ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1992/46
Karar Sayısı : 1992/52
Karar Günü : 3.12.1992
R.G. Tarih-Sayı :17.09.1995-22407
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun360. maddesine, 3.12.1988 günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenenikinci fıkranın Anayasa'nın 2., 7., 8. ve 38. maddelerine aykırılığı savıylaiptali istemidir.
I- OLAY
Gerçek gelir vergisi sorumlusu olan sanığın yazar kasa kullanmasızorunluluğuna uymayarak 213 sayılı Yasa'ya aykırı davranışta bulunmaktaneylemine uyan aynı yasanın 360. maddesi uyarınca cezalandırılması için açılankamu davasında mahkemece bu maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğugörüşüve iptal istemiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A. İptali İstenilen Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesine,3.12.1988 günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenen ikinci fıkraşöyledir :
"Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle hükmolunan hapis cezasınınparaya çevrilmesine hükmolunması halinde, para cezası tutarının hesabında;hapis cezasının her bir günü için sanayi sektörü için belirlenen, yürürlüktekiasgari ücretin bir aylık tutarının yarısı esas alınır."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1. "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, AtatürkMilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
3. "MADDE 8.- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı veBakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır veyerine getirilir."
4. "MADDE 38- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiçkimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayanbir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
IV- İLK İNCELEME VE ESASIN İNCELENMESİ
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, MustafaŞAHİN, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ ve YalçınACARGÜN'ün katılmalarıyla 3.12.1992 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;dosyada eksiklik bulunmadığından bu aşamada başka hususlar üzerindedurulmaksızın esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilip işin esasınailişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptali istenilen yasa kuralı iledayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve ötekiyasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A. VERGİ SUÇ VE CEZALARI HAKKINDA GENEL AÇIKLAMA
Kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi vergi yükümlülüğününzamanında ve eksiksiz ödenmesi ile gerçekleşir.
Vergi yasaları gereklerinin zamanında ve kurallarına uygun yerinegetirilmesi ve böylece yasaların etkinliğini sağlamak içinde vergi suç vecezalarına yer verilmiştir.
Vergi suç ve cezalarına ilişkin kurallar esas olarak 213 sayılıVergi Usul Yasası'nda düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, vergi ödevinin gerekleriyanında ceza hukukunun ilkeleri de gözönünde bulundurulmuştur. Yasa'nın344.-376. maddelerinde vergi suç ve cezalarına yer verilmiştir. Bu maddelerdeöngörülen suç ve cezalarda yasallık ilkesi belirgin biçimde kendini gösterir.
Vergi Usul Yasası'nın 344. maddesinin 7.-9. bentlerinde sayılankaçakçılık, ağır kusur, kusur ve usulsüzlük eylemleri ile bu eylemler içinYasa'nın 344., 345., 349., 351.-354. maddelerinde öngörülen yaptırımlar vergidairesi tarafından saptanır ve uygulanır. Bu eylemlerin yaptırımı olan para veişyeri kapatma cezaları vergi idaresi tarafından uygulanan idarî niteliktecezalardır.
Vergi Usul Yasası'nın 358.-363. maddelerinde yer alan kaçakçılık,kaçakçılığa teşebbüs eylemleri ile bilgi vermekten çekinme, vergi gizliliğinihlâli, yükümlünün özel işlerini görme eylemleri ise ceza hukuku anlamında suçoluştururlar. Bu eylemlerin saptanması ve Yasa'da öngörülen yaptırımlarınuygulanması ceza mahkemesinin görev alanına girer. Ceza yaptırımı öngörülen butür eylemler için ceza mahkemesinin görevli olması kişiler yönünden bir güvenceoluşturur.
Nitekim, Vergi Usul Yasası bu eylemler ve bunlar için öngörülenyaptırımları "ceza mahkemelerince yargılanacak suçlar ve cezalar"başlığı altında düzenlemiştir.
