ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1994/64
Karar Sayısı: 1994/61
Karar Günü: 21/7/1994
İPTALDAVASINI AÇAN: Ana muhalefet (Anavatan) Partisi Türkiye Büyük Millet MeclisiGrubu adına Grup Başkanvekili Hasan KORKMAZCAN.
İPTALDAVASININ KONUSU: 6.6.1994 günlü Resmî Gazete’deyayımlanan 531 sayılı "28.5.1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanunda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname"nin3987 sayılı Yetki Yasası'nın iptali nedeniyle anayasal dayanaktan yoksunbulunduğu ve Anayasa'nın 2., 6., 7., 8., 10., 11., 48., 49., 60., 87., 91.,138. ve 153. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve uygulanmasından doğacakgiderilmesi güç durum ve zararların önlenmesi amacıyla yürürlüğünündurdurulması istemidir.
II-YASA METİNLERİ:
A.İptali İstenilen Kurallar:
İptaliistenilen 531 sayılı ”28/5/1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanun’da DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” şöyledir:
3291sayılı Kanun’da değişiklik yapılması 5/5/1994 tarih ve 3987 sayılı Kanun’unverdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 30/5/1994 tarihindekararlaştırılmıştır.
Madde1- 28/5/1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanun’un Beşinci Bölüm Başlığı aşağıdakişekilde değiştirilmiştir.
"ÖzelleştirmeUygulamalarına ilişkin Hükümler”
Madde2- 3291 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde13- Bu Kanunu göre;
A-a) Kamu İktisadi Teşebbüslerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme,işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamuİktisadi Teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamıveya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzel kişilerine ait olanticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bunların varlıkları veiştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletindiğer iştiraklerindeki kamu paylarının ve Hazine’ye ait payların,
d) Yukarıdakibentlerin kapsamına girmeyen (mahalli idareler hariç) diğer kamu tüzelkişilerinin iştiraklerindeki kamu paylarının,
e) Genelve Katma bütçeli idareler ile yukarıdaki alt bentlerde belirtilen kurum,kuruluş, teşebbüsler ile -mahalli idareler hariç- bu kanun hükümleri uyarıncadiğer bütün kamu tüzel kişilerinin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruyailgili olmayan (hangi isim altında olursa olsun dinlenme, oturma ve sosyaltesisler dahil) varlıklarının; birlikte ve/veya ayrı ayrı “özelleştirme kapsamı”na alınmasına, Özelleştirme İdaresi Başkalığının(idare) teklifi üzerine Özelleştirme Yüksek Kurulunca (Kurul) karar verilir. (Bumaddenin A bentinin a, b, c, d ve e alt bentlerindesayılanlar bundan böyle “kuruluş” olarak anılacaktır) Ancakkamu iktisadi teşebbüsleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışındakalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veyadiğer kamu tüzel kişilerine ait olan ticari kuruluşların özelleştirme kapsamınaalınmasına ilişkin kurul kararları Bakanlar Kurulunun onayına sunulur veBakanlar Kurulu Kararnamesi ile onaylandığı tarihte yürürlüğü girer. Diğerkuruluşların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin urulukararının yürürlüğe girmesi için bu şartlar aranmaz.
Kuruluşlarınözelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Kurul kararında; bu kuruluşlardanhangilerinin (iştirakler hariç) “mali ve hukuki yönden yeniden yapılandırma"ya tabi tutulacağı, hangilerininözelleştirilmek üzere doğrudan "özelleştirme programı"naalınacağı belirtilir.
B-Özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlardan;
a) Yenidenyapılandırılmalarına Kurulca karar verilenlerin yeniden yapılandırma işlemleri tamamlanıncayakadar bağlı oldukları bakanlık veya kurumlar ile ilgileri ve mevcut statüleriaynen devam eder. Bunlarla ilgili mali ve hukuki yeniden yapılandırma işlemleriHazine Müsteşarlığı tarafından yürütülür. Yeniden yapılandırma işlemleritamamlananlar Kurul kararı ile özelleştirme programına alınır. Bu şekildeyeniden yapılandırılarak Kurul kararı ile özelleştirme programına almanlar iledoğrudan özelleştirme programına alınanlar (14’üncü maddenin E bendindebelirtilen iştirak payları ve varlıklar hariç) programa alınmaya ilişkin Kurulkararının alındığı tarihte başkaca bir işleme gerek olmadan ve bedel alınmaksızınidareye devredilmiş sayılır.
b) Özelleştirmeprogramına alınarak idareye devredilenler buna ilişkin Kurul kararı tarihindenitibaren bağlı oldukları bakanlık veya kurumla ilişkileri kesilerekBaşbakanlığa bağlanmış sayılır. Özelleştirme programına alınan kuruluşlar (buKanun ile 2983 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla) özel hukukhükümlerine tabi olup bunlar hakkında kendi kuruluş kanunları ile 233 sayılıKanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmaz.
c) Özelleştirmeprogramına alınan kuruluşlarla ilgili olarak idari, hukuki, mali ve teknikyönden düzenlemeler yapmaya ve bu kuruluşların satış, devir, kiralama, işletmehakkı devri, mülkiyetin gayri aynî hakların tesisi ve işin gereğine uygun sairakitler yoluyla devirleri veya diğer yöntemlerle devredilmeleri suretiyleözelleştirilmelerine ve bunlara ilişkin uygulama esaslarına İdarece kararverilir.
İdaretarafından yürütülen özelleştirme uygulamalarının sonunda yapılacak nihai devirişlemleri Kurul’un onayı ile yürürlüğe girer.
D-Özelleştirme programına alınan kuruluşların küçültülmesine, kısmen veya tamamensüreli veya süresiz olarak faaliyetlerinin durdurulmasına, kapatılmasına veyatasfiyesine Kurulca karar verilir. Bu kararlara ilişkin işlemler idarece yerinegetirilir.
