ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1993/18
Karar Sayısı : 1993/42
Karar Günü : 18.11.1993
R.G. Tarih-Sayı :24.09.1995-22414
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 4. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal SigortalarKanunu'nun Ek. 24. Maddesinin (a) ile (l) bentlerinin Anayasa'nın 5., 10/2, 60.ve 61/3. maddelerine aykırı olduğu savıyla iptali istemidir.
I. OLAY
Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan yaşlılık aylığı alan davacıya 506sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın Ek 24. Maddesi gereğince denmesigerekmesine karşın ödenmeyen sosyal yardım zammı için mahkemeye başvuranvekilin dava dilekçesine verdiği yanıtta davalı Sosyal Sigortalar Kurumu,sosyal yardım zammı uygulamasını öngören Ek 24. Maddenin Anayasa'ya aykırıolduğunu ileri sürerek iptali konusunda bir karar alınmak üzere sorunun AnayasaMahkemesi'ne iletilmesini istemiş, davacı vekili de aynı istemde bulunmuş,konuyu inceleyen yerel mahkeme yaptığı inceleme ve değerlendirme sonundayanlışın Anayasa'ya aykırılık savlarının ciddî olduğu kanısına vararak sözüedilenkuralın iptali istemiyle 18.2.1993 günlü kararla Anayasa Mahkemesi'nebaşvurmuştur.
III. YASA METİNLERİ
A. İptali İstenilen Yasa Kuralı
17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın ek. 24.Maddesinin iptali istenen (a) ile (l) bentlerini de içeren ve Başbakanlıkçayayımlanan yürürlükteki Kanunlar Külliyatı'(Mayıs 1992, Ek-12)ndan alınan sonbiçimi şöyledir :
"Ek Madde 24- (6/3/1981 - 2422/17 mad. ile gelen Ek 5 incimad. hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.)
a) (Değişik : 16/10/1985 tarih ve KHK/251; Aynen kabul; 7/1/1986tarih ve 3251 sayılı Kanun) 506 sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerine göre işkazaları ile meslek hastalıkları, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından,gelir veya aylık alanlar ile 991 sayılı Kanunla Kuruma devredilen sandıklarmevzuatına göre aylık alanlara her ay sosyal yardım zammı olarak 12.919 liraödenir.
(Değişik: 16/2/1989 - 3522/1 md.) Bakanlar Kurulu, sosyal yardımzammı miktarını, gösterge, üst gösterge ve geçici gösterge tablosundaki dereceve kademelere göre birbirinden farklı olarak tespit etmeye yetkilidir.
Bu ödemeler, Kurumdan gelir veya aylık ödemesine imkân verendosyalar esas alınarak yapılır.
b) İş kazaları ile meslek hastalıkları sigortasından sürekli işgöremezlik geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli işgöremezlik derecesi oranında sosyal yardım zammı ödenir.
c) Yabancı ülkelerle aktedilen sosyal güvenlik sözleşmeleriuyarınca kısmî gelir veya aylık alanlara ödenecek sosyal yardım zammı, Türkmevzuatına tabi olarak geçen prim ödeme süresinin, sosyal güvenlik sözleşmesinegöre nazara alınan toplam prim ödeme süresine olan oranına göre hesabedilir.
d) İş kazaları ile meslek hastalıkları sigortasından geliralanlara ödenen sosyal yardım zammı, 506 sayılı Kanunun 22 nci maddesine göreödenecek sermayenin hesabında nazara alınmaz. Ancak, söz konusu maddedebelirtilen tarife uyarınca hesaplanacak peşin sermaye değeri, 506 sayılıKanunun 26 ncı maddesi hükümlerine göre tespit edilecek peşin sermaye değerleritoplamına katılır.
e) Söz konusu sosyal yardım zammı, hak sahiplerine her dosya içintamamı tevzi edilecek şekilde ve eşit oranda bölüştürülür.
f) İki ayrı sigorta kolundan veya iki ayrı dosyadan gelir veyaaylık alanlara, en fazla ödemeye imkân veren bir dosya üzerinden sosyal yardımzammı ödemesi yapılır.
