ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1993/21
Karar Sayısı : 1993/30
Karar Günü : 21.9.1993
R.G. Tarih-Sayı :16.08.1995-22376
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Alaşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun12. maddesinin son fıkrasının Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığısavıyla iptali istemidir.
I- OLAY
3.9.1951'de tapu maliki olan davacılar, üçüncü kişiye karşıAlaşehir Sulh Hukuk Mahkemesi'nde elkoymanın önlenmesi (müdahalenin men'i)davası açmışlardır. Mal Müdürlüğü, bu davaya 24.12.1952 günlü dilekçeylekatılmak istemiştir. Davanın reddine ilişkin karar, Yargıtay'da usul yönündenbozulmuştur. Yerel mahkeme davayı yeniden ele almış, ancak yörede kadastro işibaşladığından 17.9.1954'de dosyanın Kadastro Hakimliğine gönderilmesine kararvermiştir. Kadastro Mahkemesi'nde dava sürerken taşınmaz, 4.7.1954 günlütutanakla, tapu kaydına dayanılarak, tapuda adları yazılı davacılarla MaliyeHazinesi adına payları oranında tesbit edilerek 24.2.1955'de tapuya tesciledilmiştir. Paylarınzamanla malik değiştirdiği dosyaya gelen tapu kayıtlarındananlaşılmaktadır. Tapulama Mahkemesi'ndeki yargılama sonunda verilen dava konusutaşınmazın 12880 metrekarelik kısmının paydaşlar adına, tapu fazlası olan 22520metrekarelik yerin Maliye Hazinesiadına tapuya tesciline ilişkin 12.4.1984günlü karar, 24.2.1985'de Yargıtay'ca onanarak kesinleşmiştir. MaliyeHazinesi'nce Karar gereğince, yerin, adına tescili için başvurulduğunda dahaönceden tesbit gibi tescil edildiğinin anlaşılması üzerine, tesbitkesinleşmeden yapılan tescil işleminin hukuksal değer taşımadığını, bu siciledayanılarak yapılan satışların geçersiz olup alıcıların Medeni Yasa'nın 931.maddesinden yararlanamayacaklarını ileri sürerek adlarına tapu kaydı oluşturulanlarınmirasçıları ve onlardan pay satın alan kişilere karşı tapu iptali davasıaçılmıştır. Davaya yanıt veren kimi davalılar, tapuya tescilden başlayarak 20yıl geçtiğini, malik sıfatıyla zilyet olduklarını, 3402 sayılı Yasa'nın 12.maddesinin son fıkrasına göre davanın reddiniistemişlerdir.
Davacı vekili 19.6.1992 gününde Anayasa'ya aykırılık savını içerendilekçe vermiştir. Davalıların görüşünü alan Mahkeme bu savı ciddî bularak 3402sayılı Tapulama Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrasının iptali istemiyle21.12.1992 günü, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar vermiştir.
III- YASA METİNLERİ
A. İptali İstenen Yasa Kuralı
3402 sayılı Kadastro Yasası'nın iptali istenen 12. maddesinin sonfıkrası şöyledir :
"Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tesciledilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tesciltarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyedliğinde bulunduranlarile bunların akdî ve kanunî halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda MedenîKanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar."
B. İtiraz başvurusunda dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1."MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğinebağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik vesosyal bir hukuk Devletidir."
2. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizinkanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3. "MADDE 36.- Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmahakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Servet TÜZÜN, Mustafa ŞAHİN, İhsanPEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN ve MustafaBUMİN'in katılmalarıyla 20.4.1993 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırı olduğu ileri sürülen Yasa kuralı ile itiraza dayanak yapılan Anayasakuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve öbür yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A. Sınırlama Sorunu
Kadastro Yasası'nın 12. maddesine, TBMM görüşmeleri sırasındaverilen önergenin kabulü üzerine eklenen dava konusu son fıkraya göre, özelmal, kamu malı ayırımı yapılmaksızın kadastro tutanağının kesinleşmesine karşınyanlışlıkla kesinleşmiş gibi tapuya yazılan tüm taşınmazlar, belli süreningeçmesiile tapuda malik olarak yazılan kişinin ya da mirasçıların mülkü olmaktadır.Davacı Hazine, kesinleşen Tapulama Mahkemesi kararı uyarınca 35400 metrekareliktaşınmazın tapu kaydı miktarı olan 12888 metrekarelik kısmının paydaşlar adına,22520 metrekarelik bölümünün ise miktar fazlası olarak ayrılıp Hazine adınatescilini istemiştir. Yapılan keşiflerde, tapuda ekili bahçe olarak kayıtlıdava konusu yerin tümünün bağ ve tarla olduğu ve özel mülkiyete konusu niteliğitaşıdığı saptanmıştır. Bu yerin kamu malı olduğu savında bulunulmamıştır. Ancaktapu dışında kaldığından "tapusuz" niteliği ağır basmaktadır.
Dava konusu taşınmazın bu niteliği gözönünde bulundurulduğundaitiraz konusu kuralın özel mülkiyete konu olabilecek tapusuz taşınmazlarlasınırlı olarak incelenmesi gerekir.
B. İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Kadastro Yasası'nın gerekçesinde, bir tür tasfiye düşünüldüğünden,ülkenin kadastrol topografik haritasına dayalı olarak taşınmaz mallarınsınırlarının arazi ve harita üzerinde belirtilerek hukuksal durumlarınısaptamak, Medenî Yasa'nın öngördüğü biçimde tapu sicilini oluşturmak amacıaçıklanmaktadır.
Yasa'nın 1.-12. maddelerine göre kadastro ekibi, kadastro çalışmaalanını ilân eder, çalışma alanında işe başlamadan önce yerel hukukmahkemelerinde bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastroile ilgili davalarla hükme bağlanmış olup da kesinleşmeyen davaların listesinialır ve bunu kadastro teknisyenliğine verir. Kadastro teknisyenleri hazırbulundukları takdirde mal sahipleri ve ilgililerin huzurunda, varsa harita,tapu ve vergi kayıtları ile diğer belgeleri en az üç bilirkişi ve muhtarınbilgilerinden yararlanarak inceler ve o yere uygular. Elde ettikleri bilgi vebuna ilişkin kanılarını her taşınmaz mal için düzenleyecekleri kadastrotutanağına yazarak sonucuna göre taşınmaz malı sınırlandırır ve hak sahiplerinibelirler.
Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra, kadastro ekibinin çalışmaalanında işlerini bitirmesine kadar tesbitlere itiraz edebilir. Komisyon,kendisine iletilen işlerle itirazlı tutanakları aldığı günden başlayarak en geçbir ay ya da gerekçe gösterilmek suretiyle kadastro ekibinin çalışma alanındakiçalışmalar sona erinceye kadar inceler. Bu incelemeler sonucunda eski tutanağınyerine geçmek üzere hak sahibini belirleyici yeni bir tutanak düzenlenir.Kadastro müdürü, kadastro tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanak olanaskı cetvellerini düzenler, bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette veayrıca muhtarın çalışma yerinde 30 gün süre ile ilân ettirir. Bu süre geçtiktensonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ilişkin sınırlamalar ve tesbitlerkesinleşir. Tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tesbitlere karşıtutanakların kesinleştiği tarihten başlayarak on yıl geçtikten sonrakadastrodan önceki hukuksal nedenlere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tesciledilmişse, sava ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tesciltarihinden 20 yıl süreyle malik sıfatı ile zilyedliğinde bulunduranlar ilebunların akdî ve kanunî halefleri, açılmış ve açılacak davalarda MedenîYasa'nın tapuya güven ilkesinden yararlanırlar.
Dava konusu olayda, kadastro tutanaklarının tapuya tesciledildiği, Tapulama Mahkemesi'nin dosyasındaki tapu sicil muhafızlığı yazısı veeklerinden anlaşılmaktadır. Yerel mahkemede taşınmaza ilişkin dava devamederken gerekli bilgi alınmadan, tapuya tescil yapılmıştır. Taşınmazın davasısürdüğüne göre tapulama tutanakları kesinleşmediğinden itiraz konusu kuralınsınırlandığı biçimiyle davada uygulanacak kural olduğu açıktır.