Madde3- 3291 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdakişekilde değiştirilmiş ve dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere maddeye ikifıkra eklenmiştir.
"Özelleştirmeprogramına alman kuruluşlarla ilgili olarak;
A-Mevcut durumları itibarıyla anonim şirket statüsünde olan kuruluşların anasözleşmelerinin bu Kanun hükümlerine uygun hâle dönüştürülmeleri ile anonimşirket statüsünde bulunmayanlardan gerekli görülenlerin bu Kanun’a uygun anasözleşmelerinin hazırlanarak anonim şirkete dönüştürülmelerine idarece kararverilir ve bunların ana sözleşmeleri İdarece onaylanır. Ancak özelleştirilecekkuruluşların özellikleri ve kamu yararı gözönündebulundurularak yönetim kurullarınca alınacak bazı kararların geçerliliği için,kamu hissesine onay hakkı veren imtiyazlı hisseler ihdasına Kurulca kararverilebilir.
B-Bu maddenin (A) bendi gereğince anonim şirket hâline dönüştürülenlerinsermayelerindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, diğerlerinde iseözelleştirme uygulamaları sonucu devredilmeleri tarihine kadar bunların;
a) Sermayemiktarını tespit etmeye,
b) Kuruluş,birleşme veya bölünmelerinde gerekli düzenlemeleri yapmaya; mal varlıklarına,hak ve yükümlülüklerine ilişkin esasları tespit etmeye,
c) Hesaplarıve faaliyetleri ile ilgili her türlü düzenlemeyi yapmaya,
d) Buişlemleri kolaylaştırıcı tedbirler almaya,
İdareyetkilidir.
C-Kuruluşların özelleştirme programına alınmalarından önce mülkiyetinde ve/veyatasarrufunda bulunan her türlü hak ve mameleki ile borçları, özelleştirmeprogramına alındıktan sonra da aynen devam eder.
D-Müessese, işletme ve işletme birimlerinin ayrı ayrı anonim şirketedönüştürülmeleri hâlinde bağlı oldukları kuruluşların hak ve yükümlülüklerindenhangilerinin anonim şirkete dönüştürülen bu kuruluşa intikal edeceğine, İdaretarafından karar verilir.
E-Bağlı ortaklıklar ile bağlı ortaklık statüsünde olmayan ve sermayesininyarısından fazlası kamuya ait olanların iştiraklerindeki paylar ile varlıkları,gerektiğinde ilgili kuruluş adına İdare tarafından özelleştirilebilir. Butakdirde özelleştirme sonucu elde edilecek gelir, özelleştirme giderleridüşüldükten sonra ilgili kuruluşa verilir.”
"Özelleştirmeprogramına alınan kuruluşlardan gerekli görülenlerin anonim şirketedönüştürülmelerinde ve anonim şirkete dönüştürülenlerin özelleştirmeprogramında bulundukları süre içinde Türk Ticaret Kanunu, Sermaye PiyasasıKanunu ve ilgili diğer kanunlardaki şirket kuruluşuna ilişkin şartlar aranmaz.”
"Özelleştirmeprogramına alınan kuruluşlardan anonim şirkete dönüştürülenlerden kamu payı%50’nin altına düşünceye kadar, diğerlerinde ise özelleştirme uygulamalarısonucu devredilmeleri tarihine kadar bu kuruluşların yönetim, denetim vetasfiye kurulu üyelikleri ile genel müdürlüklerine yapılacak atamalar ve bugörevlerden alınma işlemleri, İdare Başkanının teklifi ve Başbakanın onayı ileyapılır.”
"Özelleştirmeuygulamalarından elde edilen gelirler ile özelleştirme programına alınankuruluşlardan elde edilen temmettülerin tamamıözelleştirme Fonundan toplanır.”
Madde4- 3291 sayılı Kanunun 15 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde15- Özelleştirme programına alınan kuruluşların kullanımlarında bulunangayrimenkullerle ile ilgili olarak aşağıdaki hükümler uygulanır.
A-Özelleştirme programına alınan kuruluşlardan; anonim şirkete dönüştürülenlerinkuruluş sermayelerinde veya bunların sermaye artırımlarında (iştirakler hariç)konulacak olan ayni sermayenin değerlendirilmesi İdarece sonuçlandırılır.Kuruluşların anonim şirkete dönüştürülmesi hâlinde, şirket sermayesinin tamamıayni sermaye olarak konulabilir. Ayni sermaye karşılığı çıkarılacak hissesenetleri İdareye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Bu hususlarda TürkTicaret Kanunu’nun 285, 299, 392 ve 404 üncü maddeleriuygulanmaz.
B-Özelleştirme programına alınan ve %50 den fazla kamu payı bulunan kuruluşlartarafından kullanılan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki veya Hazineninmülkiyetindeki taşınmaz malların (Anayasanın 43, 168 ve 169 uncu maddelerihükümleri saklı kalmak kaydıyla) mülkiyetinin bu kuruluşlara devrine ve/veya bukuruluşlar lehine mülkiyetin gayri aynî hakların tesisine ilişkin olarak;
a)Anonim şirket hâline dönüştürülen kuruluşlardan kamu iktisadi teşebbüsleri ilekamu iktisadi teşebbüsü statüsü dışında kalan ve sermayesinin tamamı ve/veyayarısından fazlası Devlete ait olanların kullanımındakilerin mülkiyeti(bedelleri şirketin kuruluşunda veya yapılacak sermaye artırımında ayni sermayeolarak konulmak üzere) ilgili kuruluşa devredilir. Bu suretle oluşan aynisermaye karşılığı çıkarılacak hisseler bedel ödenmeksizin İdareye devredilmişsayılır.
