ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1993/5
Karar Sayısı : 1993/25
Karar Günü: 6.7.1993
R.G. Tarih-Sayı :25.02.1995-22213
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Nevşehir Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 7.1.1932 günlü, 1918 sayılı "KaçakçılığınMen ve Takibine Dair Kanun"un 25. maddesinin 5.6.1985 günlü, 3217 sayılıKanunla değişik ikinci fıkrasında yer alan "...İthalat ve ihracat rejimikararlarıyla yasaklanmış olması" ibaresinin Anayasa'nın 2., 7., 8., 38. ve138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Yabancı kaynaklı temizlik malzemesini kaçak olarak yurda getirip27.4.1992 gününde sattığı savıyla Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca"ticaret amacıyla kaçakçılık" suçundan dolayı açılan kamu davasındasanığın 1918 sayılı Yasa'nın 25. maddesinin değişik ikinci fıkrası ile 33.maddesinin son fıkrası uyarınca cezalandırılması istenilmiştir.
Davaya bakan Mahkeme, 1918 sayılı Yasa'nın 25. maddesinin değişikikinci fıkrasının ikinci tümcesindeki "...İthalat ve İhracat rejimikararlarıyla yasaklanmış olması..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğusonucuna vararak ve Cumhuriyet Savcısı'nın ve müdahil vekilinin görüşlerini dealarak iptali istemiyle başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A. İptali İstenen Yasa Kuralı
İptali istenen kuralın yer aldığı 1918 sayılı Yasa'nın 25.maddesinin 5.6.1985 günlü, 3217 sayılı Yasa'nın 3. maddesi ile değişik ikincifıkrası şöyledir:
"Yukarıdaki fıkra dışında kalan ve bu Kanunda ayrıca cezasıbulunmayan her nevi kaçakçılık suçlarının failleri, gümrük kaçağı eşyanıngümrüklenmiş değerinin tekel kaçağı maddeler için CIF değeri
ile birlikte özel kanunlarında yazılı para cezasının veya resmininbirer misli ağır para cezası ile cezalandırılır ve mal veya eşyanınmüsaderesine karar verilir. Mal veya eşyanın, tekele tabi olması veya memleketeithalinin veya ihracının özel kanunlarla veya ithalat ve ihracat rejimikararlarıyla yasaklanmış olması durumunda fail hakkında ayrıca bir seneden beşseneye kadar hapis cezasına da
hükmolunur."
B. Anayasa Kuralları
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa maddeleri de şunlardır:
1. "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "MADDE 7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye BüyükMillet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
3. "MADDE 8.- Yürütmeyetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı veBakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır veyerine getirilir."
4." MADDE 38- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayanbir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
5. "MADDE 138.- Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hükümverirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymakzorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretledeğiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, Servet TÜZÜN, Mustafa GÖNÜL, Mustafa ŞAHİN, İhsan PEKEL,Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN'inkatılmalarıyla 19.1.1993 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenilen yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan Anayasakuralları bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
İtiraz yoluna başvuran mahkemenin baktığı, davada söz konusu olanve sanık tarafından satılan temizlik malzemesinin ithali Bakanlar Kurulu kararıile yasaklanmıştır. Bakanlar Kurulu'na
yasaklama yetkisi veren kural, aynı zamanda ihracatla ilgiliyasaklama yetkisini de kapsadığından dava konusu kuralın ihracatla ilgilibölümünün olayda uygulanması söz konusu değildir.
Bu nedenle 7.2.1932 günlü, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men veTakibine Dair Kanun'un 25. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan"...ithalat ve ihracat rejimi kararlarıyla yasaklanmış olması..."hükmüne yönelik itiraza ilişkin esas incelemenin ".... ithalat..."sözcüğüyle sınırlı olarak yapılması gerekir.
B- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Yasa'nın 25. maddesinin ikinci fıkrasında; birinci fıkra dışındakalan ve bu Yasada ayrıca ceza öngörülmeyen her tür kaçakçılık suçufaillerinin, gümrük kaçağı eşyanın gümrüklenmiş değerinin, tekel kaçağımaddeler için CIF değeri ile birlikte özel yasalarda yazılı para cezasının yada resminin birer katı ağır para cezası ile cezalandırılacakları, mal veyaeşyanın zoralımına karar verileceği, mal veya eşyanın, tekele tabi olması veyamemlekete ithalinin veya ihracının özel yasalarla veya ithalat ve ihracatrejimi kararlarıyla yasaklanmış olması durumunda fail hakkında ayrıca birseneden beş seneye kadar hapis cezasına da hükmolunacağı öngörülmüştür.
İptali istenen kural, maddenin ikinci fıkrasında yer alan"... ithalat ve ihracat rejimi kararlarıyla yasaklanmış olması..."ibaresidir. Sözkonusu fıkrada, mal ve eşyanın ithal veya ihracının özelyasalarla veya ithalat ve ihracat rejimi kararlarıyla yasaklanmış olmasıdurumunda birinci fıkra dışında Yasa'da ayrıca ceza öngörülmektedir. Bucezalandırma, malya da eşyanın tekele tabi olup olmaması yahut ithalat ya daihracatının yasaklanmış bulunup bulunmamasına göre değişmektedir. Tekele tabiolmayan yahut ithalatı ya da ihracatı yasaklanmamış mal ya da eşyanınkaçakçılığı yalnızca para cezası ve zoralım ikenkaçakçılık konusu mal ya daeşyanın tekele bağlı olması yahut ithalat ya da ihracatının yasaklanmışbulunması durumunda para cezası ve zoralım yanında ayrıca hapis cezası daverilmektedir.
İptali istenen kuralın açıklık kazanması için ithalat ve ihracatkararnamelerinin anlamının ve hukukumuzdaki yerinin saptanması gerekmektedir.İthalat ve ihracat rejimini düzenleyen kararnameler ile bunlara dayanılarak hazırlananyönetmelikler, düzenleyici idarî tasarruflardır. Bu düzenlemeler sürekli olarakyapılmamaktadır. Kimi zaman bu kararnameler ve yönetmelikler, değişiklikyapılarak birkaç yıl uygulanmakta, kimi zaman ise yenisi çıkarılarak öncekileriek ve değişiklikleriyle birlikte yürürlükten kaldırılmaktadır.
C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
a- Anayasa'nın 38. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Anayasa'daki "kanunsuz suç veceza olmaz" ilkesi uyarınca suçların her yönüyle doğrudan doğruya yasatarafından saptanması gerektiğini; yönetimin, yönetmelik, karar, sirküler gibidüzenleyici idari işlemlerle yasak koyabileceğini ya da yükümlülükgetirebileceğini, ancak, buna dayalı olarak bir ceza konulamayacağını vekaldırılamayacağını bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 38.maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın suç ve cezaya ilişkin 38. maddesindeki ilkelerden biri"kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesidir. Anayasa'nın 38. maddesininilk fıkrasında, "kimse, kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamaz" denilerek "suçun yasallığı", üçüncü fıkrasındada "ceza veceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur" denilerek "cezanın yasallığı" ilkeleri getirilmiştir."Suç ve cezanın yasallığı" ilkesi; Anayasa'nın yasaklayıcı vebuyurucu kuralları ile gerek toplum yaşamı gerek kişi hak ve özgürlükleriyönlerinden getirdiği güvencelere aykırı olmamak koşuluyla bu konuda gereklidüzenlemeleri yapma yetkisinin yalnız yasa koyucuya ait olmasını zorunlu kılar.
Anayasa hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturan suç vecezada yasallık ilkesi, özgürlük ve insan haklarının gelişerek bireyin öneçıktığı günümüzde, ceza hukukunun da temel ilkelerinden birini oluşturmaktadır.Günümüzde bu ilkeye uluslararası hukukta ve insan hakları belgelerinde de yerverilmektedir.
Anayasanın 38. maddesine göre hangi eylemlerin suç sayılacağıancak yasayla öngörülebilir. Anayasa'nın 7. ve 87. maddeleri gereğince yasamayetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olup bu yetki devredilemez.Anayasadaki açıklık karşısında yürütmenin suç oluşturabilmesi olanaklıdeğildir.
Anayasa'nın 91. maddesinde TBMM'nce Bakanlar Kurulu'na kanunhükmünde kararname çıkarma yetkisinin verilebileceği öngörülmekte ve KHK iledüzenlenemeyecek konular sayılmaktadır. "Anayasa'nın suç ve cezalarailişkin esaslar" başlığını taşıyan 38. maddesi, kanun hükmündekararnamelerledüzenlenemeyecek yasak alan kapsamına girmektedir. Yürütme organının KHK ilesuç oluşturmasına Anayasa'da izin verilmez iken düzenleme olanakları vebiçimleri KHK'lere göre çok daha kolay olan ve hukuk kuralları hiyerarşisindedaha sonra gelen idarî düzenlemelerle kimi eylemlerin suç sayılması açıklananAnayasa kurallarına aykırı düşer.
Dayanağını Anayasa'nın 38. maddesinin oluşturduğu ve Türk CezaYasası'nın 1. maddesinde yer alan, "Kanunsuz suç ve ceza olmaz"ilkesinin esası, yasa tarafından, suçun, yani ne gibi eylemlerinyasaklandığının hiçbir şüpheye ver verilmeyecek biçimde belirtilmesinden vebuna göre cezanın yasayla belirlenmesinden ibarettir. Kişinin, yasak eylemlerive bunların cezalarını önceden bilmesi gerekir. Bu durum, kişinintemel hak veözgürlüklerinin güvencesidir. Bu nedenle de Anayasa'nın kişinin temel hak veödevlerine ilişkin bulunan ikinci bölümünde bu güvenceye yer verilmiştir.
Tüm bunlar suç ve cezaların yalnızca yasayla konulupkaldırılmasının yeterli olmadığı, konulan kuralın açık, anlaşılır vesınırlarının belirli olması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Yasayı bilmemeninözür sayılmayacağı bir ceza hukuku ilkesi olduğuna göre yasanın herkesçeanlaşılacak ölçüde açık olması da bunun doğal sonucudur. Nitekim, Türk CezaYasası'nın 1. maddesinde "kanunun
sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye cezaverilmez" denilerek bu husus vurgulanmıştır.
Dava konusu kuralın suç ve cezada yasallık ilkesine aykırı olupolmadığı yukarıdaki açıklamalara göre değerlendirilmelidir.
Cezanın yasallığı ilkesi, bir suça uygulanacak yaptırımtürlerinin, ölçülerinin, hangi sınırlar içinde uygulanacağının, nelerin neölçüde hafifletici veya ağırlaştırıcı neden olacağının yasakoyucu tarafındankurala bağlanmasını zorunlu kılmaktadır.
1918 sayılı Yasa'nın 25. maddesinin değişik ikinci fıkrasında bufıkraya göre verilecek cezaların türü ve miktarı açıkça belirlenmiştir. Bunedenle fıkranın "cezanın yasallığı" yönünden Anayasa'nın 38.maddesine aykırılığı savı yerinde değildir.
Bakanlar Kurulu'nca bir malın ithal veya ihracının yasaklanmasıile eylem suç oluşturmaktadır. Böylece itiraz konusu kuralda suçsaptanamamakta, suç olma niteliği Bakanlar Kurulu kararına bırakılmaktadır. Buise Anayasa'nın 38. maddesinde öngörülen "suçun yasallığı" ilkesineaykırıdır.
Bu nedenlerle Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olan"ithalat" sözcüğünün iptali gerekir.
b- Anayasa'nın 2. ve 7. Maddeleri Yönünden İnceleme
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme; itiraz konusu kuralınuygulanmasında bir malın yasaklanmasında ya da bu kapsamdan çıkarılmasındaidarenin yetkili olduğunu, bir malın ithalinin yasak
olup olmamasına göre kaçakçılık cezasının değiştiğini, böylece yürütmeorganının sonuç olarak ceza koyma ya da kaldırma yetkisine sahip kılındığını,oysa suç ve cezanın ancak yasayla konulup kaldırılabileceğini, yürütmeye ancakyasaların uygulanması amacıyla düzenleme yetkisi verilebileceğini, bunedenlerle söz konusu ibarenin yasama yetkisinin devri anlamına geleceğini vebunun güçler ayrılığı sistemine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başlangıç'tabelirtilen temel ilkelere dayanan bir Devlet olduğu vurgulanmış 176. maddesiile Anayasa metni içinde olduğu açıklanan "Başlangıç" bölümünde ise,güçler ayrılığı ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke gereği yasama, yürütme veyargı yetkileri kullanacak organlar Anayasa'nın 7., 8. ve 9. maddelerindegösterilmiştir. Bu bağlamda, Anayasa'nın 7. maddesinde, yasama yetkisininTBMM'nce kullanılacağı ve devredilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Bu kural karşısında, Anayasa'da yasayla düzenlenmesi öngörülenkonularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisininverilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcıve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlardışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel niteliktekural koyma yetkisi verilemez.
Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralınınAnayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması,çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin düzenlenmesinebırakmaması gerekir. Temel kuralları koymadan, ölçüsünü belirlemeden ve sınırıçizmeden yürütmeye düzenleme yetkisi veren kural, Anayasa'nın 7. maddesineaykırı düşer.
Anayasa'nın 38. maddesindeki "kanunsuz suç ve cezaolmaz" ilkesi gereğince hangi eylemin suç sayılacağının yasaylabelirlenmesi zorunludur. İthal ve ihracı yasaklama yetkisine sahip olanBakanlar Kurulu bu yolla eylemin suç sayılıp sayılmayacağını belirlemişolmaktadır.
Bu nedenlerle "ithalat" sözcüğü Anayasa'nın 2. ve 7.maddelerine aykırıdır ve iptali gerekir.
D- İptal kararı nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan"ithalat" ve "ihracat" sözcükleri arasındaki "ve"bağlacının 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrasına göre iptali gerekir.
VI- SONUÇ
A. 7.1.1932 günlü, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine DairKanun'un 3217 sayılı Yasa ile değişik 25. maddesinin ikinci fıkrasının ikincitümcesinde yer alan "... ithalat ve ihracat rejimi kararlarıylayasaklanmış olması..." hükmüne yönelik itiraza ilişkin esas incelemenin"... ithalat ..." sözcüğüyle sınırlı olarak yapılmasına,
B. Sınırlama kararı uyarınca incelenen "... ithalat ..."sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
C. İptal kararı nedeniyle uygulama olanağı kalmayan"ithalat" ile "ihracat" sözcükleri arasındaki"ve" bağlacının 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğinceİPTALİNE,
6.7.1993 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Mustafa GÖNÜL
Üye
Oğuz AKDOĞANLI
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI