ANAYASAMAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1995/15
Karar Sayısı : 1995/55
Karar Günü : 5.10.1995
R.G. Tarih-Sayı :18.02.2000-23968
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Ankara 6. İcra Ceza Hakimliği
İTİRAZIN KONUSU :9.6.1932 günlü, 2004 sayılı "İcra İflasKanunu"nun 354. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 2., 36. ve 38.maddelerine aykırılığı savı ile iptali istemidir.
I- OLAY
Mal beyanında bulunmamak suçundan verilen cezanın Yargıtay'caonanarak infazı aşamasında borcun ödenmesi ve müştekinin şikayetinden vazgeçmesiüzerine davaya bakmakta olan mahkeme, İcra iflas Kanunu'nun 354. maddesininikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek iptali için doğrudanbaşvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- Yasa Kuralları
1- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 354. maddesi şöyledir:
"Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikâyete bağlıolanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava vebütün neticeleriyle beraber ceza düşer.
Ancak kendi temyizi neticesinde haksız çıkan borçlunun birincifıkrada yazılı hallerde yalnız cezasının yarısı düşer."
2- İlgili Yasa Kuralları
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun ilgili görülen maddelerişunlardır:
1-"MADDE 74-Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gereküçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecekmiktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini veyaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretleödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir."
2- "MADDE 75-İtirazının iptaline veya kat'i veya muvakkatsurette kaldırılmasına karar verilen borçlu, bu kararın kendisine tebliğindenitibaren üç gün içinde yukarıdaki maddede gösterildiği üzere beyanda bulunmayamecburdur.
İptal veya kaldırma kararı borçlunun vicahında verilmiş ise bumüddet, kararın tefhiminden başlar."
3- "MADDE 337-(Değişik: 18/2/1965-538 md.)
Müddeti içinde beyanda bulunmak üzere mazereti olmaksızın icradairesine gelmeyen veya yazılı beyanda bulunmayan borçlular, alacaklınınşikâyeti üzerine, tetkik mercii tarafından on günden bir aya kadar hafif hapiscezasıyla mahkum edilir. Borçlunun haczi kabil mallarını alacaklının bildiğiveya bilmesi lazım geldiği ispat olunursa borçluya ceza verilmez.
162, 209, 216 ncı maddeler hükümlerine muhalefet eden müflishakkında da iflas idaresinin vereceği müzekkere üzerine tetkik merciitarafından aynı ceza hükmolunur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralları şunlardır :
1- "MADDE 2.-Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millîdayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürkmilliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
2- "MADDE 36.-Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmahakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz."
3- "MADDE 38.-Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusundada yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunlakonulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan birbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran birmüeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunlaistisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez."
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince, Yekta GüngörÖZDEN, Güven DİNÇER, İhsan PEKEL, Selçuk TÜZÜN, Ahmet Necdet SEZER, HaşimKILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Lütfi F.TUNCEL'in katılmalarıyla 28.3.1995 günü yapılan ilk inceleme toplantısında;dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
İşin esasına ilişkin rapor, mahkemenin başvuru kararı veAnayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülen ve ilgili görülen yasa kuralları iledayanılan Anayasa kuralları, bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleriokunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İcra İflâs Kanunu'nda borçluya mal beyanında bulunma zorunluluğugetirilmiş, bu gereğe uymama ise 337. maddede suç sayılarak cezalandırılmıştır.
İtiraz konusu 354. madde de ise, İcra İflâs Kanunu'nun 16. babdayazılı suçlardan takibi şikâyete bağlı olanların müştekisi feragat eder veyaborcun ödendiği sabit olursa dava ve hükmedilmişse ceza bütün sonuçları iledüşeceği, ancak, kendi temyizi sonucunda haksız çıkan borçlunun birinci fıkradayazılı hallerde cezanın yarısının düşeceği öngörülmüştür.
Maddenin gerekçesinde fıkranın amacı, borçluyu borcunu ödemeyeteşvik etmek ve temyiz hakkının kötüye kullanılmasından alıkoymak olarakaçıklanmıştır
Mahkeme, İcra İflas Kanunu'nun 354. maddesinin ikinci fıkrasının,Anayasa'nın 2., 36. ve 38. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle, yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiave savunma hakkına sahip olduğu, hiç bir mahkemenin, görev ve yetkisi içindekidavaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiş; 13. maddesinde de temel hak veözgürlüklerin; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milliegemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin,kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıcaAnayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak yasa ile sınırlanabileceği busınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı veamaçları dışında kullanılamayacağı öngörülmüştür.
354. maddenin birinci fıkrasında, borcun ödenmesinin ya damüştekinin feragatinin davayı, cezaya hükmedilmişse cezayı düşüreceğibelirtilmiş; ikinci fıkrada ise temyizi sonucunda haksız çıkan borçlununyukarıdaki durumlar gerçekleşse bile yalnızca cezasının yarısınındüşürüleceğinin öngörülmüş olması, temyiz yoluna başvurmaya getirilmiş birsınırlamadır.
Mahkemelerden verilen kararların kesin olup olmaması ve kanunyoluna başvurmaya ilişkin düzenlemeler, yöntem yönünden kuşkusuz yasakoyucutarafından takdir edilecektir. Ancak, takdir yetkisinin, Anayasa'da belirlenenkurallara uygun olarak ve özellikle de hak arama özgürlüğüyle bağdaşacakbiçimde bunun özüne dokunulmadan düzenlenmesi zorunludur.