b) Anonimşirkete dönüştürülmeyen kuruluşların kullanımındaki taşınmazların mülkiyeti isebedelsiz olarak bu kuruluşlara devredilir. Bu taşınmazlar, İdare tarafındankuruluşun mal varlığının değerlendirilmesi sırasında aktif değerler olarakdeğerlendirilir.
c)Bu maddenin (B) bendinde belirtilen taşınmazların devredildiği kuruluşlarınözelleştirilmesi sırasında İdarece genel değer tespiti yapılırken, butaşınmazların bedeli 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunundakikıymet takdiri esasları gözönünde tutularakbelirlenir. Bu suretle tespit edilen taşınmaz bedeli nedeniyle özelleştirmeninyapılamayacağının anlaşılması hâlinde özelleştirme İdare tarafından belirlenenuygun bir fiyat üzerinden yapılabilir.
d)Bu maddenin (B) bendinde belirtilen taşınmazlar için, (tapuda tescil tarihinekadar hükmen kesinleşenler hariç) tahakkuk eden ecrimisilbedelleri talep edilmez, tahsil edilenler iade edilmez.
e)Özelleştirme programına alınan ve %50 den fazla kamu payı bulunan kuruluşlartarafından kullanılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki veya Hazineninmülkiyetindeki taşınmaz mallardan özel mülkiyete konu olamayanlar üzerinde bukuruluşlar lehine, (Anayasanın 43, 168 ve 169 uncu maddeleri hükümleri saklıkalmak kaydıyla) devredilebilir mülkiyetin gayri aynî haklar tesis edilir.
f)Kuruluşlar, bu maddeye göre mülkiyeti devredilecek ve/veya devredilebilirmülkiyetin gayri aynî hak tesis edilecek taşınmaz mallarla ilgilibaşvurularını, özelleştirme programına alınmaları tarihini takip eden altı ayiçinde taşınmaz malın bulunduğu defterdarlık veya mal müdürlüklerine ulaştırmakzorundadırlar.
C-Özelleştirme programındaki kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarıarasında, taşınmaz malların ifrazı, irtifak, intifa, işletme ve kira haklarınındevri ve tasfiyesi ile bedelli devri zorunlu olan taşınmaz malların devrinde vebu maddenin uygulanmasında ortaya çıkacak sorunları çözmeye, İdarenin görüşüalınarak Maliye Bakanlığı yetkilidir.
D-Bu maddenin (B) bendine göre devredilmesi gereken taşınmaz malların ifrazında3194 sayılı İmar Kanunundaki kısıtlamalar uygulanmaz.”
Madde5- 3291 sayılı Kanunun 16’ıncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde16- Özelleştirme programına alınan, özelleştirilen, faaliyeti durdurulan,küçültülen, kapatılan veya tasfiye edilen kuruluşlarda çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel ile 399 sayılı KanunHükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli personel, diğer kamu kurum ve/veyakuruluşlarına, 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesinin (f) bendindeyer alan hükümler de dikkate alınarak aşağıdaki şekilde nakledilirler;
A-Özelleştirme programına alınan kuruluşların;
a) Özelleştirilmelerisonucu bunlardaki kamu payının % 50’nin altına düşmesiveya bunların müessese, işletme ve işletme birimlerinin satılması veyadevredilmesi hâlinde; satış veya devre ilişkin sözleşmenin imzalanmasından,
b) Küçültülmesi,faaliyetlerinin kısmen veya tamamen durdurulması, süreli veya süresiz olarakkapatılması veya tasfiye edilmesi sonucu istihdam yapısının değişmesi hâlindebunlarla ilgili işlemlerin sonuçlanmasından,
itibaren on beş gün içerisinde işlem sonuçlarıİdare tarafından ilgili kuruluşa bildirilir. İlgili kuruluş bildirimtarihinden itibaren otuz gün içerisinde T.C. Emekli Sandığına tabi personel ileilgili bilgileri Devlet Personel Başkanlığına gönderir.
B-Personele ilişkin bilgilerin Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesindenitibaren en geç kır kbeş gün içerisinde buBaşkanlığın teklifi üzerine ilgili personel, kamu kurum ve kuruluşlarındadurumlarına uygun boş kadro ve pozisyonlara atanırlar. 190 sayılı Genel Kadrove Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kuruluşlarda personelindurumuna uygun boş kadro bulunmaması hâlinde mevcut boş kadrolarda sınıf, ünvan ve derece değişikliği yapmaya Bakanlar Kuruluyetkilidir.
C-Bu madde gereğince yapılacak kadro değişikliklerinde 190 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 9 uncu maddesinin son fıkrası hükmü uygulanmaz.
D-Bu madde gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil sebebiyle boşalan kadrove pozisyonlar, boşaldıkları tarihten itibaren iptal edilmiş sayılır.
E-Kamu kurum ve/veya kuruluşlarına atanacak personelin (A) bendinde belirtilendurumlarda atamanın yapılacağı tarihe kadar geçecek süredeki, aylık ücret,sosyal hak ve yardımlar ile her türlü özlük hakları Başbakanlık bütçesindenödenir.
Kamukurum ve kuruluşlarına atanan personelin devir sözleşmelerinin yapıldığıtarihteki kadro ve pozisyonlarına ait aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlüzam ve tazminat haklarının veya sözleşme ücretlerinin net tutarının,nakledildiği kuruluş mevzuatına göre hak edeceği aylık veya sözleşme ücretinin(varsa ikramiye dahil) net tutarından fazla olması hâlinde, nakledildiğikuruluşta aldığı ücret ile önceki ücreti eşitleninceye kadar geçen dönemde, ikiücret arasındaki fark herhangi bir kesintiye tabi tutulmaksızın tazminatolarak ödenir.”
