ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1994/49
Karar Sayısı: 1994/45
Karar Günü: 7/7/1994
İPTALDAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi Mümtaz Soysal, Nami Çağan ve89 milletvekili.
İPTALDAVASININ KONUSU : 11.5.1994 günlü mükerrer 21931 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 5.5.1994 günlü 3987 sayılı "Özelleştirme UygulamalarınınDüzenlenmesi ile Özelleştirme Sonucunda Doğabilecek İstihdamla İlgiliSorunların Çözümlenmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler ÇıkarılmasıAmacıyla Yetki Verilmesine Dair Kanun"un tümünün Anayasa'nın 87., 91. ve153. maddelerine ayrıca 1. maddesinin beşinci fıkrasıyla 2. maddesinin (A)bölümünün (g) bendinin ve (C) bölümünün Anayasa'nın 2., 7., 87., 91. ve 153.maddelerine, (B) bölümünün (a) bendinin sonundaki tümceyle (c) bendinin ve (F)bölümünün Anayasa'nın 160. ve 165. maddelerine aykırılığı savıyla iptali veYetki Yasası'na dayanan KHK'lar çıkarılarak sonradan giderilmesi güç ya daolanaksız durum ve zararlara yol açılmaması için yürürlüğün durdurulmasınakarar verilmesi istemidir.
II-YASA METİNLERİ
A- İptaliistenilen 3987 sayılı Yasa aynen şöyledir:
"ÖzelleştirmeUygulamalarının Düzenlenmesi ile Özelleştirme Sonucunda Doğabilecek İstihdamla İlgiliSorunların Çözümlenmesine ilişkin Kanun Hükmünde Kararnameler ÇıkarılmasıAmacıyla Yetki Verilmesine Dair Kanun;
Amaç
MADDE1.- Bu Kanun’un amacı,
Kamuİktisadi Teşebbüslerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletmebirimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, sermayesinintamamı veya yarıdan fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzel kişilerine aitkuruluşlardaki payların, bunların iştiraklerindeki payları ile varlıklarının vedevlet iştiraklerinin,
Genelve katma bütçeli idarelerin, kamu iktisadî teşebbüslerinin, özelleştirmekapsamına alınması mümkün olan sair kurum, kuruluş ve teşebbüsler diğer kamutüzel kişilerinin, gördükleri kamu hizmetleriyle doğrudan doğruya ilgiliolmayan varlıklarının ve hazineye ait kamu paylarının,
Özelleştirilmesine;
KamuOrtaklığı Yüksek Kurulunun kaldırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulununkurulmasına ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının Özelleştirme İdaresiBaşkanlığına dönüştürülmesine, bunların kuruluş, görev, yetki ve denetlenmeusullerinin belirlenmesine, Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulunun özelleştirmedışındaki görev ve yetkilerinin Yüksek Planlama Kuruluna devredilmesine, ÖzelleştirmeFonunun kurulması ile bu Fonun yönetim ve kullanım alanlarına, Kamu OrtaklığıFonunun yönetim ve kullanım alanlarına, özelleştirme kapsamına alınankuruluşların yeniden yapılandırılmaları hususunda Hazine ve Dış TicaretMüsteşarlığının görev ve yetkileri ile ilgili olarak bu bağlamlarda gereklidüzenlemelerin yapılmasına;
Özelleştirmeuygulamalarına ilişkin olarak -Anayasa’nın 168 ve 169’uncu maddelerin hükümlerisaklı kalmak kaydıyla- devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya Hazine’ninmülkiyetinde olup özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların kullanımındabulunan taşınmaz malların mülkiyetinin bu kuruluşlara devri ve/veya bunlarüzerinde bu kuruluşlar lehine mülkiyetin gayri aynî haklar tesisine;
Özelleştirmekapsamına alınan kuruluşlarda çalışan kamu personelinin özlük ve sosyalhaklarının düzenlenmesine ve kurumlar arası nakillerine ve aynı kuruluşlardahizmet akdiyle çalışanlardan özelleştirme veya yeniden yapılandırma sonucundaişsiz kalanlara malî ve sosyal haklar sağlanmasına ve
Özelleştirmeuygulamalarını kolaylaştırabilmek için Petrol Kanunu’nda değişiklik yapılmasınailişkin olarak aşağıdaki maddelerle çizilen çerçeve dâhilinde, rekabete dayalıserbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi, ekonominin verimliliğininyükseltilmesi, sermaye piyasasının geliştirilmesi ve kamu kesiminin finansmanihtiyacının azaltılması için düzenlemelerde bulunmak üzere Bakanlar Kurulunakanun hükmünde kararnameler çıkarma yetkisi vermektir.
Kapsam
MADDE2.- Bu Kanuna göre çıkarılacak kanun hükmünde kararnameler,
A. a)Kamu İktisadî Teşebbüsleri ile bunlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme,işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının;
b) Kamuİktisadî Teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veyayarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzel kişilerine ait olan ticarîamaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bunların varlıkları ve iştiraklerindekikamu paylarının;
c) Diğerdevlet iştiraklerindeki kamu payları ile Hazine’ye ait payların;
d) Bumaddenin (A) bendinin (a), (b) ve (c) alt bentleri kapsamına girmeyen -mahâllîidareler hariç- diğer kamu tüzel kişilerinin iştiraklerindeki kamu paylarının;
e) Genelve Katma Bütçeli İdareler ile yukarıdaki alt bentlerde belirtilen kurum,kuruluş, teşebbüs ile - mahallî idareler hariç - diğer bütün kamu tüzel kişileriningördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan - hangi isimaltında olursa olsun dinlenme, oturma ve sosyal tesisleri dahil – varlıklarınınherhangi bir şekilde satılması, kiralanması, işletme hakkının devredilmesi,mülkiyetin gayri aynî hakların tesis edilmesi ve işin gereğine uygun sairakitler yoluyla devredilmesi suretiyle özelleştirilmesine;
f)Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar tarafından kullanılan -Anayasa’nın 168ve 169’uncu maddeleri hükümleri saklı kalmak kaydıyla- devletin hüküm vetasarrufu altındaki veya Hazine’nin mülkiyetindeki taşınmaz mallarınmülkiyetinin özelleştirme kapsamındaki ilgili kuruluşlara devrine ve/veya bumallar üzerinde aynı kuruluşlar lehine mülkiyetin gayri aynî haklar tesisine;ve bu taşınmaz malların' mülkiyetinin devrinde ve/veya bunlar üzerindemülkiyetin gayri aynî hakların tesisinde, sırf özelleştirme uygulamasıvesilesiyle genel değerlendirme unsurlarının tespiti sırasında dikkate alınmakkaydıyla 4 Kasım 1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’ndaki kıymettakdiri esasları göz önünde tutularak Özelleştirme İdaresi Başkanlığıncabelirlenecek bedele göre özelleştirme yapılmasına; bunun mümkün olamayacağınıntespiti hâlinde özelleştirmenin uygun bir fiyat üzerinden yapılabilmesine;
g)Özelleştirme kapsamına alınan, özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılanveya tasfiye edilen yahut yeniden yapılandırmadan ötürü istihdam yapısı değişenkuruluşlarda çalışan 14 Temmuz 1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu’na tabi personelin ve 22 Ocak 1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun HükmündeKararname’ye tabi sözleşmeli personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakilsuretiyle istihdamlarına ve bu amaçla kullanılmak üzere gerekli kadrolarınihdasına, özlük ve sosyal haklarının personel rejimine ilişkin usul veesaslarla sınırlı kalması ve kazanılmış haklarının saklı tutulması kaydıylagerekli düzenlemelerin yapılmasına ilişkin olarak, 28 Mayıs 1986 tarihli ve3291 sayılı Kanun’a yeni hükümler eklenmesine ve bu Kanun’un 13, 14, 15 ve 16’ncımaddeleri ile 8 Haziran 1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun hükümlerinde, 13Aralık 1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye ekli cetvellerdedeğişiklik yapılmasına;
B.a) Özelleştirme işlemlerinden sağlanacak gelirlerin ve intikal edebilecek sairmeblağların toplanacağı Özelleştirme Fonu’nun aşağıda (b) alt bendinde sözügeçen Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yönetiminde olmak üzere kurulmasına,bu Fonun gelirlerinin yüzde birini aşmamak üzere özelleştirme Yüksek Kuruluncabelirlenecek bir miktarının Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bütçesindenyapılacak harcamalarda kullanılmasına ve adı geçen Fon’a kuruluşunu müteakipKamu Ortaklığı Fonu’ndan özelleştirmeden elde edilen meblağlar ve temettügelirleri ile sınırlı kalmak üzere aktarma yapılmasına ve bu Fon’un bu maddenin(C) bendinde gösterilen amaç yönünde yapılacak harcamalarda -her türlü menkulkıymet alımları da dahil olmak üzere- özelleştirme işlemlerinin gerektirebileceğiher türlü harcamalarda ve özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların yenidenyapılandırılmalarına ilişkin her türlü harcamalarda kullanılmasına;
b)Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığının, Başbakana bağlı kamu tüzel kişiliğinesahip Özelleştirme İdaresi Başkanlığına dönüştürülmesine, merkezî idareesaslarına göre hangi ana hizmet birimlerinden oluşacağına, Başkanlığa bağlıbirimler arasındaki hiyerarşik ilişkilere, Başkanlığın görevleri, yetkileri,teşkilatı ve kadrolarına, Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığına ait personelin,taşıt, menkul, gayrimenkul, araç, gereç, malzeme, döşeme ve demirbaşlarınÖzelleştirme İdaresi Başkanlığına devredilmesine ve Özelleştirme İdaresiBaşkanlığı personelinin 10 Ekim 1984 tarihli ve 3056 sayılı Kanun’un 31’incimaddesinde belirtilen tazminat dâhil, özlük ve sosyal haklarının Kamu Ortaklığıİdaresi Başkanlığının personelinin tabi olduğu esaslar çerçevesindedüzenlenmesine ilişkin hususlara;
c)Başbakanın başkanlığında Başbakanın uygun göreceği üç Bakan ile Özelleştirmeİdaresi Başkanı’nın üye olarak yer alacakları özelleştirme Yüksek Kurulununkurulmasına; özelleştirme kapsamına alma yetkisinin Özelleştirme YüksekKuruluna verilmesine ancak kamu iktisadî teşebbüsleri ile kamu iktisadîteşebbüsü statüsü dışında kalıp sermayesinin tamamı devlete ve/veya diğer kamutüzel kişilerine ait olan ticarî kuruluşlar için bu Kurulun vereceği kararınBakanlar Kurulu kararnamesiyle onaylanarak yürürlüğe girmesine; bu maddenin (A)bendine göre yapılacak özelleştirme kapsamındaki nihaî devir işlemlerinin adıgeçen Yüksek Kurul tarafından onaylanmakla yürürlüğe girmesine veözelleştirilecek kuruluşların devredileceği özel hukuk kişilerinin sermayesiiçinde muhafaza edilmesinde millî güvenliğin veya millî ekonominin işleyişindemillî yararın korunması için gerekliyse zorunlu olacak devlete ait azınlıkpaylarının miktarının ve bu payların devrin yapılacağı özel hukuk tüzel kişisininyönetim kurulunda temsil edilmesi ile bu paylara dayanarak devletin sahipolması gerekli imtiyazlı hakların Özelleştirme Yüksek Kurulunca belirlenmesineilişkin olarak 13 Aralık 1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yeekli cetveller ile 29 Şubat 1984 tarihli ve 2983 sayılı Kanun’a yeni hükümlereklenmesine ve aynı Kanun’un 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 15 inci maddelerinde ve 28Mayıs 1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinde;
C. Özelleştirmekapsamına alınan kuruluşlarda bir hizmet akdine dayalı olarak ücret karşılığıçalışırken bu kuruluşların özelleştirilmesi, özelleştirilmelerini sağlamaküzere verimli ve kârlı olarak çalıştırılabilmeleri için küçültülmesi veyafaaliyetlerinin süreli veya süresiz olarak kısmen veya tamamen durdurulması;veyahut özelleştirilmeleri veya herhâlde verimli ve kârlı olarak işletilmelerimümkün olamayacaksa kapatılması veya tasfiye edilmesi veya yenidenyapılandırılması sonucunda hizmet akitlerinin tabi oldukları kanunlardabelirtilen haklı sebeplerle işçi veya işveren tarafından feshedilmesiyle işsizkalanlara kanunlardan ve toplu iş sözleşmelerinden doğan tazminatları dışındaiş kaybı tazminatı ödenmesi, yeni iş bulma, meslek geliştirme, edindirme veyetiştirilmesiyle ilgili hizmetlerin verilebilmesine ve söz konusu iş kaybıtazminatı miktarının tespiti ve ödeme esas ve usullerinin belirlenmesi ile bubendin uygulanmasını sağlamak üzere Özelleştirme Yüksek Kurulunca belirlenecekbir kamu bankasında İş ve İşçi Bulma Kurumu adına açılacak bir hesabaözelleştirme Fonundan kaynak aktarılmasına ve bu hesabın adı geçen Kurumtarafından kullanılmasına ve değerlendirilmesine ilişkin diğer hususlarda;
D. ÇalışanlarınTasarrufu Teşvik Edilmesi ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine dair 9 Mart1988 tarihli ve 3417 sayılı Kanun’la Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığınaverilen görevlerin ve 29 Şubat 1984 tarihli ve 2983 sayılı Kanun’la kurulanKamu Ortaklığı Fonu’nun yönetiminin Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınadevredilmesine, bu Fon’un kullanım alanlarına ve özelleştirme kapsamına alınankuruluşların yeniden yapılandırılmalarına ilişkin işlemlerin bu müsteşarlıkçayapılması hususlarında 29 Şubat 1984 tarihli ve 2983 sayılı, 28 Mayıs 1986tarihli ve 3291 sayılı ve 9 Mart 1988 tarihli ve 3417 sayılı Kanunlar ileHazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının kuruluş, görev ve yetkilerini düzenleyen16 Nisan 1986 tarihli ve 3274 sayılı Kanun’un 2’nci ve 9’uncu maddelerinde veKamu Ortaklığı Yüksek Kurulunun özelleştirme uygulamalarına ilişkin hususlardışındaki yetkilerinin Yüksek Planlama Kuruluna devredilmesine ilişkin olarak29 Şubat 1984 tarihli ve 2983 Kanunun 6’ncı maddesinde ve 10 Ağustos 1993tarihli ve 511 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5’inci maddesinde ve
E. Özelleştirmeuygulamalarına hız ve verimlilik kazandırılabilmesi ve sermayelerinde kamupayları bulunanlar dahil olmak üzere özel hukuk tüzel kişilerine belgeverilebilmesini sağlamak ve Kanun’da tanınan kur garantisinin özelleştirilecektesislerde uygulanmaması için 7 Mart 1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanunu’nun6’ncı ve 116’ncı maddelerinde;
F. BuKanunla kurulması öngörülen Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile ÖzelleştirmeFonunun Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tabi olmasına ilişkin olarak 29Şubat 1984 tarihli ve 2983 sayılı Kanun’un 15’inci maddesinde yapılacakdeğişiklikleri ve düzenlemeleri kapsar.
İlkeler
MADDE3.- Bakanlar Kurulu 2’nci maddede belirlenen hususların ivedi ve zorunlu olmasısebebiyle bu hususların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenebilmesi için buKanun’da verilen yetkiyi kullanırken,
a)Özelleştirmenin toplumun iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıdabulunması;
b)Rekabetin tesisine ve korunmasına ve
c)Özelleştirme uygulamalarının yol açabileceği istihdama yönelik sorunların,oluşturulacak sosyal güvenlik sistemi içinde çözümlenmesine çalışılması;
d)Kamu açıklarının millî ekonominin kapsamlı dengeleri üzerinde yarattığı olumsuzetkilerin giderilmesine katkıda bulunulması;
e)Millî güvenliğin gereklerinin göz önünde bulundurulması ve
f)Özelleştirme akitlerinin uygulanması sırasında çıkabilecek hukukîanlaşmazlıkların yürürlükteki kanunlar hükümlerine göre Türkiye Cumhuriyetimahkemelerince yahut -uluslararası hakemlik dâhil- tahkim yollarınabaşvurularak çözülmesi;
İlkelerinedayanmakla yükümlüdür.
YetkiSüresi
MADDE4.- Bu Kanun’la Bakanlar Kuruluna verilen yetki, bu Kanunun yayımı tarihindenitibaren üç ay süreyle geçerlidir. Bu süre içinde birden fazla kanun hükmündekararname çıkarılabilir.
Yürürlük
MADDE5.- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE6.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
B.Anayasa Kuralları
a. İptalgerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1. "MADDE2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışıiçinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçtabelirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."
2. "MADDE7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Buyetki devredilemez."
3."MADDE 87.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanunkoymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek;Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisivermek; bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; parabasılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası antlaşmalarınonaylanmasını uygun bulmak, Anayasanın 14’üncü maddesindeki fiilerden dolayıhüküm giyenler hariç olmak üzere, genel ve özel af ilânına, mahkemelerceverilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek veAnayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen yet-kileri kullanmak ve görevleriyerine getirmektir."