g) Hak sahibi kız çocuklarının evlenmeleri nedeniyle ödenenevlenme yardımının hesabında sosyal yardım zammı nazara alınmaz,
h) 5/1/1961 tarih ve 228 sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerinegöre Kurumca aylık bağlananlara ödenen sosyal yardım zammının hizmetsüreleriyle orantılı olarak tespit edilen miktaraynı nitelikteki zammı ödeyenilgili sandık veya kurumdan tahsil edilir.
i) Ödeme dönemlerine göre peşin ödenen sosyal yardım zammı, ölümhalinde geri alınmaz,
j) Sosyal yardım zammından icra ve diğer kesintiler yapılamayacağıgibi, her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
k) Yersiz yapılan sosyal yardım zammı ödemeleri, ilgilinin varsa almaktaolduğu gelir veya aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle, yoksa genelhükümlere göre geri alınır.
l) (Ek: 20/6/1987 - 3395/15 md.) Genel vekatma bütçeli idareler,mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar ile kanunla ve kanunların verdiğiyetkiye istinaden kurulan kuruluşlar ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamekapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık veiştiraklerinden,çalıştığı en son kuruluş olarak ayrılmak suretiyle kendisine 506 sayılı Kanunhükümlerine göre malullük, yaşlılık veya ölüm aylığı bağlanan kişilere ödenensosyal yardım zamları, Kurumca yazılı olarak istenmesi üzerine, bu kuruluşlartarafından en çok iki ay içinde Kuruma ödenir.
Kurumlar Vergisi mükellefi olan kamu kurum ve kuruluşları bu maddegereğince yapılan ödemeleri Kurumlar Vergisi matrahındanindirilebilirler."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz yoluna başvuran mahkemenin iptal istemini dayandırdığıAnayasa kuralları şunlardır :
1. "V. Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletininbağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti vedemokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyalengelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesiiçin gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır."
2. "X. Kanun önünde eşitlik
MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.(Fıkra 2).
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3. "X. Sosyal güvenlik hakları
A. Sosyal güvenlik hakkı
MADDE 60- Herkes, sosyalgüvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır veteşkilatı kurar."
4. "B. Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunmasıgerekenler
MADDE 61- ....................
...............................
Yaşlılar, Devletçe korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacakdiğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir. (Fıkra 3).
..............................
..............................
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsanPEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN ve MustafaBUMİN'in katılmalarıyla 15.4.1993 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenen Yasa kurallarıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleriokunup incelendikten ve 2949 sayılı Yasa'nın 30. maddesi uyarınca çağrılanÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Sigortalar Kurumu GenelMüdürlüğü temsilcilerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
A. Genel Açıklama
Sorun, yaşlılık aylığıyla birlikte verilmesi Yasa'yla öngörülen"sosyal yardım zammı" adındaki ek ödemeden kaynaklanmaktadır. İnsanıngeleceğine ilişkin önlem ve hazırlıklar içinde, hepsinin gerçekleşmesine olanaksağlayan ve hepsinin dayanağı sayılan akçalı durum öncelik taşımaktadır.Çalışanlar yönünden, çalışılan sürede gereksinimleri karşılamaktan dahaönemlisi emeklilik günlerinin huzur içinde geçmesidir. Sosyal Sigortalar Kurumuiştirakçilerinin yaşlılık aylığı, emeklilik yaşamının olabildiğince sorunsuzgeçmesi için gereksinimleri karşılamak amacıyla kullanılmaktadır. Geleceğegüvenle bakmanın parasal aracı olan yaşlılık aylığının yetersizliği"sosyal yardım zammı"yla giderilmek istendiğinden 506 sayılı Yasa'nınitiraz konusu ek 24. maddesiyle bu yardım kurumu yaşama geçirilmiştir.Yurttaşlarını, bireyleri, bu yolla topluma istenci dışında gelişen olaylara,olası tehlikelere karşı korumak ve her yönden güven içinde yaşatmak Devletinbaşlıca görevlerindendir. Sosyal hukuk devleti, sosyal güvenlik sorunlarınıçözmeyi yüklenmiş, ülkenin kalkınmasıyla birlikte ulusal gelirin sosyalkatmanlar arasında adaletli biçimde sağlanmasını amaç edinmiş devlettir.Güçsüzleri güçlülere ezdirmemek ilkesi, herkesi, çalışanları, emeklilerleyaşlıları durumlarına uygun düzenlemelerle sağlıklı, mutlu ve güveniçindeyaşatmayı gerektirir. Sosyal politikaların amaçlarına ulaşmasında gelir vehizmetlerin adaletli dağılımı ilk sırayı alır. Bu nedenle "sosyal yardımzammı" adıyla getirilen katkı, Devletin işçi emeklisine yaklaşımının birgöstergesi niteliğindedir. Sosyal yardım programlarının bir gereği olarakhukuksal yapısı oluşturulan "sosyal yardım zammı" değişik adlaraltında (aileye ve çocuklara yönelik olarak) kimi ülkelerde uygulanmaktadır.Önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasından aylık alanlar ile işkazası vemeslek hastalıkları sigortalarından gelir bağlananlara "avans" adıylayapılan ödeme, sonra "sosyal yardım zammı"na dönüştürülmüştür. SosyalSigortalar Kurumu'nun primlerden oluşan özkaynaklarından karşılanan"sosyal yardım zammı", Kurum'un salamayaçalıştığı olağan yardımdüzeyini gerçekleştirmesinde güçlüklere neden olduğu anlaşılmaktadır."Sosyal yardım zammı"na ayrılan para, temel görevlerin yerinegetirilmesini engelleme ölçüsüne geldiğinden ödemekten kaçınıldığısaptanmıştır. Sosyal sigorta yardımlarının yetersizliğini gidermek amacıylaöngörülmüştür.
B. İtiraz Konusu Kuralların Anlam ve Kapsamı
Sosyal Sigortalar Kurumu'nca ödenen "sosyal hizmetzammı" 15 yıl içinde 1300 katına çıkarak 975 bin TL. olmuştur. SosyalSigortalar Kurumu'nun aylık ödemeleri içindeki oranının 1980'de % 17 iken1992'de % 49, 1993'ün ilk 4 ayında ise % 54 olduğu sözlü açıklama sırasındayetkililerce anlatılmıştır.
1. Sosyal Sigortalar Yasası'nın Ek 24. Maddesinin iptali istenen(a) bendi, yukarıya alınan metninde de açıkça görüleceği üzere iş kazaları,meslek hastalıkları, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ya daaylık alanlarla 991 sayılı Yasa kapsamındaki standartlardan aylık alanlara heray 12.919 TLlık sosyal yardım zammı ödenmesine ilişkindir.
Maddenin (l) bendiyle yine yukarıya alınan metninde ayrıntı lıbiçimde belirtilen kuruluşların, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yazıyla istemesiüzerine sosyal yardım zammının en çok iki ay içinde Kurum'a ödenmesidüzenlenmiştir.
Kamu kuruluşlarından emekli olan sigortalılara ödenen sosyalyardım zammının bu kuruluşlardan alınmasına olanak veren kurala göre 1987-1992yıllarında kamu kuruluşlarına tahakkuk ettirilen 5,5 trilyon TL borçtan ancak600 milyar TL alınabildiği de sözlü açıklamada anlatılmıştır.
C. Sınırlama Sorunu
1. Sosyal Sigortalar Yasası'nın Ek 24. Maddesinin (l) bendi, birkısım sosyal yardım zammının sağlandığı kaynaklardan kamu kuruluşlarının SosyalSigortalar Kurumu'na iş kazası ve meslek hastalığı dışında ödeyeceği sosyalyardım zammına, ödeme yöntemine ve süresine ilişkin olup yerel mahkemeninbakmakta olduğu davada uygulanacak kural değildir. Bu durumda, Anayasa'nın 152.maddesinin birinci fıkrası ile 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesinin sonfıkrası gereğince (l)bendine ilişkin itirazın, başvuran mahkemenin bu konuda yetkisizliği nedeniylereddine, oybirliğiyle karar verilmiştir.
2. Sosyal Sigortalar Yasası'nın Ek 24. Maddesinin (a) bendine göreödenmesi istenilen sosyal yardım zammı, yerel mahkemenin bakmakta olduğudavanın davacısı gözetildiğinde esas inceleme yalnız 506 sayılı Yasakapsamındakilerle sınırlı tutulmalıdır. Bu nedenle, (a) bendine ilişkin esasincelemenin 506 sayılı Yasa ile ek ve değişikliklerine göre yaşlılık aylığıalanlarlasınırlı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
D. İtiraz Konusu Kuralın Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
1. Anayasa'nın 5. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, sosyal güvenlik kuruluşlarıncasağlanan yardımların edim-karşı edim ilkesine dayanmasına, 506 sayılı Yasa'nın72. maddesi gereğince sağlanacak her yardım için prim alınması gereğine karşın506 sayılı Yasa'nın öngördüğü sistem gözardı edilerek sosyal yardım zammı içinprim alınmadığını, bu ödemelerin işçi emekli aylıklarını aştığı ve Kurum'unprim gelirlerinin % 30'una ulaştığını, yasal olarak bulunmasına karşın Kurum'adevlet yardımı yapılmadığını, Kurum'un akçalı güçlüklerini aşabilmesi için primoranlarının % 10 artırılması zorunluluğuna değinmiş, sosyal yardım zammınıödemeyükümlülüğüne ilişkin açık bir kural bulunmadığını, prim ya da kesenek almadanyardım yapılamayacağını ileri sürmüş, ayrıca yukarıya alınan ayrıntılıgerekçelerle iptal isteminin dayanaklarını açıklamıştır.
4792 sayılı Yasa'nın 19. maddesinde Kurum gelirleri arasındasayılan Devlet yardımının yapılmadığı da belirtilen başvuru kararında konu,Devletin temel amaç ve görevleri kapsamında değerlendirilmiştir.
Sosyal yardım zammı, hakeden iştirakçilere ödenecek Devletkatkısıdır. Sosyal Sigortalar Kurumu bu ödemenin aracıdır. Kurum'un içindebulunduğu akçalı güçlükler, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olan bu ödemeninyapılmasını geciktirse, yavaşlatsa, azaltsa da bireylerin ve ailelerin sosyalgüvenliğini olumlu biçimde etkileyen yardımın kaldırılmasınaneden olamaz.Yardımın, bir sosyal katkı olarak sürmesinin, asıl ödemeler doyurucu düzeydeolmadıkça, sosyal devlet niteliğine uygun bir işleyiş olduğunda duraksanamaz.Yalnızca "malî darboğaz" Anayasa'ya aykırılık nedenini oluşturamaz.Kurum'un malî yönden iyileştirilmesi için alınacak önlemler de Yasakoyucu'nunve Kurum yönetiminin yetki ve görev alanına giren konulardır. Sosyal yardımzammının Anayasa'nın 5. maddesinde sayılan Devletin temel amaç ve görevleriylebağdaşmayan yönü olmadığı gibi, tersine,bu maddeye uygun düşen bir yaklaşımtürüdür.
2. Anayasa'nın 10. Maddesinin İkinci Fıkrası Yönünden İnceleme
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, Anayasa'nın öngördüğü sosyalgüvenlik düzeninin 506, 1479 ve 5434 sayılı Yasalar çerçevesinde finansmankaynağı özde primlerden oluşan sosyal sigortalar modeline göre yapılandığını,prim ya da kesenek alınmadan yardım yapılmasının Anayasa'nın amaçladığı sosyalgüvenlik hakkını büyük ölçüde tehlikeye düşürdüğünü ileri sürmüş, böyleceAnayasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık gerekçesini sosyalgüvenlik kuruluşlarının eşitlik yönünden karşılaştırılmalarına ve prim ödemedenyardım yapılamayacağı görüşüne dayandırmıştır.
Sosyal güvenlik kuruluşlarının başlıcaları Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'dur. Bunlar, kuruluşyasaları, kapsadığı kişiler, sağladıkları olanaklar ve bunların hesaplanmayöntemleri yönünden birbirinden ayrı yapıda güvenlik kuruluşlarıdır.Nitelikleri değişik olan kurumlar arasında karşılaştırma yapmak uygundeğildir.