Kadastro Yasası'nın gerekçesinde 12. maddeyle kadastrotutanaklarının kesinleştirilmesi, tapu kütüklerine tescil işlemlerinin kısazamanda yapılması ve kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten başlayarak10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuksal nedenlere dayanılarak davaaçılmaması esası getirildiği belirtilmiştir. Böylece, daha önce 766 sayılıYasa'nın 31. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin tesciltarihinden değil, tescil tarihinin kimi nedenlerle gecikmesinden kaynaklanansakıncaları önlemek için tutanakların kesinleşme tarihinden başlayacağıönerilmişken, TBMM görüşmeleri sırasında 12. maddeye itiraz konusu son fıkraeklenmiştir. TBMM'nin 21.6.1987 günlü oturumunda bu fıkraya ilişkin gerekçe"Medenî Kanunun 639. maddesine paralel bir düzenleme getirilmiş olup,taşınmazın niteliğine bakılmaksızın tapu sicillerine itimat prensibininkuvvetlendirilmesi öngörülmüştür." olarak açıklanmıştır.
Medenî Yasa'nın 633. ve sonraki maddeleri taşınmaz edilmeyeilişkin hususlar düzenlemektedir. Medenî Yasa'nın 638. maddesine göre adîzamanaşımında, haklı bir sebep olmadığı halde tapuda malik gibi görünen kimseeğer hüsnüniyetli ise ve taşınmazı 10 yıl çekişmesiz ve kesintisizelindebulundurmuşsa o kimsenin taşınmaz üzerindeki hakkına itiraz olunamaz.
Kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinme, aslında Medenî Yasa'nın639. maddesinde öngörülmüştür. Anılan maddenin birinci fıkrasına göreolağanüstü zamanaşımında tapusuz ve özel mülkiyete konu olabilen bir taşınmazı,çekişmesiz ve kesintisiz 20 yıl süre ile malik sıfatıyla elinde bulundurankimse, kendi adına tescil isteyebilir. İkinci fıkrasında tapuda maliki bellideğilse ya da 20 yıl önce ölmüşse taşınmazı birinci fıkradaki koşullarla elindebulunduran kimsenin kendi mülkü olarak tescilini isteyebileceği belirtilmektedir.Taşınmazı malik olduğu veya ileride malik olacağı inancı ile elindebulundurmak, malik niteliği ile zilyetliktir. Çekişmesiz zilyetlik, gerçekmalikin istihkak davası açmadığı ya da açmışsa bile çekişmenin sonuç vermediğizilyedliktir. Kazandırıcı zamanaşımı süresince zilyedliğin yitirilmemiş olmasıgerekir.
Medenî Yasa'nın 931. maddesi ise daha değişik bir düzenlemegetirmektedir. Maddeye göre yolsuz tescil edilmiş olsa bile bu kayda dayanarakiyi niyetle aynî hak edinenin bu edinmesi geçerli olur. Haklı neden olmaksızınyapılan tescilin aynî hak doğurmayacağı ilkesine ayrıklık oluşturmaktadır. İyiniyetli üçüncü kişilerin durumu ve güven duyması bu madde ile korunmuştur. Sözüedilen iyi niyet, Medenî Yasa'nın 3. maddesindeki iyiniyettir. Tersini ilerisüren kişinin, kötü niyetle davrandığının kanıtlanması gerekir.
Taşınmazlar üzerindeki aynî hakların tapu sicili yoluyla açıklıkkazanması, güveni ve sürekliliği sağlar. Yolsuz tescilin yanı olanlar veonların mirasçıları bu madde ile korunmamışlardır. Anılan madde, özel mülkiyethakkında uygulanır. Kamu mülkü durumuna girmiş olan bir taşınmazın özel hukukalanında uygulanabilecek yasa kurallarına dayanılarak mülk edinilemez. Hakkazandırıcı süre
içinde, elde bulundurulmak veya her nasılsa açık bırakılan tapusicilindeki kayda iyi niyetle dayanılmak suretiyle mülk edinilemez.
Kadastro Yasası'nın 12ci maddesinin son fıkrasıyla kadastrodüzenlemelerinde şimdiye kadar rastlanmayan bir hüküm getirilmiştir. Bu hüküm,Medeni Yasa'nın 639. maddesine koşut olup aynı amaca yöneliktir. Tapulutaşınmazları da kapsaması sonucunda 639. ve 931. maddelerdeki kimi öğeler dealınmıştır. Kadastro işleminin tasfiye niteliğine uygun içeriktedir. Hernasılsa kadastro tutanakları kesinleşmeden tapuya tescil durumunda, belli birsüre kullanılması elde bulundurulması sonucu, o andaki tapu maliklerininedinmesinin geçerli sayılmasına olanak vermektedir. Bu durum, yeni bir mülkiyetkazanma biçimidir.