4."MADDE 91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmündekararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü hâllersaklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerindeyer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alansiyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.
Yetkikanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını,ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıpçıkarılamayacağını gösterir.
BakanlarKurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre içinverilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanunhükmünde kararnamenin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitimindenönce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devamettiği de belirtilir.
Sıkıyönetimve olağanüstü hâllerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan BakanlarKurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Kanunhükmünde kararnameler, Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler.Ancak kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih degösterilebilir.
Kararnameler,Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.
Yetkikanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük MilletMeclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür.
Yayımlandıklarıgün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, TürkiyeBüyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazete’deyayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilenkararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazete’deyayımlandığı gün yürürlüğe girer."
5."MADDE 153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararlarıgerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
AnayasaMahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünüiptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacakbiçimde hüküm tesis edemez.
Kanun,kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hâllerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete’deyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptalkararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisi,iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanun tasarı veyateklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptalkararları geriye yürümez.
AnayasaMahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme veyargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar."
6."MADDE 160.- Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir vegiderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek vesorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verileninceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştay’ınkesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren on beşgün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler.Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulmaz.
Vergi,benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararlarıarasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.
Sayıştay’ınkuruluşu, işleyişi, denetim usulleri, mensuplarının nitelikleri, atanmaları,ödev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ve diğer özlük işleri, başkan veüyelerinin teminatı kanunla düzenlenir.
SilahlıKuvvetler elinde bulunan devlet mallarının Türkiye Büyük Millet Meclisi adınadenetlenmesi usulleri, Millî Savunma hizmetlerinin gerektirdiği gizlilikesaslarına uygun olarak düzenlenir.
7."MADDE 165.- Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylıolarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının Türkiye Büyük MilletMeclisince denetlenmesi esasları kanunla düzenlenir."
b.İlgili Anayasa Kuralları:
Konuylailgili öbür Anayasa maddeleri de şunlardır:
1."MADDE 6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk Milleti,egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliylekullanır.
Egemenliğinkullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisikullanamaz."
2."MADDE 9.- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelercekullanılır."
3."MADDE 35.- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancakkamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılmasıtoplum yararına aykırı olamaz."
4."MADDE 46.- Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hâllerde,karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallarıntamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre,kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırmabedelinin hesaplanma tarz ve usulleri kanunla belirlenir. Kanun kamulaştırmabedelinin tespitinden vergi beyanını, kamulaştırma tarihindeki resmî makamlarcayapılmış kıymet takdirlerini, taşınmaz malların birim fiyatlarını ve yapımaliyet hesaplarını ve diğer objektif ölçüleri dikkate alır. Bu bedel ile vergibeyanındaki kıymetler arasındaki farkın nasıl vergilendirileceği kanunlagösterilir.
Kamulaştırmabedeli, nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak tarım reformunun uygulanması,büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi,yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıylakamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanun’untaksitle ödemeyi öngörebileceği bu hâllerde, taksitlendirme süresi beş yılıaşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir ve peşin ödenmeyen kısım devletborçları için öngörülen en yüksek faiz haddine bağlanır.
Kamulaştırılantopraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarınınbedeli, her hâlde peşin ödenir.”
5. "MADDE47.- Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının zorunlukıldığı hâllerde devletleştirilebilir.
Devletleştirmegerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarzı veusulleri kanunla düzenlenir."
6. "MADDE70.- Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.
Hizmetealınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez."
7. "MADDE71.- Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları ve bu bildirimlerintekrarlanma süreleri kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görevalanlar, bundan istisna edilemez."
8. "MADDE142.- Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi, yargılama usullerikanunla düzenlenir."
9. "MADDE155.- Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargımerciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanundagösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Danıştaydavaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarılarıhakkında düşüncelerini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerini incelemek, idari uyuşmazlıkları çözümlemek ve kanunla gösterilendiğer işleri yapmakla görevlidir.
Danıştayüyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idari yargı hâkim ve savcıları ile bumeslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; dörtte biri,nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı; tarafındanseçilir.
DanıştayBaşkanı, başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasındanDanıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıliçin seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Danıştay’ınkuruluşu, işleyişi, başkan, başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ileüyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idari yargının özelliği, mahkemelerinbağımsızlığı ve hâkimlik tazminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir."
10."MADDE 167.- Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarınınsağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyiönler.
Dışticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithâlat,ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülüklerdışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla BakanlarKuruluna yetki verilebilir.”
11."MADDE 168.- Tabiî servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufualtındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir. Devlet buhakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzel kişilere devredebilir. Hangi tabiîservet ve kaynağın arama ve işletmesinin devletin gerçek ve tüzel kişilerleortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması, kanununaçık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gerekenşartlar ve devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyidelerkanunda gösterilir."
12."MADDE 169.- Devlet, ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi içingerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerine yeni ormanyetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütünormanların gözetimi devlete aittir.
Devletormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre devletçeyönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zaman aşımı ile mülk edinilemez ve kamuyararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlarazarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahripedilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları içingenel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmakamacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Ormanolarak muhafazasında bilim ve fen bakımında hiçbir yarar görülmeyen aksinetarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarakkaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarındaveya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir,kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, ormansınırlarında daraltma yapılamaz."
III-İLK İNCELEME
AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta Güngör ÖZDEN, YılmazALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ, YalçınACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'inkatılmalarıyla 30.5.1994 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasına geçilmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
IV-YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
İşinesastan karara bağlanmasına kadar yürürlüğün durdurulması istemi 15.6.1994günlü toplantıda Güven DİNÇER, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ ileYalçın ACARGÜN'ün karşıoyları ve oyçokluğuyla reddedilmiştir.
V-ESASIN İNCELENMESİ
İşinesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, iptali istenilen Yasakurallarıyla dayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasamabelgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-Dava Konusu Yetki Yasasının Anlamı ve Kapsamı
1.Çıkarılmasına Yetki Verilen KHK'ların Konusu ve Amacı:
YetkiYasası'nda, Anayasa'nın 87. maddesine göre çıkarılacak KHK'nın konusunu, 91.maddesine göre de amacının gösterilmesi zorunludur. Dava konusu YetkiYasası'nın 1. maddesinde konu ve amaç birlikte düzenlenmiştir. Maddenin son fıkrasındaçıkarılacak KHK'ların amacı "...Rekabete dayalı serbest piyasaekonomisinin güçlendirilmesi, ekonominin verimliliğinin yükseltilmesi, sermayepiyasasının geliştirilmesi ve kamu kesiminin finansman ihtiyacının azaltılmasıiçin düzenlemelerde bulunmak..." olarak belirtilmiştir. Maddenin diğerbölümlerinde ise Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilen konular şöylesıralanmıştır:
a-özelleştirme konusunda;
-KİT'lerin,
- KİT'lereilişkin müessese, bağlı ortaklık, işletme ve işletme birimlerinin,
-KİT'lerin iştiraklerindeki kamu paylarının,
- Sermayesinintamamı ya da yarısından fazlası devlete ve/veya öbür kamu tüzel kişilerine aitkuruluşlardaki kamu payları ile bunların varlıkları ve iştiraklerindeki kamupaylarının,
- Devletiştiraklerinin,
- Genelve katma bütçeli idareler ile yukarıda sayılan kurum, kuruluş ve teşebbüslerile diğer bütün kamu tüzel kişilerinin (Mahalli idareler hariç) gördükleri kamuhizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan, hangi isim altında olursa olsundinlenme, oturma ve sosyal tesisleri dâhil varlıklarının ve hazineye ait kamupaylarının,
Özelleştirilmesi,
- Özelleştirmeuygulamalarına ilişkin olarak, Anayasa'nın 168. ve 169. maddeleri hükümlerisaklı kalmak kaydıyla devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ya daHazine'nin mülkiyetinde olup özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarınkullanımında bulunan taşınmaz malların mülkiyetinin bu kuruluşlara devrive/veya bunlar üzerinde bu kuruluşlar lehine mülkiyetin gayri aynî haklarkurulması.
b. Örgütlenmekonusunda
- KamuOrtaklığı Yüksek Kurulunun kaldırılarak özelleştirme Yüksek Kurulununkurulması,
- KamuOrtaklığı İdaresi Başkanlığının Özelleştirme İdaresi Başkanlığınadönüştürülmesi,
- ÖzelleştirmeYüksek Kurulu ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kuruluş, görev, yetki vedenetlenme usullerinin belirlenmesi,
- KamuOrtaklığı Yüksek Kurulunun özelleştirme dışındaki görev ve yetkilerinin YüksekPlanlama Kuruluna devredilmesi,
- Özelleştirmekapsamına alınan kuruluşların yeniden yapılandırılmaları hususunda Hazine veDış Ticaret Müsteşarlığının görev ve yetkileri ile ilgili olarak bu bağlamdagerekli düzenlemelerin yapılması.
c. Personelkonusunda;
- Özelleştirmekapsamına alınan kuruluşlarda çalışan kamu personelinin özlük ve sosyalhaklarının düzenlenmesi ve kurumlar arası nakilleri,
-Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda hizmet akdiyle çalışanlardanözelleştirme ya da yeniden yapılandırma sonucunda işsiz kalanlara malî vesosyal haklar sağlanması.
d.Fonlar konusunda;
-Özelleştirme fonunun kurulması ve bu fonun yönetim ve kullanım alanıyla ilgilidüzenlemelerin yapılması,
e.Öbür konularda;
-Özelleştirme uygulamalarını kolaylaştırabilmek için Petrol Yasası’ndadeğişiklik yapılması,
Bukonulara ek olarak Yasa'nın çıkarılacak KHK'ların kapsamını belirleyen 2.maddesinin (A) bendinin (d) alt bendinde özelleştirilmek üzere yukarıda sayılankurumlar dışında kalan -yerel yönetimler hariç- diğer kamu tüzel kişilerininiştiraklerindeki kamu payları da eklenmiştir. Başka bir anlatımla konu, kapsammaddesinde genişletilmiştir.
2-Yetki Yasası'na Göre Çıkarılacak KHK'ların Kapsamı:
Yasa'nın2. maddesinde çıkarılacak KHK'ların kapsamı belirtilmiştir. Maddenin (A)bendinin (a), (b) ve (c) alt bentlerinde 1. maddede yazılı özelleştirilecekkuruluşlar tekrarlanmakta, (d) alt bendinde ise (a), (b) ve (c) alt bendikapsamına girmeyen diğer kamu tüzel kişilerinin iştiraklerindeki kamu paylarıözelleştirme kapsamına alınarak çıkarılacak KHK'ların konusugenişletilmektedir, (e) alt bendinde genel ve katma bütçeli yönetimler ile (a),(b), (c) bentlerinde yazılı kurum, kuruluş, teşebbüs ve (yerel yönetimlerdışında) diğer tüm kamu tüzel kişilerinin gördükleri kamu hizmetleriyledoğrudan ilgisi olmayan varlıklarının herhangi biçimde satılması, kiralanması,işletme hakkının devredilmesi, mülki yetin gayri aynî hakların tesis edilmesive işin gereğine uygun sair sözleşmelerle devri biçiminde özelleştirmelereyetki verilmektedir. Bununla gerçekte bentde sayılan kurum ve kuruluşlarınsahip oldukları lojman ve sosyal tesis niteliğindeki varlıkların eldençıkarılması amaçlanmaktadır.
(f)alt bendinde özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar tarafından kullanılanfakat devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ya da Hazine'nin mülkiyetindekitaşınmaz malların mülkiyetinin bunlara devrine ve/veya bu kuruluşlar yararınayine bu taşınmaz mallar üzerinde mülkiyetin gayri aynî haklar tesisine olanaksağlanmakta, bu taşınmaz malların mülkiyetin devrinde ve/veya bunlar üzerinde
-Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda hizmet akdiyle çalışanlardanözelleştirme ya da yeniden yapılandırma sonucunda işsiz kalanlara malî vesosyal haklar sağlanması.
d. Fonlarkonusunda;
- Özelleştirmefonunun kurulması ve bu fonun yönetim ve kullanım alanıyla ilgilidüzenlemelerin yapılması,
e. Öbürkonularda;
- Özelleştirmeuygulamalarını kolaylaştırabilmek için Petrol Yasası'nda değişiklik yapılması,
Bukonulara ek olarak Yasa'nın çıkarılacak KHK'ların kapsamını belirleyen 2.maddesinin (A) bendinin (d) alt bendinde özelleştirilmek üzere yukarıda sayılankurumlar dışında kalan -yerel yönetimler hariç- diğer kamu tüzel kişilerininiştiraklerindeki kamu payları da eklenmiştir. Başka bir anlatımla konu, kapsammaddesinde genişletilmiştir.
2-Yetki Yasası'na Göre Çıkarılacak KHK'ların Kapsamı:
Yasa'nın2. maddesinde çıkarılacak KHK'ların kapsamı belirtilmiştir. Maddenin (A)bendinin (a), (b) ve (c) alt bentlerinde 1. maddede yazılı özelleştirilecekkuruluşlar tekrarlanmakta, (d) alt bendinde ise (a), (b) ve (c) alt bendikapsamına girmeyen diğer kamu tüzel kişilerinin iştiraklerindeki kamu paylarıözelleştirme kapsamına alınarak çıkarılacak KHK'ların konusugenişletilmektedir, (e) alt bendinde genel ve katma bütçeli yönetimler ile (a),(b), (c) bentlerinde yazılı kurum, kuruluş, teşebbüs ve (yerel yönetimler dışında)diğer tüm kamu tüzel kişilerinin gördükleri kamu hizmetleriyle doğrudan ilgisiolmayan varlıklarının herhangi biçimde satılması, kiralanması, işletme hakkınındevredilmesi, mülkiyetin gayri aynî hakların tesis edilmesi ve işin gereğineuygun sair sözleşmelerle devri biçiminde özelleştirmelere yetki verilmektedir.Bununla gerçekte bentte sayılan kurum ve kuruluşların sahip oldukları lojman vesosyal tesis niteliğindeki varlıkların elden çıkarılması amaçlanmaktadır.
(f)alt bendinde özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar tarafından kullanılanfakat devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ya da Hazine'nin mülkiyetindekitaşınmaz malların mülkiyetinin bunlara devrine ve/veya bu kuruluşlar yararınayine bu taşınmaz mallar üzerinde mülkiyetin gayri aynî haklar tesisine olanaksağlanmakta, bu taşınmaz malların mülkiyetin devrinde ve/veya bunlar üzerindemülkiyetin gayri aynî haklar kurulmasında yalnızca özelleştirme uygulamasınedeni ve genel değerlendirme öğelerinin saptanmasında dikkate alınmakkoşuluyla 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası’ndaki diğer takdir esaslarıgözetilerek Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca belirlenecek bedele göreözelleştirme yapılması; bunun olanaksızlığı durumunda ise uygun fiyat üzerindenyapılması öngörülmektedir.
(g)alt bendinde, özelleştirilme kapsamına alınan, özelleştirilen, faaliyetidurdurulan, kapatılan, tasfiye edilen ya da yeniden yapılandırılma nedeniyleistihdam yapısı değişen kuruluşlarda 657 sayılı Yasa ile 399 sayılı KHK'yabağlı olarak çalışan personelin özlük ve sosyal haklarına ilişkin düzenlemelerkapsama alınmakta, buna bağlı olarak 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ilegenel kadro ve cetvellerini düzenleyen 190 sayılı KHK’da değişiklik yapılmasınaolanak verilmektedir.
(B)bendinin (a) alt bendinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yönetimindeözelleştirme işlemlerinden sağlanacak gelirlerin toplanacağı bir özelleştirmefonu kurulması, (b) alt bendinde de Kamu Ortaklığı İdaresi'nin Başbakana bağlıÖzelleştirme İdaresi Başkanlığına dönüştürülmesi öngörülmekte, (c) alt bendindeise başbakanın başkanlığında ve onun uygun göreceği üç bakan ile özelleştirmeİdaresi Başkanından oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulunun kurulmasına veözelleştirme kapsamına alma yetkisinin bu kurula verilmesine ilişkindüzenlemeler yapmaya olanak tanınmaktadır.
(C)bendinde, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda hizmet akdiyleçalışanların bu kuruluşların özelleştirmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinindurdurulması, kapatılması, tasfiye edilmesi ya da yeniden yapılandırılmasınedeniyle işsiz kalmaları durumunda yasa ve sözleşmeye göre hak kazandıklarıtazminatlar dışında iş kaybı tazminatı ödenmesine ilişkin düzenleme yapmaya,
(D)bendinde de Kamu Ortaklığı Başkanlığı'nın kimi görevlerinin Hazine ve DışTicaret Müsteşarlığına devredilmesine ve 29.2.1984 günlü, 2983 sayılı;28.5.1986 günlü, 3291 sayılı; 9.3.1988 günlü, 3417 sayılı; 16.4.1986 günlü,3274 sayılı Yasalar ile 511 sayılı KHK'da değişiklik yapılmasına,
(E)bendinde 6326 sayılı Petrol Yasası'nın 6. ve 116. maddelerinde değişiklik yapılmasınave (F) bendiyle de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Özelleştirme Fonu'nunYüksek Denetleme Kurulu'nun denetimine bağlı olmasına ilişkin 2983 sayılıYasa'nın 15. maddesinde değişiklikler yapmaya yetki verilmektedir.