Anayasa'nın 10. maddesiyle öngörülen eşitlik; aynı durumda bulunankişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamayı, yasa karşısındakimseye dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep vebenzeri nedenlerle ayrım yapılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Eşitlik ilkesiylehukuksal birlikteliğin gerçekleşmesi istenmiştir. Bu ilke, aynı durumdaolanlara aynı, ayrı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını değil, aynıdurumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını engellemektedir. Dava konusuolaydaki Sosyal Sigortalar Kurumu ile TC. Emekli Sandığı'nın ve Bağ-Kur'unniteliklerindeki ayrılık, ayrı kurallara bağlı tutulmalarını ve iştirakçilerineayrı tür, koşul ve yöntemle ödemeler yapılmasını aykırı kılmamaktadır.
Primalmadan sosyal içerikli yardımlar yapmanın sosyal güvenlikhakkını tehlikeye düşüreceği ve böylece eşitlik ilkesinin zedeleneceği savı,sosyal güvenliği sağlamanın Devletin görevi olmasına karşın kaynakyöntemlerinin uygulanmasına ilişkin kural konulmasıolgusu karşısında yerindegörülmemiştir. Kaldıki, sosyal güvenliğin, eşitliğin sağlanması ve bukavramların zedelenme olasılığı salt prim ödenmesine bağlı tutulamaz. Primalınmadan da sosyal içerikli yardımlar yapılabilir. Bu durumu Devletin ya dailgilikurumların akçalı güçleriyle olanak kazanır. Sosyal Sigortalar Kurumu,evlenme yardımında olduğu gibi prim almadan da yardım yapabilmektedir.
Ayrıca, Yasa'da öngörülen yardımın yapılmasını engelleyen ya dayapılmasını koşula bağlayan bir kural yoktur. (a) bendinin açıklığı, ödemeninyapılması için başka bir kuralın varlığını da gerektirmemektedir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrasınaaykırı bir yanı görülmemiştir.
3. Anayasa'nın 60. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 5. ve 60. maddelerine aykırılığıgerekçesi birliktelik taşımaktadır. Yukarda 5. madde bölümünde özetlenerekbelirtilen aykırılık gerekçesi 60. madde için de gözetilerek yargıyavarılacaktır.
Devlet katkısının yapılmamasının malî güçlüğü yenmek içinprimlerin % 10 artırılmasını gerekli kılması, bunun da işçi ve işverene yeniyük getireceği, karşılığı alınmadan yapılan yardımın emeklilerin refah payınıazaltacağı görüşünün Anayasa'nın 60. maddesiyle bir ilgisi bulunamamıştır.
Sosyal güvenlik, bireylere ekonomik güvence sağlayan kişileribelli zarara uğrama olasılıklarına karşı, koruma işlevi bulunan kurumlarbütünüdür. Sosyal güvenlik politikaları, sosyal zarar tehlikelerininsonuçlarını giderek bireyleri ekonomik yönden güçlü tutmayı amaçlar. Buamaçlarıgüden politikaların kapsamına çalıştırma (istihdam), gelir güvencesi, çalışmagücünün korunması, meslek kazancı yerine geçecek ödemeler, sosyal sigortalardanbelli aralıklarla sağlanan gelirler, her tür sosyal yardım ve öbür ödemelergirmekte, böylece bireyin ekonomik ve sosyal güvenliğiyle bu yolla ve bunakoşut biçimde toplumda sosyal güvenlik sağlanarak, toplumsal barışgüçlendirilmektedir.
Sosyal güvenliğin sağlanması, yalnız sosyal sigortalarla değil,öbür sosyal hizmet kuruluşları, kimi sosyal hizmetler ve sosyal yardımlarlaolmaktadır. Bu kapsamda zarara uğrama olasılıklarını denkleştirmeyle birliktesosyal denkleştirme de önem kazanmaktadır. İncelenen kuralın öngördüğü sosyalyardım zammı, madde kapsamındaki kişilerin sosyal güvenliklerinisağlamak içingetirilmiş, sosyal yardım nitelikli bir ödemedir. Sosyal yardımın tümüylesosyal sigorta kapsamında çözümlenmesi olanağı
bulunmadığından düzenleme, Anayasa'nın 60. maddesine aykırıdeğildir.
4. Anayasa'nın 61. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden İnceleme
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, incelenen kuralın Anayasa'nın 61.maddesinin üçüncü fıkrasına aykırılık gerekçesinde, bu maddede yaşlılarınDevletçe korunacağının, yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak öbür haklarlakolaylıkların yasayla düzenleneceğinin öngörüldüğünden sözederek bu hususlarınemeklileri de kapsayacağı görüşünü açıklamaktadır.