Anayasa Mahkemesi'nin 8.2.1973 günlü, Esas 52, Karar 5 sayılıkararında, kadastroya dayanılarak düzenlenen plânların ve tapu sicilleriylebelirlenmiş olan hukuksal durumun kararlılık içinde süregelmesi bunlarındüzenlenmesinden önce hukuksal ve eylemli duruma dayanılarak kullanılacak davahaklarını, hakkın özüne dokunulmayacak, ancak kararlılığı da bozmayacak birölçüyle sınırlandırarak, gerçekleşebileceği belirtilirken başka kadastroyasalarının da itiraz kısıtlamasının olmadığı durumlarda 766 sayılı Yasa'nın31. maddesiyle getirilen kısıtlama Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.
İtiraz konusu kural, mülkiyet hakkıyla doğrudan ilgilibulunmamaktadır. Kazandırıcı zaman aşımı ile mülk edinmede değişik yasalarlayapılan değerlendirmelerde, ötedenberi değer verilen ve mülkiyet hakkınınedinilmesinde zilyetlik kurumu temel bir sistem olarak kabul edilmiştir.Zamanaşımı ile kazanılan hak, tescil isteminde bulunma hakkıdır. Tapulamatesbiti kesinleşmeden tapuya tescilde ise, taşınmazı yirmi yıl süreyle maliksıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar kendilerine karşı açılacak davalardaMedeni Yasa'nın tapuya güven ilkesinden yararlanırlar.
Kamu düzeni ve kamu yararı amacıyla yürürlüğe konulan KadastroYasası ile kesinleşen tutanaklara 10, kesinleşmeyen tutanakların tapuya tescilidurumunda da 20 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuksal nedenlerinedayanılarak itiraz edilemeyeceği öngörülmüştür.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
1. Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarında "yasa önündeeşitlik", herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamınagelmez. Anayasa'nın öngördüğü eşitlik, aynı hukuksal durum içinde bulunanlarınaynı kurallara, ayrı durumdakilerin ayrı kurallara bağlı olmasıdır. Kimikişilerin haklı bir nedenle değişikkurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesineaykırılık oluşturmaz. Durum ve konumlardaki özellikler yönünden değişikkuralların uygulanmasını gerekli kılabilir. Ayrı durumda olanlar için ayrıdüzenleme, aynı durumdakiler için aynı düzenleme eşitlik ilkesinin gereğidir.Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Ayrıhukuksal durumlardakilerin ayrı kurallara bağlı tutulması, Anayasa'nınöngördüğü eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Başka bir anlatımla kişiselnitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallarladeğişik uygulamalar yapılamaz. Ayrı durumlarda bulunmaktan doğan zorunluluklarya da haklı bir nedenle getirilen farklı uygulamalar Anayasa'nın öngördüğüeşitlik ilkesine aykırı düşmez.
Yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda, davadauygulayacağı Kadastro Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrasında, kötü niyetliolup olmadığına bakılmaksızın herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişkesinleşmemiş tutanaklara dayanılarak kişilerin hak sahibi kılınmasının hukukauygunluk ve yasa önünde eşitlik ilkelerine ters düştüğü, Medeni Yasa'nın 638.ve 931. maddelerine göre yolsuz tescil nedeni ile malik görünen iyi niyetlikimsenin hak sahibi olabilmesine karşın itiraz konusu fıkranın kötü niyetlikişilere de hak tanıdığı ve onları koruduğu ileri sürülmüştür.
Medenî Yasa'nın 931. maddesine göre, taşınmaz kazanımı için iyiniyet koşuldur. Medenî Yasa'nın 638. maddesine göre haklı bir nedene dayanmadantapuda malik gibi görünen kişinin iyi niyetli olması ve taşınmazı çekişmesiz vekesintisiz on yıl elinde bulundurması durumunda mülkiyet hakkını kazanır.Kadastro Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrasında ise herhangi bir nedenletapuya tescil edilmiş fakat kesinleşmemiş tutanaklarla kişinin iyi ya da kötüniyetine bakılmaksızın taşınmazı 20 yıl süreyle malik sıfatıyla zilyedliğinde bulundurmasıdurumunda Medenî Yasa'nın tapuya güven ilkesinden yararlanılır. KadastroYasası, kamu düzeni amacıyla yürürlüğe konulmuş olup tasfiye amacını taşımaktave tapu kütüklerine tescil işlemlerinin kısa zamanda sonuçlanmasınısağlamaktadır. Kamu yararını gözeten, tapuya güven ilkesine dayanan, KadastroYasası'nda, Medenî Yasa'dan farklı bir taşınmaz kazanılması öngörülmekte ve heriki yasa, ayrı koşullarda ayrı düzenlemeleriçermektedir. Açıklanan nedenler vesınırlanan yönüyle itiraz konusu fıkra, ayrı durumlar için ayrı düzenlemeiçerdiğinden ve tapu dışı kalan bölümün Yasa uyarınca işlendiği tapu kütüğünegüven ilkesi gibi haklı bir nedene dayandığından Anayasa'nın 10. maddesineaykırı görülmemiştir.
2. Anayasa'nın 36. Maddesi Yönünden İnceleme
Anayasa'nın "Hak Arama" başlıklı 36. maddesinde herkesingeçerli amaç ve yollardan faydalanarak yargı yerlerinde davacı ya da davalıolarak sav ve savunma hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir. Hiç kuşkusuzkişinin hukuksal yönden geçerli araç ve yollardan hak arama özgürlüğüne sahipolması hukuk devleti ilkesinin temel kurallarından biridir. Dava yolu, hakarama özgürlüğünün en belirgin biçimidir. Temel haklar ve ödevler kapsamındakibuözgürlük ancak Anayasa'nın öngördüğü genel ve özel nedenlerle sınırlanabilir.Mahkemece, itiraz konusu kuralın, taşınmazın malikinin hak arama özgürlüğünüzedelediği ileri sürülmüştür.
İptali istenen kural, kesinleşmemiş tutanaklar herhangi birnedenle tapuya tescil edilmiş ise isteme ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızıntaşınmazı tescil tarihinden başlayarak 20 yıl süreyle malik sıfatıylazilyetliğinde bulunduranlara kendilerine karşı açılacak davalarda ilerisürebilecekleri "tapuya güven" esasına dayalı bir hak sağlamıştır.
Söz konusu kuralla, malik olduğu savıyla dava açma ve hak aramaözgürlüğüne 20 yıl süre için herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Sınırlama,20 yılı aşan süre için kamu düzeni ve kamu yararı ilkelerine dayanmakta ve buyönüyle de Anayasa'nın 36. maddesine aykırı düşmemektedir.
3. Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme
Mahkeme, Kadastro Yasası'nın 12. maddesinin son fıkrası ile kötüniyetli kişilerin korunduğunu, bunun hukuk devleti ilkesine ters düştüğünüileri sürmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin birçok kararında belirtildiği gibi, hukukdevleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu başlıcageçerlik koşulu bilen, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayanve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan,Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan hak ve özgürlüklerinikoruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, tümişlem ve eylemlerini bağımsız yargının denetimine açık bulunan veyasalarınüstünde Anayasa ile yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleribulunduğu bilincinde olan devlettir.
Tapusuz taşınmazın tapu siciline tescilinde kararlılık sağlanmasıamacıyla tescil tarihinden itibaren yirmi yıl malik sıfatıyla taşınmazızilyedliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanunî haleflerinin açılmış veaçılacak davalarda Medenî Kanun'un tapuya itimat prensibindenyararlandırılmalarında hukuk devleti ilkesinin yer aldığı Anayasa'nın 2.maddesine aykırılık bulunmamaktadır.
VI- SONUÇ
21.6.1987 günlü, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın;
A. 12. maddesinin son fıkrasının özel mülkiyete konu olan tapusuztaşınmazlarla sınırlı olarak incelenmesine,
B. Sınırlama kararı uyarınca incelenen fıkranın Anayasa'ya aykırıolmadığına ve iptal isteminin REDDİNE,
21.9.1993 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI