ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1993/25
Karar Sayısı : 1994/2
Karar Tarihi : 25.1.1994
R.G. Tarih-Sayı :31.12.1994-22158
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Sekizinci Dairesi.
İTİRAZIN KONUSU : 29.4.1992 günlü, 3795 sayılı "Bazı Lise,Okul ve Fakülte Mezunlarına Ünvan Verilmesi Hakkında Kanun"un 3.maddesinin (e) bendinin, Anayasa'nın 10., 42. ve 130. maddelerine aykırıbulunduğu kanısıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin, 3795 sayılı Yasa'nın4. maddesine dayanılarak Yükseköğretim Kurulu'nca (YÖK) çıkarılan "TeknikÖğretmenler İçin Düzenlenecek Mühendislik Programlarının Uygulama Esas veUsulleri Yönetmeliği"nin iptali istemiyle açtığı davada sözü edilenYönetmeliğin dayanağını oluşturan 3795 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin (e)bendinin Anayasa'ya aykırılığına ilişkin savın ciddi olduğu kanısına varanDanıştay 8. Dairesi, bu kuralın iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralı
29.4.1992 günlü, 3795 sayılı Yasa'nın iptali istenen (e) bendinide içeren 3. maddesi aynen şöyledir:
"Madde 3.- Gördükleri meslekî teknik öğretim alanlarına göre;
a) Endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi, teknik lise ve kızteknik lisesi mezunlarına, "teknisyen",
b) Lise üstü iki yıl süreli yüksek teknik öğretim görenlere,"tekniker",
c) Lise üstü üç yıl süreli yüksek teknik öğretim görenlere,"yüksek tekniker",
d) Lise üstü dört yıl süreli yüksek teknik öğretim gören erkekteknik öğretmen okulu, erkek teknik yüksek öğretmen okulu, yüksek tekniköğretmen okulu ve teknik eğitim fakültesi mezunları ile kız teknik öğretmenokulu, kız teknik yüksek öğretmen okulunun ve meslekî eğitim fakültesininteknik eğitim veren bölümlerinden mezunolanlara "teknik öğretmen",
e) Teknik öğretmen ünvanını kazananlar için ilgili teknik eğitimfakültelerince düzenlenecek en fazla iki yarı yıl süreli tamamlamaprogramlarını başarıyla bitirenlere dallarında "mühendis"
Unvanı verilir.
Bu unvanlar,eğitim görülen dalın ismi ile birliktekullanılır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin iptal istemini dayandırdığıAnayasa kuralları şunlardır:
1. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2. "Madde 42.- Kimse, eğitim ve öğrenim bakımından yoksunbırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit edilir ve düzenlenir.
Eğitim ve öğretim, Atatürk İlkeleri ve inkılâpları doğrultusunda,çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altındayapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadankaldırmaz.
İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur veDevlet okullarında parasızdır.
Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devletokulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir.
Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin,öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekliyardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel öğretime ihtiyacı olanlarıtopluma yararlı kılacak tedbirleri alır.
Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırmave inceleme ileilgili faaliyetler yürütürülür. Bu faaliyetler her ne suretleolursa olsun engellenemez.
Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türkvatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretimkurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretimyapan okulların tâbi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarasıandlaşma hükümleri saklıdır."
3. "MADDE 130.- Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan birdüzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmekamacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimselaraştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzereçeşitli birimlerden oluşan kamu tüzekişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahipüniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.
Kanunda gösterilen usul ve esalara göre, kazanç amacına yönelikolmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbiyükseköğretim kurumları kurulabilir.
Kanun, üniversitelerin ülke sathına dengeli bir biçimdeyayılmasını gözetir.
Üniversiteler ile öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe hertürlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilirler. Ancak, bu yetki, Devletinvarlığı ve bağımsızlığı ve milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliğialeyhinde faaliyette bulunma serbestliği vermez.
Üniversiteler ve bunlara bağlı birimler, Devletin gözetimi vedenetimi altında olup, güvenlik hizmetleri Devletçe sağlanır.
Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörlerCumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.
Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları;Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalanmakamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
Üniversitelerin hazırladığı bütçeler; Yükseköğretim Kuruluncatetkik ve onaylandıktan sonra Millî Eğitim Bakanlığına sunulur ve genel vekatma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarak işleme tâbi tutularakyürürlüğe konulur ve denetlenir.
Yükseköğretim Kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri vebunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerindeDevletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarınıngörevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme,üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ileilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam vealınacak harçlar,Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin veceza işleri, malî işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacaklarıkoşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarınıngörevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde çağdaşbilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim Kuruluna veüniversitelere Devletin sağladığı malî kaynakların kullanılması kanunladüzenlenir.
Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, malî ve idarîkonuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması vegüvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları içinAnayasada belirtilen hükümlere tâbidir."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Mustafa GÖNÜL, Oğuz AKDOĞANLI, İhsanPEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN ve SacitADALI'nın katılmalarıyla 6.7.1993 günü yapılan ilk inceleme toplantısındadosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenen yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleriokunup incelendikten ve 2949 sayılı Yasa'nın 30. maddesi uyarınca çağrılanYükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığı temsilcilerinin sözlüaçıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- GENEL AÇIKLAMA
Mühendis Mektebi 1883 tarihinde kurulmuş, Cumhuriyet döneminde iseBayındırlık Bakanlığı'na bağlı olan Yüksek Mühendis Mektebi, 1944 yılında İstanbulTeknik Üniversitesi'ne dönüştürülmüş, daha sonra mühendislik eğitimi vermekamacıyla kurulan kimi teknik üniversitelerin yanı sıra kimi üniversitelerde demühendislik fakülteleri açılmıştır.
Sanayi ve teknoloji alanında kültürlü, fenni bilgilerle donatılmış,eğitilmiş teknik personel açığını kapatmak amacıyla 1930'lu yıllarında sanatenstitüleri, endüstri meslek liseleri, teknisyen okulları, teknik liseler vekız meslek liseleri eğitim ve öğretime başlamış, 1937 yılında da Ankara'da bumeslekî-teknik okulların atelye ve meslek dersleri öğretmenlerini yetiştirmeküzere ilk erkek teknik öğretmen okulu açılmış, mesleki ve teknik okullarınartan teknik öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla 1976 yılında daİstanbul'da ikinci yüksek teknik öğretmen okulu eğitim ve öğretime başlamıştır.Daha sonraki yıllarda sayıları artan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı dörtyıllık eğitim ve öğretim veren erkek teknik öğretmen okulu, erkek teknik yükseköğretmen okulu, yüksek teknik öğretmen okulu, kız teknik yüksek öğretmen okuluolarak adlandırılan yüksek teknik öğretmen okulları 2809 sayılı Yasa iledeğiştirilerek kabul edilen 41 sayılı KHK ile teknik eğitim fakültelerinedönüştürülmüş ve üniversitelere bağlanmıştır.
Yüksek teknik öğretmen okulları ile teknik eğitim fakültelerimezunları, teknik öğretmen ve yönetici olarak meslekî ve teknik eğitiminuygulanmasına, ülkemizin ihtiyacı olan nitelikli işgücünün yetiştirilmesine,endüstrinin bilim ve teknolojiye dayalı olarak geliştirilmesine katkıdabulunmakta; ayrıca kamu ve özel sektör işletmelerinde teknik eleman olarak dagörev yapmaktadırlar.
B- İTİRAZ KONUSU KURALIN ANLAM VE KAPSAMI
29.4.1992 günlü ve 3795sayılı Bazı Lise, Okul ve FakülteMezunlarına Ünvan Verilmesi Hakkında Kanun'un ünvanlar başlıklı üçüncümaddesinin iptali istenen (e) bendinde; teknik öğretmen ünvanını kazananlardanilgili teknik eğitim fakültelerince düzenlenecek en fazla iki yarı yılsürelitamamlama programlarını başarıyla bitirenlere dallarında "mühendis"ünvanı verilir denilmekte ve maddenin son fıkrasında da bu ünvanların, eğitimgörülen dalın ismi ile birlikte kullanılacağı öngörülmektedir.
Görüldüğü gibi 3795 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile, mühendis vemimarlar dışında kalan teknik personele, gördükleri meslekî teknik öğretimalanlarına göre, yeni ünvanlar verilmekte, bu bağlamda maddenin itiraza konu(e) bendinde de, lise üstü dört yıl süreli yüksek teknik öğretim görerek"teknik öğretmen" ünvanını kazanmış olanlara, ilgili teknik eğitimfakültelerince düzenlenecek olan en fazla iki yarı yıl süreli tamamlamaproğramlarını başarıyla bitirmeleri koşuluyla, eğitim gördüğü dallardakullanılmak üzere "mühendis" ünvanı verileceği kabul edilmişbulunmaktadır.
C- İTİRAZ KONUSU KURALIN ANAYASA'YA AYKIRILIĞI SORUNU
1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme :
Başvuru kararında yer alan ve itiraz konusu kuralın Anayasa'nın"Kanun önünde eşitlik" ilkesini belirleyen 10. maddesine aykırıolduğu yolundaki gerekçede özetle; Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunun, hiçbir kişiye veya sınıfaayrıcalık tanınamayacağının kurala bağlandığı, fakülte ve fakültelerinbölümlerinde eğitim ve öğretimin niteliği ve öğrencilerin tercihleri gözönündetutularak yapılan sınavlardaki başarı durumlarına göre fakülte veyüksekokullara girişte eşitliğin sağlandığının ancak teknik eğitim fakültesimezunu olan öğretmenlere, mühendislik eğitimi ile ilgili olmayan kendifakültelerince düzenlenecek ve uygulanacak program sonucunda mühendislik ünvanıverilmesinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğibelirtilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareketetmekzorundadırlar." denilmektedir.
Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağıanlamına gelmez. Yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasaldüşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerleeşitsizliğe yol açılması Anayasa'nın 10. maddesi karşısında geçerli görülemez.Bu mutlak yasak, aynı hukuksal durumda olanlara aynı kuralların uygulanmasınısağlamakta, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını iseengellemektedir. Kimi yurttaşların haklı bir nedene dayanılarak değişikkurallara bağlı tutulmaları Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.Durum ve konumlarındaki özellikler kimi kişiler ya da topluluklar için değişikkuralları gerekli kılabilir. Özelliklere, ayrılıklaradayandığı için haklı olannedenler, aynı düzenlemeyi aykırı değil geçerli kılar. Aynı hukuksal durumda bulunanlariçin ayrı düzenleme Anayasa'ya aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığıeylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksaldurumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesiçiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişisel nitelikleri ve durumları özdeşolanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz. Durumlardaki değişikliğindoğurduğu zorunluluklara, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarakyasalarla farklı uygulamalar getirilmesinden, Anayasa'nın eşitlik ilkesininçiğnendiği sonucu çıkarılamaz.
İtiraz konusu kuralla, teknik eğitim fakültelerinden mezun olanteknik öğretmenlerden, teknik eğitim fakültelerince düzenlenecek tamamlamaprogramlarını başarıyla bitirenlere dallarında mühendis ünvanı verilmesiöngörülmektedir. Anayasa'nın 10. maddesiyle, aynı hukuksal durumda bulunankişiler arasında haklı bir nedene dayanmayan ayırımın önlenmesi amaçlanmıştır.Böylece değişik hukuksal durumda olanların değişik kurallara bağlı tutulmasınınkanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmiştir.
Anayasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrasında kişiye, aileye,zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınması yasaklanmıştır. Oysa tekniköğretmenlerden eğitim fakültelerinde açılan tamamlama programlarının başarıylabitirenlere kendi dallarında "mühendis" ünvanı verilmesi birayrıcalık niteliğinde değildir. Kaldı ki, Anayasa'nın 5. maddesinde, kişilerinmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmakDevletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Bu yönden, itiraz konusukural, Devlet'in temel amaç ve görevlerinin belirlendiği Anayasa'nın 5.maddesinde öngörülen doğrultuda uygun bir düzenlemedir.
Belirtilen nedenlerle Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık savıyerinde değildir.
2- Anayasa'nın 42. Maddesi Yönünden İnceleme :
Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı42. maddesinde; kimsenin, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılmayacağı,eğitim ve öğretimin Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilimve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağıöngörülmüştür.
Teknik öğretmenlerden ilgili teknik eğitim fakültelerincedüzenlenecek tamamlama programlarını bitirenlere eğitim görülen dallardamühendis ünvanı verilmesine ilişkin itiraz konusu kural ile Anayasa'nın 42.maddesinde düzenlenmiş olan "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi"arasında ilgi bulunmadığından yapılan itiraz bu madde yönünden yerindegörülmemiştir.
3. Anayasa'nın 130. Maddesi Yönünden İnceleme :
Anayasa'nın "Yükseköğretim kurumları" başlığını taşıyan130. maddesinin birinci fıkrasında; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayananbir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmekamacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimselaraştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzereçeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahipüniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı kuralına yer verilmiştir.
Böylece Anayasa'da üniversitelerle ilgili kurallar belirlenmiş,üniversitelerin, "kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip"olmaları ve "Devlet tarafından yasa ile kurulmaları" öngörülmüştür.
Nitekim 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası'nda Üniversite, bilimselÖzerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim-öğretim, bilimselaraştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzerikuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur biçimindetanımlanmıştır.
Anayasa, bilimsel özerklik ilkesiyle üniversiteleri 2. maddesindeyer alan ana niteliklere sahip bir hukuk devletinin üniversitesine yaraşırbiçimde öğretim, araştırma ve yayın konularını belirlemek ve yürütmek veilgilerini bu doğrultuda çalışmaya yöneltmek serbestliğine sahip kılmışbulunmaktadır.
