ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1994/92
Karar Sayısı : 1995/14
Karar Günü : 20.6.1995
R.G. Tarih-Sayı :05.08.1997-23071
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Düzköy Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 765 sayılı Türk Ceza Yasası'nın 29. maddesine3679 sayılı Yasa ile eklenen son fıkradaki "... şahsî ve sosyaldurumu..." ibaresinin Anayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırılığısavıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralama suçundan yapılanyargılamada mahkeme, Türk Ceza Yasası'nın 29. maddesinin son fıkrasındaki"... şahsî ve sosyal durumu ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırılığısavıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenen Yasa Kuralı
Türk Ceza Yasası'nın 29. maddesinin son fıkrasının iptali istenenibareyi de içeren bölümü şöyledir :
"Hâkim, iki sınır arasında temel cezayı, suçun işlenişbiçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, suçunişlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri, zararın veya tehlikeninağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failinamacı, geçmişi, şahsî ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı gibihususları gözönünde bulundurmak suretiyle takdirini kullanarak belirler.Cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdirin sebepleri kararda mutlakagösterilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
İptal gerekçesinde dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışmave adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğinebağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik vesosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasîdüşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
3- "MADDE 11.- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temelhukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet Necdet SEZER, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F.TUNCEL'in katılmalarıyla 27.12.1994 günü yapılan ilk inceleme toplantısında,dosyada noksanlık bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiylekarar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, başvuru kararı ve ekleri, iptaliistenilen yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanak yapılan Anayasakurallarıyla bunlarla ilgili gerekçeler ve dosyada bulunan tüm belgeler okunupincelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
Dava konusu ibarenin yer aldığı, Türk Ceza Kanunu'nun 29.maddesine 3679 sayılı Yasa ile eklenen fıkranın gerekçesinde şöyledenilmektedir.
"Türk Ceza Kanununda her suçun cezasının iki sınır arasındabelirlenmesi veya bazen sadece asgarî haddinin belirtilip azamî haddinin genelhükümlere göre tayin edilmesi esası benimsenmiş ve böylece cezanınşahsîleştirilmesi için hâkime geniş takdir hakkı verilmiş olmasına rağmen,uygulamada görülebilen ve sayıları çok az olan istisnalar dışında genelde daimaasgarî had üzerinden ceza tayin edilmesinin bu esasa aykırı düştüğü göz önündebulundurularak, temel cezanın takdir ve tayin olunmasındaki bu en önemli esasaişlerlik kazandırmak suretiyle cezaların müesseriyetini sağlamak ... amacıylabu tasarı hazırlanmış bulunmaktadır.
Tasarı ile Türk Ceza Kanununun 29 uncu maddesine bir fıkraeklenmektedir. Fıkrada temel cezanın nasıl takdir ve tayin olunacağıgösterilmiştir. Daima aşağı sınırın tercih edildiği, oysa Kanunda her suçuncezasının iki sınır arasında belirtildiği, böylece suçun özelliklerine görecezasının takdir edilmesinin istendiği, daima aşağı sınır ile yetinilmesinin buesasa aykırı düştüğü gözönünde bulundurulmuş ve takdirin nelere bakılarakyapılacağı açıklanmıştır. Takdirin sebeplerini tek tek saymanın imkânsızlığıkarşısında sadece bir kaç misâl verilmiş ve "gibi" kelimesi ilesınırsızlığa işaret olunmuştur. Bundan böyle cezanın asgari haddentayinehalinde dahi hükümde takdirin sebepleri mutlaka gösterilecek ve böyleceYargıtayın takdirde hata yapılıp yapılmadığını denetlemesine imkan sağlanmışolacaktır. Yargıtay evvelce olduğu gibi sadece asgari haddin üzerinde cezatayini halinde değil, asgari hadden ceza tayini halinde dahi, bu şekildekitakdirin isabetli olup olmadığını mutlaka denetleyecektir. Uygulamada, daimaaşağı sınırdan ceza verilmesine karşı yapılan eleştiriler bu suretlekarşılanmış olacaktır."
Türk Ceza Yasası'nın 29. maddesinin son fıkrasında yargıcın ikisınır arasında temel cezayı nasıl saptayacağı düzenlenmektedir. Temel cezanınbelirlenmesine esas olan nedenlerin tek tek sayılmasının imkansızlığıkarşısında yasakoyucu, uygulamada en çok rastlanan örnekleri saymakla yetinmişve sayılanların sonuna da "gibi" sözcüğünü ekleyerek konudakisınırsızlığı belirlemiştir.
Türk Ceza Yasası'nda veya ceza hükmünü taşıyan yasalardacezaların;
- Yalnızca türü,
- Türü ile birlikte alt ve üst sınırları,
- Türü ile birlikte alt sınırı,
- Türü ile birlikte üst sınırı belirlenmektedir.
Bu tür düzenlemeler, cezaların yasallığı ilkesinin doğalgereğidir. Yasakoyucu yukarıda sayılan yöntemlerden hangisini benimsersebenimsesin ceza yargılamasının sonunda karar aşamasında yargıç, yasanın koyduğusınırlar arasında suç için öngörülen cezayı kendi takdiri içindekişiselleştirerek temel cezayı belirleyecektir. Bu anlayış içinde düzenlenen29. maddenin son fıkrasında yer alan itiraz konusu, failin "...şahsi vesosyal durumu..." ibaresi ise temel cezanın belirlenmesinde yargıcıngözönünde bulundurması gerekli öğelerden biri olarak öngörülmüştür.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Türk Ceza Yasası'nın 29.maddesinin son fıkrasındaki temel cezanın yargıç tarafından belirlenmesineilişkin olarak yargıcın takdir hakkını düzenleyen öğeler arasında yer alan,sanığın şahsî ve sosyal durumunun gözönünde tutulmasını öngören kuralınAnayasa'nın 2., 10. ve 11. maddelerine aykırılığını ileri sürmüştür.
1- Anayasa'nın 10. Maddesi Yönünden İnceleme
İtiraz konusu kural, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılığıyönünden incelenirken Anayasa'nın ceza ile ilgili ilkeleri yönünden deirdelenmesi gerekir.
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, suç ve cezanınyasallığı ilkesi düzenlenmiştir. Suç ve cezaların mutlaka yasa tarafındanbelirlenmesi ilkesi bir anlamda yasaların genelliği ve eşitliği ilkesini deiçermektedir. Zira suçun ve cezanın yasada açıkça belirlenmesi, yasadabelirlenen bir eylemin yurdun her yerinde veherkes için suç sayılması ve bueylem için öngörülen cezanın herkes için mutlak olarak uygulanmasıanlamındadır.
Yasa'da cezanın alt ve üst sınırlarının belirlendiği durumlardahakimin bu iki sınır arasında kimi hususları gözönünde bulundurarak temelcezayı saptamasının aynı suçu işleyenler arasında farklı cezalar uygulanmasısonucunu doğurup doğurmayacağı ve bu farklılığın Anayasa'nın 10. maddesindekieşitlik ilkesi karşısındaki durumu, sorunun temelini oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin pekçok kararında da vurgulandığı gibi, yasaönünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamınagelmez. Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik, mutlak anlamda bireşitlik olmayıp, haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalaraolanakveren bir ilkedir. Gerçekten de, durum ve konumlardaki farklılık, hukukistatülerdeki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallarve değişik uygulamaları gerekli kılar. Aynı durumda olanlar için ayrı düzenlemeAnayasa'ya aykırılık oluşturur. Anayasa'nın amaçladığı eşitlik, hukuksaleşitliktir. Ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nınöngördüğü eşitlik ilkesine aykırılık sözkonusu olamaz.
Temel cezanın yargıç tarafından saptanmasında gözönündebulundurulması gereken hususlar, cezadan beklenen amaca ulaşmak bakımından önemtaşır.
Cezaların miktarının saptanmasının, hiçbir ölçüt getirilmedentamamen yargıcın takdirine bırakılması takdirin genişliğine paralel olarak,hataları çoğaltacağı gibi, kişisel takdirler sonucu aynı suç için çelişkilisonuçlar doğabilecektir. Buna karşılık, aynı suçu işleyenler için değişmezcezaların öngörülmesi ise, suçun işleniş şekil ve şartlarını, suçlununkişiliğini, onu suça iten etkenleri gözönüne alma olanağı vermeyeceğindenveyargıcı sadece maddede yazılı cezayı bildiren bir konuma sokarak cezanınkişiselleştirilmesi olanağını önleyecektir.
