ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1992/21
Karar Sayısı : 1992/19
Karar Günü : 17.3.1992
R.G. Tarih-Sayı :27.05.1992-21240
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213 sayılı "Vergi UsulKanunu"nun 23.6.1982 günlü, 2686 sayılı Kanunla değişik 367. maddesininbirinci fıkrasının Anayasa'nın 10., 11. ve 138. maddelerine aykırılığı ilerisürülerek iptali istenmektedir.
I- OLAY :
Nakliyecilik yapan ve 1986 takvim yılında gerçek akaryakıt alımıolmadığı halde akaryakıt almış gibi sahte fatura düzenleyerek defterkayıtlarına gider yazan sanık hakkında, vergi kontrol memurunca düzenlenen8.10.1991 tarihli rapor ve 21.10.1991 tarihli defterdarlık oluru ile CumhuriyetSavcılığına suç duyurusu yapılmış ve bunun üzerine 213 sayılı Yasa'nın 344/2 ve355. maddelerine göre kamu davası açılmıştır. Kamu davasının görülmesisırasında 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın değişik 367. maddesinin birincifıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi,bu kuralın iptali istemiyle 27.2.1992 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nebaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ :
A. iptali istenen Yasa Kuralı :
4.1.1961 günlü, 213 sayılı "Vergi Usul Kanunu"nun23.6.1982 günlü, 2686 sayılı Kanunla değişik ve itiraz konusu hükmü içeren 367.maddesi şöyledir:
"MADDE 367.- Yaptıkları inceleme sırasında 344 üncü maddenin1-6 numaralı bentlerinde yazılı kaçakçılık suçlarını veya kaçakçılığa teşebbüssuçlarını tespit eden maliye müfettişleri, hesap uzmanları ile bunların muavinlerive gelirler kontrolörleri tarafından doğrudan doğruya ve vergi incelemesineyetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili vergi dairesinin bağlı bulunduğudefterdarlığın mütalaasıyla, keyfiyetin yetkili Cumhuriyet Savcılığınabildirilmesi mecburidir.
Yukarıda belirtilen kaçakçılık suçunun işlendiğine sair suretlerleıttıla hâsıl eden Cumhuriyet Savcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdarederek inceleme yapılmasını talep eder.
Amme davasının açılması inceleme neticesinin CumhuriyetSavcılığına bildirilmesine talik olunur.
359 ve 360 inci maddelerde uygulanan hapis cezası ile ticaret,sanat ve meslek icrasından mahrumiyet cezalan, kaçakçılık, ağır kusur, kusurveya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına mani değildir.
Ceza mahkemesinden sadır olacak kararlar, bu Kanunun dördüncükitabının ikinci kısmının 1-3 üncü bölümlerinde yazılı vergi cezalarınıuygulayacak makam ve merciler muamele ve kararlarına müessir olmadığı gibi bumakam ve mercilerce ittihaz edilecek kararlar da ceza yargıcını bağlamaz."
B. itirazda Dayanılan Anayasa Kuralları :
1- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasidüşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2- MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
3- "MADDE 138.- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hükümverirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz...
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarım hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
C. ilgili Anayasa Kuralı :
" GEÇİCİ MADDE 15.- 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genelseçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanımoluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasama ve yürütme yetkilerini Türkmilleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kurulu Milli Güvenlik Konseyinin,bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu MeclisHakkında Kanunla görev ifa eden Danışma Meclisinin her türlü karar vetasarruflarından dolayı haklarında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiasıileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz.
Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ,merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar, tasarruftabulunanlar ve uygulayanlar baklanda da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
Bu dönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnamelerile 2324 sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar vetasarrufların Anayasaya aykırılığı iddia edilemez."
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilkinceleme toplantısında, ilk incelemeye ilişkin rapor, itiraz yoluna başvuranMahkeme'nin gerekçesi, iptali istenen Yasa kuralı ve ilgili Anayasakurallarıyla bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
itiraz yoluna başvuran Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi'ninAnayasa'ya aykırılık savlarını değerlendirmeden önce itiraz konusu kuralınAnayasa'ya aykırı olduğu savında bulunulup bulunulamayacağı sorunu üzerindedurulmalıdır.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 28. maddelerine göre, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, o davada uygulanacak yasa hükümlerini Anayasa'ya aykırı görür yada taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savınınciddi olduğu kanısınavarırsa, bu konuda bir karar verilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmayayetkilidir.
