ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
EsasSayısı : 1992/29
KararSayısı : 1993/23
KararGünü : 24.6.1993
R.G. Tarih-Sayı :23.12.1999-23915
İPTAL DAVASINIAÇAN :Anamuhalefet(Anavatan)Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu adına Grup Başkanı A. Mesut YılmazİPTALDAVASININ KONUSU :3.4.1992 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan 3787 sayılı"Bazı Kamu Alacaklarının Tahsilatının Hızlandırılması ve Matrah ArtırımıHakkındaki Kanun"un, 1.,2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12.,13., 14., 15., 16., 17., 18., 19., 20., 21., 22., Geçici 1., 2., 3.maddeleriyle 23. ve 24. maddelerinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 8., 10.,38., 73. ve 87. maddelerine aykırı olduğu savıyla iptali istemidir.
II- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralları
21.3.1992 günlü, 3787 sayılı Kanun'un iptali istenilen maddelerişöyledir:
1- "MADDE 1.-Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarih itibariyle (bu tarihdahil) vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya daödeme süresi henüz geçmemiş bulunan; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamınagiren vergi, resim ve harçların tamamı ile bu alacak asıllarına isabet edengecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının ayrıayrı% 30'unun 4 eşittaksitte Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim 1992 ayları sonuna kadar tamamenödenmesi ve ihtilaf yaratılmaması, yaratılmış ihtilaflardan vazgeçilmesişartıyla gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının kalan % 70'inintahsilinden vazgeçilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle asılları kısmen yada tamamen ödenmiş bulunan vergi, resim ve harçlara isabet eden gecikme zammı,gecikme faizi ve vergi cezalarının % 30'unun 4 eşit taksitte Nisan, Haziran,Ağustos, Ekim 1992 ayları sonuna kadar ödenmesi ve ihtilaf yaratılmaması,yaratılmış ihtilaflardan vazgeçilmesi şartıyla kalan % 70'inin tahsilindenvazgeçilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir vergi aslınabağlı olmaksızın kesilmiş olup Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyleödenmemiş olan vergi cezalarının % 30'unun 4 eşit taksitte Nisan, Haziran,Ağustos, Ekim 1992 ayları sonuna kadar ödenmesi ve ihtilaf yaratılmaması,yaratılmış ihtilaflardan vazgeçilmesi şartıyla kalan % 70'inin tahsilindenvazgeçilir.
Birinci fıkra kapsamına giren alacakların, bu Kanunun yürürlüktarihinden önce 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48inci maddesi uyarınca tecil edilip de tecil şartlarına uygun olarak ödenmekteolanlarından, ödenmemiş taksit miktarları için mükellefler, dilerlerse bu Kanunhükümlerinden yararlanabilirler. Bu takdirde tecil şartlarına uygun olaraködenen taksit miktarları için tecil hükümleri geçerli sayılır. Bu şekildeödenen taksit miktarlarına tecil tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süreiçin sadece tecil faizi uygulanır. Kalan taksit miktarları vadesinde ödenmemişalacak kabul edilir. Bu alacaklar hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümleriuygulanır.
Bu madde kapsamına giren kamu alacakları ile ilgili olarak, tatbikedilen hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet edenteminatlar iade edilir."
2- "MADDE 2.-Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarihte Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri veya Danıştay nezdindeihtilaflı hale getirilmiş ya da dava açma süresi henüz geçmemiş olan veikmalen,resen veya idarece tarh edilmiş bulunan vergi, resim ve harçların tamamı ilebunlara bağlı gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının ayrıayrı%30'unun; 4 eşit taksitte Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim 1992 ayları sonuna kadartamamen ödenmesi ve ihtilaf yaratılmaması, yaratılmış ihtilaflardanvazgeçilmesi şartıyla gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının kalan %70'inin tahsilinden vazgeçilir.
Birinci fıkraya göre ödenecek vergi, resim ve harç asıllarınıntespitinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle tarhiyatın bulunduğuen son safhadaki miktar esas alınır. Ancak, en son safhada bozma ya da terkinkararı bulunması halinde, ödenecek miktar ilk tarhiyata göre tespit edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 213 sayılı Vergi UsulKanununun uzlaşma hükümlerinden yararlanılarak uzlaşma sağlanmış alacaklar 1inci madde hükmünden, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle; uzlaşmahükümlerinden yararlanılmak üzere başvuruda bulunulmuş, uzlaşma günü verilmemişveya uzlaşma günü gelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış, ancak dava açma süresigeçmemiş alacaklar bu madde hükmünden yararlanır.
Gecikme faizleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyletahakkuk etmemiş vergi, resim ve harç asıllarına ilişkin tarhiyatta, Kanununyürürlük tarihi itibariyle hesaplanır.
Bu madde hükmü ile 1 inci madde hükmü 1.1.1992 tarihinden önceki dönemlerive beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelerikapsar."
3- "MADDE 3.-Bu Kanundan yararlanılaraködenecek gecikme zammı ve gecikme faizlerinin tespitinde, 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinin 3505 sayılıKanunun 24 üncü maddesiyle değişik üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz. Gecikmezammı ve gecikme faizleri, 1.1.1990, 1.1.1991 ve 1.1.1992 tarihleri itibariyleasıl addolunma işlemi yapılmaksızın hesaplanır.
Bu Kanundan yararlanılarak ödenen alacaklara Kanunun yürürlüktarihinden sonraki aylar için gecikme zammı uygulanmaz.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 3505 sayılı Kanunun 24 üncümaddesiyle değişik 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 10.12.1988tarihinden sonra vadesi gelen kamu alacaklarına uygulanan gecikme zammı ile10.12.1988 tarihinden sonra tahsil edilebilir hale gelen gecikme faizlerindenasıl addolunarak ödenen miktarlar, bu Kanuna göre ödenecek miktarlardan mahsupedilir.Ancak, ödenen miktarların bu Kanuna göre ödenecek miktarlardan fazlaolması halinde aradaki fark mükelleflere iade edilmez."
4- "MADDE 4.-1.1.1992 tarihinden öncekidönemlere ve beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gerekenbeyannamelere ilişkin olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten öncebaşlanıldığı halde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar tamamlanamamış olanvergi incelemeleri ile takdir, tarh ve tahakkuk işlemlerine devam edilir.
Bu işlemlerin tamamlanmasından sonra tarh edilecek vergilerintamamı ile kesilecek cezaların ve hesaplanacak gecikme faizinin % 10'unun,ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi halinde,gecikme faizi ve vergi cezalarının % 90'ının tahsilinden vazgeçilir.
Mükelleflerin bu madde hükümlerinden yararlanabilmeleri içinfıkrada belirtilen süre ve şekilde ödeme yapmaları ve ihtilaf yaratmamalarışarttır. Bu madde hükmünden yararlanan mükellefler hakkında 213 sayılı VergiUsul Kanununun 359 uncu maddesine göre kamu davası açılmaz ve açılmış bulunandavalar sürdürülmez.
Birinci fıkrada belirtilen dönemlere ilişkin olarak bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihten önce tamamlandığı halde bu tarihte ya da bu tarihtensonra vergi dairesi kayıtlarına intikal eden Takdir Komisyonu Kararları veVergi İnceleme Raporları ile bu tarihten önce düzenlenen ceza tutanaklarıüzerine gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılır. Yapılan tarhiyat üzerineikinci fıkrada öngörülen şekilde belirlenen tutarın, ihtilaf yaratılmaması ve tarhiyatailişkin ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi şartıylabu Kanun hükümlerinden yararlanılır.
Bu Kanunun 2ncimaddesi ile bu madde hükmünden yararlananlar, 213sayılı Vergi Usul Kanununun, uzlaşma, tarhiyat öncesi uzlaşma ve kaçakçılık,ağır kusur, kusur, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirimhükümlerinden yararlanamazlar.
Bu madde hükmüne göre incelemeye başlama; bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce mükellef nezdinde işe başlama tutanağının alınması, mükellefedavet veya defter ve belgelerin istenmesi yazısının tebliğ edilmiş olması,matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da defter ve belgelerinincelenmek üzere denetim elemanına teslim edilmesi hallerini kapsar."
5- "MADDE 5.-Götürü usulde vergilendirilenmükelleflerin 1.1.1992 tarihinden öncetarhedilmesigereken vergilerini, buKanunun yürürlüğe girdiğitarihdenitibaren 31 Ekim 1992 tarihine kadartarhettirmelerihalinde,haklarında bu Kanunun 2ncimaddesi hükümleri uygulanır."
6- "MADDE 6.-1.1.1992 tarihinden öncekidönemlere ve beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gerekenbeyannamelere ilişkin olarak 30 Nisan 1992 tarihine kadar, 213 sayılı VergiUsul Kanununun 371 inci maddesine göre beyan edilen matrahlar üzerinden tarh vetahakkuk ettirilen vergi, resim ve harçların tamamı ile hesaplanacak pişmanlıkzammının ve kesilen usulsüzlük cezasının ayrıayrı% 10'unun ilktaksidien geç butarihte, kalanı ise Haziran, Ağustos, Ekim 1992 aylarında olmak üzere 4 eşittaksitte ödenmesi halinde pişmanlık zammı ve usulsüzlük cezasından kalan %90'ının tahsilinden vazgeçilir."
7- "MADDE 7.-Gelir ve kurumlar vergisimükellefleri vermiş oldukları yıllık beyannamelerinde vergiye esas alınanmatrahlarını, aşağıda yazılı yıllara ilişkin asgari nispetlerden az olmamaküzere, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 Nisan 1992 tarihinekadar artırdıkları takdirde; artırımda bulundukları yıllar için mükelleflerinkendileri hakkında yıllık gelir ve kurumlar vergisi incelemesi ile bu yıllarailişkin olarak daha sonra başkaca bir tarhiyat yapılmaz.
YILLAR .
ARTIRIMNİSPETLERİ .
1987 Takvim Yılı İçin
% 40
1988 Takvim Yılı İçin
% 35
1989 Takvim Yılı İçin
% 30
1990 Takvim Yılı İçin
% 20
Gelir vergisi mükelleflerinin; artırımda bulunmak istedikleri yılile ilgili olarak vermiş oldukları Gelir vergisi beyannamelerinde zarar beyanedilmiş, ya da hiç beyanname verilmemiş olması halinde, vergilendirmeye esasalınacak matrah; 1987 takvim yılı için
1 500 000 liradan, 1988 takvim yılı için 2 500 000 liradan, 1989takvim yılı için 4 000000liradan, 1990 takvim yılı için 6 000000liradan, azolamaz.
Kurumlar vergisi mükelleflerinin; artırımda bulundukları yılailişkin olarak daha önce vermiş oldukları beyannamelerinde zarar beyan etmişolmaları veya beyanname vermemiş olmaları halinde, vergilendirmeye esasalınacak matrahlar ile birinci fıkraya göre artırdıkları matrahlar 1987 takvimyılı için 5 000000liradan, 1988 takvim yılı için 8 000000liradan 1989 takvimyılı için 13 000000liradan, 1990 takvim yılı için 20 000000liradan az olamaz.
Bu madde hükmüne göre artırılan matrahlar, kurumlar vergisimükelleflerinden % 50, gelir vergisi mükelleflerinde % 40 oranındavergilendirilir ve bu matrahlar üzerinden ayrıca herhangi bir vergi ya daSavunmaSanayiiDestekleme Fonu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu,Çıraklık, Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Fonu alınmaz.
Kurumlar vergisi mükelleflerinin verdikleri yıllık beyannamede,Kurum kazancından indirilen ve Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (A)fıkrasının 8 ve 15 numaralı bentlerine göre gelir vergisitevkifatınatabîtutulmuşolan kazanç ve iratlarının da bulunması halinde; bu maddenin birinci fıkrasındabelirtilen vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmamaları için bu kazanç veiratlar üzerinden tevkif edilen vergilerin istisna ve indirimin ait olduğu yılailişkin olarak, birinci fıkrada belirtilen nispetlerde artırılarak ödenmesişarttır.
Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin (A) fıkrasının 8 ve 15numaralı bentlerinde yer alan vergitevkifatınatabi kazanç ve iratların muhtasarbeyanname ile beyan edilmemiş olması halinde, bu yıllara ilişkin olarak birincifıkrada belirtilen vergi incelemesine veya tarhiyata muhatap olmamaları için;kurumlar vergisi mükelleflerinin bu kazanç ve iratlara aittevkifatmatrahlarını,bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile 30 Nisan 1992 tarihi arasında beyanetmeleri ve beyan edilen bu matrahlar için 1987 yılı ile ilgili olarak % 14,1988 yılı ile ilgili olarak %13.5, 1989 yılı ile ilgili olarak % 13 ve 1990yılı ile ilgili olarak % 12 nispetinde vergilendirilmeleri şarttır.
Bu maddenin beşinci ve altıncı fıkralarındayeralanhükümlerindenyararlanarak artırımda veya beyanda bulunan mükelleflerin, bu yıllara ilişkinolarak vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmamaları için, ilgili yıllardavergiye esas alınan kurumlar vergisi matrahlarını da üçüncü fıkrada belirtilenmiktarlardan az olmamak üzere birinci fıkrada belirtilen nispetlerde artırmalarışarttır.
Bu maddenin altıncı fıkrası hükmünden yararlanan mükelleflerhakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun pişmanlık zammı ve usulsüzlükcezalarına ilişkin hükümleri uygulanmaz.
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin bu madde hükmündenyararlanarak beyan ettikleri matrahları artırmaları halinde, daha önce tevkifyoluyla ödemiş oldukları vergiler mahsup ve iade edilmez.
Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin; matrah artırımındabulunmaları halinde, önceki yıllara ilişkin zararları, gelecek yıllarkârlarından mahsup edilmez.
Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında yer alan istisna veindirimler nedeniyle gelecek yıllardamatrahdanindirim konusu yapılabilecektutarlar, bu madde hükmüne göre artırılan matrahlardan indirilemez."
8- "MADDE 8.-Gelir veya kurumlar vergisimükelleflerinin, 7ncimaddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesindeartırdıkları tutarların % 20'sini katma değer vergisi olarak ödemeyi kabuletmeleri halinde, bu mükellefler nezdindesözkonusuvergiyi ödemeyi kabul ettikleriyıllarla ilgili olarak katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmaz. Şukadar ki; artırımda bulunulan yıllarla ilgili olarak kendileri hakkında sondakidönemlere devreden indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıylateslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin, iade veyamahsup işlemleri ile sınırlı olmak üzere, inceleme hakkı saklıdır.
