ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 1994/75
Karar Sayısı: 1995/4
Karar Günü: 7.2.1995
R.G. Tarih-Sayı :08.05.1998-23336
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :İstanbul 2. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :6.1.1982 günlü, 2577 sayılı"İdarî Yargılama Usulü Kanunu"nun, 10.6.1994 günlü, 4001 sayılıYasa'nın 27. maddesiyle değiştirilen 61. maddesinin birinci fıkrasının birincitümcesinin Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
OLAY
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, bakmakta olduğu davanın 10.6.1994günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle 2577 sayılı İdarî Yargılama UsulüYasası'nın 61. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik sonucu en geç28.8.1994'de açılması gerekirken, 2.9.1994'de açıldığını, dava açma süresiningeçirildiğini, davanın süre aşımına uğramasına neden olan itiraz konusu kuralıniptali istemiyle doğrudan başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Mahkeme'nin başvuru kararındaki itiraz gerekçesi özetle şöyledir :
2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 61. maddesininbirinci fıkrasında yer alan bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin her yılTemmuz ayının yirmisinden Eylül ayının altısına kadar çalışmaya ara vereceklerihakkındaki kural, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle değiştirilerek çalışmayaara verme süresinin sonu Ağustos ayının yirmibiri olarak belirlenmiştir.
1927 yılında Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası ile getirilençalışmaya ara verme müessesesi, bu tarihten itibaren Hukuk ve Ceza Mahkemeleri,Yargıtay, Danıştay, Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemeleri olmak üzere tümyargı organları için kendi usul yasalarında aynı şekilde düzenlenmiştir.
Adli tatil müessesesi, 1927 yılında yürürlüğe konulduğunda,vatandaşların hasat mevsiminde dava açma güçlüğü nedeninin, günümüzde öneminiyitirmiş olması karşısında yalnızca yargının çalışma özelliği nedeniyle hâkimve savcıların toplu izin kullanmalarına yönelik bir düzenleme niteliğininkalması itibariyle, yasakoyucunun çalışmaya ara verme süresini ve başlangıç tarihinidüzenlerken Anayasa'da yer alan hâkimlik mesleğinin özellikleri ile yargıorganlarının arasındaki ilişkinin de gözetilmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın 138. maddesindeki hâkimin görevinde bağımsızlığı,Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hükümverebilmesi, hâkimin güvencesini gerçekleştirmekle olanaklıdır. Hâkimgüvencesi, hâkimin kişiliğini, iradesini, iç dünyasını tüm dış etkilerdenkorumak zorunluluğunu getirmektedir. Hâkimin çalışma düzenini doğrudanetkileyebilecek olumsuz durumların doğmasına engel olacak önlemlerin,hâkimlerin özlük haklarına ilişkin yasaların düzenlenmesinde gözönündebulundurulması gereklidir.
Anayasa'daki eşitlik ilkesi, benzer durumlarda bulunan kişilerin,aynı kurallara bağlı tutulmalarını öngörmektedir. Benzer durumlarda bulunankişilerin ayrı kurallara bağlı tutulmaları için de, haklı bir nedenin bulunmasızorunludur.
4001 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeyle, bölge idare, idare vevergi mahkemelerinde görevli hâkimlere, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devameden ve aynı yargı düzeni içinde yer alan Danıştay da dahil olmak üzere diğertüm yargı organlarında görevli hâkimlerin yararlandığı bir tatil süresindendaha az tatil süresinin tanınmasında, acil ve mutlak bir haklı nedenin olmasıgerekir. Öne sürülebilecek yargının hızlandırılması nedeni ise, haklı bir sebepolarak görülemez. Böylece, idare mahkemelerinde görev yapan bir hâkimin, aynıyargı düzeni içinde olan Danıştay da dahil olmak üzere, diğer yargımensuplarından farklı kurallara tâbi tutulması, adalet ve hakkaniyet ölçülerinizedelemesi sonucu Anayasa'nın eşitlik ve hukuk devleti ilkeleriylebağdaşmamaktadır.
Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, idarenin tüm işlem veeylemlerinin yargısal denetime tâbi olması, idarenin hukuka bağlılığınınsağlanmasına işlerlik kazandırdığı gibi, bireylerin temel hak veözgürlüklerinin de en etkin güvencesini oluşturmaktadır. Hukuk sistemimizde,idarenin hukuka uygunluğunun denetlenmesi, esas olarak idarî yargıda açılaniptal davaları yolu ile gerçekleşmektedir.