Madde6- 3291 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.
"EkMadde 6- Özelleştirme programına alınan kuruluşlardan (iştirakler hariç);anonim şirket statüsünde olanlardan kamu payı % 50’ninaltına düşünceye, diğerlerinde ise bunların satışına ilişkin devir sözleşmesiyapılıncaya kadar, bu kuruluşlarda çalışan personel hakkında bu Kanunda hükümbulunmayan hâllerde daha önce tabi oldukları personel rejiminin uygulanmasınadevam olunur.
EkMadde 7- Kuruluşların özelleştirme programına alınmalarına ve özelleştirmeuygulamaları sonucu nihai devir işlemlerinin onaylanmasına ilişkin kararlarResmî Gazetede yayımlanır.
EkMadde 8- Özelleştirme programındaki kuruluşlardan (iştirakler hariç) bu Kanungereğince anonim şirkete dönüştürülenlerde üretilen veya satılan mal vehizmetlerin fiyat ve tarifeleri bu kuruluşların yönetim kurullarınca,diğerlerinde ise yetkili organlarınca belirlenir.
EkMadde 9- Bu Kanunun hükümleri gereğince yapılacak özelleştirme uygulamalarınave ihale usullerine ilişkin esaslar İdarece çıkarılacak yönetmeliklerle tespitolunur. Bu yönetmelikler Kurulca onaylanarak yürürlüğe girer.
EkMadde 10- Özelleştirme uygulamaları sırasında, çıkabilecek anlaşmazlıklaryürürlükteki kanun hükümlerine göre Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde veya(uluslararası hakemlik dahil) tahkim yollarına başvurularak çözülür.”
GeçiciMadde 1- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanması sırasında Kamu İktisadiTeşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarda (II) sayılı cetvele tabi sözleşmeli statüdeçalışmakta iken 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi kurumlaranakledilerek Devlet memuru statüsüne geçirilenlerin sözleşmeli statüde geçenhizmet süreleri; aynı Kanunun Ek Geçici 1, 2 ve 3 üncü maddelerine göre, 458sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri de dikkate alınmak suretiylekazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir.
Madde7- Bu Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde8- Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
B.Dayanılan Anayasa Kuralları:
İptalisteminin gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır:
1. "MADDE2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde,insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilentemel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2. "MADDE6.- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini,Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili eliyle kullanır.
Egemenliğinkullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisikullanamaz."
3. "MADDE7.- Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Buyetki devredilemez."
4. "MADDE8.- Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından,Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir."
5. "MADDE10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din,mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devletorganları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun ilkesine uygun olarakhareket etmek zorundadırlar."
6. "MADDE11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarınıve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
KanunlarAnayasaya aykırı olamaz."
7. "MADDE48.- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet,özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirlerialır."
8. "MADDE49.- Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet,çalışma hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek içinçalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişliekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.
Devlet,işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı vekoruyucu tedbirler alır."
9. "MADDE60.- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet,bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
10. "MADDE87.- Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak,değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; BakanlarKuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçeve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına vesavaş ilânına karar vermek; milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygunbulmak, Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenlerhariç olmak üzere, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşenölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasa’nın diğermaddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerinegetirmektir."
11. "MADDE91.- Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararnameçıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmaküzere, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alantemel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasîhaklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.
Yetkikanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını,ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıpçıkarılamayacağını gösterir.
BakanlarKurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre içinverilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz.
Kanunhükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitimindenönce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devamettiği de belirtilir.
Sıkıyönetimve olağanüstü hâllerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan BakanlarKurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Kanunhükmünde kararnameler, Resmî Gazete’deyayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak kararnamede yürürlük tarihiolarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler,Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetkikanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük MilletMeclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür.
Yayımlandıklarıgün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, TürkiyeBüyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar.Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazete’de yayımlandığı günyürürlüğe girer."
12. "MADDE138.- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygunolarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbirorgan, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere vehakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez;tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekteolan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ileilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasamave yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; buorganlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremez."
13. "MADDE153.- Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesiyazılmadan açıklanamaz.
AnayasaMahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünüiptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacakbiçimde hüküm tesis edemez.
Kanun,kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya dabunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete’deyayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hâllerde Anayasa Mahkemesiiptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih,kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı gündenbaşlayarak bir yılı geçemez.
İptalkararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük MilletMeclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukukî boşluğu dolduracak kanuntasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptalkararları geriye yürümez.
AnayasaMahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanırve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek vetüzelkişileri bağlar.”
III-İLK İNCELEME ve ESASIN İNCELENMESİ:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince YektaGüngör ÖZDEN, Güven DÎNÇER, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI,Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'in katılmalarıyla21.7.1994 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, konunun özelliği nedeniylebaşka hususlar üzerinde durulmaksızın işin esasına geçilerek incelemenin sürdürülmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
Yürürlüğüdurdurma istemine ilişkin görüşleri de içeren işin esasına ilişkin rapor, davadilekçesi ve ekleri, iptali istenilen Kanun Hükmünde Kararname kurallarıyladayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI ÎSTEMÎ:
531sayılı Kanun Hükmünde Kararname kurallarından anlaşılacağı gibi, olası biriptal kararının yürürlüğe girmesine kadar KHK'nın uygulanması durumunda ileridegiderilmesi güç ya da olanaksız durum ve zararlar doğabilecektir. Böyleceverilebilecek bir iptal kararı belki de sonuçsuz kalacaktır.
Bunedenle, davalının istemi doğrultusunda 531 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'niniptaline yönelik istem karara bağlanıp karar yürürlüğe girinceye kadaruygulanmasından doğabilecek ve ileride giderilmesi güç ve olanaksız durum vezararları önlemek için KHK'nın yürürlüğünün durdurulmasına Esas 1994/63, Karar1994/60-1 sayı ile karar verilmiştir.