Anayasa'nın 130. maddesinin birinci fıkrasında, üniversitelerinbilimsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişileri olarak tanımlanması ve bunlarınancak Devlet tarafından yasayla kurulabileceklerinin saptanması ile güdülenereğin, siyasal çevrelerin, özellikle iktidarların ve ayrıca değişik baskıgruplarının, üniversite çalışmalarıyla öğretim ve eğitimini etki altındatutabilme yolunu kapatmak ve bu çalışmaların bilimsel gerekler vegereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamdasürdürülmesini sağlamak olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
İtiraz konusu kural ile teknik öğretmenlerden teknik eğitimfakültelerince düzenlenecek olan tamamlama programlarını bitirenlere kendidallarında mühendis ünvanı verilmesi, hem mühendislik fakülteleri ve hem deteknik eğitim fakülteleri bakımından bilimsel özerkliğeaykırılıkoluşturmamaktadır.
Tamamlama proğramlarının teknik eğitim fakültelerincedüzenlenmesiyle, kendi dallarında daha yetenekli, bilime ve öğretiye dayananelemanların yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu nedenlerle, itiraz konusu 3795 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin(e) bendinin Anayasa'nın 130. maddesine aykırı olduğu savı yerindegörülmemiştir.
VI- SONUÇ
29.4.1992 günlü, 3795 sayılı Bazı Lise, Okul ve FakülteMezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun'un 3. maddesinin (e) bendininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Güven DİNÇER, SelçukTÜZÜN ile Mustafa BUMİN'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
25.1.1994 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
AZLIKOYU
Esas Sayısı : 1993/25
Karar Sayısı : 1994/2
I- 3795 sayılı Kanun, bütünüyle mühendis ve mimarlar dışındakiteknik elemanların unvan, yetki ve sorumluluklarını düzenlemektedir.
3795 sayılı Kanunun 3. maddesinin dava konusu (e) bendinde ise,"teknik öğretmen" unvanını kazananlar için ilgili "eğitimfakülteleri"nde düzenlenecek en fazla iki yarı yıl süreli tamamlamaprogramını başarı ile bitirenlere dallarında mühendis unvanı verileceğiöngörülmektedir.
Herkesin bilim ve sanatı serbestçe öğrenme hakkına sahip olduğuAnayasa'nın 27. maddesinde belirlenmiş ve konu temel bir anayasal hak olaraktanımlanmıştır. Ayrıca Anayasa'nın 42. maddesinde "eğitim ve öğretim"yurttaşlar için sosyal ve ekonomik hak, devlet için de ödev olarak kabuledilmiştir.
Çağdaş eğitim ve öğretim anlayışını benimseyen bu anayasal ilkelerdoğrultusunda, öğretim ve teknik uygulamada başarılı ve saygın bir meslekîkonumları olan teknik öğretmelere mesleki ve ve bilimsel yönlerinigeliştirmeleri için olanak tanınarak ek bir öğretim ile mühendis olmalarınınsağlanması için yasal kurallar konulması doğaldır.
Ancak, bu kuralların, Anayasa'nın genel ilkeleri ileöğretim-eğitimle ilgili kurallarına uygun olması gerekir.
II- Konunun anayasal yönlerini ortaya koyabilmek ve bir sonucavarabilmek için öncelikle konumuzla ilgili Türk idare hukukundaki bazıkavramları açıklamak ve tanımlamak gerekir: Bu kavramlar şunlardır: Diploma,kanun himayesinde meslek, icrayı sanat yetkisi, yetki belgesi ve meslekodaları.
a- Diploma: Diploma belli bir öğretim kurumunu bitirme, belli bireğitim seviyesini kazanma ve daha üst eğitim kurumuna veya iş hayatına giriştede belirli bir eğitim menşeini ifade eder.
Bir anlamda Anayasa'nın eki olan 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılıTevhidi Tedrisat Kanunu'na göre Türkiye'deki bütün okullar Milli EğitimBakanlığı'na bağlı olup aynı düzeyde öğretim ve eğitim veren okulların eğitimprogramları, dereceleri ve hakları, yasal ve teorik anlamda birbirlerinedenktirler.
b- Kanun himayesinde meslekler: Ülkemizde, doktorluk, hemşirelik,mühendislik, teknik elemanlık, avukatlık, noterlik, serbest muhasebecilik,ilkokul öğretmenliği, orta dereceli okul öğretmenliği ve üniversite öğretimelemanlığı gibi bazı meslekler kanunla düzenlenmiş olup, bunlar kanunhimayesinde mesleklerdir. Bunlara ait unvanlar, yasalarda öngörülen şartlarıkazanmakla elde edilirler.