B. İTİRAZ KONUSU KURALIN ANLAM VE KAPSAMI
647 sayılı "Cezaların İnfazı Hakkında Kanun"un değişik4. maddesinde "Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlununkişiliğine sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklerine göre mahkemece;
1. Kabahatlerde beher gün karşılığı üçbin ila beşbin lira hafif,cürümlerde beşbin ila onbin lira hesabıyla ağır para cezasına .........
.........
..........
çevrilebilir."
denilmektedir.
Oysa Vergi Usul Yasası'nın itiraz konusu 360. maddesinin ikincifıkrasında Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle hükmolunan hapis cezasının parayaçevrilmesine karar verilmesi durumunda, para cezası tutarının hesabında; hapiscezasının her bir günü için sanayi sektörü için belirlenen, yürürlükteki asgarîücretin bir aylık tutarının yarısının esasalınması öngörülmüştür. Fıkrayailişkin gerekçede, getirilen düzenleme ile vergide verim, adalet, vergigüvenlik ve denetimine ilişkin kurum ve kurallarda göze çarpan eksikliklergiderilerek bunların sonucu olarak de vergi kayıp ve kaçağının önlenmesindedaha çok etkili olunması hedeflenmekte olduğundan, yükümlülerin vergi ileilgili ödevlerinin zamanında eksiksiz olarak yerine getirilmesininamaçlandığından söz edilmektedir.
Yasakoyucunun, vergi suçları nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılankişilerin bu cezalarının para cezasına çevrilmesi durumunda her bir gün hapiscezası karşılığı, sanayi sektörü için belirlenen yürürlükteki asgarî ücretinbir aylık tutarının yarısını esas alması ile para değerindeki değişikliklerinceza hukukumuza yansıtılarak suç veceza arasında bulunması gereken duyarlıdengenin bozulmamasını amaçladığı kuşkusuzdur.
Özgürlüğü bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasının ödenmemesidurumunda, bu para cezasının yeniden özgürlüğü bağlayıcı cezaya dönüştürülme biçimi,bu aşamada Mahkemece uygulanacak kural niteliğinde bulunmadığından itirazkapsamında görülmeyerek ayrıca irdelenmemiştir.
C. İPTALİ İSTENEN YASA KURALININ ANAYASA'YA AYKIRILIĞI SORUNU
1. ANAYASA'NIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi, Yasakoyucunun ceza saptamadaki takdir hakkıkonusunda önceki kararlarında ceza verme hakkının esasını, adaletlesınırlandırılmış toplumsal yarar düşüncesinin gerçekleştirdiğini, bunun doğalsonucu olarak da, bir düzenlemeye giderken yasakoyucunun kamu yararını en azkişi yararı kadardüşünmek durumunda bulunduğunu, kamu yararının takdiri iseYasama Organının yetkisinde olduğunu, ne var ki bu organın, kamu yararıdüşüncesiyle eylemlere dilediği gibi ceza saptayamayacağını, kişinin temelhaklarının özüne dokunamayacağını, Yasakoyucununceza saptamadaki yetkisininsınırını "hukuk devleti ilkesi"nin oluşturduğunu kesin ve açıklıklabelirlemiştir.
İtiraz konusu kural, Türk Ceza Yasası ile diğer yasalardabenzerleri görülen ve kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların parayaçevrilmesinin genel kuralını koymuş bulunan 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesindenfarklı düzenlemeler getirmiştir. Kural, enflâsyon nedeniyle paranın değeryitirmesi ve bunun sonucunda para cezalarının etkinliğinin azalmaması için vekamu yararını gerçekleştirmek amacıyla konulmuştur. Bu amaçla belli bir sonucaulaşmak için, değişik ölçütlerin seçimi Yasakoyucunun takdir yetkisi içindedir.Böyle bir uygulamanın yerinde olup olmadığı tartışılabilirse de, yasamaorganının anayasal sınırlar içinde kalan bu olağan takdir yetkisinin hukukdevleti ilkesine ters düşen bir yanı bulunmamaktadır. Tersine görüş AnayasaMahkemesi'nin Anayasa'ya uygunluk denetimi yerine, yerindelik denetimiyapmasına yol açar.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal bir hukukdevleti olduğu açıkça belirtilmiştir. Hukuk devleti olmak, yönetilenlere hukukgüvencesini sağlayan bir düzen kurmaktır.
Böyle bir düzenin kurulması, yasama ve yargı yetkileriyle yürütmealanına giren tüm işlemlerin hukuk kuralları içinde kalması ilegerçekleşebilir.
Hukuk devletinin öğeleri arasında, yasaların kamu yararınadayanması ilkesi de vardır. Bu ilkenin anlamı kamu yararı düşüncesi olmaksızın,yalnızca özel çıkarlar için veya yalnızca belli kişiler yararına olarakherhangi bir yasa kuralının konulamayacağıdır.
Hukuk devletinin ana ilkelerinden birisi de eşitliktir. Sosyalhukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yanigerçek adaleti ve böylece toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir.
Hukuk devletinin amaç edindiği, kişiliğin korunması, toplumdasosyal güvenliğin sağlanması yolu ile gerçekleştirilebilir.
Sözü edilen "sosyal hukuk devleti", bireyin huzur verefahını gerçekleştiren, güvence altına alan, adaletli bir hukuk düzenioluşturup bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayarak kişi ile toplum arasındadenge kuran devlettir. Toplum yararı bir yana bırakılarak yalnız kişi yararlarınınesas alınması, Anayasa'nın amacına ve adaletli hukuk düzeni kavramına da tersdüşer.
Suç ile ceza arasındaki oranın adalete uygun bulunupbulunmadığını, o suçun toplum hayatında yarattığı etkiye ve kamu vicdanındaaldığı tepkiye göre takdir etme zorunluluğu vardır.
Bu oransallık bağının bulunması, hukuk devleti ilkesinin ve adaletanlayışının bir gereğidir.
Yasakoyucu, cezaların türünü seçerken ve sınırlarını belirlerkenmutlak adalet ölçülerini izlemek zorundadır. Ceza kendiliğinden haklıolmalıdır.
Cezaların, suçların ağırlık derecelerine göre önleme veiyileştirme amaçları da gözönünde tutularak adaletli bir ölçü içinde konulması,ceza hukukunun temel esaslarındandır.
Sosyal düzen ve toplum yararı amacı ile genel kurala ayrıkkurallar konulması zorunluluğu ortaya çıkmış ve yasakoyucu yetkisinikullanmıştır.
2. ANAYASA'NIN 7. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
Anayasa'nın 7. maddesindeki "Yasama Yetkisi Türk Milletiadına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."biçimindeki kural genel niteliktedir.
Anayasa'nın kimi maddelerinde belirlenen özel kurallar gözönündetutularak yetki devri konusu değerlendirilmelidir. İtiraz konusu kuralınoluşmasında bu alana giren bir durum yoktur.
3. ANAYASA'NIN 8. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
Olayla Anayasa'nın 8. maddesi arasında doğrudan veya dolaylı birilişki saptanmamıştır.
4. ANAYASA'NIN 38. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME:
Cezaların yasal ve ceza sorumluluğunun kişisel olması kuralıAnayasa'nın 38. maddesinde yer almıştır.
Suç ve cezalara ilişkin bu ilkeler gerek toplum, gerek kişileryönünden güvencedir.
