ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1992/36
Karar Sayısı: 1993/4
Karar Günü: 20.1.1993
R.G. Tarih-Sayı :19.03.1993-21529
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Karacabey Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 13.6.1952 günlü, 5953 sayılı Basın Mesleğinde ÇalışanlarlaÇalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un 20. ve 28.maddelerinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 5., 26., 27., 28. ve 29.maddelerine aykırılığı savıyla iptaline karar verilmesi istemidir.
I OLAY :
Günlük olarak yayımlanan "Karacabey MELTEM" gazetesininKurban Bayramı'nın ikinci günü olan 24 Haziran 1991 tarihinde yayımlanmasınedeniyle 5953 sayılı Yasa'nın 20. ve 28. maddelerine aykırı davranıldığısavıyla gazete sahibinin aynı Yasa'nın 28. maddesi gereğince cezalandırılmasıiçin Karacabey Sulh Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açılmıştır.
Sanık, yargılanması sırasında, Yasa'nın değişik 20. ve 28.maddelerinin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmüştür. Mahkeme de bu savın ciddiolduğu kanısına vararak iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III YASA METİNLERİ :
A 13.5.1952günlü, 5953 sayılı Basın Mesleğinde ÇalışanlarlaÇalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un İptaliİstenen Maddeleri Şunlardır :
1. "Madde 20. (Değişik 12/2/19546253/1 md.)
Günlük gazetelerin Şeker Bayramının ikinci ve üçüncü günleriyleKurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde intişar etmelerimemnudur. Bu günlere mahsus gazete neşri hakkı, her vilayette, gazetecilerinbağlı bulundukları mesleki teşekküllerden basın kartı hamili azası en fazlaolanına aittir.
Birinci fıkrada bahsi geçen gazete neşri hakkının tesbiti içinalakalı mesleki teşekküllerin Şeker ve Kurban bayramlarının ikinci günlerindenen az (15) gün evvel mahallin en büyük mülkiye amirine müracaat ederek azadurumlarını tevsik ettirmeleri mecburidir.Mülkiye amirine yapılacak müracaattarihinden sonra basın kartı hamili aza sayısında vaki olabilecek değişikliklerneşir hakkının tesbitinde nazara alınmaz.
İki veya daha fazla mesleki teşekkülün basın kartı hamiliazalarının sayıları arasında eşitlik görüldüğü takdirde, gazete neşri hakkı buteşekküller tarafından müştereken kullanılır. Bu vaziyette bulunan meslekiteşekküller gazeteyi müştereken çıkarmak hususunda anlaşamadıkları takdirdekur'aya müracaat olunur. Kur'a en büyük mülkiye amirinin veya vazifelendireceğizatın huzurunda yapılır.
Gazete neşir hakkının tesbit ve tevsiki işlerinin ne suretleyapılacağını Çalışma Vekaleti tayin eder.
Birinci fıkrada bahsi geçen bayram günlerinde çalışılmamış olmasısebebiyle gazetecilerin ücretlerinden hiçbir suretle eksiltme yapılamaz."
2. "Madde 28. (Değişik : 4/1/1961212/1 md.)
Bu Kanunun 20 nci maddesiyle konulan neşir memnuiyeti mevcutgünlerde memnuiyete tabi gazetelerin veya mezkur maddede yazılı meslekiteşekküllerden gayri şahıslar tarafından o günlere mahsus gazete neşri halindeneşredenler ve basanlar hakkında her baskı için (10.000) liradan aşağı olmamaküzere ayrı ayrı ağır para cezası hükmolunur.
Mükerrirler hakkında verilecek ceza iki katı olarakhükmolunur."
B Dayanılan Anayasa Kuralları :
1. "BAŞLANGIÇ
Ebedi Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve kutsal TürkDevletinin varlığına karşı, Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü veyıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada;
Türk Milletinin ayrılmaz parçası olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin,milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 harekatı sonucunda, TürkMilletinin meşru temsilcileri olan Danışma Meclisince hazırlanıp, MilliGüvenlik Konseyince son şekli verilerek Türk Milleti tarafından kabul ve tasvipve doğrudan doğruya O'nun eliyle vazolunan bu ANAYASA:
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahramanAtatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılap ve ilkeleridoğrultusunda;
Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesiolarak; Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet varlığı, refahı, maddi ve manevimutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsızTürk milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmağa yetkili kılınanhiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralamasıanlamına gelmeyip, belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununlasınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa vekanunlarda bulunduğu;
Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türkvarlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi vemanevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları vemedeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereğikutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinliklekarıştırılmayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerdeneşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür medeniyet vehukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını buyönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının milli gurur ve iftiharlarda, millisevinç ve kederlerde, milli varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet vekülfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirininhak ve hürriyetine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlikduygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde,huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yöndesaygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatanve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."
2. "MADDE 2. Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millidayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
3. MADDE 5. Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
4. "MADDE 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sisteminebağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerinaçıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarınınyahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama göreviningereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olanherhangi bir dil kullanılamaz. Bu yasağa aykırı yazılı veya basılı kağıtlar,plaklar, ses ve görüntü bantları ile diğer anlatım araç ve gereçleri usulünegöre verilmiş hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerdekanunla yetkili kılınan merciin emriyle toplattırılır. Toplatma kararını verenmerci bu kararını, yirmidört saat içinde yetkili hakime bildirir. Hakim buuygulamayı üç gün içinde karara bağlar.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkindüzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz."
5. "MADDE 27. Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme veöğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Yayma hakkı, Anayasanın 1 inci, 2 nci ve 3 üncü maddelerihükümlerinin değiştirilmesini sağlamak amacıyla kullanılamaz.
Bu madde hükmüyabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımınınkanunla düzenlenmesine engel değildir."
6. "MADDE 28. Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmakizin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dilde yayım yapılamaz.
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirlerialır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın 26 ve 27 ncimaddeleri hükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi ve milletiyle bölünmezbütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanma veya isyana teşvikeder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkin bulunan her türlühaber veya yazıyı yazanlar veya bastıranlar veya aynı amaçla basanlar,başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleriuyarınca sorumlu olurlar.Tedbir yolu ile dağıtım hakim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hallerdede kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir. Dağıtımı önleyenyetkili merci, bu kararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hakimebildirir.Yetkili hakim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımıönleme kararı hükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için,kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hakim tarafından verilen kararlar saklıkalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli veya süresiz yayınlar, kanunun gösterdiği suçlarınsoruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerinde hakim kararıyla;Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamudüzeninin, genel ahlakın korunması ve suçların önlenmesi bakımındangecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciinemriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bu kararını en geçyirmidört saat içinde yetkili hakime bildirir; hakim bu kararı en geç kırksekizsaat içinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.
Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturma ve kovuşturmasebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye'de yayımlanan süreli yayınlar, Devletin ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temel ilkelerine, milli güvenliğeve genel ahlaka aykırı yayımlardan mahkum olma halinde, mahkeme kararıylageçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreli yayının açıkçadevamı niteliğinitaşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hakim kararıyla toplatılır."
7. "MADDE 29. Süreli veya süresiz yayın önceden izin alma vemali teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Süreli yayın çıkarabilmek için kanunun gösterdiği bilgi vebelgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir.
Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tesbiti halindeyetkili merci, yayının durdurulması için mahkemeye başvurur.
Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, mali kaynakları vegazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir.
Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasınıengelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali ve teknik şartlarkoyamaz.
Süreli yayınlar, Devletin ve diğer kamu tüzelkişilerinin veyabunlara bağlı kurumların araç ve imkanlarından eşitlik esasına göreyararlanır."
IV İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca, Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, MustafaŞAHİN, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER ve HaşimKILIÇ'ın katılmalarıyla 7.7.1992 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında"dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlamasorununun bu evrede ele alınmasına" oybirliğiyle karar verilmiştir.
V ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararıyla ekleri, iptali istenilenYasa kuralları ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve ötekiyasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu :
Anayasa'nın 152., 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu eYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesi uyarınca , bir davaya bakmaktaolan mahkeme, bir yasa veya yasa gücünde kararname kuralını Anayasa'ya aykırıgörürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddiolduğu kanısına varırsa iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesiiçin söz konusu kuralın davada uygulanacak kural olması gerekir. Bu nedenle,5953 sayılı Yasa'nın 20. ve 28. maddelerinin hangi kurallarının davadauygulanacakları saptanmalıdır.
1 Yasa'nın 20. maddesi yönünden :
Maddenin birinci fıkrasının ilk tümcesiyle günlük gazetelerin,Şeker Bayramının ikinci ve üçüncü günleri ile Kurban Bayramının ikinci, üçüncüve dördüncü günleri yayımlanmaları yasaklanmaktadır. Maddenin öteki tümce vefıkralarıyla yayım yasağı bulunan günlerde gazete çıkarma yetkisinin her ildekime ait olduğu, yetkili meslek kuruluşunun nasıl saptanacağı, yayımınyasaklandığı günlerde çalışmayan gazetecilerinücretlerinin hesaplanma biçimineilişkin düzenlemeler getirilmektedir.
Dava, günlük "Karacabey Meltem" gazetesinin KurbanBayramının ikinci gününe rastlayan 24.6.1991 günü yayımlanması nedeniyle davaaçıldığına göre, Mahkemenin uygulayacağı yasa kuralı, sözü edilen maddeninbirinci fıkrasının birinci tümcesidir. Bu nedenle esasa ilişkin incelemenin,20. maddenin birinci fıkrasındaki "Günlük gazetelerin Şeker Bayramınınikinci ve üçüncü günleriyle Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncügünlerinde intişar etmeleri memnudur." tümcesiyle sınırlı olarak yapılmasıgerekir.
Güven DİNÇER "Sınırlamaya gerek olmadığı"nı, YektaGüngör ÖZDEN, Mustafa GÖNÜL ve Mustafa ŞAHİN ise "incelemenin birincifıkra ile sınırlandırılması gerektiği"ni belirtmişlerdir.
2 Yasa'nın 28. maddesi yönünden :
28 maddenin ilk fıkrasında dini bayram günlerinde günlükgazetelerin yayımını sürdürmesi ya da 20. maddede belirtilen hak sahibi meslekkuruluşları dışındaki kişilerce bu günlerde gazete yayımlanması durumundauygulanacak ikinci fıkrasında ise, mükerrirlere verilecek yaptırımöngörülmektedir.
Dava 20. maddenin ilk tümcesinde yer alan Şeker ve KurbanBayramlarının belirli günlerinde günlük gazetelerin yayımlanması yasağınauyulmaması nedeniyle açıldığından bu suç konusu eylem 28. maddenin birincifıkrasındaki "Bu Kanunun 20 nci maddesi ile konulan neşir memnuiyetimevcut günlerde memnuiyete tabi gazetelerin... neşri halinde neşredenler vebasanlar..."ı kapsamaktadır. Bu nedenle esasa ilişkin incelemenin alınanbölümüyle sınırlı olarakyapılması gerekir.
B. İtiraz Konusu 20. ve 28. Maddelerin İncelenmesi :
1 Yasa'nın 20. Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Tümcesinin Anlamve Kapsamı :
Bu tümcede "Günlük gazetelerin Şeker Bayramının ikinci veüçüncü günleriyle Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerindeintişar etmeleri memnudur." denilmektedir.
Ramazan (Şeker) ve Kurban Bayramları günlerinin tatillerlekutlanması geleneği, 27.5.1935 günlü, 2739 sayılı Ulusal Bayram ve GenelTatiller Hakkındaki Kanun'la "yasal" bir nitelik kazanmıştır.
17.3.1981 günlü, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel TatillerHakkında Kanun'un 2. maddesinin son fıkrasına göre, bu günlerden yalnızca 29Ekim'de özel işyerlerinin de kapanması zorunludur.
Ancak, Ramazan ve Kurban Bayramı günlerinde çoğu özel işyerlerininkendi istekleriyle kapandıkları ve bu tatillerden yararlandıklarıbilinmektedir. 5953 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesine kadar, günlük gazetelerde genellikle bu yolda hareket etmişlerdir.
Böylece, Şeker ve Kurban Bayramlarının kimi günlerinde günlükgazetelerin yayımlanmayarak bunun yerine o günlerde bir dernek yararına gazeteçıkarılması "gelenek" halini almıştır. Bu geleneğe her zamanuyulmamış, gazete sahipleri arasındaki yarışma yüzünden, bayram günlerindeyayımların tatili konusunda görüş birliğine varılamamış, bunun sonucunda dagazetecilerin bir bölümü bu tatillerden yararlanamamışlardır. Gerekçesine göre5953 sayılı Yasa, bu olanağı tüm gazete çalışanlarına sağlamak ve bu geleneğeyasal bir temel hazırlamak, bir başka anlatımla, "kurumsallaştırmak"amacıyla çıkarılmıştır.
Yasa'nın 20. maddesiyle 6253 sayılı Yasa'yla değişinceye kadar,Şeker Bayramının ilk iki, Kurban Bayramının da ilk üç günü günlük gazetelerinyayımlanmaması, bu günlerde gazete yayımlama hakkının, gazetecilerin bağlıbulundukları mesleki kuruluşlara ait olduğu öngörülmekteydi.
Bu madde, 6253 sayılı Yasa'yla değiştirilmiş, yayım yasağı, ŞekerBayramı'nın ikinci ve üçüncü, Kurban Bayramı'nın ise ikinci, üçüncü ve dördüncügünleriyle sınırlandırılmış, ayrıca bu günlerde gazete çıkarma yetkisi her ildegazetecilerin bağlı bulundukları mesleki kuruluşlardan basın kartı sahibi üyesien çok olanına verilmiş ve bunun nasıl saptanacağı ayrıntılarıyla kuralabağlanmıştır. 20. maddedeki bu değişiklikte, gazetelerin daima bir gün öncedenhazırlanmaları zorunluluğu yanında, gazetecilerin de her yurttaş gibi anılanbayramların ikinci gününden itibaren tatillerden yararlanmaları düşüncesiegemen olmuştur.
2 Yasa'nın 28. Maddesinin Anlam ve Kapsamı :
Yasa'nın değişik 20. maddesinde yasak eylemi belirlenmekte,4.1.1961 günlü, 212 sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle değişik 28. maddesinde ise,yasağa uymayanlar hakkında uygulanacak yaptırımı öngörülmektedir. Buna göre,20. madde uyarınca gazete yayınlanmasının yasaklandığı günlerde mevcutgazetelerin yayımının sürdürülmesi ya da basın kartı sahibi üye sayısı en fazlaolan mesleki kuruluş dışında bir kuruluşun ya da bir kişinin bu günlerde gazeteyayımlaması durumunda yayımlayanlarla basanlar hakkında, her baskı için onbinliradan az olmamak üzere,ayrı ayrı ağır para cezası hükmolunur.
C ANAYASA'YA AYKIRILIK SORUNU :
Başvuruda bulunan Mahkeme, 5953 sayılı Yasa'nın itiraz konusu 20.ve 28. maddelerinin kimi temel hak ve özgürlükleri sınırlamasının AnayasanınBaşlangıcıyla 2., 5., 26., 27., 28. ve 29. maddelerine aykırılık oluşturduğunubelirterek kuralların iptalini istemektedir.
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince AnayasaMahkemesi, Anayasa'ya aykırılık konusunda ilgililer tarafından ileri sürülengerekçelere dayanmak zorunda değildir. Bunun gibi, dava konusu kurallar hakkındailgililerin yaptıkları anayasal nitelemeler de Anayasa Mahkemesi'ni bağlamaz.
Mahkeme, başvurusunda, itiraz konusu 20. maddedeki düzenlemeninAnayasa'nın 26., 27., 28. ve 29. maddelerinde öngörülen kimi temel hak veözgürlükleri sınırladığını kabul ederek bu sınırlamanın
Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Temel hak ve özgürlüklerin tümü için geçerli olan genel sınırlamanedenleri ve ölçütleri Anayasa'nın "Genel Hükümler" bölümündeki 13.maddesinde belirtilmiştir. Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınındurdurulması ve bunun koşulları ise 15. maddede düzenlenmiştir. Temel hak veözgürlüklerin sınırlanması ile kullanılmalarının durdurulmasının anayasalkoşulları ve ilkeleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle, öncelikle itirazkonusu 20. maddeyle yapılan düzenlemenin kimi temel hak ve özgürlüklerinsınırlanması ya da kullanılmalarının durdurulması olup olmadığının saptanmasıgerekir. Temel hak ve özgürlüklere yönelik yasal düzenlemelerde bunlarısınırlamanın veya kullanılmalarını durdurmanın söz konusu olup olmadığınınsaptanabilmesi için, öncelikle, düzenlemenin içeriğine bakılmalıdır.
Sınırlama, belirli bir temel hak ve özgürlüğün Anayasa'daöngörülen ya da belirlenen alanı içinde kişiye sağlanan olanakların Yasakoyucutarafından daraltılmasıdır. Başka bir anlatımla, sınırlamada, belirli bir temelhak ve özgürlüğün kullanım olanakları sınırlamadan sonra da devam eder. Bunakarşılık, temel hak ve özgürlüklerin durdurulması, bunlardan belirli bir süreiçinde yararlanılma veya kullanılmalarının olanaksızlığını anlatır. Bu nedenle,temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını durdurma, onları sınırlamanınötesinde ve onu aşan bir kavramdır. Temel hak ve özgürlüğü ortadankaldırmaksızın veya kullanılmaz duruma getirmeksizin bunlardan yararlanılmasınınertelenmesi durdurmadır. Adından da anlaşılacağı gibi, durdurma sürelidir.Diğer yönden yaşam hakkı, kişi ve konut dokunulmazlığı, işkenceve eziyetyasağı, sansür yasağı, gibi kimi hak ve özgürlüklerin durdurulmaları bunlarınnitelikleri gereği olanaksızdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü, seyahatözgürlüğü, grev gibi belli tekrarlar biçimde kullanılabilen kimi hak veözgürlükler durdurulabilir.
İtiraz konusu 20. maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesinde"Günlük gazetelerin Şeker Bayramının ikinci ve üçüncü günleriyle KurbanBayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde intişar etmelerimemnudur." denilmektedir. Böylece, günlük gazetelerin Yasa'da belirtilengünlerde yayımlanmaları yasaklanmaktadır. Bu yasaklama, kuşkusuz gazetesahipleri yönünden basın özgürlüğü (Any. M. 28) ve süreli yayın hakkı (Any. M.29), gazete okuyucusu yönünden haber alma özgürlüğü (Any. M. 28), gazete yazarveçizerleri yönünden de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü (Any. M. 26) iledoğrudan ilişkilidir. Gazetelerin yayımının belli günlerde yasaklanması dayukarda belirtilen kimi hak ve özgürlüklerin durdurulması niteliğindedir.Yasağın sona ermesinden sonragazetelerin yayımlarını sürdürmelerini, belirligünlerde durdurulan kimi hak ve özgürlüklere sınırlama niteliği vermez. Bunedenle, itiraz konusu 5953 sayılı Yasa'nın 20. maddesiyle getirilen yasaklamabasın özgürlüğünün, süreli yayın hakkının, haber almave düşünceyi açıklama veyayma özgürlüğünün sınırlanması olmayıp, bunların durdurulması niteliğindedir.
Temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının durdurulmasınınkoşulları ve ölçütleri Anayasa'nın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklıikinci kısmında düzenlenmiştir. Anayasa'nın 15. maddesinin birinci fıkrasında,"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarasıhukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiğiölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamendurdurulabilir veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir." denilmektedir. Buna göre, temel hak veözgürlüklerin kullanılması, ancak olağanüstü durumlarda durdurulabilir.
Anayasa'da sayılan olağanüstü durumlar dışında, başka biranlatımla olağan dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasıdurdurulamaz. Olağan dönemlerde temel hak ve özgürlükler yalnızcasınırlanabilir.
İtiraz konusu 20. maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesiyleŞeker ve Kurban Bayramlarının belirli günlerinde günlük gazetelerin basımı veyayımı yasaklanarak olağanüstü durum söz konusu olmaksızın olağan dönemler içinkimi hak ve özgürlüklerin kullanılması durdurulmaktadır. Bu nedenle 20.maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesi ve tümceyle getirilen yasağauymayanlar için yaptırım öngören 28. maddenin birinci, fıkrası Anayasa'nın 15.ve 2. maddelerine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 15. ve 2. maddelerine aykırıgörülen 5953 sayılı Yasa'nın değişik 20. maddesinin birinci fıkrasının birincitümcesi ile, bu maddenin yaptırımını oluşturan değişik 28. maddesinin iptaligerekir.
D. Sınırlama Dışındaki İlgili Kuralların İncelenmesi :
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, "Ancak başvuru,kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veyahükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptalikanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veyatamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyetigerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veyaİçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline kararverebilir." denilmektedir.