Oysa, Anayasa'nın 61. maddesi, sosyal güvenlik yönünden özelolarak korunması gerekenlere ilişkin bir kuraldır. İptali istenen (a) bendininAnayasa'nın 61. maddesinin üçüncü fıkrasıyla bir ilgisi görülememiştir.
Devlet, yükümlülüklerini olanakları ve gücü ölçüsünde yerinegetirecek, bu bağlamda yürürlüğe konulan Yasa ile öngörülen sosyal hizmetzammının etkin biçimde ve düzenli ödenmesi için gereken önlemleri almaktan,Sosyal Sigortalar Kurumu'na gerekli yardımları yapmaktan, yasal düzenlemelerleKurum'u güçlü kılmaktan kaçınmayacaktır. Kural iptal edilirse sosyal yardımzammından tümüyle yoksun kalınır. Devlet önlem alırsa ödenmesi yararlı biçimdesürer.
Özgün adıyla ya da dolaylı olarak ödenmesine ilişkin Anayasa'daaçık bir kural bulunmamakla birlikte ödenmesi Anayasa'nın herhangi bir kuralınaaykırı düşmeyen sosyal yardım zammını öngören yasakoyucunun bu takdirineelatarak ödenmesinin gerekmediğini kararlaştırmak, Anayasa Mahkemesi'nin özenlekaçındığı yasakoyucu gibi davranmakla yeni bir uygulamaya yolaçacak biçimdehüküm kurmak benzeri bir yerindelik denetimi olur.
Açıklanan bu nedenlerle itiraz yerinde görülmediğinden iptalisteminin reddi gerekir.
Güven DİNÇER, Mustafa GÖNÜL, İhsan PEKEL ile Sacit ADALI bugörüşlere katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın sınırlamakararı gereğince incelenen Ek 24. Maddesinin (a) bendinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Güven DİNÇER, Mustafa GÖNÜL, İhsan PEKELile Sacit ADALI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
18.11.1993 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1993/18
Karar Sayısı : 1993/42
Anayasa'nın 60. maddesinin ikinci fıkrasında, Devletin sosyalgüvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve bunun içinde gerekliteşkilatı kuracağı öngörülmüştür.
Uygulamada Türkiye'de sosyal güvenlik, Sosyal Sigortalar Kurumu,Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'dan ibaret olan üç ayrı ve paralel sosyal güvenlikkurumunca yürütülmektedir. Bu kurumların düzenlenişi, çalışanlara ve emeklileresağladıkları sosyal güvenliğin kapsamı, boyutları ve uygulanışı ile kurumlarındevletle olan ilişkileri yasalarla belirlenmiş ve çözülmüştür.
Bu ilişkilerin anayasal boyutları ise Anayasa Mahkemesi'ninAnayasa'nın 60. maddesi ile ilgili yorumlarında ortaya konulmalıdır.
Sosyal güvenlik kurumları, kuruluşlarında temel iki ayrı yolunizlenmesi mümkündür:
1. Masraflarına katılma, ne biçimde düzenlenirse düzenlensinsosyal güvenliği devletçe karşılanması ve yürütülmesi,
2. Sosyal güvenliğin sigorta sistemine göre "çalışan" ve"işveren"in katkıları ile oluşan kaynaklarca sağlanması ve bağımsızkuruluşlarla yönetilmesi.
1949 yılında Emekli Sandığı, 1945 yılında Sosyal Sigortalar Kurumuve 1971 yılında Bağ-Kur'un kuruluşunda yukarıda açıklanan ikinci yolizlenmiştir.
Devletin bu kuruluşları ve bunların verdikleri sosyal güvenliğindüzenlenmesinde temelde yapılan tercihin unutulmaması ve düzenlemelerde vekurum-Devlet ilişkilerinde bu hususun gözönünde tutulması gerekir.
Ayrıca sosyal güvenlik kuruluşlarının doğal yapıları gereği bukurumların düzenlenişi ve yönetiminde "istikrar" temel kuraldır.