Bu nedenle yargıca aşağı ve yukarı sınırları arasında cezabelirlemek yetkisi verilmek suretiyle cezadan beklenen amaç sağlanmış ve suçluiçin de en uygun cezanın tayin ve hükmedilme olanağı tanınmış bulunmaktadır.
Aynı tür ve miktardaki ceza, kişiler üzerinde çok farklı etkilermeydana getirir. Gerçekten aynı cezanın suçlular üzerinde meydana getirdiğiacı, ızdırap ve ağırlık, kişilerin sosyal ve ekonomik durumuna, karakterinegöre değişir. Bu nedenle, suçlunun kişiliği sorunu, cezalarınkişiselleştirilmesi olarak çağdaş ceza hukukuna girmiştir.
Cezaların kişiselleştirilmesi, yasada öngörülen cezanın her özelolayda suçlunun kişiliğine uygun hale getirilmesini gerektirir. Cezanınkişiselleştirilmesi ana kavramlardan biri olarak ceza hukukuna girince, cezanında, suçlunun kişiliğine göre belirlenmesi ve uygulanması zorunlu olmuştur. Bunagöre, cezaların yasal ve hukuksal anlamda eşitolmalarına rağmen kişiler içinuygulanmasında çıkan sonucun eşitliğe aykırı olduğundan söz edilemez.
Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesine eklenen itiraz konusu sonfıkrada, hâkimin temel ceza tayininde gözönünde bulundurması gereken hallerdenbir çoğu sayılmıştır. Ancak, gözönünde bulundurulması gerekli durumlar fıkradasayılanlarla sınırlı olmayıp, benzeri durumları da kapsamaktadır.
29. maddedeki "şahsî durum" deyimi, suçlunun psikolojikve sosyo-psikolojik durumu ile ilgili olup kişisel yapısı ve buna etkili olanailevi ve toplumsal konumunu ifade eder. "Sosyal durum" ise, suçlununtoplum içinde bulunduğu mevkidir. Sosyal durum, objektif ve subjektif olarakdeğerlendirilir. Kişinin geliri, öğrenimi ve eğitimi ile mesleği, medenî haligibi hususlar objektif ve subjektif değerlendirmenin ölçüleridir.
Cezadan beklenen amaç, kişiyi topluma kazandırmaktır. Bu bakımdansuçlunun şahsî ve sosyal durumu gözetilerek ceza verilmesi halinde cezadanbeklenen bu amaca da uygun hareket edilmiş olunacaktır.
Cezaların kişiselleştirilmesi bakımından yargıçlara takdir hakkıveren kurallar Türk Ceza Kanunu'nun diğer maddelerinde de vardır. CezaKanunu'nun 59. maddesinde yargıca verilen "takdiri tahfif" yetkisiile aynı kanunun muhtelif maddelerinde yer alan ve "mütenavipcezalar"olarak isimlendirilen ceza kuralları da diğer benzer örnekleri oluştururlar.Ayrıca 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun'da yer alan "cezalarınertelenmesi" ve "cezaların paraya çevrilmesi" kurumları da cezainfaz hukuku yönünden cezaların kişiselleştirilmesine ilişkin düzenlemelerdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural Anayasa'nın 10.maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
2- Anayasa'nın 2. ve 11. Maddeleri Yönünden İnceleme
Ceza hukukunda cezanın yargıç tarafından belirlenmesine ilişkinitiraz konusu kuralın, Cumhuriyetin niteliklerini belirleyen Anayasa 2. veAnayasa'nın Başlangıç ve üstünlüğünü belirleyen 11. maddelerine aykırıdeğildir.
Bu nedenlerle itirazın reddi gerekir.
VI- SONUÇ
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesine21.11.1990 günlü, 3679 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle eklenen son fıkradaki"...şahsî ve sosyal durumu, ..." sözcüklerinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın REDDİNE,
20.6.1995 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Yalçın ACARGÜN
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL