ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1993/31
Karar Sayısı : 1993/29
Karar Günü : 21.9.1993
R.G. Tarih-Sayı :17.09.1995-22407
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Yalova Asliye Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun360. maddesine, 3.12.1988 günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenenikinci fıkranın Anayasa'nın 10. ve 11. maddelerine aykırılığı savıyla iptaliistemidir.
I- OLAY
Sanığın, çalıştırdığı kıraathanede bir takvim yılı içerisindemüşterilere iki kez fiş vermeyerek 213 sayılı Yasa'ya aykırı davranıştabulunmaktan eylemine uyan aynı yasanın 358. maddenin birinci fıkrası yoluyla360. maddesi uyarınca cezalandırılması için açılan kamu davasında mahkemece vebu maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu görüşü ve iptalistemiyle AnayasaMahkemesi'ne başvurulmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A. İptali İstenilen Yasa Kuralı
4.1.1961 günlü, 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesine,3.12.1988 günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenen ikinci fıkra şöyledir:
"Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle hükmolunan hapis cezasınınparaya çevrilmesine hükmolunması halinde, para cezası tutarının hesabında;hapis cezasının her bir günü için sanayi sektörü için belirlenen, yürürlüktekiasgari ücretin bir aylık tutarının yarısı esas alınır."
B. Dayanılan Anayasa Kuralları
1. "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizinkanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
2. "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
IV- İLK İNCELEME VE ESASIN İNCELENMESİ
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Mustafa GÖNÜL, Oğuz AKDOĞANLI, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN,Ahmet N. SEZER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN ve Sacit ADALI'nınkatılmalarıyla 21.9.1993 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında; dosyadaeksiklik bulunmadığından bu aşamada başka hususlar üzerinde durulmaksızın işinesasının incelenmesine oybirliği ile karar verilerek rapor,başvuru kararı veekleri, iptali istenilen yasa kuralı ile dayanılan Anayasa kuralları, bunlarıngerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
A. VERGİ SUÇ VE CEZALARI HAKKINDA GENEL AÇIKLAMA
Kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi vergi yükümlülüğününzamanında ve eksiksiz ödenmesi ile gerçekleşir. Vergi yasaları gereklerininzamanında ve kurallarına uygun yerine getirilmesi ve böylece yasalarınetkinliğini sağlamak içinde vergi suç ve cezalarına yer verilmiştir.
Vergi suç ve cezalarına ilişkin kurallar esas olarak 213 sayılıVergi Usul Yasası'nda düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, vergi ödevinin gerekleriyanında ceza hukukunun ilkeleri de gözönünde bulundurulmuştur. Yasa'nın344.-376. maddelerinde vergi suç ve cezalarına yer verilmiştir. Bu maddelerdeöngörülen suç ve cezalar da yasallık ilkesi belirgin biçimde kendini gösterir.
Vergi Usul Yasası'nın 344. maddesinin 7.-9. bentlerinde sayılankaçakçılık, ağır kusur, kusur ve usulsüzlük eylemleri ile bu eylemler içinYasa'nın 344., 345., 349., 351.-354. maddelerinde öngörülen yaptırımlar vergidairesi tarafından saptanır ve uygulanır. Bu eylemlerin yaptırımı olan para veişyeri kapatma cezaları vergi idaresi tarafından uygulanan idarî niteliktecezalardır.
VergiUsul Yasası'nın 358.-363. maddelerinde yer alan kaçakçılık,kaçakçılığa teşebbüs eylemleri ile bilgi vermekten çekinme, vergi gizliliğininihlâli, yükümlünün özel işlerini görme eylemleri ise ceza hukuku anlamında suçoluştururlar. Bu eylemlerin saptanması ve Yasada öngörülen yaptırımlarınuygulanması ceza mahkemesinin görev alanına girer. Ceza yaptırımı öngörülen butür eylemler için ceza mahkemesinin görevli olması kişiler yönünden bir güvenceoluşturur.
Nitekim, Vergi Usul Yasası bu eylemler ve bunlar için öngörülenyaptırımları "ceza mahkemelerince yargılanacak suçlar ve cezalar"başlığı altında düzenlemiştir.
B. İTİRAZ KONUSU KURALIN ANLAM VE KAPSAMI
647 sayılı "Cezaların İnfazı Hakkında Kanun"un değişik4. maddesinde "Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlununkişiliğine sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklerine göre mahkemece;
1. Kabahatlerde beher gün karşılığı üçbin ila beşbin lira hafif,cürümlerde beşbin ila onbin lira hesabıyla ağır para cezasına
........
..........
..........
çevrilebilir."
denilmektedir.