Bu madde hükmüne göre ödenen katma değer vergisi, gelir veyakurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olaraknazara alınmaz, ödenmesi gereken katma değer vergilerinden indirilmez veyaherhangi bir şekilde mahsup ve iade edilmez.
Katma değer vergisi uygulaması bakımından; bu maddede belirtilennispet, adi,kollektifve adi komandit şirket ortaklarının her biri içinhesaplanan gelir vergisi matrahları toplamına uygulanır."
9- "MADDE 9.-Bu Kanunun 7ncive 8 incimaddeleri hükümlerine göre hesaplanan gelir, kurumlar ve katma değervergilerinin Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim 1992 ayları sonuna kadar 4 eşittaksitte ödenmesi şarttır. Bu vergilerin Kanunda belirtilen şekilde ödenmemesihalinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 incimaddesine göre gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsiline devam olunur.
Bu Kanunun 7ncimaddesi hükmüne göre hesaplanarak ödenen vergiler,gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabuledilmeyeceği gibi herhangi bir nedenle indirim, mahsup ve iade konusu yapılmaz.
Defter ve belgeleri üzerinde daha önce vergi incelemesi yapılmış olanmükellefler, diledikleri takdirde vergi incelemesi yapılan yıl için deartırımda bulunabilirler.
Bu Kanuna göre artırılan matrahlar nedeniyledahilitevkifatvegeçici vergi hesaplanmaz ve tahsil olunmaz.
Bu Kanuna göre matrah artırımında bulunulması, Kanunun yürürlüğegirdiği tarih itibariyle başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdirişlemlerine engel teşkil etmez. İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konumatrah farkı tespit edilmesi halinde, bulunan matrah farkı, bu Kanunun 7 ve 8inci maddesi hükmü ile birlikte değerlendirilir.
İdarenin artırımda bulunulmayan yıllar için vergi inceleme yapmahakkı mahfuzdur."
10- "MADDE 10.-213 sayılı Vergi UsulKanununun;
Mükerrer 354 üncü maddesi uyarınca 1.1.1992 tarihi itibariyleişyeri kapatma cezası uygulanacak safhaya gelen işyerleri hakkında; bu cezayakarşı ihtilaf yaratılmaması veya yaratılmış ihtilaftan vazgeçilmesi ve 353 üncümaddenin 4 numaralı bendinde yer alan özel usulsüzlük cezalarının bu Kanunun 1inci maddesi hükümlerine göre ödenmesi halinde işyeri kapatma cezasıuygulanmaz.
344 ve 358 inci maddelerinde yer alan kaçakçılık ve kaçakçılığateşebbüs suçlarını 1.1.1992 tarihinden önce işleyen ve bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmamış olanlarhakkında suç duyurusunda bulunulmaz, suç duyurusunda bulunulup soruşturma,kovuşturma ile yargılama safhasında bulunan Kamu davaları ortadan kalkar.Buhükümden yararlanabilmek için kaçakçılık ve kaçakçılığa teşebbüs suçlarınailişkin filler nedeniyle ortaya çıkan vergiziyaıdolayısıyla yapılmış olantarhiyata isabet eden vergi aslının tamamı ile bu vergiye bağlı vergi cezaları,usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları, gecikme faizi ve gecikme zamlarınıntamamının ödenmiş olması veya bu Kanun hükümlerinden faydalanılarak bu Kanundaöngörülen süre ve tutarda tamamen ödenmesi şarttır.
353 üncü maddesinin 1 ve 2 numaralı bent hükümlerine göre 1.1.1992tarihinden önce yapılmış tespitler için kesilen ve kesilecek olan özelusulsüzlük cezalarının; ihtilaf yaratılmaması veya yaratılmış ihtilaftanvazgeçilmesi ve bu Kanun hükümlerinden yararlanılarak ödenmesi halinde bucezalara dayanak olan tespitler, işyeri kapatma ve kaçakçılığa teşebbüscezalarının uygulanmasında dikkate alınmaz."
11- "MADDE 11.-3100 sayılı Katma DeğerVergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları MecburiyetiHakkında Kanuna göre 31.12.1990 tarihine kadar mecburiyeti başladığı haldeödeme kaydedici cihazları süresinde almayan mükellefler hakkında; en geç buKanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ayın sonuna kadar bu cihazlarıalmaları, ihtilaf yaratmamaları, yaratılmış ihtilaflardan vazgeçmeleri şartıylahaklarında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaz, soruşturma,kovuşturma ile yargılama safhasında bulunan Kamu davaları ortadan kalkar."
12- "MADDE 12.-2886 sayılı Devlet İhaleKanununun 75 inci maddesi ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanuna göre tahsili öngörülenecrimisillerdenbu Kanunun yürürlüğegirdiği tarih itibariyle ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş bulunanlarınıntamamı ile bunlara bağlı gecikme zamlarının % 30'unun ihtilaf yaratılmaması,yaratılmış ihtilaflardan vazgeçilmesi ve Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim 1992ayları sonuna kadar 4 eşit taksitte ödenmesi halinde gecikme zamlarından kalan% 70'inin tahsilinden vazgeçilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ödenmesi gerektiğihalde ödenmemiş bulunan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanun kapsamına giren ve miktarı 200 000 lirayı aşmayan trafik para cezalarıile miktarı 100 000 lirayı aşmayan diğer para cezalarının (1615 sayılı Kanunuyarınca tahsili gereken para cezaları hariç) tahsilinden vazgeçilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle tahsil edilebilirhale geldiği halde ödenmemiş bulunan 2548 sayılı Ceza Evleriyle MahkemeBinaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar veMahkumlaraÖdettirilecekYiyecek Bedelleri Hakkında Kanuna göre doğan yiyecek bedelleri ile 6200 sayılıDevlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanunun 32ncimaddesindebelirtilen alacakların ferileri ile birlikte miktarı 100 000 lirayıaşmayanların tahsilinden vazgeçilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 41 inci maddesine istinaden TürkiyeCumhuriyeti Ziraat Bankası ve postaneler adına uygulanan gecikme zamları ileilgili kuruluşların sorumluları adına hesaplanan % 10 nispetindeki cezalarıntahsilinden vazgeçilir.
6183 sayılı Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58inci maddesine göre ödeme emirlerine yapılan itirazlar nedeniyle haksızçıkanlardan tahsili gereken % 10 nispetindeki zammın, bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarih itibariyle ödenmemiş olması halinde, bu zammın % 30'unun 4 eşittaksitte Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim 1992 ayları sonuna kadar ödenmesi veihtilaf yaratılmaması, yaratılmış ihtilaflardan vazgeçilmesi şartıyla kalan %70'inin tahsilinden vazgeçilir."
13- "MADDE 13.-Bu Kanunun 1 inci maddesikapsamına giren alacaklar ile ilgili olarak kanunun yürürlük tarihinden öncehaklarında 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek HamillerininKorunması Hakkında Kanun uyarınca Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusundabulunulmuş olan mükelleflerin, suç duyurusuna konu olan borçlarını, daha önceya da bu Kanun hükümlerine göre ödemiş olmaları ve ayrıca 3167 sayılı Kanunun16ncımaddesinde yer alan % 10 tazminatın, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihitibariyle ödenmemiş olması halinde ise bunun % 30'unun bu Kanunun 1 incimaddesinde öngörülen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla haklarındaki soruşturma,kovuşturma ile yargılama safhasında bulunan kamu davaları ortadan kalkar.Butakdirde tazminatın % 70'inin tahsilinden vazgeçilir."
14- "MADDE 14.-Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarih itibariyle 1991 yılı Motorlu Taşıtlar Vergisi ikinci taksitini vadesindetaşıt pulu esasına göre ödemeyen mükelleflerin bu taksitin tamamı ile gecikmezamlarının % 30'unu 30 Nisan 1992 tarihine kadar ödemeleri halinde gecikmezamlarının kalan % 70'inin tahsilinden vazgeçilir.
1992 yılına ilişkin Motorlu Taşıtlar Vergisi hakkında bu Kanunhükümleri uygulanmaz."
15- "MADDE 15.-Bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarih itibariyle vadesi geldiği halde ödenmemiş bulunan ve 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamına giren, miktarı 50 000lirayı aşmayan alacakların tahsilinden vazgeçilir.
50 000 liralık sınırın tespitinde her bir alacağın türü, dönemi,asılları ve ferileri ayrıayrıdikkate alınır."
16- "MADDE 16.-Bu Kanunun 19 uncu maddesi hükmühariç olmak üzere, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerden ilk üçünün hiçödenmemesi ya da eksik ödenmiş olması halinde, ödenmemiş olan tutarların 31Ekim 1992 tarihi sonuna kadar; hiç ödenmeyen ya da eksik ödenen kısmın sontaksite ait olması halinde ise bu tutarın 30 Kasım 1992 tarihi sonuna kadarödenmeyen kısım ile birlikte her ay için ayrıayrı% 10 fazlası ile ödenmesişartıyla bu Kanundan yararlanılır.
Bu Kanun kapsamına giren alacakların yukarıda belirtilen şekildetamamen ödenmemiş olması halinde mükellefler ödedikleri tutar kadar bu Kanunhükümlerinden yararlanırlar. Bu takdirde, yapılan ödemelerdeki borç aslı ilegecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının hesabında toplam borçtutarındaki asıl ile gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları arasındakioran esas alınır."
17- "MADDE 17.-Bu Kanuna göre ödenecek olangecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının toplamı doğmalarına nedenolan alacak aslını geçemez."
18- "MADDE 18.-Yıllık gelir vergilerini 193sayılı Gelir Vergisi Kanununun 117ncimaddesinin Maliye ve Gümrük Bakanlığınaverdiği yetkiye dayanılarak belirlenen Ekim, Kasım ve Aralık aylarında ödeyençiftçiler, bu Kanun hükümlerine göre ödeyecekleri tutarları (Bu Kanunun 19 uncumaddesi hükmü hariç) Ekim, Kasım ve Aralık 1992 aylarında olmak üzere 3 eşittaksitte öderler.
Bu şekilde ödeme yapan mükellefler hakkında bu Kanunun 16ncımaddesininbirinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Taksitlerden ilk ikisinin hiç ödenmemesi ya da eksik ödenmişolması halinde ödenmemiş tutarların 31 Aralık 1992 tarihi sonuna kadar her ayiçin ayrıayrı% 10 fazlası ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanundanyararlanılır."
19- "MADDE 19.-1. a)1615 sayılı GümrükKanununun 3 üncü maddesi uyarınca bu Kanunun yürürlük tarihine kadar vergiödeme mükellefiyeti başlamış bulunan eşyaya ilişkin gümrük vergilerinden, buKanunun yürürlük tarihinden önce muaccel hale geldiği halde tamamen veya kısmenödenmemiş olanların aslının tamamının ve bu asla bağlı olarak aynı Kanunun 146ve 149 uncu maddeleri uyarınca kesilmiş ve muaccel hale gelmiş para cezası vegecikme zammının % 30'unun bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 2 ay içindeödenmiş olması kaydıyla % 70'inin tahsilinden vazgeçilir.
Yukarıda sözü edilen gümrük vergilerine bağlı para cezaları hakkında,bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 1615 sayılı Gümrük Kanunundabelirtilen idarî itiraz mercilerine itiraz edilmesi veya Yargı Organlarındadava açılması nedeniyle, ihtilaflı bulunanlar için ihtilaftan vazgeçilmesi veyukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde ödeme yapılması halinde yukarıdakifıkra hükümleri uygulanır. Ancak, bu fıkraya göre ödenecek para cezalarınıntespitinde, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ihtilafın bulunduğuen son safhada belirlenmiş miktar esas alınır. En son safhada bozma kararı yada terkin kararı bulunması halinde, ödenecek miktar ilk aşamada istenenmiktardır.
Yukarıda belirtilen esaslara göre ödenen gümrük vergilerine bağlıpara cezalarından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte itiraz süresi geçmemişolanlar ile bu tarihten sonra tebliğ edilecekler için ihtilaf yaratılmaması vetebliğ tarihinden itibaren 2 ay içinde % 30'unun ödenmesi şartıyla % 70'inintahsilinden vazgeçilir.
b) Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 1615 sayılı Gümrük Kanunuhükümlerine aykırı olarak işlenmiş fiiller nedeniyle aynı Kanunun 147, 148,151, 152, 153, 154. 155, 156 ve 157ncimaddeleri uyarınca kesilen paracezalarından bu Kanunun yürürlük tarihinden önce muaccel hale geldiği haldeödenmemiş olanların bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 1 ay içinde %30'unun ödenmesi kaydıyla % 70'inin tahsilinden vazgeçilir.
2. a) 1615 sayılı Gümrük Kanununun 3 üncü maddesi uyarınca buKanunun yürürlük tarihine kadar vergi ödeme mükellefiyeti başlamış bulunaneşyaya ilişkin gümrük vergilerinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar1615 sayılı Gümrük Kanununda belirtilen idarî itiraz mercileri veya İdarî YargıOrganları nezdinde ihtilaflı hale getirilmiş bulunanların, aslının tamamının vebu asla bağlı olarak aynı Kanunun 146 ve 149 uncu maddeleri uyarınca kesilecekpara cezaları ile uygulanacak gecikme zamlarının % 30'unun bu Kanunun yürürlüktarihinden itibaren 2 ay içinde ihtilaftan vazgeçilmek kaydıyla ödenmesihalinde % 70'inin tahsilinden vazgeçilir.
Yukarıdaki fıkraya göre ödenecek vergi ve resim asıllarınıntespitinde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle ihtilafın bulunduğu enson safhada belirlenmiş olan miktar esas alınır. Ancak en son safhada bozmakararı ya da terkin kararı bulunması halinde, ödenecek miktar ilk aşamadaistenen miktardır.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar mükellefine tebliğedilen ek tahakkuk konusu gümrük vergilerinin ihtilaflı hale getirilmemesikaydıyla, bu vergi ve resimler ile bu asla bağlı cezalar hakkında da yukarıdakifıkrada yer alan hükümler uygulanır.
b) Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 1615 sayılı Gümrük Kanunuhükümlerine aykırı olarak işlenmiş fiiller nedeniyle aynı Kanunun 147, 148,151, 152, 153, 154, 155, 156 ve 157ncimaddeleri uyarınca kesilen paracezalarından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ihtilaflı bulunanlar ile buKanunun yürürlüğe girdiği tarihte itiraz süresi geçmemiş olanların ihtilaftanvazgeçilmek veya ihtilaf yaratılmamak ve % 30'u bu Kanunun yürürlük tarihindenitibaren 1 ay içinde ödenmek kaydıyla % 70'inin tahsilinden vazgeçilir.Bu hükmegöre ödenecek para cezasının tespitinde ihtilafın bulunduğu en son safhadabelirlenmiş miktar esas alınır.