İtiraz konusu kuralın kamu düzenini ve kamu yararını korumakamacıyla kişinin hak arama özgürlüğünü bir ölçüde güçleştirmekte ise de,kişileri bu hakkı kullanmaktan tümüyle yoksun bıraktığı söylenemez. Haklılığınainanan borçlunun, bu kararı her zaman temyiz edebileceği kuşkusuzdur. İtirazkonusu kural kötü niyetle bu yolu kullanacaklara bir uyarı niteliği taşımakta,böylece hakkın kötüye kullanılmasını önleyerek kişi yararı ile toplum yararıarasında bir denge sağlamaktadır.
Kanun yoluna başvurma, hak arama özgürlüğü ile doğrudanbağlantılıdır. Ancak, Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen "kamudüzeni" ve "kamu yararı" amacı ile hak arama özgürlüğünegetirilen bu sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı biryönü bulunmamaktadır. İptal isteminin reddi gerekir.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir hukukDevleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devletinin temel niteliği, tüm devletfaaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır. Hukuk devleti, insanhaklarına saygı gösteren, bu hakları koruyucu âdil bir hukuk düzeni kuran ve budüzeni sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, tüm eylem ve işlemleri hukuka uygunolan ve yargı denetimine bağlı bulunan devlettir.
"Sosyal Devlet" ise, hukuk devletini belirleyen ilkelerekoşut olarak, insan hak ve özgürlüklerine saygı gösteren, kişinin huzur verefahını gerçekleştiren ve bunları güvence altına alan, kişi ile toplumyararları arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli biçimdedüzenleyen, özel teşebbüsün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayan,çalışanların insanca yaşaması, çalışması ve kendisini geliştirmesi için sosyal,ekonomik ve malî önlemler alarak adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devamettirmeyi amaç edinen devlettir. Temyiz yolunun hukuk devletinin olmazsa olmazkoşulu olan hak arama özgürlüğü ile ilişkisi tartışmasızdır.
Ancak, itiraz konusu kuralla getirilen sınırlama, hukuk devletiilkesine aykırı olmadığı gibi alacak borç ilişkilerinin alacaklı aleyhinebozulmasını, bu dengenin bozulmasından tüm toplum düzeninin zarar görmesini önlemeyeyönelik bulunduğundan sosyal devlet ilkesine de aykırı değildir. Bu nedenle,itirazın reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın suç ve cezalara ilişkin esaslarındüzenlendiği Anayasa'nın 38. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
Güven DİNÇER ve Lütfi F. TUNCEL bu görüşlere katılmamışlardır.
VI- SONUÇ
9.6.1932 günlü, 2004 sayılı "İcra İflas Kanunu"nun 354.maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,Güven DİNÇER ile Lütfi F. TUNCEL'in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 5.10.1995gününde karar verildi.
Başkan
Yekta Güngör ÖZDEN
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Yılmaz ALİEFENDİOĞLU
Üye
İhsan PEKEL
Üye
Selçuk TÜZÜN
Üye
Ahmet N. SEZER
Üye
Haşim KILIÇ
Üye
Mustafa BUMİN
Üye
Sacit ADALI
Üye
Ali HÜNER
Üye
Lütfi F. TUNCEL
KARŞIOYYAZISI
İcra İflas Yasası'nın 354. maddesinin birinci fıkrasında, buYasa'nın 16. babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanlarınyakınıcısının feragat etmesi ya da borcun ödendiğinin sabit olması halinde,davanın ve hükmedilmişse cezanın bütün sonuçları ile düşmesi öngörüldüğü halde,ikinci fıkrasında, kendi temyizi sonucunda haksız çıkan borçlunun birincifıkrada yazılı haller için, yalnızca cezanın yarısının düşmesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın 2. maddesinde kurala bağlanan hukuk devleti ilkesi,Devletin bütün organlarının üzerinde hukukun mutlak bir egemenliğinin olması,yasakoyucunun Anayasa ve hukukun üstün kurallar ile bağlı olması anlamınagelmektedir. Hukuk devleti, genel anlatımı ile, insan haklarına saygı gösteren,bu hakları koruyucu adîl bir hukuk düzenini kuran ve bu düzeni sürdürmeklekendisiniyükümlü sayan, tüm eylem ve işlemlerinde hukukun evrensel kurallarınauyan ve yargı denetimine bağlı olan devlettir.
Hak arama başlıklı Anayasa'nın 36. maddesinde, herkesin, meşruvasıta ve yollardan faydalanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak sav ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
İcra İflas Yasası'nın birinci fıkrasında, borcun ödenmesinin veyamüştekinin feragatının davayı, cezaya hükmedilmişse cezayı düşüreceğininbelirtilmiş olmasına karşın, itiraz konusu ikinci fıkrasında, kendi temyizineticesinde haksız çıkan borçlunun birinci fıkrada belirlenen durumlargerçekleşse bile yalnızca cezasının yarısının düşürüleceği kurala bağlanmıştır.Böylece temyiz yoluna başvurulmuş olması, adeta bir cezalandırma nedeni olarakkabuledilmiştir.
Böyle bir düzenleme, Anayasa'nın hukuk devleti ilkesinin kuralabağlandığı 2. ve Hak arama özgürlüğünün kurala bağlandığı 36. maddesine açıkçaaykırılık oluşturur ve demokratik toplum düzeninin gerekleriyle de bağdaşmaz.
İtiraz konusu düzenlemeyi, Anayasa'nın 13. maddesindeki "kamuyararı" ve "kamu düzeni" sınırlamaları ile uyumlu bulmak daolanaklı değildir.
Bu nedenlerle, çoğunluğun red kararına katılmıyoruz.
Başkanvekili
Güven DİNÇER
Üye
Lütfi F. TUNCEL