamaktadır. Maddenin birinci tümcesinin olağanüstü durum bölgesiyöneticilerine getirdiği koruma, onların tüm karar ve işlemleri nedeniylesorumlu tutulmamalarıdır. Daha kısa bir anlatımla, sorumsuz olmalarıdır.İçişleri Bakanı'na, Bölge Valisi'ne ve. olağanüstü durum bölgesi içindekiillerin valilerine, olağanüstü durum süresince ve olağanüstü durumla ilgili vesınırlı olarak tanınan sorumsuzluk, göreve bağlı bir ayrıcalıktır. KHK'nin 8.maddesinde sayılan yöneticilerin çalışmalarında başarılı olmaları, çekinmedengörev yapmaları, ceza ve hukuk davalarıyla engellenip güçlerinin kırılmamasıamacıyla yürürlüğe konulan bu madde, gerçekte yasalara uygun çalışanları heryönden korumaya yeterli kuralların varlığıyla çelişmektedir. Çalışmalarındasapma,aşırılık, aykırılık ve sakınca bulunmayan yöneticinin çekineceği hiçbir nedenolamaz. Çalışmalarında kusurlu olanın özel biçimde korunmasının da gereği veyararı yoktur. Kaldıki, haksız, gereksiz ve dayanaksız suçlamalarla davalardayöneticilerin almaları doğa' olan olumlu sonuçlar kendilerini daha güçlü kılar.Yasal yöntemler izlenerek yürütülen kovuşturma ve soruşturmalar yöneticileriçin bir güvencedir. Memurların yargılanmasına ilişkin geçici yasa OsmanlıDönemi'nden bu yana uygulanmaktadır. Anayasa'nın 129. maddesinin beşinci vealtıncı fıkralarının sağladığı güvence de ortadadır. Anayasa'ya ve yasalarabağlı kalarak görev yapmak zorunda olanların özel korunmaya gereksinimi yoktur.Anayasal ve yasal güvenceler yeterlidir. Bunlara uygun çalışma özenindenvazgeçirecek, gelişigüzel, başına buyruk görev yapmaya itecek özel korumazararlıdır. Üst düzey yöneticiler özel korumalarla, kendilerinin yönetim,gözetim ve denetimlerindeki görevlilerin aykırı tutum ve davranışlarını daönleyemezler. Onların verecekleri bilgiler ve kanıtlar gerçek dışı olduğunda,onlara dayanarak aldıkları kararlarla yaptıkları işlemler geçerli sayılır,sonuçları ne olursa olsun katlanılır. Oysa, görevlilerin özenle çalışmaları,sorumlu tutulacaklarını bilmeleriyle olanaklıdır. Sorumsuz kimsenin eyleminesınır getirilemez.
Görevlilerin huzur ve güven içinde çalışması için devlet yeterlidüzeyde önlem alacaktır. Güvenceler sağlayacaktır. Bu olanaklar vardır.Bunlarda hukuku yadsıyıp dışlayarak aşırılığa gitmek, görevlilere karşısakıncalı girişimlere neden olabilir. Ayrıca, görevlilerin sakıncalı eylem veişlemlerini devlet adına yaparak devleti yıpratmalarına, devlete duyulansaygıyı ve güveni sarsmalarına, kendilerini devlet yerine koyarak ölçüsüzdavranmalarına yol açabilir. Yargı güvencesi iki yanlıdır, hem yargıya başvurandavacıyı, yakmanı hem de kendisi hakkında dava açılanı, suçlananı korur. Yargıyolu kapalı, yargı güvencesi yok olursa, tehlike ve sakıncanın boyut-lan büyür.Yargı kapısı herkese, her zaman her koşulda ve durumda açık kalacak en sağlıklıgüvence kapısıdır.