3. a) 1615 sayılı Gümrük Kanununun 3 üncü maddesi uyarınca buKanunun yürürlük tarihine kadar vergi ödeme mükellefiyeti başlamış bulunaneşyaya ilişkin gümrük vergilerinden, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra tebliğ edilenlerin tamamının ihtilaf yaratılmaksızın ödeme süresi içindeve bu vergilere bağlı olarak aynı Kanunun 146 ve 149 uncu maddeleri uyarıncakesilecek para cezalarının % 30'unun da aynı sürede ödenmesi kaydıyla % 70'inintahsilinden vazgeçilir.
b) Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 1615 sayılı Gümrük Kanununaaykırı olarak işlenmiş fiiller nedeniyle aynı Kanunun 147, 148, 151, 152, 153,154, 155, 156 ve 157ncimaddeleri uyarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtensonra tebliğ edilen para cezalarının % 30'unun tebliğ tarihinden itibaren 1 ayiçinde ödenmesi kaydıyla % 70'inin tahsilinden vazgeçilir.
4.Bu Kanun hükümleri;
a) 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ve TeşvikMevzuatı hükümlerine aykırı hareket edilmesi sebebiyle ortaya çıkan vergi,resim, para cezaları ve gecikme zamları;
b) 1615 sayılı Gümrük Kanununun 118 ve 119 uncu maddelerihükümlerinin bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra ihlal edilmesi sebebiyleGümrük Kanununun 149 uncu maddesi uyarınca kesilecek para cezaları;
Hakkında uygulanmaz."
20- "MADDE 20.-Bu Kanun kapsamında yapılanödemeler her ne suretle olursa olsunred, iade ve mahsup edilmez.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ödemeler ile6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesinegöre tahsil edilen tecil faizlerinin bu Kanun hükümlerine dayanılarakredveiadesi yapılamaz."
21- "MADDE 21.-Bu Kanunun uygulanmasına aitusul ve esaslar Maliye ve Gümrük Bakanlığınca belirlenir."
22.- "MADDE 22.-Bu Kanun hükümleri,Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu Üyeleri ve birinci derecedekiyakınları ve bunların hissedarı bulundukları ortaklık ve şirketler içinuygulanmaz."
23- "GEÇİCİ MADDE 1.-Maliye ve Gümrük BakanlığıGelirler Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatında çalıştırılan personele(Gelir İdaresini Geliştirme Fonu Yönetmeliği gereğince fonun kullanılmasınailişkin hizmetlerde doğrudan görevlendirilen personeldahil), karşılığı 213sayılı Vergi Usul Kanununa 3418 sayılı Kanunun 32ncimaddesi ile eklenen ek 13üncü maddeye göre kurulan Gelir İdaresini Geliştirme Fonu'ndan ödenmek üzere, 5yıl süre ile Gelirler Genel Müdürlüğü merkez teşkilatında 80, İstanbul İlinde70, Büyükşehir Belediyesi bulunan diğer illerde 60, nüfusu 100 000'in üstündeolan il ve ilçelerde 50, bunun altında olan il ve ilçelerde de 40 saate kadaraylık fazla çalışma yaptırılabilir.
Fazla çalışmaların normal mesai günlerinde ve daire içindeyaptırılması halinde fazla çalışma saati karşılığı olarak; (10) göstergerakamının Devlet memurları aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak ücretödenir. Bu ücret; tatil günlerinde daire içinde yapılan çalışmalara katılanpersonele 2 kat, normal mesai günlerinde ancak mesai saatleri haricinde yapılandaire dışı çalışmalara katılan personele 3 kat, tatil günlerinde daire dışındayapılan çalışmalara katılan personele ise, 4 kat olarak ödenir.
Normal mesai gün ve saatleridahilindeyukarıda illere ve nüfusbüyüklüklerine göre belirlenen saatlerle sınırlı olmak kaydıyla ayrıcayapılacak yaygın ve yoğun vergi denetimi çalışmalarına (vergi dairesi dışında)katılan personele, bu çalışmaları karşılığında saat başına verilecek ücret, birsaatlik fazla çalışma için belirlenen ücretin yarısıdır.
Şehirlerarası yollarda yapılacak vergi denetimlerine, İlDefterdarları tarafından; adedi, çalışma mahal ve saatleri belirlenmeksuretiyle, yardımcı olmak üzere görevlendirilen güvenlik görevlilerine de buesaslardahilindefazla çalışma ücreti ödenir."
24- "GEÇİCİ MADDE 2.-433 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin Geçici 2ncimaddesinin (a) bendi hükmüne göre madde kapsamındakipersonele yapılan ödemelere; 1615 sayılı Gümrük Kanununun 165 inci maddesindegerekli değişiklik yapılıncaya ve 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarıncaGelir İdaresini Geliştirme Fonundan yapılacak ek ödemelerin 213 sayılı VergiUsul Kanununun ek 13 üncü maddesinin 4 numaralı bendine göre tespitine kadar15.6.1991 tarihinde yürürlükte olan kanunî dayanakları gereğince ve bunlaragöre belirlenmiş esas ve usuller uyarınca, bu tarihteki oranların tamamıüzerinden devam olunur."
25- "GEÇİCİ MADDE 3.-Bu Kanunun Geçici 1 veGeçici 2ncimaddeleri uyarınca yapılacak ödemeler, Gelir Vergisine tabitutulmaz."
26- "MADDE 23.-Bu Kanunun Geçici 1, Geçici2 ve Geçici 3 üncü maddeleri hükümleri 1.2.1992 tarihinde, diğer hükümleriyayımı tarihinde yürürlüğe girer."
27- "MADDE 24.-Bu Kanun hükümleriniBakanlar Kurulu yürütür."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İptal isteminde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1-"MADDE 2.-Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarınasaygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkeleredayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 8.-Yürütme yetkisi ve görevi,Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygunolarak kullanılır ve yerine getirilir."
3 -"MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
4- "MADDE 38.-Kimse, işlendiği zamanyürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağırbir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan birbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
5- "MADDE 73.-Herkes, kamu giderlerinikarşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasınınsosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık,istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiğiyukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulunaverilebilir."
6- "MADDE 87.-Türkiye Büyük MilletMeclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; BakanlarKurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanunhükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe vekesinhesapkanun tasarılarınıgörüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek;milletlerarasıandlaşmalarınonaylanmasını uygun bulmak, Anayasanın 14 üncümaddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özelaf ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerinegetirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkilerikullanmak ve görevleri yerine getirmektir."
III-İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENEDİOĞLU, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL, SelçukTÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Erol CANSEL, Yavuz NAZAROĞLU, Haşim KILIÇ ve YalçınACARGÜN'ünkatılmalarıyla26.5.1992 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklikbulunmadığından işin esasına geçilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ
Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptaliistenen Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri veöteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 3787 sayılı Yasa Hakkında Genel Açıklama
Bazı Kamu AlacaklarınınTahsilatınınHızlandırılması ve MatrahArtırımı Hakkındaki Yasa'nın birinci ve ikinci bölümünde özetle;
- Kesinleşmişbulunan,
- Vergimahkemeleri, bölge idare mahkemeleri veya Danıştay'daihtilaflı duruma gelmiş olan,
-İncelemeve tarhiyat aşamasındaki vergi, resim ve harçlarınasıllarının tamamının ödenmesi koşuluyla bunlara bağlı olarak gerçekleşengecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının ayrıayrıolmak üzere % 30'ununödenmesi durumunda, kalan % 70'inin tahsilinden vazgeçilmesine ilişkin kurallargetirilmekte, üçüncü bölümünde, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerininvermiş oldukları yıllık beyannamelerindeki matrahları, yasada belirtilenoranlarda artırmaları koşuluyla vergi incelemesi ve başkaca tarhiyatınyapılmayacağı öngörülmektedir. Dördüncü bölümünde ise, işyeri kapatma,kaçakçılık ve kaçakçılığa teşebbüs cezalarının uygulanmayacağı haller vebununla ilgili koşullar düzenlenmekte, ayrıca,ecrimisilalacaklarıyla ödenmeyenmotorlu taşıtlar vergilerinin gecikme zamlarından indirimler yapılmaktadır.Beşinci bölümde de, gümrük vergisi cezaları ile gecikme zamlarından yapılacakindirimlere ilişkin kurallar getirilmektedir. Altıncı bölümde, Yasa'nınuygulanmasına ilişkin konular düzenlenerek Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na kimiyetkiler verilmektedir.
Tasarıda, Yasa'nın amacı aynen şöyle açıklanmıştır.
"Hazırlanan bu Kanun Tasarısıile;
1- Vergi dairelerinde birikmiş takipli dosyalarla yargısafhasındaki ihtilaflı dosya sayılarının azaltılması, mükelleflerce ödenememişvergi borçlarının asıllarının tamamı ile ceza, zam ve faizlerinin bir kısmınınödenmesi suretiyle borçlarının tasfiyesinin sağlanması,
2- Vergi, resim ve harçların sürelerinde ödenmemesi nedeniyleuygulanan gecikme zammı ve faizlerinin; heryıl başıitibariyle doğmalarına nedenolan alacak aslı addolunarak bunlara da gecikme zammı uygulanması işlemininyeni bir müessese olması, mükelleflerimizce henüz tam olarak intibakedilememesi sebepleriyle bu kanun kapsamına giren gecikme zammı ve gecikmefaizlerinin anılan asla dönüşme hükümleri dikkate alınmadan hesaplanması,
3- Çeşitli kamu gelirleritahsilatının hızlandırılmasınınsağlanması, tahsili sürüncemede kalan ve ihtilaflı halde bulunan alacaklarınHazine'ye bir an önce intikalinin sağlanması,
4- Kanunun bir bütünlük içinde ele alınmasını sağlamak üzereinceleme ve takdir safhasında dosyası bulunan mükelleflerin de madde hükmündenfaydalanmalarınaimkansağlanması,
5- Ödenecek miktarların taksitler halinde olması ve taksitaralarında geniş süre bırakılarak ödemelerde kolaylık getirilmesi,
6- Diğer taraftan, yıllık beyanname ile beyan edilen kazançlarınıtam ve doğru beyan edememiş bulunan mükelleflere, beyan dışı kalmışkazançlarını, herhangi bir ceza uygulamasına maruz kalmaksızın beyan etme vematrah artırımında bulunmaimkanınınsağlanması amaçlanmıştır."
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1- Yasa'nın 1.,2., 4. ve 5. Maddelerinin İncelenmesi
a- Maddelerin Anlam ve Kapsamı
Yasa'nın 1. maddesine göre, Yasa'nın yürürlüğe girdiği 3.4.1992tarihinde vadesi geldiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi henüz geçmemişbulunan vergi, resim ve harçların asıllarının tamamı ile buna isabet edengecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının ayrıayrı% 30'unun belirtilenaylarda tamamen ödenmesi koşuluyla gecikme zammı, gecikme faizi ve vergicezalarının kalan % 70'inin tahsilinden vazgeçilmektedir.
3.4.1992 gününe kadar asılları kısmen ya da tamamen ödenmiş vergi,resim, harçlara isabet eden gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarınında % 30'unun ödenmesi durumunda da % 70'inin tahsilinden vazgeçilmekte; kısmenyapılan ödemelerde, bundan yararlanabilmek için kalan vergi, resim ve harcıntamamen ödenmesi koşulu getirilmektedir.
Öte yandan, vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen vergi cezalarıile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48. maddesinegöre tecil edilen, ancak vadesi gelmemiş taksitler için, mükellefler bu kanunhükümlerinden yararlanmak isterse gecikme zammı, faizi ve vergi cezalarının %30'unun belirtilen biçimde ödenmesi koşuluyla kalan bölümündenvazgeçilmektedir.
Yasa'nın 1. maddesinden yararlanabilmek için ihtilaf yaratılmamasıve yaratılmış ihtilaflardan vazgeçme koşulu da getirilmiştir.
Yasa'nın 2. maddesine göre, Yasa'nın yürürlüğe girdiği günitibariyle; Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay'da ihtilaflıolan ya da dava açma süresi geçmemiş olan veikmalen, resen ya da idarece tarhedilmiş bulunan vergi, resim ve harçların asıllarının tamamı ile bunlara bağlıgecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının ayrıayrı% 30'unun; belirtilenmahkemelerde ihtilaflı olmakla birlikte asılları tamamen ya da kısmen ödenmişbulunan gecikme zammı, faiz ve vergi cezalarının ayrıayrı% 30'unun maddedebelirtilen aylarda ödenmesi koşuluyla gecikme zammı, gecikme faizi ve vergicezalarının % 70'inintahsilatındanvazgeçilmektedir.
Ayrıca, Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce 213 sayılı Vergi UsulKanunu'nun uzlaşma hükümlerinden yararlanarak uzlaşma sağlanmış alacaklar içinYasa'nın 1. maddesi hükmü, Yasa'nın yürürlüğe girdiği gün itibariyle uzlaşmaiçin başvuruda bulunmuş ancak uzlaşma günü verilmemiş veya uzlaşma günügelmemiş ya da uzlaşma sağlanamamış ve dava açma süresi de geçmemiş alacaklariçinde 2. madde hükmü uygulanacaktır.
1. ve 2. madde hükümleri 1.1.1992 tarihinden önceki dönemleri vebeyannameleri kapsamaktadır.