Ayrıca, kamu hizmetlerine girişte belirli derecede öğrenim görmeşartı getirilmiş olup, bazı görevler için ise ilgililerin özel eğitim vemeslekî unvanlara sahip olmaları da gerekir.
c- İcrayı sanat yetkisi, ülkemizde kanun himayesinde olanmeslekleri icra etmek (kamuda veya özel kesimde) bu mesleklerde icrayı sanatiçin yetkili olmayı gerektirir. Bu yetki, ülkemizde genelde diploma ilebirleşmiştir. Bu mesleklerde icrayı sanat; diploma + özel eğitimi veya şartları+ ihtisas veya stajı + odaya kaydı gerektirir. Başka bir anlatımla mesleğegirişin özel şartlarına sahip olmak zorunludur.
Bu meslekleri icraya yetkili olanlar belirli yasal haklara sahipve sorumluluklara tabidirler.
d- Meslek odaları, kanunlarla belirli meslekleri icra etmeyeyetkili kılınanlar; Anayasa'nın 135. maddesinde belirlendiği gibi, meslekîfaaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarakgelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olanilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzeremeslek disiplin veahlakını korumak amacıyla ve özel yasaları ile tüzelkişiliğe sahip meslekkurumlarını kurmuşlardır. Meslek odalarına kayıtlı olmayanlar meslekleriniicraya ve/veya mesleki unvanlarını kullanmaya yetkili değildirler.
III- Mühendislikleilgili yasal düzenlemeleri ve incelenenAnayasa'ya aykırılık savlarını bu esaslar üzerinde inceleyip sonuçlandırmakgerekir.
a- 17.6.1938 tarihli ve 3458 sayılı mühendislik ve mimarlıkhakkında kanunun 1, 2, 3 ve 4. maddelerinde, kimlere mühendis unvanıverilebileceği ve hangi okullarca verilen diplomaların mühendislik mesleğineesas olabileceği belirlenmiştir. Buna göre, mühendislik öğrenimi veren Türkyüksek öğrenim müesseselerinden mezun olanlara mühendis ve yüksek mühendisunvanı verilebilir. Aynı ıekilde programları, yüksek mühendis ve mühendisokullarımızın programlarına denk yabancı okulların mezunlarına da bu unvanlarverilir. Ancak, mühendislik unvanına sahip olanlar bu unvan ve yetki ilesanatlarını icra edebilirler.
Dava konusu madde ile ülkemizde mühendis yetiştiren okullardaeğitim görmeyen ve mühendislik formasyonu almak için de gerekli tamamlamaderslerini de mühendis yetiştiren okullar dışındaki okullardan alan teknikelemanlara mühendislik unvan ve yetkisi verilmektedir.
b- Mühendislik ve mimarlık hakkındaki 3458 sayılı Kanun'un 6.maddesine göre hazırlanan ve yürürlüğe konulan 11.5.1939 tarihli ve 2/10941sayılı mühendislik ve mimarlık ruhsatnameleri hakkında Tüzüğün 1. ve 2.maddelerinde mühendislere verilecek unvanların türleri ve bunlara ruhsatnamevermeye yetkili organlar belirlenmiştir.
Mühendislikle ilgili unvan, yetki ve ruhsat işlerinin bu tüzük vebunun yasal dayanağını oluşturan 3458 sayılı Yasa'ya göre yapılması ve bukonuda yapılacak düzenlemelerin bu kanun ve tüzük paralelinde olması gerekir.
Dava konusu yasa maddesi ise, bu konuda değişik bir yol izlemekteve tamamlama programlarını başarı ile tamamlayanlara "dallarında","mühendis" unvanı verilmesini öngörmektedir.
Dallarında mühendislik kavramının neyi ifade ettiği açık değildir.Mühendislik dalları yasa ile belirlenmiştir. Yürürlükte olan bir yasa ve bunadayanan bir tüzük varken bu statüye yeni girecekler; değişik, belirsiz ve özelbir sisteme tabi tutulmaktadırlar.
c- 27.1.1954 tarih ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar OdalarıBirliği Kanun'un 1. maddesinde, Türkiye sınırları içinde meslek ve sanatlarınıicraya kanunen yetkili olupta mesleki faaliyette bulunan YMühendis, YMimar,mühendis ve mimarları, teşkilatı içinde toplayan tüzelkişiliğe sahip ve kamukurumuniteliğinde meslek kuruluşu olan TMMOB. kurulması öngörülmüştür.
Kanunun 2. maddesinde Birlik; bütün mühendis ve mimarları ihtisaskollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermekle görevlikılınmıştır. Ayrıca aynı maddeye göre; mühendislerin, mühendislik eğitimi verenfakültelerden başlıyarak yetişmelerine ve ihtisaslarına göre kollara ve dallaraayrılarak odalara kaydına karar verilmesi de Birlik görevleri içindedir.
İster mühendislik eğitimi veren okullardan mezun olsunlar,isterlerse sonradan bu okullarda verilen ek eğitimden yararlanarak mühendislikunvanına ve yetkisine sahip kılınsınlar mühendisler, mühendis odalarına,mühendislik hakkındaki sayılı yasa ile bu yasaya dayanılarak çıkarılan Tüzüktebelirlenen mühendislik dallarınauygun olarak üniversite ve yüksek okullardamühendislik eğitimi görürler ve buna göre de mühendis odalarına kaydolunurlar.
Mühendislerin yetiştirilmeleri, unvan ve yetkilerininbelirlenmesi, mesleklerini icraya yetkili kılan ruhsata sahip olmaları ve odayakayıtları yukarıda açıklanan birbirine paralel kurallar ve idari düzenlemeleriçinde olur.
IV- a. Kamusal statülerin kazanılmasında bütün yurttaşlar aynı hakve yükümlülüklere tabi kılınmalıdırlar. Yasa himayesinde bir meslek olanmühendisliğin öğretimi, mühendis unvanının verilmesine, meslek icrasına yetkilikılınmada uygulanacak kurallar, kimsenin veya hiç bir grubun yararına ve zararınadeğil herkesin eşitçe yararlanacağı esaslara göre düzenlenmelidir.
Teknik öğretmenlere üst bir mesleki yetişme ve karşılığında yenibazı teknik unvanlara sahip olma hakkı verilirken bunun dengesi olanyükümlülüklerin de düzenlenmesi gerekir.
Mühendislik eğitimi ve unvanı yasalara göre yalnız mühendislikokullarınca verildiğinden 3458 sayılı Yasa'ya göre, ek eğitimle mühendisolacakların da mühendis yetiştirmek üzere kurulan okullarca ek öğretime tabitutulması gerekir.
b. Yapılacak tamamlama eğitiminin süresi de mühendislik eğitimiyapan okullarca kendi öğretim programlarının bir parçası olarak ve onunparalelinde hazırlanmalıdır.
c. Yasama organı, Anayasa'nın temel kurallarından olan eşitlikilkesini bütün yasama tasarruflarında gözetmek zorundadır. Yasama organı;öğretim hizmetini, imkanlarını ve bunun sonundaki toplumsal ve maddîkazanımları herkese ve toplumun her kesimine eşit olarak sunma zorundadır.
Buna aykırı olan dava konusu düzenleme, Anayasa'nın 10. maddesindedüzenlenen eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
V- Anayasa'nın yüksek öğrenim kurumlarını düzenleyen 130.maddesinde, üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip olmaları öngörülmüştür.
Bilimsel özerklik; öğretim, araştırma ve yayın alanının tamamınıkapsayan bir bütündür.
Öğretim alanındaki bilimsel özerklik kavramı, üniversitenin lisansve lisans üstü öğretim dalları öğrencilerinin ilgili üniversite organlarıncaseçilmesini, her çeşit öğretim ve eğitim programlarının konu, sıralama ve sürebelirlemesinin üniversite tarafından yapılmasını, lisans ve lisansüstü dereceve akademik unvanların üniversitelerce değerlendirilerek verilmesinikapsar.Ayrıca, bilimsel etkinlikle idarî etkinliğin birlikte ve içiçe olduğu alan veçalışmalar, bilimsel özerklik alanı içinde kabul edilmelidir.
Dava konusu kural eğitimin hangi fakültece yapılacağını ve eğitimsüresini tesbit etmektedir. Bu konuları tesbit, bilimsel özerklik ilkesiiçindedir. Yasa tarafından belirlenen eğitim hakkının uygulaması (olayda ekeğitimin yapılacağı kurumun ve eğitim süresinin tesbiti) üniversitenin veorganlarının görev alanı içindedir.
Yasakoyucunun tamamlayıcı eğitimin yapılacağı eğitim kurumunu vebunun süresini belirlemesi Anayasa'nın 130. maddesinde belirlenen bilimselözerklik ilkesine aykırılık oluşturur.
Yukarıda yazılı nedenlerle Anayasa'nın 10. ve 130. maddelerineaykırı bulunan dava konusu düzenlemenin iptaligerekir.