Belirtildiğigibi özelleştirmeden personele, örgütlenmeden emeklilik kurallarına kadar çokgeniş bir konu ve kapsam içeren Yasa'yla kamu kurum ve kuruluşlarında satış,kapatma, tasfiye, çalışmaları durdurma gibi önemli düzenlemeler için KHKçıkarma yetkisi verilmektedir. Ayrıca kapsama kimi konular, eklemeler yapılarakalan daha da genişletilmektedir.
3- KHK’larınİlkeleri:
Yasa'nın3. maddesinde de Bakanlar Kurulunun KHK çıkarma yetkisini kullanırken uyacağıilkeler belirtilmiştir.
Özelleştirmeuygulaması yapılırken;
-Toplumun iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunulması,
-Rekabetin tesisi ve korunması,
-Doğabilecek istihdam sorununun sosyal güvenlik sistemi içinde çözümlenmesi,
-Kamu açıklarının olumsuz etkilerinin giderilmesi,
-Millî güvenliğin gereklerinin gözetilmesi,
-Hukukî anlaşmazlıkların yürürlükteki yasalara ve tahkim yoluna başvurularakçözülmesi,
İlkelerineuyulması öngörülmektedir.
Yasa'nın1. maddesinde belirtilen amaçlara benzeyen bu ilkeler Anayasa'ya aykırılıkbölümünde irdelenecektir.
B-Yetki Yasalarının ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK)'ların Anayasal Konumu
Anayasa'nın7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük MilletMeclisinin olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8. maddesinde, yürütmeyetkisi ve görevinin, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa veyasalara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği; 9. maddesinde deyargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağıöngörülmüştür.
Böyleceegemenliğin kullanılasında yetkili organlar belirlenmiş ve kuvvetler ayrımıAnayasa’nın temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu ilke, TürkiyeCumhuriyeti’nin, Anayasa’nın 2. maddesinde sayılan ve Başlangıç’ta belirtilentemel ilkelere dayalı demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti niteliklerininde kaynağıdır. Anayasa’nın Başlangıç bölümünde belirtildiği gibi kuvvetlerayrımı, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, bellidevlet yetkilerinin kullanılması ve bununla sınırlı uygar bir iş bölümü ve iş birliğidir;üstünlük ancak Anayasa ve yasalardadır.
Yetkiyasası ve KHK’larla ilgili hükümler Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerinde yeralmıştır. 87. maddede, Bakanlar Kuruluna "belli konularda" KHKçıkarma yetkisinin verilmesi, TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayılmış;91. maddede de KHK çıkarılmasına yetki veren yasada bulunması zorunlu öğelerbelirtilmiştir.
Bunagöre, yetki yasasında, çıkarılacak KHK'nın amacının, kapsamının, ilkelerinin,kullanma süresinin ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıpçıkarılamayacağının açıkça belirtilmesi gerekir.
BakanlarKuruluna verilen yetki, yasada öngörülen konu, amaç, kapsam, ilke, ve süre ilesınırlı bir yetkidir. Bu durumda, yetki yasasının, Anayasa'nın belirlediğiöğeleri belli bir içeriğe kavuşturarak somutlaştırması ve verilen yetkiyiaçıkça sınırlayarak Bakanlar Kuruluna çerçeve çizmesi gerekir.
Ayrıca,91. maddenin sekizinci fıkrasında, yetki yasalarının ve KHK’ların, TBMMKomisyonları ve Genel Kurulunda öncelik ve ivedilikle görüşüleceği öngörülmüştür.Anayasa'da görüşülmesinde bile "öncelik ve ivedilik" aranan KHKçıkarma yetkisinin özel bir yönteme bağlanması konunun önemindenkaynaklanmaktadır. Anayasa'nın yukarıda açıklanan kuralları gözetilerek yerinegetirilecek bu işlev, yasa ivedi durumlarla sınırlıdır.
Anayasa'nın7., 87. ve 91. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinde, yasama yetkisiningenel ve aslî bir yetki olması, TBMM'ye ait bulunması, devredilememesikarşısında KHK çıkarma yetkisi kendine özgü ve ayrık bir yetkidir. Bu nedenlebu yetki yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ya da bu izlenimi verecekbiçimde güncelleştirilip genelleştirilmemelidir. KHK’lar, öğeleri Anayasa'dabelirlenen yetki yasalarına dayanılarak çıkarılırlar, ayrık durumlar içindirlerve bağlı yetkinin kullanılması yoluyla hukuk yaşamını etkilerler.
KHK’larancak ivedilik gerektiren belli konularda, kısa süreli yetki yasaları temelalınarak etkin önlemler ve zorunlu düzenlemeler için yürürlüğe konulur. Sık sıkbu yola başvurulması demokratik yapılanmanın temel organı yasama organını bir türdışlamak ya da geriye iterek ona ilişkin özgür haklara el atma niteliğini alır.Yasama organının bu duruma olur vermesi Anayasa’yla bağdaşamaz. Nitekim maddeninDanışma Meclisinde görüşülmesi sırasında KHK çıkarabilmesi için Hükûmete yetkiverilmesinin nedeni, Anayasa Komisyonu sözcüsü tarafından, “…çok acele hâllerdehükûmetin elinde uygulanacak seri bir kural olmadığı için, acele olarakçıkarılıp ve hemen olayın üstüne gidilmesi gereken hâllerde çıkarılması için budüzenleme getirilmiştir….” biçiminde açıklanmış; Anayasa Komisyonu Başkanı’da,“… Kanun kuvvetinde kararname, … yasama meclisinin acil bir durumda kanunyapmak için geçecek sürede çıkartacağı, kanunun ihtiyaca, hâlledilmesi gerekenmeseleyi çözemeyeceği; o zaman çok geç kalınacağı endişesinden kaynaklanan birmüessesedir ve bu müessese bunun için konmuştur.” diyerek aynı doğrultuda görüşbildirmiştir.
Süreleriuzatılarak yetki yasalarına böylece süreklilik kazandırılması, KHKuygulamasının yaygınlaştırılması hemen her konuda KHK’larla yeni düzenlemeleregidilmesi, ivedilik ve zorunluluk koşullarına uyulmaması, yasama yetkisinindevredilmezliği kuralına aykırılık oluşturur. Böylece, üç kamu erki arasındakidenge bozulur, yürütme organı yasama organının yetkilerine el atmış olur, onakarşı ve giderek üstün bir konuma gelir. Bu durum, Anayasa'nın yukarıdaaçıklanan kurallarına ters düşer.
Anayasa’nın87. maddesinde “..Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararnameçıkarma yetkisini vermek…” TBMM’nin görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır.Bu durumda TBMM, Bakanlar Kuruluna ancak belli konularda bu yetkiyi verebilir;her konuyu kapsayacak biçimde genel bir yetki veremez. “Belli” sözcüğününanlamı açıktır ve sınırlı durumu öngörmektedir.
Anayasa’dakim konuların KHK’larla düzenlenmesi yasaklanmaktadır. 91. maddenin birincifıkrasına göre, sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere,Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temelhaklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar veödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. 163. maddeye göre deBakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararnameler yoluyla bütçede değişiklik yapmakyetkisi verilemez.
Bunedenlerle yetki yasasında Bakanlar Kurulunun hangi konularda KHKçıkarabileceği açıkça belirtilmeli ve verilen yetki, konu yönünden mutlakabelirgin olmalıdır.
Yetkiyasasında, Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin “amacı”, “kapsamı” ve“ilkeleri”nin belirtilmesinden amaç, Bakanlar Kurulunun kendisine verilen yetkiile neleri gerçekleştireceğinin açıklıkla gösterilmesidir. KHK’nın amacı,kapsamı ve ilkeleri de konusu gibi geniş içerikli, her yöne çekilebilecek,yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli, değişik biçimlerde yorumlanmayaelverişli olmamalıdır.
Anayasa'yagöre, Yetki Yasası'nda Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin kullanılma süresininde gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, TBMM'yi, KHK çıkarma yetkisini çokuzun bir süre yürütme organına vermekten alıkoymaktadır. Bu sürenin ne kadarolacağı Anayasa'da belirtilmese de KHK kurumunun Anayasa hukukuna getirilişgerekçesine uygun biçimde kısa olması gerekir. Bakanlar Kuruluna çok uzun süreliyetki verilmesi ise ancak koşullu ve süreli bir yetkiye olanak tanıyanAnayasa'nın aşılarak yasama yetkisinin yürütme organına devri anlamına gelir.Böyle bir durum, ayrıklığın olağana dönüşmesine yol açar ki Anayasa'nın 7.maddesi buna olanak vermez. Uzun süre, sınırlı ve bir tür olağanüstü yetkininolağanlaştığının kanıtıdır.
TBMM,Bakanlar Kuruluna önemli, ivedi ve zorunlu durumlarda, somutlaştırılmışbelirgin konu, amaç, kapsam ve ilkelerle bu yetkiyi verebilecektir. Yetkinin,Bakanlar Kurulunca bu koşullar gerçekleştiğinde kullanılacak ön olur biçimindedeğil, önemli ivedi ve zorunlu durumun konu, amaç, kapsam ve ilkeler yönündenTBMM tarafından saptanıp, somut durumun belirlenerek verilmesi gerekir.
Verilenyetkinin konu, amaç, kapsam ve ilkeler yönünden genel anlam içermesinden veduraksamalardan kurtarılarak belli, belirgin duruma getirilmesi, diğer biranlatımla somutlaştırılması, yürürlüğe konulacak KHK’ların yetki yasası kapsamıiçinde kalıp kalmadıklarının; 91. maddede belirlenen yasak alana giripgirmediklerinin, önemli, ivedi ve zorunlu bir durum için olup olmadıklarınınsaptanması yönünden gereklidir.
Parlamenterdemokratik rejimin temeli olan parlamentolar, iktidarı ve muhalefetiyle tümulusun temsilcilerinden oluşan organlardır. Yasal düzenleme gereksinimininyasama organınca gerçekleştirilmesi ve karşılanması da anayasal ilkedir.
KHKçıkarılmasına yetki verilmesi, yalnızca Yasama Organı'nın yetki yasasındabelirlediği konu, amaç, kapsam ve ilke sınırları içerisinde düzenlemeyetkisinin yürütme organınca geçici ve koşullu olarak kullanılmasıdır.
Anayasa'nın11. ve 153. maddelerinde öngörülen "Anayasa'nın bağlayıcılığı veüstünlüğü" ile "Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı"ilkeleri gözönüne alındığında, bir yetki yasasının Anayasa'ya uygungörülebilmesi, Anayasa'daki öğe ve ölçütlere Anayasa Mahkemesi kararlarıylagetirilen yorumlar çerçevesinde uygunluğuyla olanaklıdır.
C.Anayasa ve Özelleştirme:
Anayasa’da46. maddede “kamulaştırma”ya, 47.maddede “devletleştirme”ye yer verilmesinekarşın özelleştirme konusunda özel bir düzenleme öngörülmemiştir. “Sosyaldevlet”te kamu hizmetlerinin çoğalması eğilimi giderek ağır bastığı içinanayasalarında özelleştirmeye yer veren devletler de bulunmaktadır. Ancak,Anayasa’da özelleştirme konusunun özel olarak düzenlenmemiş olması,yasaklandığı anlamına gelmez. Anayasa’da doğrudan özelleştirmeye ilişkinkurallar bulunmaması nedeniyle yasa koyucu, Anayasa’nın genel ilkelerine aykırıolmamak koşuluyla, konuyu düzenleme yetkisine sahiptir. Başka bir anlatımla,Anayasa’da özelleştirmenin öngörülmemiş olması yasa koyucunun bu konudadüzenleme yapmasını engellemez.
Anayasa'daözelleştirme konusunda özel bir düzenlemeye yer verilmemesine karşındevletleştirmeye ilişkin 47. maddeden, özelleştirme için de kimi ilkelerçıkarılabilir. Çünkü devletleştirme, özelleştirmenin tersi bir işlemdir. Bunedenle, devletleştirmeye yetkili organın özelleştirme konusunda da yetkiliolduğunun kabulü gerekir. Nitekim öğretide, devletleştirme yapmaya yetkili olanorganın "devletsizleştirme"ye de yetki sayılması gerektiği görüşüçoğunluktadır. Anayasa'nın devletleştirmeye ilişkin 47. maddesinde "Kamuhizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler kamu yararının zorunlu kıldığı hâllerdedevletleştirilebilir.
Devletleştirmegerçek karşılığı üzerinden yapılır. Gerçek karşılığın hesaplanma tarz veusulleri kanunla düzenlenir." denilmektedir.
Anayasa’nın47. maddesi gereğince, 20.11.1984 günlü, 3082 sayılı “Kamu Yararının ZorunluKıldığı Hâllerde Kamu Hizmeti Niteliği Taşıyan Özel TeşebbüslerinDevletleştirilmesi Usul ve Esasları Hakkında Kanun” yürürlüğe konulmuştur. BuYasa’nın 3. maddesinde de “Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerinkamu yararının zorunlu kıldığı hâllerde devletleştirilmesi kanunla düzenlenir.”denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 3082 sayılı Yasa’nın iptali için açılandâva nedeniyle verdiği 27.9.1985 günlü, Esas 1985/2, Karar 1985/16 sayılıkararı; Yasa’nın tümlüğü içerisinde 3. maddenin devletleştirilecek özelteşebbüsü Yasa’nın göstereceği, kişilerin temel haklarından olan mülkiyethakkında, çalışma ve özel teşebbüs kurma hürriyetine sınırlamalar getirendevletleştirmenin yasama organınca düzenlenmesinin çok daha güvenceli olduğundakuşku duyulmayacağı yargısını içermektedir. Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyethakkıyla ilgili korumanın, kamu mülkiyeti için de özel mülkiyetle eşit biçimdedeğerlendirip düzenlenmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, özel teşebbüslerindevletleştirilmesinde olduğu gibi kamu varlıklarının özelleştirilmesinde deyetki, yasama organınındır. Bu yetki, yasama organının kamu mülkiyetinin dekoruyucusu olmasının doğal sonucudur.
ÖzelleştirmeAnayasa'da yasaklanmadığına göre yasama organı, yararlı, gerekli ya da uygungördüğü kamu varlıklarının özelleştirilmesini Anayasa'nın 11. maddesi gereğinceAnayasa'nın ilkelerine ve kurallarına bağlı kalarak, yasayla belirleyebilir.Devletleştirmede olduğu gibi özelleştirmede de esas ve yöntemlere ilişkin birdüzenlemenin yasayla yapılması zorunluluğu açıktır, özelleştirmeyi geneldedüzenleyen böyle bir yasanın varlığı, özelleştirilecek her KİT için yasamaorganının olurunu öngören özel bir yasa çıkarılması gereksinimini ortadankaldırmaz. Çünkü, yasama organı özelleştirilecek KİT için anayasal ilkelereaykırı olmamak üzere çerçeve yasaya ayrık biçimde özelleştirme koşullarındadeğişiklik yapma yetkisine sahip bulunmaktadır.
D.3987 sayılı Yasa'nın Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
1.Anayasa'nın 35. ve 91. Maddeleri Yönünden inceleme:
Özelmülkiyet için Anayasa'nın 35. maddesiyle getirilen koruma, devletin ve diğerkamu tüzel kişilerinin mülkiyet hakları için de geçerli olduğundan, bu durumundoğal sonucu, KİT'lerin özelleştirilmesinde gerçek değerinin gözetilmesigerekir. Özelleştirme, devletleştirmenin tersi bir işlem olduğuna göreKİT'lerin satışında en az kaybı, en yararlı düzeyi sağlayacak biçimde râyiçdeğer aranarak gerçek değere en yakın olanın bulunması gerekir. Bu ölçülerigözardı eden bir yöntem ve uygulama, satın alan kişileri öbür kişilerkarşısında hakkı olmayan ayrıcalıklı bir konuma getirerek eşitlik ilkesineaykırılık oluşturur. Nitekim 3082 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde özel teşebbüsüngerçek karşılık üzerinden hesaplanacak bedelle devletleştirilmesiöngörülmüştür. Devletin alışıyla satışı arasındaki ayrı uygulama da özellikleregöre ayrılığın doğallığı dışında, devletin zararına yol açabilecek bir hukuksalçelişki olur. Kamulaştırma Yasası'nda da benimsenen bu bedel saptama yöntemi,özelleştirme için de örnek sayılabilir.
Ayrıca,3082 sayılı Devletleştirme Yasası'nın 5. maddesinde tespit ve değerlendirmeişleri için “Değerlendirme ve Takdir Komisyonu" oluşturulmakta; 10. maddedebu komisyonun bağımsızlığını sağlayacak kurallar; 6. maddede isedevletleştirilecek özel teşebbüsün görüldüğü kamu hizmetinin niteliğine göreilgili bulunan bakanlık temsilcisinin başkanlığında yönetmelikle belirtilecekkamu ve özel kuruluş temsilcilerinden oluşan komisyonun takdir vedeğerlendirmesini yaparken uyacağı esaslar öngörülmüştür. Bu genel ve yerleşikkurallara koşut kurallarla özelleştirme değeri saptanarak ve alıcınınbelirlenmesi ayrıcalığa yol açmayacak ve ulusal bağımsızlığı tehlikeyedüşürmeyecek biçimde olmalıdır.
Kimiözelleştirme türlerinde kamu mülkiyetine sınırlama getirildiği gibi kamuvarlığının satışında da kamu mülkiyeti sona ermektedir. Kamu varlığınınazalması, elden çıkarılmasıyla özelleştirilen alanda kamu mülkiyeti ortadankalkmaktadır. Özel mülkiyet için Anayasa'nın getirdiği koruma ve güvence kamumülkiyeti için de geçerli olduğundan, özel mülkiyet konusundaki özenin kamumülkiyeti konusunda öncelikle düşünüleceğinde duraksanamaz. Bu nedenle, kamumülkiyetinin sona erdirilmesine ilişkin esasların yasayla düzenlenmesi,Anayasa'nın 35. maddesinin getirdiği bir zorunluluktur. Kişisel mülkiyetigüvenceye bağlayan Anayasa'nın kamu mülkiyetini güvencesiz bıraktığıdüşünülemez. Nitekim mülkiyet hakkını kişiler yönünden güvenceye alan 35.maddenin birinci fıkrası yanında, ikinci ve üçüncü fıkralarındaki bu hakkınancak yasayla sınırlanabileceği ve kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı hususları kamu mülkiyetini de kapsamaktadır. Kamu mülkiyeti için degeçerli olan bu güvence gözardı edilemez. Kamu mülkiyeti de kamu yararıamacıyla sınırlanabilir ve toplum yararına aykırı biçimde kullanılamaz.
Yasa'nın2. maddesinin (A) bendinin (a), (b), (c), (d), (e) alt bentleriyle öngörülenkamu varlıklarının, satış, kiralama, işletme hakkının devredilmesi, üzerlerindemülkiyetin gayrı ayni haklar kurulması ve işin gereğine uygun diğersözleşmelerle devredilmesi biçiminde özelleştirilmesi olgusu kamu mülkiyetiyönünden sınırlamalar getirmekte; satılarak özelleştirmede ise sınırlamanınötesinde kamu mülkiyeti sona ermektedir. Bu nedenle, Anayasa'nın 35. ve 91.maddeleri gereğince özelleştirmeye ilişkin düzenlemenin yasa ile yapılmasızorunludur.
Özelleştirmeuygulamalarının KHK’larla düzenlenmesini öngören 3987 sayılı Yasa, Anayasa'nın35., 91. maddelerine aykırılık oluşturduğundan iptali gerekir.
GüvenDİNÇER, Samia AKBULUT, Haşim KILIÇ, Mustafa BUMİN ve Lütfi F. TUNCEL budüşüncelere katılmamışlardır.
Davadilekçesinde 3987 sayılı Yasa'nın Anayasa'nın 2, 7, 87, 91, 153, 160 ve 165.maddelerine aykırılığı savı ile iptali istenilmiştir. Ancak 2949 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 29. maddesinegöre Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılık konusunda ileri sürülengerekçelere dayanmak zorunda değildir. İstemle bağlı kalmak koşuluyla başkagerekçeyle de Anayasa'ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle Yasa'nındüzenleniş biçimi nedeniyle konuyla yakın ilgisi bulunan Anayasa'nın diğermaddeleri yönünden de inceleme yapılmıştır.
2- Anayasa'nın2., 7., 87. ve 91. Maddeleri Yönünden İnceleme:
Davadilekçesinde, 3987 sayılı Yasa'nın 1., 2. ve 3. maddelerinin Anayasa'nın 87. ve91. maddelerine aykırılığı savında bulunularak özetle şöyle denilmektedir:
Yasa'nınamacının belirlendiği 1. madde somut ve sınırlandırılmış değildir. Daha çokkonuların sayıldığı bu maddenin sonunda amaç belirtilmekte ve yürütme organınasınırsız yetki verilmektedir.
Kamuiktisadî teşebbüsleri yasayla kurulduğu için kapatılmaları da ancak yasaylaolur. Bu yetki de TBMM'nindir. Bu yetkinin yürütme organına verilmesi yetkidevri anlamına gelir.
YetkiYasası’nın çıkarılacak KHK’ların kapsamının açıklandığı 2. maddesinde ise; BakanlarKuruluna birbiriyle ilgisi olmayan sınırsız alanlarda KHK çıkarma yetkisiverildiğinden bu yasama yetkisinin devri boyutuna ulaşmıştır. Yasa'nın 3.maddesinde de ilke olarak gösterilen hususların ilkeden çok amaca yönelikolduğu, amaca ulaşmak için belirlenmesi gereken ilkelerin bulunmadığı açıktır.Böylece yasa ilkelerden yoksundur ve Anayasa'ya aykırıdır.
Davakonusu Yetki Yasası ile yukarıda açıklandığı gibi, bir yandan özelleştirmeuygulamasının yapılacağı kamu kurum, kuruluş ve iştirakleri ile diğer kamuvarlıkları sayılırken öbür yandan örgütlenme, yeniden yapılanma ve personel konusunakadar geniş bir alan içinde yürütme organına düzenleme yapmak üzere KHKçıkartma yetkisi verildiği görülmektedir. KHK'nın konuları böylecebelirtildikten sonra KHK’ların amacı "Rekabete dayalı serbest piyasaekonomisinin güçlendirilmesi, ekonominin verimliliğinin yükseltilmesi, sermayepiyasasının geliştirilmesi ve kamu kesiminin finansman ihtiyacınınazaltılması" biçiminde belirtilmiştir.
Amaçbaşlıklı 1. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında sayılan konular arasındayer alan kimi kamu kuruluşlarının ve varlıklarının özelleştirilmesinin hangiyöntemlerle gerçekleştirileceği belirtilmemiştir. Buradaki"özelleştirme" sözcüğü mülkiyetin devrini de içermekte olduğundanAnayasa'nın 91. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Kararın önceki bölümlerindeaçıklandığı gibi mülkiyeti ilgilendiren düzenlemeler 91. maddenin birincifıkrasında yer alan yasak olan içinde yer almakta olup bu konuda KHK çıkartmayetkisi verilemez. Bu konunun ancak yasa ile yapılması olanaklıdır.
1.ve 2. maddelerin içeriği birlikte değerlendirildiğinde verilen geniş yetkilerinyasama yetkisinin devri niteliğinde olduğu görülmüştür. Başka bir anlatımla,özelleştirme uygulamasında Bakanlar Kuruluna hemen her konuyu kapsayan biçimdedüzenleme yapma yetkisi verilmektedir. Oysa yasama yetkisi genel ve aslî biryetki olup TBMM'ye aittir ve devredilemez. KHK çıkarma yetkisi ise kendine özgüsınırlı ve ayrık durumlarda kullanılabilecek bir yetki türüdür. Bu yetki, KHKkurumunun Anayasa'ya getiriliş amacına uygun olarak önemli, zorunlu ve ivedi durumlariçindir. Yasama yetkisinin devri sonucunu doğuran geniş konu ve kapsamdayetkiler Anayasa'nın 7. maddesine aykırılık oluşturur.
Öteyandan TBMM tarafından Bakanlar Kuruluna yasama yetkisinin devri anlamınagelebilecek nitelikte geniş kapsamlı yetki verilmesi yasama ve yürütme erkioranındaki dengeyi bozar, yürütme organına üstünlük sağlar. Bu durum ise,parlamenter demokrasinin dayanağı olan kuvvetler ayrılığı ve Anayasa'nın 2.maddesindeki "demokratik hukuk devleti" ilkesi ile çelişir.
Anayasa'nın91. maddesinde, Yetki Yasası'nda çıkarılacak KHK’ların konusunun, amacının,kapsamının ve ilkelerinin açıkça belirtilmesi öngörülmektedir.
Yasa'nınkapsamı belirleyen 2. maddesinin (A) bendinin (d) alt bendi ile (a), (b) ve (c)alt bentleri kapsamına girmeyen kamu tüzel kişilerinin iştiraklerindeki kamupaylarının özelleştirilmesi de kabul edilerek hem konu hem de kapsamgenişletilmiştir. Öte yandan, (g) alt bendiyle de özelleştirme kapsamınaalınan, özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan ya da tasfiye edilenveya yeniden yapılandırmadan ötürü istihdam yapısı değişen kuruluşlarda çalışanpersonelin istihdamlarına ilişkin düzenlemeler yapmaya yetki verilmektedir.Oysa, Yasa'nın 1. maddesinde belirtilen konular arasında kuruluşlarınkapatılması, faaliyetlerinin durdurulması ya da tasfiye edilmesi yöntemlerineyer verilmemiştir. Yasa'nın 2. maddesinde satılma, kiralanma, işletme hakkınındevri, mülkiyetin gayri aynî hak tesisi ya da işin gereğine uygun diğersözleşmeler yoluyla devredilmesi olarak öngörülen özelleştirme konusunundışında bu yöntemler de kapsama eklenerek yetkiler daha da genişletilmiştir.
YetkiYasası’nın 3. maddesinde çıkarılacak KHK’ların ilkeleri belirlenmiştir.Yasa’nın 1. maddesinde belirtilen amaca ulaşabilmek için uygulanacak ilkelerinaçıkça ve gelişigüzel uygulamalara yol açmayacak biçimde belirlenmesi gerekir.Çünkü bunlar çıkarılacak KHK’ların yargısal denetiminde de ölçüt olarakkullanılacaktır. Yasa’da belirtilen ilkelerin bir bölümü “amaç” olarakdeğerlendirilebilecek niteliğe sahip olup bir bölümü de somutlaştırılmamış, heryana çekilebilir, genel anlatımlardan oluşmaktadır.
Uygulanacaközelleştirme (satış, kiralama, işletme hakkı devri gibi) yöntemlerine uygunilkeler ayrı ayrı belirtilmelidir, örneğin satış yönteminde uygulanacakesaslar, kamu varlığının değerini belirleme biçimi, ihale yöntemleri gibiilkelerin açıkça yazılması gelişigüzel uygulamaları ve kötüye kullanmaları enaza indirecek sağlıklı, hukuksal düzenlemelerdir. Anayasa'nın 91. maddesininöngördüğü ilkeleri belirleme zorunluluğu bu amacı gerçekleştirmek içingetirilmiştir.
Bunedenlerle Yasa'nın 1., 2. ve 3. maddeleri Anayasa'nın ve 2. , 7. , 87. ve 91.maddelerine aykırı olup iptali gerekir.
3-Anayasa'nın Başlangıç Kısmı ve 5. Maddesi Yönünden İnceleme :
Anayasa’nın176. maddesinde "Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirtenbaşlangıç kısmı, Anayasa metnine dahildir." denilmiş; maddeningerekçesinde de, Başlangıç'taki temel görüş ve ilkelerin Anayasa'nın öbürhükümleriyle eşdeğer olduğu vurgulanmıştır. Anayasa'nın, Cumhuriyet'inniteliklerini belirleyen 2. maddesindeki, "Türkiye Cumhuriyeti....başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan... bir .... Devlet(tir)"açıklığı, Başlangıç'ta belirtilen temel ilkeleri Cumhuriyetin nitelikleriyle özdeşleştirilmiştir.
İçerdiğitemel görüş ve ilkeler, öbür hükümlerle eşdeğer olan Anayasa'nın başlangıçkısmının yedinci paragrafında, "Hiçbir düşünce ve mülahazanın "Türkmillî menfaatleri"...nin karşısında korunma göremeyeceği..." ilkesiile de Anayasa'nın öngördüğü hukuk düzeni içinde ulusal çıkarların her şeyinüzerinde tutulması gerektiği belirtilmiştir.
Öteyandan, Anayasa'nın 2. maddesinde, "... toplumun huzuru, millî dayanışmave adalet anlayışı ... içinde insan haklarına saygılı..." olunacağına yer verilerekdevlet ve toplumun çıkarlarına öncelik tanınmıştır.
Anayasa'nın5. maddesinde de bir yandan "...Türk Milletinin bağımsızlığı"nı, öteyandan da "... kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak" devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. AnayasaMahkemesinin 2983 sayılı Yasa ile ilgili kararında, 5. maddede yer alan"Türk milletinin bağımsızlığı" ilkesinin siyasal ve ekonomikbağımsızlığı birlikte içerdiği, bu kavramların yalnız başına bir anlamtaşımadıkları, birbirlerini tamamlayan kavramlar oldukları vurgulanmıştır.
Anayasa'nın16. maddesinde ise, Anayasa'nın 12. maddesinde herkese tanınan temel hak veözgürlüklerin, yabancılar için, uluslararası hukuka uygun olarak yasaylasınırlandırılabileceği kurala bağlanmıştır.
Yabancılarıntemel hak ve özgürlüklerin kimilerinden yurttaşlar gibi yararlandırılmamasının,bu hakların kimi sınırlama ya da kısıtlamalara bağlı tutulmasının nedenleriniAnayasa Mahkemesinin yabancılara mülk satışı ile ilgili 13.6.1985 günlü, Esas1984/14, Karar 1985/7 sayılı kararında da belirtildiği gibi devleti korumak,onun sürekliliğini sağlamak gibi düşüncelerde aramak gerekir. Devletin geleceğiüzerinde doğrudan etkisi olan yaşamsal önemdeki konularda, yabancılarınağırlığını önleyici kuralların getirilmesi, bağımsızlığın korunması yönündenzorunludur.
Kalkınmayıhızlandırmak için elbette dış borçlanma, yabancı sermaye, yabancıortaklıklardan yararlanmak gerekir. Ancak özelleştirme yoluyla giderekyabancıların nüfuzuna yol açılması, ülke bağımsızlığı yönünden kabul edilemez.Bu gerçek, özelleştirme politikası uygulayan gelişmiş kimi ülkeleri bile önlemalma zorunda bırakmıştır. Örneğin yancılara satılabilecek pay oranı Fransa’da%20, Belçika’da %20-25, İngiltere’de ise %10 ile sınırlandırılmıştır. TürkUlusu’nun çıkarlarının, ülke bağımsızlığının ve güvenliğinin gözetilmesiözelleştirmenin yabancılaştırmaya dönüşmemesi yönünden getirilecek kurallarınönemi büyüktür. Uygulamaların karşılıklılık ilkesi gözetilerek yapılmasıgerekir.
Telekomünikasyon,elektrik üretim, iletim ve dağıtım gibi stratejik önemi olan alanlarayabancıların girmesinin ötesinde, egemen olması, güvenlik, bağımsızlık veekonomik yönlerden çok sakıncalı olabilir. Çünkü, bu tür kamu hizmetleri ülkegüvenliği ile çok yakından ilgilidir.
Halkaya da çalışana satılsa bile yasada önlem getirilmedikçe payların hızla eldeğiştirmesi her zaman için olanaklıdır. Özelleştirilen ve ilk aşamada halkasatılan kuruluşların sonradan yerli ya da yabancı sermaye gruplarının elinegeçme olasılığı fazladır. Düzenlemelerin bu tür durumları önleyecek biçimdeyapılması gerekir.
Anayasa'nın47. maddesinde devletleştirme olanağının getirildiği, yabancıya satışın ülkeçıkarlarına olumsuz etkisi görülürse devletleştirme yoluna gidilerek bu riskinortadan kaldırılabileceği düşüncesi, ulusal ve uluslararası hukuk yönünden pekgeçerli görülemez. Gerçekten, devletleştirme Yasası'na göre özel teşebbüsleri devletleştirmeoldukça güçleşmiştir. Konunun uluslararası boyutuna bakıldığında olayın çokdaha güç olduğu görülür. Nitekim, Anayasa Mahkemesi "yabancıya satılmıştoprakların yasal yollardan yerine göre geri alınabilmesi olanağının varlığınagüvenilemez. Yabancıların her an kendi devletlerinin himayesinde olduğu dikkatealındığında böyle bir yola başvurmanın devletlerarası çetin sorunları davetetmesi kaçınılmazdır." yargısına vararak bu hususu açıkça vurgulamıştır.Kaldı ki önceden önleme olanağı varken, sonuçta bu denli sorunlarla yüklü biryola girmek, mantıkla da bağdaşamaz.
Bunedenlerle özelleştirme ile ilgili yasalarda yabancılarla ilgili kimisınırlamalar getirilmesi ülkenin bağımsızlığı ve ulusun güvenliği ile doğrudanilgilidir. Böyle bir düzenlemenin bulunmaması, uygulamanın, anılan ilkelerizedeleyici sonuç doğurmasına neden olabilir. Devletin kuruluş, işletme, altyapıgibi ekonominin öğesi ve gücü olan tüm kamusal varlıklarının, gelir ortaklığı,satış ya da işletme hakkı yoluyla yerli-yabancı ayırımı gözetilerek eldençıkarılması, geleneksel yapısı ve niteliğiyle Anayasa'da öngörülen devletdüzenine uygun düşer. Anayasa Mahkemesi 1985/4 sayılı kararında bunu dolaylıyoldan belirtmiştir. Bu kararda, "nama muharrer" olmayan hissesenetlerinin bağımsızlık ilkesine ters düşmediği belirtilirken, bu senetlerinmaliklerine aynî hak sağlamadığı, yönetimde temsil hakkı vermediği, bir borçsenedi niteliğinde olduğu kabul edildiği için, bu senetlerini yerli ya dayabancı elinde olmasının bağımsızlık ilkesini zedelemediği sonucunavarılmıştır. Anılan kararın genelde karşıt anlamından, yukarıda açıklananhususları sağlayan düzenlemelerin bağımsızlık ilkesini zedeleyeceği sonucunavarılır. Dava konusu Yasa ise doğrudan bu sonuçları sağlayıcı niteliktedir.Yabancı egemenliğine yol açmayacak yöntemlerle özelleştirmegerçekleştirilebilir.
ÖzelleştirmeyleKİT’lerin arazi, arsa, bina, makina gibi tüm varlığı satılabilecektir.Türkiye'de kamu işletmelerinin birçoğunun taşınmaz mal varlıkları çokdeğerlidir. Bu nedenle yerli ve yabancı özel sektöre çoğu kuruluş çekicigelmektedir. Önemli olan KİT’lere ilişkin araç ve gereçlerle birlikte taşınmazmalların da satılmasıdır. Bu yöntemle Anayasa Mahkemesinin Anayasa’ya aykırıbularak kapatmış olduğu yabancılara taşınmaz mal satışı yolu, bu konuda dolaylıolarak yeniden açılmış olacaktır ki bu da Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisizkılma anlamına gelir. Bu kararlar ve karşılıklılık ilkesi gözetilmedenyapılacak özelleştirme Anayasa'ya aykırı olur.
Diğeryönden, bu yöntem stratejik konumda olan bölgelerde de yabancıların taşınmazmal edinmelerine olanak sağlayacaktır. Türkiye'de yabancının toprak (arazi,arsa, bina) edinmesi yalnızca bir mülkiyet sorunu olarak görülemez. Çünkütoprak devletin vazgeçilmez temel öğesi, egemenliğin ve bağımsızlığınsimgesidir. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana,kapitülasyonların Osmanlı Devleti'ne verdiği zararları da gözeterekyabancıların taşınmaz mal, özellikle arazi edinmelerine çok duyarlıyaklaşmıştır. Yabancıların ülkede mülk edinmelerini olanaklar ölçüsündesınırlayan Lozan Barış Antlaşması'yla başlayan hukuk siyaseti, günümüze deksürmüştür. Köy Yasası’yla yabancıların köyde taşınmaz edinmeleri yasaklanmış,bunu Tapu Yasası’ndaki sınırlama izlemiştir. Yabancı tüzel kişilerin ülkedemülk edinemeyeceklerine ilişkin esasa kimi yasalarla getirilen ayrıklıklarınçok önemli ulusal yararlarımızla ilgili olduğu açıktır.
3987sayılı Yasa'da hiçbir sınır getirilmeden KİT’lerin müessese, bağlı ortaklık,iştirak, işletme ve işletme birimlerinin özelleştirilmesi öngörülmüştür. Buözelleştirme sonucu sektörün bir kısmı ya da tamamı yabancıların da elinegeçebilecektir. Ülkemizde sermaye birikiminin düzeyi düşünülürseözelleştirmenin yabancılaştırma olasılığının yüksekliği daha anlaşılırolacaktır.
Telekomünikasyonve elektrik gibi stratejik öneme sahip kamu hizmetlerinin yabancılaşması, ülkesavunması, güvenliği ve bağımsızlığı yönünden sakıncalıdır.
Bunedenlerle, dava konusu Yasa, herhangi bir sınır getirmeden KİT’lerin müessese,bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimlerinin yabancılarasatılmasına olanak sağlayan niteliğiyle, Anayasa’nın Başlangıç'ının yedinci paragrafındaki"Türk Millî Menfaatleri"nin korunması ve 5. maddesindeki devletin"Türk Milletinin Bağımsızlığı"nı ve "kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğu"nu sağlama ilkelerine aykırıdır.
4-Anayasa'nın 167. ve 172. Maddeleri Yönünden İnceleme:
Anayasa'nın167. maddesinde "Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarınınsağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır;piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyiönler.
Dışticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat,ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülüklerdışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla BakanlarKuruluna yetki verilebilir." denilmektedir. Buna göre, piyasalarda fiilenoluşacak tekelleşme ya da kartelleşme ile birlikte anlaşma sonucu doğacaktekelleşme ve kartelleşmenin de önlenmesi görevi devlete verilmiştir.
Maddegerekçesinde tekel benzeri gruplaşmalarında tekelleşme kapsamında görüldüğü;tekelleşmenin önlenmesinin tüketim sektörü yanında hizmet sektörü yönünden degerekli olduğu belirtilmiştir. Ayrıca tekelleşme ve kartelleşmeninzararlarından bireyleri ve toplumu korumak Anayasa'nın 5. maddesinde devletintemel amaç ve görevleri arasında öngörülen "kişilerin ve toplumun refah,huzur ve mutluluğunu sağlamak" ile de doğrudan ilgilidir.
Anayasa'nın172. maddesinde devlete ayrıca "... tüketicileri koruyucu önlemlerialmak" görevi de verilmiştir. Devletin, tekelleşme ve kartelleşmeyiönlemek görevi temelde tüketiciyi koruma amacı gütmektedir. 172. madde ile devleteverilen tüketicileri koruma görevi ancak tekelleşme ve kartelleşmelerinönlenerek özgür rekabet koşullarının sağlanması ile güvenceye alınabilir.
Piyasaekonomisinin etkinliği, tam rekabet koşullarının varlığına bağlıdır. Tekelleşmeya da kartelleşmeye olanak veren ortamlarda piyasa ekonomisi etkinliğiniyitirir. Bu nedenle özelleştirmeye ilişkin yasal düzenlemelerde, tekelleşmeyive kartelleşmeyi önlemeye, tüketicileri korumaya yönelik kuralların bulunmasızorunludur.
Özelleştirilecekkuruluş tekel konumunda ise, kamu tekelinin yerini özel tekelin almasıkaçınılmazdır. Kamu tekeli durumunda, mal ya da hizmet üretimine devletindoğrudan karışması olanağı varken özel tekel durumunda, bu olanak söz konusuolmayacak, mal ve hizmet fiyatları kamu tekelinde olduğundan daha yüksektebelirleneceği gibi kalite de olumsuz etkilenecektir.
Elektrik,su, telekomünikasyon gibi temel kamu hizmeti üreten ve doğal tekel niteliğitaşıyan ve stratejik yönden önemli olan kamu iktisadî teşebbüslerininözelleştirilmesi önlem alınmadığında özel tekelleşme olanağı sağlanması, başkabir anlatımla kamu görevlerinin özel sektöre devri anlamına gelir. Bu durumdagerçek ve tüzel kişilerin uyacağı koşullar ile devletçe yapılacak gözetim vedenetimin ilke ve yöntemleriyle uygulanacak yaptırımların gösterilmesizorunludur.
Bunedenle Özelleştirme Yasası'nda mal ya da hizmet üretiminin belirli sermayegruplarının elinde toplanmasını, tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi önleyecekönlemlerin alınması gerekir. Tersi durum, düzenlemeyi Anayasa'nın 167. ve 172.maddelerine aykırı kılar.
5- Anayasa'nın168. Maddesi Yönünden İnceleme:
Anayasa'nın168. maddesinde "Tabiî servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufualtındadır. Bunların aranması ve işletilmesi hakkı devlete aittir. Devlet buhakkını belli bir süre için gerçek ve tüzel kişilere devredebilir. Hangi tabiîservet ve kaynağın arama ve işletmesinin devletin gerçek ve tüzel kişilerleortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması, kanununaçık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gerekenşartlar ve devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyidelerkanunu da gösterilir." denilmektedir. Buna göre Anayasa'da doğalservetlerin ve kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında kabul edilerekbunların mülkiyetinin gerçek ya da tüzel kişilere devri yasakladığı gibibunları arama ve işletme hakkına da sahip olan devletin bu hakkını ancak bellibir süre için gerçek veya tüzel kişilere yasanın açık oluru iledevredilebileceği öngörülmektedir. Anayasa'da doğal servetler ve kaynaklar içinöngörülen bu hukuksal durum bunların sosyal, ekonomik ve stratejik önemlerinindoğal sonucudur.
Doğalservet ve kaynakları yerinde kullanarak ya da onlardan yerinde yararlanarakkamu hizmeti üreten KİT’lerin özelleştirilmesinde Anayasa'nın 168. maddesindeöngörülen ilkelerin gözönünde bulundurulması zorunludur. 168. maddeye göreişletme hakkı devlete ait olan doğal servetler ve kaynakların işletme hakkıgerçek veya tüzel kişilere ancak süreli olarak devredilebilir. Doğal servet vekaynaklardan yararlanarak kamu hizmeti üreten KİT ya da buna bağlı kuruluşlarile diğer kamu tüzel kişilerin varlıklarının özelleştirilmesinde bunlarınyararlandıkları doğal servet ve kaynakların mülkiyetinin gerçek ve tüzel kişileredevri olanaksızdır.
Butür KİT’lerin yasada öngörüldüğü gibi satış yöntemiyle özelleştirilmeleridurumunda, mülkiyete bağlı işletme hakkı da süresiz olarak satın alanlarageçecektir. Buna karşılık, kamu hizmeti üretilmesinde yararlanılan doğal servetveya kaynağın işletme hakkının devredilmediği; KİT’lerin işletme hakkınındevredildiği ileri sürülebilirse de kamu hizmetini bu biçimde üreten KİT’lerile bunların kamu hizmeti üretiminde yararlandıkları doğal zenginlik vekaynakların birbirinden ayrı düşünülmesi olanaksızdır.
Doğalzenginlik ve kaynaklarla ilgili KİT’lerin ve diğer kamu tüzel kişilerininvarlıklarının özelleştirilmesinde, bunların yararlandıkları doğal zenginlik vekaynakların işletme hakkının belli süreyle devri biçiminde olması zorunludur.KİT’lerin yararlandıkları doğal zenginlik ve kaynakların satış ya da işletmehakkının süresiz devri biçiminde özelleştirilmeleri Anayasa'nın 168. maddesineaykırı düşer.
Bunedenlerle, 3987 sayılı Yasa doğal zenginlik ve kaynaklarla ilgili KİT’lerinsatışına ve bunların işletme hakkının süresiz devredilmesine olanak verdiğindenAnayasa'nın 168. maddesine aykırıdır.
6-Anayasa'nın 160. ve 165. Maddeleri Yönünden İnceleme:
Davadilekçesinde; Yasa'nın 2. maddesinin (F) bendi ile "Bu kanunla kurulmasıöngörülen Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Özelleştirme Fonunun, YüksekDenetleme Kurulu denetimine tabi olmasına ilişkin olarak 29 Şubat 1984 tarihli2983 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yapılacak değişiklikler vedüzenlemeler" için Bakanlar Kuruluna yetki verilerek Özelleştirme İdaresiBaşkanlığı ve Özelleştirme Fonu’nun TBMM denetiminin dışına çıkarılmakistendiği, bu durumunda Anayasa'nın 160. ve 161. maddelerine aykırı olduğubelirtilerek iptali istenmiştir.
a.Anayasa'nın 160. maddesinde, genel ve katma bütçeli dairelerin tüm gelir vegiderlerinin denetiminin TBMM adına görev yapan Sayıştay'ca yapılması; 165.maddesiyle de sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylıolarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının TBMM'ce denetlenmesininyasayla düzenlenmesi öngörülmüştür.
Özelleştirmeİdaresi Başkanlığı’nın kurulmasına yetki veren Yasa, denetiminin BaşbakanlıkYüksek Denetleme Kurulu'nca yapılmasına olanak sağlamaktadır. Özelleştirmeİdaresi Başkanlığı’nın, Anayasa'nın 165. maddesinde belirtilen kamu kurum vekuruluşları içinde değerlendirilmesi mümkün olmadığına göre bunun denetimininde ancak 160. maddede öngörüldüğü gibi yapılması zorunludur. Çünkü, BaşbakanlıkYüksek Denetleme Kurulu'nun denetimi, sermayesinin yarısından fazlası doğrudanya da dolaylı olarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortakları için söz konusuolabilir. Bu nedenle özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın denetim yöntemlerineilişkin düzenlemeler yapmak üzere verilen yetki, Anayasa'nın 160. maddesineaykırı olup iptali gerekir.
b.Özelleştirme Fonu da Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun denetim alanıiçine alınmıştır. Fonların Anayasa’nın 165. maddesi içinde sayılan kamukuruluşu olarak değerlendirilmesi zorunludur. Çünkü, 1961 Anayasa’nın 127.maddesinin son fıkrasında sadece Kamu İktisadi Teşebbüslerinin TBMM’cedenetlenmesi öngörülmüşken 1982 Anayasası’nın 165. maddesinde KİT’lerleyetinilmemiş “Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı devleteait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarının” denilerek kapsam genişletilmiştir.Nitekim maddenin Danışma Meclisindeki gerekçesi aynen 1961 Anayasası’nda olduğugibi “Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafındandenetlenmesi usul ve esasları kanunla düzenlenmelidir." biçiminde ikenmadde, Millî Güvenlik Konseyi’nde yapılan değişiklikle şimdiki durumunualmıştır. Bu gerekçede "Payının yarısından fazlasına devletin sahip olduğukamu kuruluş ve ortaklıklarının TBMM'ce, Yüksek Denetleme Kurulu raporlarıyla,düzenlenecek diğer raporlar da esas alınarak denetlenmesine imkân verecekşekilde madde yeniden düzenlenmiştir." denilmiştir. Her ne kadar Anayasa'nın165. maddesi "Kamu iktisadi Teşebbüsleri denetimi" başlığınıtaşıyorsa da bütçe içi ya da bütçe dışı kamu kaynaklarından oluşan, tüzel kişiliğesahip ve bir kamu hizmeti yapmak üzere bir amaca tahsis edilen fonların,TBMM'ce denetlenmesi gereken kamu kuruluşları arasında bulunduğu kuşkusuzdur.
2.4.1987günlü 3346 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile fonların TBMM'ceDenetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 12. maddesi ile Fonların TBMM'cedenetlenmesi kuralı getirilmiş fakat denetim biçiminin Anayasa'ya aykırı olmasınedeniyle bu madde Anayasa Mahkemesinin Esas 1987/12 Karar 1988/3 sayılı kararıile 28.1.1988 günü iptal edilmiştir. İptal kararından sonra fonların TBMM'cedenetimine ilişkin yeni bir kural getirilmemiştir.
Durumböyle iken, dava konusu Yasa'nın 2. maddesinin (F) bendi ile ÖzelleştirmeFonu'nun Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetimine bağlı olmasına ilişkindüzenleme yapmak üzere yetki verilmiştir. Fonların Türkiye Büyük MilletMeclisince denetiminin yapılmasına ilişkin yasal bir düzenleme olmadığı sürece,tek başına Yüksek Denetleme Kurul Başkanlığının denetim alanı içine alınmaküzere düzenleme yapma yetkisi verilmesi Anayasa'nın 165. maddesine aykırılıkoluşturur. Çünkü TBMM'nin dışlandığı bir denetim sistemi kabul edilemez.
Bunedenlerle, Yasa'nın 2. maddesiyle getirilmek istenen denetim sistemiAnayasa'nın 160. ve 165. maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
7- Anayasa'nın153. Maddesi Yönünden İnceleme:
Davadilekçesinde; Anayasa Mahkemesi'nin 3911 sayılı Yetki Yasası’nı "Özelleştirmeyeilişkin tüm konuları içermesi" nedeniyle iptal ettiği belirtilerek buYasa'nın da aynı konuları düzenlediği savıyla iptali istenmektedir.
Biryasanın Anayasa'nın 153. maddesine aykırılığından söz edilebilmesi için iptaledilen önceki yasayla "aynı" ya da "benzer nitelikte"olması gerekir. İki yasanın aynı ya da benzer nitelikte olup olmadığınınsaptanabilmesi için öncelikle "özdeşlik" yani anlam ve nitelik ile"teknik içerik ve kapsam" yönlerinden benzerlikleri olup olmadığınınincelenmesi gerekmektedir.
Konuyönünden incelendiğinde, daha önce iptal edilen 3911 sayılı Yetki Yasası'nı dakonu ve amaç bölümünde özelleştirmeye ilişkin anlaşmazlıkların çözümlenmesikonusunda yetki verilmesine karşın iptali istenen Yasa'nın 1. maddesinde özelleştirmeuygulamalarında kamu kurum, kuruluş ve iştirakler ile diğer kamu varlıklarınınayrıntılı düzenlemesi yapılarak yetki verilmiştir. Öte yandan, 3911 sayılıYetki Yasası'nın iptal gerekçesinde belirtilen "özelleştirmeye ilişkin tümkonuları kapsadığı" ancak 2. maddesinin (c) fıkrasından anlaşılmakta idi.Bu Yasa'nın 2. maddesinde ise özelleştirmeye ilişkin 1. maddede belirtilenkonuların geniş ve ayrıntılı düzenlemesi yapılarak KHK çıkarma yetkisiverilmektedir. İptal edilen 3911 sayılı Yetki Yasası ile bu Yasa'nın konu, amaçve kapsam öğeleri arasında bir benzerlik bulunmamaktadır. Bu nedenleAnayasa'nın 153. maddesine aykırı görülmemiştir. İstemin bu yönden reddigerekir.
VI-SONUÇ:
5.5.1994günlü 3987 sayılı "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesi ileÖzelleştirme Sonucunda Doğabilecek İstihdamla İlgili Sorunların Çözümlenmesineilişkin Kanun Hükmünde Kararnameler Çıkarılması Amacıyla Yetki Verilmesine DairKanun’un:
A.1., 2. ve 3. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALLERİNE,
B.İptal kararı nedeniyle uygulama olanağı kalmayan 4., 5. ve 6. maddelerinin,2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaYasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALLERİNE,
7.7.1994gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
DEĞİŞİKİPTAL GEREKÇESİ
A.İPTAL KARARININ GEREKÇESİNDE YER ALAN VE KARŞI OLDUĞUM BÖLÜM
İptalkararının konumuzla ilgili olarak Anayasa'nın 35. maddesine dayandırılmasına vebuna esas olan yoruma katılmıyorum.
Mülkiyeti,anayasal bir hak olarak belirleyen ve güvence altına alan Anayasa'nın 35. maddesi"Kişinin hak ve ödevleri" bölümünde yer almıştır. Bu kural bu bölümdeyer alan diğer kurallar gibi kişileri devlete karşı korumak için konulmuştur.
Bukuralın devletin vatandaşa karşı kullanabileceği yetkilerin sınırlarınıbelirleyen bir kural olmaktan çıkarılıp devletin de istifade edeceği bir hakolarak yorumlanması mümkün değildir.
Anayasa'nın91. maddesinin birinci fıkrası KHK ile düzenlenemeyecek olanları saymıştır.Buna göre mülkiyet konusu ile ilgili olan düzenlemeler mutlaka kanunlayapılmalıdır.
Vatandaşlarınmülkiyet konusundaki hakları ile devletin yetkileri kanun konusudur. Devletinmülk sahibi olması veya genel ifadesiyle "kamu malları", devletinhakları (?) ile değil görev ve yetkileri ile ilgili bir alandır.
Bunedenle özelleştirmenin kamu mallarını ilgilendiren bölümünün yorumlanmasının35. madde ile ilgilendirilmesine karşıyım.
B-İPTAL KARARINA KATILMA GEREKÇEM
Özelleştirmeile ilgili Yetki Yasası'nın Anayasa'ya uygunluğunu irdeleyebilmek için önceözelleştirmenin, daha sonra da KHK çıkarma yetkisinin ve yetki yasalarınınanayasal yapısı ve Anayasa'daki konumu üzerinde durmak gerekir.
1-Özelleştirmenin Anayasal Yapısı
Anayasa'daözelleştirmeyi kurum olarak düzenleyen özel bir kural bulunmamaktadır. Ancak Anayasa'nınEgemenlik ilkesini düzenleyen 6. maddesinde, hiçbir devlet organının kaynağınıAnayasa'dan almayan bir yetki kullanamayacağı öngörülmüştür. Her yetki gibiözelleştirme konusunda da yasama organınca yürütme organına değişik biçimlerdeverilen düzenleme ve uygulama yetkisinin kaynağı, biçim ve öz olarakAnayasa'dır.
Anayasa'daözelleştirme ile ilgili özel ve açık bir kuralın bulunmaması özelleştirmeninyapılamayacağı veya Anayasa'nın özelleştirmeye izin vermediği biçimindeyorumlanamaz. Zira Anayasa bu konuda bir engel koymayarak yasa koyucuyu bualanda serbest bırakmıştır. Ancak özelleştirme konusunda çıkarılacak yasalarhiç şüphesiz diğer bütün yasalar gibi önce Anayasa'daki yasal düzenlemelerleilgili kurallara, sonra da Anayasa'nın konuyu ilgilendiren diğer hükümlerineuygun olmalıdır. Özelleştirme ile ilgili yasal düzenlemeler, mülkiyet, kamumülkiyeti, tabii kaynaklar, devletin malına ve parasına tasarruf, devletin sarfve sözleşme yapmasında uyulacak anayasal idari usuller ile devletin malîdenetimi gibi Anayasa'da açıkça düzenlenen bazı kurumlarla ve Anayasa'da tarifedilmemekle beraber çeşitli maddelerde yer alan Kamu Yararı ve Kamu Hizmetigibi anayasal kavramlarla yakından ilgilidir.
a-Özelleştirme, devlet teşebbüslerinin ve kamu mallarının özel kişilere devriolarak tanımlandığında, bu konuda Anayasa'da bir hüküm bulunmamasına karşınözel mülkiyetin ve özel teşebbüslerin, kamu gücü ile devlete ve kamukuruluşlarına geçmesini sağlayan "kamulaştırma" ve"devletleştirme" kurumlan Anayasa'da bulunmaktadır.
Anayasa'nın46. maddesinde, devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hâllerdekarşılığını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallarıntamamını veya bir kısmını kanunla gösterilen esas ve usullere görekamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifak kurmaya yetkili kılınmıştır.
Anayasa'nın47. maddesinde ise; kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerin kamuyararının zorunlu kıldığı hâllerde devletleştirilebileceği ve bunun kanunladüzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasagereğince kamulaştırma konusu, 4.11.1983 günlü ve 2942 sayılı"Kamulaştırma Kanunu"nda devletleştirme ise 20.11.1984 günlü ve 3082sayılı "Kamu Yararınca Zorunlu Kıldığı Hâllerde Kamu Hizmeti NiteliğiTaşıyan Özel Teşebbüslerin Devletleştirilmesi Usul ve Esasları HakkındaKanun"da düzenlenmiştir.
Kamuiktisadi teşebbüslerinin kapsamlı bir biçimde özel kişilere devrini içerenözelleştirmenin ve özelleştirme yanında veya bağımsız olarak kamu mallarınınsatışı da Anayasa'nın 46. ve 47. maddelerine paralel olarak yapılmalı vekanunla düzenlenmelidir.
b-Anayasa'nın 46. ve 47. maddeleriyle düzenlenen kamulaştırma ve devletleştirmekurumunun bir anlamda tersi olan, kamu mallarının veya kamu teşebbüslerininözel kişilere devrinin temelde yasa ile düzenlenebilir olması konunun yasadışındaki metinlerle örneğin KHK çıkarma yoluyla veya daha dar bir düzenlemeyöntemi olan tüzük ve diğer idari metinlerle düzenlenmesini imkânsız kılar.
Anayasa'dakibelirli sınırlamalar dışında ve Anayasa hükümlerine uygun olarak her türlü yasaçıkarma yetkisi TBMM'ye verilmiştir.
Anayasa’yagöre, genel olarak Anayasal yasaklar dışında her konuda kanun veya KHK yoluyladüzenleme yasa koyucunun takdir alanı içindedir. Aynı şekilde yalnız yasalarladüzenlenen alanlar dışında kalan düzenleme alanında tüzükle düzenleme imkânı dabulunmaktadır. Ancak Anayasa'nın belirli maddelerinde bazı konuların kanunladüzenlenmesi öngörülmektedir. Bu şekilde Anayasa'da açıkça ve yalnız kanunladüzenlenebileceği sayılan alanların KHK ile veya idari düzenleyici metinlerolan Tüzük vb. ile düzenlenmesi düşünülemez. Başkaca bir yorum, Anayasa'nınbazı maddelerinin de sık sık tekrarlanan "...kanunla düzenlenir."deyiminin anlamını kaldırır. Zira Anayasa'da topluma yön veren ve toplumsaldüzeni kuran düzenlemeler her zaman temelde bir yasaya dayanırlar. Buna rağmenanayasa maddelerindeki belirli bazı konuların mutlaka yasa ile düzenlenmesiyönündeki anayasal açıklık, bu alanlarda başka tür düzenlemeyi yasaklamaanlamındadır.
c-Anayasa’nın 161. maddesinde devletin ve (Kamu İktisadi Teşebbüslerinindışındaki) kamu kuruluşlarının bütün harcamalarının yıllık bütçelerleyapılacağı öngörülmüştür. 160. madde, devletin genel ve katma bütçelidairelerinin bütün gelir ve giderleri ile mallarının TBMM adına denetlenmesigörevi Sayıştay’a verilmiştir. 165. maddede ise Kamu İktisadi TeşebbüslerininTBMM denetimine tabi olduğu ve onun adına yapılacak denetlemenin kanunla düzenleneceğiesası getirilmiştir.
Anayasa’nın160., 161. ve 165. maddeleri ile 46. ve 47. maddelerinin birlikte ele alınarakincelenmesinden Anayasa’nın devlet gelirleri, giderleri, kamu malları ve kamuteşebbüsleri yönetimi ve denetimi konusunda aşağıdaki kuralları ve sistemibelirlediğini ortaya koyar:
-Devlet ve kamu kurumlarının yıllık gelir ve giderleri (KİT şeklinde düzenlenenkurumlar hariç) yıllık bütçelerde yer alır.
-Devletin ve katma bütçeli idarelerin gelir ve giderle ilgili malları TBMM adınaSayıştayca denetlenir.
-Kamu İktisadi Teşebbüslerinin TBMM adına denetiminin şekli Anayasa’ca kanunlarabırakılmıştır.
-Kamu mallarının yönetim ve elden çıkarılması esasları bu mallarınkazanılmasında olduğu gibi kanun konusudur.
-KİT’lerin tasfiyesi ve özel kişilere satılması devletleştirme gibi kanunkonusudur.
-KİT’lerin tasfiyesi ve satışı ile elde edilen gelir artık ortada bir teşebbüskalmadığından diğer Devlet gelirleri gibi genel bütçe gelirleridir veSayıştay'ın denetim alanı içindedir.
Bütünbu temel Anayasal kurallar ancak açık kanun hükümleri ile hukuksal yaşamageçirilebilir. Bütün bu alanların kanunla düzenlenmesi gereklidir.
d-Anayasa'da "kamu yararı" ve "kamu hizmeti" kavramlarıtanımlanmamasına rağmen pek çok maddede bu kavramlara dayanan kurallar vardır.
Anayasa'nınSosyal ve Ekonomik Haklar’ı düzenleyen üçüncü bölümünde "kamu yararı”başlığını taşımakta ve bu bölümünde yer alan 43. maddede kıyılardan yararlanma,44. maddede toprak mülkiyeti, 45. maddede tarım, hayvancılık ve bu üretimdallarında çalışanların korunması, 46. maddede kamulaştırma, 47. madde isedevletleştirme konuları düzenlenmektedir. Ayrıca bu kavram, Anayasa’nın 13, 35,39. maddelerinde de yer almaktadır.
Anayasa’nın47, 70. ve 71. Maddelerinde “kamu hizmeti” kavramı bulunmaktadır.
“Kamuyararı” ve “kamu hizmeti” kavramları temelde siyasal kavramlar olmasına rağmenAnayasalarda yer alan ve değişik alanlarda çıkarılan kanunlarda düzenlenen vetanımlanan hukuksal kavramlardır. Kanunlarla düzenlene ve yaşamsal anlamkazanan kamu yararı ve kamu hizmeti kavramları, bir anlamda siyasal tercihlerinhukuk alanına girmesi ve hukuksal şekil alması demektir.
Kamuyararı, toplum yararının kişilerin veya dar grupların yararlarına tercihedilmesi veya yasalarda ve yönetimde önce tutulmasıdır.
Kamuhizmeti ise, toplumun ihtiyaçlarının yasalarla belirlenecek esaslara görekarşılanarak kamu yararının sağlanmasıdır.
Anayasa’nındevletleştirme hakkındaki 47. maddesi düzenlenirken bu iki anayasal kavramtemel alınmış ve “kamu hizmeti” niteliği taşıyan özel teşebbüslerin “Kamuyararı”nın zorunlu kıldığı hâllerde devletleştirilebileceği öngörülmüştür.
“Kamuhizmeti” ve onun dayanağını oluşturan “kamu yararı” bir yasa hükmü ile veyayasanın çizdiği sınırlar içinde yasanın yer verdiği açık yetkiye dayanılarakkurulur.
Kamuhizmetinin kurulması, devlet gücünün kullanılması ile bütçe usullerine görekaynak ayrılması ve bütün kamu yönetiminin temel olan görev ve yetkinin yasaylabelirlenmesi ile olur.
Kısacakamu yararı ve kamu hizmeti kavramları yasalarla tanımlanan, sınırları çizilenve kamuya büyük yetkiler veren kurumlardır. Konumuzla ilgili olarak devletin vekamu kuruluşlarının sahip olduğu bütün iktisadî kamu teşebbüsleri veişletmeleri ile bunların sahip olduğu emlak, temelinde daha önceki siyasaltercihlere dayanarak devletin üstlendiği kamu hizmeti ve görevlerinin yerinegetirilmesi için yetkilerin kullanılması ile elde edilmiş ve bugüne kadargelmiş mal varlıklarıdır. Bunların yeni yeni siyasal tercihlerle kamu hizmetialanında çıkarılmaları ve özel kişilere devri de kuruluşlarında, gelişimlerinde,bugüne kadar gelmelerinde dayandıkları yasaların yeni yasalarla değiştirilmesiile olabilir; bu da konunun mutlaka kanunlarla düzenlenmesini gerektirir.
e-Dava konusu Yetki Yasası'nın getirdiği kurallarda, Kamu İktisadî Kurumlarınıntümünün özelleştirmede aynı esaslara bağlı tutulduğu görülmektedir.
Kamuİktisadî Teşebbüsleri 8.6.1994 tarihli ve 233 sayılı KHK ile düzenlenmişbulunmaktadır.
KHK'nın2. maddesinin ilk üç bendinde "iktisadî devlet teşekkülü", "kamuiktisadî kuruluşu" ve "kamu iktisadî teşebbüsü" tanımlanmıştır.
Bunagöre:
Sermayesinintamamı devlete ait iktisadî alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek içinkurulan kamu iktisadî teşebbüsleri, iktisadi devlet teşekkülüdür.
Sermayesinintamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal vehizmetleri üretmek ve pazarlamak üzere kurulan kamu hizmeti niteliği ağır basankamu iktisadî teşebbüsleri, kamu iktisadî kurumlarıdır.
Kamuiktisadî teşebbüsü deyimi İktisadî devlet teşekkülleri ve kamu iktisadîkurumlarının ikisini de kapsayan bir deyimdir.
Teşekkülile kurumlar arasındaki temel fark, (birinin iktisadî alanda ticarî esaslaragöre faaliyette bulunması) diğerinin ise (tekel niteliğinde, temel mal vehizmet üretmesi ve kamu hizmeti niteliğinin ağır basmasıdır).
Yasalarımızdakiiki tür kamu iktisadî teşebbüsü, biçimsel düzenleme benzerliklerine rağmendaima birbirlerinden farklı olmuşlardır.
Üretimin,sürekli, kesintisiz ve güvenli olması, kamu hizmetinin ön planda tutulması,fiyat ve tarifelerin devletçe tespiti, toplumun ekonomik ve toplumsal hedeflerevarmasında kendilerine öncü görev ve işlevler verilmesi, yöneticilerin devlethiyerarşisinde bu anlayışla hareketleri kamu hizmetleri gören KİK'lerin gerekkendi kuruluş yasalarında gerekse bağlı bulundukları yatırımcı bakanlıklarınkuruluş ve işleyiş yasalarında özel hükümlerle düzenlenmelerine neden olmuştur.
İDT'ninözelleştirilmesi, yalnız başına işletmenin özelleştirilmesidir. KİK’lerinözelleştirilmesi ise, işletmenin özelleştirilmesi yanında kamu hizmetininözelleştirilmesi veya kamu hizmetinin özel kişilere gördürülmesidir.
Buyüzden kamu hizmeti gören bir KİK’in özelleştirilmesi İDT ile aynı kurallaragöre yapılamaz. İDT’nin özelleştirilmesi tek tip kurallar içinde olabilir. Amakamu hizmeti gören bir KİK'in özelleştirilmesi, hizmetin esaslarına veözelliklerine göre ayrı kanun ve düzenlemeler gerektirir.