Yasa'nın 4. maddesine göre, bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihtenönce başlandığı halde bitirilmemiş 1.1.1992 tarihinden önceki dönemlere aitverilmesi gereken beyannamelerin vergi incelemeleri ile takdir, tarh vetahakkuk işlemlerine devam edileceği belirtilerek, bu işlemlerintamamlanmasından sonra tarh edilecek vergilerin asıllarının tamamı ilekesilecek cezaların ve hesaplanacak gecikme faizinin % 10'unun ihbarnamenintebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi halinde gecikme faizi vevergi cezalarının % 90'ının tahsilinden vazgeçilmektedir.Ayrıca, birincifıkrada belirtilen döneme ilişkin bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten öncetamamlanan ve vergi dairesi kayıtlarına intikal eden Takdir Komisyonu Kararlarıve Vergi İnceleme Raporları ile ceza tutanaklarına dayalı tarh ve tebliğyapılacak, bulunan tutarlara ikinci fıkrada öngörülen işlemler ve indirimleruygulanacaktır.
5. maddede de, götürü usulde vergilendirilen mükelleflerin1.1.1992 tarihinden öncetarhedilmesigereken vergilerini 31.10.1992 gününe kadartarhettirmeleridurumunda,Yasa'nın 2. maddesinin uygulanacağı belirtilmekte vetarhedilenverginin tamamıile kesilen vergi cezası ve gecikme faizinin % 30'unun ödenmesi koşuluyla cezave faizin kalan % 70'inin tahsilinden vazgeçilmesi öngörülmektedir.
Yasa'nın 1.,2., 4. ve 5. maddelerinin kalan bölümlerindeusuliişlemlereilişkin kurallar yer almaktadır.
b- Maddelerin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
Dava dilekçesinde özetle, Anayasa'nın 2. maddesinde, TürkiyeCumhuriyetinin sadece hukuk devleti değil, aynı zamanda sosyal devlet olduğununbelirtildiği, hukuk devletinin ileri aşamasına ancak bu ilke ileulaşılabileceği, sosyal devletin temel amaç ve görevinin, sosyal adaleti,sosyal refahı ve sosyal güvenliği sağlamak olduğu, vergi düzenlemelerinin tümhak ve özgürlükleri etkileyici niteliğinin bulunduğu, devletin vergi koymakaldırma ve değiştirmede sosyal hukuk devleti tanımında ifade edilen ilkelere uymasıgerektiği belirtilerek 1. ve 2. maddelerin uygulanmasında "başvurulacakmercii" ve "başvuru süresi"nin yasa ile belirlenmemiş olmasınınAnayasa'nın 87. maddesine aykırı olduğu, yasaların öngördüğü haklarınkullanılmasının süreye bağlandığı durumlarda, bu sürenin yasalardagösterilmesinin hukuk devletinin bir gereği bulunduğu, vergi mükelleflerinetanınan hakların kullanılmasını sınırlayan hak düşürücü sürelerin yasada yerverilmemesinin Anayasa'nın 2. ve 8. maddelerine aykırı olduğu, vazgeçilen faiz,zam ve cezaları zamanında ödeyen mükellefleriniyiniyetlerinincezalandırıldığı,ödemeyenlerle aralarında eşitsizlik yaratıldığı, bu durumun Anayasa'nın 73.maddesinde öngörülen malî güce göre vergi ödeme ilkesine de ters düştüğü, bunedenlerle Yasa'nın iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Vergi, devletin egemenlik gücüne dayanarak kamu giderlerinekatılımı sağlamak amacıyla kişilerden aldığı ekonomik değerlerdir. Verginintarh, tahakkuk ve tahsil aşamalarını belirleyen yasal düzenlemeler hukuksalgüveni sağlar. Oluşan güven, hukuk devletinin de doğal sonucudur. Devletinvergilendirme yetkisi, vergide yasallık, eşitlik, malî güç ve genellik gibikimi anayasal ilkelerle sınırlandırılmıştır. Öte yandan, yasalarda vergininödenmemesi durumunda da gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezası gibi ekyükümlülükler öngörülerek devlet alacağı güvence altına alınmıştır.
Anayasa'nın 73. maddesine göre, vergi koymaya, kaldırmaya vedeğiştirmeye yetkili olanyasakoyucu, buna bağlı gecikme zammı, faizi vecezalarına ilişkin düzenlemeler yapmaya da yetkilidir. Ancak, bu tür yasaldüzenlemeler yapılırken, Anayasa'da belirtilen ilkelere uygun davranılmasıanayasal bir zorunluluktur. Vergi borcunun zamanında ödenmemesinden dolayıalınan gecikme zammı, asıl alacağa bağlı olarak ortaya çıkan fer'i niteliktebelli oran ve miktarlardaki ek yükümlülüklerdir. Bunlardan gecikme zammı kamualacağının süresinde ödenmeyen bölümü için vade gününü izleyen aylara görebelli oranlarda alınır. Gecikme faizi ise, vergiyi doğuran olayın sonradanöğrenilmesi nedeniyle olağan dışı yapılan vergilendirme işlemlerinde uygulananve gecikme zammından ayrıca tahsil edilir. Gecikme zammı ile gecikme faizininamacı verginin zamanında ödenmesini sağlamak ve ödenmemesi durumunda Hazine'ninkaybını önlemektir.
Vergi cezaları, mükelleflerin ya da sorumluların yasalardabelirtilen suçları işlemeleri durumunda uygulanması gereken yaptırımlardır.Gecikme zammı ve gecikme faizinin amacı, kamu alacaklarının zamanındaödenmemesinden dolayı hazinenin uğradığı zararı karşılamak iken, vergicezalarının amacı ise vergi suçlarını işleyenleri cezalandırmaktır. Bu cezalar,vergi idareleri tarafından idarî usullerle ve yargı kararı gerekmeksizinuygulanan malî ve idarî nitelikli yaptırımlar olabileceği gibi, yargıorganlarınca ceza yargılama usulleri uygulanarak hürriyeti bağlayıcı cezaniteliğindeki yaptırımlar da olabilir.
Anayasa'nın 2. maddesinde TürkiyeCumhriyeti'ninSosyal bir HukukDevleti olduğu belirtilmiş 5. maddesinde de, kişilerin ve toplumun refah huzurve mutluluğunu sağlamak üzere siyasal, ekonomik ve sosyal engellerinkaldırılması devletin temel görevleri arasında sayılmıştır. Sosyal devlet,sosyal adaletin, sosyal refahın ve sosyal güvenliğin gerçekleşmesini sağlayandevlettir. Ekonomik ve malî politikalar sosyal devletin gerçekleşmesinisağlayan araçlardır. Adil ve dengeli bir vergi politikası sosyal devletinvazgeçemeyeceği ilkelerden birisidir.
Sosyal hukuk devleti de, insan hak ve özgürlüklerine saygıgösteren, ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve güvence altına alan,kişiyle toplum arasında denge kuran, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılıkiçinde çalışmasını sağlayan, çalışma hayatının gelişmesi için sosyal, iktisadive malî önlemler alarak çalışanları koruyan, milli gelirin adil biçimdedağılmasını temin eden, hukuka bağlı ve gerçekçi bir özgürlük rejiminiuygulayan devlettir.
Yasakoyucu, Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen Devletin temelamaç ve görevlerini yerine getirebilmesi için anayasal ilkelere aykırı olmamasıkoşuluyla yeni malî yükümlülükler koyabileceği gibi, mevcut malîyükümlülüklerin tümünü ya da bir kısmını kaldırma yetkisine sahiptir.
İptali istenen yasa, bazı kamu alacaklarınıntahsilatınınhızlandırılmasınısağlamak amacıyla kimi kolaylaştırıcı ve özendirici kurallar içermektedir.Yasa'nın gerekçesi ile TBMM'nde yapılan görüşmelerde de belirtildiği gibi bukuralların hukuksal yönden olmasa bile fiilen büyük ölçüde tahsil kabiliyetiniyitirmiş kamu alacaklarınıntahsilatınınhızlandırılarak Hazine'ye aktarılması;ihtilaflı kamu alacakları ile ihtilaf doğması muhtemel alacaklara ilişkin davadosyalarının azaltılması; alacağın takibi için alacak bedelinden daha fazlagider yapılmasının engellenmesi; büyük oranlarda gerçekleşen enflasyonundoğurduğu zararın bir ölçüde giderilmesi ve kamu giderleri için kamufinansmanın en kısa sürede sağlanması amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 5. maddesinde öngörülen toplumun refah ve huzurununsağlanması, kamu giderlerine ilişkin kaynakların zamanında ve en ekonomikyoldan Hazine'ye aktarılmasıyla mümkündür. Vergi aslını kaldırmaya yetkili olanYasakoyucunun,buna bağlı gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının bir bölümündenvazgeçmek suretiyle Hazine alacaklarına tahsil edilebilir nitelikkazandırmasında kamu yararı olmadığı söylenemez.
Anayasa'nın 10. maddesindeki, eşitlik ilkesiyle aynı hukuksaldurumda olan kişilerin aynı kurallara, değişik hukuksal durumda olanların isefarklı kurallara bağlı tutulması öngörülmektedir. Durum ve konumlarındakiözellikler, kimi kişiler için değişik kuralları ve uygulamaları gereklikılabilmektedir. Başka bir anlatımla, durum ve konumlardaki farklılıklarındoğurduğu zorunluluklarla, Anayasa'da öngörülen kamu yararı ya da başkanedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar getirilmesi durumundaAnayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılıktansözedilemez.
Aynı hukuksal konumda olmalarına karşın vergi borcunu ve diğeryükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerle, getirmeyenlerin kamu yararı amacıylafarklı kurallara bağlı tutuldukları anlaşıldığından iptali istenen kurallareşiklik ilkesine aykırı görülmemiştir.
Dava dilekçesinde, Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinin uygulanmasında,"başvurulacak merci" ve "başvuru süresinin" belirlenmemişolması nedeniyle de iptali istenmektedir.Oysa,her iki maddede getirilenolanaklardan yararlanmak isteyenlerin borçlarına ilişkin ilk taksitlerini 1992yılı Nisan ayı sonuna kadar ödemeleri öngörüldüğünden, başvuru süresinin deNisan ayı sonuna kadar olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, her vergi mükellefininbağlı olduğu bir vergi dairesi ya da mal müdürlüğü bulunduğundan"başvurulacak merci"lerin de bu kurumlar olacağı tartışmasızdır. Öteyandan, vergi dairesi ile mükellefler arasındaki ihtilaflardan vazgeçildiğineilişkin başvurunun vergi dairesine mi yoksa yargı yerlerine mi yapılacağıkonusunda iptali istenen kurallarda bir açıklık bulunmadığı bununda hukukdevleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. İptali istenen maddelerdeöngörülen "ihtilaflardan vazgeçme" koşulu mükellefin yargıorganlarına davadan vazgeçtiğini bildirmesiyle gerçekleşmiş olacaktır. Yargıyaintikal etmemiş ihtilaflardan vazgeçme koşulu mükellefin vergi dairesinebildirmesiyle çözüme ulaşacağından, herhangi bir belirsizlikten desözedilemez.
Maddelerde vazgeçilen kamu alacağına ilişkin düzenlemeler vergininaslıyla ilgili olmayıp bunun fer'i nitelikteki uzantıları olan gecikme zammı,gecikme faizi ve vergi cezalarıyla ilgilidir. Belirlenen kamu alacaklarındaindirim yapılabilmesi, vergi aslının tamamen ödenmesi koşuluna bağlanmıştır.Başka bir anlatımla, malî güce göre alınan vergi aslının, bir bölümündenvazgeçilmesi ya da affedilmesisözkonusudeğildir.
Yukarıda açıklandığı gibi gecikme zammı ve gecikme faizi ile vergicezaları, verginin zamanında ödenmesini sağlayan yaptırımlardır. İptali istenenmaddelerde vergi aslında herhangi bir indirim öngörülmemekte aksine tamamınınödenmesi koşuluyla gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının birbölümünden vazgeçilmektedir. İptali istenen kurallarla Anayasa'nın 73.maddesinde belirtilen malî güç ilkesi ile yürütme yetkisi ve görevine ilişkin8. madde ve TBMM'nin görev ve yetkilerine ilişkin 87. maddesi arasında bir ilgikurulamamıştır.
Bu nedenlerle, Yasa'nın iptali istenen 1.,2., 4. ve 5. maddeleriAnayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU veSacitADALI "bu kuralların gecikmefaizi ve gecikme zammı yönünden iptali gerektiği" gerekçesiyle bu düşüncelerekatılmamışlardır.
2- 3. Maddesinin İncelenmesiDava dilekçesinde,"asıl addolunma" işlemi ile kamu alacağının değerinin korunduğu,faizlerin piyasa koşullarına göre düşük olması nedeniyle mükelleflerinborçlarını ödemeyerek ucuz kredi olanağı sağlama yolunun kapatıldığı, oysaiptali istenen kuralla bunların kaldırıldığı, kamu alacağının değeriniyitirmesi nedeniyle mükelleflere haksız kazanç sağlandığı, bunun da Anayasa'nıneşitlik ilkesi ile 73. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Yasanın 3. maddesinde, 3787 sayılı Yasa'dan yararlanarak ödenecekgecikme zammı ve gecikme faizlerinintesbitinde, 6183 sayılı Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmayacağıbelirtilerek 1990, 1991 ve 1992 yılbaşlarında "asıl addolunma"işleminin yapılmayacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde "İçinde bulunulanyılsonunakadar ödenmemiş olan gecikme zammı ile gecikme faizi, müteakip yılınbaşından itibaren doğmalarına neden olan amme alacağı gibi addolunur ve bu ammealacağı, tebliğ edilmeksizin tahakkuk eder. Tahakkuk eden bu amme alacağınaüzerinden hesaplandıkları amme alacağı aslına uygulanan yukarıdaki hükümleraynen uygulanır. Ceza mahiyetinde olan diğer amme alacaklarına ise gecikmezammı tatbik edilmez" denilerek gecikme zammı ve gecikme faizininödenmemesi durumunda da bunlara faiz uygulanacağı belirtilmiştir. "Asıladdolunma" işlemi olarak da nitelendirilen bu uygulama ile ödenmeyengecikme zam ve faizine faiz uygulanarak, mükelleflerin finansman ihtiyaçlarınıvergi borçlarını ödememek suretiyle sağlama eğilimleri önlenmek istenmiştir.Yasa'nın 3. maddesinin gerekçesinde, "bu uygulamanın yeni olmasınedeniyle, mükellefler tarafından tam olarak anlaşılamamış olması, gecikme zamve faizinin hesaplanmasının kolaylaştırılması ve mükelleflerinin ödenmemiş borçasıllarını ödemeye teşvik ederektahsilatınhızlandırılmasının" amaçlandığıaçıklanmıştır.
Anayasa'nın 73. maddesinde, herkesin malî gücüne göre vergiödemekle yükümlü olduğu, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliyepolitikasının sosyal amacı olduğu belirtilmektedir. Malî güç ilkesi, azkazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasıdır. Mükellefin vergi ödemesinigerektiren bir kazancına ulaşabilmek için uygulanan vergi politikalarınındengeli ve adil olması sosyal devlet ilkesinin de gereğidir. Malî güçkavrandığı ölçüde vergide adil ve dengeli bir dağılıma da ulaşıldığıvarsayılır.
Mükelleflerin yükümlülüklerini zamanında yerine getirmedikleridurumlarda gecikme zammı ve gecikme faizi gibi yaptırımlar uygulanmaktadır. Buyaptırımların amacı, mükellefi ödeme yapmaya zorlamaktır. Bu nedenle, malînitelikli yaptırımların saptanma biçimi, miktarı, ya da oranlarında yapılandeğişikliklerin Anayasa'nın 73. maddesindeki malî güç kavramı ile ilgisigörülmemiştir.
Maddenin üçüncü fıkrasının birinci tümcesinde "Bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihe kadar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanununun 3505 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik 51. maddesininüçüncü fıkrası gereğince 10.12.1988 tarihinden sonra vadesi gelen kamualacaklarına uygulanan gecikme zammı ile 10.12.1988 tarihinden sonra tahsiledilebilir hale gelen gecikme faizlerinden asıl addolunarak ödenen miktarlar,bu Kanuna göre ödenecek miktarlardan mahsup edilir." denilerek daha önceasıl addolunma işlemi uygulanarak daha fazla gecikme zam ve faizi ödeyen ya daödeyecek olan mükelleflere "mahsup işlemi" olanağı getirilerekfarklılık giderilmiştir.Tümcede belirtildiği gibi, gecikme zam ve faizinin asıladdolunarak hesaplama uygulaması 10.12.1988 tarihinde başlaması nedeniylemahsup işlemlerinde de bu tarihten sonraki gecikme zam ve faizleri esas alınmaksuretiyle denge sağlanmıştır.
İptali istenen kuralın uygulanmasıyla, daha önce gecikme zam vefaizini asıl addolunmak suretiyle ödeyen mükelleflerle yeni duruma göre ödeyenmükellefler arasında farklılık yaratıldığı savı da yerinde değildir.
Bu nedenle, madde, Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesineaykırı değildir.
Yekta Güngör ÖZDEN maddenin sontümcesine , YılmazALİEFENDİOĞLU veSacitADALIise maddenin tümüne ilişkin görüşlere katılmamışlardır.
3- 6. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın 1.,2., 4. ve 5. maddeleri için ilerisürülen Anayasa'ya aykırılık savları bu madde içinde yinelenmiştir.
Maddede, 1.1.1992 tarihinden önceki dönemlere ve beyana dayananvergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelerle Vergi UsulKanunu'nun 371. maddesine göre, beyan edilen matrahlar üzerinden tarh vetahakkuk ettirilen vergi, resim ve harçların tamamının, hesaplanacak pişmanlıkzammı ve usulsüzlük cezasının da ayrıayrı% 10'unun dört eşit taksittebelirtilen aylarda ödenmesi koşuluyla pişmanlık zammı ve usulsüzlük cezasınınkalan % 90'ının tahsilinden vazgeçileceği öngörülmektedir.
Vergi Usul Kanunu'nun 371. maddesine göre, beyana dayananvergilerde kaçakçılık, ağır kusur ve kusur niteliğindeki yasaya aykırıdurumları ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere,kimi koşulların yerine getirilmesi halinde kaçakçılık, ağır kusur ve kusurcezaları kesilmemektedir. Ayrıca maddede ödeme süresi geçmiş vergiler için 6183sayılı Yasa'nın 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı kadar pişmanlıkzammı uygulanacağı belirtilmektedir. Kuşkusuz usulsüzlük cezası da ayrıcakesilecektir.
Buna göre, pişmanlık dilekçesi sonunda tarh ve tahakkuk ettirilenvergi, resim ve harçların tamamı ile tahakkuk ettirilen pişmanlık zammı veusulsüzlük cezasının % 10'unun ödenmesi koşuluyla pişmanlık zammı ve usulsüzlükcezasının % 90'nının tahsilinden vazgeçilmektedir.
Kimi kamu alacaklarının tahsilatının olanaklı duruma getirilmesiya da hızlandırılması amacıyla yapılan düzenlemelerin Anayasa'ya aykırıolmadığı konusunda Yasa'nın 1.,2., 4. ve 5. maddeleri için belirtilengerekçeler bu madde içinde geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU veSacitADALI pişmanlık zammı yönünden budüşüncelere katılmamışlardır.
4- 7. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde; maddenin beşinci ve altınca fıkralarındakidüzenlemelerde muhtasar beyanname verme yükümlülüklerini süresinde yerinegetirenlerle getirmeyenler arasında bir ayrım gözetilmediği, yasalara aykırıdavrananlar matraharttırımı yoluyla vergi incelemesinden kurtulurken, yasadanyararlanmayanların vergi incelemelerine devam edilmesinin, uygulama sonunda birkısım mükelleflerin malî güçlerine uygun olarak vergilendirilmemelerinin,Anayasa'nın 10.,73. ve 87. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Maddede, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yıllıkbeyannamelerinde vergiye esas matrahlarını 1987, 1988, 1989 ve 1990 yıllarıiçin sırasıyla % 40, % 35, % 30 ve % 20 oranından az olmamak üzerearttırdıkları takdirde, bu yıllar için gelir ve kurumlar vergisi incelemesi ilebaşkaca bir tarhiyatın yapılmayacağı öngörülmekte, gelir ve kurumlar vergisimükelleflerinin belirtilen yıllarda zarar beyan etmiş olmaları ya da hiçbeyanname vermemiş olmaları durumunda, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilenmiktarlardan az olmamak koşuluyla matrah beyan etmeleri gerektiğibelirtilmektedir.
Maddenin beşinci ve altıncı fıkralarında, kurumlar vergimükelleflerinin yıllık beyannamelerinde, kurum kazancından indirilen ve GelirVergisi Kanunu'nun 94. maddesinin (A) fıkrasının 8 ve 15 numaralı bentlerinegöre vergitevkifatınatabi tutulan kazanç veiradlarınınbulunması halinde,birinci fıkrada belirtilen oranlardan az olmamak koşuluyla tevkif edilenvergileri artırırlarsa vergi incelemesi ve tarhiyatın yapılmayacağı, sözü edilenvergitevkifatınınbulunmasına karşın, bunu muhtasar beyannamede göstermeyenkurumlar vergisi mükelleflerinin ise, bu kazanca ilişkin matrahları beyanetmeleri ve altıncı fıkrada belirtilen oranlarda vergilendirilmeleri koşuluylavergi incelenmesine bağlı tutulmayacakları açıklanmaktadır.Maddenin diğerfıkralarında ise, matraharttırımınailişkinusulîişlemler düzenlenmektedir.
Maddede, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin gelirlerini,zararlarını beyan etme ya da beyan etmemeleri durumlarında, matrahlarınıarttırmaları koşuluyla vergi incelemesinden vazgeçilmesinin düzenlendiğigörülmektedir. Başka bir anlatımla, maddenin getirdiği olanaktan tüm gelir vekurumlar vergisi mükellefleri isterlerse yararlanabileceklerdir.Yasakoyucununmükelleflerikâr, zarar ya da hiç beyanda bulunmamış olma durumlarına göre ayırmakla birfarklılık yarattığı söylenemez. Madde, tüm gelir ve kurumlar vergisimükelleflerini kapsamına almaktadır.
Maddenin altıncı fıkrasında, muhtasar beyanname vermemiş olankurumlar vergisi mükelleflerinin beyan ettikleri matraharttırımınailişkin vergioranlarını yüksek tutarak, beyannamesini önce vermiş olan mükelleflere oranladaha fazla malî yük öngören bir ayrım gözetmiştir. Öte yandan yasadanyararlanmak, mükelleflerin isteğine bağlı olduğundan yararlananlarlayararlanmayanlar arasında bir farklılık olması doğaldır. Bu farklılık yasadandeğil mükelleflerin iradesinden kaynaklanmaktadır.
Buna göre, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü gibi, yükümlülüğünüönce yerine getirenle getirmeyen, kazanç beyan edenle zarar beyan eden veyavergi incelemesi yapılmayanla, yasadan yararlanmayıp vergi incelemesi devameden mükellefler arasında bir ayırımsözkonusudeğildir.
Anayasa'nın 73. maddesinde öngörülen malî güç kavramı, vergi yükününadil, dengeli ve eşit dağılımını zorunlu kılar. Bu da ancak, mükellefin malîgücüne ulaşıldığı ölçüde gerçekleşebilir. Mükelleflerce, çeşitli nedenlerleeksik beyan edilmiş veya hiç beyan edilmemiş geçmiş yıllara ilişkin kazançlarınmatraharttırımıolanağı verilerek kayıt içine alınması malî güce ulaşma amacınıtaşıdığından, Anayasa'nın 73. maddesine aykırı değildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
Anayasa'nın 87. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
5- 8. ve 9. Maddelerin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, vergilerin, mükelleflerin beyan ettiğimatrahlar üzerinden tarh ve tahakkukunun yapıldığı, katma değer vergisinin isedevlete ödenmek üzere ikinci şahıslarca nihai tüketiciden tahsil edildiği, 8.maddeyle Devlete ödenmesi gereken bu vergilerin üçüncü şahıslar üzerindebırakıldığı, bunun da Anayasa'nın eşitlik ilkesi ve 73. maddesine aykırı olduğuileri sürülmüştür.
8. maddede, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, Yasa'nın 7.maddesine göre vergiye esas matrahlarını arttırdıkları ve bu artışın % 20'sinikatma değer vergisi olarak ödemeyi kabul ettikleri takdirde, ilgili yıllarailişkin katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatının yapılmayacağıbelirtilmektedir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'na göre, bu vergininmatrahı, mal veya hizmetin satış bedeli olmasına karşılık, incelenen 3787sayılı Yasa'nın 7. maddesine göre, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarındakiartış miktarları, 8. maddede belirtilen KDV'nin matrahı olmaktadır. 7. maddegereğince, matrah ya da vergiarttırımındabulunmayan mükellefler, katma değervergisi matraharttırımınıdüzenleyen 8. maddeden yararlanamayacaklardır. Gelirve kurumlar vergisinden muaf olan ya da istisna edilen, ancak işlemleri katmadeğer vergisine tabi bulunan mükellefler de 8. madde kapsamı dışında tutulacaklardır.
7. maddeye göre artırılan vergi matrahının 8. madde uyarınca %20'nin KDV olarak öngörülmesi tahakkuk etmiş, kesinleşmiş, somut bir vergidenvazgeçme biçiminde nitelendirilemez. Tersine, vergi incelemesi sonunda ilerideortaya çıkarılacağı varsayılan bir KDV düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Bunedenle, tüketicilerden tahsil edilmiş ancak devlete ödenmeyen bir vergidensözedilemez.
Mükelleflerin geçmiş yıllara ilişkin hesaplarının katma değervergisi yönünden vergi incelemesi kapsamı dışına çıkarılması, bütçegelirlerinin artırılması ve denetim sonunda çıkacak olası uyuşmazlıklarıngiderilmesi amacına yöneliktir. Ayrıca, matrah artırımı yoluyla KDV eldeedilmesinin, 7. maddedeki gelir ve kurumlar vergisi matrah artırımına bağlıtutulması, gelir ve kurumlar vergisini de arttırıcı etki yapacağından KDVmükelleflerine haksız kazanç sağlandığı ileri sürülemez. Kaldı ki, KDV oranınınyüksek saptanmış olması, ödenmesi gereken KDV'den indirilememesi, mahsup veiade edilmemesi, KDV'nde satış bedelinin matrah olarak esas alınmamasınailişkin olumsuzlukları dengeleyici düzenlemelerdir. Böyle bir uygulamanın gelirve kurumlar vergisi mükellefleri ile KDV'nin tahsil edildiği tüketicilerin malîgüç dengelerinde eşitsizlik yarattığı savı da yerine değildir.
Yasa'nın 9. maddesinde, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin7. ve 8. maddelere göre yapmış oldukları matrah artırımı sonunda hesaplanangelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin ödeme koşulları, ödenmemesidurumunda uygulanacak yaptırımlar ve bunlara ilişkin kimi esas ve usulleröngörülmektedir.
Dava dilekçesinde, 7. ve 8. maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğuileri sürülerek bunlara ilişkinusulîişlemlerin düzenlendiği 9. maddenin deiptal edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Belirtilen maddelerin uygulanmausulünü öngören 9. madde Anayasa'ya aykırı değildir.
Bu nedenle, 8. ve 9. maddelerin iptal istemlerinin reddi gerekir.
6- 10. ve 11. Maddelerin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın 10. maddesiyle, 1.1.1992 tarihindenönce maddede belirtilen suçlar nedeniyle,mahkumolanlarla, olmayanlar arasındave cezası kesinleşen ya da infaz aşamasındakileri kapsamaması nedeniyle ayrımyapıldığı, böylece Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık oluşturduğu, 11.maddesinin de bir uygulama maddesi olması nedeniyle diğer maddelerdenayrılmasının olanaksız olduğu bu nedenle iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
10. maddenin birinci fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun354. maddesi gereğince işyeri kapatma cezası almış ve uygulama aşamasına gelmişolanlar hakkında, ihtilaf yaratılmaması, yaratılmışsa vazgeçilmesi ve özelusulsüzlük cezalarını bu Yasa'nın 1. maddesine göre ödemeleri koşuluyla işyerikapatma cezasının uygulanmayacağı öngörülmektedir.İkinci fıkrada ise,VUK'nun344.ve 358. maddelerinde yer alan kaçakçılık ve kaçakçılığa teşebbüs suçlarını1.1.1992 tarihinden önce işleyenler hakkında, henüz suç duyurusundabulunulmamış olanlar için duyuruda bulunulmayacağı, suç duyurusunda bulunulmuşancak, soruşturma, kovuşturma ve yargılama safhasında bulunan kamu davalarınınortadan kalkacağı belirtilerek, bunlardan yararlanabilmek için, kaçakçılık vekaçakçılığa teşebbüs suçları nedeniyletarhedilenmatraha isabet eden vergi aslıile buna bağlı vergi cezaları, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları, gecikmezammı ve gecikme faizinin tamamının ödenmiş olması koşulu getirilmiştir. Üçüncüfıkrada da,VUK'nun353. maddesine göre, verilmesi ve alınması gereken fatura,gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzunu vermeyen vealmayanlardan kesilen ve kesilecek olan özel usulsüzlük cezalarının, ihtilafyaratılmaması, yaratılmışsa vazgeçilmesi ve ödenmesi durumunda, bu cezayadayanak olantesbitlerinişyeri kapatma ve kaçakçılığa teşebbüs cezalarınınuygulanmasında esas alınmayacağı belirtilmiştir.
Yasa'nın 11. maddesinde, katma değer vergisi mükellefi olup daödeme kaydedici cihazı 31.12.1990 tarihine kadar almayanların, bu Yasa'nınyürürlüğe girdiği tarihitakipedenay sonuna kadar cihazı almaları, ihtilafyaratmamaları ve yaratılmış ihtilaflardan vazgeçmeleri koşuluyla haklarında suçduyurusunda bulunulmayacağı, soruşturma, kovuşturma yapılmayacağı, yargılamasafhasında bulunan kamu davalarının ortadan kalkacağı öngörülmüştür.
1.1.1992 tarihinden önce kaçakçılık ve kaçakçılığa teşebbüs suçlarındandolayı cezaları kesinleşenlerle bu suçlardan dolayı haklarında suç duyurusundabulunulmayan ya da soruşturma, kovuşturma ve yargılama aşamasında bulunanlaraynı hukuksal konumda değildirler. Ayrı hukuksal konumda olanların ayrıkurallara bağlı tutulması ise eşitlik ilkesini bozmaz.
Bu gerekçeler, Yasa'nın 11. maddesi için de geçerlidir.
Bu nedenlerle, 10. ve 11. maddelere ilişkin iptal istemin reddigerekir.
7- 12. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde Yasa'nın 1. ve 2. maddelerinde "başvurulacakmerci" ve "başvuru süresi"nin bulunmamasına ilişkin Anayasa'yaaykırılık gerekçeleri bu madde için de yinelenmiştir.
12. maddenin birinci fıkrasında, 2886 sayılı Devlet İhaleKanunu'nun 75. maddesine göre, devlete ait taşınmaz malların gerçek ve tüzelkişilerceişgal edilmesi durumunda alınması öngörülenecrimisilile 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince tahsil edilmesi gerekenecrimisillerden,süresi geçtiği halde ödenmemiş bulunanların tamamı ve buna bağlı gecikmezamlarının % 30'unun ödenmesi koşuluyla gecikme zamlarından kalan % 70'inintahsilinden vazgeçileceği belirtilmiştir.
İkinci fıkrada, bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarih itibariylemiktarı 200.000 lirayı aşmayan ödenmemiş trafik para cezaları ile miktarı100.000 lirayı aşmayan diğer para cezalarının; üçüncü fıkrada, 2548 sayılıYasa'ya göremahkumlaraödettirilecek yiyecek bedelleri ile 6200 sayılı Yasa'nın32. maddesinde belirtilen alacakların 100.000 lirayı aşmayan bölümünün,dördüncü fıkrada, 6183 sayılı Yasa'nın 41. maddesine göre T.C. Ziraat Bankasıve postaneler adına uygulanan gecikme zamları ile sorumluları adına hesaplanan% 10 nispetindeki cezaların tahsilinden vazgeçilmektedir.
Beşinci fıkrada, 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesine göre kendisineödeme emri tebliğ olunan şahsın borcu olmadığına, kısmen ödediğine ya da borcunzamanaşımına uğradığına ilişkin itirazın da haksız çıkması durumunda, tahsiligereken % 10 nispetindeki zammın % 30'unun ödenmesi ve ihtilaf yaratılmaması yada yaratılmış ihtilaflardan vazgeçilmesi koşuluyla zammın % 70'inintahsilatınınyapılmayacağıöngörülmektedir.
Maddenin birinci ve dördüncü fıkralarında belirtilen alacaklarınbir kısmından vazgeçilmesi, önceki bölümde açıklandığı gibi tahsil edilmeolanağı büyük ölçüde kalmamış, kamu alacaklarının tahsil edilebilir durumagetirilmesi amacından kaynaklanmakta, ikinci ve üçüncü fıkralarda, tahsilindentümüyle vazgeçilen alacakların ise takibi için yapılan giderlerin aslınıgeçmesi nedeniyle, kamu yararı gözetilerek tahsilinden vazgeçilmektedir.Maddenin getirdiği olanaktan yararlanabilmek için ödenmesi gereken miktarın ilktaksidinin1992Nisan ayı sonuna kadar yatırılması gerektiğinden başvuru süresinin de bu ayınsonuna kadar olması doğaldır. Bu konuda başvurulacak merciler ise mükellefinbağlı bulunduğu vergi dairesi ya da mal müdürlükleridir. Bu nedenle, birinci vedördüncü fıkrada başvurulacak merci ya da başvuru süresinin bulunmadığı savı dayerinde değildir.
İkinci ve üçüncü fıkralarda belli miktardaki kamu alacaklarındanvazgeçildiğinden, borçluların bu konuda herhangi bir başvuru yapması da sözkonusu olmayacaktır.
Belirtilen nedenlerle, 12. madde, Anayasa'nın 2. ve 8. maddelerineaykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU veSacitADALI bu düşüncelere birinci vedördüncü fıkralardaki "gecikme zammı" yönünden katılmamışlardır.
8- 13. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 3167 sayılı Yasa'ya aykırılıktanmahkumve cezasıinfaz aşamasında olanlarla bu Yasa'dan yararlananlar; Yasa'nın yürürlük tarihiolan 3.4.1992 gününden önce karşılıksız çek verenlerle, sonra verenler; özelhukuk ilişkilerinde karşılıksız çek verenlerle vergi dairelerine karşılıksızçek verenlerin farklı kurallara bağlı tutulmasının, Anayasa'nın 10. maddesineaykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
13. maddede, vergi borçlarına karşılık idareye çek veren ancakkarşılıksız çıkması nedeniyle haklarında Cumhuriyet Savcılıklarına suçduyurusunda bulunulmuş olan mükelleflerin, borçlarını daha önce ya da bu Yasakurallarına göre ödemiş olmaları, ayrıca ödenmemiş % 10 tazminatın da % 30'ununödenmesi koşuluyla haklarında yürütülen soruşturma ve kovuşturma ile yargılamaaşamasındaki davaların ortadan kalkacağı öngörülmekte, böylece, tazminatın %70'inin tahsilinden vazgeçilmektedir.
Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesine göre, aynı hukuksal konumdaolanlar aynı, farklı hukuksal konumda olanlar ise farklı kurallara bağlıdır.
Cezası kesinleşen ya da infaz aşamasında olan mükelleflerlehakkında henüz kovuşturma ve soruşturma ya da kamu davası devam edenmükelleflerin ve vergi borcunu çekle ödeyenlerle özel borcunu çekle ödeyenlerkarşılıksız çek verilmesi yönünden aynı hukuksal konumdadırlar.
Ancak,yasakoyucuaynı hukuksal konumda olanlar hakkında Anayasa'nın13. maddesinde öngörülen nedenlerle, farklı kurallar getirebilir. Vergidairesine karşılıksız çek verenlerin borç asıllarının tamamının ve doğmuş olan% 10 tazminatın da % 30'unun ödenmesi koşuluyla soruşturma, kovuşturma veyargılama aşamasında bulunan kamu davasının ortadan kaldırılmasını öngören 13.maddeyle yapılan düzenleme, tahsil edilemeyen kamu alacaklarının hızla tahsiledilmesi amacına yöneliktir.
Bu nedenlerle, Anayasa'nın 10. maddesine aykırı görülmemiştir.İptal isteminin reddi gerekir.
9- 14. ve 15. Maddelerinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, motorlu taşıtlar vergisinin 1991 yılı ikincitaksidiniödemeyenmükelleflerin kapsama alınmasıyla önceki yıllara ilişkin motorlu taşıt vergisiborcu olan mükelleflerle bunlar arasında ayrıma neden olacağı, 50.000 lirayıaşmayan kamu alacaklarının tahsilinden vazgeçilmesinin de borçlarını zamanındaödeyenlerin malî güçlerinde olumsuz etki yapacağı, bu nedenlerle, Yasa'nın 14.ve 15. maddelerinin Anayasa'nın 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ilerisürülmüştür.
14. maddede, 1991 yılına ilişkin motorlu taşıtlar vergisininikincitaksidiniödemeyen mükelleflerin,taksidintamamını ödemeleri koşuluylagecikme zammının % 70'inin tahsilinden, 15. maddede ise, 6183 sayılı Yasakapsamına giren ve miktarı 50.000 lirayı aşmayan kamu alacaklarından vazgeçilmektedir.Motorlutaşıtlar vergisinin 1991 yılı ikincitaksidiT.C. Ziraat Bankası şubelerincetaşıt pulu esasına göre tahsil edildiğinden bu konuda ayrı bir düzenlemeyapılmıştır. Önceki dönemlere ilişkin motorlu taşıt vergisini ödememişmükellefler, vergi aslı ile gecikme zamlarını, kesinleşmiş alacaklarındüzenlendiği Yasa'nın 1. maddesinden yararlanmak suretiyle ödeyebileceklerindenherhangi bir ayrım söz konusu olmayacaktır.
Motorlu taşıt vergisini zamanında ödemiş olanların malî güçlerininolumsuz yönde etkilendiği savı, önceki bölümlerde belirtildiği gibi tahsiledilememiş kamu alacaklarının hızla tahsilini sağlama amacı karşısında yerindegörülmemiştir.
Yasa'nın 12. maddesi için belirtilen gerekçeler, 6183 sayılı Yasakapsamındaki miktarı 50.000 lirayı aşmayan kamu alacaklarından vazgeçilmesinidüzenleyen 15. madde içinde geçerlidir.
Bu nedenle, maddelerin iptaline ilişkin istemin reddi gerekir.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU veSacitADALI 14. maddedeki " gecikmezammı" yönünden bu düşüncelere katılmamışlardır.
10- 16. ve 18. Maddelerin İncelenmesi
Dava dilekçesinde Yasa'nın diğer maddelerinin iptali durumunda,uygulamaya yönelik 16. ve 18. maddelerinin de iptali gerekeceği ilerisürülmüştür.
16. maddede, bu Yasa gereğince ödenmesi gereken taksitlerin hiçödenmemesi ya da eksik ödenmesi durumunda % 10 fazlasıyla ödenmesi koşuluylaYasa'dan faydalanabilecekleri öngörülmekte, 18. maddede ise, bu Yasa'danyararlanacak olan çiftçilerin taksitlerini ödeyecekleri aylar belirlenmektedir.
Yasa'nın uygulanmasına ilişkin bu maddelerde, Anayasa'ya aykırıbir yön görülmemiştir.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU veSacitADALI 18. maddenin gecikme zammı vegecikme faizi yönünden iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşünekatılmamıştır.
11- 17. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, bu maddenin uygulamaya ilişkin olmasınedeniyle, diğer maddelerin iptali durumunda bunun da iptal edilmesi gerektiğiileri sürülmüşse de, 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesi gereğince Anayasa'nın 10.maddesi yönünden inceleme yapılmıştır.
Maddede, ödenecek gecikme zammı, gecikme faizi ve vergicezalarının toplamının, doğmalarına neden olan alacak aslını geçemeyeceğiöngörülmektedir. Buna göre, ödenecek vergi cezalarının, gecikme zamlarının vegecikme faizlerinin ayrıayrı% 30'ları alınmak suretiyle ödenecek miktarsaptanacak, bu tutarların toplamı doğmalarına neden olan alacak aslınıgeçemeyecektir.
Kural gereğince ödenmesi gereken vergi cezası, gecikme zammı vegecikme faizinin alacak aslını geçemeyeceğinin öngörülmesi nedeniyle, borcun üzerindengeçen yıl ne olursa olsun ödenecek miktar aynı olacaktır. Başka bir anlatımla,borcunu bir yıl sonra ödeyen mükellefle iki yıl sonra ödeyen mükellef üst sınırnedeniyle aynı miktarı ödeyecektir. Böylece borcunu uzun süre ödemeyen mükellefyararına imtiyazlı bir durum yaratılmaktadır.
Farklı durumda olanlara aynı kural uygulanarak imtiyazlı bir durumyaratılması Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık oluşturur.
Maddenin iptali gerekir.
Güven DİNÇER, Oğuz AKDOĞANLI, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ile YalçınACARGÜN çoğunluk görüşüne katılmamışlardır.
12-19. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın 1. ve 2. maddeleri için belirtilenAnayasa'ya aykırılık gerekçelerinin bu madde için de geçerli olduğu ilerisürülmüştür.
Dört fıkradan oluşan 19. maddenin (1), (2) ve (3) numaralıfıkralarında, yasanın yürürlük tarihine kadar vergi ödeme yükümlülüğü başlamış,ancak bu yasanın yürürlük tarihinden önce kesilmiş ve muaccel hale gelmiş olupkısmen veya tamamen ödenmemiş gümrük vergisinin tamamının ödenmesi durumunda;
- GümrükKanunu'nun 146. ve 149. maddesi gereğince kesilen paracezası ve gecikme zammının,
- Gümrük Kanunu'na aykırı eylemler nedeniyle Yasa'nın 147.,148.,151., 152., 153., 154., 155., 156. ve 157. maddelerine göre kesilen paracezalarının,
% 30'unun Yasa'da belirtilen esaslara uygun olarak ödenmesikoşuluyla kalan % 70'inin tahsilinden vazgeçilmektedir. Ancak, bunun içinidarede veya yargıda ihtilaf yaratılmışsa bu ihtilaftan vazgeçilmesi, henüzitiraz etme veya dava açma süresi geçmemiş ise ihtilaf yaratılmaması şarttır.
Maddenin 4 numaralı fıkrasında yasanın uygulanmayacağı durumlardüzenlenmektedir.
Yasa'nın 1. ve 2. maddelerine benzer düzenlemeler, 1615 sayılıGümrük Kanunu gereğince tahsil edilmesi gereken kamu alacakları için de yapılmıştır.Yasa'nın gerekçesinden de anlaşılacağı gibi, gümrük vergisi ile GümrükKanunu'na aykırı fiiller sonucu kesilen ya da tahakkuk ettirilen para cezası vegecikme zammından doğan kamu alacaklarınıntahsilatınınhızlandırılmasıihtilafların ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Vergi ve benzeri malîyükümlülükleri yasa ile değiştiren, kaldıran ya da yeniden koyanyasakoyucununAnayasa'yaaykırı olmamak koşulu iletahsilatınhızlandırılarak bütçe gelirlerininarttırılması için kimi kamu gelirlerinin bir kısmının tahsilatından vazgeçerekyükümlüleri ödemeye yönlendirmesi olanaklıdır. Yasa'nın 1. ve 2. maddelerindeaçıklanan gerekçeler gümrük vergisine ilişkin bu düzenlemeler içinde geçerliolduğundan madde Anayasa'ya aykırı değildir.İptal isteminin reddi gerekir.
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU veSacitADALI "gecikme zammıyönünden" bu görüşlere katılmamıştır.
13- 20. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın diğer maddelerinin iptali durumundauygulamayı düzenleyen 20.maddesininde iptal edilmesi gerektiği ilerisürülmüştür.
20. maddede bu Yasa kapsamında yapılan ödemelerin her ne suretleolursa olsunred, iade ve mahsup edilmeyeceği, yasanın yürürlüğünden önceyapılan ödemelerle 6183 sayılı Yasa'nın 48. maddesine göre tahsil edilen tecilfaizlerinin deredve iadesinin yapılmayacağı öngörülmüştür.
Maddenin gerekçesinde, yapılacak ödemelerde yeni ihtilaflaryaratılmaması amacıyla bu kuralın getirildiği belirtilmiştir.
İhtilafların en aza indirilmesinde kamu yararı olduğu kuşkusuzdur.Bu Yasa'ya göre yapılacak ödemelerdered, iade ve mahsup edilemeyeceğine ilişkinkural, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda öngörülen mükerrer ödeme ya da maddîhata sonucu yapılan haksız işlemleri de kapsayacak biçimde anlaşılamaz. Bunedenle, maddeyi, bu tür başvurular dışındaki konulardared, iade ve mahsupişlemlerinin yapılamayacağı biçiminde anlamak söz konusu olmadığından iptalisteminin reddi gerekir.
14- 21. Maddenin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 21. maddede Bakanlığa verilen görev veyetkilerin sınırlarının açıkça belirtilmemiş olduğu, genel bir ifadekullanılmak suretiyle yasada düzenlenmeyen konularda tebliğ çıkartma yetkisiverildiği, böylece Anayasa'nın 87. maddesinde belirlenen TBMM'nin kanun yapmayetkisinin devredildiği, bu nedenle, iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
Yasa'nın 21. maddesiyle uygulamaya ilişkin usul ve esaslarınbelirlenmesinde Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Buna göre Bakanlık, Yasa'nın uygulanmasına ilişkin açıklayıcı veyönlendirici objektif düzenleyici kurallar koyabilecektir. Yasa'da, esasailişkin kurallarla çerçeve çizilmiştir. Bakanlık bu sınırlar içinde yetkisinikullanabilecektir. Kaldı ki, Bakanlığın objektif düzenleyici işlemlerine karşıyargı yolu da açıktır. Bu nedenle, verilen yetki Anayasa'nın 87. maddesindebelirtilen TBMM'nin "kanun koyma" yetkisinin devri anlamındadeğildir.
İptal isteminin reddi gerekir.
15- 22. Maddenin Açıklanması
Dava dilekçesinde, yasadan yararlanmanın mükellefin isteğine bağlıolduğu, 22. maddede belirtilen kişilerin yasadan yararlanmamalarınınöngörüldüğü, bu nedenle, Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Maddede, Yasa'nın Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu Üyelerive birinci derecedeki yakınları ve bunların hissedarı bulundukları ortaklık veşirketler için uygulanmayacağı belirtilmektedir.
Yasa'nın görüşülmesi sırasında verilen bir önerge ile eklenenmaddenin gerekçesi şöyledir:
"Önerilen madde ile Cumhurbaşkanları, Başbakan ve Bakanlarınve birinci dereceye kadar yakınlarının yasanın öngördüğüimkanlardanyararlanmamalarıesası getirilmiştir. Böylece, yürütmede en üst düzeyde yetki yerindebulunanların özveride bulunmaları yolundaki toplumsal eğilimlere de zeminhazırlamış olmaktadır.
Bu düzenlemenin diğer vatandaşlara tanınan olanakların yürütmedebulunanlara ve onların yakınlarına tanınmaması suretiyle anayasal eşitliğizedelediği ilk anda düşünülebilirse de; kamu en üst düzeyde yetki ve sorumlulukalanların, bazı kısıtlamalar içinde bulunmaları Anayasamız tarafındanreddedilmemektedir. Aksine 82. madde de yasama organı üyelerinin nasıl birkısıtlamaya tabi tutuldukları, tereddütleri kaldıran bir emsal olmaktadır.
Amaç, bir yandan görev yerinde bulunan insanların yıpratılmasınıönlemek, diğer yandan topluma demokratik özverinin örneklerini vermektir"
3787 sayılı Yasa, tahsil edilemeyen kamu gelirlerinintahsilatınınhızlandırılmasıve vergi ihtilaflarının en aza indirilmesini sağlamak amacıyla tüm mükellefleriçin yapılmış bir düzenlemedir. Bu düzenlemede, haklı ve geçerli nedenlerinolması durumunda kimi istisnalar ve muafiyetlerin olması doğaldır. Ancak,Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu Üyeleri ile birinci derecedekiyakınlarının bu yasadan yararlanamayacaklarının öngörüldüğü kuralın haklı birnedeninin bulunduğu söylenemez. Yasama çalışmaları sonunda yapılandüzenlemeler, idarî, malî, hukukî ve sosyal yararlar sağlayan sonuçlar doğurur.Kimi kuşkularla bu sonuçlardan yasal düzenlemeleri hazırlayanları, teklifedenleri, yapanları ve yakınlarını yoksun bırakmanın haklı yönü görülemez.Böyle bir düşünce, tüm yasaların sonuçlarından buna katkısı olanları yoksunbırakmayı gerektirir.Oysa,AnayasakoyucuBakanlar Kurulu'nun da içinde bulunduğuTBMM üyelerinin üyelikle bağdaşmayan işlerini açıkça belirtmiştir. Bunlardışında, yapmış olduğu işlerden dolayı vergi yasaları karşısında diğeryükümlülerden bir farkı olmaması gerekir. Maddede belirtilen kişilerin birinciderecedeki yakınlarının dışlanmasında eşitsizlik daha da belirgindir. Bunedenle, madde Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesineaykırdır; iptaligerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN ve Servet TÜZÜN "Cumhurbaşkanı, Başbakanve Bakanlar Kurulu Üyeleri" yönünden bu düşüncelere katılmamıştır.
16- Geçici 1., 2. ve 3. Maddelerin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Yasa'nın diğer maddelerinin iptali durumundabunlara bağlı olarak geçici maddelerin de iptali gerekeceği ileri sürülmüştür.
Geçici 1. maddede, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Gelirler GenelMüdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatında çalışan ya da vergi denetimiçalışmalarına katılan personele, karşılığı Gelir İdaresini Geliştirme Fonu'ndanödenmek üzere fazla çalışma yaptırılabileceği öngörülmüştür. Fazla çalışmayailişkin usul ve esaslar maddede ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.
Geçici 2. maddede ise, Maliye ve Gümrük Bakanlığı personeline 433sayılıKHK'ningeçici 2. maddesinin (a) bendinde belirtilen Gelir İdaresiniGeliştirme Fonu'ndan ve 1615 sayılı Gümrük Kanunu'nun 165. maddeye göretoplanan paralardan ödenen "ek ücret"in ödenmesine devam edileceğibelirtilmektedir.
Geçici 3. maddede de, Geçici 1. ve Geçici 2. maddelere göre ödenenfazla çalışma ücreti ile ek ücretin Gelir Vergisine tabi tutulmayacağı kuralabağlanmıştır.
Maliye ve Gümrük Bakanlığı personeline daha önce 433 sayılı KanunHükmünde Kararname ve 1991 yılı Bütçe Kanunu'nun 48. maddesi hükümlerigereğince yapılan bu ödemelerin 1991 yılı Bütçe Kanunu'nun ve 433 sayılıKHK'nindayanağıolan 6.6.1991 gün ve 3755 sayılı Yetki Kanunu'nun Anayasa Mahkemesi'nce iptaledilmesi nedeniyle (Daha sonra 433 sayılıKHK'de5.5.1992 gününde iptaledilmiştir)sözkonusuödemeler bu düzenlemeyle yasal dayanağa kavuşturulmuştur.
Maliye ve Gümrük Bakanlığı personeline kimi ödemeler yapılmasınıöngören Yasa'nın Geçici 1.,2. ve 3. maddeleri, Memur ve diğer kamugörevlilerinin özlük haklarının yasayla düzenleneceğini öngören Anayasa'nın128. maddesine aykırı değildir. Geçici maddelere ilişkin iptal isteminin reddigerekir.
17- 23. ve 24. Maddelerin İncelenmesi
Yasa'nın, 23. maddesinde Geçici 1., 2. ve 3. madde kuralları1.2.1992 tarihinde, diğer kurallarının ise Yasa'nın yayım tarihi olan 3.4.1992tarihinde yürürlüğe gireceği; 24. maddede ise Yasa'nın Bakanlar Kurulu'ncayürütüleceği belirtilmiştir.
Geçici maddelerde, düzenlenen konuların, yasal dayanağakavuşturulması amacıyla malî ve teknik zorunlulukların gerekli kıldığı farklıyürürlük tarihleri öngörülmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu maddelere ilişkin iptal isteminin reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN ile Ahmet N. SEZER 23. maddenin "geçicimaddelerin yürürlük tarihi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu" gerekçesiyleçoğunluk görüşüne katılmamışlardır.
V-SONUÇ
21.3.1992 günlü, 3787 sayılı "Bazı Kamu AlacaklarınınTahsilatınınHızlandırılmasıve Matrah Artırımı Hakkında Kanun"un;
A- 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin gecikme zammı vegecikme faizi yönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıveOYÇOKLUĞUYLA,
B- 2. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin, gecikme zammı vegecikme faizi yönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıveOYÇOKLUĞUYLA,
C- 3. maddesinin;
a) Son tümcesi dışındaki kurallarının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Bukuralların gecikme zammı ve gecikme faizi yönünden iptali gerektiği"yolundakikarşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
b) Son tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta GüngörÖZDEN'inkarşıoyuve OYÇOKLUĞUYLA,
D- 4. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin gecikme faiziyönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
E- 5. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin gecikme zammı vegecikme faizi yönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıveOYÇOKLUĞUYLA,
F- 6. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin pişmanlık zammıyönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
G- 7.,8., 9., 10. ve 11. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
H- 12. maddesinin;
a) Birinci ve dördüncü fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadığınave iptal isteminin REDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Fıkralarıngecikme zammı yönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıveOYÇOKLUĞUYLA,
b) İkinci, üçüncü ve beşinci fıkralarının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
I- 13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
J- 14. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin gecikme zammıyönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
K- 15. ve 16. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
L- 17. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, GüvenDİNÇER, Oğuz AKDOĞANLI, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ile YalçınACARGÜN'ünkarşıoylarıveOYÇOKLUĞUYLA,
M- 18. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin gecikme zammı vegecikme faizi yönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıveOYÇOKLUĞUYLA,
N- 19. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU ileSacitADALI'nın"Maddenin gecikme zammıyönünden iptali gerektiği" yolundakikarşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
O- 20. ve 21. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptalisteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
P- 22. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, YektaGüngör ÖZDEN ile ServetTÜZÜN'ün"Maddenin, Cumhurbaşkanı, Başbakan veBakanlar Kurulu Üyeleri bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığı ve iptalineilişkin istemin reddi gerektiği" yolundakikarşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
R- 23. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal istemininREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN ile Ahmet N.SEZER'in"Maddenin, Yasa'nın geçicimaddelerinin yürürlük tarihi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptaligerektiği" yolundakikarşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
S- 24. maddesi ile Geçici 1.,2. ve 3. maddelerinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 24.6.1993 günündekarar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
GüvenDİNÇER
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
SacitADALI
KARŞIOYGEREKÇESİ
Kararın kimi bölümlerinde kullandığımkarşıoylarıngerekçesiniaçıklıyorum:
1. Yasa'nın 3. maddesinin üçüncü fıkrasının son tümcesi; 3 Nisan1992 gününe değin 6183 sayılı Yasa'nın 3505 sayılı Yasa'nın 24.maddesiyledeğişik 51. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 10.12.1988'den sonravâdesigelenkamu alacaklarına uygulanan gecikme zammı ile yine bu tarihten sonra alınabilirduruma gelen gecikme faizlerinden asıl sayılarak ödenen miktarların bu Yasa'yagöre ödenecek miktarlardan fazla olması durumunda aradaki farkın yükümlüye geriverilmeyeceğini öngörmektedir.