Ülkemizdeki bütün sosyal güvenlik kuruluşları başlangıçta yapılantemel tercih nedeniyle sigorta esasına göre düzenlenmişlerdir. Bunlarıngelirleri, özel sigortalardaki gibi sözleşme ile değil yasal normlarlabelirlenmiştir. Aynı şekilde sosyal sigortanın karşıladığı riskler de yineyasal normlarla tespit edilmiştir. Bu yasal normlar karşılıklı denge içindebelirlenmiştir. Gelir-Gider esasına dayanan bu dengeyi bozacak her düzenleme,bu kuruluşların geleceğini olumsuz yönde etkiler.
Sosyal güvenlik kuruluşlarının malları korunma bakımından"devlet malı"nın imtiyazlarını taşırlar. Bu mallar ve kurumkaynakları devletin değildir. Bunlar, ancak devletin siyaneti altındadırlar veDevletçe kurulan sistem içinde yönetilirler. Bu kuruluşların gerçek sahibisosyal güvenliğini bu kuruluşlara bağlayan kitlelerdir.
Dava konusu fıkra ile yapılan düzenleme Sosyal SigortalarKurumu'nun geleceği düşünülmeden yapılmış hesap dışı bir düzenlemedir. Budüzenleme ve benzeri düzenlemeler bugün sosyal sigortaya gelecekleri içinkesenek ödeyen sigortalıların güvenliklerinin yok edilmesi anlamındadır.
Sosyal güvenlikle ilgili temel düzenlemeler ve yönetim tercihleriyapıldıktan ve konunun gerektirdiği uzun, istikrarlı uygulama yıllarından sonratemelde yapılan tercihlere aykırı ve sosyal güvenlik kurumuna karşılıksız yükgetirici yasal düzenlemelerin yapılması işte bu açıdan ele alınmalıdır.
Genel idarenin ve Devlet hazinesinin dışında kanunlarla düzenlenenözel gelir kaynaklarına sahip olan ve yine kanunlarla düzenlenmiş sosyalsigorta giderlerini karşılayan sosyal güvenlik kuruluşlarının belirli aktuaryahesaplarına dayanan gelir ve gider denkliğini bozacak yasal harcamalardabulunabilmesi için yasakoyucu tarafından özel gelir kaynakları gösterilmeli vebulunmalıdır. Bu kaynakların düzenlenmesinde de bugün sosyal güvenliktenyararlanan eski nesillerle onu bugün ödentileri ile ayakta tutan nesillerarasındaki dengelerin adil düzenlemelerle sağlanması gerekir.
Uzun yıllardır ülkemizde Devlet harcamalarında bir disiplinsağlanamadığı için sosyal güvenlik kuruluşlarının kaynakları Hazine'ningiderlerini denkleştirmekte kullanılmış ve eritilmiştir. Ayrıca çeşitli yasaldüzenlemelerle sosyal güvenlik kuruluşlarına hesap ve sistem dışı yeni yüklergetirilmektedir.
Dava konusu maddenin ilk bakışta Anayasa ile ilgisigörülmeyebilir. Fakat bu Madde bir sosyal güvenlik kuruluşunun yasalarla yokedilmesinin güzel bir örneğidir. Yasakoyucu, sosyal güvenlik kuruluşlarını tüketmeyetkisine sahip değildir ve yasalarla getirdiği yeni yükleri kurum dışıkaynaklardan bulmak ve karşılamak zorundadır.
Sosyal güvenliğin geleceğini tehlikeye atan bütün düzenlemelersosyal güvenliği anayasal bir kurum haline getiren, Anayasa'nın 60. maddesineaykırılık oluşturur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu kural Anayasa'nın 60.maddesine aykırıdır ve iptali gerekir.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Sacit ADALI
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı : 1993/18
Karar Sayısı : 1993/42
Bu konuda Üye Mustafa GÖNÜL'ün karşıoy gerekçesine katılıyorum.16.8.1995
İhsan PEKEL
Üye
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1993/18
Karar Sayısı : 1993/42
Zamandan ve yerden yararlanmak amacıyla, Anayasa Mahkemesi'nin18.11.1993 günlü, Esas 1993/17, Karar 1993/41 sayılı kararında kullandığımkarşıoyumu yineliyorum.
Mustafa GÖNÜL
Üye