Güven DİNÇER
Başkanvekili
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı : 1993/25
Karar Sayısı : 1994/2
Dava konusu başvuru, teknik öğretmen ünvanını kazananlardan teknikeğitim fakültelerince düzenlenecek en çok iki yarıyıl süreli tamamlamaprogramını başarı ile bitirenlere kendi dallarında "mühendis" ünvanıverilmesini öngören 29.4.1992 günlü ve 3795 sayılı "Bazı Lise, Okul veFakülte Mezunlarına Ünvan Verilmesi Hakkında Kanun"un 3. maddesi (e)bendinin Anayasa'nın 10., 42. ve 130. maddelerine aykırılığı savı ile iptaliistemiyle yapılmıştır.
3795 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin (d) bendinde sözü edilen, liseüstü dört yıl süreli yüksek teknik öğretim gören erkek teknik öğretmen okulu,erkek teknik yüksek öğretmen okulu, yüksek teknik öğretmen okulu ve teknikeğitim fakültesi mezunları ile kız teknik öğretmen okulu, kız teknik yükseköğretmen okulu ve meslekî eğitim fakültesinin teknik eğitim veren bölümlerindenmezun olan "teknik öğretmenler", teknik eğitim fakültelerincedüzenlenecek en çok iki yarıyılsüreli tamamlama programını başarı ilebitirmeleri halinde aynı Yasa'nın (e) bendi uyarınca kendi dallarında"mühendis" ünvanını alacaklardır.
I- ANAYASA'NIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN ANAYASA'YA AYKIRILIK
Anayasa'nın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanandemokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir.
Hukuk Devleti olmanın önde gelen unsurlarından birisi iseyasaların kamu yararına dayanması ilkesidir. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarındaaçıklandığı gibi, bir yasa hükmünün "kamu yararı" açısındanAnayasa'ya uygunluğu onun kamu yararı amacıyla çıkarılmış olmasını gerektirir.Yalnızcaözel çıkarlar veya belli kişilerin yararına yönelik herhangi bir yasa kuralıkonulmamalıdır. Çıkarılması için kamu yararı bulunmayan bir yasa kuralı, Anayasa'nın2. maddesine aykırı nitelikte olur. (AYMK, 27.6.1967 günlü, E:1963/145,K:1967/2 sayılı, 22.6.1972 günlü, E:1972/14, K:1972/34 sayılı kararları)
Mühendislik gibi kamunun güvenliğinde önemli rol oynayan birmesleğin, ancak bu konuda yeterli eğitim görmüş kişiler tarafından yapılmasındakamu yararı vardır. Öğretmen yetiştirmeye yönelik eğitim ve öğrenim görenteknik eğitim fakültesi mezunlarının, mühendislik öğretimi ile ilgili olmayanteknik eğitim fakültelerinde en çok iki yarıyıl süre ile tamamlamaprogramlarına alınarak "mühendis" ünvanı verilmesinde kamu yararınave dolayısıyla Anayasa'nın 2. maddesine uyarlık bulunmamaktadır.
II- ANAYASA'NIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN ANAYASA'YA AYKIRILIK
Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10.maddesinde; herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç,din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmeden yasa önünde eşit olduğu,hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamıyacağı, Devletorganları ile idare makamlarının bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlikilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları belirtilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nce verilen birçok kararda açıklandığı gibi,aynı hukuksal durumlar aynı, farklı hukuksal durumlar ayrı kurallara tabitutulabilir. Bu durumda Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.Durumlardaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklar, kamu yararı veya başka birhaklı nedene dayanılarak yasalara farklı uygulamalar getirilmesi olanaklıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin süreklilik kazanan kararlarındakigerekçelere göre, eşitliği bozduğu ileri sürülen kural, haklı bir nedenedayanmakta veya kamu yararını sağlamak amacıyla getirilmiş ise bu kuralıneşitlik ilkesini zedelediği söylenemez.
Kararlarda sözü edilen "haklı neden" veya "kamuyararı" kavramlarına öğretide açıklandığı gibi, a) Anlaşılabilir, b)Amaçla ilgili, c) Makul ve adil olması ölçütleri ile hukuksal biçim ve içerikkazandırılmak istenmiştir. Getirilen düzenleme herhangi bir biçimde birbirinitamamlayan, birbirini doğrulayan ve birbirini güçlendiren bu üç ölçütten birineuymuyorsa, eşitlik ilkesine aykırıbir yön vardır denilebilir. Çünkü, eşitliğibozduğu ileri sürülen kural haklı bir nedene dayanmamakta ya da kamu yararıamacıyla yürürlüğe konulmamış olmaktadır. (AYMK. 31.10.1991 günlü, E: 1991/24,K:1991/40 sayılı karar, AYMKD, S.27, Cilt 2, Sh. 636)
Teknik eğitim fakülteleri ile mühendislik fakültelerinin kuruluşamaçları, öğretim kurumlarına giriş puanları, fakültelerde izlenen öğretimprogramları kapsam ve içerik bakımından farklılıklar göstermektedir.