Yanlışlığı, yanılmayı ve yasal zorunluluğun neden olduğuduygularla yapılan ödemeyi bilegözardıeden bu kural, gecikme zammı ve gecikmefaizlerinde asıl sayılarak bilinerek önceden yapılan ödemelerin sonra yürürlüğegiren yasadan yararlanmasını engellemektedir. Hukuk devleti, hukuk kurallarınıngeçerliğini örnek uygulamalarla kanıtlayan, haksızlıktan özenle kaçınan,yanlışlık ya da yanılgıları hoşgörüyle karşılayıp düzelten, yurttaşlarınınzararına kendine yarar sağlamayan devlet olarak da tanımlanabilir. Yasaile,genelde,getirdiği kolaylığa ters düşen, üzerine konma görünümündeki bir uygulama"devlet" sıfatıyla bağdaşmaz. Devletin, yurttaşa her zaman, her koşulve durumda, her konuda, her düzeyde güven vermesi gerekir. Güven vermek,devletin devlet olma koşulu ve başlıca görevidir. Sonraki yasaya göre fazlaaldığı saptanan parayı veri vermemesi, aynı durumdaki iki yükümlü arasındaayrım yapmaktan daha ağır biçimde, hukuksallıktan uzaklığı sergiler. Hukukdevleti, her işlem ve eylemi hukuk kurallarına uygun olan devlettir. Yasaylaöngördüğü kolaylığı, fazla ödemeyi geri vermemekle güçlük getirme anlamında uygulamayakoyan devlet bir tür haksız yarar sağlama durumuna düşer. Böyle bir izlenimbile hukuk devleti niteliğiyle bağdaşmaz. Bu nedenle maddenin "Ancak,..." la başlayan son tümcesinin iptali gerektiği görüşündeyim. 2. Yasa'nın22. maddesiyle Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri içingetirilen yararlanma yasağının,Yasakoyucununözgörü (takdir) hakkı kapsamındadoğal karşılanması gerektiği kanısındayım. Bunlarla eylem birliği ya dailişkisi olmayan yakınlarının, kişiselliğe aykırı biçimde, üstelikortaklıklarını da içine alarak yararlanmalarını önlemek, kararda yazılangerekçelerle Anayasa'ya aykırıdır. Ancak, yükümlünün isteğine bağlı olanYasadan yararlanma olanağı, 22. maddede sayılan yürütme yetkililerinetanınmamakla bir aykırılık oluşmamaktadır. Bu görevi üstlenenlerin, kamuyaşamını yakından ilgilendiren konularda özel durumda bulundukları kuşkusuzdur.Konumları gereği, davranışları duyarlıkla izlendiği için devlet olanaklarınıkötüye kullanıp kullanmadıkları tartışmalarını önlemek için kimi kolaylıklardanyararlanma yolunun kapatılmasıYasakoyucununseçimine bağlıdır. Yasama organıüyeliği, kamu görevi için getirilen koşul türünde bir düzenlemedir. Anayasa'nınvergi ödeviyle ilgili 73. maddesinde bu seçimi engelleyen bir içerik ve açıklıkyoktur. Ayrı durumda olanlara ayrı uygulama, eşitlik ilkesine aykırı düşmez.Cumhurbaşkanıyla tüm Bakanlar Kurulu üyelerinin (Başbakan da bu kuruluniçindedir) özel durumları belirgindir. Yürütmenin başında ve yönetime egemenolarak, devlet işlem ve eylemlerinden başlıca sorumlu kişilerdir. Onlarınsakıncalı tutumlarının anlamı ağırdır. Devlete onursal ağırlık verecekdurumlardan kaçınılması amacıyla getirilen kuralın aykırı bir yanı yoktur.Yasama organı, bu tür önlemleri devlet görevlileri yönünden alabilir. Ayrımsayılan kural, haklı nedene dayanmaktadır. Bu haklı neden, devletin kendiyöneticileri için özenidir. Cumhurbaşkanı, yürütmenin değil, devletin başıdır.Yasama organının saygınlığı, üyeleriyle dışardan atanan Bakanların yasalarauygun davranışlarıyla korunur ve artar. Vergi işlemleriyle bunlara bağlıdurumlara etkili görevde bulunanları, vergi indirim ve kolaylıklarındanyararlandırmamak yasama organının devlet işleriyle üst görevli-yetkililereverdiği önemin kanıtıdır. Yasama çalışmalarına egemen olanların kendiyararlarını gözettiği sav ve suçlamalarını karşılamak ve geçersiz kılmak içinyasama organının ayrık kural getirmesine anayasal bir engel görmemekteyim.Kaldı ki toplumsal beklenti ve özlemler gözetilerek yürürlüğe konulan kuralındevlet yönünden yararı dasözkonusudur. Devlet, kendi görevlisinden demokratiközveri isteyebilir, yetki ve sorumluluğuna uygun kısıtlamalar getirebilir. Bukişilerin yararlanma isteğinde bulunamamaları devletin, onların özeldurumlarına bağlı özel uygulamasıdır. Maddenin bu bölümüne yönelik iptalisteminin reddi gerektiği kanısındayım.
3. Geçici 1. ve geçici 2. maddeler uyarınca yapılacak ödemeleriYasa'nın yürürlüğe girdiği yayım günü olan 3.4.1992'den önce 1.2.1992 debaşlatan 23. madde Anayasa'ya aykırıdır. Ödeme nedeni fazla çalışmalar buYasa'yla başlayacaktır. Bu Yasa'nın olanak verdiği çalışmalardır. Yapılmamışçalışmaların ücreti olamaz. Kimi çalışanları yararlandırmak amacıyla Yasa'nın omaddeyle ilgili yürürlüğünü önceye almanın, geçmişten başlatmanın yaratacağıeşitsizlik ve devlet parasını gelişigüzel kullanım hukuk devleti ölçüleridışına çıkmaktır. 24.6.1993
Başkan
YektaGüngörÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Dava konusu 17. maddede, "Kamu AlacaklarındaTahsilatınHızlandırılmasıHakkında Kanun" kapsamına giren kamu alacaklarındaki gecikme zammının,amme alacağının aslını geçemeyeceği öngörülmektedir.
Dava konusu kural mali hukuk alanında eskiden beri uygulama alanıbulmuş bir kuraldır. Nitekim 21.7.1953 tarihinde çıkan 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsili Hakkında Kanun'un 51. maddesinin ilk metninde de benzeribir kural vardır. Bu kural zamanla ekonomik ve mali ihtiyaçlara göredeğişikliğe uğramıştır.
Vergi ve kamu alacaklarının tahsili ile ilgili kurallar gününgetirdiği ihtiyaca ve anlayışa göre ve özel şartlarına göre değişim gösterirler.
Anayasa'nın 10. maddesi ile belirlenen eşitlik ilkesi kişilerinyasa önünde eşitliğini sağlamak ve kişilere, zümrelere ve sosyal sınıflara,imtiyaz tanınmasını engelleme amacına yöneliktir.
Vergi hukuku konu ve yapı olarak eşitsizlik veya en azındanfarklılık esasına dayanır. Vergi ve mali konulardaki eşitlik, temel kurallaradeğil de kişisel uygulamalara dönük kurallara yöneliktir.
Muhalefetimize konu olan madde kendi çerçevesindeki bütün kamuborçlarını kapsar niteliktedir. Ayrıca bu kuraltahsilatınhızlandırılmasıamacıyla çeşitli nedenlerle alınamamış kamu alacaklarının tahsili ve eskiişlemlerin tasfiyesi amacına yönelik genel bir kuraldır. Buradaki"eşitlik" anlayışı, kuralın, aynı durumdaki bütün borçlularauygulanıp uygulanmadığının irdelenmesi ile sınırlıdır. Konumuzda bu incelemesınırlarını aşmak Anayasa Mahkemesi'ni ekonomik yerindelik denetimi yapacak birorgan haline getirir. Bu ne mümkündür, ne de anayasal denetim amacına uygundüşer.
Bu nedenlerle, kuralın iptaline karşıyız.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
KARŞIOYYAZISI
İptal davasına konu olan 3787 sayılı "Bazı Kamu AlacaklarınınTahsilinin Hızlandırılması ve Matrah Artırımı Hakkındaki Kanun"ile;genelolarak bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibari ile vadesi geldiği haldeödenmemiş olan ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan veya asılları kısmenya da tamamen ödenmiş bulunan yahut bir vergi aslına bağlı olmaksızın kesilmişolup, halen ödenmemiş olan, vergi, resim ve harçların tamamı ile bu alacakasıllarına isabet eden gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının ayrıayrı%30'unun dört eşit taksitle, Nisan, Haziran, Ağustos, Ekim 1992 ayları sonunakadar ödenmesi ve ihtilaf yaratılmaması yaratılmış ihtilaflardan ise vazgeçilmesişartıyla kalan % 70'inin tahsilinden vazgeçilmektedir.
Sözü edilen Kanun'un 22. maddesinde ise; bu Kanun hükümlerininCumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu üyeleri ve bunların birinci derecedekiyakınları ile hissedarı bulundukları ortaklık ve şirketler için uygulanmayacağıbelirtilmektedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen "kanun önünde eşitlikilkesi" Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararlarında vurgulandığı gibi ancakhukuksal durumları ve nitelikleri benzer olanlar içinsözkonusudur.
Anayasa'nın yürütme bölümünde yer alan 101.,102., 104. ve 105.maddelerinde Cumhurbaşkanı'na; 109., 110., 111. ve 112. maddelerinde Başbakanve Bakanlar Kurulu Üyelerine; kamu hizmetlerini yerine getiren memurlar vediğer kamu görevlilerine tanınmayan gerek yetki ve gerek sorumluluk konularınailişkin olarak Anayasa'nın 8. maddesi gereği yürütme yetkisi ve görevininyerine getirilmesindeki etkinliklerigözönündetutularak farklı düzenlemeye yerverilmiş bulunmaktadır.
Yürütme yetkisi ve görevi, Anayasa'nın 8. maddesi gereğiCumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa ve kanunlara uygun olarakkullanılıp, yerine getirildiğine göreyasakoyucunundiğer kamu görevlilerinenazaran "yürütme yetkisi ve görevinin" yerine getirilmesi bakımındanAnayasa'dan kaynaklanan etkinlik derece farklılığı ve ayrıca bu göreviüstlenenlerin kamunezdindekisaygın durumlarıgözönünealınarak bu şekilde birdüzenlemeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Etkinlik dereceleri ve hukuksal durumları farklı olan kuruluşlarayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik bozulamaz.
Açıklanan nedenlerle, inceleme konusu Kanun'un 22. maddesinde yeralan "Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu Üyeleri"ne ilişkinbölümün Anayasa'ya aykırı olmadığı görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
ServetTÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
Bazı maddelerinin iptali istenen 3787 sayılı Yasa'yla tahsiledilebilme olanağıyokolanveya büyük ölçüde güçleşen vergi alacaklarınıntahsilatınıhızlandırmak,kamu giderleri için gereksinim duyulan vergi gelirlerinin hızla ödenmesinisağlamak amaçlandığına, bu amacın kamu yararına dönük bulunmasına, iptaliistenen 17. maddeyle de vergi alacaklarının gecikme zammı, gecikme faizi vecezalarının, vergi alacağının aslını geçemeyeceği öngörülerek ödenemeyecekduruma gelen gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının tavanını asılvergi alacağıyla sınırlayarak verginin ödenmesini sağlamak olduğuna göre kumuyararına dönük bulunan bu düzenlemenin Anayasa'nın hiçbir hükmüne aykırılığıbulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, maddeye yönelik iptal isteminin reddine kararverilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına karşıyız.
Üye Üye
SelçukTÜZÜN Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYYAZISI
1- 3787 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde, "Bu Kanuna göreödenecek olan gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarının toplamıdoğmalarına neden olan alacak aslını geçemez" denilmektedir.
Dava dilekçesinde ise, 17. maddenin 11.,15. ve 16. madde ilebirlikte uygulamaya ilgili olduğu, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle, iptaligereken diğer maddelerden ayrı düşünülmesi olanaksız kurallar içerdiğindeniptali gerektiği ileri sürülmüştür.
Yasa tasarısında 17. maddeye ilişkin gerekçede de şöyledenilmektedir: "Bu Kanun ile vergi asıllarının tamamını ödeyenmükelleflerin vergi cezaları ile fer'i borçlarının da bir kısmının tahsiliöngörülmekte, tahsil edilecek olan vergi cezaları ve fer'i alacakların toplamıise vergi asıllarını geçemeyeceği hükmü getirilerek birikmiş borçlarıntasfiyesi daha da özendirilmektedir."
Gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezaları, vergi aslına bağlıfer'i yükümlülüklerdir. Bunlar, verginin yasal süresi içinde ödenmesini sağlar,süresinde ödenmemesi durumunda da kamu hizmetlerinin geç görülmesi nedeniyle,Devlet hazinesinin uğradığı maddî kayıpların giderilmesine yönelikyaptırımlardır.Yasakoyucu'nungecikme zammı, gecikme faizi ve vergi cezalarınınvergi aslını geçen bölümün tahsilinden vazgeçmesinde, Anayasa'nın 10.maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır. Yasa'nın1. ve 2. maddeleri hakkındaki iptal istemlerirededilirken, 17. maddeninAnayasa'nın 10. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi de çelişkioluşturmaktadır. Bu nedenle, 17. maddeye ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
2- Yasa'nın 23. maddesinde, "Bu Kanunun Geçici 1, Geçici 2 veGeçici 3. maddeleri hükümleri 1.2.1992tarihinde ...yürürlüğegirer"denilmektedir.
Geçici 1. madde, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Gelirler GenelMüdürlüğü merkez ve taşra teşkilatında çalıştırılan personelin aylık fazlaçalışmasına ve bunlara yapılacak ödemelere ilişkindir. Geçici 2. madde ise, 433sayılıKHK'ninGeçici 2. maddesinin (a) bendi hükmüne göre madde kapsamındakipersonele yapılan ödemeler hakkındadır.
Aylık fazla çalışma ve bu çalışma karşılığı yapılacak ödemeler bumaddelerle olanaklı duruma gelmektedir. Yasa'nın diğer kuralları Yasa'nınyayınlandığı 3.4.1992 günü yürürlüğe girmesine karşılık Geçici 1.,2. ve 3.maddelerin yürürlüğü 1.2.1992 gününden başlatılarak yapılmayan fazla çalışmayaücret ödemesine olanak sağlanması hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Maddeninbu bölümünün iptali gerekir.
Üye
Ahmet Necdet SEZER
KARŞIOY YAZISI
3.4.1992'de Resmî Gazete'de yayımlanan 3787 sayılı "Bazı KamuAlacaklarının Tahsilatının Hızlandırılması ve Matrah Artırımı HakkındakiKanun"un 1.,2., 3., 4., 5., 6., 12., 14., 18. ve 19. maddelerindekitahsilinden vazgeçilen "gecikme zammı", "gecikme faizi" ve"pişmanlık zammı" ile ilgili kısımlar, malî yükümlülüklerinizamanında yerine getirenlerle getirmeyenler arasında farklı bir uygulamaya yolaçmaktadır. Bunun kabul edilebilir haklı bir nedeni yoktur ve bu durumAnayasa'nın temel ilkelerinden olan "eşitlik"izedelemektedir. Kurallarınsözü edilen kısımlar yönünden iptali gerekir.
Üye
SacitADALI