Yargı organına yapılan tüm başvurular için konulmuş bulunan zamansınırlamasını ifade eden dava açma süresinin, hak arama özgürlüğü ve hukukdevleti kavramları ile yakın ilişkisi açısından, özellikle idarî yargı alanındabüyük öneme haiz olduğu aşikardır. Bu itibarla, idarî yargıda süre ile ilgilikurallar, bir yargılama usulü sorunu gibi görülse de, aslında tüm hukukdüzenini ilgilendiren, hak arama özgürlüğü, idarenin yargısal denetimi ve hukukdevleti kavramları ile sıkı ilişkisi bulunmaktadır. Dava açma süreleriningeçirilmesi, hak arama özgürlüğünün ortadan kalkması sonucunu doğurduğundan,süre ile ilgili kuralların yalın, makul ve hak arama durumunda olanlarıtereddüde düşürmeyecek niteliği haiz olması önem taşır.
Yapılan düzenleme ile, idare mahkemelerinde dava açma, itiraz,temyiz, savunmalara cevap verme süreleri, Danıştay'da açılan davalara göre 15gün kısaltılmış olmaktadır.
Diğer taraftan, idare mahkemeleri ile Danıştay arasındaki hukukîbağlantı sadece temyiz ilişkisi olmayıp 2577 sayılı Yasa'nın 38-42.maddelerindeki düzenleme nedeniyle, idare mahkemesi görevinde olan bir dava,ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülüp çözümlenmektedir. Böyledurumlarda, çalışmaya ara verme sürelerinin farklılığı nedeniyle, aynınitelikteki davalarda idare mahkemeleri ile Danıştay'da varılacak farklısonuçlar da kamu vicdanını tatmin etmeyecektir. Nitekim görülen davada ruhsatişleminin iptali istenirken, bu işlemin dayanağı olan düzenleyici işleme karşıda Danıştay'da dava açılmıştır. İdare mahkemesine 2.9.1994 tarihinde davaaçıldığı, oysa dava açma süresinin 28.8.1994 tarihinde sona erdiği, bu nedenle,idare mahkemesinde açılan davada sürenin geçirildiği, aynı tarihte Danıştay'daaçılan iptal davası, süresinde açılmış sayılacağından görülmeye devamedilecektir.
Bu nedenle, benzer durumda bulunan kişilerin, aynı hukukkurallarına bağlı tutulmalarını öngören eşitlik ilkesine aykırı olan ve hukukdevleti ilkesiyle de bağdaşmayan 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile 2577sayılı Yasa'nın 61. maddesinin 1. bendinde yapılan değişikliğin Anayasa'yaaykırı olduğu kanısına varılmıştır. 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesi gereğinceAnayasa Mahkemesi'ne intikal ettirilmesine karar verilmiştir.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesiyle değişik 2577sayılı İdarî Yargılama Usulü Yasası'nın 61. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci tümcesi şöyledir:
"Madde 61- Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yılTemmuz ayının yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadar çalışmaya araverirler."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin iptal istemini dayandırdığıAnayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet N. SEZER, Haşim KILIÇ,Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F. TUNCEL'inkatılmalarıyla 27.9.1994 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyadaeksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, Güven DİNÇER'in"Davanın yanlarının oluşturulmadığından Mahkemenin başvurusununincelenmeden reddi gerektiği", Haşim KILIÇ'ın da "Uyuşmazlıktadavacının hakkının ihlâl edildiği idarî bir işlem bulunmaması nedeniylebaşvuran Mahkemede bakılmakta olan bir davanın olmadığı" yolundakikarşıoylarıyla ve oyçokluğuyla karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptaliistenen Yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan Anayasakurallarıyla bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Yasa'nın 61. maddesinin birincifıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.İtiraz konusu kuralla bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin çalışmaya araverecekleri tarihler düzenlenmiştir. Dava, idare mahkemesinde görülmekte olduğundan,itiraz konusu kuralın öz yönünden "idare mahkemeleri" ile sınırlıolarak yapılmasına karar verilmiştir.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Yasa'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının, itiraz konusu birincitümcesinde "Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl Temmuz ayınınyirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadar çalışmaya ara verirler"denilmektedir. 4001 sayılı Yasa ile değişiklikten önce ara verme süresi,"Temmuz ayının yirmisinden Eylül ayının altısına kadar" biçimindedüzenlenmişti. Değişiklikle bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde,çalışmaya ara verme süresi, kırkbeş günden otuziki güne indirilmektedir.
Mahkeme, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğu savında bulunmuştur.
1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
Başvuru kararında, tüm yargı organlarında görevli hâkimler aynıtatil süresinden yararlanırken, yapılan değişiklikle bölge idare, idare vevergi mahkemelerindeki hâkimlerin tatil sürelerinin kısaltıldığı, böylecebunlarla diğer yargı organlarındaki hâkimler arasında ayırım yapıldığı gibiaynı yargı düzeni içinde yer alan Danıştay arasında da farklılık yaratıldığı,bunun da eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Anayasa'nın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veyasınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar." denilmektedir.
"Yasa önünde eşitlik ilkesi" hukuksal durumları benzerolanlar için sözkonusudur. Bu ilke ile, yasa önünde eşitlik, yani hukuksaleşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunankişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasakarşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasakarşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlarındakiözellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gereklikılabilir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrıdüzenlemeyi eşitlik ilkesine aykırı değil, geçerli kılar. Anayasa'nınamaçladığı eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı,ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğüeşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlariçin yasalarla değişik kurallar konulamaz. Ancak, aynı hukuksal durumlardaolanlar için kamu yararına dayanılarak farklı kurallar getirilmesinde, eşitlikilkesine aykırılık yoktur. Kimi kişileri konumlarındaki farklılık nedeniylediğerlerinden ayrı kurala bağlı kılmak ya da genel bir düzenlemenin kapsamıdışında bırakmak eşitlik ilkesini bozmaz.
Çalışmaya ara verme süresinin otuziki güne indirilmesinde,davaların kısa sürede sonuçlandırılması ve adalet hizmetlerindeki tıkanıklığıngiderilmesinde kamu yararı bulunduğu açıktır. Bu nedenle, kamu yararıgözetilerek bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde çalışmaya ara vermesüresinin kısaltılmasında eşitlik ilkesine aykırılık yoktur.
2- Anayasa'nın 2. Maddesi Yönünden İnceleme
Mahkeme, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak, idarenin tüm işlemve eylemlerinin yargısal denetime tâbi olmasının, idarenin hukuka bağlılığınınsağlanmasına işlerlik kazandırdığını, bireylerin de temel hak veözgürlüklerinin en etkin güvencesini oluşturduğunu, idarenin hukukauygunluğunun denetlenmesinin esas olarak idarî yargıda açılan iptal davalarıile gerçekleştiğini, dava açma süresinin, hak arama özgürlüğü, idareninyargısal denetimi ve hukuk devleti kavramları ile yakın ilişkisi bulunduğunu,yargılama sisteminin kolay ve kamu vicdanı tarafından benimsenebilirparalelliğini aynı yargı düzeni içinde değiştirmek suretiyle idarî yargınınişlerliği konusunda tereddütler doğuran bu düzenlemenin hukuk devleti ilkesineaykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumunhuzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı,Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanandemokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiştir.
Hukuk Devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu haklarıkoruyucu, adaletli bir hukuk düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan,her etkinliğinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargıdenetimine bağlı olan devlet demektir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama,yürütme ve yargı alanına giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içindekalması, temel hak ve özgürlüklerin, anayasal güvenceye bağlanmasıylaolanaklıdır.
Yasa'nın 61. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu birincitümcesinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde çalışmaya ara vermesüresinin her yıl Temmuz ayının yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadarolduğu belirtilmiştir.
Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde çalışmaya ara vermesüresini kısaltan değişikliğin, idarî yargıdaki tıkanıklığın giderilmesi,davaların süratle sonuçlandırılması amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 141. maddesinde, davaların en az giderle ve mümkünolan süratle görülmesi yargının görevidir denilmektedir. Davaların hızlı ve azgiderle görülmesine, uygulamalarda hataların giderilmesine, adalethizmetlerinin hızlandırılmasına ilişkin önlemlerin alınması, hak aramaözgürlüğünün ve hukuk devleti olmanın da gereğidir. İtiraz konusu kural, hakarama özgürlüğünü kısıtlamamakta, idarî işlem ve eylemleri yargı denetimidışında bırakmamaktadır.
Bu nedenlerle, 61. maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesiAnayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk Devleti ilkesine aykırı değildir.
İtirazınreddigerekir.
Güven DİNÇER, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL ve Lütfi F. TUNCELbu görüşlere katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
Sınırlama kararı gereğince incelenen 10.6.1994 günlü, 4001 sayılıYasa'nın 27. maddesi ile değiştirilen 2577 sayılı "İdarî Yargılama UsulüKanunu"nun 61. maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'yaaykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Güven DİNÇER, YılmazALİEFENDİOĞLU, İhsan PEKEL ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,7.2.1995 gününde karar verildi.
Başkan
Başkanvekili
Üye
Yekta Güngör ÖZDEN
Güven DİNÇER
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Üye
Üye
İhsan PEKEL
Selçuk TÜZÜN
Ahmet N. SEZER
Üye
Üye
Üye
Haşim KILIÇ
Mustafa BUMİN
Sacit ADALI
Üye
Üye
Ali HÜNER
Lütfi F. TUNCEL
KARŞIOYYAZISI
Anayasa Mahkemesi'nin E: 1994/75, K: 1995/4 sayılı kararı ile,4001 sayılı Yasa'nın 27. maddesi ile değiştirilen ve sınırlama kararı gereğinceincelenen 2577 sayılı "İdarî Yargılama Usulü Kanunu"nun 61.maddesinin birinci fıkrasının birinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olmadığınakarar verilmiştir.
61. maddenin birinci tümcesi, "Bölge İdare, İdare ve VergiMahkemeleri her yıl Temmuz ayının Yirmisinden Ağustos ayının yirmibirine kadarçalışmaya ara verirler" biçimindedir.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme bu kuralın Anayasa'nın 2. ve 10.maddelerine aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın "Hakimlik ve Savcılık Mesleği" başlıklı 140.maddesinin ilgili bölümlerinde aynen: "Hakimler ve savcılar adlî ve idarîyargı hakim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hakim vesavcılar eliyle yürütülür.
.....
Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri,aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerleriningeçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturmasıaçılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevlerisırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması veyargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veyayetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işlerimahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunladüzenlenir.
....." denilmiştir.
Anayasa'nın 140. maddesinde hiçbir ayrım gözetilmeden idarî veadlî hakim ve savcılarının tümü için geçerli ortak kurallar belirlenmektedir.
Anayasa'nın 155. maddesinin beşinci fıkrasında, Danıştay'la ilgiliolarak belirlenen kurallar ise, bir yüksek mahkeme olarak Danıştay'ın kuruluşu,işleyişi, Başkan, Başsavcı, Başkanvekilleri,Daire Başkanları ile üyelerininnitelikleri ve seçim usullerinin, idarî yargının özelliği mahkemelerinbağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre yasayla düzenleneceğineilişkindir. Anayasa'nın 140. maddesi kuralları gözönünde bulundurularak,yargının bütünlüğü içinde bütün idarî ve adlî hakim ve savcılar için geçerliolması gereken çalışmaya ara verme (Adlî tatil)in idare mahkemeleri için ayrı,Danıştay için ayrı biçimde belirlenmesi öncelikle Anayasa'nın 10. maddesindekurala bağlanan eşitlik ilkesine, buna bağlı olarak da 2. maddesindeCumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesine aykırılıkoluşturur.
Böyle bir belirleme aynı zamanda Anayasa'nın davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir kuralınıda içeren 141. maddesine de aykırılık oluşturur. Çünkü idarî yargıda Bölgeİdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri, Vergi Mahkemeleri ve Danıştay birbirinitamamlayan idarî yargı kuruluşlarıdır. Eğer çoğunluk kararında ileri sürüldüğügibi çalışmaya ara vermenin 32 güne indirilmesi, adalet hizmetlerinde tıkanıklığıngiderilmesi gibi haklı bir nedene ve kamu yararına dayanıyorsa, bu yalnızcaidare mahkemeleri için değil, başta Yargıtay ve Danıştay olmak üzere diğer adlîve idarî mahkemelerin tümü için de geçerlidir. Bu kuruluşlardan birinindinlence de olduğu dönemde, diğerlerini görevde bırakmak, özellikle temyizaşaması yönünden büyük aksamalara neden olabilir ve Anayasa'nın 141. maddesindebelirlenen süratle sonuçlandırılması kuralına da aykırılık oluşturur.
Kaldıki, konu sonradan yasama organınca da yeniden ele alınmış ve2577 sayılı "İdarî Yargılama Usulü Kanunu"na 23.7.1995 günlü, 4124sayılı Yasa'nın 1. maddesiyle eklenen Geçici madde 3 ile; 4001 sayılı Yasa'nın61. maddesiyle otuziki güne indirilen çalışmaya ara verme süresinin adlî yargıiçin öngörülen adlî yargı için öngörülen adlî ara verme süresine ilişkindeğişiklik yürürlüğe girinceye kadar, bölge idare, idare ve vergimahkemelerinde de Danıştay'da ve diğer adlî yargı yerlerinde uygulandığıbiçimde her yıl Temmuz ayının yirmisinden Eylül ayının beşinci gününün mesaibitimine kadar 45 gün olarak uygulanacağı hükme bağlanarak eşitlik ilkesineolan açık aykırılık giderilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Başkanvekili
Üye
Güven DİNÇER
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
Üye
İhsan PEKEL
Lütfi F. TUNCEL