Eğitim fakültelerinin, ara insan gücü yetiştiren teknik liselereöğretmen sağlamak amacıyla kurulmuş yüksek öğretmen okullarının fakülteyedönüştürülmüş biçimi olmasına karşın, mühendislik fakülteleri doğrudan mühendisyetiştirmek amacıyla üniversite bünyesinde kurulmuştur.
Teknik eğitim fakültelerine alınacak öğrenciler için teknik lisemezunlarına büyük bir kontenjan ayrılmış olup, teknik eğitim fakültelerinegiriş puanı da mühendislik fakültelerine giriş puanının çok altındadır. Örneğin1992-1993 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümüne% 3 ile öğrenci alınırken, aynı Üniversitenin Teknik Eğitim Fakültesi'ne % 29ile öğrenci kaydı yapılmıştır. (1993 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı İkinciBasamak Klavuzu ÖSYM 14-15, 28-40)
Elektrik, elektronik, bilgisayar, makina,matbaa, metal, mabilya,dekorasyon ve yapı öğretmenliği dallarında öğretim veren teknik eğitimfakültelerinin öğretim programları ile mühendislik fakültelerinin öğretimprogramlarında okutulan derslerin niteliği bakımından da farklılıklarbulunmaktadır.
Nitelik ve nicelik bakımından farklı eğitim almaları nedeniylemühendislik fakültelerinden mezun olanlara "mühendis", teknik eğitimfakültelerinden mezun olanlara da "teknik öğretmen" ünvanıverilmiştir. Teknik eğitim fakültelerindeki bu noksan eğitimin,en çok ikiyarıyıl sürecek üstelik de teknik eğitim fakültelerince düzenlenecek"tamamlama programları" ile giderilmesi olanaklı değildir.
Nitekim, 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın Siyasal BilgilerFakültesi mezunlarının fark sınavı vererek avukatlık mesleğine kabul edilmesiolanağını kaldıran 3/b maddesinin iptali isteğiyle açılan dava sonucu AnayasaMahkemesi'nce verilen 21.1.1971 günlü ve E: 1969/37, K: 1971/8 sayılı kararda;Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Hukuk Fakültelerinin kurulmasında güdülen amacınaynı olmadığı, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunlarının noksan okuduklarıderslerden Hukuk Fakültesi'nde sınav vermeleri yoluyla iki fakülte arasındakimuadelet kurulmak istenmesinin bünyeye inmeyen ve daima düzeyde kalacak birzorlama olmaktan ileri gidemeyeceği, böyle bir düzenlemenin fakültelerinkuruluş amaçlarından gelen yetişme farkını gideremeyeceği gerekçesine yerverilmiştir.
Mühendislik mesleğinin gereklerine uygun biçimde eğitim vermeküzere kurulmuş olan mühendislik fakülteleri ile, teknik liselere öğretmenyetiştirmek amacıyla kurulan teknik eğitim fakültelerinin kuruluş amaçlarınınokutulan deslerin ve içeriklerinin biribiriyle eşdeğerde olmadığı açıktır. Bunedenle, teknik eğitim fakültesi mezunlarının kimi derslerden üstelik de eğitimfakültelerinde en çok iki yarıyıl süreli "tamamlama programı"na tabiolarak mühendis ünvanı almalarını sağlayan dava konusu Yasa hükmü, yukarıdasözü edilen Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği gibi, "bünyeyeinemeyen, daima düzeyde kalacak bir zorlamaolmaktan ileri gidemeyecek vekuruluş amaçlarından kaynaklanan temeldeki yetişme farkınıgideremeyecektir."
Eşit eğitim görmeyen kimselerin aynı ünvanı almaları eşitlikilkesiyle bağdaşmamaktadır. Başka bir anlatımla, fakültelere giriş veeğitimlerindeki eşitsizliğe karşın teknik öğretmenlere de "mühendis"ünvanı vermenin haklı bir nedeni yoktur. Bu düzenleme ile, eğitim fakültesimezunlarına, mühendislik fakültelerinden mezun olanlara göre dolaylı biçimdeimtiyaz tanınmış olmaktadır.
SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, 3795 sayılı "Bazı Lise, Okul ve FakülteMezunlarına Ünvan Verilmesi Hakkında Kanun"un 3. maddesinin (e) bendi,Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesiyle 10.maddesindeki "eşitlik" ilkesine aykırı olduğundan iptaline kararverilmesigerekeceği kanısıyla çoğunluk görüşüne karşıyız.
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Mustafa BUMİN