Oysa Vergi Usul Yasası'nın itiraz konusu 360. maddesinin ikincifıkrasında Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle hükmolunan hapis cezasının parayaçevrilmesine karar verilmesi durumunda, para cezası tutarının hesabında; hapiscezasının her bir günü için sanayi sektörü için belirlenen, yürürlükteki asgarîücretin bir aylık tutarının yarısının esas alınması öngörülmüştür. Fıkrayailişkin gerekçede, getirilen düzenleme ile vergide verim, adalet, vergigüvenlik ve denetimine ilişkin kurumve kurallarda göze çarpan eksikliklergiderilerek bunların sonucu olarak de vergi kayıp ve kaçağının önlenmesindedaha çok etkili olunması hedeflenmekte olduğundan, yükümlülerin vergi ileilgili ödevlerinin zamanında eksiksiz olarak yerine getirilmesininamaçlandığındansöz edilmektedir.
Yasakoyucunun, vergi suçları nedeniyle hapis cezası ilecezalandırılan kişilerin bu cezalarının para cezasına çevrilmesi durumunda herbir gün hapis cezası karşılığı, sanayi sektörü için belirlenen yürürlüktekiasgarî ücretin bir aylık tutarının yarısını esas alması ile para değerindekideğişikliklerin ceza hukukumuza yansıtılarak suç ve ceza arasında bulunmasıgereken duyarlı dengenin bozulmamasını öngördüğü kuşkusuzdur.
Özgürlüğü bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasının ödenmemesidurumunda, bu para cezasının yeniden özgürlüğü bağlayıcı cezaya dönüştürülmebiçimi, bu aşamada Mahkemece uygulanacak kural niteliğinde bulunmadığındanitiraz kapsamında görülmeyerek ayrıca irdelenmemiştir.
C. İPTALİ İSTENEN YASA KURALININ ANAYASA'YA AYKIRILIĞI SORUNU
1. ANAYASA'NIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME
"Kanun önünde eşitlik" başlıklı, Anayasa'nın 10.maddesinde şöyle belirtilmektedir: "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir." denilmektedir.
Anayasa'nın, bu ilkesi ile aynı hukuksal durumda olan kişilerinaynı kurallara bağlı tutulacağı, değişik hukuksal durumda olanların ise değişikkurallara bağlı tutulmasının bir aykırılık oluşturmayacağı kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında vurgulandığı gibi yasaönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamınagelmez. Yasaların uygulanmasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğeyol açılması Anayasa katında geçerli görülemez. Bu mutlak yasak, birbirininaynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını ve ayrıcalıklı kişi vetoplumların yaratılmasını engellemektedir. Kimiyurttaşların haklı bir nedenedayanarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılıkoluşturmaz. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklariçin değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özelliklere,ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi aykırı değil,geçerli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme aykırılık oluşturur.Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, eylemli değil hukuksal eşitliktir. Aynıhukuksal durumlar aynı,ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursaAnayasa'nın öngördüğü eşitlik çiğnenmiş olmaz. Başka bir anlatımla, kişiselnitelikleri ve durumları özdeş alanlar arasında, yasalara konulan kurallarladeğişik uygulamalar yapılamaz. Durumlardaki değişikliğin doğurduğuzorunluluklar, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarlafarklı uygulamalar getirilmesi durumunda Anayasa'nın eşitlik ilkesininçiğnendiği sonucu çıkarılamaz. Kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların paracezasına çevrilmesi, çağdaş ceza hukukunun getirdiği insancıl bir anlayıştır.
Bu kuralın uygulanma koşul, sınır ve kapsamı, 647 sayılı Yasa'nın4. maddesi ile Türk Ceza Yasası'nın değişik 119. maddesinde belirlenmiştir.
Gerek Türk Ceza Yasası'nda gerekse ceza kurallarını içeren diğeryasalarda özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilebilme olanağınıortadan kaldıran veya daha güç koşullara bağlayan ayrık kurallara da yerverildiği görülmektedir.
Zaman içinde toplumsal gereksinmeleri karşılamak kişi ve toplumyararının zorunlu kıldığı düzenlemeleri yapmak, toplumdaki değişikliklere koşutolarak bu suretle alınan önlemleri güçlendiren, geliştiren, etkilerini daha çokartıran ya da tam tersine bunları hafifleten ya da büsbütün ortadan kaldıranişlemlerde bulunmakyetkisi, yasakoyucu için kaçınılmaz bir görevdir.
Kaçakçılığa teşebbüs nedeniyle belirlenen hapis cezasının parayaçevrilmesine hükmolunması durumunda uygulanacak 213 sayılı Vergi UsulYasası'nın 360. maddesinin ikinci fıkrası ile kısa süreli hürriyeti bağlayıcıcezalar yerine uygulanabilecek ceza ve önlemleri belirleyen Cezaların İnfazıHakkında 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde suçların nitelik, kapsam vecezalandırmadaki amaç gözetilerek farklı kurallar konulmuştur.