Anayasa başlıca birkaç ceza ilkesini belirtmekle yetinerek,bunların dışında kalan ceza konuları ve özellikle belli bir zamanda ne gibieylemlerin suç sayılıp o suçlara ne miktar ve ne çeşit ceza verileceğini vehangi ceza tedbirlerinin ve güvenlik tedbirlerinin ne yolda uygulanacağınısaptama yetkisini bıraktığı yasakoyucu bu konuda baştaAnayasa'nın buyurucu veyasaklayıcı kuralları ile koyduğu güvenceler olmak üzere ceza hukukununilkeleri ve toplum yaşantısının zorunluluk ve yasalarının gerekleri ile bağlıkalarak takdirini kullanabilecektir.
İptali istenen kuralın Anayasa'nın 38. maddesine aykırı bir yönüyoktur.
Açıklanan nedenlerle itirazın reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Servet TÜZÜN ve Yalçın ACARGÜNbu görüşlere katılmamışlardır.
V- SONUÇ
A- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 360. maddesine 3.12.1988günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın iptaliistemini içeren başvuruya ilişkin itirazın esasının dosyada eksiklik bulunmadığındanbu aşamada başka hususlar üzerinde durulmaksızın incelenmesine OYBİRLİĞİYLE,
B- Vergi Usul Kanunu'nun 360. maddesine 3505 sayılı Yasa'nın 9.maddesiyle eklenen ikinci fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN, Güven DİNÇER, Servet TÜZÜN ile Yalçın ACARGÜN'ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA;
3.12.1992 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Servet TÜZÜN
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Mustafa ŞAHİN
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
KARŞIOYGEREKÇESİ
Zamandan ve yerden yararlanmak amacıyla, Anayasa Mahkemesi'nin6.6.1991 günlü, Esas 1990/35, Karar 1991/13 sayılı kararında kullandığımkarşıoyumun gerekçesini, şimdiki 21.6.1991 günlü, Esas 1991/25, Karar 1991/18sayılı karar için yinelediğimi belirtmekle yetiniyorum. 3.12.1992
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, sanayi sektörü için belirlenenasgari ücretin bir aylık tutarının yarısının esas alınarak cezanın hareketli vedeğişken bir hale getirilmesi Anayasa'nın cezaların kanuniliği ilkesinibenimseyen 38. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıdır.
Suç ve cezaların kanuniliği konusundaki evrensel hukuk ilkesi,Anayasa'nın 38. maddesi üçüncü fıkrasında; "Ceza ve ceza yerine geçengüvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." ifadesiyle Anayasa kuralıhaline gelmiştir. Bu Anayasa kuralı Türk Ceza Kanunu'nun 1. maddesinde;"Kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez.Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz.",2. maddesinde; "İşlendiği zamanın kanununa göre çözüm veya kabahatsayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılankanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsecezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hüküm olunmuşsa icrası ve kanunineticeleri kendiliğinden kalkar. Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanınkanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı isefailin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur." ifadesiyleyasalaşmış vealtmış yılı aşan bir süre zarfında uygulana gelmiştir. Türk Ceza Kanunu'nun buhükümleri adeta Anayasa'nın ilgili hükümleri ile bütünleşmiş ve bir anlamdaonun yorumunu getirmiştir.
Anayasa'ya aykırılığı Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi tarafındanitiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi önüne getirilen Vergi Usul Kanunu'nun 360.maddesine 3505 sayılı Kanun'la eklenen ikinci fıkra, hürriyeti bağlayıcıcezanın paraya çevrilmesi halinde verilen para cezalarını her yıl sanayisektörü için belirlenen asgari ücretin aylık tutarına göre hesaplanan birsisteme bağlamıştır. Getirilen yeni düzenleme, uygulamada çeşitli teknikzorlukları beraberinde getireceği gibi Anayasa ile getirilen ve Ceza Kanunu ileyorumlanan cezaların kanuniliği ilkesine ters düşmektedir.
İtiraz konusu kuralın uygulanması sonucunda değişik yıllardaişlenen fiillere aynı gün aynı ceza hükmünün uygulanması sonucunda verilenhapis cezaları değişik şekilde para cezasına çevrilecektir.