MustafaBUMİN ve Lütfi F. TUNCEL bu düşüncelere katılmamışlardır.
B-ANAYASA'YA AYKIRILIK SORUNU:
1-Kanun Hükmünde Kararname Hakkında Genel Açıklama:
KanunHükmünde Kararname (KHK) Kurumu, 22.9.1971 günlü ve 1488 sayılı Yasa ile 1961Anayasa’nın 64. maddesinde yapılan değişiklik sonucu hukukumuza girmiştir. Budeğişikliğin gerekçesinde “Parlamenter rejimlerde, kanun yapmanın belliusullere uyulmak zorunluluğu sebebiyle zaman aldığı ve gecikmeler meydanagetirdiği bir gerçektir. Değişen iktisadi ve sosyal şartların gereği olarakbazı hukuk kurallarının bu usullere dışında yürürlüğe konulabilmesi çağdaşdevlet anlayışının tabii sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.”
Anayasa'nın5. maddesi hükmünün prensibini bozmamak ve herhâlde önceden yasamameclislerince esasları bir kanunla tespit olunan sınırlar içerisinde kalmakkaydıyla hükümete KHK'lar çıkarma yetkisinin verilmesi ve bu yetkiyi düzenleyenhükmün TBMM’nin genel olarak görev ve yetkilerini belirleyen 64. maddesineeklenmesi uygun görülmüştür." denilmektedir. KHK’lar, temelde 1961 Anayasası'ndançok farklı olmamakla birlikte 1982 Anayasası'nda kimi yeniliklerle ve fakatbenzer gerekçelerle 91. maddede düzenlenmiştir. Böylece hem yürütme organınıgüçlendirmek hem de değişen ekonomik ve sosyal konuların ortaya çıkardığısorunlara ivedi çözümler bulmak amacına ulaşılmak istenilmiştir.
Olağandönemlerde çıkarılan KHK’ların mutlaka bir Yetki Yasasına dayanması zorunludur.Yetki Yasası’nın içeriği ve öğeleri de Anayasa'nın 91. maddesindebelirlenmiştir. 87. maddede ise Bakanlar Kuruluna "belli konularda"KHK çıkarma yetkisi vermek TBMM'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
BakanlarKurulunun belli bir konuda KHK çıkarabilmesi için öncellikle TBMM tarafındankendisine bu konuda yasa ile bir yetkinin verilmiş olması gerekir. BakanlarKurulu, bir yasa ile önceden yetkilendirilmedikçe, kendiliğinden KHKçıkartamaz. Yasa ile verilen yetkiye dayanılarak çıkartılan KHK, yürürlüktekiyasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmekte, başka bir anlatımlayasanın hukuksal gücüne sahip bulunmaktadır. Yasama yetkisinin, “kanun koymak,değiştirmek ve kaldırmak” öğelerini içerdiği kuşkusuzdur. KHK, yürürlüktekiyasa hükümlerini kaldırabilmekte ve değiştirebilmektedir.
Anayasa’daöngörüldüğü biçimi ile KHK’lar yapısal (organik-uzvi) bakımdan yürütme organıişlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işlemi niteliğindedirler.Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi verdiği yetkiyi bir yasa ile her zaman gerialabileceği gibi kendisine sunulan KHK’ları aynen kabul etmek ya da reddetmekzorunda olmayıp dilediğinde değiştirerek de kabul edebilir. Bakanlar KurulunaKHK çıkarma yetkisinin verilmesi, yasayla düzenlenmesi gereken konuların yasamaalanında çıkarılıp yürütme organının düzenleme alanına sokulması sonucunudoğurmaz. Bu nedenle, Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisinin verilmiş olmasıAnayasa’nın 7. Maddesinde öngörülen “Yasama yetkisinin devredilmezliği”ilkesini ortadan kaldırmaz.
Bakanlar Kuruluna KHKçıkarılabilmesine yetki veren yasada yer alması zorunlu öğeler Anayasa'nın bukonuya ilişkin 91. maddesinin ikinci fıkrasında gösterilmiştir. Buna göre:
“Yetkikanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin amacını, kapsamını, ilkelerini,kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıpçıkarılamayacağını gösterir. “Bundan anlaşılacağı gibi Yetki Yasası, yürürlüğekonulacak KHK’nın amacını, kapsamını ilkelerini, kullanma süresini ve bu süreiçinde birden çok kararname yürürlüğe konulup konulamayacağını belirtmekzorundadır. Bakanlar Kuruluna verilen türevsel yetki, yasada öngörülen amaç,ilke, kapsam ve süre ile sınırlı bir yetkidir. O hâlde, Yetki YasasındaAnayasa’nın belirlediği öğelerin belli bir içeriğe kavuşturularaksomutlaştırılması gerekir.”
BakanlarKuruluna KHK çıkarma yetkisinin “belli konularda” verilebileceği 1961Anayasası’nın 64. maddesinde açıkça belirtildiği hâlde, 1982 Anayasası’nınYetki Yasasının sahip olması gereken öğelerini gösteren 91. maddesinde bu koşulyer almamaktadır. Ancak, 1982 Anayasası’nın 87. maddesinde “… Bakanlar Kurulunabelli konularda Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi vermek…” TBMM’ningörev ve yetkileri arasında sayılmış bulunmaktadır. Bu nedenle, 91. maddede“belli konularda” ifadesinin yer almaması bir noksanlık sayılamaz. Çünkü 87.maddede, Bakanlar Kuruluna verilecek KHK çıkarma yetkisinin ancak bellikonularda olabileceği açıkça gösterilmektedir. Bu durumda Türkiye Büyük MilletMeclisi, Bakanlar Kuruluna ancak belli konulara bu yetkiyi verebilir; herkonuyu kapsayacak biçimde bir KHK çıkarma yetkisi veremez. KHK’nın konusununYetki Yasasında belirlenmesi zorunludur. Yetki, somutlaştırılmış ve belli birkonuda tanınmalıdır. Bakanlar Kuruluna sınırları belirsiz bir konuda KHKçıkarma yetkisi verilemez. KHK’nın konusu da Yetki Yasasında belirlenençerçevenin dışına çıkamaz. KHK’nın Yetki Yasasında belirtilen amaç, kapsam veilkelere de uygun olması gerekir. Verilen yetkinin konusunun yasadagösterilmesi zorunluluğunun bu yasaya dayanılarak yürürlüğe konulan KHK’larınYetki Yasası kapsamı içinde kalp kalmadıklarının hem yargısal hem de siyasaldenetimlerinin yapılması yönünden çok büyük bir önemi vardır. Yetki Yasası’nınkapsamı dışında yürürlüğe konulan veya başka bir anlatımla yasanın öngörmediğibir konuda düzenleme yapan bir KHK’nın Anayasa’ya aykırı olacağı kuşkusuzdur.
Anayasa’dakimi konuların KHK’larla düzenlenmesi yasaklanmaktadır. 91. Maddenin birincifıkrasında “Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmündekararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak, sıkıyönetim ve olağanüstü hâllersaklı kalmak üzere, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerindeyer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümde yer alansiyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.”denilmektedir.
Bunagöre, Anayasa’nın KHK'larla düzenlenemeyeceğini belirlediği konularda TBMMtarafından Bakanlar Kuruluna düzenlemede bulunması için bir yetki verilmesi deolanaksızdır. Verilen yetkinin konusunun belli olmasının, Anayasa’nın 91.maddesindeki "yetki verilemeyecek konular"ıda kapsayıp kapsamadığının incelenebilmesi yönünden de önemi büyüktür.
Bunedenlerle, Bakanlar Kurulunun hangi konularda KHK çıkarabileceği YetkiYasası’nda açıkça belirtilmeli ve verilen yetki konu yönünden mutlaka belirginolmalıdır. Anayasa'nın 91. maddesine göre Yetki Yasası'nda çıkarılacak KHK’nın"amacı”, "kapsamı” ve "ilkeleri”nin debelirtilmesi gerekir. Amaç, Bakanlar Kurulunun kendisine verilen yetki ileneleri gerçekleştirmesinin istendiğini belirlediğinden Yetki Yasasında KHK’nınamacı da somut olarak açıklanmalıdır. KHK’nın amacı ve kapsamı da konusu gibigeniş içerikli her yöne çekilebilecek biçimde genel anlatımlarlagösterilmemeli; değişik yorumlamaya elverişli olmamalıdır. KHK’nın YetkiYasasında gösterilen amaç ve kapsam doğrultusunda, verilen ilkelere uygunçıkarılıp çıkarılmadığının saptanması hem yargısal hem de siyasal denetimyönünden zorunludur. KHK, yasada gösterilen amacı dışında yürürlüğe konulmuşsaya da yetkinin kapsamını aşıyorsa veya ilkelere uygun değilse bu durumu onuYetki Yasasına ve dolayısıyla Anayasa’ya aykırı düşürür.
Anayasa'yagöre Yetki Yasasında, Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin süresinin degösterilmesi zorunludur. Bu zorunluluk, Türkiye Büyük Millet Meclisininyetkilerini çok uzun bir süre yürütme organına vermekten alıkoymaktadır.
Yasadaöngörülen sürenin bitiminden sonra çıkarılan KHK’nın Anayasa’ya aykırı düşeceğikuşkusuzdur. Ancak yetki süresi içerisinde çıkarılmış olan KHK’lar yasadakisürenin bitiminden sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmışolmasalar da geçerliliklerini korurlar.
Anayasa'nın91. maddesinde ayrıca "Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancakkararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.
Kararnameler,Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetkikanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük MilletMeclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür.
Yayımlandıklarıgün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, TürkiyeBüyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar.Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazete’de yayımlandığı günyürürlüğe girer.” denilmektedir.
2- KHK’nınYargısal Denetimi:
Anayasa’yagöre KHK’lar Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetimine bağlıdırlar.Anayasa'nın 91. maddesinde "Kararnameler, Resmî Gazete’deyayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.
Yetkikanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük MilletMeclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelik ve ivedilikle görüşülür.”denilmektedir. Öncelik ve ivedilik koşuluyla, Yetki Yasalarının gecikmedençıkarılabilmesi ve çıkarıldıktan sonra da yürürlüğe konulan KHK’ların aynıbiçimde Türkiye Büyük Millet Meclisinde karara bağlanması istenilmiştir.
Anayasa’daKHK’ların siyasal denetimi yanında yargısal denetimi de öngörülmüştür. KHK’lar,işlevsel (fonksiyonel) yönden yasama işlemi niteliğinde olduklarında bunlarınyargısal denetimlerinin yapılması görev ve yetkisi de Anayasa Mahkemesineverilmiştir. Anayasa’nın 148., 150., 151., 152. ve 153. maddeleri hükümlerinegöre, KHK’ların Anayasa’ya biçim ve esas bakımlarından uygunluğunu AnayasaMahkemesi denetler.