KHK'nin 8. maddesi, belirtilen yöneticilerin eylem ve işlemleriniyargı denetimi dışında bırakmakla Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasınaaçıkça aykırıdır. 125. maddenin altıncı fıkrası, olağanüstü durumlarda kamudüzeni ve sağlık nedenleriyle ancak yürütmenin durdurulması kararı verilmesininsınırlanabileceğini öngörmektedir. Demek ki dava açılması engellenemez,yürütmenin durdurulması kararı bile büsbütün ortadan kaldırılamaz, iki koşullasınırlanabilir. Belirtilen iki koşulda bile sınır getirilebilir, tümüyleönlenemez. Anayasa'nın 120. ve 121. maddelerinde de bu değerlendirmeye tersdüşen, KHK'nin 8. maddesini doğrulayan bir içerik yoktur. KHK'nin dava konusudüzenlemesi, Anayasa'nın hukuk devletive yasa önünde eşitlik ilkelerine deuygun düşmemektedir. Hukuk devletinin en özgün niteliği, hak arama özgürlüğününkutsallığı ile yargı denetiminin varlığını içtenlikle benimsemesidir.Yurttaşların ve ilgililerin, kimi yöneticilerin işlem ve eylemlerinekarşı davahaklarını ortadan kaldıran bir düzenleme Anayasa katında geçerli sayılamaz. Buhakkın, Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrası uyarınca olağanüstüdurumlarda KHK'lerle düzenlenebileceği görüşü bile büsbütün ortadankaldırılmasına, yasaklanmasına olanak verecek biçimde genişletilemez.Anayasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrası da bu anlamda yorumlanamaz.Olağanüstü durum, hukuksuzluk süreci değildir.
Bu nedenlerle 8. maddeye ilişkin kararda karşıoy kullandığımızıbelirtiyoruz.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYYAZISI
Olağanüstü hallerde yapılacak düzenlemeler hakkında kural koyanAnayasa'nın 121. maddesinin ikinci fıkrasında; Temel Hak ve HürriyetlerinAnayasa'nın 15. maddesindeki ilkeler doğrultusunda nasıl sınırlanabileceği veyanasıl durdurulabileceği, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretlealınabileceği, kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verilebileceği,görevlilerindurumlarında ne gibi değişiklikler yapılabileceği hususları ileolağanüstü yönetim usullerinin ancak kanunla düzenlenebileceği öngörülmüştür.
Bu anayasal esaslara göre 25.10.1983 tarihli ve 2935 sayılıOlağanüstü Hal Kanunu kabul edilmiş ve yürürlüğe konulmuştur.
Anayasamızın olağanüstü hali düzenleyen 119-121. maddelerinindüzenleniş biçiminden olağanüstü halin temel müessese ve kurallarının kanunlakonulacağı esasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 121. maddesinin ikinci fıkrası, hürriyetlerkonusundaki temel sınırlama, durdurma ve düzenlemelerin 15. maddesindekiilkeler çerçevesinde ve Kanunla yapılabileceğini öngörmüştür. Anayasa'nın 15.15. maddesi; temel hak ve hürriyetlerin durdurulması konusunda yürütme organınasınırsız bir düzenleme yetkisi değil, belirli sınırlar ve kurallar içindesınırlı bir düzenleme yetkisi vermiştir.
Anayasa'nın 38. maddesi ile kabul ve teyit edilen ceza hukukununtemel ilkeleri, Anayasa'mızın yapısı ve düşüncesi gereği genelde olağanüstü halrejiminde de geçerlidir.
Yürütme organı, olağanüstü hal KHK'leri ile olağanüstü hal ilânedilen bölge, konu ve amaçla sınırlı bir biçimde ve istisnai olarak bazıfilleri suç saymaya ve bunlara cezai müeyyideler tertip etmeye yetkilidir.
Daha önce ceza kanunlarında, belirlenen suçlar ve cezalar bu türKHK'lerle değiştirilemez. Bu tür değişiklikler kanun konuşudurlar.
Kararnamenin 7. maddesi yukarda açıklanan sebeplerle Anayasa'nın38. ve 121. maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
KARŞIOYYAZISI
15.12.1990 günlü, 430 sayılı "Olağanüstü Hal Bölge Valiliğive Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak ilave Tedbirler Hakkında KanunHükmünde Kararname"nin 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8. ve 9. maddelerininAnayasa'nın 2., 5., 6., 7., 10., 38., 91., 120. ve 121. maddelerine aykırılığısavıyla iptaline karar verilmesi istenmektedir.
Anayasa'nın başlangıcı ile 120. ve 121. maddeler birlikte elealındığında olağanüstü hallerde yaygın şiddet hareketlerini önlemek ve kamudüzenini sağlamak için yürütmenin etkin yetkilerle donatıldığı görülür.
Alınan tedbirlerin, ilân edilmiş olağanüstü hal bölgesi ile desınırlandırılması fiilen mümkün değildir. Zira Anayasa'nın olağanüstü halinyapısı ile ilgili 119. ve 120. maddeleri, olağanüstü hal bölgesinden bahsettiğihalde olağanüstü halde alınacak tedbirleri düzenleyen 121. maddesinde bölgedensöz etmemektedir.
Anayasa koyucu, 121/2 ile bir temel kanunu (2935 sayılı OlağanüstüHal Kanunu) hakların teminatı olarak öngörmüş ancak 121/3'e dayanılarakçıkarılacak, olağanüstü hal ile ilgili KHK'leri sözü edilen kanunun lafzı iledeğil, temas ettiği ve gerek duyulan konularla sınırlandırmıştır.
Görülüyor ki yürütme organının, olağanüstü hal yönetim biçimlerinegeçebilme, bütün önlemleri yetki yasası bile gerekmeden alabilme ve çok sınırlıbir takım istisnalar dışında bütün hak ve özgürlüklerin kullanılmasınıdurdurabilme yetkileri Anayasa'dan kaynaklanmaktadır.
Nitekim olağanüstü hal süresince Cumhurbaşkanı başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak olağanüstü hal KHK'lerin konubakımından kapsamı Anayasa'nın 121. maddesi üçüncü fıkrasında "Olağanüstühalin gerekli kıldığı konular" biçiminde belirlendiğine ve olağanüstühallerle ilgili düzenlemelerin konu bakımından neleri kapsayacağı ve ilkeleri aynımaddenin ikinci fıkrasında açıklandığına göre; bu tedvin şeklinden Anayasakoyucunun "Olağanüstü hallerle ilgili düzenlemenin Olağanüstü Hal Kanunuile yapılmasını, ancak olağanüstü hal süresince gerektiğinde Cumhurbaşkanınınbaşkanlığında toplananBakanlar Kuruluna, Anayasa'nın 121. maddesi ikincifıkrasında kapsamı ve sınırı belirlenen konulara ilişkin ve olağanüstü halkanununda değişiklik de dahil olmak üzere olağanüstü hal KHK'leri çıkarmayetkisi vermiş olduğunun kabulü gerekir.
Olağanüstü hal ilân edilen bölgeler dışında da, olağanüstü halinilânını gerektiren eylemlere ilişkin olarak ve aynı amaç doğrultusunda, yaygınşiddet olaylarının tırmanması ve önlenememesi için bazı kişi veya kişilerceteşvik ve tahrik edici eylemlere girişilmektedir.Sözü edilen bu bölgelerdeolağanüstü hal ilân edilemeyeceğine ve aksine bir davranışla işbu bölgelerde deolağanüstü hal ilân edilme yoluna gidilmesi halinde, bu gibi eylem yapanlardevamlı olarak bölge değiştireceklerinden, bu durumda da tüm yurtta olağanüstühal ilânı yoluna gidilmesi gerekebileceğine göre Anayasa'nın ilgili maddeleriile bağdaşmayan ve tüm o bölgelerdeki vatandaşların temel hak vehürriyetlerinin sınırlandırılması veya durdurulması gibi bir uygulamaya sebepolur.