İtiraz yoluna başvuran Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi'nin bakmaktaolduğu ve görevi kapsamına giren bir dava bulunduğu gibi iptali istenen yasakuralı da o davada uygulanacak kural durumundadır. Ancak, 213 sayılı Vergi UsulKanunu'nun iptali istenen 367. maddenin birinci fıkrasını değiştiren 2686sayılı Yasa 23.6.1982 gününde kabul edilmiştir. Anayasa'nın geçici 15. maddesi,12 Eylül 1980'den, ilkgenel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük MilletMeclisi'nin Başkanlık Divanı oluşturuluncaya kadar geçecek süre içinde, yasamave yürütme yetkilerini Türk Milleti adına kullanan, Milli Güvenlik Konseyi'ninçıkardığı yasaların Anayasa'ya aykırılığı savında bulunulamayacağınıöngörmektedir. Bu durumda 23.6.1982 günlü, 2686 sayılı Yasa'nın Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülemeyecek ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'nebaşvurulamayacaktır.
Anayasa Mahkemesi'nin 16.10.1990 günlü, Esas 1990/32, Karar1990/25 saydı kararında da belirtildiği gibi, madde metninde, 12 Eylül 1980tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük MilletMeclisi'nin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içindeçıkarılan yasalar kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılı Anayasa DüzeniHakkında Yasa uyarınca alınan kararla yapılan işlemlerin Anayasa'ya aykırıolduğu savında bulunulamaz. Bu durum karşısında, söz konusu dönemde çıkarılanyasalar hakkında Anayasa Mahkemesi'nde doğrudan iptal davası açılamayacağı gibiitiraz yoluyla bile Anayasa'ya aykırılık savında bulunulamaz.
7 Kasım 1982'de halkoyu ile kabul edilen Türkiye CumhuriyetiAnayasası'nın öngördüğü biçimde yapılan ilk seçimler sonucu oluşan TürkiyeBüyük Millet Meclisi'nin ilk Başkanlık Divanı 6.12.1983'de toplanmış ve böyleceyasama görevinin kullanılması, yeni bir düzene bağlanarak, ulusal istencitemsil eden yasama meclisine bırakılmıştır.
Anayasakoyucunun, söz konusu kural ile Milli Güvenlik Konseyi veDanışma Meclisi'nin yasama yetkisini tek başına ya da birlikte kullandığıdönemde kabul edilen bütün yasalar ve kanun hükmünde kararnameler ile 2324sayılı Anayasa Düzeni Hakkında Yasa uyarınca alınan karar ve yapılan işlemleriAnayasa Mahkemesi'nin denetimi dışında tutmak amacında olduğu anlaşılmaktadır.
27.10.1980 günlü, 2324 sayılı "Anayasa Düzeni HakkındaKanun"un 4. maddesinde; "Milli Güvenlik Konseyinin bildiri vekararlarında yer alan ve yer alacak olan hükümlerle 12 Eylül 1980 tarihindensonra çıkarılan ve çıkarılacak olan Bakanlar Kurulu Kararnamelerinin ve üçlükararnamelerin yürütülmesinin durdurulması ve iptali" isteminin ilerisürülemeyeceği öngörülmekte, 6. maddesinde de; "Milli Güvenlik KonseyininBildiri ve Kararlarında yer alan ve alacak olan hükümlerle Konseyce kabuledilerek yayımlanan ve yayımlanacak olan kanunların 9 Temmuz 1961 tarihli ve334 sayılı Anayasa hükümlerine uymayanları Anayasa değişikliği olarak veyürürlükteki kanunlara uymayanları da kanun değişikliği olarak yayımlandıklarıtarihte ve metinlerinde gösterilen tarihlerde yürürlüğe girer"denilmektedir. Buradaki amaç hiç kuşkusuz, olağanüstü dönemin olağanüstükoşullarının gerektirdiği işlemlere yasal kolaylık sağlayabilmektir. AnayasaDüzeni Hakkında Yasa, 1982 Anayasası'nın Geçici 3. maddesiyle yürürlüktenkaldırıldığı için Anayasa'nın Geçici 15. maddesinin konulmasına gereksinimduyulmuştur.