KHK'ninyargısal denetiminin söz konusu olduğunda KHK'nın dayandığı Yetki Yasası’nınöncelikle Anayasa'ya daha sonra da KHK'nın kendisinin hem Yetki Yasası’na hemde Anayasa'ya uygunluğu sorunlarının çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar,Anayasa'nın 148. maddesinde KHK'ların Yetki Yasalarına uygunluğunundenetlemesinden değil yalnızca Anayasa'ya biçim ve esas bakımlarındanuygunluğunun denetlenmesinden söz edilmekte ise de Anayasa'ya uygunlukdenetiminin içerisine öncelikle KHK'nın Yetki Yasası’na uygunluğunun denetimigirer. Çünkü Anayasa'da, Bakanlar Kuruluna ancak Yetki Yasasında belirtilensınırlar içerisinde KHK çıkarma yetkisi verilmiştir. Yetki Yasası olmazsa(Anayasa mad. 121 dışında) KHK olamaz. Bu yetkinin dışına çıkılması KHK'yıAnayasa'ya aykırı duruma getirir. Böylece KHK'nın Yetki Yasası’na aykırı olmasıAnayasa'ya aykırı olması ile özdeşleşir. Nitekim, 335 ve 347 sayılı KHK'lardayandırıldıkları 3268, 3347 ve 3479 sayılı Yetki Yasalarının kapsamı dışındakalmaları nedeniyle; 493, 501, 502, 503, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514,515, 516, 517, 518, 519, 520, 521 ve 524 sayılı KHK'ler ise
dayandıkları 3911 sayılı YetkiYasası'nın iptali nedeniyle Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmişlerdir.
OlağanüstüHâl KHK'leri dayanaklarını doğrudan doğruya Anayasa'dan (mad. 121) alırlar. Butür KHK'lerin bir Yetki Yasası’na dayanması gerekli değildir. Buna karşın,olağan KHK’ların bir Yetki Yasası’na dayanmaları zorunludur. KHK'lar, yasagücünü dayandıkları Yetki Yasasından alırlar. Bu nedenle KHK'lar iledayandıkları Yetki Yasası arasında çok sıkı bir bağ vardır.
YetkiYasası, KHK ve KHK'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce aynen ya dadeğiştirilerek kabulü birbirinden bağımsız işlemler olmayıp Anayasa'daöngörülen bir sürecin değişik aşamalarıdır. KHK'nın Yetki Yasası ile olan bağı,KHK'yı aynen ya da değiştirerek kabul eden yasa ile kesilir. Bu yasa, KHK'yıkendi bünyesine alarak genel anlamda bir yasa niteliğine dönüştürür. Bunedenle, KHK ile dayandığı Yetki Yasası arasındaki bağ KHK'nın aynen ya dadeğiştirilerek yasaya dönüşmesine kadar devam etmektedir. KHK, yasa gücünü,dayandığı Yetki Yasası ile konulan esaslara uygunluğu ve Yetki Yasasının daAnayasa'ya uygunluğu varsayıldığı için kazanmaktadır. Yetki Yasası’nınAnayasa'ya aykırılığının saptanması ya da bu nedenle iptaline karar verilmesidurumunda, bu varsayım gerçekleşmediğinden, bu yasaya dayanılarak çıkartılanKHK Anayasal dayanaktan yoksun kalır, gördüğü ölçünün ötesinde verilen biryetkinin kullanılması çıkartılmış olması nedeniyle Anayasa'ya aykırılıkoluşturur, Yetki Yasası’na bile dayandığı gerekir.
KHK'ninAnayasa'ya uygun bir Yetki Yasası’na dayanması geçerliliğin ön koşuludur. BirYetki Yasası’na dayanmadan çıkartılan veya dayandığı Yetki Yasası Anayasa'yaaykırı olan bir KHK'nın kuralları, içerikleri yönünden Anayasa'ya aykırılıkoluşturmasalar bile, Anayasa'ya uygunluğundan söz edilemez.
Öbüryönden, KHK'ların Anayasa'ya uygunluk denetimleri yasaların denetimlerindenfarklıdır. Anayasa’nın 11. maddesinde; "Kanunlar Anayasa’ya aykırıolamaz." denilmektedir. Bu nedenle yasaların denetimde, onların yalnızcaAnayasa kurallarına uygun olup olmadıkları saptanır. KHK’ler ise konu, amaç,kapsam ve ilkeleri yönünden hem dayandıkları Yetki Yasası’na hem de Anayasa'yauygun olmak zorundadırlar. Bu nedenlerle, KHK kurallarının içerikler yönündende Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılabilmesi için öncelikle ortadaAnayasa'ya uygun bir Yetki Yasası’nın varlığı gerekir.
KHK'lerinAnayasa'ya aykırılığı saptanmış ya da bu nedenle iptal edilmiş bir YetkiYasası’na uygun olup olmadığının incelenmesi ise denetimi anlamsız kalır. ÇünküAnayasa'ya aykırı bir Yetki Yasası’na dayanılarak çıkartılan KHK'ların Anayasa'yauygun görülmesi olanaksızdır.
YetkiYasası’nın iptalinin, bu yasaya dayanılarak çıkartılan KHK’lara etkisininAnayasa'nın 153. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi uygun değildir. Çünkü,Anayasa’nın 153. maddesindeki "İptal kararları geriye yürümez." kuralınadayanarak, Yetki Yasası’nın iptaline ilişkin kararın, Resmî Gazete’deyayımı gününe kadar çıkarılan KHK’ların etkilenmeyeceği biçiminde bir ilke dekonulamaz.
Bütünbu nedenlerle dayandığı Yetki Yasası’nın Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya daiptaline karar verilen KHK’ların, Anayasa’nın Başlangıç'ındaki "Hiçbirkişi ve kuruluşun, bu Anayasa’da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bununicaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı", 2. maddesindeki"hukuk devleti" ilkeleriyle 6. maddesindeki "Hiç kimse veyaorgan kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz." kuralıve KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91. maddesiyle bağdaştırılmaları olanaksızdır.
BirYetki Yasası’na dayanmadan çıkartılan, Yetki Yasası’nın kapsamı dışında kalan,dayandığı Yetki Yasası’nın Anayasa'ya aykırılığı saptanan ya da Anayasa'yaaykırılığı nedeniyle iptal edilen KHK’ların anayasal konumları birbirindenfarksızdır. Böyle durumlarda KHK'lar anayasal dayanaktan yoksunbulunduklarından içerikleri Anayasa'ya aykırı bulunmasa bile dava açıldığındaiptalleri gerekir.
3-531 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu:
Davakonusu edilen 531 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 5.5.1994 gün ve 3987 sayılıYetki Yasası’na dayanılarak çıkartılmıştır. KHK'nın dayandığı 3987 sayılı YetkiYasası ise Anayasa Mahkemesinin 7.7.1994 gün ve Esas 1994/49, Karar 1994/45-2sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Böylece 531 sayılı KHK anayasal dayanaktanyoksun kalmıştır.
KHK’larınyargısal denetimi bölümünde açıklanan nedenlerle Anayasa'ya aykırı görülerekiptal edilen 3987 sayılı Yetki Yasası’na dayanılarak çıkarılmış bulunan 531sayılı KHK'nın Anayasa’nın Başlangıç'ında yer alan egemenliği "Milletadına kullanmağa yetkili kılman hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasadagösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzenidışına çıkamayacağı" 2. maddesindeki "hukuk devleti", 6.maddesindeki "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan birdevlet yetkisi kullanamaz" ilkeleriyle KHK çıkarma yetkisine ilişkin 91.maddesine aykırıdır. Bu gerekçe karşısında dava dilekçesinde ileri sürülendiğer aykırılık nedenleri üzerinde durulmaksızın KHK'nın iptali gerekir.
Haşim KILIÇ ve Sacit ADALI bu görüşe katılmamışlardır.
IV-SONUÇ:
30.5.1994günlü, 531 sayılı “28/5/1986 Tarihli ve 3291 Sayılı Kanunda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname"nin,dayanağını oluşturan 5.5.1994 günlü, 3987 sayılı Yetki Yasası’nın AnayasaMahkemesi'nin 7.7.1994 günlü, Esas 1994/49, Karar 1994/45-2 sayılı kararıylaiptal edilmesi nedeniyle Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇile Sacit ADALI’nın"Kararnamenin dayanağını oluşturan Yetki Yasası’nın iptali, öncedençıkarılmış kararnamenin iptal gerekçesi olamayacağı" yolundaki karşıoyları ve OYÇ0KLUĞUYLA,
21.7.1994gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkan vekili
Güven DİNÇER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
KARŞIOYGEREKÇESİ
Çoğunlukgerekçesinde özetle; 3987 sayılı Yetki Yasası iptal edilmiş olduğundan bunadayanılarak çıkarılmış KHK'larında yasal dayanağı kalmayacağından esasın incelenmesinegeçmeden iptali gerekir denilmektedir.
Davakonusu KHK'nın esasına geçilerek Anayasal denetimi yapılmalı idi. Salt"yasal dayanağı kalmadığı gerekçesinden" hareketle esasa geçmedenAnayasa'ya aykırı görüp iptal etmek mümkün değildir.
KHK'larAnayasa'nın 91. maddesi gereğince Yetki Yasası’nda belirtilen çerçeve içindeçıkarılabilir. Yani KHK'yı çıkarma yetkisi bu yasa ile verilir. KHK’nınçıktığı tarihte, Yetki Yasası yürürlükte olduğuna, yani buna dayanarakçıkarıldığına göre "Yasal dayanaktan yoksundur." demek hukuka uygundüşmez. KHK hukuk alemine çıktığı tarihte Yetki Yasası var mıdır yok mudur bunabakılmalıdır. Yetki Yasası, KHK'ya bu hayatiyeti verdikten sonra onunyürürlükten kaldırılması, süresinin sona ermesi KHK'nın yasal dayanaktan yoksunkaldığı anlamına gelemez.
Aynıdurum Yetki Yasası’nın Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi hâlinde de devameder. "Dayanak" yönünden, bir yasanın yürürlükten kaldırılması,süresinin sona ermesi ya da iptal edilmesi arasında hiçbir fark yoktur. Bu üçhâlde de sonuçta yasa varmışçasına hukukî tasarrufta bulunulamaz. Ama yasa sonaermeden evvel doğan hukukî neticeler hayattadır ve varlığını devam ettirirler.
Ancakbu yasalara dayanılarak yapılan tasarruflar hakkında hukuka aykırılık gerekçesiile dava açılmışsa yasal dayanak yönünden değil, esastan inceleme yapılarakvarsa aykırılık iptal edilir.
YetkiYasası esastan Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Konusu, amacı,kapsamı ve ilkeleri yönünden tespit edilen anayasal aykırılıklar ilgili KHK'larıda mutlaka etkiler. Yetki Yasası’nın belirtilen unsurlarındaki bu aykırılıklarKHK'lara intikal eder. Ama bu aykırılık "Yasal Dayanak" gibi şeklideğil esasa ilişkin bir aykırılıktır. Bu da ancak KHK'nın esasına geçilerekyapılacak bir inceleme sonunda tespit edilebilir.
YetkiYasası'nın iptali nedeniyle KHK'nın yasal dayanağının kalmadığını söylemek,iptal kararının etkisini KHK'nın hukuk alanına çıktığı tarihe kadar çekmekanlamını taşır. Böyle bir anlayışa Anayasa’nın 153. maddesindeki iptal kararlarınıngeriye yürüyemeyeceği ilkesi izin vermez.
Bu nedenle KHK'nınesasının incelenmesine geçmeden sadece "Yasal Dayanaktan YoksunKalması" sebebine dayalı bir Anayasa'ya aykırılık gerekçesinekatılmıyoruz.
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Sacit ADALI