Bu konuda gerçekçi bir sonuca varabilmek için Anayasa'nın 121.maddesi birinci fıkrasında yer alan "olağanüstü halin gerektirdiğitedbirler" ve ikinci fıkrasında belirtilen "olağanüstü halin gereklikıldığı konularda" biçimindeki deyimlerin, Ceza Hukukundaki murtabiteylemlerle ilgili ilke ve esaslarla birlikte gözönünde tutulması gerekir. Diğerbir deyimle, tahrik ve teşvik edici bu eylemler olağanüstü hal bölgesi ileirtibatlı sayılacak, bu bölgelerde de olağanüstü hal ilânına gerekkalmayacaktır.
Aksi halde, olağanüstü hal bölgesiyle irtibatlı suç eylemlerini bubölge dışına taşıran eylemciler, ülkenin her yerine çıkaracakları olaylarlagereksiz olarak olağanüstü hal uygulamasını yaygın hale getirtmeyi vevatandaşların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasını, Devlet güçlerininolağanüstü hal koşullarına sokulmasını amaçlayabilir. Aslında olağanüstü halilânını gerektirmeyen fakat olağanüstü hal bölgesiyle irtibatlı münferit fiilve eylemler toplumun büyük bir kesimini olağanüstü hal rejiminin içine itmesonucunu yaratır.
Önemli olan, olağanüstü hal rejimlerinde, gerektiğinde temel hakve özgürlüklerin sınırlanabilmesine yetki veren düzenlemeler değil, asıl olanbu yetkilerin kötü ve ızdırap verici uygulanmasına meydan verilmemesi, varsaönlenmesidir.
Sözü edilen olağanüstü hal KHK'siyle getirilen yetkiler vealınması öngörülen tedbirler, Devletin gücünü ve caydırıcılığını sağlamayıöngörmektedir.
Gerçekten de olağanüstü hal ilân edilen bölgeye hitap eden aynıamaca yönelik yıkıcı, tahrip edici, bölücü faaliyetleri olağanüstü hal bölgesidışında da olsa olağanüstü hal bölgesinde uygulanan hukuki düzen dışındadüşünmek olanaksızdır.
Kaldıki olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerindeAnayasa'nın 121. ve 122. maddeleri gereğince çıkarılan KHK'lere karşı şekil veesas bakımından iptal davası açılamayacağı ve mahkemelerde Anayasa'ya aykırılıkiddiasının ileri sürülemeyeceği 2949 sayılı Kanunun 19. maddesi ve Anayasa'nın148. maddesinin, âmir hükümleri gereğidir.
Açıklanan nedenlerle 15.12.1990 günlü, 430 sayılı "OlağanüstüHal Bölge Valiliği ve Olağanüstü Halin Devamı Süresince Alınacak İlaveTedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'' Anayasa'nın 121. ve 122.maddelerine uygun biçimde olağanüstü halin gerekli kıldığı konulara ilişkinolarak çıkarıldığından, şekil ve esas bakımından iptal davasına konuolamayacağı ve mahkemelerde Anayasa'ya aykırılık iddiasının ilerisürülemeyeceği, 2949 sayılı Kanunun 19. maddesi, Anayasa'nın 148. maddesininâmir hükümleri gereği bulunduğu cihetle, iptal davasının incelenememesi vereddine karar verilmesi gerekirken, incelenerek 430 sayılı KHK'nin,
A- 1. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin "...olağanüstü hal bölge dışı.. ."
B- 5. maddesinin "... olağanüstü hal bölge dışı ..." ve"mücavir iller ..."
C- 6. maddesinin "... olağanüstü hal bölgesi dışı ..."maddelerinin iptali yolunda oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Haşim KILIÇ