Bu yönden yasakoyucunun para cezasının ağırlaştırılmış biçimiylekişide yaratacağı korkutuculuk ve caydırıcılıktan toplum adına yararlanmayıdüşünerek, özgürlüğü bağlayıcı cezanın, para cezasına çevrilmesinde ayrı kuralkabul etmesinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönü yoktur.
2. ANAYASA'NIN 11.MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME
Bu madde ile Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığı ve üstünlüğü birilke durumunda açıklanmakta ve Devlet çalışmalarının Anayasa'ya uygun olarakdüzenlenmesi gerektiği Anayasa kurallarının kişileri de bağlayan temel hukukkuralları olduğu belirtilmektedir.
Yasama, yürütme ve yargı organları Anayasa'ya uymak zorundadırlar.Ve yargı kuvveti gerektiğinde Anayasa'yı diğer yasalar gibi uygulayabilecektir.
Maddede Anayasa'nın üstünlüğü belirtilmiş ve hukuk Devleti ilkesiolumlu bir kural haline konulmuştur. Bu kuralın en önemli yaptırımı da yargıdenetimidir.
Anayasa, ceza hukukuna ilişkin ilke ve kuralları kapsayanmaddelerinde cezaların tür ve ölçüsü yönünden bir açıklıkta bulunmamış, tersine"Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri kanunla konulma"kuralına yer vermekle hangi eylemlerin suç sayılacağını, suç sayılan eylemlereverilecek cezanın miktarını belli etmeyi kanuna bırakmıştır. Yasakoyucu butakdir yetkisini kullanırken Anayasa'nın genel ve cezalarla ilgili özel ilke vekurallarını temel alacaktır.
Olayda bu duruma aykırı düşen bir yön yoktur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa'nın 11. maddesineaykırı değildir.
3. ANAYASA'NIN 38. MADDESİ YÖNÜNDEN İNCELEME
Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'ya aykırılığı konusundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir.İstemle bağlı kalmak koşuluyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya aykırılık kararıverebilir. Bu nedenle, konu ile yakın ilişkisi gözetilerek iptali istenen kuralAnayasa'nın 38.maddesi yönünden ayrıca incelenmiştir.
Anayasa'nın 38. maddesinde suç ve cezaların yasallığı ilkesiöngörülmüştür.
Yasakoyucunun ceza alanında yasama yetkisini kullanırkenAnayasa'nın temel ilkelerine ve ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmakkoşuluyla, toplumda belli eylemlerin suç sayılıp sayılmaması, suç sayılırsahangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımıyla karşılanmaları gerektiği, hangi durumve davranışların ağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceğikonularında takdir yetkisine elatılamaz.
İptali istenen Yasa kuralı uyarınca kaçakçılığa teşebbüs nedeniylehükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi durumunda, para cezasınıntutarının hesabında hapis cezasının her bir günü için sanayi sektörü içinbelirlenen yürürlükteki asgarî ücretin bir aylık tutarının yarısı esasalınacağından kişiye suç işlediği zaman o suç için öngörülen ceza suç günündenönce belirgindir. Bu düzenlemede cezaların yasallığı ilkesine ve Anayasa'nın38. maddesine aykırı bir yön görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle itirazın reddi gerekir.
Yekta Güngör ÖZDEN ve Güven DİNÇER bu görüşe katılmamışlardır.
V- SONUÇ :
A- 213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesine 3.12.1988günlü, 3505 sayılı Yasa'nın 9. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın iptaliistemini içeren başvuruya ilişkin itirazın esasının, dosyada eksiklikbulunmadığından bu aşamada başka hususlar üzerinde durulmaksızın incelenmesine,OYBİRLİĞİYLE,
B- Vergi Usul Yasası'nın 360. maddesine 3505 sayılı Yasa'nın 9.maddesiyle eklenen ikinci fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınREDDİNE, Yekta Güngör ÖZDEN ile Güven DİNÇER'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
21.9.1993 gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
KARŞIOYGEREKÇESİ
Esas Sayısı: 1993/31
Karar Sayısı : 1993/29
Zamandan ve yerden yararlanmak amacıyla, Anayasa Mahkemesi'nin6.6.1991 günlü, Esas 1990/35, Karar 1991/13 sayılı kararında kullandığımkarşıoyumun gerekçesini, şimdiki 21.9.1993 günlü, Esas 1993/31, Karar 1993/29sayılı karar için yinelediğimi belirtmekle yetiniyorum. 21.9.1993
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
KARŞIOYYAZISI
Esas Sayısı: 1993/31
Karar Sayısı : 1993/29
Hapis cezasının para cezasına çevrilmesinde, sanayi sektörü içinbelirlenen asgari ücretin bir aylık tutarının yarısının esas alınarak cezanınhareketli ve değişken bir hale getirilmesi Anayasa'nın cezaların kanuniliğiilkesini benimseyen 38. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırıdır.
Suç ve cezaların kanuniliği konusundaki evrensel hukuk ilkesi,Anayasa'nın 38. maddesi üçüncü fıkrasında; "Ceza ve ceza yerine geçengüvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." ifadesiyle Anayasa kuralıhaline gelmiştir. Bu Anayasa kuralı Türk Ceza Kanunu'nun 1. maddesinde;"Kanunun sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez.Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz.",2. maddesinde; "İşlendiği zamanın kanununa göre çözüm veya kabahatsayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılankanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsecezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hüküm olunmuşsa icrası ve kanunineticelerikendiliğinden kalkar. Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanınkanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı isefailin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur." ifadesiyle yasalaşmışve altmış yılı aşan bir süre zarfında uygulana gelmiştir. Türk Ceza Kanunu'nunbu hükümleri adeta Anayasa'nın ilgili hükümleri ile bütünleşmiş ve bir anlamdaonun yorumunu getirmiştir.
Anayasa'ya aykırılığı Yalova Asliye Ceza Mahkemesi tarafındanitiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi önüne getirilen Vergi Usul Kanunu'nun 360.maddesine 3505 sayılı Kanun'la eklenen ikinci fıkra, hürriyeti bağlayıcıcezanın paraya çevrilmesi halinde verilen para cezalarını her yıl sanayisektörü için belirlenen asgari ücretin aylık tutarına göre hesaplanan birsisteme bağlamıştır. Getirilen yeni düzenleme, uygulamada çeşitli teknikzorlukları beraberinde getireceği gibi Anayasa ile getirilen ve Ceza Kanunu ileyorumlanan cezaların kanuniliği ilkesine ters düşmektedir.
İtiraz konusu kuralın uygulanması sonucunda değişik yıllardaişlenen fiillere aynı gün aynı ceza hükmünün uygulanması sonucunda verilenhapis cezaları değişik şekilde para cezasına çevrilecektir.
Anayasamızın 38. maddesinin üçüncü fıkrası, ceza yerine geçengüvenlik tedbirlerini de ceza gibi mütalaa etmiş ve bunları da cezalarınkanuniliği ilkesinden yararlandırmıştır. Öyleyse, yasa koyucu Ceza Kanunu'na vecezaların infazı veya başka bir kanuna göre hapis cezasının para cezasınaçevrilmesinde de Ceza Hukuku'nun Anayasal ilkelerine uymak zorundadır. Bubelirsizlik açık olarak Anayasa'nın 38. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
Vergi Usul Kanunu'nun 360. maddesinin dava konusu ikinci fıkrası,infaz hukuku yönünden özel bir hüküm getirmektedir. Hapis cezalarının paracezasına çevrilmesinde genel infaz sistemi dışında ayrı bir ölçü konulabilmesiiçin, ortada haklı ve açıklanabilir neden olmalıdır.
İdari vergi cezaları çoğu kez kasd unsuru aranmayan biçimsel vekanuni ölçülere dayanan idarî yaptırımlardır. Temelde bu yaptırımlara dayananve ayrıca kendi özel unsurlarının eklenmesiyle oluşan vergi suç ve cezalarıise, ekonomik olaylara ve onların kendi özel oluşum ortamına tabidirler.
Olayımızda dava konusu edilen vergi cezalarının diğer cezakurallarından farklarının olmamasına rağmen ekonomik ve biçimsel bazı kurallarauymama sonucunda ortaya çıkmaları nedeniyle diğer adî suçlara göre daha kolaybir biçimde paraya çevrilebilmelidirler. Dava konusu düzenleme ile tam tersinetemel kural bir tarafa bırakılarak belirsiz bir sistem içinde temel kuralınüzerinde para cezası alınmaktadır.
Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi mutlak manada elealınamaz. Ancak, aynı konularda yapılan değişik düzenlemenin nedenleri kolay,belirli ve haklı bir biçimde açıklanabilir olmalıdır.
Dava konusu farklı düzenlemenin açıklanabilir ve haklı bir yönüyoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle suç ayırmaksızın bütün suçlularauygulanan bir infaz kuralının biçimsel bir vergi suçu nedeniyle verilencezalarda uygulanmaması Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesineaykırıdır.
Dava konusu kuralın iptali gerektiği kanısıyla karara karşıyım.
Güven DİNÇER
Başkanvekili