Anayasamızın 38. maddesinin üçüncü fıkrası, ceza yerine geçengüvenlik tedbirlerini de ceza gibi mütalaa etmiş ve bunları da cezalarınkanuniliği ilkesinden yararlandırmıştır. Öyleyse, yasa koyucu Ceza Kanunu'na vecezaların infazı veya başka bir kanuna göre hapis cezasının para cezasınaçevrilmesinde de Ceza Hukuku'nun Anayasal ilkelerine uymak zorundadır. Bubelirsizlik açık olarak Anayasa'nın 38. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
Vergi Usul Kanunu'nun 360. maddesinin dava konusu ikinci fıkrası,infaz hukuku yönünden özel bir hüküm getirmektedir. Hapis cezalarının paracezasına çevrilmesinde genel infaz sistemi dışında ayrı bir ölçü konulabilmesiiçin, ortada haklı ve açıklanabilir neden olmalıdır.
İdari vergi cezaları çoğu kez kasd unsuru aranmayan biçimsel vekanuni ölçülere dayanan idarî yaptırımlardır. Temelde bu yaptırımlara dayananve ayrıca kendi özel unsurlarının eklenmesiyle oluşan vergi suç ve cezalarıise, ekonomik olaylara ve onların kendi özel oluşum ortamına tabidirler.
Olayımızda dava konusu edilen vergi cezalarının diğer cezakurallarından farklarının olmamasına rağmen ekonomik ve biçimsel bazı kurallarauymama sonucunda ortaya çıkmaları nedeniyle diğer adî suçlara göre daha kolaybir biçimde paraya çevrilebilmelidirler. Dava konusu düzenleme ile tam tersinetemel kural bir tarafa bırakılarak belirsiz bir sistem içinde temel kuralınüzerinde para cezası alınmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi mutlak manada ele alınamaz.Ancak, aynı konularda yapılan değişik düzenlemenin nedenleri kolay, belirli vehaklı bir biçimde açıklanabilir olmalıdır.
Dava konusu farklı düzenlemenin açıklanabilir ve haklı bir yönüyoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle suç ayırmaksızın bütün suçlularauygulanan bir infaz kuralının biçimsel bir vergi suçu nedeniyle verilencezalarda uygulanmaması Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesineaykırıdır.
Dava konusu kuralın iptali gerektiği kanısıyla karara karşıyız.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Servet TÜZÜN
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nın 38. maddesi ile suç ve cezaların yasallığı ilkesiöngörülmüştür. Bu ilke gereği olarak yasakoyucu yasama yetkisini kullanırkenAnayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmakkoşuluyla, hangi eylemlerin suç sayılması, suç sayılan eylemlerin hangi tür veölçüde ceza yaptırımlarıyla cezalandırılmaları gerektiği, hangi durum vedavranışların ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edilmesigerektiğini yasayla belirlemek zorundadır.
İptali istenen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 360. maddesine3.12.1988 gün ve 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenen ikinci fıkrasınagöre vergi kaçakçılığına teşebbüs nedeniyle hükmolunan hürriyeti bağlayıcıcezanın para cezasına çevrilmesi durumunda, para cezasının tutarının hesabındatayin edilen hapis cezasının beher günü için sanayi sektörü için belirlenenyürürlükteki asgarî ücretin bir aylık tutarının yarısı esas alınacaktır. Buşekildeki düzenleme ile yürütme tarafından belirlenen asgarî ücret cezatayininde esas alınmaktadır. Oysaki suç ve cezaların yasama organınca veyasayla belirlenmesi Anayasa'nın 38. maddesinin buyruğu olup bu şekildekidüzenleme ile ceza miktarını belirleme dolaylı yoldan yürütme organıncayapılmaktadır. Bu nedenle iptali istenen Yasa kuralı Anayasa'nın 38. maddesineaykırı olup iptali gerekir. Bu nedenle aksi yönde oluşan çoğunluk görüşünekarşıyım.
Üye
Yalçın ACARGÜN