Anayasa'da genel nitelikleri belirli konulan düzenleyen kurallaryanında, belirli konulan düzenleyen özel kurallar da vardır. Bilindiği üzerebir konu, kendine özgü kurallarla düzenlenmemişse sorunların çözümünde genelkurallara gidilir, ancak o konuda özel düzenlemeler varsa ve bu düzenlemeleraçık seçikse artık genel kurallara başvurulması düşünülmez.
Anayasa kural ve ilkeleri, etki ve değer bakımından eşit oluphangi nedenle olursa olsun birinin ötekine üstün tutulmasına olanakbulunmadığından, bunların bir arada ve hukukun genel kuralları gözönündetutularak uygulanmaları zorunludur. Sözü edilen Geçici 15. maddenin de birAnayasa kuralı olarak, Anayasa'da yer almış bulunandiğer kurallarla etki vedeğer bakımından eşit olduğunda kuşku yoktur. Bu bakımdan, Anayasa'da yer alanbu ve bunun gibi belli bir konuya ilişkin kuralların Anayasa'da varolan genelilkelerden ayrı nitelikte oldukları ileri sürülerek Anayasa'yaaykırılıklarından söz edilemez. Anayasa'da belli bir konuyu düzenleyen özelilke varken, o konuyu da kapsamı içine alabilecek nitelikte bir genel ilkebulunsa bile onun değil, konuya özgü Anayasa ilkelerinin uygulanması gerekir.
Söz konusu maddenin, "Geçici madde" olarak adlandırılmışbulunması etki ve değer bakımından Anayasa'nın öteki maddelerinden daha zayıfve önemsiz olduğu biçimde yorumlanmasına neden olamaz. Çünkü, geçici maddelergenellikle geçiş dönemlerine ilişkin işlemlerin uygulama yöntemini ve kapsamınıgösteren ayrık hükümleri içerirler. Hukukta genel kural olarak, yasalar,yayımından sonraki olaylara ve durumlara uygulanırlar. Bu ilkenin en çarpıcıayrıklığı, yasalardaki geçici kurallardır. Bu nedenle yasaların geçicimaddeleri ile esas maddeleri arasındaçelişildik varsa, özel niteliği nedeniyle,esas maddeden önce uygulanırlar. Çünkü, yasakoyucu, kuralın ayrıklığında kamuyaran görmüştür. Bilindiği gibi, özel düzenlemenin genel düzenlemeden öncegeleceği hukukun genel bir ilkesidir. Bu nedenle, bir yasada öncelik alangeçici maddeler uygulanıp sonuçlan tümüyle alındıktan sonra yürürlükten kalkmışolurlar. Aksi takdirde, yasalardaki geçici maddeler, yasanın bir ayrıklıkolarak kapsadıktan konularla birlikte geçerliliklerini sürdürürler. Başka biranlatımla, yasakoyucunun yasa tekniği, kamu hizmetinin niteliği, yasamapolitikasının gereği olarak ayrık kurallar koyabileceğinde duraksanamaz.
Yasalar herşeyden önce, sözü ile uygulanır. Yasa metinlerinin,kullanılan sözcüklerin hukuk dilindeki anlamlarına göre anlaşılması gerekir.Yasa kuralının, günün sosyal ve ekonomik gerekleriyle çeliştiği sanılsa bileyürürlükte kaldığı sürece uygulanması, hukukun gereğidir. Kimi düşünce vegerekçelerle bu kuralın dışına çıkılması, metinlerin anlamlarından başkabiçimlerdeyorumlanması, metnin bir tür düzeltilmesine kalkışılması, aslındayasada Olmayanı yasaya yakıştırmak ve yorum yoluyla amacını değiştirmek ya dayasakoyucunun yerini almak olur.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılık savını incelerken, öbüryargı organları da denetimlerini yapar ya da bir yasayı uygularken öncelikleyasaların sözel içeriklerini gözönünde tutmaktadırlar. Öte yandan Anayasa'nınbağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi, Anayasa'nın 11. maddesinde; "Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğerkuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz." biçiminde açıklanmıştır.Anayasa'nın bu temel ilke ve buyruğuna uygun ve anayasal koruma altında bulunanyasa kurallarının Anayasa'ya aykırılığı elbette düşünülemez.
Anayasanın uluslararası andlaşmaları uygun bulma ile ilgili 90.maddesinde de; "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalarkanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile AnayasaMahkemesine başvurulamaz." hükmü yer almaktadır. Bu ve Geçici 15.maddedeki düzenleme, Anayasa'da yer alan genel hukuk ilkelerinin ayrıklığınıoluşturan ulusal ve uluslararası uzlaşmalarla ilgili siyasal ağırlıklıkurallardır.
Geçici 15. maddenin tümü dikkatli olarakincelendiğinde, yapılandüzenlemede konu edilen yasalar için mutlak bir dokunulmazlığın sağlandığınısöylemek güçtür. Her şeyden önce Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi bunaolur vermez. Bu madde kapsamındaki, olağanüstü yönetimin olağanüstü koşullanaltında çıkarılan yasalarla yasa hükmündeki kararnamelerin geçilen demokratikdüzen içinde değiştirilmesine ya da yürürlükten kaldırılmasına değin Anayasa'yauygunluk denetimi yolu ile belirtilen dönemin tartışma konusu yapılmamasında kamuyaran görülmüştür: Ancak yasakoyucu, siyasal ve sosyal gelişmelere vegereksinimlere göre, söz konusu yasal kurallardan gerekli gördüklerinideğiştireceği ya da kaldırabileceği gibi Anayasa'da öngörülen koşullara uyarakAnayasa'daki geçici maddeleri de kaldırabilir. Bunlar dışında bir yargıorganının Anayasa'yı dışlayan bir yorumla Geçici 15. maddeyi etkisiz durumagetirmesi olanaksızdır.
Anayasa'nın "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre, yetkiliorganları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreyeveya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayanbir devlet yetkisi kullanamaz." açıklığını taşıyan 6. maddesi de çokönemli temel bir ilke getirmiştir. Bu ilke tüm yetkilerin kaynağını Anayasa'danalma zorunluluğunu, böyle olmadıkça geçersiz sayılacağını göstermektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa, geçici 15. maddesi ile birdönemin yasal işlemlerinin Anayasa'ya aykırılığı savında bulunulmasını uygungörmemiş, bir anlamda yasaklamıştır. Ancak bunların hukuk devleti ilkesineuygun biçimde yargı denetimine açılması, Anayasa'ya aykırılık savında bulunmave inceleme yasağının kaldırılmasına bağlı olup bu da Anayasa'nın 87. maddesiuyarınca doğrudan yasama organının görev ve yetkisi kapsamına girmektedir.
Bu durumda söz konusu kural hakkında, Anayasa Mahkemesi'nebaşvurulmasına Anayasa'nın geçici 15. maddesi olanak vermediğinden itirazın,başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Güven DİNÇER bu görüşe katılmamıştır.
V- SONUÇ :
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun değişik 367.maddesinin itiraz konusu birinci fıkrasının davada uygulanacak kural olduğunaOYBİRLİĞİYLE, ancak Anayasa'nın geçici 15. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındabulunduğundan başvuran mahkemenin yetkisizliği yönünden itirazın REDDİNE, GüvenDİNÇER'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
17.3.1992 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Erol CANSEL
Üye
Yavuz NAZAROĞLU
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1992/21
Karar Sayısı : 1992/19
I- 12 Eylül 1980 tarihinden ilk genel seçimler sonucu toplanacakTürkiye Büyük Millet Meclisi'nin Başkanlık Divanı oluşuncaya kadar geçen süreiçinde çıkarılan Kanunlar ve Kanun Hükmünde Kararnameler ile 2324 sayılıAnayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca çıkarılankarar ve tasarruflarınAnayasa'ya aykırılığının iddia edilemeyeceği yolundaki Anayasa'nın geçici 15inci maddesinin son fıkrasındaki kuralın, maddenin bütünü ile birliktedeğerlendirilmesi ve yorumlanması gerekir.
Anayasa'nın geçici 15 inci maddesi, belirli bir dönemde fevkaladeşartlar altında siyasal görev yapan Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma MeclisiÜyeleri ile bu dönemde alınan kararlan uygulayan kamu görevlilerini cezai, malive hukuki sorumluluktan koruyan kurallar bütünüdür.
Bu dönemde çıkarılan Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerinAnayasa'ya aykırılığının iddia edilememesi, o dönem karar ve tasarruflarınındaha sonra Anayasa'ya aykırılık yoluyla hukuki tartışma konusu yapılmasınıönlemeye yöneliktir. Yoksa, bu olağanüstü dönem aşıldıktan ve demokratik venormal anayasal döneme geçildikten sonra 1980 - 1983 yıllan arasında çıkan kanunlarınuygulanması nedeni ile mahkemelerin itiraz yoluyla yaptıkları Anayasa'yaaykırılık başvuruların önlemeye yönelik değildir. Nitekim, 1961 Anayasası'nın1982 Anayasası'nın geçici 15 inci maddesinin son fıkrasına paralel olan geçici4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yolunukapatmak için çok ayrıntılı bir düzenleme yapmıştır. Geçici 15 inci madde buderece ayrıntılı ve kapsamlı düzenlenmemiştir. 1961 ve 1982 Anayasaları'nın, buiki maddesinin mukayesesi, geçici 15 inci maddenin Anayasa'ya aykırılıkiddiasını önlemek için değil hukuki sorumluluk konusunu çözümlemek içinkonulduğunu açıkça göstermektedir.
II- Anayasa'nın geçici 15 inci maddesinin Anayasa'nın yürürlüğüile ilgili 177 inci maddesi ile birlikte yorumlanması gerekir. Sözü edilenmadde hükümleri yürürlükte olan ve Anayasa'ya aykırılık taşıyan tüm hukukkurallarının yeni anayasa dönemi içindeki durumunu ele almakta ve açıklığakavuşturmaktadır.177 inci maddenin (e) bendi hükmüne göre, Anayasa hükümlerinin mevcut kurum vekurallarla olan çelişkileri doğrudan doğruya Anayasa hükümlerinin uygulanmasıile çözümlenebilecektir.
Anayasa'nın 177 inci maddesinin (e) bendi hükmü ile Anayasa'nıngeçici 15 inci maddesindeki Anayasa'ya aykırılık iddiasını engelleyen hüküm, 12Eylül 1980 ile TBMM'nin açılışı arasındaki tesis edilen tasarruflarıntartışılması dışında bütün Anayasa'ya aykırılık iddialarına imkan vericianlamdadır.
III- Geçici 15 inci madde ile ilgili olarak yapılacak engelleyicibir yorum 1980-1983 yıllarında yürürlüğe konulan sayılan sekizyüzü bulan güncelbir yasal düzenleme grubunun anayasal denetimini sürekli engelleme demektir.1961 Anayasası'nın geçici 4 üncü maddesi ilebaşlayan ve 1982 Anayasası'nıngeçici 15 inci maddesi ile sürdürülen bu durum, pek çok konuda Türkiye'yiAnayasası ile değil anayasanın yasaklayıcı geçici hükümleri ile yönetilen birülke olma yükü altında bırakmaktadır. Anayasal yorumlarda anayasal haklarıneksiksiz kullanılması ve anayasal müesseselerin bütünüyle çalışması temel yorumkuralı olmalıdır. Anayasa kurallarında belirsizlik ve uyumsuzluk hallerindeAnayasa hükümlerinin bu yönde yorumlanması ve Anayasa'nın geçici 15 inci ve 177inci maddelerininbu anlayışla ele alınarak Anayasa'ya uygunluk denetimininyapılması gerekir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 152 ve AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28 inci maddesinegöre Mahkemenin itiraz başvurusunun esastan incelenmesi gerektiği oyuyla kararakarşıyım.
Güven DİNÇER
Başkanvekili