Pek çokkamu hizmeti kamu iktisadî kurulularınca yerine getirildiği için, bukuramlarının devlete ait olması ve hizmetin devletçe yürütülmesi nedeniyle,kamu hizmeti özel kanunlarla yeterince düzenlenmesine gerek duyulmamıştır.
Kamuhizmetinin vasfının değiştirilmesi veya kamu hizmetinin özel kişiyegördürülmesi bu hizmetler yönünden devlete düzenleme ve denetim konusundayetkiler veren yeni özel düzenlemeler ve yeni bir hukukî alt yapınınoluşturulmasını gerektirir.
İDT’lerinözelleştirilmesinin getirdiği sorunlar anayasal bakımdan kamu işletmelerinin vekamu emlâkının özel kişilere devrinden ibarettir. KİK'lerin özelleştirilmesiise işletme ve emlâkın yanı başında kamu hizmetinin yeniden tanımlanmasını veyaözel kişilere anayasal idare usulleri çerçevesinde devrini gerektirir.
Bütünbu düzenlemeler ise kanun konusu olmalıdır.
f-Kamu hizmetinin temel niteliği genelde devletçe veya kamu kurumlarıncagörülmesidir. Özellikle kamu hizmeti niteliği ağır basan temel mal niteliğindeve tekel konumundaki mal ve hizmet üretimleri, elektrik üretimi, iletimi vedağıtımı, telekomünikasyon, otoyol işletmesi ve demiryolu ulaşımı, liman vehava meydanı işletmeleri gibi hem doğal hem de ekonomik yapısı yönünden gerçekbir tekel olan hizmetlerin özel kişilere devri veya gördürülmesi, özel kişilereimtiyaz verilmesi anlamındadır. İmtiyaz kurumu imparatorluk dönemindenbaşlayarak hukukumuzda ve devlet hayatımızda uygulama bulmuş ve işlenmiş biralandır. Bu konudaki 10 Haziran 1326 tarihli "Menafi Umumiyeye Müteallikİmtiyazat Hakkında Kanun” ile 4.12.1984 günlü, 3096 sayılı "TürkiyeElektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimleri, İletimi, Dağıtımıve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun", 2.6.1988 günlü ve 3465sayılı "Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların ErişmeKontrolleri Karayolu (otoyol yapımı) Bakımı ve Bitirilmesi İleGörevlendirilmesi Hakkında Kanun", 8.6.1994 günlü, 3996 sayılı "BazıYatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde YaptırılmasıHakkında Kanun"un yaptıkları düzenlemeler, Anayasa'da Danıştay'ıngörevlerini düzenleyen 155. maddesinde doğrudan ve yakından ilgilidir.Anayasa'nın 155. maddesinde, imtiyaz şartname ve sözleşmelerini"inceleme" görevi Danıştaya verilmiştir. Anayasa'nın bazımaddelerinde olduğu gibi 155. maddede idarî usul ve esasların düzenlenmesikanun alanına bırakılmamış, bu usul ve esaslar Anayasaca bizzat belirlenmiştir.Bir kamu hizmetinin imtiyaz niteliğindeki sözleşmelerde özel kişilere verilmesiimtiyaz kurumunun bütün anayasal ve yasal gereklerinin yerine getirilmesinigerektirir. Bunun da temelinde sözleşmenin Danıştayca incelenmesi esası vardır.Anayasal idarî usul ve esaslar kanunlarla aşılamaz ve değiştirilemez. Kanunlar,ancak bu konudaki anayasal esasları açıklayıcı ve uygulayıcı hükümlerkoyabilirler.
Kamuhizmeti niteliği ağır basan, tekel konumundaki temel mal ve hizmetüretimlerinin özellikleri, özelleştirme ile ilgili yasal ve idarîdüzenlemelerde gözönünde tutulmalı ve Anayasa'nın 155. maddesindeki idarîusuller dışına çıkılmamalıdır.
g-Anayasa'nın 9. maddesinde yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağıöngörülmüştür.
Yargısisteminin temel yapısı Anayasa'nın 145-158. maddelerinde belirlenmiş ve 142.maddede mahkemelerin kuruluş, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılamausullerinin kanunla düzenleneceği esasını kabul etmiştir.
Anayasa'nınyargı ile ilgili bu temel kuralları, özelleştirme konusunda çıkacakuyuşmazlıkların çözüm konusunda da aynen geçerlidir. Bu konuda çıkarılacakyasaların Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı konusundaki egemenlik haklarına aykırıolmamalı ve bu konular mutlaka yasalarla düzenlenmelidir.
h-Özelleştirilecek kamu teşebbüslerini devir ve kamu mallarını satın alacak özelkişilerin bu devir ve satın alma işlemlerini doğrudan ve dolaylı olarak türlübiçimlerde gerçekleştirilmeleri olanaklıdır. Bunun sonucu olarak özelleştirilenkamu teşebbüsleri ve bu amaçla satılan kamu malları ile ilgili düzenlemeler,yabancıların Türkiye’de mülk edinmeleri konusunu yakından ilgilendirmektedir.
AnayasaMahkemesi'nin 13.6.1985 günlü ve E: 1984/14, K: 1985/7 sayılı kararında bukonuda şöyle denilmektedir.
"Ülke,devletin aslî ve maddî unsurlarından biridir. Ülke olmadan devlet olmaz. Ülkedevlet otoritesinin geçerli olacağı alanı belli eder. Devlet sahip olduğukurucu unsur niteliğini taşıyan üstün kudretine dayanmak suretiyle ülkedeyerleşik olan ve devletin diğer aslî-maddî unsurunu oluşturan insantopluluğunun güvenliğini ve yararını kollamak ve gözetmek durumundadır. Bu aslîgörevi nedeniyledir ki ülke üzerinde egemenliğe dayalı üstün bir hakkasahiptir. Toprak ile alakalı konuda insan haklarına saygılı, ölçülü, adil birsınırlama devlet için bir nefsi müdafaa tedbiri niteliğindedir. Böyle birtedbirden vazgeçebilmek çoğu kez olası değildir."
"Devletlerarası ilişkilerde karşılıklı muamele esası, devletlerin ülkeleri üzerindeegemenlik haklarının doğal sonuçlarından biridir. Devletlerin ilişkilerinde azya da çok gelişmişlik, nüfus ve toprak büyüklüğü ve öbür niteliklerinin nazaraalınmaması, bunların birbirlerine eşit oldukları prensibine dayanır."
AnayasaMahkemesinin yabancıların Türkiye'de mülk edinmesi konusunda yaptığı veyukarıya alınan yorumları bugün için de özelleştirme yönünden aynen geçerlidir.
Özelleştirmeile ilgili yasaların yabancı gerçek ve tüzel kişiler ve bunların tabiiyetindebulundukları ülkeler yönünden gerekli düzenlemeleri içermesi ve devlet yönündenbazı özel yetkilerin de mahfuz tutulmasını gerektirmektedir.
ı-Anayasamızın 167. maddesinde, devlete, para, kredi, sermaye, mal ve hizmetpiyasalarının sağlıklı, düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici önlemleralması; piyasalarda fiilen veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme vekartelleşmeyi önlemesi görevi verilmiştir. 172. maddede ise devletin tüketiciyikoruyucu tedbirler alması öngörülmüştür.
ÖzelleştirmeninAnayasa'nın koyduğu bu ekonomik ve sosyal ilkeleri de gözardı etmemesi veözellikle özelleştirme uygulamaları sebebi ile devlet eliyle tekelleşme vekartelleşmeye neden olunmaması gerekir.
j-Anayasa’nın 168. maddesinde, tabii servet ve kaynakların devletin hüküm vetasarrufu altında olması öngörülmüş ve bunların aranması ve işletilmesiesasları ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir.
169.maddede ise ormanlar hakkında özel kurallar konulmuştur.
Tabiiservet ve kaynaklar ile ormanları ilgilendiren konularda ve özelleştirmeişlemleri ile ilgili yasalarda Anayasa'nın 168. ve 169. maddesi gözönündetutularak kurallar konulmalıdır.
2-Yetki Yasalarının ve KHK’ların Anayasal Kanunu
YetkiYasaları ile KHK’ların anayasal konumu ve yapısı Anayasa Mahkemesi’nin 16.9.1993günlü E. 1993/26, K.1993/28 sayılı kararıyla yorumlanmış ve açıklığakavuşturulmuştur.
Bukararın ilgili bölümünde aynen şöyle denilmiştir:
“Anayasa’nın7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük MilletMeclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8. maddesinde, yürütmeyetkisi ve görevinin, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa vekanunlara uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği; 9. maddesinde iseyargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağı belirtilmiştir.
Böyleceegemenliğin kullanılmasında yetkili organlar belirlenmiş ve kuvvetler ayrımıAnayasa’nın temel ilkesi olarak kabul edilmiştir. Bu ilke Türkiye Cumhuriyeti’nin,Anayasa'nın 2. maddesinde sayılan ve Başlangıç'ta belirtilen temel ilkeleredayalı demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti niteliklerinin de dayanağıdır.Anayasa’nın Başlangıç Bölümünde belirtildiği gibi kuvvetler ayrımı, devletorganları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli devletyetkilerinin kullanılması ve bununla sınırlı uygar bir iş bölümü ve iş birliğidir;üstünlük ancak Anayasa ve yasalardadır.
Yetkiyasası ve KHK’larla ilgili hükümler Anayasa’nın 87. ve 91. maddelerinde yeralmıştır. 87. maddede Bakanlar Kuruluna "belli konularda" KHK çıkarmayetkisinin verilmesi, TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 91.maddede KHK çıkarılmasına yetki veren yasada bulunacak öğeler belirtilmiştir.
Bunagöre yetki yasasında, çıkarılacak KHK’nın amacının, kapsamının, ilkelerinin,kullanma süresinin ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıpçıkarılamayacağının gösterilmesi zorunludur.
BakanlarKuruluna verilen yetki, yasada öngörülen konu, amaç, kapsam, ilke ve süre ilesınırlı bir yetkidir. O hâlde, yetki yasasının, Anayasa’nın belirlediği öğeleribelli bir içeriğe kavuşturarak somutlaştırması ve verilen yetkiyi açıkçasınırlayarak Bakanlar Kuruluna çerçeve çizmesi gerekir.
Ayrıca91. maddenin sekizinci fıkrasında, yetki yasaları ve bunlara dayanan KHK’lar,TBMM Komisyonları ve Genel Kurulu'nda öncelik ve ivedilikle görüşüleceğiöngörülmüştür. Anayasa'nın görüşülmesinde bile "öncelik ve ivedilik"aradığı KHK çıkarma yetkisinin, Anayasa'nın yukarıda açıklanan kurallarıgözetilerek yerine getirilmesinde zorunluluk bulunan, belli yöntemlere göre yasaçıkarmaya zamanın elvermemesi gibi ivedi durumlarda kullanılması gerekir. ÇünküAnayasa'nın 87. ve 91. maddelerinde de yetkinin "devrinden" değil,"verilmesinden" söz edilmektedir. Yetkinin verilmesi ile devri,hukuksal sonuçları yönünden farklıdır. Devir durumunda yetki devredilene geçer;devredenin o yetkiyi kullanması söz konusu olamaz. Oysa KHK çıkarma yetkisininverilmesinde yetkiyi veren yasama organı yetkiyi kaldırabilir, kapsamına girenkonularda kendisi düzenleme yapabilir.
Bumaddelerin birlikte incelenmesinden, yasama yetkisinin genel ve aslî bir yetkiolup TBMM'ye ait bulunduğu, devredilmeyeceği, KHK çıkarma yetkisinin de kendineözgü ve ayrık bir yetki olduğu anlaşılmaktadır. KHK çıkarma yetkisi verilirkenyasama yetkisinin devri anlamına gelecek ya da bu izlenimi verecek biçimdegüncelleştirilip sık sık bu yola başvurulmamalıdır. KHK’lar, öğeleri Anayasa'dabelirlenen yetki yasalarına dayanılarak çıkarılırlar, ayrık durumlar içindirlerve bağlı yetkinin kullanılması yoluyla hukuk yaşamını etkilerler.
KHK.larancak ivedilik isteyen belli konularda, kısa süreli yetki yasaları temelalınarak etkin önlemler ve zorunlu düzenlemeler için yürürlüğe konulur.Nitekim, maddenin Danışma Meclisinde görüşülmesi sırasında KHK çıkarabilmesiiçin hükûmete yetki verilmesinin nedeni, Anayasa Komisyonu sözcüsü tarafından,“…çok acele hâllerde hükûmetin elinden uygulanacak seri bir kural olmadığıiçin, acele olarak çıkarılıp ve hemen olayın üstüne gidilmesi gereken hâllerdeçıkarılması için bu düzenleme getirilmiştir….” biçiminde açıklanmış; AnayasaKomisyonu Başkanı da, “… Kanun kuvvetinde kararname, …yasama meclisinin acilbir durumda kanun yapmak için geçecek sürede çıkartacağı, kanunun ihtiyaca, halledilmesigeren meseleyi çözemeyeceğine; o zaman çok geç kalınacağı endişesindenkaynaklanan bir müessesedir ve bu müessese bunun için konmuştur.” (DanışmaMeclisi Tutanak Dergisi, Cilt 9, Birleşim 137-146, Yasama yılı: 1, Sayfa152,153) denilerek aynı doğrultuda görüş bildirmiştir.
KHKuygulamasının yaygınlaştırılması, kullanılma süreleri uzatılarak yetkiyasalarına süreklilik kazandırılması, hemen her konuda KHK’larla yenidüzenlemelere gidilmesi, ivedilik koşuluna uyulmaması, yasama yetkisinin devrianlamına gelir. Böylece, üç kamu erki arasındaki denge bozulur, yürütme organıyasama organının yetkilerine el atmış olur ve ona karşı üstün bir konuma gelir.Bu durum Anayasa’nın yukarıda açıklanan kurallarına aykırı düşer.
Anayasa’nın87. maddesinde "Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararnameçıkarma yetkisini vermek..." TBMM’nin görev ve yetkileri arasındasayılmaktadır. Bu durumda TBMM Bakanlar Kuruluna ancak belli konularda buyetkiyi verebilir; her konuyu kapsayacak biçimde genel bir yetki veremez.
Anayasa'da,kimi konuların KHK’larla düzenlenmesi yasaklanmaktadır. 91. maddenin birincifıkrasına göre sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere, Anayasa'nınikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişihakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanunhükmünde kararnamelerle düzenlenemez. 163. maddesine göre de Bakanlar Kurulunakanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez.
Bunedenlerle yetki yasasında Bakanlar Kurulunun hangi konularda KHK çıkarabileceğiaçıkça belirtilmeli ve verilen yetki, konu yönünden mutlaka belirgin olmalıdır.
Yetkiyasasında, Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin “amacı”, “kapsamı” ve“ilkeleri”nin belirtilmesinden amaç, Bakanlar Kurulunun kendisine verilen yetkiile neleri gerçekleştireceğinin açıklıkla gösterilmesidir. KHK’nın amacı,kapsamı ve ilkeleri de konusu gibi geniş içerikli, her yönet çekilebilecek,yuvarlak ve genel anlatımlarla gösterilmemeli; değişik biçimlerde yorumlanmayaelverişli olmamalıdır.
Anayasa’yagöre Yetki Yasası’nda, Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin kullanılma süresininde gösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, TBMM’yi, KHK çıkarma yetkisini çokuzun bir süre yürütme organına vermekten alıkoymaktadır. Ancak, bu sürenin nekadar olacağı Anayasa’da belirtilmemekle beraber, KHK kurumunun AnayasaHukukuna getiriliş gerekçesine uygun olarak kısa olması gerekir. BakanlarKuruluna çok uzun süreli yetki verilmesi, koşullu ve süreli bir yetkiverilmesine olanak tanıyan Anayasa’nın aşılarak yasama yetkisinin devrianlamına gelir. Böyle bir durum aykırılığın olağana dönüşmesine ve yasamayetkisinin devrine yol açar ki Anayasa’nın 7. maddesi buna olanak vermez.
Budurumda TBMM; Bakanlar Kuruluna önemli, ivedi ve zorunlu durumlarda,somutlaştırılmış belirgin konu, amaç, kapsam ve ilkelerle bu yetkiyiverebilecektir. Yetkinin, Bakanlar Kurulunca bu koşullar gerçekleştiğindekullanılması biçiminde değil, önemli ivedi ve zorunlu durumun konu, amaç, kapsamve ilkeler yönünden TBMM tarafından saptanıp somut durumun belirlenerekverilmesi gerekir.
Verilenyetkinin konu, amaç, kapsam ve ilkeler yönünden genel anlam içermesinden veduraksamalardan kurtarılarak belli, belirgin hâle getirilmesi diğer bir anlatımile somutlaştırılması; yürürlüğe konulacak KHK’ların yetki yasası kapsamıiçinde kalıp kalmadıklarının, 91. maddede belirlenen yasak alana giripgirmediklerinin; önemli, ivedi ve zorunlu bir durum için olup olmadıklarınınsaptanması yönünde gereklidir.
Parlamenterdemokratik rejimin temeli olan parlamentolar, iktidar ve muhalefetiyle tümulusun temsilcilerinden oluşan organlardır. Yasal düzenleme gereksinimininyasama organınca gerçekleştirilmesi ve karşılanması temel anayasal kuraldır.
KHKçıkarılmasına yetki verilmesi, yasama yetkisinin devri değil yalnızca YasamaOrganı'nın yetki yasasında belirlediği konu, amaç, kapsam ve ilke sınırlarıiçerisinde düzenleme yetkisinin yürütme organınca kullanılmasıdır.
Anayasa'nın11. ve 153. maddelerinde öngörülen "Anayasa'nın bağlayıcılığı veüstünlüğü" ile "Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı"ilkeleri gözönüne alındığında, bir yetki yasasının Anayasa'ya uygungörülebilmesi Anayasa'daki öge ve ölçütlere Anayasa Mahkemesi kararlarıylagetirilen yorumlar çerçevesinde uygun olmasıyla olanaklıdır."
3-Dava Konusu Yetki Yasası'nın Anayasa'ya Aykırılığı
Yukarıda(1) ve (2) numaralı bölümlerde yapılan açıklamalar gözetilerek verilen yetkininöz ve biçim olarak Anayasa'ya uygunluğu belirlenmiştir.
a.Anayasa'nın 46. ve 47. maddeleri yönünden inceleme:
Özelleştirmenintemeli kamu teşebbüsleri ile kamu emlakinin özel kişilere devridir.Özelleştirme işlemlerinin özel kişilere ait teşebbüsleri ve taşınmaz mallarınkamuya geçmesini düzenleyen Anayasa'nın "kamulaştırma" ve"devletleştirme" ile ilgili Anayasa'nın 46. ve 47. maddelerineparalel olarak düzenlemesi idare hukukunun temel ilkelerinden olan ve Anayasahukukunda da geçerli olan paralel işlem ilkesi gereğidir. Özelleştirme ileilgili bütün temel esaslar kamulaştırma ve devletleştirmede olduğu gibi ilgiliyasada açıkça belirlenmesi ve düzenlenmesi gereklidir. Diğer bir anlatımlaözelleştirmenin temel kuralları, egemenliği yasama konusunda ulus adınakullanan TBMM'ce kanun yapma yoluyla bizzat kullanılarak düzenlenmelidir.
İptaliistenen yasa bütünüyle bu konuda düzenleme yetkisini, konu, kapsam ve ilkebelirlemiş olsa bile yürütme organına bırakmakta ve kanunla düzenlenebilecekbir alanı KHK ile düzenlenebilir hâle getirmektedir. Bu da Anayasa’nın 46. ve47. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
b.Anayasa’nın, 160., 161. ve 165. Maddeleri Yönünden
İnceleme:
Anayasamızın160., 161. ve 165. maddelerine göre devletin gelir ve giderleri (165'inci maddekapsamı içinde kalanlar hariç) bütçede toplanır. Genel ve katma bütçelidairelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarının TBMM adına denetimleriSayıştayca yapılır. Bu maddelerde ilgili konuların mutlaka kanunla düzenlenmesiöngörülmüştür.
Özelleştirmedeelde edilecek gelirin tümü devlet geliridir. Bu gelirin yasal temelleri iletahsis ve kullanımı mevcut yasalara tabidir. Bunlar hakkında özel hükümlereihtiyaç duyuluyorsa bunların düzenlenmesi ancak yasalarla mümkün olur.
Hangikaynaktan gelirse gelsin devlet gelirlerinin kaynağı, harcama alanı, harcamausulleri ve harcamaya yetkili olanlar ve bunun denetimi yasalarlabelirtilmelidir.
160.,161. ve 165. maddelerle belirlenen anayasal usul ve yetkilerin, kanunladüzenlenmesi yerine yetki yasaları ile KHK düzenlenmesi Anayasa'nın 160., 161.ve 165. maddesine aykırıdır.
c. Anayasa'daki"kamu yararı" ve "kamu düzeni" kavramları Yönündenİnceleme:
Kamuİktisadi Teşebbüsleri ile kamu mülkiyetinin varlık nedeni, bu hizmetlerinkurulduğu günlerdeki kamu yararı ve kamu hizmeti anlayışı ile kamunungayrimenkul ihtiyacı ve geleneksel malvarlığı birikimidir.
Kamuyararı ve kamu hizmeti kavramları Anayasal kavramlar olmasına rağmen yasalarlakonulan ve sınırları çizilen kavramlardır. Mevcut yasalardaki kamu hizmeti vekamu yararı kavramları ile her yasanın çıkarılmasında buna neden olan anlayış,yeni anlayışlar ve yeni siyasal tercihlerle anlamlarını ve sınırlarınıdeğiştirirler. Şimdiye kadar cari olan siyasal düşüncenin simgesi durumundakiyasalardaki kamu hizmeti kavramlarının kapsam, sınır ve yapılarını değiştirmekancak TBMM'ce çıkarılacak yeni yasalarla yapılabilir.
Bukonudaki yetkilerin, yetki kanunu ile hükûmetçe çıkarılacak KHK’larabırakılması anayasada sınırları belirli ekonomik ve sosyal yapının oluşturmayetkisinin hükûmete bırakılması olur. Bu da 87. madde ile görev ve yetkileribelirlenen TBMM görev ve yetki alanının daraltılması anlamındadır ve açıkolarak Anayasa'ya aykırılık oluşturmaktadır.
d. KamuHizmeti Gören Teşebbüsler Yönünden İnceleme:
Davakonusu Yetki Yasası kamu hizmeti yapan kuruluşlarla diğerlerini birbirinden ayırtetmemiş bunların tümünü aynı nitelikte görmüş ve düzenlemiştir.
Temelmal ve hizmet üreten, tekel konumunda olan ve kamu hizmeti niteliği ağır basankurumların özelleştirilmesi diğerlerinden biçim, anlam ve içerik yönündenfarklıdır. Kamu yararı ve hizmet alanındaki değişikliklerin boyutlarınınyeniden belirlenmesi yukarıda açıklandığı gibi ancak yeni yasalarla olabilir.
Birkamu hizmetinin özelleştirilmesi hizmetin görülmesinin özelleştirilmesişekliyle olabilir. Bu ayrımı yapmayan bir özelleştirme Anayasa'nın kamu yararıve kamu hizmeti kavramları ile bağdaşamaz ve bu kavramlara aykırılık oluşturur.
e.Anayasa'nın 155. Maddesi Yönünden İnceleme:
Anayasa'nınDanıştay'ın görev ve yetkilerini belirleyen 155. maddesinde imtiyaz şartlaşmave sözleşmelerinin Danıştay’ca inceleneceği öngörülmüştür.
Tekelkonumundaki temel mal ve hizmetleri üreten ve kamu hizmeti niteliği ağır basankamu kurumlarının özelleştirilmesi ilgili sözleşmeler, imtiyaz sözleşmeleriolmaları nedeniyle Danıştay'ın incelemesinden geçirilmeleri zorunludur.
Böylebir incelemeyi öngörmeyen özelleştirme hükümleri Anayasa'nın 155. maddesineaykırıdır.
f.Yabancıların Türkiye'de Mülk Edinmelerinin Anayasal Esasları Yönünden İnceleme:
Davakonusu Yetki Yasası'nda yabancıların Türkiye'de mülk edinmeleri ile ilgiliolarak herhangi bir hüküm ve gereğinde kullanabilecek kısıtlayıcı herhangi biryetki getirmemektedir.
AnayasaMahkemesi'nin verdiği kararlarla açıklık kazanan bu konunun yasada yeralmaması, Anayasa'nın 6. maddesinde yer alan ve temel anayasal ilkeler arasındabulunan ulusal egemenlik ilkesine aykırılık oluşturur.
g.Anayasa'nın 6., 9. ve 142. Maddeleri Yönünden İnceleme:
Anayasa'nın9. maddesine göre yargı yetkisi bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Yargıyetkisi ulusal egemenliğin ayrılmaz parçasıdır. Türk ulusu adına yargıyetkisini kullanan mahkemelerin kuruluş, görev ve yetkileri Anayasa’nın 142.maddesine göre kanunla belirlenir.
İptaliistenilen yasa, özelleştirme konusunda yürütme organına yargı görevi ile ilgilibazı düzenleme yetkileri vermektedir.
AyrıcaTürk mahkemelerinin yetki alanı içine girecek bir kısım konularda Türk veyabancı hakem yetkisi tanınarak ulusal egemenliğe aykırı hareket edilmektedir.
Buda Anayasa'nın 6., 9. ve 142. maddelerine aykırılık oluşturmaktadır.
h. Anayasa'nın167. ve 172. maddeleri yönünden inceleme:
İptaliistenen Yetki Yasası'nda özelleştirme nedeniyle doğabilecek tekelleşme vekartelleşmeyi önleyecek tedbirler alınmamıştır.
Özelleşmedegenel olarak veya özelleştirme türlerine göre düzenlenecek bazı yasalarlaözelleştirilen mal ve hizmet üretimleri alanına tekelleşmeyi önleyecek kurallargetirilmelidir. Bu kuralları beraberinde getirmeyen bir özelleştirmeAnayasa'nın 167. ve 172. maddelerine aykırılık oluşturur.
i. Mülkiyetleilgili bazı düzenlemelerin KHK bırakılması yönünden inceleme,
Yukarıda(A) bölümünde açıkladığım nedenlerle Anayasa'nın 91. maddesine göre mülkiyetleilgili düzenlemeler yalnız kanunla yapılabilir.
Davakonusu yetki kanunu, kamu mülkiyeti konusunda KHK ile düzenleme yetkisi vermektedir.Bu nedenle 91. maddeye aykırıdır.
J.Anayasa'nın 2, 7, 87 ve 91. maddeleri yönünden inceleme:
Yukarıda(B-2) bölümünde açıklandığı gibi Anayasa'nın 87. ve 91. maddelerinde kurallarınbirlikte değerlendirilmesi sonucunda yetki yasaları ve KHK’lar konusundaincelenen yetki yasasını doğrudan etkileyen aşağıdaki temellerin saptandığıgörülmektedir.
- Yasamayetkisi genel ve asli bir yetkidir. TBMM'ye aittir ve devredilemez.
- KHKçıkarma yetkisi TBMM tarafından verilen bir yetki olup, kendine özgü sınırlı veayrık (istisnai) bir yetki türüdür.
- BakanlarKuruluna verilen yetki, yasada öngörülen konu, amaç, kapsam, ilke ve süre ilesınırlı bir yetkidir. O hâlde yetki yasasının, Anayasa'nın belirlediği öğelerinbelli bir içeriğe kavuşturarak somutlaştırması ve verilen yetkiyi açıkçasınırlayarak Bakanlar Kuruluna çerçeve çizmesi gerekir.
-Anayasa'nın 87. maddesinde "Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmündekararname çıkarma yetkisini vermek..." TBMM’nin görev ve yetkileriarasında sayılmaktadır. Bu durumda TBMM Bakanlar Kuruluna ancak belli konulardabu yetkiyi verebilir; her konuyu kapsayacak biçimde genel bir yetki veremez.
KHK’larınçıkarılmasında yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ve TBMM'yi herhangi biryasama alanında işlevsiz duruma getirecek veya bu izlenimi verecek biçimdeyetki yasaları çıkarılamaz.
Davakonusu Yetki Yasa'nda "özelleştirme"nin düzenlenmesi yetkisi yanındapek çok konuda yürütme organına yetki verilmektedir.
Özelleştirmekonusu kendi kapsamı içinde düzenlenmeli ve özelleştirmenin gerektirdiğiteşkilat, bu teşkilatın görev ve yetkileri ile onun işleviningerçekleştirilmesi için gerekli yasal idari usuller düzenlenmelidir.
Davakonusu Yetki Yasası ise özelleştirme konusu dışında pek çok ekonomik ve malikonuyu düzenleyecek kuralları kapsamaktadır.
Yasa'nınkapsamına aldığı özelleştirme dışında konular şunlardır:
-Kamu yönetimindeki ekonomik ve malî karar organlarının yeniden düzenlenmesi,
Özelleştirmekapsamına alınacak kamu kurumlarındaki kamu personeli ile diğer çalışanlarınhukukî durumları, görevlerine son verilmeleri ve emeklilik ve sosyal güvenlikilişkileri,
-Petrol Kanunu'nda değişiklik yapılması,
-Kamu kaynaklarının ve harcamalarının malî denetimi,
-Hazine'nin hüküm ve tasarrufu altındaki veya mülkiyetindeki toprakların vetaşınmaz mülklerin devri,
-Yargı yetkisinin ve yurt içi ve yurt dışı tahkimin özeli eştirme yönündendüzenlenmesi.
Davakonusu Yetki Yasası yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 87. ve 91.maddelerine aykırıdır ve iptali gerekir.
AyrıcaYetki Yasası, amaç ve kapsam yönünden yalnız kanunlarla düzenlenebilecek biralanı karmaşık, belirsiz ve değişken bir yapı içinde açıklık ve kamu yararınadayanan kamu yönetimi temelinden uzaklaştırmaya imkân verecek yöntemlerle ve KHK’larladüzenlenebilecek bir alan hâline getirmesi Anayasa'nın yasama yetkisinidüzenleyen 7. ve hukuk devleti ilkesini benimseyen 2. maddesine aykırıdır veYasa'nın bu nedenlerle de iptali gerekir.
Yasanıniptaline yukarıda yazılı gerekçelerle katılıyorum.
Güven DİNÇER
Başkanvekili
KARŞIOYGEREKÇESİ
Kararıngerekçesinin bir bölümünde; özelleştirme uygulaması yapılırken kamu mülkünündevredilmesinde veya bunlar üzerinde tesis edilecek tüm sınırlamalar konusundadüzenlemeler yapmak üzere yürütme organına KHK çıkartma yetkisininverilemeyeceğinden bahsedilerek Anayasa'nın 35. ve 91. maddelerine aykırıbulunmuştur.
Çoğunluk;Anayasa'nın 91. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen KHK'ninçıkarılamayacağı konular içinde değerlendirdiği özelleştirme uygulamalarınınmutlaka yasa ile yapılması gerektiği görüşündedir.
Anayasa'nın91. maddesinin birinci fıkrasında; temel hak ve ödevler, kişinin hakları veödevleri ile siyasal haklar ve ödevler konusunda KHK çıkarma yetkisininverilemeyeceği belirtilmiştir. KHK çıkarılamayacağı belirtilen bu yasak alanıngetiriliş amacı güçlü devlet varlığı karşısında, bireyleri koruma altına almadüşüncesinden doğmuştur. KHK’ların konusu, amacı, kapsamı ve ilkeleribelirtilmiş olsa bile yürütme organının olası keyfi ve siyasî düşüncelerindenkişiler korunmak istenilmiştir.
Kişilerinmülkiyet ve miras hakkını koruma altına alan Anayasa'nın 35. maddesi de KHKkonusu olamayacak konular arasındadır.
35.maddede korunan kişilerin mülkiyet hakkı ile kamu mülkiyeti arasında hiçbirilgi kurulamaz. Anayasa'nın 46. ve 47. maddelerinde düzenlenen kamulaştırma vedevletleştirme 35. maddeye getirilen istisnadır. Zira kamulaştırma vedevletleştirme özel kişilerin mülkünün kamu gücü kullanılarak zorla elindenalınmasıdır. Her iki durumda da kişinin mülkiyet hakkının özü ortadankaldırıldığı için Anayasa'da özellikle düzenlenmiştir. Aksi hâlde, kamuyararının gerektirdiği durumlarda kamulaştırma ve devletleştirme yapılamazdı.
Kamulaştırmave devletleştirme kişinin mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendirdiğinden ancakyasa ile düzenlenmesi mümkündür. KHK’larla düzenlenememesi de kişinin mülkiyethakkı ile olan bu ilgisi nedeniyledir.
Kamumülkiyet hakkı ile kişinin mülkiyet hakkı arasında 35. maddeye göre paralellikkurmak mümkün değildir. Devlet Anayasa'da belirtilen ilke ve sınırlamalarabağlı kalmak koşulu ile mülkünü devredebilir. Bu uygulamaları yasa ileyapabileceği gibi yöntemince çıkarılacak yetki yasası ve buna bağlı KHK’larlade düzenleyebilir. KHK’larla da özelleştirme uygulaması sırasında görevlilerinuyması gereken anayasal ilke ve sınırlarının ve diğer koruyucu hükümleringetirilmesi hiç kuşkusuz mümkündür.
Bunedenlerle özelleştirme uygulaması yapılırken Anayasa'nın 35. maddesindekimülkiyetle ilgi kurularak mutlaka yasa ile düzenleme yapılması zorunluluğunubenimseyen çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Samia AKBULUT
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Lütfi F. TUNCEL