5953 sayılı Yasa'nın sınırlamaya tabi tutulan 20. maddesininbirinci fıkrasındaki "Günlük gazetelerin Şeker Bayramının ikinci ve üçüncügünleriyle Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde intişaretmeleri memnudur." biçimindeki ilk tümce ile sınırlanan 28. maddesininbirinci fıkrasındaki "Bu Kanunun 20 nci maddesiyle konulan neşirmemnuiyeti mevcut günlerde memnuiyete tabi gazetelerin... neşri halinde neşredenlerve basanlar..." biçimindeki ibaresinin Anayasa'nın 15. ve 2. maddelerineaykırıolmaları nedeniyle iptal edilmelerinin gerektiği kanısına varılmıştır. Ancak,anılan kuralların iptali halinde, varlık nedenleri bunlara bağlı olan 20.maddenin birinci fıkrasının ilk tümcesi dışında kalan kuralları ile bu maddeninikinci, üçüncü,dördüncü ve beşinci fıkralarının ve anılan Yasa'nın 28.maddesinin birinci fıkrasının iptali gerekli ibaresi dışında kalan kurallarınınuygulanamaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bunların da iptallerigerekir.
Mustafa GÖNÜL ve Selçuk TÜZÜN, (C) ve(D) bölümlerindekiirdelemelerle varılan İPTAL kararına DEĞİŞİK GEREKÇE ile katılmışlardır.
VI SONUÇ :
13.6.1952 günlü, 5953 sayılı Basın Mesleğinde ÇalışanlarlaÇalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un değişik:
I. a) 20. maddesinin, birinci fıkrasının ilk tümcesiyle sınırlıolarak incelenmesine, Güven DİNÇER'in "Sınırlamaya gerek olmadığı",Yekta Güngör ÖZDEN, Mustafa GÖNÜL ile Mustafa ŞAHİN'in "İncelemeninbirinci fıkra ile sınırlandırılması" gerektiği yolundakikarşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
b) 28. maddesinin, birinci fıkrasının "Bu Kanunun 20 ncimaddesi ile konulan neşir memnuiyeti mevcut günlerde memnuiyete tabigazetelerin... neşri halinde neşredenler ve basanlar..." ibaresi ilesınırlı olarak incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,
II. a) 20. maddesinin birinci fıkrasının ilk tümcesini oluşturan"Günlük gazetelerin Şeker Bayramının ikinci ve üçüncü günleriyle KurbanBayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde intişar etmelerimemnudur." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, GüvenDİNÇER, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN ile İhsan PEKEL'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
b) 28. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Bu Kanunun 20nci maddesi ile konulan neşir memnuiyeti mevcut günlerde memnuiyete tabigazetelerin neşri halinde neşredenler ve basanlar..." ibaresinin, fıkranınsonunda yer alan "...neşri halinde neşredenler ve basanlar hakkında herbaskı için (10.000) liradan aşağı olmamak üzere ayrı ayrı ağır para cezasıhükmolunur." hükmü yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, GüvenDİNÇER, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN ile İhsan PEKEL'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
III. a) 20. maddesinin birinci fıkrasının iptal edilen ilk tümcesidışında kalan hükümleri ile maddenin ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşincifıkralarının,
b) 28. maddesinin birinci fıkrasının iptal edilen hükümleridışında kalan hükümleri ile ikinci fıkrasının,
Yukarıda bu kararın II. sırasında iptal edilen kurallar nedeniyleuygulanmalarına olanak kalmadığından 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesi gereğinceİPTALLERİNE, OYBİRLİĞİYLE,
20.1.1993 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1992/36
Karar Sayısı : 1993/4
Esas inceleme evresinin başlangıcında, 5953 sayılı Yasa'nın 20.maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesiyle sınırlı olarak incelemeyapılmasına ilişkin kararda karşıoy kullanmamın gerekçesi şudur:
Sözü edilen birinci fıkranın ilk tümcesi günlük gazetelerinyayımının yasaklanmasına, ikinci tümcesi de yayımı yasaklanan bu gazeteleryerine ya da kendi adlarına kimlerin gazete yayımlama hakkına sahipolabileceklerine ilişkindir. İki tümce nedensonuç bağlantısıyla birbirinitamamlamakta, fıkra böylece yapı ve anlam yönünden tümlük kazanmaktadır.Yasaklamanın karşıtı bir tutumla derneklere hak verilmektedir. Birinci tümceolmayınca ikinci tümcenin uygulanması gereksizdir. Mahkemenin bakmakta olduğudava da yalnız yasağa ilişkin tümce değil, yayım hakkının kişilerden alınıpölçütü belirlenen derneğe verilmesi de uygulanacaktır. Sanık, salt yasaklananyayım eylemiyle değil, onunla birlikte derneğeverilen hakkı da kullandığı içinsorumludur. Kaldı ki, cezalandırılması
yalnız birinci tümceye değil, maddeye aykırı davranması nedeniyleistenmiştir. İkinci tümce, birinci tümceyle uygulama yeteneğini taşıyacağındansınırlamayı daraltmanın yararı da yoktur. Konu üzerinde daha kapsamlı düşünüptartışmayı da engelleyebilir. Yayın yasağı, derneklere ayrıcalık taşıyan kuralkorunarak kapsamlı biçimde tartışılamaz. Red durumunda ikinci tümceye yönelikdava gelebilir, bu da birinci tümcenin varlığında hukuksal yarar sağlamaz.İptal durumunda da ikinci fıkranın dayanağı ve nedeni bulunamaz. O zaman 2949sayılı Yasa'nın 29. maddesine başvurmak gerekir.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
AYRIŞIKOY
Esas Sayısı : 1992/36
Karar Sayısı : 1993/4
Basın hürriyeti, bu hürriyeti doğrudan kullanan basın organları vebasın mensupları kadar toplumu ve toplum bireylerini çok yakından ilgilendirmektedir.Basın hürriyeti, hürriyet düzeninin güvencesi olarak hürriyetler içinde ayrıbir yere sahiptir.
Bugün basının ulaştığı ekonomik ve teknolojik düzey ile iletişiminkazandığı hız, yoğunluk ve güç karşısında basın hürriyeti, basının ve basınmensuplarının siyasi iktidarlara karşı korunması işlevini çoktan aşmıştır.
Basında çalışanlar ile toplumun ve bireylerin, basındaki iç ve dışsermaye gruplarına ve basın tekellerine karşı korunmaları basın hürriyetininyeni boyutlarıdır.
Basın mensupları ile basında çalışanların tatil ihtiyaçlarıbirlikte ele alınıp çözümlenmesi gerekli bir konudur. Basın mensupları ilebasında çalışanların, aynı zamanda tatil yapmaları bir zarurettir. Geleneklerleve toplumsal alışkanlıklarla düzenlemeyen konunun, ülkemizde kanunlarladüzenlenmesi doğaldır. Yılın belirli günlerinde günlük gazetelerin yayınlarınındüzenlenmesi basın hürriyetinin, basın, basınmensupları, toplum ve bireyleryönünden durdurulması değil, ekonomideki bir sektörün çalışanlar yönündendüzenlenmesidir.
İptal gerekçesinde, konunun yalnız klasik basın hürriyeti vehürriyetler açısından ele alınması ve yapılan düzenlemenin temel haklarındurdurulması olarak nitelendirilmesi, basın hürriyetinin olası ve gerçektehdidini oluşturan basının yerli tekellerce ve yabancı sermaye gruplarınca elegeçirilmesi tehlikesine karşı önlem alınması da dahil olmak üzere gelecekteyapılacak gerekli yasal düzenlemeleri engelleyici niteliktedir.
Bu nedenlerle iptal kararına karşıyım.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1992/36
Karar Sayısı : 1993/4
Anayasa Mahkemesi'nin daha önceki E: 1978/54, K: 1979/9 sayılı ve8.2.1979 günlü kararında da belirtildiği üzere; basının giderek kamu hizmetiniteliğini alması, büyük ölçülerde ayrıcalıklardan yararlanması, buna karşıngazetelerin genellikle özel işletmeler niteliğinde olmaları ve basındaçalışanlarla çalıştıranlar arasındaki ilişkilerin uyum içinde sürdürülmesiningereği, bu hakkın kullanılması konusunda yasal bir düzenleme yapılmasınızorunlu kılmıştır.
5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar ArasındakiMünasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanun'un 20. ve 28. maddelerinin bu zorunluortam içinde değerlendirilmesi gerekir.
Bu yasal kurallar; gerçekte gerek basın mesleğinde çalışanlar, gerekseçalıştıranların arzularına dayalı olarak daha önceleri yerleşik duruma gelenbir geleneğin çok azınlıkta kalanlarca bozulması üzerine çıkarılmış ve gazeteçıkarılması yasaklanan günlerde gazete çıkarma hakkı, gazetecilerin bağlıbulundukları mesleki teşekküllere bırakılmıştır. Söz konusu düzenlemede; basıntopluluğunun çok ihtiyaç duyduğu mesleki beraberlik, dayanışma, çalışanlarlaçalıştıranlara bayram günleri kısmen tatil olanağı verilmesi, meslekikuruluşlarının desteklenerek ülke içi ve uluslararası kamuoyunungüçlendirilmesi, birkaç günlüğüne bayramların birleştirici, hoşgörülühavasının, sevinç ve neşesinin beraberce yaşanması gibi kamu yararlarıhedeflenmiştir. Önceleri geleneğe dayalı olan sonra da yasaya bağlanan buuygulamanın devamının, bugün için de basın mesleğinde çalışanlarlaçalıştıranların çoğunluğunca istendiği görülmektedir. Bunun, geleneğe bağlıolarak sürdürülmesidüşünce, kanı, basın ve haber alma özgürlüklerininengellenmesi sayılamayacağı gibi, bir yasaya bağlanması da aynı savları geçerlikılmaz.
Günlük gazeteler, düşünce ve kanıları yayma araçlarından birbölümünü oluşturmaktadır. İnceleme konusu yasal düzenleme ile, ramazan vekurban bayramı günlerinde düşünce, kanı, basın ve haber alma özgürlüklerininbaşka yollarla kullanılması engellenmiş değildir. Örneğin, bayram gazeteleri,kitap, günlük olmayan süreli yayın, bildiri, broşür, radyo, televizyon, resim,sözile düşünce ve kanıların açıklanması olanağı vardır. Buna karşın, günün hersaatinde yürütülen çoğu kez fazla çalışma yapmayı gerektiren basın mesleğindeyıpratıcı ve güç bir görev yapmak durumunda bulunan gazeteciler, gazetelerinyönetim, ulaşım, basım vedizgi işleminde çalışanlar ve diğer ilgililer budüzenleme ile geleneklerimize göre özenle kutlanan bayram günlerini evlerindegeçirmek ve dinlenmek olanağını bulacaklardır. Görüldüğü gibi söz konusu bayramgünlerinde günlük gazete çıkmaması ile yalnız gazeteciler değil, sayısıyüzbinlerle ifade edilebilecek çalışan bir kesime dinlenme ve bayramı kutlamaolanağı sağlanmaktadır. Bu biçimde Anayasa'nın 50. maddesinin üçüncü fıkrasındageçen "Dinlenmek, çalışanların hakkıdır." kuralı ile aynı maddeninson fıkrasında geçen "...bayram tatili... kanunla düzenlenir."kuralının gereği yerine getirilmiştir.
Kamu görevlilerine tam olarak tanınmış olan bayram tatilleri, işinönemi gözetilerek basın mensuplarına kısmen tanınmıştır. Çok yönlü olumlu etkive yarar sağlayan bayram tatillerinin başka bir gün izin verilerek veya paraile karşılanması kaybedilene denk veya doyurucu görülemez.
Düşünce ve kanıların inceleme konusu Yasa kuralında belirlenenbayram günleri, bayram gazetelerinde veya başka iletişim araçlarıylaaçıklanması engellenmediğinden yasaklamanın düşünce, kanı, yayın ve yayımınkendisine değil, sadece yayım aracına ve şartlarına ilişkin olduğu, bu itibarlaAnayasa'nın 26. ve 29. maddelerinde geçen "engelleme"den sözedilemiyeceği ortaya çıkmaktadır. Buna dayanak olan Anayasa'nın, 26. maddesininson fıkrasında "Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasınailişkin düzenleyici hükümler" getirilmesi öngörülmüş ve 29. maddesininüçüncü fıkrasında da "Süreli yayınların çıkarılması, yayım şartları, malikaynakları ve gazetecilik mesleği ile ilgili esaslar kanunla düzenlenir."kuralı getirilmiştir. 26. maddenin gerekçesinde, son fıkrası ile ilgili olarak"Buna örnek olarak Basın Kanunu'nun yazılı yayımı düzenleyen hükümlerinigösterebiliriz." ifadesi yer almaktadır. Görüldüğü üzere, yukarıdakikurallarla 5953 sayılı Yasa'nın 20. ve 28. maddeleri Anayasa güvencesinebağlanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere; basın topluluğunun büyük çoğunluğuncadevamı halen arzulanan geleneklere dayalı, kamu yararına yönelik, Anayasa'dadayanağı olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerden birini engelleyici yönüde bulunmayan, yayınla değil yayım aracıyla ilgili itiraz konusu, yasaldüzenlemenin; ancak savaş, sıkıyönetim yahut olağanüstü halin usulüne uygunolarak ilan edildiğiyerlerde uygulanacak olan Anayasa'nın 15. maddesinde geçenyayımın içeriği yayından kaynaklanan "durdurma" niteliğinde olmadığıaçıktır.
Bu nedenlerle Anayasa'ya aykırılık göremediğimizden iptal kararınakatılmıyoruz.
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
İhsan PEKEL
DEĞİŞİKGEREKÇE YAZISI
Esas Sayısı : 1992/36
Karar Sayısı : 1993/4
Karar Günü : 20.1.1993
5953 sayılı "Basın Mesleğinde Çalışanlarla ÇalıştıranlarArasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun"un değişik 20. maddesininbirinci fıkrasının sınırlamaya tabi tutulan ilk tümcesindeki "günlükgazetelerin Şeker Bayramının ikinci ve üçüncü günleriyle Kurban Bayramınınikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde intişar etmeleri memnudur."kuralının Anayasa'ya uygunluk denetimi sırasında, olağan yönetim dönemlerindeyürürlükte bulunan bu kural, Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ve olağanüstüyönetim türlerine özgü temel hak ve özgürlüklerin "uygulanmasınındurdurulması" gibi değerlendirilmiştir. Sözü edilen Yasa kurallarınınsonuç olarak iptallerine katılmaklaberaber, dini bayram günlerinde günlükgazete yayımlanması yasağının, temel hak ve özgürlüklerin uygulanmasınındurdurulması biçimindeki değerlendirmeye katılmıyoruz.
Kanımızca, 5953 sayılı Yasa'nın değişik 20. maddesiyle getirilenŞeker ve Kurban Bayramlarına özgü günlük gazete çıkarma yasağı, Anayasa'nın 13.maddesinin öngördüğü "genel" ve 26., 28. ve 29. maddelerinin kendikoşullarına uyum içinde düzenleme getirdiği "özel" nitelikteki temelhak ve özgürlüklerin sınırlanmaları kapsamında irdelenmesi gerekir.
Öğretiye göre, Anayasa'nın 13. maddesindeki temel hak veözgürlüklerin sınırlanması ile 15. maddesindeki temel hak ve özgürlüklerinkullanılmasının durdurulması arasındaki farklılık, "...genellikle yetkinintemel hak üzerindeki etkisi, genişliği yönünden vurgulanmaktadır. Buna göre,sınırlama belli bir temel hakkın "norm alanının" daraltılması sonucunuverir, durdurma ise kullanılmaması sonucunu doğurur." (Tekin AKILLIOĞLU,Temel Hakların Durdurulması, BAHRİ SAVCI'YA ARMAĞAN, Ankara/1988, s.58). Şuhalde, sınırlamada hak ve özgürlüklerin kullanım alanları daraltılmaklaberaber, yaşayan ve uygulamada kalan, hakkın özünü yaşatan az ya da çok biralan dilimi kalmaktadır. Durdurmada ise kullanım alanı kısmen ya da tümüylekapatılmaktadır.
Anayasa'nın 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, "Temelhak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışındakullanılamaz." Bu kural, sınırlamanın da sınırını çizmektedir. 15. maddedeise "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde,milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumungerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamendurdurulabilir veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir." kuralına yer verilmiştir. Demek oluyor ki, 13.maddede sınırlamalar için getirilen "demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olamaz" ve "öngörüldükleri amaç dışındakullanılamaz." biçimindekikoşullar, anayasal bir güvence olarak"sınırlamayı da sınırlamasına" karşın, 15. maddedeki "... temelhak ve hürriyetler için... Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirleralınabilir." kuralı, "durdurma" yetkisinin boyutlarını takdirebağlı olarak yoğunlaştırıp yaygınlaştırabilmektedir.
Her iki uygulama türü arasındaki fark için zaman ögesi oldukçaönemli rol oynar. Sınırlamada zaman ögesi "düzenli"dir,"sürekli"dir ve "belirgin"dir. Durdurmada ise, bu öge,"geçici" ve "belirsiz" özelliktedir. 15. maddenin öngördüğüsavaş, seferberlik sıkıyönetim ya da olağanüstü durumların ne zaman, hangi boyutlardaortaya çıkacağı ve ne kadar süreceği önceden kestirilemez. Bazen aynı yıliçinde bir kez ya da birden çok uygulanma zorunluluğu ortaya çıkabileceğigibi,bazen da uzun yılları kapsayan bir zaman diliminde hiç uygulanmagereksinimi duyulmayabilir.
Bu karşılaştırmalı açıklamaların ortaya koyduğu gerçek şudur: 5953sayılı Yasa'nın değişik 20. maddesiyle Şeker ve Kurban Bayramlarının belligünlerinde günlük gazetelerin yayımlanmalarının yasaklanması, bir temel hakkınuygulanmasının durdurulması kapsamında değil, bir kesimi yine yürürlükte kalanbir hak alanının daraltılması, yani sınırlanması kapsamında irdelenmesigerekir.
Yasaklama kuralı, her yıl, anılan bayram günlerinde periyodikolarak yürürlüğe girdiği için zaman ögesi bakımından "belirgin"dir,"sürekli"dir, "düzenli"dir. Olağanüstü yönetim dönemlerinedeğil, olağan yönetimlere özgüdür ve "kalıcı" özelliktedir. Bir başkaanlatımla, yılın 365 günü varolması gereken günlük gazete çıkarma hakkı, zamanögesi bakımından beş günlük bir daraltmaya, sınırlamaya tabi tutulmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, anılan yasa kuralının öngördüğü yayımyasağı, Anayasa'nın 13. maddesinin birinci fıkrasında sayılan ve temel hak veözgürlüklerin sınırlanmasına olur veren genel nedenlerin dışında kalmaktadır.Bu durumda, yine davalı kuralın, 13. maddede sözü edilen ve Anayasa'nın temelhak ve özgürlükleri belirleyen, aynı zamanda değişik gerekçemizle ilgilimaddelerindeki "özel sınırlama nedenleri"yle uyum içinde olupolmadığının irdelenmesi zorunluluğu doğmaktadır.
1. Anayasa'nın 26. Maddesi Yönünden İnceleme :
Düşünce özgürlüğünün üstün önemi ve vazgeçilmez değeri, sadece onasahip olmakla değil, aynı zamanda bu hak ve özgürlüğün her türlü meşruaraçlardan yararlanarak dışa vurulup yayabilme olanağında belirginleşir. Bunedenle öğretide, "düşüncelere ulaşabilme", "düşüncelerden ötürükınanmama" ve "bunları özgürce yayabilme" hakkının dayandığı üçalanın bir bütün oluşturduğu "düşünce özgürlüğü"nden. "düşünceve açıklama özgürlüğü"nden ya da sadece "açıklama ifade özgürlüğü"ndensöz edilmektedir. (Bülent TANÖR, Türkiye'nin İnsan Hakları Sorunu,İstanbul/1990. s.89).
Anayasa'nın 26. maddesine göre "Herkes, düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesiolmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar..."
Anayasa'nın 26. maddesinin öngördüğü bu hak ve özgürlüğe ilişkinkural, ülkemizin de uygulama yükümlülüklerini 6366 sayılı Yasa ile üstlendiğiAvrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin 10.maddesinde şöyle ifade edilmektedir:
"Herkesin, anlatma özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, görüşedinme ve resmi makamlarca karışılmaksızın ve ülke sınırlarına bakılmaksızınbilgi ve düşüncelerin alınıp verilme özgürlüğünü de içerir..."
Görülüyor ki, anayasal güvence altındaki düşünceyi açıklama veyayma özgürlüğünün niteliği, "ulusal" olmanın ötesinde aynı zamanda"evrensel"dir. Bu hak ve özgürlüğün kullanım alanının kapsamındaolduğu kadar, sınırlanmalarının koşullarında da evrensel benzerliklergörülmektedir. Anayasa'nın "Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması"başlığı altındaki 13. maddeyle getirdiği ve "temel hak ve hürriyetlerintümü için geçerli" olan "genel sınırlama sebepleri" yanında,yine her temel hak ve özgürlüğü düzenleyen özgün maddelerde de, bu arada 26.madde için de "özel sınırlama nedenleri" öngörmektedir. Anılan 26.maddenin ikinci fıkrasındaki "özel sınırlama nedenleri şöyle belirlenmiştir:
"Bu hürriyetlerin kullanılması, suçların önlenmesi,suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmişbilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve ailehayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılamagörevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıylasınırlanabilir."
Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya DairSözleşme'nin 10. maddesinin 2. bendinde öngörülen sınırlama nedenleri ise şöyleaçıklanmıştır.
"Kullanılması ödev ve sorumluluklar içeren bu özgürlükler,demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü, kamu güvenliğiningerekleri ile ve kamu düzeninin korunması ya da suçun önlenmesi, genel sağlıkve ahlakın, başkalarının ün ve haklarının korunması, gizliliği olan bilgilerinaçıklanmasının önlenmesi ya da yargının otorite ve yansızlığının sağlanmasıiçin gerekli olan ve yasayla konulan kural, koşul, kısıtlamave cezalarabağlanabilir."
"Anayasa'nın, gerek 13. maddede öngördüğü "genel",gerek 26. maddedeki "özel" sınırlama nedenlerini içeren"ulusal" kural metni ile, anılan Sözleşme'nin sınırlamaya ilişkin"ulusal üstü" (supra national) kural metni tam bir uyum içindedir.Bir başka anlatımla, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün sınırlanabilmesiher iki kaynakta da belirgin ve sayılı koşullara bağlanmıştır. YineSözleşme'nin 10. maddesine yönelik Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ile Avrupaİnsan Hakları Divanıkararlarına göre, sınırlamaya yol açan istisnalar, darbiçimde yorumlanmalı ve sınırlama için gereklilik, inandırıcı olmalıdır.
5953 sayılı Yasa'nın itiraz yoluna başvuran Mahkemece iptalistemine konu edilen değişik 20. maddesiyle, Şeker Bayramının ikinci ve üçüncügünleriyle Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde günlükgazetelerin yayımlarının yasaklanması, Anayasa'nın 26. maddesiyle düzenlenmişbulunan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanma alanınıdaraltmaktadır. 26. maddedesayılan düşünceyi açıklama ve yayma araçlarındanbirinin de günlük gazeteler olduğu kuşkusuzdur. Anılan Bayramların yasaklıgünlerinin yıl içinde toplam beş gün gibi kısa bir süreyi aşmaması ya da aynıgünlerde yetkili basın meslek kuruluşlarının gazeteçıkarması, bireyin düşünceve kanısına uygun gazetelerden haber alma ya da kendi gazetesini çıkaramadığındanhaber verme hak ve özgürlüğünden yoksun kalma sakıncasını gideremez. İtirazlıYasa kuralının getirdiği bu yasaklama, Anayasa'nın 13. maddesinin birincifıkrasındaki "genel", 26. maddesinin ikinci fıkrasındaki"özel" sınırlama nedenlerinden hiçbirine uymamaktadır. Yine 26.maddenin son fıkrasındaki "Haber ve düşünceleri yayma araçlarınınkullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler"in, bunların yayımınıengelleyemiyeceği biçimdeki buyurucu kuralla da bağdaşmamaktadır.
Yasakoyucu böylesine katı ve ağır sonuçlar doğuran bir yolutercihe götüren ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre"anlaşılabilir", "amaçla ilgili", "makul ve adil"ölçütlerle hukuksal biçim ve içerik kazanmış olan "haklı neden" ve"kamu yararı" da bulunmamaktadır.
Basın meslek kuruluşlarının dini ya da resmi bayramlarda kendiözgür istençleriyle ortaklaşa günlük gazete çıkarabilmeleri, kuşkusuzolanaklıdır. Ancak, bu tür mesleki dayanışmaya katılması için özgür istencidışında kimse zorlanamaz.
Yaptığımız açıklamalar nedeniyle, 5953 sayılı Yasa'nın değişik 20.maddesinin birinci fıkrasındaki "Günlük gazetelerin Şeker Bayramınınikinci ve üçüncü günleriyle Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncügünlerinde intişar etmeleri memnudur." biçimindeki tümcenin, yine 20.maddenin yaptırımını oluşturan değişik 28. maddenin birinci fıkrasındaki"Bu Kanunun 20 nci maddesi ile konulan neşir memnuiyeti mevcut günlerdememnuiyete tabi gazetelerin...neşri halinde neşredenler ve basanlar..."ibaresinin Anayasa'nın 26. maddesine aykırılıkları nedeniyle iptali gerekir.
2. Anayasa'nın 28. Maddesi Yönünden İnceleme :
Anayasa'nın "Basın hürriyeti" başlığı altındaki 28.madde düzenlemeleri, daha çok yayım sonrasına ilişkindir. Bu aşamada sakıncalıgörülen süreli ya da süresiz yayınların tedbir yolu ile dağıtımınınönlenebilmesi ya da toplatılabilmesi "yargıç kararı", gecikmesindesakınca bulunan durumlarda ise Yasa'nın açıkça yetkilendirdiği "merciinemri" koşuluna bağlanmıştır. Bu kapsamdaki bir düzenlemeden"genel" ya da "özel" sınırlama nedenlerine uyumsuzluksonucuna varılamaz. Ancak, bu maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "Devlet,basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." kuralının,Devletebu konuda önleyici, sınırlayıcı görevlerden çok, temel hak ve özgürlüklerikısıtlamalardan, sınırlamalardan olabildiğince arındıracak yükümlülüklergetirdiği kuşkusuzdur. Davalı kuralın gerekliliğinin, böylesine bir gelişmesürecine uyum içinde olduğu söylenemez.
Avrupa İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya DairSözleşme'nin 10. maddesinin 2. bendindeki sınırlamaya yol açan istisnakurallarıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Divanının ilke kararlarına göre, basınözgürlüğü söz konusu olduğunda bu kısıtlamalar, diğerleri yanında, "ulusalgüvenliğin sağlanması" ya da "yargı erkinin otoritesinin veyansızlığının sağlanması" için konan sınırları aşmamalıdır. Sözleşme'ninyine aynı kuralındaki "demokratik bir toplulukta zorunlu önlemler"ifadesi, "gerekli" ve "ivedi toplumsal bir gereğin varlığıanlamında algılanmalıdır. Bu durumda, 5953 sayılı Yasa'nın itirazlı kuralının,ulusal üstü (supra national) ilke sınırlarının da dışında kaldığıgörülmektedir.
Anayasa'nın 28. maddesinin dördüncü fıkrası, basın özgürlüğününsınırlanmasında, yine Anayasa'nın 26. ve 27. maddelerine göndermedebulunmaktadır. 28. madde yayımdan önce yasaklama getirilemeyeceğini öngörmesinekarşın, bu amaçla bağdaşmayacak biçimde basın özgürlüğüne ilişkin temel bir hakalanını daraltan davalı kurala yönelik olarak, 26. maddeyi irdelerken ortayakonan Anayasa'ya aykırılık gerekçesi, 28. madde için de geçerlidir. Bunedenlerle Anayasa'nın 28. maddesine aykırı olan 5953 sayılı Yasa'nın 20.maddesinin ilk tümcesi ile yine aynı Yasa'nın sınırlamaya tabi tutulan 28.maddesinin birinci fıkrasındaki daha önce sözü edilen ibarenin iptali gerekir.
3. Anayasa'nın 29. Maddesi Yönünden İnceleme :
Anayasa'nın 29. maddesine göre, "Süreli veya süresiz yayınönceden izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz." Süreliyayınlardan günlük gazete çıkarma hakkı da, kuşkusuz bu "ilkekural"kapsamındadır. Yasaların, haber, düşünce ve kanaatlerin özgürce yayımlanmasınıengelleyici ya da zorlaştırıcı siyasal, iktisadi, mali ve teknik koşullarkoyamayacağı da bu maddenin bir buyruğudur. Oysa, 5953 sayılı Yasa'nın 20.maddesinin sınırlamaya tabi tutulan birinci fıkrasının ilk tümcesiyle getirilenŞeker ve Kurban Bayramlarının belirli günlerinde günlük gazetelerinyayımlanmasını yasaklayan, 28. maddesiylede bunu ağır para cezası yaptırımınabağlayan kuralları, Anayasa'nın 29. maddesinin öngördüğü süreli yayınlardangünlük gazete çıkarma hakkının zaman ögesi bakımından kullanım alanınıdaraltmakta, yayımdan uzak kalınan günler için de akçalı zorluklardoğurmaktadır. Buna karşılık; Anayasa'nın aynı maddesinin üçüncü fıkrasınınikinci tümcesindeki kesin ve bağlayıcı kurala göre, "Kanun, haber, düşünceve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal,ekonomik, mali ve teknik şartlar koyamaz."
Sözü edilen günlük gazete yayım yasağının uygulandığı günlerin,basında çalışan işçilerin de dinlenmeleri için yasal dayanak ve olanaksağladığı, dolayısıyla yasaklamada bir kamu yararının bulunduğu savı dayetersiz kalmaktadır. Çünkü, Anayasa'nın "Çalışma şartları ve dinlenmehakkı" başlığı altındaki 50. maddesinin son fıkrasında yer alan "Ücretlihafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunladüzenlenir." kuralıyla, tüm çalışanları kapsayan "dinlenmehakkı" anayasalgüvenceye kavuşturulmuştur. Günlük gazete çalışanları içinbu güvenceler, 1475 sayılı İş Kanunu ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve GenelTatiller Hakkında Kanun hükümlerinde biçim ve öz olarak somutlaşmakta, TopluSözleşme yöntemiyle de kurulan uzlaşma dengeleriyle gerçekleşmektedir. YasaklıBayram günlerinde, basın meslek kuruluşlarından üyesi en fazla olana tanınangazete çıkarma ayrıcalığı, bu kuruluşların Anayasa'nın 135. maddesindeöngörülen "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları"ndansayılmamaları, çalışmalarını özel hukuk kuralları içinde yürütmeleri nedeniylekamu yararına dayandırılamaz.
Ayrıca öğretide de işaret edildiği gibi, her temel hak ve özgürlükiçin Anayasa maddeleriyle yapılan düzenlemeler, sınırları belli ve birbiriylekarıştırılmaması gereken "koruma alanları" oluşturmuştur. Buna göreAnayasa'nın 50. maddesinin sınırlarını çizdiği koruma alanındaki "dinlenmehakkı"nın, 26., 28. ve 29. maddelerdeki temel hak ve özgürlüklere ilişkinkoruma alanlarına girmemesi gerekir.
Anayasa'nın 29. maddesinde, itirazlı Yasa kuralının Anayasa'yauygunluğunu geçerli kılacak herhangi bir "özel sınırlama nedeni" debulunmamaktadır.
Bu durumda, 5953 sayılı Yasa'nın değişik 20. maddesinin birincifıkrasının sınırlamaya tabi tutulan ilk tümcesi ile, 20. maddenin yaptırımkuralını oluşturan aynı Yasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasındakisınırlamaya tabi tutulan "Bu Kanunun 20 nci maddesi ile konulan neşirmemnuiyeti mevcut günlerde memnuiyete tabi gazetelerin neşri halindeneşredenler ve basanlar ..."biçimindeki ibare, Anayasa'nın 29. maddesinede aykırı olduğundan iptali gerekir.
Anılan Yasa'nın sınırlamaya tabi itirazlı kurallarının Anayasa'nın26., 28. ve 29. maddelerine aykırılıkları nedeniyle iptalleri sonucunda, varlıknedenleri bunlara bağlı olan 20. maddenin birinci fıkrasının ilk tümcesidışında kalan kuralları ile bu maddenin ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşincifıkralarının ve anılan Yasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasının iptaligerekli ibaresi dışında kalan kuralları da uygulanamaz hale geleceğinden 2929sayılı Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptalleri gerekir.
Buraya kadar yaptığımız açıklamalar nedeniyle değişik gerekçekullanıyoruz.
Mustafa GÖNÜL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1992/36
Karar Sayısı: 1993/4
13.6.1952 günlü, 5953 sayılı "Basın Mesleğinde ÇalışanlarlaÇalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun"un değişik20. ve 28. maddelerinin Anayasa'nın 2., 5., 26., 22., 28. ve 29. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülerek, iptali talep olunmuştur.
Yasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında "Günlükgazetelerin Şeker Bayramı'nın ikinci ve üçüncü günleriyle Kurban Bayramı'nınikinci, üçüncü ve dördüncü günlerinde intişar etmeleri memnudur. Bu günleremahsus gazete neşri hakkı, her vilayette, gazetecilerin bağlı bulunduklarımesleki teşekkülden basın kartı hamili azası en fazla olanına aittir...."denilmektedir.
Yasanın bu maddesi, nitelikçe,basın özgürlüğüne ilişkin haber,düşünce ve görüşleri açıklamak, yorumlamak, analizini yapmak ve eleştirilerdebulunmak özgürlüğünü belirli organların izin ve denetimine bağlı kılmadığıgibi, serbestçe yayım faaliyetinde bulunulmasına engel olacak, bir içerik detaşımamaktadır. Aksine, başta düşünce üretenler olmak üzere, basındaçalışanlarla, onları çalıştıranlar arasındaki dirliği ve birliği bozmadan,üretilen düşüncenin sürekliliğini koruma amacına yönelik bulunmaktadır.
Maddenin yazılışı hernekadar ilk bakışta basın özgürlüğünün bellisüreler içinde durdurulması gibi bir izlenim vermekteyse de, gerçektekısıtlama, düşünce ve basın özgürlüğünün ardına gizlenmek istenen gazetelerinbelli günlere ait kazancı kaygısına ilişkindir.
Bayramlar, ulusal yaşamın ferah ve sevinç dolu dostluk ve beşeriilişkilerin pekiştirildiği günlerdir. Kamuoyunun oluşturulmasında veyansıtılmasında büyük rolü olan ve aralıksız çalışma zorunda kalan basınmensuplarının da diğer vatandaşlar gibi, bu günlerin manevi haz vemutluluğundan pay almasını sağlamak, bayram gazetesinin gelirinden örgütleriningüçlenmesine katkıdabulunmak, dolaylı olarak yine basın mensuplarının hizmetineyönelik bir uygulamadır. Bu haliyle yasanın, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen maddeleri, Anayasa'nın temel düzeni, hukuki, siyasi ve ekonomik sistemiiçinde, sosyal adalet kavramı ve hukuk devleti ilkeleri doğrultusundaAnayasa'ya uygun bir yoruma müsaittir.
Soruna bu açıdan bakıldığında, kamu yararına ve kamu düzeniningereklerine ve bu nedenle Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmayan yasahükümlerine karşı yapılan başvurunun reddi gerekeceği inancıyla, aksi yöndekararı oluşturan çoğunluk görüşüne katılmadım.
Mustafa ŞAHİN
Üye